Categories
Alaturka Gazetesi

Yasin Aktay, yakın arkadaşı Cemal Kaşıkçı'yı anlattı

ANKARA (AA) – AYNUR EKİZ – Resmi belge almak için 2 Ekim 2018'de girdiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkamayan ve hunharca öldürüldüğü anlaşılan gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın vefatının üzerinden 1 yıl geçti.

Türkiye'de Cemal Kaşıkçı'yı ve fikirlerini en iyi tanıyanlardan biri olan AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, Kaşıkçı'nın ölümünün birinci yılında AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Kaşıkçı'nın öldürülmesinde ana sebebin "muhalif gazeteci" özelliği gibi göründüğünü ancak neden muhalif olan başka insanlar yerine onun seçildiğini soran Aktay, "Cemal Kaşıkçı önemli bir isimdi. Suudi Arabistan'dan çıkıp belli bir entelektüel seviye, demokratik bilinç seviyesi yakalayıp bütün dünyada söyledikleri referans oluşturabilen, söylediklerine müracaat edilen, görüşlerine başvurulan önemli bir şahsiyetti. Daha önemlisi yakın zamana kadar kraliyet ailesinin çok yakını, içinden birisi, ailenin bütün sırlarını bilen, onlarla haşır neşir olmuş, onların danışmanlığını yapmış hatta onların istihbarat servislerine ciddi anlamda yardımcı olmuş, zaman zaman bilgi aktarmış, onlar için vizyon üretmiş bir şahsiyet…" diye konuştu.

Kaşıkçı'nın bu muhalefetinin eski Suudi Arabistan Kralı Abdullah bin Abdulaziz döneminde de olduğunu ancak muhalefetine rağmen o dönemde aile içerisinde kabul görebildiğini anlatan Aktay, Arap Baharı'nın yanında olan Kaşıkçı'nın, karşı darbeleri destekleyen Kral Abdullah'ın yerine Selman bin Abdulaziz gelince umutlandığını söyledi.

– Kaşıkçı'ya konuşma ve yurtdışına çıkma yasağı

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz el-Suud'un yeni veliaht prens olarak atadığı oğlu Muhammed Bin Selman'ın göreve geldikten sonra prensleri Ritz Carlton Oteli'nde tutukladığı ve mallarına el koyduğu olayı hatırlatan Aktay, bu olayın Kaşıkçı için büyük bir hayal kırıklığı olduğunu ve bu duruma muhalefet ettiğini belirtti.

Muhalefeti nedeniyle Kaşıkçı'ya konuşma ve yurtdışına çıkma yasağı getirildiğini aktaran Aktay, onun bu yasağa uyduğunu söyledi.

– Suudi Arabistan'ın Katar siyasetine muhalefet

Kaşıkçı'ya verilen konuşma ve yurtdışına çıkma yasağının bir yıl kadar sürdüğünü belirten Aktay, bu yasağın sonunda Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır'ın ortak bir bildiri yayınlayarak Katar'daki 59 kişinin terörle irtibatlı olduğunu iddia ettiğini dile getirdi.

Aktay, Suudi Arabistan'ın Katar siyasetini desteklemesi talep edilen Kaşıkçı'nın, "Ben böyle bir şeyi nasıl yapabilirim? Şu anda yaptığınız büyük bir yanlış, kabul edilebilir hiçbir tarafı yok." diyerek bu talebi reddettiğini anlattı.

Bu olay üzerine Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ı terkettiğini belirten Aktay, "Yurtdışına çıkar çıkmaz artık bir muhalif haline gelmişti. Bundan sonra söylediği sözü sakınmayan ve mevcut Suudi Arabistan yönetimine karşı en şiddetli eleştirileri yapan kişilerden birisi olmuştu." ifadelerini kullandı.

Kaşıkçı'ya yöneltilen "Katar'ın adamı" eleştirilerine ilişkin Aktay, "Haksızlığa karşı çıktığınız zaman onun adamı olmuş olmazsınız, haksızlığa karşı çıkmış olursunuz. Biz, Katar'ın adamı olmayız. Biz kendimiz oluruz ama bir tarafımız, haksızlık karşısında bir duruşumuz olur." şeklinde konuştu.

Cemal Kaşıkçı'nın ilkeli ve "İslam'ın gelişmesi, güçlenmesi ve Müslümanların onurlu bir şekilde hak ettiği hayatı yaşamaları" konusunda dertli bir insan olduğunu kaydeden Aktay, "Bu dert, adamı değişik zamanlarda, değişik tavırlar almaya sevk eder. Böyle bir derdi olan bir adamın, Muhammed bin Selman'ın icraatlarını onaylaması mümkün değil. Dolayısıyla muhalefet etmekten başka bir çaresi yok." değerlendirmesinde bulundu.

– "Öldürerek, fikirlerini yok etmek istediler, ters etki yaptı"

Aktay, ülkesinden ayrılan Kaşıkçı'nın aile çevresinin de bulunduğu ABD'ye yerleştiğini, Washington Post gazetesinde yazı yazmaya başladığını hatırlattı.

Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın politikalarını eleştiren yazılar kaleme aldığını kaydeden Aktay, şöyle devam etti:

"Bu eleştiriler, onun içeriden bilerek yaptığı eleştirilerdi ve bunlar kızdırıyordu. Bu eleştiriler, normalde bir entelektüelin yaptığı kimsenin pek de duymadığı eleştirilerdi. Cemal Kaşıkçı öldürülünceye kadar söylediği sözleri çok sınırlı insan duyardı. Cemal Kaşıkçı öldürüldüğü zaman, sözleri, entelektüel ve siyasi duruşu bütün dünyada bilinir hale geldi. Bilindi ki Cemal Kaşıkçı muhalif bir insandı. 'Demek ki Suudi Arabistan muhaliflerine böyle yapıyor. Demek ki Suudi Arabistan'da işler çok kötü'… Fikirlerinden korktular. Onu öldürerek, fikirlerini yok etmek istediler. Ama bu çok ters bir etki yaptı. Çok daha fazla yayıldı, çok daha fazla insan duymuş oldu. Cemal Kaşıkçı konusu, 1 yılda herhalde en çok gündemde uzun süre kalmış olan yegane konu olmuştur."

– "Böyle bir mahkeme, böyle bir kepazelik olmaz"

Kaşıkçı'yı öldürenlerin mahkemede verdikleri ifadelerin kamuoyuna yansıdığına işaret eden Aktay, üstlerinden izin almadan tuvalete bile gidemediklerini beyan edenlerin kendi kafalarından böyle bir cinayeti işleyemeyeceğini söyledi.

Suudi Arabistan'daki mahkemenin ne yeri ne de zamanı hakkında bilgi verildiğini kaydeden Aktay, "Sızan mahkeme tutanaklarına göre, bütün olayın sorumlusu 3-4 kişi, Veliaht Prens'in haberi yok, hiç kimsenin haberi yok. Bunlar kendi başlarına onu öldürmeye karar vermişler. Çok korkunç bir şey. Bu, insanların aklıyla, zekasıyla dalga geçmekten farksız bir şey, inanmıyoruz tabii ki… Böyle bir mahkeme, böyle bir kepazelik olmaz." dedi.

Suudi Arabistan'ın Cemal Kaşıkçı'yı öldürenleri yargılama kapasitesi olmadığının altını çizen Aktay, "Suudi Arabistan'ın bu insanları yargılayabilme kapasitesi yok şu anda, yargılayamaz. Bu işin içerisine girmiş herkesin ifadesini en net bir şekilde alabilecek ne bir cesareti ne bir gücü var. Bu güç Türkiye'de şu anda. Türkiye'nin yargılamasına fırsat vermeleri lazım." değerlendirmesini yaptı.

Türkiye'nin bu olaya objektif bir mesafede olduğunu ifade eden Aktay, "Adil bir biçimde yargılama imkanına da gücüne de sahip olan tek ülke Türkiye'dir. Bu olaya karışmış olan herkesin Türk yargısına teslim edilmesini ve Türk yargısına güvenilmesini talep ediyoruz." diye konuştu.

– "Kaşıkçı'nın ruhu onların yakasını bırakmayacak"

Dünya kamuoyunun bu cinayeti gerçekleştirenleri cezalandırdığını ifade eden Aktay, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu cinayet, Suudi Arabistan'ın içine girdiği yeni sürecin hiç de sahici ve gerçekten reformist bir süreç olmadığını bir skandal olarak ortaya koydu, ifşa etmiş oldu. Suudi Arabistan aslında bir adamdan kurtulmak istedi, başına bela etti. Kurtulmak istediği kişiyi başına büyük bir bela haline getirmiş oldu. Şu anda Cemal Kaşıkçı'nın ruhu bugün onun katilleri nereye giderse gitsin onların yakasını bırakmayacak şekilde onları rahatsız etmeye devam edecektir. Böyle bir cinayet, hiçbir şekilde kabul edilebilecek ve hiçbir şekilde insanların içlerine sindirebilecekleri bir hadise değil. Bu cinayeti işlemiş bir insan olarak uluslararası toplantılarda üzerinde bu töhmet varken rahatlıkla ilişki kurulmaz. Kuruyorsa, onun elini tutanları bile suçlu duruma düşürüyor. Onunla normal bir ilişki sürdürenler, töhmet altında kalıyorlar."

Aktay, Suudi petrol tesislerine düzenlenen saldırıya karşılık İran'a yapılacak olası bir askeri harekatı desteklemeyen ABD Kongresi Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin "Bir gazeteciyi doğrayan ve kalıntılarını kimyasal maddelerle eriten bir kişinin karşısında oturuyorlar. Suudi Arabistan'ı korumak ve savunmak için hiçbir sorumluluk görmüyorum. Bu hangi anlaşmanın bir parçası?" sözlerini hatırlattı.

– "Zaman bazen aleyhte de işleyebiliyor, çanları çaldırıyor"

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyindeki bazı ülkelerin, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti ve ülkedeki insan hakları ihlallerinden dolayı Suudi Arabistan'ı kınadığını hatırlatan Aktay, "Sadece Cemal Kaşıkçı meselesi dolayısıyla değil, diğer bütün insan hakkı ihlalleri dolayısıyla Suudi Arabistan devleti kınandı. Bu, BM'nin en üst düzeyinde şimdiye kadar alınmış en net karardı. Bir yıl sonra bu karar daha yeni çıktı. Zamanın geçmiş olmasını, birileri 'Bizim lehimize' diye değerlendiriyor olabilir ama çok da lehte değil. Zaman bazen aleyhte de işleyebiliyor, çanları çaldırıyor." diye konuştu.

Bu konuda sadece adaletin peşinde olduklarını vurgulayan Aktay, "Ne yazık ki Orta Doğu'da bir tür Cemal Kaşıkçı cinayeti modeli üzerine kurulu bir güvenlik ve insan hakkı ihlalleri modeli var şu anda… Şu anda hapishanelerde ulemadan, aydınlardan insan her an ölebilecek şartlarda tutuklu… Onlara yüklenen suçlamaları kabul ettiğiniz takdirde, dünyada masum kimse yok, hepsi idamlık. Böyle suçlamalarla insanlar tutuklu…" dedi.

Advertisements
Categories
Alaturka Gazetesi

Kaşıkçı'nın ölüm yıl dönümünde “bir dakikalık saygı duruşu”

ANKARA (AA) – Uluslararası sivil toplum kuruluşları, düşünce platformları ve insan hakları örgütleri, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın ölüm yıl dönümünde, Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz, Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard ve Kaşıkçı'nın arkadaşlarının da bulunacağı bir dakikalık saygı duruşuna katılım çağrısı yaptı.

İnsan Hakları Gözlemevi (HRW), Uluslararası Af Örgütü, Gazetecileri Koruma Cemiyeti (CPJ), Sınır Tanımayan Gazeteciler, Şark Forum, Adalet Olmadan Barış Yok ve Türk Arap Medya Derneği (TAM), yayınladıkları ortak açıklamada, cinayete kurban giden Kaşıkçı için Suudi Arabistan'ın İstanbul Konsolosluğunda bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirileceğini duyurdu.

Açıklamada, saygı duruşunun, geçen yıl 2 Ekim'de Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Konsolosluğu'na girdiği saat 13.14'te konsolosluk binası önünde düzenleneceği, yaklaşık bir saat sürecek anma töreninde video gösterimi ve konuşmaların yapılacağı belirtildi.

Törende, Kaşıkçı'nın nişanlısı Cengiz, BM Özel Raportörü Callamard, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kaşıkçı'nın arkadaşı Yasin Aktay, TAM Başkanı Turan Kışlakçı, Nobel Barış Ödülü sahibi Yemenli aktivist Tevekkül Karman, insan hakları aktivistleri İyad el-Bağdadi ve Muhammed Sultan'ın yanı sıra dünya genelinden isimlerin söz alacağı kaydedildi.

– Kaşıkçı cinayeti

Suudi gazeteci Kaşıkçı, evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018'de gittiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmüştü.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) tarafından haziran ayında açıklanan 101 sayfalık raporda Suudi Arabistan, Cemal Kaşıkçı'yı kasten ve taammüden öldürmekten sorumlu tutulmuştu.

Raporda, aralarında Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın da bulunduğu üst düzey yetkililerin soruşturulması için güvenilir kanıtlar olduğuna işaret edilmişti.

Raporda ayrıca BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin tamamlayıcı kriminal soruşturma başlatmaya davet edilmiş, Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin yaptırımların Veliaht Prens ve onun yurt dışındaki kişisel mal varlıklarını da kapsaması gerektiği vurgulanmıştı.

Categories
Alaturka

“Bin Salman'ı zayıflatmak Suudi Arabistan ve Ortadoğu'da istikrarı artıracaktır”

WASHINGTON (AA) – ABD'nin Washington Post gazetesinde yayımlanan makalede, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın pozisyonunun zayıflamasının Suudi Arabistan'da ve Ortadoğu'da istikrarı artıracağı değerlendirmesi yapıldı.

Washington Post'ta “Muhammed bin Selman'ın zehirli kayıtsız bir geçmişi var. Trump yönetiminin ona ihtiyacı yok ” başlığıyla yayımlanan ve gazete yayın kurulunun imzasını taşıyan makalede, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti bağlamında ABD – Suudi Arabistan ilişkileri ele alındı.

İstanbul'daki Suudi Başkonsolosluğunda öldürülen Kaşıkçı'ya referans verilen makalede, Başkan Donald Trump yönetiminin Kaşıkçı cinayetine rağmen Suudi Arabistan'la ilişkilerini korumaya çalıştığına dikkat çekildi.

Makalede, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA) Kaşıkçı cinayetinin arkasında Veliaht Prensin olduğunu düşünmesine rağmen Trump yönetiminin sessizliğini koruduğuna vurgu yapılarak, ABD'nin Suudi Arabistan'la Muhammed bin Selman olmadan da ilişkilerini devam ettirebileceği kaydedildi.

ABD'nin zor kullanarak Muhammed bin Selman'ı görevinden alamayacağı belirtilen makalede, “Trump yönetimi Muhammed bin Selman'a yaptırım uygulanarak Suudi rejimiyle ilişkisini koruyabilir. ” sözleri kaleme alındı.

Makalede şu ifadelere yer verildi:

“Suudi kraliyet ailesi, ABD'yle ilişkilerin bozulmasını istemez ve buna müsade etmez. Veliaht Prensi zayıflatmak Suudi Arabistan ve Ortadoğu’nun tamamında istikrarı artıracaktır. Muhammed bin Selman'a hesap sorulmaması onu daha da yıkıcı bir hale getirecektir. ”

Suudi reformistler için önemli bir platform olan Al Watan gazetesine büyük katkılarda bulunan ve Ortadoğu'nun en etkin gazetecilerinden biri olarak bilinen Washington Post Yazarı Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna gitmiş, kendisinden bir daha haber alınamamıştı.

Categories
Politika

CHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş'ın Kadir Mısıroğlu'nu ziyaret etmesine ilişkin, ” 'Ziyaret 9 Kasım'da tamamen insani duygularla yapılmıştır' diyor. Bunun insani duygularla ne ilgisi var? Hadi sen gittin; altında makam araban, üstünde resmi kıyafetin, cübben var. Resmi kıyafetle gidiyorsan, Diyaneti temsilen gidiyorsun sen oraya. Sen bunu bilmiyorsan o koltuğu derhal ama derhal terk et. ” dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Vatandaşlara seslenen Kılıçdaroğlu, “Kasayı damada teslim edene kızacaksınız, damada değil. ” ifadelerini kullandı.

Türkiye'de her 10 vatandaştan 7'sinin ekonomik kriz yaşandığını belirttiğini aktaran Kılıçdaroğlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının, egemen güçlerden talimat almamak için ekonomiye özel önem verdiklerine işaret etti.

Her konuda zengin kaynaklara sahip Türkiye'nin “basiretsiz yönetimle ” yoksullaştırıldığını ve savrulduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, tarımsal ürünlerin birçoğunun ithal edildiğini ve buna yönelik ithalatın devam edeceğini söyledi.

Çiftçinin zamları, martta gübre ve ilaç almak zorunda kaldığında görebileceğini belirten Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Ekmeyecek çünkü zarar edecek. Yönetemiyorlar. Yönetemeyince bir suçlu bulacaklar. Bu sefer neyse bereket oradan yırttık, 'Kılıçdaroğlu suçludur' demedi. Bu sefer suçlu, dış güçlerdi. Dış güçler her zaman vardı. Milli Kurtuluş Savaşını dış güçlere karşı yapmadık mı? 'Ekonomik bağımsızlığımızı dış güçlere karşı sağlayalım, onlara faiz ödemeyelim, teslim olmayalım' diyoruz. Bu, şu anlama da geliyor; evin kapısını açık bırakıyorsun, içeriye hırsız girip her şeyi soyuyor, çıkıyorsun meydana 'Hırsız var' diye bağırıyorsun. Tamam hırsız suçlu da o kapıyı açık bırakan kim? Asıl sorumlu, evi yöneten o değil mi? Kabahat sende kardeşim, hırsızda değil. ”

– “100 günün sonunda ne oldu? ”

Vatandaşın borç batağına girdiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, hükümetin israfı önleme konusunda ev kadınlarından bilgi alabileceğini belirtti.

Hükümetin 100 Günlük Eylem Planı'na yönelik eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, “100 günün sonunda ne oldu? 100 günde dolar acayip fırladı, faizler düşürülecekti, faizler rekor kırdı. Konkordato ve işsizlikte rekor kırdık. İşsizlik Fonu yağmalandı. 'Bir tek orada para var, orayı nasıl talan ederiz' hesabını yapıyorlar. İş kazaları arttı, hak arayan işçiler bu 100 gün içinde tutuklandı. ” ifadelerini kullandı.

Bir devletin itibarının, ürettiği değerlerle yükselebileceğine işaret eden Kılıçdaroğlu, lüks ve şatafat içerisinde yaşayan ülkelerin ise ancak alay konusu olabileceğini dile getirdi. Türkiye'de tasarrufu vatandaşın, savurganlığı sarayın yaptığını söyleyen Kılıçdaroğlu, Hazine garantili projeler için ödenen yüksek tutarların vatandaşın cebinden çıktığını iddia etti.

Ekonomik krizden çıkışın yollarını 13 maddede anlattıklarını anımsatan Kılıçdaroğlu, bu maddelerin her birinin gerçeği yansıttığını vurguladı.

– “Devletin saygınlığı bu kadar yerlerde sürünemezdi ”

Kılıçdaroğlu, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın 2 Ekim'de öldürüldüğünü ve cesedinin “eritilerek yok edildiğini ” öne sürdü.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kaşıkçı cinayetine ilişkin ses kayıtlarına yönelik açıklamalarını eleştiren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Bunu gazetecilere anlatıyor. Hiçbir gazeteci şu soruyu sormuyor veya 'Sakın bu konuda sormayın' deniliyor. Bu ses kayıtlarını önce sen dinledin, cinayeti sen biliyorsun. Sen cinayeti bildiğin halde bu cinayeti işleyenleri niye tutuklamadın, neden gözaltına almadın, neden serbest bıraktın? Üstelik bu katillerin hiçbirisinin öyle diplomatik dokunulmazlığı da yok. Geliyorlar cinayeti işliyorlar, sana bandı da dinletiyorlar. 'Bütün dünya istihbarat örgütüne bunu attım' diyorsun. Kim bilmiyor? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bilmiyor. Bütün dünya biliyor, TBMM'de 600 milletvekili bilmiyor. Niçin? 'Devlet sırrını öğrenirler.' Yeni bir araştırma önergesi vereceğiz, o ses kayıtlarının TBMM'ye gelmesini isteyeceğiz. Türkiye'nin onurunu koruyacağız. ”

Türkiye'nin, Kaşıkçı cinayetine ilişkin ses kayıtlarını istihbarat örgütü aracılığıyla Suudi Konsolosluğunu dinleyerek elde ettiğinin açıklandığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, “Dünyaya diyor ki biz sizi de dinliyoruz. Devletin itibarı, saygınlığı bu kadar yerlerde sürünemezdi. Devlet adamı olmak farklıdır, sorumluluk gerektirir, çok konuşmak anlamına gelmez. Kendi ülkesinin çıkarlarını savunmak, kurumlarının da çıkarlarını savunmak demektir. ” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, devlet adamlığının israfa karşı durmayı, kul hakkı yememeyi ve hiçbir çocuğun yatağa aç girmemesini gerektirdiğini de ifade etti.

– “İyi ki aramızda Rifat Börekçi'ler var ”

Kemal Kılıçdaroğlu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün tam 100 yıl önce bugün, 13 Kasım 1918'de İstanbul'daki işgalci güçlere yönelik “Geldikleri gibi giderler' sözünü hatırlatarak, “Bu, bir vatanseverin yaptığı reddiyedir. ” dedi.

Mustafa Kemal ve arkadaşları için “Ankara Fetvası “nı yayımlayan vatansever Rifat Börekçi ve müftü arkadaşlarına yönelik İstanbul Hükümeti'nce idam kararı çıkarıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, Kurtuluş Savaşı ve sonrasında Atatürk'ün yanında yer alan Börekçi'nin, ilk Diyanet İşleri Başkanı olarak atandığını anımsattı.

Rifat Börekçi'yi rahmetle anan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ülkenin bağımsızlığı, özgürlüğü, yetimin, bayrağın hakkı için mücadele ettiler. Bu insanlar, canlarını feda etmekten, gözlerini dahi kırpmadan yollarına devam ettiler. Ama saray, bunlar hakkında idam kararı verdi. Bunlar düşmanı temizlediler, ülkenin bağımsızlığını sağladılar, inancımızı özgürce yaşamaya başladık. İyi ki aramızda Mustafa Kemaller, Rifat Börekçiler var. 98 yıl önce Damat Feritler, Dürizzade Abdullahlar vardı. 98 yıl önce Mustafa Kemaller ve Rifat Börekçiler de vardı. Geldik 98 yıl sonraya. Aynı tablo toplumun önünde. İlk Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi, şimdi 18. Diyanet İşleri Başkanı var. Bu Başkan, 'Keşke Yunan galip gelseydi' diyen kişinin önüne gidip diz çöküyor. ”

Binlerce şehidin kanıyla, acı ve gözyaşıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin minarelerinden özgürce ezan okunduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Sen şimdi kalkıyorsun, 'Keşke Yunan galip gelseydi diyen adamın önünde diz çöküyorsun, bunu kabul etmiyorum. ” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun bu sözleri üzerine salonda bulunanlar, “Diyanet istifa ” şeklinde slogan attı.

– “Altında makam araban, üstünde cübben var ”

Kılıçdaroğlu, dini inanç ve insan olmanın gereği olarak ölenin arkasından rahmet okunması gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

“Ölenin arkasından rahmet okur, hakkımızı helal ederiz. Hepimizin hataları olabilir insan olmanın gereği. Bayrağına, vatanına, inancımıza düşman olan bu kişi, 'Keşke Yunan galip gelseydi', '10 Kasımda 09.05'te kenefe gidin' diyor. Ve bu kişiyi, Diyanet İşleri Başkanı ziyarete gidiyor 9 Kasım'da. 'Ziyaret 9 Kasım'da tamamen insani duygularla yapılmıştır' diyor. Bunun insani duygularla ne ilgisi var? Hadi sen gittin; altında makam araban, üstünde resmi kıyafetin cübben var. Resmi kıyafetle gidiyorsan, Diyaneti temsilen gidiyorsun sen oraya. Sen bunu bilmiyorsan o koltuğu derhal ama derhal terk et. Sana o koltuğu sağlayanlar idamla yargılanabilir. Rifat Börekçi, Mustafa Kemal idamla yargılandı. Sen tarihine ve inancına da ihanet ediyorsun, şehitlere ve gazilere de ihanet ediyorsun. Böyle bir şey olamaz. Aklın almayacağı bir şey. Tarihinden, geleneklerinden, töresinden, şehitlerinden, gazilerinden bu kadar uzak bir kişiyi hayatım boyunca hiç görmedim ve tanımadım. ”

Kılıçdaroğlu, Genç İmam Hatipliler Derneği Genel Başkanı Muhammet Samet Akkaya'nın Diyanet İşleri Başkanı Erbaş'ın Mısıroğlu'nu ziyaret etmesine ilişkin açıklamalarından duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Diyanet İşleri Başkanı'na ders verir gibi açıklama yapıyor. ” dedi.

“Vatan sevgisi olan, genç bir imam ” olarak nitelendirdiği Akkaya'nın açıklamalarının önemini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerinin arkasında durduğu sürece Akkaya'nın yanında olacağını ve onu gözlerinden öptüğünü söyledi.

Genç İmam Hatipliler Derneğinin yeminini de okuyan Kılıçdaroğlu, “Bütün bu laflardan sonra o zatın, o koltukta oturmaması lazım. O koltuk, Cumhuriyet tarihine ihanet koltuğu değil, sevginin, saygının, hoşgörünün koltuğudur, 72 millete bir yaklaşma koltuğudur, her inanca ve kimliğe saygı koltuğudur, o koltukta insanlar ayrıştırılmaz, bölüştürülmez, kin ve nefrete sürüklenmez. O nedenle o zatın o koltuğu bir an önce bırakması da benim en büyük arzumdur. ” şeklinde konuştu.

Bu arada Kılıçdaroğlu'na, grup toplantısını izleyenler tarafından Uygur Türklerinin durumuna ilişkin raporun yanı sıra çeşitli hediyeler sunuldu.

(Bitti)

Categories
Alaturka

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo'dan Kaşıkçı cinayeti açıklaması

WASHINGTON (AA) – ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'yı öldürenlerden hesap soracaklarını belirterek, ülkesinin Suudi Arabistan'la stratejik ilişkilerini devam ettireceğini bildirdi.

Bakan Pompeo hükümete yakınlığıyla bilinen Fox News kanalına İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı hakkında açıklamalar yaptı.

“Bu cinayeti işleyenleri sorumlu tutacağız. Aynı zamanda ABD'nin Suudi Arabistan'la olan stratejik ilişkisini koruyacağız. ” diyen Pompeo, cinayetle ilgili bakanlığının çalışmalarına devam ettiğini aktardı.

Pompeo, Kaşıkçı'nın ölümüyle ilişkilendirilen 16 kişinin vizelerinin iptal edildiğini belirterek, ABD ile Suudi Arabistan ilişkilerinin, İran'ın yayılmacı politikalarına karşı önemine vurgu yaptı.

ABD Başkanı Donald Trump da bir taraftan Suudi Arabistan'a yaptırım uygulanabileceğini açıklarken, diğer taraftan ikili ilişkileri bozmak istemediğinin sinyalini vermişti.

– Kaşıkçı cinayeti

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'dan, 2 Ekim'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'na girdikten sonra haber alınamamıştı. Suudi Arabistan yönetimi 18 gün sonra gazeteci Kaşıkçı'nın konsoloslukta öldürüldüğünü kabul etmek zorunda kalmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada ise “Maktul Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018 tarihinde, evlilik işlemleri için girdiği Suudi Arabistan Krallığı İstanbul Başkonsolosluğunda, daha önceden yapılan planlama doğrultusunda, başkonsolosluk binasına girer girmez boğularak öldürülmüştür. Cesedi, boğularak yine önceden yapılan planlama doğrultusunda parçalanarak yok edilmiştir. ” ifadelerine yer verilmişti.

Categories
Alaturka

Trump'a “Suudilerle nükleer müzakereler kesilsin” çağrısı

WASHINGTON (AA) – ABD'li bir grup Cumhuriyetçi senatör, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti sebebiyle, Suudi Arabistan ile yapılan sivil nükleer görüşmelerinin kesilmesi için Başkan Donald Trump'a mektup gönderdi.

ABD'nin Florida eyaleti Senatörü Marco Rubio'nun öncülük ettiği 5 senatörden oluşan grup, Kaşıkçı cinayetine ilişkin Başkan Trump'a mektup yollayarak, Suudi yönetimiyle yapılan anlaşmaların gözden geçirilmesini istedi.

ABD medyasına yansıyan mektupta, senatörler, Kaşıkçı'nın öldürülmesinden önce de Suudi Arabistan ile yapılan nükleer iş birliği anlaşması konusunda endişe duyduklarını ancak işlenen cinayetin Suudi Krallığı hakkında duydukları şüpheleri artırdığını vurguladı.

Mektupta, şu ifadelere yer verildi:

“Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine yönelik gün yüzüne çıkmaya devam eden bulgular ile Suudilerin Yemen ve Lübnan konusundaki tavırları, Suudi Arabistan'daki mevcut karar vericilerin şeffaflığı, sorumluluğu ve muhakemesine dair ciddi endişeler uyandırdı. Bu nedenle, ABD-Suudi sivil nükleer anlaşmasıyla ilgili tüm müzakereleri öngörülebilir bir geleceğe kadar askıya almanızı rica ediyoruz.”

Senatörler, Trump'ın yaptıkları çağrıyı görmezden gelmesi durumunda, iki ülke arasındaki nükleer anlaşmaları engellemek için “Atom Enerjisi Yasası'ndaki ” maddelere başvuracaklarını belirtti.

Categories
Alaturka

BM'den Suudi Arabistan'a Kaşıkçı çağrısı

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, Suudi Arabistan'a, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin soruşturmaya uluslararası bağımsız uzmanların da dahil edilmesi ve Kaşıkçı'nın cesedinin nerede olduğunun açıklanması çağrısında bulundu.

Bachelet, yazılı açıklamasında, Suudi gazeteci Kaşıkçı cinayeti için “şok edici küstah suç ” nitelemesini yaptı.

Kaşıkçı'nın öldürülmesinin bağımsız ve tarafsız bir şekilde soruşturulması gerektiğinin altını çizen Bachelet, suçluların da hesap vermesi gerektiğini vurguladı.

Bachelet, soruşturmanın “politik kaygılardan arındırılması için ” uluslararası uzmanların da delillere ve tanıklara tam erişiminin sağlanacak şekilde sürece dahil edilmesi gerektiğini belirterek, “Türk ve Suudi makamlarının Kaşıkçı cinayetinde adı geçen faillerin soruşturulması ve kovuşturulması yönündeki adımlarını memnuniyetle karşılıyorum. ” ifadesini kullandı.

Adli muayene ve otopsinin bir cinayetin aydınlatılmasında “hayati unsurlar ” olduğuna dikkati çeken Bachelet, “Suudi yetkilileri, daha fazla gecikme olmadan ve kaçamak cevap vermeksizin (Kaşıkçı'nın) cesedinin nerede olduğunu ortaya çıkarmaya çağırıyorum. ” değerlendirmesinde bulundu.

– Kaşıkçı'nın öldürülmesi

Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'dan, 2 Ekim'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna girdikten sonra haber alınamadı.

Türk yetkililerin inceleme başlatarak olayın üzerine gitmesiyle Kaşıkçı'yı öldürmek üzere Suudi Arabistan'dan konsolosluğa özel bir infaz timi geldiği, cesedin yok edilmesi için ormanlık alanda keşif yapıldığı ve binadaki delillerin karartılmaya çalışıldığı detayları ortaya çıktı.

Dünya gündeminin ön sıralarına yerleşen bu gelişmeler üzerine, Suudi Arabistan yönetimi 18 gün sonra gazetecinin konsoloslukta öldürüldüğünü kabul etmek zorunda kaldı. Suudi tarafının olayın planlı bir cinayet olmadığı iddiası ise uluslararası kamuoyunda kabul görmedi. Çok sayıda ülkeden tepkiler devam etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “planlı cinayet “in talimatını veren kişiye kadar tüm ayrıntılarının açıklığa kavuşturulması gerektiğini vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump ise bir taraftan Suudi Arabistan'a yaptırım uygulanabileceğini dile getirirken diğer taraftan ikili ilişkilerini bozmak istemediği sinyalini verdi.

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı arayarak gerekli işbirliğini yapma sözü verirken, Riyad'daki başsavcılık cinayetin planlı olduğunu açıkladı.

Categories
Alaturka

GÜNCELLEME – Suudi gazeteci Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin soruşturma

İSTANBUL (AA) – Türk ve Suudi yetkililerinden oluşan heyet, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında Sultangazi'de park halinde bulunan Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'na ait diplomatik plakalı araçta inceleme yapmak üzere otoparka geldi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Washington Post yazarı Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin soruşturması kapsamında çalışmalarını sürdüren İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, dün Başkonsolosluğa ait “34 CC 1736 ” diplomatik plakalı bir aracın Sultangazi'de bir otoparkta park halinde olduğunu belirledi.

Ekipler, Başkonsolosluk ve Başsavcılıktan inceleme yapmak üzere izin talebinde bulundu.

Alınan izinlerin ardından Türk ve Suudi yetkililerinden oluşan heyet, otoparka geldi.

Polis ekiplerinin otopark ve çevresindeki güvenlik önlemleri devam ederken, çok sayıda basın mensubu da çalışmaları takip ediyor.

Söz konusu otomobilin, bulunduğu otoparka kayıtlı olduğu ve Sultangazi'de ikamet eden şoförün, aracı daha önce de aynı yere park ettiği belirlenmişti.

Bu kapsamda otoparkın kamera kayıtlarını da inceleyen ekipler, 18 Ekim'de “34 CC 2665 ” diplomatik plakalı otomobilin otoparka girdiğini ve bir süre içeride kaldıktan sonra çıktığını tespit etmişti.

Categories
Alaturka

Amerikalı Müslümanlardan “Kaşıkçı” çağrısı

WASHINGTON (AA) – Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) Başkanı Nihad Awad, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın akıbetiyle ilgili olarak, “Onun artık hayatta olmadığına inanmak istemiyorum. Bir cevaba ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bu sebepble Suudi yetkililer yaşadığına dair bir delil göstermeli. ” dedi.

ABD'nin en önemli Müslüman sivil toplum kuruluşlarından CAIR, Suudi gazeteci Kaşıkçı'nın ortadan kaybolmasına dikkati çekmek amacıyla Kaşıkçı'nın da yazdığı Washington Post gazetesi önünde basın açıklaması yaptı.

Amerikalı Müslümanlar olarak Donald Trump yönetimine çağrıda bulunduklarını dile getiren Awad, Kaşıkçı'nın ABD'de yaşadığını, Amerikan medyasında yazdığını ve söz konusu iddiaların ABD tarafından ciddi şekilde araştırılması gerektiğini vurguladı.

Awad, Kaşıkçı'yı 25 yıldır tanıdığını ve kendisini muhalif bir kimlikle değil, sorunları analiz etmeyi seven ve susturulmuş kişiler için konuşan iyi bir gazeteci olarak bildiğini belirtti.

Kaşıkçı'nın öldüğüne yönelik haberleri kabullenmek istemediğini ifade eden Awad, “Onun artık hayatta olmadığına inanmak istemiyorum. Bir cevaba ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Bu sebeple Suudi yetkililer yaşadığına dair bir delil göstermeli. ” şeklinde konuştu.

ABD Temsilciler Meclisi Virginia Vekili Gerry Connolly, basın açıklamasında, Kaşıkçı hakkında çıkan haberlere değinerek, “Başkan Trump ve Dışişleri Bakanı Pompeo'yu bu konuda acilen harekete geçmeye çağırıyorum. ” dedi.

Connolly, Kaşıkçı'nın Virginia'da ikamet ettiği için kendisinin güvenliğinden sorumlu olduğunu ve şu anki durumu hakkında bilgi edinmek için tüm gücüyle çaba sarf ettiğini belirtti.

– Trump ve Pompeo'ya çağrı

Kaşıkçı hakkında çıkan haberlere atıfta bulunan Connolly, “Cemal’in kaybolmasına yönelik ortaya çıkan haberler, bir devletin başka egemen bir devletin topraklarında bulunan konsolosluğunu mezbahaya çevirmesini temsil eden en düşük seviyedir. Başka bir ülkedeki konsolosluk toprakları orada suç işlenebilmesi için değil, diplomatik işlerin yürütülebilmesi için o ülkeden bağımsızdır. ” dedi.

Kaşıkçı'nın kaybolduğu gün 15 Suudi görevlinin Suudi Arabistan'dan İstanbul'a gelmesine dikkati çekerek, “Suudi hükümeti bu durumdan kesinlikle sorumlu ” diye konuşan Connolly, “Başkan Trump ve Dışişleri Bakanı Pompeo'yu bu konuda acilen harekete geçmeye çağırıyorum. ” ifadesini kullandı.

– “Soruşturmayı yapmaları yanlış ”

Connolly, “Eğer Suudiler bu iddia edilen suçu işledilerse o zaman bu soruşturmayı yapmaları yanlıştır. Bu bağımsız, uluslararası bir soruşturmayla çözülmelidir ki konuyu detaylarıyla öğrenebilir ve sorumlulardan hesap sorabiliriz. ” şeklinde konuştu.

Connolly, sözlerine şöyle devam etti:

“ABD çıkarlarına saygım sonsuz ama size ABD Bağımsızlık Bildirgemizi hatırlatmak isterim. 'Bütün insanlar yaşam, özgürlük ve mutluluğun peşinden koşma hakkına sahiptir.' Bu bildirgede petrole bağımlılık kelimesinin olduğunu hatırlamıyorum. ”

Suudi reformistler için önemli bir platform olan Al Watan gazetesine büyük katkılarda bulunan ve Orta Doğu'nun en etkin gazetecilerinden biri olarak bilinen Washington Post Yazarı Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna gitmiş ve kendisinden bir daha haber alınamamıştı.

Categories
Alaturka

Trump'tan Cemal Kaşıkçı açıklaması

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın akıbeti konusunda, “Bu durum Beyaz Saray’da bizim için çok önemli bir mesele. Sonuna kadar gideceğiz.” şeklinde konuştu.

Beyaz Saray’da basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Trump, Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna girdikten sonra kendisinden bir daha haber alınamayan gazeteci Cemal Kaşıkçı hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Trump, Suudi Arabistanlı en üst düzey bir isimle Kaşıkçı konusunu konuştuğunu ifade etti. Kaşıkçı’ya ilişkin Suudi Arabistan’dan kiminle görüştüğünü ismen zikretmeyen Trump, “Bu çok üzücü bir durum, çok kötü bir durum. Böyle bir şeyin bir gazetecinin ya da herhangi bir kimsenin başına gelmesine izin veremeyiz.” ifadelerini kullandı.

– “Sonuna kadar gideceğiz ”

“Bu durum Beyaz Saray’da bizim için çok önemli bir mesele. Sonuna kadar gideceğiz.” diye konuşan Trump, konuya ilişkin olarak Türkiye ile yakın çalıştıklarını vurguladı.

Trump ayrıca Kaşıkçı’nın nişanlısıyla da görüştüklerini dile getirerek, kendisini Beyaz Saray’a davet ettiklerini belirtti.

Trump, “Kimin yaptığını bulacağız. Anladığımız kadarıyla kendisi konsolosluğa girdi, fakat bir daha çıkmadı.” diye konuştu.

Suudi reformistler için önemli bir platform olan Al Watan gazetesine büyük katkılarda bulunan ve Ortadoğu'nun en etkin gazetecilerinden biri olarak bilinen Washington Post Yazarı Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim'de nişanlısıyla Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna gitmiş, kendisinden bir daha haber alınamamıştı.

Nişanlısı Hatice Cengiz, Kaşıkçı'yla birlikte 28 Eylül'de Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'na gittiklerini, konsoloslukta evrakın hazırlanmadığı gerekçesiyle haftaya gelmelerinin söylendiğini anlatmış, Kaşıkçı'nın konsolosluktan çıkıp o akşam Londra'ya gittiğini ve 1 Ekim'de İstanbul'a döndüğünü belirtmişti.

Suudi Arabistan Krallığı'nın İstanbul Başkonsolosluğu'nca, sosyal paylaşım sitesi Twitter'dan 4 Ekim'de yapılan açıklamada, vatandaşları Kaşıkçı'nın, başkonsolosluk binasından çıktıktan sonra ortadan kaybolduğu iddia edilmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'na girdikten sonra kendisinden haber alınamayan Washington Post yazarı Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın alıkonulduğu iddiasına ilişkin soruşturma başlatıldığı bildirilmişti.