Darbe sanığı Akın Öztürk Ankara Adliyesinde

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin yönetim kadrosu olan sözde yurtta sulh konseyi üyelerinden eski orgeneral Akın Öztürk, tanık sıfatıyla ifade vermek üzere Ankara Adliyesine getirildi.

Genelkurmay çatı davasının sanıklarından Öztürk, tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi'nden jandarma nezaretinde Ankara Adliyesine sevk edildi.

Talimat bürosunda kimlik tespiti yapılan Öztürk, Cumhuriyet Savcısı Mustafa Saylam'a ifade verdi.

Öztürk'ün ifadesinin alınmasının, ABD'den FETÖ soruşturmaları kapsamında gelen heyetin ziyaretiyle ilgili olmadığı öğrenildi.

Genelkurmay çatı davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde, Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin, sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de aralarında yer aldığı 224 kişinin yargılandığı davada, sanıkların esasa ilişkin savunmaları alındı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar ve müştekiler ile taraf avukatları katıldı.

Duruşmada, Genelkurmay Başkanlığı Plan Prensipler Başkanı eski korgeneral Salih Ulusoy esasa ilişkin savunma yaptı.

15 Temmuz'dan önce darbe girişimine yönelik toplantılara katıldığına yönelik suçlamaların doğru olmadığını öne süren Ulusoy, darbenin yaşandığı hafta izinden yeni geldiğini anlattı.

Ulusoy, 15 Temmuz öncesi çalışmalarıyla alakalı bir, FETÖ'yle mücadele konusunda bir, ayrıca komuta katıyla bir olmak üzere üç toplantı yaptığını, darbe girişimine yönelik bir toplantıya katılmadığını ileri sürdü.

FETÖ ile mücadele kapsamında bir planlama yaptığını ancak planlamanın kabul edilmemesi üzerine 12 Temmuz'da istifa dilekçesi verdiğini belirten Ulusoy, ancak ilk gönderdiği evraklar kabul edilmediği için yeni evrak hazırlamaya başladığını savundu.

Ulusoy, "FETÖ ile mücadelenin etkinleştirilmesi için yapılan toplantının darbe toplantısı diye lanse edilmesinin, FETÖ'cülerin işi olduğunu düşünüyorum." dedi.

Dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'yı iyi tanıdığını, onun da darbe girişiminden 15 gün önce, FETÖ'cülerin başına bir iş gelmesi için çalıştığını söylediğini ileri süren Ulusoy, onun kendisi hakkında darbeye katıldığına yönelik beyanda bulunmasının doğru olamayacağını savundu.

Ulusoy, "Zeki'nin sözleri bana karşı değil. Modifiye edilmiş bunlar. TSK üzerinde oynanan oyunların benim burada olmama sebep olduğunu düşünüyorum. Benim gibi bir sürü insan var burada ve diğer davalarda." ifadelerini kullandı.

15 Temmuz akşamı Genelkurmay Başkanlığına gittiğini ancak zorla içeri girebildiğini savunan Ulusoy, sonrasına Akıncı Üssü'ne de gittiğini fakat silahlı personelce içeri alınmadığını söyledi.

Darbe girişimini engellemeye yönelik faaliyette bulunduğunu ileri süren Ulusoy, Korgeneral Zekai Aksakallı'yı da yerini öğrenmek için aradığına yönelik suçlamayı kabul etmedi.

Ulusoy, "Zekai hemşehrimdir, yakınımdır, arkadaşımdır, hain darbeci değildir diye aradım onu. Zaten kendisi bana gelip 'Komutanım sana tuzak kuruyorlar, propaganda yapıyorlar' demişti. Ben de kendisine 'Ben açık bir adamım, bugüne kadar nasıl mücadele ettiysem öyle etmeye devam ederim' demiştim." şeklinde konuştu.

Hakkında beyanda bulunan Kadir kod adlı kişinin ifadelerini de kabul etmediğini belirten Ulusoy, İlhan Talu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Ulusoy, Talu'nun Hulusi Akar ve Yaşar Güler'den sonra arayabileceği üçüncü kişi olduğunu ve darbe karşıtı faaliyet için aradığı Talu'nun da kendisini bilgilendirdiğini ileri sürdü.

Mahkeme Başkanı Oğuz Dik'in, önceki savunması sırasında "Bir birliğin başına geçmen gerekmez miydi?" şeklindeki sorusuna o zaman cevap verdiğini söyleyen Ulusoy, "Beni yargılayacak adamın benim ne mal olduğumu bilmesi lazım. General eline tabanca alıp ateş etmez. Darbeye karşı durmak için eline tabanca alıp ateş etmesi beklenemez. Generali yargılayacak adamın ne yaptığını bilmesi lazım." dedi.

Ulusoy, FETÖ'cü olmadığını da savundu.

Duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

Genelkurmay çatı davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde, Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin, sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de aralarında yer aldığı 224 kişinin yargılandığı davada, sanıkların esasa ilişkin savunmaları alındı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar ve müştekiler ile taraf avukatları katıldı.

Sanık eski Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) personeli astsubay Turgay Perişan, darbe girişiminin yaşandığı dönemde Silopi'de görev yaptığını, 13 Temmuz'da sağlık raporu almak ve bir tatbikata katılmak üzere Ankara'ya gönderildiğini söyledi.

Sağlık raporuyla uğraşırken albay Murat Korkmaz'ın arayıp tatbikata katılmasını söylediğini anlatan Perişan, 15 Temmuz akşamı tatbikat maksadıyla Muhafız Alayı'na gittiğini belirtti.

Perişan, tatbikatın iptal olduğunu ve Genelkurmay'a emniyet maksadıyla gidileceğini öğrendiğini belirterek giderken yolun polislerce kapatıldığını gördüğünü, kendilerine ateş açan bir polis tarafından elinden, yanındaki Fatih Sarımehmet'in de bacağından yaralandığını ifade etti.

Açılan ateş üzerine bulundukları araçla İnönü Bulvarı'ndan Eskişehir yönüne ters yoldan girdiklerini ve Genelkurmay'a geçtiklerini anlatan Perişan, burada revire gittiğini dile getirdi.

Hastaneye gitmek üzere beklerken tank personeli olduğunu öğrendikleri askerlerin de oraya getirildiğini bildiren Perişan, revirden çıktığını ve dışarıdan silah sesleri ile slogan geldiğini duyduğunu anlattı.

Perişan, TÜİK bölgesinde kimliklerini göstererek gelen biri polis iki kişi ile konuştuğunu, onların haberlerden bahsettiğini ifade ederek kendisinin de Genelkurmay'ı IŞİD ve benzeri saldırılara karşı korumak için orada bulunduğunu söylediğini kaydetti.

Terörist olmadığını savunan ve suçlamaları kabul etmeyen Perişan'ın, esasa ilişkin savunmasına öğle arasından sonra devam edilecek.

Darbeci yaver Türkkan ifadelerini inkara devam etti

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde, Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin, sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de aralarında yer aldığı 224 kişinin yargılandığı "çatı" davasına devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın yaveri eski yarbay Levent Türkkan, savcının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunma yaptı.

Sanık Türkkan savunmasına, darbe girişimi ve FETÖ'ye ilişkin bilgilerin yer aldığı hazırlık aşamasındaki beyanlarını reddederek başladı.

Emir subayı olduğu için hedef haline getirildiğini iddia eden Türkkan, soruşturma aşamasında verdiği ifadelerin baskı altında alındığını, bu nedenle delil sayılamayacağını öne sürdü.

Darbe girişiminden önce örgütün mahrem imamıyla konuştuğuna ilişkin beyanını inkar eden Türkkan, Akar'a silah çektiğine ilişkin tanık beyanlarının da gerçeği yansıtmadığını iddia etti.

Akar'ın odasına casusluk amacıyla ses kayıt cihazı bıraktığına ilişkin ilk ifadesindeki bilgiyi kabul etmeyen Türkkan, buna ilişkin iddianamedeki bilgilerin "uydurma" olduğunu savundu.

Darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz 2016 akşamı komuta katında bulunduğu sırada sanık eski albay Fırat Alakuş ve emrindeki Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) personelinin karargaha geldiğini anlatan Türkkan, Alakuş'un kendisine güvenlik önlemi kapsamında orada bulunduğunu, bundan da komutanın haberinin olduğunu söylediğini öne sürdü.

Bunun üzerine tehdit olabileceği gerekçesiyle beylik tabancasını belinde taşımaya başladığını ifade eden Türkkan, Akar'ın odasına tabancasını bıraktıktan sonra girdiğini savundu.

İddianamede aleyhinde delil olmadığını, eylemlerinin kanunlara uyduğunu, darbe girişimine katkı sağlayacak bir davranışının olmadığını ileri süren Türkkan, "FETÖ ile bağlantım yok. Ne genetiğim ne de aile geleneğim FETÖ'cü olmama müsaade etmez. Genelkurmay Başkanına çok yakın çalıştım, görevim esnasında öğrendiklerimin kurbanıyım." iddiasında bulundu.

Suçsuz olduğunu somut delilere dayanarak ispat ettiğini öne süren Türkkan, beraatini istedi.

Duruşmaya yarın devam edilecek.

Genelkurmay çatı davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde, Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin, sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de aralarında yer aldığı 224 kişinin yargılandığı davada, sanıkların esasa ilişkin savunmaları alındı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar ve müştekiler ile taraf avukatları katıldı.

Duruşmada esasa ilişkin savunma yapan eski Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) personeli teğmen Hamza Er, mesai arkadaşı sanık Furkan Akbenli'nin 15 Temmuz'da akşam mesaiden sonra tatbikat olacağını, emri de tim komutanı Burak Keklik'in verdiğini söylediğini aktardı.

Er, kışladan 3-4 araçla Akıncı Üssü'ne gittiklerini, orada teçhizat kuşanmalarının emredildiğini, tatbikatlarda yanlarında bulunması yasak olduğu için telefonunu burada bıraktığını ileri sürerek, eski albay Fırat Alakuş'un tatbikatın Genelkurmay Başkanlığında gerçekleştirileceğini söylediğini kaydetti.

Genelkurmay nizamiyesine gidince otobüsten indiklerini, kendisinin kuzey nizamiye bölgesine gönderildiğini ifade eden Er, daha sonra silah sesleri geldiğini, ardından dış kuşak emniyetini takviye etmesinin emredildiğini belirtti.

Er, "Bir ÖKK personeline ne olduğunu sorduğumda, terör saldırısından bahsetti ve bunu Fırat Alakuş'un söylediğini belirtti. Sabaha doğru bulunduğum yerden iç tarafa yöneldim. Bir araçta Furkan Akbenli'yi gördüm. Sabah bir kişi ana binaya çağırdı. Darbe yapıldığını öğrendim. Fırat Alakuş burada, irademiz dışında olaylar geliştiğini, bizim sadece emirleri yerine getirdiğimizi, ifade verdikten sonra birliğimize gideceğimizi söyledi." şeklinde savunma yaptı.

Darbeci olmadığını ve kimseye karşı silah kullanmadığını iddia eden Er, emir komuta içerisinde davrandığını söyledi. Er, tahliye talebinde bulundu.

Duruşmaya, yarın sanık savunmalarıyla devam edilecek.

Genelkurmay çatı davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde, Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin, sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de aralarında yer aldığı 224 kişinin yargılandığı davada, sanıkların esasa ilişkin savunmaları alındı.

  1. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar ve müştekiler ile taraf avukatları katıldı.

Duruşmada esasa ilişkin savunma yapan eski Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) personeli kurmay yüzbaşı Onur Özdemir, 15 Temmuz'da amirinin "koruma ve güvenlik tatbikatı icra edilecek" emri üzerine Akıncı Üssü'ne, oradan da Genelkurmay Başkanlığı'na gittiğini söyledi.

Özdemir, "Bana Genelkurmay Başkanının emir komutasında görevin icra edileceği söylendi. Genelkurmay'da dış nöbet görevi verildi. Bu esnada kışla içi ve dışındaki olayları takip etme fırsatım olmadı. Terör eyleminin önceden tespit edilerek önlem aldığımızı düşündüm." diye konuştu.

Sabah saatlerine kadar nöbet görevini icra ettiğini öne süren Özdemir, Genelkurmay'da bulunduğu sürede silahlı bir eylemde bulunmadığını iddia etti.

FETÖ'cü olmadığını savunan Özdemir, FETÖ'nün planlayıp, sevk ve idare ettiği darbe teşebbüsü fiillerine de katılmadığını öne sürerek, beraatını talep etti.

Duruşmaya yarın sanık savunmalarıyla devam edilecek.

Derdest ettiği komutanın ellerini emniyet gerekçesiyle bağlamış

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde, Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin, sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de aralarında yer aldığı 224 kişinin yargılandığı davada, sanıkların esasa ilişkin savunmaları alındı.

  1. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar ve müştekiler ile taraf avukatları katıldı.

Duruşmada esasa ilişkin savunma yapan eski Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) personeli kurmay yarbay Halit Kazancı, olay tarihinde kışlada sınır ötesi operasyon hazırlıklarına devam ettiği sırada eski albay Fırat Alakuş'un, akşam "tatbikat" olabileceğini söylemesi üzerine hazırlıklara başladığını söyledi.

Sanık eski albay Alakuş'un emir komutasında Akıncı Üssü'ne gittiklerini, oradan otobüslere binerek, Genelkurmay Başkanlığına hareket ettiklerini belirten Kazancı, araçta Alakuş'un, Genelkurmay Başkanlığına karşı saldırı istihbaratı alındığını, komutanların ve karargahın güvenliğini sağlanmakla görevli olduklarını söylediğini aktardı.

Karargaha girerken, kapıda dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak'ın da giriş yaptığını ifade eden Kazancı, savunmasına şöyle devam etti:

"Nizamiyeden silah sesleri gelince komutanlar yere yatıp hedef küçülttü. Fırat Alakuş'un yerdeki komutanlara kelepçe vurduğunu gördüm. Ne olduğunu sorunca 'Genelkurmay Başkanının emrini yerine getiriyoruz' dedi. Komutanların ellerini emniyet gerekçesiyle kelepçelediğimizi düşündüm. Bu sırada Çolak'ın koruma müdürü yüzbaşı Burak Akın'ın elini silahına attığını gördüm. 'Dur' dediğim sırada bir el silah sesi geldi ve Akın sendeleyerek yere düştü."

Komuta katında odaların birinde otururken Başbakan ve Cumhurbaşkanının kalkışmaya dair açıklamalarını duyduğunu öne süren Kazancı, "Genelkurmay'ın bu girişimin merkezinde olduğunu söylüyorlardı. Fırat albayla görüştükten sonra personeli komutanlık binasında topladık, darbeci olmadığımızı söyledik, savcının ve merkez komutanlığı personelinin gelmesini bekledik." diye konuştu.

Savcılığın esasa ilişkin mütalaasında, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Salih Zeki Çolak ve yanındakileri derdest eden grubun içinde bulunduğu, Çolak'ın koruma müdürü yüzbaşı Burak Akın'ı silahla yaraladığı belirlenen sanık Kazancı, kimseye ateş etmediğini, ayrıca kamera görüntülerinin de delil olamayacağını savundu.

FETÖ üyesi olmadığını ileri süren Kazancı, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Duruşmaya, 17 Aralık Pazartesi günü devam edilecek.

Genelkurmay çatı davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde, Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin, sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de aralarında yer aldığı 224 kişinin yargılandığı davada, sanıkların esasa ilişkin savunmaları alındı.

  1. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklar ve müştekiler ile taraf avukatları katıldı.

Sanık eski tuğgeneral Mehmet Partigöç'ün emir astsubayı Hasan Hüseyin Sarıtarla, savunmasında 15 Temmuz'da komutanı mesaide olduğu için kendisinin de mesaiye kaldığını söyledi.

Sarıtarla, akşama doğru Partigöç'ün makam odasından çıktıkları sırada silah sesleri duyduklarını belirterek, "Biz de kendimizi korumak için olduğumuz yerde çömelerek bekledik. Dışarıya baktığımda, ismini sonradan öğrendiğim Bülent Aydın'ın şehit edildiğini gördüm." dedi.

Yaşadıkları bu anların görüntüsünü mahkeme heyetine de izlettiren Sarıtarla, "Görüldüğü gibi yerde ters kelepçeli yatan askeri kaldırıp emniyetli odaya alıyorum." ifadesini kullandı.

Hukuk dışı bir emir almadığını ve vermediğini savunan Sarıtarla, beraatini istedi.

Duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.

ByLock kullanıcısı yarbay derdest edilen komutanını suçladı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde Genelkurmay Başkanlığı'ndaki eylemlere ilişkin, sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de aralarında yer aldığı 224 kişinin yargılandığı davada, sanıkların esasa ilişkin savunmaları alındı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklarla müştekiler ve taraf avukatları katıldı

Savunma yapan eski denizci yarbay Hüseyin Yıldırım, 15 Temmuz darbe girişimi öncesi Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı Bilgi Güvenlik Şubesinde görev yaptığını dile getirdi.

FETÖ'nün kriptolu haberleşme programı ByLock'u kullandığına dair tespitleri kabul etmediğini beyan eden Yıldırım, örgüt üyesi olmadığını ve söz konusu programı kullanmadığını öne sürdü.

Gözaltına alındıktan sonra çalışma odasında ele geçen belgelere ilişkin savunma yapan Yıldırım, "Kafir Türk ordusu", "İslam'ın ordusu IŞİD" şeklindeki notların örgütsel bir amacının olmadığını ve istihbaratçı bir subay olduğundan sosyal medya araştırmalarında kullanmak üzere tuttuğu notlar olduğunu iddia etti.

Davanın müştekisi olan emekli Tuğgeneral Atilla Gökesaoğlu'nun derdest edilmesi olayında kendisinin bir sorumluluğunun bulunmadığını beyan eden Yıldırım, "Gökesaoğlu'nun derdest edildiğini çok sonradan, tutuklandıktan sonra cezaevinde haberlerden öğrendim. Olay gecesi Atilla Paşa'nın vurulduğunu duymam üzerine (eski tuğgeneral) Mehmet Partigöç'ü aradım. Partigöç'ü arama sebebim de budur. Aradığımda da Partigöç ile görüşemedim." ifadelerini kullandı.

Sanık Yıldırım, Gökesaoğlu'nu, "FETÖ'cü olmakla" suçladı.

İlerleyen saatlerde darbeciler tarafından kendisinin de derdest edildiğini ileri süren Yıldırım, astsubay Bülent Aydın'ın şehit edilmesi olayında bir suçunun olmadığını savundu.

Olay gecesi, "darbe" diye bir söz duymadığını, kimseden de bu yönde bir emir almadığını öne süren eski yarbay Yıldırım, mahkeme heyetinden tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Davanın görülmesine yarın devam edilecek.

Genelkurmay çatı davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde Genelkurmay Başkanlığı'ndaki eylemlere ilişkin, sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de aralarında yer aldığı 224 kişinin yargılandığı davada, sanıkların esasa ilişkin savunmaları alındı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanıklarla müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

Duruşmada esasa ilişkin savunma yapan eski kurmay yarbay Yusuf Karşil darbe girişiminden kısa süre önce Genelkurmay Başkanlığı Milli Müşterek Plan Şubesi'ne katılış yaptığını, yeni görevine uyum sağlamak için sürekli mesaiye kaldığını, olay günü de bu nedenle kışlada bulunduğunu söyledi.

O gece karargahta alarm verildiğini bunun üzerine bir saldırı olduğunu düşündüğünü ileri süren Karşil, Genelkurmay Başkanını korumak maksadıyla hareket edip çevre emniyetini takviye amacıyla hareket ettiğini savundu.

<p>&quot;Genelkurmay Başkanlığının emniyetini almak için bilgim ve tecrübem doğrultusunda görevimi yaptım.&quot; diyen Karşil, askerleri sakinleştirip kışlaya gelen vatandaşlara telkinde bulunduğunu iddia etti.</p>  <p>Karşil, darbe girişimi gecesi yaşadıklarını ilişkin şu ifadeleri kullandı:</p>  <p>&quot;O gece Genelkurmay önüne gelen halkın büyük kısmı sağduyulu, mantıklı hareket eden vatanseverlerdi. Küçük bir grup ise silahlı halde demir kapıyı kırarak askeri güvenlik bölgesine girdi. Bunlar darbe yaptığını düşündükleri askere, Genelkurmay Başkanına hakaretler etti. Genelkurmay Başkanını yakalamaya geldiklerini söylüyorlardı. Bu tablo karşısında vatandaşın zarar görmemesi için rastgele yapılan atışlarla öldürülmeyi dahi göze alarak vatandaşların önüne çıkıp, kışlaya girmemelerini, yaptıklarının kanunsuz olduğunu söyledim. Bir grup genç beni linç etmek istedi. Sağduyulu vatandaşlarımız beni linçten kurtardı. Nöbet kulübesine götürdüler.&quot;

Sabaha kadar yasa dışı bir eylemde bulunmadığını ileri süren Karşil, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Sanığın 11 saat süren savunmasının ardından duruşmaya yarın devam edilmek üzere ara verildi.