Yüzbinlerce sayfalık AB müktesebatını Türkçeye çeviriyorlar

ANKARA (AA) – ZUHAL DEMİRCİ – Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı bünyesinde çalışmalarını yürüten Çeviri Eşgüdüm Başkanlığı, Avrupa Birliği (AB) müktesebatının Türkçeye çevrilmesinde kilit rol oynuyor.

Çeviri Eşgüdüm Başkanlığından edinilen bilgiye göre, müstakil bir birim olarak 8 Haziran 2011'de kurulan Başkanlık, AB Başkanlığının 2000 yılında kurumsal yolculuğuna AB Genel Sekreterliği olarak başlamasının ardından çeviri çalışmalarına 2002'de başladı.

İngilizceden Türkçeye ve Türkçeden İngilizceye çevirilerin yapıldığı birimde 11 tecrübeli mütercim çalışıyor.

Mütercimler, çeviri çalışmalarının yanı sıra pek çok üniversitede davetli konuşmacı olarak yaklaşık 15 yıldır edindikleri tecrübeleri akademi dünyasıyla paylaşıyor.

Başkanlık, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin yol haritası "Müzakere Çerçeve Belgesi" uyarınca, üyelik gerçekleşmeden tüm AB müktesebatının Türkçeye çevrilmesini amaçlıyor.

Başkanlık, müktesebat çevirisinin yanı sıra müzakere sürecinin temel belgeleri arasında yer alan ilerleme raporları (yeni adıyla ülke raporları), strateji belgeleri, eylem planları, ulusal programlar, çeşitli basın duyuruları, ilke kararları ve diğer temel çalışma dokümanlarının çevirisini de yapıyor.

– Müktesebatın çevirisi katılım süreci için önemli

Katılım müzakerelerinin yürütüleceği esaslara göre Türkiye müktesebatın Türkçeye çevirisini katılımdan uygun bir süre önce tamamlamakla yükümlü.

Bu nedenle müktesebat çevirisi, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin ana unsurlarından birini oluşturuyor.

AB müktesebatı temel olarak kurucu antlaşmalar uyarınca kabul edilen ikincil mevzuat ve AB Adalet Divanı kararlarından oluşuyor. Müktesebatın Eylül 2018 itibarıyla hacmi yaklaşık 205 bin AB Resmi Gazetesi sayfasına denk düşüyor ve 20 bin adetten fazla mevzuattan oluşuyor.

Müktesebatın çevirisiyle terminolojik tutarlılığın da sağlanması amaçlanıyor. Bu sayede, sadece devletlerarası ilişkilerde değil, bireysel ve toplumsal hayatın hemen her alanında düzenlemeler öngören müktesebatta yer alan binlerce teknik terimin Türkçe karşılığı en güvenilir şekilde tespit edilecek.

– Türk mevzuatını da İngilizceye çeviriyorlar

Diğer yandan AB'ye uyum çerçevesinde hazırlanan Türk mevzuatının veya hazırlanan taslakların İngilizceye çevrilmesi ihtiyacı doğuyor. Bu bağlamda, çeviri çalışmaları bazı durumlarda müzakere sürecinin ilerlemesi bakımından da kilit önem taşıyor.

AB müktesebatı çevirilerinin istenen kaliteyi yakalayabilmesi, AB mevzuatının Türk iç hukukuna aktarılması aşamasında yanlış veya eksik çeviriden kaynaklanabilecek aksaklıkların önlenmesi bakımından da önemli. Bu kapsamda, AB Adalet Divanı karşısında zor durumda kalmış pek çok aday ülke olduğu biliniyor.

Çevirilerde, AB müktesebatının kendine özgü dilinin anlaşılması ve "Birlik Hukuku"ndaki kavramların tam karşılığının sağlanabilmesi mütercimlerin en çok zorlandığı konuların başında geliyor.

Hem teknik hem de hukuki metinlerden oluşan AB müktesebatının çevirisi için alan bilgisinin yanı sıra hukuk bilgisine ihtiyaç duyuluyor.

– Çeviri rehberi ve sözlüğü

Başkanlık, yüzbinlerce sayfadan oluşan müktesebatın çevirisinde bir standart oluşturmak için 2009'da AB Mevzuatı Çeviri Rehberini yayımladı. Bu sayede sürekli güncellenen ve insan kaynağı ihtiyacının arttığı müktesebat çevirisinde yeni başlayanlar için de kılavuz niteliğinde kaynak bir metin hazırlanmış oldu. Üniversitelerde de kaynak olarak kullanılan bu metin 2010 ve 2016'da güncellendi.

Diğer yandan AB alanında çevirilerde yaygın kullanılan AB Terimleri Sözlüğü de Başkanlığın 2009'da yayımladığı önemli dokümanlar arasında yer alıyor.

– Genç Çevirmenler Yarışması

Müzakere Çerçeve Belgesi kapsamında AB kurumlarının gerektiği gibi işlemesi için ihtiyaç duyulan yeterli sayıda çevirmenin yetiştirilmesi de Türkiye'nin yükümlülükleri arasında yer alıyor.

Bu kapsamda, Türkiye'de üniversitelerin mütercim-tercümanlık ve çeviri bilim bölümlerinde okuyan öğrencilerin katılımıyla her yıl "Genç Çevirmenler Yarışması" düzenleniyor. İngilizce, Fransızca ve Almanca çevirileriyle ilk üçe giren genç mütercimler, Belçika'nın başkenti Brüksel'deki yerleşik AB kurumlarının çeviri birimlerine ziyaret gerçekleştiriyor. Buna göre 2010'dan bu yana düzenlenen bu yarışmalara 848 öğrenci katıldı.

Advertisements

Tatilde çalışıp öğrencilerine yabancı dil sınıfları kurdular

BURSA (AA) – CEM ŞAN – Bursa'nın merkez Osmangazi ilçesinde bir ilkokul ile ortaokulun müdür ve öğretmenleri, yaz tatilinde çalışarak öğrencileri için 2 yabancı dil sınıfı oluşturdu, bu sınıfların koridorunu yeniden düzenledi.

TOKİ Şehit Jandarma Er Ali Bakış İlkokulu ve Somuncu Baba İmam Hatip Ortaokulu Müdürü Ali Sevinç ile okulda görev yapan öğretmenler yaz tatili döneminde fedakarlık yaparak okulda çalıştı.

Okul bünyesinde iki sınıfı yabancı dil sınıfı olarak tasarlayan öğretmenler, sıralara yabancı dil derslerine uygun kaplamalar, posterler ve keçeden eğitim materyalleri yaptı.

Sınıfların bulunduğu koridorun duvarlarına çeşitli eğitici resimler çizip boyayan, diyaloglar yazan öğretmenler, zemine de çeşitli oyunlar ve kaplamalar yaptı.

– "Bu yaz tatilinde iznimi hiç kullanmadım"

Okul müdürü Ali Sevinç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 32 yıldır eğitimci olduğunu, 28 yıllık öğretmenlikten sonra 4 yıldır da okulda idarecilik yaptığını belirtti.

Sevinç, okuldaki montaj işlerinin çoğunu kendisinin yaptığını, mobilya ölçülerini alıp sanayide kestirdiklerini ve daha sonra parçaları okula getirip montajını yaptığını anlattı.

Bu sayede yüzde 80'e varan tasarruf sağladıklarını belirten Sevinç, "İhtiyacımız olanı biz yapabiliriz mantığıyla hareket ediyoruz. Bu sene yabancı dil sınıf oluşmak istedik. Çocukların oynayarak, zıplayarak ve severek öğrenmeleri için İngilizce bölümü oluşturduk. İngilizce bölümümüzün bir ilk olduğunu düşünüyorum." dedi.

Sevinç, öğretmenlerin iki ay tatilinin olduğunu anımsatarak, "Bu yaz tatilinde iznimi hiç kullanmadım. Okulun eksiklikleriyle ilgilendim. Çalışmayı seviyorum. Şikayetim de yok. Öğretmenlik mesleği devlet memurluğu değildir. Memurluk zihniyetini aşmamız lazım. Bir de sıradanlığın dışına çıkmamız lazım. Öğretmenlik gönül mesleği." diye konuştu.

– "Dönüşümlü çalıştık ve çok keyif aldık"

İngilizce öğretmeni Dilek Güven de 27 yıldır öğretmenlik yaptığını belirterek, yazın bir ay okulda kalarak meslektaşlarıyla İngilizce sınıflarını hazırladıklarını aktardı.

Güven, bu çalışmalarla farkındalık yaratmayı amaçladıklarını vurgulayarak, şunları belirtti:

"Bu hedefimize de ulaştık diye düşünüyorum. İngilizceyi ilkokul çocuklarına sevdirmeyi hedefliyoruz. Çocuklarımız İngilizceyi severken kendi kültürlerinden uzaklaşmasını istemedik. Milli ve manevi değerlerimizi de işin içine kattık. Bunun için koridorda yaptığımız çalışmalarda Nasreddin Hoca'yı kullandık. Duvarlara kendimize ait karakterlerle İngilizce konuşmaları yazdık. Yaz tatilinde dönüşümlü olarak çalıştık ve çok keyif aldık. Öğretmenlik çocukları çok sevmeyi gerektiren gönüllülük işi. Biz bunları yaparken gönüllü olarak yaptık."

– "Tatilimizden yedik ama çok zevk alarak yaptık"

İngilizce öğretmeni Şirin Mürteza da umduklarından çok daha güzel ve eğlenceli sınıflar oluşturduklarını vurguladı.

Birçok okulda "İngilizce Sokağı" adı altında çalışmaların bulunduğunu, bunların genelde hazır şablonlar üzerinden yapıldığını dile getiren Mürteza, "Yaptığımız çalışmalarda çocukların sevdiği çizgi film karakterlerini kullandık. Sıra kaplamalarımız çok özel oldu. Her sırada ayrı konular var. Çocuk bu sınıfta her hafta farklı sıralarda oturacak. Posterler oluşturduk ve sınıfa astık." dedi.

Mürteza, zemin boyamaları ve kaplamaları yaptıklarına değinerek, şunları kaydetti:

"Çalışmalar yaklaşık 2 ay sürdü. Keçe materyaller yaptık. Çocuklar manyetik tahtada bunları eşleyecekler. Özellikle koridordaki duvar boyamaları için çok vakit ayırdık ama çok da güzel oldu. Çocukların seviyesine uygun boyamalar çok vaktimizi aldı ayrıca koridora zemin çalışması da yaptık. İngilizce kelimelerle yazılmış seksek oyunlarımız var. Tasarımların çoğu bana ait. İnternetteki çalışmalardan faydalandım ama bunları değiştirerek farklı formatta tasarladım. Yaz tatilinden feragat ettik ama değdi. Ben bir ay tamamen burada çalıştım. Diğer bir ayda da diğer öğretmenimiz devam etti. Tatilimizden yedik ama olsun çok zevk alarak yaptık."

Bir hata onu 21 yıldır yalnız bıraktı

İZMİR (AA) – TEZCAN EKİZLER – İzmir'de prematüre doğmasının ardından hastanede verilen kanda HIV bulunması nedeniyle AIDS olan Y.O'nun yaşadığı sıkıntılar, olayın üzerinden 21 yıl geçmesine rağmen sürüyor.

Torbalı Devlet Hastanesinde 1996'da prematüre olarak doğan, tedavi için getirildiği İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesinde Türk Kızılayı Kan Merkezinden alınan HIV'li kanın nakledilmesi sonrası AIDS'e yakalanan Y.O, hukuki süreçler ve okulunda yaşadığı sıkıntılarla kamuoyunun gündemine geldi.

Türk Kızılayı Genel Müdürlüğü ve Sağlık Bakanlığı aleyhine açılan manevi tazminat davalarını kazanan, ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yaşam boyu tedavisinin devlet tarafından karşılanmasına karar verdiği Y.O, yaşamını ve sorunlarını AA muhabirine anlattı.

Üniversiteye hazırlanan Y.O, avukatının bürosunda yaptığı açıklamada, kötü günler yaşamaya devam ettiğini, ailesine ve kendisine kimsenin yardımda bulunmadığını, bu durumun canını daha çok acıttığını söyledi.

Kanında taşıdığı HIV'den dolayı yıllarca yalnız kaldığını anlatan Y.O, "İnsanlar tarafından bilindiğim için baskı gördüğüme inanıyorum. Dışarıya da çıkamıyorum, herkes benden kaçıyor, dışlıyorlar. İtilip kakılmaktan bıktım. 'Bu hastalığı kabul ediyorum, hadi arkadaş olalım' diyen hiç olmadı." ifadelerini kullandı.

– "Vaktimi bilgisayar başında geçiriyorum"

Türkiye'de AIDS'in bilinmediğini dile getiren Y.O, sosyal medya vasıtasıyla birçok ülkeden arkadaş edindiğini, gün içinde vaktinin büyük kısmını bilgisayarının başında onlarla geçirdiğini kaydetti.

Y.O, ocak ayından bu yana Almanya'da yaşayan bir kız arkadaşının olduğunu belirtti.

Arkadaşlık teklifinin, AIDS hastası olduğunu bilmesine rağmen bu kişiden geldiğini ifade eden Y.O, onunla henüz yüz yüze görüşmeseler de çok mutlu olduklarını söyledi.

Yaşadığı kötü olaylara rağmen hayata bağlılığını hiç kaybetmediğini anlatan Y.O, "Bana yapılanların davayla hesabı verildi ama içimdeki duygu hala körelmedi. Yaşadığım sorunlar üzerinden hırsım büyüdü." dedi.

En çok evinin kütüphanesinde mutlu olduğuna işaret eden Y.O, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Okuyorum, yazıyorum, yabancı dille ilgileniyorum. Bunlar hayat bulduğum şeyler. Yazar olmak istiyorum. İngilizce kitap ve roman okuyunca kendimi çok mutlu hissediyorum. Doğduğum 1996 yılından bu yana yaşadıklarımı 'Benden Öyküler' isimli bir kitapta toplamak istiyorum. AIDS'i anlatmak istiyorum."

Tedavisinin Ege Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümünde devam ettiğini bildiren Y.O, ailesinin maddi zorluk yaşadığını belirtti. Y.O, en büyük isteğinin, asgari ücret alan babasının daha iyi maaşlı bir işte çalışması olduğunu kaydetti.

– "Psikolojik sorunlardan dolayı iş göremez raporu verildi"

Avukat Mehmet Emin Keleş ise Y.O'nun ailesiyle, olayın yaşandığı yıldan beri hukuk mücadelesi verdiklerini söyledi.

Daha önce açtıkları davaların tamamının manevi tazminatla ilgili olduğunu dile getiren Keleş, şu ifadeleri kullandı:

"Y.O, 21 yıldır psikolojik travmalar yaşıyor. Son olarak İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, yaşadığı psikolojik sorunlardan dolayı yüzde 50 iş göremez raporu verdi. Buna dayalı olarak önümüzdeki günlerde Türk Kızılayı Derneğine tazminat davası açacağız. Amacımız onun yaşam boyu alacağı parayla geçimini idame ettirmesi."

Avrupa Ampute Futbol Şampiyonası’na doğru

ANKARA (AA) – Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu (TBESF), İstanbul’da düzenlenecek Avrupa Ampute Futbol Şampiyonası’nda gönüllü çalışacak tercümanlar arandığını açıkladı.

Federasyonun internet sitesinde yer alan açıklamada, 1-10 Ekim’de gerçekleştirilecek şampiyonada görev almak isteyen gönüllü tercümanların İngilizce, Almanca, Fransızca ve Rusça dillerinden herhangi birini iyi derecede bilmeleri gerektiği bildirildi.

Yabancı kafilelere eşlik edecek tercümanların, konaklama ve yemek ihtiyaçlarının federasyon tarafından karşılanacağı, ayrıca bir ücret ödenmeyeceği de ifade edildi.

Torun sevgisi 70 yaşında İngilizce kursuna başlattı

ANTALYA (AA) – Antalya’da yaşayan 70 yaşındaki Mehmet ile 68 yaşındaki Ayla Pınardağı çifti, yurt dışında yaşayan torunlarıyla daha rahat iletişim kurabilmek için İngilizce kursuna başladı.

Gazipaşa Halk Eğitim Merkezi’nde İngilizce eğitimi gören Mehmet Pınardağı, öğrenme azminin sırrının torunları olduğunu söyledi.

İki torununun da ABD’de yaşadığını belirten Pınardağı, Türkçeyi unuttukları için sürekli İngilizce konuşan torunlarıyla iletişim kurmakta zorlandıklarını vurguladı.

Bu nedenle İngilizce öğrenmenin kendileri için zorunlu bir ihtiyaç haline geldiğini anlatan Mehmet Pınardağı, “Ankara’da yaşayan bir torunum var. Onu da hemen İngilizce kursuna gönderdim. Akşamları onunla telefonla konuşup, derslerim hakkında yardım alıyorum. O beni çok destekliyor.” diye konuştu.

– Öğrenmenin yaşı yok

Ayşe Pınardağı ise öğrenmenin yaşının olmadığını dile getirdi.

Gazipaşa Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ali Doğan, 76 farklı kursta 4 bin 700 kursiyere eğitim verdiklerini kaydetti.

Bütün yaş gruplarından öğrencilerinin bulunduğuna dikkati çeken Doğan, Pınardağı çiftinin derslerinde çok azimli olduğunu ve herkese örnek gösterdiklerini ifade etti.

TSA, Türk sinemasını dünyaya açıyor

İSTANBUL (AA) – Türk Sineması Araştırmaları (TSA) sitesine İngilizce dil seçeneği ekleniyor. 1 Mayıs 2017 itibarıyla İngilizce olarak da ulaşılabilecek sitede film, kişi, kitap, makale ve tezlerin künyeleri dışında Türk sinemasıyla ilgili güncel haberler, gişe ve hasılat rakamları, özgün makale ve söyleşiler dünyanın her yerinden sinemaseverlerin ve araştırmacıların ilgisine sunulacak.

TSA açıklamasına göre, Osmanlı’dan başlayarak Türk sinemasına dair yazılı, görsel ve işitsel tüm materyali titiz bir araştırmayla ele alarak künye bilgilerinin oluşturulduğu TSA, İngilizce dil seçeneğiyle uluslararası alanda Türk sinemasının tanınırlığını artırmayı hedefliyor. Bilim ve Sanat Vakfı (BİSAV) tarafından, T.C. Başbakanlık Tanıtma Fonu, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Sinema Genel Müdürlüğü desteğiyle yürütülen proje sonucunda 1 Mayıs 2017 itibarıyla “tsa.org.tr” adresi üzerinden İngilizce yayın başlayacak.

BİSAV ve İstanbul Şehir Üniversitesi ortaklığı, İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) desteğiyle 3 yıl önce yayına başlayan site, Türk sinemasıyla ilgili mevcut bilgi, belge ve materyallere tek bir kaynak üzerinden ulaşma imkanı sunuyor. İngilizce dil seçeneğiyle TSA, uluslararası alanda Türk sinemasının dünyaca bilinirliğine katkıda bulunmayı hedefliyor.

Filmlerle ilgili geniş künye, sinopsis, etiket ve mekan bilgilerini içeren, yönetmen, oyuncu ve set ekiplerinin biyografilerine ulaşılabilen, film ve kişilerle ilgili büyük bir görsel arşive sahip olan TSA, aynı zamanda geniş makale havuzuyla araştırmacıların da yoğun ilgisini çekiyor.

Sitenin İngilizce dil seçeneğinde film, kişi, kitap, makale ve tezlerin künyeleri dışında Türk sinemasıyla ilgili güncel haberler, gişe ve hasılat rakamları, özgün makale ve söyleşiler de yer alacak. Ayrıca Osmanlı’da Sinema, Fantastik Türk Filmleri, Türk Korku Sineması, Belgesel Sinema gibi çeşitli kategorilerde özgün içerikler de dünyanın her yerinden sinemaseverlerin ve araştırmacıların ilgisine sunulacak.

Dört dilde sabıka kaydı “bir tık” uzakta

ANKARA (AA) – KEMAL KARADAĞ – Adalet Bakanlığı personelinin geliştirdiği yazılımla İngilizce, Fransızca, Almanca ve İtalyanca dillerine çevrilmiş sabıka kayıtlarının “e-devlet” üzerinden alınması dönemi başladı.

AA muhabirinin Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü yetkililerinden aldığı bilgiye göre, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın talimatıyla farklı dillere tercüme edilmiş sabıka kayıtlarının internet üzerinden alınmasını sağlamak amacıyla çalışma başlatıldı.

İlk olarak sadece genel müdürlüğe müracaat edilerek alınan tercüme edilmiş adli sicil sorgulama sonuçlarının 2016 yılı Şubat ayından itibaren yapılan çalışmalarla adliyelerdeki adli sicil bürolarından alınması sağlandı. Böylece vatandaşlar, müracaat etmeleri halinde İngilizce, Fransızca ve Almanca dilindeki sabıka kayıtlarını ilgili adli sicil bürolarından ulaşabildi.

Gelişen teknolojinin bu alanda kullanılması için çalışma başlatan Bakanlık, yabancı dile çevrilmiş sabıka kayıtlarının “e-devlet” aracılığıyla alınması amacıyla TÜRKSAT’la işbirliği yaptı.

– Yazılım geliştirildi

Çalışmaların ardından genel müdürlük personeli tarafından yazılım geliştirildi. Test çalışmalarının tamamlanmasıyla İngilizce, Fransızca, Almanca ve İtalyanca olmak üzere dört dilde sabıka kayıtlarına “e-devlet” üzerinden ulaşma dönemi 20 Mart’ta başladı.

Vatandaşların bilgisayar, akıllı telefon ve tabletler üzerinden internete girerek, tercüme edilmiş sabıka kayıtlarını almaları sağlandı. Böylece, vatandaşların yabancı dillere çevrilen sabıka kayıtlarını almaları için adli sicil bürolarına gitmelerini gerektirecek durumlar ortadan kaldırıldı.

Uygulama kapsamında 20-22 Mart 2017 tarihleri arasında 682 İngilizce, 50 Fransızca, 78 Almanca ve 25 İtalyanca olmak üzere 835 tercüme edilmiş sabıka kaydı sorgulaması ve işlemi yapıldı.

Bu uygulamadan adli sicil ve arşiv kaydı bulunmayan vatandaşlar yararlanabilecek.

Bu kantinde yalnızca İngilizce konuşuluyor

ORDU (AA) – EYÜP ELEVÜLÜ – Ordu’da bir ortaokulda, İngilizcenin daha iyi öğrenilmesi amacıyla oluşturulan “English Cafe”de öğrenciler kendilerini geliştirme fırsatı buluyor.

Altınordu ilçesindeki Kökenli Ortaokulundan bir grubun ABD’de 40 ülkenin katılımıyla düzenlenen Dünya Festival Turnuvası’na katılımı sonrası yeni bir projeye imza atıldı.

Turnuva süresince diğer ülkelerden gelen idareci, öğretmen ve öğrencilerin iyi derecede İngilizce konuştuğunu gören okul yöneticileri, bunun üzerine kendi öğrencilerinin de daha iyi İngilizce konuşmasına katkı sunmak için “English Cafe” projesini hayata geçirdi.

Kantini okul bahçesindeki eski yemekhaneye taşıyan ve alanı yeniden tasarlayan idareciler, burada İngilizce konuşulması için farklı kurallar koydu. İngilizce levhalar yerleştirilen ve öğrencilerin dönüşümlü görev yaptığı kafede, hem alışveriş hem de sohbet sırasında sadece İngilizce konuşuluyor.

Proje ile derslerinin dışında öğrencilerin dil eğitimine de katkı sağlanması hedefleniyor. Aynı zamanda öğretmen ve personelin de burada İngilizcelerini ileri seviyeye getirmeleri amaçlanıyor.

Okul müdürü Tuncay Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD’de düzenlenen uluslararası etkinlikte, İngilizce konuşma konusunda zayıf olduklarını fark ettiklerini belirterek, Ordu’ya döndüklerinde dil gelişimini nasıl sağlayabileceklerini araştırdıklarını anlattı.

Ortaya çıkan fikri İlçe Milli Eğitim Müdürü Hasan Acu ile paylaştıklarını ve destekleriyle projeyi hayata geçirdiklerini aktaran Kaya, “Kaymakamımız Niyazi Erten ve diğer protokol üyelerinin katılımıyla kafemizin açılışını yaptık. Açılışı yaptıktan sonra çocuklarımızda bir heyecan ve merak gördük. Her gün bir çocuğumuz iki ya da üç kelime öğrenmesi çok önemli.” dedi.

Kaya, öğrencilerin yanı sıra öğretmen ve personelin de İngilizce konuşmasına olanak sağlandığını vurgulayarak, ayrıca velileri de dillerini geliştirmeleri için kafeye davet edeceklerini söyledi.

– “Amacımız konuşmayı hızlandırmak”

İngilizce öğretmenlerinden Burcu Doğan ise İngilizce konuşma zorluğunu ortadan kaldırmak için söz konusu projenin faydalı olacağına inancını ifade etti.

Dili öğrenirken yaşanan pratik sorununu kafede uygulanan kurallar çerçevesinde aşmayı planladıklarını kaydeden Doğan, “Kafedeki öncelikli amacımız konuşmayı hızlandırmak. Ne kadar pratik yaparsak o kadar daha iyi konuşacağımızı düşündüğümüz için böyle bir projeyi uygulamaya başladık.” diye konuştu.

İngilizce öğretmeni Eda Abca da konsept gereği, dil gelişimi adına Türkçenin konuşulmasının kesinlikle yasak olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Alışverişlerde ve masalara oturulduğunda sohbet ederken sürekli İngilizce konuşacağız. Çocuklarla derste öğrendiğimiz İngilizce bilgilerini burada pratiğe dökmüş olacağız. Uygulamaya başladık ve şu anda projemiz güzel gidiyor. Daha önceki yıllarda derslerimizi gramer ağırlıklı işlerken, şimdi biraz daha günlük konuşma diline yakın dersler işlemeye çalışıyoruz. Çocuklara bilgiyi vermenin yanı sıra kullanmalarını teşvik etmeye çalışıyoruz. Bu kafe bu anlamda faydalı olacak. İngilizcede daha çok konuşma sorunu yaşıyoruz. Biz de bunu aşmayı planlıyoruz. İnşallah başarılı olacağız.”

-Öğrenciler projeden memnun

Okulun 6. sınıf öğrencisi Erkan Özyurt, “English Cafe”de dil öğreniminin kolaylaştığını ve arkadaşlarıyla yaptıkları pratik sayesinde öğrenmenin zevkli hale geldiğini dile getirdi.

Özyurt, “İngilizce okumayı, konuşmayı seviyorum. Burada öğrendiklerimiz bize ileride yarayacak. Mühendis olmak istiyorum. Mühendislikte de İngilizce öğrenmemiz faydalı olacak.” ifadesini kullandı.

Öğrenci Melek Bordanacı da kafenin gelecekleri adına İngilizce konuşma ve anlamalarına önemli katkı sağlayacağını düşündüğünü kaydetti.

Senegalli saat satıcısının aile özlemi

İSTANBUL (AA) – HİKMET ORÇUN ÜRESİNLER – Hayatının bir bölümünde İtalya’da çalışan, 4 yıl önce de Türkiye’ye gelen 50 yaşındaki Senegalli Yusuf Thiam, sokakta saat satarak kazandığı parayı ailesine gönderiyor.

Senegal’deki yaşam koşulları sebebiyle 17 yaşında İtalya’ya göç etmek zorunda kalan Yusuf Thiam, 25 yaşına geldiğinde ziyaret için Senegal’e gittiği sırada aşık olduğunu ve evlendiğini dile getirdi. Müslüman olduğu için İtalya’da yabancılık çektiğini belirten Thiam, memleket ve eş hasretine daha fazla dayanamayarak 30 yaşında Senegal’e geri döndü.

Çocuklarından ilkinin 1997, ikincisinin de 2002’de dünyaya gelmesiyle tekrar geçim sıkıntısı çekmeye başlayan Yusuf Thiam, 9 yıl sonra Dakar’a çalışmaya gitti. Burada 7 yıl çalışan Thiam, kazandığı tüm parayı küçük çocuklarının bakımı için eşine gönderdi.

Şansını denemek için 2013’te Türkiye’ye gelen Yusuf Thiam, 4 senedir memleketi Senegal’e gidemediğini dile getirerek, İstanbul’da geçen günleri hakkında şunları söyledi:

“Türkiye’ye 2013’te geldim. O günden bu yana sokakta saat satarak geçiniyorum. Dilenmektense alnımın teriyle çalışıp kazanıyorum. Aksaray’daki bir apartman dairesinde 4 Senegalli arkadaşımla yaşıyoruz. Kira, ısınma, elektrik, su ve gıda gibi tüm giderlerimizi bölüşerek ödüyoruz. Aslında burada kendi ülkemizdeki gibi sakin bir hayatımız var. İstanbul’u çok seviyorum, başka bir şehirde de yaşamak istemiyorum. Türkiye Müslüman bir ülke ve benim bütün arkadaşlarım da Müslüman. Bu yüzden çok mutlu ve huzurluyum. Saat tezgahımı her gün Mecidiyeköy’de açıyorum. Burada tezgahımın önünden çok fazla sayıda insan gelip geçiyor. Böylece bir şeyler satabilme ihtimalim artıyor.”

Sokak satıcısı olmanın belli başlı zorlukları olduğunu belirten Yusuf Thiam, özellikle mevsim koşullarının kendisini çok zorladığını dile getirdi.

Thiam, “Her ne kadar öyle görünmese de şu anda 50 yaşındayım ve açık havada çalışmak benim için günden güne zorlaşıyor. Bu şartlarda her gün çalışıp para biriktirmeye çalışıyorum. Saatlerimi 20-30 lira arasında satıyorum ve mecburi harcamaları yaptıktan sonra geri kalan tüm parayı aileme gönderiyorum. Büyük çocuğum şu anda üniversitede bilgisayar programcılığı okuyor ve onun masrafı günden güne artıyor. Bir de buna küçük çocuğumun okul masrafları eklenince, çalışmaktan başka çarem kalmıyor. Senegal’de kalsaydım bunu karşılayabilecek güce sahip olmayacaktım.” diyerek içinde bulunduğu zor duruma dikkati çekti.

– “Hiç mi özlemiyorsun?”

Sevdiği insanlardan uzak kalmanın çok zor olduğuna işaret eden Yusuf Thiam, şunları anlattı:

“Bazen tezgahımı açtığım yerdeki komşum olan arkadaşlar ‘Çocuklarını ve eşini hiç mi özlemiyorsun?’ diye soruyorlar. Benim gibi çocuklarına düşkün bir baba nasıl olur da özlemez ki? Mecbur olmasam gurbette olur muydum? Çocuklarım şu anda Senegal’de okuyorlar. Özellikle büyük çocuğumun Türkiye’deki bir üniversitede okumaya devam etmesini çok isterim. Keşke eşim ve çocuklarım burada benimle birlikte yaşasalar. Birileri bunu sağlayabilirse çok mutlu olurum. Yüzüm gülse de aslında ayrılık bana artık çok ağır gelmeye başladı.”

Fransızca, İngilizce ve İtalyancayı çok iyi, Almanca ve Türkçeyi de az düzeyde konuşabilmesinin kendisine avantaj sağladığını söyleyen Thiam, bunun başka bir iş kapısı açmasını umduğunu dile getirdi.

Yusuf Thiam, sözlerini, “Eşim ve çocuklarımı çok özledim. Yaşım artık 50 oldu. Bundan sonraki hayatımı Türkiye’de eşim ve çocuklarımla beraber huzur içinde geçirmek istiyorum.” şeklinde tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast girişimi davası

MUĞLA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ve iki polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin davanın görüldüğü Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonunun yakınında toplanan çok sayıda vatandaş, taşıdıkları Türkçe ve İngilizce dövizlerle protesto gösterisi yaptı.

Sanıkların mahkeme salonuna getirilişi sırasında başlayan protesto gösterisinde AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk ve AK Parti İl Başkanı Kadem Mete de yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan lehine, FETÖ lideri Fetullah Gülen aleyhine slogan atan protestocular, “Vatan milletindir, darbecilerin değil”, “Bu milleti diz çöktüremezsiniz”, “İdam isteriz” gibi yazıların bulunduğu dövizler taşıdı.

Gösteriye katılan vatandaşlardan bazılarının İngilizce olarak “FETÖ Game Over” (FETÖ oyun bitti), “Gülen you have innocent blood in your hand” (Gülen elinde masum kanı var), “We know the enemy” (Düşmanı tanıyoruz), “249 Martyrs for democrasy on the night of 15 July. Give as murderer Gulen back. Erdoğan a defender of democrasy” (15 Temmuz gecesi demokrasi için 249 şehit. Katil Gülen’i bize geri verin. Erdoğan, demokrasinin savunucusu) yazılı döviz ve pankartlar taşıdıkları dikkati çekti.

İngilizce döviz taşıyan protestoculardan öğretmen Salim Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, söz konusu davanın çok önemli bir dönemeç olduğunu söyledi.

Yılmaz, “Cumhuriyet tarihinde ilk defa millet darbelere karşı ayağa kalktı, direndi ve kazandı. Bu darbenin ilk yargılaması burada oluyor ve dünya milletlerinden de televizyonlar geliyor. Onlara sesimizi duyurmak için pankart hazırladık ve mesajımızı verdik. Bu nedenle bu pankartı taşıyoruz.” dedi.

– “Kansızlar, hiçbir Avrupa ülkesinde yapamayacaklarını bize yaptılar”

Vatandaşlardan emekli Mehmet Günay da yabancı basının davaya ilgi gösterdiğini ifade ederek, şunları söyledi:

“Onların da bizim meselemizi anlamaları lazım. Bize yapılanları bilmeleri gerekiyor. Kansızlar, hiçbir Avrupa ülkesinde yapamayacaklarını bize yaptılar ve mutlaka cezalandırılmaları gerekiyor.”

– “Hainler cezasını en ağır şekilde çeksin”

Protestoculardan Gökhan Çakır da “Darbeci hainlerin burada yargılanmasını gözümüzle görmek, hepsinin müebbet hapislerle, mümkünse asılarak idam edilmesini görmek için geldik. Vatanımızı milletimizi sevdiğimiz için buradayız. İnşallah bu hainlerin hepsi hakkını bulur, cezasını en ağır şekilde çekerler. Ekmeğini yedikleri bu millete başkaldıranlar, bizim paramızla silah alıp, bize silah sıkan bu hainlerin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz.” diye konuştu.

Türk bayrakları taşıyan ve sık sık “Muğla demokrasisine sahip çıkıyor”, “Şehitler ölmez vatan bölünmez”, “Feto gelecek hesap verecek”, “Vatan severler burada hainler nerede” “Recep Tayyip Erdoğan” slogan atan vatandaşlar protestolarını sürdürüyor.