Kategoriler
Alaturka

İtalya ile Fransa arasındaki gerginlik sürüyor

MADRİD (AA) – İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini ve Ekonomik Kalkınma, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı Luigi Di Maio, “Onlar (İtalyanlar) tarihine yakışan liderler hak ediyor. ” diyen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a tepki gösterdi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un son dönemlerde İtalya ile yaşadıkları gerginliğe atfen “İtalyanlar çok büyük bir halk ve bizim dostumuz. Onlar tarihine yakışan liderler hak ediyor. ” şeklindeki sözlerine, İtalyan hükümetinden cevap geldi.

İtalya'da hükümet ortağı aşırı sağ görüşlü Lig Partisinin lideri, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini, bir radyoya yaptığı değerlendirmede, “İlk önce Fransa, yıllardır ağırladığı teröristleri ve katilleri iade etsin, daha sonra Macron'la konuşuruz. ” dedi.

Salvini, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'a hitaben “İtalya'nın dostu bir cumhurbaşkanı olduğunu göster ve katil olarak ömür boyu hapis cezaları bulunan bu teröristleri gönder. ” diye konuştu.

Bakan Salvini, İtalya'nın aranan teröristler listesinde olan ve yıllardır Fransa'da yaşadıkları tespit edilen 17 kişinin iadesini istedi.

  • “Kararı İtalyan halkına bırak “

Hükümetin diğer ortağı, sistem karşıtı sol görüşlü 5 Yıldız Hareketinin (M5S) lideri, Başbakan Yardımcısı ve Ekonomik Kalkınma, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı Luigi Di Maio da bir televizyon programındaki açıklamasında, Fransız Cumhurbaşkanı'nın sözlerine karşılık, “Macron, benim ve Salvini'nin üst düzeyde olmadığımızı söylüyor. Bunun kararını İtalyan halkına bıraksın. ” ifadelerini kullandı.

İtalya ve Fransa hükümetleri arasındaki gerginlik özellikle birkaç haftadır sürüyor. Di Maio, geçen haftalarda sosyal medya aracılığıyla yaptığı açıklamalarda, Fransa'yı Afrika'da sömürgeci bir politika izleyerek, fakirleştirmekle suçlayıp, Sarı Yelekliler hareketine açık destek vermişti.

Aynı şekilde Salvini de Fransa Cumhurbaşkanı Macron'u suçlayan açıklamalar yapmıştı.

Fransa hükümeti ise Di Maio ve Salvini'nin sözlerinden dolayı geçen haftalarda İtalya'nın Paris Büyükelçisi'ni Dışişleri Bakanlığı'na çağırmıştı.

Diğer yandan Fransa Cumhurbaşkanı Macron da geçen yıl haziran ayında yaptığı bir konuşmada, M5S lideri Di Maio'yu hedef alarak, “Bunları bir cüzzamlı gibi yayılırken görüyorsunuz, Avrupa'nın her yerinde biraz varlar. Tekrar ortaya çıkmalarını imkansız olarak gördüğümüz ülkelerde bile. ” diye eleştirmişti.

Kategoriler
Alaturka

“Sisi ile insan haklarını görüşeceğim”

KAHİRE (AA) – Resmi temaslarda bulunmak üzere dün Mısır'a gelen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile kapalı oturumda insan hakları konularını görüşeceğini söyledi.</p> <p>Fransız haber Ajansı AFP’ye açıklamalarda bulunan Macron, Sisi'nin Fransa'yı ziyaret ettiği Ekim 2017’den bu yana Mısır'da insan hakları durumunun daha da kötüleştiğini belirtti. </p> <p>Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile kapalı oturumda bazı muhaliflerin ve mahkumların durumunu görüşeceğini söyleyen Macron, &quot;Bu konuda çok açık bir şekilde konuşacağım. Öyle inanıyorum ki bu, Mısır’ın istikrarı ve Cumhurbaşkanı Sisi’nin çıkarına olacaktır.&quot; dedi. </p> <p>Ülke egemenliğine saygı duymak gerektiğini söyleyen Macron, Mısır halkının, mevcut yönetimin Hüsnü Mübarek döneminden daha kötü olduğunu düşündüğünü, bunun uzun vadede ülkenin istikrarını tehdit edeceğini belirtti. </p> <p>Macron, sözlerine şöyle devam etti:

“Mısır yönetimi ülke istikrarı için Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) ve diğer muhaliflere bu uygulamaların gerekli olduğunu düşünüyor. Bunu anlıyor ve saygı duyuyorum. Sadece siyasi muhalifler değil ülke istikrarını tehdit etmeyen klasik demokrasi yanlısı muhalifler de hapishanelerde tutuluyor. Gazeteciler ve eş cinsellerin Mısır için tehdit olmadığına inanıyorum. ”

Cumhurbaşkanı Macron ayrıca tüm yardımlaşmaları durdurmanın Mısır'ı Rusya ve diğer ülkelere yakınlaştıracağını ifade etti.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, resmi temaslarda bulunmak üzere dün Mısır’a gelmişti.

Kategoriler
Alaturka

“Merkel ve Macron tarihe adlarını yazdırma peşinde”

İSTANBUL (AA) – GÜLSÜM İNCEKAYA – Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) AB Danışmanı Prof. Dr. Mustafa Nail Alkan, &quot;Macron'un 'ortak ordu' rüyasına Merkel'in destek vermesini 'İkisi de tarih kitaplarına adlarını yazdırma peşindeler.' şeklinde yorumlamak mümkün.&quot; dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından ortaya atılan ve Almanya Başbakanı Angela Merkel'in de destek verdiği “Avrupa ordusu ” fikrini AA muhabirine değerlendiren Alkan, ilk defa 1950'de ortaya atılan “ortak ordu ” fikrinin 1990'lı yılların başında da eski Fransa Başbakan Alain Juppe ve eski Almanya Şansölyesi Helmut Kohl tarafından dile getirildiğini hatırlattı.

Geçen yıllarda Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker tarafından yeniden gündeme taşınan ve Macron'un da şu günlerde sık sık dile getirdiği ortak ordu fikrinin gerçekleşebilirlik olasılığının düşük bir ihtimal olduğunu savunan Prof. Dr. Alkan, şunları kaydetti:

“Macron, Avrupa Birliği (AB) ile sınır komşusu olan ve tehdit unsuru olarak gördüğü Rusya'ya karşı ABD'ye ihtiyaç duymadan kendilerini korumak için bir AB ordusuna ihtiyaç duydukları fikrini ortaya attı. Almanya Başbakanı Angela Merkel de destek verdi. Fakat burada unutulmaması gereken bir durum var. Merkel 2021 seçimlerinde aday olmayacağı için bu işin de devamında olmayacak. Merkel güçlü bir liderdi ama onun yerine geçecek olan Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) Partisi'nin yeni lideri Annegret Kramp-Karrenbauer, çok güçlü konumda değil. Sosyal Demokratlar şayet hükümete geçerse onlar da bu fikre sıcak bakmaz diye düşünüyorum. Macron'un da geleceği çok parlak değil. Dolayısıyla şu bir gerçek; Almanya olmadan Fransa'nın bu projeyi tek başına yürütmesi imkansız. ”

  • ''Birçok Avrupa ülkesi bu fikri benimsemiyor “

ABD ve NATO'nun “ortak ordu ” fikrine sıcak bakmadığını aktaran Alkan, ''NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve ABD Başkanı Donald Trump, bu fikre karşı çıkıyor. Dolayısıyla tüm NATO üyesi ülkeler de NATO varken böyle bir ordunun kurulmasını mantıksız buluyor ve 'NATO zaten bizi koruyor, ikinci bir ordu için neden masraf ediliyor? Bu masrafı kim karşılayacak?' şeklinde endişeleri var. Yani Almanya ve birkaç ülke dışında şu anda birçok Avrupa ülkesi bu fikri benimsemiyor.'' şeklinde konuştu.

  • “Brexit çözüme ulaşmadan İtexit ve Dexit tartışılmaya başlandı “

Prof. Dr. Alkan, AB'nin küresel bir aktör olmadığını, birliğin çökme aşamasına geldiğini, Brexit daha çözüme ulaşmadan İtexit ve Dexit'in tartışılmaya başlandığını öne sürdü.

AB'nin kurucu üyesi olan İtalya'dan sonra Almanya için Alternatif Partisi'nin (AfD) de dexit'i sık sık dile getirdiğini söyleyen Alkan, şöyle devam etti:

''AfD, iktidara gelmesi durumunda dexit'i düşüneceklerini açık açık söylüyor. Bu yeni dönemde ciddiye almak gerekiyor. AfD'nin önemini kimse anlamıyor. Hitler'den sonra ilk defa Alman Federal Parlamentosu'nda yer alıyor. 16 eyalet parlamentosunda yer alıyor. Oran yüzde 15, bazı eyaletlerde yüzde 20 oranında oy sahibiler. Bugün Almanya AB'den çıkarsa AB'yi kapatalım gitsin. Merkel iyi bir Avrupalıydı ve AB'ye çok destek verdi. Dolayısıyla dediğim gibi Merkel, başbakanlığı bıraktıktan sonra gelecek kişinin böyle bir oluşuma destek vermesi şu an için muamma.''

  • “Bu düşüncenin yavaş yavaş AB'yi böleceğini düşünüyorum “

“Macron'un 'Ortak Ordu' rüyasına Merkel'in destek vermesini 'İkisi de tarih kitaplarına adlarını yazdırma peşindeler.' şeklinde yorumlamak mümkün. ” değerlendirmesinde bulunan Alkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya ile Fransa arasında imzalanan Elysee Anlaşması'nın yıl dönümünde Macron ile Merkel arasında kararlaştırılan yeni dostluk anlaşması, Aachen'da yeniden imzalandı. Bu, iki ülke için önemli ama AB'yi bağlamaz. Bence bu anlaşmaya gerek yoktu. Zaten Elysee Anlaşması 1963'te imzalanmıştı. Merkel ve Macron tarihe geçmek için Aachen anlaşmasını imzaladılar. Bir süre gündem olur ama öyle dünyayı değiştirecek olay değil. Bu anlaşma Avrupa ordusuna gidecek bir yol ise asla değil. AB ülkeleri özellikle göçmen konusunda hiçbir şekilde anlaşamazken, bu göçmenleri 28 Avrupa ülkesine dağıtmazken kalkıp da ordu kurma konusunda anlaşacaklarını söylemek mantıksız geliyor. Diğer önemli bir sorun bu AB ordusunu finanse edecek kaynak. Belçika, Lüksemburg gibi silahlanmaya sıcak bakmayan, ihtiyaç duymayan ülkeler de var. Dolayısıyla ben bu düşüncenin yavaş yavaş AB'yi böleceğini düşünüyorum.''

  • “Türkiye ne zaman AB'ye tam üye olur, o zaman düşünebilir “

Prof. Dr. Alkan, Türkiye'nin “ortak ordu ” projesine dahil edilmesine dair tartışmaları değerlendirerek, Türkiye'yi AB içinde görmek istemeyen Avrupa'nın, oluşumun içine sokmaya çalışmasının iyi niyet göstergesi olmadığını ileri sürerek, sözlerini şöyle tamamladı:

''Türkiye NATO üyesi ama AB üyesi değil. Ayrıca bizi AB içinde görmek istemeyen Avrupa, sevimsiz işler olunca neden içine alıyor? Güvenlik sevimli bir iş değil bence. AB'nin Türkiye'ye ihtiyacı olursa davet eder. 'Biz size çok güveniyoruz.' diyerek bizi gaza getirip Türkiye'yi dahil etmeye çalışırlarsa çok olumlu bir şey olmaz. Türkiye, 1959'dan beri AB'ye girmeye çalışan bir ülke. Hiçbir zaman kapıları açılmıyor. Dolayısıyla Türkiye'nin bu olaya sıcak bakmaması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye ne zaman AB'ye tam üye olur, o zaman düşünebilir, karar verebilir. Ama şu an için Türkiye'nin böyle bir oluşum içine girme konusunda olumsuz cevap vereceğini tahmin ediyorum.''

  • “Farklı sesler yükselmeye başladı “

Bursa Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve ANKASAM AB-Balkanlar Uzmanı Doç. Dr. Nuri Korkmaz, Almanya'nın, Aachen Antlaşması ile “ortak ordu ” adımını atacağına dair mesajını verdiğini söyledi.

Avrupa'da bu antlaşmayla beraber farklı seslerin yükselmeye başladığını kaydeden Korkmaz, şu ifadeleri kullandı:

“Öncelikli olarak bu antlaşmayı Brexit'le birlikte yaygınlaşan korumacılık ve milliyetçiliğe tepki olarak gerçekleştirdiklerini belirten taraflar, Avrupa'nın zor günlerden geçtiğini ve bunun sınır ötesi iş birliğini artırmaya yönelik bir adım olduğunu söylemişlerdir. Burada da Avrupa Ordusu'ndan çekinen İngiltere'ye mesaj gönderildi. Brexit ile birlikte olası askeri oluşumda dışarıda kalabilecek olan İngiltere, Avrupa'daki yeni güvenlik oluşumunda da karar verici pozisyonda olmak istiyor. Bölgesel krizlere müdahale için kendi gücünü oluşturmaya çalışan AB bu konuda diğer ülkeleri de ikna etmek zorunda.

Çünkü Merkel ve Macron'un dediği gibi eğer ABD ordusundan daha büyük bir ordu oluşturulmaya çalışılacaksa Türkiye gibi ülkelerin de bu oluşuma dahil edilmesi gerekiyor. Türkiye'nin bu tarz bir oluşuma dahil olması ordunun müdahale alanları ve kapsamı gibi ayrıntıların açıklığa kavuşması ile mümkün olabilir. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Türkiye gibi bir ülkeyi yeni oluşumda görmek istemeyecekleri açık olmakla birlikte Türkiye'nin bu oluşuma yapacağı katkının büyüklüğü de açıktır.

Ayrıca ekonomik kriz nedeniyle yeni tasarruf tedbirlerinin alındığı Avrupa'da, NATO'ya ek olarak kurulacak Avrupa ordusu için üye ülkelerin ek kaynak aktarma konusunda istekli olup olmadığı da önemlidir. NATO üyesi AB üyesi ülkelerin bir kısmı bu konuda sorun çıkarabilir. ”

  • “Çin ve Rusya tehdidi, AB ordusunu zorunlu kıldı “

Başkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Haluk Karadağ, AB'nin ordu kurmaya yönelik girişimlerinin altında temelde soğuk savaşın ardından NATO'nun ve dolayısıyla ABD'nin güdümünden çıkma fikrinin yattığını söyledi.

İngiltere'nin martta Brexit sürecinin sonuna gelerek AB'den ayrılmasının güvenlik politikalarının oluşumunda birliğin iki güçlü üyesi Fransa ile Almanya'yı birlikte hareket etmeye zorladığını kaydeden Karadağ, şunları anlattı:

“Aslında AB'nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikaları, 1991'de imzalanan Maastricht Anlaşması'yla oluşturulmuş, 1999'da Köln'de imzalanan AB Güvenlik ve Savunma Politikası ile şekillendirilmiştir. 13 Kasım 2017'ye gelindiğinde AB üyesi 23 devlet kısaca PESCO olarak bilinen Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği Savunma Anlaşması'nı imza etmiştir. Fransa ve Almanya'nın ikili inisiyatifi ile geliştirilen söz konusu anlaşma imzacı üye devletlerden AB'nin ortak savunmasına nasıl katkı yapacağını öngören planlarını hazırlamasını istemektedir. AB de 2020 yılından itibaren bahse konu güvenlik mimarisine 5 milyar avroluk bütçe ayırmayı taahhüt etmiştir. ”

Tüm AB üyesi devletlerin bu mimariyi desteklememesinin birlik için handikap olarak görüldüğünü aktaran Karadağ, gelecekte ortak bir konsensüs sağlanacağına dair düşünceleri olduğunu dile getirdi.

Karadağ, şöyle devam etti:

''Böyle bir yapının kurulmasının ardında yatan görünürdeki gerekçenin ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO üyesi Avrupalı devletlerin savunma harcamalarını artırarak, NATO'ya daha fazla katkı yapmasını istemesi olarak düşünülebilir ancak sorunun temelinde dünyada yeniden şekillenen küresel dengelerin bulunduğu gerçeği yatmaktadır. ABD'nin hakim gücünün yanı sıra özellikle Putin Rusyası'nın Kırım özelinde Ukrayna'da ve Suriye özelinde Orta Doğu'da askeri olarak yeniden gücünü göstermesi ve Çin'in küresel alanda ekonomik gücünü, bölgesel olarak da askeri gücünü artırması AB'yi bu çok kutupluluğa doğru şekillenmekte olan dünyada kendi güvenliğini sağlama ve ekonomik çıkarlarını güvence altına almaya zorlamaktadır dersek fazla abartmamış oluruz. Bu nedenle İngiltere'nin ayrılmasının ardından günümüzde AB'nin lokomotif ülkeleri olan Fransa ve Almanya'nın liderliğinde ekonomik olarak güçlenecek AB'nin, askeri olarak da etkinliğini artırarak küresel düzlemde kendi çıkarlarını koruma gayretini sürdüreceği değerlendirilmektedir. “

Kategoriler
Alaturka

GRAFİKLİ – Almanya ile Fransa'dan iş birliğinde yeni dönem

BERLİN/PARİS (AA) – ERBİL BAŞAY/YUSUF ÖZCAN – Almanya ile Fransa arasında dün imzalanan Aachen Anlaşması, iş birliğinde yeni bir dönem başlatmayı ve ortaklığı yeni bir seviyeye çıkarmayı hedefliyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un dün Aachen kentindeki belediye salonunda dışişleri bakanlarıyla imzaladığı anlaşma, iki ülkenin Avrupa'da iş birliği, güvenlik ve dış politika konularında birlikte hareket etme niyetini temsil ediyor.

Merkel, imza töreninde “Aachen Anlaşması'yla ülkelerimiz arasındaki iş birliği temelini yeniliyoruz. El ele çağımızın büyük zorluklarının üstesinden gelmek istediğimizi vurguluyoruz. ” ifadesini kullanırken, konuşmasında özellikle askeri iş birliğine vurgu yapması dikkati çekti.

Anlaşmayla Almanya ve Fransa'nın ortak bir askeri kültür, ortak savunma ve silah endüstrisi için taahhütlerde bulunduğunu vurgulayan Merkel, “Bununla (Aachen Anlaşması ile) Avrupa ordusunun oluşmasına katkıda bulunmak istiyoruz. ” şeklinde konuştu.

Törende Merkel ve Macron, Avrupa'daki popülist ve nasyonalist söylemlere karşı da uyarıda bulunarak, bunlarla mücadelede iki ülkenin iş birliğini pekiştirmesinin önemine işaret etti.

  • Fransa ve Almanya ne istiyor?

Anlaşmada, iki ülkenin ekonomilerinin bütünleşmesinin yanı sıra kültür, eğitim, araştırma, teknoloji, yapay zeka, iklim ve çevre alanlarında iş birliğinin daha da geliştirilmesi amaçlanıyor.

Fransa, anlaşma vasıtasıyla Almanya ile ilişkilerini güçlendirmeyi ve böylece Avrupa Birliği (AB) için savunma, güvenlik ve iklim değişikliği gibi önemli konularda öncü rol oynamayı istiyor.

Emmanuel Macron'un cumhurbaşkanı koltuğuna oturduğu günden bu yana Avrupa'nın yeni lideri olma hedefi düşünüldüğünde bu anlaşmanın özellikle Avrupa'nın “lider krizi ” yaşadığı şu günlerde imzalanması oldukça manidar oldu.

Anlaşmanın önemini vurgulayan Macron'un, “Bu anlaşma Avrupa'nın tekrar bir olması noktasında önem arz ediyor ve bu günümüzde ihtiyacımız olan bir ruh. ” şeklinde konuşması onun AB'yi tekrar canlandırma isteğine işaret ediyor.

Yeni bir dönemin başladığını dile getiren ve Almanya ile Fransa'nın AB'de öncü rol oynayarak sorumluluk almasını isteyen Macron, “Avrupa'daki kaosun sebebi olan savaş izleri Avrupa sınırları dışından geliyor. Buna karşı ortak bir politika oluşturmamız gerekiyor. Avrupa'daki barışın sağlanabilmesi için Almanya ve Fransa çok önemli iki öznedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Almanya da iki ülke arasında son dönemde geriye giden ilişkileri yeniden artırmayı hedefliyor.
İki ülkenin iş birliğiyle birçok konuda kriz içinde bulunan AB'yi canlandırmak isteyen Almanya'nın, İngiltere'nin AB'den ayrılmasından (Brexit) sonra Fransa ile AB politikalarını belirlemesi bekleniyor.

  • İki lider de zor durumda

Macron ülkesinde sarı yeleklilerin protestolarına maruz kalırken, Merkel Almanya’da eyalet seçimlerinde partisinin aldığı düşük oy oranı sebebiyle lideri olduğu Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CSU) genel başkanlığından istifa etti.

İki lider bu yeni atılımla iç siyasette yaşadıkları zor dönemi atlamayı da deneyecekler.

  • Eleştiri ve tepkiler

Anlaşmada yer alan hedeflerin nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin eleştiri ve tepkiler iki ülkede de dillendirildi.

İki ülkenin silahlı kuvvetlerinin iş birliği içinde olacağının anlaşmada taahhüt edildiği ancak ülke dışına gönderilen askerler konusunda Almanya ve Fransa'da farklı düzenlemelerin bulunduğu ve bu nedenle savunma alanında iş birliği yapılmasının zor olacağı belirtiliyor.

Anlaşmadaki “ortak projelerde silah ihracatına ortak yaklaşım getirileceği ” maddesine ilişkin de gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından Almanya'nın Suudi Arabistan'a silah satışını durdururken Fransa'nın buna yanaşmamasının iki ülkenin savunma politikalarındaki farklılığı ortaya koyduğuna dikkati çekildi.

Ülkelerden birinin silahlı saldırıya uğraması halinde diğerinin mümkün olduğu kadar yardımda bulunmasının anlaşmada öngörülmesi konusunda ise benzer bir maddenin AB ve NATO sözleşmelerinde yer aldığına işaret edildi. Anlaşmadaki bu maddenin bazen NATO'yu sorgulayan ABD Başkanı Donald Trump'ın tutumuna cevap olabileceği ifade edildi.

Avrupa ordusuna ilişkin söylemlerin daha önce de ifade edildiği belirtilirken, Almanya'nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde (BMGK) daimi üye olarak yer alması talebinin ise diğer daimi üyelerin onayından geçmesinin mümkün olmayacağı aktarıldı. Ayrıca bunun, iki ülkenin BMGK'de AB'nin ortak bir sandalye ile temsil edilmesine ilişkin hedeften vazgeçtiği anlamını taşıdığı yorumu yapıldı.

Ekonomik alanda ise Almanya'nın Macron'un vergi ve mali düzenlemelerle ilgili önerilerine şimdiye kadar cevap vermediği aktarılırken, iki ülkenin zaten önemli konularda istişare ettikleri hatırlatıldı.

Almanya'da olumlu bulunan maddeler ise sınır bölgelerinde halkın yaşam koşullarını kolaylaştırma konusunda engellerin kaldırılması olarak gösterildi.

  • Hedef çok, somut çözüm yok

Böylelikle imzalanan anlaşmanın iki ülke için fazla bir şey vadetmediği, anlaşmada yer alan maddelerin aslında pratikte uygulandığı, dolayısıyla sembolik olduğu yorumları yapılıyor.

Anlaşmada hedefler ve niyetler sıralanırken çözüme ilişkin somut maddelerin hemen hemen hiç bulunmadığının da altı çiziliyor.

Deutschlandfunk radyosunun haber yorumunda, “Birçok niyet beyanı ancak somut bir şey yok ” başlığı kullanılarak “Paris ve Berlin, gerçekten cesaretli ortak adımlar konusunda anlaşamadı. ” değerlendirmesi yapıldı.

Süddeutsche Zeitung gazetesi de “Ortak güvenlik politikası olmayacak ” başlığıyla duyurduğu haberinde, istekler ile gerçekler arasında 3 ayın bulunduğunu ifade ederek, gazeteci Kaşıkçı'nın öldürülmesinin ardından Suudi Arabistan'a silah satışı konusunda iki ülkenin farklı tutum sergilediğini anımsattı.

Fransız tarihçi ve Almanya-Fransa ilişkileri uzmanı Marion Gaillard, 1963'te imzalanan Elysee Anlaşması'yla iki ülke arasındaki ilişki ve iş birliğinin çok yüksek düzeye ulaştığını, bu nedenle yeni bir anlaşmayı imzalamanın gerekli olmadığını belirtti.

Gaillard ayrıca, AB'nin zor zamanlar geçirdiği bu günlerde bu yeni anlaşmanın siyasi bir amaç güttüğünü ifade etti.

Fransa'daki bazı uzmanlar ise Aachen Anlaşması'nın Fransa'nın egemenliğini tehlikeye soktuğunu ve birçok açıdan Fransa Anayasasına aykırı olduğunu savunuyor.

Gazeteci yazar Alfred Grosser, Paussauer Neuen Presse gazetesine yaptığı açıklamada, Merkel'in Macron'un reform önerilerini kabul etmesi durumunda Avrupa'nın iyi duruma geleceğini belirterek, “Aachen Anlaşması birçok yeni fırsat sunuyor. ” dedi.

Yeni anlaşmanın Elysee Anlaşması'ndan daha faydalı olduğunu ifade eden Grosser, “Şimdi semboller değil somut tedbirlere ihtiyacımız var. ” değerlendirmesinde bulundu.

Almanya'daki aşırı sağcı AfD partisinin Meclis Grubu Başkanı Alice Weidel de savunma alanında yapılması öngörülen çalışmalara dikkati çekerek, bu alandaki iş birliğinden Fransa'nın yararlandığını kaydetti.

Weidel, “Anlaşmadaki dördüncü madde, Afrika'ya Alman askerlerinin kuşku duyulan görevlere gönderilmesine ve Alman silah teknolojisinin Fransız ortak şirketleriyle satılmasına kapıları açıyor. ” ifadesini kullandı.

  • AB temkinli, NATO memnun

Anlaşmanın imzalanmasının ardından AB ve NATO kanadından farklı tepkiler yükseldi.

AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Avrupa'nın birlik ve dayanışmaya inancının canlanması gerektiğini belirtti.

AB'nin kendi içinde ve dışında çok sayıda muhalifi bulunduğunu ifade eden Tusk, “Avrupa, Paris ve Berlin'den 'dar çerçevedeki iş birliklerinin tüm Avrupa'nın iş birliğine alternatif olmadığı' yönünde açık bir sinyale ihtiyaç duyuyor. ” diye konuştu.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ise anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını bildirerek, anlaşmanın güvenlik ve savunmayla ilgili maddeleri hakkında iki ülkenin NATO müttefiklerine bilgi verdiğini aktardı.

  • Öne çıkan maddeler

7 başlıkta 28 maddeden oluşan 16 sayfalık anlaşmada öne çıkan maddeler arasında ilk başlık AB olarak göze çarpıyor.

AB'de alınacak kararlarda iki ülke arasında iş birliğinin derinleştirilmesi ve koordinasyonun sağlanması isteniliyor ve bunun için AB'de düzenlenecek büyük toplantılar öncesinde iki ülke temsilcilerinin istişare yapması ve ortak tutum sergilenmesi için çaba harcanması öngörülüyor.

Güvenlik politikası alanında ise ülkelerden birinin silahlı saldırının hedefi olması halinde diğerinin mümkün olduğu kadar yardımda bulunması anlaşmada yer alıyor. Terörizmle mücadelede birlikte hareket edilmesi isteniyor.

Savunma alanında hedeflenen iş birliği arasında ortak Savunma ve Güvenlik Konseyinin oluşturulması ve silah ihracatına ilişkin ortak yaklaşım geliştirilmesi talep ediliyor.

Dış politika başlığı altında ise dışişleri bakanlıklarının ve diplomatik misyonların iş birliğinin genişletileceği vurgulanırken, “Almanya'nın BMGK'ye daimi üye olarak alınması Alman-Fransız diplomasisinin önceliğidir. ” ifadesi kullanıldı.

Eğitim alanında karşılıklı diğer ülkenin dilini öğrenen öğrenci sayısının artırılması, karşılıklı diplomaların tanınması ve üniversitelerin iş birliğine gitmesi gibi birçok konuda daha yakın çalışma yapılması öngörülüyor.

Sınır bölgelerinde halkın yaşam koşullarını kolaylaştırma konusunda engellerin kaldırılması istenilirken bunun için bu bölgelerde çeşitli ortak projelerin hayata geçirilmesi ve yasal düzenlemelerin yapılması hedefleniyor.

İki halkın daha da yakınlaşması için yapılacak çalışmalar konusunda ortak bir fon kurulacak.

Anlaşmada, çevre alanında Paris Anlaşması'nın uygulanması ve BM'nin 2030 sürdürebilir kalkınma hedeflerine ulaşması için iki ülkenin yakın iş birliğinde olacağı belirtilirken, enerji dönüşümünün ilerletilmesinin sağlanması için çaba sarf edilmesi istendi.

Kategoriler
Alaturka

Fransa'nın Suriye'deki askeri varlığı devam edecek

PARİS (AA) – Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin bu yıl Suriye ve Irak'ta askeri varlığını sürdüreceğini bildirdi.

Macron, Toulouse kentindeki hava üssünde askerlere hitabı sırasında Suriye'ye ilişkin açıklamalarda bulundu.

ABD'nin Suriye'den çekilmesinin kendilerini DEAŞ'a karşı mücadeleden alıkoymaması gerektiğini belirten Macron, “Fransa 2019'da Levant bölgesinde (Suriye ve Irak) askeri varlığını sürdürecek. ” dedi.

Macron, ayrıca sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, terör örgütü YPG/PKK'nın işgalindeki Münbiç'te, ABD askerlerinin devriye yaptığı sırada gerçekleştirilen bombalı saldırıyı kınadı.

Kategoriler
Alaturka

Macron'a göre İngiltere anlaşmayla ilgili ek süre isteyecek

PARİS (AA) – Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Theresa May'in Avrupa Birliği (AB) ile vardığı birlikten çıkış (Brexit) anlaşmasının İngiliz parlamentosunda yapılan oylamada reddedilmesinin ardından İngiltere'nin muhtemelen AB'den anlaşma ile ilgili ek süre isteyeceğini belirtti.

Macron, sarı yeleklilerin gösterilerinin yol açtığı sorunlara çözüm bulmak için Grand Bourgtheroulde semtinde düzenlediği toplantıda İngiliz parlamentosunun Brexit anlaşmasını reddetmesine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Oylamanın reddedilmesinden sonra üç senaryonun gerçekleşebileceğini belirten Macron, ilkinin Brexit anlaşmasının iptali olduğunu, bu durumda kaybedenin İngilizler olacağını kaydetti.

Macron, ikinci senaryonun İngiltere'nin AB'den anlaşma ile ilgili yeni taleplerde bulunması olacağını ifade ederek, anlaşmanın tekrar müzakereye açılamayacağını vurguladı.

Kendisine göre gerçekleşmesi muhtemel üçüncü senaryoda İngiltere'nin anlaşma ile ilgili AB'den ek süre isteyeceğini belirten Macron, “Belki başka bir şey bulmak için Avrupa Parlamentosu seçimlerine girecekler. Bu çok belirsizlik ve endişe yaratıyor. ” dedi.

Macron, oylamadan sonra baskının İngiltere tarafında olduğu kaydederek, “Referandum, dışardan yalan haberler üreten kişiler tarafından manipüle edildi. ” diye konuştu.

İngiliz parlamentosunda yapılan oylamada May'in AB ile vardığı birlikten çıkış anlaşması 202 evet oyuna karşı 432 hayır oyu ile reddedilmişti.

Kategoriler
Alaturka

Fransa'da sarı yeleklilerin gösterileri 9'uncu haftasında

PARİS (AA) – Fransa'da hükümet karşıtı sarı yelekliler, başkent Paris ve Bourges'da yoğun güvenlik önlemleri altında gösteri düzenliyor.

Fransa'da akaryakıt zamlarına ve ekonomik şartların kötüleşmesine tepki olarak kasım ayında başlayan ancak daha sonra Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetimine karşı dönüşen eylemler 9'uncu haftasında da devam ediyor.

Başkent Paris'te Ekonomi Bakanlığı yakınlarındaki Bataillon du Pacifique Meydanı’nda toplanan sarı yelekli göstericiler, yerel saatle 11.00'de Champs-Elysees Caddesi'ne doğru yürüyüşe geçti. Zaman zaman “Macron istifa ” sloganları atan göstericiler ile polis arasında şu ana kadar herhangi bir gerginlik yaşanmadı.

Bourges'da ise göstericiler, izin verilmeyen tarihi şehir merkezinin dışında yürüyüşlerine devam ediyor.

Gösteriler için ülke çapında 80 bin polis görevlendirildi. Paris'te 24, Bourges'da 5 kişinin zarara yol açacak alet taşımaları nedeniyle gözaltına alındığı açıklandı.

  • “Sert karşılık tehdidi ”

İçişleri Bakanı Christophe Castaner, büyük kısmı barışçıl olan göstericiler arasında radikalleşmenin artmasına karşı uyarıda bulundu. Castaner, olay çıkaran veya onları destekleyenlere sert karşılık verecekleri tehdidinde bulundu.

Bu arada, geçen haftalarda bazı mağazaların ateşe verildiği ya da yağmalandığı Champs-Elysees Caddesi'nde, iş yerleri sahipleri de kendi önlemlerini aldı. Bazı mağazaların çelik ya da sunta perdelerle korumaya alındığı görüldü.

  • Protestolar

Fransa'da akaryakıt zamlarına ve ekonomik şartların kötüleşmesine tepki olarak 17 Kasım 2018'de başlayan eylemler, ülkede son yılların en şiddetli protestosu haline geldi.

Protestolarda polisle eylemcilerin ara ara çatışması, kamu kurumlarına saldırılar, mağazaların yağmalanması, araçların ve çöp bidonlarının yakılması, sokaklarda alevlerin yükselmesi, polisin eylemcilere sert müdahalesi dikkati çekti.

Gösterilerde şimdiye kadar 10 kişi hayatını kaybetti ve 1700'den fazla kişi yaralandı, 5 bin 600 kişi gözaltına alındı, binden fazla kişi hapis cezasına çarptırıldı.

Ekonomik yönden ise eylemler 58 bin kişiyi işsiz bırakırken, bunun devlete maliyeti 32 milyon avro oldu. Bununla beraber gösteriler nedeniyle alışveriş merkezlerinin zararı 2 milyar avroyu geçti.

Eylemler nedeniyle aralıkta Paris'e yapılan uluslararası uçuşlarda yüzde 5-10 düşüş yaşanırken, gösteriler 2019'un ilk 3 ayı için Paris'e uçuş rezervasyonlarında da yüzde 6,8 gerilemeye neden oldu.

Kategoriler
Alaturka

Putin ile Macron Suriye'yi görüştü

MOSKOVA (AA) – Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron telefonda Suriye'yi görüştü. </p> <p>Kremlin Sarayı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Putin'in, Macron ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiği belirtildi.

Açıklamada, ” Görüşmede, İstanbul'da 27 Ekim 2018'de Rusya, Türkiye, Almanya ve Fransa liderler zirvesinin sonucunda anayasa komitesinin oluşturulması konusunda ulaşılan anlaşma bağlamında Suriye meselesinin çözümü ayrıntılı olarak ele alındı. ” denildi.

Ayrıca görüşmede her iki liderin Ukrayna krizine ilişkin görüş alışverişinde bulunduğu da aktarıldı.

Kategoriler
Alaturka

Macron ABD'nin Suriye kararından üzüntü duyuyor

PARİS (AA) – Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD'nin Suriye'den çekilme kararından derin üzüntü duyduğunu açıkladı.

Macron, resmi temaslarda bulunmak üzere bulunduğu Çad'ın başkenti Encemine'de Cumhurbaşkanı İdris Debi ile ortak basın toplantısı düzenledi.

ABD'nin Suriye'den çekilme kararına ilişkin, “Alınan karardan derin üzüntü duyuyorum. ” ifadesini kullanan Macron, bir müttefikin omuza omuza mücadele etmesi ve güvenilir olması gerektiğini söyledi.

Macron, Fransa'nın yurt dışındaki operasyonlarının bir başka ülkenin kararına bağlı olmadığını belirterek ülkesinin Suriye'deki askeri varlığının devam edeceğini vurguladı.

Macron, Suriye'de SDG ismini kullanan terör örgütü YPG/PKK'ya değinerek şunları kaydetti:

“ABD'nin temel gücü olduğu uluslararası koalisyonun, SDG'nin desteğiyle Suriye'de operasyon yürüttüğünü unutmamalıyız. Sahada teröristlere ve Paris'te ve diğer yerlerde terör saldırıları düzenleyenlere karşı mücadele edenler SDG ve Suriye'deki Kürtlerdir. Dolayısıyla herkesi sorumluluğa çağırıyorum ve onlara borçlu olduğumuzu unutmamalıyız. ”

Kategoriler
Alaturka

Macron'dan asgari ücrete zam açıklaması

PARİS (AA) – Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, şirketlere ek vergi yükü getirmeden asgari ücrete 2019'da aylık 100 avro zam yapılacağını açıkladı.

Macron, Elysee Sarayı'ndan halka seslenerek sarı yeleklilerin protestolarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Gösterilerdeki şiddet olaylarını hiçbir şekilde affedemeyeceğini ifade eden Macron, hiçbir öfkenin polise yönelik şiddeti haklı göstermeyeceğini, sükunetin hakim olması gerektiğini söyledi.

Macron, halkın öfkeli olduğunu unutmadığını, bu öfkenin akaryakıt zamlarıyla başladığını ve daha derin olduğunu belirtti.

Ekonomik ve sosyal olağanüstü hal ilan ettiğini Macron, ay sonunu zor getiren, çetin ekonomik koşullarda yaşayanların farkında olduğunu vurguladı.

Macron, son 40 yılın yanlışlarının ortaya çıktığını, bu durumu düzeltmek için göreve geldiğinden bu yana çalışmalar yaptığını ve tüm sorumlulukları aldığını kaydederek yeni çözüm yolu bulabileceklerine inandığını ifade etti.

Yeni bir Fransa inşa etmek istediğinin altını çizen Macron, şirketlere ek vergi yükü getirmeden asgari ücrete 2019 itibarıyla aylık 100 avro zam yapılacağını açıkladı.

Yapabilen işverenlerin çalışanlarına yıl sonunda prim ödemesini istediğini ifade eden Macron, bu durumda işverenlerden ek vergi istenmeyeceğini belirtti.

Macron ayrıca 2019 yılı itibarıyla fazla mesai ücretlerinden vergi alınmayacağını duyurdu.

2 bin avronun altındaki emeklilik maaşlarından artık kesinti yapılmayacağını belirten Macron, bu kararların yarın Başbakan Edouard Philippe tarafından Ulusal Meclis'e sunulacağını söyledi.

Macron, hükümetin ve Ulusal Meclis'in vergi kaçakçılığıyla ilgili de çalışmalar yapacağını ifade ederek adaletsizliğin bu şekilde giderilebileceğini vurguladı.

Toplum için sorun teşkil eden konuların tartışılmasını istediğini belirten Macron, devletin işleyişi ve kamu kurumlarıyla ilgili de çalışmalar yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Göçmen meselesinin de gündeme getirilmesinin önemine işaret eden Macron, sorunları görüşmek üzere ülkedeki tüm belediye başkanlarını ziyaret edeceğini dile getirdi.

Macron, ülkenin tarihi anlarından birini yaşadığını belirterek tüm çabasının halkı için olduğunu söyledi.

  • Protestoların nedeni

Fransa'da akaryakıt zamlarına ve ekonomik şartların kötüleşmesine tepki olarak 17 Kasım'da başlayan ancak daha sonra Macron yönetimine yönelik öfkeye dönüşen “sarı yeleklilerin ” eylemleri, ülkede son yılların en şiddetli protestosu haline geldi.

Genellikle şehir merkezlerindeki yüksek kiralar nedeniyle kırsal bölgelere yerleşenlerden oluşan göstericiler, Macron'dan ekonomik koşulların iyileştirilmesini talep ediyor.

“Sarı yelekliler “in protesto ettiği akaryakıt zamlarının 2019 yılı için iptal edildiği açıklanmış ancak eylemciler bunu yeterli bulmayarak gösterileri sürdüreceklerini duyurmuştu.