Categories
Sağlık

Türk diş implantı firmasından Rusya atılımı

MOSKOVA (AA) – EMRE GÜRKAN ABAY – TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) ile yaptığı Ar-Ge çalışmaları sonucu geliştirdiği implant teknolojileriyle 24 ülkeye ihracat yapan Türk şirketi DTI İmplant, gözünü Rus pazarına çevirdi.</p> <p>DTI İmplant Genel Müdürü Talat Buğur, Rusya’nın başkenti Moskova’da, Türkiye’den çok sayıda profesör, akademisyen ve diş hekiminin katılımıyla düzenlenen sempozyum kapsamında şirketin Rusya hedeflerini AA muhabirine anlattı.</p> <p>Rusya ve Türkiye arasında en üst seviyede önemli bir ivme kazanan ilişkilerin kendilerini motive ettiğini anlatan Buğur, “Her yıl hekimlerimiz arasındaki ilişkilerin gelişmesini de düşünerek ihracatımızı artırmak istediğimiz bir ülkede geniş kapsamlı bir sempozyum düzenliyoruz. Giderek güçlenen ilişkilerimiz nedeniyle bu yıl da Rusya’yı seçtik.” dedi.</p> <p>Rus halkının Türkiye tarafından üretilen ürünlere büyük bir ilgi duyduğunu vurgulayan Buğur, “Rus şirketleri nezdinde de ürünlerimize önemli bir talep var. Biz de Türk hekimlerle birlikte kendi sektörümüzde üzerimize düşeni gerçekleştiriyoruz ve bu yüzden Rusya’dayız.” diye konuştu.</p> <p>Rusya’da Türk ürünlerine yönelik bakışın, Avrupa’dan daha olumlu olduğunu belirten Buğur, “Rusya’da, Türk firmalarının belirli bir kalitenin üzerinde olduğuna dair net bir algı var. 150 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz, dolayısıyla başta Moskova olmak üzere burası bizim için çok önemli bir pazar.” ifadelerini kullandı.</p> <p>TÜBİTAK ve Türk bilim adamlarıyla yapılan çalışmalar sonucunda Rusya pazarına iddialı ürünlerle gireceklerine işaret eden Buğur, “Özellikle şu anda Türkiye’de üretimi olmayan, yüzde 100'ü ithal domuz kaynaklı kemik tozunu biz dana kaynaklı kemik tozu olarak kısa bir süre içerisinde üretmeye başlayacağız.” dedi.</p> <p>Buğur, Türk diş hekimleri olarak Rusya’ya yönelik açılımın önemini vurgulayarak, “Buraya hekimlerimizle yaptığımız çıkarmanın, iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra Türk ekonomisine önemli bir katkısı olacaktır.” diye konuştu.

– “Türk ürünleri Amerikan ve Alman ürünlerine eşdeğer tutuluyor ”

Diş hekimi Adnan Coşkun ise eski Sovyetler Birliği devletleri içerisinde Türk ürünlerine yönelik ciddi bir saygınlık olduğunun altını çizerek, “Bu coğrafyada ürünlerimize Amerikan veya Alman ürünlerine eşdeğer tutuluyor.” dedi.

DTI İmplant tarafından yapılan implant yüzeylerinin, dünyadaki en üst düzey implant yüzeyleriyle aynı seviyede olduğunu belirten Coşkun, “TÜBİTAK MAM Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü ile Kimya Enstitüsü iş birliğiyle yaklaşık 2 yıllık bir Ar-Ge çalışması sonucunda bu ürünü kuru yüzey olarak geliştirdik ve raf ömrünü 5 yıla çıkardık.” ifadelerini kullandı.

Categories
Ekonomi

Türk diş hekimleri Moskova'da bir araya geliyor

MOSKOVA (AA) – Rusya’nın başkenti Moskova’da, Türkiye’den profesörler, akademisyen ve diş hekimlerinin katılımıyla düzenlenen 10. Bilimsel Toplantı başladı. </p> <p>TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ile yaptığı Ar-Ge çalışmaları sonucu geliştirdiği implant teknolojileriyle bilinen DTI İmplant firması tarafından organize edilen toplantının açılışını Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz yaptı.</p> <p>DTI İmplant Genel Müdürü Talat Buğur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 24 ülkeye ihracat yaptıklarını belirterek, “Bu yıl toplantımızı Moskova'da yapmamızın nedeni ihracatımızı Rusya'da daha aktif hale getirmek.” dedi.</p> <p>TÜBİTAK yerleşkesinde yerli üretim yaparak Türk ekonomisine katkı sağladıklarını vurgulayan Buğur, “Amacımız Rusya ile ilişkilerimizin ivme kazandığı bu dönemde böyle önemli bir pazarda da yer edinmek.” diye konuştu.</p> <p>Moskova’da yaklaşık 200 kişinin katılımıyla düzenlenen 10. Bilimsel Toplantı, 9 Aralık’a kadar devam edecek.</p> <p>

Categories
Alaturka

Beyşehirli firmanın hedefi diş implantı malzemeleri ihraç etmek

KONYA (AA) – ABDULLAH DOĞAN – Konya'nın Beyşehir ilçesinde av tüfeği üretimiyle adından söz ettiren Huğlu Mahallesi'nde kurulu bir firma, ürettiği implant cerrahisinde kullanılan malzemeleri yurt dışına satmaya hazırlanıyor.

Medikal sektöründe faaliyet gösteren Değirmenci Otomotiv ve Endüstri AŞ (DOME), dünyada 5 milyar doları bulan implant pazarından daha fazla pay almak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor.

Konyalı firma, ithalatına büyük paralar ödenen diş implantı parçaları ve cerrahi aletlerini, Beyşehir'in Huğlu Mahallesi'nde kurduğu fabrikada üretmeye başladı.

– “İthalatın önüne geçmeyi hedefliyoruz ”

Firmanın işletme müdürü Mehmet Uslu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaklaşık 18 yıl önce kurulan fabrikada yerli cerrahi aletler ve dental medikal malzeme ürettiklerini söyledi.

İmplant tasarım ve üretim aşamalarına yönelik fason üretim yaptıklarını anlatan Uslu, şöyle konuştu:

“Cerrahi el aletleri üzerine çalışmaya başladık. Bunlarda da markalaşma yoluna gittik. Belgelendirme ve kaliteyi yakaladıktan sonra seri üretime geçtik. İthalatın 4'te biri oranında tıbbi malzeme üretimi yapıyoruz. İmplant cerrahisinde kullanılan ekipmanlarda ihracat için yapılanmamızı tamamlamak üzereyiz. Yerli üretimle ithalatın önüne geçmeyi hedefliyoruz. Türkiye'de yılda 1 milyon 200 bin adet civarında implant ithal ediliyor. İlk etapta bunun önemli bölümünü üreterek, ülkemize döviz kazandırmayı hedefliyoruz. ”

– “Yerli implantın üretimi için de projelerimizi tamamladık “

Uslu, yerli implanta ilişkin çalışmaların sürdüğüne işaret ederek, “Konya Teknokent'te yerli implantın üretimi için de projelerimizi tamamladık, test ve Ar-Ge aşamalarını geçtik. Ürünü markamızla piyasaya sürmenin son aşamasındayız. Kalite olarak da eksiğimiz yok, artımız var. Üretim kapasitesi yıllık 75 bin adet. Yapılanmamız bu kapasiteye göre ancak ileride bunu daha da büyütme hedefini taşıyoruz. ” diye konuştu.

Categories
Ekonomi

Diş implantı ihracatında inovasyonla atağa kalktı

KOCAELİ (AA) – ŞAHİN OKTAY – TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) ile yaptığı Ar-Ge çalışmaları sonucu geliştirdiği ürünle implant teknolojilerinde çığır açan medikal firması DTI İmplant, sektörde küresel Türk markalarından biri haline gelme yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Kocaeli'deki Marmara Teknokent'te (MARTEK) faaliyet gösteren DTI İmplant'ın TÜBİTAK MAM'la geliştirdiği kuru SLA yüzeyli yerli yapay diş kökleri, implant endüstrisinde yeni bir sayfa açarken, daha uzun raf ömrüne sahip olması ve daha hızlı iyileşme sağlamasıyla hekim ve hastalarca tercih edilen bir ürün oldu.

Kuru SLA yüzeyli diş implantlarının dünyadaki tek üreticisi konumunda olan Türk firması, dünyanın dört bir yanındaki 24 ülkeye yüksek katma değerli ihracat gerçekleştiriyor.

Kocaeli'deki fabrikasında ürettiği ürünler için Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nden (FDA) onay olan ve yıl sonuna kadar bu ülkeye ilk ihracatını gerçekleştirmeye hazırlanan firma, aynı zamanda kemik tozu üretimine ilişkin çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.

– “İmplantların raf ömrünü 5 yıla çıkardık ”

DTI İmplant Genel Müdürü Talat Buğur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, firmayı Türkiye'nin yapay diş köklerindeki ithal bağımlılığına son vermek amacıyla 2012 yılında İstanbul'da kurduğunu, karşılaştığı yüksek talebe cevap verebilmek için üretim tesislerini Türkiye'nin tek teknoloji geliştirme ve serbest bölgesi olan Kocaeli'deki MARTEK'e taşıdığını söyledi.

Diş implantlarının kemikle bütünleşmesi sürecinde yüzey teknolojilerinin önemli olduğunu belirten Buğur, SLA yüzeyli implantların dünyanın en pahalı implant sınıfında olduğunu, raf ömrü 1 yıl olan bu ürünlerin sıvı içerisinde saklandığını anlatarak, şöyle devam etti:

“Hekimlerin kullanımı açısından dünyadaki en farklı implant sınıfını oluşturuyordu. Dünyada çok az bir firma bu yüzeyi elde edip üretebiliyordu. Biz de 'Bu teknolojiyi neden kuru olarak elde etmeyelim ve raf ömrünü 5 yıla çıkarmayalım?' dedik. Bununla ilgili çalışmalar yaptık. TÜBİTAK MAM Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü ile Kimya Enstitüsü iş birliğiyle yaklaşık 2 yıllık bir Ar-Ge çalışması sonucunda bu ürünü kuru yüzey olarak geliştirdik ve raf ömrünü 5 yıla çıkardık. 'DTI Active' adını verdiğimiz bu yüzey teknolojisine DTI İmplant Sistemleri olarak dünyada bir tek biz sahibiz. ”

Elde ettikleri en önemli kazanımın ürünün raf ömrünü 5 yıla çıkarmaları olduğunu vurgulayan Buğur, “Islak yüzeyli implantların raf ömrü 1 yıl ve bunun 6 aylık kısmı ürünün sevkiyatı ve distribütörün stok ağına girmesi arasındaki sürede geçiyor. Yani hekimin bu implantı tedarikçiden aldıktan sonra kısa süre içerisinde kullanması gerekiyor. Bu da hekim açısından çalışma zorluğu oluşturuyor. Bizim ürettiğimiz implantlarda raf ömrünün 5 yıl olması hekime kullanma ve stoklama anlamında çok büyük rahatlık sağlıyor. Hasta açısından en büyük faydası ise hastalar bu implantları kullandıklarında çok daha kısa sürede protezlerine kavuşabiliyor. ” diye konuştu.

– “Üretimin yüzde 30'u ihracata gidiyor ”

Buğur, geliştirdikleri ürünün hekim ve hastaya önemli avantajlar sağlaması dolayısıyla dünyadan büyük rağbet gördüklerine işaret ederek, “Geliştirdiğimiz bu teknoloji ile ihracatımızın önü açıldı. Şu an bunları 24 ülkeye ihraç ediyoruz. Kısa bir süre önce ABD'den FDA onayımızı aldık, yakında gelecekte bu ülkeye de ihracat yapmaya başlayacağız. ” dedi.

Şu anda yılda 250 bin implant ürettiklerini ve bunun yüzde 30'unu ihracat siparişlerinin oluşturduğunu dile getiren Buğur, hedeflerinin üretim adedini 500 bine, ihracatın payını da yüzde 70'e çıkarmak olduğunu ifade etti.

Buğur, dana kaynaklı kemik tozu ve periodontal membran üretme çalışmalarının da devam ettiğini sözlerine ekledi.

Categories
Alaturka Gazetesi

Diz protezi yerine "eklem koruyucu" yöntemle yürüdü

KONYA (AA) – SAVAŞ GÜLER – Yaptığı iş nedeniyle dizindeki kemikte şekil bozukluğu gelişen hasta, uygulanan eklem koruyucu cerrahi yöntemle kıkırdağın tekrar canlanması sayesinde kısa sürede yürümeye başladı.

Dizindeki ağrılar sebebiyle Niğde'den Konya'ya tedavi için gelen 49 yaşındaki inşaat işçisi Sinan Eren, Farabi Hastanesi ortopedi ve travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Mehmet Arazi tarafından gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuştu.

Prof. Dr. Arazi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu tür operasyonların yaygınlaşmasının, protez kullanımını azaltabileceğini söyledi.

Hastanın şiddetli ağrı, diz bükememe ve işinde aktif çalışamama şikayetiyle geldiğini ifade eden Arazi, “Hastamız yaklaşık 4 yıldır ağrılarının olduğunu söyledi. Sol dizindeki kemikte şekil bozukluğu olduğunu gördük. Dizi içe doğru eğilmiş ve kemiklerde asimetrik bir yüklenme vardı. Bunun neticesinde ise eklemin fazla basan tarafında hiç kıkırdak kalmamıştı. ” dedi.

Arazi, bu tür hastalıkların ileri yaşlarda sıklıkla görüldüğünü, hastalara genellikle diz protezi yapıldığını belirtti.

Genç bir hastaya protez yapmak yerine eklemi kurtarmanın daha önemli olduğunu vurgulayan Arazi, “Protez yapılırken, eklemin iç kısmı operasyonla çıkarılıp, yerine yapay eklem konuluyor. Bu operasyonda ise hastamızın kendi eklemini ve kıkırdağını çıkarmadan dizdeki eksen bozukluğunu düzelterek simetrik hale getirdik. Hastamızın ameliyat olmasının üzerinden 48 saat geçmesine rağmen ayağının üzerine rahatlıkla basabiliyor. ” diye konuştu.

– “Özellikle genç hastalarda uygulanmalı ”

Arazi, hastanın diz protezi takılarak tedavi edilmesi yerine eklem koruyucu cerrahi yöntemle düzeltme yapılarak yürümesini sağladıklarını anlattı.

Hastanın 2-3 gün içerisinde hiç ameliyat olmamış gibi ayağının üzerine basabildiğini aktaran Arazi, şöyle devam etti:

“Bu tip eklem bozukluklarında, protez uygulanmadan yapılan ameliyatlar özellikle genç hastalarda uygulanmalıdır. Son yıllarda yeni geliştirilen implant sistemleri sayesinde sağlam tespitler yapabiliyoruz. Bu da hastamızın erken dönemde ayağının üzerine basabilmesine katkı sağlıyor. Hastamız, ameliyatın ardından simetrik şekilde yere bastığında kaybolan kıkırdağın yerinde, eklem kıkırdağına benzer bir dokunun yavaş yavaş oluştuğunu tespit ettik. Dolayısıyla bu ameliyat, kemik bozulmasından kaynaklı kaybolan kıkırdağın tekrar canlanmasını sağlaması bakımından da önemli bir yaklaşımdır. ”

– “Bu ameliyat yöntemi proteze çok ciddi bir rakip ”

Prof. Dr. Arazi, özellikle beden gücüyle çalışanlarda bu tip ameliyat yapmayı tercih ettiklerine değinerek, şunları kaydetti:

“Diz ekleminde fazla bir kemik deformasyonu yapılmadığı için iyileşmesi daha kısa sürüyor. Bu ameliyat yöntemi proteze çok ciddi bir rakip. Özellikle bu durumdan şikayetçi olup ameliyat olan hastaların en büyük isteği diz çökebilmek. Bu yöntemle yapılan ameliyatta hastalarımızın diz çökebilmesi de mümkün hale geliyor. ”

Hasta Sinan Eren ise 4 yıldır devam eden ağrılarından kurtulduğu için çok mutlu olduğunu vurguladı.

Operasyon sonrası ağrısının kalmadığını anlatan Eren, “Ağır iş yapmam sebebiyle bir süre sonra ayakta duramamaya başladım. Ameliyattan iki gün sonra yavaş yavaş yürümeye başladım. Bir an önce iyileşip işime geri dönmeyi istiyorum. ” ifadelerini kullandı.

Categories
Alaturka Gazetesi

Diz protezi yerine “eklem koruyucu” yöntemle yürüdü

KONYA (AA) – SAVAŞ GÜLER – Yaptığı iş nedeniyle dizindeki kemikte şekil bozukluğu gelişen hasta, uygulanan eklem koruyucu cerrahi yöntemle kıkırdağın tekrar canlanması sayesinde kısa sürede yürümeye başladı.

Dizindeki ağrılar sebebiyle Niğde'den Konya'ya tedavi için gelen 49 yaşındaki inşaat işçisi Sinan Eren, Farabi Hastanesi ortopedi ve travmatoloji uzmanı Prof. Dr. Mehmet Arazi tarafından gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuştu.

Prof. Dr. Arazi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu tür operasyonların yaygınlaşmasının, protez kullanımını azaltabileceğini söyledi.

Hastanın şiddetli ağrı, diz bükememe ve işinde aktif çalışamama şikayetiyle geldiğini ifade eden Arazi, “Hastamız yaklaşık 4 yıldır ağrılarının olduğunu söyledi. Sol dizindeki kemikte şekil bozukluğu olduğunu gördük. Dizi içe doğru eğilmiş ve kemiklerde asimetrik bir yüklenme vardı. Bunun neticesinde ise eklemin fazla basan tarafında hiç kıkırdak kalmamıştı. ” dedi.

Arazi, bu tür hastalıkların ileri yaşlarda sıklıkla görüldüğünü, hastalara genellikle diz protezi yapıldığını belirtti.

Genç bir hastaya protez yapmak yerine eklemi kurtarmanın daha önemli olduğunu vurgulayan Arazi, “Protez yapılırken, eklemin iç kısmı operasyonla çıkarılıp, yerine yapay eklem konuluyor. Bu operasyonda ise hastamızın kendi eklemini ve kıkırdağını çıkarmadan dizdeki eksen bozukluğunu düzelterek simetrik hale getirdik. Hastamızın ameliyat olmasının üzerinden 48 saat geçmesine rağmen ayağının üzerine rahatlıkla basabiliyor. ” diye konuştu.

– “Özellikle genç hastalarda uygulanmalı ”

Arazi, hastanın diz protezi takılarak tedavi edilmesi yerine eklem koruyucu cerrahi yöntemle düzeltme yapılarak yürümesini sağladıklarını anlattı.

Hastanın 2-3 gün içerisinde hiç ameliyat olmamış gibi ayağının üzerine basabildiğini aktaran Arazi, şöyle devam etti:

“Bu tip eklem bozukluklarında, protez uygulanmadan yapılan ameliyatlar özellikle genç hastalarda uygulanmalıdır. Son yıllarda yeni geliştirilen implant sistemleri sayesinde sağlam tespitler yapabiliyoruz. Bu da hastamızın erken dönemde ayağının üzerine basabilmesine katkı sağlıyor. Hastamız, ameliyatın ardından simetrik şekilde yere bastığında kaybolan kıkırdağın yerinde, eklem kıkırdağına benzer bir dokunun yavaş yavaş oluştuğunu tespit ettik. Dolayısıyla bu ameliyat, kemik bozulmasından kaynaklı kaybolan kıkırdağın tekrar canlanmasını sağlaması bakımından da önemli bir yaklaşımdır. ”

– “Bu ameliyat yöntemi proteze çok ciddi bir rakip ”

Prof. Dr. Arazi, özellikle beden gücüyle çalışanlarda bu tip ameliyat yapmayı tercih ettiklerine değinerek, şunları kaydetti:

“Diz ekleminde fazla bir kemik deformasyonu yapılmadığı için iyileşmesi daha kısa sürüyor. Bu ameliyat yöntemi proteze çok ciddi bir rakip. Özellikle bu durumdan şikayetçi olup ameliyat olan hastaların en büyük isteği diz çökebilmek. Bu yöntemle yapılan ameliyatta hastalarımızın diz çökebilmesi de mümkün hale geliyor. ”

Hasta Sinan Eren ise 4 yıldır devam eden ağrılarından kurtulduğu için çok mutlu olduğunu vurguladı.

Operasyon sonrası ağrısının kalmadığını anlatan Eren, “Ağır iş yapmam sebebiyle bir süre sonra ayakta duramamaya başladım. Ameliyattan iki gün sonra yavaş yavaş yürümeye başladım. Bir an önce iyileşip işime geri dönmeyi istiyorum. ” ifadelerini kullandı.

Categories
Kültür Sanat

Hayvanların "eli ayağı" oluyor

İSTANBUL (AA) – HİKMET ORÇUN ÜRESİNLER – Veteriner hekim Doç. Dr. Emin Cem Perk, tek ve çift bacak implant protez tekniğiyle hayvanları uyutulmaktan kurtarıyor.

İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nden 1985'te mezun olan Perk, aynı fakültede akademik çalışmalarına devam etti. Perk, 2012'de doçent unvanıyla emekli oldu ve Anatolia Hayvan Hastanesi'nde hizmet vermeye başladı.

Hayvanlarda genel, ortopedik, ayak, plastik ve rekonstrüktif cerrahisi, göz hastalıkları, protez implant alanlarında uzmanlaşan Perk, mesleki deneyimlerini ve geliştirdiği teknikleri AA muhabirine anlattı.

İngiliz bir bilim adamının 2009'da gerçekleştirdiği çift bacak implant protez uygulamasının kendisinde ufuk açtığını dile getiren Perk, araştırmalarını bu konu üzerinde yoğunlaştırdığını anlattı. Başarısında İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü'nde profesör olan eşi Aliye Aras Perk'in büyük payı bulunduğunu belirten Emin Cem Perk, eşinin, protez implant literatürlerinin temini konusunda kendisine çok yardımcı olduğunu söyledi.

Perk, 2013 yılında tek bacağı kesilmek zorunda kalınan bir kedide gerçekleştirdiği protez implantın Türkiye'de kediler üzerinde yapılan ilk uygulama olduğunu anlatarak, bu konudaki ikinci başarılı deneyimini 2014'te yaşadığını dile getirdi.

Emin Cem Perk, “Bu iki uygulama beni oldukça cesaretlendirdi. 2016 yılında yine Türkiye'de bir ilke imza atarak, çift bacağa implant protez uygulaması yaptım. Bu 3 uygulamada da başarılı olmak beni çok gururlandırdı. Bundan sonra da Türkiye'de yapılmayanı yapmak için çalışmalarıma devam etmek istiyorum. ” dedi.

Türkiye'de veterinerlik alanında ilklere imza atan Perk, şimdiye kadar ki çalışmalarını ekibi olmadan başarıya ulaştırmasının mümkün olmadığının altını çizdi.

Teknolojiyle birlikte protez implant uygulamasının geliştiğinin altını çizen Perk, önceki yıllarda kaza geçiren hayvanların çoğu zaman uyutulmak zorunda kalındığını anlattı. Teknolojinin yaşam süresini de olumlu yönde etkilediğini ifade eden Perk, “Şimdi çok şükür ki veteriner ortopedide gelişen teknolojiyle birlikte bu hayvanların uyutulması gerekmiyor. Artık hayatlarına sağlıklı bir şekilde devam edebiliyorlar. ” diye konuştu.

Türkiye'deki ilk çift bacak implant protez tedavisini “Sarpro ” ismini verdikleri kedide uygulayan Perk, şu bilgileri verdi:

“Zorlu bir tedavi süreci ve 3 ameliyattan geçen Sarpro, şu anda diğer kediler gibi sağlıklı bir şekilde hayatına devam ediyor. Zıplaması, yürümesi ve diğer kedilerle sosyalleşmesinde bir sorun yaşamıyor. Hayvanseverlerin kaza geçirmiş hayvanları hemen uyutma yöntemine gitmemelerini, hekimlerine güvenerek gelişen teknolojik uygulamalarla birlikte yaşamlarına devam edebileceklerini bilmelerini istiyorum. ”

Perk, hayvanlarda bir kısırlaştırma yöntemi olan vazektomiyi de ilk uygulayan veteriner hekim olduğunu belirtti.

– “Ameliyathane bir ibadethane gibidir ”

Doç. Dr. Emin Cem Perk, ameliyathanenin kesin kuralları olduğunu, en ufak bir hatanın canlı hayatına mal olabileceğini ifade ederek, ameliyathaneyi ibadethaneye benzetti.

Veteriner cerrah olmanın her şeyden önce ciddi bir eğitim sürecinin geride bırakılmasını gerektirdiğini anlatan Perk, şöyle devam etti:

“Benim şu an 30 yıllık mesleki birikimim var. Hocalarımın bana öğrettiklerine, birikimlerimi de ekleyerek kendimi sürekli geliştiriyorum. Ağzı dili olmayan varlıkların şifaya kavuşması için ekibimle birlikte başarılı olmak bizi çok mutlu ediyor. Benim elimin titremesinin boyutu, canlının alacağı hasarla doğru orantılı. Dolayısıyla çok dikkatli olmak gerekiyor. Hatta iyi bir cerrah olmak için uyku düzeninden tutun da yaşam tarzınıza kadar çok şeye özen göstermeniz şart. Tedavisini yaptığım bir canlının karşımda sağlıklı olduğunu görünce hem mutlu oluyorum hem de kendime güvenim artıyor. Ben de bu aşkla birlikte ellerim tutana kadar canlı hayatına dokunmaya devam edeceğim. ”

– Kurtarılan Sarpro şimdi Almanya'da yaşıyor

Doç. Dr. Perk tarafından çift bacak implant protez tedavisi yapılan “Sarpro ” adlı kediyi kaza geçirmiş halde bulan eski manken Aylin Arasıl da yaşadıklarını anlattı.

Sokağında, her gün beslediği kedilerden birinin yaklaşık bir ay sonra kaza geçirmiş halde döndüğünü dile getiren Arasıl, şunları kaydetti:

“Her gün besleme yaptığım alanlarda gördüğüm kedi ve köpeklerle aramızda bir bağ oluştu. Biri bir gün gelmezse merak eder, ertesi gün geldiğini görünce içim rahatlardı. Kendini sevdirmeyen sarman cinsi bir kedi vardı. Yaklaşık 1 ay yemek yemeye gelmedi. Döndüğünde korktuğum şeyin olduğunu gördüm; kaza geçirmişti. Motora sıkıştığını tahmin ediyoruz, çünkü arka ayakları simetrik bir şekilde parçalanmıştı. Kan revan içinde kalmış kediyi annemle birlikte apar topar hastaneye götürdük. Hemen müdahalede bulundular. 3 ameliyat geçiren Sarpro, 11 aylık tedavi sonrası sağlığına kavuştu. Ona sarman ve protezli olduğu için Sarpro ismini verdim. Artık ismini bilip seslendiğinizde bakıyor. 14 Şubat 2016'da, Almanya'da yaşayan Amerikalı bir kadın onu sahiplendi ve gelip benden aldı. Şu an çok mutlu bir yaşamı var. Sahiplenen kadın, hemen her gün video ve fotoğraflar gönderiyor. Sarpro'nun mutlu ve sağlıklı olduğunu görünce ben de çok mutlu oluyorum. Cem Bey ve ekibine çok teşekkür ediyorum. ”

Categories
Sağlık

Hastaya özel implant için 3 boyutlu görüntüleme

ERZURUM (AA) – YUNUS HOCAOĞLU – Erzurum Teknik Üniversitesinde (ETÜ), Türkiye’de az sayıdaki merkezde bulunan “Seçici lazer ergitme yöntemi” ile kafatasından dişe, kalçadan çeneye kadar hastaya birebir uygun implant üretimi yapılıyor.

Üniversite yerleşkesinde bulunan Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’ndeki (YÜTAM) laboratuvarda, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK) vizyon 2023 kararında yer alan belge çerçevesinde üretilen implant, birçok hastaya umut oluyor.

Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunca belirlenen ve teknolojik alanlar içerisinde de desteklenen implant üretim yöntemi, tıp bilimine de önemli katkılar sağlıyor.

Bu yöntemde, implanta ihtiyacı olan hastanın fiziksel ve geometrik ölçüleri alınıp, vücut yapısına uygun implant yapılabiliyor.

Sağlık kuruluşlarından gelen talepler üzerine YÜTAM’da söz konusu yöntem ile üretilen diş, kafatası parçaları, ortopedik cerrahide kullanılan diz, çene ve kalça imlantı gibi ürünler, Türkiye’nin çeşitli illerine gönderilerek doktorlar tarafından hastalarına uygulanıyor.

ETÜ Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve YÜTAM Müdürü Doç. Dr. Fatih Yetim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, seçici lazer ergitme yöntemi sayesinde, klasik üretim yöntemleri ile yapımında zorluk çekilen ürünleri elde ettiklerini söyledi.

– Paslanmaz çelikten implant üretiliyor

Yetim, cihazın, 3 boyutlu yazıcı mantığıyla çalıştığını ve metalik malzemelerden implantlar ürettiğini belirterek, “Piyasadaki yazıcılar polimerik malzemeler üretirken bu cihaz implantı metalik malzemelerden üretiyor. Özellikle titanyum, kobalt, krom ve paslanmaz çelik tozlarını kullanarak implantı elde ediyoruz.” dedi.

Bu yöntemin hastaya özel olduğunu vurgulayan Yetim, “En çok kullandığımız alan, hastaya özel implant tasarımı dediğimiz kısımdır. Kişi, boy ve kilo gibi fiziksel ve yapısal farklılıklar gösterebilir. Biz de uygun tomografi görüntüleme tekniğini modelleyerek her hastanın geometrisi ve fiziki özelliğini 3 boyutlu olarak cihaza aktarıyoruz. Cihaz, içerisine koyduğumuz metalik tozları her hastanın yapısına göre lazerle çizerek işliyor. Yani cihaz, hastanın implanta ihtiyaç duyması halinde fiziki ve geometrisine uygun şekilde üretim yapıyor.” diye konuştu.

Yetim, doktorların genelde tecrübelerine dayanarak uygun implantı hastaya uyguladıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Geleneksel yöntemlerdeki implant malzemeleri standarttır. Doktor da bu kapsamda tecrübelerine dayanarak en uygun olduğunu düşündüğü implantı hastaya uygulamaktadır. Bu bazen hastalara uyum sağlamıyor ve sıkıntı yaşatabiliyor. Bu cihazın önemi de tam da burada ortaya çıkıyor. Seçici lazer ergitme yöntemi bunun için biçilmiş bir kaftan. Bu cihaz sayesinde hastaya birebir uygun üretilen implantın, hekim tarafından hastaya uygulanmasını sağlıyoruz. Böylece insanların daha rahat yaşam sürmelerinin yanı sıra daha uzun implant kullanmalarına da olanak sağlamış oluyoruz.”

– “Kafatasına uygun implant üretmek için biçilmiş kaftan”

Cihazın, sağlık sektörünün yanı sıra havacılık ve savunma sanayisi içinde önemli olduğunu aktaran Yetim, şu ifadeleri kullandı:

“Kaza yaralanmalarında veya terör olaylarında mağdur olan insanlarımız var. Özellikle kafa tası yaralanmalarında kafa tası geometrisine uygun implant bulmak problem. Bunun için de seçici lazer ergitme cihazı biçilmiş kaftan. İnsan kafatasına uygun bir model elde edip cihaza tanıttığımız zaman oradaki yaralanmaları ve hasarların giderilmesine yönelik implantlarda hastaya özel olarak cihazımızda yapılabiliyor. Yine cihazın diğer bir avantajı da sadece sağlık alanında değil havacılık, otomotiv ve savunma sanayisine de açık olmasıdır.”

Yetim, seçici lazer ergitme yöntemi ile üretilen implantların maliyetinin az olması sebebiyle piyasaya göre daha uygun, hafif ve sağlam olduğunu bildirdi.

Categories
Ekonomi

Kocaeli’den 22 ülkeye diş implantı ihracatı

KOCAELİ (AA) – ŞAHİN OKTAY – Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Marmara Araştırma Merkezi (MAM) ve DTİ İmplant firması iş birliğinde yerli imkanlarla geliştirilen diş implantları, 22 ülkeye ihraç ediliyor.

TÜBİTAK MAM iş birliğiyle geliştirilen yerli implantın üretimi için 2012’de İstanbul’da fabrika kuran firma, yurt dışından gelen yüksek talebin karşılanamaması üzerine üretim tesislerini Türkiye’nin tek teknoloji geliştirme ve serbest bölgesi olan Kocaeli’deki TÜBİTAK Marmara Teknokent’e (TÜBİTAK MARTEK) taşıdı.

Firma, Avrupa’nın en büyük implant üretim tesislerinden biri olan Kocaeli’deki yeni fabrikasında yeni yılda 500 bin üretim adedine ulaşmayı hedefliyor.

DTİ İmplant Genel Müdürü Talat Buğur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tıp öğrencisi olduğu yıllarda kurduğu yerli diş implantı üretme hayalini, 2012’de TÜBİTAK’ın desteğiyle gerçeğe dönüştürdüğünü söyledi.

TÜBİTAK MAM Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü ile sahibi olduğu DTİ İmplant’ın kamu, özel sektör ve üniversite iş birliğinin başarılı bir örneğini sergilediğini belirten Buğur, yaptıkları Ar-Ge çalışmaları sonucu implant uygulamalarıyla yüzey teknolojisinde yeni bir sayfa açtıklarını kaydetti.

– “Hastalar daha kısa sürede uzun ömürlü dişlere kavuşuyor”

Buğur, yüzde 100 yerli bilgi birikimi ve iş gücü kullanarak geliştirdikleri ve “DTİ Active” adını verdiklerini yüzey teknolojisiyle implant uygulamalarında ilk 2 haftada implant yüzeyinde yüzde 65’ten fazla kemik dokusu oluşmasını sağladıklarını vurgulayarak, “Böylece, hastalar implant üstü protezlerine çok daha kısa sürede sahip olabilmektedirler. Kullanım memnuniyetini en üst düzeye çıkaran DTİ Active yüzey sayesinde hastalar aylarca beklemeden, çok daha kısa sürede uzun ömürlü dişlere kavuşuyor.” diye konuştu.

DTİ Active’i dünyanın en pahalı diş implant yüzeyi olan “SLA Active” yüzey kaplama teknolojisine rakip bir teknik olarak geliştirdiklerini anlatan Buğur, “Mevcut teknolojiyle implantın sıvı içerisinde saklanması ve bir yıl içerisinde kullanılması gerekiyordu. Biz ise farklı bir teknoloji kullanarak SLA Active yüzeyi kuru olarak elde ettik ve raf ömrünü 5 yıla çıkardık.” dedi.

Buğur, saklanmasında ve sterilizasyonunda çok önemli avantajlara sahip olan bu ürünün sadece Türkiye’de üretildiğini, TÜBİTAK MARTEK’te kurdukları yeni fabrikada ilk etapta yıllık 250 bin ve hemen sonrasında da 500 bin adet implant üretmeyi ve bunların önemli bir kısmını ihraç ederek ülkeye döviz kazandırmayı amaçladıklarını belirtti.

– “22 ülkeye ihracat yapıyoruz”

Türkiye’de yılık implant pazarının 350-400 bin civarında olduğuna dikkati çeken Buğur, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Avrupa ülkelerinde yılda 5,5 milyon, dünya genelinde ise 40 milyon civarında implant kullanılıyor. Dünya implant pazarının büyüklüğü 4,5 milyar dolar olarak tahmin ediliyor ve sektör global olarak yılda yüzde 12 büyüyor. Bu önümüzde ciddi fırsatlar olduğunu bize gösteriyor. Avrupa Birliği’ne ciddi ihracat rakamlarına ulaştık. Dünya genelinde 22 ülkeye ihracatımız devam ediyor. Şu anda yurt dışından gelen talebin tamamını karşılayamıyoruz. Önümüzdeki yıl ciddi bir ihracat atağına başlayacağız. Almanya, İsviçre, ABD ve Uzakdoğu’da ofis kurma çalışmalarına başladık.”

Buğur, 2012’den bu yanan gelinen süreçte diş implantında ithalatın neredeyse kesildiğini aktararak, “Biz bu ürünleri üretmiyor olsaydık ithal etmeye devam edecektik. Katma değeri yüksek bu ürünleri üretip, ihraç ederek bir anlamda cari açığın kapatılmasına da ciddi katkı sağlıyoruz.” ifadelerini kulandı.

Yerli üretimle Türk hastaların yüzde 50’ye varan fiyat avantajı elde ettiğine dikkat çeken Buğur, fiyatların düşmesiyle Türkiye’deki implant kullanımının da yaygınlaşacağını tahmin ettiklerini kaydetti.

Categories
Sağlık

“İmplantlar da diş gibi bakım ister”

ANKARA (AA) – DUYGU YENER – Meffert İmplant Enstitüsü Başkanı Dr. Ali Arif Özzeybek, implantların da gerçek dişler gibi bakım istediğini belirterek, “İmplantlara da gerçek dişlerimiz gibi bakılmalı ve özen gösterilmeli. Günde üç kez fırçalamak, ağız gargarası kullanmak, yılda en az bir kez diş hekimine kontrole gitmek gerekiyor.” dedi.

Özzeybek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son zamanlarda implantlar konusunda bazı olumsuz haberler gündeme geldiğini, bu nedenle hastaların doğru bilgilendirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi.

Hastaların tedavi öncesi çok iyi bir araştırma yapması gerektiğini vurgulayan Özzeybek, ucuz implanttan kaçınılması gerektiğini belirtti.

İmplantı uygulayacak hekimin iyi bir eğitim almasının önemine değinen Özzeybek, “Eğitim sertifikasını veren kuruluşun hangisi olduğu büyük önem taşıyor. Öte yandan, tedavinin başarısında, hastanın implantına gösterdiği özen de çok önemli. İmplantlara da gerçek dişlerimiz gibi bakılmalı ve özen gösterilmeli. Günde üç kez fırçalamak, ağız gargarası kullanmak, yılda en az bir kez diş hekimine kontrole gitmek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Diş implantı tedavisinde başarısızlıkta en büyük faktörün kötü yapılan protez olduğunu bildiren Özzeybek, “Tedavide iyi bir protez planlaması başarıyı çok etkiliyor. Zirkonyum protezler en kullanışlı olanlar.” diye konuştu.

Özzeybek, iyi bir diş implantı tedavisinde başarı oranının yüzde 98 olduğunu vurgulayarak, “Hastalar araba alırken gösterdikleri özeni implant yaptırırken de göstermeli.” dedi.

– Sigara alışkanlığı başarısızlık nedeni

Sigara alışkanlığının implant tedavisinde kesin başarısızlık etkeni olduğunu bildiren Özzeybek, “Kanser tedavisi ve kemoterapi görenlerin implant yaptırmaması gerektiği” inanışının yanlış olduğunu dile getirdi. Özzeybek, “Kemoterapi alanlardaki başarı yüzdeleri ile almayanlar arasında çok az bir fark var. Yani bu hastalarda da implant tedavisinde başarılı sonuçlar elde edilebiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Aynı durumun organ nakli yapılan hastalar için de geçerli olduğunu belirten Özzeybek, “Organ nakli geçiren hastalara da uygun tedavi yöntemi ile başarılı implant uygulamaları yapılabiliyor.” şeklinde konuştu.

Tedavide lazer ile üretilenlerin tercih edilmesi halinde, kemik ile implant kaynaşmasında başarı oranının yüzde 18 arttığını anlatan Özzeybek, “Ayrıca porselenin üzerine oturduğu dayanağın kalitesi de çok önemli. Hastalarımızdan yapılan geri bildirimlerde, sanayide üretilenlerin bile kullanıldığı söyleniyor. Bu tür kalitesiz ürünler, implantta hareketliliğe ya da kemik erimesine yol açıyor.” dedi.

– İmplant tedavisi nedir?

Travma, tümör veya en sık rastlanan biçimiyle doğal dişlerin kaybedilmesi sonucu ağızda kemik kaybı oluşabiliyor. Ağızda kemik kaybı, bu durumdaki bir kişinin doğal koşullar altında yeni bir kemik sahibi olamayacağı anlamına geliyor. Böyle bir durumda halk arasında ”diş ekimi” olarak bilinen implant uygulamalarına başvuruluyor.

Tek diş eksikliğinde, yandaki dişler kesilmeden tek implant uygulanabiliyor. Kısmi dişsizlikte ise hareketli protezler yerine implant uygulamasıyla sabit protezler yapılabiliyor. Tam dişsizlikte de sabit bir protez yapılabildiği gibi her çeneye 2 veya 4 implant yerleştirerek tam protezin tutuculuğu artırılabiliyor.