“Kampüsteki ağaçlar kitap açtı”

ERZURUM (AA) – Erzurum'da bir grup üniversite öğrencisi, "Kampüste Ağaçlar Kitap Açacak" sloganıyla ağaçlara astığı kitapları okurlarla buluşturdu.

Atatürk Üniversitenin İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü öğrencileri, toplumda kitap okuma bilinci oluşturulması ve yaygınlaştırılması amacıyla gerçekleştirdikleri proje çerçevesinde, yaklaşık 4 ayda 4 bin kitap topladı.

Üniversite öğrencileri, şeffaf poşetlere yerleştirdikleri kitapları üniversitenin rektörlük binası yakınındaki Kortlar bölgesinde yer alan ağaçlara iplerle asarak kitapseverlerin beğenisine sundu.

Öğrencilerin ilgi gösterdiği ve yoğunluğun yaşandığı projede kapsamında okurlar, ağaçlara asılan, aralarında ders kitapları ile romanların da bulunduğu birçok kitabı ipini çözerek alıp evlerine götürebiliyor.

Fakültenin Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünde görevli proje koordinatörü Dr. Öğretim Görevlisi Ayhan Doğan, gazetecilere yaptığı açıklamada, proje sayesinde öğrencilerle 4 ay boyunca yoğun çalışma yürüttüklerini söyledi.

Sosyal sorumluluk projelerinin toplumun ihtiyaçlarından doğduğuna işaret eden Doğan, "Projeler hazırlanırken toplumun neye ihtiyacı varsa o belirlenir, ondan sonra ona uygun proje üretilir. Öğrencilerimizin yaptığı araştırma sonucu kitap okuma alışkanlığının son derece düşük olduğu tespit edildi. Bunun eğitim sisteminden maddi imkansızlıklara kadar birçok nedeni var." dedi.

  • "Amacımız ücretsiz kitap dağıtmak"

Doğan, projenin söz konusu nedenler göz önünde bulundurularak hazırlandığını dile getirerek "Amacımız maddi imkansızlıklar nedeniyle kitap alamayan arkadaşlarımıza ücretsiz olarak kitap dağıtabilmek. Şeffaf poşetler içerisindeki yaklaşık 4 bin kitabı ağaçlara astık. İsteyen arkadaşlar şeffaf poşetlerden kitabı görerek arzu ettiği ihtiyacı olan kitabı alıp evde okuyacak." ifadelerini kullandı.

Aynı bölümde eğitim gören öğrenci Melike Güneş ise farkındalık oluşturulması amacıyla projenin yapıldığını ve imkansızlıktan dolayı kitap alamayan kitapseverlere faydalı olmak istediklerini aktararak destek sağlayan ve kitap yardımında bulunan herkese teşekkür etti.

Şehit öğretmen Necmeddin Kuyucu adına kütüphane kurulacak

KOCAELİ (AA) – Kocaeli'de, sonradan ismi verilen okulda öğrencinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybeden müdür yardımcısı Necmeddin Kuyucu'nun adı okulunda oluşturulacak kütüphanede de yaşatılacak.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Memur-Sen Kocaeli Şubesi iş birliğiyle başlatılan "Gençler Elinizden Gelen Kitap Olsun" kampanyası kapsamında Kocaeli Büyükşehir Belediyesince Uluslararası Fuar Merkezi'nde düzenlenen 11. Kocaeli Kitap Fuarı'nda kitap bağış kumbarası oluşturuldu.

Kumbarada toplanan kitaplarla Şehit Necmeddin Kuyucu Anadolu Lisesi'nde kütüphane kurulması hedefleniyor.

Böylece, okulun adının Kocaeli Gebze Atatürk Anadolu Lisesi'nden Şehit Öğretmen Necmeddin Kuyucu Anadolu Lisesi'ne dönüştürülmesinin ardından öğretmenin ismi, kütüphanede de yaşatılacak.

  • "En güzel kütüphaneyi yapacağız"

Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, kitap kampanyasıyla ilgili düzenlenen törende yaptığı konuşmada, kısa süre önce şiddete kurban verdikleri öğretmen Necmeddin Kuyucu'nun anısına düzenlenen kitap bağış kampanyasında bir araya geldiklerini söyledi.

Sendika olarak "Kütüphane bizden, kitaplar sizden" diyerek başlattıkları kitap bağış kampanyası ile Necmeddin öğretmenin adını yaşatacakları kütüphanenin kurulmasını üstlendiklerini belirten Yalçın, "Kütüphaneye kitapları bütün öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz ve meslektaşlarımızla birlikte toplayacağız. Kocaeli'deki en güzel kütüphaneyi şehit öğretmenimiz Necmeddin Kuyucu adına kazandırmış olacağız." diye konuştu.

Yalçın, eğitim sendikası olarak eğitim çalışanlarının temel hak ve hürriyetlerini korumaya çalışan, üyesine, ülkesine ve bütün insanlığa duyarlılığıyla hoş bir seda bırakmaya çalışan bir kurum olarak bu faaliyetin son derece anlamlı olduğunu ifade etti.

Bir öğretmen için en acı şeyin öğrencisi tarafından katledilmek olduğunu dile getiren Yalçın, şöyle konuştu:

"Şehit Necmeddin Kuyucu hocamızın yaşadığı bu tatsız hadise ve hayatına mal olan bu durum, hepimizi derinden üzdü. Tüm eğitimciler, tüm duyarlı insanlar olarak Kocaeli'den, Gebze'den, Türkiye'ye bir resim gösterildi. On binler yürüdü, bir duruş, bir irade beyanı ortaya koydu. O gün sadece o meydanda bulunanlar bir irade beyanında bulunmadılar. Aynı zamanda mülki amirler de irade beyanında bulundu. Gece yarısı okulun adını hemen değiştirerek resmi prosedürü tamamlayarak okulun adını Necmeddin Kuyucu olarak değiştirilmesi çok büyük bir incelik, bir nezaket, çok büyük bir devlet adabıdır. Bu vesileyle değerli Valimize, Milli Eğitim Müdürümüze ve emeği olan herkese çok teşekkür ediyorum."

Yalçın, "Necmeddin öğretmenimizin adının okulun tabelasında yaşadığı gibi aynı zamanda kütüphanede de isminin yaşamasına da imkan tanıma adına bu güzel gayreti ödüllendirelim ve kitapları kumbaraya atmaya atalım." dedi.

Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Yeşildal, Memur-Sen Kocaeli Şube Başkanı Şahin Yaşlık, öğretmen Kuyucu'nun ailesi, öğretmenler, öğrenciler ile protokol üyeleri kumbaraya kitap bırakarak kampanyaya destek verdi.

Kitap bağışı kampanyasına destek vermek isteyenler, 5 Mayıs'a kadar kumbaraya kitap bırakabilecek.

  • Olay

Atatürk Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi F.Ç, 2 Nisan'da okula giderek Müdür Başyardımcısı Necmeddin Kuyucu'yu odasında bıçakla yaralamış, yaralı öğretmen kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmişti.

Olayla ilgili Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında F.Ç gözaltına alınmış, daha sonra tutuklanmıştı.

“Tarım topraklarımız Avrupa'nın en az kirletilmiş toprakları arasındadır”

İZMİR (AA) – Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, dünya çapında biyolojik çeşitlilikte endişe verici bir düşüş gözlenmesine rağmen Türkiye'nin karasal ve sucul sistemlerinin Avrupa'nın en az kirli habitatları arasında yer aldığını belirtti.

Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile akademisyenler tarafından hazırlanan "Türkiye'de Biyoçeşitlilik" kitabının İzmir'de gerçekleştirilen tanıtımına katıldı.

Türkiye'nin biyoçeşitlilik açısından dünyanın şanslı ülkeleri arasında olduğunu, bu zenginliği gelecek nesillere aktarmak için Bakanlık olarak yoğun çaba sarf ettiklerini dile getiren Bakan Pakdemirli, doğaya rağmen değil, doğayla birlikte yaşamın şekillendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Kırsal kalkınmayı, tarımı, ormancılığı ve hayvancılığı bu bilinçle geliştirdiklerini vurgulayan Pakdemirli, biyoçeşitlilik kaybının ekosistemlerin verimliliğinin de kaybı anlamına geldiğinin altını çizdi.

Bakan Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Biyoçeşitliliğin yok olması hayatın yok olmasıdır. Bunun için düzenlediğimiz etkinlikte sloganımızı 'biyoçeşitlilik hayattır' olarak belirledik. Dünya çapında biyolojik çeşitlilikte endişe verici bir düşüş gözlenmesine rağmen ne mutludur ki Türkiye'nin karasal ve sucul sistemleri, Avrupa'nın en az kirli habitatları arasında yer almaktadır. Benzer şekilde ticari gübreler ve kimyasalların sınırlı kullanımı nedeniyle tarım topraklarımız da Avrupa'nın en az kirletilmiş toprakları arasındadır. Üç kıtanın birleşme noktasında yer alan ülkemiz, biyolojik çeşitlilik açısından küçük bir kıta gibidir. Tarım, orman, dağ, bozkır, sulak alan, kıyı ve deniz ekosistemlerine ve bu ekosistemlerin farklı formlarına ve farklı kombinasyonlarına sahiptir.

Avrupa kıtasının tamamında bulunan tür sayısı 12 bin 500 civarındayken ülkemizde tanımlanmış tohumlu bitki türü sayısı 9 binin üzerinde, tür ve tür altı takson sayısı ise 11 bin civarındadır. Sahip olduğu bitki türlerinin üçte biri endemik olan Anadolu coğrafyası, fauna açısından da bulunduğumuz kuşak itibarıyla oldukça zengindir."

  • 120 bin tohum örneği korunuyor

Türkiye'deki biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla çalışmalar yürüttüklerini aktaran Pakdemirli, 2 tohum gen bankasında yaklaşık 120 bin tohum örneğini, arazi gen bankasında ise 10 bin civarında canlı örneği koruduklarını söyledi.

Pakdemirli, ülke tarihindeki en geniş iş birliği ile yerli ırkların performansını geliştiren ıslah programları yürüttüklerini ve bu sayede pek çok ırkın koruma altına alındığını ifade ederek, "Türlere ait tehditler ve öneriler ile türlerin kullanım amaçlarını belirlediğimiz Cumhuriyet tarihimizde bir ilk olacak ulusal biyolojik envanter çalışmamızı bu yıl tamamlıyoruz. Ekonomik değere sahip tıbbi aromatik bitkilerimizi de bu vesileyle tespit ettik. Ayrıca korunması ve izlenmesi gereken hassas tür ve alanları tespit ederek izlemeye aldık. Nesli tehlike altındaki 79 türü koruma altına aldık. Çeşitli türleri üretip doğaya salıyor, gerektiğinde yaşama alanlarını taşıyarak nesillerinin devamını sağlıyoruz." dedi.

  • Türkiye yüzölçümünün yüzde 7'si korunan alan statüsünde

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, biyoçeşitliliğin zengin olduğu alanları özel statüde koruduklarını ve Türkiye'nin yüz ölçümünün yaklaşık yüzde 7'sinin korunan alan statüsünde olduğunu söyledi.

Biyolojik kaynakların izinsiz yurt dışına çıkarılmasına karşı caydırıcı tedbirler aldıklarının altını çizen Pakdemirli, "Coğrafyamızdaki geleneksel bilgileri uluslararası koruma altına alacak ve ilaç sektörüne önemli girdiler sağlayacak diğer bir projemizi 2023 yılı sonunda tamamlamayı planlıyoruz. Anadolu topraklarımızın antik çağlara dayanan olağanüstü tarımsal mirasından kaynaklı zengin genetik çeşitliliği aşikardır. Tüm bu genetik kaynaklarımıza ait bilgileri 'Genetik Kaynakları Veri Tabanı' ile tek çatı altında topladık." diye konuştu.

Pakdemirli, dünyanın en eski tapınak merkezi olan ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan Şanlıurfa'daki Göbeklitepe kazı çalışmalarında buğday taneleri bulunduğunu hatırlatarak, Anadolu'nun buğdayın yanı sıra mercimek ve nohut gibi pek çok temel tarımsal ürünün ana vatanı olduğunu söyledi.

Biyoçeşitliliğin ancak hayvancılık, tarım ve ormancılık politikalarının entegre yaklaşımıyla korunabileceğine işaret eden Pakdemirli, Türkiye olarak bu konudaki tecrübeleri diğer ülkelerle paylaşmaya hazır olduklarını sözlerine ekledi.

  • Azerbaycan Tarım Bakanı Karimov

Azerbaycan Tarım Bakanı İnam Karimov da Türkiye'nin desteği ile Azerbaycan'da organik tarımın yanı sıra balıkçılık da olmak üzere 16 projeyi hayata geçirdiklerini söyledi.

Kaliteli gıdanın giderek azaldığını, gıda çalışmalarının doğaya zarar vermeden yapılması gerektiğini belirten Karimov, "Sahip olduğumuz zengin ekosistemden faydalanmalıyız ve toprağa verilen zararı azaltmalıyız. Esas hedeflerimizden biri tabiatın bize verdiği kaynakları faydalı şekilde kullanarak gıda güvenliğini sağlamak." dedi.

FAO Türkiye Temsilcisi ve Orta Asya Alt Bölge Ofisi Koordinatörü Viorel Gutu da Türkiye'nin iklimi, gıdası ve doğasıyla da zengin bir ülke olduğunu, Anadolu'nun yüzyıllar boyunca sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliğinin temelini oluşturan çeşitli ekosistemlere ev sahipliği yaptığını kaydetti.

Gutu, FAO ve Türkiye'nin bu kaynakların sürdürülebilir kullanımını teşvik etmek ve korumak için uzun zamandır el ele çalıştığını ifade etti.

Konuşmaların ardından "Türkiye'nin Biyoçeşitliliği" kitabına katkı sunan kişilere plaket verildi.

Etkinliğe, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Hazar İbrahim, Tarımsal Araştırmalar Politikalar Genel Müdürü Özkan Kayacan, Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Aylin Çağlayan Özcan, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal ve ilgililer katıldı.

Temizlik görevlisi iki kitap yazdı

UŞAK (AA) – SONER KILINÇ – Uşak'ta temizlik görevlisi olarak çalıştığı sağlık merkezinde boş vakitlerinde yazdığı küçük notları kitaba dönüştüren Emran Koyuncu, ikinci kitabının heyecanını yaşıyor.

Uşak Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde 12 yıldır temizlik görevlisi olarak çalışan 43 yaşındaki Koyuncu, yedi yıl önce annesini kaybetti.

Annesine olan sevgisini iş yerinde boş vakitlerinde kağıtlara yazmaya başlayan Koyuncu, bir doktor arkadaşının yönlendirmesiyle hayat hikayesini ve annesiyle yaşadıklarını kitap haline getirmeye karar verdi.

Yaklaşık bir yıl boyunca biriktirdiği notları yazıya döken ve 6 ay önce "Sandıktaki Not" isimli hikaye kitabı basılan Koyuncu, ilk kitabını okuyanlardan aldığı olumlu tepkiler üzerine yedi arkadaşının hayatlarından alıntıların yer aldığı "Yedi Hayat" isimli ikinci hikaye kitabını hazırladı.

Basımı tamamlanan ikinci kitabının heyecanını yaşayan Koyuncu, şiir kitabı ve ilk romanıyla ilgili çalışmalarını sürdürüyor.

  • "Edebiyata ilgim artıyor"

Emran Koyuncu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, lise eğitiminin ardından evlendiğini, uzun süre çalışmadığını, 12 yıl önce Uşak Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'nde temizlik görevlisi olarak çalışmaya başladığını söyledi.

Fırsat buldukça kitap okuduğunu, kızı ve oğluna sürekli kitap okumaları yönünde telkinlerde bulunduğunu belirten Koyuncu, "Yedi yıl önce annemi kaybettim, anneme çok bağlıydım. Ona olan özlemimi ve sevgimi küçük notlara yazmaya başladım. Ardından kitap yazma fikri oluştu ve bir doktor arkadaşımın tavsiyesiyle ilk kitabımı hazırladım." dedi.

İlk kitabına ilginin yüksek olduğunu belirten Koyuncu, "İşimi seviyorum, çünkü çocuklarımı buradan kazandığım parayla okutuyorum. Edebiyata olan ilgim her geçen gün artıyor. Çevremden olumlu tepkiler alıyorum. İkinci kitabım basıldı, umarım o da beğenilir " diye konuştu.

  • Sırada şiir ve roman kitapları var

İş yerinde boş vakitlerinde küçük notlara yazmaya devam ettiğini, 40'ın üzerinde şiirden oluşan kitabın basım aşamasına geldiğini belirten Emran Koyuncu, yazmayı, hayatının sonuna kadar sürdüreceğini söyledi.

1980'li yıllarda küçük bir çocuk olduğunu, o yıllarda mahallesinde yaşadığı anıları roman haline getirdiğini dile getiren Koyuncu, "Sırada şiir kitabım ve roman var. Bu yıl sonuna kadar ikisini de bastırmak istiyorum. Bunun için desteğe ihtiyacım var, umarım bastırabilirim. İş yerinde arkadaşlarım ve ailem beni destekliyor, onların desteği bana güç veriyor. Yazmayı seviyorum, genellikle kendi hayatımdan kesitleri yazıyorum, daha yazmak istediğim çok şey var." diye konuştu.

“Sevgi tohumları ekeceğiz”

İZMİR (AA) – Dünya Etnospor Konfederasyonu Başkanı Bilal Erdoğan, "İnsanların sorunlarına çözüm üretmeye çalışacağız. İnsanlara kötülük mesajları değil, iyilik mesajları vermeye çalışacağız. Mutluluk tohumları, sevgi tohumları ekeceğiz. Çünkü dünyanın buna ihtiyacı var." dedi.

Erdoğan, İmam Hatipliler ve Mezunlar Derneğinin (İMHAD) Konak ilçesi Güzelyalı Mahallesi'ndeki "Kitap Kahve Evi'nin" açılışına katıldı.

Bilal Erdoğan, insanların dünyanın akıbetinin ne olacağını konuştuğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Acaba yeni bir dünya savaşı mı çıkacak? İnsanlar birbirine ne gibi bir kötülük yapacak? Bunlar konuşuluyor. Yeni Zelanda'daki son olay. Dünyanın değişik bölgelerindeki başka olaylar… Dünya iyi bir yere gitmiyor. Bütün bu zulümler yaşanırken batı medeniyeti nerede? Hani hiç kimseye zulüm edilmeyecekti. Bunun için Birleşmiş Milletler (BM) kurulmuştu, NATO vardı ama BM ve NATO'nun günümüzde işlevini yitirdiğini görüyoruz. Böyle bir zamanda 21. yüzyılın bir barış yüzyılı olması düşünülebilir mi? O zaman bizim üzerimize düşen, öncelikle ülke olarak, millet olarak bağımsızlığımızın etrafında kenetlenmeye ihtiyacımız var. Bizim gözü üzerimizde olan düşmanlarımız var. Biz içeride kendi birliğimizi, beraberliğimizi yakalamalıyız ki buna günü geldiğinde karşı koyabilelim."

  • "Dünyanın gönlü en zengin milletiyiz"

Türkiye'nin, dünyanın bütün mazlumları için umut olduğunu dile getiren Erdoğan, "Çünkü bizim tarihimizde bunu yapmışlığımız var. İrlanda'da 19. yüzyılın ortasında açlık, fakirlik, salgın olduğunda Avrupa'nın 'hasta adamı denilen Osmanlı yardım göndermiştir. Güney Afrika'da insanların arasında ayrılık çıktığında Kraliçe Viktorya Osmanlı'dan oradaki Müslümanların arasını bulsun diye bir alim istemiş, Güney Afrika'ya biz alim göndermişiz. Aynı şekilde Japonya'ya Ertuğrul firkateynini göndermişiz. Tayland'a Abdülhamit Han mescit yaptırmış. Bunlar Osmanlı'nın en zayıf olduğu dönemde yaptıklarıdır. Onun için bugün o ecdadın torunları dünyada kişi başına yardımda ilk sırada geliyor. Dünyanın en zengin ülkesi olduğumuz için değil ama dünyanın gönlü en zengin milleti olduğumuz için bu böyledir." diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin mazlumların sesi olmaktan vazgeçemeyeceğini, bu nedenle ülkenin çok güçlü olması gerektiğini söyledi.

Bilal Erdoğan, gençlere tavsiyelerde bulunurken de şunları kaydetti:

"Bizim tarihten getirdiğimiz, inancımıza dayanan birikimlerimize dünyanın ihtiyacı var. Onun için öncelikle kendimizi iyi tanıyacağız. Kendimizi tanımak ceddimizi tanımaktan geçer. Kendimizi tanıdıktan sonra işte o zaman inanın 21. yüzyıla damgasını vuracak bir nesil inşallah yine bu topraklardan çıkacak. Bu millet yeni yeni özgüvenini kazandı. Eskiden olduğu gibi 'yenildik, yapamayız, başaramayız.' diyor muyuz artık? Onun için kendimize güveneceğiz ama içi boş bir şekilde değil, kolaycılıkla değil, gayretle, çalışarak, tırnaklarımızla kazıyarak bir yerlere gelmenin hazzını yaşayacaksınız. İnsanların sorunlarına çözüm üretmeye çalışacağız. İnsanlara kötülük mesajları değil, iyilik mesajları vermeye çalışacağız. Mutluluk tohumları, sevgi tohumları ekeceğiz. Çünkü dünyanın buna ihtiyacı var."

İMHAD Başkanı Burhanettin Kansızoğlu da Kitap Kahve Evi'nin 24 saat hizmet vereceğini belirterek, "Çay içmek bedava ama 10 sayfa kitap okuma şartımız var. Bunu 20 sayfaya çıkardıklarında kek, 50 sayfaya çıkardıklarında ise çorba ikramımız olacak." dedi.

Konuşmaların ardından Erdoğan ve beraberindeki protokol üyeleri, Kitap Kahve Evi'nin açılışını yaptı.

Kitapları inceleyen Erdoğan, açılışa katılan öğrencilerle mangala oynadıktan sonra İmam Hatipliler Gençlik ve Spor Kulübü sporcularıyla birlikte ok attı.

Açılışa, İzmir Valisi Erol Ayyıldız da katıldı.

Öğrenciler düş şenliğiyle doyasıya eğlendi

AĞRI (AA) – Ağrı'nın Diyadin ilçesinde hayata geçirilen "Düş Yerinde Oku, Çiz ve Oyna Benimle" projesi kapsamında ilçe merkezinde bir araya gelen öğrenciler düzenlenen şenlikte eğlenceli anlar yaşadı.

Diyadin Kaymakamlığı, ilçe merkezi ve bağlı köylerde eğitim gören öğrencilerin sosyal becerilerini geliştirmek amacıyla "Düş Yerinde Oku, Çiz ve Oyna Benimle" projesini hayata geçirdi.

Köy ve ilçe merkezinden 450 öğrenciyi ilçe merkezinde bir araya getiren kaymakamlık, Türkiye Tenis Federasyonu koordinesinde Ağrı Gençlik Merkezi, Yeşilay ve Türk Kızılay Ağrı Şube Başkanlıklarının desteğiyle şenlik düzenledi.

Diyadin Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü salonundaki şenlik, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Öğretmenleri rehberliğinde köylerden ve şehir merkezinden servislerle etkinliğin yapılacağı salona getirilen 450 öğrenci, 3 gruba ayrılarak kitap okuyup, resim çizerek karşılıklı satranç oynadı.

Spor salonundaki etkinliklerin ardından ilçe stadyumunda devam eden şenlikte, öğrenciler Türk Kızılay ve Yeşilay gönüllüleriyle çuval ve halat yarışı oyunları oynadı. Yarışmalarda doyasıya eğlenen öğrencilere, Türk Kızılay gönüllülerince kek ve meyve suyu ikram edildi.

Diyadin Kaymakamı Olgun Öner, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yoğun katılım olan şenliğin oldukça renkli geçtiğini söyledi.

Öğrencilerin uzun zamandır kendilerini geliştirerek bu etkinliklere hazırlandığını dile getiren Öner, "Şenliği 450 öğrencimizle gerçekleştiriyoruz. Sadece ilçe merkezi değil bütün köylerimizden öğrencileri getirdik. Resim ve satranç dallarında başarı gösteren, kitap okumaktan haz duyan ve hayallerinin peşinde giden öğrencilerimizi bir araya getirerek şenlik havasında bu faaliyetimizi gerçekleştiriyoruz." diye konuştu.

  • "Çocuklara özgüven kazandırma adına biz bu faaliyeti gerçekleştirdik"

Diyadin ilçesinde imkanların sınırlı olduğunu ve bu etkinliklerle öğrencilerin kendilerini geliştirebildiğini anlatan Öner, şöyle konuştu:

"Bu çocuklar sadece Diyadin'de yaşamayacak, okumak ya da çalışmak için Türkiye'nin farklı illerine gittiklerinde kendilerini bu ülkenin bir değeri, parçası hissedecek. Aynı zamanda ülkenin geri kalan kısmından, farklı yerlerde yaşayan çocuklardan bir farkları olmadığını en az onlar kadar bu ülkenin değerlerine bağlı ve diğer çocuklar kadar kabiliyetli olduklarını da hissetmeleri adına kendilerine bir özgüven kazandırma adına faaliyeti gerçekleştirdik. Çocuklar kitap okuyarak kendilerini bir hayal dünyasına itecek, bu süreçte kişilikleri, karakterleri geliştirecek ve ileride ki yaşama kendilerini daha güçlü şekilde hazırlayacaklar."

Türk Kızılay Ağrı Şube Başkanı Orhan Tatlı ise öğrencilerle bir araya gelmekten dolayı mutlu olduklarını ve keyifli vakit geçirdiklerini kaydetti.

Öğrencilerden Rabia Çaylak da arkadaşıyla satranç oynadığını ve oldukça keyif aldıklarını ifade etti. Kaymakam Öner ve öğretmenlerine teşekkür eden Çaylak, "Sosyalleşmemiz açısından çok güzel etkinlik, çok eğleniyoruz. Burada arkadaşlar ediniyoruz. Köyden gelen arkadaşlarımız içinde güzel etkinlik oldu." dedi.

Şenliğe, Kaymakam Öner'in eşi Gülcihan Öner, Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdür Vekili Cihan Demir, öğretmen ve öğrenciler katıldı.

GRAFİKLİ – Gerçekçi romanın öncüsü: Samipaşazade Sezai

İSTANBUL (AA) – AİŞE HÜMEYRA BULOVALI – Türk edebiyatında romantizmden realizme geçiş eseri olarak kabul edilen "Sergüzeşt" romanını kaleme alan öykü ve roman yazarı Samipaşazade Sezai'nin vefatının üzerinden 83. yıl geçti.

Samipaşazade Sezai, Osmanlı Devleti'nde 19. yüzyılın önemli devlet adamlarından biri olarak gösterilen şair ve bürokrat Abdurrahman Sami Paşa ile Dilarayiş Hanım'ın oğlu olarak 1859'da İstanbul'da dünyaya geldi. Sezai'nin büyükbabası El Haci Ahmet Necip Efendi de müderris ve şairdir.

Küçük yaşlardan itibaren özel öğrenim gören Sezai, Arapça, Farsça, Fransızca, Almanca ve İngilizce öğrendi.

Çocukluğunu ve gençliğini bazı eserlerinde anlattığı gibi dönemin tanınmış edebiyatçı ve devlet adamlarının toplandığı babasının konağında geçiren Sezai'nin edebi kişiliğinin gelişmesinde bu konak büyük bir rol oynadı.

  • 14 yaşında yazarlığa başladı

Yazı hayatına henüz 14 yaşındayken başlayan Sezai'nin ilk yazıları, 1874'te "Kamer" gazetesinde yayımlandı.

Samipaşazade Sezai'nin 3 perdelik bir tiyatro oyununu kaleme aldığı ilk kitabı "Şir", 1879'da okuyucuyla buluştu. Farsçada "aslan" anlamını taşıyan ve bir trajediyi ele alan kitap, dilinin sadeliğiyle okuyucunun dikkatini çekti.

Sezai, babasının vefatının ardından 1880'de ağabeyi Suphi Paşa'nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektub-i Kalemi'nde (Vakıflar Müdürlüğü) memur olarak görev aldı.

Usta yazar, 1881'de Londra Elçiliği'ne ikinci katip olarak atandı. İngiltere'de kaldığı 4 yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatını inceleme fırsatı bulan Sezai, elçilikteki görevinden istifa ederek 1885'te İstanbul İstişare Odası'nda çalışmaya başladı.

İlk romanı "Sergüzeşt"i 1888'de okuyucuyla buluşturan yazarın bu romanı, Türk edebiyatında romantizmden gerçekçiliğe geçişin başarılı örneklerinden biri olarak kabul edildi.

  • 77 yaşında hayata veda etti

Samipaşazade Sezai, 1901'de Paris'e gitti ve Meşrutiyet ilan edilene kadar kaldığı Paris'te Jön Türklere katıldı.

İstanbul'a 1908'de dönen yazar, 1909'da Selanik'te katıldığı İttihat ve Terakki toplantısında Mustafa Kemal Atatürk'le tanıştı. 2. Meşrutiyet'in ilanından sonra aynı yıl Madrid Büyükelçiliğine atanan Sezai, 1. Dünya Savaşı'nın başlaması ve sıhhatinin bozulması üzerine Madrid'ten İsviçre'ye geçti.

Yazar, savaşın bitmesinden ardından 1921'de İstanbul'a geri gelerek, Süleymaniye Kız Lisesinde kısa bir süre Türkçe öğretmenliği yaptı.

Milli Mücadele yıllarını yurt dışında geçiren Sezai, ülkesine yapılan saldırı ve işgallerden dolayı hayal kırıklığına uğrarken, Batı medeniyetine duyduğu sevgi ve saygıyı yitirerek, "Çanakkale’ye Dair", "Kahraman Türk Zabiti", "Yaralı Bir Asker", "Malta Geceleri" ve "Çalınmış Ülkeler" yazılarında bu fikir değişikliğini içeren duygu ve düşüncelerini kaleme aldı.

Sezai, İspanya'daki yıllarını "Gırnata" ve "El-Mescidü'l Camia: Elhamra" yazılarında, İsviçre'de geçirdiği dönemi ise "İsviçre Hatıratı" başlıklı makalesinde işledi.

  • "Sanat için sanat" anlayışıyla eserler verdi

Samipaşazade Sezai'nin, "Küçük Şeyler" adlı öykü kitabı 1891'de yayımlandı. Eser, Servet-i Fünun yazarlarını da etkiledi.

Hikaye ve romanlarında genellikle halkın içinden kahramanları kendi dilleri, çevreleri ve günlük yaşamlarıyla ele alan Sezai, 1900'de "Rumuzu'l-Edeb" ve 1923'de ise "İclal" adlı kitaplarını yayımladı

Henüz 17 yaşındayken tanışıp dost olduğu Namık Kemal ve Abdülhak Hamit Tarhan gibi yazarların etkisinde kalan Sezai, eserlerinde Batı edebiyatına yönelerek, betimlemelerde şairane bir üslubu tercih etti.

"Sanat için sanat" anlayışıyla eserler kaleme alan yazar, öykülerinde küçük, önemsiz ve şaşırtıcı konuları ruh çözümlemeleriyle, doğal ve günlük konuşma diliyle işledi. Türk edebiyatında modern anlamda, kısa öykünün kurucusu kabul edilen yazar, romantik bir mizaca sahip olmakla birlikte, gerçekçilik akımından da etkilendi.

Sezai, şiirlerinde romantizm, roman ve hikayelerinde ise realizmi tercih etti.

Alphonse Daudet'nin "Jak" romanının Türkçeye çevirisini yapan yazar, yaşamının son yıllarında başladığı "Konak" adlı romanını tamamlayamadan, 26 Nisan 1936'da hayata veda etti.

İstanbul'da 77 yaşında vefat eden Sezai, Küçük Su Mezarlığı'nda Recaizade Mahmud Ekrem'in yanına defnedildi.

Kocaeli'de ağaçlar kitap açtı

KOCAELİ (AA) – Kocaeli Büyükşehir Belediyesince bu yıl 11'incisi düzenlenen Kocaeli Kitap Fuarı öncesinde, ağaçlara asılan 3 bin kitap vatandaşlar tarafından toplandı.

Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Kocaeli Uluslararası Fuar Merkezi'nde yarın kapılarını ziyaretçilerine açacak fuar öncesinde vatandaşların dikkatini çekmek için İzmit ilçesi Hürriyet ve Cumhuriyet caddeleri arasında bulunan yürüyüş yolundaki asırlık çınar ağaçları ile Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) kampüsündeki ağaçlara Türk ve dünya klasiklerinden oluşan kitaplar astı.

Ağaçların çevresinde bekleyen öğrenciler ve işe giden vatandaşlar, buradaki ağaçlardan 3 bin kitabı kısa sürede topladı.

Bazı vatandaşlar, ellerindeki sopalarla yüksekte olan kitapları almaya çalışırken, bazıları birbirlerinden destek alarak ve ağaçlara tırmanarak kitapları elde etmeye çalıştı.

Etkinliğe katılan Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, gazetecilere yaptığı açıklamada, 11'ncisi düzenlenen fuarın yarın kapılarını herkese açacağını belirterek, bugün de geleneksel olan etkinliğin gerçekleştirildiğini söyledi.

Kocaeli'nin düzenlediği etkinlikle marka olduğunu dile getiren Büyükakın, "Kitap aslında geleceğimize yapılacak en büyük yatırım. Kitap fuarı bu yıl 490 kadar yayıneviyle birlikte açılacak, 90 kadar STK katılacak. Bu çerçevede 800'ü aşan etkinlik yapılacak. Bu kapsamda yapılacak etkinliklerle Kocaeli emin adımlarla geleceğe güçlü bir şekilde yürüyecek." ifadelerini kullandı.

İlkokul ikinci sınıf öğrencisi Umut Aras Akalın da çok mutlu olduğunu ifade ederek, "Kitaplar bizim geleceğimiz, bu yüzden alabildiğim kadar kitap almak istiyorum." dedi.

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) birinci sınıf öğrencisi Kübra Güner ise kitap okuma sevgisinin insanlara aşılanması gerektiğini düşündüğünü ifade ederek, bu nedenle kitap fuarının çok önemli bir etkinlik olduğunu söyledi.

Bu tür etkinliklerin insanlarda heyecan uyandırdığını dile getiren Güner, ilgi uyandırması açısından kendisinin de etkinliği desteklediğini kaydetti.

Tahran 32. Uluslararası Kitap Fuarı açıldı

TAHRAN (AA) – İran'da yerli ve yabancı 3 bin 200 yayınevinin katıldığı Tahran 32. Uluslararası Kitap Fuarı açıldı.

Tahran'daki İmam Humeyni Musallası'nda düzenlenen fuarın açılışı İran Kültür Bakanı Abbas Salihi tarafından gerçekleştirildi.

"Okumak başarmaktır" sloganıyla gerçekleştirilen fuarın bu yılki onur konuğu Çin Halk Cumhuriyeti oldu.

İran'dan 2 bin 400 ve farklı ülkelerden de 800 yayınevinin katıldığı belirtilen fuarda, yaklaşık 400 bin kitabın okuyucularla buluşacağı kaydedildi.

Tahran 32. Uluslararası Kitap Fuarı, 4 Mayıs'a kadar okuyucuların ziyaretine açık olacak.

Üniversiteliler “özel çocuklar”ın kalplerine dokundu

MUŞ (AA) – İBRAHİM YALDIZ – Muş'ta üniversite öğrencileri, kendi imkanlarının yanı sıra dernek, belediye ve firmalardan topladıkları eğitim seti, oyuncak ve kitap ile diş fırçası ve macunları, özel eğitime ihtiyaç duyan öğrencilere dağıtıp, onlarla oyunlar oynayarak yüreklerine dokundu.
Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Varto Meslek Yüksekokulunda oluşturulan İyilik Atölyesi Topluluğu'na üye 30 öğrenci, "Engelsiz Kalplere Bir Tebessüm" projesi kapsamında bir süre önce çalışma başlattı.

Öğrenciler, kendi imkanlarının yanı sıra dernek, belediye ve firmalardan topladıkları okul öncesi eğitim seti, 200 oyuncak, 100 çocuk ajandası, 150 çocuk dergisi, 120 boyama kitabı ile 110 diş fırçası setini, Yüksekokul Müdürü Doç. Dr. Nevin Turan Özek ile ziyaret ettikleri Muş Özel Eğitim Uygulama Merkezi'nde eğitim gören 106 çocuğa hediye etti.

Palyaço kıyafeti giyen üniversite öğrencileri, müzik eşliğinde çocuklarla oyun oynayarak mutluluklarını paylaştı.

Aldıkları hediyeler ve oynadıkları oyunlarla büyük sevinç yaşayan çocuklar, ağabey ve ablalarına teşekkür etti.

  • "Onlar bizim yüreğimize daha fazla dokundu"

Proje Koordinatörü ve Öğretim Görevlisi Murat Kaymaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilere üniversitede okumanın sadece derslere girmek olmadığını göstermek amacıyla proje hazırladıklarını söyledi.

Öğrencilere hayatı göstermek için çaba sarf ettiklerini anlatan Kaymaz, "Yaptığımız etkinlikte çocuklarımızın gözlerindeki ışıltıyı görünce hayata bakışımız değişti. Öğrenci kardeşlerimizin gönlüne dokunmak istedik. Onlarla sürekli içli dışlı olmak için elimizden geleni yapacağız." dedi.

Üniversite öğrencilerinden Elif Çakır da ziyaretten dolayı hem kendilerinin hem de engelli öğrencilerin mutlu olduğunu dile getirdi.

Engelli kardeşleriyle hem oyunlar oynadıklarını hem de muhabbet ettiklerini belirten Çakır, şöyle konuştu:

"Onların yüreklerine dokunduğumuza inanıyorum ama onlar bizim yüreğimize daha fazla dokundu. Engel, bedende ya da akılda değil, kalptedir. Kalplerimizi engellerle doldurmayalım. Biz de onların yerinde olabiliriz. Onların acınacak bir yanı yok. Lütfen engellilerimize acıyarak ve yadırgayarak bakmayalım. Onları rencide etmeyelim, daha çok sevgimizi verelim. Daha çok sevelim ki bizden bir farklarının olmadığını ve değerli olduklarını hissettirelim. Onlarla engelleri aşalım, hayatı yaşayalım."

Behiye Tunç ise öğrencilerin gönüllerine dokunarak kendilerinin de çok mutlu olduklarını söyledi.

Muş Özel Eğitim Uygulama Merkezi Okul Müdürü Murat Çavuş da üniversite öğrencileri ve öğretmenlerinin gerçekleştirdiği etkinlikle toplumda farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını ifade etti.