Categories
Sağlık

Yanlış egzersiz omurgayı sakatlıyor

ANKARA (AA) – YEŞİM SERT KARAASLAN – Yanlış egzersiz, omurgada sakatlıklara, bel-boyun fıtıklarına, disklerde dejenerasyona, omurları birbirlerine bağlayan eklemlerde kireçlenmeye yol açabiliyor.

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yeşim Gökçe Kutsal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gerek amatör gerekse profesyonel olarak egzersiz yaparken herhangi bir sakatlıkla karşılaşılmaması için dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

Kontrolsüz egzersiz yapıldığında özellikle omurga sakatlanmalarının söz konusu olabildiğine dikkati çeken Kutsal, omurgadaki zedelenmelerin akut veya kronik olarak ortaya çıkabildiğini ifade etti.

Prof. Dr. Kutsal, akut zorlanmaların tek seferde ciddi travmalar ve zorlanmalarla oluştuğu, omurga kemiklerinde kırıklara, bel-boyun fıtıklarına veya omurgaları birbirlerine bağlayan ve ligaman adı verilen bağlarda zedelenmelere ya da kopmalara neden olabildiği uyarısında bulundu.

Kronik zorlanmaların ise tekrarlayan miktrotravmalar ile oluştuğunu anlatan Kutsal, omurlar arasındaki disklerde dejenerasyona, omurları birbirlerine bağlayan eklemlerde kireçlenme, disklerde kaymalara ve kronik bel ağrılarına yol açtığını söyledi.

  • Hangi spor dallarında hangi yaralanmalar sık görülüyor?

Kutsal, farklı spor dallarının omurganın farklı bölgelerini etkilediğini belirterek, boyunun çok hareketli bir bölge olduğunu ve boyun bölgesindeki omurları zedeleyen sporların da futbol ve güreş gibi yakın temas sporlarından oluştuğunu ifade etti.

Sırt bölgesinin boyun veya bel bölgesine göre daha hareketsiz olduğunu anlatan Kutsal, sırt omurlarını zedeleyen sporların omurgada dönme ve bükülme ile kaburgalar arasındaki bağlarda ve adalelerde zedelenmeye neden olan yüzme, golf, tenis ve kayak olduğunu belirtti.

Kutsal, bel bölgesinin ise hem hareketli bir bölge olduğunun hem de vücut ağırlığını taşıdığının altını çizerek, “Bu bölgede, tekrarlayan darbelere neden olabilecek koşu, omurgada dönmeye, bükülmeye neden olabilecek golf ve ağırlık kaldırma içeren halter sporları omurga zedelenmesi yapabilir. ” uyarısında bulundu.

  • “Spora başlarken her hareket 2 veya 3 kez tekrar edilmeli “

Spor yaparken sakatlıktan korunmada en iyi yöntemin, spora veya egzersize başlamadan önce ısınma hareketlerinin yapılması olduğunu vurgulayan Kutsal, bunun için eklem hareket açıklığı egzersizlerinin yapılabileceğini söyledi.

Kutsal, spora başlarken her hareketin 2 veya 3 kez tekrar edilmesi ve giderek bu sayının artırılmasının önerildiğini anlatarak, şunları kaydetti:

“Ayrıca yapılan egzersizin ilk tekrarına yavaş başlanması, hızın ve şiddetin giderek artırılması, her yeni hareket öncesinde 2 dakikalık mola alınması olası yaralanmaları önleyecektir. Yani aşamalı olarak ilerleme sağlanmalı ve ağır çalışmaları mutlaka dinlenme süreçleri izlemeli.

Egzersiz veya spor yaparken çok fazla tekrarın her zaman iyi bir yöntem olmayabileceği de akılda tutulmalı. “

Advertisements
Categories
Alaturka

Derse dans ve sporla başlıyorlar

HAKKARİ (AA) – ULAŞ GÜVEN – Hakkari'nin Yüksekova ilçesindeki bir okulda öğrenciler, derse dans edip, çeşitli egzersizler yaparak başlıyor.

İpek Mahallesi'ndeki 15 Temmuz Şehitleri Ortaokulunda görevli beden eğitimi öğretmeni İshak Canan, sabah derse gelen öğrencilerin zinde kalmasını sağlamak ve motivasyonlarını artırmak için harekete geçti.

Okul Müdürü İslam Keser'den de destek alan Canan, haftada üç gün sabah derse gelen öğrencilere yönelik etkinlik başlattı.

Bu kapsamda yaklaşık 120 öğrenci, okul bahçesinde müzik eşliğinde 20 dakika dans edip, çeşitli egzersizler yapıyor. Öğrenciler, keyifli geçen etkinliğin ardından derse giriyor.

  • “Öğrenciler derse dinç ve neşeli giriyor “

Öğretmen İshak Canan, AA muhabirine, bazı öğrencileri sabah okula gelirken yorgun ve uyuşuk gördüğünü söyledi.

Bunun üzerine okulda iki ay önce etkinlik başlattıklarını anlatan Canan, “Öğrencilerin derse dansla girerek daha zinde kalacaklarını düşündüm. Sabahları derse başlamadan önce bunu uyguladım. ” dedi.

Canan, öğrencilerin bu uygulamadan keyif aldığını dile getirerek, “Sabahları derse başlamadan önce bu etkinliği yaparak öğrencileri sınıflarına alıyoruz. Bu uygulama öğrencilerde pozitif etki yarattı. Öğrenciler danstan sonra daha dinç, daha verimli, neşeli şekilde derse giriyor. ” diye konuştu.

Öğrencilerden Avesta Aybar ise uygulama sayesinde derslerden daha çok verim aldığını belirterek, “Bu sayede okula sevgim ve derslerime ilgim arttı. Bende bir an önce okula gitme isteği oluştu. ” ifadelerini kullandı.

Öğrencilerden Şenay Babat da etkinliğin sağlık açısından faydalı olduğunu dile getirerek, “Bende ve bütün arkadaşlarımda olumlu değişiklikler oldu. Dersteki performansımız arttı. Yaptırdıkları etkinlikle kendimizi mutlu hissetmemizi sağlayan beden eğitimi öğretmenimize, okul müdürümüze çok teşekkür ederim. ” dedi.

Categories
Sağlık

Perküsyon terapisi parkinson hastalarına umut oldu

İZMİR (AA) – MERİÇ ÜRER – İzmir'de parkinson tedavisi gören hastalar, rahatsızlıklarının etkisini azaltmak ve yaşam kalitelerini yükseltmek amacıyla profesyonel davulcu eşliğinde toplu olarak beden perküsyonu yapıyor.

Parkinsona bağlı hareket yavaşlığı, güçsüzlük, denge bozuklukları, el ve kollarda titreme sorunları yaşayan hastalar, Parkinson Hastaları Derneği tarafından düzenlenen perküsyon terapisine katılıyor.

Profesyonel davulcu Fikri Yargıcı tarafından verilen beden perküsyonu eğitimi, yaklaşık bir saat sürüyor. Yargıcı'dan beden perküsyonu tekniği öğrenen hastalar, öğrendiklerini evde de tekrarlıyor.

Üyelerinin yaşam kalitesini arttırmak için haftada bir saat beden perküsyonu terapisi başlatan dernek, katılımcılardan herhangi bir ücret almıyor.

Parkinson Hastaları Derneği Başkanı Gülnur Uğurlu Kelçe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, beden perküsyonunun parkinsonda iyileşmeler sağladığına dair bilgiler üzerine böyle bir çalışmaya imza attıklarını söyledi.

Çalışmaların çok keyifli geçtiğini ifade eden Kelçe, şöyle konuştu:

“Beden vücut koordinasyonunu sağlayan hareketlerin sonunda parkinson hastalarındaki değişimi görünce inanılmaz mutlu olduk. Yürümelerinde, el ve kol hareketlerinde farklılıkları yakından gördük. Parkinson hastalığında egzersizler ilaç kadar etkili. Hastalığın gidişatında egzersiz yapan bireyle egzersiz yapmayan birey arasında inanılmaz fark gözlemleniyor. Dernek olarak üyelerimize destek olmak istedik. İnşallah daha da güzel neticeler alacağımızı umuyorum. Desteklerinden dolayı da AbbVie firmasına teşekkür ediyoruz. ”

  • “Ev ödevi veriyorum ”

    Eğitmen Fikri Yargıcı ise hastalarla vücudun bazı noktalarını kullanarak çalım ve vuruş yaptıklarını dile getirdi.

Göğüs bölgesi, el, diz üstü, ayakları kullanarak 6-7 farklı melodi kullandıklarını hatırlatan Yargıcı, “Hareketleri belirli sıra ve tempoda yaparak çok güzel melodiler çıkarıyoruz. Hastalarda inanılmaz bir ilerleme var. Ritim algıları çok değişmeye başladı. El ve ayak koordinasyonları çok daha iyi olmaya başladı. İnşallah hastalarımızla bir gösteri hazırlayacağız. Bazen ev ödevi de veriyorum. Seneye umarım güzel bir gösteri yapacağız. 2 dakikalık bir perküsyon şovu olacak. ” dedi.

Parkinson hastası Levent Karcı da beden perküsyonuyla el ve kol koordinasyonunun geliştiğini söyledi.

Karcı, “Terapi öncesi elimle bir şey tuttuğum zaman düşürme korkusu yaşıyordum. Bu hareketlerden sonra bu korkum azaldı. ” dedi.

Fuat Şentürk ise çalışmalarla hastalık belirtilerinde yüzde 80 azalma olduğunu ifade ederek, “Derslerde çok mutluyum. Hayat çok güzel. Yalnız başıma geziyorum, parka, doktora gidiyorum. ” ifadelerini kullandı.

Sultan Özcan Şentürk de eşinin 20 senedir parkinson tedavisi gördüğünü söyledi. Tedavi sürecinde çok zorluklar yaşadıklarını anlatan Şentürk, “Buraya geldikten sonra yürümesi ve konuşması değişti. Eli titriyordu, şimdi daha iyi durumda. Artık yardım almadan yürüyebiliyor. Bu derslerden sonra tek başına doktora gidebiliyor. ” diye konuştu.

Categories
Sağlık

“Spor yapmak paradan daha çok mutluluk verebilir”

ANKARA (AA) – ABD'de yürütülen bir araştırma, spor yapmanın paradan daha fazla mutluluk verebileceğini ortaya koydu.

ABD'nin Yale ve İngiltere'nin Oxford üniversitelerinden araştırmacılar, en az 1,2 milyon Amerikalının 5 yıl boyunca gelir seviyeleri, fiziksel aktiviteleri ve psikolojik durumlarıyla ilgili verilerini inceledi. Katılımcılara son 30 günde kaç kere psikolojik olarak kötü hissettikleri yönünde sorular yöneltildi.

Araştırmada düzenli egzersiz yapanlar yılda 35 gün depresif hissederken, fiziksel olarak yeterince aktif olmayan kişiler için bu rakamın yılda 53 güne çıktığı tespit edildi.

Çalışmada fiziksel olarak aktif olan kişilerin, yılda kendilerinden 25 bin dolar daha fazla kazanan fakat spor yapmayanlar kadar iyi hissettikleri saptandı.

Bunun ne kadar çok spor yaparsan o kadar iyi hissedersin anlamına gelmediğine işaret eden araştırmacılar, haftada 3 ila 5 gün 30 ila 60 dakika sürede spor yapmanın ideal olduğunu ifade etti.

Araştırmanın sonuçları “The Lancet ” dergisinde yayımlandı.

Categories
Sağlık

Aerobik ve direnç egzersizleri “kalbe” iyi geliyor

ANKARA (AA) – YEŞİM SERT KARAASLAN – Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nail Çağlar, yürüyüş, koşu, jimnastik, dans, yüzme, bisiklete binme gibi aerobik egzersizlerinin kalp ve solunum hızını uyararak kaslara oksijenlenmiş kan gönderilmesini, ağırlık kaldırma gibi direnç egzersizlerinin de kan basıncı kontrolünü sağladığını bildirdi.

Prof. Dr. Çağlar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kapalı ofislerde, masa başında uzun süre geçirilmesine bağlı hareketsiz yaşamın sağlığı olumsuz etkilediğini söyledi.

Yetersiz fiziksel aktivitenin, başta kalp ve damar hastalıkları olmak üzere obeziteden kansere, yüksek tansiyondan diyabete kadar çeşitli rahatsızlıkların gelişiminde etkisinin bulunduğunu anlatan Çağlar, düzenli egzersizin sağlıklı yaşamın vazgeçilmez unsuru olduğunu vurguladı.

Her egzersizin her kişi için uygun olmadığına dikkati çeken Çağlar, kalp sağlığının korunmasında doğru egzersizin önemine işaret etti.

Çağlar, egzersizlerin, “aerobik ” ve “direnç (kuvvet) ” egzersizleri olarak ikiye ayrıldığını ifade etti.

Her iki grup egzersizin de düzenli yapıldığında genel sağlık ve iyilik hali açısından faydası bulunduğunu belirten Çağlar, ancak vücut üzerindeki etki mekanizmalarının farklı olduğunu söyledi.

  • “Aerobik egzersizleri, kalp ve solunum hızını uyarıyor “

Aerobik egzersizlerinin “kardiyo ” veya “dayanıklılık ” egzersizleri olarak da isimlendirildiğini dile getiren Çağlar, “Yürüyüş, koşu, jimnastik, dans, yüzme, bisiklete binme gibi aerobik egzersizleri, kalp ve solunum hızını uyararak kaslara oksijenlenmiş kan gönderilmesini sağlar. ” bilgisini verdi.

Aerobik egzersizlerin en büyük faydayı kalp damar sistemi üzerinde gösterdiğini vurgulayan Çağlar, “Egzersizle kalp hızı arttıkça, vücuda daha fazla oksijen ulaştırabilmek için kalp daha fazla kan pompalar. Bu sebeple düzenli aerobik egzersiz kalp kasını, özellikle sol ventrikülü güçlendirir. Bunların egzersize bağlı güçlenmesi, asla patolojik kalp büyümesi anlamına gelmez. Egzersizle güçlenen kalp kası, atım başına daha fazla kan pompalamak için daha hızlı çalışmak zorunda olmaz. Böylece düzenli aerobik egzersiz yapanların istirahat halindeki kalp hızları düşük olur. ” şeklinde konuştu.

Çağlar, aerobik egzersizin diğer etkilerine ilişkin şunları kaydetti:

“Aerobik egzersiz kalp atım hacmini artırır, kan damarlarını genişletir, esnekliklerini artırır, damarlarda plak oluşumunu azaltır ve kan basıncını düşürür. Bu etkilere bağlı olarak kalp damar hastalıkları riski azalır. Ayrıca aerobik egzersiz, oksijen transferi için çok büyük önem taşıyan, mikroskobik damarlar olan kapillerlerin sayısını da artırır. Üstelik bu etki gençlerde de yaşlılarda da aynıdır. Aerobik egzersizlerde kalori yakılması esastır, sonuçta vücut yağı, özellikle visseral yağ denilen bel çevresinde biriken ve iç organ yağlanmalarına sebep olan yağ birikimi azalır. Kilo vermek isteyen birinin öncelikli olarak yapması gereken egzersiz tipi aerobik olmalıdır. ”

  • “Sağlıklı kaslar, kişinin yaşlılıkta işini kendisinin görmesinin teminatı “

Prof. Dr. Çağlar, direnç egzersizlerinin ise kasları, eklemleri ve kemikleri çalıştırdığını ifade ederek, “Direnç egzersizlerinin en tipik örnekleri, ağırlık kaldırma ve direnç bantlarıyla yapılan çalışmalardır. Bu tip egzersizler için gereken enerji, çalışan kaslarda üretilen ATP'den elde edilir. Direnç egzersizleri kasları yapılandırmak ve güçlendirmek için idealdir. ” diye konuştu.

Bu egzersizlerin, sağlıklı duruş, kas ve kemik yapısı için gerekli olduğuna işaret eden Çağlar, sağlıklı kasların, kişinin yaşlılıkta kendi işini kendisinin görebilmesinin teminatı olduğunu kaydetti.

Çağlar, bunun yanında direnç egzersizlerinin vücudun istirahat halinde kalori yakmasını kolaylaştırarak kilo verilmesine ve verilen kilonun korunmasına katkı sağladığını anlattı.

Prof. Dr. Çağlar, “Kalp sağlığının korunmasında direnç egzersizleri, kan damarlarının yüzeyine yaptıkları etkiyle kan basıncı kontrolünü sağlamaya yardımcı olur. ” dedi.

Egzersizlerin insülin ve şeker metabolizmasında da etkili olduğuna işaret eden Çağlar, aerobik egzersizlerin etkin insülin üretimine, direnç egzersizlerinin de artmış kas kitlesi tarafından insülinin etkin kullanımına imkan vererek, kan şekeri düzeylerinin sağlıklı sınırlarda kalmasını sağladığını bildirdi.

  • “Ne sıklıkla egzersiz yapılmalı? “

Prof. Dr. Çağlar, ABD-2020 Ulusal Fiziksel Aktivite Kılavuzu'na göre, bir erişkinin haftada en az 150 dakika orta veya 75 dakika yüksek tempoda aerobik egzersiz yapması gerektiğini söyledi.

Erişkinlerin, haftada en az 2 gün vücuttaki büyük kas gruplarının hepsini çalıştıracak biçimde direnç egzersizi yapması gerektiğini belirten Çağlar, “Kişisel gereksinime ve seviyeye göre önerilen direnç egzersizi süresi değişebilirse de ortalama 30 dakika dahi yeterlidir. ” ifadesini kullandı.

Categories
Alaturka

Irak'ta sabah namazı sonrası egzersiz

SÜLEYMANİYE (AA) – Irak'ın Halepçe kentindeki bir camide kılınan sabah namazı sonrası cemaat haftada iki gün antrenör eşliğinde hafif egzersiz yapıyor.

Halepçe'deki Behaşt (Cennet) camisinde bölge insanlarını sabah namazına teşvik etmek amacıyla hafif egzersiz uygulaması hayata geçirildi.

Yoğun ilgili gören uygulama sayesinde camide kılınan sabah namazında artış olduğu belirtildi.

Cami imamı Mihreban Hama Said, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iki antrenör eşliğinde uygulamayı başlattıklarını söyledi.

Sağlıklı yaşamın önemine değinen Said, “Müslüman olarak sağlıklı bir bedenimiz olmalı ki sağlıklı bir şekilde ibadet edebilelim. ” dedi.

Said, hafta iki gün sabah namazının ardından hafif egzersiz yaptıklarını dile getirerek, bu etkinlik sayesinde sabah namazına gelenlerin sayısında artış olduğunu aktardı.

Uygulamadan olumlu tepkiler aldığını ifade eden antrenör Zana Nusrettin, “Bu uygulama aslında 2013'te hayata geçirildi. Geçen ay bazı insanların talebi üzerine uygulamayı yeniden başlattık. Bu etkinlik camiye gelenlerin sayısını artırdı. ” dedi.

Etkinliğe katılanlardan 54 yaşındaki Ahmed Rauf, egzersiz yaparak kendini daha iyi hissettiğini dile getirerek, herkesin spor yapmaya teşvik edilmesi gerektiğini kaydetti.

Categories
Sağlık

Düzenli egzersiz akıl sağlığına iyi geliyor

ANKARA (AA) – Haftada 3 ila 5 kez yapılan düzenli egzersizin akıl sağlığına iyi geldiği bildirildi.

ABD'de yürütülen araştırmaya katılan 1,2 milyon kişinin fiziksel aktivite düzeyleri ve psikolojik durumları değerlendirildi.

Çalışma sonucunda haftada 3 ila 5 kez yapılan 45 dakikalık takım sporları, bisiklet sürme ve aerobik gibi egzersizlerin akıl sağlığına olumlu etkileri olduğu tespit edildi.

Araştırmada, yaş ve cinsiyete bakılmaksızın ev işleri ve çocuk bakımı da dahil tüm fiziksel aktivitelerin akıl sağılığına iyi geldiği belirtildi.

İki günde bir yapılan 30 ila 60 dakikalık fiziksel aktivitenin en faydalısı olduğuna işaret edildi.

Yale Üniversitesinden Dr. Adam Chekroud, daha önceden ne kadar çok egzersiz yapılırsa akıl sağlığı o kadar olumlu etkilenir gibi bir inanış olduğunu ifade ederek, bu araştırmanın bu inanışı desteklemediğini söyledi.

Chekroud, “Araştırmaya göre, ayda 23 kereden fazla ya da bir seferde 90 dakikadan fazla yapılan fiziksel aktivitenin akıl sağlığına olumsuz etkisi var. ” ifadelerini kullandı.

Çalışmanın sonuçları “Lancet Psychiatry ” dergisinde yayımlandı.

Categories
Alaturka

Ağırlık kaldırma ve güç egzersizleri depresyon tedavisinde etkili

ANKARA (AA) – Ağırlık kaldırma ve kuvvet antrenmanı gibi egzersizlerin depresyon tedavisinde etkili olduğu saptandı.

İrlanda'daki Limerick Üniversitesi Spor Bilimleri Bölümü'nden Brett Gordon, yaptıkları araştırmada, depresyon hastası olan ya da olmayan yaklaşık 2 bin kişiden alınan verilere göre yapılan değerlendirmede, ağırlık kaldırma, direnç ve kuvvet egzersizlerinin depresyonun etkilerini azalttığını ortaya koyduğunu belirtti.

Gordon, güç antrenmanı ya da ağırlık kaldırma gibi egzersizleri yapan kişilerin kendilerini daha iyi hissettiklerini ifade ederek, egzersizlerin beyne kan akışını artırdığını söyledi.

Araştırmaya göre, bu tip egzersizler vücut dayanıklılığını artırdığı gibi zihinsel dayanıklılığını da artırıyor.

Çalışmada, depresyonun etkilerini azaltmak için haftada en az 2 kez ağırlık kaldırma ve güç egzersizleri yapılması önerildi.

Bu tip egzersizlerin kaygı bozukluğunun tedavisinde de işe yaradığı ifade edildi.

Araştırmanın sonuçları “JAMA Psychiatry ” dergisinde yayımlandı.

Categories
Sağlık

Bel fıtığına istirahat değil egzersiz önerisi

ANKARA (AA) – YEŞİM SERT KARAASLAN – Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ersin Erdoğan, bel fıtığında akut dönemden sonraki iyileşme sürecinde yapılacak egzersizlerin, istirahatten daha faydalı olduğunun bilimsel araştırmalarla kanıtlandığını, egzersiz yapmanın istirahata tercih edilmesi gerektiğini bildirdi.

17 Nisan Verimlilik Haftası dolayısıyla AA muhabirine açıklama yapan Prof. Dr. Erdoğan, bel ağrısı, fıtık ve soğuk algınlığı şikayetlerinin insanların hayat kalitesi ile verimliliğini düşüren sorunların başında geldiğini anlattı.

Bel ağrısı ve fıtığın ciddi bir sağlık sorunu olmasının yanı sıra iş gücü kaybına da yol açtığına dikkati çeken Erdoğan, bu konuda ABD ve İngiltere'de iki ayrı işveren konfederasyonu tarafından araştırma yapıldığını belirtti.

Erdoğan, şunları kaydetti:

“Araştırmada, çalışanların neredeyse yarısının izin alma gerekçesi bel ağrısı ve soğuk algınlığı olarak belirlendi. Bel ağrısı ve fıtık, hastaya çektirdiği ızdırap kadar devlete de mali açıdan büyük yük getiriyor. Son yıllarda AB üyesi ülkeler, bel fıtığı için egzersiz önerilmesini tavsiye ediyor. Çünkü, bel ağrısına istirahat değil, egzersiz iyi geliyor. Bu yöntem aynı zamanda bütçeyi de yormuyor. ”

Amerikan Hekim Birliği ve Amerikan Ağrı Derneğince hazırlanan klinik uygulama kılavuzlarında da bel ağrısı olan hastaların aktif hayata devam etmesi gerektiğinin vurgulandığını ifade eden Erdoğan, bunu destekleyen çeşitli bilimsel araştırmalar da bulunduğunu söyledi.

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bel ağrısı olan hastalar için aktivite ile istirahati karşılaştıran 10 çalışmanın dahil edildiği bir araştırmada, aktif kalanlarda küçük ağrı azalmalarının orta düzeyde etkili olduğu ortaya kondu. Akut bel ağrısı olan Japon işçileri içeren bir başka araştırmada, istirahat grubu ile aktif grup karşılaştırıldı. Araştırmada, istirahat grubunda yer alan işçilerde tekrarlayan veya kronik bel ağrısının daha yüksek olduğu tespit edildi. ”

– “Her bel ağrısı bel fıtığı anlamı taşımaz ”

Verimliği düşüren bel fıtığına ilişkin bilgi veren Erdoğan, bunun en sık görülen fiziksel hastalıklar içinde yer aldığını söyledi. Erdoğan, yatakta uyurken yapılan ters bir hareketin bile bel fıtığı gelişmesine yol açabileceğine dikkati çekti.

İnsan iskeletinin, omurga ve disklerden oluştuğunu anlatan Erdoğan, omurgaların birleşerek blok halde iskeleti meydana getirirken, disklerin de omurgalar arasındaki yastıklar olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Erdoğan, disklerin yaşın ilerlemesine bağlı yıprandığının altını çizerek, “Kapsülde küçük yırtıklar başlar. Yırtık, diskin aşırı yük alması ile oluşabilir. Diskin aşırı yüklenmesi için ağır bir şeyler yapmak şart değildir. Yatakta uyurken dönme hareketi esnasında da olabilir. Bu disk çıkıntısı da sinire basarak bacağa yayılan ağrıya neden olur. ” diye konuştu.

Her bel ağrısının bel fıtığı anlamı taşımadığına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bacak da ağrıyorsa o tarafta bel ağrısı daha fazladır. Bu ağrı, bel fıtığının bulgusu olabilir. Bacak ağrısı olarak bilinen siyatik ise kalçanın arkasından bacağa devam eden sinirin bel omurlarındaki sinir köklerinin baskı altında kalmasıyla oluşur. Ağrı kalçadan topuğa kadar yayılabilir.

Uyuşukluk ve güçsüzlüğe karşı dikkatli olunmalı. Çünkü, uyuşukluk ve güçten düşme çok sık olmasa bile sinire olan baskının fazla olduğunun işaretidir. Karıncalanma, bacağın genellikle alt kısmında ve ayakta oluyorsa, fıtık ihtimali vardır. Vücutta etkili olan kramp, genellikle etkilenen sinirin kontrol ettiği kaslarda meydana gelir. Bazen belde de olabilir. ”

Tedavinin yaklaşık 6 hafta sürdüğünü aktaran Erdoğan, bu sürenin ilk iki haftasının biraz zor geçtiğini belirtti. Erdoğan, ikinci haftadan sonra hastanın kendini daha iyi hissettiğini, önce ağrının geçmeye başladığını, ardından güçsüzlük ve uyuşukluk halinin sona erdiğini ifade etti.

– Bel fıtığında tedavi seçenekleri

Prof. Dr. Erdoğan, kuvvetsizlik ve uyuşukluk halinin artması, ağrının şiddetlenmesi ve şikayetlerin artması halinde cerrahi seçeneğinin söz konusu olabildiğini ifade etti.

Genellikle ilk aşamada istirahat verildiğini dile getiren Prof. Dr. Erdoğan, “Eskiden hastalar 20 gün boyunca sert zemine yatırıldı. Şimdi ise bunun yerine mümkün olduğu kadar hareket ve egzersiz öneriliyor. Nörolojik defisit yapmış bel fıtıkları için değil bu öneri. Özellikle ameliyat ya da fizik tedavi yapılıp iyileşen hastaların bel kaslarını güçlendirici egzersizlerine devam etmesi gerekiyor. ” dedi.

Prof. Dr. Erdoğan, egzersizin de mutlaka hekim bilgisiyle ve ağrının kişiyi hareket etmeyecek kadar etkilemediği akut dönemin geçtiği durumda yapılması gerektiğini kaydetti.

ABD'de ilaçlı ve ameliyatlı tedavilerde bağımlılık ve ölüm oranlarının arttığını ifade eden Prof. Dr. Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

“İngiltere'de durum daha iyi. Bel ağrısı sonrası sağlıklı yaşamak için ABD'de daha fazla cerrahi uygulama yöntem tercih ediliyor. Ayrıca narkotik ağrı kesiciler kullanılıyor. İngiltere'de bu cerrahi müdahale ve ilaç kullanma oranı daha az ve oradaki doktorlar egzersiz öneriyor. Sonuçlar da bu durumda daha iyi oluyor. Hollanda ve Avustralya da 'pozitif sağlık' programı uygulayacağını açıkladı. ”

Categories
Alaturka Gazetesi

“Diz kireçlenme”sinin kalıcı çözümünü arıyorlar

BALIKESİR (AA) – SEYHAN KIRICI – Türkiye’den Balıkesir Üniversitesi (BAÜ) Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Nilay Şahin’in de bulunduğu, 10 ülkeden 21 bilim insanı, dünyada ve Türkiye’de son yıllarda daha sık rastlanan “Diz kireçlenmesi”nin kalıcı tedavisini araştırıyor.

Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diz kireçlenmesinin görülme sıklığının giderek arttığını ve bunun gelecekte en büyük sağlık problemleri arasında yer alacağını söyledi.

Bu kapsamda kendisinin de içinde yer aldığı 10 ülkeden 21 bilim insanının “Subgrouping and Target Ed Exercise Programmes for Osteo Arthritis” (Diz Kireçlenmelerinde Alt Gruplar ve Hedef Egzersiz Tedavileri) çalışma grubu adı altında İngiltere’nin Keele Üniversitesinde bir araya geldiğini ifade eden Şahin, 7 Mart’ta gerçekleştirilen ilk toplantı ile çalışmalara başladıklarını söyledi.

Çalışmaların Keele Üniversitesi koordinasyonunda yürütüleceğini dile getiren Şahin, şöyle konuştu:

“Keele Üniversitesinden, daha önce yaptığım egzersiz çalışmalarımdan dolayı bir davet mektubu aldım. Uzun bir yazışma süreci sonunda İngiltere’de bir toplantı gerçekleştirdik. Bu toplantının içeriği diz kireçlenmesi olan hastalarda egzersiz tedavisinin etkinliği ile ilgiliydi. Bu konuda neler yapılabilirin tartışılması, yapılmış çalışmaların bir araya getirilmesi ve bunlarla sentez çıkarılması amaçlandı. Türkiye’den de bu platformda sadece ben yer aldım. Almanya, Hollanda, ABD, Tayland, İskoçya, İngiltere gibi 10 ülkeden bilim insanları var. Bu bilim adamları, diz kireçlenmesi ve tedavisinde egzersizin etkisi üzerine çalışmalarda bulunmuş kişiler.”

Şahin, ülkelerin farklı kültürel yapısını göz önüne alarak, diz kireçlenmesinde dünya genelinde ne gibi bir sonuç çıkarılabilir üzerine bilgi alışverişinde de bulunduklarını belirterek, “Toplantı sonunda hepimize birer ödev verildi ve bazı değerlendirmeler yaparak tekrar bir araya geleceğiz. Bu çalışma neden önemli, kireçlenme, günümüzün en önemli problemlerinden biri.” dedi.

Bugüne kadar tıp çalışmalarında diz kireçlenmesiyle ilgili kanıtlanmış tek tedavi yönteminin egzersiz olduğunu vurgulayan Şahin, şunları kaydetti:

“Bunda fizik tedavi, enjeksiyon, cerrahi tedaviler, bazı doğal bitkisel ilaçlar, ağrı kesici ilaçlar var. Bunlar vazgeçilmezlerimiz ancak bunlar belirli bir süreç için hastaya yardımcı oluyor. Bilim insanları olarak diz kireçlenmesine yönelik daha kalıcı daha uzun daha etkili bir yöntem arıyoruz. Bu konuda da en iyisi egzersiz görünüyor fakat egzersizlerle ilgili çok fazla çalışma yapılmamış. Bizim çalışma grubundaki hedefimiz bugüne kadar yapılmış çalışmaları bir araya getirmek, bunları derlemek. Neler çıkarabiliriz, çalışmaların birbirinden farklılıkları neydi, acaba sonuçlar doğru mu, yanıltıcı mı bütün bunları analiz ettikten sonra egzersiz önerilerinde bulunacağız.”

Şahin, yaptıkları çalışmaları mail yoluyla İngiltere’ye göndereceklerini belirterek, toplanan çalışmaların düzenli olarak toparlanıp grup içindeki bilim adamlarıyla paylaşılacağını söyledi.