FETÖ davası tanığından itiraflar

ESKİŞEHİR (AA) – Eskişehir'de, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında bir sanığın tutuklu yargılandığı davada ifade veren tanık, örgütün düzenlediği "sohbetlere" ilişkin itiraflarda bulundu.

Eskişehir 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, tutuklu sanık Züleyha Tuğan ile avukatı hazır bulundu.

Suçlamaları reddeden sanık, örgütle hiçbir bağının olmadığını ileri sürerek tahliye ve beraatini istedi.

Duruşmada dinlenilen tanık Hatice T. ise sanığı tanıdığını, "il ablası" Mevlüde A'nın düzenlediği toplantı ve sohbetlerde bu kişiyi gördüğünü söyledi.

Hatice T, 10-12 kişinin bulunduğu "sohbetlere", gazete üyeliği, himmet, kurban bağışı gibi konulardan sorumlu sözde ablaların da katıldığını ileri sürdü.

Örgütte "büyük bölge imamı" ve "küçük bölge imamı" gibi ayrımlar olduğunu anlatan tanık, şöyle konuştu:

"Sanığı sohbet ve toplantılarda 10 defa görmüşümdür. Ben örgütün küçük bölge imamıydım. Sanığın ne görevde olduğunu bilmiyorum fakat sesinden ve yüzünden, gördüğüm kişi olduğuna eminim. Sohbetlerde örgüt elebaşının videoları izletilirdi. Görevlerini tamamlayanlara eşarp ve hediye çeki verilirdi. Bir keresinde Fetullah Gülen'den eşarp gelmişti. Ayrıca izletilen videolardan, il ablası çıkarımlar yaparak açıklamalarda bulunurdu."

Mahkeme başkanının "Daha önce sanık hakkında 'gazete aboneliğinden sorumlu' demişsin. Şimdi hatırlamadığını söylüyorsun. Neden?" sorusu üzerine tanık Hatice T, "Yüzünü benzetmişim. Daha sonra o olmadığına kanaat getirdim ama Züleyha'yı üstümüzdeki ablaların yanında pek çok kez gördüm." dedi.

Daha sonra mütalaasını veren savcı, sanığın "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan ilgili kanun maddelerine göre cezalandırılmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, davayı karara bağlamak üzere duruşmayı erteledi.

“İstikrar devam ederse Türkiye, kendi savunma şemsiyesini kısa sürede kuracaktır”

ESKİŞEHİR (AA) – AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, "Allah nasip eder bu istikrar böyle devam ederse Türkiye, Allah'ın izniyle kendi savunma şemsiyesini önümüzdeki çok kısa sürede kuracaktır." dedi.

Kurtulmuş, kentteki bir otelde düzenlenen "Sivil Toplum Kuruluşları ve Hemşehri Dernekleri Buluşması"nda yaptığı konuşmada, 69 yıllık çok partili siyasi hayatta Türkiye için her seçimin demokrasinin biraz daha ileriye gittiği seçim olduğunu kaydetti.

Türkiye gibi iddialı bir ülkede siyaset yapmanın zorluklarına değinen Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Bu memlekette siyaset yapmak için iddia, irade ve ahlakın olması gerekiyor. İddia, iradesi ve ahlakı olmayan bir siyaset Türkiye'yi taşıyamaz. Türkiye olarak büyük bir iddiaya sahip olmak durumundayız. İddiamız nedir? Yeniden güçlü, büyük Türkiye olmak. Başkasına muhtaç bir Türkiye değil, kendi ayakları üzerinden dikilen bir Türkiye. Şimdi görüyorsunuz S-400 krizini. Benim savunmaya ihtiyacım var. Kilis'e adam bombaya atıyor, insanlarımız ölüyor. Benim savunma şemsiyesine ihtiyacım var. Sen ver. Vermez. Ben o zaman Ruslar'dan S-400'ü alacağım. Alamazsın. 'Eğer alırsan, ambargo mamborgo' diyor. Lafı başka şekilde dolaştırıyor. Sen Amerika isen biz Türkiye'yiz. Sana bakarak hizaya gelecek asla değiliz. Allah nasip eder bu istikrar böyle devam ederse Türkiye, Allah'ın izniyle kendi savunma şemsiyesini önümüzdeki çok kısa sürede kuracaktır. Benim ne sana ne S-400'lere ihtiyacım olmayacaktır. Ama kusura bakma bunun kararı verecek olan Türkiye'dir. Avrupa Birliğine bakıyorsunuz. Avrupa Birliği diyor ki 'Türkiye ile müzakereleri askıya alırız. Türkiye ile müzakere yapılmamalıdır.' Biz Türkiye olarak hazırız. Masa bütün dosyalarımızı hazır bir şekilde getiririz. Bütün fasılları açtığınız da konuşmaya hazırız ama kusura bakmayın parmağınızı sallayarak Türkiye'ye terbiye etme üslubuyla herhangi bir şey yapamazsınız. Biz Avrupa Birliğinin bekleme salonunda tek ayak üstünde bekletilecek bir ülke değiliz. Siz Avrupa Birliği iseniz biz Türkiye'yiz."

Kurtulmuş, bazılarının zihninde Türkiye'yi ekonomik olarak köşeye sıkıştırmak olduğunu belirterek, "Avrupa ile Amerika ile arayı bozalım, böylece Türkiye IMF'ye muhtaç hale gelsin' diye birileri yazmaya başladı. Hiç boşuna hayal kurmayın Türkiye, IMF ile bir daha anlaşma masasına oturmaz, bir daha Türkiye IMF'ye muhtaç hale gelmez." diye konuştu.

  • "Türkiye Allah'ın izniyle daha da ileriye gidecektir"

Türkiye'nin bulunduğu yerden daha ileriye gitmesini gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Türkiye Allah'ın izniyle daha da ileriye gidecektir. Türkiye'nin nasıl gelişeceğini, nasıl kalkınacağını, nasıl daha ileriye gideceğine dair ortak hiçbir fikri olmayan, maalesef siyasette sadece karşıtlıklar üzerinden söz geliştiren, maalesef bazı partiler bu yerel seçimleri neredeyse bir genel seçim havasına döndürmüş ve 'AK Parti gitsin, AK Parti düşsün de nasıl düşerse düşsün' diyerek bir ittifak oluşturmaya başlamışlardır. Bu ittifak, benzemezler ittifakıdır. Bu ittifak Bremen mızıkacılarının ittifakıdır. Eskişehir'de de bu ittifakı biraz örtülü biraz açık şekilde yapıyorlar. Hep beraber sandıklardan 31 Mart akşamında büyük bir başarıyla çıkacağız. Eskişehir tarih yazacak. Eskişehir tarihini değiştirecek. Güçlü Eskişehir, güçlü Türkiye yoluna devam edecek."

“İstanbul kıyamete kadar Müslüman Türk'ün elinde olacaktır”

ESKİŞEHİR (AA) – AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, "İstanbul, dedemiz Fatih Sultan Muhammet'in fetih hakkıdır ve kıyamete kadar Müslüman Türk'ün elinde olacaktır. Biz boğazın doğusunda dün vardık, bugün varız, yarın da var olmaya devam edeceğiz." dedi.

Kurtulmuş, Eskişehir'de partisinin Tepebaşı İlçe Başkanlığı tarafından Uluönder Mahallesi'nde düzenlenen açık hava toplantısında vatandaşlara hitap etti.

Yeni Zelanda'da cuma namazı sırasında iki camiye yönelik terör saldırısında 50 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Kurtulmuş, bu katliamı yapan caninin sadece bir kişi olmadığını belirtti.

Bu teröristin arkasında yabancı, İslam ve Türkiye düşmanlığıyla beslenen, dünyanın her yerinde hortlayan bir faşist ideoloji olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Adamlar mesaj veriyor. Dünyanın en sakin ülkelerinden birisi. Dünyanın bir ucunda, gitsen gidemezsin. Bütün çatışma bölgelerinden uzak, halkının rahat ve huzur içinde yaşadığı bir yer. Diyorlar ki nerede olursanız olun biz, siz Müslümanları yok ederiz." ifadesini kullandı.

  • Teröristin insanlık dışı manifestosu

Sapık zihniyetli teröristin yazdığı 70 sayfalık manifestoya değinen Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Ne diyor? 'Türkler boğazın doğu yakasında oturabilir Asya'da ama batı yakasına geçmeye kalkarlarsa onlara hayatı dar eder, öldürürüz' diyor. Ayrıca devam ediyor diyor ki kendisince 'Bir gün geleceğiz İstanbul'daki İslam abidelerini yıkacağız ve o abidelerini yok ettiğimiz gibi Ayasofya'nın da minarelerini yıkarak Ayasofya'yı kilise yapacağız' diyor. Böyle bir şey mümkün değil, hayal görüyor ancak zihniyetin ortaya konulması bakımından tüyler ürperticidir, insanlık dışıdır. İstanbul, dedemiz Fatih Sultan Muhammet'in fetih hakkıdır ve kıyamete kadar Müslüman Türk'ün elinde olacaktır. Biz boğazın doğusunda dün vardık, bugün varız, yarın da var olmaya devam edeceğiz. Biz Haçlılılara karşı iman dolu göğsümüzle, bütün gücümüzle durmayı bilen bir milletiz."

Kurtulmuş, saldırıda hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diledi.

“18 Mart, milletimizin 15 Temmuz'daki cesaretinin mayalandığı gündür”

ESKİŞEHİR (AA) – AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, "18 Mart aslında yeri geldiği zaman bağımsızlık için, milletin geleceği için, atalarımızın nasıl şehadet meydanlarına koştuğunun simgesel bir tarihidir. 18 Mart aynı zamanda 15 Temmuz darbe gecesinde meydanlarda milletimizin gösterdiği o büyük cesaretin mayalandığı gündür." dedi.

Eskişehir'in İnönü ilçesinde "Hizmet Çarşısı" açılışında konuşan Kurtulmuş, 18 Mart'ın sadece bir tarihten ibaret olmadığını söyledi.

Bu tarihin, Türk milletinin kurtuluş günü olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"18 Mart'ın şuurunu bir kere daha yakalama fırsatını bu güzel İnönü ilçemizde bulduğumuz için Allah’a hamdediyorum, şükrediyorum. 18 Mart sadece tarihte kalan bir olay değildir. 18 Mart, hepimizin bildiği gibi bu milletin bir kurtuluş destanıdır; aynen İnönü Meydan Muhaberesi'nde olduğu gibi. 18 Mart, topu tüfeği kalmamış bir milletin 'Ya Allah' diyerek ayağa kalktığı ve 72 düvele karşı şehadet şerbetini içmek için hareket ettiği bir büyük direnç, bir büyük mukavemet, bir büyük savaştır. 18 Mart, milletin milli iradesine hakim olduğu, sahip çıktığı önemli bir destandır. 18 Mart aslında yeri geldiği zaman bağımsızlık için, milletin geleceği için, atalarımızın nasıl şehadet meydanlarına koştuğunun simgesel bir tarihidir. 18 Mart aynı zamanda 15 Temmuz darbe gecesinde meydanlarda milletimizin gösterdiği o büyük cesaretin mayalandığı gündür. 18 Mart bu anlamda sadece bir nostalji değil, milli şuurumuzun, milli anlayışımızın ve bağımsızlık ülkümüzün her yıl yeniden hatırlandığı, var olan bu büyük duygunun, milletimizin bütün fertleri tarafından ortak bir şekilde benimsendiği bir gündür. Ümmetin farklı coğrafyalarından gelerek hiç bilmedikleri, hiç tanımadıkları Gelibolu Yarımadası'nda ve orada sadece İstanbul'u ya da Gelibolu Yarımadası'nı kurtarmak değil, bütün vatanı kurtarmak için bir araya geldiği, Akif'in tabiriyle Bedir'in aslanlarının gösterdiği o ilk savaşımızın, İslam'ın ilk savaşının kahramanlarına eş bir destandır."

Kurtulmuş, 18 Mart Çanakkale Destanı'nda savaşın da ahlaklı olduğunu dile getirdi.

Çanakkale'nin, Medine'den, Bağdat'tan, Şam'dan, Irak’tan, Gürcistan’dan, Saraybosna’dan, Gümülcine'den ve birçok farklı yerden gelen insanların "Allahuekber" sesleri arasında buluştuğu bir gaza meydanı olduğunu kaydeden Kurtulmuş, "18 Mart, aziz Türk milletinin kendi milli ülküsü etrafında birleştiği, bütünleştiği bir destandır. 18 Mart aynı zamanda savaşın ahlakının da olduğunun cümle aleme gösterildiği bir destandır." değerlendirmesinde bulundu.

  • "Temelli 'Bizim oyumuza muhtaçsınız' diyor"

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli'nin seçime ilişkin açıklamalarına da değindi.

Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"CHP diyor ya 'HDP ile iş birliği yapmıyoruz' diye, İYİ Parti ile yapıyorlarmış. SP iş birliği yapmadığını, dirsek teması yaptığını söylüyor. Böyle acayip bir şey. Sonunda herhalde adamın kanına dokundu. Sayın Temelli kalkıp 'Yahu bizimle yaptığınız ittifakı neden gizliyorsunuz. HDP'nin oyu olmasa, Ankara'da Mansur Yavaş kazanamayacak, İstanbul'da Ekrem İmamoğlu kazanamayacak. Bizim oyumuza muhtaçsınız' dedi. Biz söylediğimiz zaman kızıyorlardı, hadi şimdi Sayın Temelli'ye cevap versinler. Hadi CHP desin de göreyim. Meydan okuyorum, hadi CHP desin de göreyim. 'Benim HDP'nin oyuna ihtiyacım yok' desin. Mansur Yavaş bunu söylemeye çalışıyor ama Türkiye genelinde bunu söyleyemezler. Bu ittifak bozuk bir ittifaktır. Bu ittifakın tek amacı, sizin önünüzü kesmek. Amaçları Türkiye'de yerel seçimler sonrası bir belirsizlik, bir kaos ve kriz ortamı oluşturmaktır."

SANAL DÜNYANIN GERÇEK TEHDİTLERİ – Ailelere “sanal tehlike” uyarısı

            ESKİŞEHİR/EDİRNE (AA) - DENİZ AÇIK - CİHAN DEMİRCİ - Sosyal İletişim Uzmanı Doç. Dr. Levent Eraslan ve Edirne Emniyet Müdürü Ali Kemal Kurt, aileleri sanal ortamdaki tehlikelere karşı dikkatli olmaya çağırarak, ebeveynlerden çocuklarının internette ve sosyal medyada neler yaptıklarını iyi takip etmelerini önerdi.

Eraslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sosyal ağların insanların sadece birbirini bulduğu yerler olmadığının altını çizerek, ticaret, siyaset, ideoloji, teoloji, politika gibi birçok unsurun olduğu sosyal medyanın iyi anlaşılması gerektiğini vurguladı.

Dünya nüfusunun yarısının her gün online durumda olduğunu ifade eden Eraslan, şöyle konuştu:

"Türkiye'de 55 milyon kişi sosyal ağları kullanıyor. Bu çok büyük bir rakam. Annede, babada ve çocukta birer telefon varsa ve televizyon açıksa hele bu eylem genelde saat 20.00'den sonra oluyorsa gerçeklik yerini sanallığa bırakıyor. Ebeveynlerin çocuklarla yakın ilişki kurması çok önemli. Çocuğumuz sosyal medya ve dijital dünyadaki izlerini takip etmeliyiz. Bu takip çocuğu sürekli kontrol etme ve yasaklama çalışması olarak algılanmaması gerekiyor. Çocuğumuzun ne yaptığını bilmemiz lazım. Sosyal medya artık kriminal iletişim aracı oldu. Çocuklarımızın kriminal saat dilimi olan 02.00-05.00 arasında ne yaptığını izlememiz gerekiyor. Mutlaka çocuğumuzun sosyal ağlarda kimlerle görüştüğünü bilmeliyiz çünkü kötü niyetli kişiler, aynı yaştaymış gibi yaparak çocuğumuzu kandırıyor."

– "Sosyal medyada mahremiyet önemli"

Eraslan, sosyal ağlarda konum paylaşımının dahi yapılmaması gerektiğine dikkati çekerek, "Çocuklarımızın kişisel bilgilerini, fotoğraflarını asla paylaşmamalıyız. Burada Japon aile modelini öneriyorum. Onlar asla fotoğraf paylaşmıyorlar. Japon aile modelinde mahremiyet ön plandadır. Aile kendi kişisel bilgi ve özellikleri ile fotoğraflarını paylaşmaz. Sosyal medyada mahremiyet önemli. Mahremin kamusallaşmasıyla istismarın önü açılıyor. Çocuk istismarcılarının büyük bir çoğunluğu sosyal medyadan besleniyor." dedi.

Bu yüzden ailelere çocuklarının herhangi bir fotoğrafını sosyal medyada paylaşmamasını önerdiklerini vurgulayan Eraslan, bunun her açıdan önem taşıdığını söyledi.

Ailelerin çocuklarının psikolojik yapısını da incelemesi gerektiğini ifade eden Eraslan, çocuğun olağan akıştan düşüp, içine kapanık ya da hırçınlık ile notlarında düşme görülüyorsa bunun nedenin sosyal ağlar olabileceğini dile getirdi.

– "Anne ve babalar yeni akımlardan haberdar olsun"

Eraslan, ebeveynlerin internette yayılan akımlardan haberdar olması gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Çocuklarımızı odalarında telefon ya da bilgisayar ile baş başa bırakmamalıyız. Yeni yeni akımlar ve tehlikeli oyunlar ortaya çıkıyor. Bu durumla karşılaşanlar, siber@egm.gov.tr ile durumu paylaşılmalıdır. Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı bu konuda güzel çalışmalar yapıyor. Çocuklarımızın internet geçmişini de kontrol edelim. Sürekli internet geçmişi silen bir çocuk istenmeyen yerlerde geziyor olabilir. Çocukları gerçek dünyadan da koparmamalıyız. Alışveriş merkezleri ya da kapalı alanların dışındaki yerlerde çocukların vakit geçirmesi gerekiyor. Çocuk telefonda Google Earth'ten dünyayı görebiliyor ancak bir yerden bir yere gidemiyor. Çocuklarımızla nitelikli vakit geçirmeliyiz. Serbest zamanlarınızı ne kadar nitelikli geçirirseniz kendinize olan efektif fayda da yükselir."

Milli Eğitim Bakanlığına da önemli görevlerin düştüğünü belirten Eraslan, "Medya okur-yazarlığı dersinin güncellenmesini şiddetle öneriyorum. Cumhurbaşkanlığımıza bağlı sosyal medya izleme merkezi kurulmalıdır. ABD'de sosyal medyayla ilgili 8, İngiltere de 3 ayrı yapı var." dedi.

– Güvenli internet için filtre önerisi

Edirne Emniyet Müdürü Ali Kemal Kurt, Asayiş Şube Müdürlüğü ve Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğünce kentte belli aralıklarla düzenlenen huzur toplantılarında, ailelere çocuklarını kötü alışkanlıklardan ve sanal ortamdaki tehlikelerden uzak tutmak için neler yapacakları konusunda bilgi veriyor.

Mahalle sakinleriyle kahvehanelerde düzenlenen toplantılarda buluşan Kurt, "Mavi Balina" gibi tehlikeli oyunlara karşı ebeveynleri uyarıyor.

Bu oyunları oynayan çocukların gerçek ile hayali karıştırabildiğine dikkati çeken Kurt, çocukların bu tür oyunlardan uzak tutulması gerektiğini vurguluyor.

Kurt, ailelerin çocuklarının güvenli internet kullanması için önlemler alması gerektiğine dikkati çekerek, "Anne, babalar çocuğun kullanabileceği interneti, girebileceği siteleri belirleyebiliyor. Seçici programlardan bunu filtreleyebiliyorlar. Çocuğun girdiği siteleri ve kullandığı programları takip etmekte fayda var." dedi.

– Polisten "sanal kumar" uyarısı

Sanal dünyada işlenen suçların artış gösterdiğine dikkati çeken Kurt, "Bu konulardan bir tanesi de yasa dışı bahis ile ilgilidir. Sanal dünya üzerinden yapılan yasa dışı bahis olayları ile karşılaşıyoruz. İnsanlarımız bundan dolayı da mağdur olabiliyor. Maalesef sanal kumar üzerinden de çok fazla kara para dönüyor." diye konuştu.

Suç kaynaklarının takibi ve önlenmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini aktaran Kurt, sanal kumar oynamanın kanun kapsamında suç olduğunu vurguladı.

– "İnternet üzerinden dolandırıcılık"

Kurt, dolandırıcıların son yıllarda interneti kullanarak sosyal medya üzerinden dolandırıcılık yaptıklarını anlattı.

Vatandaşlarla iletişime geçen dolandırıcıların özellikle kredi kartı bilgilerini istediklerini ifade eden Kurt, şunları kaydetti:

"Vatandaşlarımızla iletişime geçen sanal dolandırıcılar bu ortamı kullanarak 'kredi kartı aidatını iade edeceğiz' veya 'bonus kazandınız' diyerek kredi kartı şifresi isteyebiliyor. Vatandaşın birtakım bilgileri eline ulaştığı için bu durumdan dolayı da mağduriyetler yaşanabiliyor. Sosyal medya paylaşımları ve vatandaşın grup içerisinde çalışmaları internet üzerinden işlenen bir başka suç şekli. Vatandaşın grup içerisinde başka kişilere ve kurumlara karşı suç olabilecek, hakaret, tehdit niteliğinde paylaşımlar yapması da suç kapsamına giriyor. Bu durumlar da mağduriyetlere sebep olabiliyor."

Kurt, özellikle gençlerin sosyal medya üzerinden kişisel bilgilerin ve özel hayatın gizliliğini ihlali konusunda suç işleyebildiğini dile getirdi.

– "Emniyet teşkilatı teknolojiyi çok iyi kullanıyor"

Ali Kemal Kurt, emniyet teşkilatının teknolojiyi çok iyi kullanan kurumlardan biri olduğunu vurguladı.

Emniyet teşkilatının sanal dünyayı yakından izlediğini ifade eden Kurt, şu bilgileri verdi:

"İnternette suç içeriği olabilecek örgütsel paylaşımlar ve gruplaşmaların takibi yapılıyor. Suç işleyen kişileri önlemeye ve tespiti anlamındaki çalışmalarımızı yürütüyoruz. Hepsini de tespit edip gerekli mercilere bunları iletiyoruz. Bu konularla ilgili bilinçlendirme çalışmalarımız da yoğun şekilde devam ediyor. Özellikle okullarda milli eğitim müdürlükleriyle koordineli olarak eğitim ve bilinçlendirme çalışmalarımız devam ediyor. Yine mahalle toplantılarımızı kahvelerde gerçekleştiriyoruz. Bu konularla ilgili hazırladığımız broşürleri vatandaşlarımıza iletiyor ve onların isteklerini dinliyoruz. Emniyetimizin yayın yoluyla da bilinçlendirme çalışmaları devam etmektedir."

“Elektronik çek ve bono uygulamasını başlatacağız”

ESKİŞEHİR (AA) – Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, elektronik çek ve bono uygulamasını başlatacaklarını belirterek, "Çeklerinizi elektronik ortamda alabileceksiniz, verebileceksiniz. Saklama sıkıntınız olmayacak. Güvenilirliği takip edilir olacak." dedi.

Pekcan, Eskişehir'de bir otelde düzenlenen Bölgesel İstişare Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, ihracattaki destekleri artırdıklarını hatırlatarak, kendilerine destek veren Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a teşekkür etti.

Eximbank kaynaklarını artırmaya yönelik girişimlerinin de olduğunu anlatan Pekcan, şöyle konuştu:

"Eximbank'ın verdiği ihracat destekleri 44,2 milyar dolardı. Biz onu 2019'da yüzde 10 artırarak 48,4 milyar dolara çıkarıyoruz. Ticareti kolaylaştırmak için hem iç ticarette hem dış ticarette hem de gümrüklerde dijitalleşmeye çok önem veriyoruz. Ticaretin kolaylaştırılması ana hedeflerimizden birisi. Gümrüklerde çok önemli çalışmalar yaptık. Kapıkule'de biraz kuyruk var. O kuyrukları azaltmak için Bulgaristan makamlarıyla 24 Nisan'da üçüncü toplantıyı yapacağız. Burada Bulgaristan'a ilave iki peron açtırdık. Biz de akaryakıt istasyonlarının sayısını artırıyoruz. Buralarda frigofirik araçlara bir peron ayırdık. Sanal kuyruk projemiz var. Artık gümrük kapılarından randevulu geçiş alabileceksiniz. 'Şu saatte, şuradan geçmek istiyorum.' deyip size randevu verecek ve sizin aracınız o perondan o saatte geçecek, programı tanımladığımız zaman. Tarım ürünlerinin sağlıklı ortamlarda depolanabilmesi ve elektronik borsada işlem görebilmesi için lisanslı depoculuk sistemlerini geliştirdik. Ürün ihtisas borsasını kurduk."

  • Elektronik çek ve bono uygulamasını

Bakan Pekcan, ticari hayatta son zamanlarda çek ve senedin güvenilirliğinin sorgulandığını dile getirdi.

Karekodlu çekin ardından karekodlu senet uygulamasını başlattıklarını anımsatan Pekcan, "Dünyada ilk defa biz yapıyoruz. Elektronik çek ve bono uygulamasını başlatacağız. Çeklerinizi elektronik ortamda alabileceksiniz, verebileceksiniz. Saklama sıkıntınız olmayacak. Güvenilirliği takip edilir olacak. Aldığınız anda bu çeki hangi bankalardan ve hangi şubelerden tahsil edeceğinizi de göreceksiniz. Bu en kısa sürede devreye girecek." ifadelerini kullandı.

Dünyada e-ticaretin hızla arttığını vurgulayan Pekcan, Türkiye'de yüzde 4 olan e-ticaret oranını yükseltmek istediklerini sözlerine ekledi.

Bakan Pekcan, toplantının basına kapalı bölümünde ise katılımcıların sorularını yanıtladı.

“Yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıkmamızın yolu daha fazla ihracat”

ESKİŞEHİR (AA) – Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türkiye'nin yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıkabilmesinin yolunun daha fazla ve katma değerli ihracattan geçtiğini belirterek, "İhracatımızı KOBİ'lere, esnaf ve sanatkarımıza, kadın ve genç girişimcilere yayma yönünde çalışmalarımız, projelerimiz var." dedi.

Eskişehir Şoförler Odasında düzenlenen "Esnaf Buluşması" etkinliğinde konuşan Pekcan, esnaf ve sanatkarın, öncelikleri olduğunu söyledi.

Pekcan, sermayesini alın teri ve bileğinin gücüyle birleştiren esnaf ve sanatkarın, Türkiye ekonomisinin omurgası olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla, Ahilik kültürüyle bağdaşmayan, dürüst ticarete uymayan iş yerlerinde denetimleri sürdürdüklerini aktaran Pekcan, şöyle devam etti:

"Bu konuda önlemler alıyoruz. Esnaf ve sanatkarımız bu denetimlerde bizim yanımızda oldu. Perakende Yasası'nın güncellenmesiyle ilgili ciddi bir çalışma yaptık. Üç noktaya değineceğim. Bunlardan birisi artık, marketlerde yöresel ürünlere yer verilme zorunluluğu getirdik. Belli bir raf oranı yöresel ürünlere ayrılacak. Bunun dışında marketlerin sadece kendi markalarıyla ürün satışına izin vermeyeceğiz. Ona da oran getireceğiz. Üreticilerimiz kendi markalarıyla üretim yapabilsinler. Önce Türkiye'de rekabetçi olabilsinler ki biz onları dünyaya açalım, ihracat yapabilsinler, dünyada rekabetçi olabilsinler. Bunun dışında perakende bilgi sistemiyle ilgili yazılım programı başlattık. Umuyorum sonbahara kadar hazır olur. Bundan sonra işletmenin açılışı, kapanışı tüm kurumlarla irtibatı bu program üzerinden yapılacak. Ruhsatlar da bu program üzerinden verilecek."

Esnafa faizsiz kredi kullanma imkanı tanındığını hatırlatan Pekcan, 11 bin liraya kadar ticaretlerinin vergiden muaf olmasının sağlandığını dile getirdi.

  • "Esnafı merkeze alan çalışmalarımız devam edecek"

Esnafa bir yıla kadar vadeli kredilerinde yüzde 4, bir yılı aşkın kredilerinde ise yüzde 5 kredi faizi uygulandığını anlatan Pekcan, "Taşınmazlarının dışından taşınır mallarının da teminat gösterilerek kredi kullanma imkanı getirilmiştir. Taşınırların teminat gösterilmesiyle kullanılan kredi oranlarında çok ciddi artışlar olmuştur. Bunun dışında Ahilik sandığı kuruldu. Firmalarının vergilerini düzenli ödeyen esnaf ve sanatkarımıza 5 puan indirimi getirilmiştir. Aynı şekilde sigorta primlerinde de 5 puan indirim getirilmiştir. Yeni kurulan şirketleşme, yeni kurulan esnaf için sosyal güvenlik priminde de indirim sağlanmıştır. Bundan söyle de esnafı merkeze alan çalışmalarımız devam edecek." diye konuştu.

Bakan Pekcan, Ticaret Bakanlığının ihracata çok önem verdiğine dikkati çekti.

Sadece ihracatın artmasını değil, dış ticaret açığının azalmasını da önemsediklerine değinen Pekcan, şunları kaydetti:

"Dış ticaret açığımızın azalmasıyla Türkiye'nin dış finansman açığının azalmasına hizmet ediyoruz. 2018 yılında 168 milyar dolar ihracat rakamına ulaştık. Bu, Cumhuriyet tarihinin rekoruydu. 2019 yılının ilk iki ayında da Allah'a çok şükür iyi gidiyoruz. Üstelik dünya ekonomisi küçülürken, dünyadaki küresel ticaret de küçülürken bunu yapmayı başardık. Sadece 2019 yılının ocak ve şubat aylarında dış ticaret açığını 10,8 milyar dolar aşağı çekerek, Türkiye'nin dış finansman açığını iki ayda 2018'e göre 10,8 milyar azaltmış bulunuyoruz. Bu rakamla sadece dış finansman açığını azaltmıyoruz, aynı zamanda Türkiye'nin büyümesine olumlu katkı veriyoruz. 2018 yılında dış ticaretin büyümeye katkısı üçüncü çeyrekte 6,73, dördüncü çeyrekte 9,70. Allah izin verirse bundan böyle de devam edecek. Dış ticaretin milli gelire oranı ilk defa yüzde 50'ye ulaştı. Türkiye'nin yüksek gelirli ülkeler seviyesine çıkabilmesinin yolu daha fazla ihracat, daha fazla katma değerli ihracattır. İhracatımızı KOBİ'lere, esnaf ve sanatkarımıza, kadın ve genç girişimcilere yayma yönünde çalışmalarımız, projelerimiz var."

Daha sonra, Eskişehir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ekrem Birsen, Pekcan'a kaftan figürü bulunan bir tablo hediye etti.

Öte yandan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, program öncesi Eskişehir Valiliğine ziyarette bulundu.

“Biz bencil bir millet değiliz”

ESKİŞEHİR (AA) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Biz bencil bir millet değiliz, her şeyi parayla, menfaatle düşünen bir millet asla olmadık. Biz kimsenin ülkesine fitne tohumu ekmedik, kimsenin ülkesinde terör örgütleri kurmadık, kimsenin inancıyla, değerleriyle uğraşmadık. Kimsenin ülkesini karıştırmak için planlar, tezgahlar kurmadık." dedi.

Soylu, Valilik tarafından kent merkezindeki otelde düzenlenen "Şehit Aileleri ve Gaziler Buluşması"nda yaptığı konuşmada, ülkede huzur içinde, kendi bayrakları altında, ezan sesiyle özgürce yaşamaları için canlarını feda eden ve yüceler yücesi makama erişen aziz şehitlere ve artık aralarında bulunmayan gazilere rahmet diledi.

"Biz ne onların ne de sizlerin hakkını asla ödeyemeyiz. Böyle bir iddianın da sahibi değiliz." diyen Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim tek iddiamız, onların bize bıraktığı emanetlere,
bu ülkeye, bu bayrağa sahip çıkmaktır. Cenab-ı Allah şahit,
bizim bütün gayretimiz bunun içindir. Bayrağımız dün olduğu gibi bugün de yarın da özgürce dalgalansın, çocuklarımız, şehitlerimizin hayat ettiği o güzel ülkede yaşasınlar. Ülkemde huzur olsun, refah olsun,
bizim yaşadıklarımızı, büyüklerimizin yaşadıklarını yaşamasınlar, tekrar İstiklal Marşı yazmak zorunda kalmayalım, tekrar Kurtuluş Savaşı vermek zorunda kalmayalım. Çanakkale'ye yeniden ordular dayanmasın. Bir Temmuz gecesi ansızın içimizdeki hainler üstümüze tank sürmesin,
uçaklardan bomba yağdırmasın.

Ülkemin dağlarında, şehirlerinde teröristler gezinmesin, bombalar patlamasın, kardeşliğimize el uzatılmasın, aramıza nifak sokulmasın, çocuklarımız iyi okullarda okusunlar, iyi mesleklere sahip olsunlar,
bizden güzel yaşasınlar, bizi inancımızdan, tarihimizden, geleneğimizden ayırmasınlar,
bizden sonra gelenler arkamızdan birer Fatiha okusunlar,
bizi hayırla yad etsinler diye çalışıyoruz. Bizim bütün gayretimiz bunlar içindir."

  • "Biz kimsenin ülkesine fitne tohumu ekmedik"

Soylu, Türkiye'nin yalnız ve köksüz bir millet olmadığını söyledi.

"Balkanlar'da soydaşlarımız var, Orta Doğu'da hem soydaşlarımız hem komşularımız var." diyen Soylu, şunları kaydetti:

"Daha önce de bir televizyon programında ifade etmiştim. Bugün Halep, İdlib, Lazkiye, Deyrizor gibi yerleri konuşuyoruz. Biz bu isimleri yeni duymuyoruz ki… Çanakkale şehitliklerimizde Hama'dan 189, Halep'ten 544, Şam'dan 91, İdlib'den 129, Lazkiye'den 31, Deyrizor'dan 67, Maret-ün Numan'dan 27 ve
mezar taşlarında şehir belirtilmeden sadece Suriye yazan
51 şehidimiz var. Toplam bin 129 şehit.

Biz bencil bir millet değiliz, her şeyi parayla, menfaatle düşünen bir millet asla olmadık. Biz kimsenin ülkesine fitne tohumu ekmedik,
kimsenin ülkesinde terör örgütleri kurmadık, kimsenin inancıyla, değerleriyle uğraşmadık. Kimsenin ülkesini karıştırmak için planlar, tezgahlar kurmadık.

Bakınız, 35-40 yıl öncesine kadar, dünyadaki sıcak çatışma alanlarının sadece dörtte biri İslam ülkelerindeydi ancak maalesef gitgide artan bir ivme ile bugün yeryüzünde
savaş, iç savaş, askeri darbe, mezhep savaşı veya işgal niteliğindeki
neredeyse bütün sıcak çatışmalar İslam coğrafyasındadır."

  • "Bu olayın her yerinde mesaj var"

Yeni Zelanda'dan bugün hiçbir vicdanın kabul etmeyeceği haber aldıklarına değinen Soylu, "Camide ibadet eden insanları, 49 kişiyi, bir terörist şehit etti ama bildiğimiz sefil terörist profilinde değil." dedi.

Soylu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Dikkat edin, yaptığı işi
kameraya alacak kadar sadist ama bir o kadar da profesyonel,
silahından aracına kadar her şeyi gayet modern, düşünülmüş, hesaplanmış ve yüksek bir operasyon eğitimi gerektiren bir eylemi
gerçekleştiren bir terörist profili var. Olayın sebepleri, sonuçları,
kriminal durumu hakkında pek çok araştırma ve
iddia ortaya konabilir ama hiç kimse bu olayın öyle münferit bir olay,
psikolojik rahatsızlık sonucu sivil bir insanın yaptığı öngörülemez
bir olay olduğunu iddia etmemelidir.

Bu olayın her yerinde mesaj var
ve bu mesaj bizimle ilgilidir. Bunu görmemek mümkün değildir."

  • "Hırsızın hiç mi suçu yok?"

"Geçmişimize, dinimize, inancımıza,
tarihimize ve vicdanımıza uygun bir hayat yaşıyoruz" diyen İçişleri Bakanı Soylu, "Eksiklerimiz olabilir, hatalarımız illa ki vardır ama Allah için söyleyin,
hırsızın hiç mi suçu yok?" diye sordu.

"Elbette ki ülkeleri siyasi iktidarlar yönetir, kararlar alırlar, uygularlar, çalışırlar ama bize yapılmak istenileni
görmeyecek miyiz?" ifadesini kullanan Soylu, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Bu salondaki insanların hepsi bir acı yaşadı. Bize
bunları yaşatanların eline silahı tutuşturanları, bunları eğitenleri,
bunlara destek olanları tartışmayacak mıyız? Devlet mücadelesini
elbette ki yapacaktır, yapmaktadır da. Hatta bugün devletimiz, terörle
mücadelesinde hiç olmadığı kadar da güçlüdür, bu işin gerçekten
sonuna gelmiştir ama şimdi tam bu noktada durup bu teröre, bu
acıları yaşatan insanlara destek verenlere, bunlarla kolkola
girenlere iki kelime söylemeyelim mi? Bu derdimizi milletimizle
paylaşmayalım mı? Gördüğümüz tehlikeyi söylemeyelim mi?"

“2 yılda 3 bin 333 terörist etkisiz hale geldi”

ESKİŞEHİR (AA) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "PKK her yıl bir katalog çıkarırdı, sözde şehitleriyle ilgili. 2018 yılı için çıkartamadılar. Neden biliyor musunuz? O kadar biçtik ki, eğer o katalog çıkarsa ne sayfalar yetecek, ne de albümler yetecek. 2 yılda 3 bin 333 terörist etkisiz hale geldi." dedi.

Soylu, Emek Mahallesi'ndeki vatandaşlara hitabında, 15 Temmuz'dan sonra belli bir oyunun senaryoya konulmaya çalışıldığını belirterek, Türkiye karar vermedikçe bu coğrafyada kimsenin oyun kuramayacağını vurguladı.

Türk milletinin asil bir millet olduğunu ifade eden Soylu, şöyle konuştu:

"Bizim milletimizin PKK'dan talimat alan milletvekili olamaz. Onlar PKK'nın milletvekilleridir, onlar terörün vekilleridir. Onlar bu milletin vekilleri olamazlar. Dağlarda 15 bin terörist vardı. Kaç kaldı biliyor musunuz, 700. Hiç merak etmeyin. Bizim aslanlarımız, bizim kahramanlarımız onları kovalıyor. Onlar da sıçan gibi kaçıyorlar. PKK her yıl bir katalog çıkarırdı, sözde şehitleriyle ilgili. 2018 yılı için çıkartamadılar. Neden biliyor musunuz? O kadar biçtik ki, eğer o katalog çıkarsa ne sayfalar yetecek, ne de albümler yetecek. 2 yılda 3 bin 333 terörist etkisiz hale geldi. Şimdi Doğu ve Güneydoğu'da huzur var değil mi? Bir de biz oraların belediyelerini teröre yardım ediyor diye aldık mı, yerlerine kaymakamlarımızı kayyum olarak atadık mı, onlar da iki yılda çok güzel işler yaptılar mı? Oradaki millet de bunlardan memnun mu?"

"24 Haziran'da PKK'yı Meclis'e kim taşıdı?" diye soran Soylu, "Hem CHP hem Kılıçdaroğlu, doğru mu? Yanlarında Saadet Partisi ile İYİ Parti de yok muydu? Taşıdılar. Taşırken biz her yerimizi yırttık. 'Yapmayın, bakın PKK'yı bitiriyoruz, Türkiye'yi bir musibetten kurtarıyoruz. Bunlara moral vermeyin. HDP diye bir siyasi parti yoktur. PKK'nın siyasi kolu vardır. Bunların kendi adlarına söyleyebileceği hiçbir şey yok. PKK'nın uzantısını Meclise getirmeyin.' dediysek de Kılıçdaroğlu çıktı 'Bir oy CHP'ye bir oy HDP'ye verin.' dedi mi, demedi mi?" ifadelerini kullandı.

  • "İlk kez Türkiye, başını yukarı doğru dikebiliyor"

Soylu, kendi neslinin çok zor zamanlar yaşadığına değinerek, şöyle devam etti:

"Bizim neslimiz çok çekti. Çocuklar bizim çektiklerimizi çekmesinler istiyoruz. Yüzdük yüzdük, kuyruğuna geldik. İlk kez Türkiye bu noktaya geldi. İlk kez Türkiye, başını yukarı doğru dikebiliyor. Çok uzun yıllardan beri ilk kez. Bundan 100 yıl önce bize 'hasta adam' dediler. 21. asrın başında bizi yine hasta adam yapmaya başladılar. Biz hasta adam yapmaya çalıştıkları Türkiye'nin nasıl büyük bir ülke olduğunu onlara göstermek zorundayız. Yapmak istedikleri önümüzdeki 4,5 yılı bize zehir etmektir. 7 Haziran seçimleri sonrası kimse 'Doğu ve Güneydoğu'da evleri, camileri, kütüphaneleri yakacaklar' diye düşünüyor muydu? 13 puan aldılar. Daha ne istiyorlar? Ama bunların dişine kan değdi bir kere. İntikam almak istiyorlar. Kin gütmek istiyorlar. Şimdi toplumu birbirine sokmak istiyorlar. Bu, Kılıçdaroğlu'nun oyunudur.

Önümüzdeki 4,5 yılı bize haram etmek için hangi işleri yaptıklarını saydığım terör örgütü mensuplarını belediye meclis üyesi yaparak bize diyecekler ki, 'Sizler Doğu ve Güneydoğu'daki belediyeleri görevden aldınız. Şimdi biz sizin büyükşehirlerinizi huzursuz hale getirelim de görün dünyanın kaç bucak olduğunu.' Ne olursunuz, Eskişehir, Odunpazarı ve Tepebaşı dahil olmak üzere bu belediyelerimize PKK'yı bulaştırmayın. İnanın 'eyvah' para etmez sonra. 31 Mart akşamı, bunlara karşı bir zafiyet içine düşersek, 1 Nisan tarihinde 6 yaşındaki çocukların eline taşı verirler, masum çocukların, kaymakamları sokağa çıkartmazlar, itibarlarını altüst ederler. Onun için ne olursunuz, bunlara yüz vermeyin. Bunlar şimdi taşıyıcı annelik yapıyorlar. Kılıçdaroğlu, PKK'ya Meclise girerken taşıyıcı annelik yaptı mı?"

DHPK-C'nin Türkiye'nin her tarafından yöneticilerinin olduğunu anlatan Soylu, "İllerde, ilçelerde, sendikalarda yöneticileri var. DHKP-C'nin Türkiye'de eğer yöneticileri var idiyse ya ölüdür ya da tutukludur. Bu kadar basit." dedi.

Soylu, tüm terör örgütleriyle eş zamanlı büyük bir mücadele yaptıklarına değinerek, "Bir de uyuşturucuyla mücadele ediyoruz. O uyuşturucu satıcılarını da onların patronlarını da yerin yedi kat dibine gömmezsek Allah da bize hesap sorsun. 2018'de 2017'ye oranla hırsızlık yüzde 35 azaldı. Ben öyle mafya, tafya bilmiyorum. 275 mafya örgütünü çökerttik. Bunun 10'u ulusal çapta. Bizim şehirlerimiz dünyanın en güvenli şehirleri olacak." ifadelerini kullandı.

  • "Kılıçdaroğlu'nun ayağını attığı yerde ot bitmez"

"Kılıçdaroğlu'nu bir daha Eskişehir Büyükşehir Belediyesine sokmayın." diyen Soylu, sözlerine şöyle devam etti:

"Kılıçdaroğlu'nun ayağını attığı yerde ot bitmez. SSK'yi batırdı mı? Daha ötesi var. Geçen ne yaptı biliyor musunuz? Bu adaylıkların verileceği gün var ya, sen koskoca CHP'yi kilitle. Neden kilitliyorsunuz? 'Muhalifler gelecek, dilekçe verecekler.' diye kapatmış partiyi. Sen 10 katlı bir partiyi idare edemiyorsun, Türkiye'yi nasıl idare edeceksin? İşi gücü fitne. Fetullah Gülen'e haber gönderdi, FETÖ'ye. 'Benden istediği bir şey var mı?' diye sorduğunda 'Sizden istediğim bir şey var.' dedi. 'Yurtta sulh, cihanda sulh ama illaki yurtta sulh.' 15 Temmuz'u yapanların başında da Yurtta Sulh Konseyi vardı. Dedim ki, 'Bunun yalan olduğunu söyle. Bunun yanlış olduğunu söyle.' Söyleyemez. O 'kontrollü darbe' diyordu ya. Kontrollü darbenin kontrolünde onlar vardı. Bu istihbari bilgi değil, canlı tanıkları var. Çıkıp söyleyemez. Onun yüreği kuş yüreği kadar bile değil. Eline Cumhuriyet Halk Partisi gibi bir partiyi geçirdi. 50 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisinin tarihinde bu adamın yönettiği dönemler kara bir leke olarak yazacak. Anmak istemeyecekler bunun dönemlerini. Onun için Eskişehir'e bir daha bulaştırmayın bunları. Ne olursunuz?"

AK Parti Eskişehir milletvekilleri Nabi Avcı, Harun Karacan ve Emine Nur Günay, AK Parti Eskişehir İl Başkanı Zihni Çalışkan, Cumhur İttifakı'nın Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Burhan Sakallı, Cumhur İttifakı'nın Odunpazarı Belediye Başkan Adayı Volkan Doğan ve partililer programda yer aldı.

(Bitti)

“Karayılan ile Bayık hayvanının burnundan getirmezsek namerdiz”

ESKİŞEHİR (AA) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "O, 13-14 yaşındaki kızları alıp dağa götüren, eline kalaşnikof verip onları terörist yapmak isteyen ve aynı zamanda da onları taciz eden, tecavüz eden o Murat Karayılan ve Cemil Bayık hayvanının burnundan fitil fitil getirmezsek namerdiz." dedi.

Eskişehir'in Odunpazarı ilçesi Emek Mahallesi'nde vatandaşlara hitap eden Soylu, birilerinin kardeşi kardeşe düşürmeye çalıştığını, on yıllardır Türkiye'nin, Türk milletinin üzerine oynadığını ama vatandaşların her zaman oyun oynayanlara ders verdiğini söyledi.

Türkiye'nin büyük ve zengin bir ülke olmasının istenmediğini belirten Bakan Soylu, "Bu millet, terörden, anarşiden çok çekti. Ne zaman bir şeye sevinsek hep kursağımızda bıraktılar. Bu milletin sevinmesini hiçbir zaman istemediler." diye konuştu.

Soylu, "İktidar olursunuz ama muktedir olamazsınız" diyenlere Türk milletinin "Biz hem iktidar, hem muktediriz" dediğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Hiç yakamızdan düşmediler. Gezi olaylarında faiz yüzde 3,5-4'tü bu ülkede. Türkiye ne güzel, salına salına yukarı doğru gidiyordu. IMF ile bağımızı koparmıştık. Alnımız ak, yükselen bir Türkiye ortaya koymuştuk. Benim ülkem 100 milyar dolarlık yatırımı bir çırpıda yapabilme kabiliyetini gösterdi. 'Türkiye nasıl böyle olur' diye çıldırdılar. Hemen Gezi olaylarını başlattılar ve faiz 11 puana çıktı. Sonra 12, 13, 14, 15 oldu. Aynısını 28 Şubat'ta yaptılar. 'İrtica' deyip bankalardan 53,5 milyar dolar hortumladılar. Gezi olaylarının da bu ülkeye 150-200 milyar dolar arası maliyeti oldu. Hiç acımadılar Türkiye'ye."

Süleyman Soylu, Türkiye'nin "yapamazsınız" denilenlerin hepsini Türk milleti sayesinde yaptığını aktararak, şöyle devam etti:

"Amerika, Avrupa gibi gittiğimiz yerlerde açlık, susuzluk, yokluk, yoksulluk oluşturmadık. Ne biz ne de mirasını taşımaktan onur duyduğumuz o koca Osmanlı Devleti oluşturdu. Şimdi sınırlarımızın hemen yanı başında hem Afrin hem de Fırat Kalkanı bölgesinde bizim evlatlarımız, öğretmenimiz, doktorumuz, hemşiremiz, hakimimiz, savcımız, polisimiz, jandarmamız, kaymakamımız, Mehmetçik'imiz, 'Allahuekber' diyen imamımız var. Biz, büyük bir milletiz. Bu ülkeden korktukları şey tam da budur."

  • "Burnundan fitil fitil getirmezsek namerdiz"

Soylu, zayıflık ve tembelliğin Türk milletine yakışmadığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çok güçlü, kudretli, kuvvetli olmalıyız. Bana kızıyorlar, 'Süleyman Soylu çok sert konuşuyor' diye. Ne demişim? Kadın çıkacak, bu ülkeyi bölmek ve parçalamak isteyerek diyecek ki; 'Ben sırtımı PYD, PKK, YPG'ye dayadım. Ne diyeceğiz yani? Sırtını mı sıvazlayacağız? 'Aferin, iyi yapmışsın' mı diyeceğiz? Ne demişim? Kötü bir şey dememişim ki. Ne dedik ona? 'Sana 4 tane duvar verdik, istediğin duvara, hangisine dayarsan daya'. Bu ülke, sadece yer üstündekilerin ülkesi değildir. Bu ülkede aynı zamanda bizden daha fazla hakkı olan yerin altındakilerdir.

Bu ülke için çalışanlar, çırpınanlar, 6 aylık kundaktaki bebeğini vatan, bayrak, namus, ezan diye kokusunu almadan giden evlatlar, bir ayağını, elini patlamada bırakıp da 'Allah'ım bu ülkenin bana tekrar ihtiyacı olursa bu ihtiyacını bana gördür ne olursun' diye dua eden insanlar var. Bu ülke sahipsiz değildir. Bu PKK'nın hayvanları, 13-14 yaşındaki, annesinin saçını okşama yaşındaki çocukları alıp dağa götürdü. Orada onlara tecavüz ettiler. Fiziklerine göre kimine pantolon, kimine etek giydirdiler. Teslim olanlar anlattılar hangi iğrenç, hangi hayvani işleri yaptıklarını."

Bakan Soylu, Türkiye'nin etrafındaki coğrafyaya elini uzatacak, merhametini ortaya koyacak, şefkat gösterecek bir iyilik medeniyeti olduğuna dikkati çekerek, "O, 13-14 yaşındaki kızları alıp dağa götüren, eline kalaşnikof verip onları terörist yapmak isteyen ve aynı zamanda da onları taciz eden, tecavüz eden o Murat Karayılan ve Cemil Bayık hayvanının burnundan fitil fitil getirmezsek namerdiz." ifadesini kullandı.

(Sürecek)