Beşiktaş'a Japonya'dan kardeş kulüp

İSTANBUL (AA) – Beşiktaş Kulübü, basketbolda Japonya temsilcisi San-en NeoPhoenix ile kardeş kulüp anlaşması imzaladı.

Siyah-beyazlı kulübün başkanı Fikret Orman, globalleşme çalışmaları kapsamında Uzakdoğu temaslarını sürdürüyor.

Kulüpten yapılan açıklamaya göre, Japonya'da bulunan başkan Fikret Orman, San-en NeoPhoenix Kulübü Başkanı Kenjiro Hongo ile iş birliği anlaşmasına imza attı. İmza töreninde Türkiye'nin Japonya Büyükelçisi Hasan Murat Mercan da yer aldı.

Kardeş kulüp anlaşmanın iki tarafa da fayda sağlayacağını aktaran Orman, "Dostluğu uzun yıllara dayanan iki ülkenin iki güçlü kulübü olarak, böyle bir anlaşma yaptığımız için çok mutluyuz. Sportif ve ticari faydaların yanı sıra, ortaklaşa hayata geçireceğimiz sosyal sorumluluk projeleriyle de iki ülke halkına yarar sağlanacak." ifadelerini kullandı.

San-en NeoPhoenix Başkanı Kenjiro Hongo ise, "Beşiktaş ile uzun süren görüşmeler sonunda bu iş birliğini hayata geçirdiğimiz için çok mutlu ve heyecanlıyız. Beraber çok güzel işler yapacağımıza inanıyoruz." şeklinde görüş belirtti.

Beşiktaş Sompo Japan ile San-en NeoPhoenix arasındaki anlaşma gereğince, A takım ve altyapı takımları da dahil olmak üzere oyuncu ile teknik adam değişimleri, hazırlık maçları, her iki ülkede faaliyet gösteren Japon şirketlerini karşılıklı olarak sponsorluk konularına dahil etme çalışmaları, pazarlama alanında iş birlikleri gerçekleştirilecek.

Fikret Orman'dan Japonya'da ziyaret

İSTANBUL (AA) – Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, siyah-beyazlı kulübün global iş ortağı Mainichi-Sponichi Grubuna Japonya'da ziyarette bulundu.

Kulübün internet sitesinden yapılan açıklamada, "Fikret Orman, Mainichi-Sponichi Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Toshifumi Kawano ile yönetim kurulu üyeleri Atsushi Narita ve Takeo Iwasawa'dan, yapılan iş birliği anlaşmasından itibaren bugüne kadar yürütülen iletişim faaliyetleri hakkında bilgi aldı." ifadelerine yer verildi.

Orman'ın ayrıca, siyah-beyazlı futbol takımının Japonya'da yapmayı planladığı sezon başı kampı ile ilgili de değerlendirmelerde bulunduğu belirtildi.

Toplantının ardından Orman'ın, Toshifumi Kawano, Atsushi Narita ve Takeo Iwasawa'ya Beşiktaş forması hediye ettiği, sonrasında da birlikte yemek yenildiği aktarıldı.

Japonya, BM'ye Kuzey Kore önergesi sunmaktan vazgeçti

ANKARA (AA) – Japonya, Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyine Kuzey Kore'nin insan hakları ihlallerini kınayan ortak karar tasarısı sunmaktan vazgeçti.

Kyodo ajansında yer alan habere göre, hükümet, Japonya'nın, BM İnsan Hakları Konseyine 2007 yılından 2018'e kadar Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ile ortaklaşa sunduğu Kuzey Kore'ye yönelik önergeyi sunmayacağını belirtti.

Japonya Kabine Başsekreteri Yoshihide Suga, basına yaptığı açıklamada, BM'ye, Kuzey Kore'nin insan hakları ihlallerini kınayan önerge sunmama kararını, geçen ay sonunda yapılan ikinci ABD-Kuzey Kore zirvesinin sonuçları ile Kuzey Kore tarafından kaçırıldığı iddia edilen Japon vatandaşları ve (Kuzey Kore ile ilgili) diğer konular etrafındaki durumlarla ilgili yapılan kapsamlı incelemenin ardından aldıklarını ifade etti.

Japonya'nın, nükleer ve füze programı nedeniyle Kuzey Kore'ye yönelik BM Güvenlik Konseyi kararlarının tam olarak uygulanması ve ABD dahil uluslararası toplumla çalışma konusundaki duruşunda bir değişiklik olmadığını vurgulayan Suga, Tokyo'nun, Pyongyang'ı ülkedeki insan hakları durumunu iyileştirmeye teşvik etmeyi sürdüreceğini söyledi.

Hükümet kaynaklarına göre, bu karar, Başbakan Shinzo Abe'nin Kuzey Kore ajanları tarafından kaçırılarak alıkonulduğu iddia edilen Japon vatandaşları konusunu çözme isteğini yansıtıyor.

  • Japon vatandaşlarının kaçırıldığı iddiası

Japonya'nın 1970 ve 1980'lerde kaçırıldığını iddia ettiği vatandaşları, Kuzey Kore ile arasında yıllardır sorun yaratıyor.

Japonya, vatandaşlarının Kuzey Kore ajanları tarafından kaçırılarak alıkonulduğunu savunuyor.

Pyongyang yönetiminin, bu kişileri, Kuzey Koreli istihbaratçılara Japonca öğretmeleri ve bu görevlilere kendilerini Japon gibi göstererek casusluk yapma konusunda eğitmeleri için kullandığı iddia ediliyor.

Kuzey Kore, 2002'de başkent Pyongyang'da düzenlenen bir zirve sırasında, 1970'li ve 1980'li yıllarda kaçırılan 13 Japon vatandaşının varlığını kabul etmişti. Pyongyang yönetimi, bu kişilerden 5'inin zirvenin ardından evlerine dönmesine izin vermiş, diğer 8 Japon vatandaşının ise öldüğünü ileri sürmüştü. Japonya, söz konusu 8 vatandaşın öldüğüne inanmıyor ve onların da iade edilmesini talep ediyor.

Japonya Başbakanı Şinzo Abe, geçen ay Vietnam'da yapılan 2. ABD-Kuzey Kore Zirvesi öncesinde, zirvede Kuzey Kore'nin kaçırdığı iddia edilen Japon vatandaşları sorununun da gündeme getirilmesi için ABD Başkanı Donald Trump'tan talepte bulunmuştu.

  • BM, geçen yıl sonunda Kuzey Kore'ye kınama kararı almıştı

BM Genel Kurulu, aralık ayında, ülkedeki insan hakları ihlalleri ve halkın içinde bulunduğu kötü ekonomik koşullara rağmen sürdürdüğü nükleer silahlanma çabaları nedeniyle Kuzey Kore yönetimini kınayan bir kararı kabul etmişti.

Japonya ve Avrupa Birliği ülkelerinin öncülüğünde Genel Kurul gündemine alınarak kabul edilen kararda, "Kuzey Kore'de 10 milyon kişinin yetersiz beslendiği, kronik ve akut zafiyet oranlarının kabul edilemez seviyelerde olduğu" belirtilmişti.

“Asya-Pasifik'te savaş, ABD için felaket olur”

İSTANBUL (AA) – GÜLSÜM İNCEKAYA – Asya-Pasifik'teki diplomatik, ekonomik ve ticari rekabet hızının gittikçe arttığına dikkat çeken uzmanlar, ABD'nin askeri yöntemler, ticari ilişkiler ve stratejik hamlelerle Çin'i çevreleme politikası güttüğünü, bölgede çıkması muhtemel bir savaşın hem Amerikalılar hem de çevre ülkeler için bir felaket olacağını savundu.

Asya-Pasifik Bölgesi alanı uzmanları, Kuzey Kore ile ABD arasında yaşanan nükleer silah krizi, Çin Denizi'nde artan diplomatik ve ticari gerilimi ve olası sonuçlarını, AA muhabirine değerlendirdi.

Koç Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, büyük güçlerin Orta Doğu'daki kavgalarının Asya-Pasifik'e taşındığına dair yargıların doğru olmadığını belirterek, Asya-Pasifik'te yaşanan kavgayı, Orta Doğu'da yaşananlara benzetmenin doğru olmadığını söyledi.

Asya-Pasifik'te yaşananların, İkinci Dünya Savaşı'nda sonra "Asya Kaplanları" denilen Güney Kore, Tayvan, Hong Kong, Singapur, Tayland gibi ülkelerin yüksek performanslı yükselişleri ile ilişkili olduğunu ifade eden Atlı, "Bu yükselişler aslında birbirleriyle ticaret yaparak yani bir entegrasyonla bu noktaya geldi. Bu entegrasyona rağmen bu coğrafya aynı zamanda kavgaların da devam ettiği bir coğrafya. Çok uzağa gitmeye gerek yok, 2. Dünya Savaşı sürecinde Çin-Japonya, Japonya-Kore arasındaki savaşların hatıraları hala çok acı bir şekilde devam ediyor ve hala ilişkileri zehirliyor. Onun dışında diplomatik savaşlar ve ticaret savaşları da devam ediyor.'' diye konuştu.

  • "Doğu Çin Denizi üzerinde, egemenlik mücadelesi yürütülüyor"

Asya'nın en büyük çelişkisinin, iş birliği entegrasyonu ile hızla elde edilen yüksek performanslı ekonominin, ticaret savaşlarına dönüşmesi olduğuna dikkat çeken Atlı, şunları söyledi:

"Asya-Pasifik'te şu anda sıcak bir savaştan bahsetmek belki mümkün değil ama ticaret ve diplomatik savaşların şiddeti fazlası ile artmış durumda. Ümit ediyoruz ki bu sıcak bir savaşa dönüşmesin. Tartışma konusu olan Diaoyu/Sankaku adacıklarının bulunduğu Doğu Çin Denizi, hem jeostratejik hem de zengin petrol ve doğal gaz kaynakları açısından büyük önem taşıyor. Bugünkü tartışmalar açısından asıl tayin edici olan da, Çin, Japonya, Güney Kore, Kuzey Kore ve Tayvan'la kıyısı olan, Hint Okyanusu ile Pasifik Okyanusu'nu birbirine bağlayan Doğu Çin Denizi'nin kim tarafından kontrol edileceği. Yani Doğu Çin Denizi üzerinde, ciddi bir egemenlik mücadelesi yürütülüyor."

Altay Atlı, Çin'in, Güney Çin Denizi'nde yüzde 90'ın üzerinde hak iddia ettiğini belirterek, "Aynı şekilde ABD de, bu adalar üzerinde hak iddia ediyor. ABD son 10 yıldır Doğu Asya'da, Çin'e coğrafi yakınlığı olan ülkeler ile yakın ilişkiler kuruyor ve bu ülkelerin çoğunda askeri üsler kuruyor. Ayrıca ABD, bölgede stratejik açıdan etkin rol alabilmek için Hindistan ve Japonya gibi devletlerle de ciddi bir etkileşim içinde." dedi.

-"ABD, Çin'i çevreleme politikası güdüyor"

ABD'nin askeri yöntemler, ticari ilişkiler ve stratejik hamlelerle Çin'i çevreleme politikası güttüğünü ifade eden Atlı, Çin'in karşı hamleleriyle çevreleme politikalarının tek başına işe yaramadığını anlayan Washington'ın, Asya-Pasifik bölgesindeki deniz gücünün yarısını bu bölgeye konuşlandırmaya ve üslerini artırmaya başladığını kaydetti.

Asya-Pasifik'te yaşanan en ciddi sorunlardan bir diğerinin ise Kuzey Kore'nin nükleer silahlardan arındırılması olduğuna değinen Atlı, ABD ile Kuzey Kore arasında görüşmeler gerçekleştirilmiş olsa da barış anlamında hiçbir adım atılmadığını söyledi.

Atlı, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında gerçekleşen ikinci görüşmeden de bir şey çıkmadığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"İki ülkenin karşılıklı talep ve pozisyonları arasında ciddi bir uçurum var ve bu uçurum kapatılamıyor. Ben, sık sık iddia edildiği gibi bölgede çatışma veya bir sıcak savaşın çıkacağına inanmıyorum. Çünkü böyle bir savaş, Amerikalılar için bir felaket olur. ABD halkı ve seçmeni buna karşı çıkacaktır. Çünkü yıllardır ABD askerleri Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de. Asya-Pasifik'te hali hazırda bir ticaret savaşı sürdüren ABD ve Trump hükümeti, çok ciddi bir şekilde kaybeder."

  • "Asya-Pasifik'te çıkacak bir savaşın kaybedeni çok olur"

"Eğer ABD, sıcak bir savaşı göze alır ve bir çatışma içine girerse, bu Kuzey Kore rejiminin devrilmesi anlamına gelir." diyen Atlı, dolayısıyla Kuzey Kore'nin de böyle bir sıcak çatışmaya girmek istemeyeceğini belirtti.

Atlı, şunları kaydetti:

"Her iki ülke bunu göze aldığında, bu kez Çin çok zor durumda kalır. Çin her ne kadar Kuzey Kore'yi desteklese de, Kuzey Kore'nin nükleer çıkışları Çin'i rahatsız ediyor. Çin için esas olan, Kuzey Kore'deki rejimin makul bir şekilde devam etmesi. Kuzey Kore aynı şekilde Japonya ve Güney Kore için de varoluşsal bir sorun. Bırakın nükleer silahları, Kuzey Kore'nin kullanacağı konvansiyonel silahlar bile, bu ülkeleri yok edecek kapasitede. Dolayısıyla Asya-Pasifik'te çıkacak bir savaşın kaybedeni çok olur. Kim Jong-un için 'çılgın' tanımı kullanılıyor olsa da Trump, çok daha ne yapacağı öngörülemeyen biri. Ben yine de iyimser düşünerek ikisinin de işi buraya kadar taşıyacağını düşünmüyorum."

  • "Bölge ülkeleri savaş istemiyor"

İbn Haldun Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Özay da, Asya-Pasifik'teki diplomatik, ekonomik ve ticari rekabetin hızının gittikçe arttığına işaret ederek, ortada bir sıcak çatışma ihtimali olmakla birlikte, bunun gerçeğe dönüşmemesi için bir çabanın da gözlemlendiğini söyledi.

Çatışma boyutundaki aktörlerin ABD ve Çin olduğunu belirten Özay, ancak karar vericiler olarak öne çıkan bu iki ülkenin yanı sıra bölgedeki irili ufaklı ülkelerin de herhangi bir sıcak gelişme karşısında politikalar geliştirmekte olduklarını ifade etti.

Özay, hem ABD hem Çin'le yakın ticari ilişkiler içerisindeki özellikle Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği'ne (ASEAN) üye ülkelerin bölgeyi bir sıcak gelişmeye itecek her türlü girişimi engelleme yönünde girişimlerine tanık olunduğuna dikkat çekerek, "Japonya'nın, Güney Kore'nin ve ASEAN içinde ise Singapur ve Malezya'nın yaklaşımları bu yönde gelişme göstermektedir. Yani bölge ülkeleri, bütün Asya'yı yakacak bir savaş istemiyor." diye konuştu.

  • "ABD'nin bölgeden çıkartılması mümkün görünmüyor"

Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC), ASEAN gibi oluşumların, Pasifik Okyanusu'nun iki yanındaki ülkeleri siyasal veya ideolojik değil, ekonomik boyutuyla bir araya getirdiğini belirten Özay, şu açıklamalarda bulundu:

"1980'li yıllardan itibaren Asya Kaplanları, ardından ASEAN ve Çin'in küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri, Asya-Pasifik Bölgesi'nde ekonomik kalkınmayı gerçekleştirdi. Avrupa, ABD ve Japonya'nın önde gelen ulus aşırı şirketlerinin yatırımlarıyla da bölge, ekonomik bir güç merkezi haline geldi. Aslında 21. Yüzyıl Asya Yüzyılı projesi bağlamında, 2009'dan beri Obama yönetiminin hayata geçirmek istediği Trans-Pasifik İşbirliği Anlaşması'nın (TTPA), Trump tarafından rafa kaldırılması, belirsizlik ve kimi bağlamlarda çatışma ortamının da zeminini hazırladı. Çin, arka bahçesi kabul ettiği Doğu Asya’dan ABD'yi çıkarma mücadelesi veriyor mu? Çin yönetiminin, tarihe referansla yaptığı açıklamalara bakıldığında böylesi bir niyeti olduğu açık. Ancak, Doğu Asya'nın Çin, Kore Yarımadası, Japonya ve Tayvan'ı içeren bir coğrafya oduğu hatırlandığında, ABD'nin bölgeden çıkartılması ne teoride ne de pratikte mümkün gözüküyor."

  • "Asya-Pasifik hiçbir zaman öneminden bir şey kaybetmedi"

Mehmet Özay, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, dünya ticaretinin yüzde 80'inin su yolları üzerinden gerçekleştiğini, bu ticaretin de üçte birinin Asya-Pasifik ve Çin Denizi üzerinden sağlandığı bilgisini paylaştı.

Yıllık 5 trilyon doları aşkın bir ticaret hacmine tekabül eden bu ticari faaliyetin, küresel güç iddiasındaki hiçbir ülkenin göz ardı edemeyeceği bir ekonomik ve de stratejik önem taşıdığını vurgulayan Özay, şunları kaydetti:

"Sadece Çin değil, küresel ekonominin üçüncü sırasındaki Japonya ile Güney Kore ve Tayvan gibi endüstrileşmiş ülkelerin de, hem Orta Doğu bağlantılı enerji kaynaklarının aktarımı hem ürettikleri malların dünyaya yayılımında, bu denizler büyük önem taşıyor. Kaldı ki, Çin ve Filipinler, Çin ve Vietnam arasında yakın dönemde görülen anlaşmazlıkların kaynağında bu denizlerin tabanındaki enerji kaynaklarının varlığı ve su ürünlerinin zenginliği de farklı bir ekonomik değere sahip.

ABD'nin bölgedeki etkinliğinin belirlenmesinde, 2. Dünya Savaşı kilit rol oynadı. ABD, aradan geçen süre zarfında dünyanın farklı bölgelerinde etkin olmayı sürdürmekle birlikte, Asya-Pasifik hiçbir zaman öneminden bir şey kaybetmediği gibi, son dönemde görüldüğü üzere, önemini giderek artırmaktadır."

  • "ABD ile Kuzey Kore'nin masaya oturması bölgeyi rahatlattı"

Özay, 2011'den bu yana Kuzey Kore'de Kim Jong-un'un, nükleer silahlarla tehditkar yaklaşımının bölgede gerilimi artıran temel bir sorun olduğuna dikkat çekerek, "Her ne kadar bu tehdit, ABD'ye yönelmiş olsa da, bölgede ABD'nin müttefiki konumundaki Güney Kore ve Japonya da bu tehdidin bir parçasını oluşturuyordu. Trump'ın bu gelişmeler karşısında ABD askeri varlığını hareket geçirme tehditlerinin, sahada hareketliliğe neden olduğu bir gerçek." diye konuştu.

Çin'in, Kuzey Kore konusunda sergilediği tutumun önemine vurgu yapan Özay, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Çin yönetimi, bu süreçte pasif bir politika izler görünse de, Kuzey Kore'de nükleer silah üretimi süreciyle ve bu ülkenin siyasal anlamda hamisi olmasıyla, perde arkasından Kim üzerinde bir nüfuz sergilediği, en azından Kuzey Kore'yi sergilediği agresif tutumdan caydırma yönünde politika izlediği görülür. 2016 yılındaki gelişmelere bakıldığında, Kuzey Kore örneği bize neredeyse sıcak çatışmaya ramak kalınan bir süreçte, tarafların yani Güney Kore ile Kuzey Kore'nin ve ardından ABD ile Kuzey Kore'nin masaya oturmasıyla sonuçlanması, bölge ülkelerinde ve toplumlarında bir rahatlamaya neden oldu. Barack Obama döneminde, ABD'nin giderek Asya-Pasifik, özelde de ASEAN ile giderek daha da yakınlaşma projeleri gündemdeydi. Buna karşılık Çin'in, Doğu ve Güney Çin Denizi'nde egemenlik iddiasını pratiğe geçirerek, suni adalar ve bunlar üzerinde hava ve deniz limanları inşa çabaları öne çıkıyordu."

Japonya'da feribot “deniz canlısına” çarptı

ANKARA (AA) – Japonya'da bir feribotun "deniz canlısına" çarpması sonucu en az 80 kişi yaralandı.

Kyodo'nun haberine göre, Japon Sahil Güvenliği, Niigata limanından kalkan feribotun Japon Denizinde Sado Adası açıklarında bir "deniz canlısına" çarptığını, kazada 5'i ağır 80'den fazla kişinin yaralandığını açıkladı.

Kıç bölümünde 15 santimetrelik çatlağa ve hidrofil kanatlarda hasara neden olan kazadan sonra feribotun yoluna devam ederek Ryotsu Limanı'na vardığı belirtildi.

Feribotta kaza sırasında 121 yolcu ve 4 kişilik mürettebat bulunduğu kaydedildi.

Tarihi Kula evleri Japon belgeselinde

MANİSA (AA) – AHMET BAYRAM – Manisa'nın Kula ilçesinde 18. yüzyıl Osmanlı mimarisinin bugüne kadar bozulmadan gelen evleri, Japon belgeseline konu oldu.

Genelde iki katlı ve avlulu, üst katları sokağa çıkıntılı, üzeri kiremit örtülü olan, özgün ahşap yapısı, alçı ve kalem işi süslemeleriyle geleneksel Osmanlı sanatının başarılı örneklerini sergileyen tarihi Kula evleri, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

Japonya'daki TBS kanalı da yaklaşık 10 yıldır her cuma günü yayınladığı "Dünyanın Penceresi" adlı programda, bugüne kadar bozulmadan gelen tarihi dokusuyla birçok yerli ve yabancı turistin uğrak noktası olan tarihi evleri tanıtacak.

Farklı ülkelerden tarihi şehirlere yer verilen program için ilçeye gelen prodüksiyon ekibi, 3 gün boyunca Kula'nın tarihi evlerini, dar sokaklarını ve çarşısını görüntüledi.

-"Sinematografik açından büyük bir görsel zenginlik"

Programın yönetmeni Tomatsu Hisao, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Japonların, Türkiye ile ilgili daha çok İstanbul ve Kapadokya hakkında bilgi sahibi olduğunu, buraları neredeyse ezbere bildiğini söyledi.

Program ekibi olarak yeni yerleri araştırdıklarını anlatan Hisao, "Dünyanın pencerelerine bakan belgesel tarzında program yapıyoruz. Bu yüzden Türkiye'de, kimsenin bilmediği ama görmeye değer bir yeri, yani Kula'yı seçtik." dedi.

İlçeyi çok beğendiklerini, buranın sinematografik açından büyük görsel zenginlik barındırdığını dile getiren Hisao, şunları kaydetti:

"Her şeyden önce Kula'da güçlü bir tarih var. Özellikle geçmişte Türk ve Rum ailelerin bir arada yaşaması ilçeye farklı boyut kazandırıyor. Bunları gezip gördük. Rum ve Türk evlerinden, geçmiş yaşantılarla ilgili çok şey öğrendik. Çok etkilendik, bu birlikte yaşama kültürüne inanamadık. Kula'da gördüğümüz sıcak karşılama bizleri şaşırttı. İnsanların bu kadar misafirperver olabileceğini düşünmemiştik. Kapılar açıldı, herkes çok nazik davrandı. Belgeselde bunu anlatacağım özellikle. Burada kendimizi yabancı hissetmedik, insanların yüzüne bakınca birbirimize benzediğimizi fark ettim."

Belgesel ekibinin rehberi Tanoue Ryoko ise programın ülkede geniş izleyici kitlesine sahip olduğunu, gezginler ve tur şirketleri tarafından da takip edildiğini bildirdi.

Ryoko, birkaç ay içinde yayınlanacak belgeselin, Kula'ya ciddi bir turizm hareketliliği kazandıracağına inandıklarını ifade etti.

Toyota, Japonya'nın Ay misyonu için gezginci robot geliştirecek

ANKARA (AA) – Japon otomotiv devi Toyota'nın, Japonya Havacılık ve Uzay Araştırma Ajansının (JAXA) Ay misyonu için gezginci robot geliştireceği bildirildi.

Japon haber ajansı Kyodo'da yer alan habere göre, Toyota, JAXA ile Ay misyonunda kullanılacak gezginci keşif aracının geliştirilmesi için anlaşmaya vardı.

Anlaşmanın detaylarının, gelecek hafta ortak basın toplantısıyla kamuoyuna duyurulacağı belirtildi.

Ay yüzeyinde araştırmalar yapması planlanan gezginci robot, Japonya'nın Ay'a gönderdiği ilk uzay aracı olacak.

JAXA, geçen ay Hayabusa2 uzay aracını, Ryugu asteroidinin yüzeyine indirmeyi başarmıştı.

Nissan'ın eski Üst Yöneticisi Ghosn kefaletle serbest bırakıldı

ANKARA (AA) – Japonya'da gözaltına alınan eski Nissan Motor Üst Yöneticisi (CEO) Carlos Ghosn, 108 gün sonra kefaletle serbest bırakıldı.

Japon haber ajansı Kyodo'da yer ala habere göre, kazancını düşük gösterdiği ve kişisel yatırımlarından doğan zararları şirketine ödettiği gerekçesiyle 19 Kasım 2018'de gözaltına alınan eski Nissan Üst Yöneticisi Carlos Ghosn, tutuksuz yargılanmak üzere kefaletle serbest bırakıldı.

Fransa ve Lübnan vatandaşı olan 64 yaşındaki yönetici, 9 milyon dolarlık kefalet bedelinin ödenmesinin ardından bugün öğle saatlerinde hapishaneden salıverildi.

Ghosn, kefalet koşulları uyarınca tutuksuz yargılandığı dönemde cep telefonunu kullanamayacak ve bilgisayarından internete ancak hafta içi avukatının ofisinden erişebilecek.

Tokyo Bölge Mahkemesi, dün Ghosn'un avukatlarının talebini kabul ederek, sanığın tutuksuz yargılanmak üzere kefaletle serbest bırakılmasına karar vermişti.

Ghosn karar sonrası yaptığı açıklamada, "Suçsuzum ve kendimi adil bir yargı süreci içinde bu haksız ve temelsiz suçlamalara karşı sonuna kadar savunmaya hazırım." ifadesini kullanmıştı.

Ghosn, 2011'den itibaren 5 yıl boyunca maaşını toplam 5 milyar yen (yaklaşık 234 milyon lira) düşük göstererek Japonya yasalarını çiğnediği suçlamasıyla 19 Kasım'da Tokyo'da gözaltına alınmıştı.

Mahkeme, daha önce Ghosn'un avukatlarının kefaletle salıverilme taleplerini iki kez reddetmişti.

  • Nissan Motor ve Mitsubishi Motors, Ghosn'un görevine son vermişti

Ghosn, 1999'da Renault ile sermaye ortaklığı çerçevesinde Japon otomobil şirketinin devrini yönetmek için operasyon direktörü sıfatıyla Nissan'a geçmişti.

Nissan'ın 20 yıl boyunca Üst Yöneticiliğini yapan Ghosn, 1990'larda aldığı kararlarla şirketi iflastan kurtaran isim olarak biliniyordu.

Şirketin iyileştirilmesine yönelik fabrikaların kapatılması dahil katı yeniden yapılanma önlemlerine öncülük eden Ghosn, 2001'de hisse sahipleriyle yapılan toplantıda Nissan'ın Üst Yöneticiliğine getirilmiş, 2005'te de Renault'nun Üst Yöneticisi olmuştu.

Maaşını düşük göstermekle suçlanan Ghosn'un gözaltına alınmasının ardından Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire, 20 Kasım'da Ghosn'un artık Renault grubunu yönetecek konumda olmadığını söylemişti.

Renault Grubu Yönetim Kurulundan 21 Kasım'da yapılan açıklamada, grubun menfaatlerinin korunması ve faaliyetlerine devam edebilmesi amacıyla geçici yönetim önlemlerini kabul ettiği duyurulmuştu.

Carlos Ghosn yerine Thierry Bollore'nin geçici süreyle İcra Kurulu Başkan Vekili olarak görevlendirildiği belirtilen açıklamada, Ghosn'un geçici olarak görev ehliyetini kaybettiği ancak halen Yönetim Kurulu Başkanı ve İcra Kurulu Başkanı olarak görev unvanlarını koruduğu bildirilmişti.

Nissan Motor Yönetim Kurulu, gelirini düşük gösterme suçlamasıyla tutuklanan Nissan, Renault ve Mitsubishi ortaklığının Başkanı Carlos Ghosn'un görevine 22 Kasım'da son vermişti.

Mitsubishi Motors'dan 26 Kasım'da yapılan açıklamada, yönetim kurulu üyelerinin yaptıkları toplantıda, Ghosn'un güvenilirliğini kaybetmesi nedeniyle görevine son verilmesi yönünde oy kullandığı kaydedilmişti.

  • 19 Kasım'dan bu yana gözaltında

Savcılık talebiyle 19 Kasım'dan bu yana gözaltı merkezinde tutulan Ghosn, 8 Ocak'ta Tokyo'da görülen halka açık duruşmada hakkındaki suçlamaları reddetmişti.

Ghosn'un avukatının tutuksuz yargılanma talebi ise delilleri karartma ve kaçma şüphesi gerekçesiyle reddedilmişti.

Ek iddianame hazırlayan savcılık, 11 Ocak'ta Ghosn'a 2008 mali krizi sırasında kişisel yatırımlarından uğradığı zararı şirkete ödettiği ve 2018'den önceki 3 mali yılda aldığı ücreti düşük gösterdiği gerekçesiyle iki ayrı güveni ihlal suçlaması yöneltmişti.

Japonya'da yapay kök hücreyle kornea tedavisi

ANKARA (AA) – Japonya'da Sağlık Bakanlığı yapay olarak üretilmiş kök hücrelerin kornea hasarından kaynaklanan göz bozukluklarının tedavisinde kullanılmasına izin verdi.

Japon haber ajansı Kyodo'da yer alan habere göre, Japonya Sağlık Bakanlığı, Osaka Üniversitesinden araştırmacıların "indüklenmiş pluripotent kök hücreleri" (iPS) insan korneasını onarmak için kullanmak üzere klinik testler yapma talebini onayladı.

Araştırmacıların aldığı izin, iPS'lerin insan tedavisinde kullanılması için verilen 6. izin oldu.

Araştırmacılar, iPS'lerle ürettikleri 0,05 milimetrelik çok ince yapay kornea dokuları hastalara naklederek, kornea hasarından kaynaklanan göz bozukluklarını tedavi etmeyi amaçlıyor.

Ekip klinik testlerin ardından ilk nakil uygulamasını haziranda yapmayı planlıyor. Uygulama başarılı olursa yapay olarak üretilmiş kök hücreler ilk kez kornea tedavisinde kullanılmış olacak.

  • Nobel Tıp Ödülü, iPS'lerin mucidine verilmişti

İndüklenmiş pluripotent kök hücreler (iPS) ilk kez Japonya'nın Kyoto Üniversitesinden Şinya Yamanaka tarafından geliştirilmişti. Yamanaka bu buluşuyla 2012 yılında Nobel Tıp Ödülü'ne layık görülmüştü.

iPS'lerle ilk klinik testler Japonya'nın Riken Enstitüsü tarafından 2014 yılında yapılmıştı. Testlerde yapay olarak üretilmiş kök hücrelerle geliştirilen sağlıklı göz retinası dokusu bir hastaya nakledilmişti.

İPS'ler ayrıca Parkinson ve kalp hastalığı tedavilerinde, ilik nakli ve omurilik onarımında kullanılmıştı.

Japonya'da 6 büyüklüğünde deprem meydana geldi

ANKARA (AA) – Japonya'nın güneydoğu kıyısı açıklarında 6 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), merkez üssü Nemuro'nun 191 kilometre güneydoğusu olan 6 büyüklüğündeki depremin yerin 10 kilometre altında kaydedildiğini açıkladı.

Depremin ardından tsunami uyarısı yapılmadı.

Depremde can ve mal kaybı olup olmadığına ilişkin henüz bilgi paylaşılmadı.