“Fransa, İran'ın açıklamasını endişeyle karşılıyor”

PARİS (AA) – Fransa, İran'ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini kısmen durduracağına yönelik açıklamayı endişeyle karşıladıklarını, uluslararası güvenlik için önemli olan anlaşmanın tümüyle yerine getirilmesi için kararlı olduklarını bildirdi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı İran'ın nükleer anlaşmadaki taahhütlerini kısmen durduracağına yönelik açıklamasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, "Fransa, bu açıklamayı endişeyle karşılıyor. Fransa, uluslararası güvenlik için önemli olan (İran nükleer) anlaşmasını tümüyle yerine getirilmesi için kararlıdır." ifadesi kullanıldı.

Tarafların bu anlaşmanın yükümlülüklerini yerine getirilmesini engelleyecek her eylemden kaçınması gerektiği belirtilen açıklamada, "Fransa, İran’ı bu anlaşmadan doğan tüm nükleer yükümlülüklerini yerine getirmeye devam etmesini şiddetle çağırıyor." ifadesine yer verildi.

Açıklamada, İran'a anlaşmayı ihlal edecek her adımdan kaçınması çağrısı yapılırken, Fransa'nın İran'ın açıklamalarına ilişkin Avrupalılarla irtibatta olduğu belirtildi.

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, dün ABD'nin kısa süre önce aldığı yaptırım kararlarının ardından ülkesinin nükleer anlaşmadaki taahhütlerini kısmen durdurma kararı aldığını açıklamıştı.

Zarif, ''Nükleer anlaşmanın 26. ve 36. maddelerindeki taahhütleri durdurma kararımız, ABD'nin 4 Mayıs'ta aldığı yeni yaptırım kararı ile ilgilidir. Bu yaptırımlarla söz konusu maddelerin gerçekleşmesi mümkün değil. Amerikalıların İran nükleer anlaşmasına yapıcı yaklaşmadığı ve bu yaklaşımın devam edeceği açık." ifadesini kullanmıştı.

İran'dan AB'ye ticari mekanizmayı hızlandırma çağrısı

BRÜKSEL (AA) – İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, "Avrupa Birliği (AB), İran'la petrol ticaretinde bankacılık işlemlerini yerine getirecek bir mekanizma kurmaya çalışıyor. Umarım zaman kaybetmeden bu sözler fiiliyata döner." dedi.

Salihi ve AB Komisyonu İklim ve Enerjiden Sorumlu Üyesi Miguel Arias Canete, AB-İran arasında nükleer işbirliği konusunda Brüksel'de düzenlenen üst düzey görüşmeler hakkında basına açıklamalarda bulundu.

İran nükleer anlaşmasının başarısız olmasının hiç kimseye fayda sağlamayacağına dikkati çeken Salihi, "Mevcut şartlar alında sağlanabilecek tek anlaşma olasılığı İran nükleer anlaşmasıydı. Bu tüm taraflara fayda sağlayan bir anlaşma. Umarım uluslararası toplum ve taraflar bu anlaşmayı bir arada tutmak için gerekeni yapar." diye konuştu.

Salihi, anlaşmanın bozulması halinde ciddi bir karmaşa ortaya çıkacağını belirterek, "Umarım ortaklarla bu anlaşmayı kurtarabiliriz. Burada söylediklerim uyarı mesajı olarak algılanmalı. AB, Çin ve Rusya'nın siyasi pozisyonu kelimeler yerine fiiliyata dönmeli." ifadelerini kullandı.

ABD'nin İran yaptırımlarını bertaraf etmeyi öngören ticari mekanizmayla ilgili Salihi, "Avrupa Birliği, İran'la petrol ticaretinde bankacılık işlemlerini yerine getirecek bir mekanizma kurmaya çalışıyor. Umarım zaman kaybetmeden bu sözler fiiliyata döner. Umarım süre dolmadan bir mekanizma kurulur ve anlaşma bozulmaz." değerlendirmesinde bulundu.

Canete de, "İran üzerine düşeni yerine getirdiği sürece AB nükleer anlaşmanı devamını destekliyor." dedi.

İran nükleer anlaşmasının amacını yerine getirdiğini ve İran'ın nükleer programının barışçıl olmasını sağladığını belirten Canete, AB'nin İran'la iş birliğini sürdürmeye önem verdiğini ifade etti.

İran'la ticaret için kurulacak mekanizmayla ilgili Canete, "Bu karmaşık ve benzersiz bir girişim ve üye ülkelerin siyasi liderliğinde teknik çalışmalar ilerliyor." diye konuştu.

“Uluslararası toplum ABD'nin dünyadaki rolünü sorgulamalı”

ANKARA (AA) – TEVFİK DURUL – Çin Modern Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Güvenlik ve Silahların Kontrolü Araştırmaları Daire Başkanı Prof. Dr. Li Vey, ABD'nin İran'a yönelik ikinci tur yaptırımları, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması'ndan çekilme kararı ve Dünya Ticaret Örgütünden ayrılma tehdidi gibi gelişmelere dikkati çekerek, "Uluslararası toplum, ABD'nin küresel konularda kendi menfaatleri uğruna aldığı rastgele kararları masaya yatırıp ABD'nin dünyanın geleceğindeki yerini sorgulamalıdır." dedi.

Çin hükümetine iç ve dış politika konularında doğrudan danışmanlık görevini yürüten kurumun yetkilisi Li, AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

İran Nükleer Anlaşması'nın, Birleşmiş Milletler (BM) öncülüğünde uluslararası kamuoyunun ortak kabulünü kazanmış bir anlaşma olduğunu anımsatan Li, "ABD, İran bu anlaşmayı ihlal eden bir eylemde bulunmadığı halde İran Nükleer Anlaşması'nı tek taraflı iptal ediyor. Bu, açık şekilde uluslararası düzene zarar vermektir." diye konuştu.

Li, ABD'nin uluslararası kamuoyunun ortak kabulünü kazanmış bir anlaşmadan çekildiğinin altını çizerek, "Bu da onların 'Yeter ki ABD iyi olsun. Dünyanın geri kalanında kaos hakim olsa da umurumuzda olmaz.' yönündeki tavrını ortaya koyuyor." ifadesini kullandı.

– ABD dolarının hegemonyası

İran'a yönelik ikinci tur yaptırımların, "ABD'nin küresel meselelere bakışına uzun süredir hakim olan pragmatizm ve egoizminin radikal bir uygulaması" olduğunu belirten Li, şöyle devam etti:

"ABD, dünyadaki tek süper güç. ABD dolarının dünya finans alanındaki hegemonyasını göz önünde bulundurursak ABD'nin bu yaptırımları, İran ile normal ekonomik ve ticari ilişkisi olan çok sayıda ülkeyi olumsuz etkileyecek. Enerji ve güvenlik alanları başta olmak üzere uluslararası kamuoyu olumsuz etkilenecek. İran'ın ülke içindeki ekonomik krizini tetikleyebilir. Bu da İran'daki toplum düzeninde kaos ve kargaşaya yol açabilir. ABD'nin yeni tur yaptırım kararının son derece sorumsuz, son derece bencilce olduğunu ve uluslararası kamuoyunun ortak menfaatlerine son derece aykırı olduğunu düşünüyoruz."

Li, uluslararası ticaretin ABD dolarının hegemonyası altında olduğuna işaret ederek, "ABD diyor ki, 'İran ile alışveriş yaparsan sana da yaptırım uygularım.' İşte tam bu noktada, artık uluslararası toplumun ABD'nin dünyada oynadığı rolü sorgulamasının zamanı gelmiştir. ABD, hala eski ABD mi? ABD değişti. ABD artık uluslararası düzenin koruyucusu değil, uluslararası düzenin sabotajcısıdır." şeklinde konuştu.

– "Uluslararası toplum iş birliğini artırmalı"

ABD'nin Dünya Ticaret Örgütünden ayrılma tehdidi, Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması'ndan çekilme kararı gibi konuların bunun kanıtı olduğunu savunan Li, "Uluslararası toplum, buna nasıl karşılık vermelidir? Uluslararası toplum, ABD'nin küresel konularda kendi menfaatleri uğruna aldığı rastgele kararları masaya yatırıp bu ülkenin dünyanın geleceğindeki yerini sorgulamalıdır. Uluslararası toplum iş birliğini artırmalı. Daha çok taraflı bir ticari ve finansal düzen için çalışmalı." dedi.

Li, ABD ile İran arasındaki anlaşmazlıkların, dünyadaki diğer ülkeleri etkilememesi gerektiğine dikkati çekerek, bu anlaşmazlıkların İran halkının refah ve huzurunu da etkilememesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.

Uluslararası anlaşmaların bağlayıcılık ilkesine işaret eden Li, "ABD bu tür tek taraflı iptaller yaparak uluslararası toplum gözünde kredisini yitiriyor. Güvenmediğiniz bir ülkeyle nasıl sağlıklı ilişkiler yürütebilirsiniz? Verdiği sözde durmayan ülkelerle nasıl uzun vadeli iş birlikleri geliştirebilirsiniz? Diğer ülkeler ABD'nin zararlarından ortak paylaştığımız uluslararası düzeni nasıl koruyacaklarını düşünmeli ve bunun için iş birliğini artırmalı." diye konuştu.

– Kaşıkçı cinayeti

Li Vey, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin Çin ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri etkilemeyeceği görüşünü paylaşarak, Çin'in dış politikasını tek bir olay üzerine kurgulamayacağını savundu.

Pekin yönetiminin uluslararası ilişkileri adalet ve eşitlik prensibiyle ele aldığını savunan Li, küresel sorunlarda tutarlı tavır takınılmasının önemine işaret etti.

Li, bu alanda Washington yönetiminin kendi menfaatleri uğruna aynı nitelikteki olaylara farklı standartlar uyguladığı eleştirisini yaparken, "ABD, Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi olayında konuyu tüm yönleriyle ve doğru şekilde ele almadı. ABD, Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi olayındaki tavrıyla asıl derdinin insan hakları olmadığını ortaya koymuştur. İnsan hakları ABD için sadece kendi hoşuna gitmeyen ülkeleri baskılamak için kullandığı bir araçtır." ifadesini kullandı.

Guatemala hapishanesi, 2. Körfez Savaşı ve ABD'nin ülke içindeki insan hakları tablosu gibi konuları buna örnek gösteren Li, "ABD, kendi müttefikinin işlediği insan hakları ihlaliyle gerçek manada sınav verirken ayrı bir standart uyguluyor. Bu da onların kendi menfaatlerini uluslararası toplumun önüne koyduğunu gösteriyor." değerlendirmesini yaptı.

ANALİZ – AB, yaptırım karşıtı “İran mekanizmasını” yetiştiremedi

BRÜKSEL (AA) – ŞERİFE ÇETİN/ATA UFUK ŞEKER – ABD'nin İran nükleer anlaşmasından tek taraflı olarak çekilmesinin ardından Tahran yönetimine yönelik devreye soktuğu ikinci aşama yaptırımlara karşı Avrupa Birliği'nden (AB) hala somut bir adım gelmemesi dikkati çekiyor.

ABD'nin ikinci aşama yaptırımlarının devreye gireceğinin açıklamasının ardından, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve söz konusu üç ülkenin savunma bakanları ortak bir açıklama yaparak yaptırımlardan "derin üzüntü" duyduğunu duyurdu.

AB, ilk yaptırım paketinin açıklanmasının ardından "ABD yaptırımlarını bertaraf etmeyi öngören özel ticari mekanizma kurulacağını ve böylelikle de Avrupalı ekonomik aktörlerin yaptırımların etkisinden korunacağını" bildirmişti.

Genel beklenti, özel ticari mekanizmanın da yaptırımların ikinci aşamasının devreye girmesiyle birlikte işlevsel hale geleceği yönündeydi. Ancak, ikinci aşama yaptırımların devreye girmesinin ardından ne ticari mekanizma devreye girdi, ne de AB yetkilileri belirsizliği giderecek somut bir açıklama yaptı.

– "Bekleyin ve görün"

ABD yaptırımlarının devreye girdiği gün, üst düzey AB yetkililerinden net bir tepki gelmemesi dikkati çekti.

AB Komisyonunun günlük basın toplantısında soru yağmuruna tutulan Sözcü Margaritis Schinas, ortak açıklamaya ilave yorum yapamayacağını belirterek, "Bu tam bir 'bekleyin ve görün' durumu." vurgusunu yaptı.

ABD'nin yaptırım açıklamasının ardından, dünya çapında bankalar arasında elektronik fon transferi sağlayan SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication), yaptırımlara uyacağını ve bazı İran bankalarının sisteme erişimini askıya aldığını duyurdu.

Avrupalı ekonomik aktörlerin İran'la ticaretini doğrudan etkileyen bu adıma karşı da AB'nin tepkisi zayıf kaldı.

AB Komisyonu Sözcüsü Maja Kocijancic, "SWIFT'in bu kararı uluslararası finansal sistemin bütünlüğü açısından kopukluk ortaya koyuyor ve bunu üzücü buluyoruz." dedi.

– Özel ticari mekanizmadan ses yok

Yaptırım açıklamasının ardından özel ticari mekanizmanın kurulmasına yönelik çalışmaların "kararlı" bir şekilde devam edeceğini ve "sürecin hızlandırıldığının" altını çizen AB yetkilileri zamanlama konusunda ise hiçbir bilgi vermeyerek somut bir takvim ortaya koymuyor.

Net detaylar bulunmasa da özel ticari mekanizma, ABD yaptırımlarını bertaraf etmek için şirketlerin AB yasalarına uygun olarak İran'la ticaret yapmalarını sağlayacak bir sistem olarak ön plana çıkıyor.

Örneğin, bir Avrupa şirketinin İran'dan doğal gaz ya da petrol satın alması halinde, doğrudan bu işlem ücretinin kurulacak özel amaçlı mekanizmaya göndermesi ve bu mekanizmanın finansal işlemi yerine getirerek İran'la ticaret imkanı sağlaması hedefleniyor.

Böylelikle mekanizma, ABD yaptırımlarına uymak zorunda olan ticari bankalar ve merkez bankalarını sistemin dışında bırakarak ödeme işlemini yaptırımlardan muaf tutmayı amaçlıyor.

Mekanizma için öne çıkan diğer bir seçenek de "takas sistemi". Bu sistemde para, taraflar arasında el değiştirmeden mekanizma üzerinden İran ve Avrupa ürünlerinin takas edilmesini öngörüyor.

Öte yandan, mekanizma çerçevesinde, küresel ekonomide dolar dışındaki öne çıkan avro ve sterlin gibi para birimlerinin kullanılması bekleniyor.

Mekanizmanın İran nükleer anlaşmasına taraf olmayan ve İran'la ticaret yapmak isteyen üçüncü ülkelere de açık olması planlıyor.

– İran'ın anlaşmadan çekilme riski artıyor

AB'nin ABD yaptırımlarına karşı "güçlü ve hızlı" adım atamaması, İran'ın nükleer anlaşmadan çekilme riskini de beraberinde getiriyor.

İran nükleer anlaşması, Tahran yönetiminin anlaşma hükümlerine uyması durumunda ekonomik yaptırımların kaldırılmasını öngörüyor.

AB, özel ticari mekanizmayla kendi şirketlerini korumanın yanı sıra Tahran yönetimini yaptırımlardan koruyarak nükleer anlaşmada tutmaya çalışıyor.

Birliğin yaptırımların ardından etkisiz kalması, İran yönetimini de rahatsız ediyor. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Politik ve Uluslararası Araştırmalar Kurumu (IPIS) Başkanı Seyyed Kazem Sajjadpour, AB'nin özel ticari mekanizma kurma konusunda "hız ve etkiden" yoksun olduğunun altını çizdi.

AB'nin etkin bir mekanizmayı ortaya koyarak şirketlerinin İran'la ticareti sürdürme imkanını sağlamaması ise İran'ın nükleer anlaşmadan çekilme riskini artırıyor.

– Ekonomik aktörler baskıyı artıracak

AB'nin "elini hızlı tutmaması" sadece İran'ın anlaşmadan çekilme riskini değil, Avrupalı ekonomik aktörlerin ABD baskısına boyun eğerek İran piyasasından çekilme ihtimalini de artırıyor.

Halihazırda, Fransız Total, Air France, Peugeot, Renault, Alman Siemens, Daimler, İngiliz Hava Yolu gibi büyük ölçekli şirketler İran piyasasından çekilmiş durumda.

AB'nin yaptırımların açıklanmasının üzerinden yaklaşık 6 ay geçmiş olmasına rağmen halen kuramadığı mekanizmanın, kurulsa dahi ABD'yle ticaret yürüten büyük ölçekli firmalar yerine küçük ve orta ölçekli firmalara fayda sağlayacağı değerlendiriliyor.

Büyük ölçekli şirketlerin ABD'nin kendilerine veya iştiraklerine dolaylı bir biçimde yaptırım uygulaması riskine karşı çekinceli davranmaları bekleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın, "İran'la ticaret yapan şirketler, ABD'yle ticaret yapamayacak" tehdidi karşısında, AB'nin şirketlerini İran piyasasında tutmak için hızlı bir şekilde kurmayı taahhüt ettiği özel ticari mekanizmayı işlevsel hale getirmesi büyük önem taşıyor.

AB, İran yaptırımlarına karşı mekanizma geliştiriyor

BRÜKSEL (AA) – ATA UFUK ŞEKER – Avrupa Birliği (AB), kuracağı yeni bir ticari mekanizmayla ABD'nin İran'a uygulamaya başlayacağı yaptırımları bertaraf etmeye hazırlanırken, yeni ödeme sisteminin zaten gergin olan transatlantik ilişkileri daha da zora sokması bekleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın tek taraflı olarak İran nükleer anlaşmasından çekilme kararı, AB ve ABD arasında özellikle ticaret alanındaki görüş farklılıklarını artırdı.

Gerginliğe yeni bir boyut getiren gelişme ise İran nükleer anlaşmasına taraf ülkelerin, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu marjında gerçekleştirdikleri toplantının ardından ABD yaptırımlarını bertaraf etmek için şirketlerin AB yasalarına uygun olarak İran'la ticaret yapmaya devam etmesini sağlayacak yeni bir mekanizma kuracağını açıklaması oldu.

ABD tarafından çok sert bir tepkiyle karşılanan mekanizma, bir taraftan İran'la ticareti sürdürmeyi amaçlarken, diğer yandan da Tahran yönetimini nükleer anlaşmada tutmayı hedefliyor.

– Ekonomik faaliyetler nükleer anlaşma için kilit

Ekonomik faaliyetler, İran nükleer anlaşmasının temel unsurlarından birini oluşturuyor. Bu nedenle anlaşmanın ardından İran ile ekonomik ilişkilerini hızlı bir şekilde geliştiren ülkeler, ABD yaptırımlarından kendi şirketlerini ve ticari çıkarlarını korumak için yoğun çaba sarf ediyor.

BM Genel Kurulu kapsamında Fransa, Almanya, Rusya, İngiltere ve İran'ın dışişleri bakanlarını bir araya getiren toplantının ardından AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'nin açıkladığı mekanizmayı da bu çabaların bir ürünü olarak değerlendirmek gerekiyor.

Yeni finansal ödeme mekanizması, şirketlerin AB yasalarına uygun olarak İran ile ticaret yapmaya devam etmesini sağlamayı hedefliyor.

– Mekanizma, doları devre dışı bırakmayı hedefliyor

İran nükleer anlaşmasına taraf ülkelerin, üzerinde uzlaşı sağladıkları ödeme mekanizmasının tam olarak ne şekilde faaliyet göstereceği henüz netlik kazanmış değil. Mekanizmaya ilişkin detayların, teknik heyetlerin yürüteceği çalışmalar sonrası belirlenmesi bekleniyor.

Söz konusu yeni ticaret mekanizmasının, ABD'nin 4 Kasım'da İran'a yönelik uygulamaya sokacağı ikincil yaptırımlardan önce yürürlüğe girmesi ve İran'la ticaret yapmak isteyen diğer ülkelerin de kullanımına açık olması planlanıyor.

İşleyiş olarak mekanizmanın; bir Avrupa şirketinin, İran'dan doğal gaz veya petrol satın almak istemesi durumunda doğrudan bunun ücretini, kurulacak özel maksatlı kuruma göndermesi ve bu mekanizmanın finansal işlemi yerine getirerek İran'la ticaret imkanı sağlaması hedefleniyor.

Böylelikle ticari ve merkez bankalarını sistemin dışında bırakacak olan mekanizmanın, alışveriş işlemini ABD'nin yaptırımlarından etkilenmeden yerine getirmesi amaçlanıyor.

Diğer önemli bir unsur ise mekanizmanın, dolar dışındaki küresel ekonomide öne çıkan avro ve sterlin gibi para birimlerinin kullanılmasını öngörmesi…

– Takas sistemi gündemde

Sıkça tartışılan fikirler arasında, mekanizmanın, Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği'nin de kullanmış olduğu takas sistemine benzeyebileceği görüşü yer alıyor. Bu sistemde; para, taraflar arasında el değiştirmeden ve mekanizmadan geçerek Avrupa ürünlerinin İran petrolüyle takas edilmesini öngörüyor.

Üzerinde görüşülen bir başka seçenek olarak da İran'ın petrol ve doğal gazını önce Rusya'ya satması, Rusya'nın bu enerji kaynaklarını rafine ettikten sonra Avrupa'ya iletmesi üzerinde duruluyor. Bu sistemle de Avrupa şirketlerinin, mal ve ürünlerini doğrudan İran'a gönderebileceği öngörülüyor.

– Büyük şirketler çekinceli davranabilir

Mekanizma, teorik olarak ABD'yi bertaraf etme konusunda başarılı bir plan olarak öne çıkıyor. Ancak mekanizmanın, özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin yasal ticari işlemlerine katkı sağlayacağı düşünülüyor.

ABD ile yoğun ticari faaliyeti bulunan büyük ölçekli firmaların ise çekince gösterme ihtimalini gözardı etmemek gerekiyor. Yaptırımlar yürürlüğe girmeden Fransız Total, Air France, Peugeot ve Renault ile Almanya'nın Siemens ve Daimler gibi büyük şirketlerinin, İran'daki faaliyetlerini bırakma kararı da bu ihtimale işaret ediyor.

Söz konusu şirketlerin, ABD'nin kendilerine veya iştiraklerine dolaylı bir biçimde yaptırım uygulaması riskine karşı çekinceli davranması bekleniyor.

– ABD'nin yalnızlığı derinleşecek

Mekanizmanın teknik detayları net bir şekilde ortaya çıktığında başarı ihtimalini daha sağlıklı değerlendirmek mümkün olacak. Ancak her halükarda mekanizmanın, AB'nin son dönemde daha güçlü bir uluslararası rol oynama çabasına katkıda bulunması, Avrupa ekonomisi ve işletmelerini dolardan bağımsızlaştırma konusunda etkili olması bekleniyor.

Fransa, Almanya, Rusya ve İngiltere gibi ülkeleri bir araya getirme konusunda başarılı olan mekanizmanın aynı zamanda ABD'yi, İran politikasında daha da derin bir yalnızlığa iteceği değerlendiriliyor.

ABD, İran'dan petrol ithalatının durdurulmasını istedi

NEW YORK (AA) – ABD'nin, müttefiklerinden, İran'dan yaptıkları petrol ithalatını kasım ayına kadar durdurmasını istediği bildirildi.

ABD Hazine Bakanlığından kıdemli bir yetkilinin telekonferansla gazetecilere yaptığı açıklamada, müttefik ülkelerin ve şirketlerinin İran'dan yaptıkları petrol ithalatını 4 Kasım'a kadar sonlandırmalarını talep ettiği belirtildi.

Açıklamada, söz konusu şirketlerin bu tarihten sonra İran'dan petrol ithal etmeleri durumunda ABD'nin yaptırımlarıyla karşılaşabilecekleri uyarısında bulunuldu.

Yetkili, ayrıca, ABD'nin Türkiye, Çin ve Hindistan gibi İran petrolü ithal eden ülkelerle konu hakkında temaslar içinde bulunacağı bilgisini paylaştı.

Açıklamanın ardından küresel petrol piyasasında ham petrol fiyatlarında hızlı artış görüldü.

Uluslararası en yaygın olarak kullanılan Londra Brent türü petrolün varil fiyatı TSİ 18.55'te yüzde 1,9 artışla 76,15 dolara kadar yükselirken, ABD'nin Batı Teksas (WTI) tipi petrolün varil fiyatı da aynı saatte yüzde 3,2 artışla 70,27 dolara kadar tırmandı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın mayıs ayı başında ülkesinin İran nükleer anlaşmasından çekilmesi kararını almasıyla, ABD Hazine Bakanlığı İran'a yönelik yaptırımların 90 ve 180 günlük periyotlarla yeniden uygulanmaya başlanacağını duyurmuştu.

Hazine Bakanlığı, ayrıca, söz konusu periyotların sırasıyla 6 Ağustos ve 4 Kasım tarihlerinde sona ereceğini bildirmişti.

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünün (OPEC) en büyük üyelerinden olan İran'ın ham petrol üretimi geçen ay günlük ortalama 3,8 milyon varili bulurken, ülkenin ham petrol ihracatının günlük ortalama 2 milyon varilin üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Netanyahu İran konusunda Macron'u da ikna edemedi

PARİS (AA) – İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran'a karşı sert siyaset izlenmesi konusunda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'u ikna edemedi.

Macron ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Elysee Sarayı'ndaki görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi.

Netanyahu ile görüşmesinde bölgesel konuları ele aldıklarını belirten Macron, "Netanyahu’ya tekrar söyledim. Avrupalı müttefiklerimizin de düşündüğü gibi bölgedeki balistik füze programını kontrol etmek için İran nükleer anlaşmasına bağlı kalmaya devam etmemiz gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Macron, öte yandan İran nükleer anlaşmasının yeterli olmadığını ve 2025 yılı sonrasında bu anlaşmanın, İran’ın balistik füze programı ve bölgedeki varlığı konuları bağlamında üzerinde tekrar çalışılması gerektiğini söyledi.

Görüşmede, Suriye'deki savaşın çözümüne ilişkin siyasi anlamda iş birliğinin önemine değinildiğini belirten Macron, Netanyahu ile İsrail-Filistin sorununa ilişkin de görüştüklerini aktardı. Macron, Kudüs’ün iki devletin başkenti olması ve bu yönde müzakerelerin yürütülmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, "Özellikle son haftalarda Gazze’deki sivillere yönelik her türlü şiddeti kınıyorum.” dedi.

Görüşmede ikili ilişkileri de ele aldıklarını ifade eden Macron, birçok konuda Fransa ve İsrail arasındaki iş birliğinin devam edeceğini söyledi.

Macron, İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini arttırmasına ilişkin bütün taraflara çatışmaya yol açabilecek eylemlere karşı uyarıda bulundu.

Cumhurbaşkanı Macron, ayrıca 8-9 Haziran'da Kanada'nın Charlevoix kentinde düzenlenecek G7 Zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump ile bölgesel konuları görüşeceği açıklamasında bulundu.

– "İran'a karşı sert yaptırımlar uygulanması gerekiyor"

Netanyahu ise demokrasinin en büyük sorununun radikal dinciler olduğunu belirtti.

Fransa ile İsrail arasındaki iş birliğinin önemli olduğuna işaret eden Netanyahu, İran'ın balistik füze programına ilişkin ellerinde bir arşiv olduğunu ve bunu yakın bir zamanda açıkladıklarını hatırlattı. Netanyahu, İran'a karşı sert yaptırımlar uygulanması gerektiği değerlendirmesinde bulundu.

"Cumhurbaşkanı Macron'dan (İran nükleer) anlaşmasından geri çekilmesini istemedim." diyen Macron, İran nükleer anlaşmasının iptal edileceğini düşündüğünü dile getirdi. Netanyahu, kendisi için İran'ın nükleer silaha sahip olmamasının önemli olduğunu söyledi.

Macron ile görüşmesinde, İran'ın bölgedeki etkisinin durdurulaması konusundaki kararlılığını ifade ettiğini belirten Netanyahu, İsrail'in Suriye'de barışın sağlanmasını istediğini ancak bunun için İran'ın Suriye'yi terk etmesi gerektiğini savundu.

Netanyahu, İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in, "İsrail'in, temizlenmesi gereken bir kanser tümörü" olduğunu savunan ifadelerini eleştirdi.

Macron ve Netanyahu basın toplantısının ardından Fransa'da İsrail Sezonu etkinliğinin açılışını yapmak üzere Elysee Sarayı'ndan ayrıldı.

İsrail Başbakanı Netanyahu, dün Almanya'nın başkenti Berlin'de görüştüğü Almanya Başbakanı Angela Merkel'i İran konusunda ikna edememişti. Merkel, Almanya'nın İran ile yapılan nükleer anlaşmayı desteklemeye devam ettiğini vurgulamıştı.

Merkel, İran ile nükleer anlaşmanın faydalı ve kullanışlı olup olmaması konusunda mevkidaşıyla aynı fikirde olmadıklarına dikkati çekmişti.

ANALİZ – İran 'normalleşme' arayışında

İSTANBUL (AA) – MUSTAFA MELİH AHISHALI – ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrası İran'a yönelik ekonomik yaptırımları güncellemesi, ülkenin en önemli gelir kaynağı petrol satışlarını ve uluslararası ticari anlaşmalarını olumsuz yönde etkiledi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmadan çekildiğini açıklaması, son yıllarda içerisinde bulunduğu ekonomik krizden çıkma yolları arayan İran'ın 2015 yılında 5+1 ülkeleriyle imzaladığı nükleer anlaşmadan faydalanma beklentisini boşa çıkarttı.

Uzun yıllar idari sorunlara bir de yaptırımların eklenmesiyle İran'da fabrika ve küçük ölçekli işletmeler günden güne kepenk kapatmaya başlarken, işsizlik artmaya başladı. Doların son birkaç ayda iki kat artması enflasyonu kontrol edilemez hale getirdi. Halkın ülke geleceğine dair ümidinin azaldığı şu günlerde, yaklaşık 30 milyar dolarlık iç sermaye yurt dışına çıktı.

– Uluslararası şirketler İran'la ilişkilerini sonlandırıyor

ABD'nin anlaşmadan çekilme kararı, yaptırımların hafifletilmesiyle İran'la milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzalayan Batılı şirketleri de geri adım atmaya zorladı. ABD'nin muhtemel yaptırımlarına maruz kalmaktan endişe eden Fransız Petrol Şirketi TOTAL, doğalgaz sahası Güney Pars 11'inci safhasının geliştirilmesi anlaşmasından çekileceğini açıkladı. TOTAL'in proje ortakları İran Petro Pars ve Çin Ulusal Petrol Şirketi (CNPC) ile geçen yıl temmuz ayında İran Petrol Bakanlığı'yla 20 yıl süreli 4 milyar 200 milyon avroluk anlaşmadan çekilmesi üzerine İran Petrol Bakanı Zengene "TOTAL çekilirse CNPC onun yerine geçer." açıklamasında bulundu.

Asriran Haber Sitesi, Hindistan'ın en büyük petrol ve doğal şirketi Reliance'nin İran'dan petrol alımını durduracağını duyurdu. Reliance şirketi ekim veya kasım ayına kadar İran'dan petrol alımını durdurmayı planlıyor.

Çin'in ardından İran'dan en çok petrol alan Hindistan merkezli Reliance şirketinin nisan ayında günlük 96 bin varil petrol alımı yaptığı belirtiliyor.

Tesnim Haber Ajansı sitesindeki habere göre, İsviçre merkezli Staedtler şirketi 1 milyar 400 milyon dolarlık anlaşmasını askıya aldığını duyurdu. 960 metro vagonunun teslimini öngören anlaşma şubat ayında Staedtler ile İran Sanayi Geliştirme ve Yenileme Organizasyonu (İDRO) arasında imzalanmıştı.

İran Petrol Bakanı Bijen Zengene Tahran'da yaptığı açıklamada, "ABD'nin yaptırımına rağmen petrol satışlarının devam etmesi için bazı adımlar attık. Fakat bu adımları ABD engeline takılmaması için açıklamıyoruz." dedi.

Toplam petrol ihracatının yaklaşık üçte birini Avrupa'ya gerçekleştirdiklerini dile getiren Zengene, petrol ticareti konusunda Avrupanın özellikle "taşıma ve sigortacılık" yönünden özel öneme sahip olduğunu söyledi.

İsna Haber Ajansı'na konuşan İranlı enerji uzmanı Dr. Nursi Kurban, yaptırımların İran'ın petrol satışlarını çok etkilemeyeceğini düşünüyor. Kurban, "Avrupalı petrol şirketleri çoğunlukla ABD'nin yanında yer almayı tercih ettiler. Ama İran, petrolünün çoğunu doğu ülkelerine satmaktadır. Yaptırımların İran'ın petrol satışlarını düşüreceğini düşünmüyorum" ifadelerini kullandı.

Avrupa devletlerinin 80 milyonluk İran pazarını elden çıkartmamak için ABD'nin yaptırımlarına direnç göstereceklerini düşündüğünü söyleyen Kurban, petrol alanındaki yaptırımların İran'da özel şirketlerin desteklenmesiyle aşılabileceğini de kaydetti.

– Reformistlerin özgürlük talepleri

Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesi ve İran aleyhine sert açıklamaları, ülkedeki reformistler ve özgürlük yanlılarının taleplerini daha yüksek sesle dillendirmelerine imkan verdi.

2011 yılından bu yana ev hapsindeki muhalif lider Mir Hüseyin Musevi, eşi Zehra Rahneverd ve Mehdi Kerrubi'nin serbest bırakılmalarını öncelikli talepleri olarak belirleyen reformistler, liderleri olarak kabul ettikleri eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'nin medya yasağının da kaldırılmasını istiyorlar.

Ülkenin ABD'nin yaptırımları nedeniyle zor bir dönemden geçtiğini gerekçe olarak öne süren reformistler, ülkenin iç ekonomik dinamikleriyle ayağa kalkabilmesi için evvela "ülkede birlik sağlanması ve normalleşme sürecine" geçilmesi gerektiğini savunuyorlar.

İran Lideri Ali Hamaney'in üniversiteli öğrencilerle bir araya geldiği proğramda Seher Mihrabi adlı öğrencinin "ülkedeki ekonomik sorunlar, yargı organlarının müdahalesi ve basın özgürlüğü" gibi konulardaki eleştirilerini dile getirmesi, Hamaney'den ev hapsinin kaldırılmasını istemesi bu açıdan dikkat çekiciydi.

Gerçi bir süredir Zehra Rahneverd'e akrabalarını ziyaret izni verildiği belirtilse de Rahneverd bu izni Musevi ve Kerrubi'nin serbest bırakılmasına kadar kullanmayacağını duyurdu.

– Ülkede grev ve protestolar

Öte yandan ülke içinde ağırlaşan ekonim sorunlara yönelik tepkiler de devam ediyor. Kötü çalışma koşullarını gerekçe göstererek akaryakıt sevkiyatına çıkmayan kamyon ve tanker sürücüleri, istasyonlarda uzun kuyruklar oluşmasına neden oldu.

İran medyasına yansıyan haberlere göre, Fars, Horasan-Rezevi, Hürmüzgan, Loristan, Kerman, İsfahan gibi eyaletlerde kötü iş koşullarını protesto eden kamyon ve tanker şoförleri kontak kapattı. Grev, sevkiyatın yapılamadığı akaryakıt istasyonlarında uzun araç kuyruklarına yol açtı. Bu durum hammadde ihtiyacını kamyon nakliyeleriyle temin eden fabrikaları da zor durumda bıraktı.

Öte yandan ülkenin güneyindeki Fars eyaletinde yer alan Kazerun, hükümetin kenti ikiye ayırma planını protesto gösterilerine sahne oldu. Göstericilerden bazıları kentteki polis karakoluna saldırarak ateşe verdi. Olaylarda en az 3 kişinin öldüğü, onlarca kişinin yaralandığı belirtildi. Tansiyonu düşürmek için hükümet geri adım atarak kenti bölme planlarının bulunmadığını açıkladı.

– İran'dan yumuşama sinyalleri

Tahran'ın, ABD'nin anlaşmadan çekilmesinin ardından taraf olan diğer ülkelerle yola devam etme arayışları sürüyor. Bu çerçevede İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Trump'ın kararını açıklaması sonrasında hızla sürdürdüğü diplomasi trafiği sonrası İran Meclisi'nde milletvekillerine hitaben yaptığı konuşmada teröre finansal desteğin engellenmesine yönelik yasada değişiklik yapılmasına dair hazırlanan ve kamuoyunda "FATF yasası" olarak bilinen tasarının mecliste onaylanmasını talep etti.

Düzenlenen kapalı oturumda ABD'nin nükleer anlaşmadan çekilmesi sonrası İran'ın takip edeceği yol ve Avrupalıların ABD'ye ne kadar direnebilecekleri konusunda milletvekillerine bilgi veren Zarif, FATF yasasının ivedilikle meclisten geçirilmesini istedi. Her ne kadar muhafazakarlar Hizbullah gibi örgütlere para aktarılmasının engellenmesinden endişe etseler de meclis güvenlik konseyi tasarıya 6 şerh koyarak ilgili tasarıyı meclise sevk etti.

Öte yandan İran'ın her fırsatta bölgedeki nüfuzundan vazgeçmeyeceğini açıklamasına mukabil Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi, anlaşmaya taraf Avrupa ülkeleriyle Yemen krizini masaya yatırdıklarını açıkladı.

İran ve İsrailli yetkililerin, Ürdün'ün başkenti Amman'da yaptıkları gizli görüşmede, "Tahran yönetiminin Suriye'nin güneybatısındaki çatışmalara katılmaması" konusunda anlaşmaya varıldığı iddia edildi.

Suudi Arabistan'ın Londra merkezli yayın yapan "İlaf" gazetesinin, görüşmede hazır bulunan bir kaynağa dayandırdığı haberde, İran'ın Amman Büyükelçisi Mucteba Firdevsi Bur'un da aralarında yer aldığı İranlı emniyet yetkilileri ile Mossad başkan yardımcısının da aralarında bulunduğu İsrailli yetkililerin, Amman'daki bir otelin farklı odalarında konakladığı, taraflar arasındaki müzakerenin, mesajları taşıyan Ürdünlü bir arabulucu tarafından yürütüldüğü öne sürüldü.

İran Dışişleri Bakanı Behram Kasımi, görüşmeyi yalanlasa da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un "Suriye güçleri dışında tüm silahlı güçler Şam'ın güneyinden çekilmelidirler" açıklaması görüşmeyi doğrular nitelikteydi.

Batı'nın İran'a karşı ekonomik savaş yürüttüğünü dile getiren İran Lideri Hamaney, ülkenin karşı karşıya olduğu sorunları iç dinamiklerle aşabileceklerini savunsa da toplumda var olan ümitsizliğin önüne nasıl geçileceğine dair bir proje ortaya koyabilmiş gözükmüyor.

Toplumsal ümidin gelecekle ilgili gittikçe zayıfladığı İran'da yöneticiler, Batıdan umduklarını doğuda aramaya devam etseler de, Rusya'ya güvensizlikleri devam ediyor. Çin'in ekonomik hegemonyası, ülke içi üretimi olumsuz yönde etkiliyor. Muhalif gruplarla diyaloğa gidilmemesi sonucu toplumsal barışı sağlamakta yaşanan zorluklar, ülkenin normalleşme sürecine girmesi önündeki en büyük engel olarak durmaya devam ediyor.

“ABD-AB ilişkilerinde yıpratıcı bir cephe açıldı”

BRÜKSEL (AA) – ŞERİFE ÇETİN – Avrupa'nın önde gelen düşünce kuruluşlarından German Marshall Fund'ın Başkan Yardımcısı Ian Lesser, "ABD'nin İran nükleer anlaşmasından çekilme kararı transatlantik ilişkilerde yeni ve ciddi anlamda yıpratıcı bir cephe açtı." dedi

AA muhabirine açıklamalarda bulunan Lesser, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran nükleer anlaşmasından çekilmeye yönelik kararının bir süredir beklendiğini hatırlattı. Avrupalı lidelerin bu karardan dolayı şaşırmadığını kaydeden Lesser, Trump'ın açıklamalarının ardından verilen "hızlı ve koordine edilmiş" tepkilerin de bunu gösterdiğini kaydetti.

Lesser, diğer yandan Başkan Trump'ın iç politika açısından çok fazla aciliyet taşımayan bir konu hakkında hızlı bir karar vermesinin şaşırtıcı olduğunu belirtti. Lesser, Trump'ın kararında İran konusunda katı tavrıyla tanınan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un etkili olduğunu ifade etti.

– "AB-ABD arasındaki ilişkinin zayıfladığını gösteriyor"

Avrupa Birliği'nin (AB) ısrarlı çabalarına rağmen ABD yönetiminin İran nükleer anlaşmasından çekilme kararının tam olarak AB açısından bir yenilgi anlamına gelmediğini söyleyen Lesser, "Bu karar transatlantik ortaklığın ABD nezdinde azalan önemine işaret ediyor." dedi.

ABD-AB ilişkilerinin halihazırda ticaret ve farklı konular nedeniyle zaten gergin olduğuna dikkati çeken Lesser, "ABD'nin İran nükleer anlaşmasından çekilme kararı transatlantik ilişkilerde yeni ve ciddi anlamda yıpratıcı bir cephe açtı." diye konuştu.

Lesser, ABD'nin İran'a yönelik ikinci yaptırım paketini katı bir şekilde uygulamaya kalkması halinde Avrupa'nın çok ciddi bir ekonomik ve siyasi ikilemle karşı karşıya kalacağını ifade etti.

ABD yönetiminin ikinci yaptırım paketini sadece bir tehdit unsuru olarak da kullanıyor olabileceğine işaret eden Lesser, böylelikle İran'a gözdağı vermek istendiğini dile getirdi.

– "AB İran'la birlikte şimdilik anlaşmada kalacak"

Lesser, "AB, İran'la birlikte şimdilik anlaşmada kalacak" öngörüsünde bulundu. AB'nin Washington yönetiminin tutumunu yumuşatmaya yönelik çalışmalarının devam edeceğini kaydeden Lesser, AB'nin Trump'ı özellikle ikinci yaptırım paketinden vazgeçirme konusunda ısrarcı olacağını söyledi.

ABD'de 6 Kasım 2018'de yapılacak kongre ara seçimlerinde Demokratlar'ın kazanması durumunda dinamiklerin değişebileceğini aktaran Lesser, bunun AB için yeni bir fırsat penceresi olacağını ifade etti.

– "AB İran'a ilişkin tüm sorunları gündeme getirmeli"

Carnegie Europe adlı düşünce kuruluşundan Uzman Cornelius Adebahr da AB'nin İran nükleer anlaşmasının sağlanması için 12 yıllık müzakere sürecinde önemli rol oynadığını ve bu nedenle de anlaşmaya bağlı kalarak itibar kazanacağını söyledi.

AB'nin İran'ın anlaşmadan kaynaklanan sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini yakından takip etmeyi sürdürmesi gerektiğini kaydeden Adebahr, öte yandan AB'nin İran'la anlaşma dışındaki konu ve sorunları da gündeme getirmesi gerektiğini ifade etti.

Adebahr, "İran nükleer anlaşmasına bağlı kaldığı süreçte AB, İran'ın balistik füze gelişimi, bölgesel rolü ve vatandaşlarına davranışı gibi konuları da gündeme getirmeli." diye konuştu.

– "BM Güvenlik Konseyi gündemine taşınabilir"

ABD'nin tekrar yaptırım uygulama kararına karşı AB'nin İran nükleer anlaşmasının sağladığı tüm mekanizmaları kullanması gerektiğini ifade eden Adebahr, konunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin gündemine de taşınabileceğini dile getirdi.

Adebahr, "İran nükleer anlaşmasına ilişkin transatlantik bir birlik tekrar oluşturulamazsa nükleer silahsızlanma alanında büyük bir diplomatik başarı olan anlaşmanın ömrü uzun olmaz." ifadesini kullandı.

AB ve ABD arasında İran konusunda oluşan anlaşmazlığın "somut ve tehlikeli" olduğunu savunan Adebahr, "Bu durum geleneksel müttefik ve arkadaş olan AB-ABD arasında daha büyük bir kopuşun göstergesi." dedi.

Trump'ın İran kararıyla petrol fiyatları yüzde 3 arttı

NEW YORK (AA) – ABD Başkanı Donald Trump'ın dün ülkesini İran nükleer anlaşmasından çekeceğini açıklamasının ardından, küresel piyasada petrol fiyatları bugün yüzde 3'ün üzerinde artış gösterdi.

Dünya genelinde en yaygın olarak kullanılan Londra Brent türü ham petrolün varil fiyatı dünü 74,85 dolardan kapamasının ardından bugün 77,42 dolara kadar yükselerek yüzde 3,4 artış kaydetti.

ABD'nin Batı Teksas (WTI) türü ham petrolünün varil fiyatı da dünü 69,06 dolardan kapattıktan sonra bugün 71,34 dolara kadar tırmanarak yüzde 3,3 prim yaptı.

Uzmanlar, ABD'nin İran üzerindeki yaptırımların 4 Kasım'dan itibaren tamamen yürürlüğe gireceğine dikkati çekerek, ülkenin petrol endüstrisinin, yatırımlarının, üretiminin ve ihracatının olumsuz etkileneceğini vurguladı.

Ayrıca, bugün açıklanan verilere göre, ABD'nin haftalık ham petrol ve benzin stoklarındaki düşüşün piyasa beklentisinin üzerinde geldiğine işaret eden uzmanlar, bunun da petrol fiyatlarının günlük artışında rol oynadığını belirtti.