ABD'den emekli İsrailli generale yaptırım

WASHINGTON (AA) – ABD yönetimi, Güney Sudan'daki çatışmaları desteklediği gerekçesiyle aralarında İsrail Ordusu'ndan emekli bir generalin de bulunduğu 3 kişiye yaptırım uygulayacak.

ABD Hazine Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, ikisi Güney Sudanlı ve biri İsrailli 3 kişinin savaş yorgunu Afrika ülkesinde barışı, istikrarı ve güvenliği baltalayan faaliyetleri nedeniyle yaptırım listesine eklendiği bildirildi.

Bu şahıslardan İsrail Ziv'ın İsrail Ordusu'nda general rütbesiyle emekli olduğu kaydedilen açıklamada, "Ziv'in hem Güney Sudan hükümetine hem de hükümet karşıtı güçlere milyonlarca dolarlık silah ve mühimmat sattığı" ifade edildi.

Ziv'in Güney Sudanlı hükümet yetkililerine rüşvet verdiği de vurgulanan açıklamada, ayrıca ülkedeki petrol ve alt yapı tesislerine düzenlenen saldırıları planladığı kaydedildi.

Açıklamaya göre, Güney Sudan vatandaşı Gregory Vasili ve Obac William Olawo da ülkede hükümete ve silahlı militanlara silah sağladıkları için yaptırımlara tabi tutulacak.

Yaptırım kararı çerçevesinde bu kişilerin ABD'deki olası mal varlıkları dondurulurken, Amerikalılarla ticari ilişki kurmaları da yasaklandı.

Güney Sudan'da milyonlarca kişi yerinden edildi

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Güney Sudan'da başlayan iç savaşın başından bu yana komşu ülkelere 2 milyondan fazla kişinin sığındığını, ülke içinde de 1,8 milyon insanın yerinden edildiğini bildirdi.

BMMYK'den ülkedeki iç savaşın 5'inci yılı dolayısıyla yapılan yazılı açıklamada, Afrika kıtasında en çok yerinden edilmelerin Güney Sudan'da gerçekleştiği aktarıldı.

Buna göre, Güney Sudan'da 5 yılda çatışmalardan dolayı 2 milyondan fazla kişi komşu ülkelere sığınırken, 1,8 milyon kişi de ülke içinde yerinden edildi.

Açıklamada, sürdürülebilir ve kalıcı bir barış için taraflara çağrı yapıldı.

BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, yaptığı açıklamada, "Pek çoğu yaşamlarında defalarca yerinden edilmiş Sudan halkı, acılarına bir son verilmesini hak ediyor." ifadesini kullandı.

Grandi, ülkede barışın hakim olmasının şart olduğunu vurgulayarak, iç savaşın yaralarının sarılmasının zaman alacağına ve barış sürecinin ancak diyalog ve siyasi çözümle sürdürülebilir olacağına dikkati çekti.

  • Eylül ayında barış anlaşması imzalanmıştı

Sudan'dan 2011'de ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Güney Sudan, Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit'in 16 Aralık 2013'te yardımcısı Riek Machar'ı “darbe teşebbüsü” iddiasıyla görevden almasının ardından iç savaşa sürüklenmişti.

Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) gözetiminde yürütülen barış görüşmeleri sonucu, taraflar defalarca barış ve ateşkes anlaşması imzalasa da çatışmalar yeniden patlak vermişti.

Geçen eylül ayında Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da düzenlenen 33. IGAD Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı'nda bir araya gelen muhalif lider Machar ve Mayardit barış anlaşmasına imza atmıştı.

Güney Sudan'da asayiş kademeli olarak sağlanıyor

CUBA (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Güney Sudan Misyonu Başkanı David Shearer, ülkede çatışan taraflar arasında iki aydan fazla bir zaman önce imzalanan barış anlaşmasının ardından güvenliğin önemli ölçüde sağlandığını belirtti.

Shearer, Güney Sudan'ın başkenti Cuba'da basına yaptığı açıklamada, ülkenin birçok bölgesinde kademeli olarak asayişin sağlandığını ve yerlerinden edilmiş çoğu insanın kendi bölgelerine dönmeye başladığını ifade etti.

Son aylarda BM misyonunun Cuba'daki merkezlerinde ikamet edenlerin yüzde 95'inin dönmek istediğini kaydeden Shearer, ancak bu kişilerin evlerine geri dönmeden önce hükümetten temel hizmetleri sunmasını istediğine işaret etti.

Shearer, BM misyonunun temel hizmetlerin sağlanması konusunda yerel topluluklara yardım etmeye hazır olduğunu dile getirdi.

BM misyonuna ait merkezlerde, 189 bin 444 kişi barınıyor.

Sudan'dan 2011'de ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Güney Sudan, Devlet Başkanı Mayardit'in 16 Aralık 2013'te yardımcısı Riek Machar'ı “darbe teşebbüsü” iddiasıyla görevden almasının ardından iç savaşa sürüklenmişti.

Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) gözetiminde yürütülen barış görüşmeleri sonucu, taraflar defalarca barış ve ateşkes anlaşması imzalasa da çatışmalar yeniden patlak vermişti.

Geçen eylül ayında Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da düzenlenen 33. IGAD Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı'nda bir araya gelen muhalif lider Machar ve Mayardit barış anlaşmasına imza atmıştı.

ANALİZ – Güney Sudan’da iç savaş ve barış süreci

İSTANBUL ( AA) – TUĞRUL OĞUZHAN YILMAZ – Afrika’nın en uzun iç savaşlarından birini yaşamış olan Sudan’da çok sayıda insan hayatını kaybetti ve göç etmek durumunda kaldı. İç savaş sebebiyle siyasi ve ekonomik istikrarsızlıklar yaşayan Sudan’daki bu durum, bölge ülkelerini de ciddi anlamda etkiledi. İç savaşın tarihi arka planına bakıldığında İngilizlerin bölgedeki sömürgecilik faaliyetlerinin yatmakta olduğunu söylememiz mümkündür. Sudan’ın kuzeyini Arap-Müslüman, güneyini ise Hristiyan-Animist şeklinde kamuoyuna lanse eden Batı emperyalizminin yaklaşımları, Güney Sudan’ın Sudan Cumhuriyeti’nden ayrılma sürecini de tetikledi.

2011’de Sudan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Güney Sudan’ın istikrara kavuşacağı düşünülürken bölgede yaşanan örtülü Amerikan-Çin rekabeti buna izin vermedi. Merkezi hükümete karşı uzun yıllar savaşmış olan Güney Sudanlılar, bağımsızlıkla birlikte daha büyük sorunlarla karşı karşıya kaldılar. Sudan’ın bölünmesi yetmezmiş gibi, bağımsızlığın hemen ardından Güney Sudan’da başlayan etnik temelli iç savaş, Batılı devletlerin “böl-parçala-yönet” siyasetini de gün açıkça ortaya koydu. Güney Sudan’ın sahip olduğu doğal kaynak ve zenginlikler elinden alınmak istendi ve halkı da yoksulluk ve ölüme mahkum edildi. Fakat Sudan Cumhuriyeti’nin de önemli katkılar sağladığı barış süreci, Güney Sudan’da iç savaşın nihayete ermesini sağlamakla birlikte, bölge ülkelerinin de üzerinde mutabık kaldığı bir istikrar ve birlikte yaşama idealinin yeniden tesis edilmesi bakımından Batı kaynakları sömürgeci politikalara karşı ciddi bir ders niteliğinde.

İngilizlerin Sudan’ı işgal ve sömürü dönemlerinde -Afrika’nın çoğu ülkesinde yapmış oldukları gibi- ihtilaflı sınır çizimleri siyasi anlaşmazlıklara sebep oldu. Sudan ve Güney Sudan arasındaki anlaşmazlıkların bağımsızlıkla birlikte çözümleneceği düşünülürken bu durum daha da ciddi sorunlara yol açtı. 1898’de Sudan’ı işgal eden İngilizler, güneyde hayata geçirdikleri “kapalı bölge” sistemiyle bölge halkını, kuzeyden ayrıştırmaya çalıştı ve misyonerlik faaliyetlerini yoğun bir şekilde sürdürdü. İngilizlerin, sosyo-kültürel zenginlikleri “farklılık” olarak sunması ve bölünmeye sebebiyet vermesi “kuzey-güney” ayrımını da beraberinde getirdi. Bu yöndeki çabalara rağmen 1924’te başlayan bağımsızlık hareketleri kuzeyli-güneyli, Müslüman-Hristiyan demeden Sudan halkı tarafından topyekun desteklendi.

1 Ocak 1956 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Sudan’da, General Abud döneminde, Güney Sudanlıların siyasal katılım ve temsili bakımından uygulanan yanlış politikalar siyasi ayrılıklara zemin hazırladı. Zaten Abud idaresinin sonunu da Güney Sudan’a yönelik uyguladığı yanlış politikaların getirdiği söylenebilir. Güney Sudanlılar, ilk olarak siyasi bir hareket olan “Sudan Afrika Ulusal Birliği” (SANU)’ni kurdular, daha sonra da Sudan Halk Kurtuluş Hareketi'nin öncüsü olarak kabul edilebilecek silahlı bir hareket olan “Anya Nya” hareketini başlattılar. William Deng ve Aggrey Jaden arasında ikiye bölünen Güney Sudan siyasi hareketinin bir tarafı merkezi hükümete karşı ılımlı bir tavır sergilerken, diğer taraf daha sert bir tutum takındı ve 1965’e gelindiğinde ilk silahlı çatışmalar başladı. Numeyri’nin 1965’te iktidara gelmesiyle birlikte, Güney Sudan’a yönelik daha olumlu ve yapıcı politikalar izlenmeye başladı. Kuzey ve güney arasında oluşturulan suni ayrım ve gerginliğin bilincinde olan Numeyri, elini taşın altına koyarak ortak yaşama ülküsünü hayata geçirmek amacıyla Anya Nya’nın lideri Joseph Lagu ile bir araya geldi. Müzakerelerin ardından Mart 1972’de Addis Abeba Antlaşması imzalandı ve Güney Sudan’da bölgesel bir hükümet kurulması kararlaştırıldı. Fakat Sudanlılar arasındaki gerginlik dış müdahalelerin de etkisiyle yeniden tırmandırdı. Numeyri iktidarına karşı hem siyasi hem de askeri olarak teşkilatlanan Güney Sudanlılar, John Garang liderliğinde Sudan Halk Kurtuluş Hareketi/Ordusu (SPLM/A)’sunu kurduklarını ilan ettiler. İslâm’ın bölgede yayılmasından rahatsızlık duyan ABD, İsrail ve Batılı ülkeler de güneydeki ayrılıkçı hareketlere açıktan destek verdiler. 1978’de başlayan siyasi gerginlikler, 1983’te SPLM/A’nın, güvenlik güçlerine saldırmasıyla birlikte iç savaşa evrildi. Garang, iç savaş süresince merkezi hükümetin uzlaşma çağrılarını geri çevirdi, bu durum Güney Sudan’daki siyasi hareketler arasında da bölünmelere sebep oldu.

– Sudan'ın parçalanma süreci

1989’da iktidara gelen Ömer el-Beşir, güneydeki ayrılıkçı hareketlere karşı mücadelenin devam ettirileceğini ilan etti. Buna mukabil iç savaş süresince diyalog kapısı da her zaman açık tutuldu ve uzlaşma sağlanması için çalışmalar devam etti. 20 Temmuz 2002’de Güney Sudan’ın birleşme ve ayrılma hakkının tanınması için self-determinasyon kararı alındı ve Machakos Protokolü’nün imzalanmasıyla birlikte iç savaş sona erdirildi. Diğer SPML/A yöneticilerinin aksine güneyin bağımsız bir devlet olmasını düşünmeyen fakat zaman zaman yaşanılan ayrımcılıkların sona erdirilmesi için ideolojik ağırlıklı bir mücadele sergileyen Garang, el-Beşir tarafından Ocak 2005’te Sudan Cumhurbaşkanlığı birinci yardımcılığını görevine getirildi.

Yaklaşık 6 ay bu görevde kalan Garang, Sudan ve Güney Sudan arasında bir barış tesis edilmesi ve uzlaşının sağlanmasıyla birlikte şüpheli bir helikopter kazasında hayatını kaybetti. Sorunların çözüm yoluna girmesinin hemen akabinde Garang’ın bir helikopter kazasında ölmesi bütün dengeleri değiştirdi ve süreç tersine döndü. SPML/A’nın başına Salva Kiir’in geçmesiyle birlikte 9 Ocak 2011’de yapılan referandum sonucunda Güney Sudan, Sudan Cumhuriyeti’nden ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. Nihayetinde beklenen oldu, Sudan emperyalist projeler doğrultusunda parçalandı. Fakat 2013’ten 2018’e kadar Güney Sudan’da devam eden iç savaş, sorunların etnik ya da dini temelli olmadığını açık bir şekilde ortaya koydu. Durum böyle olmadığı halde yaşanan sorunlar, uzun yıllar boyunca bir Müslüman-Hristiyan çatışması olarak takdim edilmişti. Fakat Batılılar, Güney Sudan’ı Hristiyan-Animist bir devlet olarak takdim etmelerine rağmen güneyde hala çok sayıda Müslüman yaşamakta. Aynı şekilde kuzeyde de Hristiyan ve Animistler mevcut. Ayrıca Güney Sudan’ın bağımsızlık ilan ederken “Sudan” ismini kullanması ve Arapça konuşması da büyük ölçüde Sudan’a hissettiği aidiyetin açık bir göstergesi. Emperyalizmin bölgedeki faaliyetleri Müslüman-Hristiyan ayırt etmeksizin ekonomik kaygılara göre şekillenmekte. Bu sebepledir ki aynı dili konuşan ve ortak kültür mirasına sahip Sudan halkı kavga eder hale getirilerek birbirlerine yabancılaştırıldı. Yani “Güney Hristiyan’dır kuzey ise Müslüman” söylemi gerçeği yansıtmıyor.

Güney Sudan, Sudan’dan ayrıldığı 2011’den bu yana bir türlü belini doğrultamamıştır. Enerji koridorlarının ve yer altı kaynaklarının büyük ölçüde Güney’de kalması yeni sorunları da beraberinde getirmiştir. Örneğin mevcut petrol yataklarının büyük bir bölümünün Güney’in sınırları içerisinde yer alması fakat Güney Sudan’ın petrol işleyecek teknolojiden yoksun olması, Sudan Cumhuriyeti’nde ağırlıklı olarak kullanılan Çin teknolojisine muhtaç kalınmasına yol açmıştır. Bu noktada Kuzey ve Güney’in birbirine ihtiyaç duyması doğrultusunda bölgede faaliyet gösteren ABD ve Batılı devletlerin Güney Sudan’da Çin’e karşı bir alternatif olarak ortaya çıkarak yeni pazarlar oluşturması ihtimal dâhilindedir. Yani ihraç yolları, rafineriler ve boru hatlarının Sudan Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalması önce ülkeyi bölmüş, daha sonra da her iki ülkeyi birbirine karşı bağımlı hale getirmiştir. Petrol zengini bir ülke olan Güney Sudan, yaşadığı sorunlar sebebiyle yoksulluk içerisine düşmüş ve parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Kuzey-Güney arasında bölünme sonrası baş gösteren sınır ve güvenlik sorunları da söz konusu süreci hızlandırmıştır. Ekonomik gelirlerinin % 98’ini petrolden elde eden Güney Sudan’ın yaşadığı iç savaş ve sınır anlaşmazlıklarıyla birlikte petrol üretimini bir süreliğine durdurması ve kuyuların kapatılması ciddi sosyo-ekonomik sorunları da beraberinde getirmiştir. Her iki ülke arasında saldırmazlık anlaşması imzalanmış olmasına rağmen kuzey ve güney sınırında yer alan Güney Kordofan, Mavi Nil ve Hiclic gibi bölgelerde çıkan çatışmalar büyük sorunlara yol açmıştır. ABD ve Çin’in bölgeye yönelik örtülü müdahaleleri yaşanan sorunları daha da karmaşık bir hale getirmiştir.

– Afrika'nın sorunları için Afrika inisiyatifi

Güney Sudan Devlet Başkanı Kiir’in, yardımcısı Riek Macher’i Temmuz 2013’te görevden almasıyla birlikte Macher ve ona bağlı kuvvetler iddialara göre bir darbe girişiminde bulundular. Macher’e bağlı kuvvetlerin özellikle petrol açısından oldukça zengin olan Unity ve Jonglei gibi kuzeyde yer alan eyaletlerde kontrolü ele geçirmeleri, siyasi bir mücadele olarak başlayan sorunların, ülkedeki iç dinamiklerin de etkisiyle birlikte iki büyük kabile olan Dinka ve Nuerler arasında etnik temelli bir iç savaşa dönüşmesine sebep oldu. Kiir ve iktidarı elinde bulunduranların Dinkalara, Macher ve çevresindekilerin ise Nuerlere mensup olması çatışma ve kavgaların topyekun bir etnik savaşa dönüştürülmesine kapı araladı. Güney Sudan’da yaşanan iç savaşın arka planına dair bir değerlendirme yapıldığında, ABD, İsrail, Çin, Almanya, Kanada ve Norveç gibi ülkelerin bölgede büyük yatırımları ve ekonomik faaliyetleri olduğu dikkate alınmalı.

İç savaşın özellikle petrol bulunan Muglad Havzası’nda yoğunlaşması, bölgede ABD ve İsrail’in Çin ile örtülü savaşını akıllara getiriyor. Söz konusu dinamikler, iç savaşın asıl sebebinin bir siyasi ve etnik mücadeleden çok emperyalist devletler ve küresel şirketlerin enerji koridorlarını paylaşım savaşı olduğunu düşündürüyor. Öte yandan komşu ülkelerin de Güney Sudan’daki iç savaşa dolaylı olarak müdahil olması bölgedeki siyasi sorunları daha da derinleştirdi. İç savaş ve istikrarsızlık bölge ülkelerini de doğrudan etkiledi. Bu süreçte Afrika ülkeleri, mevcut sorunları çözmek için harekete geçerek inisiyatif kullandı ve kendileri yeni çözümler üretmeye çalıştı. Sudan, Etiyopya, Kenya ve Uganda gibi komşu ülkelerin ciddi katkılar sağladığı barış sürecinin başlatılmasından sonra Temmuz 2018’de ateşkes sağlandı, Kiir ve Macher iç savaşın sonlandırılması konusunda mutabakata vardı.

Netice itibarıyla Eylül 2018’de Sudan Cumhurbaşkanı el-Beşir ve Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni’nin himayelerinde yeniden başlayan barış görüşmeleri, Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da sonuca kavuşturuldu. 33. Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) devlet ve hükümet başkanları toplantısında bir araya gelen Kiir ve Macher, 12 Eylül 2018’de bir barış antlaşması imzalayarak Güney Sudan iç savaşını sona erdirdiklerini ilan ettiler. Bu sonucun, Kenya ve Etiyopya üzerinden açılacak boru hatları vasıtasıyla Hint Okyanusu, Kızıldeniz ve Akdeniz’e taşınacak petrolden pay almak için istikrarsızlık ve iç savaşı Afrika Boynuzu’na da taşımak isteyen Batı ülkelerinin planlarının boşa çıktığı söylenebilir. Sudan'daki barış sürecinin yalnızca Güney Sudan’a değil bölgenin neredeyse tamamına barış rüzgarı taşıdığı ifade edilmeli. Nitekim aralarında çeşitli anlaşmazlıklar bulunan Sudan, Uganda ve Etiyopya gibi devletler söz konusu barış anlaşması çerçevesinde bir araya geldiler. El-Beşir, Museveni ve Etiyopya Devlet Başkanı Abiy Ahmed’in barış anlaşmaları çerçevesinde verimli bir diyalog kurması hatta bu diyaloğa Kenya’nın da katkı sağlaması, Doğu Afrika ülkelerinin Batılı devletlerin müdahalesine gerek kalmadan kendi aralarında sorunlarını çözümlemelerinin de yolunu açacak.

Güney Sudan’daki güvenlik sorunları ve iç savaş, Eylül 2018 itibarıyla son bulmuş görünüyor. Şimdi sırada Güney Sudan’da iç istikrarın ve ekonomik kalkınmanın sağlanması var. İç savaş ve bölünme tehlikesi sebebiyle ekonomisi de ağır darbe alan Güney Sudan dünyanın en yoksul ülkeleri sıralamasında başı çekmesine karşın askeri harcamalar kamu harcamalarının yaklaşık yüzde 7,4’üne tekabül ediyor. Kişi başına düşen milli gelirin 246 dolar olduğunu göz önünde bulundurursak askeri harcamaların yıllık 6 milyon doları bulması ciddi ekonomik sorunlara kapı aralıyor. Dolayısıyla orta büyüklükte bir Avrupa ülkesiyle kıyaslandığında Güney Sudan’ın ekonomisi içerisinde askeri harcamalara ayrılan payın oldukça yüksek olduğu ifade edilebilir. Ülkede hala en az 270 bin çocuk açlık riskiyle karşı karşıya. 20 bin çocuk yıl sonundan önce yetersiz beslenme sebebiyle hayatını kaybedebilir. Bu durum Güney Sudan'ın devlet bütçesini öncelikle olarak bu konulara ayırmasını elzem kılıyor. Bu süreçte Türkiye’nin bölgeye yönelik gerek kamu (TİKA, YTB vb.) gerek sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla gerçekleştireceği insani ve sosyal yardımlar ile kalkınma desteğinin de Güney Sudan açısından hayati önemi olduğu ifade edilebilir.

Taraflar arasında imzalanan barış anlaşmasının yaşanan bazı uyuşmazlıklar sebebiyle başarıya ulaşıp ulaşamayacağı yönünde süpheler bulunsa da durum endişe edildiği olmadı dış bir müdahaleye fırsat vermeden sorunları kendi aralarında çözüme kavuşturmaya çalışan Güney Sudanlılar, barış için adeta kucaklaştılar. Muhalif lider Macher, başkent Juba’ya geri döndü ve Devlet Başkanı Kiir ile el sıkıştı. Ülkesindeki barış kutlamalarına katılan Macher; “Bazılarının bizim muhalefet olarak barışı istemediğimiz yönündeki zanlarına karşı bugün bu kutlamalara gelmem gerekiyordu. Bizler barışın yanındayız ve Güney Sudan’a barışı getirmek için güçlü bir siyasi irademiz var. Anlaşmayı sizin için, uzun savaştan dolayı yorgun düşmüş halkımız için imzaladık” diyerek nihai bir barışın sağlanmasında kendisine uzatılan eli geri çevirmemiş oldu. Devlet Başkanı Kiir’den siyasi tutuklular ve esirlerin serbest bırakılarak 5 yıldır devam eden olağanüstü halin kaldırılmasını talepe den Macher, etnik farklılıkların bir köşeye bırakılarak milli bir ordunun kurulması için çalışacaklarını ifade etti. Kiir ise iç savaşın Güney Sudan halkı üzerinde yol açtığı psikolojik ve duygusal yaralar nedeniyle derin bir pişmanlık duyduğunu ifade etti. “Sebep olduğumuz her şey için tüm taraflar adına sizden özür dilemek istiyorum” diyen Kiir’in bu tavrı takdirle karşılandı.

Güney Sudan’da barışın sağlanması, bölgedeki sorunların Batılı güçlere ve dış müdahalelere fırsat tanımadan “barış ve uzlaşı” içerisinde çözümlenebileceğini gösteren önemli bir örnek. Barış kutlamalarına katılan Mısır, Sudan, Etiyopya, Uganda ve Somali gibi ülkelerin liderleri ve üst düzey temsilcilerini aynı fotoğraf karelerinde görmek Afrika’da genel bir barış sürecinin işareti olarak yorumlanabilir.

[Tuğrul Oğuzhan Yılmaz Afrika Koordinasyon ve Eğitim Merkezi’nde (AKEM) araştırmacı olarak çalışmaktadır]

Güney Sudanlı muhalif lider Machar ülkesine döndü

CUBA (AA) – Güney Sudanlı muhalif lider Riek Machar iki yıl aradan sonra ülkesine döndü.

Ülkede başlatılan barış sürecinin ardından bugün başkent Cuba'ya dönen Machar, hükümet ile muhalifler arasında geçen ay imzalanan barış anlaşması münasebetiyle düzenlenen resmi kutlamalara katıldı.

Bölge ülkelerinden liderlerin de davet edildiği kutlamada yaptığı konuşmada Machar, "ülkesine dönme amacının barış konusundaki ciddiyet ve arzusunu göstermek olduğunu" söyledi.

Machar, "Bazılarının bizim muhalefet olarak barışı istemediğimiz yönündeki zanlarına karşı bugün bu kutlamalara gelmem gerekiyordu. Bizler barışın yanındayız ve Güney Sudan'a barışı getirmek için güçlü bir siyasi irademiz var." dedi.

Son 5 yıldır savaş içinde olan Güney Sudan halkının acılarını dindirmek için barış anlaşmasını imzaladıklarını söyleyen Machar, "Anlaşmayı sizin için, uzun savaştan dolayı yorgun düşmüş halkımız için imzaladık." diye konuştu.

Machar, Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit'ten tüm siyasi tutuklular ile savaş esirlerinin serbest bırakılması ve ülkede son 5 yıldır devam eden olağanüstü halin kaldırılmasını istedi.

Muhalif lider ayrıca varılan anlaşmanın sadece bir kabilenin kontrolünde olmayan ulusal bir ordu kurulmasını da sağlayacağını ifade etti.

– "Barış için Sudan'ın birliğini feda ettik"

Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir de kutlamada yaptığı konuşmada, "Ülkenin her yerine istikrar sağlayan bir barış gelmesi için Sudan'ın birliğini feda ettik." ifadelerini kullandı.

Güney Sudan'da silahlar susana ve mülteciler evlerine dönene kadar rahat etmeyeceğini belirten Beşir, şunları kaydetti:

"Güney Sudan'da savaşın durması konusunda ahlaki sorumluluğum var. Çünkü ben Sudan'ın (daha önceki birleşik devletin) başkanıydım. Bu yüzden Güney Sudan'daki her bir vatandaşın güven ve istikrar içinde yaşadığını görmem lazım. Güney Sudan zengin kaynaklara sahip zengin bir ülke. Biz barış anlaşmasının uygulanması için sizinle birlikte duracağız."

Beşir ayrıca anlaşmanın taraflarına Güney Sudan halkının tümünün çıkarı ve birliği için çalışmaları çağrısında bulundu.

– BM, barış için hükümet ile muhalefeti destekleyecek

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Güney Sudan Misyonu Başkanı David Shearer ise hükümet ile muhalefeti halkta güven oluşturmak ve insanların kalbinden savaşın getirdiği umutsuzluğu çıkarmak için çalışmaya davet etti.

Shearer BM ve uluslararası toplumun, Güney Sudan'da barış ve uzlaşının inşası için hükümet ve muhalefeti destekleyeceğini kaydetti.

– Güney Sudan Barış Süreci

Sudan'dan 2011'de ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Güney Sudan, Devlet Başkanı Mayardit'in 16 Aralık 2013'te yardımcısı Riek Machar'ı "darbe teşebbüsü" iddiasıyla görevden almasının ardından iç savaşa sürüklenmişti.

Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) gözetiminde yürütülen barış görüşmeleri sonucu, taraflar defalarca barış ve ateşkes anlaşması imzalasa da çatışmalar yeniden patlak vermişti.

Son olarak geçen ay Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da düzenlenen 33. IGAD Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı'nda bir araya gelen muhalif lider Machar ve Mayardit barış anlaşmasına imza atmıştı.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ne kaçmasının ardından uzun süre Güney Afrika'da yaşayan Machar'ın, varılan barış anlaşması gereğince yeniden Mayardit'in yardımcılığı görevini üstlenmesi bekleniyor.

Güney Sudan'daki barış anlaşması huzur getirecek mi?

CUBA (AA) – ATEM SİMON MABİOR – Güney Sudan'da hükümet ve muhalif grupların arasında nihai barış anlaşması imzalanmasına rağmen, anlaşma maddelerinin uygulanmasında zorluklar çıkması ve taraflar arasında uyuşmazlık yaşanması ihtimalleri nedeniyle gidişatın nereye evrileceği konusunda soru işaretleri varlığını koruyor.

Uzmanlara göre, ülkedeki durumun gidişatı konusunda belirsizlikler ve duyulan edişeler, ülkede, ekonomik ve askeri kurumlarda uygulanacak reformlar konusunda ciddi bir siyasi iradeden ve uluslararası destekten yoksun anlaşmanın huzuru ve istikrarı sağlayabilme gücü üzerinde yoğunlaşıyor.

Anlaşmanın, yolsuzluk, kabilecilik ve en sonunda 2013'te patlak veren iç savaş nedeniyle vatandaşların mahrum kaldığı zorunlu hizmetleri ve kalkınma konusuna çözüm getirememesi de söz konusu endişelerden birisi olarak karşımıza çıkıyor.

– Yönetim paylaşımı

Güney Sudan Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit ve silahlı muhalefet lideri Riek Machar'ın, Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi'nin (IGAD) üzerinde önemli değişiklikler yapmasının ardından imzaladığı anlaşma, yönetim paylaşımını da içeriyor.

Buna göre, geçiş dönemi hükümetinde 30'dan 35'e çıkarılan federal bakan sayısına 9 tane de bakan yardımcılığı eklenmesi ve bu koltukların muhalif kanat ile hükümet kanadı arasında dağıtılması ve Ulusal Geçiş Meclisi üyesi sayısının da 320'den 450'ye çıkarılması öngörülüyor.

Anlaşma içeriği, iki başkan yardımcısı yerine beş başkan yardımcısının atanmasını, bu kadrolardan dördünün, biri daha önceden başkan yardımlığı yapan Machar olmak üzere muhaliflere ihdas edilmesini kapsıyor.

– Anlaşma sürdürülebilir mi?

Güney Sudan Enformasyon Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Michael Makuei Lueth, AA muhabirine yaptığı açıklamada, barış anlaşmasının çatışan tüm tarafların imzasını taşıması nedeniyle sürdürülebilir olduğunu ifade etti.

Hükümetin anlaşmanın maddelerini uygulayacağını defalarca taahhüt ettiğini belirten Lueth, "Kamu yararına çalışmak, barış ve kalkınmaya ulaşmak için ülkemizin tarihinde yeni bir sayfa açmak istiyoruz. Herkesi, geçmişteki yaralar konusunda hoşgörüye davet ediyorum." dedi.

Muhalif Demokratik Değişim Partisi Başkanı Lam Akol Ajawin ise anlaşmaya varılmasından memnun olduklarını belirterek, "Anlaşma ancak onu dürüst ve açık bir şekilde uygulayacak gerçek bir irade varsa sürdürülebilir." dedi.

Ajawin, "iyi bir anlaşma ve bununla yaşanabilir. Bizim 4 tane çekincemiz vardı ki bunları da çözüm bulunması IGAD başkanlar zirvesine sunduk." diye konuştu.

– Muhalefetin çekinceleri

Muhalefet ise Bakanlar Kurulu kararlarında yeter sayı konusunda çekincelere sahip. Ara bulucular ise kararların çıkması için 6'sı muhalif bakanlardan olmak kaydıyla 23 üye çoğunluğunun gözetilmesi önerisinde bulundu.

IGAD, vilayetler ve sınırları konusunda, biri çatışma halindeki kabilelerin, bir diğeri ise vilayetlerin sınırını çizecek iki komitenin oluşturulmasını önerdi.

Ara bulucular, anayasanın yazılması konusunda deneyimli, uluslararası uzmanlardan oluşan bir çalıştayın oluşturulmasını ve çalıştay sonuçlarının anayasanın yazılmasında bağlayıcı temeller olmasını önerdi.

Geçiş döneminde, başkent Cuba'yı koruması için askerlerin konuşlandırılması konusu ise, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve IGAD arasındaki ortak denetime bırakılmış durumda.

– Troyka'nın şüpheleri

ABD, İngiltere ve Norveç'ten oluşan üçlüden yapılan açıklamada ise, tarafların 2017'de imzalanan düşmanlıkları sona erdirme anlaşmasına bağlılıkları konusunda halen şüpheler olduğuna işaret edildi.

"Barışı destekliyoruz, ancak taraflarda metodolojilerini değiştirme, şiddete son verme ve tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması konularında gerçek anlamda bağlılık görmek istiyoruz." ifadelerine yer verilen açıklamada, bunlar olmadan barış anlaşmasının Güney Sudan halkını barışa götürmeyeceği aktarıldı.

– Anlaşmanın olası pürüzleri

Güney Sudanlı eski bakan ve akademisyen Dr. Luka Biong, anlaşma maddelerinden bir takım reformlarla ilgili bazı hükümlerinin uygulaması ve bir ay içinde muhalif güçlerin toplanması konusunda büyük zorluklar yaşanacağını ifade etti.

Biong anlaşmanın siyasi gidişata değişiklik getirmesi ve silahlar yerine sivil çözüm yolları açmasına rağmen, Güney Sudan’daki
kabilelerin sınırını çizmesi nedeniyle şiddetin yerel topluma sıçramasına yol açabileceğini aktardı.

– Güney Sudan'daki çatışmalar

Sudan'dan 2011'de ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Güney Sudan, Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit'in 16 Aralık 2013'te yardımcısı Riek Machar'ı "darbe teşebbüsü" iddiasıyla görevden almasının ardından iç savaşa sürüklenmişti.

IGAD gözetiminde yürütülen barış görüşmeleri sonucu, taraflar defalarca barış ve ateşkes anlaşması imzalasa da çatışmalar yeniden patlak vermişti.

Son olarak 12 Eylül'de Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da düzenlenen 33. IGAD Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı'nda bir araya gelen muhalif lider Machar ve Mayardit barış anlaşmasına imza atmıştı.

Güney Sudan'da kuraklık nedeniyle “açlık tehlikesi” uyarısı

CUBA – (AA) – Güney Sudan Ulusal İstatistik Bürosu Başkanı Isaiah Chol Aruai, ülkedeki kuraklık nedeniyle gelecek yılın ilk aylarında 36 bin kişinin açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Başkent Cuba'da gazetecilere açıklamalarda bulunan Aruai, ülkedeki kuraklık nedeniyle tarım mevsiminin başarısızlıkla sonuçlanmasına bağlı olarak kuzeydoğudaki Jonglei eyaleti, güneydeki Bahr El Ghazal bölgesi ve batıdaki El-Vahde bölgesinde 2019'un ilk üç ayında 36 bin kişinin açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

Kuraklıktan en çok etkilenen yerlerin başında Jonglei eyaletine bağlı Pibor ili ile El-Vahde eyaletine bağlı Leer ve Myandit bölgeleri olduğunu aktaran Aruai, bu bölgelerin 2017 yılında da açlık tehlikesine maruz kaldığını ve uluslararası kuruluşların çabalarıyla bunun üstesinden gelinebildiğini belirtti.

Aruai ayrıca ülkede imzalanan barış anlaşmasının ardından çatışmalardan kaçan sivillerin kendi topraklarına geri dönmelerinin zaten kısıtlı olan kaynaklara daha fazla baskıya, güvensizliğe, mahsul yetersizliğine, hareket özgürlüğü eksikliğine ve geçim kaynaklarının tükenmesine neden olabileceği uyarılarında bulundu.

Sudan'dan 2011'de ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Güney Sudan, Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit'in 16 Aralık 2013'te yardımcısı Riek Machar'ı "darbe teşebbüsü" iddiasıyla görevden almasının ardından iç savaşa sürüklenmişti.

Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) gözetiminde yürütülen barış görüşmeleri sonucu, taraflar defalarca barış ve ateşkes anlaşması imzalasa da çatışmalar yeniden patlak vermişti.

Son olarak 12 Eylül'de Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da düzenlenen 33. IGAD Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı'nda bir araya gelen muhalif lider Machar ve Mayardit barış anlaşmasına imza atmıştı.

Ülkedeki iç savaş, on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine, milyonlarca kişinin evini terk etmesine neden olmuştu.

“Güney Sudan iç savaşı yaklaşık 400 bin can aldı”

ADDİS ABABA (AA) – Güney Sudan’da 5 yıl süren iç savaşın, bilinenin ve tahmin edilenlerin aksine yaklaşık 400 bin kişinin ölümüne yol açmış olabileceği bildirildi.

İngiltere’deki Londra Tropikal Tıp ve Hijyen Okulu tarafından hazırlanan son rapora göre, çatışmalar ve bunun yol açtığı hastalık ve sağlık hizmetine erişim zorluğu iç savaş sırasında ülke genelinde toplam 382 bin 900 kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı.

Yıllardır on binlerle ifade edilen ve daha önce Birleşmiş Milletlerin 50 bin olarak açıkladığı ölü sayısı ilk defa bağımsız bir araştırmayla dünya kamuoyunun gündemine taşındı.

Ölenlerin çoğunun kuzeydoğu ve güney bölgelerine yoğunlaştığı kaydedilen raporda, en fazla ölümün 2016 ve 2017 yıllarında yaşandığı belirtildi.

Sadece çatışmaların doğrudan 190 bin kişinin ölmesine yol açtığına yer verilen raporda, hayatını kaybedenlerin çoğunu erkeklerin oluşturduğuna ve tahmin edilenin aksine çocuk ölümlerinin savaş öncesinden daha yüksek olmadığına yer verildi.

Ülke içerisinde yaklaşık 2 milyon kişinin yer değiştirmesine ve yaklaşık 2,5 milyon Güney Sudanlının mülteci olmasına yol açan savaşa dair hazırlanan raporun istatiksel modellemeyle hazırlandığı bildirildi.

Sudan'dan 2011'de ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Güney Sudan, Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit'in 16 Aralık 2013'te yardımcısı Riek Machar'ı "darbe teşebbüsü" iddiasıyla görevden almasının ardından iç savaşa sürüklenmişti.

Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) gözetiminde yürütülen barış görüşmeleri sonucu, taraflar defalarca barış ve ateşkes anlaşması imzalasa da çatışmalar yeniden patlak vermişti.

Son olarak 12 Eylül'de Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da düzenlenen 33. IGAD Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı'nda bir araya gelen muhalif lider Machar ve Mayardit barış anlaşmasına imza atmıştı.

Sudan-Güney Sudan sınırındaki Abyei'de 170 bin kişi tehlike altında

HARTUM (AA) – Sudan'daki Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), Sudan ve Güney Sudan arasında "tartışmalı bölge" konumundaki zengin petrol yataklarına sahip Abyei'de 170 bin kişinin tehlike altında olduğunu açıkladı.

Söz konusu 170 bin kişiden 35 bininin Sudan tarafındaki El-Mesiriyye kabilesine, 15 bininin Güney Sudan tarafındaki Dinka Nekuk kabilesine mensup olduğu, 11 bininin ise sığınmacılardan olduğu bilgisi verilen açıklamada, geri kalan vatandaşların hangi aşiretlere mensup oldukları ve karşı karşıya kaldıkları tehlikelere dair detay verilmedi.

Açıklamada, kabileler arasındaki gerginlikler, göç dalgaları, silahlı unsurların bulunması, temel hizmetlerin yetersiz olması, işsizlik gibi sorunlar nedeniyle Abyei'deki sıkıntıların devam ettiği kaydedildi.

Sudan ile bağımsızlığını ilan eden Güney Sudan arasındaki Abyei bölgesi, zengin petrol yataklarından dolayı iki taraf arasında "tartışmalı bölge" olarak biliniyor.

Sudan askerlerinin Haziran 2011'de Abyei bölgesini kontrol altına alması üzerine Sudan ile Güney Sudan arasında çatışma çıkmıştı. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, bunun üzerine Abyei bölgesini iki tarafın askerlerinden arındırmak amacıyla BM Abyei Geçici Güvenlik Gücü'nü (UNISFA) görevlendirmişti.

UNISFA'ya ait raporlara göre, her iki taraf da barış anlaşmasının uygulanması konusunda iş birliği yapmıyor ve ihlallerde bulunuyor. Raporlarda, Sudan'ın Diaffra Petrol Üretim Tesisi'nde, Güney Sudan'ın ise Agok kasabası çevresinde askeri varlık gösterdiği belirtiliyor.

Güney Sudan'ın, Sudan'dan ayrılıp bağımsız bir devlet olması öncesinde tartışmalı Abyei bölgesinden 10 binlerce kişi başka bölgelere göç etmek zorunda kalmıştı. Anlaşma gereği 2005'te düzenlenen referandumda halkın yüzde 98'inin kabul etmesi sonucu Temmuz 2011'de Sudan'dan ayrılan Güney Sudan ile Sudan arasında zengin petrol yataklarına sahip Abyei bölgesinin statüsü konusunda henüz anlaşmaya varılamadı.

Güney Sudan'da yıllardır süren iç savaş sona erdi

ADDİS ABABA (AA) – Güney Sudanlı taraflar, aylardır süren yeni barış müzakereleri kapsamında nihai barış anlaşmasını imzaladı.

Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da düzenlenen 33. Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) Devlet ve Hükümet Başkanları Toplantısı'nda bir araya gelen muhalif lider Riek Machar ve Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit barış anlaşmasına imza attı.

IGAD dönem başkanlığını yürüten Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, burada yaptığı konuşmada, sadece anlaşmayı imzalamanın sorunları çözmeye yetmeyeceğini belirterek her görüş farklılığında silaha sarılmanın gerekmediğine işaret etti.

Birleşmiş Milletler Güney Sudan Misyonu Başkanı David Shearer de imzalanan anlaşmanın barış yolunda sadece bir adım olduğunu ifade ederek bunu uygulamaya sokmanın en zorlu taraf olduğunu kaydetti.

Sudan'dan 2011'de ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Güney Sudan, Devlet Başkanı Salva Kiir Mayardit'in 16 Aralık 2013'te yardımcısı Riek Machar'ı "darbe teşebbüsü" iddiasıyla görevden almasının ardından iç savaşa sürüklenmişti.

IGAD gözetiminde yürütülen barış görüşmeleri sonucu, 17 Ağustos 2015'te taraflar arasında anlaşmaya varılsa da başkent Cuba'da 8 Temmuz 2016'da çatışmalar yeniden patlak vermişti.


Ardından Sudan'ın başkenti Hartum'da IGAD gözetiminde Sudan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir ve Uganda Devlet Başkanı Yoweri Museveni himayesinde barış görüşmeleri başlamış, Salva Kiir Mayardit ve Riek Machar, Haziran 2018'de ateşkes kararı almıştı.

Ülkedeki iç savaş on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine, milyonlarca kişinin evini terk etmesine neden oldu.