Ban Ki-Moon'un yeni misyonu hava kirliliğiyle mücadele

ANKARA (AA) – Eski Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in'in hava kirliliğiyle mücadele için kurmayı planladığı kurumun başına geçecek.

Güney Kore haber ajansı Yonhap'ta yer alan habere göre, Devlet Başkanı Moon, Başkanlık Sarayı'nda yaptığı görüşmede eski BM Genel Sekreteri Ban'dan hava kirliliğiyle mücadele için kurulması planlanan kurumun başına geçmesini istedi.

Ban, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada teklifi kabul ettiğini belirtti.

Hava kirliliğinin çok sayıda iç ve dış etkenin bulunduğu karmaşık bir sorun olduğunu ifade eden Ban, "Halkımızın hayatını ve sağlığını tehdit eden bu ciddi sorunla ilgili bana önerilen görevi reddetmek kişisel ilkelerime karşı çıkmak olurdu." dedi.

Devlet Başkanı Moon, Ban'ın ulus aşırı boyutları olduğu düşünülen bu hassas sorunun çözümüne yönelik çalışmalara liderlik edebilecek en uygun aday olduğunu ifade etti.

Güney Kore ülkedeki hava kirliliğinin büyük bölümünün Çin'den rüzgarla taşınan havadaki gözle görünmez ince parçacıklardan kaynaklandığını savunuyor.

Moon daha önce Çin'e bu konuda iş birliği yapmayı önermiş, hatta iki ülkenin hava kirliliğine yapay yağmur üreterek çözüm bulması fikrini ortaya atmıştı ancak Pekin yönetimi öneriyi reddetmiş, Güney Kore'deki hava kirliliğinin Çin'den kaynaklandığına dair bilimsel kanıt bulunmadığını savunmuştu.

  • Güney Kore'de hava kirliliği alarmı

Güney Kore Çevre Bakanlığı 5 Mart'ta yaptığı açıklamada, havadaki zararlı parçacık oranını ölçen PM2.5 değerinin, başkent Seul'de 134 seviyesine çıkmıştı.

Bu değer Incheon'da 133, Gyeonggi'de 127, Chungnam kentinde ise 108 olarak ölçülmüştü.

Ülkede hava kirliliğinin tehlikeli boyutlara ulaşması nedeniyle Seul bölgesinde kayıtlı toplam ağırlığı 2,5 ton ve üzeri dizel araçların kullanımına sınırlama getirilmişti.

Güney Kore makamları, PM2.5 değeri 35 seviyesinin üstündeki hava kalitesini "kötü", 75'in üzerini ise "çok kötü" olarak sınıflandırıyor.

Güney Kore'nin İran'dan petrol ithalatı şubatta arttı

ANKARA (AA) – Güney Kore'nin İran'dan ham petrol ithalatı şubatta bir önceki aya göre dört kattan fazla arttı.

Yonhap haber ajansının Güney Kore Gümrük İdaresi'nin verilerine dayandırdığı habere göre, İran'dan ocak ayında 101 milyon dolar değerinde günlük 54 bin varil ham petrol ithal eden Güney Kore'nin ithalatı şubatta 476 milyon dolara yükseldi.

Böylece Güney Kore'nin İran'dan ham petrol ithalatı ABD yaptırımlarından önceki seviye olan 539 milyon dolara yaklaştı ancak buna rağmen geçen yıl aynı döneme göre yüzde 13 azaldı. Güney Kore'nin, İran'dan geçen yıl şubat ayındaki ham petrol ithalatı 621 milyon dolar olarak kayıtlara geçmişti.

Güney Kore, ABD'nin Tahran'a yönelik tek taraflı yaptırımları nedeniyle ağustosta petrol sevkiyatını sıfıra indirmişti. İran'a yönelik petrol yaptırımlarını kasım ayında devreye sokan Washington yönetimi, aralarında Güney Kore'nin de olduğu 8 ülkeye 6 aylığına muafiyet tanıdığını duyurmuştu.

Güney Koreli şirketler, 6 ay aradan sonra ocakta İran'dan petrol ithalatına yeniden başlamıştı.

UDEF'in 12. Uluslararası Öğrenci Buluşması etkinlikleri sürüyor

ANKARA (AA) – Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu (UDEF) tarafından bu yıl "Doğudan Batıya Adil Bir Dünyaya" sloganıyla 51 ülkedeki 91 şehirde düzenlenen "12. Uluslararası Öğrenci Buluşması" etkinlikleri devam ediyor.

Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu ve UDEF'in öncülük ettiği "12. Uluslararası Öğrenci Buluşması"nın Hindistan, Güney Afrika ve Güney Kore buluşmaları dün yapıldı.

  1. Uluslararası Öğrenci Buluşması etkinliklerinin Güney Afrika etabı, Johannesburg'da düzenlenen etkinlikle sona erdi.

    Etkinliğe, UDEF'e bağlı Balıkesir Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Abdullah Sagay, Maarif Vakfı Güney Afrika Koordinatörü Adem Koç, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Koordinatör Yardımcısı Egemen Şener, Yunus Emre Enstitüsü Güney Afrika Koordinatörü Gökhan Kahraman ve İdari Direktörü Abdülaziz Yiğit ile çok sayıda öğrenci katıldı.

Başkan Abdullah Sagay, burada yaptığı konuşmada, UDEF ve uluslararası öğrenci çalışmaları ile ilgili bilgi verdi.

Sagay, "Bu yıl 'Doğudan Batıya Adil Bir Dünyaya' sloganıyla yola çıktık. 51 ülkede ve 91 şehirde öğrenci buluşmalarını gerçekleştiriyoruz. Onlarca sesi ve onlarca kültürü buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz." diye konuştu.

Programda, Yunus Emre Enstitüsü Güney Afrika İdari Direktörü Abdülaziz Yiğit, Maarif Vakfı Güney Afrika Koordinatörü Adem Koç da açılış ve selamlama konuşmaları yaptı.

Güney Afrika'dan Anwar Malwele, Cezayir'den Abdulaziz Kenan, Mısır'dan Hassan Abu Zaid, Etiyopya'dan Abdulkerim Yusuf, Pakistan'dan Sarfraz Arshad, Somali'den Abdulaziz Huseyin ve Zimbabve'den İbrahim Asani'nin ülke tanıtım sunumları ile renklendirdiği programa, yerel dans ve müzik gösterileri damga vurdu.

  • "Uluslararası öğrencilerin her zaman yanındayız"

UDEF tarafından Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'de düzenlenen 12. Uluslararası Öğrenci Buluşma etkinliği, Türkiye Cumhuriyeti'nin Hindistan Büyükelçiliği ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

Programa, UDEF Başkan Yardımcısı Ali Arıkmert, UDEF Hindistan Koordinatörü Noushad Mancher Kurikkal, Milletvekili Danışmanı Sayyed Sameer, büyükelçilik yetkilileri ile çok sayıda öğrenci katıldı.

Hindistanlı öğrencilerin okuduğu Kuran-ı Kerim ile başlayan etkinlikte konuşan UDEF Başkan Yardımcısı Arıkmert, Türkiye'deki eğitim imkanları hakkında bilgi verdi.

  1. Uluslararası Öğrenci Buluşması'nın Hindistan etabını gerçekleştiriyor olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Arıkmert, UDEF ve uluslararası öğrenci çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Arıkmert, Türkiye'de 203 ülkeden yaklaşık 150 bin uluslararası öğrencinin okuduğuna işaret ederek, şunları dile getirdi:

"Ülkemizdeki yabancı öğrencilerin varlığı, 'Biz bir milletiz' şuurunun merkezini oluşturuyor. Bu şuur, siz misafir öğrencilerin katkıları ile oluşuyor. Biz UDEF olarak hangi coğrafyadan olursa olsun bütün uluslararası öğrenci kardeşlerimize ensar olma gayreti içerisindeyiz. Türkiye'de 64 derneğimiz ile birlikte uluslararası öğrenci kardeşlerimizin her zaman yanındayız."

Yerel enstrümanlar eşliğinde Hintçe ve Türkçe şarkıların seslendirildiği program renkli görüntülere sahne olurdu.

Program kapsamında Hindistanlı misafir öğrencilerin Türkiye'deki eğitim imkanları hakkında merak ettiği sorular da yanıtlandı.

Hediye takdimleri ile sona eren programda misafir öğrenciler, Türkiye'ye karşı muazzam bir ilgi duyduklarını belirterek, önümüzdeki yıllarda daha büyük salonlarda ve alanlarda daha geniş katılımlı programlar yapmak istediklerini vurguladı.

  • "Koreli kardeşlerimiz ve uluslararası öğrencilerin yanındayız"

UDEF'in 12. Uluslararası Öğrenci Buluşması'nın Güney Kore'deki etkinliği, Busan şehrindeki Islamic Center Al-Fath Mescidi'nin yanındaki meydanda gerçekleştirildi.

Programa, UDEF'i temsilen Bab-ı Alem Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Hacı Mehmet Kara, Busan Müslüman Öğrenciler Birliği Başkanı Muhammad Sayef, Kore Müslüman Federasyonu Başkanı İmam Yasser, Salam Noure Vakfı Busan Temsilcisi Solayman Jungi, Busan Emniyet Müdürü Park Sang Jin, Acil Yardım Sorumlusu Lee Sang Heum, Mescid Komitesi Başkanı Abdulsalam Noh Seik ile 14 farklı ülkeden yaklaşık 70 öğrenci katıldı.

UDEF'i temsilen programa katılan Kara, şu ifadeleri kullandı:

"Güney Kore'nin bizim için önemi 1950'lerde yaşanan Kore Savaşı ile başladı. Bizler her zaman olduğu gibi hem Koreli kardeşlerimizin hem de uluslararası öğrenci kardeşlerimizin yanındayız. Her zaman söylediğimiz gibi 'Biz Bir Milletiz'. Rengimiz, dilimiz ve kültürümüz farklı olsa da bizleri aynı çatı altında toplayan bir şey var, bunu asla unutmamalıyız."

Busan Müslüman Öğrenciler Birliği Başkanı Sayef, konuşmasında, Busan'da gerçekleştirdikleri eğitim faaliyetleri hakkında bilgi vererek, "Uluslararası öğrencilere yönelik yapılan çalışmalarda gösterdikleri hassasiyet ve öncülük için UDEF'e teşekkür ediyorum." dedi.

Ülke tanıtım sunumları, yöresel yemek ikramları ve yerel danslar ile renkli görüntülere sahne olan programda, birçok ülkeye ait tanıtım standı açıldı.

  • 51 ülkeden 91 şehirde kültür şöleni

Türkiye'ye 2004'ten bu yana okumak için gelen uluslararası öğrencilere rehberlik, konaklama ve eğitim alanlarında yol gösteren UDEF, Malezya'dan Ekvador'a, İngiltere'den Güney Afrika'ya kadar dünyanın her bir köşesine gönül köprüleri kuruyor.

"Doğudan Batıya Adil Bir Dünyaya" temasıyla bu yıl 12'ncisi düzenlenen ve 51 ülke 91 şehri kapsayan etkinlik, uluslararası öğrencileri kültürel etkinliklerde buluşturuyor.

Resmi başlangıç tarihi 1 Şubat olan UDEF'in 12. Uluslararası Öğrenci Buluşması etkinlikleri, 4 Mayıs'a kadar devam edecek.

“Asya-Pasifik'te savaş, ABD için felaket olur”

İSTANBUL (AA) – GÜLSÜM İNCEKAYA – Asya-Pasifik'teki diplomatik, ekonomik ve ticari rekabet hızının gittikçe arttığına dikkat çeken uzmanlar, ABD'nin askeri yöntemler, ticari ilişkiler ve stratejik hamlelerle Çin'i çevreleme politikası güttüğünü, bölgede çıkması muhtemel bir savaşın hem Amerikalılar hem de çevre ülkeler için bir felaket olacağını savundu.

Asya-Pasifik Bölgesi alanı uzmanları, Kuzey Kore ile ABD arasında yaşanan nükleer silah krizi, Çin Denizi'nde artan diplomatik ve ticari gerilimi ve olası sonuçlarını, AA muhabirine değerlendirdi.

Koç Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Altay Atlı, büyük güçlerin Orta Doğu'daki kavgalarının Asya-Pasifik'e taşındığına dair yargıların doğru olmadığını belirterek, Asya-Pasifik'te yaşanan kavgayı, Orta Doğu'da yaşananlara benzetmenin doğru olmadığını söyledi.

Asya-Pasifik'te yaşananların, İkinci Dünya Savaşı'nda sonra "Asya Kaplanları" denilen Güney Kore, Tayvan, Hong Kong, Singapur, Tayland gibi ülkelerin yüksek performanslı yükselişleri ile ilişkili olduğunu ifade eden Atlı, "Bu yükselişler aslında birbirleriyle ticaret yaparak yani bir entegrasyonla bu noktaya geldi. Bu entegrasyona rağmen bu coğrafya aynı zamanda kavgaların da devam ettiği bir coğrafya. Çok uzağa gitmeye gerek yok, 2. Dünya Savaşı sürecinde Çin-Japonya, Japonya-Kore arasındaki savaşların hatıraları hala çok acı bir şekilde devam ediyor ve hala ilişkileri zehirliyor. Onun dışında diplomatik savaşlar ve ticaret savaşları da devam ediyor.'' diye konuştu.

  • "Doğu Çin Denizi üzerinde, egemenlik mücadelesi yürütülüyor"

Asya'nın en büyük çelişkisinin, iş birliği entegrasyonu ile hızla elde edilen yüksek performanslı ekonominin, ticaret savaşlarına dönüşmesi olduğuna dikkat çeken Atlı, şunları söyledi:

"Asya-Pasifik'te şu anda sıcak bir savaştan bahsetmek belki mümkün değil ama ticaret ve diplomatik savaşların şiddeti fazlası ile artmış durumda. Ümit ediyoruz ki bu sıcak bir savaşa dönüşmesin. Tartışma konusu olan Diaoyu/Sankaku adacıklarının bulunduğu Doğu Çin Denizi, hem jeostratejik hem de zengin petrol ve doğal gaz kaynakları açısından büyük önem taşıyor. Bugünkü tartışmalar açısından asıl tayin edici olan da, Çin, Japonya, Güney Kore, Kuzey Kore ve Tayvan'la kıyısı olan, Hint Okyanusu ile Pasifik Okyanusu'nu birbirine bağlayan Doğu Çin Denizi'nin kim tarafından kontrol edileceği. Yani Doğu Çin Denizi üzerinde, ciddi bir egemenlik mücadelesi yürütülüyor."

Altay Atlı, Çin'in, Güney Çin Denizi'nde yüzde 90'ın üzerinde hak iddia ettiğini belirterek, "Aynı şekilde ABD de, bu adalar üzerinde hak iddia ediyor. ABD son 10 yıldır Doğu Asya'da, Çin'e coğrafi yakınlığı olan ülkeler ile yakın ilişkiler kuruyor ve bu ülkelerin çoğunda askeri üsler kuruyor. Ayrıca ABD, bölgede stratejik açıdan etkin rol alabilmek için Hindistan ve Japonya gibi devletlerle de ciddi bir etkileşim içinde." dedi.

-"ABD, Çin'i çevreleme politikası güdüyor"

ABD'nin askeri yöntemler, ticari ilişkiler ve stratejik hamlelerle Çin'i çevreleme politikası güttüğünü ifade eden Atlı, Çin'in karşı hamleleriyle çevreleme politikalarının tek başına işe yaramadığını anlayan Washington'ın, Asya-Pasifik bölgesindeki deniz gücünün yarısını bu bölgeye konuşlandırmaya ve üslerini artırmaya başladığını kaydetti.

Asya-Pasifik'te yaşanan en ciddi sorunlardan bir diğerinin ise Kuzey Kore'nin nükleer silahlardan arındırılması olduğuna değinen Atlı, ABD ile Kuzey Kore arasında görüşmeler gerçekleştirilmiş olsa da barış anlamında hiçbir adım atılmadığını söyledi.

Atlı, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında gerçekleşen ikinci görüşmeden de bir şey çıkmadığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"İki ülkenin karşılıklı talep ve pozisyonları arasında ciddi bir uçurum var ve bu uçurum kapatılamıyor. Ben, sık sık iddia edildiği gibi bölgede çatışma veya bir sıcak savaşın çıkacağına inanmıyorum. Çünkü böyle bir savaş, Amerikalılar için bir felaket olur. ABD halkı ve seçmeni buna karşı çıkacaktır. Çünkü yıllardır ABD askerleri Afganistan'da, Irak'ta, Suriye'de. Asya-Pasifik'te hali hazırda bir ticaret savaşı sürdüren ABD ve Trump hükümeti, çok ciddi bir şekilde kaybeder."

  • "Asya-Pasifik'te çıkacak bir savaşın kaybedeni çok olur"

"Eğer ABD, sıcak bir savaşı göze alır ve bir çatışma içine girerse, bu Kuzey Kore rejiminin devrilmesi anlamına gelir." diyen Atlı, dolayısıyla Kuzey Kore'nin de böyle bir sıcak çatışmaya girmek istemeyeceğini belirtti.

Atlı, şunları kaydetti:

"Her iki ülke bunu göze aldığında, bu kez Çin çok zor durumda kalır. Çin her ne kadar Kuzey Kore'yi desteklese de, Kuzey Kore'nin nükleer çıkışları Çin'i rahatsız ediyor. Çin için esas olan, Kuzey Kore'deki rejimin makul bir şekilde devam etmesi. Kuzey Kore aynı şekilde Japonya ve Güney Kore için de varoluşsal bir sorun. Bırakın nükleer silahları, Kuzey Kore'nin kullanacağı konvansiyonel silahlar bile, bu ülkeleri yok edecek kapasitede. Dolayısıyla Asya-Pasifik'te çıkacak bir savaşın kaybedeni çok olur. Kim Jong-un için 'çılgın' tanımı kullanılıyor olsa da Trump, çok daha ne yapacağı öngörülemeyen biri. Ben yine de iyimser düşünerek ikisinin de işi buraya kadar taşıyacağını düşünmüyorum."

  • "Bölge ülkeleri savaş istemiyor"

İbn Haldun Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Özay da, Asya-Pasifik'teki diplomatik, ekonomik ve ticari rekabetin hızının gittikçe arttığına işaret ederek, ortada bir sıcak çatışma ihtimali olmakla birlikte, bunun gerçeğe dönüşmemesi için bir çabanın da gözlemlendiğini söyledi.

Çatışma boyutundaki aktörlerin ABD ve Çin olduğunu belirten Özay, ancak karar vericiler olarak öne çıkan bu iki ülkenin yanı sıra bölgedeki irili ufaklı ülkelerin de herhangi bir sıcak gelişme karşısında politikalar geliştirmekte olduklarını ifade etti.

Özay, hem ABD hem Çin'le yakın ticari ilişkiler içerisindeki özellikle Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği'ne (ASEAN) üye ülkelerin bölgeyi bir sıcak gelişmeye itecek her türlü girişimi engelleme yönünde girişimlerine tanık olunduğuna dikkat çekerek, "Japonya'nın, Güney Kore'nin ve ASEAN içinde ise Singapur ve Malezya'nın yaklaşımları bu yönde gelişme göstermektedir. Yani bölge ülkeleri, bütün Asya'yı yakacak bir savaş istemiyor." diye konuştu.

  • "ABD'nin bölgeden çıkartılması mümkün görünmüyor"

Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC), ASEAN gibi oluşumların, Pasifik Okyanusu'nun iki yanındaki ülkeleri siyasal veya ideolojik değil, ekonomik boyutuyla bir araya getirdiğini belirten Özay, şu açıklamalarda bulundu:

"1980'li yıllardan itibaren Asya Kaplanları, ardından ASEAN ve Çin'in küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri, Asya-Pasifik Bölgesi'nde ekonomik kalkınmayı gerçekleştirdi. Avrupa, ABD ve Japonya'nın önde gelen ulus aşırı şirketlerinin yatırımlarıyla da bölge, ekonomik bir güç merkezi haline geldi. Aslında 21. Yüzyıl Asya Yüzyılı projesi bağlamında, 2009'dan beri Obama yönetiminin hayata geçirmek istediği Trans-Pasifik İşbirliği Anlaşması'nın (TTPA), Trump tarafından rafa kaldırılması, belirsizlik ve kimi bağlamlarda çatışma ortamının da zeminini hazırladı. Çin, arka bahçesi kabul ettiği Doğu Asya’dan ABD'yi çıkarma mücadelesi veriyor mu? Çin yönetiminin, tarihe referansla yaptığı açıklamalara bakıldığında böylesi bir niyeti olduğu açık. Ancak, Doğu Asya'nın Çin, Kore Yarımadası, Japonya ve Tayvan'ı içeren bir coğrafya oduğu hatırlandığında, ABD'nin bölgeden çıkartılması ne teoride ne de pratikte mümkün gözüküyor."

  • "Asya-Pasifik hiçbir zaman öneminden bir şey kaybetmedi"

Mehmet Özay, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, dünya ticaretinin yüzde 80'inin su yolları üzerinden gerçekleştiğini, bu ticaretin de üçte birinin Asya-Pasifik ve Çin Denizi üzerinden sağlandığı bilgisini paylaştı.

Yıllık 5 trilyon doları aşkın bir ticaret hacmine tekabül eden bu ticari faaliyetin, küresel güç iddiasındaki hiçbir ülkenin göz ardı edemeyeceği bir ekonomik ve de stratejik önem taşıdığını vurgulayan Özay, şunları kaydetti:

"Sadece Çin değil, küresel ekonominin üçüncü sırasındaki Japonya ile Güney Kore ve Tayvan gibi endüstrileşmiş ülkelerin de, hem Orta Doğu bağlantılı enerji kaynaklarının aktarımı hem ürettikleri malların dünyaya yayılımında, bu denizler büyük önem taşıyor. Kaldı ki, Çin ve Filipinler, Çin ve Vietnam arasında yakın dönemde görülen anlaşmazlıkların kaynağında bu denizlerin tabanındaki enerji kaynaklarının varlığı ve su ürünlerinin zenginliği de farklı bir ekonomik değere sahip.

ABD'nin bölgedeki etkinliğinin belirlenmesinde, 2. Dünya Savaşı kilit rol oynadı. ABD, aradan geçen süre zarfında dünyanın farklı bölgelerinde etkin olmayı sürdürmekle birlikte, Asya-Pasifik hiçbir zaman öneminden bir şey kaybetmediği gibi, son dönemde görüldüğü üzere, önemini giderek artırmaktadır."

  • "ABD ile Kuzey Kore'nin masaya oturması bölgeyi rahatlattı"

Özay, 2011'den bu yana Kuzey Kore'de Kim Jong-un'un, nükleer silahlarla tehditkar yaklaşımının bölgede gerilimi artıran temel bir sorun olduğuna dikkat çekerek, "Her ne kadar bu tehdit, ABD'ye yönelmiş olsa da, bölgede ABD'nin müttefiki konumundaki Güney Kore ve Japonya da bu tehdidin bir parçasını oluşturuyordu. Trump'ın bu gelişmeler karşısında ABD askeri varlığını hareket geçirme tehditlerinin, sahada hareketliliğe neden olduğu bir gerçek." diye konuştu.

Çin'in, Kuzey Kore konusunda sergilediği tutumun önemine vurgu yapan Özay, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Çin yönetimi, bu süreçte pasif bir politika izler görünse de, Kuzey Kore'de nükleer silah üretimi süreciyle ve bu ülkenin siyasal anlamda hamisi olmasıyla, perde arkasından Kim üzerinde bir nüfuz sergilediği, en azından Kuzey Kore'yi sergilediği agresif tutumdan caydırma yönünde politika izlediği görülür. 2016 yılındaki gelişmelere bakıldığında, Kuzey Kore örneği bize neredeyse sıcak çatışmaya ramak kalınan bir süreçte, tarafların yani Güney Kore ile Kuzey Kore'nin ve ardından ABD ile Kuzey Kore'nin masaya oturmasıyla sonuçlanması, bölge ülkelerinde ve toplumlarında bir rahatlamaya neden oldu. Barack Obama döneminde, ABD'nin giderek Asya-Pasifik, özelde de ASEAN ile giderek daha da yakınlaşma projeleri gündemdeydi. Buna karşılık Çin'in, Doğu ve Güney Çin Denizi'nde egemenlik iddiasını pratiğe geçirerek, suni adalar ve bunlar üzerinde hava ve deniz limanları inşa çabaları öne çıkıyordu."

Kuzey Kore'nin füze tesisini yeniden inşa ettiği iddiası

SEUL/ANKARA (AA) – ABD'li uzmanlar, Kuzey Kore'nin, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında geçen yıl yapılan ilk zirvede varılan mutabakatın ardından sökümüne başladığı füze deneme sahasında normal faaliyetlere döndüğünü iddia etti.

ABD merkezli "North 38" internet sitesi, 6 Mart'ta alınan uydu görüntülerinin, fırlatma rampasını ve roket motoru deneme sahasını yeniden inşa etmek için başlatılan inşaatın ardından Tongchang-ri'deki Sohae uydu fırlatma istasyonunun "normal faaliyet durumuna" döndüğünü gösterdiğini belirtti.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), çarşamba günü gündeme gelen, Kuzey Kore'nin geçen yıl kaldırmayı kabul ettiği füze deneme tesisinde yeni inşaat faaliyeti yürüttüğü iddialarının ardından füze deneme sahasında normal faaliyetlerin devam ettiğine ilişkin benzer bulgular paylaştı.

CSIS tarafından yayımlanan çalışmada, Sohae uydu fırlatma istasyonunda inşaat faaliyetlerine yeniden başlamasının, Kuzey Kore'nin nükleer ve füze programının yok edilmesi yönünde attığı adımların ne kadar çabuk kolaylıkla geri alınabildiğini ortaya koyduğu değerlendirmesinde bulunuldu.

Çalışmada, "Bu durum, ABD'nin nükleer silahların nihai, geri dönüştürülmeyen ve doğrulanabilir şekilde yok edilmesi yönündeki hedefi için engel teşkil ediyor." ifadesi kullanıldı.

Bazı uzmanlar, Kuzey Kore'nin, Kim ile Trump arasında Vietnam'da yapılan 2. zirvenin başarısızlıkla sona ermesinden duyduğu memnuniyetsizliğini göstermeye çalıştığı yorumunu yaptı.

  • ABD, Kuzey Kore'nin 2021'e kadar nükleer silahlardan arındırılmasını hedefliyor

Japonya'nın Kyodo ajansının haberine göre, ABD Dışişleri Bakanlığından adı açıklanmayan bir yetkili, ABD'nin, Kuzey Kore'nin, 2021'e kadar nükleer silahlardan arındırılmasını hedeflediğini belirtti.

Yetkili, "ABD, Başkan Trump'ın ilk döneminin sona ereceği Ocak 2021'e kadar Kuzey Kore'nin nükleer silahlardan arındırılmasını hedefliyor. Bize göre, Trump'ın ilk dönemi içinde bu hala mümkün." dedi ve Kuzey Koreli muhataplarıyla bunu başarmak için büyük çaba harcadıklarını ifade etti.

Haberde ayrıca ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un, Fox News kanalına verdiği demece atıfta bulunularak, 2. zirvenin başarısızlıkla sonuçlanmasına rağmen ABD Başkanı Trump'ın, Kuzey Kore lideri Kim ile nükleer silahların yok edilmesi konusunda "yeniden görüşmeye açık" olduğuna ilişkin sözlerine yer verildi.

Güney Kore Savunma Bakanlığı Sözcüsü Choi Hyun-soo, dün yaptığı açıklamada, Kuzey Kore'nin, Tongchang-ri füze sahası ile Saneum-dong füze araştırma merkezi dahil nükleer ve füze faaliyetlerini dikkatle izlediklerini ifade etmiş ve "Güney Kore ve ABD, askeri istihbarat paylaşımında yakın iş birliğini sürdürüyor." demişti.

  • Kuzey Kore'nin füze tesisine yeni yapılar inşa ettiği iddiası

Güney Kore Ulusal İstihbarat Servisi Direktörü Suh Hoon, salı günü, bir grup parlamentere verdiği özel brifingde, Kuzey Kore'nin geçen yıl kapatmayı taahhüt ettiği Tongchang-ri füze fırlatma tesisine yeni yapılar eklediğini belirtmişti.

ABD'de Stimson Araştırma Merkezine bağlı "North 38" internet sitesi de ülkenin kuzeybatısındaki füze fırlatma tesisinin uydu görüntüleri üzerinde yaptığı analizde tesise yeni ilaveler yapıldığını doğrulamıştı.

Analizde, Kuzey Kore'nin geçen yıl Washington yönetimiyle müzakerelere başladıktan sonra, raylar üzerinde hareket eden aktarım kulesini ve roket motoru test standını sökmeye başladığını ancak başta hızlı ilerleyen işlemlerin daha sonra durdurulduğu, kule ve standın durumunda da bir değişiklik olmadığı bildirilmişti.

Öte yandan uzmanlar, uydu görüntülerinde, tesiste 16 Şubat-2 Mart arasında yeni inşa faaliyetleri gözlendiğine dikkati çekti. Fırlatma rampası üzerinde 2 inşaat vinci bulunduğuna dikkati çeken uzmanlar, aktarım kulesinin duvarlarının bir basamak yükseltildiğini ayrıca kuleye bir tavan ve ilave bir destek eklendiğini ifade etmişti.

Uzmanlar daha önceki görüntülerde piste yığılmış halde bulunan inşaat malzemelerinin yok olduğuna dikkati çekerek söz konusu malzemelerin kule inşaatında kullanıldığının anlaşıldığı yorumunda bulunmuştu.

İnşaat faaliyeti iddiaları ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında 27-28 Şubat'ta Vietnam'da yapılan zirveden herhangi bir uzlaşma çıkmamasının ardından ortaya atılmıştı.

Söz konusu iddialara yanıt veren Trump, önceki gün, "Bir şey söylemek için çok erken. Ne olduğuna bakacağız. Ama eğer bu doğruysa Kim Jong-un hakkında çok büyük hayal kırıklığı içinde olurdum." değerlendirmesini yapmıştı.

  • Trump-Kim zirvesinden sonuç çıkmamıştı

ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında Vietnam'ın başkenti Hanoi'de 27-28 Şubat'ta düzenlenen zirvede bazı ilerlemelerin kaydedildiği ancak bir anlaşma imzalamayı gerektirecek noktaya varılamadığı açıklanmıştı.

ABD Başkanı Trump, Kim ile görüşmesine ilişkin, "Onlar yaptırımların tamamen kaldırılmasını istedi. Biz ise bunu yapmaya niyetli değildik. Bu nedenle anlaşamadık." demişti.

Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Ri Yong Ho ise zirvede yaptırımların kısmen kaldırılmasını talep ettiklerini söylemişti.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Kuzey Kore ile görüşmelerin süreceğini ifade etmişti.

Güney Kore'de hava kirliliği alarmı

SEUL (AA) – Güney Kore'nin birçok bölgesinde hava kirliliği tehlikeli boyutlara ulaşırken, yetkililer halka sokağa çıkarken maske kullanmaları uyarısında bulundu.

Güney Kore Çevre Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, havadaki zararlı partikül oranını ölçen PM2.5 değeri, başkent Seul'de 134 seviyesine çıktı.

Bu değer Incheon'da 133, Gyeonggi'de 127, Chungnam şehrinde ise 108 olarak ölçüldü.

Ülkede hava kirliliğinin tehlikeli boyutlara ulaşması nedeniyle Seul büyükşehir bölgesinde kayıtlı toplam ağırlığı 2,5 ton ve üzeri dizel araçların kullanımına sınırlama getirildi. Tedbirler kapsamında getirilen kuralları ihlal edenlere 100 bin won (yaklaşık 477 lira) para cezası verileceği duyuruldu.

Diğer yandan kömür yakıtlı enerji santralleri, çelik fabrikaları ve birçok işletmedeki çalışma saatlerinde değişikliğe gidileceği, ülkenin en büyük adası Jeju'da ise "acil durum" tedbirleri alınacağı açıklandı.

4 gündür süren ve bugün rekor seviyeye ulaşan sarı toz parçacıklarından kaynaklı hava kirliliğinin yarın da etkisini sürdüreceği açıklandı.

Yetkililer, başta Seul olmak üzere kirli havadan etkilenen şehirlerde yaşayanlara dışarı çıkarken maske kullanmaları uyarısı yaptı.

Güney Kore makamları, PM2.5 değeri 35 seviyesinin üstündeki hava kalitesini "kötü", 75'in üzerini ise "çok kötü" olarak sınıflandırıyor.

ABD Güney Kore ile iki askeri tatbikatı sonlandırdı

WASHINGTON (AA) – ABD ile Güney Kore, her yıl bahar aylarında Kore yarımadasında düzenledikleri "Kilit Kararlılık" ve "Yavru Kartal" tatbikatlarını sonlandırdı.

ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında Vietnam'ın başkenti Hanoi'deki zirvenin ardından ABD'nin Güney Kore ile düzenlediği tatbikatların bitirileceğine yönelik iddialar ortaya atıldı. İddialar, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) tarafından doğrulandı.

Pentagon'dan, ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan ile Güney Kore Milli Savunma Bakanı Jeong Kyeong-doo arasındaki telefon görüşmesine ilişkin yapılan açıklamada, ikilinin "Kilit Kararlılık" ve "Yavru Kartal" tatbikatlarını sonlandırma kararını onayladıkları kaydedildi.

Shanahan ve Jeong'un, Trump-Kim zirvesini değerlendirdikleri belirtilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

"İki Bakan, ABD'nin Kore Kuvvetleri ve Kore Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığının tavsiyesi ile İttifakın ortak tatbikat ve eğitim programları konusunda aldığı kararları gözden geçirdiler ve onayladılar. Yakın koordinasyon sonrasında iki taraf 'Kilit Kararlılık' ve 'Yavru Kartal' tatbikat serilerini sonlandırma kararı aldılar."

Açıklamada, iki ülkenin ortak askeri eğitim ve savunma hazırlıklarının gözden geçirilerek yeniden şekillendirileceği belirtildi.

"Yavru Kartal" tatbikatı 2001 yılından beri her yıl bahar aylarında düzenleniyordu.

Tatbikatta, iki ülke kuvvetlerinin cephe gerisinin güvenliğinin sağlanmasına ilişkin operasyonların yanı sıra özel harekat, karaya asker çıkarma, alan savunması, hava ve deniz muharebe eğitimleri ile kritik askeri silahları ön cepheye taşıma konularında eğitim veriliyordu.

"Kilit Kararlılık" tatbikatı ise 1976 yılından beri çeşitli isimlerle anılan ABD Pasifik Kuvvetlerinin Güney Kore'ye muhtemel bir savaş ortamında destek verme tatbikatıydı.

2001 yılından itibaren "Yavru Kartal" tatbikatı ile birlikte yapılan tatbikatta, ABD, Kore yarım adasına asker çıkarma eğitimleri yapıyordu.

Trump, geçen yıl bu iki önemli tatbikatı, oldukça pahalıya mal olduğu gerekçesi ile eleştirmiş ve tatbikatlar geçici süre ile askıya alınmıştı.

Güney Kore'den Trump-Kim zirvesine ilişkin açıklama

ANKARA (AA) – Güney Kore, ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında düzenlenen ikinci zirvede anlaşma sağlanamamasından duyduğu hayal kırıklığını ifade ederken, iki ülkenin bir anlaşma olmasa bile her zamankinden daha fazla ilerleme kaydettiğinin görüldüğünü belirtti.

Yonhap ajansının haberine göre, Güney Kore Devlet Başkanlığı Sarayından, Vietnam'ın başkenti Hanoi'de yapılan ABD-Kuzey Kore zirvesini değerlendiren bir açıklama yapıldı.

Devlet Başkanlığı Sözcüsü Kim Eui-kyeom yaptığı açıklamada, "(ABD Başkanı) Trump ile (Kuzey Kore lideri) Kim'in bugünkü zirvede tam bir anlaşmaya varamamış olmasından üzüntü duyuyoruz. Ancak, geçmişteki herhangi bir zamandan daha anlamlı bir ilerleme kaydettikleri görülüyor." ifadelerini kullandı.

Hanoi'deki görüşmenin, iki liderin birbirlerini daha iyi anlamalarına imkan vermiş olabileceği yorumunda bulunan Sözcü Kim, "Trump’ın diyaloğu sürdürme konusundaki istekliliği ve iyimser görüşü bir sonraki görüşme için parlak bir umut sunuyor." dedi.

Güney Kore'nin, ABD ile Kuzey Kore arasındaki diyaloğun sürmesine yönelik umutlarını dile getiren Sözcü Kim Eui-kyeom, "Hükümetimiz, ABD ve Kuzey Kore'nin, iletişim ve işbirliğini devam ettirirken diyalog ivmesinin sürdürülmesini sağlamak adına elinden geleni yapacak." diye konuştu.

    1. zirvede anlaşma sağlanamadı

ABD Başkanı Trump, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile yaptığı görüşmeye ilişkin, "Onlar yaptırımların tamamen kaldırılmasını istedi. Biz ise bunu yapmaya niyetli değildik. Bu nedenle anlaşamadık." demişti.

Hanoi'de dün başlayan zirvenin "gerçekten verimli geçtiğini" söyleyen Trump, "Herhangi bir şey imzalamanın iyi bir fikir olmayacağında karar kıldık." diye konuşmuş ve Kuzey Kore Lideri Kim ile "çok güçlü bir ilişki" kurulduğunu ancak anlaşmaya varamadıklarını anlatmıştı.

ABD Başkanı Trump, Vietnam'daki ikinci zirveden sonra üçüncü kez bir araya gelip gelmeyecekleri konusunda, Kuzey Kore lideri Kim ile "yeni bir zirve için sözleşmediklerini" söylemişti.

Trump, Kim ile bir kez daha görüşebileceklerini belirterek, "Bu yakında olmayabilir ama çok uzun zaman da almayabilir." diye konuşmuştu.

  • Keşke daha fazla yol alabilseydik"

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da iki liderin görüşmesiyle birlikte, ABD ve Kuzey Kore heyetlerinin son 24 ila 36 saat içinde ilerleme kaydettiğini ancak sonuca ulaşılamadığını ifade etmişti.

Süreçte, heyetlerin gelecek haftalarda da birlikte çalışacağına dair umutlu olduğunu söyleyen Pompeo, "Keşke daha fazla yol alabilseydik, ben bu konuda umutluyum." demişti.

Pompeo, Trump ve Kim'in elde edilen ilerlemeden memnuniyet duyduğunu da sözlerine eklemişti.

ABD Başkanı Trump ile Kuzey Kore lideri Kim, 12 Haziran 2018'de Singapur'da yapılan tarihi zirvede ilk kez bir araya gelmiş ve kapsamlı bir anlaşmaya imza atmıştı.

Güney Kore, Guaido'yu “geçici devlet başkanı” olarak tanıdı

ANKARA (AA) – Güney Kore, Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido'yu bu ülkenin "geçici devlet başkanı" olarak tanıdığını açıkladı.

Güney Kore Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Seul hükümetinin, Venezuela'da kendini "geçici devlet başkanı" ilan eden Guaido'yu tanıdığı belirtildi.

Açıklamada, hükümetin, "Venezuela'da Mayıs 2018'deki devlet başkanlığı seçimlerinin meşruluk ve şeffaflıktan yoksun olmasından kaynaklanan mevcut kaostan duyulan endişeyi bir kez daha ifade ettiği" ve ülkede 23 Ocak'ta kendisini "geçici devlet başkanı" ilan eden Ulusal Meclis Başkanı Guaido’yu bu şekilde tanıdığı bildirildi.

Öte yandan, hükümetin, Venezuela'da en kısa süre içinde "demokratik, şeffaf ve güvenilir" devlet başkanlığı seçimi yapılması çağrısında bulunduğu kaydedildi.

  • Venezuela krizi

Venezuela'da çoğunluğu muhalefetin elindeki Ulusal Meclisin Başkanı Guaido, muhaliflerin mitinginde kendini "geçici devlet başkanı" ilan etmiş ve başta ABD olmak üzere Avustralya, Kanada, Kolombiya, Peru, Ekvador, Paraguay, Brezilya, Şili, Panama, Arjantin, Kosta Rika ve Guatemala gibi ülkeler tarafından tanınmıştı. Son olarak Avrupa Parlamentosu aynı yönde adım atmıştı.

Meksika, Türkiye, Rusya, İran, Küba, Çin ve Bolivya ise Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro hükümetine desteklerini yinelemiş, Maduro da gelişmeler üzerine ABD ile diplomatik ve politik ilişkileri kestiğini ancak ticari ilişkilerinin süreceğini açıklamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela'ya asker göndermeyi seçeneklerden biri olarak göstermişti.

Atlantik Okyanusu'nda batan geminin enkazında insan kemikleri bulundu

SEUL (AA) – Brezilya'dan Çin'e demir cevheri taşırken Atlantik Okyanusu'nun güneyinde batan Güney Kore bandıralı kuru yük gemisi Stellar Daisy'nin kayıp mürettebatına ait olduğu sanılan kemikler okyanus tabanında bulundu.

Güney Kore haber ajansı Yonhap'ta yer alan habere göre, merkezi ABD'nin Teksas eyaletinde bulunan Ocean Infinity şirketine ait okyanus tarama gemisi Seabed Constructor'un batık alanında yaptığı aramalarda, enkaz parçaları arasında, kayıp mürettebata ait olduğu sanılan iş kıyafetleriyle birlikte insan kemikleri ortaya çıkarıldı.

Arama ekibi geçen hafta sonu insansız denizaltı aracıyla yaptığı taramalarda, geminin sefer veri kayıt cihazına (VDR) ulaşmıştı.

ABD'li şirket, Güney Kore hükümetiyle yaptığı 4,8 milyar wonluk (yaklaşık 22 milyon 750 bin lira) anlaşma kapsamında, Uruguay'ın 3 bin 700 kilometre açığındaki batık alanında arama çalışmalarını sürdürüyor.

Güney Kore bandıralı kuru yük gemisi Stellar Daisy, 2017'nin mart ayında, Brezilya'dan yüklediği 260 bin ton demir cevherini Çin'e götürmek üzere seyir halideyken Atlantik Okyanusu'nun güneyinde batmıştı.