Categories
Sağlık

“Yüzümüzdeki kırışıklıkların yüzde 80 sebebi güneş”

ANTALYA (AA) – LEYLA ATAMAN KOYUNCUOĞLU – Yüzde oluşan kırışıklıkların yüzde 80'inin sebebinin güneş olduğu bildirildi.

Türk Dermatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Güneş Gür Aksoy, 27. Ulusal Dermatoloji Kongresi için geldiği Antalya'da AA muhabirine yaptığı açıklamada, saçkırandan akneye, sedeften kurdeşene ve egzamaya kadar onlarca deri hastalığı bulunduğunu ve bu hastalıkların insanların önemli bölümünü etkilediğini söyledi.

Türkiye genelinde “Dermatolojide Farkındalık Anketi ” yaptıklarını ve 2 bin 500 kişiye “Deri hastalığı geçirdiniz mi? ” diye sorulduğunu anlatan Aksoy, “Ankete katılanların yüzde 32'si hayatının bir döneminde deri hastalığı geçirdiğini bildirmiş fakat biz bu oranın çok daha yüksek olduğunu düşünüyoruz. ” dedi.

Aksoy, deri rahatsızlıklarıyla ilgili internet ortamında çok fazla bilgi yer aldığını, tedavi amaçlı ürün satıldığını ve bunlardan bazılarının çok yanlış bilgi ve ürünler olduğunu kaydetti.

Deri ve zührevi hastalıklar konusunda mutlaka bir uzmandan yardım alınması gerektiğine vurgu yapan Aksoy, her ortamdaki bilgiye güvenilmemesi gerektiğini vurguladı.

Hhalkı bilinçlendirmek için “Dermatoloji TV ” uygulamasını başlattıklarına işaret eden Aksoy, “Dermatoloji TV'de hocalarımızın 5'şer dakikalık konuşmaları var, deri ve deri hastalıklarıyla ilgili. Merak ettiğiniz konuları buradan öğrenebilirsiniz. Altını çizerek söylüyorum; kaynağın güvenilir olması her şeyden daha önemli. Deri ve zührevi hastalıklar konusunda güveneceğiniz tek kaynak, Türk Dermatoloji Derneği'dir, bu konuyla ilgili tıp uzmanlarıdır. ” diye konuştu.

Bilinçlendirme amaçlı broşürler de hazırladıklarını ifade eden Aksoy, bunlar yeterli gelmediğinde derneği arayarak da merak edilen soruların sorulabileceğini söyledi.

Deri hastalarıyla ilgili çok fazla merdiven altı uygulamalar olduğuna da işaret eden Aksoy, “İçinde hangi etken maddelerin olduğunu bilinmeden, bitkisel, doğal olduğu ileri sürülen bazı maddeler ciltte ciddi yanıklara, egzamalara, alerjilere neden olabiliyor, hatta kansere kadar giden süreçlere neden olabiliyor. Bu nedenle dermatoloğun onaylamadığı hiçbir şeyi cildinizde kullanmayın. ” dedi.

– Güneş ve cilt

Cildi korumada en önemli basamağın güneşten korunmak olduğunu ifade eden Aksoy, şöyle konuştu:

“Güneş, cildi çok kırıştıran, yapısını bozan ve kansere bile neden olan bir kaynak. Güneş cilt için çok zararlı. Onun için dışarıya çıkmadan yarım saat önce güneş koruyucusu sürülmesi gerekiyor. Kışın 15 faktör güneş kremi kullanılabilir, yazın ise 50 faktörün altına düşmemek gerekir. Çocukluk çağındaki güneş yanıkları çok önemli. Güneş yanığı olduğu zaman ileri yaşlarda güneşe bağlı kanser olma riski çok artıyor. O nedenle çocuklara 6 aylıktan itibaren güneş kremi kullanmak, koruyucu giysiler giydirmek, belli saatlerde güneşe çıkmamak çok önemli. Deri bakımında en kritik husus güneşten korunma. Yüzümüzdeki kırışıklıkların yüzde 80 sebebi güneş, dolayısıyla güneşten korunacağız. ”

Güneş kremlerinin en fazla 3 saat etkili olduğuna, sonrasında mutlaka yenilemek gerektiğine de vurgu yapan Güneş, tüm gün etkili olan bir güneş kremi olmadığını, güneş kreminin tekrar tekrar sürülmesi gerektiğini dile getirdi.

Aksoy, sigara kullanımı, makyajlı uyumak, cilt temizliği yapmamanın da cildi kırıştırıp sarkıttığını vurguladı.

– “D vitamini için 15 dakika güneşlenmek yeterli ”

D vitamini için Türkiye gibi coğrafyalarda bahar ve yaz mevsimi girişlerinde yüzün ve ellerin 15 dakika güneşlenmesinin yeterli olduğunu belirten Aksoy, “Güneşlenmede 15 dakikadan sonra zaten D vitamini üretimi yapılmaz. Deride kendi kendini yok eder. Deri bronzlaştığı andan itibaren de D vitamini deriden alınmaz. O yüzden D vitaminin doktor tarafından kontrol edilmesi gerekiyor. Yurt dışında birçok ülkede belli besinlere D vitamini konuluyor. ” dedi.

Dünyada en çok deri kanserinin görüldüğü ülkenin Avustralya olduğuna işaret eden Aksoy, bu ülkede yapılan bilimsel araştırmalarda güneş koruyucuların D vitamini eksikliğine neden olmadığının ortaya çıktığını da vurguladı.

Advertisements
Categories
Kültür Sanat

Londra Bilim Müzesi'nde “Güneş” sergisi

LONDRA (AA) – TAYFUN SALCI – Londra Bilim Müzesi, “Güneş: Yıldızımızla yaşamak ” adı verilen sergiyle, tarih boyunca insan ile Güneş arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor.

Londra Bilim Müzesi’nde kapıları yarın açılacak sergide, bronz çağından bugüne kadar çeşitli medeniyetlerde Güneş ile zaman, sağlık ve enerji ilişkilerini ortaya koyan objeler, interaktif deneyimler ve görseller yer alıyor.

İnsanoğlunun Güneş’e bağımlılığını ve yıldızla ilgili tarih içinde büyük değişim gösteren bilgisini ve ilişkisini ortaya koymayı amaçlayan sergi çok sayıda tarihi objeyi ve bilimsel aygıtı ilk kez bir araya getiriyor.

“Günler ve Yıllar,” “Günışığı ve Sağlık,” “Güneş Enerjisi” ve “Güneşi Gözlemlemek” bölümlerinden oluşan sergide İngiliz aygıt tasarımcısı John Rowley tarafından 1712’de imal edilen gezegen sistemi modeli de yer alıyor.

Babil tabletlerinden Güneş ile ilgili kehanetleri içeren bir parçayı da içeren sergide, 19. yüzyıla ait taşınabilir güneş enerjisi paneli, M. Ö. 200 yılına tarihlenen ve ışığı kullanarak ateş yakmakta kullanılan Çin yapımı eğimli bronz ayna, Güneş’in fotoğrafını çekmek için tasarlanan 1857 tarihli ilk kamera, 1566 yılına ait cep güneş saati ile 19. yüzyılda veremli çocukları güneş ışığı altında tedavide kullanılan ahşap el arabası dikkat çekiyor.

Sergi, ABD Başkanı Jimmy Carter'ın yaklaşık 40 yıl önce Beyaz Saray'da “geleceğin enerji kaynağı ” olarak basına tanıttığı ancak sonraki Başkan Ronald Reagan'ın depoya kaldırttığı güneş enerjisi panellerinden birini de içeriyor.

– “Işık banyosu ”

Sergiyle ilgili AA muhabirine bilgi veren müze yetkilisi Kyle Osbrink, Dünya'ya en yakın yıldız konumundaki Güneş’in zaman anlayışımızdan sağlığımıza kadar hayatımızın pek çok yönünü ilgilendirdiğini belirterek, serginin ziyaretçilerin bu konudaki bilgisini ve bilincini yükseltmeyi amaçladığını söyledi.

Serginin Güneş ile sağlık arasındaki ilişkinin tarihi üzerine odaklanan bölümüne dikkati çeken Osbrink, “Bu bölümde Güneş’in sağlığımız üzerine etkileri, veremden diyabete kadar bir dizi hastalığın tedavisinde tarih içinde nasıl kullanıldığı gibi yönlerinin yanı sıra sağlığı olumsuz etkileyen yanlarından nasıl tarih boyunca korunulmaya çalışıldığı da sergileniyor.” diye konuştu.

Sergilenen en ilginç aygıtlardan birinin “kahvaltı gevreği “nin de mucidi olan Amerikalı doktor John Harvey Kellog’un icat ettiği “Elektrik ışık banyosu” olduğunu anlatan Osbrink, şunları söyledi:

“İçine oturuyor ve elektrikle üretilen yoğun suni gün ışığına maruz kalıyorsunuz. Kellog bununla romatizmadan şeker hastalığına kadar pek çok hastalığın şifası olacağını savunmuş. Tabii sonuçta umulduğu gibi etkili olmadığı ortaya çıkmış.”

Öte yandan Bilim Müzesi ile araştırma şirketi YouGov'un ortaklaşa gerçekleştirdiği ankete göre İngiliz halkının yüzde 25’inin Güneş’in bir yıldız olduğunu bilmediğini, yüzde 80’inin de “uzay hava durumu” kavramını hiç duymadığını aktaran Osbrink, serginin Güneş fırtınlarının dünyaya potansiyel etkileri konusunda da ziyaretçileri bilgilendirmeyi hedeflediğini kaydetti.

Kayıtlara geçen en büyük Güneş fırtınasının 1 Eylül 1859’da meydana geldiğini belirten Osbrink, “Bu olayla, Güneş’in dünyaya zarar verme potansiyeli ilk defa görülmüştü. Uzay hava durumu artık İngiltere’ni resmi risk değerlendirme kayıtlarında da yer alıyor. Büyük bir Güneş fırtınası elektrik şebekelerini, uydu navigasyonunu ve iletişimini günlerce aksatabilir.” şeklinde konuştu.

Londra Bilim Müzesi'nin “Güneş: Yıldızımızla yaşamak” sergisi 6 Mayıs'a kadar ziyaret edilebilecek.

Categories
Ekonomi

AB'den Çin'de üretilen güneş panellerine yeşil ışık

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB), Çin'den ithal edilen güneş panellerine uyguladığı ticari kısıtlamaları kaldırma kararı aldı.

AB Komisyonu, Çin'den ithal edilen güneş panellerine yönelik 5 yıldır uygulanmakta olan ticari kısıtlamaların kaldırılmasına karar verildiğini açıkladı.

Açıklamada, Avrupa'daki güneş paneli üreticileri ve kullanıcılarının ihtiyaçları doğrultusunda AB Komisyonu'nun söz konusu ticari tedbirleri gece yarısından itibaren sona erdirme kararı aldığı, uygulamanın AB'nin yeni yenilenebilir enerji hedeflerini yakalamasına yardımcı olacağı kaydedildi.

AB, Çin'in güneş paneli sektörüne yönelik anti damping vergilerini 2013 yılında yürürlüğe koymuştu.

Categories
Alaturka

Kavurucu sıcaklar isota lezzet katıyor

ŞANLIURFA (AA) – HALİL FİDAN – Türkiye'nin en sıcak kentlerinden Şanlıurfa'da son günlerde etkili olan sıcak hava, günlük hayatı olumsuz etkilerken, yöre halkının vazgeçilmezlerinin başında gelen isot işiyle ilgilenenleri sevindiriyor.

Kentin simgelerinden olan ve bölge halkının vazgeçilmez damak tatlarının başında gelen isot, sıcak havada uzun ve zahmetli sürecin ardından tezgahlardaki yerini alıyor.

Bir süre önce sezonu açan isot üreticileri, tarlalardan ya da hal pazarından satın aldığı biberleri yıkandıktan sonra saplarından ve çöplerinden ayıklıyor.

Elle parçalandıktan sonra makineden geçirilip naylonların üzerinde bir süre bekletilen biberlerin, gün içerisinde güneşte tamamen kuruması sağlanıyor.

Zaman zaman 40 dereceyi aşan sıcak havaya ve biberin acısına rağmen gün boyu mesai yapan isot işçileri, kavurucu güneş ile en lezzetli ürünü elde etmenin mutluluğunu yaşıyor. Büyük umutlarla işe koyulan üreticiler kavurucu sıcaklar sayesinde bereketli bir sezon geçirmeyi umut ediyor.

Şanlıurfa İsot Üreticileri Kooperatifi (ŞİKOP) Başkanı Bekir Polat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, isotun Şanlıurfa için bir marka bir değer olduğunu vurgulayarak daha temiz ve kaliteli ürün için çalıştıklarını söyledi.

İsot yapımında güneşin önemine dikkati çeken Polat, aşırı sıcak hava ile hem daha çok hem de daha lezzetli isot elde ettiklerini ifade etti.

Bekir Polat, sezonda 50 bin ton yaş biberin işlendiğini, bundan 5 bin ton isot elde edildiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

“İsot sezonumuz başladı ve iyi devam ediyor. Bu sezon tarlalardan iyi biberler geliyor. Böyle olunca elde edilen isotun da kalitesi artıyor. Daha sağlıklı ve lezzetli isot için sıcak hava ve güneş oldukça önemli. Hava sıcak olunca biberler daha çabuk kuruyor ve lezzetli hale geliyor. Böyle olunca da daha fazla ürün elde etmiş oluyoruz. Maşallah her yıl olduğu gibi bu sezon da havalar çok sıcak seyrediyor. Bu sıcaklık acıyla birleşince çalışanların işi zorlaşsa da işimize geliyor. Bu yüzden isot üreticileri sıcak havayı seviyor. Biber, Şanlıurfa'nın olmazsa olmazıdır. Buna sahip çıkmamız gerekiyor. Daha hijyenik ve temiz ortamlarda kaliteli isot üretip artık Avrupa piyasasına da açılmak istiyoruz. Amacımız üreticilerimizin daha temiz ve kaliteli biber üretmesini sağlamak. Bunu yaptığımız sürece hedefimize ulaşacağımıza inanıyorum. ”

– “Güneş isotun tadını, rengini ve kokusunu güzelleştiriyor ”

Sırrın Mahallesi'nde boş tarlada kurulan çadırlarda ailesiyle biber temizleme ve isot üretimi yapan Emrah Polat ise işlerinin zorluğunu anlattı.

Şanlıurfa'da isot sezonunun 3 ay sürdüğünü, bu zaman içinde daha kaliteli ve çok ürün elde etmek istediklerini belirten Polat, şunları söyledi:

“İki hafta önce isot mesaisine başladık. Yaklaşık üç aylık süreçte daha çok ürün elde etmek için çabalıyoruz. Sıcak havada, güneşin altında çalışmak tabii ki zor ama yıllardır yaptığımız için alışkınız. Sıcak hava ve güneş isotu daha lezzetli hale getiriyor. Rengini ve kokusunu güzelleştiriyor. Sıcak havada biberler daha çabuk kuruyor, sabah serdiğimiz biberleri aşırı sıcak hava sayesinde akşam kaldırabiliyoruz. Bu da bizi sevindiriyor. Ne kadar çok sıcak olursa o kadar fazla ürün elde edebiliyoruz. ”

İsot işçisi Fatma Çakmak da sabah çok erken saatlerde işe başladıklarını ifade ederek, biberin acısından korunmak için ellerine ve ayaklarına poşet geçirdiklerini, güneşten korunmak için ise yüzlerini kapattıklarını anlattı.

Çakmak, kendilerini zorlayan sıcak havanın isota ise ayrı bir lezzet kattığını sözlerine ekledi.

Categories
Bilim Teknoloji

Bu kumaş güneşin zararlı ışınlarında renk değiştiriyor

İZMİR (AA) – EŞBER AYAYDIN – İzmirli lise öğrencisi Pelin Kaya, zararlı güneş ışını karşısında renk değiştiren kumaş tasarladı.

TÜBİTAK lise öğrencileri araştırma projeleri yarışmasında Türkiye birinciliği elde eden proje, Portekiz'de düzenlenen uluslararası yarışmada da birinci oldu.

İzmir Atatürk Lisesi 10'uncu sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Pelin Kaya (16), güneşin zararlı ultraviyole ışınlarıyla ilgili uzman uyarılarından ve haberlerden etkilenerek, 1,5 yıl önce konuyla ilgili araştırma yapmaya başladı.

Zararlı güneş ışınlarının cilt kanseri, katarakt ve güneş yanıkları gibi hastalıklara neden olduğunu öğrenen Kaya, yaptığı projeyle güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının geldiği sırada renk değiştirerek uyarı veren ekonomik ve çevre dostu kumaş geliştirdi.

Fotokromik kumaştan geliştirilen, bileklik ve broş olarak kullanılabilecek şekilde tasarlanan kumaşın rengi, zararlı güneş ışığını gördüğü zaman mavi renk alıyor. Zararlı ışıkla teması kesilen kumaş yeniden kendi rengine dönüyor.

– “Gerekli önlemleri anında alabilecek ”

Lise öğrencisi Pelin Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, izlediği haberlerde ve yaptığı araştırmalarda dünyada yılda 2 milyona yakın cilt kanseri vakasının gözlemlendiğini, bunun tedavisi için milyarlarca doların harcandığını öğrendiğinde bu soruna karşı çalışma fikrinin aklına geldiğini anlattı.

Hem güneş kaynaklı hastalıkları en aza indirmek hem de insanları uyarabilmek için bu projeyi geliştirdiğini dile getiren Kaya, şöyle konuştu:

“Ozon tabakasının incelmesiyle yer yüzüne ulaşan ultraviyole ışınlarının miktarı arttı. Bunun sonucunda da ultraviyole ışınlarının neden olduğu katarakt, deri kanseri gibi hastalıkların görülme sıklığı da arttı. Geliştirdiğim sistem zararlı ultraviyole ışınlarını gördüğü zaman kumaş renk değiştiriyor. Bu sistemi günlük hayatta kullanılan bileklik, broş gibi bazı aksesuarlarda yaptım. İnsanlar bu aksesuarla dışarı çıktığında ultraviyole ışınlarının zararlı olduğunu anında anlayabilecekler. Bu sistemin 2 lira gibi bir maliyeti var. Ekonomik ve çevre dostu bir sistem. ”

Projesinin Portekiz'de bu yıl 36'ncısı gerçekleştirilen Youth Science Meeting proje yarışmasında elemeleri geçerek 90 projeyle birlikte finale kaldığını, 21-27 Temmuz'daki yarışmada da birinci olduğunu ifade eden Kaya, “Birincilik ödülü sırasında ismim açıklandığında hem ülkem adına hem de kendi adıma çok heyecanlandım, ülkemi orada temsil edebilmek beni çok mutlu etti. ” dedi.

Eğitimini tıp okuyarak devam ettirmeyi istediğini aktaran Kaya, sağlık alanında insan sağlığına yararlı çalışmalar yapmak istediğini sözlerine ekledi.

– “Öğrencimin adı okunduğunda çok gurur duydum ”

Atatürk Lisesi Müdür Yardımcısı ve Proje Danışmanı Benal Hepsöğütlü ise okullarındaki öğrencilerin bilim çalışmalarını desteklediklerini, Pelin'in dünya çapındaki bir yarışmada birinci olduğu için çok mutlu olduğunu belirtti.

Projeye yoğun emek harcadıklarını ve yarışmadan derece ile döneceklerini tahmin ettiğini anlatan Hepsöğütlü, “İngilizce olarak sunumunu yaptı sonra da diğer öğrenci ve öğretmenlerin sorularına İngilizce olarak cevap verdi, çok başarılıydı. Yarışmada bu yıl sadece 2 tane ödül verdiler mansiyon ve birincilik ödülü. Öğrencimin adı okunduğunda çok gurur duydum, ülkemize böyle bir ödülü getirdiğimiz için çok mutluyuz. ” dedi.

Categories
Alaturka

NASA Güneş'e “kaşif” gönderiyor

ANKARA (AA) – ABD Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), ağustos ayı başında gizemlerini çözmek umuduyla Güneş'e keşif aracı gönderiyor.

NASA'dan yapılan açıklamada, Parker Solar Probe (Parker Güneş Kaşifi) adı verilen otomobil büyüklüğündeki aracın, 6 Ağustos'tan sonra Delta 4 roketiyle fırlatılacağı bildirildi.

Parker Güneş Kaşifi'nin, yıldızın korona adı verilen milyon derecelik atmosferinde Güneş'in çevresini 24 kez dönmesi planlanıyor.

Keşif aracının, Güneş'i bugüne kadar insan yapımı herhangi bir objeden daha yakından inceleyeceği belirtildi.

Aracın görevleri arasında güneş rüzgarının hızlanmasının, yıldızdan devamlı dışarı madde akışının ve koronadaki çok yüksek sıcaklığın gizemini çözmeye çalışmak yer alıyor.

Kaşifin, Güneş'in aktif parçacıklarının hızlanmasının ardında yatan mekanizmanın anlaşılmasına yardım etmesi de bekleniyor. Güneş'in aktif parçacıkları, yıldızdan fırlayarak uzaklaştıklarında ışık hızının yarısından fazlasına erişiyor.

Bilim adamları, aracın ısıyı kesen kalkanının, görevi mümkün kılacağını ifade ediyor.

Categories
Kültür Sanat

Antalya'da sıcaktan bunalan sahile koştu

ANTALYA (AA) – Turizmin başkenti Antalya'da sıcaktan bunalanlar, sahilleri doldurdu.

Hava sıcaklığının 39 derece, nem oranının da yüzde 14'lerde olduğu kentte, dünyaca ünlü Konyaaltı sahili, sıcaktan bunalan yerli ve yabancı turistlerin adresi oldu. Bazı vatandaşlar denizin keyfini çıkarırken, bazıları da sahilde güneşlenmeyi tercih etti. Çocuklarına denizde yüzmeyi öğreten ve onlarla oyun oynayan anne ve babalar ise renkli görüntüler oluşturdu.

Antalya'da yaşayan Burcu Katrancıoğlu, nem oranının yüksek olması nedeniyle bunaldıklarını ve serinlemek için denizi tercih ettiklerini söyledi. Küçük kızıyla neşeli dakikalar geçirdiğini belirten Katrancıoğlu, “Sıcak havalarda yapılacak en iyi iş denize girmek. Hem serinliyorsunuz hem de yüzerek spor yapıyorsunuz. Çok da eğlenceli. ” dedi.

Çocuklarıyla denizde serinlemeyi tercih eden Naim Sel de “Sıcaktan bunaldık, kendimizi denize attık. ” ifadesini kullandı. Sel, denizin berrak, kentin de eşsiz bir güzelliğe sahip olduğunu dile getirdi.

Categories
Kültür Sanat

Gaziantep'te “kurutmalık mevsimi” başladı

GAZİANTEP (AA) – ZUHAL UZUNDERE KOCALAR – Gaziantep'te, özellikle kışın tüketmek amacıyla hazırlanan biber, kabak ve patlıcan gibi sebzeler kurutma tezgahlarındaki yerini aldı.

Sebze halinden alınan biber, patlıcan ve kabaklar, mahallelerde kadınlar tarafından tohumları temizlendikten sonra 50'şerli olarak iplere dizilip, kentin yerleşim yeri olmayan tepelerine kurulan tahta tezgahlarda güneş altında kurumaya bırakılıyor.

Sebzesine ve hava sıcaklığına göre 3 gün ile bir hafta arasında değişen sürede kuruyan sebzeler, toplanarak depolara kaldırılıyor, ardından talebe göre yurt içi veya yurt dışına gönderiliyor.

Türk Patent ve Marka Kurumundan coğrafi işaret tescili de alan kurutmalıkların, arazilerde oluşturduğu rengarenk görüntü fotoğraf meraklılarının da ilgisini çekiyor.

Gaziantep'te yaz döneminde pek çok fotoğrafsever, kurutmalık yapımını görüntüleyerek ölümsüzleştiriyor.

Dünyanın önemli mutfakları arasında bulunan, bu özelliği UNESCO tarafından da tescillenen Gaziantep'in, en önemli lezzetlerinden olan dolmalıkların sofraları tatlandırmasını sağlayan işçiler ise zaman zaman 40 dereceyi aşan sıcak havada ekmek parası kazanıyor.

– “Ailecek bu işten geçimimizi sağlıyoruz ”

İşçilerden İslim Bayar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küçük yaşlardan beri bu işi yaptığını, herkes güneşten kaçarken kendilerinin güneş altında çalıştığını söyledi.

Hava sıcaklıklarının bunaltıcı hale geldiği günlerin, kendileri için en bereketli dönem olduğunu anlatan Bayar, “Ailecek bu işten geçimimizi sağlıyoruz. Yaptığımız iş zor ancak ekmeğimizi kazanmak zorundayız. Sıcaklıklar artınca biz de bu tepelere gelerek kurutmalıkları seriyoruz, topluyoruz. Kurutmalıkların yapımı hava şartlarına göre eylül-ekim aylarına kadar sürüyor. ” dedi.

Uzun yıllardır kurutmalık işiyle uğraşan Fatma Acar ise Gaziantep'in kurutmalık merkezi olduğunu dile getirdi.

Kentin havasının kuru ve sıcak olduğunu vurgulayan Acar, “Nem, rutubet olmadığı için sebzeler çok iyi kuruyor ve uzun süre dayanıyor. Kentte bu sektörden ekmek yiyen binlerce aile var. Haziran sonu gibi sebzelerin kurutulmasına başlıyoruz. Kuruttuğumuz sebzeler Gaziantep ve Türkiye'nin dört bir yanına gönderiliyor. Kente gelen turistler mutlaka alıyorlar. Yurt dışına da gönderiliyor. ” diye konuştu.

Categories
Ekonomi

“Hidrojen havayolu taşımacılığında kullanılabilir”

ANTALYA (AA) – LEYLA ATAMAN KOYUNCUOĞLU – Cambridge Üniversitesi Malzeme Bilimi ve Metalurji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Bartlomiej A Glowacki, hidrojenin çok iyi bir alternatif yakıt olabileceğini belirterek, “Hidrojen ekonomisi havayolu taşımacılığında da çok önemli hale gelebilir. ” dedi.

6. Uluslararası Süperiletkenlik ve Manyetizma Konferansı dolayısıyla Antalya'ya gelen Glowacki, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda hidrojen enerjisi üzerinde ciddi çalışmalar yapıldığını, hidrojenin gelecekte süper bir enerji kaynağı olabileceğini söyledi.

Hidrojen elde etme ve kullanmanın oksijene kıyasla daha kolay olduğunu ifade eden Glowacki, “Hidrojenin bir başka özelliği ise eksi 253 derecede sıvılaştırılabilmesi. Eksi 253 derece süperiletkenler için çok uygun bir enerji ve bunu hem enerji kaynağı hem de süperiletkenlerin çalışmasında kullanabiliriz. ” diye konuştu.

Hidrojenin sıvı ve gaz şeklinde kullanıldığına işaret eden Glowacki, sıvılaştırılmış hidrojenin sanayide, teknolojide kullanıldığını, güneş ışığı belli bir noktaya odaklandığında 3 bin dereceye kadar çıkarsa, buradan da sıvılaştırılmış hidrojen gazına çok rahatlıkla ulaşılabildiğini anlattı.

Glowacki, “Hiç öyle karbondioksit yayımından ya da salınımından metanı parçalamaya uğraşmak gibi çabalara gerek yok. Sadece güneş enerjisi kullanarak hidrojen elde edebiliriz. Hidrojen çok iyi bir alternatif yakıt olabilir. ” dedi.

– Hidrojenle çalışan uçak projesi

Hidrojenin birçok alanda kullanılabileceğini belirten Glowacki, şöyle devam etti:

“Cambridge Üniversitesi olarak bizim de içinde olduğumuz çok büyük bir proje var. Proje tamamen hidrojen enerjisiyle çalışan büyük bir yolcu uçağı. Aslında bu uçağın pervaneleri de süperiletken olmak zorunda. Düşünün o pervanelerin süperiletken olmasını sağlayan hidrojeni dışarıdan elde ediyoruz ve uçağın motorları süperiletken motorlar. Bugün jet yakıtı kullanan motorlarla karşılaştırdığımızda jet yakıtının yüzde 6'sı oranında karbon salınımı ile çok daha büyük uçakları, çok daha uzun menzillerde uçurabilme imkanına sahip olacağız. Proje şu anda araştırma safhasında. Hidrojen ekonomisi havayolu taşımacılığında da çok önemli hale gelebilir. ”

Türkiye'deki bilim adamlarını hidrojen enerjisini araştırma konusunda teşvik etmek istediğini söyleyen Glowacki, “Türkiye'de de bu alanda çok iyi çalışmalar olabilir. Özellikle kıyı bölgelerindeki rüzgar türbinleri ile hidrojen enerjisini bir araya getirebilirler ve bunu kullanabilirler. ” diye konuştu.

Hidrojenin fosil yakıtlara göre oldukça temiz bir enerji kaynağı olduğunu, Norveç ve İngiltere gibi ülkelerde hidrojen enerjisiyle çalışan araçlar için dolum istasyonları bulunduğunu belirten Glowacki, şunları kaydetti:

“Geçenlerde İrlanda'da kahvaltı yaparken televizyonda duydum. İçtiğimiz bir litre inek sütü yaklaşık 1,5 kilogramlık karbondioksite eşitmiş. O anda bütün iştahımı kaybettim. Bu açıdan baktığımızda şunu söyleyebilirim; kişisel olarak karbondioksit salınımımızı düşürebiliriz. Burada da hidrojen alternatif enerji kaynağı olarak karşımıza çıkıyor. ”

Glowacki, hidrojen enerjisinin şu an için kömür, doğalgaz gibi yakıtlara göre pahalı olduğunu, ancak 10 yıl içinde çok daha ucuza mal edilebileceğini de sözlerine ekledi.

Categories
Sağlık

“Türkiye'de insanlar güneşten yeterince yararlanamıyor”

SAMSUN (AA) – FATİH MEHMET KÜRKÇÜ – Vehbi Koç Vakfı (VKV) Sağlık Kuruluşları Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Başkanı Prof. Dr. Bülent Urman, Türkiye'nin çok güneşli bir ülke olmasına rağmen toplumun güneş ışınlarından yeterince faydalanmadığını belirterek, “Bizden daha az güneş alan, örneğin uzun kışları olan İskandinav ülkelerinde insanlarda D vitamini seviyeleri bizden daha iyi. ” dedi.

Urman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzun yıllar güneş ışınlarına gereğinden fazla maruz kalmanın cilt kanserine yol açması ve cildi yaşlandırması nedeniyle zararları üzerinde durulduğunu ancak son yıllarda yeterince güneş ışını alınmaması yüzünden D vitamini eksikliği gerçeğiyle karşı karşıya kalındığını söyledi.

Bilim insanlarının son yıllarda insanların güneşten fazla korunduğu yönünde görüş belirttiğini, D vitamini seviyeleri ölçüldüğünde pek çok ülkede ciddi eksikler görüldüğüne dikkati çeken Urman, Türkiye'de de bu konu üzerinde durulması gerektiğini vurguladı.

Gebeliğin başında kadınlarda D vitaminin ölçüldüğünü, gerekli durumlarda vitamin takviyesi yapıldığını anlatan Prof. Dr. Urman, kendilerinin ölçümleri ve ülke genelindeki ölçümlerle ilgili verilere bakarak Türkiye'de hamilelerin yarısından fazlasında çok ciddi D vitamini eksikliği görüldüğüne işaret etti.

Hamile olmayanlarda da ciddi D vitamini eksikliği görüldüğünü belirten Urman, D vitamini eksikliğinin birçok hastalıkla ilişkilendirildiğini söyledi

Urman, günde 20 ila 30 dakika güneşlenmenin vücudun ihtiyacı D vitamini için yeterli olacağı bilgisini vererek, şunları dile getirdi:

“Bunun değişik nedenleri olabilir. Beslenme alışkınlıkları, güneşe az maruz kalmak, kalsiyum içeren süt ve süt ürünlerini az tüketmek gibi… Ancak Türkiye, çok güneşli bir ülke olmasına rağmen güneş ışınlarından toplum yetirince faydalanmıyor. Vücudun ideal D vitamini sentezi yapabilmesi için öğle saatleri, güneşin dik geldiği saatlerde en az vücudun üçte biri oranında bir deri bölgesini güneşe maruz bırakmak gerekiyor. Örneğin, yüz, kollar ve bacakların diz altı kısımlarını toplarsanız aşağı yukarı üçte birlik kısım olabilir.

Günde en az 20 ila 30 dakika civarında güneşlenmek gerekiyor. O zaman vücut ideal sentezini yapabiliyor. Türkiye de güneşli olmasına rağmen herhalde insanlarımız çok fazla güneşe maruz kalmıyorlar, öyle düşünüyorum çünkü bizden daha az güneş alan, örneğin uzun kışları olan İskandinav ülkelerinde insanların D vitamini seviyeleri bizden daha iyi. ”

Urman, güneşin D vitamini dışında insan psikolojisi üzerinde de olumlu etkileri olduğunu vurguladı.

D vitaminiyle ilgi pek çok çalışma yapıldığını ifade eden Urman, “Jinekoloji alanında yapılan çalışmalara göre, D vitamini eksikliğinin erken doğum riskini arttırdığı, onun dışında preeklampsi dediğimiz gebelik sırasında tansiyon yükselmesi riskini arttırdığını görüyoruz. ” diye konuştu.

“Güneş girmeyen eve doktor girer. ” atasözünü anımsatan Prof. Dr. Bülent Urman, sağlıklı yaşam için güneşten uzak kalınmaması gerektiğini, cildi korumak için de ışınlara aşırı maruz kalmaktan korunmak gerektiğini sözlerine ekledi.