ANALİZ – Fransa'nın “sarı yelekliler” çıkmazı

PARİS (AA) – YUSUF ÖZCAN – Fransa, üçüncü ayını dolduran sarı yeleklilerin eylemleriyle çıkmaza girerken, gösterilerde 1968 Mayıs olaylarından bile daha kişinin ölmesi ülkede yaşanan krizin ciddiyetini ortaya koyuyor.

Akaryakıt zamları ve kötü ekonomik koşullara tepki olarak başlayan, daha sonra Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetimi karşıtlığına dönüşen sarı yeleklilerin protestoları üçüncü ayını doldurdu. Sarı yelekliler, itiraz ettikleri zorluk ve sorunlarla ilgili üç aydır çözüm bekliyor.

Macron'un gösterilerin yol açtığı sorunları çözmek için başlattığı müzakerelerden ise krizi bitirecek önemli sonuçların çıkmayacağı kaydediliyor. Fransa'da yapılan son ankete göre nüfusun yüzde 62'si ve sarı yeleklilerin yüzde 79'u Macron'un bu toplantılarda dile getirilen konuları dikkate almayacağını düşünüyor. Bu nedenle sarı yelekliler hükümet daha güçlü adımlar atana kadar eylemlerine devam edeceğini belirtiyor.

Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, birkaç gün önce yaptığı açıklamada, Macron'un belirlediği ve sarı yeleklerin itiraz ettiği reformların uygulanmasında kararlı olduklarının altını çizdi.

Macron yönetiminin reformları hayata geçirmede taviz vermemesi ve Fransızların sorunlarını pek dikkate almaması sarı yeleklilerin öfkesini artırıyor. Öyle ki sarı yeleklilerin öncü isimlerinden Maxime Nicolle, hükümetin, Fransızların hayatını kolaylaştıracak ekonomik adımlar atmaması durumunda ülkeye terk edeceğini açıkladı.

Sarı yeleklilerin diğer öncü ismi Christophe Chalençon ise taleplerini dikkate almayan Macron'a karşı sert sözler sarfetti. Chalençon, hızlı şekilde siyasi bir çözüm gelmemesi halinde "iktidarı devirmeye hazır isim ve emekli askerlerin olduğunu" söyledi.

İçişleri Bakanı Christophe Castaner da Chalençon'un bu açıklamaları üzerine sosyal medya hesabından, "Sarı yeleklilerin liderlerinden biri askeri darbe ilan etti. Bu İtalyan komedisi mi yoksa kişisel bir delilik mi?" mesajını paylaştı.

  • Paris yönetimi protestoculara karşı sertleşiyor

Macron ve hükümet de eylemlerin sürmesine ve her gösteride şiddet olaylarının tekrarlanmasına "tahammül" edemezken, Paris yönetimi sarı yelekliler hareketini bastırmak için protestoculara karşı açıklamalar ve cezalar sertleştiriyor.

Bakanlar konuya ilişkin yaptıkları her açıklamada şiddet olaylarına karşı hiç afflarının olmadığını ve sorumluların sert biçimde cezalandırılacağının altını çiziyor.

Nitekim, hükümetin gösterilerdeki şiddet olayları nedeniyle eylemlere ilişkin hazırladığı yasa tasarısı buna işaret ediyor. Tasarıda izin almadan gösteri yapanların ve gösterilerde şiddet olayları çıkaranların sert şekilde cezalandırılması öngörülüyor. Gösterilerde ortaya çıkan zararın maliyetinin de eylemciler veya "şiddete başvuranlar" tarafından karşılanması isteniyor.

Fransa Ulusal Meclisi, eylemcilere karşı sert cezalar öngören yasa tasarısı kapsamında gösterilerde "maske" takan protestoculara bir yıl hapis ve 15 bin avro para cezası uygulanması ve valilerin de tehdit oluşturanların eylemleri yasaklamasına izin veren maddeleri onaylamıştı.

Hükümet, gösterileri sonlandırmak için sarı yeleklilerin öncü isimlerini hedef alıyor. Bunlardan biri olan Eric Drouet geçen ay başında Elysee Sarayı yakınlarında izinsiz gösteri düzenlediği gerekçesiyle iki gün önce hakim karşısına çıktı.

Mahkeme, Drouet hakkında 1 ay hapis ve 500 avro para cezası istedi. Drouet hakkındaki karar 29 Mart'ta açıklanacak. Sarı yeleklilerin öne çıkan isimlerinden Nicolle de 27 Ocak'ta Bordeaux'da düzenlenen gösteride polisin ikazlarına rağmen protestocuları da teşvik ederek eylemi sürdürdüğü gerekçesiyle gözaltına alındı.

Fransa yönetiminin sarı yeleklilere karşı sert yöntemler kullanması, diğer taraftan eylemlerdeki şiddet olaylarının devam etmesi ülkeyi kaos ortamına sürüklüyor.

  • Biber gazına tepkiler

Gösterilerde polisin kullandığı biber gazının onlarca kişinin yaralanmasına, bazılarının da biber gazı kapsülünün isabet etmesi sonucu gözünü kaybetmesine ve kolunun kopmasına neden olması ülkede tartışılan başka bir konu başlığı oldu.

İnsan hakları savunucuları ve birkaç siyasi parti eylemlerde biber gazı kullanımının yasaklanmasını talep etmesine rağmen, hükümet biber gazının gerekliliğini savunuyor.

Eylemler ve biber gazına ilişkin ilk uyarı Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic'ten geldi. Mijatovic, 30 Ocak'ta yaptığı açıklamada, "Fransa'da yüksek seviyedeki gerginlik endişe verici ve acilen durumun sakinleştirilmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Mijatovic, gösterilerde çok fazla kişinin yaralanmasından ve aralarında biber gazının da bulunduğu savunma silahlarının kullanımından endişe duyduğunu belirtti.

Avrupa Parlamentosu da polisin gösterilerde protestoculara karşı aralarında biber gazının da olduğu savunma silahlarının kullanımını kınayan karar tasarısını birkaç gün önce onayladı.

Polisin barışçıl gösterilerde eylemcilere karşı sert müdahalesi ve orantısız güç kullanımını kınayan kararda, üye ülkelerden polisin orantısız güç kullanmaması konusunda dikkatli olmaları istendi. Kararda polisin protestolarda kullandığı biber gazı güçlü biçimde kınandı.

Çok sayıda siyasetçi ve insan hakları savunucusu, sarı yeleklilerin gösterilerinde birçok göstericinin yaralanmasına neden olduğu için polisin biber gazı kullanmasına karşı çıkıyor.

Gösterilerde gözaltına alınan ve hapis cezasına çarptırılan kişilerin sayısı her geçen gün artıyor. Hükümetin paylaştığı son rakamlara göre, eylemlerin başladığı günden bu yana 8 bin 400 kişi gözaltına alındı, bin 796 kişiye hapis cezası verildi. Bu sayının daha da artması bekleniyor.

Sarı yeleklilerin gösterileri ölü sayısı bakımından Mayıs 1968'de yapılan eylemlerinden daha ağır sonuçlar doğurdu. Sarı yeleklilerin protestolarında 11 kişi hayatını kaybederken, 1968'deki gösterilerde 7 kişi yaşamını yitirmişti.

Fransa'da sarı yelekliler gösterilerin 14'üncü haftasında sokaklarda

PARİS (AA) – Fransa'da, başta başkent Paris olmak üzere çeşitli kentlerde yeniden sokağa çıkan sarı yelekliler Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve hükümetin politikalarını protesto etti.

Sarı yeleklilerin Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve hükümetin politikalarına karşı düzenlediği eylemler, 14'üncü haftasında yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleşti.

Paris'te Champs-Elysees Caddesi'nde toplanan eylemciler, kentte yürüyüşe geçti. Yürüyüş sırasında polisle göstericiler arasında kısa süreli gerginlik yaşandı. Daha sonra sarı yelekli eylemciler Invalides Meydanı'na gelirken, polis, taş ve şişe atan eylemcilere biber gazı sıktı.

Paris Emniyet Müdürlüğü, başkentteki gösteride 16 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Rouen kentinde düzenlenen eylemde ise arabasına saldıran göstericilerden kaçmaya çalışan sürücü, 3 kişiyi yaraladı. Sürücünün daha sonra polise teslim olduğu belirtildi.

Lyon'daki gösteride de protestocuların A7 otoyolunda yol kapatma eylemi yapması, trafikte aksamaların yaşanmasına neden oldu.

Bordeaux, Toulouse, Marseille, Nantes, Strasbourg, Nice ve Saint-Etienne gibi kentlerde de eylemler düzenlendi.

İçişleri Bakanlığının paylaştığı verilere göre, ülke çapındaki gösterilere Paris'te 3 bin olmak üzere 10 bin 200 kişi katıldı.

Sarı yeleklilerin yarın da sokağa çıkması bekleniyor.

  • Protestolar

17 Kasım 2018'den bu yana devam eden gösteriler, ülkede son yılların en şiddetli protestosu haline geldi.

Gösterilerde 11 kişi hayatını kaybetti ve 2 binden fazla kişi yaralandı, 8 bin 400 kişi gözaltına alındı, 1796 kişi hapis cezasına çarptırıldı.

Protestolarda polisle eylemcilerin zaman zaman çatışması, kamu kurumlarına saldırılar, mağazaların yağmalanması, araçların ve çöp bidonlarının yakılması ve polisin eylemcilere sert müdahalesi görülmüştü.

Gösteriler ülke ekonomisine devasa zarar verdi. Eylemler nedeniyle işsiz kalan kişi sayısı 72 bin 675'e yükselirken, bunun devlete maliyeti 38 milyon avro oldu. Eylemler nedeniyle mağaza, restoran ve alışveriş merkezlerinin uğradığı zarar 2 milyar avroyu geçerken, gıda sektörü yaklaşık 13 milyar avro zarar etmişti.

AP'den gösterilerde biber gazı kullanımını kınayan karar

STRAZBURG (AA) – Avrupa Parlamentosu (AP) polisin gösterilerde protestoculara karşı aralarında biber gazının da olduğu savunma silahlarının kullanımını kınayan karar tasarısını onayladı.

Strazburg'da bir araya gelen AP Genel Kurulunda birkaç siyasi grubun teklifi üzerine hazırlanan, polisin gösterilerde aralarında biber gazının da olduğu savunma silahlarının kullanımını kınayan karar tasarısı oylandı.

Tasarı, Genel Kurul'da 78'e karşı 438 "evet" oyuyla kabul edilirken, 87 parlamenter "çekimser" kaldı.

Polisin barışçıl gösterilerde eylemcilere karşı sert müdahalesi ve orantısız güç kullanımını kınayan kararda, üye ülkelerden polisin orantısız güç kullanmaması konusunda dikkatli olmaları istendi. Kararda polisin protestolarda kullandığı biber gazı güçlü biçimde kınandı.

Oylamadan önce konuşma yapan Fransız milletvekilli Yannick Jadot, polisin sarı yeleklilerin eylemlerinde biber gazı kullanmasına tepki göstererek, sadece Fransa, Polonya ve Yunanistan'da çok sayıda kişinin yaralanmasına neden olan biber gazının sınırsız biçimde kullanıldığını söyledi.

Boyun Eğmeyen Fransa Haraketi'nden milletvekili Younous Omarjee de, "Ülkem için endişeliyim, Fransa'daki özgürlükler için ve (Fransa) Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un otoriterleşmesinden endişeleniyorum." diye konuştu.

Fransa'da polisin sarı yeleklilerin gösterilerinde kullandığı biber gazı, çok sayıda kişinin yaralanmasına neden olmuştu. Ülke danıştayı, Fransa'nın en büyük sendikalarından Genel İş Konfederasyonu (CGT) ve İnsan Hakları Liginin (LDH), polisin, sarı yeleklilerin eylemlerinde biber gazı kullanmasını yasaklama talebini reddetmişti.

Fransız hükümeti, protestolarda kamu düzenini sağlamak için polisin biber gazı kullanması gerektiğini savunuyor.

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Dunja Mijatovic, gösterilerde çok fazla kişinin yaralanmasına neden olan biber gazı kullanımından endişe duyduğunu vurgulamıştı.

Liberation gazetesi, 17 Kasım'da başlayan sarı yeleklilerin eylemlerinde biber gazı nedeniyle 69 göstericinin yaralandığını, 14 göstericinin gözünü kaybettiğini belirtmişti.

Çok sayıda siyasetçi ve insan hakları savunucusu da sarı yeleklilerin gösterilerinde polisin biber gazı kullanmasına tepki göstermişti.

Cezayir, Fransa'dan çöldeki “nükleer atıklarını” toplamasını istedi

CEZAYİR (AA) – Cezayir'de, Fransa'dan, ülkenin güneyindeki çölde 1960 yılında gerçekleştirdiği nükleer denemeler sonucu oluşan atıkları toplaması istendi.

Cezayir resmi haber ajansı APS'nin haberine göre, devlete ait "Mücahid Gazetesi Forumu, Meşal eş-Şehid Derneği iş birliğiyle, Fransa'nın, ülkenin güneyindeki çölde düzenlediği nükleer denemelerin 59. yıl dönümü dolayısıyla sempozyum düzenledi.

13 Şubat 1960 Derneği Başkanı el-Hamil Buneame, sempozyumda yaptığı konuşmada, Fransa'nın bu nükleer patlamalardan kalan atıkları toplamak için derhal ve ciddi bir şekilde çalışmaya başlaması gerektiğini söyledi.

Buneame, nükleer atıkları toplama sorumluluğunun, denemelerle ilgili haritaları halen muhafaza eden Fransa'nın üzerinde olduğunu ifade etti.

Patlamalar sebebiyle insanlarda birden fazla kanser vakasına rastlandığına işaret eden Buneame, doktorların uygun tedavileri geliştirebilmesi için söz konusu patlamaların oluşturduğu hastalıkların listesinin oluşturulması gerektiğine değindi.

Avukat Fatıma ez-Zehra bin Berahim ise bu nükleer denemelerin zaman aşımına uğraması mümkün olmayan tam bir insanlık suçu olduğunu kaydetti.

Fransa'nın uluslararası normlar ve hukuki çerçevede hesap vermesini isteyen Bin Berahim, çevre kirliliğine sebep olan ve canlılara zarar veren söz konusu denemelerin yapıldığı yerlerin temizlenmesi gerektiğini vurguladı.

Tarihçi Muhammed Lahsen Zeğidi de Fransa'nın Cezayir'deki nükleer denemelerinin dünyada yaşanan en güçlü patlamalara sebep olduğunu kaydetti.

Uzmanlar, Cezayir'in güneybatısındaki Edrar vilayetine bağlı Reggan bölgesinde meydana gelen nükleer patlamanın 1945'te Hiroşima'ya atılan atom bombasının oluşturduğu patlamadan 5 kat daha büyük olduğunu belirtiyor.

Fransa, Cezayir'in güneyindeki çölde ilk nükleer denemesini 13 Şubat 1960'ta gerçekleştirmiş, nükleer denemelerine 1966'ya kadar devam etmişti.

Paris'teki gösteride polisi döven boksöre hapis cezası

PARİS (AA) – Fransa'nın başkenti Paris'te sarı yeleklilerin geçen ay düzenlediği gösteride iki polisi darbeden eski boksör Christophe Dettinger'e 2 yıl hapis cezası verildi.

Fransız basınında yer alan haberlerde, Dettinger'in 5 Ocak'ta yapılan eylemde 2 polisi darbettiği gerekçesiyle 2 yıl hapis cezasına çarptırıldığı belirtildi.

Boksta 2007 ve 2008'de Fransa şampiyonluğu elde eden Dettinger'in polisleri dövdüğüne dair görüntüler sosyal medyada geniş yankı bulmuştu.

Dettinger, 7 Ocak'ta gözaltına alınmış, iki gün sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Dettinger için düzenlenen yardım kampanyasında yaklaşık 130 bin avronun toplandığı kaydedilmişti. Bu yardım kampanyası birçok bakanın tepkisine neden olmuştu.

Bu arada sarı yeleklilerin öncü isimlerinden Maxime Nicolle'un avukatı Juan Branco, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, müvekkillinin, hükümetin ve polisin gösteri haklarını engellemeye çalıştığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduğunu ifade etti.

Fransa'da Suriye istihbaratı için çalıştığı iddia edilen kişiye gözaltı

PARİS (AA) – Fransa'nın başkenti Paris'te, Suriye istihbaratı için çalıştığı iddia edilen bir Suriyeli, insanlık suçu işlediği gerekçesiyle gözaltına alındı.

Paris Savcılığından yapılan açıklamada, ocak ayından bu yana yürütülen soruşturma kapsamında Suriye istihbaratı için çalıştığı iddia edilen 30 yaşlarındaki Suriyelinin, başkentte gözaltına alındığı belirtildi.

Açıklamada, söz konusu Suriyelinin 2011-2013 yıllarında Suriye'de görev yaparken, Beşşar Esed rejiminin sivil halka yönelik işlediği insanlık suçlarına ortak olmakla suçlandığı kaydedildi.

Suriye istihbaratı için çalışan kişinin, 2013'te Suriye'den ayrıldığı aktarıldı.

Almanya'da da bugün Suriye istihbaratı için çalıştığı iddia edilen 2 Suriyeli, aynı gerekçelerle tutuklanmıştı.

Renault, Carlos Ghosn'a tazminat ödemeyecek

PARİS (AA) – Fransız otomobil üreticisi Renault, kazancını düşük gösterdiği ve kişisel yatırımlarından doğan zararları şirketine ödettiği gerekçesiyle gözaltına alınan eski Renault-Nissan-Mitsubishi Alliance Yönetim Kurulu Başkanı Carlos Ghosn'a tazminat ödemeyeceğini duyurdu.

Renault'dan yapılan açıklamada, yönetim kurulu üyeleri ile yapılan toplantının ardından Ghosn'a tazminat ödememe kararı alındığı belirtildi.

Fransız basınında yer alan haberlerde, Ghosn'un tazminat ücretinin 30 milyon avro olduğunu kaydedildi.

Ghosn, geçen ay görevinden istifa ettiğini açıklamıştı.

Carlos Ghosn, 2011'den itibaren 5 yıl boyunca maaşını toplam 5 milyar yen (yaklaşık 234 milyon lira) düşük göstererek Japonya yasalarını çiğnediği şüphesiyle 19 Kasım'da Tokyo'da gözaltına alınmıştı.

Tokyo mahkemesi, Ghosn'un avukatlarının iki kez yaptıkları kefaletle salıverilme talebini reddetmişti.

Nissan Motor Yönetim Kurulu, gelirini düşük gösterme suçlamasıyla tutuklanan Nissan, Renault ve Mitsubishi ortaklığının Başkanı Carlos Ghosn'un görevine 22 Kasım'da son vermişti.

Mitsubishi Motors'dan 26 Kasım'da yapılan açıklamada, yönetim kurulu üyelerinin, yaptıkları toplantıda, Ghosn'un güvenilirliğini kaybetmesi nedeniyle görevine son verilmesi yönünde oy kullandığı kaydedilmişti.

  • 19 Kasım'dan bu yana gözaltında

Savcılık talebiyle 19 Kasım'dan bu yana gözaltı merkezinde tutulan Ghosn, 8 Ocak'ta Tokyo'da görülen halka açık duruşmada hakkındaki suçlamaları reddetmişti.

Ghosn'un avukatının tutuksuz yargılanma talebi ise delilleri karartma ve kaçma şüphesi gerekçesiyle reddedilmişti.

Ek iddianame hazırlayan savcılık, 11 Ocak'ta Ghosn'a 2008 mali krizi sırasında kişisel yatırımlarından uğradığı zararı şirkete ödettiği ve 2018'den önceki 3 mali yılda aldığı ücreti düşük gösterdiği gerekçesiyle iki ayrı güveni ihlal suçlaması yöneltmişti.

Fransa'dan sarı yeleklilerin gösterilerine ilişkin eylem planı

PARİS (AA) – Fransa Ekonomi Bakanı Bruno Le Maire, protestolar nedeniyle zarara uğrayan esnaf ve şehirlere maddi yardım içeren eylem planı hazırladıklarını bildirdi.

Le Maire, bakanlıkta Belediye Başkanları Derneği Başkanı François Baroin ve bazı büyükşehirlerin belediye başkanları ile görüştükten sonra basın toplantısı düzenledi.

Görüşmede sarı yeleklilerin eylemleri nedeniyle maddi zarara uğrayan esnafların durumunu ele aldıklarını kaydeden Le Maire, gösterilerdeki şiddet olaylarını kınadığını söyledi.

Le Maire, protestolar nedeniyle zarara uğrayan esnaf ve şehirlere maddi yardım içeren eylem planı hazırladıklarını ve 2-3 hafta içerisinde Başbakan Edouard Philippe'e sunacağını kaydetti.

Bu eylem planını en kısa zamanda hayata geçirmek istediğini ifade eden Le Maire, eylemler nedeniyle esnafların zararının yüzde 20-40, gösterilerin olduğu gün mağazasını kapatmak zorunda olanların kaybının ise yüzde 60 olduğunu belirtti.

Toulouse Belediye Başkanı Jean-Luc Moudenc, yaptığı konuşmada, birçok şehirde gösterilerde çevrede oluşan zararların maliyetinin 30 milyon avrodan fazla olduğunu kaydederek, hükümetten bu masrafları karşılamalarını istedi.

Protesto gösterileri ülke ekonomisine devasa zarar verdi. Eylemler nedeniyle işsiz kalan kişi sayısı 72 bin 675'e yükselirken, bunun devlete maliyeti 38 milyon avro oldu.

Gösteriler nedeniyle mağaza, restoran ve alışveriş merkezlerinin uğradığı zarar 2 milyar avroyu geçerken, gıda sektörü yaklaşık 13 milyar avro zarar etmişti. Eylemlerdeki şiddet olayları nedeniyle ülkede 6 bin araç, ofis ve evde 100-200 milyon avroluk hasar oluşmuştu.


Gösteriler yüzünden aralıkta Paris'e gerçekleştirilecek uluslararası uçuşlarda yüzde 5-10 düşüş yaşanırken, 2019'un ilk 3 ayı için Paris'e uçuş rezervasyonlarında da yüzde 6,8 gerileme olmuştu.

  • Protestolar

Akaryakıt zamlarına tepki olarak 17 Kasım 2018'de başlayan ancak daha sonra Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetimine karşıtlığa dönüşen eylemler, ülkede son yılların en şiddetli protestosu haline geldi.

Gösterilerde 11 kişi hayatını kaybetti, 2 binden fazla kişi yaralandı, 6 binden fazla kişi gözaltına alındı, bin 796 kişiye hapis cezası verildi.

Protestolarda polisle eylemciler zaman zaman çatışmış, kamu kurumlarına saldırılar düzenlenmiş, mağazalar yağmalanmış, araçlar ve çöp bidonları yakılmış, polis, eylemcilere sert müdahalede bulunmuştu.

Fransa G7 için sınır kontrollerini yeniden uzatacak

PARİS (AA) – Fransa İçişleri Bakanı Christophe Castaner, 2015'te yaşanan Paris saldırıları sonrası Schengen'i askıya alarak uygulamaya koydukları sınır kontrollerini, ağustos ayında Biarritz kentinde düzenlenecek G7 Zirvesi'ni kapsayacak şekilde uzatmayı planladıklarını söyledi.

Castaner, Ulusal Meclis'te yaptığı açıklamada, mayıs ayı itibarıyla sınır kontrollerini ülkenin güneyindeki Biarritz'te 24-26 Ağustos'ta düzenlenecek G7 Zirvesi kapsamında yeniden uzatmak istediklerini belirtti.

Fransa sınır kontrolleri kapsamında, AB üyesi ve Schengen alanında bulunan komşuları arasında normalde serbest geçişin sağlandığı sınırlarında kontroller ve denetimler yapabiliyor.

Sınır kontrolleri daha önce 30 Nisan'a kadar uzatılmıştı.

  • Şimdiye kadar 6 kez uzatıldı

Fransa, 13 Kasım 2015'teki Paris saldırıları sonrasında OHAL ilan etmiş ve sınırlarını serbest geçişe kapatmıştı. Sınır kontrolleri uygulaması ülkede şimdiye kadar 6 kez uzatıldı. OHAL uygulaması ise terörle mücadele ve kamu düzenini sağlamaya yönelik yasal düzenlemelerin ardından geçen yıl kaldırıldı.

Almanya, Avusturya, Danimarka, İsveç ve Norveç de sınır kontrolleri yapıyor. Bu uygulama, terörle mücadelenin yanında düzensiz göçleri engelleme amacıyla yapılıyor.

İtalya Başbakanı Conte'den Avrupa’ya eleştiri

STRAZBURG (AA) – İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Avrupa projesinin itici gücünü kaybettiğini ve kritik bir aşamada olduğunu belirtti.

Conte, Strazburg'da devam eden Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda Avrupa'nın geleceğine ilişkin konuşma yaptı.

"Avrupa projesi itici gücünü kaybetmiş görünüyor ve kritik bir aşamada." ifadelerini kullanan Conte, Avrupa Birliği'nin (AB) ekonomik bir perspektifle yetindiğini ancak siyasi bir vizyona ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Conte, AB'nin bütçesinin, İtalyan ekonomisini yeniden canlandırması gerektiğini savundu.

Göçmen meselesinin İtalya sayesinde Avrupa'daki tartışmaların merkezinde yer aldığını belirten Conte, göçmenlerle ilgili ayrım yapılmadan her ülkenin dayanışma içerisinde olması gerektiğini dile getirdi.