Dededen kalma atölyeden 1 milyon liralık ihracat

BARTIN (AA) – SELİM BOSTANCI – Bartın'da dedelerinden kalma 20 yıllık atölyeyi bin 200 metrekarelik fabrikaya dönüştüren kardeşler, Ortadoğu ülkelerine 1 milyon dolarlık balta, kürek, çekiç ve fırça sapı ihracatı gerçekleştirdi.

Ulus ilçesi Kumluca beldesinde 1999'da dedeleri tarafından bir torna makinesiyle kurulan ahşap el aletleri atölyesinde çıraklık yaparak mesleğe ilk adımı atan Ergin (24) ve Erdi Ergül (22) kardeşler, bir süre sonra babalarından üçüncü kuşak olarak devraldıkları iş yerinde balta, kürek, keser sapı üretimi yapmaya başladı.

Atölyenin yetersiz kalması üzerine 2009 yılında 3 milyon lira yatırım yaparak üretimlerini 3,5 dönüm arazi üzerine kurdukları bin 200 metrekarelik kapalı alana sahip fabrikaya taşıyan Ergül kardeşler, bugün Ortadoğu ülkelerine yıllık 1 milyon dolar civarında ihracat yapıyor.

– "80 metrekarelik atölyeden fabrikaya"

Ergin Ergül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 80 metrekarelik atölyede başladıkları ahşap torna işinde bugün İran, Irak, Suriye gibi Ortadoğu ülkelerine ihracat yapan bir şirkete dönüştüklerini söyledi.

Büyükbabasının kendi başına balta sapı ürettiği atölyeden bugün 25 kişinin çalıştığı fabrikada yıllık 3 milyon adet ahşap sap ürettiklerini anlatan Ergül, şöyle konuştu:

"Dedemizin evin altında kurduğu 80 metrekarelik atölyeyi zamanla 200 metrekareye çıkardık ancak burası yetersiz gelince yer arayışımız oldu, bin 200 metre kapalı alana sahip 3,5 dönümlük alanda fabrikasyon üretime başladık. Burada çeşitlerimizi artırarak balta, kürek, keser, çekiç, kazma, balyoz ve fırça sapı üretiyoruz. Yeni alanımıza taşındığımız 2013'ten bu yana özellikle makineleşmeye yaklaşık 3 milyon lira yatırım yaptık. İç piyasanın yanında ilk ihracatımız Irak'a oldu, ardından İran, Suriye ve Kıbrıs'a ürün göndermeye başladık. Ayda 4 tır ürün gönderiyoruz."

– "Yeni yatırımlarla tesisimizi 2 katına çıkaracağız"

Ergül, fabrikalarında yılda 4 bin metreküp ağaç işlendiğini ve yaşadıkları orman bölgesinde ham madde sıkıntısı yaşamadıklarını dile getirerek, ağaçları, orman işletme müdürlüklerinden temin ettiklerini bildirdi.

Böyle bir bölgede bulunmanın avantajıyla orman ürünlerini ekonomiye kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını anlatan Ergül, "Hedefimiz yaptığımız ve yapacağımız yatırımlarla bir numara olmak. Şu anda siparişleri karşılayamıyoruz. Önümüzdeki birkaç yıl içinde yapacağımız 4-5 milyon liralık yatırımla fabrikamıza yeni tesisler ekleyerek, üretim tesisimizi iki katına çıkartacağız. İhracatımızı da yüzde 100 büyütme hedefindeyiz." ifadelerini kullandı.

Ergül, 2 bin 500 nüfuslu bir beldeden ürün ihraç etmenin kendilerini gururlandırdığını ve özellikle ekonomik olarak zor süreçten geçen ülkeye ihracatla katkı sunmanın gayretinde olduklarını vurgulayarak, babaları Halil Ergül'ün de desteğiyle yürüttükleri işletmelerindeki en büyük sorunun enerji yetersizliği olduğunu sözlerine ekledi.

Advertisements

Aile şirketinin fındıklı ürünleri dünyanın dört bir yanında

ORDU (AA) – HAYATİ AKÇAY – Ordu'da yaklaşık 85 yıldır faaliyetini sürdüren bir aile şirketi, ürettiği doğal ve işlenmiş fındıklı ürünleri 40'ı aşkın ülkeye satıyor.

Kentte 1933 yılında Dursun Gürsoy tarafından kurulan Gürsoy Tarımsal Ürünler Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ, dört kuşaktır faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor.

Yaklaşık 400 işçinin istihdam edildiği firmada üretilen fındıklı ürünler, iç piyasanın yanı sıra 40'ı aşkın ülkede damakları tatlandırıyor.

Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi Halit Gürsoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1933 yılından bu yana Türkiye'nin kıymetli tarım ürünü fındığı alıp işleyen ve ihraç eden bir firma olduklarını söyledi.

Fındığı sadece naturel olarak değil, işlenmiş haliyle de sattıklarını belirten Gürsoy, "Bugün Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere Uzak Doğu, Amerika hatta Güney Afrika'ya kadar fındıklı ürünlerimizi ihraç ediyoruz." dedi.

Gürsoy, endüstriyel ürünler haricinde tüketicinin kullandığı ürünlerin satışlarını yaptıklarını ifade ederek, insanların raflardan gidip alabilecekleri fındık kreması, ezmesi ve unu gibi birçok ürünü dünyanın dört bir tarafına ulaştırdıklarını aktardı.

Ürünlerini sattıkları ülke sayısını artırmak için Ar-Ge çalışmalarının sürdüğüne dikkati çeken Gürsoy, bunun yanında yurt dışındaki gıda fuarlarına katılarak ürünlerinin tanıtımını yaptıklarını kaydetti.

– "Ordu ve ülke ekonomisine ciddi katkı sunuyoruz"

Gürsoy, Avrupa Birliği pazarının damak tadı anlamında kıymetli olmasına rağmen büyüyen bir pazar olmadığını belirterek, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla dünyanın birçok yerine ve kıtasına artık gözümüzü dikmiş durumdayız. Bunların başında Kuzey Amerika gibi nüfusun yoğun olduğu ülkeler geliyor. Buralar da bizim için kıymetli pazarlar. Her pazarın kendi dinamikleri var. Bu dinamikleri de göz önüne alarak o pazarlarda olabilmek için farklı stratejileri ortaya koymaya gayret ediyoruz."

Firmalarının iç ve dış pazarda çikolata, pasta, şekerleme, dondurma ve bisküvi sektörlerinin lider markalarıyla çalıştığına vurgu yapan Gürsoy, yıllık 300 milyon lira civarında cirolarının olduğunu, hem ülke hem de Ordu ekonomisine ciddi anlamda katkı sunduklarını söyledi.

– Dört kuşaktır fındıklı ürünler ihraç ediliyor

Gürsoy, 85 yıllık mazisi olan firmalarının dört kuşaktır fındıklı ürünleri dünyanın dört bir tarafına ihraç ettiğini kaydederek, "Firmamız ilk olarak 1933 yılında Dursun Gürsoy tarafından kuruldu. Daha sonra aile şirketi olarak devam eden firmamızda görevi dedem Halit Gürsoy devraldı. Dedemin vefat etmesiyle firma 1980'lı yıllarda babam Dursun Oğuz Gürsoy ve amcam Nejdet Gürsoy tarafından yönetilmeye devam etti. Şu anda bizler de dördüncü kuşak olarak kuzenlerimizle aile şirketimizi yönetmeye devam ediyoruz." diye konuştu.

– "Bizim için önemli olan istihdam"

Halit Gürsoy, kendileri için önemli olanın cirodan ziyade istihdama sundukları katkı ve bunun da sürdürülebilirliği olduğuna işaret etti.

Firmanın insan sağlığı ve hijyeni hep ön planda tuttuğunu vurgulayan Gürsoy, "Ortada adından kaliteyle söz ettiren bir firma var. Firmamızın bu noktalara gelmesinde dört neslin büyük emekleri var. Amacımız bu firmayı sonraki nesillere de en iyi şekilde devredebilmek." ifadesini kullandı.

Çobanbey Gümrük Kapısı'nda sona gelindi

GAZİANTEP (AA) – MEHMET AKİF PARLAK – Fırat Kalkanı Harekatı ile terörden arındırılan Suriye'nin Bab ve Çobanbey ilçeleri başta olmak üzere, bölgede bulunan şehirlerin yeniden kalkınması için hayati rol oynayan Kilis'in Elbeyli ilçesindeki Çobanbey Gümrük Kapısı'nın yenileme çalışmalarının 40 gün içinde tamamlanması planlanıyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Gaziantep'e 57, Kilis'e 34 kilometre uzaklıktaki Çobanbey Gümrük Kapısı, 1949'da demir yolu hudut kapısı olarak hizmete açıldı. 2009 yılında geçici kara hudut kapısı olarak hizmet veren gümrük kapısı, 2011'de Suriye'de iç savaş başlayınca kapatıldı.

Ticaret Bakanlığı, savaş nedeniyle durma noktasına gelen iki ülkenin ticaretini yeniden canlandırmak için Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarıyla terör unsurlarından arındırılan bölgelere açılan mevcut kapıları onarma işlemine başladı.

Bu kapsamda başta Bab ve Çobanbey olmak üzere bölgede bulunan şehirlerin yeniden kalkınması için daha önce sadece yolcular ile onların beraberinde getirdikleri eşyaların geçirildiği "B sınıfı gümrük" niteliğinde olan kapı, son düzenlemelerle her türlü gümrük işleminin yapılabildiği "A sınıfına" yükseltildi.

Artan yoğunluk ve ticaret talebinin ardından bakanlık 19 Haziran'da gümrük sahasını genişletmek ve içinde bulunan tüm donanımları modern hale getirmek için çalışmalara başladı.

Yeni gümrük sahasının inşaatı, devam eden geçişlerin aksamaması adına mevcut kapının hemen yanına yapıldı. Türkiye'de ilk defa Karkamış Gümrük Kapısı'nda uygulanan "tek durak" sistemi, bu kapıda da uygulanmaya başlanacak.

Sistem sayesinde sürücüler araçlarından inmeden sırasıyla kantar tartı, pasaport , gümrük tescil ve muayene işlemlerini yaptırarak çıkışı gerçekleştirecek. Bu sayede de gümrük işlemlerinin hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirilmesinin önü açılacak.

– 10 ayda 25 bin tır ürün gönderildi

Başta inşaat ve gıda malzemesi olmak üzere birçok temel ihtiyaç malzemesinin ticaretinin yapıldığı gümrük kapısı, modernizasyonla artan ticaret hacmini karşılayabilecek nitelikte hizmet verecek.

Alt yapısından üst yapısına kadar hemen her alandaki fiziki imkanların neredeyse sil baştan yapıldığı gümrük kapısında, inşaat çalışmalarının yaklaşık 40 gün içinde tamamlanması planlanıyor.

Tamamlandığında Karkamış ve Öncüpınar gümrük kapılarında oluşan yoğunluğu azaltacak olan gümrük kapısı, bu anlamda da oldukça büyük öneme sahip.

Suriye'ye yılın ocak-ekim döneminde 25 bin tır ürün çıkışının yapıldığı Çobanbey Gümrük Kapısı'nın, modern haliyle devreye girmesiyle 50 bin tıra hizmet vermesi bekleniyor.

Hatay maydanozuna ilgi artıyor

HATAY(AA) – OZAN EFEOĞLU – Türkiye'nin maydanoz üretiminde önde gelen merkezlerden Hatay'da, iki yıl önce yaklaşık 20 bin dekar olan üretim alanı bu yıl 38 bin 65 dekara çıkarken, toplam rekolte yaklaşık 23 bin tondan 45 bin tona yükseldi.

Verimli toprakları ve uygun iklim yapısıyla çok sayıda meyve ve sebzenin yetiştirildiği Hatay'da maydanoz da çiftçiler tarafından tercih edilen ürünler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Yetiştirme kolaylığı sayesinde maydanoza talebin artması, üretim alanı ve rekolteye de yansıdı.

Hatay İl Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre, kentte 2016 yılında 20 bin dekar alanda yaklaşık 23 bin ton üretim yapılırken, bu yıl 38 bin 65 dekar alanda 45 bin tona yakın maydanoz yetiştirildi.

Son iki yılda yaklaşık iki katına çıkan üretimin yüzde 20'si Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor.

Özellikle deniz kenarında bulunan Arsuz ilçesinde yoğun olarak yapılan maydanoz üretimi, kent ekonomisinin önemli gelir kaynakları arasında yer alıyor.

Arsuz Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Nal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uygun iklim yapısı ve verimli toprakları sayesinde Hatay'daki maydanoz üretiminde diğer illere kıyasla dört mevsim hasat yapılabildiğini söyledi.

Kentteki maydanoz üretiminin çok büyük bölümünün Arsuz ilçesinde gerçekleştiğini kaydeden Nal, son yıllarda Hatay'da yetişen maydanoza ilginin artmasının üretime de olumlu yansıdığını söyledi.

Özellikle son 2 yılda üreticilerin bu alanda yatırımını artırdığına dikkati çeken Nal, "Ürüne ilgi artıyor, çiftçi de tabii ki kazandığı yere yatırım yapıyor. Bu da maydanoz üretimini olumlu etkiliyor." dedi.

Nal, hasat edilen maydanozların çuvallanarak satışının yapıldığını anlatarak, "Bir çuvalda ortalama yüz bağ maydanoz var. Tarlada şu an bağı 30 kuruştan satılıyor. Şu an diğer kentlerde de üretim olduğu için fiyat bu aralıkta. Kış aylarında fiyatın 1 liraya kadar çıkmasını bekliyoruz." diye konuştu.

Maydanoz üreticisi Nazım Satmaz da her mevsim maydanoz yetiştirerek tüketicilere sunduklarını, ürüne olan ilginin kendilerini sevindirdiğini söyledi.

Üretimde önemli noktanın ürünün toplanma kıvamına geldiğinde hasat edilmesi olduğunu vurgulayan Satmaz, şunları kaydetti:

"Biz siparişe göre hasat yapıyoruz. Ürüne ilgi de şu an güzel. Burada yetiştirdiğimiz maydanozlar Türkiye'nin her yerine gidiyor. Biz maydanozu tarlada biçeriz traktörlerimize yükleriz. Daha sonra havuz dediğimiz yerlere götürürüz. Burası maydanozun toplanma ve yıkanma yeridir. Orada ürünler yıkandıktan sonra araçlara yüklenip gideceği yere gönderilir. "

Giresun'dan 8 ülkeye asansör ihracatı

GİRESUN (AA) – GÜLTEKİN YETGİN – Giresun'da 33 yıllık asansör firması, Malta'dan Vietnam'a kadar uzanan coğrafyada 8 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor.

Giresun Organize Sanayi Bölgesi'nde iki fabrikada 70 kişinin istihdam edildiği GİSMAP firmasında, asansör ve aksamları üretiliyor.

Yurt içi pazarının ardından yurt dışına da açılan firma, 8 ülkeye ürün satıyor.

GİSMAP Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Kara, AA muhabirine yaptığı açıklamada, firmalarının 1985'te asansör kapı ve kabini yapmak amacıyla kurulduğunu söyledi.

Kuruldukları yıllarda sıvı yakıtlı kat kaloriferlerinin yakıtlarına gelen zamlar nedeniyle katı yakıtlı kazan işine de başladıklarını aktaran Kara, her iki işi birlikte götürdüklerini belirtti.

Kara, Türkiye'de doğal gazın yaygınlaşmasıyla asansör işine ağırlık verdiklerini kaydederek, şöyle devam etti:

"Zaten asıl işimiz asansördü, fabrikamızı geliştirdik. Kapı ve kabin üretimini iki ayrı fabrikaya ayırdık, birinde sadece otomatik asansör kapısı yaptık, diğerinde de kabin ve diğer aksamları üretiyoruz, paket olarak asansörü pazarlıyoruz. Kalorifer kazanları da üretiyoruz ancak ağırlık verdiğimiz sektör asansör."

Türkiye dışında satış için birtakım çalışmalar yaptıklarını ifade eden Kara, "Yurt dışında çeşitli devletleri gezdik, fuarlara katıldık. Ürünümüzü beğenenlerle iletişime geçtik ve ihracata başladık." dedi.

İbrahim Kara, 8 ülkeye ihracat yaptıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

"Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan, İran, Mısır, Tacikistan, Vietnam ve Malta'ya ürün gönderiyoruz. Hedefimiz 10 ülkeydi ancak 8'de kaldık. İnşallah önümüzdeki yıl bu sayıyı iki katına çıkarmak, yani 20'ye yakın ülkeye ürün satmak istiyoruz. İnşallah önümüzdeki fuarlarda da müşterilerle iletişime geçip istediğimiz kapasiteyi yakalayacağız."

Yerli üretimin çok önemli olduğunu vurgulayan Kara, "Türk firmalar rahatlıkla yurt içindeki ihtiyaçları karşılayabilir ama devlet kurumu da dahil bazı yerlerin yurt dışından asansör parçaları kullandığını görebiliyoruz, bu da bizi üzüyor." ifadesini kullandı.

– "Üretim potansiyeli yüksek bir iliz"

Giresun'un asansör üretimi yapılan iller arasında ilk 10'da yer aldığını aktaran Kara, "Giresun'daki üretim Doğu Karadeniz'deki hiçbir ilde yok. Üretim potansiyeli yüksek bir iliz ancak büyük şehirler, avantajları dolayısıyla bizim doğal olarak önümüzde." diye konuştu.

Firmanın Ticaret Müdürü Erkan Yurdadön ise yurt içi ve yurt dışında satış potansiyelinde kalitenin etkili olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi:

"İnsanlar bize güveniyor, kaliteden ödün vermememiz ve uygun fiyatlarla kaliteyi yakalayabilen bir firma olduğumuz için tercih ediliyoruz. Yurt içi ve yurt dışında çok büyük firmalar var. Bizim amacımız diğer firmalarla kalite anlamında rekabet etmek."

Türkiye-Rusya ticaretinde “ulusal para” ilgisi artıyor

MOSKOVA (AA) – EMRE GÜRKAN ABAY – Rusya Ticaret ve Sanayi Bakan Yardımcısı Aleksey Gruzdev, Türkiye ile ticarette ulusal para birimlerinin kullanılmasının bir gereklilik olduğunu belirterek, “Ulusal para birimlerimizi kullanarak, kurumlarımızı koruma altına alıp üçüncü ülkelerin kararlarından bağımsız hale gelebiliriz.” dedi.

Gruzdev, başkent Moskova’da Türkiye ve Rusya arasındaki güncel ekonomik gelişmelere ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türkiye’nin ulusal çıkarlarını gözeten projelere Rus şirketlerinin özellikle ilgi duyduğuna işaret eden Gruzdev, “Türk devleti tarafından desteklenen, ürün veya teknolojiye yönelik taleplerin bulunduğu projelere ilgi duyuyoruz. Bu nedenle Türk meslektaşlarımızla bir 'Dış Ticaret Eylem Planı' yapılması konusunda anlaştık.” diye konuştu.

Söz konusu planla, Rusya ve Türkiye’nin ulusal çıkarlarının gözetileceğini vurgulayan Gruzdev, “Sonrasında iyi sonuçları çok daha hızlı bir şekilde elde edebileceğiz.” ifadesini kullandı.

Gruzdev, Türk şirketlerinin Rusya’da özellikle gıda, tekstil ve inşaat sektörlerinde başarıyla temsil edildiklerini anımsatarak, “İkili ticarette artık yeni bir seviyeden bahsediyoruz. Bu seviye, örneğin tekstilde sadece ham maddenin veya hazır ürünlerin teslim edilmesi değil, modern ekipmanların, teknolojilerin veya eğitim temin edilmesiyle çeşitlendirilmesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya ve Türkiye arasında sivil gemi inşaatı sektöründe de iş birliğinin artırılması gerektiğinin altını çizen Gruzdev, “Gemi inşaatı sektörü hem Türkiye’de hem de Rusya’da oldukça güçlü durumda ve bu alanda önemli bir potansiyel görüyoruz. Rekabet etmediğimiz alanlarda ortak girişimlerle yeni yetkinlikler geliştirebiliriz.” şeklinde konuştu.

– "Rus rublesi ve lira ile ticareti artırmaya yönelik girişimler yoğunlaştı"

Aleksey Gruzdev, Türkiye ile ticarette ulusal para birimlerinin kullanılmasına yönelik girişimleri ise memnuniyetle karşıladıklarını vurguladı.

Rus ve Türk kurum ve şirketlerinin, Rus rublesi ve lira ile ticareti artırmaya yönelik girişimlerini yoğunlaştırdığının altını çizen Gruzdev, şunları söyledi:

“Özellikle mevcut koşullarda ulusal para birimlerimizi kullanmak, karşılıklı ticaretimizi artıracaktır. Ulusal para birimlerimizi kullanarak, kurumlarımızı koruma altına alıp üçüncü ülkelerin kararlarından bağımsız hale gelebiliriz. Ticaretimizde ruble ve lira kullanımına yönelik mekanizmayı daha da popüler hale getirmeliyiz. Bankalarımız arasında bu alışverişi artırırsak, şirketlerimiz de bu yöntemin avantajını fark edip, kullanımını artıracaktır.”

Türkiye-Rusya ticaretinde “ulusal para” ilgisi artıyor

MOSKOVA (AA) – EMRE GÜRKAN ABAY – Rusya Ticaret ve Sanayi Bakan Yardımcısı Aleksey Gruzdev, Türkiye ile ticarette ulusal para birimlerinin kullanılmasının bir gereklilik olduğunu belirterek, “Ulusal para birimlerimizi kullanarak, kurumlarımızı koruma altına alıp üçüncü ülkelerin kararlarından bağımsız hale gelebiliriz.” dedi.

Gruzdev, başkent Moskova’da Türkiye ve Rusya arasındaki güncel ekonomik gelişmelere ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türkiye’nin ulusal çıkarlarını gözeten projelere Rus şirketlerinin özellikle ilgi duyduğuna işaret eden Gruzdev, “Türk devleti tarafından desteklenen, ürün veya teknolojiye yönelik taleplerin bulunduğu projelere ilgi duyuyoruz. Bu nedenle Türk meslektaşlarımızla bir 'Dış Ticaret Eylem Planı' yapılması konusunda anlaştık.” diye konuştu.

Söz konusu planla, Rusya ve Türkiye’nin ulusal çıkarlarının gözetileceğini vurgulayan Gruzdev, “Sonrasında iyi sonuçları çok daha hızlı bir şekilde elde edebileceğiz.” ifadesini kullandı.

Gruzdev, Türk şirketlerinin Rusya’da özellikle gıda, tekstil ve inşaat sektörlerinde başarıyla temsil edildiklerini anımsatarak, “İkili ticarette artık yeni bir seviyeden bahsediyoruz. Bu seviye, örneğin tekstilde sadece ham maddenin veya hazır ürünlerin teslim edilmesi değil, modern ekipmanların, teknolojilerin veya eğitim temin edilmesiyle çeşitlendirilmesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya ve Türkiye arasında sivil gemi inşaatı sektöründe de iş birliğinin artırılması gerektiğinin altını çizen Gruzdev, “Gemi inşaatı sektörü hem Türkiye’de hem de Rusya’da oldukça güçlü durumda ve bu alanda önemli bir potansiyel görüyoruz. Rekabet etmediğimiz alanlarda ortak girişimlerle yeni yetkinlikler geliştirebiliriz.” şeklinde konuştu.

– "Rus rublesi ve lira ile ticareti artırmaya yönelik girişimler yoğunlaştı"

Aleksey Gruzdev, Türkiye ile ticarette ulusal para birimlerinin kullanılmasına yönelik girişimleri ise memnuniyetle karşıladıklarını vurguladı.

Rus ve Türk kurum ve şirketlerinin, Rus rublesi ve lira ile ticareti artırmaya yönelik girişimlerini yoğunlaştırdığının altını çizen Gruzdev, şunları söyledi:

“Özellikle mevcut koşullarda ulusal para birimlerimizi kullanmak, karşılıklı ticaretimizi artıracaktır. Ulusal para birimlerimizi kullanarak, kurumlarımızı koruma altına alıp üçüncü ülkelerin kararlarından bağımsız hale gelebiliriz. Ticaretimizde ruble ve lira kullanımına yönelik mekanizmayı daha da popüler hale getirmeliyiz. Bankalarımız arasında bu alışverişi artırırsak, şirketlerimiz de bu yöntemin avantajını fark edip, kullanımını artıracaktır.”

Türkiye-Rusya ticaretinde “ulusal para” ilgisi artıyor

MOSKOVA (AA) – EMRE GÜRKAN ABAY – Rusya Ticaret ve Sanayi Bakan Yardımcısı Aleksey Gruzdev, Türkiye ile ticarette ulusal para birimlerinin kullanılmasının bir gereklilik olduğunu belirterek, “Ulusal para birimlerimizi kullanarak, kurumlarımızı koruma altına alıp üçüncü ülkelerin kararlarından bağımsız hale gelebiliriz.” dedi.

Gruzdev, başkent Moskova’da Türkiye ve Rusya arasındaki güncel ekonomik gelişmelere ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Türkiye’nin ulusal çıkarlarını gözeten projelere Rus şirketlerinin özellikle ilgi duyduğuna işaret eden Gruzdev, “Türk devleti tarafından desteklenen, ürün veya teknolojiye yönelik taleplerin bulunduğu projelere ilgi duyuyoruz. Bu nedenle Türk meslektaşlarımızla bir 'Dış Ticaret Eylem Planı' yapılması konusunda anlaştık.” diye konuştu.

Söz konusu planla, Rusya ve Türkiye’nin ulusal çıkarlarının gözetileceğini vurgulayan Gruzdev, “Sonrasında iyi sonuçları çok daha hızlı bir şekilde elde edebileceğiz.” ifadesini kullandı.

Gruzdev, Türk şirketlerinin Rusya’da özellikle gıda, tekstil ve inşaat sektörlerinde başarıyla temsil edildiklerini anımsatarak, “İkili ticarette artık yeni bir seviyeden bahsediyoruz. Bu seviye, örneğin tekstilde sadece ham maddenin veya hazır ürünlerin teslim edilmesi değil, modern ekipmanların, teknolojilerin veya eğitim temin edilmesiyle çeşitlendirilmesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya ve Türkiye arasında sivil gemi inşaatı sektöründe de iş birliğinin artırılması gerektiğinin altını çizen Gruzdev, “Gemi inşaatı sektörü hem Türkiye’de hem de Rusya’da oldukça güçlü durumda ve bu alanda önemli bir potansiyel görüyoruz. Rekabet etmediğimiz alanlarda ortak girişimlerle yeni yetkinlikler geliştirebiliriz.” şeklinde konuştu.

– "Rus rublesi ve lira ile ticareti artırmaya yönelik girişimler yoğunlaştı"

Aleksey Gruzdev, Türkiye ile ticarette ulusal para birimlerinin kullanılmasına yönelik girişimleri ise memnuniyetle karşıladıklarını vurguladı.

Rus ve Türk kurum ve şirketlerinin, Rus rublesi ve lira ile ticareti artırmaya yönelik girişimlerini yoğunlaştırdığının altını çizen Gruzdev, şunları söyledi:

“Özellikle mevcut koşullarda ulusal para birimlerimizi kullanmak, karşılıklı ticaretimizi artıracaktır. Ulusal para birimlerimizi kullanarak, kurumlarımızı koruma altına alıp üçüncü ülkelerin kararlarından bağımsız hale gelebiliriz. Ticaretimizde ruble ve lira kullanımına yönelik mekanizmayı daha da popüler hale getirmeliyiz. Bankalarımız arasında bu alışverişi artırırsak, şirketlerimiz de bu yöntemin avantajını fark edip, kullanımını artıracaktır.”

Sanayi kenti Kocaeli ihracatta vites yükseltti

KOCAELİ (AA) – ŞAHİN OKTAY – Türk sanayisinin merkez üssü Kocaeli'nin yılın 10 aylık dönemindeki ihracatı, geçen senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 12,5 artarak 11,6 milyar dolar oldu.

Türk imalat sanayisinin yaklaşık yüzde 15'ini barındıran Kocaeli, nüfus ve yüz ölçümü bakımından 81 il arasında alt sıralarda yer almasına rağmen sergilediği ticaret performansıyla Türkiye'yi dünyanın en büyük ihracat ülkelerinden biri haline getirme vizyonuna en güçlü katkı veren kentlerin başında geliyor.

Avrupa pazarlarıyla iş yapmak için uygun bir konuma sahip olan ve elleçleme hacmi açısından Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın da sekizinci limanı konumunda bulunan Kocaeli, depolama, otoyol, demir, deniz ve hava yolu erişimi konusunda önemli lojistik avantajlar barındırıyor.

Ford Otosan, Hyundai Assan, Honda Türkiye ve Anadolu Isuzu gibi üreticilerin yanı sıra lastik sanayi, kord bezi, çelikord, plastik, kauçuk ve boya endüstrisiyle Taşıt Araçları Yan Sanayi Organize Sanayi Bölgesi'ne (TOSB) ev sahipliği yapan Kocaeli'nin ihracatının neredeyse yarısını otomotiv sektörü oluşturuyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) verilerinden derlenen bilgiye göre, Kocaeli'nin geçen yılın ocak-ekim döneminde 10 milyar 365 milyon 325 bin dolar olan dış satımı, bu yılın aynı döneminde yüzde 12,5 artışla 11 milyar 656 milyon 362 bin dolara ulaştı.

İhracat liginde geçen ay Bursa'yı geçerek İstanbul'un ardından ikinci sıraya yükselen Kocaeli, bu dönemde 180'in üzerinde ülkeyle 13 serbest bölgeye satış yaparken, genel ülke ihracatının yüzde 8,6'sını da tek başına karşıladı.

– Otomotivde ihracat yüzde 22,6 arttı

Kent ihracatına en fazla katkı veren sektörlerin başında, Ford Otosan, Hyundai Assan, Honda Türkiye ve Anadolu Isuzu'nun üretim tesislerinin yanı sıra çok sayıda tedarik sanayi firmasına ev sahipliği yapan otomotiv geliyor.

Yılın 10 ayında kent ihracatının yüzde 48,3'üne denk gelen 5 milyar 626 milyon dolarlık kısım, otomotiv sektöründe faaliyet gösteren firmalar tarafından yapıldı. Bu dönemde İstanbul ve Bursa'nın ardından en fazla otomotiv ihracatı yapan il olan Kocaeli'nin sektördeki dış satım performansı geçen yıla göre yüzde 22,6 artış gösterdi.

Ülkenin en büyük sanayi kuruluşu olan Tüpraş'ın yıllık 11 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahip İzmit Rafinerisi ile yıllık yaklaşık 4,5 milyon ton siyah ürün işlenen Fuel Oil Dönüşüm Tesisi'ne ev sahipliği yapan kentin ihracatında kimya sektörü ikinci oldu. Kentin kimyevi madde ve mamulleri ihracatı, bu dönemde 2 milyar 949 milyon 875 bin dolar olarak kayıtlara geçti.

Demir ve demir dışı metaller sektörü 692 milyon 133 bin dolarla üçüncü sırada yer alırken, bunu 688 milyon 240 bin dolarla çelik, 459 milyon 340 bin dolarla elektrik-elektronik, 398 milyon 256 bin dolarla iklimlendirme endüstrisi takip etti.

– Lider ihraç pazarı Birleşik Krallık

Sanayi kentinin yılın 10 aylık periyodunda en fazla ihracat yaptığı ülke, 1 milyar 387 milyon 323 bin dolarla Birleşik Krallık oldu. Söz konusu dönemde bu ülkeye yapılan ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 arttı.

Dünyanın en büyük 5 ekonomisinden biri ve Avrupa Birliği'nin lokomotifi sayılan Almanya ise Kocaeli'nin bu dönemde en fazla ihracat yaptığı ikinci ülke oldu. Almanya'ya yapılan dış satım ocak-ekim döneminde yüzde 18,7 artarak 941 milyon 361 bin dolara çıktı.

Kentten yapılan ihracatın 2017'nin ocak-ekim dönemine göre yüzde 23 arttığı Slovenya, 793 milyon 575 bin dolarla üçüncü sırada yer aldı. Bu ülkeleri, 726 milyon 997 bin dolarla Belçika, 714 milyon 531 bin dolarla İspanya takip etti.

Yılın 10 aylık döneminde Kocaeli'den en fazla ihracat yapılan 10 ülke ve geçen yıla göre değişim oranları şöyle:

Ülke 2017 (Bin $) 2018 (Bin $) Değişim (%)
Birleşik Krallık 1.166.142 1.387.323 19
Almanya 792.766 941.361 18,7
Slovenya 644.700 793.575 23
Belçika 495.490 726.997 46,7
İspanya 473.655 714.531 50,8
Fransa 518.378 670.577 29,4
İtalya 432.876 566.474 30,9
ABD 594.870 551.646 -7,3
Mısır 353.338 545.607 54,4
Hollanda 305.784 461.715 51

Sanayi kenti Kocaeli ihracatta vites yükseltti

KOCAELİ (AA) – ŞAHİN OKTAY – Türk sanayisinin merkez üssü Kocaeli'nin yılın 10 aylık dönemindeki ihracatı, geçen senenin aynı dönemine kıyasla yüzde 12,5 artarak 11,6 milyar dolar oldu.

Türk imalat sanayisinin yaklaşık yüzde 15'ini barındıran Kocaeli, nüfus ve yüz ölçümü bakımından 81 il arasında alt sıralarda yer almasına rağmen sergilediği ticaret performansıyla Türkiye'yi dünyanın en büyük ihracat ülkelerinden biri haline getirme vizyonuna en güçlü katkı veren kentlerin başında geliyor.

Avrupa pazarlarıyla iş yapmak için uygun bir konuma sahip olan ve elleçleme hacmi açısından Türkiye'nin en büyük, Avrupa'nın da sekizinci limanı konumunda bulunan Kocaeli, depolama, otoyol, demir, deniz ve hava yolu erişimi konusunda önemli lojistik avantajlar barındırıyor.

Ford Otosan, Hyundai Assan, Honda Türkiye ve Anadolu Isuzu gibi üreticilerin yanı sıra lastik sanayi, kord bezi, çelikord, plastik, kauçuk ve boya endüstrisiyle Taşıt Araçları Yan Sanayi Organize Sanayi Bölgesi'ne (TOSB) ev sahipliği yapan Kocaeli'nin ihracatının neredeyse yarısını otomotiv sektörü oluşturuyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) verilerinden derlenen bilgiye göre, Kocaeli'nin geçen yılın ocak-ekim döneminde 10 milyar 365 milyon 325 bin dolar olan dış satımı, bu yılın aynı döneminde yüzde 12,5 artışla 11 milyar 656 milyon 362 bin dolara ulaştı.

İhracat liginde geçen ay Bursa'yı geçerek İstanbul'un ardından ikinci sıraya yükselen Kocaeli, bu dönemde 180'in üzerinde ülkeyle 13 serbest bölgeye satış yaparken, genel ülke ihracatının yüzde 8,6'sını da tek başına karşıladı.

– Otomotivde ihracat yüzde 22,6 arttı

Kent ihracatına en fazla katkı veren sektörlerin başında, Ford Otosan, Hyundai Assan, Honda Türkiye ve Anadolu Isuzu'nun üretim tesislerinin yanı sıra çok sayıda tedarik sanayi firmasına ev sahipliği yapan otomotiv geliyor.

Yılın 10 ayında kent ihracatının yüzde 48,3'üne denk gelen 5 milyar 626 milyon dolarlık kısım, otomotiv sektöründe faaliyet gösteren firmalar tarafından yapıldı. Bu dönemde İstanbul ve Bursa'nın ardından en fazla otomotiv ihracatı yapan il olan Kocaeli'nin sektördeki dış satım performansı geçen yıla göre yüzde 22,6 artış gösterdi.

Ülkenin en büyük sanayi kuruluşu olan Tüpraş'ın yıllık 11 milyon ton ham petrol işleme kapasitesine sahip İzmit Rafinerisi ile yıllık yaklaşık 4,5 milyon ton siyah ürün işlenen Fuel Oil Dönüşüm Tesisi'ne ev sahipliği yapan kentin ihracatında kimya sektörü ikinci oldu. Kentin kimyevi madde ve mamulleri ihracatı, bu dönemde 2 milyar 949 milyon 875 bin dolar olarak kayıtlara geçti.

Demir ve demir dışı metaller sektörü 692 milyon 133 bin dolarla üçüncü sırada yer alırken, bunu 688 milyon 240 bin dolarla çelik, 459 milyon 340 bin dolarla elektrik-elektronik, 398 milyon 256 bin dolarla iklimlendirme endüstrisi takip etti.

– Lider ihraç pazarı Birleşik Krallık

Sanayi kentinin yılın 10 aylık periyodunda en fazla ihracat yaptığı ülke, 1 milyar 387 milyon 323 bin dolarla Birleşik Krallık oldu. Söz konusu dönemde bu ülkeye yapılan ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 19 arttı.

Dünyanın en büyük 5 ekonomisinden biri ve Avrupa Birliği'nin lokomotifi sayılan Almanya ise Kocaeli'nin bu dönemde en fazla ihracat yaptığı ikinci ülke oldu. Almanya'ya yapılan dış satım ocak-ekim döneminde yüzde 18,7 artarak 941 milyon 361 bin dolara çıktı.

Kentten yapılan ihracatın 2017'nin ocak-ekim dönemine göre yüzde 23 arttığı Slovenya, 793 milyon 575 bin dolarla üçüncü sırada yer aldı. Bu ülkeleri, 726 milyon 997 bin dolarla Belçika, 714 milyon 531 bin dolarla İspanya takip etti.

Yılın 10 aylık döneminde Kocaeli'den en fazla ihracat yapılan 10 ülke ve geçen yıla göre değişim oranları şöyle:

Ülke 2017 (Bin $) 2018 (Bin $) Değişim (%)
Birleşik Krallık 1.166.142 1.387.323 19
Almanya 792.766 941.361 18,7
Slovenya 644.700 793.575 23
Belçika 495.490 726.997 46,7
İspanya 473.655 714.531 50,8
Fransa 518.378 670.577 29,4
İtalya 432.876 566.474 30,9
ABD 594.870 551.646 -7,3
Mısır 353.338 545.607 54,4
Hollanda 305.784 461.715 51