Öğrencilerden kampüste İngilizce konuşmalarını isteyen akademisyen istifa etti

NEW YORK (AA) – ABD'deki Duke Üniversitesinde öğrencilerine bir mail göndererek kampüste İngilizce dışında bir dil konuşmamaları uyarısında bulunan direktör, ilgili elektronik postanın basına sızması sonucu görevinden istifa etti.

Amerikan basınına yansıyan haberlere göre, Kuzey Carolina eyaletinde bulunan ve dünyanın en iyi üniversitelerinden biri olarak gösterilen Duke Üniversitesinin Tıp Fakültesinde Lisansüstü Çalışmalar Direktörü olarak çalışan Megan Neely, öğrencilere bir mail göndererek kampüste sadece İngilizce konuşmalarını istedi.

Mailinde, iki fakülte görevlisinin kendisine gelip, Çince konuşan öğrencileri belirlemekte kendisinden yardım istediğini belirten Neely, bu öğretim görevlilerinin eğer Çince konuşan bu öğrenciler kendilerine staj için başvurursa onları hatırlamak istediğini belirttiklerini aktardı.

Neely, mailinde "Fakülte üyeleri, Çince konuşan öğrencilerin İngilizcelerini geliştirme fırsatını değerlendirmedikleri ve başkalarının anlamayacağı bir dili konuşmak kabalığını gösterdikleri için hayal kırıklığına uğramışlardı." ifadesini kullandı.

Öğrencilerine profesyonel ortamlarda ve kampüste İngilizce konuşmaları uyarısı yapan Neely, aksi halde "istenmeyen sonuçların" ortaya çıkabileceğini söyledi.

Neely, söz konusu mailinin üniversite gazetesinde yayınlanmasının ardından direktörlük görevinden istifa etti ancak yardımcı doçentlik görevini sürdürecek.

  • Dekan özür diledi

Tıp Fakültesi Dekanı Mary Klotman ise öğrencilere bir mail göndererek Neely'nin maili için özür diledi ve öğrencilerin kampüste istedikleri dili kullanabileceklerini söyledi.

Öğrencilerin konuştukları dilin kariyer fırsatlarını etkilemeyeceğini vurgulayan Klotman, Neely'nin mailinin de soruşturulacağını kaydetti.

Kafe konseptli kursta İngilizce öğreniyorlar

GAZİANTEP (AA) – AYSU BİÇER – Gaziantep'te bir grup girişimci, yabancı dil öğrenimi sırasında yaşanan sorunları dikkate alarak dil kursunu kafe konseptine taşıyıp 2 ay gibi kısa sürede 100'den fazla kişiye hitap eder hale geldi.

Kentte mali müşavirlik yapan Bayram Arı, İngilizce kursunun ardından pratik yapamadığı için dil konusunda kendisini geliştiremediğini fark etti. Arı, bu yüzden sık sık İngilizce konuşmak için bir araya geldiği kurstaki yabancı hocalarıyla beraber, dil kursu açmaya karar verdi. Dil öğrenen birçok kişinin yaşadığı sorunları da ortadan kaldırmak isteyen girişimciler, "Chit&Chat" isimli kafe konseptli dil kursunda karar kıldı.

Gaziantep'te kafelerin yoğunlukta bulunduğu Nişantaşı Sokak'ta açılan ve dışarıdan bakıldığında kafe olarak dikkati çeken işletme, aslında bir dil kursu. Ancak bu kursta alışılagelmiş sınıfların yerine kokteyl masalarında ders çalışılıyor, sipariş verirken İngilizceyi tercih edenler ekstra indirim kazanıyor, ders saatleri dışında hocalarla sohbet imkanı bulunuyor.

Dil okulunun işletmecisi Bayram Arı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kendi işletmelerinde bir anlamda yaşadıkları sorunlara son verecek bir dönem başlattıklarını söyledi.

Klasik dil kurslarının dil bilgisi eğitimleriyle öğrencilerin çok zamanını aldıklarını ancak kendilerinin dil bilgisi yanı sıra ağırlıklı olarak pratik yapma ve sosyalleşme imkanı sunduklarını anlatan Arı, şöyle konuştu:

"İngilizce kursunu bitiren kişi, her ne kadar İngilizce konuşmak istese de çekingenlik yaşar. Bunu aşmanın en kolay yöntemi de kendi seviyesindeki insanlarla diyalog kurmaktan geçiyor. Bizim dil kursumuzda ise gerektiği kadar dil bilgisini verdikten sonra insanları birbiriyle İngilizce konuşmaya itiyoruz. Bu anlamda da teşvik etmek için İngilizce sipariş verenlere yüzde 25 indirim sağlıyoruz. Zaten gençler kafelerde çok zaman harcıyor. Biz de kafede zaman harcarken İngilizce öğrensinler istedik."

  • "Yurt dışını ayağa getirdik"

Kurumun eğitim koordinatörü Emine Çarnacar da yeni nesil bir eğitim kursunu hayal ederek yola çıktıklarını, Gaziantep'te gençlerin yoğunlukta olduğu lokasyonu belirleyip bu projeyi hayata geçirdiklerini ifade etti.

Doğru yolda olduklarını anlatan Çarnacar, "Biz bir anlamda yurt dışını ayağa getirdik. Kapıdan içeriye girdikten sonra İngilizce sohbetler ve oyunlar sizi karşılıyor. Yani bir anlamda İngilizceyi eğitim olarak değil hayatınıza maruz bırakarak öğretiyoruz. Bu yönde de güzel dönüşler almaya başladık." dedi.

Dil okulunun koordinatörlerden Armin Van Dyk ise farklı bir konseptle yola çıkarak gençlerin ilgisini çekmeyi başardıklarını kaydetti.

Dil öğrenmenin keyifli olduğunu ancak yanlış yöntemler nedeniyle insanlarda dil korkusunun oluştuğunu belirten Dyk, "Yabancı dil öğrenme konusundaki geleneksel anlayışın değişmesi gerekiyor. Artık insanlar kalın kitaplar korkuyor ve kursu yarıda bırakıyorlar. Bu yüzden biz kursu biraz daha eğlenceli ve stand-up hale getirdik. Öğrencilerimizle ders yapıp, bitti demiyoruz, onlarla İngilizce oyunlar oynuyoruz, kahve için İngilizce sohbet ediyoruz." diye konuştu.

Dil okulunun fikir babası olan Mısır asıllı Fouad Shabek da 2 yıldan beri Gaziantep'te İngilizce öğrettiğini aktararak, "Buraya gelen öğrenciler gerçekten İngilizceyi konuşmayı istiyor. Özellikle öğretmenlerin yabancı olması da onların işini kolaylaştırıyor." şeklinde konuşu.

Shabek, iki ay gibi kısa sürede 100 öğrenciye ulaştıklarını, önümüzdeki süreçte bu sayının da çok artmasını beklediklerini dile getirdi.

  • "İngilizceyi yaşıyoruz"

Okulun öğrencilerinden Oğuz Özvarlık ise okulun misyonun vizyonun farklı olduğunu öğrenince kaydolduğunu belirterek şunları kaydetti:

"Yıllardır İngilizce kurslarına gidiyoruz, okullarda İngilizce dersler alıyoruz ama burada İngilizce öğrenmenin ruhunu öğrendik. İngilizce sadece tahtada yazılı kalmıyor, burada İngilizceyi yaşıyoruz."

Çocukları İngilizce öğrenirken anneleri bez torba dikiyor

BURSA (AA) – SİNAN BALCIKOCA – Ankara Üniversitesi Türkçe ve Yabancı Dil Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÖMER) Bursa Şubesi'nde İngilizce kursu gören öğrencilerin anneleri, kantinde oluşturulan atölyedeki 3 dikiş makinesinde bez torba dikerek naylon poşet kullanımına karşı farkındalık oluşturmayı hedefliyor.

Çocukları İngilizce eğitimi alırken 3 saat bekleyen anneler, bu süreyi değerlendirmek isteyince TÖMER Bursa Şubesi yöneticileriyle ortak proje başlattı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yapılan düzenleme kapsamında 1 Ocak 2019'dan itibaren plastik alışveriş poşetlerin belirli satış noktalarından ücretli temin edilecek olması dolayısıyla anneler ve merkez yöneticileri bu konuya dikkati çekmek için kantinde dikiş makineleriyle atölye oluşturdu.

Çocukları sınıfta İngilizce dersi alan anneler, evlerinden getirdikleri kumaş parçalarıyla bez torba dikerek, naylon poşet kullanımına karşı farkındalık oluşturmayı amaçlıyor.

  • "İnşallah buradan güzel sonuçlar alacağız"

TÖMER Bursa Şubesi Müdürü Halil Çağlar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kurumun 1992 yılından bu yana Bursa'da faaliyet gösterdiğini söyledi.

Akademik ve sanatsal birçok etkinliğe imza attıklarını belirten Çağlar, kent kültürüne katkı sağlamaya çalıştıklarını kaydetti.

Çağlar, kursiyerlere sadece ders vermediklerini, çeşitli etkinliklerle onları geliştirmeye çalıştıklarını dile getirerek, şunları ifade etti:

"Annelerin, küçük çocuklarını ders bitene kadar beklediklerini gördük. Onun için boş zamanlarını daha iyi değerlendirmeleri için böyle bir etkinliğe imza attık. Çevre bilincine dikkati çekmek için annelerimizle böyle bir proje yapmaya karar verdik. İnşallah buradan güzel sonuçlar alacağız. Bundan sonra annelerin alışverişlerde bez torba kullanmalarına vesile olmak istiyoruz."

  • "Bez torbaları çevremizdekilere dağıtacağız"

Safiye Özey, oğlunun İngilizce eğitimi aldığını belirterek, "Çocuklarımızı beklerken boş zamanımızı değerlendirmek için bir proje başlattık. Doğaya katkıda bulunmak için bez torbaları geçmişte olduğu gibi günümüze taşımaya karar verdik. Elimizden geldiği kadar burada oluşturduğumuz atölyede ürettiğimiz bez torbaları çevremizdekilere dağıtacağız. Amacımız bu konuda farkındalık oluşturmak." dedi.

Gülsüm Cebecioğlu da 2019'da naylon poşetlerin ücretlendirilmesinin bu projeyi başlatmalarına vesile olduğunu söyledi.

Okul kantininde oluşturdukları atölyede dikiş makineleriyle bez torba diktiklerini vurgulayan Cebecioğlu, "Amacımız bu projenin yaygınlaşmasını sağlamak. Burada yaptığımız torbaları öğrencilerimize ve velilerimize dağıtacağız. Daha sonra bu projeyi okul dışına taşıyıp herkesin bu konuda duyarlı olmasını sağlamak istiyoruz." diye konuştu.

Nermin Yılmaz da doğaya olumlu yönde katkıda bulundukları için mutlu olduğunu anlattı.

Hem spor yapıyor hem İngilizce öğreniyorlar

BATMAN (AA) – SELMAN TÜR – İçişleri Bakanlığınca Kanun Hükmünde Kararname (KHK) kapsamında görevlendirme yapılan Batman Belediyesi bünyesindeki 1955 Batman Belediyespor Kulübü alt yapısında sportif faaliyet yürüten yüzlerce öğrenciye ücretsiz İngilizce eğitim veriliyor.

Görevlendirmenin ardından rutin belediyecilik hizmetlerinin yanı sıra her kesimden vatandaşın yaşamına dokunacak projeler de yürüten Batman Belediyesi, aktif hale getirdiği 1955 Batman Belediyespor Kulübü sayesinde 19 branşta 7 bin 600 çocuğa spor yapma imkanı sunuyor.

Belediye yönetimi, kulüp bünyesinde sportif faaliyet yürüten öğrencilere yönelik spor dışında da ücretsiz İngilizce kursu imkanı sağlıyor. Spordan çıkan öğrenciler, Batman Belediyesi Ahmet Güneştekin Kültür Merkezinde açılan sınıflarda ücretsiz İngilizce eğitimi alıyor.

Batman Üniversitesinden emekli olan İngilizce öğretmeni Mehmet Zeki Ekinci de belediyenin öğrencilere yönelik çalışmasına katkı sunmak için ücretsiz ders veriyor.

Belediye Başkan Yardımcısı Hacı Murat Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerin ülkelerine hayırlı birer birey olarak yetişmelerinin önemli olduğunu söyledi. Çocuklara hem spor yapma hem de İngilizce öğrenme imkanı sunduklarını belirten Şahin, hem sahada hem sınıflarda öğrencileri yalnız bırakmadıklarını kaydetti.

"Çocuklarımızın artık bu millete hayırlı birer evlat olarak yetişmesi için bizler de elimizden geleni yapıyoruz" diyen Şahin, çocukların hem sporda hem de okullarında başarılı olmasını istediklerini dile getirdi.

İngilizce öğretmeni Mehmet Zeki Ekinci de kendisinin de zor şartlarda okuduğunu, bu nedenle ücretsiz ders verdiğini aktararak, şöyle dedi:

"Belediyemizin bu gençlere, çocuklarımıza verdiği hizmeti gördüm ve bildiklerimi paylaşmak istedim. Bu çocuklarımız büyüyecekler, yurt içindeki müsabakalara belki de uluslararası yarışmalara katılacaklar. Sporcuların yurt dışına gittiklerinde yalnız kalmamaları ve iletişim kurabilmeleri için bu eğitimi veriyorum. Belediyenin verdiği bu hizmetten dolayı öğrencilerim adına teşekkür ediyorum. İngilizce eğitimlerimizi gayet güzel bir şekilde sürdürüyoruz."

  • Öğrenciler ücretsiz eğitim almaktan memnun

Lise 1. sınıf öğrencisi Ruken Kentaş, "Kulüpte tenis oynuyorum. Ordan sonra da İngilizce kursuna katılıyorum. Hocamıza ve belediye başkanımıza teşekkür ediyorum." dedi.

Ortaokul öğrencisi Hayrunnisa Yıldız da belediye sayesinde hem tenis hem de İngilizce öğrendiğini aktardı.

İlkokul 2. sınıf öğrencisi Mustafa Öncü de "Karate kursuna geliyorum. Ayrıca İngilizce öğreniyorum. İngilizceyi çok seviyorum." diye konuştu.

Şekerin küresel geleceği Londra'da tartışıldı

LONDRA (AA) – Emtia olarak küresel ekonomideki öneminden sağlığa etkilerine kadar günlük diyetin önemli bir parçası konumundaki şekerin geleceği Londra'da tartışıldı.

Dünya Şeker Araştırma Örgütü (WSRO) Genel Direktörü Roberta Re Londra'da Türk gazetecilere yaptığı "Bilimin ışığında şekere dair mitler ve gerçekler" adlı sunumunda şekerin kullanım alanları ve insan sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı.

Şekerin kişinin aldığı enerji, metabolizması, yiyecek ve içeceklerdeki miktarı olmak üzere üç ana temelde incelenmesi gerektiğini belirten Roberta Re, "Örneğin salatalıkta 15, muzdaki 89, birkaç bisküvide ise 454 kalori var. Bu kaloriyi almanız için onlarca salatalığı yemeniz gerekiyor ki bu mümkün değil. Öte yandan şekerden bağımsız bir şekilde küçük boyutlarda yüksek kalorili yiyecekleri tüketerek kilo almanız mümkün." diye konuştu.

Re, sıvı kalorilerin katı kalorilere göre daha kolay tüketilerek, sonrasındaki yeme alışkanlıklarını etkilediğini vurgulayarak, "Örneğin 450 kalorilik bir içecek tükettikten sonra eve vardığınızda halen yemek yiyebilirsiniz. Ancak 450 kalorilik bir kek dilimini yedikten sonra eve gidince büyük ihtimalle kendinizi aç hissetmeyecek ve yemeği es geçeceksiniz. Bahsedilen kalori ve şeker içeriği aynı olmasına rağmen, iki farklı yiyecek ve içeceğin kişinin günlük diyetinde farklı sonuçları olabilir." ifadelerini kullandı.

Fruktoz ve glikoz kullanımın da son dönemde çok tartışıldığına işaret eden Re, her iki maddenin vücutta farklı şekilde işlendiğini söyledi.

Re, glikozun alınmasının, vücutta pankreasın insülin salgılamasına neden olduğu ve karaciğerden geçerek glikojene dönüştüğünü belirterek, bunun fazla tüketilmesi halinde vücudun insülin direncinin arttığını vurguladı.

Früktozun ise doğruda karaciğere yöneldiği, işlendikten sonra fazla miktarda alınmış olanın doğrudan yağa dönüştüğü bilgisini veren Re, "Burada önemli olan tüketilen miktar, Glikozun da früktozun da fazla tüketilmesi vücutta çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Örneğin suyu bile çok fazla tüketirseniz sorunla karşılaşırsınız. Bu bağlamda Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, günlük şekerden alınması gereken kalori miktarı erkekte 150 kalori (9 çay kaşığı), kadında 100 kalori (6 çay kaşığı), çocuklarda ise 50 kalori (3 çay kaşığı) düzeyinde bulunuyor." değerlendirmelerini yaptı.

– "Küresel tatlandırıcı talebi yılda yüzde 1,5 büyüyor"

LMC International Genel Müdürü Martin Todd da küresel tatlandırıcı ihtiyacının büyük bölümünün sakkaroz, nişasta bazlı tatlandırıcılar (SBS) ve yüksek yoğunluklu tatlandırıcılar (HIS) tarafından karşılandığını belirterek, küresel tatlandırıcı talebinin yılda yüzde 1,5 seviyesinde bir büyüme kaydettiğini, bunun temel itici gücünün Asya ve Afrika olduğunu söyledi.

Bazı ülkelerin tatlandırıcı üretiminde sadece sakkaroz kullandığını aktaran Todd, şunları kaydetti:

"Bazı ülkelerde ise talep SBS tarafından karşılanıyor. Bu kapsamda Türkiye büyük bir sakkaroz tüketicisi. Hali hazırda Türkiye'de SBS üretimi kotayla sınırlandırıldı. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde ise SBS üretiminin kotayla sınırlandırılmasına geçen yılın eylül ayında son verildi. Şu anda Avrupa'da nişasta bazlı şeker ve pancar şeker, tamamıyla serbest piyasa kuralları dahilinde üretilip satılıyor.

Şeker üretiminde küresel talep artmaya devam ederken, bu talebin artış hızı gelmiş ülkelerde hız kesti. Bu gelişmede, nispeten gelişmekte olan Asya ve Afrika ülkelerinde şeker talebinin daha yüksek olmasına rağmen, gelişmiş ekonomilerdeki tüketicilerin günlük diyetlerinde şekeri daha az tercih etmeye başlaması etkili oldu. Brezilya ve Hindistan dünyanın en büyük sakaroz üreticisi durumunda. Türkiye bu büyük ve kalabalık ekonomilere kıyasla daha küçük ölçekli bir sakkaroz üreticisi. Küresel şeker fiyatlarının belirlenmesinde ise neredeyse üretimin yarısını tek başına gerçekleştiren Brezilya rol oynuyor."

Todd, Türkiye'nin küresel sakkaroz üretimindeki payının yaklaşık yüzde 1 seviyesinde bulunduğunu, bu oranın şeker pancarından sakkaroz üretimi için yüzde 7 civarında olduğunu bildirdi.

Nişasta bazlı şekerlere (SBS) bakıldığında ise dünyanın en büyük üreticilerinin Çin ve ABD olduğuna dikkati çeken Todd, "Türkiye'nin şeker üretim politikası, ağırlıklı olarak yerel üreticiyi desteklemeyi amaçlıyor ve kota sistemi yıllardır süregelen bir sosyal politika. Hali hazırda SBS için kota uygulanarak kısıtlanıyor ve şeker üreticileri korunuyor. Türkiye'nin kota politikasını değiştirmesi halinde üretim kompozisyonun da değişmesi bekleniyor." diye konuştu.

Yüzbinlerce sayfalık AB müktesebatını Türkçeye çeviriyorlar

ANKARA (AA) – ZUHAL DEMİRCİ – Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı bünyesinde çalışmalarını yürüten Çeviri Eşgüdüm Başkanlığı, Avrupa Birliği (AB) müktesebatının Türkçeye çevrilmesinde kilit rol oynuyor.

Çeviri Eşgüdüm Başkanlığından edinilen bilgiye göre, müstakil bir birim olarak 8 Haziran 2011'de kurulan Başkanlık, AB Başkanlığının 2000 yılında kurumsal yolculuğuna AB Genel Sekreterliği olarak başlamasının ardından çeviri çalışmalarına 2002'de başladı.

İngilizceden Türkçeye ve Türkçeden İngilizceye çevirilerin yapıldığı birimde 11 tecrübeli mütercim çalışıyor.

Mütercimler, çeviri çalışmalarının yanı sıra pek çok üniversitede davetli konuşmacı olarak yaklaşık 15 yıldır edindikleri tecrübeleri akademi dünyasıyla paylaşıyor.

Başkanlık, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin yol haritası "Müzakere Çerçeve Belgesi" uyarınca, üyelik gerçekleşmeden tüm AB müktesebatının Türkçeye çevrilmesini amaçlıyor.

Başkanlık, müktesebat çevirisinin yanı sıra müzakere sürecinin temel belgeleri arasında yer alan ilerleme raporları (yeni adıyla ülke raporları), strateji belgeleri, eylem planları, ulusal programlar, çeşitli basın duyuruları, ilke kararları ve diğer temel çalışma dokümanlarının çevirisini de yapıyor.

– Müktesebatın çevirisi katılım süreci için önemli

Katılım müzakerelerinin yürütüleceği esaslara göre Türkiye müktesebatın Türkçeye çevirisini katılımdan uygun bir süre önce tamamlamakla yükümlü.

Bu nedenle müktesebat çevirisi, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin ana unsurlarından birini oluşturuyor.

AB müktesebatı temel olarak kurucu antlaşmalar uyarınca kabul edilen ikincil mevzuat ve AB Adalet Divanı kararlarından oluşuyor. Müktesebatın Eylül 2018 itibarıyla hacmi yaklaşık 205 bin AB Resmi Gazetesi sayfasına denk düşüyor ve 20 bin adetten fazla mevzuattan oluşuyor.

Müktesebatın çevirisiyle terminolojik tutarlılığın da sağlanması amaçlanıyor. Bu sayede, sadece devletlerarası ilişkilerde değil, bireysel ve toplumsal hayatın hemen her alanında düzenlemeler öngören müktesebatta yer alan binlerce teknik terimin Türkçe karşılığı en güvenilir şekilde tespit edilecek.

– Türk mevzuatını da İngilizceye çeviriyorlar

Diğer yandan AB'ye uyum çerçevesinde hazırlanan Türk mevzuatının veya hazırlanan taslakların İngilizceye çevrilmesi ihtiyacı doğuyor. Bu bağlamda, çeviri çalışmaları bazı durumlarda müzakere sürecinin ilerlemesi bakımından da kilit önem taşıyor.

AB müktesebatı çevirilerinin istenen kaliteyi yakalayabilmesi, AB mevzuatının Türk iç hukukuna aktarılması aşamasında yanlış veya eksik çeviriden kaynaklanabilecek aksaklıkların önlenmesi bakımından da önemli. Bu kapsamda, AB Adalet Divanı karşısında zor durumda kalmış pek çok aday ülke olduğu biliniyor.

Çevirilerde, AB müktesebatının kendine özgü dilinin anlaşılması ve "Birlik Hukuku"ndaki kavramların tam karşılığının sağlanabilmesi mütercimlerin en çok zorlandığı konuların başında geliyor.

Hem teknik hem de hukuki metinlerden oluşan AB müktesebatının çevirisi için alan bilgisinin yanı sıra hukuk bilgisine ihtiyaç duyuluyor.

– Çeviri rehberi ve sözlüğü

Başkanlık, yüzbinlerce sayfadan oluşan müktesebatın çevirisinde bir standart oluşturmak için 2009'da AB Mevzuatı Çeviri Rehberini yayımladı. Bu sayede sürekli güncellenen ve insan kaynağı ihtiyacının arttığı müktesebat çevirisinde yeni başlayanlar için de kılavuz niteliğinde kaynak bir metin hazırlanmış oldu. Üniversitelerde de kaynak olarak kullanılan bu metin 2010 ve 2016'da güncellendi.

Diğer yandan AB alanında çevirilerde yaygın kullanılan AB Terimleri Sözlüğü de Başkanlığın 2009'da yayımladığı önemli dokümanlar arasında yer alıyor.

– Genç Çevirmenler Yarışması

Müzakere Çerçeve Belgesi kapsamında AB kurumlarının gerektiği gibi işlemesi için ihtiyaç duyulan yeterli sayıda çevirmenin yetiştirilmesi de Türkiye'nin yükümlülükleri arasında yer alıyor.

Bu kapsamda, Türkiye'de üniversitelerin mütercim-tercümanlık ve çeviri bilim bölümlerinde okuyan öğrencilerin katılımıyla her yıl "Genç Çevirmenler Yarışması" düzenleniyor. İngilizce, Fransızca ve Almanca çevirileriyle ilk üçe giren genç mütercimler, Belçika'nın başkenti Brüksel'deki yerleşik AB kurumlarının çeviri birimlerine ziyaret gerçekleştiriyor. Buna göre 2010'dan bu yana düzenlenen bu yarışmalara 848 öğrenci katıldı.

Tatilde çalışıp öğrencilerine yabancı dil sınıfları kurdular

BURSA (AA) – CEM ŞAN – Bursa'nın merkez Osmangazi ilçesinde bir ilkokul ile ortaokulun müdür ve öğretmenleri, yaz tatilinde çalışarak öğrencileri için 2 yabancı dil sınıfı oluşturdu, bu sınıfların koridorunu yeniden düzenledi.

TOKİ Şehit Jandarma Er Ali Bakış İlkokulu ve Somuncu Baba İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Ali Sevinç ile okulda görev yapan öğretmenler yaz tatili döneminde fedakarlık yaparak okulda çalıştı.

Okul bünyesinde iki sınıfı yabancı dil sınıfı olarak tasarlayan öğretmenler, sıralara yabancı dil derslerine uygun kaplamalar, posterler ve keçeden eğitim materyalleri yaptı.

Sınıfların bulunduğu koridorun duvarlarına çeşitli eğitici resimler çizip boyayan, diyaloglar yazan öğretmenler, zemine de çeşitli oyunlar ve kaplamalar yaptı.

– "Bu yaz tatilinde iznimi hiç kullanmadım"

Okul müdürü Ali Sevinç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 32 yıldır eğitimci olduğunu, 28 yıllık öğretmenlikten sonra 4 yıldır da okulda idarecilik yaptığını belirtti.

Sevinç, okuldaki montaj işlerinin çoğunu kendisinin yaptığını, mobilya ölçülerini alıp sanayide kestirdiklerini ve daha sonra parçaları okula getirip montajını yaptığını anlattı.

Bu sayede yüzde 80'e varan tasarruf sağladıklarını belirten Sevinç, "İhtiyacımız olanı biz yapabiliriz mantığıyla hareket ediyoruz. Bu sene yabancı dil sınıf oluşmak istedik. Çocukların oynayarak, zıplayarak ve severek öğrenmeleri için İngilizce bölümü oluşturduk. İngilizce bölümümüzün bir ilk olduğunu düşünüyorum." dedi.

Sevinç, öğretmenlerin iki ay tatilinin olduğunu anımsatarak, "Bu yaz tatilinde iznimi hiç kullanmadım. Okulun eksiklikleriyle ilgilendim. Çalışmayı seviyorum. Şikayetim de yok. Öğretmenlik mesleği devlet memurluğu değildir. Memurluk zihniyetini aşmamız lazım. Bir de sıradanlığın dışına çıkmamız lazım. Öğretmenlik gönül mesleği." diye konuştu.

– "Dönüşümlü çalıştık ve çok keyif aldık"

İngilizce öğretmeni Dilek Güven de 27 yıldır öğretmenlik yaptığını belirterek, yazın bir ay okulda kalarak meslektaşlarıyla İngilizce sınıflarını hazırladıklarını aktardı.

Güven, bu çalışmalarla farkındalık yaratmayı amaçladıklarını vurgulayarak, şunları belirtti:

"Bu hedefimize de ulaştık diye düşünüyorum. İngilizceyi ilkokul çocuklarına sevdirmeyi hedefliyoruz. Çocuklarımız İngilizceyi severken kendi kültürlerinden uzaklaşmasını istemedik. Milli ve manevi değerlerimizi de işin içine kattık. Bunun için koridorda yaptığımız çalışmalarda Nasreddin Hoca'yı kullandık. Duvarlara kendimize ait karakterlerle İngilizce konuşmaları yazdık. Yaz tatilinde dönüşümlü olarak çalıştık ve çok keyif aldık. Öğretmenlik çocukları çok sevmeyi gerektiren gönüllülük işi. Biz bunları yaparken gönüllü olarak yaptık."

– "Tatilimizden yedik ama çok zevk alarak yaptık"

İngilizce öğretmeni Şirin Mürteza da umduklarından çok daha güzel ve eğlenceli sınıflar oluşturduklarını vurguladı.

Birçok okulda "İngilizce Sokağı" adı altında çalışmaların bulunduğunu, bunların genelde hazır şablonlar üzerinden yapıldığını dile getiren Mürteza, "Yaptığımız çalışmalarda çocukların sevdiği çizgi film karakterlerini kullandık. Sıra kaplamalarımız çok özel oldu. Her sırada ayrı konular var. Çocuk bu sınıfta her hafta farklı sıralarda oturacak. Posterler oluşturduk ve sınıfa astık." dedi.

Mürteza, zemin boyamaları ve kaplamaları yaptıklarına değinerek, şunları kaydetti:

"Çalışmalar yaklaşık 2 ay sürdü. Keçe materyaller yaptık. Çocuklar manyetik tahtada bunları eşleyecekler. Özellikle koridordaki duvar boyamaları için çok vakit ayırdık ama çok da güzel oldu. Çocukların seviyesine uygun boyamalar çok vaktimizi aldı ayrıca koridora zemin çalışması da yaptık. İngilizce kelimelerle yazılmış seksek oyunlarımız var. Tasarımların çoğu bana ait. İnternetteki çalışmalardan faydalandım ama bunları değiştirerek farklı formatta tasarladım. Yaz tatilinden feragat ettik ama değdi. Ben bir ay tamamen burada çalıştım. Diğer bir ayda da diğer öğretmenimiz devam etti. Tatilimizden yedik ama olsun çok zevk alarak yaptık."

Bir hata onu 21 yıldır yalnız bıraktı

İZMİR (AA) – TEZCAN EKİZLER – İzmir'de prematüre doğmasının ardından hastanede verilen kanda HIV bulunması nedeniyle AIDS olan Y.O'nun yaşadığı sıkıntılar, olayın üzerinden 21 yıl geçmesine rağmen sürüyor.

Torbalı Devlet Hastanesinde 1996'da prematüre olarak doğan, tedavi için getirildiği İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesinde Türk Kızılayı Kan Merkezinden alınan HIV'li kanın nakledilmesi sonrası AIDS'e yakalanan Y.O, hukuki süreçler ve okulunda yaşadığı sıkıntılarla kamuoyunun gündemine geldi.

Türk Kızılayı Genel Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı aleyhine açılan manevi tazminat davalarını kazanan, ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yaşam boyu tedavisinin devlet tarafından karşılanmasına karar verdiği Y.O, yaşamını ve sorunlarını AA muhabirine anlattı.

Üniversiteye hazırlanan Y.O, avukatının bürosunda yaptığı açıklamada, kötü günler yaşamaya devam ettiğini, ailesine ve kendisine kimsenin yardımda bulunmadığını, bu durumun canını daha çok acıttığını söyledi.

Kanında taşıdığı HIV'den dolayı yıllarca yalnız kaldığını anlatan Y.O, "İnsanlar tarafından bilindiğim için baskı gördüğüme inanıyorum. Dışarıya da çıkamıyorum, herkes benden kaçıyor, dışlıyorlar. İtilip kakılmaktan bıktım. 'Bu hastalığı kabul ediyorum, hadi arkadaş olalım' diyen hiç olmadı." ifadelerini kullandı.

– "Vaktimi bilgisayar başında geçiriyorum"

Türkiye'de AIDS'in bilinmediğini dile getiren Y.O, sosyal medya vasıtasıyla birçok ülkeden arkadaş edindiğini, gün içinde vaktinin büyük kısmını bilgisayarının başında onlarla geçirdiğini kaydetti.

Y.O, ocak ayından bu yana Almanya'da yaşayan bir kız arkadaşının olduğunu belirtti.

Arkadaşlık teklifinin, AIDS hastası olduğunu bilmesine rağmen bu kişiden geldiğini ifade eden Y.O, onunla henüz yüz yüze görüşmeseler de çok mutlu olduklarını söyledi.

Yaşadığı kötü olaylara rağmen hayata bağlılığını hiç kaybetmediğini anlatan Y.O, "Bana yapılanların davayla hesabı verildi ama içimdeki duygu hala körelmedi. Yaşadığım sorunlar üzerinden hırsım büyüdü." dedi.

En çok evinin kütüphanesinde mutlu olduğuna işaret eden Y.O, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Okuyorum, yazıyorum, yabancı dille ilgileniyorum. Bunlar hayat bulduğum şeyler. Yazar olmak istiyorum. İngilizce kitap ve roman okuyunca kendimi çok mutlu hissediyorum. Doğduğum 1996 yılından bu yana yaşadıklarımı 'Benden Öyküler' isimli bir kitapta toplamak istiyorum. AIDS'i anlatmak istiyorum."

Tedavisinin Ege Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümünde devam ettiğini bildiren Y.O, ailesinin maddi zorluk yaşadığını belirtti. Y.O, en büyük isteğinin, asgari ücret alan babasının daha iyi maaşlı bir işte çalışması olduğunu kaydetti.

– "Psikolojik sorunlardan dolayı iş göremez raporu verildi"

Avukat Mehmet Emin Keleş ise Y.O'nun ailesiyle, olayın yaşandığı yıldan beri hukuk mücadelesi verdiklerini söyledi.

Daha önce açtıkları davaların tamamının manevi tazminatla ilgili olduğunu dile getiren Keleş, şu ifadeleri kullandı:

"Y.O, 21 yıldır psikolojik travmalar yaşıyor. Son olarak İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, yaşadığı psikolojik sorunlardan dolayı yüzde 50 iş göremez raporu verdi. Buna dayalı olarak önümüzdeki günlerde Türk Kızılayı Derneğine tazminat davası açacağız. Amacımız onun yaşam boyu alacağı parayla geçimini idame ettirmesi."

Avrupa Ampute Futbol Şampiyonası’na doğru

ANKARA (AA) – Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu (TBESF), İstanbul’da düzenlenecek Avrupa Ampute Futbol Şampiyonası’nda gönüllü çalışacak tercümanlar arandığını açıkladı.

Federasyonun internet sitesinde yer alan açıklamada, 1-10 Ekim’de gerçekleştirilecek şampiyonada görev almak isteyen gönüllü tercümanların İngilizce, Almanca, Fransızca ve Rusça dillerinden herhangi birini iyi derecede bilmeleri gerektiği bildirildi.

Yabancı kafilelere eşlik edecek tercümanların, konaklama ve yemek ihtiyaçlarının federasyon tarafından karşılanacağı, ayrıca bir ücret ödenmeyeceği de ifade edildi.

Torun sevgisi 70 yaşında İngilizce kursuna başlattı

ANTALYA (AA) – Antalya’da yaşayan 70 yaşındaki Mehmet ile 68 yaşındaki Ayla Pınardağı çifti, yurt dışında yaşayan torunlarıyla daha rahat iletişim kurabilmek için İngilizce kursuna başladı.

Gazipaşa Halk Eğitim Merkezi’nde İngilizce eğitimi gören Mehmet Pınardağı, öğrenme azminin sırrının torunları olduğunu söyledi.

İki torununun da ABD’de yaşadığını belirten Pınardağı, Türkçeyi unuttukları için sürekli İngilizce konuşan torunlarıyla iletişim kurmakta zorlandıklarını vurguladı.

Bu nedenle İngilizce öğrenmenin kendileri için zorunlu bir ihtiyaç haline geldiğini anlatan Mehmet Pınardağı, “Ankara’da yaşayan bir torunum var. Onu da hemen İngilizce kursuna gönderdim. Akşamları onunla telefonla konuşup, derslerim hakkında yardım alıyorum. O beni çok destekliyor.” diye konuştu.

– Öğrenmenin yaşı yok

Ayşe Pınardağı ise öğrenmenin yaşının olmadığını dile getirdi.

Gazipaşa Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ali Doğan, 76 farklı kursta 4 bin 700 kursiyere eğitim verdiklerini kaydetti.

Bütün yaş gruplarından öğrencilerinin bulunduğuna dikkati çeken Doğan, Pınardağı çiftinin derslerinde çok azimli olduğunu ve herkese örnek gösterdiklerini ifade etti.