Büyükelçi Esenli, gazetecileri Türk dış politikası konusunda bilgilendirdi

ROMA (AA) – Türkiye’nin Roma Büyükelçisi Murat Salim Esenli, Türkiye'nin karşı karşıya olduğu terör tehdidine ilişkin, "Türkiye, aynı anda beş değişik terör örgütüyle mücadele içinde. Bunlar DEAŞ, PKK, PKK’nın Suriye uzantıları PYD/YPG, 15 Temmuz 2016 yılında akim bıraktığımız darbe girişiminin müsebbibi FETÖ ve DHKP-C." dedi.

Büyükelçilikte Türk ve İtalyan gazetecileri, Türkiye’nin girişimci ve insani dış politikasıyla ilgili bilgilendiren Esenli, Türk dış politikasının Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta barış dünyada barış" ilkesine dayalı, yapıcı, kazan-kazan unsurunu öne çıkaran, girişimci ve insani bir yaklaşıma dayandığını anlattı.

Türk dış politikasının temel unsurlarını bölgesel kriz yönetimi ve istikrarın güçlendirilmesi, terörizm ve yıkıcı propagandayla mücadele, vatandaşların haklarının korunması, stratejik ilişkilerin ilerletilmesi, ekonomik ve ticari ilişkilerle enerji güvenliğinin sağlamlaştırılmasının oluşturduğuna işaret eden Esenli, Türkiye’nin bölgesi ve Avrupa’nın yanı sıra tüm coğrafyalar ve küresel ve bölgesel örgütlerle ilişkilerini geliştirdiğini vurguladı.

Esenli, "Tahmin edeceğiniz gibi terörizm bizim açımızdan en kritik problemlerden biri olarak öne çıkıyor. Türkiye, aynı anda beş değişik terör örgütüyle mücadele içinde. Bunlar DEAŞ, PKK ki PKK İtalya tarafından da terörist örgüt olarak kabul edilmiş bir oluşum, PKK’nın Suriye uzantıları PYD/YPG, 15 Temmuz 2016 yılında akim bıraktığımız darbe girişiminin müsebbibi FETÖ, bir de DHKP-C var Markist-Leninist, son derece tehlikeli bir terör oluşumu." diye konuştu.

Türkiye'nin Suriye’den kaynaklanan istikrarsızlık nedeniyle 4,2 milyon sığınmacıya ev sahipliği yaptığını hatırlatan Esenli, bunların 3,6 milyonunun Suriyeli olduğunu anımsattı.

Esenli, "Bunların içinde Suriye’den ve Irak’tan kaçan Kürtler, Yezidiler de var. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum çünkü İtalyan basınında sanki Türkiye’nin Kürtlere karşı bir tavrı varmış gibi ileri sürülüyor. Halbuki bizim Kürtlerle hiçbir problemimiz yok. Bizim problemimiz terörist örgütlerle." dedi.

– "İnsani yardıma 8,1 milyar dolar harcadık"

Türkiye'nin insani yardımlarına değinen Esenli, "Türkiye, 2017 yılı itibarıyla 8,1 milyar doları insani yardım için harcadı. Şu an itibarıyla Türkiye bu konuda dünya sıralamasında ABD’yi de geçti." şeklinde konuştu.

Esenli, bu yardımların, Türkiye'nin 2011'den beri Suriyeli sığınmacılara yaptığı 31 milyar doların üzerindeki harcamalardan hariç olduğunu kaydetti.

– Soçi mutabakatı

Türkiye'nin Suriye’ye ilişkin perspektifinin sorulması üzerine Esenli, Suriye’deki insani krizler üzerine Birleşmiş Milletler (BM) mekanizmasının yanında tamamlayıcı olarak Rusya ve İran ile Astana Sürecini başlattıklarını hatırlattı. Esenli, şöyle konuştu:

"Şu ana kadar Suriye'de, Türkiye sınırına yakın ve oldukça yüksek nüfusu bulunan bir bölge olan İdlib’in güvenliğini sağlamayı başardık. İdlib, çok stratejik bir şehir çünkü 3 milyon civarında kişiye ev sahipliği yapıyor. Burada bir insani kriz olsaydı, bu Suriye sorununun çözümü noktasında başka bir ciddi engel oluşturacaktı. Dolayısıyla da Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Soçi'de bir mutabakata vardı ve İdlib çevresinde silahtan arındırılmış bir güvenli bölge ilan edilmesi sağlandı. Ağır ve hafif silahlar bölgeden çıkarılacak ve dolayısıyla herhangi bir karşı karşıya gelme yaşanmayacak. Buna Esad’ın, İdlib’i bombalamak için bahane üretmesini engellemek maksadıyla odaklandık."

– "Kimse hukukun üstünde değildir"

AB ile üyelik müzakereleri ve Türkiye’deki basın özgürlüğüne ilişkin bir soruya verdiği cevapta ise Esenli, şunları kaydetti:

"AB’li ortaklarımız gerçekten Türkiye’de reform görmek istiyorsa öncelikle insan hakları ve bireysel özgürlüklerle ilgili 23. ve 24. fasılları açmalılar. Bir taraftan bu noktalara uymadığımız konusunda eleştiriliyoruz diğer taraftan AB’li ortaklarımız bunları resmi olarak konuşma hususunda isteksizliklerini sürdürüyorlar. Bu noktada ciddi bir uyuşmazlık var. İkinci olarak ise sizler gazetecisiniz, ben de diplomatım ancak hiçbirimiz hukukun üstünde değiliz."

– Avrupa’nın terör örgütlerine bakışı

Büyükelçi Esenli, Avrupa ülkelerinin terör örgütlerine yönelik tutumunun sorulması üzerine, AB'nin PKK'yı terör örgütü olarak kabul ettiğini ancak PKK'nın Suriye uzantıları PYD/YPG'yi kabul etmediğini aktardı.

Türkiye’nin içinde bulunduğu zorlu bölgede NATO ve AB sınırlarını koruduğuna işaret eden Esenli, "Türkiye olmasaydı Avrupa’nın ortasında bile belli bir güvenliğin sağlanması neredeyse imkansız olurdu. Ortaklarımıza bunu anlatmaya çalışıyoruz. FETÖ ve PYD/YPG konusunda son derece sağlam delillerimiz var. Bu yüzden doğal olarak AB’li ortaklarımızın karşı karşıya olduğumuz zor durumu, tehditleri anlamalarını bekliyoruz." dedi.

Terör örgütü PYD/YPG’nin çocuk ve kadın istismarı, Suriyeli Hristiyanların alıkonulması ve DEAŞ’la anlaşma yapmak gibi farklı suçlar da işlediğine dikkati çeken Esenli, bu örgütlerin bazı kesimlerce "romantik hale getirilmeye çalışıldığını" ancak Avrupalı ortakların bunların gerçek yüzünü görmesi gerektiğini vurguladı.

Advertisements

Syria opposition eyes ‘broad’ truce in Idlib: Former PM

By Gulsum Incekaya

ISTANBUL (AA) – Syrian opposition groups hope to see a viable cease-fire imposed in Idlib, Ahmed Tuma, former prime minster of the Syrian Interim Government, said at a Monday press conference convened in Istanbul.

Speaking at a press conference organized by the Syrian National Coalition to discuss the implications of September’s Sochi agreement between Turkey and Russia, Tuma said that the recent removal of heavy weapons from Idlib had served to make the whole region safer.

According to the opposition leader, the Turkish army has largely cleared Idlib of extremist opposition groups — and heavy weapons — since the Turkey-Russia agreement came into effect.

“We hope to see a broad cease-fire in Idlib and the establishment there of a fully secure [demilitarized] zone,” he said.

“With God’s help — and the Turkish army’s successes — the region has now been cleared of [heavy] weapons,” he added.

“These actions have not only assured the security of Syria, but have also hamstrung the terrorists who had been threatening our neighbors,” Tuma said.

“The plans of certain groups serving various causes in the region have also been thwarted,” he continued. “From this point forward, a comprehensive peace should take hold in Syria.”

“But in order to establish a democratic state, the tyrannical Syrian regime must go,” Tuma went on. “The Syrian people’s primary demand is to establish a government structure that cares about human rights.”

He added: “We must raise Syria to the level of a civilized society.”

Tuma went on to praise the discipline shown by the Free Syrian Army (FSA), which continues to act in concert with the Turkish army in line with September’s Sochi agreement.

"We call on other opposition groups based in region to conduct their affairs within the framework of this agreement,” he said.

“They should lay down all heavy arms in areas designated as demilitarized zones under Turkish custodianship and withdraw from the region," Tuma asserted.

*Ali Murat Alhas contributed to this report from Ankara

Turkey's diplomatic success protects 4M people in Idlib

By Selen Temizer

ANKARA (AA) – Some four million civilians taking shelter in Syria's Idlib province — with Turkey's efforts — have been protected from a possible massacre and migration risk imposed by the Bashar al-Assad regime and its allies.

Located in northwest Syria, Idlib has become one of the regions hit by the greatest wave of violence during the Syrian civil war. Therefore, it was declared a de-escalation zone following the Astana meeting by Turkey, Russia and Iran on May 4-5, 2017.

At the same time, being the "stronghold" of the military opposition amid the civil war, Idlib received a great number of refugees.

Due to the attacks by the Assad regime and its allies, the civilians fled from various parts of the country to Idlib, increasing the population of the province to nearly four million.

In addition, the military opposition which were forcefully evacuated from the many points that the regime had recently seized through the blockade were also gathered in Idlib.

Idlib — where armed groups such as Hayat Tahrir al-Sham and Huraseddin also have a presence along with the opposition — has turned into the new target of the regime and allies in the summer.

While the regime forces intensely deployed military elements to Idlib — surrounding it from three directions — the regime head Assad and Russian officials made threatening statements towards the region.

The regime and Russia launched airstrikes on Idlib on Sept. 4. Tens of thousands of civilians began to migrate towards the regions near the Turkish border or the Turkish army's observation points in the country.

As the UN increased its warnings on a possible huge civilian massacre, migration wave and humanitarian crisis in Idlib, Turkey accelerated its diplomacy traffic.

Turkish officials conducted meetings with delegations of Russia and Iran, the guarantors of the Syrian cease-fire within the framework of Astana agreements.

Following Turkish President Recep Tayyip Erdogan's proposal during the trilateral summit held in Tehran on Sept. 7, Erdogan and Russian President Vladimir Putin agreed on additional measures to maintain the cease-fire in Idlib in a meeting held in Sochi on Sept. 17.

Following the Sochi Agreement, a new phase started in Idlib — the regime and Russia ended their airstrikes and threats.

Some 80,000 civilians who left their homes following the attacks returned to Idlib. The civilians, encouraged by the Turkish army's presence at the observation points, began to repair their houses damaged by the attacks.

Despite the difficult conditions, the families began to send their children to schools. The environment of trust revived the social and economic life in the city.

*Ali Murat Alhas contributed to this report from Ankara.

World congratulated Turkey for Idlib deal: Erdogan

By S. Ahmet Aytac

KAYSERI, Turkey (AA) – The world congratulated Turkey for the Idlib agreement, Turkish President Recep Tayyip Erdogan said on Saturday.

Speaking at a mass opening ceremony in central Anatolian province of Kayseri, Erdogan said, “The whole world congratulated Turkey for humanitarian and strategic success that we achieved in Syria’s Idlib.”

"Turkey saved tens of thousands of people from death, millions from misery, through the stability it maintained in Idlib,” he said.

Following a meeting in Sochi last month between Erdogan and his Russian counterpart Vladimir Putin, the two countries agreed to establish the Idlib demilitarized zone.

Ankara and Moscow also signed a memorandum of understanding calling for the “stabilization” of Idlib's de-escalation zone, in which acts of aggression are expressly prohibited.

Under the deal, opposition groups in Idlib will remain in areas in which they are already present, while Russia and Turkey will conduct joint patrols in the area with a view to preventing renewed fighting.

"They [terrorists] are looking for opportunities to hurt our country but we won’t give them this chance by Allah's will,” he said.

“Some who have not accounted yet for being [Fetullah Gulen Organization] FETO member and in the very heart of this betrayal gang shouldn’t think that they have escaped,” Erdogan added.

The Fetullah Terrorist Organization and its U.S.-based leader Fetullah Gulen orchestrated the defeated coup of July 15, 2016, which left 251 people martyred and nearly 2,200 injured.

Ankara also accuses FETO of being behind a long-running campaign to overthrow the state through the infiltration of Turkish institutions, particularly the military, police, and judiciary.

ANALİZ – İdlib'de ihtiyatlı iyimserlik

İSTANBUL (AA) -SERHAT ERKMEN- 17 Eylül'de Rusya ile Türkiye arasında İdlib'deki çatışmayı engellemek üzerine bir işbirliği ve mutabakat metni olarak ortaya çıkaran Soçi Anlaşması için 10 Ekim kritik bir tarihti. Basına yansıyan anlaşma metnine göre, muhaliflere ait tank, çok namlulu roketatar, top ve havan gibi ağır silahların 10 Ekim'de İdlib'deki silahsızlandırma bölgesinden çekilmesi öngörülüyordu. Bunu 15 Ekim'e kadar tüm terörist grupların silahsızlandırılması izleyecekti. Dün itibarıyla 10 Ekim günü geldi çattı ve İdlib'deki gelişmelerin bir sonraki evresine dair olumlu bir beklenti oluştu. Ancak gelişmeler hâlâ temkinli olmak gerektiğine işaret ediyor.

– İdlib'de neler yaşandı?

Geçen yaklaşık 3 haftalık süre zarfında, İdlib son derece hassas bir süreç yaşadı. Önce Türkiye ile Rusya arasında silahsızlandırılmış bölgenin sınırları üzerine bir mutabakata varıldı. Hâlâ içeriği tam olarak kamuoyuna açıklanmamasına rağmen, bazı açık kaynak verilerinden, söz konusu bölgenin İdlib'in içinde kaldığı ve anlaşmanın geleceği açısından kritik öneme sahip olan M4 ve M5 yollarını takip ve kontrol edecek şekilde planlandığı anlaşılıyor. Dolayısıyla, yaşanan ilk kritik uzlaşı ve gelişme, İdlib'in içinde Türkiye ve Rusya'nın ortak devriye görevi yürütecekleri silahsızlandırılmış bölgenin sınırlarının en azından de facto olarak çizilmesi oldu.

Mutabakatın hayata geçmesinin baştan itibaren bir takım zorlukları olduğu biliniyordu. Bu zorluklardan ilki, silahlı muhalif grupların ve Heyet Tahrir Şam (HTŞ) gibi terör örgütlerinin açıklanan süre zarfında ağır silahlarını belirtilen bölgeden çekmesiydi. HTŞ ve ona yakın gruplar, Hurrasuddin ve Ceyş el İzze gibi gruplar başlangıçta anlaşmaya uymayacaklarını ilan ettiler. Zaten kimse El Kaide'ye bağlı Hurrasuddin'den anlaşmaya uymasını beklemiyordu. HTŞ'nin konumu ise bir takım belirsizlikler taşıyordu. Sahadan gelen bilgiler HTŞ'nin içinde bazı fikir ayrılıkları olduğunu gösteriyor. Örgütün içindeki bazı gruplar, olası bir Rusya/Şam saldırısının sebebi olmamak için çekilme niyetindeyken, bir kısmı ise gerekirse çatışmayı göze alarak mevcut konumunu devam ettirme eğilimi gösteriyor. Bu durum tam olarak sahaya yansımış durumda. Toptan bir konum alamamasına rağmen HTŞ’nin bazı bölgelerdeki gruplarının İdlib'in içinde örgütün kontrol ettiği alanlara çekildiği, bazılarınınsa doğrudan kalma eğilimleri gösterdiği anlaşılıyor. Hatta yine bazı alt grupların, HTŞ'den ayrılıp çatışma niyetini açıkça belirten Hurrasuddin'e dahil oldukları gözlemlenebiliyor. Buna karşılık Ulusal Kurtuluş Cephesi’ne (UKC) bağlı gruplar, beklendiği üzere anlaşmaya uyacaklarını açıkladılar ve 10 Ekim tarihine kadar ağır silahlarını çekme işlemlerini de tamamladılar.

Bu aşamada yaşanan ikinci zorluk, muhaliflerle rejim arasında bir çatışma yaşanmasının engellenmesi veya olası provokasyonların önüne geçilmesiydi. Provokasyonların büyük ölçüde önüne geçilmesine rağmen, zaman zaman çatışmalar yaşandı. Rejim Gab ovası ve Hama’nın kuzeyinde birkaç kez muhaliflerin bulunduğu köylere yönelik top ve havan atışı gerçekleştirirken, muhalifler de rejimin bazı noktalarını vurdular. Ancak bu olaylar büyümedi ve mutabakatın en azından bu aşamaya kadar işleyişi üzerinde büyük bir olumsuzluk doğurmadı.

– Yakın gelecek 15 Ekim ve sonrası

Geçen süre içinde genelde gözden kaçsa da, kısa vadede yaşanacak gelişmelere dair önemli ipuçları bulunabilir. Bu ipuçlarından ilki, HTŞ ve UKC arasında bazı bölgelerde cereyan eden ve tamamen bitirilemeyen çatışmalar oldu. HTŞ'nin uzlaşıya uymaması durumunda, bölgeden tamamen sökülüp atılacağı bilinen bir gerçek. Bu nedenle, başta Nureddin Zengi ve Feylak eş-Şam olmak üzere UKC'nin içindeki bazı gruplar HTŞ ve müttefiklerine yönelik operasyonlara başladılar. Özellikle Batı Halep kırsalında, HTŞ'nin çekilmek zorunda kalmasıyla sonuçlanan aralıklı çatışmalar yaşandı. Muhtemelen 15 Ekim'den sonraki süreçte bunlar artarak sürecek. Üstelik Türkiye'nin sahadaki varlığını son 3 hafta içinde artırdığı da dikkate alınacak olursa, nihayetinde silahsızlandırılmış bölgelerden başlamak üzere, HTŞ'nin silahlarını bırakmak ya da bölgeden çekilmek istemeyen unsurlarına yönelik operasyonların yapılacağı söylenebilir. Buna Hurrasuddin başta olmak üzere El Kaideci diğer örgütleri de eklemek gerekiyor. Elbette bu çatışmalar bir anda ve büyük çaplı olmayacak. HTŞ'nin çekilmeye uyan ve Rusya'nın olası bir operasyonunu tetikleyecek davranışlarda bulunmayan kanatları doğrudan operasyonlardan etkilenmeyebilir. Fakat bunun dışındakilerin, yakın gelecekte M4 ve M5 yolları açısından kritik yerlerden başlamak üzere, UKC tarafından operasyona maruz bırakılması ihtimali yakın görünüyor.

Son olarak bir hususun daha altı çizilmeli: Rusya geçen süre içinde rejimin faaliyetlerini sınırlamanın dışında genelde olanları izlemekle yetiniyor. Fakat Moskova'nın altını çizdiği provokasyon ihtimali bir anda ortalığı ateş topuna çevirebilir. Rusya sürekli İdlib'deki grupların “kimyasal saldırı provokasyonu” yapabileceğini söylüyor. Bu ihtimali de özellikle HTŞ ve DEAŞ üzerinden dillendiriyor. Şu ana kadar Türkiye'nin pek çok farklı dengeyi dikkate alarak başarıyla yürüttüğü mutabakatı bozabilecek en önemli gelişme bu türden bir provokasyon olabilir. Bu nedenle, şu ana kadar süreç çok başarılı işletilse de, her an yeni gelişmelerin ortaya çıkma ihtimali karşısında tetikte olmak gerekiyor.

[Doç. Dr. Serhat Erkmen Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi (JSGA) Uluslararası Güvenlik ve Terörizm Anabilim Dalı öğretim üyesidir]

Syrian Turkmen leader extols Idlib disarmament campaign

By Mehmet Akif Parlak

GAZIANTEP, Turkey (AA) — A major disarmament initiative carried out recently in Syria’s Idlib — within the context of a landmark Turkish-Russian agreement — has been completed, according to Mohamed Wajeeh Jumaa, head of the Syrian Turkmen Assembly (STA).

"Idlib’s doors are now open,” Jumaa told Anadolu Agency on Thursday. “People are now talking about how local administrations will function and how public services will be provided.”

“The people of the region want to see the kind of environment that emerged after Turkey’s Euphrates Shield and Olive Branch operations,” he added.

Jumaa described the Turkish-Russian agreement — signed on Sept. 17 in the Russian resort city of Sochi — as “deeply significant for the region’s future”.

Noting that Syrian armed opposition groups had since removed their heavy weaponry from Idlib’s frontline, he stressed that all aspects of the Sochi deal had now been implemented.

"All heavy weapons have been withdrawn from Idlib’s frontline,” Jumaa said. “The expectations of the international community — and those of the people of Idlib — have now been met.”

“The Sochi agreement was a significant diplomatic success for Turkey,” he added. “Turkey registered considerable gains, both in the field and at the negotiating table.”

“People in Idlib now feel secure,” Jumaa asserted. “The possibility of renewed conflict in the region has fallen to zero.”

He added: “The period of killings and forced displacement has ended. The process is now moving along in line with Turkish plans.”

The Turkmen leader went on to say that Turkish humanitarian aid to the region was deeply appreciated by the local population and the international community.

“The people now expect adequate public services; there must be functioning hospitals and schools,” he said. “People’s lives must return to normal now that the conflict is over.”

– Sochi

At the Sept. 17 Sochi talks, Turkish President Recep Tayyip Erdogan and Russian counterpart Vladimir Putin had proposed additional measures for maintaining the ceasefire in Idlib.

The deal that they eventually signed called for the establishment of a demilitarized zone in Idlib, control of which is to be handed over to Turkish and Russian forces on Oct. 15.

In line with the agreement, Syrian armed opposition factions — along with other anti-regime groups — completed the sought-for withdrawal of all heavy weaponry from Idlib’s frontline on Tuesday.

*Ali Murat Alhas contributed to this report from Ankara

“Soçi mutabakatı bizi ve siyasi çözümü güçlendirecektir”

ANKARA (AA) – ADHAM KAKO/MUHAMMED ŞEYH YUSUF – Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Abdurrahman Mustafa, Soçi mutabakatının yerine getirilmesinin, muhalifleri ve siyasi çözümü güçlendireceğini söyledi.

SMDK Başkanı Mustafa, İdlib ve çevresindeki bölgelere gerçekleştirdiği 2 günlük ziyareti AA muhabirine değerlendirdi.

Mustafa, Suriye'ye denetleme ziyareti sırasında Soçi mutabakatı kapsamında oluşturulan silahsızlanma hattındaki bölgeleri gezdiklerini belirterek, "Ziyaretimiz sırasında muhaliflerin mevzilerini gezdik. Özgür Suriye Ordusu mensuplarının bölgede mevzularını koruduklarını gördük. Cephe hattından sadece ağır silahların çekildiğini gördük." dedi.

Soçi mutabakatı kapsamında ağır silahların belirlenen takvimden daha önce çekildiğini vurgulayan Mustafa, "Bu mutabakat, Suriye muhalefetinin önünü açtı. Rejim ve Rusya, Suriye'de askeri çözüme inanıyordu. Ancak biz hep siyasi çözümden yana olduk. Soçi mutabakatı, bizi ve siyasi çözümü güçlendirecektir." ifadelerini kullandı.

Mustafa, çok sayıda ülkenin bu mutabakatı sabote etmek çapa harcadığı değerlendirmesinde bulunarak, "Özgür Suriye Ordusu bunun bilincindedir ve buna karşılık vermemektedir." diye konuştu.

– "Anlaşma kapsamında bölgedeki sivillerin güvenliği sağlanacak"

SMDK Başkanı Mustafa, beraberindeki heyetle yaptıkları ziyaret kapsamında cephe hatlarına yakın yaşayan sivillerle de bir araya geldiklerini ve onların sorunlarını dinlediklerini söyledi.

Ziyaret çerçevesinde ayrıca sivil ve yerel meclislerle görüştükleri bilgisini veren Mustafa, "Yaptığımız görüşmelerde İdlib ile ilgili varılan anlaşmanın doğru yolda atılan bir adım olduğunu gördük." diye konuştu.

SMDK Başkanı Mustafa, mutabakatla bölgeyi yönetmek için gerçekçi ve uygulanabilir hedeflere sahip olan proje üreteceklerini, bölge halkıyla daha yakın olacaklarını ifade etti.

Mustafa, projeyi sivillerle doğrudan irtibatı olan kurumlarla koordine edeceklerini belirterek, "Anlaşma kapsamında bölgedeki sivillerin güvenliği sağlanacak." dedi.

– Soçi mutabakatı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Tahran'da 7 Eylül'de düzenlenen Suriye konulu zirvedeki teklifi üzerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ateşkesin korunması ve sağlamlaştırılması için 17 Eylül'de Soçi'de ek önlemleri görüşmüştü.

Erdoğan ve Putin arasında sağlanan mutabakat, 15 Ekim'e kadar 15 ila 20 kilometrelik bir hatta silahsızlanma bölgesi oluşturulmasını, denetimin Türk ve Rus askerleri tarafından yapılmasını öngörmüştü.

Soçi mutabakatı çerçevesinde, İdlib'deki askeri muhalif ve rejim karşıtı güçler ağır silahları cephe hattından çekme işlemini önceki gün tamamlamıştı.

Idlib: Opposition ‘completes’ removal of heavy weapons

By Fatih Hafız Mehmet

ANKARA (AA) – The Syrian opposition and other anti-regime groups have completed the withdrawal of heavy weapons from the demilitarized zone in Syria's Idlib, Turkish Defense Ministry said on Wednesday.

In a written, the ministry said Turkey has realized its responsibilities as a guarantor country of the recently signed Sochi agreement.

"Our activities in Idlib as part of the agreement are continuing without slowing down in order to secure sustainable and permanent peace," the statement added.

Last month, following a meeting in Sochi between Turkish President Recep Tayyip Erdogan and his Russian counterpart Vladimir Putin, the two countries agreed to establish the Idlib demilitarized zone.

Ankara and Moscow also signed a memorandum of understanding calling for the “stabilization” of Idlib's de-escalation zone, in which acts of aggression are expressly prohibited.

Under the deal, opposition groups in Idlib will remain in areas in which they are already present, while Russia and Turkey will conduct joint patrols in the area with a view to preventing renewed fighting.

Syria has only just begun to emerge from a devastating conflict that began in 2011 when the Assad regime cracked down on demonstrators with unexpected ferocity.

Lavrov says Idlib demilitarization 'progressing well'

By Elena Teslova

MOSCOW (AA) – Russia's top diplomat on Wednesday said Turkey's efforts to establish a demilitarized zone in Syria's Idlib were "progressing well" as an October 15 deadline draws near for the completion of the task.

"The deadline for demilitarized zones to be fully functional expires on October 15. A day or two do not play any role, in any case, the quality of these works is more important", Sergey Lavrov told reporters in a news conference in the capital Moscow following his meeting with the Andorran counterpart Maria Ubach.

He said Turkey played the main role in the creation of the demilitarized zone, adding: "The process is progressing quite well."

Following a meeting in Sochi last month between Turkish President Recep Tayyip Erdogan and his Russian counterpart Vladimir Putin, the two countries agreed to establish the Idlib demilitarized zone.

Ankara and Moscow also signed a memorandum of understanding calling for the “stabilization” of Idlib's de-escalation zone, in which acts of aggression are expressly prohibited.

Under the deal, opposition groups in Idlib will remain in areas in which they are already present, while Russia and Turkey will conduct joint patrols in the area with a view to preventing renewed fighting.

Syria has only just begun to emerge from a devastating conflict that began in 2011 when the Assad regime cracked down on demonstrators with unexpected ferocity.​

– Netanyahu visit

Lavrov also confirmed that the Russian administration and Israeli government officials were working to set a date for an expected visit by Israeli Prime Minister Benjamin Netanyahu in Russia.

Commenting on Israel's intention to declare sovereignty over the Golan Heights, Lavrov said that the legal status of the area has been defined by the UN Security Council resolutions.

"To change the status means to violate directly the Security Council resolutions," he said.