US national security adviser to visit Russia

By Elena Teslova

MOSCOW (AA) – U.S. National Security Adviser John Bolton will visit Moscow on Oct.22-23, according to a Russian state-run news agency on Friday.

During his trip, he will meet with the head of the Russian Security Council Nikolay Patrushev, RIA news agency quoted a diplomatic source as saying.

Earlier, Bolton tweeted that he will be on a tour to several post-Soviet countries — including Russia, Azerbaijan, Armenia and Georgia — starting on Oct.20.

Advertisements

Trump rolls out new US counterterrorism strategy

WASHINGTON (AA) – The White House introduced a new counterterrorism strategy Thursday that it said is "much broader" than that of former U.S. President Barack Obama's plan.

President Donald Trump's new strategy is the first since Obama rolled out his plan in 2011.

National Security Advisor John Bolton told reporters at the White House the new measure recognizes "that there's a terrorist ideology that we're confronting, and I think it's long been the president's view that without recognizing that we're in an ideological struggle, that we can't properly address the terrorist threat."

While adopting rhetoric that the Obama administration insisted was unhelpful in the fight against terrorism, the new strategy reflects in many ways aspects of Obama's plan, as well as that of President George W. Bush.

"Today's terrorist landscape is more fluid and complex than ever," the report said. "While we have succeeded in disrupting large-scale attacks in the homeland since 2001, we have not sufficiently mitigated the overall threat that terrorists pose."

The plan seeks to "dismantle" militant networks, and "sever" them from their sources of strength while maintaining pressure on the organizations to prevent their reemergence.

It also sought to prioritize "non-military capabilities," including the prevention of recruitment, and efforts to push back on online propaganda.

"This includes leveraging the skills and resources of civil society and non-traditional partners to diminish terrorists’ efforts to radicalize and recruit people in the United States," it said.

The report's emphasis on Iran is a reflection of Bolton, who has long taken a hawkish approach to the Islamic Republic and has continued to do so after assuming his White House post in April.

While addressing reporters he called Tehran "the world's central banker of international terrorism" following its 1979 revolution, and said it supports a range of militant groups in the region that "continue to pose a threat to the United States and our interests."

US exits Vienna Convention annex over Palestinian suit

By Michael Hernandez

WASHINGTON (AA) – The United States on Wednesday exited an amendment to the Vienna Convention focused on dispute resolution following Palestine's decision to sue Washington in an international court.

National Security Advisor John Bolton said the U.S. "will not sit idly by as baseless politicized claims are brought against us” after Palestine initiated a lawsuit in the International Court of Justice for Washington's decision to move its embassy from Tel Aviv to the contested city of Jerusalem.

Despite exiting the agreement's "optional protocol" Bolton maintained Washington would remain a party to the wider Vienna Convention.

Bolton cited past "politicized suits" against the U.S., as well as a case before the UN's top court that was ruled in favor of Iran earlier Wednesday, saying Washington "will commence a review of all international agreements that may still expose the United States to purported binding jurisdiction dispute resolution in the International Court of Justice."

The Palestinian Authority lawsuit challenges the U.S. relocation on the basis of violating the Vienna Convention on Diplomatic Relations and UN Security Council resolutions.

Palestinian Foreign Minister Riyad al-Malki defended the suit, saying Palestine would "defend our rights and our people without hesitation, rejecting all forms of political and financial extortion."

U.S. President Donald Trump's decision to establish the U.S. diplomatic headquarters in Jerusalem from its former location in Tel Aviv evoked widespread international criticism.

Palestinians have since refused any role for the U.S. under Trump in peace talks with Israel, citing the decision as the president prepares to roll out his administration's long-promised peace plan.

ABD'den Rusya'ya “Suriye'ye S-300” yanıtı

NEW YORK (AA) – ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Rusya'nın Suriye'ye gelişmiş füze savunma sistemi vermesinin "büyük hata" olacağını savundu.

Bolton, New York'ta yaptığı açıklamada, Rusya'nın Suriye'ye S-300 hava savunma sistemi vermesinin "büyük hata" olacağını ve bölgede hali hazırda yüksek olan gerilimi "önemli ölçüde artıracağını" söyledi.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı, Moskova yönetiminin bu kararını gözden geçirmesi gerektiğini ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun BM Genel Kurulunda Rus meslektaşı Sergey Lavrov ile bu konuyu görüşeceğini dile getirdi.

Bölgedeki Amerikan güçleri için endişeli olduklarını, İsraillilerin de İran'ın saldırgan tutumuna karşı meşru müdafaa hakkının bulunduğunu ifade eden Bolton, İran'ın bölgedeki etkisini yitirene kadar ABD güçlerinin Suriye'den ayrılmayacağını kaydetti. Bolton, "İran askerleri İran sınırları dışında olduğu sürece ayrılmayacağız. Bu İran'ın vekillerini ve milislerini de kapsıyor." diye konuştu.

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Suriye'ye iki hafta içinde modern S-300 hava savunma füze sistemi vereceklerini açıklamıştı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Rusya'nın Suriye'ye vereceği S-300 hava savunma füze sisteminin üçüncü ülkeleri hedef almadığını dile getirmişti.

GÖRÜŞ – Trump kaosu ve Türk-Amerikan ilişkileri

İSTANBUL (AA) -ADAM MCCONNEL- ABD'de Kasım ayında yapılacak ara seçimler yaklaştıkça, Donald Trump yurtiçi haberlere giderek daha çok kulak kabartıyor. Bu nedenle, öngörülmüş olması gerektiği gibi, Trump'ın Türk hükümetiyle ve rahip Brunson'ın tutukluluk halini devam ettiren Türk yargısıyla meşguliyeti ancak iki hafta sürebildi. Türk liderliğini zorbalıkla bezdiremeyeceği ve Türk ekonomisinin liraya zarar vermeye yönelik aşikar bir siyasi girişimden sağ çıkacağı da kendisine ayan olunca Trump hızla başka konulara yöneldi.

Geçtiğimiz 18 ay boyunca Trump, siyasi açıdan her ne zaman çıkarlarına uygun bulduysa, bir konudan diğerine atlama eğilimi gösterdi. Belli bir konu siyaseten veya medya sahasında arzu edilen neticeyi veremediğinde, bu konuda arzu ettiği neticeyi vermesini umut ettiği başka bir konu, genellikle sabah erken saatlerde atılan “tweet”lerle alelacele kamunun gözüne sokuldu. Trump yönetimini sarıp sarmalamış bulunan kaos, Türk yetkililer sakin kalarak Türk ekonomisini koruyacak ölçülü adımlar attığı takdirde, netice itibariyle fırtınanın bir müddet sonra dineceği anlamına geliyordu. Bu adımları attılar ve fırtına da geldi geçti. Fakat özellikle Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'ın ve Başkan Yardımcısı Mike Pence'in kendisine Türkiye'yle ilgili iğvalar vermeye devam ettiğinden emin olabileceğimiz için, bu aynı kaosun şu anlama geldiğini de söyleyebiliriz: Trump hemen hiçbir uyarıda bulunmadan, fevri bir şekilde yeni bir saldırı başlatabilir.

– John Bolton ve Yeni Muhafazakarlar geri döndü

Yaklaşmakta olan ara seçimler, Trump'ın Türkiye'ye karşı aniden daha düşmanca bir tavır almasının tek nedeni değil. Bolton'ın Trump'ı “gaza getiren” temel bir unsur olduğu su götürmez. Daha Temmuz ayındaki NATO konferansında Trump'la Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında (ikisinin de hoşuna gidiyor gibi görünen) uyum ve ahengi bazı yorumcular ballandıra ballandıra anlatırken, bazıları da bundan şikayet ediyorlardı. Ancak o zaman dahi Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'la münasebetinde gösterdiği samimiyet ikna edicilikten uzaktı. Yabancı toplumlara yönelik son derece sınırlı bir anlayışı olan ve rutin bir şekilde genel olarak yabancıları, özellikle de Müslümanları hor gören bir yönetimin başında bulunan Trump'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'la içi dolu bir çalışma ilişkisi kurabileceği fikri, her türlü rasyonel beklentinin askıya alınmasını icap ettiriyordu zaten. Bu denli habis olacağı zaten beklenen Boltun'ın nüfuz gücü ise sadece bu gerçeği ön plana çıkarmış oldu.

Pek çok gözlemci, George W. Bush yönetiminden kalma açıkgöz bir “neocon” olan Bolton yeniden Beyaz Saray'a girmeyi başardığında, olabileceklerin en kötüsünü bekledi. Trump ilk olarak Bolton'ı dışişleri bakanı olarak düşünüyordu, fakat Bolton'ın neticede elde ettiği konum, daha bir hoşuna gitmiş olabilir. Ulusal güvenlik danışmanı Kongre'nin onayına tabi değildir, boğuşmak durumunda kalacağı bir bürokrasi yoktur, Ulusal Güvenlik Konsey'ine katılır ve Başkan'a doğrudan ulaşabilme imkanına sahiptir.

Nihayetinde Bolton'ın siyasi bir atamaya nail olmasını sağlayan şey, Trump'ın siyasi tecrübesizliğidir. Trump başkanlık yarışına girdiği sırada hiçbir siyasi tecrübesi bulunmadığı gibi, Amerikan siyaset yelpazesinin aşırı sağından başka siyasi bir tabanı da yoktu. Kendisiyle birlikte seçime girecek aday olarak Mike Pence'i seçmesi bu tabana Evanjelikleri ekledi; fakat her iki seçmen tabanı da, seçilmiş bir yetkili tarafından ancak zaman içinde inşa edilebilecek olan ve taze seçilmiş başkanların normalde kendisiyle birlikte Washington D.C.'ye geldiği 'network'ü Trump'a sağlayamadılar ki birçok adaya yapacakları siyasi atamalar konusunda spesifik beceriler ve tecrübe sağlayan şey de bu ağdır.

Korkulan oldu ve Trump'ın siyasi bir ağa sahip olmaması personel tercihleri konusunda felaketlere yol açtı ve bunun en doğrudan neticesi ise Trump yönetiminde daha önce eşi benzeri görülmemiş derecede fireler verilmesi oldu. Tercih ettiği kişilerin çoğu kifayetsiz çıktı ve kovuldu; yahut cürümleri kısa sürede ifşa edilecek derecede yolsuzluğa bulaşmış kişiler oldukları için hemen azledildiler. Diğerleri ise siyasi tercihleri üzerinden Trump'la çatıştı ve koltuğundan oldu. Trump'ın döner personel kapısının sürekli hareket halinde olması, doğrudan doğruya siyasi bir tabana ve ağa sahip olmayışının belirtisi.

Bu yokluğun ikinci neticesi ise Trump'ın ilk yaptığı personel tercihlerinin başarısız olarak sahneden inmesi üzerine, Cumhuriyetçi Parti'nin Washington ağından yerleşik unsurların yeniden sahnede boy gösterecek fırsatları yakalaması oldu. John Bolton işte bu şekilde Trump'ın sağ kolu derecesinde bir konuma erebildi. Washington D.C.'deki neocon topluluğunun şimdilerde bundan faydalanabilmek için elinden geleni ardına koymadığından emin olabiliriz. Böyle bir neticeye dair uyarıları 2016'da, seçimlerin hemen ardından yapmıştık. [1]

– “Derin devlet” darbesi muhtemel değil

Fakat bunca kargaşaya rağmen, hiç kimse Trump'ın yakınlarda gideceğini beklememeli. Washington'ı en son New York Times tarafından yayınlanan imzasız bir mektup sarstı. Mektup Trump yönetiminin en üst kademelerinde yer aldığını iddia eden bir kişi tarafından yazılmıştı. Bu kişi, yönetimdeki birçok ferdin, Trump'ın kifayetsiz olduğunu bildiğini, bu yüzden de ya siyaset yapma girişimlerini sınırlandırdıklarını veya bastırdıklarını, yahut kendisini tamamen görmezden geldiklerini söyledi.

Bu mektup, Amerika'nın eli kalem tutan, ağzı laf yapan sektörlerinin hepsinde çok enerjik tepkiler husule getirdi. Amerikan “derin devletinin” Trump'a yönelik bir darbe sürecinde olduğu iddiaları dahi dillendirildi. Bu iddia Türkiye'de, onu kabule dünden razı taraftarlar buldu. Aynı gazete, Bob Woodward'ın Trump yönetimi hakkında henüz basılmamış kitabından çarpıcı bölümler de yayınladı; bu ise yönetimi zaten sarmış bulunan alevli tartışmaların hararet dozunu artırdı. Sonuçta, geçtiğimiz hafta Trump'ın rezil olmasının ve iktidardan düşmesinin yakın olduğuna dair yeni bir beklenti dalgasını tetiklemiş oldu.

Ama bütün bu histerinin ve abartıların ötesine bakıldığında, Trump'ın Beyaz Saray'dan ayrılması, vukuu an meselesi bir şey gibi görünmüyor. Cumhuriyetçi Parti Kasım seçimlerinde Kongre'nin her iki kanadında da üstünlüğünü muhafaza edebilirse, Trump'a normal süresinin sonuna kadar görevde kalacağına dair adeta bir garanti verilmiş olacak.

Konunun özü, Cumhuriyetçi Parti'nin kendi gündemini Kongre üzerinden gerçekleştirebiliyor olması. Trump dikkatleri dağıtan bir unsur, hatta bir utanç kaynağı; ama günün sonunda onlarla aynı safta. Amerikan ana-akım medyasındaki liberal kanadın Trump'a önyargıyla davrandığına dair çok üst perdeden dile getirilen iddialara rağmen gerçek şu ki Trump Cumhuriyetçi Parti seçmenlerinin okuduğu veya izlediği medya kuruluşlarından gayet olumlu muamele görüyor. Bu sebeplerden ötürü, Demokratlar Kongre'nin bir ya da her iki kanadını birden kazansa da Trump'ı görevden aldırmak için yargılatabilmeleri son derece zor olacaktır. Ve Trump yargılansa ve neticesinde görevden alınsa bile, Amerikan evanjelik topluluğuna yakın Başkan Yardımcısı Pence başkan olacaktır. Demokrat Parti,Pence'in başkan olmasına müsaade etmenin Trump'ın görevde kalmasından daha da kötü olacağına kanaat getirebilir.

Ayrıca Trump yönetiminin çeşitli veçhelerine ilişkin süregiden hukuki soruşturmaların (şu anda en yakın işbirlikçilerinden kimisine hapis cezaları veriliyor olsa da) Trump hakkında resmi suçlamalarla neticelenmesi garanti edilemez. Görevdeki bir başkanın mahkemeye çıkarılıp çıkarılamayacağına ve Trump'ın aleyhinde resmiyete dökülebilecek herhangi bir suçlamanın, onu mahkemeye çıkartmaya yetip yetmeyeceğine dair tartışmalar sürüyor.

Aynı şekilde, ABD'de Trump'a karşı bir tür darbe yapmayı planlayan bir “derin devlet” yok. New York Times'da yayınlanan mektubun ismini vermeyen yazarı “derin devlet” yerine “istikrarlı devlete” işaret etmişti. “İstikrarlı devlet” ifadesiyle yazarın kastettiği şey, son yüz senedir her bir başkanın karşı karşıya geldiği siyasi atanmışlar ve bütün kariyerini bürokraside geçirmiş kadrolardır. Herhangi bir modern devlet büyük bir derinliğe sahiptir ve bütün kariyerini bürokraside geçiren kadrolar da haklı olarak, geliştirme ve/veya tatbik etme yükümlülüğünü taşıdıkları politikalarda kendi hakları ve yetkileri olduğunu düşünüyorlar. Politikaların üstünde nüfuz sahibi olabilmek için siyasi atanmışlar ve bürokrasideki kadroların arasında yaşanan rekabet, normdur; zira bürokrasideki kadrolar atanmışları, kendi işlerine burnunu sokuyor olarak görürler.

Atanmışlarda da kendilerini bağımsız hissetme ve hususi menfaat alanlarında kendilerini başkandan daha bilgili görme eğilimi olur. Modern bürokrasilerde müştereken görülen siyasi ve bürokratik iç çatışmalar, Başkan Harry Truman'a bundan 75 sene önce şöyle dedirten şeydir: “Washington'ın kamusal alanında her bir metrekareye düşen Prima Donna'ların sayısı, şimdiye kadar gelmiş geçmiş bütün opera topluluklarında bulunanlardan daha fazladır”. Truman, ismine (Washington D.C.'nin güneybatı sınırını belirleyen Potomak nehrine atfen) “Potomak humması” denilen halden de şikayet etmişti. Truman'a göre bu “Potomak humması”, hükümette kariyer yapmak için Washington'a gelenlere bulaşan bir hastalıktır. Her bir yönetimde bürokratların, siyasi atanmışların ve başkanın arasında sürtüşmeler olur.

Diğer bir deyişle “istikrarlı devlet”, Türklerin “derin devlet” dediklerinde kastettikleri şeyden tamamen farklı bir kavram. Böyle bir “derin devlet”, kısmen birden çok devlet kurumunda temelleri olan, fakat aynı zamanda istihbarat, askeriye, paramiliter gruplar ve organize suç yapılarıyla da bağlantılı, adaletin önüne çıkartılamayan, hukuk dışı bir suç ve şiddet ağıdır. Buna benzer bir şey ABD'de kesinlikle mevcut değil.

Son olarak, aynı anonim yazar ABD anayasasındaki 25. değişiklik maddesine işaret ediyor. Bu değişiklik, başkanın, kendi yönetimindeki asli üyeler tarafından, Kongre'ye bir dilekçe sunmak suretiyle görevden nasıl alınabileceğini belirten bir madde ihtiva ediyor. Bu maddeye şimdiye kadar hiç müracaat edilmedi, zira başkanın ciddi şekilde yaralandığı veya sağlık problemleri veya hastalık nedeniyle iş göremez hale geldiği durumlar için düşünülmüştü. Dolayısıyla böyle bir adım da ancak Cumhuriyetçi Parti'nin üyeleri tarafından atılabilir; bu ise ABD tarihindeki gelmiş geçmiş en ciddi siyasi krizlerden birini tetikleyecektir. Cumhuriyetçi Parti Kongre'nin kontrolünü hâlâ elinde bulundurduğu ve kendi gündemlerini gerçekleştirebildiği için, neticeleri kestirilemeyen büyük bir siyasi krizi kasten tetiklemek, açıkçası gereksiz ve aşırı bir adım olacaktır.

– Süreklilik ummalı

Trump büyük ihtimalle en az iki sene daha başkan kalacağı için, ABD'nin Türkiye'ye yönelik politikalarında büyük bir değişim bekleyemeyiz. Dışişleri bakanlığına Mike Pompeo'nun tayin edilmesi ABD hariciyesinin azalan itibarını artırmış ve Türkiye'ye yönelik politika oluşturulmasındaki ilgisizliğini değiştirmiş değil. ABD Türkiye'ye hâlâ bir büyükelçi tayin etmedi. James Jeffrey'in Suriye'yle ilgili özel temsilci olarak atanması, genel itibariyle iç karartan ilişkilerdeki tek ümit ışığı. Jeffrey 2008-2010 yıllarında ABD'nin Türkiye büyükelçisi olarak olaysız bir şekilde görev yaptı ve son zamanlarda yaptığı yorumlar bölgeyi ve Türkiye'nin endişelerini iyi anladığını gösteriyor.

Öte yandan, ABD'nin Suriye politikası hâlâ ABD ordusunun kontrolünde. Türkiye ve ABD'nin Münbiç'teki ortak devriyeleri devam ediyor, fakat Türk yetkililer ABD'nin son zamanlarda ayak sürümesi olarak algıladıkları bir hale işaret ettiler. Muhtemeldir ki bu durum, ABD'nin planlarında gerçekleşen yeni gelişmelerle ilgili: Trump'ın açıktan ifade ettiği, ABD'nin Suriye'deki operasyonlarını alelacele sona erdirme isteğine rağmen, ABD ordusu Suriye'de daha uzun bir süre kalmaya hazırlanıyor gibi.

Genel olarak, ABD Suriye'deki olayların akışı üstündeki nüfuzunu uzun bir süre önce kaybetti. Nasıl bir işbirliği içinde olmaları gerektiğine dair sıkça görüş ayrılığı yaşıyor olsalar da Rusya ve İran hâlâ Suriye'deki ana güçler ve Esed rejimine aşikâr bir şekilde payanda oluyorlar. Türkiye her ikisiyle de müzakere ediyor ve bazen somut sonuçlar elde edebiliyor. Halbuki ABD'nin etkisi askeri birimlerini bulundurduğu küçük bölgelerle sınırlı ve oralarda dahi müttefiki olan PKK/PYD'nin davranışları üzerinde tam bir kontrol sağlayamıyor.

[1999 yılından bu yana İstanbul'da yaşayan Adam McConnel Sabancı Üniversitesi'nde Türk tarihi dersleri vermektedir. Tarih alanındaki yüksek lisans ve doktora derecelerini de aynı üniversiteden almıştır]

Mütercim: Ömer Çolakoğlu

“Görüş” başlığıyla yayımlanan makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansı’nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

[1] https://www.aa.com.tr/en/americas/opinion-what-can-turkey-expect-from-trump/683708

Trump signs order to punish election interference

By Michael Hernandez

WASHINGTON (AA) – U.S. President Donald Trump signed Wednesday an executive order aimed at pushing back on foreign meddling in American elections.

The order, signed ahead of November's midterm elections, allows the president to impose sanctions on any foreign entity which engages in not just attempts to interfere in elections and campaign infrastructure but seeks to distribute propaganda and disinformation.

Director of National Intelligence Dan Coats and National Security Advisor John Bolton briefed reporters on the order.

It requires the Director of National Intelligence to conduct regular assessments "about potential foreign interference" in the elections from individuals, countries and entities, Coats said.

Coats' office is then required to hand over the information within 45 days of the elections to the Justice Department and Homeland Security if interference is detected.

The agencies would then assess the information and within an additional 45 days issue their reports on the matter.

The Treasury Department and State Department are tasked under the order with recommending appropriate sanctions.

"We felt it was important to demonstrate the president has taken command of this issue, that it's something he cares deeply about, that the integrity of our elections and our constitutional process are a high priority to him," Bolton said.

Coats emphasized the order is not country specific, saying Washington has detected "signs" that China and Russia having interference capabilities, as well as Iran and North Korea "potentially."

"It's more than Russia here that we're looking at," he said.

The order follows criticism of Trump's response to what U.S. intelligence agencies describe as a wide-ranging influence campaign carried out by Russia to benefit the Trump campaign and undercut Democratic challenger Hillary Clinton in the 2016 White House race.

"We have not seen the intensity of what happened in 2016, but as I said back in that press conference, it's only a keyboard click away," Coats said. "And so we are taking nothing for granted here, but we're putting a process in place."

UPDATE 4 – US shutters Palestine Liberation Organization's mission

ADDS PLO REPRESENTATIVE CONDEMNATION IN GRAPHS 17-20

By Michael Hernandez

WASHINGTON (AA) – The U.S. on Monday announced the closure of the Palestine Liberation Organization's (PLO) Washington diplomatic mission as the Donald Trump administration prepares to roll out its Middle East peace plan.

The State Department announced the decision, saying "the PLO office in Washington will close at this point." The office had served as Palestine's de facto embassy in Washington.

The department said "the PLO has not taken steps to advance the start of direct and meaningful negotiations with Israel," and pointed to Palestinian calls for the International Criminal Court (ICC) to investigate Israel as reasons for its decision.

"We have permitted the PLO office to conduct operations that support the objective of achieving a lasting, comprehensive peace between Israelis and the Palestinians since the expiration of a previous waiver in November 2017," State Department spokeswoman Heather Nauert said in a statement.

"However, the PLO has not taken steps to advance the start of direct and meaningful negotiations with Israel. To the contrary, PLO leadership has condemned a U.S. peace plan they have not yet seen and refused to engage with the U.S. government with respect to peace efforts and otherwise," she added.

Another State Department spokeswoman later said the mission was ordered to vacate its office no later than Oct. 10.

Mark Perry, a former unofficial advisor to late PLO Chairman Yasser Arafat, ripped Washington's announcement, saying "the U.S. has always been Israel's lawyer."

"Ironically, the announcement is actually good news — as it ends the pretense that the U.S. actually cares about peace in the Middle East," Perry told Anadolu Agency.

"The U.S. is now perfectly aligned with the Israeli national project. Israel does not now, and never has, believed in the peace process or sought reconciliation with the Palestinians," he said. "Rather, its goal is the destruction of the Palestinian national project. What changed today is that the U.S. has now joined that effort."

National Security Advisor John Bolton later Monday said Washington will act if the ICC decides to prosecute Israel, the U.S. or any of its other allies.

Those actions include potential sanctions of ICC funds residing in the U.S., as well as a ban on ICC prosecutors and judges from entering the U.S.

"We will take note if any countries cooperate with ICC investigations of the United States and its allies, and we will remember that cooperation when setting U.S. foreign assistance, military assistance, and intelligence sharing levels," Bolton said.

“We will let the ICC die on its own, after all, for all intents and purposes the ICC is already dead to us,” he added.

The comments comes as the Trump administration prepares to roll out its plan to achieve a peace between Palestine and Israel, a deal that Trump has framed as the "deal of the century."

Palestinian officials continue to deny any role for the U.S. in peace talks with Israel after Trump unilaterally declared Jerusalem to be Israel's capital last year, upending long-held underpinnings of peace talks which had maintained the issue was to be determined as part of final status negotiations.

The decision provoked worldwide condemnation.

Husam Zomlot, the PLO's U.S. ambassador, strongly condemned the decision to shutter the organization's offices as a "reckless act" that ultimately confirms that the U.S. "is blindly executing Israel’s 'wish list,' which starts with shutting down Palestinian diplomatic representation in the US."

Zomlot insisted the U.S. action would not deter Palestine in its mission "to hold Israel accountable by referring it to the International Criminal Court," or force Ramallah to return to a U.S.-brokered negotiations.

"We stand firm in our decision not to cooperate in this ongoing campaign to liquidate our rights and cause. Our rights are not for sale and we will block any attempts at bullying and blackmailing us to forgo our legitimate and internationally endorsed rights," he said in a statement.

"While today is a dark day for peace in the Middle East, for multilateralism, and the integrity of the international political and legal system, we will continue our struggle to pursue all possible legal and political means to achieve peace, independence, and our internationally enshrined rights," he added.

Prior to the formal announcement of the mission's closure, Palestinian officials described the move as “an escalation that will have serious political consequences by sabotaging the entire international system in order to protect the Israeli occupation and its crimes.”

“This is another blow by the Trump administration against peace and justice," said PLO Secretary-General Saeb Erekat.

The decision to close the Palestinian mission is the latest effort to ramp up pressure on Ramallah. The U.S. has already halted all funding to the UN's Palestine refugee agency and cut more than $200 million in aid to the Palestinians.

UPDATE 3 – US shutters Palestine Liberation Organization's mission

ADDS STATE DEPT. SPOKESWOMAN ON DATE OF CLOSURE IN GRAF 6

By Michael Hernandez

WASHINGTON (AA) – The U.S. on Monday announced the closure of the Palestine Liberation Organization's (PLO) Washington diplomatic mission as the Donald Trump administration prepares to roll out its Middle East peace plan.

The State Department announced the decision, saying "the PLO office in Washington will close at this point." The office had served as Palestine's de facto embassy in Washington.

The department said "the PLO has not taken steps to advance the start of direct and meaningful negotiations with Israel," and pointed to Palestinian calls for the International Criminal Court (ICC) to investigate Israel as reasons for its decision.

"We have permitted the PLO office to conduct operations that support the objective of achieving a lasting, comprehensive peace between Israelis and the Palestinians since the expiration of a previous waiver in November 2017," State Department spokeswoman Heather Nauert said in a statement.

"However, the PLO has not taken steps to advance the start of direct and meaningful negotiations with Israel. To the contrary, PLO leadership has condemned a U.S. peace plan they have not yet seen and refused to engage with the U.S. government with respect to peace efforts and otherwise," she added.

Another State Department spokeswoman later said the mission was ordered to vacate its office no later than Oct. 10.

Mark Perry, a former unofficial advisor to late PLO Chairman Yasser Arafat, ripped Washington's announcement, saying "the U.S. has always been Israel's lawyer."

"Ironically, the announcement is actually good news — as it ends the pretense that the U.S. actually cares about peace in the Middle East," Perry told Anadolu Agency.

"The U.S. is now perfectly aligned with the Israeli national project. Israel does not now, and never has, believed in the peace process or sought reconciliation with the Palestinians," he said. "Rather, its goal is the destruction of the Palestinian national project. What changed today is that the U.S. has now joined that effort."

National Security Advisor John Bolton later Monday said Washington will act if the ICC decides to prosecute Israel, the U.S. or any of its other allies.

Those actions include potential sanctions of ICC funds residing in the U.S., as well as a ban on ICC prosecutors and judges from entering the U.S.

"We will take note if any countries cooperate with ICC investigations of the United States and its allies, and we will remember that cooperation when setting U.S. foreign assistance, military assistance, and intelligence sharing levels," Bolton said.

“We will let the ICC die on its own, after all, for all intents and purposes the ICC is already dead to us,” he added.

The comments come as the Trump administration prepares to roll out its plan to achieve a peace between Palestine and Israel, a deal that Trump has framed as the "deal of the century."

Palestinian officials continue to deny any role for the U.S. in peace talks with Israel after Trump unilaterally declared Jerusalem to be Israel's capital last year, upending long-held underpinnings of peace talks which had maintained the issue was to be determined as part of final status negotiations.

The decision provoked worldwide condemnation.

Prior to the formal announcement of the mission's closure, Palestinian officials described the move as “an escalation that will have serious political consequences by sabotaging the entire international system in order to protect the Israeli occupation and its crimes.”

“This is another blow by the Trump administration against peace and justice," said PLO Secretary-General Saeb Erekat.

The decision to close the Palestinian mission is the latest effort to ramp up pressure on Ramallah. The U.S. has already halted all funding to the UN's Palestine refugee agency and cut more than $200 million in aid to the Palestinians.

UPDATE 2 – US shutters Palestine Liberation Organization's mission

ADDS BOLTON COMMENTS, BACKGROUND ON US ACTIONS

By Michael Hernandez

WASHINGTON (AA) – The U.S. on Monday announced the closure of the Palestine Liberation Organization's (PLO) Washington diplomatic mission as the Donald Trump administration prepares to roll out its Middle East peace plan.

The State Department announced the decision, saying "the PLO office in Washington will close at this point." The office had served as Palestine's de facto embassy in Washington.

The department said "the PLO has not taken steps to advance the start of direct and meaningful negotiations with Israel," and pointed to Palestinian calls for the International Criminal Court (ICC) to investigate Israel as reasons for its decision.

"We have permitted the PLO office to conduct operations that support the objective of achieving a lasting, comprehensive peace between Israelis and the Palestinians since the expiration of a previous waiver in November 2017," State Department spokeswoman Heather Nauert said in a statement.

"However, the PLO has not taken steps to advance the start of direct and meaningful negotiations with Israel. To the contrary, PLO leadership has condemned a U.S. peace plan they have not yet seen and refused to engage with the U.S. government with respect to peace efforts and otherwise," she added.

Mark Perry, a former unofficial advisor to late PLO Chairman Yasser Arafat, ripped Washington's announcement, saying "the U.S. has always been Israel's lawyer."

"Ironically, the announcement is actually good news — as it ends the pretense that the U.S. actually cares about peace in the Middle East," Perry told Anadolu Agency.

"The U.S. is now perfectly aligned with the Israeli national project. Israel does not now, and never has, believed in the peace process or sought reconciliation with the Palestinians," he said. "Rather, its goal is the destruction of the Palestinian national project. What changed today is that the U.S. has now joined that effort."

National Security Advisor John Bolton later Monday said Washington will act if the ICC decides to prosecute Israel, the U.S. or any of its other allies.

Those actions include potential sanctions of ICC funds residing in the U.S., as well as a ban on ICC prosecutors and judges from entering the U.S.

"We will take note if any countries cooperate with ICC investigations of the United States and its allies, and we will remember that cooperation when setting U.S. foreign assistance, military assistance, and intelligence sharing levels," Bolton said.

“We will let the ICC die on its own, after all, for all intents and purposes the ICC is already dead to us,” he added.

The comments come as the Trump administration prepares to roll out its plan to achieve a peace between Palestine and Israel, a deal that Trump has framed as the "deal of the century."

Palestinian officials continue to deny any role for the U.S. in peace talks with Israel after Trump unilaterally declared Jerusalem to be Israel's capital last year, upending long-held underpinnings of peace talks which had maintained the issue was to be determined as part of final status negotiations.

The decision provoked worldwide condemnation.

Prior to the formal announcement of the mission's closure, Palestinian officials described the move as “an escalation that will have serious political consequences by sabotaging the entire international system in order to protect the Israeli occupation and its crimes.”

“This is another blow by the Trump administration against peace and justice," said PLO Secretary-General Saeb Erekat.

The decision to close the Palestinian mission is the latest effort to ramp up pressure on Ramallah. The U.S. has already halted all funding to the UN's Palestine refugee agency and cut more than $200 million in aid to the Palestinians.

UPDATE – US shutters Palestine Liberation Organization's mission

ADDS DETAILS THROUGHOUT

By Michael Hernandez

WASHINGTON (AA) – The U.S. on Monday announced the closure of the Palestine Liberation Organization's (PLO) Washington diplomatic mission as the Donald Trump administration prepares to roll out its Middle East peace plan.

The State Department announced the decision, saying "the PLO office in Washington will close at this point." The office had served as Palestine's de facto embassy in Washington.

The department said "the PLO has not taken steps to advance the start of direct and meaningful negotiations with Israel," and pointed to Palestinian calls for the International Criminal Court (ICC) to investigate Israel as reasons for its decision.

"We have permitted the PLO office to conduct operations that support the objective of achieving a lasting, comprehensive peace between Israelis and the Palestinians since the expiration of a previous waiver in November 2017," State Department spokeswoman Heather Nauert said in a statement.

"However, the PLO has not taken steps to advance the start of direct and meaningful negotiations with Israel. To the contrary, PLO leadership has condemned a U.S. peace plan they have not yet seen and refused to engage with the U.S. government with respect to peace efforts and otherwise," she added.

Mark Perry, a former unofficial advisor to late PLO Chairman Yasser Arafat, ripped Washington's announcement, saying "the U.S. has always been Israel's lawyer."

"Ironically, the announcement is actually good news — as it ends the pretense that the U.S. actually cares about peace in the Middle East," Perry told Anadolu Agency.

"The U.S. is now perfectly aligned with the Israeli national project. Israel does not now, and never has, believed in the peace process or sought reconciliation with the Palestinians," he said. "Rather, its goal is the destruction of the Palestinian national project. What changed today is that the U.S. has now joined that effort."

National Security Advisor John Bolton is expected to address the decision during a speech before a conservative group in the nation's capital later Monday.

Palestinian officials continue to deny any role for the U.S. in peace talks with Israel after Trump unilaterally declared Jerusalem to be Israel's capital last year, upending long-held underpinnings of peace talks which had maintained the issue was to be determined as part of final status negotiations.

The decision provoked worldwide condemnation.

Prior to the formal announcement of the mission's closure, Palestinian officials described the move as “an escalation that will have serious political consequences by sabotaging the entire international system in order to protect the Israeli occupation and its crimes.”

“This is another blow by the Trump administration against peace and justice," said PLO Secretary-General Saeb Erekat.