Tuzla'daki kaynağı belirsiz koku

İSTANBUL (AA) – Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı, ilçede bazı sokaklara yayılan kaynağı belirsiz kokuyla ilgili, "Yerleşim bölgesi içerisinde bir mahallenin iki sokağını kapsayacak lokal bir hadise. Çünkü rögar kapağının açılmasıyla oluşmuş. Rögar kapağı açılmış ve içine dökülmüş bu belli." dedi.

Başkan Yazıcı, İçmeler Mahallesi'nde kokunun yoğun olduğu bölgeye gelerek, inceleme yapan İSKİ ve AFAD ekiplerinden bilgi aldı.

Yazıcı, gazetecilere yaptığı açıklamada, Tuzla'da daha önce yaşanan benzer hadiseyi hatırlatarak, o olayın sanayi bölgesinde olduğunu söyledi.

İstanbul'un 8 organize sanayisinden 5'inin Tuzla'da bulunduğuna dikkati çeken Yazıcı, "O sanayi bölgesindeki olay, oradaki vidanjörlerle dökülmüş olan kimyasal maddelerdi. Yakalanmıştı ve sorumlulara da şu an cezai müeyyideleri uygulanıyor. Bugünkü özellikle İçmeler mahallemizin iki sokağını kapsayan bu hadise, çok ilginç bir hadise. Emniyet yetkilileriyle valilikle de görüştük, AFAD ve İSKİ yetkilileriyle görüştük. Bir rögar kapağının açılıp, herhangi bir ilçede, herhangi bir yerde, Moda'da da olabilecek, Üsküdar'da da olabilecek bir rögar kapağının açılıp dökülen kimyasal madde olduğu düşünülüyor." diye konuştu.

  • "Hastaneye başvuran 3 kişi ayakta tedavi edildi"

Şadi Yazıcı, rögar kapaklarından kanalizasyona döküldüğü düşünülen maddenin tam olarak ne olduğunun belirlenmesi için numune alındığını ve çalışmaların sürdüğünü aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çevreye yansıyan koku itibarıyla ki bir mahallenin iki sokağında olan bir hadise, bu araştırılıyor ve şu ana kadar üç kişi aşırı kokudan dolayı hastaneye başvurmuş. Devlet hastanesi başhekimimiz ile görüştüğümüzde ayaktan tedavi edilip ayrıldıklarını söylediler. Herhangi bir durum söz konusu değil. Yalnız işin müsebbipleri aranıyor. Bunun vidanjörlük bir olay veya büyük çaplı kimyasal bir döküntü olmadığını düşünüyoruz çünkü mahalleyi bile kapsamıyor. Daha az miktarda, lokal bir hadise olduğunu, hatta ben çok ileri götürmek istemiyorum ama özellikle de birilerinin bir sabotajı gibi şüphe bile uyanıyor insanın kafasında. Çünkü herhangi bir rögar kapağı, İstanbul'un herhangi bir yerinde açılıp içine dökülebilecek ve oluşabilecek bir şey, şu anda mahallemizin iki sokağında olan bir hadise bu."

  • "Suç duyurusunda bulunduk"

Yazıcı, kokunun yayıldığı bölgenin sanayi bölgesi olmadığına işaret ederek, olayla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını söyledi.

Tuzla'nın İstanbul'un yükünü çektiğini anlatan Yazıcı, "5 organize sanayi bölgemiz var, 8 organizenin 5'i bizde. Kokuya neden olabilecek olan mezbaha bizde, tersaneler bizde. Bizim üç tane arıtma tesisimiz var, üç tane gölet var, patlayıcılar bölgesi burada ama bu mahalleyle hiç alakası olmayan bölgeler." dedi.

Mahallenin içerisinde bir rögar kapağının açılıp bir şeyin atılmasının akla ziyan bir durum olduğunu dile getiren Yazıcı, "Tabii şu anda bir suçlamada bulunmak değil, bu doğru bir ifade olmaz ama bir mahallenin içerisinde, herhangi bir mahalle içerisinde rögar kapağı açılarak dökülebilecek bir hadiseden bahsediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Yazıcı, konunun bir yerleşim bölgesinde olduğunu vurgulayarak, "Yerleşim bölgesi içerisinde bir mahallenin iki sokağını kapsayacak lokal bir hadise. Çünkü rögar kapağının açılmasıyla oluşmuş. Rögar kapağı açılmış ve içine dökülmüş bu belli. Bu her yerde olabilecek bir hadisedir. Sanayi bölgesi olsa sanayiden kaynaklı olduğunu düşüneceğim ama burada bir yerleşim içerisinde ilk defa böyle bir dökümle, olayla karşılaşıyoruz. İSKİ yetkilileri de çok ilginç buluyorlar. Onlardan aldığım bilgi, onlar da suç duyurusunda bulunacaklar. Biz, suç duyurusunda bulunduk. Bunun bir komplo, bir sabotaj olduğunu düşünüyorum ya da gerçekten çok aptalca bir şey." ifadelerini kullandı.

Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı, kokunun yayıldığı sokakta bulunan okulda eğitimin kısmi olarak devam ettiğini kaydetti.

Tuzla'daki kaynağı belirsiz koku

İSTANBUL (AA) – Tuzla'daki ağır koku üzerine ekiplerin bölgede yaptığı ölçümlerde sağlığı tehdit edecek bir bulgu tespit edilmedi.

İçmeler Mahallesi'nde yoğun olmak üzere ilçe genelinde sebebi bilinmeyen ağır bir koku alan vatandaşların ilgili kurumlara haber vermesi üzerine AFAD, AKOM, İGDAŞ, itfaiye, polis ve zabıta ekiplerince bölgede inceleme başlatıldı.

Ekipler, rögar kapaklarını kaldırarak kanallarda ve mahalledeki değişik noktalarda gaz ölçümü yaptı. Yapılan ilk çalışmalarda sağlığı tehdit edecek bulguya rastlanılmadı.

AFAD yetkililerinden alınan bilgiye göre, kokunun kaynağının evsel veya kimyasal atık olabileceği üzerinde duruluyor. Bu kimyasalın kanalizasyonda çökme yaptığı, kokunun da bundan kaynaklandığı düşünülüyor.

Yetkililer, kokunun giderilmesi için kanalizasyonlara su basılarak kimyasalın çözülmesini sağlayamaya çalıştıklarını, ölçümlerde hidrojen sülfür değerlerinin biraz yüksek çıktığını belirtti.

“Batı, İslam coğrafyasını kokular sayesinde tanımıştır”

İSTANBUL (AA) – Tıp tarihi uzmanı Prof. Dr. Ayten Altıntaş, Batı'nın, İslam coğrafyasını kokular sayesinde tanıdığını belirterek, "Güzel kokunun ana vatanı, Arap dünyasıdır. Arap dünyasında aslında Yemen'deki Arap tüccarlar, güzel kokulu her şeyi toplayarak develerle Mekke'ye, Medine'ye daha sonra da Akdeniz'den gemilerle Batı dünyasına taşımışlardır." dedi.

Koku Kültürü Derneği tarafından koku kültürü, parfüm tarihi ve koku ile insan sağlığı arasındaki ilişkiyi ele alan "Koku ve Kültür" başlıklı sempozyum, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ali Emiri Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.

Oyuncu Asuman Dabak'ın yöneticiliğini üstlendiği sempozyumda, Koku Kültürü Derneği'nin kurucusu ve koku uzmanı Bihter Türkan Ergül, tıp tarihi uzmanı Prof. Dr. Ayten Altıntaş, kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Aytuğ Altundağ, tıbbi biyoloji ve genetik uzmanı Doç. Dr. Emel Ergül ve fotoğraf sanatçısı Taner Yılmaz konuşmacı olarak katıldı.

Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy'un eşi Pervin Ersoy, kokulara karşı ilgili olduğunu belirterek, koku uzmanlığı eğitiminin artık Türkiye'de de olmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi.

Ersoy, yurt dışında koku uzmanlığına önem verildiğinden bahsederek, "Ne kadar güzel ki bizim ülkemizde özellikle pilot bölge olarak İstanbul'da seçilip, uzmanlık eğitiminin burada olması sevindirici bir haber. O yüzden herkese teşekkür ediyorum. Harika bir şeye imza atıyorlar. Burada olmaktan çok mutluyum." dedi.

Konuşmasının ardından Ersoy'a, 72 ülkeden toplanan güller ile kendisine özel tasarlanan bir koku takdim edildi.

  • "Türkiye bir koku uygarlığı"

Koku Kültürü Derneği'nin kurucularından ve koku uzmanı Bihter Türkan Ergül de Türkiye'de koku uzmanlığını bir meslek haline getirmeye çalıştıklarına dikkati çekerek, insanların koku seçimini doğru yapamadığını ifade etti.

Ergül, parfüm seçimlerinde de hatalar yapıldığına işaret ederek, koku uzmanlığı eğitimine dair şu bilgileri verdi:

"Burada müşteri talebini doğru belirleyip, doğru kokuyu sunmak aşamasından başlayacak bir temel eğitimden bahsediyoruz. Nasıl ki estetisyen, güzellik uzmanlarının aldığı klasik bir eğitim varsa ve olmazsa olmaz bir eğitimse, koku uzmanları da parfüm sunumlarında doğru seçim yapmayı, koku ailelerini öğrenecekler. Bu bakımdan çıktığımız uzun yolculuk, yaklaşık 18 ay sürdü. Dernek başkanımız Deniz Çelik, bunun için ciddi bir efor sarf etti. 17 ayda 43 defa Ankara'ya gitmiş. Bu kolay bir efor değil."

Koku Kültürü Derneği çalışmalarının merkezi olarak İstanbul'da devam ettiğini aktaran Ergül, "İstiyoruz ki ülkemize bir turist geldiğinde Isparta'da gül tarlalarını gezsin. Şanlıurfa'daki kara gülümüzü öğrensin. Kaz Dağları'ndaki kekiği, endemik bitkilerimizi bilsin. Aslında Türkiye'ye baktığınız zaman burası bir koku uygarlığı. Osmanlı, Selçuklu, Bizans, Antik Yunan, Roma, Urartular ve Hititler'in içinden geçtiği bir koku uygarlığında yaşıyoruz. Bu düşünceyle uzun bir yolculuğun sonunda artık koku uzmanlığı mesleğini toplumla buluşturuyoruz." diye konuştu.

  • "Beyni en hızlı etkileyen şey koku"

Tıp tarihi uzmanı Prof. Dr. Ayten Altıntaş da insanlığın var oluşundan beri toplumda kokunun önemli bir noktada bulunduğunun altını çizerek, "Dünyada eskilerden beri her coğrafyada ve her tarihte kokular tanrılara sunulmak için hazırlanırdı. Daha sonra bu güzel kokular, aristokratların elinde kullanılmaya başlandı. Kraliçeler etrafı etkilemek adına güzel kokular kullanırdı. Yani insan var olduğundan beri güzel kokuyu hissediyor, var ediyor ve kullanıyordu." dedi.

Altıntaş, insan beynini en hızlı etkileyen şeyin koku olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

"İlk insandan beri insanlar güzel kokunun peşinden koşmuşlardır. Onu elde etmek istemişler ve elde etmek için elinden gelen her şeyleri yapmışlardır. Osmanlı alimleri de insanı etkileyen 3 şey olduğundan bahseder. Bunlar musiki, tat, yani lezzet ve kokudur. Batı, İslam coğrafyasını kokular sayesinde tanımıştır. Güzel kokunun ana vatanı, Arap dünyasıdır. Arap dünyasında aslında Yemen'deki Arap tüccarlar güzel kokulu her şeyi toplayarak develerle Mekke'ye, Medine'ye daha sonra da Akdeniz'den gemilerle Batı dünyasına taşımışlardır."

  • "Hz. Muhammed'in kokusu gül kokusu olarak tanımlanır"

Gül kokusunun insanlığın ilk döneminden bugüne kadar herkes tarafından sevildiği yorumunda da bulunan Altıntaş, "Tarihin her döneminde ve her coğrafyada insanlar tarafından gül kokusuna karşı pozitif görüş vardır. Bu genlerimize işleyen bir şey. Türkiye bu konuda çok şanslı. Dünyada en çok kokulu gül yetiştiren ülkeyiz. Gül yağı elde ediyoruz ve dışarıya satıyoruz. Bugün gül yağı sadece parfüm dünyasının değil, sigara ve gıda dünyasının en çok kullandığı madde haline geldi." şeklinde konuştu.

Altıntaş, Hz. Muhammed'in kokusunun da gül kokusu olarak tanımlandığına dikkati çekerek, "Bir araştırmaya göre çiçekler arasında en yüksek enerjiye sahip çiçek güldür. Gül dolu çuvallara elimizi soktuğumuzda ellerimiz yanar. Eğer toplanan güller hemen damıtılmayacaksa hemen yere serilir, yanmasın diye. Yani gülün büyük bir enerjisi vardır. Dolayısıyla Hz. Muhammed'in o büyük enerjisinin gül kokusu ile bağdaştığını söyleyebiliriz." değerlendirmesini yaptı.

  • "Koku günlük yaşantımızda çok önemli"

Tıbbi biyoloji ve genetik uzmanı Doç. Dr. Emel Ergül de insanın tüm kromozonlarında koku ile ilgili genler olduğundan bahsederek, "Bu durum kokunun insan için ne denli önemli olduğunu gösteriyor. Sadece genetik açısından değil, koku günlük yaşantımızda, özellikle besin alırken çok önemli." dedi.

Ergül, konuşmasında ayrıca kanser hastalığında ve tedavi sürecinde koku ve tadın nasıl etkilendiği, çeşitli hastalıkların önemli risk faktörlerinden biri olan iyi sindirememenin tat ve koku ile olan ilişkisinden bahsetti.

Sempozyum kapsamında açılışı yapılan görüntü ve kokunun birleştiği "Koku ve Doku" adlı serginin sahibi fotoğraf sanatçısı Taner Yılmaz ile Doç. Dr. Aytuğ Altundağ da koku duyusu ve kimyasal evren üzerine birer konuşma yaptı.

Kötü koku polisi alarma geçirdi

GAZİANTEP (AA) – Gaziantep'te "daireden ceset kokusu geliyor" ihbarı üzerine harekete geçen ve konuta balkondan giren polis ve itfaiye ekipleri, kokunun fişi çekilmiş buzdolabında bulunan etten kaynaklandığını tespit etti.

Merkez Şahinbey ilçesi Kemal Köker Caddesi'nde bulunan 5 katlı apartmanın ikinci katındaki Ali Solakhan'a ait daireden koku geldiğini fark eden komşular, polisi arayarak, "daireden ceset kokusu geliyor" ihbarı yaptı.

Olay yerine polis, itfaiye ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi.

Dairenin balkonuna merdivenle çıkarak kapıyı kırıp içeri giren polis ve itfaiye ekipleri, yaptıkları incelemede kokunun fişi çekilmiş buzdolabında bulunan etten kaynaklandığını belirledi.

Polis ekipleri, Kilis'te bulunan ve telefonla ulaştığı ev sahibine konuyla ilgili bilgi verdi.

Üzerine dökülen çay üretim için fikir oldu

DENİZLİ (AA) – SEBAHATDİN ZEYREK – Denizli'de yüksek teknolojili tekstil ürünleri üreterek ihracat yapan girişimci, üzerine dökülen çaydan esinlenerek geliştirdiği kumaşa, "dünyanın ilk çay kokulu kumaşı" olarak faydalı model tescili almak üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuruda bulundu.

Tekstil sektöründe bir süre yönetici olarak çalıştıktan sonra kurduğu şirketle yenilikçi ürünler geliştirmeye odaklanan İsa Dal, şirket bünyesindeki 15 kişilik tasarım ekibi ve İspanya, Belçika, İzmir ve İstanbul'daki Ar-Ge merkezleriyle ortak geliştirdiği ürünler sayesinde 55 ülkeye yıllık 5,5 milyon dolarlık ihracat yapıyor.

Karides kabuğundan antimikrobiyal tekstil ürünleri, geç tutuşur hapishane kumaşı, Kırım Kongo hastalığına karşı kene kovucu kumaş, Zika virüsüne karşı hamileleri sivrisineklerden koruyan giysi, yatalak hastalar için bası yaralarını engelleyen çarşaf ile radyasyon ve elektromanyetik alan kirliliğine karşı koruyucu kumaşa imza atan İsa Dal, son olarak çay atıklarını kullanarak kumaş geliştirdi.

Dal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa'da birlikte çalıştığı tekstil ve konfeksiyon şirketlerinin her dönem yeni bir hikaye istediğini söyledi. Kumaşlara yeni fonksiyonlar kazandıran özelliklerin piyasada rağbet gördüğünü belirten Dal, bu talebe yanıt vermek için sürekli Ar-Ge ve tasarım faaliyeti içinde olduklarını ifade etti.

– "Buram buram çay kokuyor"

Son dönemde çevre bilincindeki artışla özellikle geri dönüşüm ve yenilenebilir enerji temalarına eğildiklerini söyleyen Dal, çay kokulu kumaşın da bu kapsamda geliştirildiğini belirtti. Dal, "Ben çay tiryakisiyim. Bir gün üzerime çay döküldü. Aklıma bu çayı boyama maddesine dönüştürme fikri geldi. Bir çay tiryakisi olarak çay kokan bir giysi istenir mi diye düşündüm." dedi.

Çay fabrikalarının atıklarını ve çöpe atılan çay posalarını topladıklarını anlatan Dal, 1 yıllık Ar-Ge çalışması sonucu çay kokulu havlu, çarşaf, iç giyim ve tişört ürettiklerini bildirdi.

Çayın organik bir boya olması nedeniyle özellikle organik tekstillerde kullanılabildiğini, bu ürünle dünyada bir ilk yarattıklarını ifade eden Dal, "Kimyasal boyar maddelere göre daha sağlıklı olan bu ürün buram buram çay kokuyor. Çay tiryakilerine özellikle tavsiye ediyoruz. Ben de bu ürünleri severek kullanmaya başladım. Organik Türk pamuğunun dokunması sonrası çay posasıyla renklendirilen bu ürünler iç ve dış piyasaya çıkmaya hazırlanıyor. Ekim ayında yurt dışı fuarlarda tanıtımına başlıyoruz."

Dal, bu ürünün büyük mağaza zincirleri, geri dönüşüm ve sürdürülebilir üretim konularına önem veren markalar tarafından ilgi göreceğini tahmin ettiklerini dile getirdi.

İsa Dal, geliştirdikleri bu kumaşa, "dünyanın ilk çay kokulu kumaşı" olarak faydalı model tescili almak üzere Türk Patent ve Marka Kurumuna başvuruda bulunduklarını da sözlerine ekledi.

– Çay kokulu ama kırmızı değil

Tamamen doğal çay posasıyla ancak siyah, beyaz, sarı, gri, kahverengi ve açık kahverengi tonlarının boyanabildiğini, kırmızı rengin mümkün olmadığını anlatan İsa Dal, "tavşan kanı tişört" giymenin bu boyayla mümkün olamadığını ifade etti.

Projede görev alan Pamukkale Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Atar da çöpe giden bir ürünü milli değer olarak kullanmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.

Çay posasının boyar madde olarak kullanılması sürecinde nanoteknolojik uygulamalara yer verdiklerini bildiren Atar, "Hiçbir kanserojen etkisi olmayan bu organik maddeyle Denizli'deki tezgahlarda çay kokulu kumaşlar boyanmaya başladı. Fabrikamızda boya kokusunun yanında çay kokusu da yavaş yavaş artmaya başladı." dedi.

Belediyeye göre körfez suyunun değerleri normal

İZMİR (AA) – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, kentte yaşanan koku ve İzmir Körfezi'nin su kirlilik oranına ilişkin, İl Sağlık Müdürlüğünün körfezden aldığı ve normalin çok üzerinde çıkan değerler hakkında, "Biz de 200 metre öbür taraftan aldık, kabul edilebilir değerlerin altında çıkıyor." dedi.

Eylül ayı meclis toplantısının üçüncüsü Aziz Kocaoğlu başkanlığında gerçekleştirildi.

Burada bir konuşma yapan Kocaoğlu, kentte son dönemde hissedilen koku ile İzmir Körfezi'nin su kirlilik oranlarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Kocaoğlu, 2009 yerel seçimlerinden 6-7 ay önce Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olan Melih Gökçek'in duyurmasıyla arsenik krizinin yaşandığını, arsenik standardının 50 miligramdan 10 mikrograma düşürülmesi nedeniyle bu sorunun ortaya çıktığını belirtti.

O dönemde Ankara'da su olmadığı için Kızılırmak'tan "ağır metal" yüklü su getirildiğini kendilerinin de Ankara'da 36 yerden numune aldırdığını anlatan Kocaoğlu, şöyle konuştu:

"Değerlerini tespit ettik, son derece berbattı. Sabahleyin açıklayacaktım, akşam Sayın Başbakan şimdi Cumhurbaşkanımız 'bu su tartışmasını bitirelim' dedi. Devlet nezaketinden dolayı açıklamadım. Şimdi koku problemiyle karşı karşıyayız. Çeşitli nedenler üzerinde çalışıyoruz. Tek bir nedeni yok. Sabaha karşı artıyor, borular boşalınca. Biz çok yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. Su değerlerimiz hem Çevre İl Müdürlüğü tarafından hem diğer kurumlar tarafından hem İZSU tarafından sürekli denetlenmektedir. Bir problem söz konusudur."

Kocaoğlu, İzmir Körfezi'ne zaman zaman doluluktan dolayı pis su tahliyesinin olduğunu belirterek, "Tahliyenin olduğu yerden alınan değerlerle bize saldırılmaktadır. Çiğli arıtma çalışmıyor mu? Çiğli arıtma 3 faz 24 saat çalışıyor. Biz kentin büyümesini de hesaba katarak, 4. fazın inşaatına başladık. Orada müteahhitlerle konsorsiyumla anlaşmazlık oldu, tekrar ihaleye çıktık. 13-14 ay içinde 4. faz da devreye alınacak." dedi.

Büyük Kanal Projesi'nin yapımının çok uzun sürdüğünü, bazı bölümlerinin kullanılmadan eskimeye başladığını bildiren Kocaoğlu, "Biz şimdi yaptığımız pis su master planını bitirmek üzereyiz, tünel sistemi ile ve çok uzun yıllar İzmir'in ihtiyacını karşılayacak bir projelendirme çalışmasını daha gerçekleştiriyoruz. Bu, bugün yapılmayacak." diye konuştu.

– "Kabul edilebilir değerlerin altında"

Kocaoğlu, İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün Körfez suyu ile ilgili çalışması hakkında, "İl Sağlık Müdürlüğü bir değer bulmuş, biz de değer aldık. Biz de 200 metre öbür taraftan değer aldık, kabul edilebilir değerlerin altından çıkıyor." değerlendirmesini yaptı.

Aziz Kocaoğlu, Yeni Foça'da bir gemiden atık sızmasıyla oluşan çevre kirliliğinin ardından Çevre ve Şehircilik İl Müdür yardımcısının Foça arıtmasına giderek, bu sızıntının arıtmadaki jeneratörden kaynaklanmış olabileceğini değerlendirdiğini aktardı.

Kocaoğlu, belediye meclis üyelerinden Aliağa'da, PETKİM'de yemekten zehirlenme olayıyla ilgili yemek firmasının sahibinin kim olduğunun araştırılmasını istedi.

İstanbul'un, İzmir'in yarısı kadar, Ankara'nın ise İzmir'in 15'te biri kadar su arıttığını anlatan Kocaoğlu, yüzülebilir Körfez Projesi'nin dünyanın en büyük çevre projelerinden biri olduğunu ve İzmir'in kurtuluşunun da onda görüldüğünü bildirdi.

AK Parti Grup Başkanvekili Ali Kökoğuz ise İzmir Büyükşehir Belediyesinin reklamlarında "Her yer İzmir gibi olsun" sloganını kullandığını belirterek, İzmir'de bazı sorunlar yaşandığını ve bunların çözülemediğini ifade etti.

İzmir'in bir deniz şehri olmasına rağmen, deniz kültürüne yabancı bırakıldığını ileri süren Kökoğuz, "İzmir Körfezi'nde 2 bin kat fazla kirlilik oluşmuştur. Bu belgelidir. Lütfen bunun gereklerini yerine getiriniz. Denizdeki canlıları yok etmeyiniz. Aklınız fikriniz bununla ilgilenmektense, bunları yapmaktansa sadece ve sadece siyaset üretmektesiniz. Lütfen işinize gücünüze sahip çıkınız." diye konuştu.

“Problemlerin çözümü için birlikte çalışmaya hazırız”

İZMİR (AA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, İzmir İl Sağlık Müdürlüğünün Körfez suyundan aldığı numunede tespit edilen kirlilik oranına ilişkin, "Bu durum güzel İzmir'imizin sakinlerinin sağlığını tehdit ediyor. Daha önce belirttik, 'Elimizi taşın altına koyarız' dedik. Hiçbir cevap gelmedi. Burada yine belirtiyorum, biz bu problemlerin çözümü için birlikte çalışmaya hazırız." dedi.

Dağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yapılan tahlil sonucuna göre İzmir'de deniz suyuna arıtılmamış atık su karıştığı, kanalizasyon sisteminde sıkışan çamurun çürüyerek gaz oluşumuna sebep olduğu, arıtma tesislerinin sağlıklı işlememesinin bozulma ve çamur oluşumlarına neden olduğu tespitinin yapıldığını söyledi.

– "Rüzgar esmesin diye dua mı edelim?”

İzmirlilerin kokudan dolayı evlerinden dışarıya çıkamayacak duruma geldiklerini belirten Dağ, "Birileri de çıkıp 'Biz kokunun sebebini tespit edemedik' diye açıklama yapıyor. İnsanlarımızla dalga geçer gibi konuşuyorlar. Uzun zamandır İzmirli hemşehrilerimiz yayılmakta olan bu kokudan şikayetçi durumda. Bu kokunun yayılmasını önlemek ve yok olmasını sağlamakla görevli olan kurumlar ve yetkililer ise top çeviriyorlar, oyalama taktiği izliyorlar. Ne yapalım, rüzgar esmesin diye dua mı edelim?" ifadesini kullandı.

Dağ, İzmir'de su arıtma tesislerinin sağlıklı şekilde çalışmadığını, Sağlık İl Müdürlüğü ekibince yapılan testler sonucunda deniz suyunun olması gerekenden binlerce kat daha kötü değerlere sahip olduğunu gördüklerini, bu sonuçların kaçak atık suyun nereye gittiğini kanıtlar nitelikte olduğunu ifade etti.

– "Mesele şehrimizse her zaman partiler üstü bakarız"

İzmir Büyükşehir Belediyesinden yapılan "İzmir'de nüfus arttı, kanalizasyon sistemleri yetersiz kalıyor" açıklamasına da tepki gösteren Dağ, şunları kaydetti:

"Bu nüfus sizden habersiz mi arttı? Açıklama yaparken, bir şeyleri ifade ederken alay eder gibi konuşmamak gerekiyor. Sen kanalizasyonu temizlemez, gerekli bakım işlemlerini düzenli yapmazsan, o sistemde çamur çürür. Sonra ortaya çıkan gazdan halk rahatsız olup tepki gösterince 'İzmir'de nüfus arttı, kanalizasyon yetersiz kalıyor' ne demektir? Gün geçtikçe bizi daha kötüsüne alıştırmaya çalışıyorlar, biz buna itiraz ediyoruz.

Bu durum güzel İzmir'imizin sakinlerinin sağlığını tehdit ediyor. Daha önce belirttik, 'Elimizi taşın altına koyarız' dedik. Hiçbir cevap gelmedi. Burada yine belirtiyorum, biz bu problemlerin çözümü için birlikte çalışmaya hazırız. Mesele şehrimizse her zaman partiler üstü bakarız. Vatandaşlarımızın bu problemlerden kurtulması için bizden talep edilenleri yerine getirmeye hazırız. Bu problemlerin acilen çözülmesi hem vatandaşlarımızın sağlığı hem de şehrimizin yaşam koşulları açısından elzemdir ve şehrimize rahat bir nefes aldıracaktır."

– "İzmir büyük bir sağlık sorunuyla karşı karşıya"

AK Parti İzmir Milletvekili Yaşar Kırkpınar da kötü kokunun kentin en önemli sorunu olduğunu, alınan su örneklerinin de bu durumu en iyi şekilde yansıttığını söyledi.

İzmir'in daha büyük yatırımları konuşması gerektiğini dile getiren Kırkpınar, "İzmir şu anda büyük bir sağlık sorunuyla karşı karşıya. Bu işin şakası yok. İzmirli artık nefes alamıyor. Derin uykusundan o keskin kokuyla uyanmak zorunda kalıyor. Bir an önce vatandaşların bu ıstırabının giderilmesi gerekir. Kentin ciddi altyapı yatırımlarına ihtiyacı var." değerlendirmesinde bulundu.

– "Belediyeden bize yardım talebi gelmedi"

AK Parti İzmir İl Başkanı Aydın Şengül ise yaptığı yazılı açıklamada, analiz sonuçlarına göre 2 milyon çıkan "fekal koliform" bakteri değerinin mevzuat sınır değerinin tam 20 bin kat üzerinde olduğunu, bu sonuçların koku problemiyle halk sağlığını da tehdit eder boyutlara ulaştığını bildirdi.

Arıtma tesislerinin sağlıklı çalışmadığını belirten Şengül, "Daha önce söylediğim gibi biz bu sorunu çözmek için ne gerekiyorsa yapmaya, elimizi taşın altına koymaya hazırız. Gerekirse belediye ile ortak da çalışırız ama şu ana kadar belediyeden bize hiçbir yardım talebi ya da öneri gelmedi." ifadesini kullandı.

“Analiz değerleri körfezin kirli olduğunu gösteriyor”

İZMİR (AA) – TEZCAN EKİZLER – İzmir'de, zaman zaman geniş bir kesimde hissedilen kötü kokunun kaynağının tespiti için İzmir Körfezi'nden alınan numune üzerinde yapılan analizde, ölçümü gerçekleştirilen üç bakteri türünün değerleri ortalamanın çok üzerinde çıktı.

AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin 6 Eylül'de Üçkuyular Feribot İskelesi civarından aldığı numunenin, İzmir Halk Sağlığı Laboratuvarı'nda mikrobiyolojik analizi yapıldı.

İzmir Büyükşehir Belediyesine ait Çiğli Atık Su Tesisi'nin çevresinde depolanan arıtma çamurları ve kanalizasyon altyapısı yetersizliğinin neden olduğu ileri sürülen kötü kokunun kaynağının belirlenmesine yönelik yapılan analizde, koliform, fekal koliform ve enterekok/fekal streptokok bakteri türlerinin ölçümü yapıldı.

– Bakteri değeri normaldan bin kat fazla çıktı

Analiz sonucuna göre, sınır değerleri 100 ila 2 bin arasında olan fekal koliform bakteri değerleri 2 milyon, mevzuat limitleri 500 ila 10 bin arasında değişen koliform bakteri değeri de 2 milyon çıktı. Limit değerleri 100 ila 1000 arasında değişen enterokok da bin 200 olarak ölçüldü.

-"Kent sağlığıyla ilgili bir problem var"

Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Emine Helil İnay Kınay, İzmir'deki koku problemiyle ilgili süreci yakından takip ettiklerini, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden bilgi ve belge talebinde bulunduklarını aktardı.

Analiz verilerinin o bölgede evsel atık probleminin olduğunu gösterdiğini kaydeden Kınay, şöyle devam etti:

"Bu konuyla ilgili hem Aziz Kocaoğlu hem de İzmir Büyükşehir Belediyesinin yaptığı bir açıklamada, 'hatların yetersiz kaldığı, bu anlamda kapasitenin iyileştirilmesi için ihale çalışmasının yürütüleceğine' dair ifadeler kullanıldı. Bir an önce körfeze atık su girişinin engellenmesine yönelik çalışmalar yapılması lazım. Buradaki limitler sınır değerlerin çok üzerinde, bunun ne kadar süredir böyle olduğu konusunda kapsamlı bir çalışma yapılması gerekir. Bu çalışmalar küçük bir parçası, bunun bütününü görmek lazım. Oradaki değerler evsel atık suyuyla (kanalizasyon) ilgili olan değerler, o bölgede bir problem olduğunu gösteriyor. Bu değerler körfezin kirli olduğunu gösteriyor, bir atık girişi ve atık problemi olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla kent sağlığıyla ilgili bir problem var."

Kınay bu konuda bir an önce gerekli çalışmaların yapılması ve İzmirlilerin de bilgilendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

İZSU'dan “kötü koku” açıklaması

İZMİR (AA) – İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İZSU) kentteki koku şikayetlerinin yerinde incelendiğini bildirdi.

İZSU'dan yapılan yazılı açıklamada, kanalizasyon sisteminde, atık suyun boru içinde taşınımı süresince oluşan kokunun önlenmesi için her türlü çalışmanın yapıldığı belirtilerek bu kokunun kaynağının, Çiğli'deki arıtma ya da kanallar olmadığı iddia edildi.

Gerekli temizliklerin periyodik olarak yapıldığının ifade edildiği açıklamada "Tüm kanalizasyon sistemini kapsayacak bakım, onarım, yenileme işleri her yıl periyodik ve kesintisiz sürdürülüyor. İZSU'ya iletilen koku şikayetleri yerinde inceleniyor. Bölgedeki kanalizasyon hatlarında herhangi bir patlak veya tıkanıklığa rastlanmadı." denildi.

Şikayet konusu olan her adrese gidilerek kanal hattının basınçlı su ile yıkandığı kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"2018 yılının ilk 8 ayında 383 kilometre kanalizasyon şebeke hattında temizlik çalışması yapıldı. Satın alınan 2 bin 500 adet rögar hava arıtma ve koku giderim filtrelerinin montajları yapılmaya başlandı. 2000 yılından bu yana faaliyet gösteren Türkiye'nin en büyük ileri biyolojik atık su arıtma tesisi olan Çiğli Atık Su Arıtma Tesisimiz, 7 gün 24 saat çalışıyor. Tesis içinde bulunan koku kontrol ünitelerinin düzenli olarak bakım ve kontrolü yapılıyor."

– "Kötü kokuya sebep olacak atık bırakmadık"

Açıklamada, 2015 yılından bu yana Çiğli ve İzmir'deki toplam 22 ileri biyolojik atık su arıtma tesisinde oluşan çamurların, Çiğli'deki Çamur Çürütme ve Kurutma Tesisi'nde kurutularak granül haline getirildiği, bunların Çimentaş ve Batıçim tarafından ek yakıt malzemesi olarak kullanıldığı aktarılarak, şu bilgiler verildi:

"Çamur Kurutma ve Çürütme Tesisi ile eskiden kullanılan çamur depolama alanlarında ve de tüm atık su arıtma tesisi sahasında, TÜBİTAK tarafından koku ölçümleri yapılmakta olup tüm değerler oldukça düşük tespit edilmektedir. Ayrıca İzmir ili hava kalitesinin derecesini belirten Çevre Şehircilik Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi hava kalitesi izleme istasyonlarından alınan sonuçlarla da kokunun, bu tesislerden ve eskiden kullanılmış ve üzeri toprak ve kireçle kapatılmış olan terk edilmiş çamur havuzlarından kaynaklanmadığı görülmektedir. Körfez'e boşalan ana derelerde yağışların bitiminin ardından mayıs ayında büyük bir temizlik yaptık. Meles, Arap, Manda, Poligon derelerinden 89 bin ton malzeme çıkardık. Haziran ayından itibaren derelerimizde su birikintisi kalmadığı gibi kokuya sebep olacak atık da bırakmadık.

Ayrıca kent içindeki evsel atık suları Çiğli İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi'ne ulaştıran Gümrük, Bayraklı, Karşıyaka ve Çiğli Pompa istasyonlarındaki mevcut koku giderme ünitelerinin geliştirilmesi ve kapasitesinin artırılması için hazırladığımız proje, yapım ihalesi sürecinde. Yaza kadar yeni sistem koku giderme ünitelerini bu istasyonlarımıza monte etmiş olacağız. Güneybatı Atık Su Arıtma Tesisi'ndeki havuzların, pompa istasyonu ve çamur ünitelerinin üzerini kapatıp burada oluşan emisyonların kimyasal arıtımını sağlayacak bir koku kontrol sisteminin projesini de tamamladık, Ekim ayında yapım ihalesine çıkıyoruz."

“Kokunun nedeni bulununca açıklanacak”

İZMİR (AA) – İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Sırrı Aydoğan, kent genelinde etkili olan kötü kokuya ilişkin çalışmaların devam ettiğini, kokunun nedeninin henüz belirlenemediğini söyledi.

İzmir Büyükşehir Belediyesi eylül ayı birinci olağan meclis toplantısı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Sırrı Aydoğan başkanlığında, belediye meclis salonunda yapıldı.

AK Parti İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi Grup Başkanvekili Ali Kökoğuz, toplantıda yaptığı konuşmada, kentte lağım kokusu olduğunu belirtti.

Vatandaşın kokuyla ilgili bilgilenmek istediğini belirten Kökoğuz, "Bu lağım kokusunun, kötü kokunun nedeni nedir? Vatandaş 'niçin, önlem alınamaz durumda' diye sormakta. Lütfen büyükşehir belediyesi olarak bu konuyla ilgilenilmesini rica ediyoruz." dedi.

Aydoğan, kent genelinde etkili olan kokunun tespiti için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile büyükşehir belediyesinin çalışmalarına devam ettiğini ifade etti.

Çalışmaların henüz sonuçlanmadığını belirten Aydoğan, şunları söyledi:

"Arıtmalarla ilgili bütün akımlar çalışıyor. 'Bu koku nereden' diye bunu vatandaşın sorması haklı, sizin de bunu dile getirmeniz hakkınız. Kokunun neden kaynaklandığının bulunması için çalışmalar devam ediyor. Kesin bir bilgiye ulaşıldığı zaman gerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığı görevlileri gerek biz açıklayacağız. Bulunamadı, bulunacak."