İsrail'de erken seçim ihtimali

KUDÜS (AA) – Kamu Güvenlik Bakanı Gilad Erdan, İsrail'de hiçbir bakanın Gazze işgalini desteklemediğini ifade etti.

İsrail Maarif gazetesine konuşan Kamu Güvenlik Bakanı Erdan, ülke ve bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulundu.

İsrail'deki iç siyasete ilişkin konuşan Erdan, ülkede mart ayında erken genel seçimlerin yapılabileceğini aktardı.

Başbakan Binyamin Netanyahu da son dönemde zorunlu askerlik yasasına ilişkin anlaşmazlıkların devam etmesi üzerine erken genel seçime gidilmesi imasında bulunmuştu.

Erdan, İsrail'de zorunlu askerlik konusunda sorunların yaşandığını belirterek Ultra-Ortodoks partiler ülkedeki Heradilerin orduya alınmasına ilişkin istisna olması gerektiği konusunda baskı yaparken, laik partiler ise İsrail'deki herkes için askeri hizmetin mecburi olması gerektiği konusunda görüşleri olduğunu belirtti.

Üç yıl askerlik yapmanın zorunlu olduğu İsrail'de askere gitmeyi reddeden Harediler sık sık polisle karşı karşıya geliyor.

– Gazze'yle ateşkes

İsrail'de hiçbir bakanın Gazze'yi işgal etmeye veya ele geçirmeye destek vermediğini belirten Erdan, "İsrail'in saldırılara karşılık verme hakkını mahfuz tutarak hedefimiz ateşkestir." dedi.

"Gazze'de 2014'ten bu yana tutulan İsrailli esirlerin iadesi olmaksızın hiçbir adım atılmaz." diyen Erdan, "Esirleri geri vermeden Gazze'de liman kurulması gibi bir anlayış var ise ben bunun karşısına oy veririm. Şu ana dek Gazze'deki İsraillilerin dönüşüne ilişkin bir söz ve gelişme yok." ifadesini kullandı.

Hamas Hareketi 2014'ten bu yana ikisi asker toplam 4 İsrailliyi esir olarak elinde tutuyor.

Mısır bir süredir İsrail ile Filistinliler arasında ateşkes konusu üzerine arabulucu olarak çalışma yürütüyor.

Advertisements

Milletvekili kayıt işlemleri sürüyor

TBMM (AA) – AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, gündemlerinde herhangi bir şekilde erken seçim bulunmadığını bildirdi.

24 Haziran'da gerçekleştirilen Milletvekili Genel Seçimi'nin ardından, milletvekilleri TBMM'ye gelerek kayıt işlemlerini yaptırıyor.

Mahir Ünal, diğer AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleriyle birlikte Meclise gelerek kayıt oldu.

Kayıt işleminin ardından gazetecilerin, çocuklara yönelik artan cinsel istismar olaylarıyla ilgili bir sorusu üzerine Ünal, özellikle son olarak Leyla'nın yaşadığı dramla birlikte, toplum olarak herkesin çok büyük bir acı yaşadığını belirtti.

Bu büyük sorunu çözmek için siyasete çok büyük sorumluluk düştüğünü vurgulayan Ünal, şöyle devam etti:

"Bu, küresel ölçekte bir sorun. Avrupa'da her bir dakikada bir çocuk, Amerika'da her 40 saniyede bir çocuk kayboluyor ve maalesef bu kayıplar mülteci çocuklarla ilgili. Kayıpların en çok yaşandığı alan, mülteci çocuklar. Çocuklarımız bizim her şeyimiz. Özellikle çocuklara dönük istismarla ilgili TBMM'ye de önümüzdeki dönemde büyük bir sorumluluk düşüyor. Bizim de AK Parti olarak bu konudaki hassasiyetimiz biliniyor. İdam, hadımlaştırma, bütün bunlar cezai tedbirler olarak düşünülen, konuşulan, tartışılan önlemler ama onun öncesinde toplumda, ailede, eğitim kurumlarında alınması gereken yeni önlemler ve yapılması gereken yeni düzenlemeler var. Bunlar yeni dönemde bizim birinci önceliğimiz olacak."

Bunun sadece ceza ile değil aynı zamanda özellikle toplumun eğitimiyle, değerler sistemiyle de çok yakından ilgisi olduğunu vurgulayan Ünal, bunun da gelecek dönem konuşulacağını ifade etti.

Bu düzenlemenin ne zaman geleceğiyle ilgili soru üzerine Ünal, "Meclis takvimini Meclisin kendisini belirleyecek. Yemin töreninden sonra Meclis Başkanının seçilmesi süreci, sonrasında Divanın ve komisyon seçimleri var. Bu çalışmalar, Meclisteki ihtisas komisyonlarının oluşmasına da bağlı. Çünkü TBMM yasama görevini ihtisas komisyonları üzerinden gerçekleştiriyor. Bunlar oluştuktan sonra Meclis çalışmaya başlayacak. Meclis çalışmaya başladıktan sonra önündeki ilk işlerden bir tanesinin bu düzenleme olacağını düşünüyorum." bilgisini verdi.

Ünal, bu konuda yapılacak düzenlemelerin, daha önce yapılan çalışmaların üzerinden gerçekleştireceğine değinerek, şunları kaydetti:

"Bizim, hem çocuk istismarı hem kadına dönük şiddet, taciz, hem hayvanlara dönük bu saldırılar hem de çevreyle ilgili yapılması gereken düzenlemelerin bir an önce Meclis gündemine gelmesiyle ilgili tavrımızı koyduk. Bundan sonra da bu konulardaki hassasiyetimiz sürdürmeye devam edeceğiz."

-"Erken seçim tartışmalarını doğru bulmuyoruz"

Yerel seçimlerin erkene alınması tartışmalarının anımsatılması üzerine Ünal, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Henüz bir seçim bitmiştir. Seçimin sonucunda seçmen, Türkiye'de oluşturulmak istenen belirsizlik, endişe, kaygı gibi konularda son derece açık bir tavır ortaya koymuş ve Türkiye'yi seçim atmosferinden çıkarıp güven ve istikrar atmosferine sokmuşken yeniden erken seçim tartışmalarını biz doğru bulmuyoruz.

Türkiye şu anda önüne bakmaktadır. Birinci önceliğimiz, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin, Cumhurbaşkanımızın yemin etmesiyle birlikte devreye girmesidir. Sonraki süreçte de Türkiye hızla yoluna devam edecektir. Birileri, Türkiye'yi yeniden erken seçim tartışmalarını olduğu atmosfere sokmak istiyor ve bizim bazı arkadaşlarımızın da açıklamaları sanki erken seçime destekmiş gibi sunuluyor. Bizim gündemimizde herhangi bir şekilde erken seçim bulunmamaktadır. Türkiye daha yeni bir erken seçimden çıktı."

-Bahçeli'nin açıklamaları

Bir gazetecinin, "MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Alaattin Çakıcı'nın sınırsız ziyaretine olur veren Başsavcının, Ankara'ya savcı olarak atanmasının düzeltilmesiyle ilgili talebi var" sözleri üzerine, Ünal, Bahçeli'nin yaptığı açıklamaların, kendi siyasi düşünceleri olduğunu ve bunların "takdire ait olduğunu" ifade ettiğini anımsattı.

Ünal, "Dolayısıyla Sayın Bahçeli, siyasi nezaketiyle, hiçbir zaman 'Şu konu şöyle, bu konu böyle olmadır.' gibi bir siyasi tavır içine girmedi." dedi.

Bahçeli'nin, siyasi pozisyonunun bakış açısını kamuoyuyla paylaştığını belirten Ünal, şunları kaydetti:

"Özellikle basına dönük tehditlerin kabul edilemez olduğunu, bu ifadelerin Alaattin Çakıcı'ya ait olup olmadığının araştırılması gerektiği, bazı basın mensuplarına, basın kurumlarına dönük tehditlerin araştırılması gerektiğini, böyle bir şey varsa bu konuda yargının üzerine düşeceğini daha önce ifade ettim.

Biz, ifade, basın özgürlüğü konusunda son derece hassas olduğumuzu her zaman ifade ediyoruz ama basın ve ifade özgürlüğünün de şiddete ve teröre, bir terör örgütünün desteklenmesine ve terör seviciliğine kapı açamayacağını da ifade ediyoruz. İfade ve basın özgürlüğü demokrasini güvenliğini tehdit edecek, kamu düzenini tehdit edecek, şiddeti teşvik edecek, terörü ve terör örgütlerini destekleyecek şekilde dünyanın hiçbir yerinde kullanılamaz. Biz buna izin vermeyiz. Ama öbür taraftan da basına ve ifade özgürlüğüne dönük birilerinin açıktan basın mensuplarını, basın kurumlarını tehdit etmesine, 16 yıldan beri Türkiye'de özgürlüklerin mücadelesini veren AK Parti hiçbir şekilde rıza göstermez. Çünkü 2001 yılında AK Parti'nin doğum sebebi yasakların kalkması ve özgürlüklerin artmasıydı."

Ünal, savcının atanmasının idari bir işlem olduğunu bildirdi.

Ünal, Meclis Başkanlığı seçimiyle ilgili bir soru üzerine, parti grubunda konuyu istişare edeceklerini ve bunu kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi.

Ünal, Kahramanmaraş'tan seçilen diğer AK Partili milletvekillerine rozetlerini taktı. Milletvekilleri, Meclis çalışanlarına ve basın mensuplarına Maraş dondurması ve baklava ikram etti.

“Erken seçime gidilmesi bizleri memnun etmiştir”

SAMSUN (AA) – Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, erken seçim kararının iş dünyasını memnun ettiğini belirterek, "Bizler güçlü Türkiye'ye inanıyoruz. Yeni sistemle birlikte hedefimize daha kararlı ve hızlı bir şekilde ilerleyeceğimizden de hiçbir şüphemiz yok." dedi.

Kaan, Ömer Halis Demir Konferans Salonu'nda düzenlenen "Bölgesel Kalkınmada MÜSİAD’ın Rolü" konulu programda yaptığı konuşmada, Samsun'un Karadeniz'in en büyük şehri olduğunu ve elindeki potansiyeli iyi değerlendirmesi gerektiğini belirtti.

MÜSİAD olarak Türkiye'nin yeni iktisadi haritasını hazırladıklarını anlatan Kaan, "Bu haritayı hazırlarken dünyada marka olmuş şehirlerle Türkiye'deki şehirleri endeksliyoruz. Bu bakımdan Samsun'u incelediğimizde Almanya'nın Hamburg şehri ile bir olabileceğini düşünüyoruz. Eğer Hamburg bunu başarabilmişse Samsun da bunun daha büyüğünü başarabilir. Çünkü Samsun'un turizm kaynağı Hamburg'dan daha yüksek." diye konuştu.

MÜSİAD'ın helal yoldan kazancı ve ticareti savunan bir sivil toplum kuruluşu olduğunu ifade eden Kaan, mümkün olduğu sürece üyelerin müşterek sermayelerini birleştirerek faize bulaşmadan iş yapmalarını önemsediklerini vurguladı.

Kaan, sanayinin büyümesi ve katma değerli ürün geliştirmesi için çalışmalarına hız verdiklerinin belirterek, şöyle devam etti:

"Orta ölçekli sanayiciler için 81 ilde Toplu Sanayi İdaresi (TOSİ) adını verdiğimiz sanayi siteleri kurulması için çalışıyoruz. TOSİ'ler, sanayi siteleri ve OSB arasında sıkışmış işletmeleri bir alternatifle buluşturacak. İşletmesini küçükten orta ölçeğe taşıma hedefi olan firmalara cesaret verecek. Proje, TOKİ öncülüğünde gerçekleşecek ve bir 'üretim kampüsü' şeklinde inşa edilecek. Burada en az 200 sanayi yapısı faaliyette olacak. Kampüsün içinde konutlar, bir meslek okulu ve sağlık kuruluşu gibi yapılar yer alacak."

– "Üretmeyi bilmeyen toplum başkalarına bağımlı hale gelir"

Sanayi verilerini de değerlendiren Kaan, şu görüşlerini paylaştı:

"2017 yılında döviz kurunda son derece ciddi dalgalanmalar yaşandı. Türk lirası, dolar karşısında yüzde 8, avro karşısında ise yüzde 22 değer kaybına uğradı. İş dünyası bu dalgalanmalar mühim olduğunda hemen hemen tüm sektörlerde dövize odaklanmış durumda. Hatta tüketime baktığımızda tüketicinin de kendisini kıstığını görüyoruz. Bu derin sorun nedir ? Bu gerçek enflasyon. Yani bu dalgalanmalardan daha büyük bir sorun enflasyon. Döviz kurunun yükselmesinin önemli sebeplerinden birisi de insanların paranın değerini koruma istediğidir. Paranın değer kaybının nedeni ise enflasyondur. Enflasyon ekonomik, sosyal hayatta siyasal maliyeti olan bir vakadır. "

Enflasyonun kontrol altına alınması gerektiğine işaret eden Kaan, "Enflasyon kontrol altına alınabilirse liranın alım gücü dolayısı ile değeri korunmuş olur. Köklü çözüm, bizim 'ana sorun' dediğimiz enflasyonun kontrol altına alınmasıdır. Kontrol altına almak içinde de üretimi artırmalıyız. Üretimi artırdığımızda istihdamı attırırız. İstihdamı attırdığınızda aynı zamanda büyümeye de katkınız oluyor. Türkiye artık enflasyonu kontrol altına alma mücadelesine bir an evvel hepimiz başlatmak ve üretime tekrar dönmek durumundayız. Çünkü Türkiye'de nüfusun yüzde 70'i şehirlerde yaşıyor. Köylerden insanlar şehirlere doğru gidiyor. Üretmeyi bilmeyen toplum başkalarına bağımlı hale gelir." diye konuştu.

– "Bizler güçlü Türkiye'ye inanıyoruz"

Kaan, erken seçim kararının alınmasına da değinerek, "İş dünyası büyük, yeni yatırımlar yapmak ve cesaret bulabilmek için tabii ki güven ve istikrara ihtiyaç duyuyor. Yoksa kaos ortamında geri duruyoruz. Yeri geldiğinde de küçülmek durumunda kalıyoruz. 16 Nisan 2017 yılında yapılan referandumla birlikte Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi'nin bir an önce hayata geçmesi için gerekli adımı attık. Dolayısıyla seçimlerin 24 Haziran'da gerçekleşmesi ve erken seçime gidilmesi bizleri iş dünyası olarak son derece memnun etmiştir. Çünkü bizler güçlü Türkiye'ye inanıyoruz. Yeni sistemle birlikte hedefimize daha kararlı ve hızlı bir şekilde ilerleyeceğimizden de hiçbir şüphemiz yok." dedi.

Programa, Samsun Valisi Osman Kaymak, Büyükşehir Belediye Başkanı Zihni Şahin, kamu kurum ve kuruluşların üst düzey temsilcileri ile iş adamları katıldı.

İtalya'da siyaset çıkmazı erken seçimi zorunlu kılıyor

ROMA (AA) – ECENUR ÇOLAK – İtalya'da 4 Mart'ta yapılan ve hiçbir parti veya ittifakın hükümet kuracak oy oranına ulaşamadığı seçimin ardından ülkedeki siyasi istikrarsızlık sürüyor.

Seçimin galiplerinden 5 Yıldız Hareketi (M5S) ve sağ ittifakı içinde yer alan aşırı sağcı Lig, yaz döneminde erken seçime gidilmesini isterken, Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, yıl sonuna kadar "tarafsız bir hükümetin" ülkeyi seçim sürecine hazırlaması gerektiğini düşünüyor.

4 Mart'ta yapılan genel seçimlerin üzerinden geçen iki aydan fazla süredir bir hükümet ihtimalinin belirmediği İtalya'da siyasi belirsizlik ve istikrarsızlık devam ediyor.

Luigi Di Maio liderliğindeki sistem karşıtı M5S, seçimlerde aldığı yüzde 32,6 oyla mecliste en fazla milletvekiline sahip siyasi parti olurken, Matteo Salvini'nin liderliğindeki aşırı sağcı "Lig", eski Başbakan Silvio Berlusconi'nin merkez sağcı "Forza Italia" (Haydi İtalya) ve Giorgia Meloni'nin aşırı sağ görüşlü "İtalya'nın Kardeşleri" partilerinin oluşturduğu sağ ittifakı ise toplam yüzde 37 oy oranıyla seçimlerden birinci sırada çıktı.

Sistem karşıtı M5S ve sağ ittifakında en çok oyu alan aşırı sağcı Lig partisi, seçimin iki galibi olarak gösterilseler de ülkede hiçbir parti veya ittifak, tek başına hükümet kurmaya yetecek sandalye sayısına ulaşamadı.

İtalyan parlamentosunun iki kanadından birini oluşturan 630 sandalyeli Temsilciler Meclisi'nde, seçimin kazananı sağ ittifakı toplamda 265 sandalye elde ederken, 5 Yıldız Hareketi 227 sandalyeye ulaştı. Mevcut hükümetin büyük ortağı Demokrat Parti'nin başı çektiği sol ittifakı ise yüzde 22,9'luk oy oranıyla 122 sandalye alabildi.

315 sandalyeli Cumhuriyet Senatosunda dağılım, sağ ittifakı 137 sandalye, M5S 112 sandalye ve sol ittifakı 60 sandalye şeklinde oldu. Kalan sandalyeler küçük, bölgesel veya yurt dışındaki vatandaşları temsil eden partilere gitti.

– Bütün hükümet kurma çabaları sonuçsuz kaldı

Mart ayı içinde Temsilciler Meclisi ile Cumhuriyet Senatosunda parti gruplarının belli olması ve başkanların seçilmesiyle birlikte nisan ayında koalisyon görüşmeleri başladı.

Nisan ayının ilk iki haftası hükümet kurma görevini vereceği tarafı belirlemek için meclisteki siyasi partilerle birinci ve ikinci tur görüşmeler yapan Cumhurbaşkanı Mattarella'nın temaslarından sonuç çıkmadı.

– M5S, Lig'in sağ ittifakından ayrılmasını istedi

Bunun üzerine Mattarella, önce Senato Başkanı Maria Elisabetta Alberti Casellati'yi merkez sağ ile 5 Yıldız Hareketi arasında hükümet kurma olasılığı olup olmadığını belirlemesi için görevlendirdi ancak Casellati'nin görüşmelerinden bir sonuç alınamadı.

Birbirlerine karşılıklı suçlama ve hakaretlerde bulunan M5S ve Berlusconi "asla bir araya gelmeyeceklerini" belirterek olası merkez sağ-M5S hükümetine kapıları kapattı. M5S, "Lig'in merkez sağ ittifakından ayrılmasını, böylece M5S-Lig hükümetinin kurulabileceğini" bildirse de Lig, M5S'nin seçim ittifakı yaptığı partileri terk etmesi yönündeki teklifini kabul etmedi.

Daha sonra Mattarella, 5 Yıldız Hareketi ile mevcut hükümetin büyük ortağı merkez sol görüşlü Demokrat Parti arasında hükümet kurma ihtimali olup olmadığını belirlemesi için Temsilciler Meclisi Başkanı Roberto Fico'yu görevlendirdi. Fico, önce taraflar arasında "diyaloğun başladığı" açıklamasını yapsa da daha sonra PD geri adım atarak görüşmelerin bittiğini belirtti. Böylece bu girişimden de eli boş bir şekilde dönülmüş olundu.

– Cumhurbaşkanı, "tarafsız hükümet" önerisinde bulundu

Buradan da sonuç alınamaması üzerine Cumhurbaşkanı Mattarella pazartesi günü siyasi partilerle üçüncü tur müzakerelerde bulundu. Taraflar hala anlaşmaya yakın görünmediği için İtalya'nın içinde bulunduğu siyasi çıkmazdan kurtulabilmesi adına Mattarella, "yıl sonuna kadar görevde kalacak ve ülkeyi erken seçime götürecek süreci yönetecek tarafsız bir hükümetin kurulması" önerisinde bulundu.

Mattarella'nın "tarafsız hükümet" önerisini tek destekleyen Demokrat Parti olurken, aşırı sağcı Lig ve sistem karşıtı M5S, güven oylaması sırasında tarafsız hükümete destek vermeyeceklerini açıkladı.

– Partiler yazın veya sonbaharda erken seçim istiyor

Bu arada, siyasi partiler iki aydır hükümetin kurulamamasından birbirlerini sorumlu tutarak, erken seçime gitme taleplerini dile getirmeye başladı. Özellikle Lig ve M5S, Temmuz ayında erken seçimin yapılmasını isterken, merkez sağ ittifakında yer alan Forza Italia'nın lideri Berlusconi, seçimin sonbaharda yapılmasını önerdi.

Cumhurbaşkanı Mattarella'nın gün içerisinde "tarafsız hükümet" kurma çalışmalarına başlanması veya erken seçime gidilmesiyle ilgili bir karar vermesi bekleniyor.

İtalya'da erken seçim sesleri artıyor

ROMA (AA) – İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella, 4 Mart'ta yapılan genel seçimin ardından hala hükümetin kurulamaması üzerine, yıl sonuna kadar görevde kalacak ve erken seçime götürecek süreci yönetecek "tarafsız bir hükümetin kurulması" önerisinde bulundu.

İtalyan ANSA ajansının haberine göre Mattarella, bugün siyasi partilerle yaptığı üçüncü tur müzakerelerin ardından taraflar arasında hala anlaşma sağlanamaması üzerine yıl sonuna kadar görevde kalacak "tarafsız bir hükümetin kurulmasını" önerdi.

Siyasi partilerin anlaşmaya varması halinde hükümetin istifa edeceğini belirten Mattarella, "Eğer partiler herhangi bir anlaşmaya varamayacaksa, tarafsız hükümet hemen arkasından seçimlerin yapılabilmesi için aralık sonuna kadar işleri tamamlamalı." dedi.

Siyasi partiler tarafsız hükümeti desteklemezse seçimlerin yıl sonundan önce yapılması gerekeceğine dikkati çeken Mattarella, ancak bunun sıkıntılara yol açacağını ifade etti.

Mattarella, aşırı sağcı Lig'in lideri Matteo Salvini ile sistem karşıtı 5 Yıldız Hareketi'nin lideri Luigi Di Maio'nun gün içerisinde dile getirdiği "seçimlerin 8 Temmuz'da yapılması" önerisine ilişkin ise İtalya'nın oy kullanımına imkan sağlamak adına her zaman için yazın ortasında seçime gitmekten kaçındığını söyledi. Mattarella aynı şekilde, sonbaharda yapılacak seçimin de gelecek senenin bütçesinin onaylanmasıyla ilgili sorun oluşturacağını vurguladı.

– Hükümet kurma çabaları

Cumhurbaşkanı Mattarella'nın, nisan ayının başından beri siyasi partilerle bizzat yaptığı müzakereler ve hükümetin kurulması ihtimalinin belirlenmesi için ayrı ayrı görevlendirdiği Senato Başkanı Maria Elisabetta Alberti Casellati ve Temsilciler Meclisi Başkanı Roberto Fico'nun temaslarından herhangi bir sonuç alınamamıştı.

Luigi Di Maio liderliğindeki sistem karşıtı M5S seçimlerde yüzde 32,6 oy alarak mecliste en fazla milletvekiline sahip siyasi parti oldu.

Matteo Salvini'nin liderliğindeki aşırı sağcı "Lig", eski Başbakan Silvio Berlusconi'nin merkez sağcı "Forza Italia" (Haydi İtalya) ve Giorgia Meloni'nin aşırı sağ görüşlü "İtalya'nın Kardeşleri" partilerinin oluşturduğu sağ ittifakı ise toplam yüzde 37 oy oranıyla seçimlerden birinci sırada çıktı.

M5S ve Berlusconi "asla bir araya gelmeyeceklerini" belirtmiş, M5S, "Lig'in merkez sağ ittifakından ayrılmasını, böylece M5S-Lig hükümetinin kurulabileceğini" bildirmişti. Lig ise M5S'nin seçim ittifakı yaptığı partileri terk etmesi yönündeki teklifini kabul etmemişti.

Bu arada seçimde yüzde 18 oy alarak mecliste üçüncü sıraya gerileyen mevcut hükümetin büyük ortağı Demokrat Parti muhalefette kalacağını, koalisyon hükümetinde yer almayacağını bildirmişti.

İtalya'da erken seçim tartışmaları

ROMA (AA) – İtalya'da, 4 Mart'ta yapılan genel seçimin üzerinden 2 ay geçmesine rağmen hala hükümetin kurulamaması ve siyasi tarafların birbirleriyle uzlaşmaya yakın görünmemesi sebebiyle erken seçim talepleri yükselmeye başladı.

İtalyan ANSA ajansının haberine göre, sistem karşıtı 5 Yıldız Hareketi'nin lideri (M5S) Luigi Di Maio, ülkenin içinde bulunduğu siyasi istikrarsızlık nedeniyle erken seçime başvurulması gerektiğini belirterek, "Umarım bu konuda herhangi bir muhalefet söz konusu olmaz ve mümkün olan en kısa sürede erken seçime gideriz. En kısa zamanda sandığa gitmeliyiz, hatta seçim 24 Haziran'da bile olabilir. Bunun üzerinde çalıştık ve takvim olarak mümkün." ifadesini kullandı.

M5S'nin olası bir uzlaşı hükümetinde yer almayacağının altını çizen Di Maio, olası uzlaşı hükümetinde yer alacak partilerin "halka ihanet etmiş olacağını" savundu.

Öte yandan dün mevcut hükümetin büyük ortağı ve seçimde aldığı düşük oy oranıyla mecliste üçüncü sıraya gerileyen sol görüşlü Demokrat Parti'nin (PD) geçici lideri Maurizo Martina, "PD ile sistem karşıtı 5 Yıldız Hareketi arasında hükümet kurma girişiminin sona erdiğini", PD'nin merkez sağ ittifakı veya aşırı sağcı Lig partisi liderliğindeki bir hükümeti desteklemesinin "imkansız" olduğunu söylemişti. Martina, seçimlerin üzerinden 2 ay geçmesine rağmen hükümetin kurulamadığı İtalya'nın erken seçim ihtimaliyle karşı karşıya olduğunu belirtmişti.

– Hükümet kurma çabaları

Cumhurbaşkanlığından dün yapılan yazılı açıklamada, İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella'nın pazartesi hükümetin kurulmasına ilişkin müzakerelere devam edeceği kaydedilmişti.

Cumhurbaşkanı Mattarella'nın, nisan ayının başından beri siyasi partilerle bizzat yaptığı müzakereler ve hükümetin kurulması ihtimalinin belirlenmesi için ayrı ayrı görevlendirdiği Senato Başkanı Maria Elisabetta Alberti Casellati ve Temsilciler Meclisi Başkanı Roberto Fico'nun temaslarından herhangi bir sonuç alınamamıştı.

Luigi Di Maio liderliğindeki sistem karşıtı M5S seçimlerde yüzde 32,6 oy alarak mecliste en fazla milletvekiline sahip siyasi parti oldu.

Matteo Salvini'nin liderliğindeki aşırı sağcı Lig, eski Başbakan Silvio Berlusconi'nin merkez sağcı Forza Italia (Haydi İtalya) ve Giorgia Meloni'nin aşırı sağ görüşlü "İtalya'nın Kardeşleri" partilerinin oluşturduğu merkez sağ ittifakı ise toplam yüzde 37 oy oranıyla seçimlerden birinci sırada çıktı.

M5S ve Berlusconi "asla bir araya gelmeyeceklerini" belirtmiş, M5S, "Lig'in merkez sağ ittifakından ayrılmasını, böylece M5S-Lig hükümetinin kurulabileceğini" bildirmişti. Lig ise M5S'nin seçim ittifakı yaptığı partileri terk etmesi yönündeki teklifini kabul etmemişti.

Bu arada seçimde yüzde 18 oy alarak mecliste üçüncü sıraya gerileyen mevcut hükümetin büyük ortağı Demokrat Parti muhalefette kalacağını, koalisyon hükümetinde yer almayacağını bildirmişti.

“Şer güçleri oklarını kime çevirmişse onun yanında durun”

ERZURUM (AA) – Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, "FETÖ'sünden PKK, PYD, DEAŞ'ına, terör örgütleri dahil olmak üzere şer güçlerinin oklarını kime çevirdiğine bakacaksınız. O okları kime çevirmişlerse hiç korkmayın, gidin onun yanında durun. En doğru seçimi yapmış olursunuz." dedi.

Akdağ, Erzurum AK Parti İl Kadın Kolları 5. Olağan Kongresi'ndeki konuşmasında, seçimleri zamanında yapmayı planladıklarını ve bunu zaman zaman kamuoyu ile paylaştıklarını anımsatarak, erken seçim kararı alınmasına neden olan sürece dikkati çekti.

Muhalefetin erken seçim istediğini de hatırlatan Akdağ, şöyle devam etti:

"Bu arada muhalefet de durmadan erken seçim istiyordu. Bizi seçimlere getiren süreç bellidir ama burada muhalefetin tutumuna temas etmek istiyorum. Sebebi ne olursa olsun neticede bir erken seçim kararı alındı. Sürekli olarak 'seçime gidelim, sandığa gidelim, millete gidelim' diyen muhalefetin özellikle Cumhuriyet Halk Partisinin, ana muhalefetin içinde bulunduğu perişan durumu hepimiz görüyoruz. O kadar hazırlıksızlar ki 6 ay geçse hazırlıksız olacaklar, bir sene de geçse hazırlıksız olacaklar, iki sene de geçse hazırlıksız olacaklar. Çünkü onların milletle bir muamelesi yok. Millete yabancı oldukları için seçim erken olsa da hazırlıklı olamayacaklar, seçim zamanında yapılsaydı da hazırlıklı olamayacaklardı."

– "Hani 'Hodri meydan' diyordunuz, hodri meydan"

Akdağ, cumhurbaşkanlığı için aday olacak kişilerin Yüksek Seçim Kuruluna (YSK) göre belirlenmesi için çok az bir zaman kaldığına dikkati çekerek, "Ama hala CHP'nin genel başkanı ve arkadaşları prensipleri konuşmaya devam ediyorlar. Elbette prensipleri konuşalım ama bir görelim bakalım kiminle çıkacaksınız? Hani 'Hodri meydan' diyordunuz. Bir görelim bakalım göz bebeğimiz Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısına kiminle çıkacaksınız, hodri meydan." diye konuştu.

Kapalı kapılar arkasında birtakım siyaset mühendislikleriyle vatandaştan kaçırarak iş yapıldığını ve bunun millet tarafından görüldüğünü vurgulayan Akdağ, "Beyhude, bütün bu çabalarınız beyhude. Bir kere daha Cenab-ı Hakk'ın izniyle Recep Tayyip Erdoğan'ın, liderimizin öncülüğünde AK Parti, 'Cumhur İttifakı' galip gelecek ve biz göz bebeğimizi bu ülkenin cumhurbaşkanı olarak seçeceğiz." ifadelerini kullandı.

– "Şer oklarının kime yöneldiğine bakacaksınız"

Akdağ, zor zamanlarda kimin yanında durulacağına, özelliklerine, hizmetlerine, karakterine ve seciyesine bakılarak karar verileceğini herkesin çok iyi bildiğini anlattı.

Karar vermeyi kolaylaştıracak bir husus daha olduğunun altını çizen Akdağ, şunları kaydetti:

"Şer oklarının kime yöneldiğine bakacaksınız. Uluslararası şer çevrelerinden tutun Türkiye'deki şer çevrelerine kadar. FETÖ'sünden PKK, PYD, DEAŞ'ına, terör örgütleri dahil olmak üzere şer güçlerinin oklarını kime çevirdiğine bakacaksınız. O okları kime çevirmişlerse hiç korkmayın, gidin onun yanında durun. En doğru seçimi yapmış olursunuz. İşte bunun için biz liderimiz Recep Tayyip Erdoğan'ın yanındayız. Onun için biz mazlumların, mağdurların bir numaralı temsilcisi liderimizin yanındayız. AK Parti ile ülkemizde demokrasi asli manasını taşımaya başladı. AK Parti ile ülkemizde özgürlükler yerli yerine oturmaya başladı."

TÜSİAD Başkanı Bilecik:

İSTANBUL (AA) – Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Erol Bilecik, "Seçim tarihinin haziran olarak belirlenmesinden dolayı, iş dünyası 6 ay kazanmış oldu. Seçimlerin ardından bir an önce ülke gündemi tekrar ekonomi olmalıdır." dedi.

Erol Bilecik, TÜSİAD Genel Merkezi’nde Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci'nin katılımıyla düzenlenen istişare toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta alınan erken seçim kararının Türkiye açısından en iyi sonuçlara vesile olması dileğinde bulundu.

Küresel ekonominin krizi atlatması ve tekrar büyümeye başlamasıyla, yurt dışında uzun zamandır olağanüstü ölçüde genişlemeci olan politikaların normalleşmeye başladığını anlatan Bilecik, borçlanma maliyetleri giderek artarken, sermayenin yavaş yavaş gelişmiş ekonomilere dönmeye başlamasıyla, kurlarda da yukarı yönlü bir seyrin hakim olduğunu ifade etti.

Diğer ülkelere göre daha yüksek enflasyon ve cari açık oranlarına sahip olduğu için Türkiye’nin maalesef piyasa dalgalanmalarından en çok etkilenen ülkeler arasında yer aldığını belirten Bilecik, şunları kaydetti:

“Bu nedenle, seçim sürecine girilmiş olsa dahi, makroekonomik istikrara her zamankinden çok dikkat edilmesi gereken bir dönemdeyiz. Gönül isterdi ki enflasyon oranımızı diğer gelişmekte olan ülkeler gibi yüzde 5'in altına çekebilmiş, yapısal reformları büyük ölçüde başarmış olsaydık. Maalesef son yıllarda siyasi gündem, çoğu zaman ekonomik gündemin önünde gitti."

Bilecik, "Ekonomi, yarını görmek ister. Ekonomi, rahat nefes almak için yatırım ister. Yatırımı yapanlar da istikrar ve önünü görebilmek ister. Şimdi önümüzde erkene alınmış bir seçim var. Seçim tarihinin haziran olarak belirlenmesinden dolayı, iş dünyası 6 ay kazanmış oldu. Seçimlerin ardından bir an önce ülke gündemi tekrar ekonomi olmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

– "Gümrük Birliği'nin güncellenmesi AB sürecimize yeni bir canlılık kazandırır"

Erol Bilecik, geçen hafta Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan İlerleme Raporlarının 20’ncisinin yayımlandığını hatırlatarak, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyelik hedefinin, sürecin tıkandığı son birkaç yıl hariç tutulduğunda 15-20 yıllık reform perspektifinin itici gücü olduğunu vurguladı.

Bunun ekonomik, demokratik ve sosyal kazanımlar anlamında rahatlıkla ifade edilebileceğini dile getiren Bilecik, “Türkiye, AB sürecinde ilerledikçe ABD’den Çin’e, Körfez’e kadar dünyanın diğer bölgeleri için de siyasal açıdan etkili, ekonomik açıdan cazip bir ülke haline geldi. Süreçteki duraklama, maalesef dünya ile ilişkilerimize de olumlu yansımadı. Son olarak, Türkiye-AB arasındaki Varna Zirvesi’nde ilişkileri geriletecek bir karar çıkmamıştır. Zirve bu yönden olumludur ancak, Avrupa Komisyonu’nun yeni açıkladığı Türkiye raporunun içeriği, özellikle demokratik standartlar açısından oldukça kritiktir.” ifadelerini kullandı.

Bilecik, şöyle devam etti:

“Geçmişte, komisyonun Türkiye hakkındaki yıllık raporları, Türkiye’nin AB kriterleri açısından ilerlemesini ele alırken, son birkaç yıldaki raporların siyasal gelişmelere paralel olarak mevcut kriterlerdeki duraklama ve gerilemelere odaklandıklarını görüyoruz. Bu açıdan, 2018 raporunu bir dip noktası olarak görebiliriz. Aynı gün açıklanan Genişleme Strateji Belgesi ile birlikte düşünüldüğünde, anahtar kelimeler ‘temel haklarda gerileme’ ve ‘Türkiye’nin belirgin bir şekilde AB’den uzaklaştığı’ vurgusudur. Raporun ortaya koyduğu Türkiye tablosu ve gidişat, öngörülebilir bir gelecekte AB üyesi olacak bir Türkiye sunmamaktadır.

Rapor, özellikle OHAL uygulamalarının temel hak ve özgürlükler açısından yarattığı sorunları ayrıntılı biçimde ön plana çıkarmıştır. TÜSİAD olarak, ülke güvenliğine zarar gelmeyecek bir şekilde, bu konuyu defalarca ifade ettik. Bu noktada, pozitif bir gündem maddesi olarak şu konuyu özellikle vurgulamak istiyorum; Gümrük Birliği'nin tarım, kamu alımları ve hizmetler alanlarına genişletilmesi, anlaşmazlıkların çözüm mekanizmasının oluşturulması ve mevcut karar asimetrilerinin düzeltilmesi yönünde güncellenmesi, hem ekonomik hem de siyasal açıdan AB sürecimize yeni bir canlılık kazandırır. Brüksel'de üyesi olduğumuz Avrupa iş dünyasının temsil örgütü, ortak ve güçlü sesi olan BusinessEurope da bu öneriyi kuvvetle destekliyor.”

– "Korumacılık, tüm ülkelerde iş dünyasını olumsuz etkiliyor"

TÜSİAD Başkanı Bilecik, küresel düzeyde korumacılığın revaçta olduğu bir dönemden geçilse de, Türkiye’nin rekabet gücünü ilave gümrük vergileri ve ticareti zorlaştırıcı tedbirler aracılığıyla değil, katma değeri yüksek ürünler üreterek, marka bilinirliğini ve pazar çeşitliliğini artırarak sağlaması gerektiğine işaret etti.

Bilecik, teknolojinin her zamankinden hızlı geliştiği dijital dönüşüm çağında, üretim şekilleri, tüketim ve ödeme biçimleri, ulaştırma ve lojistik gibi birçok alanda devrim niteliğinde değişiklikler yaşandığına dikkati çekti.

Bu çağda önemli bir rol oynamak için küresel trendlerin proaktif bir yaklaşımla takip edilmesi ve hızlı aksiyon alınması gerektiğini belirten Bilecik, "Korumacılık, Türkiye de dahil tüm ülkelerde iş dünyasını olumsuz etkiliyor. Günümüzün iktisadi gerçekleri ile bağdaştırılması da zaten mümkün değil. Küresel değer ve üretim zincirlerinin tüm dünyaya yayıldığı, bir nihai üründe onlarca ülkenin izinin bulunduğu bir ekonomik yapıda, sadece tarifelerle oynayarak bir ülkenin rekabet gücünü artırma imkanımız artık yok. Hatta bunun aksi yönde sonuçlar üretmesi, rekabet gücüne orta ve uzun vadede zarar vermesi de çok kuvvetli bir ihtimal.” yorumunu yaptı.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Tüfenkci soruları yanıtladı

İSTANBUL (AA) – Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Türkiye'nin 2017’de yakaladığı yüzde 7,4 büyümeyi 2018’de de gerçekleştirmeyi istediklerini belirterek, "İlk çeyrekte de buna yakın bir büyüme rakamını yakalamak istiyoruz. İlk öncü göstergeler de bu anlamıyla pozitif. Dolayısıyla seçimlerin de buna pozitif etki etmesini bekliyoruz." dedi.

Bakan Tüfenkci, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Genel Merkezi’nde düzenlenen istişare toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Tüfenkci, bir soru üzerine, erken seçimlerin iş dünyasına pozitif yansıyacağını belirterek, iş dünyasında hemen hemen herkesin seçimlerin öne alınmasını ve kısa zamanda bitirilmesini olumlu karşıladığını aktardı.

Bugün TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik’in de bunu aynı anlama gelecek cümlelerle ifade ettiğini aktaran Tüfenkci, şunları söyledi:

“Sürenin kısa olması, hükümetimizin, AK Parti iktidarımızın özellikle seçim ekonomisi uygulamaması, popülist siyasetten uzak durması ve kamu maliyesi dengesini bozacak adımlar atmaması, iş dünyasının önündeki belirsizliğin 24 Haziran’dan sonra ortadan kalkması ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile seçimler bittiğinde, iktidarın kim olacağının, hükümetin nasıl olacağının çok kısa zamanda belirlenmesi iş dünyası tarafından da olumlu karşılanıyor.”

Bülent Tüfenkci, Türkiye’nin 2017’de yakaladığı yüzde 7,4 büyümeyi 2018’de de gerçekleştirmek istediklerini ifade ederek, “İlk çeyrekte de buna yakın bir büyüme rakamını yakalamak istiyoruz. İlk öncü göstergeler de bu anlamıyla pozitif. Dolayısıyla seçimlerin de buna pozitif etki etmesini bekliyoruz. İhracat rakamlarımıza baktığımızda da yine yukarı yönlü bir trend olduğunu görüyoruz. İnşallah seçimlerden sonra 2018’in sonuna geldiğimizde bu yılın 2017’de çok daha iyi olduğunu göreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Adaylık sürecine ilişkin soru üzerine Tüfenkci, “Gerçekten partimize bu anlamda talep çok. Süre de kısa olduğundan, geçen yapılan MYK ve MKYK toplantısında yol haritası belirlendi. Cumhurbaşkanımız da hem kamu görevlilerine hem belediye başkanlarımıza, hem il başkanlarımıza hem bizlere nasıl davranmamız gerektiğini ifade etti. Artık insanlar da bu anlamda kendi düşüncelerine göre müracaatlarını yapacak. Herkese hayırlı olsun.” yorumunu yaptı.

– Yemek kartlarıyla ilgili düzenleme

Bülent Tüfenkci, yemek kartlarıyla ilgili düzenlemede son duruma dair soruya ise “Yemek kartlarıyla ilgili çalıştay, Türkiye’deki bütün ilgili tarafların tamamını bir araya getirdi. Esasında bakanlığımız bu çalışmaları tamamlamış, kamuoyunun görüşüne açmış, kamuoyunda bu görüşlere ilaveten farklı kesimlerden de görüşler almıştı. Biz en son yeni bir düzenleme olduğu için yakın veya uzak ilgili bütün tarafları bir araya getirerek bir çalıştay düzenledik. Bu çalıştaydan çıkan çıktılara göre son kararımızı verip Başbakanlık’a göndereceğiz. Artık ona göre karar çıkacak.” yanıtını verdi.

Tüfenkci, yemek kartlarında komisyon oranlarına yönelik soru üzerine de “Çalıştayın sonuçlarını henüz almadığım için bir rakam söylemem doğru olmaz. Çalıştay raporlarına göre, tarafların uzlaştığı, belirlediği veya yakınlaştığı komisyon oranlarıyla yola devam edeceğiz. Ama iskonto olmayacak. Onu söyleyebilirim.” dedi.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Tüfenkci:

İSTANBUL (AA) – Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, "Olağanüstü Hal (OHAL) çok tartışılıyor. OHAL’in iş yaşamına, iş dünyasına engel olduğuna dair bir örnek yok." dedi.

Bakan Tüfenkci, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Genel Merkezi'nde düzenlenen istişare toplantısında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 2017 yılında yüzde 7,4 büyüyerek G20 ekonomileri arasında en hızlı büyüyen ülke olduğunu söyledi.

Türkiye’nin 2018’in ilk çeyreğinde de buna yakın bir büyüme yakalayarak erken seçime gidilen bugünlerde ekonomisinin temellerinin ne kadar sağlam olduğunu dosta düşmana göstereceğini ifade eden Tüfenkci, “Özellikle Türkiye’de iş yapma kolaylığını sağlama anlamında hükümet olarak gerek yatırım ortamının iyileştirerek, gerek şirket kurmayı kolaylaştırarak, gerek dış ticaret, özellikle de gümrük işlemlerini kolaylaştırarak ve basitleştirerek Türkiye’nin hem rekabet edebilirliğini artırma, aynı zamanda Türkiye’de iş yapan şirketlerimizin maliyetlerini azaltma noktasında ciddi adımlar attık.” diye konuştu.

Son 4 yılın en yüksek büyümesini kaydeden Türkiye’nin, hedefleri aşan bir büyüme yakaladığını aktaran Tüfenkci, 2017 yılında 157 milyar dolarlık toplam ihracatın 65 milyar dolarının, yani yüzde 41’inin Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında gerçekleştirildiği bilgisini verdi.

Tüfenkci, gerek Gümrük ve Ticaret Bakanlığı gerekse Ekonomi Bakanlığı olarak Dahilde İşleme Rejimi'ndeki birtakım sıkıntıları gidermeye çalıştıklarını ifade etti.

– "(Erken seçim) İş dünyamız da olumlu yaklaştığını ifade etti"

Bakan Tüfenkci, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üyelik hedefinden sapmadığını belirterek, şunları kaydetti:

“O hedefimizi koruyoruz. Ancak muhataplarımız nezdinde Türkiye'ye karşı gerçekten ikircikli bir tutumla, ayrımcı bakış açısıyla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Aday olan ülkelere ve kriterlere bakıldığında, Türkiye diğerlerinden fersah fersah her alanda üstün olmasına rağmen, Türkiye’ye karşı şu veya bu nedenle AB’in ikircikli bir tutum sergilediği yadsınamaz bir gerçek. Dolayısıyla AB’nin bu anlamda aslında bir samimiyet testinden geçtiğini de düşünüyoruz. Bu noktada belki AB’nin bir kez daha düşünerek, tavrını netleştirmesi gerektiğine inanıyoruz. Biz tam üyelik hedefimizi koruyoruz, fasılların açılmasını bekliyoruz. Ama bu, şu veya bu nedenle sürekli erteleniyor. İki tarafın da kazanacağı bir alan olan Gümrük Birliği’nin güncellenmesinde dahi tereddütler yaşayan veya bunu bir siyasi nedene bağlamaya çalışan bir AB’nin tutumunu bir kez daha sorgulaması gerekir.”

Bülent Tüfenkci, erken seçim kararına değinerek, “Normalde hükümet olarak, AK Parti olarak amacımız, seçimleri zamanında gerçekleştirmekti ama artık bu gündeme geldikten sonra da bu belirsizliği ortadan kaldırmak, iş dünyamızın, Türkiye ekonomisinin daha fazla zarara uğratılmaması, yara almaması noktasında ön alarak ve en az bir sürede bu seçimleri yapıp yolumuza devam etmek istedik. Bu, parlamentoda oy birliğiyle alınan bir karar. İş dünyamız da olumlu yaklaştığını ifade etti.” diye konuştu.

İş dünyasının ve yatırımcıların her zaman önünü görmek ve belirsizlik ortamından bir an evvel kurtulmak istediğini anlatan Tüfenkci, dolayısıyla bunları sağlayacak bu seçimlerin bir an evvel yapılması noktasında karar alındığını dile getirdi.

Ancak AB Parlamentosu’nun seçimlere yönelik eleştirilerini hayretle gördüklerini aktaran Tüfenkci, “AB Parlamentosu’nun bu eleştirileri yaparak, esasında Türkiye gerçekliğinden ve analiz yeteneğinden ne kadar uzak olduğunu görmüş olduk. Dolayısıyla AB’nin Türkiye hakkındaki tutumunu bir an evvel netleştirmesi lazım. Bizim de hedefleri tutturma adına gereğini yapmamız lazım.” ifadelerini kullandı.

– "OHAL’in iş dünyasına engel olduğuna dair bir örnek yok"

Türkiye’nin 24 Haziran seçimlerinde yeni bir sisteme geçeceğini belirten Tüfenkci, şöyle devam etti:

“İşlerin daha hızlı gideceği, bürokrasinin azalacağı ve zamandan kazanacağımız bir döneme geçeceğimizi ve bunun en fazla da iş dünyasına yansıyacağını ifade ediyoruz. Özellikle daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük ve daha fazla refahın Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile daha fazla gerçekleşeceğine inanıyoruz. Bugünkü sistemin aksaklıklarından kaynaklanan sıkıntıların giderilmesi noktasında bir fırsat olduğuna inanıyoruz. Esasında bu sıkıntıların büyük bir kısmını sistemin kendisi üretiyor. Bakanlık olarak bir konuda karar verdiğimizde en erken 3 ayda onu hayata geçirme imkanı oluyor. O da Bakan olarak ben takip edersem… Takip etmezsek ortalama 6 ayda hayata geçiyor kararlar. Şimdi inşallah bu süreçlerin çok daha azaldığı bir döneme girmiş olacağız.”

Bakan Tüfenkci, bu seçimlerden özellikle ekonominin etkilenmemesi noktasında her türlü tedbiri aldıklarını ve almaya devam ettiklerini ifade ederek, “Seçimler vesilesiyle ne enflasyonla mücadeleden vazgeçtik, ne faizlerin düşürülmesi noktasındaki çalışmamızdan vazgeçtik ne de almamız gereken kararları öteledik, onlardan vazgeçtik.” dedi.

Ekonominin kendi seyri içinde seçimlerden etkilenmememesi noktasında kararlı bir duruş sergilediklerini belirten Tüfenkci, “OHAL çok tartışılıyor. OHAL’in iş yaşamına, iş dünyasına engel olduğuna dair bir örnek yok. Bilakis bana göre OHAL iş dünyasının daha çok menfaatine. Biz Hükümet olarak ekonomik kararların Kanun Hükmünde Kararnameler ile çıkmaması noktasında da şimdiye kadar çok özen ve dikkat gösterdik.” değerlendirmesinde bulundu.

– "Gümrüklerdeki işlemleri kolaylaştırma rekabet imkanı da sağlayacak"

Hükümet ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması ve bu doğrultuda yapılan çalışmalara da ayrıca değer verdiklerini belirten Tüfenkci, şöyle konuştu:

“Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması'nda yer alan hükümler ülkemizde zaten büyük ölçüde uygulamaya alınmış, takvime bağlanmış veya planlanmış hususların kompozisyonundan oluşuyor. Ülkemizde Ekonomi Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı müsteşarlığı tarafından eş başkanlığı yapılan Ticaretin Kolaylaştırılması Kurulu da hayata geçti ve eylem planlarını ortaya koydu. Biz bu bağlamda kolay, hızlı ve güvenli ticaretin önünü açmak adına gümrüklerimizde birtakım yenilikleri hayata geçirdik. Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası almaya hak kazanan firma sayısı 302’ye ulaştı. Bunun getirdiği kolaylıklardan firmalarımız yararlanmaya devam ediyor. Tek Pencere Sistemi’ni hayata geçirdik. Buradaki iş ve işlemlerin kolaylaştırılması noktasında da ciddi ilerleme sağladık. Şu anda 21 kurum tarafından düzenlenen 120 adet belgenin başvuru ve onay işlemleri Tek Pencere Sistemi üzerinden gerçekleştiriliyor.

Yine Hızlandırılmış Sevkiyatlar ülkemizde dolaylı temsilcilik yetkisi verilmiş posta ve hızlı kargo operatörlerince halihazırda gerçekleştiriliyor ve mikro ihracat imkanıyla da işlemler hızlanıyor ve piyasa yeni ticaret aktörleri kazanıyor. En son hayata geçirdiğimiz uygulamlardan olan Gümrük Eşya Takip ve Analitik Performans Programı (GET-APP) iş birliği ve şeffaflığın en önemli göstergelerinden biri. Projenin ilk aşaması ile ilgili olarak firmalar tarafından lojistik süreçlerinde GET-APP sayesinde lojistik süreçlerinde 2-3 saatlik iyileşme sağlandığı belirtiliyor."

Bakan Tüfenkci, gümrüklerdeki altyapı yazılımlarının tamamını yeniden ihale ettiklerini dile getirerek, "2019’un ağustos ayında Bilge Gümrük Sistemi’nin ilk fazını devreye alacağız. Orada şunu hedefliyoruz; gümrüklerde artık kağıt kullanılmamasını, tamamen dijital ortamda işlemlerin yapılmasını istiyoruz. O süreç bittiğinde artık siz ofislerinizde internet ortamında eşyanızın gümrük, liman veya sınır kapılarında hangi aşamada olduğunu net olarak göreceksiniz.” ifadelerini kullandı.

Tüfenkci, gümrüklerdeki işlemleri kolaylaştırma, basitleştirme ve hızlandırmanın maliyet avantajının yanı sıra rekabet imkanı da sağlayacağını sözlerine ekledi.