Devrim'in direksiyonuna 58 yıl sonra yeniden geçti

ESKİŞEHİR (AA) – EMRAH YAŞAR – Devrim otomobilini üreten ekipte yer alan makine yüksek mühendisi Şecaattin Sevgen, dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in talimatıyla üretilen otomobilinin direksiyonuna 58 yıl sonra yeniden geçmenin heyecanını yaşadı.

Türkiye'nin ilk yerli otomobili "Devrim", Eskişehir Demiryolu Fabrikaları'nda imal edildiği 1961 yılından bugüne ilgi odağı olmayı sürdürürken yeni sergilendiği müzede 170 bin kişi tarafından ziyaret edildi.

Sevgen, TÜLOMSAŞ Genel Müdürü Hayri Avcı ile beraber Devrim'in yapımı sırasında kullanılan çeşitli parçalar ve materyallerin bulunduğu müzeyi gezerek tanıtımı sırasında genç bir mühendisken şoförlüğünü yaptığı otomobilin koltuğuna yeniden oturdu.

Devrim otomobilini ziyarete gelen bazı vatandaşlar, duygularına hakim olamayıp gözyaşlarıyla dinlediği Sevgen ile anı fotoğrafı çektirmek için birbirleriyle yarıştı.

TÜLOMSAŞ Genel Müdürü Avcı, Şecaattin Sevgen'e, günün anısına Devrim otomobili maketi hediye etti.

Sevgen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin ilk yerli otomobili "Devrim"in yapımında motor ve şanzıman ekibinde yer almanın mutluluğunu yaşadığını belirterek, şunları söyledi:

"Eskişehir Demiryolu Fabrikaları'nda Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in talimatıyla üretilen Devrim otomobilinin seri üretilmesi konusunda Cumhuriyet Bayramı törenlerinin ardından hiçbir çalışma yapılmadı. Sahip çıkılmadıktan sonra bir iş devam eder mi? Etmez. Başta Cemal Gürsel'i gücendirdiler, 'Niye bu kadar para harcıyorsun?' diye sordular. 800-900 bin lira para için adam o kadar üzüldü ki bir daha o da biz de lafını etmedik. 1978 yılına kadar projede yer alan bütün arkadaşlar aramızda bir nevi tepki ve küskünlük nedeniyle Devrim'i konuşmadık. Bu otomobili yaptırmak için Cemal Paşa dünya ile çarpıştı. Aracın üretimi devam etmese de Türkiye'de bir ilki başardığımız için mutluyum."

Devrim otomobilinin bulunduğu müzenin, gelecek kuşaklar için önemli bir eser olduğunu belirten Sevgen, "Bir konuya niyet etmedikten, üzerine düşmedikten sonra hiçbir şey yapamazsınız ancak niyet ederseniz bir işi yapmaya, olmayacak şeyleri yaparsınız. TÜLOMSAŞ tarafından son yıllarda üretilen lokomotifler, Türkiye için gurur kaynağı olmaya devam ediyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum." diye konuştu.

  • Devrim"in hikayesi

Eskişehir Demiryolu Fabrikaları'nda Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in talimatıyla üretilen 4 "Devrim" otomobili, 1961 yılında trenle Ankara'ya götürüldü. Demiryolu kanunları gereği deposuna az akaryakıt konulan Devrim, Gürsel'in test amacıyla kullandığı sırada benzini bitip durdu. Bunun ardından trenle Ankara'dan Eskişehir'e getirilen Devrim, bir süre fabrika içinde kullanıldı.

TÜLOMSAŞ'ta sergilenen 0002 şasi ve 0002 motor numaralı Devrim, lastikleri ile ön ve arka camı dışında tamamen yerli olarak 4,5 ayda üretildi.

Uzun ve kısa farları ayakla çalışan, kontak anahtarı ve manuel olarak da çalıştırılabilen Devrim, bu özellikleriyle de dikkati çekiyor. Bin 250 kilogram ağırlığında ve saatte maksimum 140 kilometre hız göstergesine sahip Devrim'e güvenlik gerekçesiyle benzin konulmuyor, otomobil aküsü sökülü tutuluyor.

Eskişehir'deki FETÖ davalarında karar

ESKİŞEHİR (AA) – Eskişehir'de, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi oldukları iddiasıyla yargılanan 3 sanık hapis cezasına çarptırıldı.

  1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın karar duruşmasında, örgütün sözde emniyet yapılanmasından sorumlu "mahrem imam" olduğu iddiasıyla yargılanan ve mesleğinden ihraç edilen tutuklu eski öğretmen Fatih Mehmet Suna ile avukatı hazır bulundu.

Suçlamaları reddederek tahliye ve beraat talebinde bulunan sanık, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 10 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı.

Aynı mahkemedeki bir başka davada ise tutuksuz sanıklar Cemil Özsarı ve Ramazan Ilgın'a 6 yıl 3'er ay hapis cezası verildi.

Eskişehir'de FETÖ operasyonu

ESKİŞEHİR (AA) – Eskişehir'de, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi oldukları iddiasıyla aralarında muvazzaf askerlerin de olduğu 14 şüpheli yakalandı.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ'nün Hava Kuvvetleri yapılanmasına yönelik soruşturmalar kapsamında 7'si muvazzaf, 5'i ihraç, biri emekli 13 astsubay ile bir öğretim görevlisi hakkında gözaltı kararı çıkartıldı.

Adresleri tespit edilen şüpheliler, Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince gözaltına alındı.

Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü öğrenildi.

Devlet Övünç Madalyası ve Beratı Tevcih Töreni

ESKİŞEHİR (AA) – Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak, "Bugün devletimiz bölgesinde ve küresel ölçekte yaşanılan bütün tehditlere, varlığına kasteden bütün niyet ve hain emellere karşı kararlılıkla yoluna devam etmektedir." dedi.

Kentteki bir otelde düzenlenen Devlet Övünç Madalyası ve Beratı Tevcih Töreni'nde konuşan Vali Çakacak, şehit aileleri, gaziler ve yakınlarıyla bir araya gelmenin onurunu ve gururunu yaşadıklarını söyledi.

"Bu ülke, bu coğrafya tarih boyunca hep istiklal mücadelesine sahne oldu." diyen Çakacak, "Baktılar olmuyor, bu sefer önümüze terör kartını sürdüler. Kendi içimizden kandırdıkları hainler ve satılmışlar eliyle ülkemizi kontrol altına almaya çalıştılar. Hamdolsun onu da başaramadılar. En son çok daha büyük, çok daha sinsi, maalesef çok daha mücadelesi zor bir oyunla hareketle karşımıza çıktılar. O da 15 Temmuz gecesi. Hamdolsun mazisi şan ve şerefle dolu milletimiz o kara geceyi aydınlık ve parlak bir zafere çevirmeyi bildi." şeklinde konuştu.

  • "Şerefle bu madalyaları taşıyacaksınız"

Vali Çakacak, şehitlik ve gaziliğin Türk milleti için daima büyük bir onur olduğuna değinerek, şunları kaydetti:

"Bu onur aynı zamanda herkese nasip olmayan kutlu bir makamdır. Bugün vatan için milletimiz için canlarını ortaya koyan değerli insanların, onların ailelerinin ve hepimizin gurur günüdür. Sizler bölücü terör örgütü PKK başta olmak üzere, milli birliğimize, kardeşçe yaşama irademize ve yeniden tarihindeki ihtişama yakışır büyük ülke olma ülkümüze kasteden bölücü şer odaklarına karşı kahramanca mücadele veren şehitlerimizin yakınları ve gazilerimiz olarak, bu övünç madalyalarına layık görülen kişilersiniz. Şerefle bu madalyaları taşıyacaksınız. Sizden sonra çocuklarınız ve torunlarınız nesilden nesile şeref nişanesi olarak gelecek kuşaklara aktaracak, gurur duyacaklar."

Vali Çakacak, şehit Jandarma Uzman Çavuş Mehmet Arıyeşil, şehit Jandarma Uzman Çavuş Ali Doğukan Kılınç, malül gazi Jandarma Uzman Çavuş Göktürk Güller, şehit Piyade Binbaşı Mithat Dunca, şehit Ulaştırma Hava Teknisyen Kıdemli Başçavuş Hüseyin Uluçeşme, şehit Polis Memuru Uğur Ürker, şehit Piyade Uzman Çavuş Hüseyin Gençer, şehit Hava Pilot Binbaşı Ümit Karamustafa, şehit Hava Uçak Bakım Kıdemli Başçavuş Ömer Kadir Arlı, şehit Hava Pilot Yüzbaşı Ali Şahin Odabaşı, malül Gazi Piyade Er Ümit Kandemir, şehit Piyade Uzman Çavuş Serdar Eğe ile şehit Piyade Uzman Çavuş Seçkin Arıkan'ın Devlet Övünç Madalyası ve Beratı'nı yakınlarına takdim etti.

Törene, Muharip Hava Kuvveti Komutanı Orgeneral Atilla Gülan, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili İbrahim Arslan, AK Parti MKYK Üyesi ve Eskişehir Milletvekili Harun Karacan, AK Parti Milletvekili Nabi Avcı, MHP Eskişehir Milletvekili Metin Nurullah Sazak, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukçuoğlu, vali yardımcıları, askeri erkan, protokol üyeleri, şehit aileleri, gaziler ile yakınları katıldı.

Törenin ardından Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak, şehit ve gazi yakınları onuruna iftar verdi.

GRAFİKLİ – Aşk ve irfan adamı: “Bizim Yunus”

ESKİŞEHİR (AA) – DENİZ AÇIK – Büyük Türk düşünürü, tasavvuf ve halk şairi Yunus Emre, İslam'ın sabır, kanaat, hoşgörü, cömertlik, iyilik, fazilet değerlerini benimsemeye yönelik telkinleriyle yüzyıllardır insanlığa ışık saçıyor, öğütleriyle yol gösteriyor.

Aşk ve irfan adamı Yunus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti'nin son seneleri ile Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarına denk düşen önemli bir dönemde yaşadı.

Tapduk Emre'nin dergahında onun dervişi olarak yetişen Türk-İslam halk düşüncesinin en önemli yapı taşlarından Yunus Emre'nin 1307-1308'de yazdığı "Risaletü'n-Nushiyye" ve ölümünün ardından sevenlerinin derlediği şiirlerinden oluşan "Divan" isimli iki önemli eseri bulunuyor.

Türk şiirinin kurucusu ve milli birliğin önemli tutkallarından birisi olarak gösterilen büyük Türk düşünürü, tasavvuf ve halk şairi Yunus Emre, Yunus Emre Kültür ve Sanat Haftası'nda çeşitli etkinliklerle anılıyor.

Bütün insanlığa hitap eden büyük şairlerden olan, şiirleriyle Türkçeyi bir aşk ve mana dili haline getiren Yunus Emre, Türkçeyi sanatçı duyarlılığıyla kullanmasındaki dehasının yanı sıra Türkçe tasavvuf ve mana dilinin kurucusu olarak biliniyor.

Şiirleriyle sadece Türkçenin gelişimine önemli katkıda bulunmakla kalmayıp evrensel insani değerler üzerine inşa edilmiş felsefesiyle din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin insanoğlunun barış ve ortak değerler etrafında, birlikte yaşamasını amaçlayan mesajlar da veren, birçok özelliğiyle Mevlana'ya benzeyen büyük Türk düşünürü, İslam'ın sabır, kanaat, hoşgörü, cömertlik, iyilik, fazilet değerlerini benimsemeye yönelik telkinleriyle yüzyıllardır insanlığa ışık saçıyor.

  • Yunus Emre'ye göre aşk ve ahlak

Kaynaklara göre, dili, düşünce sistemi, geleneğe bağlılığı, çevresi ve hayat tarzıyla Türk ve milli olan Yunus Emre'nin dünyasını "Allah aşkı, tevhit düşüncesi, ahlak ve gelenek" gibi dört önemli kavram oluşturur. O, düşüncelerini şiirle ifade ederken sade fakat derindir.

Yunus'a göre ahlak, insani olmayan davranışları terk edip ilahi yaradılışa yönelmektir. Ahlaki olmayan davranışlar, Yunus'un sözlüğüne "yaramaz" kelimesiyle girer. "Yaramaz"
davranışların "yarar" davranışlara dönüştürülmesi, insan-ı kamil olmanın esasıdır. İnsanı insan yapan öz yaratılışındaki aşk cevheridir. Ona göre aşk, var olmanın yegane
sebebidir.

  • "Türk milleti Yunus'u her şeyiyle kucaklamıştır"

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Yunusemre Araştırma Merkezi Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Selahattin Önder, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Yunus Emre'nin gönül mektebi kurucusu ve Türkçenin en büyük üstatlarından birisi olduğunu vurguladı.

Yunus Emre'nin 1240 yılında Eskişehir'in Mihalıççık ilçesinde Sarıköy'de (Yunus Emre Mahallesi) doğduğunu ifade eden Önder, "1240-1320 yıllarında Eskişehir civarında yaşadığı bilinen Yunus'un çok sade bir söyleyişi var. Türkçenin özelliklerini ve inceliklerini çok iyi kullanmış. Kulak hecesine önem vererek halkın kolayca anlayabileceği seviyede ifadelerde bulunmuş. Bunları yapmak da Allah vergisi bir sanat ve beceridir." dedi.

Önder, şöyle konuştu:

"İlk defa Yunus Emre adını Vilayetname-i Hacı Bektaş-ı Veli'de görüyoruz. Daha sonra Aziz Mahmud Hüdayi'nin 'Vakıat'ında, Aşık Çelebi'nin 'Meşairü'ş Şuara' denilen kitaplarında Yunus Emre ile ilgili kayıtlara ulaşabiliyoruz. Menkıbelerle tarihi şahsiyeti iç içe geçmiş biçimde anlatılıyor. Bu da gösteriyor ki Türk milleti Yunus'u her şeyiyle kucaklayıp benimseyerek her dönem ve anlayışta kendi içinde yeniden yorumlayıp bütünleştirmiştir. Yunus'u anlayıp, günümüze kadar intikal ettirmiştir."

Yunus Emre'nin yaşadığı döneme değinen Önder, "Bu dönem çok netameli zamandı. Yunus'un şiirlerinde geçtiği biçimde 'davi' olarak ifade edilecek üç problemden söz edilebilir. Moğol problemi ve onların açtığı yara, Anadolu üzerinde oluşturdukları hercümerç, büyük zulümlere neden olan Haçlı Seferleri'nin tahribatları ve yanlış anlayışlar sonucu ortaya çıkan Babailer ve Cimri isyanları gibi olaylar insanları çok yormuştu." diye konuştu.

  • "Bizim Yunus adını Tapduk Emre vermiştir"

Hoca Ahmet Yesevi'nin öğrencileri olarak kendi emekleriyle hayatlarını sürdüren kolonizatör dervişlerin, Anadolu'nun manevi mimarisini oluşturduğunu dile getiren Önder, şunları kaydetti:

"Yunus Emre, Anadolu'nun manevi mimarlarındandır. Her dönemin şairi olarak yaşayıp, yaşatılmaktadır. Yunus, 'Bizim Yunus'tur. Onu ne derece anlayabiliyorsak ne derece özümseyebiliyorsak ve anlatabiliyorsak memleketimize o derece hizmet etmiş olacağız. Yunus'un Hacı Bektaş-ı Veli'den alamadığı ya da almadığı maneviyat anahtarını, yolunu Tapduk Emre'den temin ettiğini biliyoruz. Yunus Emre'ye 'Bizim Yunus' adını Tapduk Emre vermiştir. Yunus Emre'nin, şimdilerde adı Yunus Emre Mahallesi olarak değiştirilen Sarıköy'de kabri bulunuyor."

ESOGÜ Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde öğrenim gören yabancı ve Türk öğrencilerle Yunus Emre'yi anmaya özen gösterdiklerine işaret eden Önder, Eskişehir Valiliği iş birliğiyle mayısın ilk haftasında programlar düzenleyip, gençlere Yunus Emre'yi anlatmaya çalıştıklarını sözlerine ekledi.

Muratpaşa Belediyespor kupasını aldı

ESKİŞEHİR (AA) – Hentbol Kadınlar Türkiye Kupası finalinde Kastamonu Belediyespor'u 33-32 mağlup eden Muratpaşa Belediyespor, kupasını aldı.

Muratpaşa Belediyespor, Porsuk Spor Salonu'nda normal süresi 28-28 tamamlanan karşılaşmayı uzatmada 33-32 kazanarak Türkiye Kupası'nın sahibi oldu. Karşılaşmanın ardından kupa ve madalya töreni gerçekleştirildi.

Kastamonu Belediyesporlu sporculara madalyalarını Kastamonu Belediye Başkanı Rahmi Galip Vidinlioğlu ile Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal verdi.

Muratpaşa Belediyespor'un oyuncularına madalyalarını Kastamonu Valisi Yaşar Karadeniz, AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü ve Türkiye Hentbol Federasyonu Başkan Vekili Ali Karamık takdim etti.

Kupayı alan Muratpaşa Belediyesporlu hentbolcular sevinç yaşadı.

Hentbol: Kadınlar Türkiye Kupası finali

Salon: Porsuk

Hakemler: Murat Çelik, Cengiz Ömer

Muratpaşa Belediyespor: Graovac (Merve Durdu), Kübra Sarıkaya 8, Yeliz Özel 7, Cansu Akalın 2, Didem Hoşgör Binboğa 1, Döne Gül Bozdoğan 3, Branik 3, Yasemin Şahin 2, Yağmur Toprak 6, Eda Nur Kılıç 1

Kastamonu Belediyespor: Nenezic (Rombescu), Laiuk 2, Yasemin Güler 2, Aslı İskit 8, Elif Sıla Aydın 7, Serpil İskenderoğlu 3, Betül Yılmaz 4, Snopova 3, Ceren Coşkun 2, Ilkova 1

İlk yarı: 16-15

Normal süre: 28-28

Diskalifiye: Baranik, Yasemin Şahin (Muratpaşa Belediyespor)

İki dakika cezası alanlar: Döne Gül Bozdoğan, Yağmur Toprak, Kübra Sarıkaya (Muratpaşa Belediyespor), Yasemin Güler, Laiuk, Betül Yılmaz (Kastamonu Belediyespor)

ESKİŞEHİR (AA) – Hentbolda Kadınlar Türkiye Kupası finalinde Kastamonu Belediyespor'u uzatma sonunda 33-32 mağlup eden Muratpaşa Belediyespor, kupanın sahibi oldu.

Porsuk Spor Salonu'ndaki karşılaşmanın ilk devresini Muratpaşa Belediyespor 16-15 önde tamamlandı.

Normal süresi 28-28 sona eren mücadelenin uzatma bölümünden 33-32 galip ayrılan Muratpaşa Belediyespor, kupayı kazandı.

Maçı Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak, Kastamonu Valisi Yaşar Karadeniz, AK Parti Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü, Kastamonu Belediye Başkanı Rahmi Galip Vidinlioğlu, Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, Türkiye Hentbol Federasyonu Başkan Vekili Ali Karamık tribünden takip etti.

Emniyet Genel Müdürü Uzunkaya'dan Eskişehir'e ziyaret

ANKARA (AA) – Emniyet Genel Müdürü Celal Uzunkaya, Eskişehir temasları kapsamında Muharip Hava Kuvveti Komutanlığı, Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü ve İl Emniyet Müdürlüğünü de ziyaret etti.

Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, beraberindeki heyet ile geldiği Eskişehir'de ziyaretlerde bulunan Uzunkaya, İl Emniyet Müdürü Engin Dinç'i, Muharip Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Gülan'ı ve Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü Muzaffer Doğanay’ı makamında ziyaret etti.

Eskişehir Emniyet Müdürlüğünde ilin genel asayişi ve güvenliği hakkında bilgi alan Uzunkaya, tarihi polis kıyafetlerinin bulunduğu alanı gezdi.

Ziyarette bulunduğu kurumlarda personelle de bir araya gelen Uzunkaya, personele görevlerinde başarı diledi.

Eskişehir'deki FETÖ davalarında karar

ESKİŞEHİR (AA) – Eskişehir'de, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyesi oldukları iddiasıyla yargılanan 2 sanık hapis cezasına çarptırıldı.

2'nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın karar duruşmasına, meslekten ihraç edilen tutuksuz eski polis Ali Osman Kaygısız ile avukatı katıldı.

Suçlamaları reddeden sanık Kaygısız, beraat talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, Kaygısız'ı "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapisle cezalandırdı.

Aynı mahkemedeki bir başka davada ise "FETÖ'nün emniyet yapılanması üyesi" olduğu gerekçesiyle yargılanan ve meslekten ihraç edilen sanık eski polise 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

Anadolu Üniversitesi bahar şenlikleri

ESKİŞEHİR (AA) – Anadolu Üniversitesi (AÜ) bahar şenlikleri kapsamında ilginç kostümler giyen öğrenciler, fakültelerinin öncülüğünde kurdukları stantlarda yöresel yiyecek, giysi ve takıları tanıttı.

AÜ'nün her yıl geleneksel olarak düzenlediği etkinliğin "Öğrenci Panayırı" bölümünde, yerleşkede kurulan stantlarda yöresel yiyecek ve içeceklerin yanı sıra takı, kıyafet ve teknolojik ürünler sergilendi.

Erasmus kapsamında Eskişehir'de öğrenim gören yabancı öğrencilerin hazırladığı dans gösterisini izleyen gençler, özellikle İzmir'in "bombe" tatlısı, Eskişehir'in met helvası ile özel sıkma meyve sularına ilgi gösterdi.

Şenlikte, Rusya'ya bağlı Tataristan Cumhuriyeti'ni temsil eden Resul Basirof, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de olmaktan büyük mutluluk duyduğunu söyledi.

Türk insanının misafirperverliğini çok sevdiğini belirten Basirof, "Çok destek veriyor misafire. Biz de Türk kökenli bir milletiz. Bizim ülkemize çok sıcak bakılıyor. Bize de kim olduğumuzu hatırlatıyor. Anadolu Üniversitesine ve tüm arkadaşlarıma böyle bir etkinlik düzenledikleri için teşekkür ederim." dedi.

AÜ İşletme Fakültesinde doktora eğitimini sürdüren Somalili Adila Abdalosman da şenlik sayesinde daha önce bilmediği şeyler öğrendiğini anlattı.

Panayır, öğrencilerin yanı sıra fakülte çalışanları, öğretim görevlileri ve AÜ yönetiminden de ilgi gördü.