İş adamlarının FETÖ davasında mütalaa

İSTANBUL (AA) – İş adamları Mustafa ve Serdar Seyidoğlu'nun "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek'' ve "silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçlarından yargılandığı davada mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanıkların ''silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etti.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanıklar Serdar Seyidoğlu ve Mustafa Seyidoğlu, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada sanıkları avukatları temsil etti.

Duruşmada cumhuriyet savcısı, hazır olduğunu belirttiği esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sundu.

"Seyidoğlu Tatlıcılık" unvanlı firmanın ortakları olan sanıklar Serdar ve Mustafa Seyidoğlu'nun akraba oldukları ve sahip oldukları firmanın birçok şubesinin bulunduğu anlatılan mütalaada, sanıkların buradan elde ettikleri mali kaynak ile FETÖ silahlı terör örgütü içerisinde aktif şekilde yer alarak, örgütün hiyerarşik yapısına dahil oldukları kaydedildi.

Mütalaada, tanık beyanlarına göre, sanıkların işveren sıfatı ile sahip oldukları gücü kullanarak şirket çalışanlarını örgüte "himmet" adı altında bağış yapmaya, örgüte ait gazete ve dergilere abone olmaya, kurban bağışı yapmaya, yardım derneği kisvesi altında faaliyet gösteren ve örgüte finans desteği sağlayan kapatılan ''Kimse Yok Mu'' isimli derneğin hesaplarına para yatırmaya zorladıkları ifade edildi.

Sanıkların çalışanların maaşlarından örgüt adına kesintiler yaptığı anlatılan mütalaada, şirket çalışanlarının bir kısmının şirkette yükselmek amacı ile bir kısmının ise işlerini kaybetme korkusu ile bu duruma sessiz kaldığı belirtildi.

Mütalaada, sanıkların örgüte müzahir evlerde kalan örgüt mensuplarının tüm ihtiyaçlarını karşıladığı Beylikdüzü ilçesinde bulunan şirket merkezinde haftalık olarak 9-10 kişinin katılımı ile örgütsel toplantılar düzenledikleri belirtilerek, bu toplantılarda örgüt elebaşına ait video görüntülerinin izlendiği ve yine örgüt elebaşının kitaplarının okunduğu ifade edildi.

Söz konusu toplantılara yurt dışına kaçtığı için hakkında ayrı adli işlem yapılan Celal Karahan isimli şahsın sözde imamlık yaptığı belirtilen mütalaada, sanıklar ile örgüt arasında organik bağ kurulduğu ve sanıkların terör örgütünün hiyerarşisinde yer alarak örgüt üyesi olduklarının anlaşıldığı vurgulandı.

Mütalaada, ''Silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istenen sanıkların, ''Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek'' suçundan, suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmesi istendi.

Mütalaanın açıklanmasının ardından sanık avukatları ve sanık Serdar Seyidoğlu, beyanda bulunmak üzere süre talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, sanık Serdar Seyidoğlu ve sanık avukatlarının esas hakkındaki savunmalarını hazırlamaları için süre verilmesine karar vererek, duruşmayı erteledi.

  • İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıklar Mustafa Seyidoğlu ve Serdar Seyidoğlu'nun ''cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs etmek'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet ile ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan 7,5 yıldan on beşer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

FETÖ'nün yapılanması ve eylemlerine yer verilen iddianamede, sanıkların örgüt lehine faaliyette bulundukları anlatılıyor.

Soruşturma kapsamında, Serdar Seyidoğlu 28 Ekim 2016'da, amcası Mustafa Seyidoğlu da 9 Eylül 2016'da tutuklanmıştı. Sanık Mustafa Seyidoğlu, 9 Aralık 2016'da sağlık sorunları gerekçesiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğince, Serdar Seyidoğlu da 16 Mayıs 2017'deki duruşmada tahliye edilmişti.

Sözde konsey üyesinden “Kandırıldım” savunması

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin, aralarında sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de yer aldığı 224 kişinin yargılanmasına devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda görülen duruşmada, sözde yurtta sulh konseyi üyelerinden eski tuğgeneral Özkan Aydoğdu, esasa ilişkin savunmasını yaptı.

Olay tarihinde 2. Zırhlı Tugay Komutanı olan ve darbecilerin sözde atama listesinde İstanbul sıkıyönetim komutan yardımcısı olarak atanan Aydoğdu, isnat edilen suçlamaları kabul etmedi.

İddianameye karşı yaptığı ilk savunmada, soruşturma aşamasında itiraf içeren ifadelerini kabul etmediğini hatırlatan Aydoğdu, söz konusu beyanların kendisine ait olmadığını iddia etti.

Aleyhindeki tanık ve sanık beyanlarının ise gerçeği yansıtmadığını savunan Aydoğdu, firari eski albay Uzay Şahin ile 15 Temmuz'dan önce darbeye hazırlık toplantısı yapmadığını öne sürdü.

Darbe girişiminden saatler sonra haberdar olduğunu iddia eden Aydoğdu, "Sözde sıkıyönetim direktifini gece yarısından sonra gördüm. Böylece kandırıldığımı anladım. Darbe girişiminden o zaman haberdar oldum. Bunun üzerine emrimdeki birliklerin kışlaya dönmesi için talimat verdim." savunmasını yaptı.

İstanbul'daki darbe girişimini yönetmekle suçlandığını ifade eden Aydoğdu, şehirdeki darbe faliyetlerinin kontrölü dışında gerçekleştiğini, bu nedenle söz konusu eylemlerden sorumlu tutulamayacağını kaydetti.

Aydoğdu, savunmasına yarın kaldığı yerden devam edecek.

  • İstanbul'da terör estirdi

İhanet girişiminden önce Aydoğdu'nun başkanlığında General Nurettin Baransel Kışlası 2. Zırhlı Tugay Komutanlığında üç gün süren darbe toplantısı yapıldı.

Toplatıya, eski 1. Ordu Komutanı Kurmay Başkanı tuğgeneral Eyüp Gürler, Kuleli Askeri Lisesi Komutanı albay Mürsel Çıkrıkçı, 5. Zırhlı Tugay Komutan Yardımcısı kurmay albay Uzay Şahin'in de aralarında bulunduğu 20 rütbeli katıldı. Alınan karar gereği darbeci Aydoğdu, İstanbul'daki ihanet girişimini bizzat yönetecekti.

Aydoğdu, darbe girişiminin ilk anlarında, Sabiha Gökçen Havalimanı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Boğaziçi Köprüsü'nün Anadolu Yakası, Üsküdar Çevik Kuvvet Amirliği, 1. Ordu Komutanlığı çevresi ve şehirdeki diğer önemli noktaların kontrolünü sağlayacaktı.

Darbe girişimi başlar başlamaz Aydoğdu, söz konusu noktalara zırhlı araçlarla yüzlerce asker çıkardı. İhanete karşı direnen vatandaşlar için acımaz emirler vererek 87 kişinin şehit edilmesine neden olan Aydoğdu, hazırlık aşamasında, "Doğru olduğuna inandığım bir emri uyguladım." diyecekti.

İstanbul'daki ana darbe davasının da sanığı olan Aydoğdu, 17 Nisan 2018'de İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince görülen karar duruşmasında, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "nitelikli kasten öldürme'' suçlarından 88 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Akıncı Üssü davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 475 kişinin yargılandığı davada sanıklar, savcının esasa ilişkin mütalaasına karşı savunma yaptı.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları hazır bulundu.

Muhabere Elektronik Bilgi Sistemler Okulundan (MEBS) sanık kursiyer teğmen Merve Duğan, savunmasında, 15 Temmuz akşamı kendisini önce birliğe sonra da Akıncı Üssü'ne götüren tabur komutanı Metin Bilgici'nin emrini, suç sayılacağı için sorgulayamadığını söyledi.

Savcının kendisi hakkındaki mütalaasını kabul etmediğini savunan Duğan, olay günü gece 02.30-03.00 arasında yanlış bir şeye alet edildiğini anladığını öne sürdü.

Duğan, sabah saatlerinde bulduğu ilk fırsatta okuluna komutanlarının emri üzerine döndüğünü belirterek, "Darbe gününde veya öncesinde darbe girişiminde bulunulacağından haberdar değildim. Olay gecesi sadece komutanlarımdan gelen emir doğrultusunda sadece bekledim, kimseye de fiili olarak hiçbir şey yapmadım. O gece özellikle seçilmediğim ortadadır, hiçbir yazışmada da bulunmadım." dedi.

FETÖ/PDY üyesi olmadığını, bunun da tanık beyanlarıyla doğrulandığını savunan Duğan, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

  • "Yapılan işin illegal olduğunu anladım"

Sanık kursiyer teğmen Osman Bekar, 15 Temmuz günü ortak Whatsapp grubuna "göreve çağrıldıkları"na yönelik mesaj geldiğini söyledi.

Önce hiç bir şeyden haberleri olmadığını, daha sonra Genelkurmay Başkanlığı'na yönelik terör saldırısı olduğuna dair üstleri tarafından bilgi verildiğini öne süren Bekar, "Tabur komutanı tarafından toplandık. Tabur komutanı Metin Bilgici, 'İçiniz rahat olsun, görev verildi, sorgulamayın, beni takip edin.' dedi. Daha sonra bizler dışarı çıkarıldık. Otoparklara geldik ve 10 araçla Samsun nizamiyeden çıkış yaptırıldık. Çıkarken araçlardan indirilmedik, hiçbir zorlama yapmadık, kimseyle konuşmadık." ifadelerini kullandı.

Bekar, yarım saat sonra bir binanın önünde durdurulduklarını belirterek, "Daha önce Akıncı'ya hiç gitmedim. Binanın önünde bize şarjör dağıttılar ama ben hiç takmadım. Daha sonra yapılan işin illegal olduğunu anladım, kendimi güvenceye alıp birliğimize geri döndük ve o lanet gecenin bitmesini bekledim. Sabah saatlerinde kaçıp kurtulma planları yapmaya başladık." iddiasında bulundu.

Daha sonra karşısına çıkan ve ismini bilmediği bir rütbeliye, "İllegal olaya dahil olmak istemediği"ni söylediğini ileri süren Bekar, "Benim 4. Ana Jet Üssü'nden çıkmam engellendi ama buna rağmen sivil araçlarımızın bulunduğu yere giderek oradan çıkış yaptık ve MEBS Okulu'na geri geldim. 15 Temmuz'da hiçbir şeye müdahil olmadım." şeklinde konuştu.

Bekar, darbe faaliyetine karışmadığını savunarak, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Duruşmaya öğle arası verildi.

Jandarma Genel Komutanlığı darbe davası

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin 245 kişinin yargılandığı davada, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, Mahkeme Başkanı Abdullah Köksal, sanıkların dijital dava dosyasına gelen evrakları okudu.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde ise aylık tutukluluk incelemesi kapsamında sanık ve avukatlarının tahliyeye yönelik talepleri alındı.

Ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıkların tahliye taleplerini reddederek, tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.

Duruşmaya 13 Mayıs Pazartesi devam edilecek.

  • 245 sanık yargılanıyor

FETÖ'nün darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığının Beştepe'deki Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin 245 kişinin yargılandığı davaya, 6 Kasım 2017'de başlandı.

Bugüne kadar görülen duruşmalarda, sanıkların ilk savunması, 15 Temmuz'da şehit olanların yakınları, gaziler ve darbecilerce alıkonulanlar ile tanık beyanları alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1090 sayfalık iddianamede, sanıkların, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs", "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs", "silahlı terör örgütü üyesi olmak", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması", "kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs", "askeri komutanlıkların gasbı", "kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma", "silahlı terör örgütü yöneticisi olmak" ve "sağlık görevlisinin suçu haber vermemesi" suçlarından cezalandırılmaları talep ediliyor.

Zonguldak'taki darbe girişimi davası

ZONGULDAK (AA) – Zonguldak'ta, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin, eski İl Emniyet Müdürü Metin Seyfi Sazak'ın yargılanması sürdü.

Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, 3 kez ağırlaştırılmış müebbetle 7 yıl 6 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası talebiyle yargılanan tutuksuz sanık Sazak ve yakınları katıldı.

Dava kapsamında dinlenilen tanık E.A, Sazak'ı İl Emniyet Müdürü olduğu dönemden tanıdığını belirterek, "Ben kendisini Kozlu ilçesinde bulunan bir benzin istasyonunda gördüm. Kendisinin FETÖ silahlı terör örgütüne üyeliği hakkında herhangi bir bilgim yok. Emniyetteki ifadelerimi tekrar ederim." dedi.

Mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 17 Mayıs'a erteledi.

  • İddianameden

Zonguldak Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan ve 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 51 sayfalık iddianamede, eski İl Emniyet Müdürü Metin Seyfi Sazak hakkında, "silahlı terör örgütüne üye olmak veya silahlı terör örgütü yönetmek", "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs", "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlarından 3 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 7 yıl 6 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyor.

İddianamede, ayrıca Sazak'ın, darbenin başarılı olması halinde il valisi olarak görev yapacağı iddiası yer alıyor.

Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Eylül 2017'de yapılan duruşmada, Sazak'ın, suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suç vasfının lehe değişmesi ihtimalini göz önüne alarak, adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağı şartıyla tahliye edilmesine karar vermişti.

Bartın'daki FETÖ/PDY davaları

  BARTIN (AA) - Bartın'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmaları kapsamında haklarında ayrı ayrı dava açılan tutuksuz 2 sanığın yargılanmasına devam edildi. </p>  <p>Bartın Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada, &quot;silahlı terör örgütüne üye olmak&quot; suçlamasıyla yargılanan sanık F.Ç. hakkında esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın örgüte üye olduğuna ve örgüt hiyerarşisine dahil bulunduğuna dair delil yetersizliğinden beraatini istedi. </p>  <p>Mahkeme heyeti, delil yetersizliğinden sanığın beraatine hükmetti. </p>  <p>Aynı mahkemedeki ikinci duruşmada, &quot;silahlı terör örgütüne üye olmak&quot; suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanık B.T, örgütün sohbet toplantılarına katıldığı, Bank Asya'ya talimatla para yatırdığı ve örgütle irtibatlı sendikaya üye olduğu iddialarıyla hakkında dava açıldığını belirterek, örgüt üyeliği suçlamalarını kabul etmedi.</p>  <p>Sohbet toplantılarına dini duygularla katıldığını, zaman zaman kızlarını ve annesini de bu toplantılara götürmekte bir sakınca görmediğini anlatan B.T, &quot;Dini hassasiyeti olan biriyim. Sadece örgütün değil, başka sohbet toplantılarına da katıldım. Yine Bank Asya'ya para yatırmam tamamen tasarruf amaçlıdır ve parayı yatırdığım dönem işlerimin yoğunluğundan talimattan haberim de olmadı. Sendika üyeliğim de arkadaşımın ricası üzerinedir ve yine sendikanın örgüt sendikası olduğundan da habersizdim.&quot; diye konuştu.

Mahkeme heyeti tanıkların dinlenilmesi ve banka hesap dökümlerinin incelenmesi için duruşmayı 2 Temmuz'a erteledi.

Bartın'da FETÖ/PDY davaları

BARTIN (AA) – Bartın'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) kapsamında haklarında ayrı ayrı dava açılan 4 tutuksuz sanığın yargılanmasına devam edildi.

Bartın Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmada, "silahlı terör örgütüne yardım etmek" suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanık A.T. savunma yaptı.

Örgütle bir bağının olmadığını ve eylemlerinde örgüte yardım etme kastı bulunmadığını söyleyen A.T, "Bank Asya'daki hesap artışları, düğünümde takılan paraları banka hesabına yatırmamdandır. Altınları da güvenlik ve yatırım amacıyla yatırdım. Örgüt lideri talimatıyla para yatırmam söz konusu değildir. Beraatimi talep ediyorum." dedi.

Mahkeme heyeti, sanığa ait Bank Asya hesap hareketliliğinin incelenmesi için duruşmayı 27 Haziran'a erteledi.

Aynı mahkemedeki ikinci duruşmada "terör örgütüne üye olma" suçlamasıyla tutuksuz yargılanan E.C, hakkındaki suçlamaları reddetti.

2012'de Bartın Üniversitesi'ni ek yerleştirmeyle kazandığını ve ev aradığı sırada karşılaştığı bir kişinin tavsiyesiyle örgüt evinde kaldığını belirten E.C, "Bu dönemde örgüt evlerinde kaldım. Ev abiliği yaptığım yönündeki ifadeler gerçek değildir. Yine benim eylemlere katıldığım teşhis edilmiştir. Fotoğraftaki kişi ben değilim. Evde kaldığım süre içerisinde bilerek, isteyerek bir eylemde bulunmadım. Polis okulu sınavına girdim ve gerek sporda, gerekse mülakatta başarılı olmama rağmen sınavı kazanamadım. Örgütle bir bağım olsa kazanmış olmam lazımdı." diye konuştu.

Mahkeme heyeti, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı 25 Haziran'a erteledi.

Üçüncü duruşmada "silahlı terör örgütüne yardım etmek" suçlamasıyla yargılanan F.Ö, tarımla uğraşan, kendi halinde bir ev hanımı olduğunu, örgütle bir bağının bulunmadığını öne sürdü.

Duruşma, sanığın hesap dökümlerinin incelenmesi için 25 Haziran'a bırakıldı.

Diğer duruşmada "silahlı terör örgütüne yardım etmek" suçlamasıyla tutuksuz yargılanan Ü.K, 2014 yılının Eylül ayında hesabına yüklü miktarda para yatırıldığı gerekçesiyle suçlandığını ifade etti.

Eşinin örgütle irtibatlı kolejde çalışmasından dolayı kendisinin de aynı kolejde çalışmaya başladığını belirten Ü.K, şöyle konuştu:

"Bu sebeple Bank Asya'nın maaş müşterisiydim. 15 bin lira kredi çekerek ev eşyalarımı aldım. Düğünde takılan altınları bozdurmak istedim ve kuyumcu düşük fiyat verdiği için bozdurmadım ve Bank Asya'ya yatırdım ve bir süre sonra nakde çevirerek yatırdım. Daha sonra başka bir bankaya yatırdım. Talimat üzerine bankaya yatırmadım."

Duruşma, sanığın hesap dökümlerinin incelenmesi için 27 Haziran'a ertelendi.

Darbecilerin “Cumhurbaşkanı Erdoğan Almanya'ya kaçtı” yalanı telsiz kayıtlarında

ANKARA (AA) – TANJU ÖZKAYA – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz ihaneti sırasında darbecilerin içlerindeki dağılmayı önlemek için "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya'ya kaçtığı"na dair kara propaganda yaptıkları telsiz kayıtlarıyla ortaya çıktı.

AA muhabirinin ulaştığı telsiz kayıtlarına göre, Jandarma Genel Komutanlığını işgal eden darbecilerin ihanet girişiminin başarılı olması için yoğun çaba içinde oldukları anlaşılıyor.

Gecenin ilerleyen saatlerinde halkın alanlara inmesiyle paniklemeye başlayan nizamiyedeki darbecilerin, polisin baskısına karşı dayanamayıp dağıldıkları anlar telsiz kayıtlarına yansıdı. Saat 05.36'da nizamiyedeki bir darbeci, "C no'lu nizamiye dağıldı, çok yaralımız var burada, C no'lu nizamiye." anonsu yaparak karargahtaki darbecilerden destek istedi.

Bunun üzerine darbecilerin elebaşıları, içlerindeki dağılmayı önlemek için telsiz üzerinden yalan ve kara propagandaya başvuruyor. Bu kapsamda kimliği henüz tespit edilmeyen bir darbeci, telsizden, "Ankara garnizonunda bulunan tüm jandarma birlikleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şu anda Almanya'ya kaçmış durumda. Bu bilgiyi bütün jandarma birliklerine yayalım lütfen." diyerek moral vermeye çalışıyor.

İhanet girişiminin başarısız olduğuna ilişkin haberlerin yayılması üzere aynı sesin sahibi, şu uyarıyı yapıyor:

"Medyadaki yayına itibar etmeyelim, silahlı kuvvetlerin üzerine gelmeye çalışıyorlar. Kendinizi koruyun, özellikle polis birliklerine karşı kendinizi koruyun. Şu anda jandarma karargahı polis birlikleri tarafından çevrilmiş durumda ve büyük baskı altında. Onlarca şehidimiz var. Yardım edebilecek durumda olanlar desteğe gelsinler. Polisleri hareket ettirmeyin bölgenizden, bu bir emirdir."

  • Sözde konsey üyesinden "kaçtı" yalanı

İhanet girişimini yaşandığı birçok karargahta polisin kontrolü sağladığı saatlerde, Jandarma Genel Komutanlığındaki faaliyetlerine devam eden darbecileri motive etmek için telsiz başına geçen bir darbeci, kendisini sözde "yurtta sulh konseyi üyesi" olarak tanıtıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Almanya'ya kaçtığı yalanına sarılan konsey üyesi, "Konuşan yurtta sulh üyesi. Arkadaşlar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yurt dışına kaçmış durumda, şu an karargahımız polis tarafından çevrilmiş, arkadaşlarımız cansiparane savaşıyor. Şehitlerimiz var, herkes polisleri bölgesinden kıpırdatmasın." talimatını veriyor.

Telsizden konuşan darbecilerin kimliklerinin tespitine yönelik çalışmalar devam ediyor.

  • 245 sanık yargılanıyor

Darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı, darbeciler tarafından işgal edildi. Demokratik tepkilerini göstermek için nizamiye girişlerinde darbecileri protesto eden vatandaşlardan 10'u şehit edilirken çok sayıda kişi de yaralandı.

Karargahtaki darbe faaliyetlerine ilişkin Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince görülmesine devam edilen davada 245 sanık yargılanıyor.

JÖAK darbe davasında sanıklara istenen ceza belli oldu

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında MEBS Grup Komutanlığı, Lojistik Komutanlığı ve Jandarma Komando Özel Asayiş Komutanlığındaki (JÖAK) eylemlere ilişkin 12 kişinin yargılandığı davada, sanıklar için istenen ceza belli oldu.

Ankara 15. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.

Mahkeme Başkanı Muhammet Karaca, önceki duruşmada alınan ara karar gereği dava dosyasına gelen belgeleri okudu, ardından sanık ve avukatlarının buna ilişkin beyanlarını aldı.

Karaca, daha sonra esasa ilişkin mütalaasını sunması için Savcı Nuri Gül'e söz verdi.

Savcı Gül, sanık eski kurmay albay Sami Balcı hakkında, "anayasal düzeni ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ederken, sanıklar eski albay Şenol Yeloğlu, eski teğmenler Cemre Nazlum, Halil İbrahim Kocamaz, Gökhan Aytaç, Kudret Kösem ve Sinan Darakçı'nın eylemlerine uyan "anayasal düzeni ihlale yardım" suçundan her biri için 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istedi.

Sanıklar eski astsubaylar Yasin Sancak ve Turgut Gözütok için "silahlı terör örgütüne üyelikten" 7 yıl 6 aydan 15 yıla hapis cezası isteminde bulunan Savcı Gül, sanıklar eski tuğgeneral Celal Şahin, eski astsubay Mehmet Akif Çolak ve Zafer Savaş Öztekin hakkında ise beraat talep etti.

Mütalaanın okunmasının ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanık ve avukatlarının, mütalaaya karşı savunma hazırlamak için süre istemeleri talebini kabul etti.

Mahkeme heyeti, ayrıca tutuksuz sanık Turgut Gözütok'un tutuklanmasına hükmetti.

Böylece dosyada tutuklu sayısı 8 oldu.

FETÖ sanığı bildiklerini anlatınca tehdit edilmiş

İZMİR (AA) – İzmir'deki "askeri casusluk" soruşturması kapsamında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyelerinin sahte delil üreterek kumpas kurdukları iddiasıyla açılan davada, 13'ü tutuklu 90 sanığın yargılanmasına devam edildi.

  1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile taraf avukatları katıldı.

Tutuksuz yargılanan eski merkez valisi Ahmet Pek, hakkındaki iddiaların asılsız olduğunu savunarak örgütün kriptolu haberleşme programı ByLock'u kullandığına ilişkin tespite katılmadığını söyledi.

İstihbarat kanalıyla ortaya çıkartılan ByLock'un hukuki delil gösterilemeyeceğini öne süren Pek, bu programı kullanmadığını iddia etti.

Kapatılan Bank Asya'daki hesabına ilişkin de savunma yapan Pek, faizsiz bankacılık dolayısıyla Bank Asya'yı tercih ettiğini, 17-25 Aralık 2013 sürecinin ardından ise örgüt talimatıyla bu bankaya para yatırmadığını savundu.

40 yıllık meslek hayatı boyunca devlet hiyerarşisinde emir ve talimatla çalıştığını ifade eden Pek, "FETÖ'den hiçbir zaman emir ve talimat almadım. Herhangi bir örgüt mensubuna talimat vermedim. Bu örgüte hiçbir yardımda bulunmadım. Beraatimi istiyorum." dedi.

Tutuksuz sanık eski polis memuru H.Y. de 2005'ten 2013 yılına kadar "cemaat" denilen yapının içinde yer aldığını ancak hükümetle yaşanan dershane tartışmalarının ardından FETÖ'nün bakış açısının değiştiğini ve örgütün çığırından çıkmasından sonra yapıdan ayrıldığını savundu.

Sanık H.Y, "Görev yaptığım KOM şubedeki amir ve polislerin yüzde 80'i FETÖ'cüydü. Örgütün çok güçlü olduğu dönemde bu yapıdan ayrıldım. Örgüte dair bildiklerimi tek tek anlattım. Bana hain dediler, tehdit ettiler. Hatta 15 Temmuz 2016'dan önce örgütün bir yayın sitesinde adım açık bir şekilde yazılarak, bana tehditler savurdular. Darbe girişimi yaşandıktan sonra örgütün yüzü ortaya çıktı, haklı olduğum da kanıtlandı." ifadelerini kullandı.

Mahkeme heyeti, duruşmaya 29 Nisan Pazartesi günü devam edilmesini kararlaştırdı.

  • Dava ve iddianame

"Askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" iddialarına ilişkin İzmir Emniyet Müdürlüğüne 10 Ağustos 2010'da gelen ihbar e-postası üzerine başlatılan soruşturmada aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu 357 sanık ve üst düzey askeri yetkili, devletin gizli bilgi ve belgelerini yabancı istihbarat servislerine vermekle suçlanmıştı.

İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonucunda Şubat 2016'da tüm sanıkların beraatine hükmetmişti.

Sahte deliller üretilerek kumpas kurulduğu iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada ilk başta 25 şüpheli tutuklanmış, 5 zanlı daha sonra tahliye edilmişti. Soruşturmaya ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in bir numaralı sanık olarak yer aldığı 68 sanıklı iddianame, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.

Dava dosyasındaki sanık sayısı, dönemin Emniyet Genel Müdür Yardımcıları Mustafa Gülcü ve Celal Uzunkaya'ya kurulduğu iddia edilen kumpas davasının da birleştirilmesiyle 83'e, birleştirilen başka dosya nedeniyle de 91'e yükselmişti.

Halen 13 kişinin tutuklu yargılandığı davada örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in dosyasının ayrılmasıyla sanık sayısı da 90'a düşmüştü.