Jandarmanın İstanbul'daki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin eski İstanbul İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Gürcan Sercan'ın da aralarında bulunduğu 44'ü tutuklu 76 sanığın yargılandığı davada, bir sanığın tahliyesine hükmedildi.


İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin karşısında bulunan binada yapılan duruşmada, tanıkların dinlenilmesi tamamlandıktan sonra taleplere geçildi.

Tüm tutuklu sanıklar, tahliyelerini talep etti.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Ferdi Gökşen’in tahliyesine karar vererek, hakkında adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına ve firari 8 sanık ile sanık Osman Nuri Çevik’in dosyasının ayrılmasına hükmetti.

Mahkeme, tüm sanıkların FETÖ kapsamında sabit hatlardan aranıp aranmadığının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na sorulmasına hükmederek, bir sonraki celse dinlenilmeyen tanıkların dinlenilmesine ve dönmeyen evrakın beklenmesine karar verdi.

Tutuklu 43 sanığın bu hallerinin devamını kararlaştıran mahkeme, duruşmayı 21 Ocak 2019’da Silivri’de görülmek üzere erteledi.

Jandarmanın İstanbul'daki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin eski İstanbul İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Gürcan Sercan'ın da aralarında bulunduğu 44'ü tutuklu 76 sanığın yargılandığı davada, tanıklar dinlenildi.

İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesinin karşısında bulunan binada yapılan duruşmada, tanıkların dinlenilmesine devam edildi.

Duruşmaya SEGBİS aracıyla il dışından bağlanan tanık Ender Anıl Çalgın, 14 Temmuz 2016'da eski İstanbul İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Gürcan Sercan ile eski 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Nail Yiğit'in Atatürk Havalimanına geldiğini, Sercan'ın kendisinden havalimanının krokisini istediğini anlattı.

Tanık Çalgın, Sercan'ın kendisinden kroki üzerinde havalimanının kritik noktalarını göstermesini istediğini belirterek, şunları kaydetti:

"Havalimanı giriş-çıkışlarını, Cumhurbaşkanımızın uçağının kalktığı, indiği yerler, kulelerin olduğu yerler gibi. Bütün soruları Gürcan Sercan sordu, Mehmet Nail Yiğit bir şey sormadı. Ben odadan çıktıktan yarım saat sonra Mehmet Nail Yiğit çıktı, 20 dakika sonra da Gürcan Sercan ayrıldı. İlk defa böyle bir şeyi 14 Temmuz'da istediler. Havalimanında iki kroki var, biri VIP odasında, biri de benim birliğimde. Yaptığım görevle alakası olmayan şeyler sordular. Gürcan Sercan, Cumhurbaşkanımızı haftanın 3 günü havalimanında karşılayan kişiydi, devlet konukevini bilmemesi imkansız."

Mahkeme Başkanı Mustafa Çakar'ın "Gürcan Sercan senden daha önce bu şekilde bilgi aldı mı?" sorusuna tanık Çalgın, "İlk kez o gün geldi o şekilde." cevabını verdi.

Sanık Sercan'ın, Yiğit ile uzman erbaşların durumunu konuştuğunu söylemesi üzerine Mahkeme Başkanı Çakar, "Siz havalimanına gittikten 24 sonra darbe girişimi gerçekleşmiş. Darbecilerin Vatan Caddesi'ni işgal etmeye çalıştığı taburun komutanıyla havalimanına gitmişsiniz. Gidiş amacınız uzman erbaşların durumunu sormak mıydı?" sorusunu yöneltti.

Sanık Sercan, kendisinin de Yiğit'in de havalimanını bildiğini, insanın bilmediği şeyin keşfini yapabileceğini, uzman erbaşların konusunun konuşulduğunu söyledi.

– "Trafik yoğun olduğu için gidemedim"

Bir diğer tutuklu sanık Nurettin Çakmak, tanığa kendisini tanıyıp tanımadığını sorması üzerine tanık Çalgın, Çakmak'ı tanıdığını, olay günü kendisinin vekaleten birinci amiri olduğunu belirtti.

Tanık Çalgın, Çakmak'ın birinci amiri olarak vekalet ettiğini, Çakmak'ı 4-5 defa aradığını anlatarak, "Yarbay Nurettin Çakmak'a havalimanındaki durumu söyledim ve havalimanına gelmesini istedim. Bana yolların kapalı olduğu için gelemeyeceğini söyledi. Biz o an yol durumuna baktık, yollar açıktı. O gün jandarma olarak en sıkıntılı bölge benim bölgemdi. Yardım talebinde bulundum. Üstümde polis yeleğiyle görev yaptım. Yarbay Nurettin Çakmak'a sıkıntıları söyledim, 'Trafik yoğun gelemeyeceğim.' dedi. Her aradığımda aynısını söyledi." diye konuştu.

Çakmak da "Trafik yoğun olduğu için gidemedim. Ben kendisini yönlendirdim. Anıl'ın durumu çok kötüydü. İddianamede de yolların kapalı olduğu yazıyor. Yol kapalı, nasıl gideyim." şeklinde cevap verdi.

– ''Gerekirse yürünür''

Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Çakar, "Gürcan Sercan köprüde bot bulup karşıya geçmiş. Yollar kapalıydı ama havalimanına vatandaşlar yürüyerek gitti. Tanık senden yardım istediğini söylüyor. Orası işgal edilmiş. İnsan halı saha maçına trafik olsa bile gidiyor. Darbe girişimi olmuş gerekirse yürünür." dedi.

Sanık Çakmak "Gece boyunca teselli etmeye çalıştım. Tek sorumlu olduğum yer orası değildi. O esnada düşünemiyorsunuz. Yollar kapalıydı." şeklinde konuştu.

Bir diğer tanık Devran Karatay, olay günü İstanbul İl Jandarma Komutanlığında şoför olarak vatani görevini yaptığını, saat 19.00'dan sonra anormal bir hareketlilik olmaya başladığını, yerleşkede jandarma olmayan subayları da gördüğünü, 04.00-05.00'e kadar hareketliliğin devam ettiğini aktardı.

Tanık Karatay, ulaştırma erlerinin hazır olması için emir verildiğini, kapıya götürüldüklerini anlatarak, "Sivil araçlar ve zırhlı landler gelmeye başladı. Kayıt yapılmıyordu. İlk defa o gün araçlar kayıt yapılmadan alındı. Kayıt yapılmadan normalde içeri alınmaz araçlar. Karargahtan gelen bir telefon üzerine kayıt yapılmama emri verildi. Albay Haydar Yalım, bizi denetliyordu. Kapıdakiler emri ondan alıyordu. Astsubaylar kendi aralarında darbe girişimi olduğunu konuşuyorlardı. Yalım, aranmaması gereken araçları arama şeklinde başkalarıyla konuşuyordu." ifadelerini kullandı.

Tanıkların dinlenilmesinden sonra duruşma yarına ertelendi.

Çengelköy ve Kuleli'deki darbe girişimi davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında, kapatılan Kuleli Askeri Lisesi, Vaniköy, Beykoz'da yaşananlar ve Çengelköy Polis Merkezi'nin işgali ile burada çıkan olaylarda 8 kişinin şehit edilmesine ilişkin 14'ü eski polis 114 sanığın yargılanmasına devam ediliyor.

İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan 44. duruşmada, 28 tutuklu sanıkla avukatları hazır bulundu.

Duruşmaya, Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve Milli Savunma Bakanlığı avukatlarıyla bazı müştekiler de katıldı.

AK Parti Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Nabi Avcı da duruşmayı takip etmek için duruşmada hazır bulundu.

Duruşma, tutuklu sanıkların ve avukatlarının esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarıyla devam ediyor.

– Mütalaadan

Cumhuriyet Savcısı Caner Babaloğlu'nun açıkladığı 29 sayfalık mütalaada, Kuleli Askeri Lisesi'nin komutanları eski albaylar Mürsel Çıkrıkçı ve Muammer Aygar ile 14 çevik kuvvet polisinin de aralarında bulunduğu 50 sanığın "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması isteniyor.

Rütbeli 36 askerin "terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan on beşer yıla kadar hapis cezasına çarptırılması öngörülen mütalaada, rütbeli askerler Şafak Gündoğdu, Ayhan Şahin, Mahmut Dağüstü, Mustafa Paycı, İbrahim Küçükbostan, Sadık Atıcı, Abdullah Çoban ve Recep Ayıtdere hakkında, maktuller Mustafa Cambaz, Kader Sivri, Gökhan Esen, Halil Kantarcı, Burak Cantürk, Osman Yılmaz ve Fatih Dalgıç'ı "nitelikli kasten öldürme" suçundan yedişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

Sanık Mahbub Ulusoy'a, maktuller Mustafa Cambaz ve Kader Sivri'ye yönelik "iştirak halinde silahla kasten öldürme" suçundan iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi istenilen mütalaada, sanıklardan Mevlüt Acar'ın maktuller Gökhan Esen, Halil Kantarcı, Burak Cantürk ve Osman Yılmaz'a yönelik "silahla kasten öldürmeye yardım etme" suçundan 90 yıldan yüz yirmişer yıla kadar, sanık Aykut Satmaz'ın da bu maktullere karşı aynı suçtan "kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma" gerekçesiyle 120 yıldan 156 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

Mütalaada, 14 sanığın maktul Murat Akdemir'i "silahla kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep edilirken, sanıklardan Mürsel Çıkrıkçı ile Muammer Aygar'ın "azmettiren" sıfatıyla maktullere yönelik eylemlerden sorumlu olduğu belirtiliyor.

Sanık Muammer Aygar'ın 130 müştekiye karşı "kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan toplam 3 bin 379 yıldan 5 bin 190 yıla kadar, aralarında eski Albay Mürsel Çıkrıkçı'nın da olduğu 9 sanığın, 84 müştekiye karşı aynı suçtan 2 bin 184 yıldan 3 bin 360 yıla kadar hapsi istenilen mütalaada, bu suçtan sanıklar Mahbub Ulusoy, Kartal Genç ile Raif Kaya'nın 43 müştekiye karşı eylemlerinden dolayı bin 142 yıldan 2 bin 219 yıla kadar, sanık Mehmet Karapekmez'in de 45 müştekiye karşı bin 169 yıldan bin 788 yıla kadar, sanıklar Aykut Satmaz ve Mevlüt Acar'ın aynı suçtan 41 müştekiye karşı bin 141 yıldan bin 758 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talebinde bulunuluyor.

Mütalaada, sanıklar Mürsel Çıkrıkçı ve Muammer Aygar hakkında, 41 kişiye yönelik "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan 61 yıldan 305 yıla kadar, yine bu sanıklar yönünden "kasten yaralama" suçundan da 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyor.

Mütalaada ayrıca, bazı sanıkların, "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "kasten yaralama", "mala zarar verme", "hakaret", "iş yeri dokunulmazlığını ihlal", "iş ve çalışma özgürlüğünün ihlali" gibi suçlardan değişen oranlarda hapis cezasına çarptırılmalarını talep ediliyor.

57'si er, 7'si askeri öğrenci olan 64 kişiye ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi öngörülen mütalaada, tutuklu sanıkların bu hallerinin devamı isteniyor.

Jandarmanın İstanbul'daki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin eski İstanbul İl Jandarma Komutanı Kurmay Albay Gürcan Sercan'ın da aralarında bulunduğu 44'ü tutuklu 76 sanığın yargılandığı davanın 23. duruşması başladı.

İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin karşısında bulunan binada yapılan duruşmaya, 40’ı tutuklu 56 sanık ile avukatları katıldı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı da duruşmada hazır bulundu.

Duruşma, tanık beyanlarının alınmasıyla devam ediyor.

Bunun yanı sıra son duruşmada, sivil 16 sanığın dosyası ayrılarak, 92 olan sanık sayısı 76'ya düştü.

– Ek duruşma salonlarının inşası tamamlandı

Öte yandan, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin karşısında bulunan binada, ek duruşma salonlarının yapımı tamamlandı.

Binaya ek olarak yapılan 4-6-7 ve 9 numaralı salonların 100 sanık, 75 izleyici ve 40 avukat yeri bulunuyor. 5 ve 8 numaralı salonlar ise 30 sanık, 50 izleyici ve 30 avukat kapasitesine sahip.

– İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, eski İstanbul İl Jandarma Komutanı Gürcan Sercan ve yardımcılarının bulunduğu 73 jandarma personelinin darbe girişimi akşamı yaptığı faaliyetler anlatılıyor.

İddianamede, aralarında FETÖ'nün jandarma yapılanmasının sözde "manevi abisi" Şemsi Zafer Yalçın ile sözde "Marmara Bölge Temsilcisi" Nihat Keskin'in de bulunduğu 19 sanığın, örgütteki yerleri ve jandarmayla ilişkilerine vurgu yapılıyor.

Darbe girişimi günü Harp Akademileri'nden subayların İl Jandarma Komutanlığı'na gelerek Albay Gürcan Sercan ve yardımcısı Yarbay Birol Abbas'la görüştükleri, sanıkların darbe girişimine hazırlık olarak değerlendirilen bu faaliyetlerini "tez çalışması" şeklinde adlandırarak gizledikleri belirtilen iddianamede, İl Jandarma Komutanlığı'ndaki kamera kayıtlarının bulunduğu 2 harddiski teslim alan Sercan'ın bunları sanık Albay Haydar Yalın'a verdiği ve bu görüntüleri birlikte imha ettiklerinin değerlendirildiği aktarılıyor.

İddianamede, Sercan'ın darbe girişimi gecesi gittiği 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nden kendisine tahsis edilen botla ayrıldığı, İstanbul Valisi Vasip Şahin ve İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan'ın bot talebinin ise yerine getirilmediği anlatılıyor.

– İstenen cezalar

İddianamede, aralarında Sercan ve yardımcılarının da bulunduğu albay, yarbay, yüzbaşı, üsteğmen, astsubay ve uzman çavuş rütbesindeki 73 sanığın "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek", "Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek" ve "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan da 7,5 yıldan on beşer yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Aralarında terör örgütünün "manevi abisi" Şemsi Zafer Yalçın ve "Marmara Bölge Temsilcisi" Nihat Keskin'in de bulunduğu sözde "abi" konumundaki 12 sanığın da aynı suçlardan üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edilen iddianamede, bu sanıkların "silahlı terör örgütü yöneticiliği" suçundan da 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması öngörülüyor.

İddianamede, örgütün sözde "abi"lerinden 5 kişi hakkında "silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek" suçundan 22,5 yıla kadar, 2 sanık hakkında ise "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan 15 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Çengelköy ve Kuleli'deki darbe girişimi davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında, kapatılan Kuleli Askeri Lisesi, Vaniköy, Beykoz'da yaşananlar ve Çengelköy Polis Merkezinin işgaliyle burada çıkan olaylarda 8 kişinin şehit edilmesine ilişkin 14'ü eski polis 114 sanığın yargılandığı davada, sanıkların mütalaaya karşı beyanlarının alınmasına devam edildi.

İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan 42. duruşmada, tutuklu sanıkların cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı beyanları alındı.

Söz verilen tutuklu sanıklar, darbe girişimi maksadıyla herhangi bir eylemde bulunmadıklarını ve suçsuz olduklarını iddia etti.

Bir kısım tutuklu polisse mütalaaya karşı, suçsuz olduklarını savunarak, Mürsel Çıkrıkçı’nın telefon görüşmesi yaparak kendilerini kandırdığını, askerlerin kendilerini silahla duvara dizdiklerini, itiraz edenlere ise dipçikle vurduklarını söyledi.

Kanuna aykırı bir emri yerine getirmediklerini öne süren sanık polisler, araçlarının yoldan çıkamadığı için askerin olduğunu bölgeden geçtiklerini, bir kısım müşteki beyanlarına da atıfta bulunarak, vatandaşa kötü davranmadıklarını, darbe girişimini gerçekleştirmeye çalışan komutanları kendilerinin gözaltına aldıklarını anlattı.

Darbeden haberleri olmadığını iddia eden sanık polisler, üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, beraatlerini istedi.

Duruşma, sanıkların beyanlarının alınmasına devam edilmesi için 19 Kasım Pazartesi gününe ertelendi.

Çengelköy ve Kuleli'deki darbe girişimi davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında, kapatılan Kuleli Askeri Lisesi, Vaniköy, Beykoz'da yaşananlar ve Çengelköy Polis Merkezi'nin işgali ile burada çıkan olaylarda 8 kişinin şehit edilmesine ilişkin davada 50 sanığın "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi.

İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan 39. duruşmaya, 48'i tutuklu 54 sanık ile avukatları katıldı.

Duruşmada, Cumhurbaşkanlığı, TBMM ve Milli Savunma Bakanlığı avukatlarıyla bazı müştekiler de hazır bulundu.

Cumhuriyet Savcısı Caner Babaloğlu, esas hakkındaki mütalaasını hazırladığını belirtti.

Mütalaada, Kuleli Askeri Lisesi'nin komutanları eski Albaylar Mürsel Çıkrıkçı ve Muammer Aygar ile 14 çevik kuvvet polisinin de aralarında bulunduğu 50 sanığın "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması talep edildi.

Rütbeli 36 asker hakkında "terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl altışar aydan 15'er yıla kadar hapis cezası istenilen mütalaada, 8 rütbeli askerin Mustafa Cambaz, Kader Sivri, Gökhan Esen, Halil Kantarcı, Burak Cantürk, Osman Yılmaz ve Fatih Dalgıç'ın şehit edilmesine ilişkin "nitelikli kasten öldürme" suçundan yedişer kez ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilmesi öngörüldü.

Duruşma, savcı Babaloğlu'nun esas hakkındaki mütalaasını okumasıyla devam ediyor.

Hava Harp Okulu'ndaki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin Hava Harp Okulu'nda görevli subayların da aralarında bulunduğu 32’si tutuklu 43 sanığın yargılandığı davanın sekizinci duruşması başladı.


İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Bakırköy Adliyesi Konferans Salonu'nda yapılan duruşmaya, 6 tutuklu, 9 tutuksuz sanık ve avukatları katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Milli Savunma Bakanlığı'nın avukatları da duruşmada hazır bulundu.

Duruşma, sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor. 



– İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca hazırlanan 687 sayfalık iddianamede, darbe kalkışması öncesi Hava Harp Okulu'nda düzenlenen toplantı ve koordinasyon çalışmaları ile darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz 2016 sabahı ve darbe girişimi sırasında okulda gelişen olaylar anlatılıyor.



İddianamede, 14 Temmuz 2016'da öğle saatlerinden itibaren Hava Harp Okulu Komutanı Tuğgeneral Fethi Alpay'ın makam odasında darbe koordinasyon toplantısı düzenlendiği, toplantılara eski 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Mehmet Nail Yiğit, eski İstanbul Jandarma Komutanı Kurmay Albay Gürcan Sercan, eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Albay Ahmet Çelebioğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı görevlisi eski Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş'in katıldığı belirtiliyor.


Tuğgeneral Sönmezateş'in, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın derdest edilmesi" emrini bu toplantıda aldığı kaydedilen iddianamede, toplantıların geç saate kadar gizlilik içerisinde yapıldığı, 16 Temmuz'da, toplantının yapıldığı komutanlık katındaki kameraların sökülerek saklandığı, soruşturmada saklanan kameraların bulunduğu ve toplantıya ilişkin görüntülerin elde edildiği bildiriliyor.


– İstanbul Valisi Şahin'in derdest edilme planı




Darbe teşebbüsü gecesi Hava Harp Okulu'ndan yola çıkan subay ve astsubayların, Zeytinburnu Kazlıçeşme'de emniyet güçleri tarafından yakalandığı ve sanıklardan eski Binbaşı Ecir Şık'ın üst aramasında 4 sayfadan ibaret darbe görevlendirme planının ele geçirildiği vurgulanan iddianamede, burada İstanbul Valisi Vasip Şahin'in derdest edilmesiyle ilgili bir planın yazılı olduğunun görüldüğü aktarılıyor.




İstanbul'da darbe kalkışması için havalanan askeri helikopterlerin iniş-kalkış koordinesine ilişkin tespitler ile Atatürk Havalimanı ve Ulus'taki TRT binasının işgalinin yönetilmesine ilişkin planlardan da bahsedilen iddianamede, sanıkların "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" ve "TBMM ile hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

Sanıkların ayrıca "silahlı terör örgütü yöneticisi veya üyesi olmak, hava ulaşım araçlarının alıkonulması, kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi" gibi suçlardan da değişik oranlarda hapis cezalarına çarptırılması talep ediliyor.

Hava Harp Okulu'ndaki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine ilişkin, Hava Harp Okulu'nda görevli subayların da aralarında bulunduğu 32’si tutuklu 43 sanığın yargılandığı davada, bazı sanıkların savunmaları alındı.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Bakırköy Adliyesi Konferans Salonu'nda yapılan duruşmada, sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi.

Savunma yapan tutuklu sanık Hasan Gülser, iş kontrol amiri olduğunu, olay tarihinde istihkak tabur komutanlığına vekaleten baktığını, o tarihlerde 4 subayın izinli olduğunu, 15 Temmuz’da normal mesaiye başladığını, daha sonra Albay Yusuf Özdemir’in geldiğini ve birliğe terör saldırısı olabileceğini söyleyerek, uyardığını anlattı.

Albay Özdemir’in kendisine saldırı uyarısıyla ilgili olarak 5 bin adet merminin çekilmesini, şarjörlere basılmasını söylediğini ifade eden sanık Gülser, "Bu durumu bölük komutan vekiline ilettim. Her şey yönergeye uygun yapıldı. Kanunsuz hiçbir şey yapılmadı. 16.30’da mesaiden ayrıldım, Taksim’e giderek bir şeyler yedim, eve geldim. Daha sonrasında Albay Yusuf Özdemir aradı ve 'birliğe gel' dedi. O sırada televizyonda terör tehdidi nedeniyle köprülerin ve havaalanlarının kapatıldığını gördüm. Birliğin emniyetini almak maksadıyla 22.15’te birliğe giriş yaptım. 22:30 sıralarında Albay Yusuf Özdemir, askeri park sahasına çağırdı, oraya gittik." diye konuştu.

Mahkeme Başkanı Akın Gürlek, sanığa "Tanık beyanlarında 'beklenen gün geldi’ şeklinde askerlere konuşma yapmışsın. Ne diyeceksin?" sorusunu sordu.

Sanık Gülser de, "Ben böyle bir konuşma yapmadım." dedi.

Saat 23.20’de askerleri hangara oturttuğunu, diğer birlikten gelen askerleri görünce terör tehdidi şüphesinin arttığını savunan sanık Gülser, şöyle devam etti:

"00.10’da park bölgesinden 3-4 helikopterin kalktığını gördüm. Hava Harp Okulu Kurmay Başkanı Albay Barbaros Akça inenler arasındaydı ve daha sonrasında vatandaşlarla tartıştığını gördüm. Ne olduğunu anlamaya çalıştım. O sırada eşimle konuştum, bana televizyondaki açıklamaları anlattı. 00.10’da ilk defa durumları eşimden duydum. 01.00 civarı helikopterden havacı bir albay indi. Şoku atlatınca birlikten ayrıldım. 18 Temmuz’da normal mesaime gittim. Kanunsuz hiç bir emir vermedim.’’

Mahkeme Başkanı Akın Gürlek, "Tanık beyanlarında 'kana kan dişe diş' tarzında konuşmalar yapıldığı söyleniyor. Sana nizamiyenin korumasını vermişler. Eşinden öğrendikten sonra neden emirlere uydun?" diye sorması üzerine sanık Gülser, "Öyle bir konuşma duymadım." cevabını verdi.

Bir diğer tutuklu sanık Ünsal Eken, ulaştırma taburunda görevli olduğunu, uçuş ekibinin ulaşımını sağladığını, iddianamede yer alan tüm suçlamaları reddettiğini, olay tarihinde yolladığı araçların bir kısmını görev icabı yolladığını, bir kısım araçları ise kendisinin yollamadığını, kendi planlama listesine göre hareket ettiğini, bu yüzden tutuklu bulunduğunu öne sürdü.

Sanık Eken, kendisine kimsenin havaalanına gideceğini söylemediğini, kendisinin de kimseye havaalanına git demediğini öne sürerek, "Araçların havaalanına gittiğini, döndükten sonra öğrendim. Nöbet sıra çizelgesine göre nöbet tuttum. Nöbetimi kimseyle değiştirmedim. Hiçbir toplantıya katılmadım. Günlük görev listesinin dışına çıkmadım. Tahliyemi ve beraatimi istiyorum." ifadelerini kullandı.

Tutuksuz sanık Muhammet Ali Kaya da savunmasında, ulaştırma tabur komutanı izinli olduğu için bu bölüme vekaleten baktığını söyleyerek, "Buradaki herkes turuncu alarmdan bahsediyor, ben üsteğmen olarak tatbikat duydum. Televizyon izlerken terör saldırıları olduğunu gördük, sonrasında sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamalarını gördük. Silahhaneden silah çıkmadı çünkü silahhaneyi kilitledim ben. Mühimmatımı saydım, eksik yoktu. Silahhanem hiç açılmadı. Kimse benim bünyemde bulunan silahhaneden silah kullanmadı. Silahhaneyi kilitlemem benim bu hain darbe girişimine katılmadığımın kanıtıdır." sözleriyle savunma yaptı.

Çıkan araçlardan haberi olmadığını iddia eden sanık Kaya, "darbe haberleri ile Başbakan'ın konuşmasını gördüğünü, Ünsal Eken’in de araçları yollamasının bu kapsamda olmadığını, kendi zamanında da araç tahsisinin yapılmadığını, askerlerini arayarak, hiçbir olaya ve kalkışmaya karışmama telkininde bulunduğunu, Başbakan'ın konuşmasından sonra araç çıkışlarını yasakladığını, telefonda yaptığı konuşmalardan da darbe karşıtı olduğunun anlaşılacağını" belirtti.

Söz konusu sanıkların savunmalarını tamamlamasından sonra duruşma, yarına ertelendi.

Hava Harp Okulu'ndaki darbe faaliyetlerine ilişkin dava

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin Hava Harp Okulu'nda görevli subayların da aralarında bulunduğu 32’si tutuklu, 43 sanığın yargılandığı davada, bazı tutuklu sanıklar savunma yaptı.

İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Bakırköy Adliyesi Konferans Salonu'nda yapılan duruşmada, savunma yapan tutuklu sanık Oktay Erkin, Hava Harp Okulu’nda idari işlerden sorumlu astsubay olduğunu, iddianamede kalkışmadan haberi olduğuna dair bir şeyin olmadığını, bu durumu evindeyken duyduğunu, daha sonrasında okula gittiğinde, televizyonlarda açıklamaların başladığını, darbecilerin mühimmat almasını engellediğini dile getirdi.

15 Temmuz’dan sonra 1 yıl boyunca göreve devam ettiğini, hatta tanık olarak ifade verdiğini, silahlığın kapısının kilitli olduğunu ve kimsenin tek başına bu kilidi açamayacağını söyleyen Erkin, hakkındaki suçlamaları reddetti.

Tutuklu sanık Serdar Bay da okul dekanının icra astsubayı olarak görev yaptığını, kalkışmaya karşı herhangi bir faaliyette bulunmadığını, tanık olacağı yerde sanık olarak davada yer aldığını ileri sürdü. Bay, kalkışmadan haberi olmadığını, sadece görevini icra ettiğini savunarak, 00.00 sıralarında televizyondan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içinde bir grubun kalkışma yaptığına dair açıklamaları gördüğünü ve TRT’de okunan bildiriyi görünce darbe olduğunu anladığını iddia etti.

Gece saat 03.00 civarı Tuğgeneral Fethi Alpay’ın dekanın odasına geldiğini ifade eden sanık Bay, Alpay’ın bir süre sonra odadan çıktığını, kendisine emir vermediğini, kendisinin de sekreterlikten ayrılarak, dinlenme odasına geçtiğini, en sağlıklı hareketin beklemek olduğuna karar verdiğini söyledi.

Sanık Bay, sabaha kadar televizyon izlediğini dile getirerek, "Kimin ne yaptığını anlamaya çalıştım. Dekanın geri gelmesini bekledim. Daha sonra dekan Ahmet Gümüş geldi, lojmana gitti ve daha sonrasında personelin eve gitmesini söyledi. Birlikten çıkış yapıp, evime gittim. Darbeyle uzaktan yakından ilgim yoktur." dedi.

– Sanıktan "emirler hukuka uygundu" cevabı

Mahkeme Başkanı Akın Gürlek'in "Olağanüstü durum var. 23.20’de dekanlık binasına girmişsin. Her şey belli, okulda kalkışma yapıldığı belli. Neden emirlere uyuyorsun?" diye sorması üzerine sanık Bay, "Hukuksuz bir emir yok. Hukuka uygun emirlerdi. Ortada darbe emri yok." ifadelerini kullandı.

Mahkeme başkanı Gürlek de "Sana göre öyle." dedi.

Tutuklu sanık Tuncay Demirci ise savunmasında, Hava Harp Okulu’nda beden eğitimi eğitmeni olarak görev yaptığını, sözleşmeli olduğunu, emrinde hiçbir personelin bulunmadığını, 15 Temmuz’da önce aracının ölçümünü yaptırdığını, hamile olan eşiyle market alışverişi yaptığını, 21.45 civarında amirinin kendisini arayarak, spor salonuna çağırdığını, herkesin salonda olduğunu gördüğünü söyledi.

Amiri İsa Öztürk’ün kendisine terör ihbarı aldıklarını söylediğini anlatan sanık Demirci, eğitim elbiselerini giydiklerini, bir süre sonra darbe söylemlerini duyduklarını, şok olduğunu, İsa Öztürk’ün kendisine darbeyle ilgilerinin olmadığını söylediğini, panik olunca aracında beklemeye başladığını, daha sonra evlerine dağıldıklarını belirtti.

Bazı sanıkların savunmalarını tamamlamasından sonra duruşma, yarına ertelendi.

“Futbolda şike kumpası” davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) "futbolda şike" soruşturmasında kumpas kurduğu iddiasıyla 25'i tutuklu 108 sanığın yargılandığı davada, mahkeme heyeti ara kararını yarın Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde açıklayacak.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısındaki salonda yapılan duruşmada, taraf avukatlarının taleplerinin alınmasına geçildi.

Söz alan Fenerbahçe Kulübü'nün avukatı Naim Karakaya, bu davanın, FETÖ davaları arasında en geride kalanı olduğunu belirterek, bazı sanıkların savunmalarının alındığını, bazılarının savunma yapmadığını söyledi. Karakaya, bu sanıklara, savunma yapmamak için direndikleri takdirde susma haklarının kullandırılmasını ve müşteki ile mağdurların beyanlarının alınmasına geçilmesini istedi.

Bazı sanık avukatları da tutuklulukta geçen süreler göz önüne alınarak, müvekkillerinin tahliye edilmesini talep etti.

Cumhuriyet savcısı, tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını, savunma yapmayan sanıklara savunma yapıp yapmayacaklarının sorulmasını istedi.

Söz alan tutuklu sanıklar da tahliye talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, ara kararını yarın Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde açıklayacağını belirterek, duruşmayı erteledi.