PKK’nın sözde Hollanda sorumlularından biri Diyarbakır’da yakalandı

DİYARBAKIR (AA) – Diyarbakır'da düzenlenen terör operasyonunda PKK'nın Hollanda'daki sözde sorumlularından olduğu değerlendirilen kadın gözaltına alındı.

Alınan bilgiye göre, Diyarbakır MİT Bölge Başkanlığı ile İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği ortak çalışmada, Hollanda'da terör örgütü PKK'ya müzahir oluşumlarda yönetici pozisyonunda bulunduğu ve örgütün sözde sorumlularından olduğu değerlendirilen A.P'nin (51) kentten ayrılarak Almanya'ya gideceği belirlendi.

Terörle Mücadele ekipleri, Hollanda'da terör örgütü PKK lehine düzenlenen toplantı ve gösterileri organize ettiği, terör örgütü adına eylem ve faaliyetlerde bulunduğu tespit edilen A.P'yi yakalamak için operasyon başlattı.

Diyarbakır Havalimanı'nda gerçekleştirlen operasyonda A.P. gözaltına alındı.

A.P'nin emniyetteki işlemleri sürüyor.

Advertisements

Irkçı Wilders'tan “İslami ifadeler yasaklansın” teklifi

LAHEY (AA) – Hollanda’da aşırı sağcı Özgürlükler Partisinin (PVV) lideri Geert Wilders, Hollanda'da İslami ifadelerin yasaklanması için parlamentoya yasa tasarısı önergesi sundu.

Wilders, parlamentoda yaptığı konuşmada, "Ülkemizi İslam'dan arındırmamız lazım. İslam, Hollanda'ya ait değil. İslam, nefret ve terörle eşittir. Yıllarca İslam'ı önlemek için hiçbir şey yapılmadı. Bu yüzden Hollanda'da İslami ifadelerin yasaklanması için yasa tasarısı önergesi sunuyorum." dedi.

Bunun batı ülkelerinde bir ilk olduğunu belirten Wilders, "Camiler, İslam okulları, kapansın ve Kur'an ile burka yasaklansın. Diğer ülkelerin de bunu örnek almalarını umut ediyorum." ifadesini kullandı.

Parlamentoda bulunan diğer partilerin liderleri ise Wilders'a tepki göstererek, böyle bir yasanın ülkenin anayasasında güvence altına alınan dini özgürlükler kapsamına aykırı olduğunu dile getirdi.

Wilders'a acımaya başladığını ifade eden Denk Partisi Meclis Grup Başkanı Tunahan Kuzu da Wilders'in 14 yıldır aynı şeyleri söylediğini ve yaptığını, bir 14 yıl daha devam etse bile her zaman karşısında duracaklarını aktardı.

Kuzu, "Wilders'in siyasi mirası kanla dolu. Son 14 yılda ırkçılık ve Müslümanlara karşı nefret yükselişte. Camilere yapılan saldırılar ve Müslümanlara yapılan tehditler gibi. 2011 yılında yapılan bir araştırmaya göre, PVV'nin tabanının yüzde 25'i hedefine ulaşmak için şiddete başvurmaya hazır. Wilders'in çizgisinden gidersek bu ülkede sahip olduğumuz özgürlüğümüzü kaybedeceğiz." diye konuştu.

PVV, iki yıl önce parti programında, ülkedeki camileri kapatmayı, Kur'an-ı Kerim'i yasaklamayı ve sığınmacılara verilen oturma izinlerini iptal etmeyi vadetmişti.

Wilders liderliğindeki PVV, ülkede geçen sene yapılan genel seçimlerde mecliste 20 sandalye elde ederek ikinci büyük siyasi parti olmuştu.

UCM'den Myanmar'ın işlediği suçlara ön inceleme

LAHEY (AA) – Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Myanmar'ın Arakanlı Müslümanlara karşı işlediği suçlarla ilgili ön inceleme başlattığını duyurdu.

UCM Savcısı Fatou Bensuda, yaptığı yazılı açıklamada, 700 bin Arakanlı Müslüman'ın Bangladeş'e tehcir edildiği iddiası ile ilgili yeterli delilin toplanabilmesi ve soruşturma açılabilmesi için ön inceleme başlattığını bildirdi.

Bensuda, geçen yılın sonundan bu yana ofisinin Myanmar'ın Arakanlı Müslümanlara karşı işlediği suçlarla ilgili bazı bilgilere ve raporlara sahip olduğunu ifade ederek, Rohingya halkının temel haklardan mahrum bırakılması, öldürme, cinsel şiddet, yıkım ve yağma gibi zorla yerinden edilmesiyle ilgili ellerindeki bu bilgileri inceleyeceklerini kaydetti.

Ön incelemenin bir soruşturma olmadığına dikkati çeken Bensuda, Roma Statüsü'nün belirlediği kriterlere uygun bir soruşturma yürütmek için makul bir temel olup olmadığını bu ön incelemede belirleyeceklerini aktardı.

Myanmar'ın UCM'ye üye olmadığını fakat söz konusu suçların kısmen işlendiği Bangladeş'in üye olmasından dolayı yargının yetkisini kullanabileceğini vurgulayan Gambiyalı savcı, "Ofisim, Roma Statüsü'nün 7. maddesi kapsamındaki diğer suçların, zulüm suçları ve diğer insanlık dışı eylemler gibi mevcut duruma uygulanabilir olup olmayacağını değerlendirecektir." ifadesini kullandı.

Merkezi Hollanda'nın Lahey kentinde bulunan UCM, iki hafta önce Myanmar'ın Arakanlı Müslümanlara karşı işlediği suçlarla ilgili, mahkemenin yargı yetkisini kullanarak araştırma başlatma yetkisine sahip olduğu kararı almıştı.

UCM savcısı Fatou Bensuda, Myanmar'ın mahkemeye taraf olmaması nedeniyle tehcir iddiasıyla ilgili soruşturma başlatılabilmesi için mahkemeye üye Bangladeş üzerinden imkanlara bakılması talebinde bulunmuştu.

-Arakan sorunu

Myanmar'da 1970'lerden bu yana zulüm ve sistematik baskıya uğrayan Arakanlı Müslüman nüfusun büyük çoğunluğu, topraklarını terk ederek bölge ülkelere göç etti.

Ülkede 1982'de kabul edilen yasayla vatandaşlık haklarını kaybeden Arakanlı Müslümanlar, "devletsiz" sayılıyor. Birleşmiş Milletler tarafından "eziyet gören dini azınlık" olarak kabul edilen Arakanlı Müslümanlar, hem şiddet olaylarına hem de yasal, ekonomik ve toplumsal ayrımcılığa maruz kalıyor.

Arakan'da 2012'de Budistler ile Müslümanlar arasında çatışmalar çıkmış, olaylarda çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.

Sınır karakollarına 25 Ağustos 2017'de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçiler, kitlesel şiddet eylemlerini başlatmış ve 10 bine yakın kişiyi katletmişti.

Etnik temizliğe dönüşen saldırılarda 350'den fazla köy, ordu ve fanatik Budistler tarafından yok edilirken, 700 binden fazla Arakanlı Müslüman dağlık bölgeler, nehir ya da deniz üzerinden komşu Bangladeş'e sığınmak zorunda kalmıştı.

Utrecht'te Advocaat dönemi

UTRECHT (AA) – Hollanda Birinci Futbol Ligi (Eredivisie) ekiplerinden Utrecht, teknik direktörlük görevine bir dönem Fenerbahçe'yi de çalıştıran Dick Advocaat'ı getirdi.

Kulüpten yapılan açıklamada, 70 yaşındaki Advocaat ile 1 yıllık sözleşme imzalandığı belirtildi.

Açıklamada, futbolculuğunda 1983-1984 sezonunda Utrecht'te forma giyen Advocaat'ın, teknik direktörlük kariyerini burada tamamlamak istediği ifade edildi.

Ligde bu sezon oynadığı 5 maçta 5 puan toplayabilen Utrecht, puan tablosunun 14. basamağında bulunuyor.

Advocaat'ın son olarak geçen sezonun ikinci yarısında çalıştırdığı Sparta Rotterdam, küme düşmüştü.

Hollanda Milli Takımı'nda 3 dönem görev alan Advocaat, 2016-2017 sezonunda Fenerbahçe'yi çalıştırdı. Kariyerinde AZ Alkmaar, PSV, Glasgow Rangers, Zenit ve Sparta Rotterdam kulüplerinin yanı sıra Rusya Milli Takımı'nın da teknik direktörlüğünü üstlenen Advocaat, 2016'nın şubat ile mayıs ayları arasında Feyenoord Kulübünün teknik heyetine danışmanlık yapmıştı.

Hollanda'da AB'nin göç politikaları protesto edildi

AMSTERDAM (AA) – Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da Avrupa Birliği'nin (AB) mülteci ve göçmen karşıtı politikaları protesto edildi.

Farklı kurumlar tarafından organize edilen, üyelerinin çoğunluğunu Türk ve göçmenlerin oluşturduğu Denk Partisi ve bazı sivil toplum kuruluşlarının da destek verdiği protestoya çok sayıda kişi katıldı.

Dam Meydanı'nda toplanan, "insancıl bir göç politikası" ve "insanlara kapıyı aç, sermayeye değil" yazılı pankartlar taşıyan göstericiler, "sınırsız dayanışma", "önce insan hakları", "herkese kapımız açık", "sınırları aç" ve "ırkçılığa yer yok" yazılı dövizlerle, "zaman ne zamanı, dayanışma zamanı, ne istiyoruz, mültecilere özgürlük" ve "sınıra hayır, ulusalcılığa hayır, sürgünü durdur" sloganları atarak Museumplein Meydanı'na yürüdü.

Uluslararası Sosyalistler Vakfı Başkanı Ewout van den Berg, AA muhabirine, ülkelerinden savaş nedeniyle kaçan mülteciler ve çocukların güvenli olmayan ülkelere geri gönderilmesine dikkati çekmek için yürüyüş yaptıklarını söyledi.

Akdeniz'deki ölümlerin utanç verici olduğuna işaret eden van den Berg, "Sınırlar bilinçli bir şekilde kapatıldığı için mülteciler gemilerle hayatlarını ortaya koyarak AB'ye gelmeye zorlanıyorlar. Ülkesinden açlık, savaş, Batı'nın bombasından veya herhangi bir sebepten dolayı kaçan insanlar için kapılarımızı açmamız lazım. Onların boğulmasına sebep olmak yerine buraya gelebilmeleri için imkanlar sağlamamız lazım." diye konuştu.

Van den Berg, hükümetten mültecileri kabul etmesini ve çocukları güvenli olmayan ülkelere geri göndermemesini istediklerini belirtti.

Denk Partisi Amsterdam Belediye Meclis Üyesi Numan Yılmaz da bir insanın değerinin bir kağıt parçası olan pasaport üzerinden belirlenmemesi gerektiğine dikkati çekerek, "Batı ülkelerinin diğer ülkelerde savaş başlatıp ya da savaşa katkıda bulunup oradan kaçan insanlara kapıları kapatması vicdansızlık. Biz bugün bunun için buradayız çünkü buna karşıyız ve her zaman karşı geleceğiz ve sesimizi duyuracağız." ifadelerini kullandı.

GRAFİKLİ – Avrupa'da sağ partiler oyunu artırıyor

BRÜKSEL (AA) – YUSUF HATİP – Göçmen krizinin başlamasından bu yana Avrupa genelinde yapılan seçimlerde sağ partiler oylarını artırırken, bunun başlıca nedenlerinin "göçmen karşıtlığı, İslamofobi ve AB projesine güvenin azalması" olduğu belirtiliyor.

İsveç'te 9 Eylül'de yapılan seçimlerde aşırı sağ görüşlü Demokratlar Partisinin (SD) oy oranının yüzde 17,6'ya kadar yükselmesi dikkati çekti. 2014 seçimlerinde yüzde 12'lik oy oranı ile ülkenin üçüncü partisi durumuna gelen SD, oyunu artırmayı sürdürdü.

Ekonomik göstergelerin pozitif seyrettiği İsveç'te popülist sağcı partinin oylarını artırmasının sebebinin göç konusu olduğu görülüyor. SD göç konusunu seçim kampanyasının merkezine oturtmuştu.

İsveç'in yanı sıra Almanya, İtalya, Avusturya, Almanya, Macaristan, Fransa ve Hollanda'da da yapılan son seçimlerde sağ partilerin oylarında artış gözlendi.

Sağcı partilerin oylarını artırmasındaki nedenlerin başında "göçmen karşıtlığı, İslamofobi ve AB projesine güvenin azalması" olduğu belirtiliyor.

– Fransa

Aşırı sağın yükselişinin en ciddi örneklerinden biri Fransa'da görülüyor. Yabancı, göçmen ve İslam karşıtı söylemleriyle dikkati çeken Ulusal Cephe'nin (FN) eski lideri Jean-Marie Le Pen, 2007'deki cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 10,44 oy almış, yerine geçen kızı Marine Le Pen ise oy oranını 2012'deki cumhurbaşkanı seçiminde yaklaşık yüzde 18'e çıkarmıştı.

Le Pen'in partisi FN, 2015 yerel seçimlerde de yüzde 27,7 oy almıştı.

Sağcı FN'nin, 2017 yılının mayıs ayında Emmanuel Macron'a karşı ikinci tura kalması, bu oylamanın Avrupa'nın geleceğini tayin edeceği şeklinde algılanmıştı.

Her ne kadar Macron'a karşı kaybetse de Ulusal Cephe ikinci turda oyların yüzde 33,9'unu toplamıştı.

– Hollanda

Hollanda'da 2017'deki genel seçimde şimdiki Başbakan Mark Rutte'nin başında olduğu parti 33 milletvekili almış olsa da "İslam düşmanı ve açıkça Türkiye düşmanlığı yapan" Geert Wilders'in Özgürlük Partisinin (PVV) 20 milletvekili alması, oylarını yükseltmesi ve milletvekili sayısını artırmış olması endişe verici bir durum olarak yorumlandı.

PVV son genel seçimde yüzde 13'lük oy oranıyla ikinci parti oldu. İsveç'te şu an yaşandığı gibi Wilders'in partisi ile de kimse ortaklık kurmaya yanaşmadı. Uzun süren pazarlıkların ardından merkez sağ hükümet kurulmuştu.

Wilders'in partisi PVV, 2006'daki genel seçimde yüzde 5,9, 2012'deki genel seçimde ise yüzde 10,1 oy alarak mecliste 15 milletvekiliyle temsil hakkı kazanmıştı.

– Almanya

AB'nin ekonomik olarak en güçlü ülkelerinden Almanya'da aşırı sağ kanatta Almanya için Alternatif (AfD) partisi öne çıkıyor. İlk başta Avro bölgesine karşı olan AfD zamanla İslam ve göçmen karşıtı bir söylem geliştirdi.

Ülkede aşırı sağın son yıllardaki yükselişinin 2015'teki mülteci kriziyle hızlandığı belirtiliyor. Alman hükümetinin yaklaşık 1 milyon sığınmacıyı kabul etme kararı ülkedeki aşırı sağcı kesime desteği artırdı.

AfD, 2013 genel seçiminde yüzde 4,7 oy alabilirken, 2017 genel seçimlerinde yüzde 13,3 oyla Federal Meclis'e (Bundestag) girmeyi başardı. Ana muhalefet partisi konumuna yükselen AfD bugüne kadarki en büyük siyasi başarısını elde etti.

– Avusturya

Avusturya’da aşırı sağcıların Avusturya Özgürlük Partisi (FPÖ), son yıllardaki seçimlerde aldığı yüksek oy oranlarıyla dikkati çekiyor. FPÖ, 2008 genel seçiminde yüzde 17,5 olan oy oranını 2013'te yüzde 20,6'ya çıkardı.

İslam karşıtı politikalarıyla bilinen Avusturya Halk Partisi (ÖVP) de Ekim 2017 seçimlerine Sebastian Kurz liderliğinde girdi.

ÖVP, seçimlerde yüzde 31,5 oyla birinci olmuş, hükümeti kurabilecek çoğunluğu ise sağlayamamıştı. FPÖ ise yüzde 26 oyla üçüncü sırada yer almıştı. Sağcı FPÖ ve muhafazakar kimliğiyle öne çıkan ÖVP geçen yılki seçimlerde koalisyon hükümeti kurmuştu.

Başbakanlığı Kurz'un yürüttüğü mevcut hükümet, ilkokullarda yürürlüğe sokmak istediği başörtüsü yasağını, ortaokul öğrencileri ve öğretmelerini de içine alacak şekilde genişletmeyi planlıyor.

Öte yandan, hükümetin iltica başvurusunda bulunanların cep telefonlarına kimliklerinin ve nereden geldiklerinin tespit edilmesi amacıyla el konulabileceği yönündeki kararı da tepki çekiyor.

– İtalya

İtalya'da göçmen karşıtı tezleriyle bilinen Lig ile popülist söylemleri aşırı sağınkiyle benzerlik gösteren Beş Yıldız Hareketi (M5S) son yıllarda öne çıkıyor.

Komedyen Beppe Grillo liderliğindeki küreselleşme ve Avro Birliği karşıtı M5S, 2009'da kurulmasının ardından girdiği yerel ve genel seçimlerde yükseliş eğilimini sürdürdü. Parti, 2013'teki genel seçimde yüzde 25 civarında oy alarak ikinci parti konumuna yükseldi ancak diğer partilerin koalisyon kurmasıyla iktidar dışında kaldı.

Son seçimde yüzde 32,6 oy oranıyla tek başına en çok oyu alan M5S ile yüzde 37 oyla seçimlerden birinci sırada çıkan merkez sağ ittifakının en çok oy (yüzde 17,3) alan partisi Lig oldu.

İtalya'da sağ partilerin yükselişinin ana nedenleri arasında hem göçmenlerin akınına uğrayan Avrupa ülkelerinden olması hem de 2008 ekonomik krizinden derin biçimde etkilenmesi sayılabilir.

M5S ve Lig partileri gerek göçmen karşıtlığı gerekse de AB'nin politikalarını sık sık hedef alan söylemleriyle gündeme geliyor.

– Macaristan

Macaristan'da nisan ayında düzenlenen genel seçimi, oyların hemen hemen yarısını alan Viktor Orban liderliğindeki sağcı parti FİDESZ kazandı.

Orban, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya ile AB'nin göç politikalarına karşı adeta bir blok oluşturarak, Brüksel'in de eleştiri oklarını üzerine çekiyor.

– Danimarka ve Finlandiya

Danimarka'da aşırı sağcı seçmeni Danimarka Halk Partisi temsil ediyor. Daha önce Hazreti Muhammed ve Kuran-ı Kerim'e yapılan hakaretlerle gündeme gelen ülkede 2011'deki seçimde yüzde 12,3 oy alan parti, 2015'te oyların yüzde 21,2'sini alarak ülkenin ikinci büyük partisi konumuna geldi.

Finlandiya'da Timo Soini liderliğindeki popülist ve milliyetçi çizgideki Gerçek Finlandiyalılar Partisi, 2007'deki genel seçimde yüzde 4,1, 2011'de yüzde 19,1 ve 2015'te yüzde 17,7 oy aldı.

Finlandiya meclisinin 2007'de en küçük partisi olan Gerçek Finlandiyalılar, son yıllardaki yükselişiyle önemli bir siyasi güç haline geldi. Parti lideri Timo Soini, 2015 genel seçimi sonrasında koalisyon ortağı olarak Dışişleri Bakanı oldu.

Refik Hariri suikastı davası

LEİDSCHENDAM (AA) – Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesinde, eski Lübnan Başbakanı Refik Hariri'nin 2005'te uğradığı suikast sonucu öldürülmesiyle ilgili davanın son duruşması görülmeye başlandı.

Merkezi Leidschendam kentinde bulunan özel mahkemede görülen ve 13 yıl önceki suikastı işledikleri iddia edilen dört zanlının gıyabında yargılandığı davanın duruşmasına Refik Hariri'nin oğlu Lübnan Başbakanı Saad el-Hariri de katıldı.

Mahkemeden yapılan açıklamada, duruşmanın 21 Eylül'e kadar devam edeceği belirtilirken, duruşmanın başından bu yana 307 tanığın ifade verdiği ve olayla ilgili 3 bin 128 belge bulunduğu kaydedildi. Kararın, kamuya açık bir duruşmada ve gelecek yıl açıklanması bekleniyor.

Lübnan’da 2005'te düzenlenen bombalı saldırıda Hariri'nin yanı sıra 22 kişi hayatını kaybetmişti.

– Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesi

Lübnan hükümeti, ülkedeki bölünmüşlük ve karışıklığı da dikkate alarak, Hariri suikastı konusunu BM'ye devretmişti. BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararı ile Hariri suikastını araştırmak için kurulan heyet, ilk raporunu 2005'in Ekim ayında Güvenlik Konseyine sunmuştu. 29 Mart 2006'da BMGK, Uluslararası Lübnan Mahkemesinin kurulmasına karar vermişti. 2007'nin Haziran ayında statüsünün yürürlüğe girmesinden sonra Uluslararası Lübnan Mahkemesi, 1 Mart 2009'da çalışmalarına başlamıştı.

Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesi, 30 Haziran 2011'de Hizbullah örgütü üyeleri olan Selim Cemil Ayyaş, Mustafa Emin Bedreddin, Hüseyin Hasan Anisi ve Esed Hüseyin Sebra hakkında Hariri suikastını planlamak ve düzenlemek suçundan tutuklama kararı vermişti.

Mahkemenin tutuklama kararı verdiği 4 Hizbullah üyesi halen bulunamadığı için 2 Şubat 2012'de zanlıların gıyabında yargılanmasına başlanmıştı. Zanlılar için savcıların hazırladıkları iddianamelerin 16 Ocak 2014'te okunmasıyla, 2005'teki Hariri suikastının ilk duruşması gerçekleştirilmişti.

BM Güvenlik Konseyi tarafından Hariri suikastını soruşturmakla görevlendirilen mahkemenin davayı 3 yılda sonuçlandırması planlanıyordu. Dava sürecinin uzaması nedeniyle 23 Aralık 2017'de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Uluslararası Lübnan Özel Mahkemesinin görev süresini üç yıl daha uzatmıştı.

Hollanda'da “Dünya Liman Günleri Festivali”

ROTTERDAM (AA) – Hollanda'nın Rotterdam kentinde 7-9 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen 41. Dünya Liman Günleri Festivali'ne 380 bin kişi katıldı.

Rotterdam Dünya Liman Festivali Vakfınca organize edilen ve "su festivali" olarak da bilinen etkinlik üç gün sürdü.

Erasmus Köprüsü çevresinde ve Kuzey Denizi'ne bağlanan Nieuwe Maas Nehri'ndeki gösteriler, katılımcıların büyük beğenisini topladı.

Köprü çevresinde çocuk ve yetişkinler için yarışma ve çeşitli etkinlikler düzenlenirken, askeri, kaza ve yangın tatbikatları yapıldı.

Ziyaretçiler, içinde alışveriş merkezi, sinema ve restoran bulunan Avrupa'nın en büyük feribotlarından biri olarak gösterilen "Pride of Rotterdam" ile gezme fırsatı da buldu.

Kentin liman ve denizcilik alanlarına ilişkin bilgilendirmelerin yapıldığı festivalin ikinci günü havai fişek gösterisi de yapıldı.

Festivale 380 bin kişinin katıldığı bildirildi.

Eskrimde altın madalya

İSTANBUL (AA) – Hollanda'nın başkenti Amsterdam'da düzenlenen Büyük Erkekler Flöre Satellite Turnuvası'nda milli eskrimci Martino Minuto, altın madalya kazandı.

Türkiye Eskrim Federasyonundan yapılan açıklamada, Dünya Eskrim Günü'nde düzenlenen turnuvada Martino Minuto'nun, 63 sporcu arasından birinci olduğu belirtildi.

Pul müsabakalarında 6 maçını da kazanan Martino Minuto'nun, finalde Danimarkalı Emil Ulrik Andersen'i 15-8 yenerek altın madalyaya uzandığı kaydedildi.

Tahran Zirvesi Avrupa basınında Türkiye'nin ateşkes çağrısıyla yer buldu

LONDRA (AA) – Avrupa basını, İran'ın başkenti Tahran'da Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani arasındaki zirveyi, Türkiye'nin İdlib'de ateşkes çağrısı ve insani kriz boyutunu öne çıkararak kamuoyuna yansıttı.

İngiliz Sky News televizyonu, Tahran Zirvesi'ne ilişkin haberinde, İdlib'de yaşanabileceklerden en çok kaygı duyan ülkelerden birinin Türkiye olduğunun altını çizdi.

Türkiye’nin şu ana kadar milyonlarca sığınmacıyı kabul ettiği hatırlatılan haberde, Türkiye'nin İdlib'den kaynaklanacak yeni bir dalgayı istemediği vurgulandı.

Haberde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dünkü zirvede Rus ve İran taraflarına ateşkes için baskı yaptığı ancak onların önceliklerinin "bölgeyi teröristlerden temizlemek olduğunda ısrar ettikleri" aktarıldı.

İngiliz kamu yayın kuruluşu BBC de "Rusya, Türkiye’nin İdlib ateşkesi çağrısını reddetti" başlığıyla verdiği haberde, Tahran'daki zirvenin İdlib'de geniş çaplı muharebeyi engellemek için son şans görüldüğü ifade edildi.

"The Times" gazetesi, zirveyi "Erdoğan, Suriye’de kan banyosu uyarısı yaptı, Putin ateşkesi geri çevirdi" başlıklı haberle verdi. Haberde Erdoğan’ın sivillerin katledileceği uyarısına rağmen Rusya ve İran’ın, Türkiye’nin İdlib’de ateşkes çağrısını geri çevirdiği belirtildi.

The Times, zirve sırasında Erdoğan ile Putin'in "nadir bir anlaşmazlık anında" ateşkes konusundaki tartışmasının kameralara yakalandığını da kaydetti.

"The Guardian" gazetesi de Putin ve Ruhani’nin, Türkiye’nin sivil katliamına yönelik uyarılarına kulak tıkadığını yazdı. Haberde, "Putin ve Ruhani, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile açık bir şekilde çatıştı." ifadesi kullanıldı.

Gazete, Putin’in, Erdoğan’ın uyarılarını dikkate alarak Suriye güçlerine "durma" emri verip vermeyeceğinin belirsizliğini koruduğu kaydedildi.

– Yunanistan

Zirveye geniş yer veren Yunan basını, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, "Suriye rejiminin ülkenin tümünü denetleme hakkına sahip olduğu" yönündeki açıklamasını öne çıkarırken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ateşkes çağrısının ise karşılıksız kaldığını vurguladı.

"To Vima" gazetesi, zirveye aynı açıdan yaklaştığı haberine "Putin, Erdoğan’ın ateşkes ile ilgili tezine karşı olduğunu açıkladı" başlığını attı. Gazete, haberinde Putin’in, Erdoğan’ın ateşkes teklifini, İdlib’de bulunan El Nusra cephesinin barış görüşmelerine katılmadığı gerekçesiyle kabul etmediğini belirttiğini aktardı.

"Kathimerini" gazetesi, "Verimsiz toplantıdan sonra Suriye’de korku dengeleri" başlıklı haberinde, Tahran’daki zirveden somut bir sonuç çıkmadığını öne sürdü. Gazete, Suriye’de yeni bir kanlı çatışmanın önlenmesi için umutların azaldığının altını çizdi.

Zirveyi "Putin: Suriye, Esed’e ait" başlığıyla haberleştiren "Ta NEA" gazetesi de Putin’in, Suriye rejiminin ülkenin tümünü denetleme hakkına sahip olduğu görüşünü öne çıkardı. Haberde, Putin’in Suriye’de aşamalı olarak istikrarın sağlanması konusunda Erdoğan ve Ruhani ile yapıcı görüşmeler gerçekleştirdiğini ifade ettiği aktarıldı.

– Avusturya

Avusturya Devlet Televizyonu ORF, zirveye ilişkin haberini "İdlib’in geleceği hala belirsiz" başlığı ile verdi. Haberde Erdoğan, Putin ve Ruhani’nin ortak basın toplantısında İdlib’e yönelik saldırının engellenmesi yönünde somut açıklamaların yapılmadığı bilgisi paylaşıldı.

Ülkenin önde gelen gazetelerinden "Kurier"de yer alan haberde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşmenin ardından sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı "Rejimin çıkarları uğruna on binlerce masum insanın öldürülmesine göz yumulması durumunda, biz böyle bir oyunun ortağı da seyircisi de olamayız." mesajı paylaşıldı. Haberde, Türkiye’nin olası bir İdlib saldırısı nedeniyle sivillerin katledileceği kan gölüne seyirci kalmayacağı ifade edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İdlib sorununun Astana ruhuyla çözülmesi gerektiği değerlendirmesinde bulunduğu aktarılan haberde, Türkiye’nin Tahran’da sivillerin gözetilmeyeceği herhangi bir metodun teröristlerin işine yarayacağı görüşünü ilettiği kaydedildi.

– Almanya

"Deutschlandfunk" gazetesi, "Toplantıdan somut sonuç çıkmadı" başlığıyla verdiği haberde, zirvenin sonuç bildirgesinde ana hedefin DEAŞ ve Nusra cephesini bertaraf etmek şeklinde yer aldığı kaydedildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ateşkes istediği ve Suriye rejiminin İdlib’e saldırması halinde bölgenin kan gölüne döneceği uyarısında bulunduğu aktarılan haberde, Rusya ve İran liderlerinin ise Suriye rejimini desteklediği ifade edildi.

"Die Zeit" gazetesi de "Vladimir Putin, Suriye’nin tamamen kurtarılmasını istedi" başlığıyla duyurduğu haberde, Tahran’dan bir yakınlaşma ve ortak tutum çıkmadığını kaydetti. Gazete, Erdoğan’ın ateşkes istediğini, Ruhani ve Putin’in ise "bölgedeki terörizmi yenmek" için saldırıdan yana olduğu bilgisine yer verildi.

"Der Spiegel" dergisi de "Putin, İdlib’de çatışmaların durmasını reddetti, Erdoğan ateşkes istedi" başlığını kullanarak, zirve öncesinde Rusya Hava Kuvvetlerinin İdlib’de ayrılıkçıları bombaladığı bilgisine yer verdi. Haberde, Erdoğan'ın Suriye'de durum netleşene kadar Türk askerlerinin ülkenin kuzeyinde kalacağını söylediği aktarıldı.

Dergi, Erdoğan’ın İdlib’in bombalanmasının durdurulması ve ateşkesin sağlanmasında ısrar edeceğini vurguladığı ancak Putin'in Esed’in ülkesini kontrol altına alması gerektiğini söylediği kaydedildi.

– Hollanda

"Rusya ve İran, İdlib'de halen Türkiye'ye karşı" başlığını atan kamu yayın kuruluşu NOS, İran ile Rusya'nın İdlib'i fethetmek için askeri harekata kapıları açık bıraktığı, Türkiye'nin ise ateşkes istediği bildirildi.

Haberde Erdoğan'ın "İdlib, sadece Suriye'nin geleceği için değil, bölgede bizim güvenliğimiz ve geleceğimiz için de de önemli. İdlib'e her saldırı bir afetle sonuçlanır. Teröristlere karşı mücadele zaman ve sabır istiyor. İdlib'in kan gölü olmasını istemiyoruz." sözleri de aktarıldı.

"İdlib'de ateşkes sağlanamadı: Suriye harekatı insani felaket tehdidi altında" başlığını atan "De Volkskrant" gazetesi de zirvede İdlib'de ateşkes için anlaşma sağlanamadığını yazdı. Haberde, Erdoğan'ın, "Türkiye'de zaten 3,5 milyon Suriyeli var, tekrar milyonlarca Suriyeliyi koruma altına almak durumunda değiliz." sözlerine yer verildi.

"NRC" gazetesi, "Rusya, İran ve Türkiye arasındaki İdlib konulu zirve toplantısı başarısız" başlığı ile verdiği haberde, uluslararası yardım kuruluşlarına göre insani bir felakete dönüşecek şiddetli çatışmanın kaçınılmaz olduğunu aktardı.

Haberde zirvenin ardından yayımlanan ortak bildiride Suriye'deki çatışmanın askeri harekat yerine müzakereler ile çözülmesi önerisinde bulunulduğu kaydedildi.