Körfez ülkeleriyle İsrail arasında süren normalleşme turizme dönüşüyor

KUDÜS (AA) – İsrail ile diplomatik ilişkisi bulunmayan Arap ülkeleri arasında son dönemde yaşanan normalleşme süreci, bu ülkelerin vatandaşlarının Tel Aviv'e turistik ziyarette bulunmasının yolunu açtı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun sözcüsü Ofir Gendelman, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada, İsrail ile diplomatik ilişkisi bulunmayan Arap ve İslam ülkelerinden benzeri görülmemiş sayıda turistin ülkesine geldiğini belirtti.

Gendelman, 2018'de İsrail ile diplomatik ilişkisi bulunmayan ülkelerden 55 bin turistin İsrail'e geldiğine dikkati çekti.

Söz konusu ülkeleri "Endonezya, Malezya, Tunus, Fas, Suudi Arabistan, Cezayir, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Umman ve Katar" şeklinde sıralayan Gendelman, ülkesinin diplomatik ilişkisi bulunan Ürdün ile Mısır'dan da 17 bin turistin İsrail'e geldiğini vurguladı.

"Hepiniz güzel ülkemize hoş geldiniz." ifadelerini kullanan Gendelman'ın açıklamalarına ilişkin ise söz konusu ülkelerden herhangi bir açıklama yapılmadı.

  • İsrail ile Körfez ülkeleri arasındaki yakınlaşma

Son dönemde başta Suudi Arabistan ve BAE olmak üzere Körfez ülkelerinin İsrail ile yakınlaşması dikkati çekiyor.

İlk önce İsrail Milli Takımı'nın geçen yıl Katar'ın başkenti Doha'da 25 Ekim-3 Kasım tarihlerinde düzenlenen Dünya Jimnastik Şampiyonası'na katılması gündeme geldi.

Ardından İsrail Başbakanı Netanyahu, 26 Ekim'de ülkesiyle diplomatik ilişkisi bulunmayan Körfez ülkesi Umman'a resmi ziyaret gerçekleştirdi.

BAE yönetimi de aynı günlerde Uluslararası Judo Federasyonu tarafından başkent Abu Dabi'de düzenlenen Judo Grand Slam Turnuvası'nda İsrailli sporcuların kendi bayrakları altında yarışmasına izin verdi.

İsrailli bir judocunun final maçını kazanması sebebiyle 28 Ekim'de İsrail ulusal marşı, diplomatik ilişkilere sahip olmadığı BAE'nin başkenti Abu Dabi'de ilk kez çalındı. Turnuvayı izlemek için Abu Dabi'ye gelen İsrail Kültür ve Spor Bakanı Miri Regev de madalya töreninde yer aldı.

İsrail İletişim Bakanı Eyüb Kara da 30 Ekim'de BAE'nin Dubai kentinde düzenlenen telekomünikasyon konferansına katılarak bir konuşma yaptı.

Ulaştırma Bakanı Yisrael Katz ise 7 Kasım'da Umman'da düzenlenen Uluslararası Ulaştırma Konferansı'nda İsrail, Ürdün ve Körfez ülkelerini birbirine bağlayacak "Barış Demir Yolu Projesi"ni tanıttı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, geçen yıl kasım ayında yaptığı açıklamada, Körfez ülkelerinden Umman'a yaptığı ziyarete işaret ederek yakın zamanda başka Arap ülkelerini de ziyaret edeceğini söylemiş ancak hangi ülkeyi kastettiğini açıklamamıştı. İsrail basınında yer alan haberlerde ise bu ülkenin Bahreyn olduğu iddia edilmişti.

Filistinli anneden Madonna'ya “Katillerin sahnesine çıkma” çağrısı

GAZZE (AA) – İsrail askerleri tarafından şehit edilen Filistinli gazeteci Yasir Murteca'nın annesi Hayriyye Murteca, İsrail'de yapılacak 64. Eurovision Şarkı Yarışması'nda sahne alacak dünyaca ünlü ABD'li şarkıcı Madonna'ya "katillerin sahnesinde şarkı söylememe" çağrısında bulundu.

İsrail güçleri tarafından geçen yıl Gazze sınırındaki "Büyük Dönüş Yürüyüşü" eylemlerini takip ettiği sırada şehit edilen gazeteci Yasir Murteca'nın (30) annesi Hayriyye Murteca, 64. Eurovision Şarkı Yarışması'nda sahne alacağı duyurulan Madonna'ya bir mesaj gönderdi.

Filistinli anne, elektronik posta olarak gönderdiği ve sosyal medyada da yer alan mesajında, "Sayın Madonna, şüphesiz ki sen beni tanımıyorsun ancak oğlum Yasir'i tanıyorsundur. Onun hakkında mutlaka bir haber duymuşsundur. Belki de bu hikayeye inanmamışsındır. Yasir'in vefatından daha doğrusu öldürülmesi üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen ben bile hala inanamıyorum." ifadelerini kullandı.

  • "İsrail'e gitmeden önce oğlu öldürülen bir annenin yüreğindeki acıyı biraz düşünmelisin"

Oğlunun öldürülmesinden bahseden Hayriyye Murtaca, şunları kaydetti:

"Oğlum kuş gibi hayalleriyle uzaklara uçmayı hayal eden bir foto muhabiriydi. İsrail'in Gazze halkına yönelik ihlallerini belgelemek için fotoğraf makinesini taşıyordu. 7 Nisan 2018'de Yasir de diğer gazeteciler gibi kaskı ve yeleğini giymiş, fotoğraf makinesini taşıyordu. İsrail, onun gazeteci olduğunu ve fotoğraf çekmek için orada olduğunu gayet iyi biliyordu. Ama acımasızca ona ateş ettiler. Kurşun bedenine girerek, kemiklerini parçaladı ve tüm hayallerini yarım bıraktı."

"İsrail'e gitmeden önce oğlu öldürülen bir annenin yüreğindeki acıyı biraz düşünmelisin" diyen Hayriye Murteca, mesajına şu ifadelerle son verdi:

"Sayın Madonna sana neden yazdığımı biliyor musun? Katillerin sahnesinde şarkı söylemeye karar verdiğin için yazdım. Barışın gerçek anlamını bilmeyen yalnızca savaş dilinden anlayan bir devlette sevgi ve barış çağrıları yapmaya karar verdiğin için yazdım. Şarkıların İsrail'in hayatını çaldığı oğlumu geri getirebilir mi?"

Filistinli gazeteci Yasir Murteca (30), 7 Nisan 2018'de Gazze sınırındaki "Büyük Dönüş Yürüyüşü" eylemlerini takip ettiği sırada üzerindeki gazeteci olduğunu gösteren "Press" (basın) yazılı yeleği ve kaskına rağmen İsrail askerleri tarafından vurularak şehit edilmişti.

Filistinli sanatçılardan AB'ye “İsrail'de Eurovision iptal edilsin” çağrısı

GAZZE (AA) – Filistinli sanatçılar, Avrupa Birliği'ne (AB) İsrail'de gelecek hafta yapılması planlanan 64. Eurovision Şarkı Yarışması'nın iptal edilmesi çağrısında bulundu.

AB'nin Gazze'deki ofisi önünde bir araya gelen Filistinli sanatçılar, Eurovision Şarkı Yarışması'nın İsrail'in ev sahipliğinde yapılacak olmasına tepki gösterdi.

Filistinli Sanatçılar Birliği Sözcüsü Nebil el-Hatib, burada yaptığı basın açıklamasında, müziğin ve şarkıların, sevgi, barış ve birlikte yaşamı ifade etmenin en güzel yollarından biri olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Hiç kimsenin, insanlığa karşı savaş suçları işleyen acımasız ve ırkçı rejimin suçlarını aklamak, zulmüne devam etmesini sağlamak için sanatı kullanmaya hakkı yok. Eurovision Şarkı Yarışması'nın bu yıl Tel Aviv'de düzenlenecek olması bizi şaşkınlığa düşürdü."

İsrail'in böyle uluslararası bir yarışmaya ev sahipliği yapacak olmasının "zulüm ve baskılara dayanan işgalci bir devletin güçlendirilmesi ve desteklenmesi" anlamına geldiğini söyleyen Hatib, İsrail'in Filistinlileri kutlamalar dahil olmak üzere tüm yaşam haklarından mahrum ettiğini vurguladı.

Hatib ayrıca Eurovision'un İsrail'de düzenlenmesinin, Filistin halkına yönelik suçların üzerini örtme çabalarına AB'nin de katkı sağlaması anlamına geleceğini dile getirdi.

Bu yıl 64'üncüsü düzenlenecek Eurovision Şarkı Yarışıması'nın finali 18 Mayıs'ta İsrail'in başkenti Tel Aviv'de yapılacak.

Hamile eşi ve doğmamış bebeğini kaybeden Gazzeli Muhammed'in büyük acısı

GAZZE (AA) – NUR EBU IYŞE – İsrail'in hafta sonu Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılar geride pek çok acı bırakırken, hamile eşi, doğmamış bebeği, babası, kardeşi ve komşusu gözlerinin önünde bombaların hedefi olan Muhammed el-Medhun (35) tarifi ve tahammülü çok zor bir acı yaşıyor.

Muhammed, hayatını tam anlamıyla alt üst olacağı o kara günde, başına geleceklerden habersiz ramazanı güzel karşılama planları yapıyor ve üç çocuğuna söz verdiği ramazan fenerini almayı planlıyordu.

Fatma (2,5), Mahmud (3) ve Ekrem (5,5) babalarının alacağı ramazan fenerini beklerken, Eymen adını vermeye hazırlandıkları bebeğini kucağına almayı bekleyen anne Emani de günlük işlerini bitirmiş dinlenmeye çekilmişti.

Muhammed evinin yakınlarında arkadaşı ile kahvelerini yudumlayıp kötü ekonomik şartlarda ramazan ayını nasıl geçireceklerini konuşurken bir anda havada İsrail uçakları belirdi. Daha ne olduğunu anlayamadan Muhammed, büyük bir patlama ve etrafa saçılan moloz parçacıkları ile kendisini yerde buldu.

  • "O an üzerimden evimin yıkıntılarını silkelediğimi bilemezdim"

İsrail saldırısından yaralı kurtulan Muhammed, o anları AA muhabirine şöyle anlattı:

"Ortalık bir anda savaş alanına dönmüştü. O an üzerimden evimin yıkıntılarını silkelediğimi bilemezdim. Enkaz altından savrulan sıcak toz havayı kaplamış nefes almamıza izin vermiyordu. Toz yok oluncaya kadar zor dakikalar yaşadım. Toz bulutu dağılınca gördüğüm manzara korkunçtu. İsrail savaş uçaklarının attığı füze benim evimin üzerine düşmüş, evimiz ailemin başına yıkılmıştı."

Yaralarına aldırış etmeden moloz yığınına dönen evine koşan Muhammed, titreyen elleriyle enkaz arasında eşi ve çocuklarını aramaya başladı. Nihayet hamile eşinin cansız bedenine ulaştı. Hamile kadının karnına şarapnel parçası isabet etmiş ve birkaç gün sonra dünyaya gözlerini açması beklenen bebek de şehit olmuştu. Oğlu Mahmud ise ağır yaralanmıştı.

Eşi ve çocuklarının acısıyla yıkılan Muhammed telaşla kardeşi Abdullah'ın hemen bitişikteki evine yöneldi. Muhammed'in burada gördüğü manzara da farklı değildi. Aynı füze bitişikteki evi de yerle bir etmiş ve kardeşi Abdullah da şehit olmuştu.

Muhammed'in yaşadığı acı ve şok bunlarla sınırlı kalmadı. Az sonra babası Abdurrahim, küçük kızı Fatma ve büyük oğlu Ekrem'in de saldırıda yaralandıklarını görecekti. Babası Abdurrahim ile kızı Fatma'nın sağlık durumu oğlu Ekrem'e göre çok daha ağırdı.

Zaten yaşlı adam aldığı yaralar karşısında daha fazla dayanamadı ve Abdurrahim de şehit oldu. Fatma ve Mahmud ise hala yoğun bakımda yaşam mücadelesi veriyor.

Saldırıda Muhammed Medhun'un evinin bitişiğindeki kardeşi Ahmed'in evi de yerle bir oldu. Ahmed'in kızı Seca ağır yaralandı.

  • "İsrail saldırısından geriye etrafa saçılan bebek kıyafetleri kaldı"

İsrail'in bölgeye düzenlediği saldırının tek kurbanı Medhun ailesi olmadı.

Bombardımanın gerçekleştiği sırada Muhammed Medhun'un komşusu Fadi Bedran, kucağında küçük kızıyla evinin kapısının önünde oturuyordu. Hava saldırısında Fadi şehit olurken kızı ise ağır yaralandı.

Hala yaşadığı şok ve acının etkisinde olan Muhammed, "Bu katliamdan mucizevi bir şekilde kurtuldum. Nasıl oluyor anlamıyorum. Hayat tüm canlılığıyla devam ederken bir anda kendinizi ölüm, ceset parçaları ve yıkımın ortasında büyük bir kaybın içinde buluyorsunuz. Nasıl oluyor, anlayamıyorum." diye konuştu.

İsrail için "faşist suçlu" ifadesini kullanan Muhammed, "bu oluşumun" kendisi için hiçbir tehlike oluşturmayan sivillerin evlerini büyük bir acımasızlıkla vurduğunu söyledi.

"İsrail saldırısından geriye etrafa saçılan bebek kıyafetleri kaldı." diyen Muhammed, geride yıkılan evler, gün ışığı görmeden son bulan yaşamlar, gerçekleşemeyen hayaller ve sönen hayatlar bıraktığını dile getirdi.

İsrail'in hafta sonu Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda, ikisi hamile 3 kadın ile 2 bebeğin de aralarında bulunduğu 25 Filistinli şehit olmuş, 150 Filistinli yaralanmıştı.

Filistinli direniş gruplarının Gazze'den İsrail tarafına attığı roketler nedeniyle de 1'i Filistin asıllı 4 İsrailli ölmüştü.

Mısır ile Birleşmiş Milletler ara buluculuğunda, geçen pazartesi günü Filistinli direniş grupları ile İsrail arasında ateşkes sağlanmıştı.

İsrail 4 aylık bebek ile ailesini katletti

GAZZE (AA) – MUSTAFA HABBUŞ – İsrail, Gazze'ye düzenlediği saldırılar sokaklarda enkaz yığınları bırakırken, yıkıntılar arasında yitip giden hayatlara da mal oldu.

İsrail'in hafta sonu Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılar enkazın yanı sıra geride acı ve gözyaşı bıraktı. Sokaklarda enkaz yığınları oluşurken, yıkıntılar arasında pek çok hayat ve hayal de yitirildi.

Gazze'nin Beyt Lahiya beldesindeki Şeyh Zayid bölgesine düzenlenen saldırı, Filistinli Gazali ailesinin tamamen yok olmasına neden oldu. İsrail savaş uçakları, aralarında 4 aylık bebeğin de bulunduğu 3 kişilik çekirdek aileyi hayalleriyle beraber yok etti.

Pazar akşamı Şeyh Zayid'de çoğunluğu kadın ve çocukların bulunduğu binayı yerle bir eden İsrail, bu binadan biri bebek 7 kişinin hayata gözlerini yummasına neden oldu.

Binada yaşayan Anne İman (30), baba Ahmed (31) ve 4 aylık bebekleri Mariya'dan oluşan Gazali ailesi de enkazın altında can verdi.

Ahmed el-Gazali'nin abisi Mahmud el-Gazali, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşadıkları acıyı anlattı.

Gazali, "Ahmed, eşi ve bebeğiyle evlerinde güven içinde oturuyordu. Çünkü bölgede hedef alınabilecek herhangi bir askeri nokta bulunmuyor. Kardeşimin de hiçbir askeri faaliyeti olmamıştır. Pazar akşamı kardeşimin bir komşusu beni aradı ve Ahmed'in yaşadığı binanın bombalandığını haber verdi. Bende hemen olay yerine koştum." dedi.

Binanın olduğu yere gittiğinde gördüğü acı manzara karşısında şaşkınlık geçirdiğini belirten Gazali, "Yıkımın dehşeti karşısında şok oldum. Gördüklerim her detayıyla korkunçtu. Cesetler, parçalanmış vücutlar etrafa yayılmıştı. Böyle bir durumda şehitlerin ve yaralıların çıkarılmasına yardım etmekten başka bir şey gelmedi elimden." diye konuştu.

  • "Katliam demek az kalır"

O sırada kardeşinin, yengesinin ve yeğeninin şehit olduğunu öğrendiğini söyleyen Gazali, "Kardeşime ve ailesine bu yapılanlara katliam demek az kalır. Ahmed, 2 yıl önce evlendiği eşi ve yeni doğan bebeğiyle güzel bir hayatın hayallerini kuruyordu. Ancak İsrail bu hayalleri yerle bir etti." ifadelerini kullandı.

Gazali, uluslararası toplumun Filistin halkına karşı işlediği suçlar nedeniyle İsrail'i yargılamasını ve tüm dünya halkları gibi Gazze'dekilerin de korunmasını sağlamasını temenni ettiğini dile getirdi.

Saldırı sırasında vücudunun çeşitli yerlerinden yaralanan mahalle sakinlerinden Muhammed Musa da saldırı anını şöyle anlattı:

"Evin önünde gençlerle birlikte oturuyorduk. Bir anda sanki bir volkan patlamış gibi oldu ve gökten taşlar dökülmeye başladı. Kara dumanlar her yeri kaplamıştı. Vücudumda taşlar ve bombardımanın etkisi nedeniyle acı hissediyordum. Sonra da bayılmışım."

Bir süre bilincini kaybettiğini, daha sonra kendine geldiğini anlatan Musa, yıkıntılar arasında uyandığını ve daha sonra hastaneye götürüldüğünü ifade etti.

İsrail'in hafta sonu Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda, ikisi hamile 3 kadın ile 2 bebeğin de aralarında bulunduğu 25 Filistinli şehit olmuş, 150 Filistinli yaralanmıştı.

Filistinli direniş gruplarının Gazze'den İsrail tarafına attığı roketler nedeniyle de 1'i Filistin asıllı 4 İsrailli ölmüştü.

Mısır ile Birleşmiş Milletler arabuluculuğunda, geçen pazartesi günü erken saatlerde Filistinli direniş grupları ile İsrail arasında ateşkes sağlanmıştı.

Filistin, AB ve Rusya'nın barış sürecine dahil olmasını istiyor

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu barış planının henüz ''doğmadan öldüğünü'' savunan Filistin, Avrupa Birliği (AB) ve Rusya'nın barış sürecine dahil olmasını ve ''iki devletli çözümü kurtarmasını'' istiyor.

Filistin'in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, BM Genel Merkezinde bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada, geçen ay Brüksel'de Avrupalı yetkililerle görüşmeler yaptıklarını ve AB'den sürece dahil olmalarını beklediklerini söyledi.

Mansur, ''iki devletli'' çözümü destekleyen ülkelere Filistin'i devlet olarak tanıma ve somut adımlar atması çağrısında bulunarak, ABD'nin uzun süredir beklenen Orta Doğu barış planının ''ölü doğduğunu'' ve AB ve Rusya'nın iki devletli çözümü kurtarması gerektiğini vurguladı.

AB'yi harekete geçmeye davet eden Mansur, ''AB, küresel uzlaşı temelinde uluslararası bir konferans çağrısı yapabilir. Alanda birden fazla oyuncu olduğunu göstermekten son derece mutlu oluruz.'' dedi.

Rusya'nın da Filistin ve İsrail liderlerini Moskova'da bir araya getirecek bir zirveye ev sahipliği yapmak istediğini ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun kabul etmediğini belirten Mansur, Rusya'ya da İsrail Filistin sorununun çözümünde çabalarını artırması çağrısı yaptı.

Orta Dğu barış sürecini yürüten Trump'ın damadı ve kıdemli başdanışmanı Jared Kushner'in Trump'ın "yüz yılın planı" olarak nitelendirdiği İsrail-Filistin barış planını haziran ayında açıklaması bekleniyor.

İsrail gazetesi “Yüzyılın Anlaşması”nı yayımladı

KUDÜS (AA) – İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya yakınlığıyla bilinen Israel HaYom gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail-Filistin meselesinin çözümü konusunda yakında açıklaması beklenen, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır'ın da destek verdiği belirtilen "Yüzyılın Anlaşması" planının resmi olmayan maddelerini yayımladı.

Gazetede yer alan ve ABD, İsrail veya Filistin makamlarından herhangi bir açıklama yapılmayan söz konusu planın ana maddeleri şöyle:

1- Anlaşma

İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ve Hamas arasında üçlü bir anlaşma imzalanacak. Bu anlaşmaya göre işgal altındaki Batı Şeria'da yer alan Yahudi yerleşim birimleri dışındaki topraklar ile Gazze Şeridi'nde "Yeni Filistin" adlı bir Filistin devleti kurulacak.

2- Bölgenin tahliyesi

Batı Şeria'daki büyük Yahudi yerleşim yerleri bugün olduğu gibi İsrail'in elinde kalacak. Bu yerleşim birimlerine yine Batı Şeria'daki izole yerleşim birimleri de katılacak ve böylece izole yerleşim birimlerine ulaşmak için büyük yerleşim birimlerinin alanları genişletilecek.

3- Kudüs

Kudüs, İsrail ile Yeni Filistin arasında bölünmeyecek ve paylaşılmayacak ancak her iki devletin de başkenti sayılacak. Ayrıca Kudüs'te yaşayan Araplar Yeni Filistin Devleti'nin vatandaşları olacak.

İsrail'e bağlı Kudüs Belediyesi, Yeni Filistin Hükümeti'nin ilgileneceği eğitim alanı hariç Kudüs'ün tüm alanlarından sorumlu olacak ve bu yeni devlet, Kudüs Belediyesi'ne su gideri ve vergi ödeyecek.

Yahudilerin Araplardan ev almalarına izin verilmeyecek ve aynı şekilde Araplar da Yahudilerden ev alamayacak. Kudüs'e yeni bölgeler eklemlenmeyecek ve kutsal alanların bugünkü statüsü devam edecek.

4- Gazze Şeridi

Mısır, havalimanı, fabrikalar, ticari alanlar ve ziraat için Gazze Şeridi'ne bağlı bir şekilde Yeni Filistin Devleti'ne toprak kiralayacak, ancak Filistinlilerin bu yeni topraklarda iskanına izin verilmeyecek. Bu toprakların sınırları ile kira ücreti daha sonra aracı ve destekçi ülkeler tarafından Yeni Filistin Devleti ile Mısır arasında belirlenecek.

5- Destekleyen ülkeler

Yeni Filistin Devleti'nin kurulmasını öngören bu anlaşmanın uygulanması için mali olarak destek sağlayacak ülkeler, başta ABD olmak üzere Avrupa Birliği (AB) ve petrol üreticisi Körfez Arap ülkeleri olacak.

Destekleyici ülkeler, Yeni Filistin'deki ulusal projeler için 5 yıl boyunca 30 milyar dolarlık bir bütçe sağlayacak. Bu bütçeye izole Yahudi yerleşim birimleri ile büyük yerleşim yerlerinin İsrail'e bağlanması maliyeti de dahil olacak.

  • Destekleyen devletler tarafından ödenecek fonların bölünmesi

a. ABD yüzde 20

b. AB yüzde 10

c. Petrol üreticisi Körfez Arap ülkeleri ise fonun yüzde 70’ini karşılayacak. Bu yüzde 70'lik oran ülkelerin petrol gelirlerine göre belirlenecek.

d. Yükün çoğu petrol üreten Körfez ülkelerinde olacak, çünkü bu anlaşmadan asıl yararlanacaklar onlar olacak.

6- Ordu

Yeni Filistin Devleti'nin ordusu olmayacak. Sadece polisin elinde hafif silahlar olacak.

İsrail ile Yeni Filistin arasında, İsrail'in tüm yabancı saldırılara karşı Yeni Filistin'in korumasını garanti altına alacağı ve bu tür bir koruma karşılığında Yeni Filistin'in İsrail'e ödeme yapacağı yeni bir savunma anlaşması imzalanacak.

Bu ödemenin maliyeti, taraflar arasındaki destekleyici devletlerin aracılık ettiği müzakerelerde belirlenmelidir.

7 ve 8 – Zaman çizelgeleri ve uygulama aşamaları

a. Filistin İslami Direniş Hareketi Hamas, Mısırlıların yanında bulunan şahsi silahları da dahil olmak üzere tüm silahları bırakacak.

b. Hamas’ın liderleri ve üyeleri, yeni hükümet kurulana kadar destekçi ülkelerden maaş almaya devam edecek.

c. Gazze Şeridi'nin sınırları, mal girişine ve işçilerin Batı Şeria'da olduğu gibi İsrail ile Mısır'a geçişine açık olacak.

d. Bir yıl içinde yeni bir Filistin hükümeti seçilmesi için her Filistin vatandaşının seçimlerde aday olabileceği demokratik seçimler yapılacak.

e. İsrail hapishanelerindeki tüm Filistinli tutuklular, seçimlerden ve hükümetin kurulmasından bir yıl sonra başlamak üzere aşamalı olarak üç yıl içinde serbest bırakılacak.

f. Beş yıl içinde Yeni Filistin'de bir liman ve bir havaalanı kurulacak. O zamana kadar İsrail'deki havaalanı ile limanlar kullanılacak.

g. Yeni Filistin ile İsrail arasındaki sınır, dost ülkelerdeki gibi vatandaşların ve malların geçişine açık olacak.

h. Gazze Şeridi ile Batı Şeria'yı birbirine bağlamak üzere yerden yüksekliği 30 metre olacak bir otoyol inşa edilecek. Bu otoyolun inşasına Çin yüzde 50, Japonya, Güney Kore, Avustralya, Kanada ve ABD ile AB yüzde 10'ar katkıda bulunacak.

9- Ürdün Vadisi

a. Ürdün Vadisi veya diğer adıyla Batı Şeria'nın Ölü Deniz (Lut Gölü) çevresindeki Ağvar bölgesi bugün olduğu gibi İsrail'in elinde kalacak.

b. Bölgeden geçen 90 numaralı otoyol 4 şeritli olacak.

c. İsrail, otoyolun genişletilmesi için bir ihale açacak.

d. Bu 90 numaralı otoyolun iki şeridi Yeni Filistin'i Ürdün'e bağlayacak. Bu yol üzerinde kurulacak olan sınır kapıları Yeni Filistin'in kontrolünde olacak.

10 – Sorumluluk

a. Hamas ve FKÖ'nün bu anlaşmaya itiraz etmesi durumunda ABD, Filistin'e sağladığı tüm mali desteği kesecek ve diğer ülkelerin de mali destek sağlamasını engelleyecek.

b. FKÖ bu anlaşmayı kabul eder de Hamas ya da Filistin İslami Cihad Hareketi bu anlaşmayı reddederse bu iki hareketin liderleri sorumlu sayılacak ve Gazze Şeridi ile İsrail arasındaki yeni bir savaşta ABD, İsrail’in bu liderleri hedef alması konusunda destekleyecek. Dolayısıyla onlarca kişinin milyonların hayatını tehlikeye atması makul bulunmayacak.

c. Eğer İsrail bu anlaşmaya itiraz ederse, İsrail'e sağlanan mali destek durdurulacak.

İsrail'in AA ofisinin de olduğu binayı vurması

PARİS (AA) – Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki Anadolu Ajansı (AA) ofisinin de bulunduğu binaya düzenlediği saldırıya tepki gösterdi.

RSF'den yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun abluka altındaki Gazze Şeridi'ndeki AA ofisinin de bulunduğu binaya cumartesi günü en az 5 roketle hava saldırısı düzenlediği ve saldırıda binanın tamamen yıkıldığı hatırlatıldı.

Ofisin bulunduğu binanın yıkılmasına rağmen AA personelinin çalışmaya devam ettiği vurgulanan açıklamada, "Medya, çatışmada taraf sayılmamalı ve asla meşru hedefler olmamalıdır." ifadesi kullanıldı.

İsrail ordusu, 4 Mayıs Cumartesi günü, abluka altındaki Gazze Şeridi'ndeki Anadolu Ajansı ofisinin de bulunduğu binaya en az 5 roketle hava saldırısı düzenlemiş, saldırıda bina tamamen yıkılmıştı.

Filistinli kadını şehit eden İsrailli hapishaneden ev hapsine alınacak

KUDÜS (AA) – İsrail mahkemesi, işgal altındaki Batı Şeria'da 8 çocuk annesi Filistinli kadını taş atarak şehit eden fanatik Yahudi'nin gözaltında tutulduğu hapishaneden çıkarılıp ev hapsine alınmasına hükmetti.

Yerel basında yer alan haberde, kimliği açıklanmayan ve 16 yaşında olduğu belirtilen fanatik Yahudi'nin gelecek hafta salı günü ev hapsine alınacağı belirtildi.

Elektronik bir izleme cihazı takılacak fanatik Yahudi'nin ne kadar süre ev hapsinde tutulacağına ilişkin ise bilgi verilmedi.

Batı Şeria'nın Nablus kentinin güneyinde 12 Ekim 2018'de bir grup fanatik Yahudi yerleşimci, seyir halindeki bir araca taşlı saldırı düzenlemiş, olayda o sırada eşiyle birlikte araçta bulunan 8 çocuk annesi 47 yaşındaki Filistinli Ayşe Muhammed er-Rabi şehit olmuştu.

İsrail güçleri, ocak ayında olaya ilişkin soruşturma kapsamında 5 fanatik Yahudi genci gözaltına almıştı. Rabi'nin başına isabet eden taşta gözaltına alınan fanatik Yahudilerden birinin DNA'sına rastlanırken, diğer 4 kişi serbest bırakılmıştı.

İsrail savcılığı, Rabi'yi şehit eden fanatik Yahudi hakkında "kasıtsız adam öldürmekten" dava açmıştı.

  • Taş atan Filistinliye hapis, Filistinliyi şehit eden Yahudi'ye ev hapsi

Filistinli anneyi şehit eden İsraillinin tutulduğu cezaevinden çıkarılarak ev hapsine alınacak olması tartışmaları da beraberinde getirdi.

İsrail mahkemeleri, askerlere ve polislere taş attıkları gerekçesiyle Filistinli çocuklara aylarca hatta yıllarca hapis cezası verirken, Filistinli anneyi şehit eden fanatik Yahudi'nin cezaevinden çıkarılarak ev hapsine alınmasına hükmedilmesi İsrail yargısının ikiyüzlülüğünü bir kez daha ortaya koydu.

Rabi'yi şehit eden fanatik Yahudi hakkındaki dava süreci devam ediyor.

İsrail'in 1967'de işgal ettiği Batı Şeria'da 250'ye yakın yasa dışı Yahudi yerleşim birimi bulunuyor. Bu yerlerde ikamet eden 400 binden fazla Yahudi yerleşimci, Batı Şeria'da işgal boyunduruğu altında yaşayan Filistinliler için hayatı daha da zor hale getiriyor.

İsrail AA foto muhabirini sınır dışı etmeye çalıştı

KUDÜS (AA) – İsrail makamları, 105 gündür sınır dışı merkezinde tutulan Anadolu Ajansı'nın (AA) Filistinli foto muhabiri Mustafa Kharouf'u (32) mahkeme kararı olmamasına rağmen sınır dışı etmeye çalıştı.

Kharouf'un davasına bakan avukatın da bağlı olduğu İsrailli HaMoked Hukuk Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamada, "İsrail Cezaevleri İdaresi (ŞABAS-IPS), pazar akşamı Kharouf'a Kudüs'ten sınır dışı edilmesini engelleyen tedbir kararının süresinin dolduğunu ve pazartesi günü Ürdün'e gönderileceği kararını tebliğ etti." denildi.

Açıklamada Kharouf'un avukatı Adi Lustigman'ın gece yarısı İsrail Yüksek Mahkemesi'ne "acil" koduyla söz konusu kararın durdurulması için başvuruda bulunduğu aktarılarak, şu ifadelere yer verildi:

"İsrail Yüksek Mahkemesi aynı gün Avukat Lustigman'ın 16 Nisan'da eşiyle aile birleşimi ve serbest bırakılması talebini reddeden merkezi mahkeme kararının temyizini gözden geçirene kadar Mustafa Kharouf'un sınır dışı edilmesi kararını dondurdu."

İsrail mahkemesi daha önce yapılan oturumda, Kharouf'un serbest bırakılması talebini reddederek gözaltı süresinin 5 Mayıs 2019'a kadar uzatılmasına karar vermişti.

  • Kharouf 105 gündür gözaltında

İsrail güçleri, AA foto muhabiri Mustafa Kharouf'u "oturma izni olmadığı" gerekçesiyle 22 Ocak'ta işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan evinden gözaltına almıştı.

O günden bu yana Kharouf, hukuki mücadelesine devam ederken, İsrail, oturma izni olmadığı gerekçesiyle AA foto muhabirini büyüdüğü ve tüm ailesinin yaşadığı yer olan Doğu Kudüs'ten çıkararak zorla Ürdün'e göndermek istiyor.

Babasının çalışmak için gittiği Cezayir'de 1986'da dünyaya gelen Kharouf, ailesiyle 12 yaşındayken Doğu Kudüs'e yerleşti. O günden bu yana oturma izni almak için uğraşan Kharouf'a aradan geçen 20 yıla rağmen gereken izin verilmedi.

Doğu Kudüs'te oturma izni yerine geçen "Kudüs kimliği" sahibi Temam ile evlenen Kharouf, geçtiğimiz yıllarda "aile birleşimine" başvursa da bu girişiminden de sonuç alamadı.

İsrail makamları Kharouf'u sınır dışı ederse eşi Temam ve 1,5 yaşındaki kızı Asya'dan koparılmış olacak.