İranlı kadınlar el dokuma halısını yaşatma mücadelesi veriyor

KİRMAN (AA) – MUHAMMET KURŞUN – İran'ın halısıyla meşhur Kirman eyaletindeki kadınlar el emeği göz nuru sanatlarını ayakta tutmak ve geçimlerini sağlayabilmek için makine halısına karşı direniyor.

İran'da yaklaşık 2 milyon 500 bin kişinin çalıştığı ve ABD yaptırımlarından en çok etkilenen üretim kalemlerinden biri olan el dokuma halısı, son günlerde artan makineleşmeye ve fabrikasyon halısına karşı ayakta durma mücadelesi veriyor.

İran halısının en meşhur olduğu eyaletlerden biri olan Kirmanlı kadınlar, son zamanlarda artan halı fabrikalarına karşı mesleklerini devam ettirebilmek için gece gündüz demeden yoğun mesai harcıyor.

Kirman eyaletine bağlı kale genc ilçesindeki kadınlar, geleneksel dokuma tezgahlarının başında İran'ın el halısını makine halısına kaptırmamak için kadim sanatlarını icra ediyor.

  • ABD yaptırımlarından Halı sektörü de zarar gördü

ABD'nin 7 Ağustos'taki yaptırımı dolar, altın ve değerli madenlere erişimini yasaklarken, bu ülkenin çelik, kömür, alüminyum ticareti ile otomotiv ve sivil havacılık sektörlerini de hedef almıştı. 5 Kasım'daki ikinci aşama yaptırımlarda ise petrol, petrokimya ve enerji kalemlerinin tamamı hedef alınırken halı da yaptırım listesine dahil edildi.

İran El Dokuma Halı Kooperatifi Birliği Başkanı Abdullahi Behrami, geçen ay yaptığı açıklamada ekonomik yaptırımlar nedeniyle ABD'ye halı ihracatının durduğunu belirterek, "Halı ihracatının yüzde 35'ini ABD'ye gerçekleştiriyorduk. Yaptırımlar nedeniyle 6 Kasım tarihinden sonra bu ülkeye ihracat yapamadık." demişti. ABD pazarını kaybettiklerini belirten Behrami, Rusya, Çin ve Güney Afrika'da yapacakları çalışmalarla söz konusu kaybın önüne geçmeyi hedeflediklerini kaydetmişti.

İran'da daha çok Tebriz ve İsfahan kentleri ile özdeşleşen ve Kum, Kirman, Kaşan ile Nain gibi şehirlerde de üretilen el dokuma halısı, ABD'nin ikinci yaptırım paketinde ambargo uygulanan ülkenin en önemli ihracat kalemlerinden biri olarak yeniden gündeme geldi.

İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanlığının verilerine göre yaklaşık 2 milyon 500 bin kişinin çalıştığı bu sektörde, yılda 400 ton el halısı dokunuyor ve bunun yüzde 80'i dünyanın değişik bölgelerine ihraç ediliyor. ABD'ye ihracatının yaklaşık 120 milyon dolar olduğu belirtiliyor. İran Milli Halısı Merkezi Başkanı Firişte Destpak da ülkenin bu ihracattan yıllık yaklaşık 400 milyon dolar gelir elde ettiğini ifade etmişti.

Düğünlerde güzel oynamak için “canlandırmalı eğitim” alıyorlar

DİYARBAKIR (AA) – BESTAMİ BODRUK – Diyarbakırlı kadınlar, düğün ve kına törenlerine hazırlanmak için uygulamalı eğitim alıyor.

Kadınların sosyal hayatta daha aktif olmasını hedefleyen Bağlar Kaymakamlığı Aile Destek Merkezince bu doğrultuda 20'yi aşkın alanda açılan kursta eğitim veriliyor.

Bu kurslardan biri de kadınlardan gelen talep üzerine açıldı. Düğününde oynayamaması içinde ukde kalan, akrabalarının düğününde dans etmeyi bilmediği için piste çıkamayan kadınların isteği üzerine Mevlana Halit Ortaokulu Spor Salonu'nda düzenlenen kursta canlandırmalı eğitim veriliyor.

Yöresel kıyafetlerle düğün ve kına törenlerine uygulamalı eğitimle hazırlanan 15-50 yaş arası 50 kursiyer, kına ve düğün geleneklerinin yanı sıra yöreye özgü "keşe-o", "delile, "kadın halayı", "harrani", "çift ayak", "çaçan", "papure" ve "çepik" gibi halayları da öğreniyor.

Eğitimle öz güven kazanan kadınlar, akrabalarının düğününde oynamak hatta halay başı olmak için sıkı çalışıyor.

  • "Oynamayı bilenleri kıskanıyordum, şimdi ben de öğreniyorum"

Kursiyerlerden 3 çocuk annesi Gurbet Akyüz (36), AA muhabirine, yeğeninin düğününe hazırlandığını söyledi.

"Düğünümde oynamayı bilmiyordum, oturdum. Bir ay sonra yeğenimin düğünü var, orada oynamak istiyorum. Çok sıkı çalışıyoruz" diyen Akyüz, ileride çocuklarının düğününde de oynamak istediğini belirtti.

Akyüz, "Eskiden oynamayı bilenleri kıskanıyordum, şimdi ben de öğreniyorum ve çok mutluyum." dedi.

  • "Düğünlerimizde daha güzel oynayabilmek için yazıldım"

Yeşim Sarı (19), merkeze kuaförlük kursu için başvuru yaptığını, daha sonra duyduğu bu eğitimin ilgisini çektiğini belirtti.

"Düğünlerde daha güzel oynamak için kursa yazıldığını ifade eden Sarı, ileride kardeşlerinin düğün ve kına töreni olduğunda neler yapılacağını öğrenmek, bu törenleri usulüne uygun yerine getirmek için eğitim aldığını, iki haftada güzel yol katettiklerini aktardı.

  • "Bundan sonra halay başı benim"

Kader Türkyılmaz, çocukluğundan bu yana halk oyunlarına ilgi duyduğunu, Kaymakamlığın böyle bir eğitim hizmeti sunduğunu duyunca kursa kayıt yaptırdığını aktararak, "Önceden ilgiyle izliyordum ama oynayamıyordum. Buraya geldikten sonra bayağı öğrendim. Bundan sonra düğünlerde halay başı benim." ifadelerini kullandı.

Rabia Tantekin (21) de daha önce oynamayı bilmediği için düğünlerde oturduğunu, aldıkları eğitimde iyi yol katettiğini belirtti.

  • "Çalışmalarımızı simülasyonla yapıyoruz"

Halk oyunları eğitmeni ve müzik öğretmeni Kıvanç Ateşoğulları, kursta her yaşa hitap ettiklerini dile getirerek, "Kadınlara kına gecesinde, düğünlerde neler yapılması gerekiyor, onları öğretiyoruz." dedi.

Ateşoğulları, bu kapsamda simülasyonla eğitim verdiklerini aktardı.

Aile Destek Merkezi (ADEM) Koordinatörü Arzu Çetin, kadınlar için gece gündüz demeden çalıştıklarını, son bir yılda 20'yi aşkın kurs ile bin 250 kadına ulaştıklarını dile getirdi.

Çetin, "Kursiyerler bana geldi, 'Hocam kendi düğünümüzde oynayamadık, bari kardeşlerimizin, çocuklarımızın düğünlerinde oynayalım. Bize halk oyunları hocası getirir misiniz?' dediler. Bu talep üzerine eğitim başladı."ifadesini kullandı.

Hobi olarak başladı “usta” oldu

ADIYAMAN (AA) – KEMAL KARAGÖZ – Adıyaman'da ikamet eden Pınar Çelik, hobi olarak başladığı bakır işleme işini meslek edindi.

Samsat ilçesinde yaşayan Çelik ailesinin üç çocuğundan en büyüğü olan Pınar, dört yıl önce bakır malzemeleriyle ilgilenmeye başladı.

Pınar, hobi olarak baktığı bakır işleme işini meslek haline getirerek, Adıyaman Belediyesi ile Halk Eğitim Merkezi'nin katkılarıyla yaklaşık iki yıl önce açılan Kadın ve Gençlik Merkezi'nde usta öğretici oldu.

Merkezde yaklaşık 20 kursiyere bakır işleme sanatını öğreten Pınar Çelik, kursiyerlere genç yaşta örnek bir usta olmanın mutluluğunu yaşıyor.

Kurstan aldığı ücretle geçimini sağlayan Çelik, bakırdan yaptığı değişik süs eşyaları, fincan, şekerlik ve saatlerin üzerine işlemeler yaparak kentteki resmi kurumlara hediye ediyor.

Bakır işleme usta öğreticisi Pınar Çelik, AA muhabirine, Samsat ilçesinde dört yıl önce bakır işlemeciliğine hobi olarak başladığını söyledi.

İlerleyen süreçte severek yaptığı bakır işlemeciliği işini meslek haline getirdiğini belirten Çelik, şöyle konuştu:

"Bakır malzemelerine ilk başlarda ilgi duydum. Daha sonraları bakır işlemeciliği yapmaya başladım. Adıyaman'da açılan Kadın ve Gençlik Merkezi'nde bakır usta öğretici olarak görev yapıyorum. Kentte ayrıca tek kadın bakır ustasıyım. Bakıra şekil vermeyi meslek edindim. Anadolu topraklarında doğan ve unutulmaya yüz tutmuş bakır işleme sanatını daha ileriye taşımak istiyorum. Kursiyer kadınlara bakır işlemeciliği öğretiyorum. Bu güzel bir duygu. Kadınlar, geleneğimiz olan bu sanatı yaşatmaya çalışıyor."

Genelde süs eşyaları yaptıklarını dile getiren Pınar, tabaka, fincan, şekerlik ve saatler üzerinde bakırı işlediklerini ifade etti.

Kursiyerlerle güzel bir ortamda çalıştıklarını aktaran Çelik, "Özel siparişler de alıyoruz. Özellikle resmi kurumlara hediyelik eşyalara bakırı işleyip gönderiyoruz. Yaptığımız ürünler insanlarımızı duygulandırıyor. Yaptığımız ürünleri sene sonunda düzenlenen etkinliklerde sergiliyoruz." diye konuştu.

  • Kızlarımızın çeyizini hazırlıyoruz

Kursiyerlerden Seval Selçuk (47) ise kursta bakır işlediklerini ve çok güzel ürünler ortaya çıkardıklarını belirtti.

Yaklaşık iki yıldır kursa geldiğini anlatan Selçuk, "Hediyelik ürünler yapıyoruz. Kendi kızlarımızın çeyizini hazırlıyoruz. Sosyal medyada bakır ürünlerini gördüm ve daha sonra merak edip kursa yazıldım. Usta olduğumda bakır işlemeciliğini meslek haline getirmek istiyorum." dedi.

40 yaşındaki Türkan Tünel ise bakır işlemeciliğini öğrenip meslek haline getirmek istediğini ifade ederek, "Bizden yaşça küçük bir kadından bu mesleği öğrenmek de ayrıca güzel. Bize bu imkanları sunan Adıyaman Belediyesi ve Halk Eğitim Merkezi'ne teşekkür ederim." diye konuştu.

Memleketine kurduğu fabrikayla kadın istihdamına katkı sağlıyor

ELAZIĞ (AA) – İSMAİL ŞEN – Tekstilci Murat Şimşek, memleketi Elazığ'da kurduğu fabrikadan Avrupa'ya ihracat yapıyor.

Çukurova Üniversitesinden 2002 yılında mezun olduktan sonra İstanbul'da bir tekstil firmasında çalışmaya başlayan Şimşek (37) yaklaşık 12 yıl önce ailesinin desteğiyle kendi şirketini kurdu.

Konfeksiyon imalatı, iplik ve örme kumaş üretimi yapan Şimşek, doğup büyüdüğü Elazığ'a vefa borcunu ödemek için geçen yıl Elazığ Organize Sanayi Bölgesi'nde de bir tekstil fabrikası kurdu.

Yüzde 95'i kadın 540 kişinin çalıştığı fabrikada üretilen tekstil ürünleri, Almanya, İngiltere ve İspanya'ya ihraç ediliyor.

SMM Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Şimşek, AA muhabirine, üniversiteyi bitirdikten sonra gittiği İstanbul'da Türkiye'nin önde gelen tekstil firmalarında çalıştığını söyledi.

Ailesinin desteğiyle 2006'da şirket kurduklarını, hem yurt içinde hem de yurt dışındaki birçok firma için üretim yaptıklarını belirten Şimşek, "Bugün yapmış olduğumuz üretimle ülke ekonomisine ve istihdamına katkı sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. İstanbul'da 380 kişiyi istihdam ediyoruz." dedi.

– Yatırım için doğuya yöneldi

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kalkınması için uygulanan teşvik programı ile girişimcilere makine desteği, sigorta primi, enerji ve vergi indirimi sağlandığını hatırlatan Şimşek, bu teşviklerden yararlanarak buralarda yatırım yapma kararı aldığını anlattı.

İlk etapta Bitlis'te 560 kişinin çalıştığı bir tekstil fabrikası kurduğunu söyleyen Şimşek, şöyle devam etti:

"Birikimlerimizle memlekete de bir fabrika kurup 540 kişiye istihdam imkanı sağladık. Diğer yatırımlarımızla Elazığ'da çalışan sayımız bin 200'e ulaşacak. Doğu ve Güneydoğu'daki fabrikalarımızda 2 bin kişiye istihdam sağlayacağız. Çalışanlarımızın yüzde 95'i kadınlardan oluşuyor. Bölgemizin buna ihtiyacı olduğunu düşündük. Çorbada bir tuzumuz olsun, insanlarımıza bir katkımız olsun diye buradayız, inşallah muvaffak oluruz."

Yurt dışındaki büyük firmalar için üretim yaptıklarını dile getiren Şimşek, "Aylık ürettiğimiz 1,5 milyon parçanın 800 binini Elazığ'dan İspanya, İngiltere ve Almanya'ya ihraç ediyoruz." dedi.

– Kadın çalışanlar mutlu

İşçilerden Özlem Ataş da kentlerinde açılan tekstil fabrikası sayesinde istihdam edilen kadınların kendi ayakları üzerinde durabildiğini ifade etti.

Kadınların konfeksiyon üretiminde başarılı olduğunu belirten Ataş, çalıştığı için mutlu olduğunu söyledi.

Gizem Baypınar da Elazığ'da kadın istihdamının yetersiz olduğuna işaret ederek, "İyi ki bu fabrikamız var. Elazığ'ın böyle bir fabrikaya ihtiyacı vardı. Burada çalışan kadınlar eşlerine el açmıyor." dedi.

Kadın girişimcilerden “kalıntısız” turşu ve reçel üretimi

SAMSUN (AA) – İLYAS GÜN – Samsun'da kadın girişimciler, Çarşamba Ovası'nda yetişen ürünlerin analizini yaptırıp ilaç kalıntısı bulunmayanlardan 25 çeşit turşu ve 15 çeşit reçel üretiyor.

Türkiye'nin önemli ovaları arasında yer alan Çarşamba Ovası'nın ürünlerini değerlendirmek isteyen ev hanımlarının kurduğu Çarşamba Kadın Çiftçileri Derneği üyeleri, ilçede yetiştirilen sebze ve meyvelerden turşu ve reçel yapıyor.

Ovada çiftçilik yapanları organik tarıma teşvik etmek isteyen kadın girişimciler, turşu ve reçel üretimi için aldıkları sebze ve meyveleri önce Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün gıda laboratuvarında analiz ettiriyor.

Analiz sonucunda içinde ilaç kalıntısı bulunmadığı belirlenen ürünler, işlenerek tamamen doğal turşu ve reçel haline getiriliyor. Üretilen turşu ve reçeller, Çarşamba Millet Bahçesi'ndeki yöresel ürün pazarında satışa sunuluyor.

– "Vatandaşlarımızın sağlıklı ürünler yemesini hedefledik"

Çarşamba Kadın Çiftçileri Derneği Başkanı Mükafat Doğan Gümüş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadın çiftçileri kalkındırmak için birkaç ay önce dernek kurduklarını söyledi.

Kadın çiftçilerin ürünlerini değerlendirdiklerini anlatan Gümüş, "Amacımız çiftçi kadınlarımızın doğal, ilaçsız ürettikleri ürünleri turşu ve reçel yaparak halkımıza sunmak. Dernek olarak kadınlarımızın kazanmasını sağlarken hem de vatandaşlarımızın sağlıklı ürünler yemesini hedefledik. Bunu da başardığımıza inanıyorum çünkü insanlardan çok olumlu tepkiler alıyoruz." ifadesini kullandı.

Doğal üretim için kadın çiftçilere önemli görev düştüğüne dikkati çeken Gümüş, şöyle devam etti:

"Kadın çiftçilerimiz bizim doğal üretim yapmamız için ekim alanlarını ayarlıyor. Hayvan gübresi kullanıyor, yetiştirdikleri bitkilerde ilaç kullanmıyorlar. Ürünleri alırken gıda laboratuvarlarında bilimsel analiz yaptırıyoruz. Tahlilsiz hiçbir ürün kabul etmiyoruz. Bizim amacımız sağlık. Tüm ürünlerimizde de cam kavanoz kullanıyoruz. Kesinlikle plastik kullanmıyoruz."

– Çarşamba Ovası'nın ürünlerini tercih ediyorlar

Gümüş, turşu ve reçel yapımı için sadece Çarşamba Ovası'nda yetişen ürünleri tercih ettiklerini vurgulayarak, "Farklı yerde yetiştirilmiş ürünleri almıyoruz çünkü buradaki kadın çiftçilerimizi kalkındırmak için uğraşıyoruz. 25 çeşit turşu, 15 çeşit reçel yapıyoruz. Bunun yanı sıra yine Çarşamba ilçesine has yapılan unlu gıdalar ile buradaki besi hayvanlarının sütünü değerlendirmek için peynir ve süt çökeleği de hazırlıyoruz." diye konuştu.

– "Kivi için patent başvurusu yapacağız"

Çarşamba'nın Türkiye'nin en çok kivi yetiştiren ilçelerinden olduğunu belirten Gümüş, şunları kaydetti:

"Kiviyi değerlendirmek için reçelini yaptık. Tabii ki önceliğimiz sebze ve meyvelerde ilaç kalıntısı olmamasıdır. İlçede kivi yetiştiren çiftçileri araştırdık, birçoğundan numune aldık ve tahlil yaptırdık. Tahlil sonucunda ilaç kalıntısı bulunmayan bahçelerin kivisini aldık. Doğal yöntemle kivi üreten ve reçelini yapan Türkiye'de ilk biziz. Bunun için patent başvurusu da yapacağız."

İran'da kadınların statlara alınması tartışması

TAHRAN (AA) – İran'ın taklit mercilerinden Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve hükümet yetkililerinin kadınların statlara girmesiyle ilgili açıklamalarına tepki gösterdi.

İran Özgür İslam Üniversitesi Haber Ajansı'na göre Şirazi, cumartesi günü İran'ın Persepolis takımıyla Japonya'nın Kashima Antlers ekibinin Tahran'daki Azadi Stadı'nda karşı karşıya geldiği maçı İranlı kadınların tribünden seyretmelerini ve hükümetin bu konudaki açıklamalarını eleştirdi.

Hükümetten halkın sorunlarıyla ilgilenmesini isteyen Şirazi, "Hükümet polemiklerin peşinde koşmamalı ve kadınların statlara girişiyle ilgili halkı oyalamamalıdır." dedi.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani dün Yüksek Sosyal Konseyi'nde yaptığı konuşmada kadınların statlarda futbol maçı izlemesiyle ilgili tartışmalara da değinerek, "Statların bir bölümünün kadınlara ayrılmasında ne gibi bir sakınca olabilir? Bu şeriata, yasalara ve Kültür Devrimi Yüksek Konseyi’nin kararlarına aykırı değildir." ifadesini kullanmıştı.

– Kadınların statlara alınması konusu

İran'da 1979'daki devrimden itibaren kadınların maçları statlarda izlemesine izin verilmiyordu. Cumhurbaşkanı Ruhani, ülkedeki muhafazakârların ve yargı erkinin sert muhalefetine rağmen sene başında bu konuda adım atacağı mesajını verdi.

Bu kapsamda geçen ay İran ile Bolivya milli takımları arasında başkent Tahran'daki 100 bin kişilik Azadi Stadı'nda oynanan karşılaşmayı sınırlı sayıda kadın yurttaşın izlemesine izin verildi. Kadın polislerin yerlerini almasından sonra stada gelen yaklaşık 300 İranlı kadın, müsabakayı tribünlerde kendilerine ayrılan özel bölümde izledi.

İran Başsavcısı Muhammed Cafer Montazer, bu gelişmenin ardından yaptığı açıklamada, "Eğer tekrarlanırsa Tahran Savcısı'nın harekete geçmesi için emredeceğim." ifadelerini kullandı.

Ancak hükümet bu açıklamaya rağmen yeni bir adım attı ve cumartesi günü Asya Şampiyonlar Ligi finalinin ikinci ayağında Persepolis ile Japonya'nın Kashima Antlers takımı arasında Azadi Stadı'nda oynanan maçı İranlı kadınların tribünden seyretmesine izin verdi.

“Ekmeklerini” soğandan çıkarıyorlar

AFYONKARAHİSAR (AA) – CANAN TÜKELAY – Afyonkarahisar'ın Sultandağı ilçesine bağlı Kırca köyünde ev hanımları, sokakta soğan soyarak ailelerinin geçimine katkı sağlıyor.

Çevre illerden firmaların getirdiği soğanlar, köyde kadınlar tarafından soyularak yine aynı firmalarca işlendikten sonra yurt dışına gönderiliyor.

Kadınlara soydukları soğan için çuval başına para ödeniyor.

Kırca köyü muhtarı Abdullah Başaran, soğanların Bursa, Eskişehir ve Ankara'nın Polatlı ilçesinden fabrikalar aracılığıyla getirildiğini söyledi.

Köyde soğanların kadınlar tarafından çuvalı 4,5 liradan soyulduğunu belirten Başaran, "Bunları firmalar işleyerek ihracata gönderiyor. Kışın köyde bir gelir olmadığı için kadınlar bu işi yapıyor. Şu anda 100'ün üzerinde kadın, aile bütçesine katkı sağlamak için soğan soyuyor. Yazın kiraz işimiz var, kışın da bu işi yapıyorlar." diye konuştu.

– "Dondurulmuş olarak ihraç ediliyor"

Yapılan işin zor olduğuna işaret eden Başaran, "Soğanları soyarken gözleri yanıyor ama sonuçta ekmek parası, gözleri yansa da soyuyorlar soğanları. Kadınlarımız kapılarının önünde hem bu işi yapıyorlar hem de sohbet ediyorlar." dedi.

Bir kadının günde en fazla 10-12 çuval soğan soyduğunu aktaran Başaran, "Ay sonunda ne kadar soyduysa fabrika tarafından parası ödeniyor. Burada kadınlarımız tarafından soyulan soğanlar, Bursa'daki firmalarca halka veya kare şeklinde işlenerek, çeşitli gramajlarda paketlenip dondurulmuş gıda olarak yurt dışına ihraç ediliyor." şeklinde konuştu.

Köylülerden 64 yaşındaki Emine Avşar, Eskişehir'den getirilen soğanları evinin önünde komşuları ile soyduğunu, böylece para kazandıklarını ifade etti.

Köyde işleri bittikten sonra boş durmaktansa soğan soyarak gelir elde ettiklerini söyleyen Avşar, "Bu işten memnunuz. Evimize katkı olsun diye yapıyoruz. Günlük 10 çuval soyuyoruz. Oradan aldığımız parayla yağımızı, tuzumuzu, ne eksiğimiz varsa alıyoruz. İşimizi yaparken, komşularımızla da muhabbet ediyoruz." ifadelerini kullandı.

– "Çocuklarımıza harçlık veriyoruz"

Ayşe Yanar da yaptıkları iş zor olsa da bunu eğlenceli hale getirdiklerini anlatarak, şöyle konuştu:

"Bir çuval soğanı 4,5 liradan soyuyoruz. Parası çok az ama ne yapalım. Boş oturmaktansa aldığımız parayla mutfak masrafına katkıda bulunuyoruz. Çocuklarımıza harçlık veriyoruz. Burada muhabbetimiz de çok güzel. Ben def çalarım, türküler söyleriz. Katmer pişirir, çay içeriz. Çok güzel bir ortam var. Soğan işinden sonra da mandalina soyacağız."

“Bir dünya kadın” Mardin'de buluşuyor

MARDİN (AA) – HALİL İBRAHİM SİNCAR – Dünyanın farklı ülkelerinden kadınlar, düzenlenecek "Uluslarararası Mardin Kadın Sempozyumu" için hoşgörü kentinde buluşacak.

"Bir Dünya Kadın" sloganıyla Mardin Büyükşehir Belediyesi ve Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA) öncülüğünde, Valilik, GAP İdaresi ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi desteğiyle 1-3 Kasım'da kentte düzenlenecek sempozyum iş, siyaset, medya, sivil toplum ve akademi dünyasından kadınları Mardin'de bir araya getirecek.

30'dan fazla konuşmacının katılacağı sempozyumda, istihdam, eğitim, siyaset, ekonomi, sağlık sorunları, toplumsal cinsiyet eşitliği, terör ve medya gibi konularda sunumlar yapılacak, toplumun her kesiminden kadınlar görüşlerini aktarma imkanı bulacak.

Katılımcılar arasında Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Huriye Martı, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Edibe Sözen, TÜRGEV Yönetim Kurulu Başkanı Fatmanur Altun, gazeteciler Şeref Oğuz, Ahu Özyurt, Ayşe Böhürler, Nur Özkan Erbay, Willows International Türkiye Direktörü Rahime Akdoğan, avukat Kezban Hatemi, KADEM Gaziantep Şube Başkanı Sabiha Doğan, iş kadınları Aysel Dondurmacı ve Essum Saatçi Aslan, Belçika Bağımsız Milletvekili Mahinur Özdemir, GARGAR Vakfı Yöneticisi Dega Salad, Saima Mirvic Rogge, Ravda Nur Cuma da yer alıyor.

Sempozyum birçok kentte bilboardlara asılan broşürlerle tanıtılıyor.

– "Bir dünya kadını buluşturuyoruz Mardin'de"

Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mustafa Yaman, AA muhabirine, kardeşlik şehri Mardin'in önümüzdeki günlerde "kadın" temalı uluslararası bir sempozyuma ev sahipliği yapacağını belirtti.

Büyükşehir belediyesi olarak ilgili paydaşların desteğiyle çalışmalarını aylardır sürdükleri sempozyumda siyaset, aile içi şiddet, kadın hakları gibi önemli konuların konuşulacağını dile getiren Yaman, sempozyuma önemli katılımların sağlanacağını aktardı.

Yaman, katılımcılar arasında ülkede ve uluslararası arenada kadın haklarında önemli isimlerin yer aldığına işaret ederek, yurt dışından da misafirlerin panelist olarak da programda yer alacağını dile getirdi.

Bunun yanı sıra yüzlerce kadın misafiri ağırlayacaklarını anlatan Yaman, "Mardin heyecanla bekliyor. Özelikle Kadın ve Gençlik Daire Başkanlığımız ekip olarak güzel bir çalışma ortaya koyuyor. İyi bir ev sahipliği yapacağımıza inanıyoruz. Sloganımız 'bir dünya kadın.' Bir dünya kadını buluşturuyoruz Mardin'de." dedi.

– "Huzur hakim oldukça kadınlarımızın yüzü gülüyor"

Yaman, Valilik ve Mardin Büyükşehir Belediyesi olarak 2 yılı aşkın süredir şehirde kadınlara, gençlere ve çocuklara yönelik birçok proje ve çalışma yürüttüklerini vurguladı.

"Mardin'i hem kadın hem engelli hem de genç ve çocuk dostu şehir haline getiriyoruz." diyen Yaman, bunun sözde kalmadığını aktardı.

Yaman, şunları kaydetti:

"Çocuk dostu şehir platformunda Güneydoğu'da sadece biz varız. Gençlerimiz için de çok önemli projeler yürütüyoruz. Elbette bölgedeki kadınların ön planda olmasını arzu ederek, kadın dostu şehir haline geldik ve geliyoruz. Hem kültürel hem de istihdam ve sportif faaliyetler anlamında şu anda Türkiye'deki en önemli şehirlerden biri haline geldi. İstihdama yönelik ciddi çalışmalarımız var. Kadınların bir araya geleceği mekanlarımız var. Binlerce kadının eğitim aldığı eğitim merkezimiz var. Mardin'de kıyafet markalarımız var.

Büyükşehir belediyesinde kadın istihdam oranı belki Türkiye'deki belediyelerde en fazla olanlarından biri. Bu sayıyı arttırıyoruz. Ayrıca 3 kadın takımız 1. Lig'de mücadelelere katılıyor. Her şeyi ile Mardin'de kadınlarımızı sosyal hayatın içeresinde, hep yanı başımızda görmeyi arzu ediyor, ona göre çalışıyoruz."

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın riyasetinde, İçişleri Bakanlığının koordinatörlüğünde bölgedeki valiler, kaymakamlar, güvenlik güçleri ve bölge halkının hep birlikte bir mücadele verdiğine dikkati çeken Yaman, bu mücadele sonucu başta Mardin olmak üzere bölgede huzurun hakim olduğunu belirtti.

Yaman, bunun sürdürüleceğini ifade ederek, "Çalışmalarımızı günü birlik değil sürdürülebilir olma ilkesi içinde devam ettiriyoruz. Huzur hakim oldukça insanlarımızın yüzü gülüyor, kadınlarımızın yüzü gülüyor. Kadınların yüzü gülünce ailenin yüzü gülüyor. Mutlu aileler de ilimizi mutlu etmiş oluyor." diye konuştu.

Sempozyuma herkesi davet eden Yaman, iyi bir ev sahipliği yapacaklarına inandığını sözlerine ekledi.

– "Büyük gurur yaşıyoruz"

Mardin'de yaşayan kadınlardan Züleyha Öncel, bölgede yaşanan terör saldırıları nedeniyle özellikle kadınların zarar gördüğünü ancak son süreçte yürütülen çalışmalar ve sağlanan huzurla yaraların sarıldığını söyledi.

Öncel, Mardin'in birçok ulusal ve uluslararası etkinliğe ev sahipliği yaptığını anlatarak, "Bu bizi hem çok sevindiriyor hem de umut veriyor. Mardin'de kadınların birçok şeyi aştığına, daha da aşacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

Şebnem Karacaer, şehirde özellikle son 2 yılda önemli değişimlerin yaşandığına işaret ederek, bu doğrultuda önemli organizasyonlara ev sahipliği yapıldığını aktardı.

"Kadın dostu" bir şehirde "kadın" temalı bir sempozyumun düzenlenmesinin önemli olduğunu vurgulayan Karacaer, "Sempozyumun Mardin'de gerçekleştirilmesinden büyük bir mutluluk duyuyoruz. Bu sempozyuma ev sahipliği yapacağımız için büyük gurur yaşıyoruz." diye konuştu.

Aşiyan Durak da memleketi Mardin'de kadına verilen değer ve desteğin memnuniyetini yaşadığını anlatarak, bu konuda devlet ve hükümet yetkililerine teşekkür etti.

Durak, 1 Kasım'da başlayacak sempozyuma herkesi beklediklerini kaydetti.

İran'da “kadınların statlara girişi” tartışmaları

TAHRAN (AA) – İranlı din adamı Ayetullah Muhammed Musevi Bocnurdi, kadınların tribünlerden maç seyretmesi tartışmalarıyla ilgili olarak, "kadınların statlara gidebileceğini ve bunun dine aykırı olmadığını" söyledi.

Bocnurdi, İran-Bolivya arasında 16 Ekim'de oynanan milli maçı tribünlerden izleyen yaklaşık 100 kadının stada alınmasına karşı çıkan İran Başsavcısı Muhammed Cafer Muntazeri'nin "Bu tür durumlar şeriat açısından sakıncalıdır ve caiz değildir. Eğer tekrarı olursa Tahran Başsavcısına talimat vereceğim" şeklindeki sözlerine tepki gösterdi.

Ayetullah Bocnurdi, "Meselelerin haram ya da helalliğini belirlemek fertlerin inisiyatifinde değildir. Bu, yüce Allah'ın yetkisindeki bir konudur ve İslam dininde de açıklanmıştır." dedi.

Kadınların statlara gitmesinde dini bir sakıncanın olmadığını ifade eden Bocnurdi, tribünlerden maç izlenmesinin ifsat ya da gayri ahlaki bir eylemle aynı görülemeyeceğine işaret ederek, şunları söyledi:

"Eğer bu gerçekten şeriata ve ahlaka aykırı bir davranış ise sakıncalı olur. Hiç kimse kadınların orada bulunmasını şeriata aykırı görüp haram kılamaz."

"Arman" gazetesinde yer alan açıklamasında, İran Meclisinin de kadınların statlara giremeyeceğine ve maç izleyemeyeceğine dair bir kanun çıkarmadığı hatırlatmasında bulunan Bocnurdi, şeriatın haram kılmadığı her şeyin İslama göre mübah olduğu ve kadınların statlara gitmesinin de helal olduğu görüşünü savundu.

Maç seyretmeyi kadınlara haram kılanların dini delillerini getirmesi gerektiğini belirten Bocnurdi, "Bu mantığa göre kadınların pazara gitmesini de haram görmeliyiz." diye konuştu.

Hasankeyf'te Karadeniz rüzgarı esti

BATMAN (AA) – İçişleri Bakanlığının desteğiyle düzenlenen, "Doğu Karadeniz ile Güneydoğu'daki Kadınlar Pazarda Projesi" kapsamında Trabzon'dan Batman'ın Hasankeyf ilçesine gelen kadınlar Mardinli kadınlarla yemek pişirdi, halay çekti, horon oynadı.

Yaşam Kadın Merkezi Derneğinin yürüttüğü, Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Türk Anneler Derneği Trabzon Şubesi iş birliğiyle hayata geçirilen proje doğrultusunda Trabzon'dan bölgeye gelen kadınlar Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin'den sonra Hasankeyf ilçesini ziyaret etti.

Mardinli kadınlarla beraber geldikleri Hasankeyf'te, "Kadın kadının dostudur" sloganı ile Trabzon usulü kuymak pişiren Karadenizli kadınlar, daha sonra iki yörenin müziği eşliğinde halay çekip, horon oynayarak eğlendi.

– "Kardeşliğimizi pekiştiriyoruz"

Proje Koordinatörü Ahmet Külekçi, proje kapsamında Karadenizli kadınların bölgedeki kadınlarla buluştuğunu söyledi. Kardeşliği pekiştirdiklerini dile getiren Külekçi, şunları kaydetti:

"Kadınların sokakta pazar kurma projesinde finali yaptık. Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin'de sokaklarda ve şehrin merkezlerinde kadınlarımız kendi ürettikleri ürünleri pazarladılar. Yöresel ürünleri sergilediler. Bir anlamda tanışmış ve kaynaşmış oldular. Ülkemizin mutluluğunu kardeşliğini birlikte yaşamış oldular."

Mardin Trabzonspor Taraftarlar Derneği Başkanı İbrahim Aydın bu projelerin bölgede kardeşlik anlamında ses getirdiğini vurgulayarak, Trabzonlu kadınların yöresel lezzet olan kuymağı Mardinli kadınlara tanıtma fırsatı bulduğunu belirtti.

Aydın, bu tür projelerin kaynaşma ve dayanışma adına önem taşıdığını, ön yargıların kırılmasına önemli katkı sağlayacağını dile getirerek, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile projenin hayata geçirilmesinde emeği bulunanlara teşekkür etti.

– "Kadın kadının dostudur"

Türk Anneler Derneği Trabzon Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Barutçu da Trabzon’un yöresel yemeği olan kuymağı Mardinli kadınlara tattırdıklarını söyledi.

Barutçu, "Dayanışmanın bir sembolü olsun diye Hasankeyf'te kuymak yaptık. Amacımız, 'Kadın kadının dostudur' mesajını vermektir." diye konuştu.

Mardin Gönüllüler Derneği Başkanı İsa Dal, projeyi çok önemsediklerini, Trabzonlu kadınları bölgede ağırlamaktan memnun olduklarını aktardı.

Mardinli kadınlardan Gönül Çelebioğlu da Trabzonlu kadınları bölgede ağırlamaktan onur duyduklarını ifade etti. Çelebioğlu, Trabzon'a giderek Mardin'in yöresel yemeklerini tattırmak istediklerini kaydetti.

Trabzon'dan gelen Elif Çavuş da iki kültürün bir arada olmasından büyük keyif aldıklarını dile getirdi.