Kategoriler
Kültür Sanat

6. Uluslararası Uşak Kanatlı Denizatı Kısa Film Festivali başladı

UŞAK (AA) – Uşak Üniversitesi İletişim Topluluğu tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen "Uluslararası Uşak Kanatlı Denizatı Film Festivali"nin açılışı yapıldı.

Uşak Belediye Başkanı Mehmet Çakın, Uşak Üniversitesi Recep Tayyip Erdoğan Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen etkinliğin açılışında, festivalin hayatın içinden birçok önemli noktaya temas ettiğini söyledi.

Böylesi bir etkinliği destekledikleri için mutlu olduklarını dile getiren Çakın, "Üzerimize düşeni yapmaktan memnuniyet duyuyoruz. Böylesi güzel bir etkinlik bizlere kameranın bir kayıt aygıtı değil, görsel bir ileti olduğunu hatırlattı." dedi.

Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş ise festivalin, öğrencilerin büyük gayretiyle gerçekleştirildiğini belirtti.

Sanatseverleri dopdolu bir festivalin beklediğini vurgulayan Savaş, şöyle konuştu:

"Uşak Üniversitesi, geleceğin Türkiye'sini oluşturacak bilgi ve teknolojiye sahip genç nesli oluştururken, şehrin kültürel seviyesini yukarılara taşıyacak etkinlikleri de beraberinde düzenlemektedir. Yerel ve uluslararası etkinliklerin önem kazanması, hem şehrimiz hem de üniversitemiz adına gurur verici."

Uşak Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Sezgin de festivalde gösterilecek filmler ve sinemaya ilişkin eğitimlerin yer aldığı atölye çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Konuşmaların ardından "Uşak Üniversitesi'nde Sanat Şöleni Etkinlik", "Köprünün İki Ucu", "Balık Kraker ve Skin (Deri)" adlı kısa filmler gösterildi.

Son bölümde de İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Geleneksel Türk Müziği Topluluğu konser verdi.

11 ülkeden 3 bin 523 kişinin başvuru yaptığı festival, 13 Aralık'ta sona erecek. Hazırlanan eserler, "Uluslararası Kısa Film", "Ulusal Kısa Film" ve "Ulusal Öğrenci Filmleri" dallarında yarışacak.

Kategoriler
Kültür Sanat

Göçmen çocukların dramını kısa filmde anlattı

HATAY (AA) – SALİM TAŞ – Aileleriyle birlikte çıktıkları umut yolculuğunda bot ve teknelerinin batması sonucu boğularak hayatını kaybeden Suriyeli göçmen çocukların trajedisinden etkilenen Hataylı lise öğrencisi, çektiği filmle yaşanan dramı anlatmaya çalışıyor.

Hatay'ın Defne ilçesinde yaşayan 16 yaşındaki Yalçınkaya, haberlerde izlediği cansız bedenleri sahile vurmuş Suriyeli çocukların görüntüsünden etkilenerek duruma dikkati çekmek ve onların sorunlarını insanlara duyurmak için 2 yıl önce kısa film çekmeye karar verdi.

Daha önce film yapımı konusunda eğitim alan Yalçınkaya, anne-babası ve kuzeninin de desteğini alarak 5 dakikalık kısa film çekti.

– Parçalanmış bebekle simgeleşen bir trajedi

Yalçınkaya'nın "gözyaşı, elem, keder, matem" anlamlarına gelen "Tears" adını verdiği kısa filmi, annesiyle birlikte deniz kıyısında yürüyüş yapan Asya’nın, kendisine kolye yapmak üzere deniz kabuğu toplarken, kıyıya vurmuş bir oyuncak bebeğe ait parçaları bulması ile parçalanmış bir oyuncak bebekle simgeleşen bir trajedinin kaçınılmaz tanığı olmasını konu alıyor.

Filmle özellikle göçmen çocukların sesini duyurmaya hedefleyen Yalçınkaya, bugüne kadar İstanbul'da 10. Alev Kısa Film Yarışması'nda "en iyi film", Hatay'da 6. Antakya Uluslararası Film Festivali'nde "offical selection", İstanbul'da 9. Sinepark Kısa Film Festivali/Atlıkarınca Kategorisi "en iyi film", İstanbul'da 3. Seyfi Teoman Kısa Film Yarışması "jüri özel ödülü", İstanbul'da 16. Altın Boğa Uluslararası Kısa Film Festivali "en iyi 3. film", İstanbul'da Başka Sinema/Sinepark "kısa film özel seçkisi", Kıbrıs'ta Sinevizyon International Film Festivali "Official Selection", Rusya'da 4.McGuffin youth International Film Festivali "official selection" ve Marmaris'te düzenlenen 5. Marmaris Uluslararası Kısa Film Festivali'nde liselerarası "en iyi film" ödüllerini aldı.

– "Amacım bu dramı bütün dünyaya göstermekti"

Zeynep Yalçınkaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aileleriyle birlikte çıktıkları umut yolculuğunda hayatını kaybeden çocukların görüntülerinin gözünün önünden bir an olsun gitmediğini söyledi.

Yalçınkaya, yaklaşık 2 yıl önce senaryosunu yazarak, yönettiği ve çektiği 5 dakikalık filmle göçmen çocukların yaşadıkları zorlukları ve acıları beyaz perdeye yansıttığını dile getirdi.

Katıldığı film festivallerinde bu dramı gözler önüne serdiğini ifade eden Yalçınkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yaşamın kaynağı olan denizle ilgili bir film yapmaya karar verdiğimde gözümün önüne direkt mülteci çocukların sahilde yatan ölü bedenleri geldi ve bu filmi yapmaya karar verdim. Filmde özellikle diyalog kullanmadım çünkü nasıl bir yabancı şarkının sözlerini anlamadan o şarkıyı hissedebiliyorsak, bence başka ülkelerdeki insanların da dillerini anlamadan onların trajedilerini, dramlarını hissediyor olmalıyız. Metaforlar ve simgesel anlatımla mültecilerin dramını anlatmak istedim. Amacım aslında bu dramı bütün dünyaya göstermekti. Bu yüzden uluslararası ve ulusal festivallere katıldım. İnsanların ne kadar haberi olursa o kadar tepki gösterebilirler diye düşündüm. Dilini bilmediğimiz insanların dramını, dilini bilmediğimiz insanlara anlatabilme fırsatı ancak sinemayla elimize geçiyordu. Ben de bunu yapmak istiyordum. "

Yalçınkaya, filmi izleyen insanlardan olumlu geri dönüşler aldığını ve bu konuda farkındalık oluşturabildiğinden dolayı mutluluk duyduğunu sözlerine ekledi.

Kategoriler
Kültür Sanat

Bodrum'da çekilen “Oğul” isimli kısa filmin galası yapıldı

MUĞLA (AA) – Muğla'nın Bodrum ilçesinde çekilen ve başrolde Zerrin Sümer'in oynadığı "Oğul" isimli kısa filmin galası yapıldı.

Bodrum Kısa Film Atölyesi'nce (BKFA) çekilen 19 dakikalık kısa filmin Cinamarine Sineması'ndaki galasına sinemaseverler ilgi gösterdi.

Yalı, Çiftlik ve Kızılağaç mahallerinde çekilen filmde, köyde yaşamını sürdüren "Hatice Ana" başrolünü üstlenen Zerrin Sümer'e, BKFA oyuncuları ve ilçede tiyatro eğitimi almaya devam edenler eşlik etti.

Filmde, iş kazasında kaybettiği oğlunu ve yaşanan olayı hatırlamayan bir anneye, köy halkının yardım etmesi, her gün başka birinin onun oğlu gibi eve gelip gitmesi anlatılıyor.

BKFA adına plaket verilen Zerrin Sümer, filmin senaryosunun kendisini duygulandırdığını, filmi izlediğinde de duygulandığını dile getirdi.

Filmin gösteriminin ardından fotoğraf sanatçısı ve filmin yönetmeni Serkan Turaç, izleyenlerin sorularını yanıtladı.

Filmin yurt içi ve yurt dışında festivallerde gösterimi için hazırlık yaptıklarını söyleyen Turaç, BKFA olarak Bodrum'da 4'üncü kısa filmi çektiklerini anlattı.

Filmdeki amaçlarının iş kazalarına dikkati çekmek olduğunu ifade eden Turaç, şunları söyledi:

"Yaşanmış bir olay üzerinden gidip film hayat buldu. Anne aslında çocuğunu yitirmiş. Yaşı itibariyle olayları tamamen unutmuş, oğlunu unutmuş, çocuğunu hatırlamıyor. Köy halkı da imece usulü yardımcı oluyor. Her gün biri evine gidip oğlu Hasan'ın yerine geçiyor. Film hem köyde yardımlaşmayı anlatıyor hem de insanların belki diplerde barındırdığı insani değerleri ortaya çıkarmasını sağlayan bir film oldu."

Kategoriler
Alaturka Gazetesi

2. Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali'nin yarışma jüri başkanı belli oldu

İSTANBUL (AA) – 2. Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali'nin yarışma jüri başkanı yönetmen Reis Çelik olacak.

Bu yıl ikincisi düzenlenen festivalin yarışma jüri başkanlığını "Lal Gece", "Hoşçakal Yarın", "Mülteci", "Işıklar Sönmesin" ve "İnat Hikayeleri" gibi filmlerle tanınan yönetmen Reis Çelik yapacak.

Ayrıca festivalin ilk "Dostluk Onur Ödülü" sahibi Reis Çelik ile Salt Galata'da 14 Aralık'ta festival söyleşisi gerçekleştirilecek.

Fethi Gemuhluoğlu'nun "dostluk" felsefesinden yola çıkılarak başlayan festival, bu sene 13-14-15 Aralık'ta sinemaseverlerle buluşacak.

Direktörlüğünü Faysal Soysal'ın, Genel Sanat Yönetmenliğini Mehmet Lütfi Şen'in yaptığı festival, bu yıl Fono Film iş birliğiyle post-prodüksiyon atölyesine de ev sahipliği yapacak.

Fono Film stüdyolarında 30-31 Ekim'de tarihlerinde gerçekleştirilecek atölye gençlere, profesyonel bir stüdyoda post prodüksiyonun inceliklerini keşfetme fırsatı tanıyacak. Atölye için başvurular 20 Ekim'e kadar devam edecek.

İlk senesinde Hindistan, Filipinler, İran Amerika, Brezilya ve Suriye'nin de arasında bulunduğu 82 ülkeden 800'e yakın başvuru alan 2. Uluslararası Dostluk Kısa Film Festivali, bu yıl da "Yarışma" ve "Kırk Yıllık Hatır" seçkileri için 15 Ekim'e kadar film başvurularını kabul edecek.

Kategoriler
Alaturka

Hastalarıyla çektiği filmle sağlıkta şiddete “hayır” diyor

İZMİR (AA) – TEZCAN EKİZLER – Meslek hayatında 2 kez saldırıya uğrayan İzmirli doktor Funda Müftüoğlu, “sağlıkta şiddet ” konusuna dikkati çekmek amacıyla senaryosunu yazdığı kısa filmlerde hastalarıyla kameranın karşısına geçiyor.

Buca ilçesindeki 4 Nolu Aile Sağlığı Merkezinde görev yapan 2 çocuk annesi Müftüoğlu, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra mesleğini İzmir'de sürdürdü.

Tiyatroya ilgili olan 18 yıllık doktor Müftüoğlu, günlük hayatta yaşadığı olayları mizahi bir dille senaryolaştırmaya başladı.

Görevi sırasında 2 kez hastalarının saldırısına uğrayan Müftüoğlu, 4 yıl önce şiddeti konu olan kısa filmler çekmeye karar verdi.

Senaryolarını kendi yazdığı kısa filmleri, mesai saatleri dışında 8 metrekarelik muayene odasında çeken Müftüoğlu'na, hastaları ve zaman zaman diğer sağlık personeli de eşlik ediyor.

Şimdiye kadar 7 film çeken Müftüoğlu, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarını konu alan bu çalışmalarını aile sağlığı merkezindeki ekranlardan ve sosyal medyada yayımlıyor.

Funda Müftüoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sağlık çalışanlarının da bu toplumun bir parçası olduğunu söyledi.

Sağlıkta şiddet konusunun hep gündemde olduğuna işaret eden Müftüoğlu, “18 yıllık meslek hayatımda hastalarıma şifa dağıtmaya çalıştım. Bu dönemde ben dahil birçok meslektaşım saldırıya uğradı. Özellikle hastalardan kaynaklanan şiddet olayları hepimizi yaralıyor. Bu konuya dikkat çekmek amacıyla eğitici kısa filmler çekmeye başladım. İşin en güzel tarafı da filmlerde hastalarımın oynaması. ” diye konuştu.

Müftüoğlu, filmlerini ilk başta cep telefonuyla çektiğini ancak şimdi profesyonel kamera kullandığını dile getirdi.

  • “Filmler gerçek zannediliyor “

Hazırladığı filmlerin hasta ile sağlık çalışanları arasında kalıcı bir dostluğa vesile olduğuna inandığını vurgulayan Müftüoğlu, şöyle konuştu:

“Filmlerimde şiddetin bize yaşattıklarını paylaşıyorum. Böylelikle hastalarımızın kendilerini bizim yerimize koymalarını sağlıyorum. Yani empati yapmalarını istiyorum. Çoğu hastam gönüllü filmlerde oynamak istiyor. Bu şekilde verilen mesajın daha kalıcı olduğuna inanıyorum. Çektiğimiz filmleri izleyen hastalar onların gerçek olduğunu zannediyor. Gözyaşları içinde yanıma gelerek üzüntülerini dile getirenler oldu. Şiddetin filmini çeken doktor olarak anılmak benim için gurur verici. ”

Gelecek dönemde uzun metrajlı bir film çekmek istediğini belirten Müftüoğlu, bu konuda senaryo çalışmalarına başladığını sözlerine ekledi.

Kamil Çelik de Müftüoğlu'nun daveti üzerine filmlerde oynamaya başladığını dile getirdi.

Sinemaya çok meraklı olduğunu aktaran Çelik, “60 yaşından sonra filmlerde oynamış oldum. Televizyonda sağlıkta şiddet haberlerini izleyince kahroluyorum. Sağlık çalışanları her şeyimiz, çünkü bizim sağlığımız onların elinde. ” şeklinde konuştu.

Turgay Girgin ise Müftüoğlu'nun çalışmalarını izleyince çok etkilendiğini ondan sonra filmlerde oynamaya başladığını anlattı.

Müftüoğlu'nun da şiddete uğradığını öğrendiğinde çok şaşırdığını dile getiren Girgin, “Aslında böyle olayları televizyonlardan ve hastanelere gittiğimizde görüyoruz. Doktor hanım konuyu anlatınca ilgimi çekti. Çektiğimiz filmlerden güzel geri dönüşler aldık. Sağlıkta şiddet konusunu ele alan filmler çekmeye devam etmek istiyorum. ” ifadelerini kullandı.

Kategoriler
Alaturka

Yeni Zelanda saldırısının ardından dünyaya “hukuk” çağrısı

İSTANBUL (AA) – Yeni Zelanda'da 15 Mart'ta cuma namazı sırasında iki camiye yönelik gerçekleştirilen 50 kişinin hayatını kaybettiği, 50 kişinin yaralandığı terör saldırısının ardından çekilen “İnsanlık İçin Hukuk ” adlı kısa filmde, bir daha böyle trajik olayların yaşanmaması için “hukukun üstünlüğü “ne vurgu yapıldı.

Yönetmen Koray Demir, 15 Mart'ta, Yeni Zelanda'nın Christchurch kentindeki Nur ve Linwood camilerindeki terör saldırılarına tepkisini çektiği kısa filmle gösterdi.

Doludizgin Creative Films tarafından çekilen, yapımcılığını Aynel Hayat ve Yasemin Demir'in gerçekleştirdiği, tasarımını Koray Demir ile Eray Demir'in yaptığı “İnsanlık İçin Hukuk ” başlıklı 1 dakika 27 saniye süren kısa film müziklerini Rahman Altın, 3D animasyonunu Doğancan Kobaş hazırladı.

Yaşanan trajediye tepki gösterirken hukukun üstünlüğüne vurgu yapılan film, sosyal medyada 3 dilde yayımlandı.

Saldırıda kullanılan silah baz alınarak “kalemin kılıçtan keskin ” olduğu mesajının verildiği kısa filmin sonunda “İnsanlık için hukuk kazanacak, kazanmalı. Öldürülen masumların aziz hatırasına ve Yeni Zelanda'nın muhteşem insanlarına, Türkiye'deki dostlarınızdan. İnsanlık için hukuku koruyun. ” mesajı paylaşıldı.

  • “Hislerimi bir film tasarlayarak ifade etmeye çalıştım “

Projeye ilişkin AA muhabirine açıklama yapan Demir, Yeni Zelanda'daki terör eylemi gerçekleştirildiğinde herkesin öfke ve üzüntü yaşadığını belirterek, “Biz üzüntü ve öfke dışında bir şeyler yapmak istedik ve olay gecesi ekibimizi toplayarak bu vahşi teröre karşı bir şeyler söyleme kararı aldık. ” dedi.

Demir, projedeki “Kalem kılıçtan keskindir ” metaforunun bütün dünyada bilindiğine ve her toplumda karşılığı bulunduğuna işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu:

“Bir nefret suçu ikonuna dönüşen teröristin silahının, birlikte yaşamanın tek formülü olan hukuku hedef aldığını ve hukuka olan inancı sarsarak insanları hukuk dışı yöntemlere yöneltip kaosu tetiklemeye çalıştığının altını çizmek istedik. Bu tür trajedilerle yeniden karşılaşmamak için en az devletler kadar bireylere de düşen ödevler var. Ressam resmiyle müzisyen müziğiyle yazar kitabıyla konuşmalı, söz söylemeli. Ben kendi adıma hislerimi bir film tasarlayarak ifade etmeye çalıştım. Çok daha fazlasını da yapmak gerekir. Bize yöneltilen sorulara ve sorunlara özgün yanıtlarımız olmalı. Bizler olaylar karşısında sürüklenen nesneler değil, dünyanın asli özneleriyiz. ”

Yönetmen Koray Demir, filmde, herkesin hukuka ihtiyacı olduğunu ve korunmazsa birlikte yaşamanın imkansız olacağı gerçeğine vurgu yapmaya çalıştıklarına dikkati çekerek, “Çünkü tarih boyunca hukukun olmadığı ya da uygulanmadığı her yerde zulüm oluşmuş ve zalimler inisiyatifi ele almıştır. Dolayısıyla filmde Medine Vesikası, Magna Carta, Bağımsızlık Bildirgesi ve İnsan Hakları Beyannamesi gibi birlikte yaşama hukukunun temellerini simgeleyen belgelerin isimlerine yer verdik. ” diye konuştu.

Dünyanın her yerinde, herkese eşit ve adil uygulanabilecek bir hukuk sistemin olması gerektiğini belirten Demir, “Bu doğrultuda da bu fikri desteklemek için kendi payımıza düşeni yapmaya çalıştık. Çünkü inisiyatif almak, her Müslüman'ın hakkı ve ödevidir. Hukukun üstünlüğüne inanan herkese bir çağrımız var; sosyal medya hesaplarından bu filmi paylaşarak hukukun üstün ve olmak zorunda olduğu bilincini desteklesinler. “

Kategoriler
Alaturka

Human Movie Team Belgesel ve Kısa Film Gecesi

İSTANBUL (AA) – Özellikle çatışma bölgelerinde yaşayan insanların uğradığı zulümleri konu alan kısa videolarıyla tanınan Human Movie Team, Belgesel ve Kısa Film Gecesi düzenledi.

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi'nde gerçekleşen etkinlikte, ekip üyelerinin çektiği kısa film, belgesel ve kısa videoların gösterimi yapıldı.

İlk defa halka açık bir gösterim yapan Human Movie Team'in etkinliğinde yaklaşık 15 yapım meraklılarıyla buluştu.

Human Movie Team Kurucusu, belgesel yönetmeni Tülay Gökçimen, gösterimler öncesi yaptığı konuşmada, Suriye'de savaş başladığından beri bu ülkeyle alakalı paylaşımlar yapmaya, belgeseller çekmeye, ekiple videolar üretmeye çalıştıklarını söyledi.

Gökçimen, “Kamuoyundaki yanlış mülteci algısından, yaşanan savaşlardan, üzüntülerden şikayet eden, bunların olmasını istemeyen ve 'Biz ne yapabiliriz?' diye dertlenen gençlerin bir araya gelip kurduğu bir multimedya hareketi ” olarak tanımladığı topluluğun, bu gösterimi yapmaktaki amacını “Biz insanı konu alıyoruz. Dünya üzerindeki insan haklarını, haksızlıkları, savaş, işgal, yokluk ve afet mağduru insanların seslerini dünyaya duyurmaya çalışıyoruz. Bizi burada buluşturan buradaki arkadaşların emeklerini sizlere izletebilmek. ” sözleriyle anlattı.

Suriye'deki savaşın yıl dönümünün 15 Mart olduğunu hatırlatan Gökçimen, şöyle devam etti:

“Suriye katliamının diyelim, 8'inci yılına girdik. Bir milyondan fazla insan hayatını kaybetti. Yüz binlerce insan yaralı. Milyonlarca insan evini toprağını bırakıp dünyanın farklı coğrafyalarına gitti. Gerçekten büyük bir zulüm. Suriye kelimesi artık kimseyi etkilemiyor. Bir televizyoncu arkadaşımın dediği gibi, Suriye artık reyting yapmıyor. Gördüğünüz, izlediğiniz Halep topraklarına ben defalarca gittim. Orada bir çocuğu öptüm, bana 'Abla beni niye öptün?' dedi. 'Çünkü seni seviyorum.' dedim. Biraz düşündükten sonra 'Abla beni iki yıldır kimse sevmemişti.' dedi. Suriye'den anlatacak çok anı var bunun gibi. Biz lütfen Suriye'de ölen insanlara rakam gözüyle bakmayalım. ”

Ekip üyelerinden gösterimi yapılan “3 Duvar ” belgeselinin yönetmeni Esra Hacıoğlu da Human Movie Team'de gönüllü olarak videolar çektiklerini belirterek, “Uluslararası İnsan Hakları Derneğinin bir projesiyle Suriye'ye gitmiştik. Orada çalışanlardan sürekli farklı hikayeler duyuyorduk. Bu belgeseli de öyle çektik. Biz de ilk defa sizlerle birlikte izliyoruz. Benim için de bir ilk. 2015 yılından beri Türkiye'de yaşayan Suriyeli mültecilerin hikayelerini çekiyorduk. İnsanlar bu hikayelere çok fazla aşina oldu. ” diye konuştu.

Katılımın yoğun olduğu etkinlikte ayrıca “Ama Sabah Olmuştu ” ve “Bağ ” isimli kısa filmlerin yanı sıra ekibin sosyal medyadan paylaştığı kısa videolardan oluşan bir seçki sunuldu.

Human Movie Team, 2015'den beri hem insan hikayelerini anlattığı hem de insan haklarını konu alan kısa film ve videolarla sosyal medya üzerinden farkındalık oluşturmaya çalışıyor.

Kategoriler
Ekonomi

Maltepe Üniversitesi'nden 14 Mart Tıp Bayramı özel kısa film

İSTANBUL (AA) – Maltepe Üniversitesi, 14 Mart Tıp Bayramı özel kısa film hazırladı.

Maltepe Üniversitesi'nden yapılan açıklamada, filmde, İstanbul'un İngilizler tarafından işgal altında olduğu Mart 1919'da, Tıbbiyeli Hikmet ve arkadaşlarının, işgali protesto etmek amacıyla dönemin Tıp Fakültesi olan Tıbbiye-i Şahane binasında dev bir Türk bayrağını dalgalandırması anlatılıyor.

Eyleme katılan tüm öğrencilerin tutuklandığı aktarılan filmde, öğrencilerin “Biz her yıl 14 Mart'ı kutlarız ” diye savunma yaptıkları ve Tıbbiye'nin kuruluşunun ilk kez böyle kutlandığı vurgulandı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeliha Özer, 14 Mart’ın dünyanın hiçbir yerinde Tıp Bayramı olarak kutlanmadığını, sadece Türkiye’de özel bir gün olarak anıldığını belirterek, hikayenin Milli Mücadele günlerine dayandığını aktardı.

14 Mart’ın bayram olmasına neden olan olayın hikayesine ilişkin Özer, “Osmanlılar Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik ayrıldığı ve İngiliz Donanması, topları şehre çevrili halde Haydarpaşa Limanı'nda demirlediği günlerde, işgalciler limana yakın olduğu için dönemin Tıp Fakültesi olan Tıbbiye-i Şahane binasına el koymuştu. Tarihi belgelere göre, Tıbbiye öğrencileri bir bölüme sıkıştırıldı ve öğrenci yatakhaneleri de bodrum katına taşındı. Ancak, Tıbbiye öğrencileri sessiz kalmamaya karar verdi ve öğrencilerden Hikmet Bey etrafında örgütlendi. İşgali protesto edeceklerdi. ” ifadelerini kullandı.

Özer, 14 Mart sabahı Hikmet Bey ve arkadaşlarının dev bir Türk bayrağı hazırladığını, İngiliz nöbetçileri atlatarak okulun iki kulesinin arasındaki çatıya çıktığını ve ardından dev Türk bayrağını dalgalandırdığını belirtti.

Üniversitenin yaptığı arşiv çalışmalarında ve tanıklarla görüşmelerinde, İngilizlerin eyleme katılan tüm öğrencileri tutukladığının da saptandığını bildiren Özer, şunları kaydetti:

“Ancak anlatılanlara göre, Hikmet Bey ve arkadaşları, bahanelerini hazırlamıştı; 14 Mart 1827 tarihi, Osmanlı’da ilk modern tıp öğreniminin başladığı tarih olarak kabul ediliyordu. Öğrenciler 'Biz her yıl 14 Mart'ı kutlarız' diye savunma yaptı. İngilizler, bu eylemi sineye çekmek zorunda kaldı. Tıbbiye'nin kuruluşu; ilk kez böyle kutlandı. 14 Mart, 1919 yılından itibaren 'Milli Mücadele'nin sembol tarihlerinden biri oldu ve Türk Tıp Bayramı olarak kabul edildi. “

Kategoriler
Alaturka

Dünya Kadınlar Günü kadın yönetmenlerin filmleriyle kutlanacak

İSTANBUL (AA) – Pera Müzesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü, kadın yönetmenlerin kısa filmlerinden derlenen “Değişen Perspektifler ” programıyla kutlayacak.

Üç başlıkta 18 kadın yönetmenin eserlerini izleyiciyle buluşturacak etkinlik, 8 – 30 Mart arasında ücretsiz gerçekleştirilecek.

“Yedi Kadın, Yedi Günah ” bölümünde Chantal Akerman, Ulrike Ottinger, Helke Sander, Bette Gordon, Maxi Cohen, Valie Export, Laurence Gavron'un kurgusal yapımdan deneysel videoya, müzikalden belgesele farklı türden yapımları izlenebilecek.

Kadınların çevreleriyle ve toplumsal gerçeklikle ilişkilerini irdeleyen yapımların yer aldığı “Dünyadan Kısalar ” başlığında Renee M. Petropoulos, Karen Pearlman, Nienke Deutz, Jacqueline Lentzou ve Amber Sealey'in filmleri sunulacak.

“Türkiye’den Kısalar ” bölümünde ise Pınar Yorgancıoğlu, Ayris Alptekin, Emine Yıldırım, Berrak Çolak ve Gökçe Erdem'in birbirinden farklı yapımları yer alacak.

  • Müze, Dünya Kadınlar Günü'nde ücretsiz

Pera Müzesi 8 Mart'ta Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla kapılarını ücretsiz olarak ziyarete açacak. “Parajanov, Sarkis ile ” ve “Zaman Değişmeli ” sergilerinin yanı sıra Suna İnan Kıraç Vakfı koleksiyon sergilerinden “Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar “, “Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri ” ile “Kahve Molası: Kütahya Çini ve Seramiklerinde Kahvenin Serüveni ” adlı sergiler de gezebilecek.

Kategoriler
Alaturka

“5. Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Yarışması”nın finalistleri açıklandı

İSTANBUL (AA) – Siyer Vakfı tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen “Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Yarışması “nda finale çıkan eserler belirlendi.

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi'nde gerçekleştirilen basın toplantısında, animasyon, kısa film ve kısa senaryo dallarında 307 eserin başvuru yaptığı yarışmanın finalistleri ve gala haftası etkinlikleri paylaşıldı.

Toplantıda konuşan proje koordinatörü Cemil Nazlı, 153 senaryo, 144 kısa film ve 9 animasyon arasından seçilen 20 eserin finale çıktığı yarışmanın festival olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini kaydetti.

Danışma Kurulu üyesi İhsan Kabil, yarışmanın her yıl bir tema çerçevesinde düzenlendiğini, bu yıl da eserlerin “Kardeşlik ” temasında değerlendirildiğini anımsattı.

Yarışmanın ikinci yılından itibaren uluslararası platforma taşınmasıyla hem jüri üyelerinin hem de katılan çalışmaların çeşitlendirilmiş olduğunu ifade eden Kabil, şunları söyledi:

“Mümkün olduğunca Peygamber Efendimizin hayatından izler taşıyan mesajları yeryüzüne yaymak ve bunu kitlesel bir haber dalı olan sinemayla yerine getirmek önemli bir çaba. ”

Bir haftaya yayılan programa ilişkin herkesin fikir ve yorumlarını beklediklerini ifade eden Kabil, “Finale kalsın kalmasın bütün çalışmaları çok kıymetli buluyor, hepsini tebrik ediyorum. ” dedi.

  • “Kudretini perdede hissettirecek yetenekler yetişiyor “

Danışma Kurulu Üyesi Nazif Tunç ise bir şeyi iyi yapmanın ancak çok yapmakla mümkün olduğu belirterek, “Beşincisi düzenlenen Alemlere Rahmet Uluslararası Kısa Film Yarışması, çok şükür bizim nerelere geleceğimizin habercisi oluyor. Buraya her yıl artan bir ilgiyle ve heyecanla, özgünlük ve özgürlükle birçok yapım katılıyor. Bu sayede üslup, dil, tarz, kuvvet ve kudretini perdede hissettirecek yetenekler yetişiyor. ” diye konuştu.

Sinemada Batılı tasvirlerin olumsuz etkisinden kurtulup esasa dönmek gerektiğinin altını çizen Tunç, “O kuruntulu duygulardan kurtulup tekrar esas olana döndürecek bir yarışma olması dolayısıyla bu azmi kutluyorum. ” ifadelerini kullandı.

Jüri Üyesi Murat Çeri de “21. yüzyılın tebliğ aracı sinema, film ve görüntü. Bunu geç de olsa neresinden yakalarsak, alacağımız mesafe de o kadar çok olur. Bu yarışma ve bunun gibi yarışmalar tohumdur. Kendi adıma bunun bir parçası olmaktan mutluluk duyuyorum. ” dedi.

Jüri Üyesi Tuba Deniz ise gişe gibi kaygıları olmadığı için kısa filmin sinemadaki en heyecanlı alanlarından biri olduğunu belirterek, “Böyle bir başlık altında insanların film üretmeye yönlendirilmesi çok kıymetli. ” değerlendirmesinde bulundu.

Çok sayıda başarılı çalışmanın yarışmaya gönderildiğini hatırlatan Deniz, “Tema çerçevesinde filmleri değerlendirip seçmeye çalıştık. İyi olan ama listenin dışında kalan filmler de oldu maalesef, çünkü kardeşlik başlığı altında değerlendirdik. ” şeklinde konuştu.

  • “Sinema tebliğde çok kuvvetli bir araç “

Jüri Üyesi Nuray Kayacan, senelerdir önemseyerek söyledikleri konularda çalışmalar yer aldığı için keyifli bir süreç yaşadıklarını belirterek, şöyle konuştu:

“Sinema hakikaten tebliğde çok kuvvetli bir araç. Kendi sinemamızı üretmemiz konusunda hiçbir sıkıntımız yok, gayet birikimli insanlarımız, değer yargılarımız var. Kültürümüze aşığız, bağlıyız, geçmişi inkar etmiyoruz, geleceğe de ümitle bakıyoruz. Hem bu ümidi koruyabilmek hem de bağlarından kopmamış olmak sinemacı olma adına çok büyük bir artı. ”

Jüri üyesi Seyid Çolak ise yarışmanın her sene kendisini katlayarak yoluna devam ettiğini vurgulayarak, “Gelecek sene inşallah festival olur, böylece finale kalan filmleri seyretme imkanımız olur. Çok arzuluyorum böyle bir şeyi. ” dedi.

Jüri üyesi Ayşe Karaköse, çağın söz söyleme sanatının sinema olduğu değerlendirmesinde bulunarak, “Yeni nesilde okuma oranları giderek azalıyor, çünkü hepsinin elinde bir ekran, telefon, tablet, televizyon ve sinema var. Bir ekrandan bir şey söylemiyorsak artık insalar ulaşma şansımız çok düştü. ” diye konuştu.

Sinema dili ve filmlerle insanlara bir şeyler anlatabilmenin önemine değinen Karaköse, “Peygamber Efendimizin öğretisini, İslam'ın mesajını insanlara biz artık bu ekranlar yoluyla anlatabiliriz. Bunun da yolu sinemadan, filmlerden geçiyor. ” görüşünü dile getirdi.

  • Finale çıkan 20 eser 100 bin Türk lirası için yarışacak

Sinema ve sanatseverlerin katıldığı toplantıda “Kardeşlik ” teması ile Animasyon, Kısa Film ve Kısa Senaryo dallarında yarışmaya başvuran 307 yapım arasından finale kalmaya hak kazanan ve 100 bin Türk lirası ödül için yarışacak 20 eser açıklandı.

Yarışmanın “Kısa Film ” kategorisinde Deniz Telek'in “Gümüş “, Abdullah Şahin'in “Krampon “, Ayşenur Topal'ın “Qahwa “, Ahmet Mücahid Aydoğan'ın “Yaşamak “, Şeref Akçay'ın “Kar Tanesi ” finale kaldı.

Aynı kategoride yurt dışından finale kalan kısa filmler arasında İran'dan Omid Shams “Birthday Night “, Povria Pishvaei “The Passer “, Fatemeh Mohammedi “Oblivion “, Özbekistan'da Ulugbeq Azamov “Ceviz ” ve Afganistan'dan Khadim Hussain Byhmam “Crow-Pigeon ” kısa filmleriyle yer aldı.

“Kısa Senaryo ” kategorisinde seçilen 7 eser de Hünkar Cengiz'in “Sirayet “, Aysel Arıkan Tan'ın “Aşure “, Nurettin Ensar Birgün'ün “Baston “, İbrahim Halil Şahin'in “Yüzleşme “, Yasir Muhammed Gençalp'in “İkram ” senaryoları ile İran'dan Samiak Ahmedi'nin “Hands ” ve Nima Rahimpour'un “Baby Sister ” çalışmaları oldu.

“Animasyon ” kategorisinde ise “Ses ” çalışmasıyla Zeynep İncetekin, “Who Won? ” ile Selime Coşkun ve “İki Dost ” eseriyle İran'dan Ali Raeis ” finale çıktı.

  • Onur konuğu: Yücel Çakmaklı

Bu yıl onur konuğunun merhum Yücel Çakmaklı'nın olacağı yarışmada, ilk üç filmin gösteriminin yapılacağı ve toplamda 100 bin Türk lirası ödülün dağıtılacağı açıklandı.

Gala haftası olan 11-15 Şubat tarihleri arasında TYB İstanbul Şubesi ve İstanbul Şehir Üniversitesi paydaşlığında 13 ayrı oturumda 34 ayrı sinemacı ile “Sinema Söyleşileri ” gerçekleştirecek.

“Sinemanın Dünü, Bugünü ve Yarını “, “Sinema ve Etki Alanları “, “Sinema ve Mana Arayışı “, “Sinemanın Doğusu ve Batısı “, “Sinema Eğitimi Ama Nasıl? “, “Sinema ve Hayat “, “Sinema ve Senaryo “, “Sinema ve Edebiyat “, Sinema İletişim ve Medya ” başlıklı söyleşilerde Ghassan Massoud, Sheems Friedlander, Ahmed Mahfouz, Mahmut Fazıl Coşkun, Peyami Çelikcan, Nazif Tunç, İhsan Kabil, Ahmet Mercan, Ali Ural, Sadık Yalsızuçanlar gibi isimler katılacak

Gala ve Ödül Töreni ise 16 Şubat 2019'da İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda gerçekleştirilecek.