AB'den Pakistan ve Hindistan'a itidal çağrısı

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB), Pakistan ve Hindistan arasındaki gerilimin iki ülke ve bölge için "ciddi ve tehlikeli" sonuçları olabileceği uyarısında bulunarak itidal çağrısı yaptı.

Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, Pakistan ve Hindistan arasındaki gerginliğin arttığına dikkati çekerek, tarafların acilen siyasi düzeyde diplomatik temasları tekrar başlatması ve tedbir alması gerektiğini belirtti.

Mogherini, "Hindistan ve Pakistan arasında son günlerde artan askeri gerginliğin iki ülke ve bölge için ciddi ve tehlikeli sonuçları olabilir. İki ülkeye de gerginliği azaltma ve itidal çağrısında bulunuyoruz." ifadelerini kullandı.

AB'nin iki ülkeyle irtibatta kalmaya devam edeceğini aktaran Mogherini, durumu yakından takip edeceklerini kaydetti.

  • Hindistan ile Pakistan arasındaki gerginlik

Hindistan ile Pakistan arasındaki son gergilim, Keşmir'in Hindistan idaresindeki kısmında 14 Şubat'ta polis teşkilatına bağlı milis gücüne yapılan ve 44 kişinin öldüğü bombalı saldırıyla başladı.

Yeni Delhi yönetimi, saldırıyla ilgili Pakistan'ı suçladı. Saldırıyı kınayan Pakistan ise suçlamayı reddetti.

Hindistan, 26 Şubat'ta Keşmir Kontrol Hattı'nın Pakistan tarafında bulunan terör örgütü hedeflerine hava saldırısı düzenlediğini duyurdu.

Pakistan da bu sabah, hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Hindistan'a ait iki savaş uçağını düşürdüğünü bildirdi. Ayrıca Pakistan uçakları Hindistan hava sahasına girdi.

Hindistan, Pakistan'a ait bir savaş uçağını düşürdüğünü açıklarken, İslamabad yönetimi bunu doğrulamadı.

Gelişmeler üzerine Pakistan tüm hava sahasını kapatırken, Hindistan bazı havaalanlarında uçuşları durdurdu.

Pakistan Başbakanı İmran Han, Hindistan'ı sorunları diyalog yoluyla çözmeye ve sağduyuyu hakim kılmaya davet etti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, gerilime ilişkin yaptığı açıklamada taraflara itidal telkin ederek gerilimin tırmanmasından kaçınmalarını istedi. Almanya, İngiltere, Çin ve Rusya da benzer çağrılar yaptı.

İlçede 10 kişiye bir sokak köpeği düşüyor

BİLECİK (AA) – HARUN KAYMAZ – Bilecik'in 8 bin nüfuslu Gölpazarı ilçesinde neredeyse 10 kişiye bir köpek düşerken, sokak hayvanlarının çokluğu zaman zaman gerginliklere yol açıyor.

Çevresinde çok sayıda belde, köy ve kırsal yerleşim birimleri olan ilçede dışarıdan da getirilip bırakılanlarla birlikte sokak köpeklerinin sayısı yaklaşık 800'e ulaştı.

Bunların 300'ü hayvansever iki kadın tarafından ev ve bahçelerinde bakılırken, 500'ü başıboş halde ilçede dolaşıyor.

Sokak köpeklerinin çokluğu, ilçede belediye yönetimi, hayvanseverler ve vatandaşları karşı karşıya getiriyor. Vatandaşlar başıboş köpeklerin kontrol altında tutulmasını isterken, gerekli hassasiyetin gösterilmesini ve bakımlarının yapılmasını talep eden hayvanseverler, ilçedeki hayvan barınağına alınmadıkları için zaman zaman eylem yapıyor.

İlçede geçen yıl 63 kişi sokak köpeklerinin saldırması sonucu yaralı olarak hastaneye başvururken, bu yıl şimdiye kadar yaralananların sayısı 10 oldu.

Engelli ve Muhtaç Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği Genel Sekreteri Tutku Gümüş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilçedeki bazı hayvanseverlerin kendisini araması üzerine İstanbul'dan geldiğini söyledi.

Belediye Başkanı Vedat Kazıcı'nın izniyle ilçedeki barınağı gezdiğini belirten Gümüş, "Başkan Bey bir şeyler yapmış, iyi niyetine çok teşekkür ediyorum. Hakkını asla yiyemem Vedat beyin. Mobil kısırlaştırma ekibi geldi buraya. Kaç köpek toplandı, kaç tane kısırlaştırıldı, bunu öğrenmek, köpeklerin akıbetini bilmek istiyoruz. Barınağı gördüm, mevzuata aykırı bir şey göremedim ben. Biz istiyoruz ki, gönüllüler de her aşamada ekiplerin yanında olsun." dedi.

Evinde bahçesinde 150'nin üzerinde sokak hayvanına bakan Ayşe Köse, belediyelerin gönüllülerle çalışmak zorunda olduğunu ve bunun yasada geçtiğini öne sürdü.

Belediye yetkililerine tepki gösteren Köse, "O barınağa girmek istiyoruz, girmediğimiz sürece sokakta kalışlarımız ve barınak önündeki nöbetlerimiz devam edecektir. Biz yasanın dışında olan bir şeyi talep etmiyoruz. Gelin kısırlaştırma yapın, kendi ellerimle teslim edeyim hayvanları. Uyuz olan hasta hayvanım çok, hepsi kısırlaştırılsın hiçbir işleme karşı değiliz. İnsanlardan çok tehdit alıyorum." diye konuştu.

  • "Her yıl buraya sayısız köpek geliyor"

Belediye Başkanı Kazıcı ise sokak hayvanlarının çokluğundan vatandaşların rahatsızlık duyduğunu belirterek, ilçe halkının çocuklarını okula götürürken tedirginlik yaşadığını söyledi.

Önceki akşam küçük bir çocuğun daha bir sokak köpeğinin saldırısına uğradığını dile getiren Kazıcı, şunları kaydetti:

"Biz dar gelirli vatandaşlara bu kadar ödenek ayıramıyoruz. Bu hayvanlar için elimizden geleni yapıyoruz. Gerçekten köpeklere yönelik bir katliam varsa gerekeni zaten kolluk gücü yapar. 8 bin nüfuslu yerde 500 bin lira ödenek ayırarak bu barınağı kurduk. Bu ilçedeki tek hayvan düşmanları, hayvansever iddiasıyla ortalığı karıştıran arkadaşlardır. Onların evlerinin önünde istifledikleri hayvanlar uyuzdan, hastalıktan, açlıktan ölüyorlar. Biz açık ve yasal çalışıyoruz. Kaymakamlığımızın, valiliğimizin, milli parkların, emniyetin, jandarmanın herkesin gözü önünde çalışıyoruz. İlçede yaşayan her vatandaşımız belediyenin yaptığı işlemleri 24 saat gelip bizlerle yanımızda izleyebilirler."

Kendileriyle uyumlu çalışacak kişilere ihtiyaçları olduğunu belirten Kazıcı, "Biz kırsalda yaşıyoruz, 48 köyümüz var. Her yıl buraya sayısız köpek geliyor. Takdir edersiniz bin hayvana ameliyat da yetmiyor. Sürekli yeni hayvan, sürekli yeni hayvan. İnsanlar da sokağa çıkamayacak durumuna geliyor. İki caddesi olan bir yerde şu anda sokakta 500'ün üzerinde köpek var. Bütçemiz 13-15 milyon lira ve 500 bin lirayı bu barınağa ayırdım." dedi.

  • "İlçenin genelinde bir sorun var, buna çözüm bulunması gerekiyor"

İlçe sakinlerinden işçi emeklisi Metin Özer, köpeklerin yol boyunda araçlara ve insanlara saldırdığını aktararak, "Çoluğum çocuğum buradan geçemiyor. Hastalıklı köpekler var. Bunların ne gibi hastalık taşıdığını bilmiyoruz. İlçenin genelinde bir sorun var, buna çözüm bulunması gerekiyor." dedi.

Kahve işletmecisi Kadir Aygündüz de özelikle sabahları işe gelirken köpeklerden çok sıkıntı çektiklerini dile getirerek, "Köpek çok ilçede. Her tarafa giriyor, iş yerlerine giriyor. Çoluk çocuk dışarıda rahatlıkla yürüyemiyor. Geçen benim çocuklara da saldırmışlar. O yüzden çok rahatsısız." ifadesini kullandı.

Lokanta işletmecisi Seyit Küçük, ilçedeki köpek sorununun bir türlü çözülmemesinden yakınarak, "Neredeyse masaların üzerine çıkacaklar. Müşterinin önünde yemek yiyor köpekler adeta. Belediye barınak yaptırdı ama yine olmadı. Müşterime saldırıyorlar bir çözüm bulunması lazım. Sokakta köpek istemiyorum. Seven var sevmeyen var. Herkes sevmek zorunda değil." diye konuştu.

“Hamas-Fetih gerilimi Gazze'yle Batı Şeria'yı tamamen koparabilir”

GAZZE (AA) – MUSTAFA HABBUŞ – Fetih ve Hamas arasında son dönemde büyüyen gerilimin Filistinli gruplar arasındaki uzlaşıyı çıkmaza soktuğu ve gerginliğin Gazze Şeridi ile Batı Şeria'yı birbirinden tamamen koparabileceği ifade ediliyor.

Filistin Yasama Meclisi'nin fesh edilmesi ve Filistin yönetiminin Gazze'ye yönelik mali ve idari yaptırımları, Fetih hareketinin Gazze'deki ofislerini "saldırı" endişesiyle kapatma ve Filistin yönetiminin Gazze'deki sınır kapılarındaki görevlilerini çekme kararı, Fetih'in, Gazze'de planlanan 54. kuruluş yıl dönümü kutlamalarını iptal etmesi, Gazze ile Batı Şeria'da Hamas ve Fetih mensuplarının gözaltına alındığına dair karşılıklı suçlamalar, taraflar arasındaki gerginliği gözler önüne seriyor.

Gözlemciler, mevcut krizi, taraflar arasında yürütülen uzlaşı çabalarının başarısızlıkla sonuçlanmasının bir sonucu olarak görüyor ve yaşanan bu gerginliğin, Filistin'de birlik ve beraberliği doğrudan hedef aldığını, bundan faydalanacak tarafın da İsrail olacağını ifade ediyor.

Fetih ve Hamas arasında, siyasi ve güvenlik tedbirlerine kadar uzanan gerginliğe, karşılıklı atışmalara sahne olan Filistin sahasında, anlaşmazlığın tarafları karşılıklı suçlamalarını sürdürürken, uzmanlar, büyüyen gerilimin Filistinli gruplar arasındaki uzlaşıyı çıkmaza soktuğunu ve bu gerginliğin Gazze Şeridi ile Batı Şeria'yı tamamen birbirinden koparabileceğini belirtiyor.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın, 22 Aralık'ta Filistin Anayasa Mahkemesinin, Filistin Yasama Meclisi'ni fesh ettiğini açıklaması, Hamas tarafından anayasal ve hukuki değeri olmayan tek taraflı bir adım olarak nitelendirildi.

Filistin yönetiminin Nisan 2017'den beri Gazze Şeridi'ne uyguladığı "idari ve mali uygulamalarla" Gazze'de maaş ve diğer gelirlerde kesintiye gidilmesi de Fetih-Hamas gerginliğindeki bir diğer başlık.

Hamas'a ait güvenlik güçlerinin, Gazze'de yöneticilerin de aralarında bulunduğu 500'den fazla Fetih mensubunu, Batı Şeria'daki güvenlik güçlerinin de Hamas üyesi 60'dan fazla kişiyi gözaltına aldığı iddiaları tartışmalara neden oldu.

Öte yandan Gazze Şeridi geçişlerinin idaresini uzlaşma ve anlaşması gereğince, Hamas hareketinden devralan Filistin yönetimi, önceki gün Gazze Şeridi’nin Mısır'a açılan Refah ve İsrail'e açılan Kerm Ebu Salim (Kerm Şalom) ile Beyt Hanun (Erez) sınır kapılarındaki görevlilerini çekme kararı aldı.

Hamas’ın söz konusu personelin çalışmalarını engellediği öne sürülerek alınan bu karara yönelik Hamas ve Gazze'deki Filistinli gruplardan tepki gecikmedi. Filistin yönetiminin çekilme kararının ardından Hamas, Refah sınır kapısının idaresini yeniden teslim aldı.

Fetih'in sınır görevlilerini geri çekmesiyle kendini daha net gösteren taraflar arasındaki gerginlik, Fetih'in, 54. kuruluş yıl dönümü kutlamalarını iptal etmesiyle bir adım öteye taşındı.

Fetih hareketi daha önce yaptığı açıklamada kuruluş yıl dönümünü 7 Ocak Pazartesi günü Gazze'de kutlayacağını duyurmuş, Hamas ise yetkili birimlerle koordinasyon halinde gerçekleştirilmeyen bu etkinliğin "Gazze'deki güvenlik ve istikrarı sarsma" anlamı taşıdığı açıklamasında bulunmuştu.

Fetih'ten dün yapılan yazılı açıklamada ise hareketin 54. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla Gazze'de düzenlenmesi planlanan kutlamaların "kan akmasını önlemek" adına iptal edildiği belirtildi.

Gerginlik devam ederken Fetih hareketi geçen cuma, mensuplarının Gazze'deki güvenlik güçlerince gözaltına alındığı ve birçok üyenin de tehdit edildiği iddiasında bulunarak, Gazze'deki tüm ofislerine saldırı olabileceği gerekçesiyle ikinci bir emre kadar kapatma kararı aldı.

-"Bunun sorumlusu Abbas'tır"

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Gazze'ye yönelik uygulanan yaptırımlar, memur maaşlarındaki kesinti ve medyada Gazze karşıtı provokatif açıklamalar neticesinde ortaya çıkan bu gerginliğin sorumlusu Devlet Başkanı Mahmud Abbas'tır." dedi.

Kasım, Fetih üyelerinin tutuklanmasına ilişkin Gazze'deki emniyet güçlerinin hapishanelerde siyasi tutuklu bulunmadığına dair kesin açıklamaları olduğunu ifade etti.

Fetih Hareketi'nin Gazze'ye yönelik yaptırım kisvesi altında işlediği suçları örtmeye çalıştığını kaydeden Kasım, Fetih'teki iç çekişmelerin bazı ofislere yapılan saldırılarla açığa çıktığını söyledi.

Kasım, Filistin Devlet Başkanı Abbas'ın tek taraflı mantıkla yaklaşması ve siyasi ortaklık ile uzlaşı anlaşmasını uygulamayı reddetmesi nedeniyle Filistin birliğinin önündeki yolun tıkandığını belirtti.

Bunun yanı sıra Fetih Hareketi yöneticilerinden Yahya Rabah ise Hamas'ın Gazze'deki Fetih mensuplarına yönelik uygulamalarıyla uzlaşının önünü tıkadığını söyledi.

Rabah, "Filistin yönetiminin bölünmeyi sonlandırmak için sunduğu tüm teklifleri Hamas reddediyor. Biz tek siyasi rejim, tek hükümet, tek anayasa istiyoruz ancak Hamas bunu kabul etmiyor." diye konuştu.

  • Fetih'in Gazze ofisini kapatması

Fetih'in Hamas mensuplarının tahriklerinden uzak durmak için Gazze'deki ofisini kapattığını dile getiren Rabah, Abbas'ın Gazze'ye yaptırım uygulamadığını, Hamas'ın bölünmeyi sonlandırmaya zorlamak için bazı idari uygulamalar başlattığını kaydetti.

Rabah, söz konusu uygulamaların da bazı hatalar barındırdığını ve yanlışların düzeltilmesi için bir komite oluşturulduğunu söyledi.

Filistinli yazar ve siyaset analisti Hani el-Mısri, Fetih ve Hamas arasındaki gerilimin Mısır ve diğer ülkelerin girişimlerini başarısız kıldığı, yeniden birlik sağlamayı engellediği ve Filistin Yasama Meclisi'nin fesh edilmesi ile Gazze'ye yönelik yaptırımlara neden olduğu değerlendirmesinde bulundu.

-"Gerilim Gazze İle Batı Şeria'nın tamamen ayrılmasına yol açabilir"

"Hamas ve Fetih arasındaki gerilim ciddi tehlikelere yol açabilir. Bu durum Gazze Şeridi ile Batı Şeria'nın tamamen ayrılmasına neden olabilir." diyen Mısri, Filistin'deki bölünmenin artık kendine zarar veren bir hale dönüştüğünü vurguladı.

Söz konusu iki hareket arasındaki gerilimin dozunun arttığını, ölüm ve yaralanmaların olabileceği çatışmalara dönebileceğine dikkati çelen Mısri, "Durum silahlı çatışmaya dönüşebilir. Gerilim devam eder ve karşılıklı tahrik sürerse Batı Şeria'da ve Gazze Şeridi'nde silahlı çatışma ve patlamalar duyabiliriz." dedi.

Mısri, bu ihtimallerin İsrail'in yararına hizmet edeceğini ifade etti.

Hamas'ın Filistin'de 2006'da düzenlenen demokratik seçimi kazanması bazı yerel ve uluslararası kurumlarca tanınmadı. Seçimin ardından yaşanan gerilimi Hamas kontrol altına aldı. 2007'den beri Filistin topraklarında siyasi bölünmüşlük yaşanıyor.

Söz konusu tarihten bu yana çok defa ulusal birlik sağlamak için girişimlerde bulunulmuş son olarak 12 Ekim 2017'de uzlaşı anlaşması imzalanmıştı. Fetih ve Hamas hareketleri arasındaki anlaşmazlık nedeniyle bu anlaşmanın da uygulanmasında zorluklar yaşanıyor.

Filistin yönetiminin Nisan 2017'den beri Gazze Şeridi'ne uyguladığı "idari ve mali uygulamalarla" Gazze'de maaş ve diğer gelirlerde kesintiye gidilmişti. Fetih bu bölünmeyi sonlandırmaya yönelik bir adım olarak açıklarken, Hamas yaptırım olarak değerlendiriyor.

Yerel meclislerden İdlib'de çatışan gruplara insani koridor çağrısı

ANKARA (AA) – Suriye'nin İdlib, Halep ve Hama illerindeki askeri muhalifler ve Beşşar Esed rejimi karşıtı silahlı gruplar arasında şiddetli çatışmalar yaşanırken, yerel meclisler insani koridor açılması çağrısında bulundu.

Halep'in batı kırsalında Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) çatısı altındaki Ulusal Özgürleştirme Cephesi (UÖC) bileşenlerinden Nureddin Zengi Hareketi ile rejim karşıtı silahlı grup Heyet Tahrir Şam arasında, geçen pazar başlayarak şiddetlenen çatışmalar sürüyor.

İdlib ilinin genelinde, Hama'nın kuzeybatı kırsalı ve Halep'in batı kırsalındaki çatışmalarda şu ana kadar en az 12 sivil hayatını kaybetti, 40'ten fazla sivil yaralandı.

Heyet Tahrir Şam, çatışmaların ardından Nureddin Zengi Hareketi'nin kontrol ettiği Halep'in batı kırsalındaki Daret İzze ilçesi ve yakınındaki stratejik Berekat Dağı ile Bsartun, Habta, Sadiye, Fidre, Tikad ve Kefer Naha köylerini ele geçirdi.

Çatışmaların şiddetlenmesi üzerine UÖC kendilerini savunacaklarını bildiren bir açıklama yaparken, Heyet Tahrir Şam bölgede UÖC ya da ÖSO'yu hedef almadıklarını, hedeflerinin sadece Nureddin Zengi Hareketi olduğunu duyurdu.

UÖC açıklamasının ardından bünyesindeki Ahraru’ş Şam İslami Hareketi, Feylaku'ş Şam, Sukuru'ş Şam gibi gruplar da Heyet Tahrir Şam'la çatışmaya girdi.

Böylece, çatışmalar İdlib'in güneyinde Cebel Zaviye bölgesine, kuzeyindeki Atme kasabası ve kamplar alanına, Hama'nın kuzeybatısında Cebel Şahışbo bölgesine yayıldı.

Cebel Şahışbo’daki çatışmalarda Heyet Tahrir Şam'ın ele geçirdiği beş köy UÖC tarafından geri alındı.

Çatışmalar, Halep'in batı kırsalındaki Daret İzze ilçesi ile 111. Alay ve Şeyh Süleyman köyü ile İdlib'in güneydoğu kırsalındaki Kifrenbil ilçesi ile Tel Mennis köyü çevresinde sürüyor.

  • İnsani kriz endişesi

Çatışmalardan sivillerin zarar görmesi üzerine 8 sivil yerel meclis ortak açıklama yayımladı.

Sosyal medya hesaplarından yapılan açıklamada, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi içinde yer alan Halep'in batı kırsalına ulaşan yolların çatışmalar nedeniyle kesildiği, köyler ile kentler arasındaki irtibatın koptuğu bildirildi.

Yerel meclisler, sivillerin daha zor duruma düşmemesi için silahlı grupların "insani koridor" açılmasına izin vermesini istedi.

ABD-Çin rekabeti 2019'da dünya gündemindeki yerini koruyacak

ANKARA (AA) – TEVFİK DURUL – Dünyanın en büyük iki ekonomisi Çin ve ABD arasındaki ticaret savaşı ve Washington'ın Pekin'e yönelik teknoloji hırsızlığı suçlamalarıyla tırmanan gerginlik, 2019'da dünya gündemindeki yerini koruyacak. İki ülkeyi karşı karşıya getiren Güney Çin Denizi'ndeki askeri gövde gösterilerinin de ABD-Çin rekabetinin bu yılki sıcak başlıkları arasındaki yerini koruması bekleniyor.

İki ülke arasındaki ticaret savaşının fitili, ABD Başkanı Donald Trump’ın 1 Mart’ta Çin'e çelik ithalatında yüzde 25, alüminyum ithalatında yüzde 10 gümrük vergisi uygulamaya başlamasıyla ateşlenmişti.

ABD yönetimi, Çin'den ithal edilen 34 milyar dolar değerindeki 800'den fazla ürüne yüzde 25 ek gümrük vergisi uygulamasına resmen başladı. Çin, ABD'nin hamlesine karşılık toplam 16 milyar dolar tutarında ABD menşeli ürüne yüzde 25 ilave verginin yürürlüğe girdiğini duyurdu.

Trump yönetiminin tarife artışlarındaki temel kalemlerin, inovasyon alanına yoğunlaşması dikkati çekiyor. ABD'nin vergi planı genel olarak Çin'in savunma, havacılık ve imalat sektörlerini hedef alırken, Çin'in misilleme vergileri de et, elektrikli araçlar, kimyasal maddeler, otomotiv, hava araçları ve soya fasulyesi gibi 106 Amerikan menşeli ürünü hedef almıştı.

  • Sert açıklamalar sonrası diyalog yolu

Taraflar, karşılıklı misilleme ve tarife savaşlarında sert açıklamalarla tansiyonu tırmandırmış, sonrasında ise ihtilafları çözmek için ekonomi kurmaylarından oluşan heyetlerle karşılıklı diyalog yolunu seçmişti.

Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Arjantin'de düzenlenen G20 Liderler Zirvesi kapsamında bir araya gelerek "90 günlük ticaret savaşı ateşkesi" konusunda mutabık kalmıştı.

Pekin ve Washington, bu kararla zaman kazanmış olsa da ekonomi ve finans çevreleri, tarafların 90 günlük sürede nihai bir barış sağlamasının çok zor olacağı görüşünü paylaşıyor.

İki dev ekonomi arasındaki çekişme, dünyadaki tedarik zincirini etkilemesi nedeniyle küresel ekonomiye de tehdit niteliği taşıyor. Ateşkes süresince taraflar arasındaki müzakerelerden anlaşma çıkmaması durumunda dünya ekonomisine yönelik olumsuz etkilerinin derinleşeceği yorumu yapılıyor.

  • Ticaret savaşının arka planındaki teknoloji rekabeti

Ticaret savaşlarının ön planda olduğu Çin-ABD ilişkilerinin arka planında ise ciddi bir "istihbarat savaşı" yapılıyor. Yaklaşık 700 milyar dolarla dünyanın en büyük ikili ticaret hacmine sahip iki dev ekonomi arasındaki anlaşmazlıklarda, ABD'nin Çin'e yönelik teknoloji sınırlamaları önemli bir kalemi oluşturuyor.

Ülkesine yönelik teknoloji casusluğu ve dijital casusluk faaliyetleriyle Pekin yönetimini suçlayan ABD, Çin'in fikri mülkiyet, ticari sırlar ve teknolojileri çalmaya yönelik faaliyetler yürüttüğünü savunurken, Çin'in sadece ticari hırsızlık alanında dünyaya "yıllık 180 ile 540 milyar dolar arasında" bir maliyeti olduğunu öne sürüyor.

ABD, bu anlamda Çin'in dev teknoloji firmaları ZTE ve Huawei'e yönelik de kısıtlamalar getirirken, bu şirketlerin ABD ve üçüncü ülkelerdeki faaliyetlerini potansiyel tehdit olarak görüyor.

Huawei'nin Mali İşler Direktörü (CFO) Mıng Vancou’nun, Washington’ın İran yaptırımlarını deldiği gerekçesiyle Kanada’da tutuklanması gibi gelişmelerin yaşandığı 2018'in ardından bu sene de iki dev ekonomi arasında gerilimin süreceği tahmin ediliyor.

  • Güney Çin Denizi

Çin ve ABD arasında uzun vadede en ciddi askeri sürtüşme alanı olarak öne çıkan Güney Çin Denizi ve Tayvan meselesinin de 2019'da dünya gündemindeki yerini koruması bekleniyor.

Kıyı ülkelerini egemenlik tartışmaları nedeniyle karşı karşıya getiren uluslararası sularda Çin ile Filipinler'in yanı sıra Vietnam, Malezya, Brunei ve Tayvan da hak iddia ediyor.

ABD Eski Başkanı Barack Obama döneminde Afganistan'dan askerlerini çekerek stratejik önceliğini Pasifik bölgesine kaydıran Washington yönetiminin bu politikası, Trump yönetiminde de sürüyor.

Bölgenin yüzde 80'i üzerinde hak iddiasında bulunan Pekin yönetimi, tartışmalı sularda inşa ettiği yapay adalar üzerinde kurduğu üsleri silahlandırdığı iddiaları, ABD ve diğer bölge ülkelerinin suçlamalarına hedef oluyor.

ABD yönetimi, Güney Çin Denizi'ni "askerileştirmekle" suçladığı Pekin yönetimine tepkisi bölgeye yolladığı donanma gemileriyle gösteriyor.

Pekin, ABD'nin bu adımlarına "egemenlik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle" sert tepki gösterirken, Washington deniz taşımacılığı açısından kritik öneme sahip sulardaki askeri varlığının "seyrüsefer serbestisi kapsamında ve uluslararası hukuka uygun şekilde" yapıldığını savunuyor.

  • Çin'in Tayvan hassasiyeti

ABD Başkanı Trump, Çin'e karşı zaman zaman Tayvan kartını da oynamaktan çekinmiyor. Pekin yönetimi, "Tek Çin" ilkesini benimseyerek Çin'i uluslararası toplumda sadece kendilerinin temsil ettiğini savunuyor ve Tayvan'ın, bağımsızlık ilan etmesi halinde askeri güçle müdahale edebileceğini belirtiyor.

"Tek Çin politikasına bağlı olduğunu" vurgulayan ABD, buna rağmen Tayvan'a doğrudan silah satışı gibi Pekin'in tepkisini çeken uygulamalarını sürdürüyor. Trump, Çin'in "Tayvan meselesinin ABD ile ilişkilerdeki en hassas başlık" yönündeki söylemlerine karşılık bu sorunu, Pekin yönetimine uluslararası siyasi baskı aracı olarak kullanmaktan çekinmiyor.

Tunus Başbakanından, “Cumhurbaşkanıyla gerilim yok” açıklaması

TUNUS (AA) – Tunus Başbakanı Yusuf eş-Şahid, Cumhurbaşkanı Baci Kaid es-Sibsi ile ilişkilerinde gerginlik bulunmadığını, ancak oğlu Hafız Kaid es-Sibsi'nin devleti kendi mülkü gibi yönetmek istediğini belirtti.

Şahid, Tunus'un Attessia kanalında yer alan röportajında, Cumhurbaşkanı Baci Kaid es-Sibsi ile ilişkilerinin gerilmediğini ifade etti.

Sibsi'nin demokratik geçiş sürecinde önemli rol oynadığını, ülkede siyasi denge kurduğunu kaydeden Şahid, ancak oğlu Nida Tunus Partisi lideri Hafız Kaid es-Sibsi'nin partiyi yıprattığını belirterek, "Devleti kendi mülkü gibi yönetmek istiyor. Ben de bu saçmalığa karşı çıkıyorum." dedi.

Şahid, Nida Tunus partisinin şu an ki yönetiminin, partinin üzerine kurulu olduğu meşruiyeti temsil etmediğini söyledi.

Cumhurbaşkanlığına adaylığı hakkında Şahid, bunun kendisini cezbetmediğini, halihazırda düşünmediğini belirtti.

Tunus Genel İşçi Sendikası'nın kamu ve özel sektörde çalışanların maaşların artması talebiyle ocak ayında yapmayı planladığı grev hakkında konuşan Şahid, bunun anayasal bir hak olduğunu, ancak fiyatlarda yaşanan artışın toplumun tüm kesimlerini etkilediğini, maaş artışı için daha fazla üretim ve çalışma gerektiğini kaydetti.

  • Partisi tarafından istenmeyen başbakan

Cumhurbaşkanı Baci Kaid es-Sibsi'nin oğlu Hafız Kaid es-Sibsi ile aynı partiden olan Başbakan Şahid arasındaki çekişme, hem parti içinde hem de ülke siyasetinde tıkanıklığa yol açarak krize neden olmuştu.

İki taraf arasındaki gerilim zaman zaman karşılıklı demeç ve suçlamalarla tırmanmıştı.

Mayıs ayında, Nida Tunus Partisi Lideri Hafız Sibsi, mevcut hükümeti "ulusal uzlaşı değil milli bir kriz hükümeti" olmakla suçlamış ve Şahid'in istifasını talep etmişti. Başbakan Şahid ise Hafız Sibsi ve çevresindekileri "Nida Tunus Partisini bitirmek ve ülkeyi krize sürüklemekle" itham etmişti.

Nida Tunus Partisinin yönetim kadrosu tarafından dışlanan Başbakan Şahid'in ismi meclisteki yeni bir oluşumla birlikte anılmaya başlanmıştı. Yerel basında sıkça "Başbakan Şahid'in Meclis grubu" şeklinde isimlendirilen Ulusal Koalisyon, farklı partilerden istifa eden milletvekilleri, bağımsızlar ve son olarak da Nida Tunus Partisinden istifa eden isimlerle güçlenmişti.

Başbakan Şahid’in geçen ay gerçekleştirdiği kabine revizyonu, parlamentodan güven oyu almıştı.

Uşak'ta iki grup arasındaki kavga

UŞAK (AA) – Uşak'ın Eşme ilçesinde izinsiz yürüyüş ve Suriyelilerin evlerinin taşlanmasına yönelik soruşturmada gözaltına alınan 27 kişi serbest bırakıldı.

Uşak Cumhuriyet Başsavcılığının, Eşme ilçesinde yolda yürüyen Suriyeli çifte, alkollü oldukları tespit edilen 2 kişinin otomobilden inerek saldırması ve ardından tarafların yakınlarının da katıldığı kavgada 3 kişinin yaralanmasının ardından başlattığı soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında kavganın ardından gerçekleştirilen izinsiz yürüyüş ve Suriyelilerin evlerinin taşlanmasına yönelik olayla ilgili gözaltına alınan 27 kişinin ifade işlemleri tamamlandı.

Şüpheliler, cumhuriyet savcısının talimatıyla emniyette serbest bırakıldı.

  • Olay

Eşme'de pazar günü gün Şehit Ali Bey Mahallesi'nde alkollü oldukları tespit edilen iki kişi, yolda yürüyen Suriyeli çifte saldırmış, tarafların yakınlarının da kavgaya karıştığı olayda bir kişi bıçak, iki kişi de darp sonucu yaralanmıştı.

Olaydan bir gün sonra sınır dışı edilmek üzere 51 Suriyeli İl Göç İdaresi Müdürlüğüne götürülmüş yaşanan olayı protesto etmek isteyen yaklaşık 500 kişilik grup yürüyüş yapmış, bu sırada bazı kişiler Suriyelilerin kaldığı 15 evi taşlamıştı.

İzinsiz yürüyüş düzenledikleri ve Suriyelilerin yaşadığı evleri taşladıkları iddiasıyla 27 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Kavgaya karışan 5 Suriyeli, "kasten yaralama ve adam öldürmeye teşebbüs" suçlamasıyla, 4 kişi de sosyal medya hesapları üzerinden halkı kin ve düşmanlığa sevk eden paylaşımlar yaptıkları gerekçesiyle tutuklanmıştı.

Uşak'ta iki grup arasındaki kavga

UŞAK (AA) – Uşak'ın Eşme ilçesinde, önceki gün iki grup arasında yaşanan kavgayla ilgili 9 kişi tutuklandı.

Cumhuriyet Başsavcılığının, Eşme'de, Suriyeli çifte alkollü iki kişinin saldırması ve ardından tarafların yakınlarının da katıldığı kavgada 3 kişinin yaralanmasına ilişkin başlattığı soruşturmada, biri kadın 6 Suriyeli ile sosyal medya paylaşımlarıyla halkı kin ve düşmanlığa sevk ettikleri iddia edilen 4 kişinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Suriyeli kadın şüpheli, savcılık ifadesinin ardından salıverilirken; 5 Suriyeli "kasten yaralama" ve "adam öldürmeye teşebbüs" suçlamalarıyla, sosyal medya hesapları üzerinden halkı kin ve düşmanlığa sevk eden paylaşımlar yaptıkları gerekçesiyle de 4 şüpheli mahkemece tutuklandı.

  • Olay

Eşme'de önceki gün Şehit Ali Bey Mahallesi'nde alkollü oldukları tespit edilen iki kişi, yolda yürüyen Suriyeli çifte saldırmış, tarafların yakınlarının da kavgaya karıştığı olayda bir kişi bıçak, iki kişi de darp sonucu yaralanmıştı. Olayla ilgili biri kadın 6 Suriyeli gözaltına alınmış, sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları paylaşımlarla halkı kin ve düşmanlığa sevk ettikleri iddia edilen 4 kişi de bir gün sonra yakalanmıştı.

Sınır dışı edilmek üzere 51 Suriyeli İl Göç İdaresi Müdürlüğüne götürülmüş, dün gece olayı protesto için yürüyüş yapmak isteyen yaklaşık 500 kişilik gruptakilerden bazıları, Suriyelilerin kaldığı 15 evi taşlamıştı. Bugün de izinsiz yürüyüş düzenledikleri ve Suriyelilerin yaşadığı evleri taşladıkları iddiasıyla 27 şüpheli gözaltına alınmıştı.

BM'den Rusya ve Ukrayna'ya itidal çağrısı

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Karadeniz'de Rusya ve Ukrayna arasında artan gerginliğin endişe verici olduğunu belirterek, taraflara maksimum itidal göstermeleri çağrısında bulundu.

BM Genel Sekreter Sözcülüğünden yapılan açıklamada Guterres, Kerç Boğazı'nda gerginliği daha fazla tırmandıracak her türlü eylemden kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Gerginliği barışçıl yollarla azaltmak ve sorunu gecikmeksizin çözmek için taraflara maksimum itidal göstermeleri çağrısında bulunan Guterres, ilgili tarafların haklarına, Ukrayna'nın egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti.

Ukrayna'nın Odessa Limanı'ndan Mariupol Limanı'na gitmek üzere 25 Kasım Pazar yola çıkan 3 Ukrayna savaş gemisine, Rus karasularını ihlal ettiği gerekçesiyle Azak Denizi'ndeki Kerç Boğazı yakınlarında Rus savaş gemileri müdahale etmişti.

Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko'nun talebiyle toplanan parlamentoda, ülkede 30 günlük sıkıyönetime gidilmesini öngören kararname kabul edilmişti.

Şanlıurfa'daki gerginlik

ŞANLIURFA (AA) – Şanlıurfa'da, Suriyelilerle yaşanan gerginlikleri protesto bahanesiyle çevredeki iş yerlerine zarar verdikleri ve halkı provoke ettikleri iddiasıyla gözaltına alınan 24 şüpheli serbest bırakıldı.

Alınan bilgiye göre, önceki gün Rabia Meydanı'nda yaşanan protesto sırasında iş yerlerine zarar verdikleri ve grubu provoke ettikleri iddiasıyla gözaltına alınan 24 kişinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünden geçirilen şüpheliler, adliyeye sevk edildi.

Nöbetçi mahkemeye çıkarılan zanlılar adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Önceki gün, Rabia Meydanı'nda Suriyelilerle yaşanan gerginlikleri protesto eden gruba polis müdahale etmiş, iş yerlerine zarar verdikleri ve grubu provoke ettikleri iddiasıyla 24 kişi gözaltına alınmıştı.