Sirkeden probiyotikli “sporcu içeceği” üretti

AFYONKARAHİSAR (AA) – ARİF YAVUZ – Afyonkarahisar'da gıda mühendisi Soner Çakır, sirke ve çeşitli meyveler kullanarak yaptığı 10 çeşit probiyotikli "sporcu içeceği"ni Türkiye genelindeki birçok spor salonuna gönderiyor.

Çakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 yıl önce üniversitede lisans bitirme tezi için sirke konusunda araştırmalar yaptığını söyledi.

Kurduğu firmayla 5 yıldır yaklaşık 90 çeşit sirke üretimi yaptığını belirten Çakır, gurme ve sağlık serilerinin yanında sporcular için de sirkeli ürünler üretmek üzere araştırmalar yaptıklarını ifade etti. Bazı ülkelerde sporcular için sirkeden üretilen içeceklerin yaygın şekilde kullanıldığını aktaran Çakır, şöyle devam etti:

"Ülkemizde sporcuların doğal içecek ihtiyaçlarının olduğunu gördük. Biz de sirkeden tamamen doğal ve sağlıklı içecekler üretmeye başladık. Tabii sirke deyince akıllara hemen ekşi bir tat gelir. Biz içeceklerde genellikle tatlı meyveleri kullanıyoruz. Yani turşu suyundan daha tatlı ve güzel içecekler üretiyoruz. Ürünlerimiz doğal olduğu için sporcular sağlıklı enerjiye kavuşuyor. Genellikle fitness salonları tercih ediyor."

Probiyotikli sporcu içeceklerinin doğal ürünler olduğunu ifade eden Çakır, "Sporcular için sirkeden doğal ve sağlıklı içecekler üretiyorum. Bir yıl önce, bakanlık onayı alarak 2 çeşit içeceği üretmeye başladık. Altı ay önce de içecek çeşidini 10'a çıkardık. Ayda 50 bin şişe içecek üretiyoruz." diye konuştu.

Genellikle elma, kivi, portakal, mandalina ve greyfurt gibi meyveleri, kırmızı pancar ve kereviz gibi sebzeleri, çeşitli tahıl ürünlerini, tarçın ve zerdeçal gibi baharatları kullandıklarını anlatan Çakır, şunları kaydetti:

"Başta Marmara olmak üzere Ege ve Akdeniz bölgelerinde çok sayıda şehirdeki spor kulüplerine içecek gönderiyoruz. Diğer sporcu içeceklerinden farkı, şeker yerine tatlandırıcı olarak bal ve pekmez kullanmamızdır. İçeceklerimizde 5-6 meyve ile 2-3 sebzeyi birleştiriyoruz. 10 çeşit probiyotikli sporcu içeceğiyle, insanların damak tadına hitap ediyoruz. Bu ürünlerimiz için uluslararası patent alarak yurt dışına da satmayı düşünüyoruz."

  • "Sirkenin bozulma evresi yok"

Diyetisyen Talat Acar da sirkeden yaptıkları doğal sporcu içeceğinin spor sonrası vücuttaki mineral dengeyi sağladığını, kan şekerini dengelediğini söyledi. Acar, "Spor sonrası ani açlık durumunun önüne geçiyor. Probiyotik ve fermente gıda olduğu için sağlıklı bir üründür. Sirkenin bozulma evresi olmadığı için son kullanma tarihi de yoktur. Tarım ve Orman Bakanlığının verdiği üretim ruhsatında da bu belirtiliyor. Tüketim evresinde de hiçbir şekilde bozulma durumu olmuyor." ifadelerini kullandı.

Türk Eximbank genç ihracatçıları da destekleyecek

İZMİR (AA) – YUSUF ŞAHBAZ – Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım, banka olarak "Kadın Girişimcilere Özel İhracat Kredisi" programını devreye aldıklarını belirterek, aynı çalışmayı genç girişimci ihracatçılar için de planladıklarını söyledi.

Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2018'de Türkiye'nin 52 bankası arasında kredi hacminde en büyük 8'inci, dünyadan kaynak getiren 7'nci banka olduklarını, aktif büyüklükte de 10'uncu sıraya ulaştıklarını aktardı.

Türkiye'nin ihracat artış oranının üzerinde bir performansla reel sektöre finansman sağlamak istediklerini vurgulayan Yıldırım, "İhracatın finansmanında 2019 için kendimize dolar bazında yüzde 10 artış hedefi koyduk. Toplam finansman desteğini 48,4 milyar dolara çıkararak, ihracatın yüzde 27'sini desteklemiş olacağız." dedi.

Türk Eximbank'ın önceliğinin daha çok ihracatçıyla çalışmak, daha uygun maliyetlerle finansman sağlamak ve sektöre yeni ürünler sunmak olduğuna değinen Yıldırım, şunları kaydetti:

"Bunların yanında KOBİ'lere öncelik verdik. 2019'da hepsinin yanına kadın girişimcilerimizi de ekledik. Dünya Kadınlar Günü'nde takdim ettik bunu. Orada önemli bir potansiyel olduğunu gördük. İlk anlaşmayı QNB Finansbank ile yaptık. Kadın girişimcilerimiz için 200 milyon dolar ve buna ilave 100 milyon liralık bir kaynak ayırdık. Aynı anlaşmayı diğer banklarla da yapabileceğimizi söyledik. Bu sene önemli sayıda kadın girişimcimizi mevcut portföyümüze eklemek istiyoruz. Sene sonunda ihracatçı portföyümüzün 12 bin 500'e ulaşması hedefinde kadın girişimcilerimizin önemli payı olacak."

  • "Gençler için de düşünüyoruz"

Kadın ihracatçı girişimciler paketinden sonra yeni hazırlıklar içinde olduklarına işaret eden Yıldırım, "Aynı çalışmayı gençler için de düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde genç girişimci ihracatçılarımız ve onların sivil toplum kuruluşlarıyla daha yakından çalışacağız. Oradaki portföyün ne olduğunu, bizim ihracatçı hedeflerimize nasıl bir etkisi olacağını anlamaya çalışıyoruz." diye konuştu.

Çalıştıkları ihracatçıların geri ödeme performansından son derece memnun olduklarını dile getiren Yıldırım, portföydeki KOBİ payının son yıllarda hızla arttığına dikkat çekerek, "Portföyümüzdeki KOBİ payını 2017'de yüzde 63, 2018'de yüzde 71'e çıkardık. 2019 hedefimiz de yüzde 75'e ulaşmasıdır. Bu hedefe kadın girişimci ihracatçılarımızın eklenmesini çok önemli buluyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

KOBİ'lere 5 koldan destek

ANKARA (AA) – AYŞE BÖCÜOĞLU BODUR – Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), KOBİ'lere 5 başlık altında Ar-Ge'den girişimciliğe, laboratuvar hizmetlerinden uluslararasılaşmaya kadar pek çok alanda destek veriyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, KOSGEB tarafından işletmelere, "Girişimcilik", "Ar-Ge, Teknolojik Üretim ve Yerlileştirme", "İşletme Geliştirme, Büyüme ve Uluslararasılaşma", "KOBİ Finansman" ve "Laboratuvar Hizmetleri" başlıklarında destekler sağlanıyor.

Girişimcilik Destek Programı ile ekonomik kalkınma ve istihdam sorunlarının çözümünün temel faktörü olarak görülen girişimciliğin desteklenmesi, yaygınlaştırılması ve başarılı işletmelerin kurulmasını sağlamak amaçlanıyor. Program kapsamında 50 bin lira geri ödemesiz, 100 bin lira geri ödemeli olmak üzere 150 bin lira destek veriliyor.

Kurum ayrıca, yeni işletmelerin kurulmasını, sürdürülmesini sağlamak için geleneksel girişimcilere 60 bin liraya, ileri girişimcilere 360 bin liraya kadar Girişimciliği Geliştirme Destek Programı altında katkı sağlıyor. Programla girişimcilerin iş kurma, yürütme konularında bilgi ve becerilerini geliştirmek, başarılı iş planlarını ve modellerini ödüllendirmek, girişimcilik ekosisteminde yer alan aktörler arası iş birliğini artırmak amaçlanıyor. Yeni kurulan işletmelerin en kırılgan oldukları dönemde hayatta kalma oranının artırılması, ulusal plan ve programlar doğrultusunda işletmelerin kurulması ve sürdürülmesi de hedefler arasında bulunuyor.

  • Girişimlerin geliştirilmesine destek

Ar-Ge, Teknolojik Üretim ve Yerlileştirme Desteği ile araştırma, geliştirme ve inovasyon projelerine 750 bin lira, endüstriyel uygulama projelerine 818 bin lira, KOBİ Teknoyatırım-KOBİ Teknolojik Ürün Yatırım ve Stratejik Ürün Destek programlarına ise 5 milyon liraya kadar destek veriliyor.

Bu kapsamda yürütülen "Ar-Ge ve İnovasyon Programı" ile bilim ve teknolojiye dayalı yeni fikirlere, buluşlara sahip KOBİ'lerin ve girişimlerin geliştirilmesi, yeni ürün, süreç, bilgi, hizmet üretilmesi öngörülüyor.

"Endüstriyel Uygulama Programı" kapsamında ise yeni bir ürün ve hizmetin üretilmesi, kalitesinin artırılması, maliyet düşürücü nitelikte yeni tekniklerin uygulamaya alınması, ürün veya süreçlerinin pazara uygun biçimde ticarileştirilmesi amaçlanıyor.

KOBİ Teknoyatırım-KOBİ Teknolojik Ürün Yatırım Programı ile Ar-Ge veya yenilik faaliyetleri sonucu ortaya çıkan yeni ürünlerin üretimini, ticarileştirilmesini amaçlayan yatırımların desteklenerek ihracatın artırılması ve ülke ekonomisine katma değer sağlanması hedefleniyor.

Stratejik Ürün Destek Programı ile ithalatı yüksek olan stratejik ürünlerin yerlileştirilmesi ve millileştirilmesi, üretimde daha yüksek oranda yerli girdi kullanımının sağlanması planlanıyor. KOBİ'lerin teknolojik üretim yeteneklerinin geliştirilmesi ve teknolojinin tabana yayılması, KOBİ ile büyük işletmelerin birlikte hareket edebilme yeteneklerinin artırılması, cari açığın azaltılmasına katkıda bulunacak yatırımlar bu kapsamda destekleniyor.

Ayrıca, KOBİ'lerin teknolojik üretim yeteneklerinin geliştirilmesi ve teknolojinin tabana yayılması, KOBİ ile büyük işletmelerin birlikte hareket edebilme yeteneklerinin geliştirilmesi, cari açığın azaltılması hedefi çerçevesinde kapsama uygun yatırımlara destek veriliyor.

  • Tematik projelere de destek veriliyor

KOSGEB'in "İşletme Geliştirme, Büyüme ve Uluslararasılaşma Desteği" adı altında İşletme Geliştirme, İş Birliği, Uluslararası Kuluçka Merkezi ve Hızlandırıcı, Teknopazar-Teknolojik Ürün Tanıtım ve Pazarlama, Genel, KOBİGEL-KOBİ Gelişim, KOBİ Proje ve Tematik Proje destek programları yürütülüyor. Bu 8 başlık altında 60 bin lira ile 10 milyon lira arasında değişen miktarda destekler veriyor.

  • Finansal sorunların çözümüne katkı

"KOBİ Finansman Destekleri" başlığı altında, Kredi Faiz Destek Programı kapsamında KOBİ'lerin finansal sorunlarının çözümü için 300 bin lira destek sağlanıyor. Gelişen İşletmeler Pazarı KOBİ Destek Programı ile de gelişme ve büyüme potansiyeline sahip KOBİ'lerin finansmana erişim imkanlarının artırılabilmesine yönelik Borsa İstanbul AŞ Gelişen İşletmeler Pazarı'nda işlem görmelerinin desteklenmesi için 500 bin liraya kadar katkı sunuluyor.

  • İşletmelerin rekabet gücü artırılıyor

KOSGEB'in "Laboratuvar Hizmetleri Desteği" ile işletmelerin ürün kalitesinin artırılması, uluslararası firmalarla rekabetin sağlanması, birçok ürünün yurt içinde üretilmesi için teknik anlamda destek verilmesi ve bilgilendirme amaçlanıyor. Bu kapsamda 5 ilde bulunan 8 laboratuvarda hizmet sağlanıyor.

Dar gelirli kadınların girişimci çocuklarına “fongogo” desteği

İSTANBUL (AA) – BELGİN YAKIŞAN MUTLU – Dar gelirli ailelere yönelik birçok proje yürüten ve bu kapsamda özellikle kadınların kendi işini kurarak kendi ayakları üzerinde durmasını destekleyen Türkiye İsrafı Önleme Vakfı, şimdi de gençleri girişimciliğe özendirmek amacıyla düğmeye bastı.

TİSVA bünyesinde yürütülen Türkiye Grameen Mikrofinans Programı kapsamında bugüne kadar toplamda 180 binin üzerinde dar gelirli kadına, 825 milyon liradan fazla kredi kullandırıldı.

Başarıyla yürütülen projenin pozitif sonuçlarından esinlenilerek, dar gelirli kadınların potansiyel girişimci çocuklarına yönelik de bir kampanya başlatıldı. Başlatılan kampanyayla dar gelirli ailelerin genç çocukları, hayalindeki iş fikrini hayata geçirme fırsatı bulacak ve girişimciliğe adım atacak.

Bu kapsamda bir tür modern imece olarak da nitelendirilen kitlesel fonlama sitesi www.fongogo.com üzerinden destek toplanırken, şimdiye kadar 8 bin liralık fon birikimi sağlandı.

Kampanya sonrasında, her bir gence yaklaşık 10 bin liralık girişimci desteği verilmesi planlanıyor. "Sıfır işsizlik" mottosuyla yola çıkılan kampanya kapsamında toplamda 100 bin liralık fon toplanması hedefleniyor.

İlk etapta 100 bin liralık fona mart ayının ortasına kadar ulaşılması hedeflenirken, istenilen meblağın birikmemesi halinde sürenin esnetileceği belirtiliyor.

  • "Başkaları için iş oluşturacak gençlerin yetiştirilmesini hedefliyoruz"

AA muhabirine kampanya ile ilgili değerlendirmelerde bulunan proje sahibi ve TİSVA Mütevelli Heyeti Başkanı Aziz Akgül, Türkiye'nin geleceğinin daha parlak olmasının yoksulluğun azaltılmasından geçtiğini söyledi.

Türkiye'de yoksulluğun azaltılması ile ilgili bir paradigma değişikliğine gidilmesinin önemine işaret eden Akgül, hibe şeklindeki yardımların dar gelirli gruplara ihtiyaçları dahilinde istisnai şekilde paylaştırılması gerektiğini vurguladı.

Akgül, bu hedefle gençlerin kendi işlerini kurmalarına yönelik bir program başlattıklarını aktararak, "Fongogo üzerinden projelerini duyuran dar gelirli kadınların çocukları, sayenizde birer girişimci olacak ve üretmeye başlayacak. Hedefimiz, daha önce bizden mikrokredi almış, kendi kendine gelir
getirici faaliyette bulunarak, yoksulluk sınırının üzerine çıkmış mikro girişimci
kadınlarımızın evlatlarının da birer girişimci olmalarını sağlamak ve onların ülke ekonomisine
katkı sağlarken kendi işlerini kurmalarına
yardımcı olmaktır." diye konuştu.

Herkesi bu projeye destek olma çağrısında bulunan Akgül, şunları kaydetti:

"Türkiye İstatistik Kurumunun en son yayınlanan Kasım 2018 İşgücü İstatistikleri'ne
göre işsizlik oranı yüzde 12,3 seviyesinde. Bu verilerin 15-24 yaş kapsamındaki genç nüfusa yansımasına baktığımızda ise işsizlik oranı yüzde 23,6 olarak gerçekleşti. Bu veriler de bize genç nüfusta
yaşanan işsizliğin çarpıcı bir kanıtını oluşturmaktadır.
Türkiye'de gençlerin istihdamında esas olarak uygulanan ve kıt kaynakların israfına
yol açan strateji, devlet kapısında iş aramak veya başkasının yanında çalışmaktır.

Halbuki Türkiye'de istihdamın ve üretimin artmasının en önemli yolu girişimciliktir.
Dolayısıyla gençler 'Kimseden iş istemiyorum, iş veren olmak istiyorum"
şeklinde istekte ve arayışın içerisinde olmalıdır.
Özellikle kamu ve özel sektörde iş arayan gençler yerine 'Hayatta
birileri için çalışmak istemiyorum. Başkaları için iş oluşturacağım' anlayışına
sahip gençlerin yetiştirilmesi hedeflenmektedir."

Bulaşıkçılıktan patronluğa

YALOVA (AA) – YAVUZ EMRAH SEVER – Yalova'da 10 yıl bir restoranda bulaşıkçı olarak çalışan 45 yaşındaki Aynur Ferşatoğlu, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının (KOSGEB) desteğiyle açtığı iş yerini büyüterek hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor.

Ferşatoğlu, 10 yıl önce bulaşıkçı olarak girdiği bir restoranda aşçılığı öğrendi, 2012 yılında kendi işletmesini kurmak için KOSGEB'e başvurdu. Yalova merkezdeki işletmesinde başarıya ulaşan kadın girişimci, aradan geçen 7 yılın ardından Çiftlikköy ilçesindeki Sahil Mahallesi'nde bir ortakla yeni iş yeri kiralayarak işlerini büyüttü.

Kadın girişimci Ferşatoğlu, KOSGEB'den aldığı 30 bin lira hibeyle açtığı 15 metrekarelik iş yerini zaman içinde aynı anda 100 kişiyi ağırlayabilecek bir restorana çevirdi.

Bulaşıkçılıkla girdiği sektörde şimdi 10 çalışanı olan 4 çocuk annesi Ferşatoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insanların istedikten sonra başaramayacakları hiçbir şey olmadığını kaydederek, "Bulaşık yıkarken ardından tezgaha geçtim. Döner, hamburger, kumru, pizza yapmaya başladım. O şekilde yola çıktım." diye konuştu.

– "Bir yıl içinde daha büyük bir yere geçtim"

KOSGEB'in kadınlara verdiği desteği öğrenmesinin ardından başvuruda bulunduğunu anlatan Ferşatoğlu, şöyle konuştu:

"Kursa gittim, projemi yaptım. 15 metrekarelik küçük bir yer açtım. Yanımda bir eleman vardı. Pişirmesi, yıkaması bize ait. İnşaatçılar bizden yemek talebinde bulundu. 'Olur' dedim. Küçük külüstür bir araba aldım. Arabamı ilk aldığımda İzmit'ten gelirken yolda kaldım. Daha sonra çok şükür şansım yaver gitti. Bir yıl içinde daha büyük bir yere geçtim. İş yerime şoför, aşçı, bulaşıkçı aldım. Yine de işi bırakmadım. Yemeği başkası pişirse bile kontrollerini her gün mutlaka yapıyordum."

Ferşatoğlu, sektör içinde zamanla sulu yemek yerine et restoranına geçiş yaptığını dile getirdi.

Şu anda 10 kişiye iş verdiğini anlatan Ferşatoğlu, şöyle devam etti:

"Çalışan sayımız yaz mevsiminde 15-16 kişiye çıkıyor. İsim hakkımı aldım. Farklı yerlerde farklı bayilikler açmak, daha çok insana iş imkanı sunmak istiyorum. 'İşsizlik' diye bir şey yok. Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Devlet kadınlara gerçekten çok büyük destekler sağlıyor. Şu an mesela gidip İŞKUR'dan eleman bulabiliyorum. Sigortalarını 2 yıl boyunca yatırabiliyor. Bu kadar destek varken insanların para kazanamaması diye bir şey yoktur. İnsan istesin yeter ki yapamayacağı hiçbir şey yok."

– "Ondaki bu azmi, isteği gördüm"

Restoranın ortağı Hüseyin Gökçe ise Ferşatoğlu'nun kendisi için bu işe girerken doğru kişi olduğunu aktararak, "Aynur hanımla iş yaparken ondaki bu azmi, isteği gördüm. Beraber istişaresini yaptık. Sonucunda da böyle bir iş yerinde beraberiz. Mutluyuz, huzurluyuz en azından desteğimiz birbirimize sonuna kadar devam ediyor. İş konusuna gelince de her şey çok güzel olacak diye düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.

Restoranın garsonu Sinan Durmaz da Ferşatoğlu'nu patrondan ziyade bir abla olarak gördüklerini ve başarısından mutluluk duyduklarını söyledi.

Enerjisa'dan 4 girişimcilik ödülü

İSTANBUL (AA) – Enerjisa'nın İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Arı Teknokent ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında girişimcilerin, enerji sektörüyle ilgili yenilikçi fikirlerini ilettiği sürecin ardından başarı gösteren 4 girişime ödül verildi.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Enerjisa ile İTÜ Arı Teknokent iş birliği kapsamında Çekirdek Erken Aşama Kuluçka Merkezi’nin web sitesinde enerji sektörüyle ilgili yenilikçi fikirler toplandı.

Enerjisa'nın Nar Kurumsal Girişimcilik Programı ile destek verdiği girişimcilerden yoğun ilgi gören proje toplama döneminin ardından 29 Kasım’da Big Bang Girişimcilik Yarışması'nın 7’incisi düzenlendi.

Yarışmada, başarı gösteren 4 girişime,“Enerjisa Girişimcilik Özel Ödülü” çerçevesinde toplam 200 bin liralık ödül dağıtıldı.

Açıklamada konuya ilişkin ifadelerine yer verilen Enerjisa Üst Yöneticisi Ziya Erdem, başvuru yapan projeleri değerlendirirken müşteri odaklı olması, inovasyon ve teknolojiyi barındırmasını göz önünde bulundurduklarını kaydetti.

Erdem, projenin sürdürülebilir olmasının da önem verdikleri noktalar arasında olduğunu belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Önümüzdeki dönemde bakacağımız kriterlerden bir tanesi de kadın girişimcilerin de bu sürecin bir parçası olmasına odaklanmaktır. Bu bağlamda İTÜ ile enerji dikeyinde çok derin çalışmalarımız var özellikle girişimciliklere önem veriyoruz, ama bu konuyla da kendimizi sınırlandırmıyoruz. Ödülleri vereceğimiz firmaların gelişimlerini takip edeceğiz her birine girişimcilik ruhunu kaybetmemelerini diliyoruz. Bu yıl da, İTÜ Big Bang Girişimcilik Yarışması’nda başarı gösteren şirketlere toplamda 200 bin liralık para ödülü veriyoruz. Gelecekte de inovasyon ekosistemi içinde her alanda ve her seviyede başarılı bulduğumuz projelere farklı yöntemlerde destek vermeye devam edeceğiz."

Isı yayan akıllı tekstiller geliştiren yerli bir firma olan İltema, derin öğrenme tabanlı yapay zeka uygulaması ile akıllı şehirler, perakende tüketici analitiği ve güvenlik üzerine video analizi platformu sağlayan İntenseye, atık lastiklerden değerli ham maddeler ile birlikte temiz-kesintisiz elektrik enerjisi üreten Laska, enerji ve yüz tanıma teknolojisiyle kullanıcıya etkinliklerde çekilmiş dijital fotoğrafını ulaştırma platformu olan Reminis ödül alan girişimler oldu.

Sağlık teknolojilerine “Türk imzası”

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sağlık teknolojilerine yönelik projelerin destekleneceğini belirterek, "Start-up girişimcileri sadece yatırımcı firmalarla buluşturmakla kalmayacak, onlara gerektiğinde hamilik yapacak, doğrudan yatırım desteği sağlayacağız." dedi.

Koca, Bakanlıkta düzenlenen "Sağlık Endüstrileri Dönüşüm ve Araştırma Platformu" toplantısında yaptığı konuşmada, sağlık alanında yerli ve milli ürüne giden yolda çok önemli bir adımın atıldığını söyledi.

Bakanlık vizyonlarının, tüm toplumun sağlıklı hayat tarzının benimsendiği, herkesin sağlık hakkının korunduğu, ihtiyaç halindeki herkesin vaktinde kaliteli sağlık hizmetine kolayca erişebildiği bir Türkiye'ye kavuşmak olarak tanımlayan Koca, bunun da kamu, üniversite ve özel sektör iş birliğiyle ülke kaynaklarının seferber edilmesiyle sağlanabileceğini belirtti.

Koca, hastalara hizmet verirken en çok tıbbi cihazlara ve ilaçlara ihtiyaç duyulduğunu belirterek, "Günümüzde kullanılan ilaçların kutu bazında yüzde 80'i artık ülkemizde üretilmektedir. Ancak değer açısından baktığımızda yüzde 54 oranında doğrudan ithal etmekteyiz. Ülkemizde yapılan üretimin de önemli bir kısmı dışa bağımlı durumdadır. Tıbbi cihazda yüzde 84 dışa bağımlılığımız mevcuttur." dedi.

  • "Difteri-tetanos aşısı ruhsat almak üzere"

Stratejik öneme sahip bütün ilaç ve aşıların Türkiye'de üretilmesini hedeflediklerini vurgulayan Koca, inovatif ilaç araştırmalarında da Türkiye'nin yerini alması gerektiğinin altını çizdi.

Koca, Türkiye'nin en geniş aşılama programı uygulayan ülkelerden biri olduğunu vurgulayarak, "13 antijenle hastalıklara karşı aşılama yapmaktayız. Ülkemizin nüfusu dikkate alındığında her yıl temin etmek zorunda olduğumuz aşı miktarının ne boyutta olduğunu takdir edersiniz. Her yıl satın almak zorunda olduğumuz bu aşıların da önemli bir kısmının ülkemizde üretilmesi için gayret gösteriyoruz. Bu hususta üretici firmalarla görüşmelerimiz yoğun olarak sürmektedir. Bazı somut adımların atıldığını da söyleyebilirim. İlk olarak yerli Difteri-tetanos (Dt) aşısı ruhsat almak üzeredir." diye konuştu.

Tıbbı cihaz üretimine de değinen Koca, yüksek teknolojiye sahip cihazların neredeyse tamamı, sadece tek bir ülkenin ürünü olmaktan çok uzak olduğunu dile getirdi. Koca, MR, tomografi, ileri radyoterapi cihazları gibi gereçlerin, tek bir firmanın markası altında yer alsa da alt bileşenlerinin farklı ülkelerde üretildiğini, hedeflerinin sadece teknoloji transferi yapılarak üretim hatlarının Türkiye'de kurulması değil bizzat know-how'ın transferi olduğunu kaydetti.

Bakan Koca, stratejik hedeflere yönelik projelerin hayata geçmesi için her türlü desteği verme kararlılığında olduklarını ifade ederek, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının proje çağrılarına çıkmak için hazırlık yaptığını aktardı.

  • "İlaç ve tıbbi cihaz alanında keşfi olan girişimcileri destekleyeceğiz"

Sağlık teknolojilerine yönelik projelerin destekleneceğini anlatan Koca, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Start-up girişimcileri sadece yatırımcı firmalarla buluşturmakla kalmayacak, onlara gerektiğinde hamilik yapacak, doğrudan yatırım desteği sağlayacağız.

Üretime yönelik büyük projelere doğrudan kaynak aktarmayı planlıyoruz. Doğrudan finansal destek verebileceğimiz gibi, kamu ortaklığı ile üretimde paydaş olmak dahil, alım garantisi vererek üretim ve sonrası süreçleri güvence altına alacağız. Sağlıkta açılım vadeden araştırmacı ve yatırımcılarımızın finans talebini karşılamak için yurt içi ve yurt dışı kaynakların temininde, destek ve aracı olma yönünde kapasitemizi artıracağız.

Bakanlık olarak, bu konuya gönül vermiş insanlarımıza, firmalarımıza, araştırma kuruluşlarımıza destek olmayı istiyoruz. Kısa adı SEDAP olan Sağlık Endüstrileri Dönüşüm ve Araştırma Platformunun sağlık alanında yerli ve milli ürüne giden yolda yeni ve önemli bir adım olacağına inanıyorum. Bu platform yardımıyla ilaç ve tıbbi cihaz alanlarında araştırma yapan, keşfi olan ve bu keşfi ürüne dönüştürmek isteyen tüm girişimcilere yeni fırsatlar vermeyi arzu ediyoruz."

  • "İlaç, tıbbi cihaz ve yazılımda 'start-up' havuzu oluşturulacak"

Koca, "İlaçta Yerelleşme Projesi'nin" 2 yıl önce başlatıldığını hatırlatarak, bu kapsamda yürütülen çalışmalarla önemli miktarda ithal ürünün imal ikamesinin de sağlandığını söyledi. Tıbbi cihaz alanında da benzer bir strateji üzerinde çalıştıklarını ifade eden Koca, bu çalışmalar sırasında Türkiye'nin yenilikçi sağlık teknolojilerinin geliştirilmesi ve üretilmesinde start-up düzeyinde önemli bir potansiyel olduğunu gördüklerini söyledi.

SEDAP'ın Türkiye'deki bu potansiyelin gün yüzüne çıkması için bir kültür ortamı oluşturacağını dile getiren Koca, şunları kaydetti:

"Bu projeyle tüm start-up firmalarımızı desteklemeyi hedefliyoruz. Sağlık teknolojileri alanında ülkemizde yenilikçi ürünleri teşvik edeceğiz. Ar-Ge üretim ekosistemini oluşturmalarına destek olacağız. Gelecek hedeflerimiz doğrultusunda sağlık alanında yerli-milli ürünlerimizi üretme ve bu ürünleri ihraç etme noktasında son derece kararlıyız. Bu önemli, stratejik ve özellikli alanda bölgemizde lider konuma yükselmeyi, dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer almayı istiyoruz. Bu amaçla çalışmalarımızı yoğun şekilde sürdürüyoruz.

İlaç sanayisinde dönüşüm ve yüksek teknolojili ilaçların üreticisi olabilmek, ileri teknolojili tıbbi cihaz sahasında söz sahibi olmak için yerinde, hızlı ve etkili bir destek mekanizmasının önemine inanıyoruz. Sağlık alanında ilaç, tıbbi cihaz ve yazılım başlıkları altında bir start-up havuzu oluşturmaktayız. Bu kapsamda internet tabanlı bir platform kurduk. Çeşitli yerlerde temas ettiğimiz, bizden destek isteyenlerin ilk başvuruları alınmaya başlandı.

Start-up sisteme başvurduktan sonra alt başlıklarına göre sınıflandırılıyor, ihtiyaçları belirleniyor. İlk seviyelerdeki start-up'lar uygun kuluçka merkezlerine, teknokentlere yönlendirilmektedir. Yüksek seviyedeki start-up'lar ise yatırımcı ve üreticiyle bir araya getirilecektir. Gerekirse Bakanlık olarak doğrudan destek verilecektir. Her yıl, seçilen projelerin sunulacağı start-up firmaları, üretici ve yatırımcıların bir araya getirileceği toplantılar yapacağız. Bu sayede paydaşlar arasında güçlü bir iletişim ağı kurulmasını hedefliyoruz."

Devlet ellerinden tuttu, Diyarbakırlı gençler fabrikatör oldu

DİYARBAKIR (AA) – ÖZGÜR AYAYDIN – Diyarbakır'da 10 yıl önce "genç girişimci" kredisiyle perde üretimine başlayan Veli İpek ve Şeref Gökçe fabrikatör oldu.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü'nden 2008 yılında mezun olan Veli İpek, döndüğü memleketi Ergani ilçesinde perdecide çalışan Dicle Üniversitesi Muhasebe Bölümü öğrencisi arkadaşı Şeref Gökçe'nin yardım talebi üzerine onunla mekanizmalı perde montajına gitti.

Bu sırada takılan perdenin İstanbul'da imal edildiğini öğrenen İpek'in aklına, perdeyi memleketinde üretme fikri geldi.

Bunun üzerine İstanbul'a giderek bazı atölyeleri gezen İpek ve Gökçe, incelemelerin ardından mekanizmalı perde üretebileceklerine karar vererek Ergani'ye döndü.

Sermayeleri olmadığı için iş yeri açamayan gençler, Kaymakamlık Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının (SYDV) kendi işini kurmak isteyen genç girişimcilere kredi verdiğini öğrendi.

Başvuruları kabul edilen ve 49 bin lira kredi alan İpek ve Gökçe, DİPER markasıyla 35 metrekare büyüklüğündeki bodrum katında üretime başladı.

Gençler gece çalışarak imal ettikleri ürünleri gündüz perdecileri ziyaret ederek tanıttı.

İstanbul firmalarının ürünleriyle aynı kalitede olmasına rağmen fiyatı daha ucuz olan mekanizmalı perdeler kısa sürede büyük ilgi gördü.

– Talebi karşılamak için fabrika kurdular

Talebin küçük atölyede karşılanamaması üzerine Diyarbakır şehir merkezinde 200 metrekare iş yeri kiralayan gençler, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine ürün satmaya başladı.

Perdenin beğenilmesi üzerine DİPER markası kısa sürede büyürken Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin kalkınması için çıkarılan teşvik uygulamasından da faydalanan İpek ve Gökçe, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) fabrika kurdu.

Bölgeye sağlanan teşvik sayesinde üretim maliyetini düşürme şansına kavuşan iki ortak, yılda ürettikleri 300 bin metrekare perdenin büyük bölümünü başta Almanya, Belçika, Hollanda, Irak ve İran olmak üzere ihraç ediyor.

Veli İpek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine yatırım yapan girişimcilere teşvik uygulamasıyla önemli fırsatlar sunulduğunu söyledi.

Bundan faydalanmak için Diyarbakır OSB'de 4 bin metrekare kapalı alana sahip fabrika kurduklarını belirten İpek, Diyarbakır'ın teşvik uygulamasında 6. bölgede yer alması nedeniyle yatırım yapan girişimcilere sigorta, vergi ve enerji desteği verildiğini anlattı.

İpek, bunun girişimciye büyük avantaj sağladığına işaret ederek, "Rekabet koşullarında batıda faaliyet gösteren firmaların bir adım önündeyiz. İstanbul firmalarından daha uygun fiyata ürün satabiliyoruz. Kalite olarak ürünlerimiz onlarla aynı ancak teşvik sayesinde perdeyi yüzde 10 daha ucuza satıyoruz. Doğu ve Güneydoğu'nun tek mekanizmalı perde fabrikasıyız." şeklinde konuştu.

– Irak'ta da üretime başlandı

İpek, bölge genelinde satışlarının yükselmesiyle ürünlerini 2011 yılında Irak'ta da satışa sunmaya karar verdiklerini söyledi.

Bunun için Erbil ve Duhok'ta bir süre pazarlama faaliyeti yürüttüklerini dile getiren İpek, "Nakliye maliyetleri ve ulaşımın zor olması dolayısıyla Erbil'de de atölye açtık. Iraklılara dikey perdeyi öğrettik. Artık Bağdat'a kadar ürünlerimizi pazarlıyoruz. Orada da çok iyi durumdayız." ifadelerini kullandı.

– Avrupa'da 85 mağazada satış

Avrupa'ya ihracat hedefi doğrultusunda Almanya'da araştırma yaptıklarını ve geçen yıl kendi markalarıyla orada şirket kurduklarını anlatan İpek, "Almanya'daki depomuzdan da Fransa, Belçika, Hollanda, Avusturya'ya ürün satışı gerçekleştiriyoruz. Orada daha yeniyiz, ürünlerini istedikleri kalitede üretiyoruz. Almanya'da 50 mağazada, diğer ülkelerde de 35 mağazada ürünlerimiz pazarlanıyor." diye konuştu.

Modern ve geniş ürün yelpazesine sahip olmakla beraber dijital baskı teknolojisiyle istenilen her ölçü ve ebatta, dünya standartlarına uygun mekanik perde imalatı yaptıklarını vurgulayan İpek, "Yıllık Diyarbakır'da 180 bin, Irak'ta 120 bin ve Almanya'da 7 bin metrekare olmak üzere yaklaşık 300 bin metrekare üretim yapıyoruz. Diyarbakır'daki üretimimizin yüzde 60'ını ihraç ediyoruz." ifadelerini kullandı.

İpek, Diyarbakır Tekstil İhtisas OSB'nin kurulacağını hatırlatarak, üretimde kullandıkları kumaşları dışarıdan almaları nedeniyle kumaş üretmeye karar verdiklerini belirtti.

Bu nedenle Diyarbakır Tekstil İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde kumaş üretimi yapmak istediklerini dile getiren İpek, "Kendi kumaşımızı kendimiz dokuyacağız. Profesyonelleşerek büyüyoruz." şeklinde konuştu.

– Diyarbakır'a yatırım yapmaya davet etti

Şeref Gökçe de iş yaşamında başarılı olmak için azimli ve çok çalışmak gerektiğini söyledi.

Gençlere farklı ürünler üretme ve kredi fırsatlarını değerlendirmeleri tavsiyesinde bulunan Gökçe, şunları kaydetti:

"Gençlere farklı ürün üretmeye yönelmelerini öneriyorum. KOSGEB ve benzeri kuruluşların kredileri doğru kullanılırsa iş yaşamında başarılı olunur. İlk atölyeyi kurduğumuzda dönemin Ergani İlçe Emniyet Müdürümüzü açılışa davet ettik, sağ olsun gelip destek verdi. Ergani'de ürünlerimizin tanınmasına kendisi vesile oldu. Ziraat Bankası çalışanları da kredi almamıza büyük katkı sundu. Çok çalışarak bugünlere geldik. Daha fazla istihdam için çabalıyoruz."

Gökçe, bölgenin yatırım için büyük avantaja sahip olduğunu belirterek, girişimcileri Diyarbakır'a yatırım yapmaya davet etti.

Hibe desteğiyle aylık 5 bin lira gelirli iş kurdu

BARTIN (AA) – SELİM BOSTANCI – Bartın'da Genç Çiftçi Projesi sayesinde aldığı hibe desteğiyle tesis kuran 34 yaşındaki Cengiz Özdemir, yılda 12 ton mantar üretmeye başladı.

Bartın'ın Kozcağız beldesi Sütlüce köyünde yaşayan ve 19 Mayıs Üniversitesi İnşaat Teknikerliği Bölümü'nden mezun olmasının ardından bir süre çiftçilik yaparak geçimini sağlayan 2 çocuk babası Özdemir, istiridye mantarı üretmeye karar verdi.

Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nün açtığı istiridye mantarı üretimi kursuna katılan Özdemir, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) Genç Çiftçi Projesi'ne başvurdu.

Proje kapsamında aldığı 30 bin liralık hibeyle geçen yıl 112 metrekarelik alana istiridye mantarı üretim tesisi kuran Özdemir, buradan yılda 12 ton mantar elde etmeye başladı.

Özdemir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, televizyonda izlediği bir girişimcilik programından etkilenerek mantar üretimi yapaya karar verdiğini söyledi.

Düşüncesini İl Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ilgilileri ile paylaştığını ve Genç Çiftçi Projesi sayesinde mantar serası oluşturduğunu, bir ay gibi kısa bir sürede ürün elde etmeye başladığını anlatan Özdemir, "Şu anda ayda 1 ton mantar topluyoruz ve bu mantarları Bartın ve çevre illerdeki marketlere, pazarlara veriyoruz ve kısa sürede de tükeniyor." dedi.

– Aylık 5 bin lira gelir

Mantarları kısa sürede günlük ve taze olarak sattıklarını, talep yoğunluğuna yetişemediklerini dile getiren Özdemir, şöyle konuştu:

"Ürünlere talep fazla olduğu için pazar sorunu yaşamıyoruz, hatta talebi karşılamakta güçlük çekiyoruz. Devlet desteği veya buradan elde ettiğimiz gelirle aynı şekilde bir tesis daha yapmayı planlıyoruz. Aynı bu şekilde bir tesisimiz daha olsa yine ürettiğimizi rahatlıkla satabilecek durumdayız. İyi ki bu işe girmişim. Burayı sadece ekonomik bir kazanç olarak değil, aynı zamanda rahatlama aracı olarak görüyorum. Mantarların büyüdüğünü, çoğaldığını gördükçe kendimi daha mutlu hissediyorum."

Gelir getirici kendi işini kurmanın mutluluğunu yaşadığını aktaran Özdemir, buradan aylık 5 bin lira gelir elde ettiğini, iş arayan gençlerin bu ve buna benzer bir alana yönlenebileceğini, bu konuda devletin de çok çeşitli imkanlar sağladığını belirtti.

İl Tarım ve Orman Müdürü Abdulsettar Bayram da Bartın ilinin özellikle mantar üretimi için elverişli olduğunu, istiridye mantarı üretiminin de hızla gelişim gösterdiğini belirterek, "Eğer gayret eder ve iyi örgütlenirsek mantar konusunda marka il olabiliriz. Bunun için hem Genç Çiftçi projeleri hem de yüzde 50 hibe desteklemeli Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımlar projeleri var. Özellikle gençlerimizin bu imkanlardan istifade etmelerini istiyoruz, bizler de çiftçilerimize her türlü bilgi ve desteği veriyoruz." diye konuştu.

Bahçeye çevirilen bataklıkta 450 ton kivi üretildi

BARTIN (AA) – SELİM BOSTANCI – Bartın'da, bataklık halde ve çöplük olarak kullanılan araziyi yaklaşık 35 milyon lira yatırım yaparak tarıma açan firma, bu yıl 450 ton kivi üretmeyi başardı.

Bartın Organize Sanayi Bölgesi'nde 2002'den bu yana tekstil üretimi gerçekleştiren ve 500 kişiye istihdam sağlayan Yonca-Tim Tekstil Tarım Şirketi'nin sahipleri Hasan Hüseyin, Kerem ve Gülbey Aydın kardeşler, 2007'de fabrikalarının önündeki alana eşleri için de hobi bahçesi yapmaya karar verdi.

Bir süre sonra bahçeyi büyütmeye ve burada kivi üretmeye karar veren kardeşler, Terkehaliller köyünde satın aldıkları 60 dönüm arazi üzerinde 60 ton kivi üretti, bu yıl ise 450 tonluk verim elde edildi.

Şirket sahiplerinden Gülbey Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üretim için köylünün çöp için kullandığı araziyi satın aldıklarını ve araziden yaklaşık 400 kamyon çöp attıklarını söyledi.

Araziyi verimli hale getirebilmek için 70 kişiyle kepçelerle 2-3 yıl çalıştıklarını aktaran Aydın, "Burası büyükbaş hayvanların çamurun içinde yattığı, bataklık, mezbele bir haldeydi. Bu arazinin ilk halini görseydiniz inanamazdınız. Çok fazla yatırım yaptık." dedi.

Aydın, yaklaşık 5 kilometre mesafeden borularla su döşediklerini, 2 bin tonluk havuz yaptıklarını kaydederek, sadece 12 tır dolusu su borusunu toprağın altına gömdüklerini, dalların askıları için 4 tır çelik tel kullandıklarını, 15 bin beton direk diktiklerini dile getirdi.

Toprağın kivi için verimli çıkmadığına değinen Aydın, şöyle devam etti:

"Zonguldak'ın Çaycuma ilçesindeki kereste fabrikasından 300 tır ağaç kabuğu getirdik. Kayseri'den 40 tır gonca taşı getirdik. Bolu'nun Yeniçağa ilçesinden 150 tırdan fazla torf getirdik. Bunları karma yaptık, traktörlerle buradaki çorağın üzerine serdik. Araziye verdiğimiz paranın 10 katından fazla toprak için yatırım yaptık. Ben kendim de burada çizmelerimi giyip işçi gibi çalışıyorum, üretmeyi seviyorum."

– "12 yıllık zararımızın ardından bu yıl kar edeceğiz"

Terkehaliller köyünde bulunan 60 dönümlük kivi bahçesinden ilk etapta yılda 60 ton kivi ürettiklerini dile getiren Aydın, sonraki yıllarda hava şartları ve don nedeniyle verimin düştüğünü söyledi.

Şu ana kadar ellerinde olmayan sebeplerden dolayı zarar da ettiklerini ancak bu yıl 450 ton kivi üretimi gerçekleştirdiklerini anlatan Aydın, şöyle konuştu:

"Tekstil fabrikamızdaki idari personel için yaptığımız evin bahçesini hobi bahçesi olarak düşünürken 10 dönüm bir yer daha aldık ve ilk etapta ceviz diktik ama toprak tahlili tutmadı ardından 50 dönüm daha yer aldık ve burada kivi üretmeye başladık, kendimizi de bir anda tarımın içinde bulduk. Daha sonra Akçalı köyündeki 150 dönüm araziyi aldık ve hiç aklımızda yokken tarıma girdik. Yaklaşık 35 milyon liralık yatırım yaptık. Üretimde birkaç yıl zarar ettik. Şu ana kadar yılda 50-100 ton üretim aldık. Bu yıl ilk kez 450 tonun üzerine çıkacağız ve 12 yıllık zararımızın ardından bu yıl kar edeceğiz. Şu anda burada 60-70 kişi çalışıyor."

Üretimlerinin tamamını yurt içine pazarladıklarını ifade eden Aydın, yurt dışından da talep aldıklarını ve gelecek yıllarda ihracat yapmaya başlayacaklarını dile getirdi.

Gülbey Aydın, 2009'da vefat eden kardeşleri Hasan Hüseyin Aydın'ın eşi aynı zamanda şirketlerinin yönetim kurulu başkanı Selda Aydın, kardeşi Kerem Aydın ile tekstil fabrikalarında çalışan 500'ü aşkın çalışanları ve kivi üretimiyle Bartın ve ülke ekonomisine katkıda bulunmanın, üretim, istihdam sağlamanın verdiği heyecanla çalışmalarını sürdürdüklerini sözlerine ekledi.