Brüksel'de “göç karşıtı” gösterilerde 90 gözaltı

               BRÜKSEL (AA) - Brüksel'de aşırı sağcı göç karşıtlarının düzenlediği ve şiddet olaylarının yaşandığı gösteride 90 kişi gözaltına alındı.</p>  <p>Brüksel polisi, Avrupa Birliği (AB) kurumları önünde şiddet olaylarının yaşandığı gösterilerde 90 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.</p>  <p>BM Küresel Göç Sözleşmesi'ne karşı çıkan, milliyetçi ve aşırı sağcı Flaman derneklerinin çağrısıyla AB kurumlarının bulunduğu Schuman Meydanı'nda binlerce kişi toplanmıştı. Çevreye ses bombaları atılan ve meşaleler yakılan protestolarda göstericiler, sokaklardaki levhaları, çöp kutularını ve bariyerleri devirmişti.

AB Komisyonu binasının kapısını, bazı camlarını ve bayrak direklerini kıran göstericiler, çevreye kaldırım parçalarını fırlatmıştı.

Bazı göstericiler, AB Komisyonu binasına zorla girmeye çalışmış, pek çok medya mensubuna da saldırmıştı.

Grubun dağılmaması üzerine polis, göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etmiş, bölgeye çok sayıda atlı polis sevk etmişti.

Olayların ardından, AB Komisyonu ve AB Konseyi çevresi savaş alanına dönmüştü.

Fas'ta “insan hakları aktivistlerine yönelik ihlallerin bitmesi” için eylem

RABAT (AA) – Fas'ta "gazeteci ve insan hakları aktivistlerine yönelik ihlallerin son bulması" talebiyle gösteri düzenlendi.

Başkent Rabat'ta bir araya gelen onlarca insan hakları savunucusu, "gazeteci ve insan hakları aktivistlerine yönelik ihlaller" şeklinde nitelendirdikleri uygulamaların son bulmasını istedi.

Protestocular, iş fırsatları oluşturulması, hastaneler ve üniversiteler açılması talebiyle Huseyma ve Cerade kentlerinde daha önce düzenlenen gösterilerde gözaltına alınan kişilerin serbest bırakılması yönünde sloganlar attı.

Fas'ın kuzeyindeki Huseyma kentinde Ekim 2016'da bir balıkçının, polisin el koyduğu balıklarını çöp kamyonundan almaya çalışırken presleme haznesinde sıkışarak ölmesinin ardından çok sayıda gösteri düzenlenmişti. Bölgesel kalkınma için söz verilen projelerin hayata geçirilmediği gerekçesiyle ülkenin kuzeyindeki Huseyma ve Rif bölgesindeki pek çok kent ve köy, gösterilere sahne olmuştu.

Resmi açıklamalara göre, gösterilerde aralarında yerel medya mensuplarının da bulunduğu çok sayıda eylemci gözaltına alınarak haklarında hukuki işlem yapılmıştı.

Kazablanka İstinaf Mahkemesi 26 Haziran'da, gösterileri organize etmekle suçlanan Rif Hareketi yöneticilerinden Nasır ez-Zefzafi ve beraberindeki 3 kişiyi 20'şer yıl, gözaltına alınan 50'ye yakın kişiyi de 2 ile 10 yıl arasında sürelerde hapis cezalarına çarptırmıştı.

Fas Kralı 6. Muhammed, ağustos ayında "Kral ve Halk İhtilali"nin yıl dönümü münasebetiyle 450 mahkum hakkında af kararı vermişti. Ancak Rif Hareketi yöneticilerinden Nasır ez-Zefzafi ve bazı insan hakları aktivistlerinin tutukluluğu devam ediyor.

2019 Yılı Bütçesi TBMM Genel Kurulunda

TBMM (AA) – TBMM Genel Kurulunda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü; Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı, Yükseköğretim Kalite Kurulu, Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü ile 125 üniversitenin bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.

İYİ Parti Grubu adına söz alan Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, AK Parti'nin 2002 yılından bu yana yatırım için 2,5 trilyon dolar harcadığını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sahip olduğumuz yatırımlara baktığımızda, 2,5 trilyon doların gerçekten bu yatırımlara harcanıp harcanmadığı şüpheli. Yatırımlar, dev projeler olarak topluma sunuluyor. Türk milletinin 2,5 trilyon dolarına mal olan bu yatırımların maliyetleri neden yüksek? Niçin emsalleriyle karşılaştırıldığında bu dev projeler bize pahalıya patlıyor? Çünkü AK Parti iktidarı Türkiye'ye özgü bir havuz ekonomisi uyguluyor, ihalelerin yandaşlara peşkeş çekilmesi sağlanıyor.

Ekonomik dar boğaza girene kadar dev projeler olarak sunulan köprü, tünel, otoyolların yüksek maliyetleri de dikkat çekici. Her meselede yerliliğe ve milliliğe vurgu yapan iktidar partisinin iş köprü, otoyol ve tünel yapımına gelince maliyetleri ve geçiş ücretleri dolar kuruna bağlaması yerlilik ve millilik ölçüsünü ortaya koymaktadır. Yüksek tutulan araç geçiş ücretleri, geçiş garantisi verilen rakamları karşılamıyor. Alınmayan hizmet karşılığı adı verilen ucube bir uygulamayla köprü ve otoyolları kullanmayan araçlar için ödeme yapılıyor. Geçiş ücreti kullanım payı gibi uygulamalarla dolaylı vergilere maruz kalan vatandaşlarımız nasıl bir borç yükünün altına sokulduğunun farkında bile değil."

İYİ Parti Adana Milletvekili Mehmet Metanet Çulhaoğlu da Türkiye genelinde 2 bin, İstanbul'da 250 adet karavanın trafik yoğunluğunu yaratmayacağını dile getirerek, bununla ilgili karar yeniden değerlendirilerek, bu karavanların İstanbul'da üç köprüden de geçişine izin verilmesi gerektiğini söyledi.

Avrupa ülkelerinde bu taşıtların turistik amaçlı şehir trafiğine girmelerinde tahdit olmadığını ifade eden Çulhaoğlu, karavanla yurt dışından gelen turistlerin ve içeride özel turistik amaçlı kullanıcıların mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğini dile getirdi.

Avrupa ülkelerinde otoyollarda bulunan tesislerde turistik amaçlı kullanılan karavanların konaklaması için park yerlerinin ayrıldığını, elektrik, su ihtiyaçlarını ve atık sularını boşaltma yerleri yapılmasının zorunlu tutulduğunu aktaran Çulhaoğlu, "6,5 milyon karavan sahibi Avrupalı turist, altyapılarının mükemmel olması nedeniyle İtalya, Fransa, Hırvatistan ve Yunanistan'a milyarlarca avro döviz bırakmaktadır. Ülkemizde de yetkililer bu konunun üzerine eğilmeli. Bu turizm kolunda ülke olarak hak ettiğimiz payı almamız için kara yollarımızda karavanların hizmet alacağı tesis sayısını ve nitelikli kamp yerlerini artırmamız gerekmektedir." dedi.

  • "Beyin göçü alan bir ülke olmalıydık"

    İYİ Parti Mersin Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı, günümüzde ilerlemenin başlıca belirleyicisinin "bir toplumun inovasyonu kucaklama derecesi" olduğunu ifade etti.

Üretkenliğin, uzun vadeli büyümenin en önemli noktası olduğunu belirten Sıdalı, "Bu sebeple, Türkiye, bu hızlı değişimde var olabilmek için yüksek teknoloji üretmek zorundadır. Dünya piyasasına baktığımızda en büyük ilk 6 şirketin tamamı teknoloji ve iletişim şirketleridir. Bu alanda milli markalarımızı, küresel firmalarımızı yaratmak zorundayız. Dünyadaki inovasyon yarışından kopmak demek, Türkiye'yi sadece ham madde pazarı ve teknoloji aşığı tüketiciler ülkesi olarak konumlandırmak demektir ki bu kesinlikle kabul edilemez." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye bir yazılım ve teknoloji üssü haline gelmeli. Beyin göçü veren değil, beyin göçü alan bir ülke olmalıydık." ifadesini kullanan Sıdalı, teknoloji ve inovasyonun milli bir mesele olduğunu kaydetti.

Avrupa Birliği ülkelerindeki verimlilik artışının yüzde 50'si teknolojiyken, Türkiye'de bilgi iletişimin katma değeri, istihdam ve yatırımlar içerisindeki payının OECD ülkelerinin çok altında seyrettiğini dile getiren Sıdalı, "Bu bizi dışarıya muhtaç ülkeler sınıfına sokuyor. Teknolojide başarıyı yakalamış ülkelere baktığımızda Ar-Ge'ye ayırdıkları dev bütçeleri görüyoruz; bizim toplam kamu ve özel sektör bütçemiz 8 milyar dolarken Amazon 23 milyar dolar, Samsung 15 milyar dolar ayırıyor." dedi.

Sıdalı, yerli yazılım, siber güvenlik, savunma sistemlerinin devletin çok yakın gelecekteki "beka meseleleri" olduğunu kaydetti.

  • "Sokak" tartışması

İYİ Parti Grubunun konuşmaları sırasında, yerinden söz alan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün yaptığı bazı açıklamaları anımsatarak, gösteri ve protesto hakkının en doğal hak olduğunu söyledi.

Altay, "En temel hakkını kullanmak isteyen birine 'ahlaksız' diyen bir Cumhurbaşkanı, toplumun tamamının Cumhurbaşkanı olamaz. Bu toplumu kafalarda ayrıştırdıktan sonra bu toplumun bölünmesini de kimse engelleyemez. Demokrasi varsa ve işliyorsa iktidar sokaktan korkmaz ama devleti bir diktatör yönetiyorsa işte diktatör sokaktan korkar. Dünyanın her yerinde bu böyledir." dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, yakında seçimler olduğunu ve vatandaşların eğer varsa tepkisi demokratik olarak zaten ortaya koyacağını dile getirdi.

Zengin, "Sokağa da çıkabilir, bunun da yöntemleri bellidir. Gezi'den yola çıkarak, özel bir kampanyanın parçası olarak medyada, basında sokak kışkırtıcılığı yapmak ile demokratik hakkı kullanmayı ayırt etmek gerekiyor. Biz ne sokaktan ne seçmenden ne tepkiden, hiçbirisinden kaygı duymuyoruz; tam tersine, bunları ciddiye alıyoruz ve siyasetimizi de muhataplarımızı dinleyerek yapıyoruz. Karşılığı da ortada senelerdir." diye konuştu.

Yeniden söz alan Altay, "Eğer sokak olmasaydı bugün, Allah'ım esirgesin, 15 Temmuz başarılı olurdu. 15 Temmuz'u engelleyen sokaktır, bu millettir. Sokağa iki şey için çıkılır, ya demokrasiyle ilgili bir talebiniz vardır ya ekonomiyle ilgili bir talebiniz vardır. Sokağa başka türlü zaten çıkılmaz. Elbet vandalizme, kırmaya, yakmaya, dökmeye şiddete karşıyım, bunların hiçbirini meşru saymam, yapanın kusurunu bulurum. Ancak 'Hak istiyorum, zam istemiyorum.' diye sokağa çıkana terörist yaftası yapıştırmak bu millete ve bu ülkeye yapılabilecek en büyük ihanettir ve biraz da ahlaksızlıktır." karşılığını verdi.

-"1960'ta darbecileri sokağa çağırdınız"

Özlem Zengin, Altay'ın konuşması üzerine tekrar söz alarak, şunları söyledi:

"Biz sokaktan korkmuyoruz çünkü zaten sokakta siyaset yaparak buralara geldik, biz eylem yapa yapa geldik buralara, hayatımız böyle geçti. Barışçıl anlamda yapılan, hukuka uygun yapılan bütün gösteriler zaten demokrasilerde serbesttir ama siz sokağa hukuksuzluk için çağırıyorsanız işte o zaman bir sorun var demektir. 'Sokağa çıkan insanlar 15 Temmuz'da vatanı kurtardı.' Amenna. Peki, kimin davetiyle çıktılar sokağa? Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın davetiyle çıktılar.

Siz, 1960'ta darbecileri sokağa çağırdınız. O sebeple siz insanları sokakta teröre çağırıyorsunuz, Gezi'de olduğu gibi, terör yapmaya çağırıyorsunuz. Barışçıl anlamda ne yaparsanız arkasındayız, hukuken ne yaparsanız arkasındayız, seçmene dönük olarak yapılan seçim kampanyası adına her şeyin arkasındayız."

Altay'ın, "CHP açısından, 27 Mayıs 1960 ihtilaliyle, darbesiyle 12 Eylül 1980 darbesi, 12 Mart muhtırası ile 28 Şubat muhtırası aynıdır. 27 Nisan elektronik muhtırası da 15 Temmuz kadar adi ve alçak bir girişimdir. Sokağa terörü ve teröristi çağıran alçaktır, namerttir, şerefsizdir ama hak, hukuk, adalet için sokağa çıkan herkese 'terörist' diyen de alçaktır, namerttir." sözlerinden sonra, tartışmanın devam etmesi üzerine, TBMM Başkanvekili Levent Gök, birleşime ara verdi.

Aranın ardından Zengin, "Her birimiz Türkiye'de geriye dönük olarak bütün darbelerden rahatsızız, bütün darbeleri kınıyoruz, yanlış buluyoruz, hukuksuz sokağa çağrıları da aynı oranda haksız buluyoruz." dedi.

İYİ Parti Adana Milletvekili İsmail Koncuk, sözleşmeli öğretmen uygulamasına son verilmesi gerektiğini söyledi.

Koncuk, "Bu sözleşmelilik sistemi olduğu sürece, milli eğitim bakanlarını da Türk milli eğitimini de sürekli tartışmak zorunda kalacağız çünkü sözleşmelilik sistemi açık insan hakkı ihlalidir, hukuk ihlalidir ve hukuk devleti ilkesiyle asla bağdaşmaz." dedi.

Anadolu Ateşi İzmir'de sahne aldı

İZMİR (AA) – Anadolu Ateşi dans topluluğu, İstanbul motiflerini içeren yeni gösterisi "İstanbul Dreams" ile İzmir'de sahne aldı.

Genel sanat yönetmenliğini Mustafa Erdoğan'ın yaptığı topluluk, Mustafa Kemal Atatürk Karşıyaka Spor Salonu'nda gösteri sundu.

80 dansçıdan oluşan ekip, gösterisinde İstanbul'un caddeleri, doğu-batı sentezi, eğlence ve kültür sanat yaşamını konu alan koreografiyi sahneledi.

Kuruluşunun yirminci yılını, sahnelerde ise on sekizinci yılını kutlayan topluluk, yeni gösterilerinde uçuş ve görüntü sistemleri de kullandı.

Sanatseverler gösteriyi ilgiyle izledi.

Fransa'da Macron ve hükümet karşıtı gösteri

PARİS (AA) – Fransa'da sarı yeleklilerden sonra işçi, memur ve emekliler Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve hükümetin politikalarını protesto etmek için ülke genelinde eylem yaptı.

Ülkenin en büyük sendikalarından Genel İş Konfederasyonu (CGT), İşçi Gücü (FO) ve "Solidaire"in çağrısıyla ülke çapında gösteriler düzenlendi.

Maaşların iyileştirilmesini isteyen işçi, memur ve emekliler, Paris'in Republique Meydanı'nda toplandı.

Nation Meydanı'na kadar yürüyen eylemciler, Macron ve hükümet karşıtı sloganlar attı.

Eylemciler, gösteride hükümetin sosyal ve ekonomik politikalarına tepkilerini dile getirdi.

Lise öğrencilerinin de destek verdiği eyleme, ülke genelinde yaklaşık 15 bin kişi katıldı.

CGT Genel Sekreteri Philippe Martinez, basına yaptığı açıklamada, sarı yeleklilerin gösterileri ile kendi yaptıkları eylemin aslında aynı amacı taşıdığını, bu nedenle güçlerin birleştirilmesi gerektiğini belirtti.

Hollanda'da hükümet karşıtı protesto

LAHEY (AA) – Hollanda'nın Lahey kentinde çok sayıda öğrenci ve öğretim görevlisi, üniversitelerin bütçesinde ve eğitim burslarında yapılan kesintiler ve çalışma şartlarını protesto ederek hükümete tepki gösterdi.

Ulusal Öğrenci Sendikaları Konfederasyonu (LSVb) ve İşçi Sendikaları Konfederasyonunun (FNV) çağrısıyla yapılan "kırmızı yelekliler"in de desteklediği gösteri için yaklaşık 2 bin öğrenci ve öğretim görevlisi, Koekamp Meydanı'nda toplandı.

Göstericiler, "Rutte, defol git, ekonomik krizin yükünü biz çekmeyeceğiz", "Ben öğretim görevlileri için buradayım, daha iyisini ve fazlasını hak ediyorlar", "Başarısız siyasetin bedelini öğrenci ödüyor" ve "Kaliteli eğitim geçmişte kaldı" yazılı pankartlar ve dövizlerle, "Hükümet kendi arkadaşlarını soy", "Daha az faiz, daha çok para", "Bu siyaseti artık kabul etmiyoruz, dayanışma zamanı" sloganları atarak Hollanda Eğitim, Kültür ve Bilim Bakanlığı binasına yürüdü.

Yürüyüş öncesi öğrenci vakıfları adına yapılan konuşmalarda, hükümetin uyguladığı üniversitelerin bütçesinde ve eğitim burslarında yapılan kesintilerin ve çalışma şartlarının artık kabul edilemez olduğu vurgulandı.

Konuşmalarda, yüksek öğretimde daha önce belirlenen 183 milyon avroluk kesintinin üzerine 2019 yılı için açıklanan ek 19 milyon avroluk kesintinin "bardağı taşıran son damla" olduğu savunuldu. Ayrıca eğitim burslarındaki geri ödemelerde uygulanan faizin yükseltilmesi de eleştirildi.

Konuşmacılar, gösteri yapmaya devam edeceklerini ve isterlerse ülkedeki bütün üniversitelerdeki eğitimi durdurma gücüne sahip olduklarını ifade etti.

Öte yandan Hollanda'da 2 haftadır, genellikle ülkedeki aşırı sağcı grupların çağrısı üzerine toplanan sarı yeleklilere alternatif olarak örgütlenen “kırmızı yelekliler" 13 Ocak'ta Utrecht kentinde hükümet karşıtı gösteri yapmaya karar verdi.

Sarı yelekliler de cumartesi günü farklı kentlerde Birleşmiş Milletler (BM) göçmen paktı, emeklilik yaşı, sağlık ve eğitimdeki pahalılık ile göçmen sorunu gibi konularda hükümetin politikalarını protesto edecek.

Hollanda'da “kırmızı yelekliler” eylem yapacak

ROTTERDAM (AA) – Hollanda'da "sarı yelekliler"den sonra şimdi de "kırmızı yelekliler" sokağa çıkmaya hazırlanıyor.

"Kırmızı yelekliler" tarafından sosyal medyadan yapılan açıklamada, pazar günü Utrecht kentinde hükümet karşıtı eylem düzenlenceği belirtildi.

Açıklamada, Fransa'da başlayan sarı yeleklilerin eylemlerinin Hollanda'da aşırı sağcılar tarafından ele geçirildiği, bu nedenle "kırmızı yelekli" hareketi başlatıldığı ifade edildi.

Açıklamada, Hollanda Başbakanı Mark Rutte'nin yıllardır süren kötü yönetiminin artık sona ermesi ve yerine sosyal bir Hollanda'nın inşa edilmesi çağrısı yapıldı.

Hollanda'da iki haftadır, genellikle ülkedeki aşırı sağcı grupların çağrısı üzerine toplanan sarı yelekliler, Birleşmiş Milletler Göçmen Paktı, emeklilik yaşı, sağlık ve eğitimdeki pahalılık ve göçmen sorunu gibi konularda hükümetin politikalarını protesto ediyor.

Danimarka'da mültecilere yönelik sert yasalar protesto edildi

KOPENHAG (AA) – Danimarka'nın başkenti Kopenhag ve ülkenin 2'nci büyük kenti Arhus'ta, mülteciler ve göçmenlere yönelik sert yasalar protesto edildi.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin kabulünün 70'inci yıl dönümünde, Halklararası Yardımlaşma Kurumu (Mellemfolkeligt Samvirke), Uluslararası Af Örgütü ve Çocukları Kurtarın Vakfının da (Save the Children) aralarında olduğu 9 sivil toplum kuruluşu tarafından organize edilen Kopenhag'daki protesto gösterisine, ellerinde meşalelerle binlerce göçmen ve Danimarkalı katıldı.

Danimarka'da iş başındaki hükümetin mülteci ve göçmenleri ıssız bir adada toplayacak olmasının da etkisiyle gösteriye katılımın yüksek olduğu gözlenirken, göstericiler ülkede son yıllarda hükümetin yabancılara karşı sergilediği sert politikaları "Herkes için insan hakları", "Irkçılığa hayır", "Yabancılara karşı korku yaratmayı bırakın", "Irkçılığı hemen durdur" ve "Farklı sesler, ırkçılığa karşı" yazılı pankartlarla tepki gösterdi.

Etkinlikte konuşma yapan Halklararası Yardımlaşma Kurumu Genel Sekreteri Kim Whyte, hükümete seslenerek, insan hakları konusunda en uçlarda olmak istemediklerini, Danimarka'ya sığınmacı olarak gelen kişilere iyi şartlar sunulmasının gerektiğini söyledi.

Danimarka'nın Birleşmiş Milletler (BM) sığınmacı kotasından sığınmacı alımını durdurmasını da eleştiren Whyte, ülke yönetiminin üzerine düşeni yaparak BM kotasından sığınmacı alması gerektiğini belirtti.

Hükümetin mültecileri ıssız adada toplayacak olmasını da AA muhabirine yorumlayan Kim Whyte, temel olarak hükümetin aldığı kararın yanlış olduğunu, kişilerin adaya toplanmasıyla özgürlüklerinin kısıtlanacağını söyledi.

Danimarka hükümeti, mülteci ve göçmenleri 7 hektarlık ıssız Lindholm Adası'nda kurulacak "Geri Gönderme Merkezi"nde toplamak üzere karar almıştı.

Lindholm Adası, Danimarka Teknik Üniversitesi tarafından "karantina adası" olarak kullanılıyordu.

Ürdün hükümeti protesto hakkına saygı duyduğunu açıkladı

AMMAN (AA) -Ürdün hükümeti, tartışmalı vergi yasasını protesto eden göstericilerin ifade özgürlüğü ve barışçıl gösteri hakkına saygı duyduğunu açıkladı.

Ürdün resmi haber ajansında (PETRA) yer alan açıklamaya göre, Ürdün hükümeti, ülkede izlenilen siyasetin barışçıl şekilde protesto edilmesi ve ifade özgürlüğü hakkına saygı duyduğunu belirtti.

Hükümetin yasalara uygun ifade özgürlüğü hakkının ve protesto düzenleyenlerin korunmasına özen gösterdiği aktarılan açıklamada, hükümetin kamu malları ve vatandaşlarının çıkarlarının korunmasına da bağlı olduğu vurgulandı.

Açıklamada, protesto hakkının, yasaları ihlal etmek, başkalarının özgürlüğüne saldırmak anlamına gelmediğine dikkat çekildi.

Ürdün'de bir süredir tartışmalı vergi yasasını protesto için düzenlenen gösterilerde, Başbakan Ömer er-Rezzaz hükümetinin istifası talep ediliyor.

  • Tartışmalı gelir vergisi yasası

Ürdün'de tartışmalı vergi yasasının, geçen pazar günü Resmi Gazetede yayımlanması sonrası sosyal medyada gösteri çağrıları yapılmıştı.

Ürdün Meclisi'nin birinci kanadı Temsilciler Meclisi'nin onayını alan tartışmalı gelir vergisi yasa tasarısı, meclisin ikinci kanadı olan Senato'dan da geçmiş, ardından Kraliyet makamı tarafından imzalanmasının akabinde Resmi Gazetede yayımlanmıştı.

Yasanın 1 Ocak 2019'dan itibaren yürürlüğe gireceği belirtilmişti.

Başbakan Rezzaz, 18 Kasım'da yaptığı açıklamada, tasarıya göre gelir vergisinin, geliri yüksek kişilerin en fazla yüzde 12'sini etkilediğini, orta ve düşük gelirli kesimleri kapsamadığını, eskalasyon uygulamasını dikkate aldığını belirtmişti.

Tasarıya göre, 2019 yılında yıllık geliri 20 bin dinardan (28 bin 200 dolar) az olan ailelerin vergiden muaf tutulması kararlaştırılmıştı. 2020 yılı için ise bu sayı, yılık geliri 18 bin dinar (25 bin 380 dolar) ve daha az olan aileler şeklinde belirlenmişti.

Bireylere yönelik muafiyetlerin çıtasının ise 2019 yılı için 10 bin dinar (14 bin 100 dolar), 2020 yılı için 9 bin dinar olmasına karar verilmişti.

Ürdün'de hükümetin istifası için düzenlenen gösteriler sürüyor

AMMAN (AA) – Ürdün'de tartışmalı vergi yasasını protesto eden göstericilerin, Başbakan Ömer er-Rezzaz hükümetinin istifası için düzenlediği protestolar, ikinci gününde devam ediyor.

Vergi yasasını protesto etmek için başkent Amman'da başbakanlık binasına yakınlarındaki bir alanda düzenlenen gösteriye, yağan yağmura rağmen yüzlerce kişi katılırken güvenlik güçleri yoğun önlemler aldı.

Başbakan Rezzaz hükümetinin ve meclisin istifasını talep eden eylemciler, "Rezzaz defol", "Meşru talebimiz, siyasi reform" şeklinde sloganlar attı.

  • Tartışmalı gelir vergisi yasası

Ürdün'de tartışmalı vergi yasasının, geçen pazar günü Resmi Gazetede yayımlanması sonrası sosyal medyada gösteri çağrıları yapılmıştı.

Ürdün Meclisi'nin birinci kanadı Temsilciler Meclisi'nin onayını alan tartışmalı gelir vergisi yasa tasarısı, meclisin ikinci kanadı Senato'dan da geçmiş, ardından Kraliyet makamı tarafından imzalanmasının akabinde Resmi Gazetede yayımlanmıştı.

Yasanın 1 Ocak 2019'dan itibaren yürürlüğe gireceği belirtilmişti.

Başbakan Rezzaz, 18 Kasım'da yaptığı açıklamada, tasarıya göre gelir vergisinin, geliri yüksek kişilerin en fazla yüzde 12'sini etkilediğini, orta ve düşük gelirli kesimleri kapsamadığını, eskalasyon uygulamasını dikkate aldığını belirtmişti.

Tasarıya göre, 2019 yılında yıllık geliri 20 bin dinardan (28 bin 200 dolar) az olan ailelerin vergiden muaf tutulması kararlaştırılmıştı. 2020 yılı için ise bu sayı, yılık geliri 18 bin dinar (25 bin 380 dolar) ve daha az olan aileler şeklinde belirlenmişti.

Bireylere yönelik muafiyetlerin çıtasının ise 2019 yılı için 10 bin dinar (14 bin 100 dolar), 2020 yılı için 9 bin dinar olmasına karar verilmişti.