Yeni Zelanda'daki terör kurbanları İngiltere-Çekya maçında anılacak

LONDRA (AA) – İngiltere Futbol Federasyonu (FA), "ikiyüzlülük" eleştirilerinin ardından İngiltere ile Çekya arasında oynanacak 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası elemeleri maçında, Yeni Zelanda'daki terör saldırısında hayatını kaybedenlerin anılacağını açıkladı.

Federasyondan yapılan açıklamada, "Yeni Zelanda'daki trajedinin mağdurlarını 22 Mart Cuma günü oynanacak İngiltere-Çekya maçında anacağız. Christchurch'teki korkunç olaylardan etkilenen herkesi hatırlayacağız." denildi.

Hafta sonu oynanan ragbi maçlarında hayatını kaybedenler saygı duruşuyla anılmış ancak Premier Lig, İngiliz Futbol Ligi ya da FA maçlarında Müslüman kurbanlar hatırlanmamıştı.

2015'in kasım ayındaki Paris saldırısı sonrası siyah kurdele ile maçlara çıkan ve Fransa Milli Marşı çalan İngiliz futbol takımları ve federasyonun tavrı, "ikiyüzlülük" olarak değerlendirilmişti.

Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde, cuma namazı sırasında 10 dakika arayla Brenton Tarrant tarafından iki camiye düzenlenen terör saldırılarında 50 kişi yaşamını yitirmişti.

Brexit anlaşmasının 3. kez oylanmasına parlamento engeli

LONDRA (AA) – İngiliz parlamentosunun alt kanadı Avam Kamarası'nın Başkanı John Bercow, hükümetin Avrupa Birliği (AB) ile vardığı Brexit anlaşmasının aynı şekliyle bir kez daha oylanamayacağını söyledi.

Bercow, İngiliz hükümetinin daha önce iki kez reddedilen Brexit anlaşmasını aynı şekliyle bir kez daha milletvekillerinin oyuna sunmasına izin vermeyeceğini belirtti.

İngiliz parlamento teamüllerine göre milletvekillerinin reddettiği bir önerge veya yasa tasarısının, aynı şekliyle aynı dönem içinde bir kez daha oylanamayacağını vurgulayan Bercow, anlaşmanın ikinci kez oylanmasına izin verme gerekçesinin anlaşma metnine eklenen yeni belgeler olduğunu bildirdi.

Bunun konuyla ilgili ''son sözü'' olmadığını ifade eden Bercow, hükümetin anlaşmada önemli bir değişikliğe gitmesi halinde oylamaya izin verebileceği sinyalini verdi.

Avam Kamarası, Başbakan Theresa May'in AB ile vardığı Brexit anlaşmasını 15 Ocak'ta ve 12 Mart'ta oylamış ve ezici çoğunlukla reddetmişti.

May, anlaşmayı bu hafta yapılacak AB zirvesi öncesinde parlamentoya bir kez daha sunmaya hazırlanıyordu.

AB'den ayrılma sürecini resmen yaklaşık 2 yıl önce başlatan İngiltere'nin, 29 Mart'ta birlikten ayrılması gerekiyor.

İngiltere'nin bu hafta yapılacak AB zirvesinde Brexit tarihini erteleme talebinde bulunması bekleniyor.

18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 104. yıl dönümü

GOSPORT (AA) – 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 104. yıl dönümü kapsamında İngiltere’nin Poursmouth kentindeki Türk Deniz Şehitliği'nde tören düzenlendi.

1850 yılında eğitim için geldikleri İngiltere’nin Poursmouth şehrinde salgın hastalık sebebiyle hayatını kaybeden 26 Osmanlı bahriyelisinin ebedi istirahatgahı Türk şehitliğinde düzenlenen törene, Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Ümit Yalçın, KKTC Londra Temsilcisi Büyükelçi Oya Tunalı, Gosport Belediye Başkanı Diane Furlong ile sivil ve askeri yetkililer katıldı.

Türk sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile çevre şehirlerden gelen çok sayıda vatandaş da törende yer aldı.

Şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan tören Kuran-ı Kerim tilaveti ve şehitlikteki kabirlere karanfil bırakılmasıyla sona erdi.

İngiltere'deki saldırgan “Tüm Müslümanlar ölmeli” diye bağırdı

LONDRA (AA) – İngiltere'nin başkenti Londra'da cumartesi günü bir kişiyi bıçaklayan aşırı sağcının saldırıdan önce "Tüm Müslümanlar ölmeli." ve "Tüm Müslümanları öldüreceğim." diye bağırdığı bildirildi.

Londra'nın güney batısındaki Surrey bölgesinde cumartesi günü 19 yaşındaki bir erkeğin, bıçaklı saldırı sonucu yaralanmasıyla ilgili olayın detayları ortaya çıkıyor.

Geçen cuma Yeni Zelanda'da iki camiyi hedef alan terör saldırısından bir gün sonra yaşanan ve terör şüphesiyle soruşturulan olayın faili 50 yaşlarındaki kişinin saldırıdan önce ırkçı ve İslam karşıtı ifadeler kullandığı belirtildi.

Sun gazetesine konuşan görgü tanığı Vincent Sutherland, saldırganın "Tüm Müslümanlar ölmeli." ve "Tüm Müslümanları öldüreceğim." dediğini söyledi. Saldırganın ayrıca beyaz ırkın üstünlüğüne ilişkin ifadeler de kullandığı aktarıldı.

Başka bir mahalle sakini de yolun ortasında yürüyen saldırganın parlak bir aleti salladığını gördüğünü ve hemen kaçarak saklandığını anlattı.

Londra'da cuma namazı sırasında da iki aşırı sağcı, cemaatten bir kişiye çekiçle saldırmıştı.

İngiltere Güvenlikten Sorumlu Devlet Bakanı Ben Wallace, bugün yaptığı açıklamada, aşır sağın güçlenmesinden "endişe duyduğunu" belirtmiş ve Yeni Zelanda'daki gibi Müslümanları hedef alan bir terör saldırısının İngiltere'de de olabileceğini söylemişti.

“Bir Hristiyan olarak İstanbul'da Londra'dan daha rahatım”

İSTANBUL (AA) – MEHMET KARA – ABD, İngiltere, İran ve Pakistan'dan Türkiye'ye gelen doktora öğrencileri burada yaşadıkları tecrübelerle bir taraftan zihinlerindeki Türkiye algısını yeniden inşa ediyor, bir taraftan da kültür ve kardeşlik köprüleri kuruyor.

Bahçeşehir Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen "Felsefe, Din ve Bilimde İbrahimi Yansımalar" konferans serisi kapsamında İstanbul'a gelen Amerikalı, İngiliz, İranlı ve Pakistanlı öğrenciler ülkelerindeki Türkiye algısını ve Türkiye'de bulundukları süredeki izlenimlerini anlattı.

Amerikalı ve İngiliz öğrencilerde son yıllardaki bölgesel gelişmelerin medya ve siyasetçiler tarafından şekillendirdiği Türkiye algısı, Pakistanlı ve İranlı öğrencilerde ise tarihi, kültürel ve siyasi ilişkilerin yansımaları göze çarpıyor.

Ülkelerindeki Türkiye algısını ve İstanbul'daki izlenimlerini AA muhabirine anlatan öğrenciler, özellikle Türkiye'nin zengin kozmopolit dokusuna ve ortak yaşama kültürüne dikkat çekiyor.

  • "Türkiye Doğu ve Batı'nın zengin bir karması"

Notre Dame Üniversitesi Felsefe Bölümü doktora öğrencisi Amerikalı Samuel Murray, Türkiye'ye birçok ön yargı ve yanlış bilgiyle geldiğini belirterek, bu algının gerekçelerini ve İstanbul'da yaşadığı tecrübeleri şöyle anlattı:

"İstanbul'a ilk defa geldim. İlk izlenimim Türkiye'nin gerçekten bir Avrupalı devlet olduğuydu. Buraya gelmeden önce ister istemez medyadan takip ettiğim kadarıyla biraz tedirgindim. Amerikan medyasında maalesef Türkiye hakkında çıkan haberler buranın tehlikeli bir ülke olduğu imajını yaratıyor. Suriye'de devam eden savaş çok yakında olduğu için sanki Türkiye'de de savaş varmış hissine sahip oluyoruz. Hatta bazı tanıdıklarım 'Neden Türkiye'ye gidiyorsun? Orası tehlikeli bir yer.' demişti ama ben onlara inanmaktan ziyade kendim keşfetmek istedim. İstanbul'a geldikten sonra Beşiktaş, Taksim ve Fatih'e gittim. İstanbul'un dış mahallelerine de gittim. Bazı yerlerde Türkçe konuşmayan ve Suriyeli olduğunu öğrendiğim kişiler vardı. Türkiye'nin milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapan bir ülke olduğunu biliyordum, bunu kendim görmüş oldum.

İstanbul'da gerçekten bir kültürel zenginlik göze çarpıyor. Türkiye Doğu ve Batı'nın zengin bir karması gibi. İstanbul'un her tarafından farklı mimarilere sahip camiler, gerçekten çok güzel saraylar var. Eskileri hatırlatan bu yapıların yanında modern bir şehir izlenimi de var. Amerika'ya gelenler için bu kadar zengin yapılar olduğunu söyleyemem. Türkiye'ye geldikten sonra fikirlerimin gerçekten değiştiğimi söyleyebilirim."

ABD'de İslam felsefesi üzerine araştırmalar yaptığını dile getiren Murray, "Türkiye'de İslam üzerine çalışan öğrenci ve akademisyenlerle görüştüm. Aslında Müslüman olmanın ne demek olduğunu pratikte burada öğrendim. Türkiye'ye geldikten sonra bu konuda daha fazla çalışmam gerektiğini düşündüm. " ifadelerini kullandı.

Notre Dame Üniversitesi Felsefe Bölümü doktora öğrencisi Amerikalı Philip Neri Reese de Türkiye'ye bir takım ön bilgi ve hislerle geldiğini anlattı.

Reese, "Amerika'dan binlerce kilometre uzakta, bambaşka bir kültürün yaşandığı, tarihi çok eskilere dayanan bir ülke" olarak tarif ettiği Türkiye'de en çok ortak yaşama kültürünün dikkatini çektiğini belirtti.

Semavi dinler üzerine yaptığı çalışmaların ardından Türkiye'yle daha çok ilgilendiğini kaydeden Reese, şunları söyledi:

"Uçaktan indiğimde ilk hissettiğim şey büyük bir heyecandı. Türkiye beni çok şaşırttı. Kültürel zenginliği ve farklı dinlerin bir arada yaşaması gerçekten önemli. Felsefe öğrencisi olduğum için bu kültürü yaratan temelleri daha da merak etmeye başladım. Amerika'da son yıllarda İslam Felsefesi üzerine önemli çalışmalar var. Müslümanlar kadar Müslüman olmayanlar da İslam hakkında araştırmalar yapıyor. Orta Doğu'daki gelişmeler medyada çok fazla yer alsa da bunları aşmak ve bu coğrafyayı daha yakından tanımak isteyenler var.

Türkiye ve ABD arasında zaman zaman gerginlikler de yaşanıyor. Bunların kötü tarafları olduğu gibi Amerikalıların Türkiye'ye olan ilgisini artırması gibi iyi tarafları da var. Türk ve İslam kültürünü daha çok merak ediyoruz ve genelde buraya gelen tüm Amerikalılar büyük şaşkınlık ve hayranlıkla ülkelerine geri dönüyor. Ama şunu da eklemek lazım. ABD çok büyük bir ülke ve insanların Türkiye hakkında olumlu ya da olumsuz farklı algılara sahip olması normal."

Reese, sözlerini, "Burada insanların hem inançlı hem de dini inançlarını yerine getirdiklerini gördüm. Camilerde sürekli olarak namaz kılınıyor ve ezanı günde 5 defa duyuyoruz. Bir Katolik olarak, üstelik kıyafetlerimden çok net anlaşılmasına rağmen hiçbir olumsuz durumla karşılaşmadım. Bir Hristiyan olarak İstanbul'da Londra'dan daha rahatım"." diye tamamladı.

  • "En çok hoşuma giden şey ise ezanı duymaktı"

Konferanslar için İngiltere'den gelen Birmingham Üniversitesi Felsefe Bölümü doktora öğrencisi Abbas Ahsan da "İstanbul'a bir Müslüman İngiliz olarak ilk geldiğimde her şey yeni ve farklı geldi. Medyada bize yansıtılan Türkiye algısının ötesinde bir ülkeye geldiğimi anladım." dedi.

Ahsan, şöyle devam etti:

"İnsanlar çok eğlenceli sıcakkanlı. Sakallı olduğum için yolda yürüdüğümde ve esnafla konuştuğumda 'Hacı, hacı' diye gülerek hitap ediyorlar. Bu çok hoşuma gidiyor. Herkes yardım etmeyi çok seviyor. Önceki ziyaretimde her gün Sultanahmet Camisi'ne gittim. Saatlerce orada kaldım ve hiçbir yerde bulmadığım huzuru orada buldum. Benim için bir turizm mekanı değil kutsal bir mekandı. İstanbul'da gezerken en çok hoşuma giden şey ise ezanı duymaktı. Bunun ne kadar güzel bir duygu olduğunu anlatmak mümkün değil. Bunu en çok ezan okunmayan bir ülkede yaşayan Müslümanlar anlıyor sanırım. İngiltere'de bir Müslüman olarak yaşamanın tabii ki zorlukları var. Sizi gördüklerinde, isminizi duyduklarında bakışlarından ön yargıları anlıyorsunuz. Bu tüm İngilizler için değil tabii ki. Ama son 10 yılda Müslümanlara karşı bakışın daha olumsuz olduğunu söyleyebilirim. Dünyadaki siyasi gelişmeler bunu besliyor. Beni ve Müslümanları yakından tanıyan insanlarda bu algılar yok oluyor ama maalesef insanların çoğu medyadan ve siyasi söylemlerden etkileniyor. "

  • "İki devlet bir millet gibi yüzyıllarca dost olduk"

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi doktora öğrencisi Pakistanlı Abdul Basit Zafar ise 2011'de lisans eğitimi için geldiği Türkiye'de doktoraya başladığını ve Türkiye'de yaşamaya devam etmek istediğini söyledi.

Zafar, çocukluğunda okuduğu Osmanlı Devleti üzerine yazılan eserlerin ve Muhammed İkbal'in şiirlerinin Türkiye algısında önemli yer ettiğini belirterek şunları kaydetti:

"Aramızdaki ilişkiler Osmanlı Devleti, hatta öncesine dayanıyor ve sıkı bir kardeşlik bağımız var. Bunu Türkiye'ye geldikten sonra insanların tavırlarıyla gerçekten hissettim. Farklı coğrafyalarda yaşasak da iki devlet bir millet gibi yüzyıllarca dost olduk. En zor zamanlarımızda birbirimizin yanında olduk. Buraya geldikten sonra kendimi ülkemde gibi hissettim ve hiçbir zorlukla karşılaşmadım.

Şimdi Türkçeden Urducaya çeviriler yapıyorum. Türk Edebiyatı Pakistan'da ilgi görüyor ama birbirimizi daha yakından tanımamız için daha fazla çeviri yapılması gerektiğini düşünüyorum. 8 senedir buradayım ve burada yaşamaya devam etmek, iki ülkenin dostluğuna katkıda bulunmak istiyorum. Doktora bittikten sonra Türk edebiyatının birçok eserini Urducaya çevirmek ve Pakistan'da tanıtımını yapmaya planlıyorum. "

  • "İran'da birçok insan Türkiye'yi bir özgürlük ülkesi olarak tanımlıyor"

Sharif Teknoloji Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde yüksek lisans yapan İranlı Muhsin Moghri ise İran'da çok farklı Türkiye algıları olduğunu söyledi.

Moghri, "Bazı İranlılar Türkiye'yi dindar bir ülke olarak tanımlarken, bazıları daha seküler bir ülke olarak tanımlıyor. Ama son zamanlarda özellikle İran'dan Türkiye'ye gelen milyonlarca turist Türkiye'nin Avrupa standartlarında seküler bir ülke olduğu algısını kuvvetlendirdi. Ama bence Türkiye ikisinin arasında bir ülke. Bir tarafı seküler bir tarafı dindar ama çok fazla kültüre sahip." diye konuştu.

İran-Türkiye ilişkilerinin son dönemlerde kuvvetlendiğinin altını çizen Moghri, şunları kaydetti:

"İran'da milyonlarca Türk yaşıyor ve bu iki ülke için de büyük bir fırsat. Son yıllarda vize anlaşmasının da sayesinde iki ülke arasında artan bir turizm de var. İranlılar Türkiye'ye genel olarak ülkemizde olmayan ürünleri satın almak için geliyor. İran'daki birçok insan Türkiye'yi bir özgürlük ülkesi olarak tanımlıyor. Özellikle kadınlar için bu durumun geçerli olduğunu düşünüyorum. Ben ülkemde eğitimin yeterli standartlarda olduğunu düşünüyorum ve eğitimime İran'da devam etmek istiyorum ama tabii ki İran'da özgürlükler konusunda daha esnek davranılması gerektiğini de düşünüyorum."

Konferans serisine İran'dan katılan psikoloji yüksek lisansı yapan Shima H. da Türkiye'nin özellikle İranlı kadınlar için özel bir yere sahip olduğunu belirtti.

Shima, "Bir kadın olarak İran'da yaşamak zor. Buraya geldiğimde kendimi gerçekten daha özgür hissettim. Türkiye'de olmaktan mutluyum. Tüm İranlı kadınlar adına konuşamam ama genel olarak Türkiye bizim için Avrupa'ya Batı'ya açılan bir kapı gibi. Buraya sadece alışveriş yapmak için gelmiyoruz. Aynı zamanda özgür bir kadın gibi yaşamak için de geliyoruz. Ülkemde eğitim almakla ilgili bir sıkıntımız yok ama sonrasını hep düşünmek zorundayız. Nasıl davranmamız gerektiğinin bize telkin edilmesini ve hareketlerimizin sınırlandırılmasını istemiyoruz. " diye konuştu.

İngiltere'deki bıçaklı saldırıda terör şüphesi

LONDRA (AA) – Londra'nın güney batısındaki Surrey bölgesinde bir kişi, bıçaklı saldırı sonucu yaralandı.

İngiliz polisinden yapılan açıklamada, dün gece meydana gelen olayda 19 yaşında bir erkeğin bıçakla yaralandığı, yaralının hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi.

Polisin, "Aşırı sağ kaynaklı bir terör saldırısının bütün izlerini taşıdığı" belirtilen olayı, terör kapsamında soruşturmaya başladığı ifade edildi. Açıklamada, olay mahallinde, elinde beyzbol sopası ile bıçak bulunan ve çevredekilere ırkçı sözler sarf eden 50 yaşlarındaki bir kişinin gözaltına aldığı kaydedildi.

Londra'da önceki gün de cuma namazı sırasında 2 aşırı sağcı, cemaatten bir kişiye çekiçle saldırmıştı.

GRAFİKLİ – Dünyada İslam karşıtı ve ırkçı terör saldırıları artıyor

ANKARA (AA) – Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde cuma namazı sırasında iki camiye düzenlenen silahlı terör saldırıları, dünya genelinde Müslümanlara karşı yapılan İslam karşıtı ve ırkçı terör eylemlerini bir kez daha gündeme getirdi.

Uzun yıllardır organize ya da münferit gerçekleştirilen terör saldırılarında birçok Müslüman hayatını kaybetti veya yaralandı.

Dünya kamuoyunun çoğu zaman ilgisiz kaldığı ve tepki göstermekten çekindiği Müslümanlara yönelik taciz, nefret suçu ve terör saldırıları her geçen yıl artarak devam ediyor.

AA muhabiri, Müslümanlara karşı dünya genelinde düzenlenen binlerce saldırı arasından 2011 ila 2019 yıllarında ölüm veya yaralanmayla sonuçlanan başlıca İslam karşıtı ve ırkçı terör saldırılarını derledi.

  • Yeni Zelanda

Yeni Zelanda’nın Güney Adası’ndaki Christchurch kentindeki Hagley Park bölgesinde cuma günü iki camiye cuma namazı esnasında silahlı terör saldırısı yapıldı.

Yeni Zelanda polisi saldırılarda 50 kişinin yaşamını yitirdiğini belirterek, failin Avustralya vatandaşı terörist Brenton Tarrant olduğunu açıkladı.

Söz konusu terörist, internet üzerinden yayınladığı nefret manifestosunda, daha önce Müslümanlara yönelik gerçekleştirilen saldırılara atıfta bulunmuştu.

  • Hindistan

Hindistan'ın Bihar eyaletinde Ekim 2018'de Müslümanlar, Hindu çeteler tarafından saldırıya uğramış ve 70 yaşındaki bir Müslüman yakılarak öldürülmüştü.

Hindistan'ın kuzeyindeki Haryana eyaletinde de Ocak 2017'de kurban kesmek isteyen Arakanlı Müslümanlar Hintliler tarafından saldırıya uğramış ve 4 Arakanlı Müslüman yaralanmıştı.

Hindistan'ın kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde etnik kimlikleri, kültürleri ve dillerinin tehdit altında olduğunu iddia eden ayrılıkçı Bodo Ulusal Demokratik Cephesi (NDFB) grupları da 2014 yılında Müslümanların yaşadığı Kokrajhar ve Sonitpur bölgesinde yer alan 5 köye saldırı düzenlemiş ve 52 Müslüman'ı katletmişti.

  • Belçika

Belçika’nın Anderlues kasabasında 2018 yılında sokakta iki saldırgan tarafından önü kesilen 19 yaşındaki Müslüman kadın, sözlü ve fiziki saldırıya uğramıştı.

Saldırganlar genç kadının elbiselerini yırtarak vücudunun çeşitli yerlerine kesici aletlerle "haç" çizmişti.

  • Almanya

Almanya'da 2011 yılında, Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütünün 2000-2007 yıllarında 8'i Türk 10 kişiyi öldürdüğü ortaya çıkarılmış ve örgütün 88 kişilik cinayet listesinde Türk ve Müslüman grupların ileri gelen isimlerinin bulunduğu anlaşılmıştı.

Almanya İçişleri Bakanlığının 2018'deki açıklamasına göre, Almanya’da Müslümanlara yönelik 570’ten fazla saldırı düzenlendi. Saldırılarda 40 kişinin yaralandığı ifade edildi.

Almanya’da Müslümanlara karşı suç işleyenlerin çoğunun aşırı sağcı olduğu da belirtilmişti.

Ülkede 2017'de de Müslümanlara yönelik yaklaşık 780 saldırı kayıtlara geçmiş, söz konusu saldırılarda 27 kişi yaralanmıştı.

  • İngiltere

Müslümanların en çok saldırıya uğradığı ülkelerin başında gelen İngiltere'de 2017 yılında bir terörist, Finsbury Park Camisi'nden çıkan Müslümanların üzerine kamyonetle dalmış ve bir kişiyi öldürmüştü. Aynı saldırıda 9 kişi de yaralanmıştı.

İngiltere Başbakanı Theresa May, polisin olayı "potansiyel terör saldırısı" olarak ele aldığını duyurmuştu.

Yine aynı yıl içinde, Müslüman hamile bir kadına İslamofobik bir saldırı düzenlenmiş ve kadın karnına aldığı darbeler sonucunda bebeğini kaybetmişti.

Ülkede 2017'de gerçekleştirilen bir diğer İslam karşıtı saldırıda, Manchester kentinde bulunan Altrincham İslam Merkezinde görevli bir imam boynundan bıçaklanmış ve saldırganın olaydan sonra İslam karşıtı sloganlar attığı ifade edilmişti.

İngiltere'de 2013 yılında da camiden evine giden 82 yaşındaki Muhammed Saleem, Ukrayna uyruklu Pavlo Lapshyn tarafından sırtından bıçaklanarak öldürülmüştü.

  • Kanada

    Kanada’nın Quebec eyaletindeki City İslam Kültür Merkezi Camisi'ne Alexandre Bissonnette isimli terörist tarafından 2017 yılında düzenlenen silahlı saldırıda 6 kişi hayatını kaybetmiş, 8 kişi de yaralanmıştı.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau, saldırının Müslümanlara karşı yapılmış bir terör saldırısı olduğunu açıklamıştı.

  • ABD

Müslümanların hedef alındığı bir diğer ülke olan ABD'de 2017’de Portland treninde gerçekleştirilen terör saldırısında 2 Müslüman genç ölmüş, 1 kişi de yaralanmıştı.

ABD Başkanı Donald Trump saldırının "kabul edilemeyeceğini" ifade etmişti.

New York’ta 2016’da düzenlenen terör saldırısında da bir imam ve müezzin sokak ortasında öldürülmüştü.

Yine aynı yıl Teksas eyaletinde Müslüman bir doktor, cami avlusunda 3 kişinin silahlı saldırısına uğrayarak hayatını kaybetmişti.

ABD'de de 2015 yılında da Kuzey Carolina eyaletine bağlı Chapel Hill kentinde Müslüman bir aileden 3 kişi İslam karşıtı duygularla 46 yaşındaki Craig Stephen Hicks tarafından katledilmişti.

  • İsviçre

İsviçre'nin başkenti Zürih'te 2016'da İslam Merkezine düzenlenen silahlı saldırıda üç kişi yaralanmıştı.

  • İsveç

İsveç'in Göteborg şehri yakınındaki Trollhattan kasabasında Ocak 2015'te "Yıldız Savaşları" maskesi takan 21 yaşındaki aşırı sağcı Anton Lundin P, göçmenlerin yoğun yaşadığı bir bölgede bulunan Kronen adlı okula saldırı düzenlemiş ve biri öğrenci, diğeri öğretmen 2 göçmeni öldürmüştü. Saldırıda iki öğrenci de yaralanmıştı.

  • Fransa

Fransa'da Ocak 2015’te bıçaklı bir saldırgan, Faslı bir adamı eşinin önünde 17 kez bıçaklayarak öldürmüş ve “Senin Tanrı'n benim, senin İslam’ın benim.” diye bağırmıştı.

  • Sri Lanka

Ülkede 2014'te Budistlerin önderlik ettiği saldırılarda en az 3 Müslüman ölmüş ve 80'den fazla kişi de yaralanmıştı.

Müslümanlara yönelik saldırıların yıllardır devam ettiği ülkeler arasında Sri Lanka da yer alıyor. Geçen yıl Budistlerin Müslümanlara yönelik saldırılarını engellemek için ülkede olağanüstü hal ilan edilmiş ancak bu girişime rağmen Budist saldırılarının önüne geçilememişti.

  • Norveç

Norveçli terörist Anders Behring Breivik, Temmuz 2011'de başkent Oslo'da ve Norveç'e bağlı Utoya Adası'ndaki gençlik kampına yönelik terör saldırılarında toplam 77 kişiyi öldürmüş ve 242 kişiyi yaralamıştı.

Yeni Zelanda'da cuma günü iki camiye saldırı düzenleyen terörist Tarrant, internet üzerinden yayınladığı nefret manifestosunda, terörist Breivik ile ilişkili olduğunu öne sürerek, hazırlığı sırasında Breivik yanlılarının planları için kendisini desteklediğini iddia etmişti.

  • Avrupa'da Müslümanlara karşı ayrımcılık vakaları

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfının (SETA) raporuna göre, Avrupa'da yaşayan Müslümanlar 2016-2017 yıllarında Danimarka'da 56, Belçika'da 36, Avusturya'da 256, Fransa'da 121, Hollanda'da 364, İsveç'te 439 ve İspanya'da 546 kez ayrımcılık vakası ile karşı karşıya kaldı.

Yeni Zelanda'daki terör saldırılarına destek veren İngiliz gözaltına alındı

LONDRA (AA) – Yeni Zelanda'nın Christchurch kentindeki iki camiye yapılan ve 49 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırılarına destek veren İngiliz gözaltına alındı.

İngiliz polisinden yapılan açıklamada, sosyal medyada yayımladığı mesajla Yeni Zelanda'daki İslamofobik terör saldırılarına destek veren 24 yaşında bir erkeğin gözaltına alındığı bildirildi.

2016'da ana muhalefetteki İşçi Partisinin kadın milletvekili Jo Cox'un aşırı sağcı bir militan tarafından öldürülmesinin ardından, polis bu tarz eylemlere karşı tutumunu sertleştirmişti.

Ülkede 2017'de de aşırı sağcı Darren Osborne, Londra'nın kuzeyindeki Finsbury Park'ta cami önündeki cemaatin üzerine aracını sürmüş, olayda 53 yaşındaki Makram Ali hayatını kaybetmişti.

Finsbury Park'taki saldırıyı gerçekleştiren saldırganın adı, Yeni Zelanda'daki İslamofobik terör saldırısını gerçekleştiren Brenton Tarrant'ın hazırladığı düşünülen nefret manifestosunda da ''ilham kaynağı'' olarak gösterilmişti.

İngiltere, "Ulusal Eylem" adlı Neo-Nazi örgütü, terör listesine alırken, örgüt üyelerine yönelik operasyonlarda aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu bazı kişiler gözaltına alınmıştı.

Londra'da Yeni Zelanda'daki terör saldırıları protesto edildi

LONDRA (AA) – İngiltere'nin başkenti Londra'da 10 binlerce kişi İslamofobi, antisemitizm ve ırkçılığa karşı yürüdü ve Yeni Zelanda'daki iki camiye düzenlenen terör saldırılarını protesto etti.

''Irkçılığa Karşı Dur'' platformunun düzenlediği, aralarında İngiltere'de faaliyet gösteren Müslüman sivil toplum kuruluşlarının da yer aldığı çok sayıda örgüt tarafından desteklenen yürüyüşte İslamofobi, antisemitizm ve ırkçılık protesto edildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Irk Ayrımı İle Mücadele Günü vesilesiyle düzenlenen yürüyüşte, Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde dün gerçekleşen İslamofobik terör saldırıları da protesto edilerek, kurbanlarla dayanışma mesajları verildi.

Hyde Park'tan başlayıp İngiltere Başbakanlık Ofisi ''10 Numara''nın önünde sona eren yürüyüşe 10 binlerce kişi katıldı.

''Christchurch, bir daha asla!'' sloganının atıldığı yürüyüşün organizatörleri de sosyal medyadan yayımladıkları mesajda, "Yeni Zelanda'da meydana gelen terör saldırıları ırkçılığa karşı küresel hareketin acilen eyleme geçmesi için bir uyarı niteliğinde'' ifadesini kullandı.

Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde dün cuma namazı sırasında iki camiye düzenlenen terör saldırısında 49 kişi hayatını kaybetmişti.

Yeni Zelanda'da iki camiye yönelik terör saldırısı

LONDRA (AA) – Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde cuma namazı sırasında iki camiye düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybedenler için Londra'da anma töreni düzenlendi.

Önceki yıl İslamofobik terör saldırısına hedef olan Muslim Welfare Center öncülüğünde, Londra'nın kuzeyindeki Finsbury Park semtinde düzenlenen törene, mahalli inanç gruplarının temsilcileri, sendika yetkilileri ve ırkçılığa karşı mücadele veren sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin yanı sıra İngiltere'de ana muhalefetteki İşçi Partisi'nin lideri Jeremy Corbyn de katıldı.

  • "İslamofobik bir saldırı"

Yeni Zelanda'da gerçektirilen terör saldırısını "korkunç" diye nitelendiren Corbyn, pek çok farklı etnik kökenden ve dini inançtan kişileri bir araya getiren anma töreninde bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Corbyn, "Birimiz saldırıya uğradığında, hepimiz saldırıya uğramış oluruz. Bugün Christchurch halkıyla derin bir sempati ve dayanışma içinde burada bulunuyoruz. İbadet etmek ve cemaatleriyle buluşmak için camilerine gittiler. Biri içeri girdi ve neredeyse 50 kişiyi öldürdü. Bu, barışçıl bir şekilde ibadet etmeye giden insanlara yönelik İslamofobik bir saldırıydı." diye konuştu.

Yahudilere ve Müslümanlara yönelik başka saldırılardan örnekler veren Corbyn, "Bütün bu saldırılara cevabımız ne olacak? Bu insanlara öldürmeye devam etmeleri, nefret mesajlarını yaymaları için izin mi vereceğiz? Verebileceğimiz tek cevap birbirimize daha sıkı sarılmak ve her zamankinden daha fazla birlik içinde olduğumuzu göstermektir." ifadesini kullandı.

Irkçılığa, Yahudi karşıtlığına ve İslamofobinin her biçimine karşı çıkılması gerektiğinin altını çizen Corbyn, "Birliğimiz gücümüzdür." değerlendirmesinde bulundu.

Finsbury Park'ta önceki yıl Ramazan ayında aşırı sağcı bir saldırgan, teravih namazından çıkan cemaatin üzerine aracını sürmüştü. İslamofobik terör saldırısında, 51 yaşındaki bir Müslüman hayatını kaybetmişti. Olayın ardından yakalanan Darren Osborne, 43 yıl hapse mahkum edilmişti.

Yeni Zelanda'da cuma namazı sırasında iki camiye düzenlenen terör saldırısında 49 kişi hayatını kaybetmişti.