AK Parti'den “İstanbul seçimleri neden yenileniyor” videosu

ANKARA (AA) – AK Parti Genel Merkezi'nin YSK'nin İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararının ardından hazırladığı videoda, sandık kurullarının hazırladığı 31 bin 280 sandıktaki oy sayım döküm cetvelinden 5 bin 388’inin mühürsüz, 694’ünün imzasız, 214’ünün ise boş olduğu belirtildi.

AK Parti'nin hazırladığı 6 dakika 25 saniyelik video, partinin sosyal medya hesaplarından paylaşıldı. Seçimin iptalinin gerekçelerinin grafiklerle anlatıldığı videoda, İstanbul seçim sürecinde yaşananlar aktarıldı.

Geçen yıl seçim kanununda yapılan değişiklikle sandık kurulu başkanları ve kurulun en az bir üyesinin kamu görevlisi olması şartı getirildiği hatırlatılan videoda, ilçelerin mülki idarelerinin o ilçede görev yapanların listesini ilçe seçim kurululun talebi üzerine teslim etmesi gerektiği belirtildi. Videoda, kurulun da bu liste üzerinden kura ile sandık kurulu başkanı ve sandık kurulu memur üyesi ataması yaptığı hatırlatıldı.

Buna rağmen 31 Mart seçimlerinde İstanbul'da kanunun bu hükmünün açıkça ihlal edildiğinin vurgulandığı videoda, "İstanbul'da 31 bin 280 sandık bulunmaktadır. Bu da 31 bin 280 devlet memuru, sandık kurulu başkanı ve 31 bin 280 memur üye demektir. YSK'nin tespitlerine göre seçimlerde görevlendirilen 6 bin 644 kişinin sandık kurulu başkanı ve 13 bin 98 sandık kurulu üyesi olması kanunen yasaktır." denildi.

Görev alan sandık başkanı ve memur üye toplam sayısının 62 bin 560 olduğu bildirilirken, bunlardan görev almasının kanunen yasak olanların sayısının 19 bin 742 olduğu tespitine yer verilen videoda, bu 19 bin 742 kişinin nerelerde çalıştıkları sayılarıyla detaylı olarak aktarıldı.

  • Oy sayım ve döküm cetvellerine ilişkin usulsüzlükler

AK Parti'nin hazırladığı videoda, İstanbul seçimlerinde sandık kurullarının hazırladığı 31 bin 280 sandıktaki oy sayım ve döküm cetvellerine ilişkin usulsüzlüklere de yer verildi.

Buna göre kullanılan oyların 5 bin 388’inin mühürsüz, 694’ünün imzasız, 214’ünün boş, 498’inde rakam belirtilmemiş, bin 135’inde ise sayı eksikliği olduğu tespit edildiği vurgulandı.

Videoda, YSK tarafından kanuna aykırı olarak sandık kurulu başkanı ve memur üye atanan 22 sandıktaki oy sayım ve döküm cetvelinin "kayıp olduğunu ve YSK sistemine boş olarak işlendiğini" tespit edildiği aktarıldı. Ayrıca, kanuna aykırı olarak sandık kurulu başkanı ve memur üye atanan 101 sandıktaki oy sayım ve döküm cetvelinin de imzasız, mühürsüz ve yazıları eksik olarak YSK sistemine işlendiği belirtildi.

Kanunun aradığı 2 konuda usulsüzlük yapılan sandık sayısı toplamının 123, bu sandıklardaki toplam oy sayısının ise yaklaşık 42 bin oy pusulası olduğu aktarıldığı videoda, YSK'nin hem sandık kurulu başkanı ve memur üyesi kanunsuz atanan hem de oy sayım ve döküm cetveli olmayan ya da boş olan 123 sandıktaki yaklaşık 42 bin oy pusulasının kontrol ve denetiminin yapılamayacağından dolayı şüpheli hale geldiğine hükmettiği kaydedildi.

Videoda, YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye seçiminde adaylar arasındaki oy farkının 13 bin 729 olması, denetlenemez ve kontrolü sağlanamaz yaklaşık 42 bin şüpheli oy pusulasının İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin sonucunu doğrudan etkileyeceğine hükmettiği ve bu nedenle seçimin yenilenmesine karar verdiği belirtildi.

  • Neden ilçe seçimleri ve diğer seçimler iptal edilmedi?

AK Parti tarafından hazırlanan videoda, "Neden ilçe seçimleri ve diğer seçimler iptal edilmedi?" sorusuna da yanıt verildi.

YSK'nin gündemine sadece itiraz edilen konuları aldığı belirtilen videoda, AK Parti’nin itiraz ettiği hususların İstanbul Büyükşehir Belediye ve Büyükçekmece Belediye seçimlerine yönelik olduğu, MHP'nin ise Maltepe İlçe Belediye seçimine itiraz ettiği kaydedildi. YSK'nin de bu nedenle bu 3 seçimi inceleyerek kararını verdiği aktarıldı.

YSK’nin karar verme sürecinde belirleyici olan en önemli hususun "kanuna aykırı 2 usulsüzlüğün bir arada yaşandığı" sandıklar olduğu bildirilirken bu 2 usulsüzlüğün bir arada yaşandığı sandık sayısının Maltepe’de 1 , Büyükçekmece’de ise bu şekilde bir sandık bulunmadığı, bundan dolayı Maltepe ve Büyükçekmece İlçe Belediye seçimleri yenilenmediği kaydedildi.

Videoda YSK'nin ara kararı gereğince 22 ilçedeki 57 sandıkta yapılan oy sayımları sonrasında Gaziosmanpaşa, Başakşehir ve Avcılar ilçelerinde 4 sandıkta kanunen bulunması gereken sandık seçmen listesi, oy sayım döküm cetveli ve sandık sonuç tutanağı bulunmadığının tespit edildiği bildirildi.

Hem "Sandık başkanları ve sandık kurulu memur üye" konusundaki hem de "oy sayım ve döküm cetvellerine" ilişkin usulsüzlüğün beraber yaşandığı belirtilen 123 sandığın ilçelere göre dağılımı da videoda grafik olarak sunuldu.

MHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Cumhur İttifakı Türk milletinin ta kendisidir, ruh kökünün mümtaz bir tecellisidir. Cumhur İttifakı Türkiye Cumhuriyeti'nin istikbal meşalesi, istiklal nişanesidir. Bu meşaleyi söndürmeye, bu nişaneyi imhaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir." dedi.

Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ramazanın mübarek olmasını dileyerek, bu kutlu ayın milli diriliş ve manevi toparlanmanın müjdesi, müstahkem bir uyanışın habercisi olmasını temenni etti.

Türkiye'nin normalleşmeye ihtiyacı olduğunu belirten Bahçeli, "Sıkılı yumruklar açılmalıdır. Gerginlikler azaltılmalıdır. Gerilimler hafifletilmelidir. Gönüller alınmalı, dargınlıklar bir kenara atılmalıdır." diye konuştu.

31 Mart'taki yerel seçimin kazananının açık ara farkla Cumhur İttifakı olduğunu dile getiren Bahçeli, "Bu gerçeğin inkar ve ihlali mümkün değildir. MHP saygıya, takdire, tebriğe layık müstesna bir başarıya imza atmıştır." ifadesini kullandı.

Yüksek Seçim Kurulunun 6 Mayıs 2019 tarihinde İstanbul seçimleri ile ilgili haklı ve meşru itirazları görüştüğünü ve adaletli bir kararla milletin yüreğine su serptiğini söyleyen Bahçeli, "YSK, oy çokluğuyla hakkın, halkın ve hukukun tercümanı olmuştur.
YSK'nin söz konusu kararına elbette tartışmasız saygı duyuyoruz, herkesten aynı tavır ve ahlaki tutarlılığı bekliyoruz. YSK'nin vermiş olduğu kararı alenen karalamak, çarpıtmak, darbe olduğunu söylemek, kurul üyelerine çete üyesi, hukuk cinayeti işlediler gibi itham ve iftiralarda bulunmak kirli bir ağızdır, yanlı bir bakıştır, yanlış bir değerlendirmedir, sakat bir zihniyetin sızlanmasıdır." değerlendirmesinde bulundu

  • "Bunların alayına yeteriz"

Bahçeli, 31 Mart'tan sonra Cumhur İttifakı'nın bulanmasını, budanmasını, karışmasını hatta kopmasını arzulayan müfsit ve münafık çevrelere adeta cesaret geldiğini ifade ederek "Görülen odur ki zillet cephesine figüranlık yapanlar beklenen tepkilerini peş peşe vermişlerdir.
Sanki saklandıkları deliklerine çomak sokulmuş, sanki can havliyle dışarı fırlamışlar, ardından da fitne oklarını fırlatmaya başlamışlardır. Bunlar mayalarına ve mizaçlarına uygun olanı yapmışlardır.
Aslında bu kimliksizlere çok görmüyoruz. İçtikleri süt neyse onun gereğini yapmışlardır." dedi.

"Zannederseniz ortada büyük bir sorun var da gizleniyor, üzeri örtülüyor. Zannederseniz Cumhur İttifakı tutmamış, sandıkta istediği sonuca ulaşamamış." diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

"Meğerse ne kadar da Cumhur İttifakı nedeniyle kuyruk acısı çeken varmış, ne çok müptezelin karın ağrısı bulunuyormuş. Bunlar, günlerce utanmadan, sıkılmadan, ar damarları çatlamışçasına MHP ile AK Parti arasında bir sorun varmış gibi yazıp çizdiler.
İttifakın AK Parti'ye yaramadığını, MHP'nin AK Parti'nin altını oyduğunu hayasızca iddia ettiler, ahlaksızca ileri sürdüler. Durmadılar, Cumhur İttifakı bitti bitiyor yaygarası kopardılar."

Bahçeli, şunları kaydetti:

"MHP'nin oy oranı yüze 18,81 ise AK Parti'nin de yüzde 35'tir dediler. Halbuki il genel meclis seçiminde MHP'nin oyu yüzde 18,81; AK Parti'nin ise yüzde 41,61'dir ve iki partinin toplam oyu yüzde 60,42 düzeyindedir. Bu yalın gerçeği görmediler, göremediler, bir bakıma çılgına döndüler. 31 Mart'ta partilerin dün ile bugün arasındaki oy oranları arasında yapılacak en sağlıklı mukayesenin, nitekim gerçek temsil güçlerinin il genel meclis seçiminden almış oldukları sonuçlar olacağına akıl erdiremeyenler çürük ipte cambazlık yapmaya özenen gafillerdir. Bir ara 'Kum torbası değilim' çıkışıyla rest çeken, sonra da Cumhur İttifakı'nı kast ederek 'Mezara kadar sözünü en azından pazartesiye kadar değiştirmek lazım.' diye çıkıntılık yapan zat bunlardan birisidir.
Gıybet borsası kuruldu, dedikodu hissesi tavan yaptı. Bu sefiller, fitneye kucak açıp, fazilete sırt döndüler.
Karanlığa saklanıp aydınlığı taşa tuttular.
Maske takıp melaneti tırmandırdılar, zemzem diye zehri sundular.

Bilmeyen varsa yeniden söyleyeyim, Cumhur İttifakı Türk milletinin ta kendisidir, ruh kökünün mümtaz bir tecellisidir. Cumhur İttifakı Türkiye Cumhuriyeti'nin istikbal meşalesi, istiklal nişanesidir. Bu meşaleyi söndürmeye, bu nişaneyi imhaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir.
Cumhur İttifakı siyasi ahlakın simgesi, milli duruşun sinerjisi, 82 milyon Türk vatandaşının kaynaşma ve kucaklaşma siperidir.
Cumhur İttifakı'nın bozulmasını dileyen, bunu bekleyen, bunun için faaliyet halinde olan kim varsa herkes bilsin ki karanlık ve kuytu köşelerde barınan, bir vesileyle tutunacak dal arayan devşirilmiş namertlerdir.
Bunlara şerefiniz kadar konuşun desek, emin olun ki ömürleri boyunca tek kelime edemezler, etmeye takatleri yetmez.
Biliyor ve inanıyoruz ki fitne fesada bürünmüş insanlar iblisin yeryüzü suretleridir.
Cumhur İttifakı'nın muhkem ve muteber sireti, bu iblis suretlerini her aşamada göğüslemeye, her seviyede karşılamaya irade kuvvetiyle vardır, sonuna kadar da hazırdır.
Cumhur İttifakı’nın çözülmesini umanlar, Türkiye'yi çöküşe sürüklemek isteyen odaklardır. Allah hakim, millet şahittir ki biz bunların alayına yeteriz."

  • "Vatana ihanet ölçüsünde bir suç"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Türkiye'yi ekonomik darboğaza çekmek isteyen fırsatçıların, kirli odakların, zulüm ortaklarının devrede olduğunu belirterek döviz kuru üzerinden Türkiye'nin tehdit edildiğini söyledi.

Ekonomik operasyonun siyasi kumpasa eşlik ettiğini dile getiren Bahçeli, "Döviz kurunu bombaya çevirip refahımıza, büyümemize, ekmeğimize, geleceğimize direkt atanlara alkış tutmak, siyasi amaçlarla onların sözcülüğüne soyunmak vatana ihanet ölçüsünde bir suçtur." dedi.

Türkiye ekonomisini hedef alanlara çıtını çıkarmayıp "Batıyoruz, bitiyoruz, tükeniyoruz" diyenlerin kesinlikle iyi niyetli olmadıklarını vurgulayan Bahçeli, "YSK'nin İstanbul seçimlerini görüşmeye başladığı andan itibaren yükselen döviz kuru, inen borsa endeksi neyin mesajıdır? Türkiye'ye ne söylenmek istenmektedir?" diye sordu.

CHP'nin, İYİ Parti'nin, HDP'nin eşzamanlı olarak ekonomik teröristlerin dolduruşuna gelip Türkiye'nin karşısında mevziye girmelerinin sadece utanç vesikası değil "işbirlikçilik, ihanete yataklık, ilkel bir politik dürtünün eseri" olduğunu belirten Bahçeli, "Türkiye vahşi bir saldırı altındayken buna duyarsız kalmak, bir adım ötesine geçip ekonomik tetikçilerle paslaşmak; dahası biber, patlıcan, patates edebiyatıyla işsizlik istismarı yapmak çarpıklıktır, vicdanen kiralanmadır." diye konuştu.

  • "Cansa can, kansa kan…"

Türkiye'ye yönelik tehdit dalgasının büyüdüğüne dikkati çeken Bahçeli, şunları söyledi:

"S-400 Hava Savunma Sistemi alacağız diyoruz, 'Alamazsınız, yapamazsınız, bedeli ağır olur.' diyorlar. 'F-35 savaş uçağının üretim sürecinde varız, dördünü de aldık.' diyoruz, 'S-400'den vazgeçmediğiniz takdirde uçakları uçuramazsınız.' diyorlar. Ya F-35 ya da S-400 dayatmasıyla sabrımızı test ediyorlar. Bir yanda 'NATO üyeliğinden çıkartırız.' tehdidiyle irademize pranga vurmaya çalışıyorlar, diğer yanda 4-5 Nisan 2019'da Washington'da düzenlenen 70. NATO Zirvesi'nde sevimlilik gösterisi yapıyorlar.

'FETÖ terör örgütüdür, FETÖ elebaşını bize verin diyoruz.' Ne var ki FETÖ’cüleri dini baskıya uğrayan Sünni Müslümanlar olarak tanımlıyorlar. Doğu Akdeniz'de, 'Türkiye kendi kıta sahanlığı içinde sondaj faaliyetleri yapar.' diyoruz, hak ve yetkileri olmadığı halde deniz sınırlarının nereden geçeceğini açıklayıp Rumların yanında hizalanıyorlar.
Bununla da yetinmeyip Doğu Akdeniz'de önümüzü kesmek için plan üstüne plan yapıyorlar.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilciliği, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de yürüttüğü sondaj faaliyetini durdurması yönünde haksız ve mesnetsiz çağrıda bulunuyor. 'Türk tarihinin hiçbir döneminde soykırım yoktur, 1915 olaylarına soykırım demek tarihi çarpıtmak, Türk milletine ihanettir.' diyoruz, bir tarafta büyük felaket ucubesini dillendirip diğer tarafta sözde soykırım anma günleri düzenliyorlar.

Berat Kandili'ni idrak ettiğimiz 19 Nisan 2019'da dört kahramanımızın, ramazan ayına girdiğimiz şu günlerde, 'Azez’de, Hakkari’de ve Şırnak’ta sekiz kahramanımızın hayatlarına kasteden hain ve bölücü terör örgütleriyle aranıza mesafe koyun, terörle mücadelemize destek verin.' diyoruz, duymuyorlar, umursamıyorlar.
Aziz şehitlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum. Diyorum ki terörle mücadelenin bedeli ne olursa olsun sonuna kadar, gittiği yere kadar, dibine kadar sürdürülmeli, ihanetin kökü kurutulmalıdır.
Karşımıza kim çıkıyorsa çıksın, teröristlerin arkalarında kimler duruyorsa dursun, hepsine hodri meydan.
Cansa can, kansa kan, bedelse bedel, bu vatana, bu millete, milli bekaya feda olsun."

  • "Üç maymunu oynuyorlar"

"Bütün bu gelişmeler karşısında ABD ve diğer muhasım ülkelerle nasıl dost ve müttefik olacağız?" sorusunu yönelten Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Özellikle Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler tarihinin en kötü seviyesindedir.
Çoklu sorunlar iki ülke arasındaki irtibat ve temasları kırılma noktasına kadar bükmüştür.
ABD, Türkiye'ye karşı psikolojik harp taktikleri uygulamaktadır.
Bu ülke açık değildir, dürüst değildir, mert değildir, adaletli değildir, tutarlı değildir, samimi hiç değildir.
Türkiye'yi NATO üyeliğiyle tehdit etmek, ekonomik yaptırım mesajlarıyla baskı altına almak düşmanlık ötesi bir uygulamadır."

CHP, İYİ Parti ve HDP'den ABD'ye karşı en ufak eleştiri gelmediğine işaret eden Bahçeli, şunları kaydetti:

"S-400 konusunda bile ABD'nin yanında duracak, gönüllü propagandasını yapacak kadar Türkiye'ye yabancı kalmışlardır.
Bunlara zillet diyorsak boşuna değildir.
Cumhur İttifakı'na dil uzatan ahmakların emperyalizme itirazları neredeyse yoktur.
Üç maymunu oynuyorlar.
Keçeyi suya salmışlar, farkında değiller.
Milli vicdanda hüküm giymişler, haberleri bulunmuyor.
Türkiye düşmanlarına göz kırpandan, gevşek durandan milli bir tepki duyulamaz, vicdanlı bir tavır görülemez, bu vatana, bu millete sadakat hissiyatı asla bulunamaz."

(Sürecek)

“23 Haziran'da mevcut durumu düzelteceğiz”

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, "Demokrasi yoluyla 23 Haziran'da mevcut durumu düzelteceğiz ve AKP'nin İstanbul hegemonyasını kıracağız, onunla beraber tabii küçük ortağının da. İstanbul'a 23 Haziran'da baharı getireceğiz." dedi.

Sarıbal, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, bir televizyon programına telefonla bağlanıp "Çocuklar ölmesin" dediği için hapis cezası alan öğretmen Ayşe Çelik'in suçlu olmadığını savundu. Çelik'in sekiz aylık bebeğine annesinin ve kız kardeşinin baktığını aktaran Sarıbal, çoklu gıda alerjisi olan bebeğin annesi yanında olmadığı için mağduriyet yaşadığını söyledi.

Sarıbal, Çelik'in dosyasının Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmesi ve karara bağlanarak, suçsuzluğunun ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti.

Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin 23 Haziran'da yenilenmesine karar verdiğini anımsatan Sarıbal, Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul'da uyguladığı politikalara değindi.

İmamoğlu'nun su faturasının yüzde 40 indirilmesi, öğrenci kartlarının 80 liradan 50 liraya düşürülmesi gibi politikalarını aktaran Sarıbal, şöyle konuştu:

"İstanbul 25 yıldır AKP ve saray iktidarı için vazgeçilemez bir yerdir. Her türlü itirazı yaptılar, önce 'seçmen taşınıyor' dediler. Seçmeni kim taşıyor? Nüfus müdürlükleri. Nüfus müdürlükleri kimin yetkisinde? İçişleri Bakanlığının yetkisinde. İçişleri Bakanı orada istediği adamı görevlendirme hakkına sahip mi? Evet. Hepsi kendini AKP Genel Başkanı, saraydaki gibi görüyor. Saraydaki ne yapıyorsa Bakanlar da aynı şeyi yapıyor. Kendi babalarının çiftliği gibi istedikleri gibi personel atıyorlar, istedikleri gibi deyim yerindeyse cirit atıyorlar."

AK Parti'nin Büyükçekmece ve Maltepe ilçeleri üzerinden itiraz sürecini sürdürdüğünü ifade eden Sarıbal, şunları kaydetti:

"İstanbul seçimleri sandık kurulu başkanları ve sandık kurulu tarafından iptal ediliyorsa 24 Haziran seçiminin de iptal edilmesi lazım. Şu andaki kendini Cumhurbaşkanı olarak ilan etmiş olan tek adam yönetiminin başındaki kişinin seçimi geçersizdir. Belediye meclisi seçimi, ilçe belediye başkanlıkları da geçersiz o zaman bütününe baktığınız da. Aslında meselenin özü bunlar değildir, meselenin özü şudur; AKP, İstanbul'u kaybettiğinde çok büyük şeyler kaybedecek. Neler kaybedeceğini hep birlikte paylaşalım. Sayısı binleri aşan kart maaşları var. Kartı getiriyor maaş alıyor. Nerede bunlar? Belediyede değil. Nerede bunlar? Kamu görevi olarak belediye adına çalışmıyor. Nerede? Yıllardır belli ki AKP adına sokakta çalışmışlar, seçimlerde çalışmışlar yani parti kadrosu oluşmuş. O yüzden müteahhitler elbette, cemaatler elbette, dernekler elbette yani bütün İstanbul'u ve İstanbul'dan dolayı Türkiye üzerindeki hegemonya kurma alanıdır, İstanbul. Niye bıraksınlar, neden?"

Sarıbal, "Demokrasi yoluyla 23 Haziran'da mevcut durumu düzelteceğiz ve AKP'nin İstanbul hegemonyasını kıracağız, onunla beraber tabi küçük ortağını da. İstanbul'a 23 Haziran'da baharı getireceğiz." dedi.

Seçim yenilenmesinin işsizlik oranının azalmasına, enflasyonun düşmesine neden olmayacağını, yoksulluğu gidermeyeceğini, doları düşürmeyeceğini belirten Sarıbal, sürecin Türkiye'nin temel ve genel sorunlarına hiçbir katkısı olmadığını söyledi.

Belediyelere atanan kayyumlara da değinen Sarıbal, Mardin Belediyesine kayyum atanmasının ardından belediyenin borcunun arttığını savunarak, kayyum belediyelerinde yapılan çalışmalara ilişkin bir rapor beklediklerini vurguladı.

Bahçeli soruları yanıtladı

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul seçimlerine ilişkin kararına yönelik eleştirisi üzerine, "AKP'ye vefasızlık yapıyor ama MHP'nin politikasına da hiç olmazsa saygı duysun." dedi.

Bahçeli, partisinin Meclisteki grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.

Konuşmasında dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili bir çağrısının olduğunun hatırlatılmasının ardından "Bunu biraz daha açabilir misiniz?" sorusu üzerine Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun son günlerdeki konuşmalarının siyasi üslupla edep ve terbiye ile bağdaşmadığını belirtti.

Kılıçdaroğlu'nun çok ileri konuştuğunu, konuları çok saptırdığını ve konuşmasının hakaret içerdiğini ifade eden Bahçeli, "Yedi tane YSK üyesini isim isim belirtirken arkasında da çete sıfatıyla nitelendirmesi yakışık olmamıştır. Bazı konuşmalarında suç unsuru olduğu kanaatindeyim. Eğer bunlardan haklı olup olmadığı iddiasını taşıyorsa kendisi müracaat etsin, dokunulmazlığın kaldırılması talebinde bulunsun. Ben de ilk olarak dokunulmazlığın kaldırılması yönünde oy vereceğimi ifade ediyorum." diye konuştu.

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 'görüşelim' ifadesinde bulunmuştu. Şu ana kadar herhangi bir randevulaşma oldu mu?" sorusuna karşılık da Bahçeli, "Daha bir gün oldu." yanıtını verdi.

    1. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eleştirisi

Bahçeli, bir gazetecinin "367 benzetmesi geldi eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?" sorusuna şu cevabı verdi:

"Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Twitter'deki mesajını okudum. 367 ile ilgili olarak o dönemin Yargıtay Başsavcısı ile aynı çukura girmeleri inandırıcı değildir. 367 tezini ortaya koyup, kendi cumhurbaşkanlığını engellemeye çalışan bir zatın görüşünü şimdiki ile ilişkilendirerek 'iki üzüntü yaşadığını' söylemesi doğru değildir. 367 riskini 71 milletvekili ile aşan, kendisinin cumhurbaşkanı olması için 3. turu deneyen bir siyasi partinin Genel Başkanı olarak söylüyorum: AKP'ye vefasızlık yapıyor ama MHP'nin politikasına da hiç olmazsa saygı duysun."

  • "Tartışma büyükşehir belediye başkanlığının üzerinedir"

YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimin iptali ve yenilenmesine ilişkin kararında, ilçe belediye başkanlıkları, belediye meclis üyelikleri ve muhtarlık seçimlerinin iptalinin neden yer almadığı sorusuna da Bahçeli, "Böyle bir itiraz söz konusu olmamış. 39 belediyenin içerisinde de çok sayıda Cumhur İttifakı ve özellikle AKP'li belediye başkan adayları kazanmış. Onlara itirazı kendileri yapsınlar, yeniden sayılsın. Ama tartışma büyükşehir belediye başkanlığının üzerinedir. Mazbatayı erken alıp Atatürk'ün Anıtkabir'ine gidip orada defter imzalayanlar sonuca da katlanacaklar." değerlendirmesinde bulundu.

CHP, İstanbul ilçe seçimleriyle 24 Haziran seçimlerinin iptalini isteyecek

ANKARA (AA) – CHP'nin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu, İstanbul'da ilçe belediye başkanlığı seçimleriyle geçen yıl 24 Haziran'da yapılan Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçiminin iptali için yarın YSK'ye başvuracaklarını belirtti.

Yakupoğlu, yaptığı açıklamada, YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimin iptali ve yenilenmesine ilişkin kararının ardından YSK'ye yeni bir başvuru yapacaklarını söyledi.

YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini, sandık kurullarının oluşumundaki usulsüzlük nedeniyle iptal ettiğini anımsatan Yakupoğlu, sandık kurullarının oluşumunun İstanbul'daki 39 ilçeyi de etkilediğini, ilçe belediye başkanı, ilçe belediye meclis üyesi, muhtar seçimlerinin de bu sandıklarda yapıldığını ifade etti.

Yakupoğlu, bu nedenlerle YSK'den tam kanunsuzluk gerekçesiyle ilçe belediye başkanlıkları, belediye meclis üyelikleri ve muhtarlık seçimlerinin iptalini isteyeceklerini bildirdi.

Mehmet Hadimi Yakupoğlu, sandık kurullarının belirlenmesi yönteminin önceki seçimlerde de uygulandığını belirterek 24 Haziran seçimlerinin de iptalini talep edeceklerini açıkladı.

YSK'nin İstanbul seçimlerine ilişkin kararı

TBMM (AA) – ALİ KEMAL AKAN – YILDIZ AKTAŞ – AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler, "Sandık kurulu başkanlarını kamu görevlisi sıfatı taşımayan birilerinden atarsanız, belediye işçisi, özel banka ve okullarda çalışan, sağdan soldan tanıdığınız birilerini atarsanız, sandıklarda böyle usulsüzlüğe ve yolsuzluğa sebebiyet verirsiniz." dedi.

Güler, AA muhabirinin, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar vermesine ilişkin soruları yanıtladı.

İstanbul'da 31 bin 200 sandıkta görevlendirilen sandık başkanı ve memur üyelerin önemli bir kısmının kamu personeli olmadığını belirten Güler, YSK'nin kanuna aykırı sandık kurulu görevlendirmelerini yapan ilçe seçim kurulu başkan ve üyeleri ile seçim müdürleri ve diğer sorumlular hakkında da suç duyurusunda bulunulmasına karar verdiğine dikkati çekti.

Siyasi partilerin seçimler öncesinde sandık üyelerine ilişkin bilgileri talep ettiğini ancak YSK'nin bunları vermediğini aktaran Güler, oy verme günü, kamu görevlisi sıfatı taşımayan insanların görev yaptığının görüldüğünü söyledi.

Bundan dolayı itirazın yapıldığını dile getiren Güler, ayrıca sandık başkanlarından kaynaklanan usulsüzlükleri de toplayarak YSK'ye sunduklarını dile getirdi.

Güler, arasında Ataşehir, Beykoz, Esenyurt, Gaziosmanpaşa, Kartal, Sancaktepe, Sarıyer, Zeytinburnu'nun bulunduğu 22 sandıkta denetlemeye esas alınacak oy sayım cetvellerinin boş bırakıldığını ve sisteme bilgilerin girilmediğini belirtti.

Aynı zarfta ilçe belediye başkanına ve belediye meclis üyesine ait oy sayım döküm cetvelinin bulunduğunu ancak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait oy pusularının oy sayım döküm cetvelinde tutulmadığının görüldüğünü anlatan Güler, aynı zamanda 101 sandıkta büyükşehir belediye başkanlığına ait oy sayım döküm cetvelinin de imzasız ve mühürsüz olduğunu ifade etti.

  • "40 bin oy pusulası şüpheli hale geldi"

Toplamda 123 sandıktaki yaklaşık 40 bin oy pusulasının şüpheli hale geldiğine işaret eden Güler, açıklanan sonuçlarda ise Binali Yıldırım ile Ekrem İmamoğlu arasındaki farkın 13 bin 729 olduğunu anımsattı.

Güler, sandık kurullarındaki bu usulsüzlüklerin seçimin sonucunu kesin etkileyecek şekilde olduğuna vurgu yaptı.

Bunun sebebinin ne olduğunu soran Güler, "Sandık kurulu başkanlarını kamu görevlisi sıfatı taşımayan birilerinden atarsanız, belediye işçisi, özel banka ve okullarda çalışan, sağdan soldan tanıdığınız birilerini atarsanız, sandıklarda böyle usulsüzlüğe ve yolsuzluğa sebebiyet verirsiniz." değerlendirmesinde bulundu.

Aradaki farkın 60 bin olması durumunda YSK'nin seçim sonuçlarını kabul edeceğini itirazları da reddedeceğini dile getiren Güler, Maltepe ve Büyükçekmece için yapılan itirazların reddedilmesi gerekçesinde seçim sonuçlarının etkilenmeyeceği gerekçesinin yer aldığını bildirdi.

  • "Bu tamamen hedef göstermedir"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, İstanbul seçimlerinin yenilenmesine ilişkin karar veren YSK'deki 7 hakimin ad ve soyadını partisinin Meclisteki grup toplantısında tek tek okumasına tepki gösteren Güler, "Bu tamamen hedef göstermedir. Aynı zamanda çok ayıp bir şeydir. Yarın bir gün bu insanlar başına bir şey geldiğinde Kemal Bey ne diyecek? Sen şimdi kamuoyunda bu insanların ismini deklare ediyorsun. Bu insanlara herhangi birisinin saldırısı, tacizi olsa ne diyecek? Ne yapamaya çalışıyorsunuz?" diye konuştu.

  • "Lafa gelince 'yargıçlar kararları ile konuşur' diyor"

CHP'nin lafa gelince "yargıçlar kararları ile konuşur" dediğini aktaran Güler, şunları kaydetti:

"Bu insanlar kararları ile konuştu. 6 tanesi Yargıtay üyesi 5 tanesi de Danıştay üyesi. Çıkıp da sağda solda beyanat vermediler, çıkıp da hakaret etmediler, kararlarıyla konuştular. Yıllardır bu insanlar yüksek yargıç olarak bu millete hizmet ediyor. Siz hangi hakla YSK'deki yüksek yargıçların isimlerini zikrederek hedefe koyuyorsunuz, bu yargıçları insanlara teşhir ediyorsunuz? Bu aynı zamanda bir suçtur."

İYİ Parti'den İstanbul seçiminin yenilenmesine itiraz

ANKARA (AA) – İYİ Parti, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptal edilerek yenilenmesine ilişkin kararın yeniden değerlendirilmesi talebiyle Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) başvurdu.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Seymen tarafından YSK'ye gönderilen dilekçede, sandık kurulu başkan ve üyelerinin belirlenmesi, sandık kurullarına itiraz ve şikayete ilişkin ilgili yasa maddeleri hatırlatıldı.

Dilekçede, İYİ Parti'nin, Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde yapılan seçimlerde görev alan sandık kurulu başkanlarıyla ilgili yaptığı tam kanunsuzluk itirazının YSK tarafından 18 Nisan 2019'da oy birliğiyle reddedildiği belirtildi.

YSK'nin bu kararında, sandık kurulunun teşkiline ilişkin itirazların 2 Mart 2019'da kesin olarak karara bağlanması nedeniyle tam kanunsuzluk iddiasına yönelik talebin reddedildiği aktarılan dilekçede, şunlar kaydedildi:

"Somut olgu ve delillere dayanılmaksızın 'sandık kurullarının kanuna aykırı olarak oluşturulmasının seçim sonuçlarına müessir olması nedeniyle' demek suretiyle seçim iptali ve yenilenmesine karar verilmesi hukuken ve vicdanen kabul edilemez. Kaldı ki sandık kurulunun hukuka aykırı oluşturulması halinde bu durumun seçim sonucuna oy sayısı bakımından nasıl bir etkisi olacağının ortaya konulması gerekmektedir."

Dilekçede, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine yönelik kararın yeniden değerlendirilerek karardan dönülmesi, bu istemin kabul görmemesi halinde iptal kararının 298 sayılı Kanunun 130. maddesine göre değil, yerleşik içtihatlar doğrultusunda tam kanunsuzluk nedeniyle alınması istendi.

CHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) İstanbul seçimlerine ilişkin kararına yönelik "Milletin vicdanı kanıyor. Bizim de vicdanımız kanıyor. Adaletsizlik karşısında susan dilsiz şeytandır. Adaletsizlik varsa mücadele etmek de bizim namus borcumuzdur." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, bu grup toplantısının diğerlerinden farklı olarak sadece "hak, hukuk, demokrasi, hiç kimsenin ötekileştirilmediği bir Türkiye ve vatandaşın vicdanı" konularını içereceğini söyledi.

İktidarın, yerel seçimler öncesinde il il, ilçe ilçe gezerek partisine iftiralar attığını savunan Kılıçdaroğlu, vatandaşın sağduyusuna ve ferasetine güvendiğini dile getirdiğini anımsattı.

Vatandaşın sandıkta tercihini demokrasiden, hukuktan, adaletten ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'ndan yana kullandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, kaybettikleri diğer illeri sineye çeken iktidarın, İstanbul seçimlerinde "kumpas kurmaya başladıklarını" ileri sürdü.

Kılıçdaroğlu, "Neye kumpas? Demokrasiye, milletin iradesine kumpas kurmaya kalktılar. Kimle yaptılar kumpası? Yüksek Seçim Kurulundaki sözde bazı hakimlerle bu kumpası birlikte kurdular. Demokrasi adına utanırlar mı, bilmiyorum. Çocuklarıyla karşılaştıklarında, çocuklarının yüzlerine bakarlar mı bilmiyorum. Kendilerine hakim denildiği için utanırlar mı onu da bilmiyorum ama gerçek yüzlerini sizlere anlatacağım." diye konuştu.

YSK'nin, seçimlerin adaletli ve dürüst şekilde yapılmasını öngören bir yasası bulunduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, adalet ve dürüst davranan bir YSK istediklerini vurguladı. Daha önceki kararlarının arkasında duran bir YSK istediklerine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Esen rüzgara göre karar veren değil, kanuna göre, hukukun üstünlüğüne ve vicdana göre karar veren bir mahkeme, YSK istiyoruz. Gelen talimata göre karar veren bir Yüksek Seçim Kurulu değil." ifadelerini kullandı.

  • "Hakim dediğin, vicdanına göre karar verir"

Kemal Kılıçdaroğlu, YSK'ye seçim sonrası yapılan itirazlar nedeniyle İstanbul'da ilçelerdeki oyların sayıldığını ancak sonucun değişmediğini belirterek, daha sonraki süreçte ise Büyükçekmece'de vatandaşların evlerine baskınlar düzenlendiğini ve sahte tutanaklar tutulduğunu ileri sürdü. Bu olaya CHP'li milletvekillerinin müdahil olduklarını ve gerçekleri hakimlerin önüne koyduklarını anlatan Kılıçdaroğlu, bu konuda itiraz edilecek bir şey kalmadığını söyledi.

İstanbul seçimlerine yönelik itiraz sürecinde, seçilen 57 sandığın da sayıldığını ancak sonucun yine değişmediğini anlatan Kılıçdaroğlu, kısıtlı seçmenlere yönelik itirazın da sonuca etki etmediğini anımsattı. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Baktılar bu iş olmuyor. Ne yapacağız? 'Sandık kurullarının oluşumunda bir hata var.' dediler. İyi de sandık kurullarını biz oluşturmadık, AK Parti de oluşturmadı. Nasıl oluşacağı kanunda var. Hakimler yaptı, seçtiler. Ne zaman yaptılar bunu? Cumhurbaşkanlığı seçiminde, daha önceki seçimlerde, bu son seçimlerde yaptılar. İtiraz var mı? Yok. Listeler kesinleşmiş. Bunların değişmesi lazım. Bunu gerekçe göstererek verilen mazbatayı iptal ettiler. 'Hakim' dediğin adam, verdiği kararın arkasında duran adamdır, esen rüzgara göre yön veren, karar değiştiren değil vicdanına göre karar veren adamdır. Hakim dediğin adam, satılık adam değildir. Hakim dediğin kişi siyasal baskılara boyun eğen adam değildir, vicdanıyla, adaletle karar veren kişidir. Adaletin olmadığı bir devlet ayakta kalmaz. Adalet, mülkün, devletin temelidir. Milletini iradesine kumpas kurdular, 7 tane hakim aracılığıyla."

  • "YSK, benzer itirazlarını reddetti"

Kılıçdaroğlu, İstanbul seçimlerine yönelik itirazın benzerlerinin daha önce Bursa Kemalpaşa ilçesi ile Erzurum Pasinler seçimlerinde oy birliğiyle reddedildiğini belirterek, "İstanbul'a, diyor ki: Bunu reddetmeyeceğim." diye konuştu.

AK Parti'li yetkililerin İstanbul seçimlerine yönelik iddialarının, hayatta olsa Aziz Nesin'in yeni kitaplarına esin kaynağı olabileceğini savunan Kılıçdaroğlu, "(CHP yapmadı ama bilmediğimiz birilerinin henüz tam olarak bilmediğimiz bir şeyler yaptığını biliyoruz.) Cümleyi anladınız mı bilmiyorum ama o 7 hakim anladı bunu. Ki onlar Yüksek Seçim Kurulu içindeki çetenin organlarıdır. İtirazlarına devam ediyorlar. 'Bu işte bir gariplik olduğunu hissediyoruz, onun için itiraz ediyoruz.' Nasıl olur da CHP kazanır? Bunun bir gerekçesi var mı? Hayır. Oturuyorlar, iptal kararı veriyorlar YSK içindeki çete mensubu 7 sözde hakim." dedi.

Kılıçdaroğlu, köşe yazarı Deniz Zeyrek'in İstanbul seçimlerine yönelik iddialarını aktararak, "O 7 çete mensubu, arka kapıdan AK Parti'nin belli çevreleriyle diyalog kurarak, bu seçimi iptal ettirmeye çalışıyordu. Bunları biliyorduk, gözlüyorduk, okuyorduk zaten." diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile birlikte YSK üyelerine yönelik 7 maddelik bir çağrı yaptıklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, kanuna ve yasalara uyması gereken YSK üyelerinin, seçimde kaybedenlerin devletin gücünü kullanarak ürettikleri yasa dışı gerekçeleri de reddetmesi gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, YSK üyelerinin iktidar sahiplerinin kurduğu baskılara boyun eğmemesi, düğme bulunmayan cübbesine uygun olarak dik ve onurlu durması gerektiğini; demokrasi değil seçimsiz bir Türkiye isteyen iktidar sahiplerine "dur" demesi gerektiğini ilettiklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"YSK, hukukun üstünlüğünü esas alarak karar vermek zorundadır. YSK'de hakimler mi var, yoksa iktidar sahiplerinin taşeronlaştırmak istediği kişiler mi var? Oturup buna karar vereceksiniz. Bugün geldiğimiz noktada iktidar sahiplerinin YSK'de çete mensubu 7 taşeronu vardır. İktidar sahiplerinin güçlerini kullanarak demokrasiye karşı kurulan kumpası YSK bozmak zorundadır. 'Bu, YSK'nin tarihsel sorumluluğudur.' dedik. Bunların hiç birisine uymadılar. 7 kişi gitti, diz çöktü, el etek öptü. Allah bilir ne vaatlerde bulundular, Ramazan gününde haram yediler. Kul hakkı yemek, ne zamandan beri hakimlerin görevi oldu? Vatandaşın iradesine kumpas kurmak ne zamandan beri çete mensubu hakimlerin görevi oldu? Biliyorum, bunu söyledim diye tazminat davası açacaklar. Açmazsanız namertsiniz."

  • "YSK'de görev yapan çete mensubu sözde hakimler"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "YSK'de yuvalanmış çete" olarak nitelendirdiği 7 hakimin ad ve soyadlarını tek tek okudu; toplantıyı dinleyenler de yuhaladı.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bunlar YSK'de görev yapan çete mensubu sözde hakimlerdir. Neden çete mensubu diyorum? Bir sandık koymuşsunuz, vatandaş gelecek oy kullanacak. Büyükşehir Belediye Başkanı, İlçe Belediye Başkanı, Belediye Meclis Üyesi ve muhtar için oy kullanacak. Hepsini tek bir zarfa koyuyor, aynı sandığa atıyor. Bu çete mensubu beylere sormak gerekiyor, seçim yenilenecekse 39 ilçenin hepsinde yenilenir, sahtekarlık varsa. Neden sadece büyükşehir belediye başkanlığı? Neye göre karar veriyorsun? 'Sadece Büyükşehir Belediye Başkanlığını iptal ediyorum, mazbatanı geri alıyorum.' Niçin? 'Talimat geldi, boynumuz kıldan ince. Ben de çete mensubuyum. Çetenin reisi talimat verdi, bunun gereğini yapmak zorundayım.' Seçmen aynı, sandık aynı, kurul aynı. Hepsi aynı ama tek bir şey iptal ediliyor. Bana diyorlar ki 'Siz hukuka saygılı olun.' Bu hukuka değil, bu hukuka saygı göstermek, adaleti dışlamak, kabul etmemek demektir. Bu gerçekler hepimizin önünde duruyor."

  • "Elini vicdanına koy düşün kardeşim…"

Kemal Kılıçdaroğlu, hangi partiden, görüşten, inançtan olursa olsun, aynı bayrak ve vatanda birlikte yaşayan herkesin demokrasiyi birlikte savunması gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Bu milleti ve özellikle de İstanbulluların vicdanına seslenmek istiyorum; Sevgili İstanbullu kardeşim, hangi görüşten olursa olsun sandığa gittin, YSK'ye güvendin, 'Benim attığım oya birileri sahip çıkar.' dedin. Oyunu kullandın, sandıklar açıldı, günlerce sayım yapıldı. Bütün sayımlar yapıldı, elini vicdanına koy düşün kardeşim, sadece sadece bir kişi çıktı, o çıkanın adı da Ekrem İmamoğlu'dur. Heyet orada, sandık kurulu orada. Sayımlar yapıldı, her partiden insanlar var orada. Sonuç belli. Şimdi iptal ediyorsun. Neye göre? Milletin vicdanı kanıyor. Bizim de vicdanımız kanıyor. Adaletsizlik karşısında susan dilsiz şeytandır. Adaletsizlik varsa mücadele etmek de bizim namus borcumuzdur."

(Sürecek)

DSP'den İstanbul seçimleri açıklaması

ANKARA (AA) – DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, "İstanbul seçimlerinde ortaya çıkan kanunsuzluklar ve usulsüzlükler aynı zarf içine konulan ilçe adayları ve muhtarlar için de söz konusu olmalıydı." ifadesini kullandı.

Aksakal, YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine yönelik kararına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

YSK'nin gerekçeli kararını henüz görmediklerine değinen Aksakal, kısa kararda belirtilen "büyükşehir seçiminin iptali ve yenilenmesi" ibaresinin, toplumun hukuka ve adalete dair örselenmiş duygularını daha da yok ettiğini savundu.

Kanunsuz oluşturulduğu söylenen aynı kurulların ilçe seçimlerini de gerçekleştirdiğine dikkati çeken Aksakal, şunları kaydetti:

"Dolayısıyla İstanbul seçimlerinde ortaya çıkan kanunsuzluklar ve usulsüzlükler aynı zarf içine konulan ilçe adayları ve muhtarlar için de söz konusu olmalıydı. Eğer sandık kurulları kanun dışı yöntemlerle oluşturulduysa bu sandık kurulları sadece büyükşehir belediye oylarını saymamıştır. İlçe belediyelerinin oylarını da muhtarların oylarını da büyükşehir dışındaki ilçelerdeki meclis üyelerinin oylarını da saymıştır. Dolayısıyla tek başına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptal olması hukuka tam anlamıyla uygun değildir."

YSK'nin İstanbul seçiminin yenilenmesi kararı

ANKARA (AA) – Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) kararını, sandık kurulu başkan ve üyelerinin kanunun açık hükmüne rağmen kamu görevlisi olmaması nedeniyle aldığı öğrenildi.

YSK, 31 Mart'ta yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri'nin ardından İstanbul seçim sonuçlarıyla ilgili AK Partinin olağanüstü itirazını kabul ederek, seçimin yenilenmesini kararlaştırdı.

Kurul'un, 4 üyeye karşı 7 üyenin oy çokluğuyla aldığı kararı, sandık kurulu başkan ve üyelerinin kanunun açık hükmüne rağmen kamu görevlisi olmaması nedeniyle aldığı öğrenildi.

AK Parti'nin itirazları sonucu, 225 sandık kurulu başkanı ile 3 bin 500 sandık kurulu üyesinin kanunun açık hükmüne rağmen kamu görevlisi olmadığı, bu sandıklarda kullanılan oyların da aradaki farkı etkiler nitelikte olduğu sonucuna varıldı.