Çengelköy ve Kuleli'deki darbe girişimi davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında, kapatılan Kuleli Askeri Lisesi, Vaniköy, Beykoz'da yaşananlar ve Çengelköy Polis Merkezi'nin işgali ile burada çıkan olaylarda 8 kişinin şehit edilmesine ilişkin davada 50 sanığın "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.

İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan 39. duruşmaya, 48'i tutuklu 54 sanık ile avukatları katıldı.

Duruşmada, Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve Milli Savunma Bakanlığı avukatlarıyla bazı müştekiler de hazır bulundu.

Cumhuriyet Savcısı Caner Babaloğlu, esas hakkındaki mütalaasını hazırladığını belirtti.

Mütalaada, Kuleli Askeri Lisesi'nin komutanları eski Albaylar Mürsel Çıkrıkçı ve Muammer Aygar ile 14 çevik kuvvet polisinin de aralarında bulunduğu 50 sanığın "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.

Rütbeli 36 asker hakkında "terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl altışar aydan 15'er yıla kadar hapis cezası istenilen mütalaada, 8 rütbeli askerin Mustafa Cambaz, Kader Sivri, Gökhan Esen, Halil Kantarcı, Burak Cantürk, Osman Yılmaz ve Fatih Dalgıç'ın şehit edilmesine ilişkin "nitelikli kasten öldürme" suçundan yedişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilmesi öngörüldü.

Duruşma, savcı Babaloğlu'nun esas hakkındaki mütalaasını okumasıyla devam ediyor.

Advertisements

Hava Harp Okulu'ndaki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin Hava Harp Okulu'nda görevli subayların da aralarında bulunduğu 32’si tutuklu 43 sanığın yargılandığı davanın sekizinci duruşması başladı.


İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Bakırköy Adliyesi Konferans Salonu'nda yapılan duruşmaya, 6 tutuklu, 9 tutuksuz sanık ve avukatları katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Savunma Bakanlığı'nın avukatları da duruşmada hazır bulundu.

Duruşma, sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor. 



– İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca hazırlanan 687 sayfalık iddianamede, darbe kalkışması öncesi Hava Harp Okulu'nda düzenlenen toplantı ve koordinasyon çalışmaları ile darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz 2016 sabahı ve darbe girişimi sırasında okulda gelişen olaylar anlatılıyor.



İddianamede, 14 Temmuz 2016'da öğle saatlerinden itibaren Hava Harp Okulu Komutanı Tuğgeneral Fethi Alpay'ın makam odasında darbe koordinasyon toplantısı düzenlendiği, toplantılara eski 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Mehmet Nail Yiğit, eski İstanbul Jandarma Komutanı Kurmay Albay Gürcan Sercan, eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Albay Ahmet Çelebioğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı görevlisi eski Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş'in katıldığı belirtiliyor.


Tuğgeneral Sönmezateş'in, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın derdest edilmesi" emrini bu toplantıda aldığı kaydedilen iddianamede, toplantıların geç saate kadar gizlilik içerisinde yapıldığı, 16 Temmuz'da, toplantının yapıldığı komutanlık katındaki kameraların sökülerek saklandığı, soruşturmada saklanan kameraların bulunduğu ve toplantıya ilişkin görüntülerin elde edildiği bildiriliyor.


– İstanbul Valisi Şahin'in derdest edilme planı




Darbe teşebbüsü gecesi Hava Harp Okulu'ndan yola çıkan subay ve astsubayların, Zeytinburnu Kazlıçeşme'de emniyet güçleri tarafından yakalandığı ve sanıklardan eski Binbaşı Ecir Şık'ın üst aramasında 4 sayfadan ibaret darbe görevlendirme planının ele geçirildiği vurgulanan iddianamede, burada İstanbul Valisi Vasip Şahin'in derdest edilmesiyle ilgili bir planın yazılı olduğunun görüldüğü aktarılıyor.




İstanbul'da darbe kalkışması için havalanan askeri helikopterlerin iniş-kalkış koordinesine ilişkin tespitler ile Atatürk Havalimanı ve Ulus'taki TRT binasının işgalinin yönetilmesine ilişkin planlardan da bahsedilen iddianamede, sanıkların "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" ve "TBMM ile hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

Sanıkların ayrıca "silahlı terör örgütü yöneticisi veya üyesi olmak, hava ulaşım araçlarının alıkonulması, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi" gibi suçlardan da değişik oranlarda hapis cezalarına çarptırılması talep ediliyor.

Hava Harp Okulu'ndaki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin, Hava Harp Okulu'nda görevli subayların da aralarında bulunduğu 32’si tutuklu 43 sanığın yargılandığı davada, bazı sanıkların savunmaları alındı.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Bakırköy Adliyesi Konferans Salonu'nda yapılan duruşmada, sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi.

Savunma yapan tutuklu sanık Hasan Gülser, iş kontrol amiri olduğunu, olay tarihinde istihkak tabur komutanlığına vekaleten baktığını, o tarihlerde 4 subayın izinli olduğunu, 15 Temmuz’da normal mesaiye başladığını, daha sonra Albay Yusuf Özdemir’in geldiğini ve birliğe terör saldırısı olabileceğini söyleyerek, uyardığını anlattı.

Albay Özdemir’in kendisine saldırı uyarısıyla ilgili olarak 5 bin adet merminin çekilmesini, şarjörlere basılmasını söylediğini ifade eden sanık Gülser, "Bu durumu bölük komutan vekiline ilettim. Her şey yönergeye uygun yapıldı. Kanunsuz hiçbir şey yapılmadı. 16.30’da mesaiden ayrıldım, Taksim’e giderek bir şeyler yedim, eve geldim. Daha sonrasında Albay Yusuf Özdemir aradı ve 'birliğe gel' dedi. O sırada televizyonda terör tehdidi nedeniyle köprülerin ve havaalanlarının kapatıldığını gördüm. Birliğin emniyetini almak maksadıyla 22.15’te birliğe giriş yaptım. 22:30 sıralarında Albay Yusuf Özdemir, askeri park sahasına çağırdı, oraya gittik." diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Akın Gürlek, sanığa "Tanık beyanlarında 'beklenen gün geldi’ şeklinde askerlere konuşma yapmışsın. Ne diyeceksin?" sorusunu sordu.

Sanık Gülser de, "Ben böyle bir konuşma yapmadım." dedi.

Saat 23.20’de askerleri hangara oturttuğunu, diğer birlikten gelen askerleri görünce terör tehdidi şüphesinin arttığını savunan sanık Gülser, şöyle devam etti:

"00.10’da park bölgesinden 3-4 helikopterin kalktığını gördüm. Hava Harp Okulu Kurmay Başkanı Albay Barbaros Akça inenler arasındaydı ve daha sonrasında vatandaşlarla tartıştığını gördüm. Ne olduğunu anlamaya çalıştım. O sırada eşimle konuştum, bana televizyondaki açıklamaları anlattı. 00.10’da ilk defa durumları eşimden duydum. 01.00 civarı helikopterden havacı bir albay indi. Şoku atlatınca birlikten ayrıldım. 18 Temmuz’da normal mesaime gittim. Kanunsuz hiç bir emir vermedim.’’

Mahkeme Başkanı Akın Gürlek, "Tanık beyanlarında 'kana kan dişe diş' tarzında konuşmalar yapıldığı söyleniyor. Sana nizamiyenin korumasını vermişler. Eşinden öğrendikten sonra neden emirlere uydun?" diye sorması üzerine sanık Gülser, "Öyle bir konuşma duymadım." cevabını verdi.

Bir diğer tutuklu sanık Ünsal Eken, ulaştırma taburunda görevli olduğunu, uçuş ekibinin ulaşımını sağladığını, iddianamede yer alan tüm suçlamaları reddettiğini, olay tarihinde yolladığı araçların bir kısmını görev icabı yolladığını, bir kısım araçları ise kendisinin yollamadığını, kendi planlama listesine göre hareket ettiğini, bu yüzden tutuklu bulunduğunu öne sürdü.

Sanık Eken, kendisine kimsenin havaalanına gideceğini söylemediğini, kendisinin de kimseye havaalanına git demediğini öne sürerek, "Araçların havaalanına gittiğini, döndükten sonra öğrendim. Nöbet sıra çizelgesine göre nöbet tuttum. Nöbetimi kimseyle değiştirmedim. Hiçbir toplantıya katılmadım. Günlük görev listesinin dışına çıkmadım. Tahliyemi ve beraatimi istiyorum." ifadelerini kullandı.

Tutuksuz sanık Muhammet Ali Kaya da savunmasında, ulaştırma tabur komutanı izinli olduğu için bu bölüme vekaleten baktığını söyleyerek, "Buradaki herkes turuncu alarmdan bahsediyor, ben üsteğmen olarak tatbikat duydum. Televizyon izlerken terör saldırıları olduğunu gördük, sonrasında sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamalarını gördük. Silahhaneden silah çıkmadı çünkü silahhaneyi kilitledim ben. Mühimmatımı saydım, eksik yoktu. Silahhanem hiç açılmadı. Kimse benim bünyemde bulunan silahhaneden silah kullanmadı. Silahhaneyi kilitlemem benim bu hain darbe girişimine katılmadığımın kanıtıdır." sözleriyle savunma yaptı.

Çıkan araçlardan haberi olmadığını iddia eden sanık Kaya, "darbe haberleri ile Başbakan'ın konuşmasını gördüğünü, Ünsal Eken’in de araçları yollamasının bu kapsamda olmadığını, kendi zamanında da araç tahsisinin yapılmadığını, askerlerini arayarak, hiçbir olaya ve kalkışmaya karışmama telkininde bulunduğunu, Başbakan'ın konuşmasından sonra araç çıkışlarını yasakladığını, telefonda yaptığı konuşmalardan da darbe karşıtı olduğunun anlaşılacağını" belirtti.

Söz konusu sanıkların savunmalarını tamamlamasından sonra duruşma, yarına ertelendi.

Hava Harp Okulu'ndaki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin Hava Harp Okulu'nda görevli subayların da aralarında bulunduğu 32’si tutuklu, 43 sanığın yargılandığı davada, bazı tutuklu sanıklar savunma yaptı.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Bakırköy Adliyesi Konferans Salonu'nda yapılan duruşmada, savunma yapan tutuklu sanık Oktay Erkin, Hava Harp Okulu’nda idari işlerden sorumlu astsubay olduğunu, iddianamede kalkışmadan haberi olduğuna dair bir şeyin olmadığını, bu durumu evindeyken duyduğunu, daha sonrasında okula gittiğinde, televizyonlarda açıklamaların başladığını, darbecilerin mühimmat almasını engellediğini dile getirdi.

15 Temmuz’dan sonra 1 yıl boyunca göreve devam ettiğini, hatta tanık olarak ifade verdiğini, silahlığın kapısının kilitli olduğunu ve kimsenin tek başına bu kilidi açamayacağını söyleyen Erkin, hakkındaki suçlamaları reddetti.

Tutuklu sanık Serdar Bay da okul dekanının icra astsubayı olarak görev yaptığını, kalkışmaya karşı herhangi bir faaliyette bulunmadığını, tanık olacağı yerde sanık olarak davada yer aldığını ileri sürdü. Bay, kalkışmadan haberi olmadığını, sadece görevini icra ettiğini savunarak, 00.00 sıralarında televizyondan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinde bir grubun kalkışma yaptığına dair açıklamaları gördüğünü ve TRT’de okunan bildiriyi görünce darbe olduğunu anladığını iddia etti.

Gece saat 03.00 civarı Tuğgeneral Fethi Alpay’ın dekanın odasına geldiğini ifade eden sanık Bay, Alpay’ın bir süre sonra odadan çıktığını, kendisine emir vermediğini, kendisinin de sekreterlikten ayrılarak, dinlenme odasına geçtiğini, en sağlıklı hareketin beklemek olduğuna karar verdiğini söyledi.

Sanık Bay, sabaha kadar televizyon izlediğini dile getirerek, "Kimin ne yaptığını anlamaya çalıştım. Dekanın geri gelmesini bekledim. Daha sonra dekan Ahmet Gümüş geldi, lojmana gitti ve daha sonrasında personelin eve gitmesini söyledi. Birlikten çıkış yapıp, evime gittim. Darbeyle uzaktan yakından ilgim yoktur." dedi.

– Sanıktan "emirler hukuka uygundu" cevabı

Mahkeme Başkanı Akın Gürlek'in "Olağanüstü durum var. 23.20’de dekanlık binasına girmişsin. Her şey belli, okulda kalkışma yapıldığı belli. Neden emirlere uyuyorsun?" diye sorması üzerine sanık Bay, "Hukuksuz bir emir yok. Hukuka uygun emirlerdi. Ortada darbe emri yok." ifadelerini kullandı.

Mahkeme başkanı Gürlek de "Sana göre öyle." dedi.

Tutuklu sanık Tuncay Demirci ise savunmasında, Hava Harp Okulu’nda beden eğitimi eğitmeni olarak görev yaptığını, sözleşmeli olduğunu, emrinde hiçbir personelin bulunmadığını, 15 Temmuz’da önce aracının ölçümünü yaptırdığını, hamile olan eşiyle market alışverişi yaptığını, 21.45 civarında amirinin kendisini arayarak, spor salonuna çağırdığını, herkesin salonda olduğunu gördüğünü söyledi.

Amiri İsa Öztürk’ün kendisine terör ihbarı aldıklarını söylediğini anlatan sanık Demirci, eğitim elbiselerini giydiklerini, bir süre sonra darbe söylemlerini duyduklarını, şok olduğunu, İsa Öztürk’ün kendisine darbeyle ilgilerinin olmadığını söylediğini, panik olunca aracında beklemeye başladığını, daha sonra evlerine dağıldıklarını belirtti.

Bazı sanıkların savunmalarını tamamlamasından sonra duruşma, yarına ertelendi.

“Futbolda şike kumpası” davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) "futbolda şike" soruşturmasında kumpas kurduğu iddiasıyla 25'i tutuklu 108 sanığın yargılandığı davada, mahkeme heyeti ara kararını yarın Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde açıklayacak.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısındaki salonda yapılan duruşmada, taraf avukatlarının taleplerinin alınmasına geçildi.

Söz alan Fenerbahçe Kulübü'nün avukatı Naim Karakaya, bu davanın, FETÖ davaları arasında en geride kalanı olduğunu belirterek, bazı sanıkların savunmalarının alındığını, bazılarının savunma yapmadığını söyledi. Karakaya, bu sanıklara, savunma yapmamak için direndikleri takdirde susma haklarının kullandırılmasını ve müşteki ile mağdurların beyanlarının alınmasına geçilmesini istedi.

Bazı sanık avukatları da tutuklulukta geçen süreler göz önüne alınarak, müvekkillerinin tahliye edilmesini talep etti.

Cumhuriyet savcısı, tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını, savunma yapmayan sanıklara savunma yapıp yapmayacaklarının sorulmasını istedi.

Söz alan tutuklu sanıklar da tahliye talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, ara kararını yarın Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde açıklayacağını belirterek, duruşmayı erteledi.

“Futbolda şike kumpası” davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) "futbolda şike" soruşturmasında kumpas kurduğu iddiasıyla 25'i tutuklu 108 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan duruşmaya, Mehmet Baransu'nun da aralarında bulunduğu 17'si tutuklu 20 sanık ve tarafların avukatları katıldı.

Sanık Mehmet Baransu'nun savunmasını tamamlanmasından sonra avukatların taleplerinin alınmasına geçildi.

Duruşma, avukatların taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.

– İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, "bir numaralı" sanık FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in 35 yıldan 85 yıla kadar, kapatılan Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı'nın 35 yıldan 78 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Eski Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca hakkında 35 yıldan 80 yıla kadar hapis cezası öngörülen iddianamede, eski milletvekili İlhan İşbilen ve iş adamı Muammer İhsan Kalkavan'ın 35 yıldan 85 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

İddianamede, dönemin İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mutlu Ekizoğlu, İstanbul Organize Suçlar ile Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç, kapatılan Fatih Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şerif Ali Tekalan, Prof. Dr. Suat Yıldırım, avukat Orhan Erdemli, gazeteci Mehmet Baransu, eski emniyet müdürü Ali Fuat Yılmazer ve avukat Cemalettin Mutlu ile diğer 95 sanık hakkında da çeşitli hapis cezaları talep ediliyor.

FETÖ'nün Atatürk Havalimanı'nı işgal girişimi davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Atatürk Havalimanı'nı işgal girişiminde bulunulması ve burada çıkan olaylarda 2 kişinin şehit edilmesine ilişkin, 77'si tutuklu 159 sanığın yargılandığı davanın 34. duruşması başladı.

İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısında bulunan salondaki duruşmaya, 68 tutuklu ve 29 tutuksuz sanık ile avukatları katıldı.

Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve Milli Savunma Bakanlığı avukatları ile şehit yakınları ve bazı müştekiler de duruşma salonunda hazır bulundu.

Duruşma, sanık avukatlarının taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.

– İddianameden


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca hazırlanan 708 sayfalık iddianamede, şehitler Mahir Ayabak ve Zekeriya Bitmez "maktul", 46 kişi "mağdur" ve 129 kişi "müşteki" sıfatıyla yer alırken, suçtan zarar görenler arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 65. Hükümet ve TBMM de bulunuyor.


Tüm sanıkların ''anayasayı ihlal'', ''TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs'', ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs'' suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve ''terör örgütüne üye olmak" suçundan da on beşer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, bazı sanıklar hakkında ''kasten öldürme'', ''öldürmeye teşebbüs etme'', ''kamu kurumu faaliyetini cebir veya tehdit kullanarak engelleme'', "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "hava ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma'', ''konut dokunulmazlığı ihlali'', ''silahla tehdit'', ''kasten yaralama'', ''mala zarar verme'' suçlarından 15 yıl ile 1 kez ağırlaştırılmış müebbet arasında değişen hapis cezaları talep ediliyor.


– "Hava sahasının kontrol altına alınması istendi"


İddianamede, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında darbeci askerler tarafından İstanbul'da uluslararası uçuşlara açık bulunan Sabiha Gökçen ve Atatürk havalimanlarının işgal edilmek istendiği belirtilerek, Avrupa Yakası'ndaki Atatürk Havalimanı'nın işgal girişiminde 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı birlikler ve Hava Harp Okulu'na bağlı bir grup askerin görev aldığı anlatılıyor.

Darbe girişimini planlayan askerler tarafından uluslararası hava alanlarının uçuşlara kapatılarak, hem Türk vatandaşlarının yurt dışına çıkışlarının engellemek hem de ülke giriş çıkışlarının kontrol altına alınmak istendiği kaydedilen iddianamede, ayrıca uçuşların kontrol edildiği "Smart Kule" diye tabir edilen kontrol kulesinin de darbeci askerler tarafından zapt edilerek, hava sahasının kontrol altına alınmasının istendiği vurgulanıyor.

İddianamede, işgal eylemini gerçekleştirmeye çalışan sanıkların 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'ndan çıkış yaptıkları anlatılarak, söz konusu tugayda yapılan darbe girişiminin planlandığı toplantılara katılan sanık eski Yarbay Serbülent Eken ve sanık eski Albay Ömer Korkut'un, Atatürk Havalimanı'nın işgalinden sorumlu olarak görevlendirildikleri belirtiliyor.

FETÖ'nün Atatürk Havalimanı'nı işgal girişimi davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Atatürk Havalimanı'nı işgal girişiminde bulunulması ve burada çıkan olaylarda 2 kişinin şehit edilmesine ilişkin, 77'si tutuklu 159 sanığın yargılandığı davanın 33. duruşması başladı.

İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısında bulunan salondaki duruşmaya, 68 tutuklu ile 33 tutuksuz sanık ve avukatları katıldı.

Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve Milli Savunma Bakanlığı avukatları ile şehit yakınları ve bazı müştekiler de duruşma salonunda hazır bulundu.

Duruşma, tanıkların dinlenilmesiyle devam ediyor.


– İddianameden


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca hazırlanan 708 sayfalık iddianamede, şehitler Mahir Ayabak ve Zekeriya Bitmez "maktul", 46 kişi "mağdur" ve 129 kişi "müşteki" sıfatıyla yer alırken, suçtan zarar görenler arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 65. Hükümet ve TBMM de bulunuyor.


Tüm sanıkların ''anayasayı ihlal'', ''TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs'', ''Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs'' suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet ve ''terör örgütüne üye olmak" suçundan da on beşer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, bazı sanıklar hakkında ''kasten öldürme'', ''öldürmeye teşebbüs etme'', ''kamu kurumu faaliyetini cebir veya tehdit kullanarak engelleme'', "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "hava ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma'', ''konut dokunulmazlığı ihlali'', ''silahla tehdit'', ''kasten yaralama'', ''mala zarar verme'' suçlarından 15 yıl ila 1 kez ağırlaştırılmış müebbet arasında değişen hapis cezaları talep ediliyor.


– "Hava sahasının kontrol altına alınması istendi"


İddianamede, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında darbeci askerler tarafından İstanbul'da uluslararası uçuşlara açık bulunan Sabiha Gökçen ve Atatürk havalimanlarının işgal edilmek istendiği belirtilerek, Avrupa Yakası'ndaki Atatürk Havalimanı'nın işgal girişiminde 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı birlikler ve Hava Harp Okulu'na bağlı bir grup askerin görev aldığı anlatılıyor.

Darbe girişimini planlayan askerler tarafından uluslararası hava alanlarının uçuşlara kapatılarak, hem Türk vatandaşlarının yurt dışına çıkışlarının engellemek hem de ülke giriş çıkışlarının kontrol altına alınmak istendiği kaydedilen iddianamede, ayrıca uçuşların kontrol edildiği "Smart Kule" diye tabir edilen kontrol kulesinin de darbeci askerler tarafından zapt edilerek, hava sahasının kontrol altına alınmasının istendiği vurgulanıyor.

İddianamede, işgal eylemini gerçekleştirmeye çalışan sanıkların 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'ndan çıkış yaptıkları anlatılarak, söz konusu tugayda yapılan darbe girişiminin planlandığı toplantılara katılan sanık eski Yarbay Serbülent Eken ve sanık eski Albay Ömer Korkut'un, Atatürk Havalimanı'nın işgalinden sorumlu olarak görevlendirildikleri belirtiliyor.

Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki faaliyetlerle dönemin Akademi Komutanı Korgeneral Tahir Bekiroğlu'nun kaçırılarak cezaevine konulmasına ilişkin, biri firari 126 sanığın yargılanmasına devam edildi.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları karşısındaki salonda yapılan 42. duruşmada, ''anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen sanıklar, esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanda bulundu.

Mütalaaya katılmadıklarını belirten sanıklar, FETÖ üyesi olmadıklarını, darbe girişimine katılmadıklarını öne sürerek, tahliye ve beraatlerini istedi.

Mahkeme heyeti, sanıkların savunmalarına devam edilmek üzere duruşmayı yarına erteledi. 


– Mütalaadan



Cumhuriyet savcısı Eray Akkavak tarafından hazırlanan esas hakkındaki mütalaada, dönemin Kara Harp Akademisi Komutanı Tümgeneral Selim Mert ile diğer tümgeneraller Hasan Nevzat Taşdeler ve Recep Yüksel'in de aralarında bulunduğu 125 sanığın, ''anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek'' suçundan, ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi. 



Mütalaada, bu sanıkların ayrıca "terör örgütüne üye olmak" suçundan, 7 yıl 6’şar aydan 15’şer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.



Sanıklar Selim Mert ve Hasan Nevzat Taşdeler'in aralarında bulunduğu 66 sanık hakkında, "kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" suçundan ayrı ayrı bir yıldan 20 yıla kadar hapis cezası istenilen mütalaada, 6 sanığa "haksız arama" suçundan ayrı ayrı 3 aydan 2 yıla kadar, 31 sanığa "konut dokunulmazlığını ihlal" suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 18 yıla kadar, 2 sanığa da "nitelikli yağma" suçundan ayrı ayrı 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilmesi istendi.


Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Harp Akademileri Komutanlığı'ndaki faaliyetleri ile dönemin Akademi Komutanı Korgeneral Tahir Bekiroğlu'nun kaçırılarak cezaevine konulmasına ilişkin, biri firari 126 sanığın yargılandığı davanın 42. duruşması başladı.

İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan duruşmaya, 120'si tutuklu 2’si tutuksuz sanık ile avukatları katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ve bazı müştekilerin avukatları da duruşmada hazır bulundu.

Duruşmaya, ''anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istenen sanıkların esas hakkındaki savunmalarıyla devam ediliyor.

– Mütalaadan

Cumhuriyet Savcısı Eray Akkavak tarafından hazırlanan esas hakkındaki mütalaada, dönemin Kara Harp Akademisi Komutanı Tümgeneral Selim Mert ile diğer tümgeneraller Hasan Nevzat Taşdeler ve Recep Yüksel'in de aralarında bulunduğu 125 sanığın, ''anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek'' suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması isteniyor.

Mütalaada, bu sanıkların ayrıca "terör örgütüne üye olmak" suçundan, 7 yıl altışar aydan on beşer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

Selim Mert ve Hasan Nevzat Taşdeler'in aralarında bulunduğu 66 sanık hakkında "kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" suçundan bir yıldan yirmişer yıla kadar hapis cezası öngörülen mütalaada, 6 sanığın "haksız arama" suçundan 3 aydan ikişer yıla, 31 sanığın "konut dokunulmazlığını ihlal" suçundan 2 yıldan on sekizer yıla, 2 sanığın da "nitelikli yağma" suçundan 10 yıldan on beşer yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.