Zonguldak'taki FETÖ/PDY davası

ZONGULDAK (AA) – Zonguldak'ta, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında 5'i tutuklu 74 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi.

Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, 5 tutuklu sanık ile tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı.

Tutuklu sanık R.A, son savunmasında, avukatının ifadelerine katıldığını belirterek, "Ben ticaretle uğraşıyorum. Kapatılan Bank Asya'da 2005 yılından bu yana hesabım var. Zaman zaman para artışı ve düşüşü bulunmakta. Kayınpederim vefat edince, eşim ve kayınvalideme kalan mirası değerlendirmek için benim hesabıma yatırdılar. Paraların yatırılmasında örgütün talimatı bulunmamaktadır. Hakkımdaki iddiaları kabul etmiyorum." ifadelerini kullandı.

Savunmalarını yazılı olarak mahkeme heyetine sunan bazı sanıklar da üzerilerine atılı suçları işlemediklerini iddia ederek, beraat ve tahliye talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, bazı sanıklar ile avukatlarının son savunmalarının alınması için duruşmaya yarına kadar ara verdi.

– İddianameden

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in de aralarında bulunduğu 74 sanık hakkında, "anayasal düzeni ortadan kaldırmak", "silahlı terör örgütüne üye olmak", "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile çeşitli oranlarda hapis cezası isteniyor.

Advertisements

Malatya'daki FETÖ/PDY davaları

MALATYA (AA) – Malatya'da FETÖ/PDY'ye ilişkin davalarda yargılanan 4 sanık, 1 yıl 6 ay 22 gün ile 6 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.

2. Ağır Ceza Mahkemesinde ayrı ayrı görülen davaların karar duruşmalarına, tutuksuz yargılanan Mehmet Şerif Erad, M.G, H.M. ve S.Y. ile avukatları katıldı.

Sanıklar savunmalarında, üzerlerine atılı suçları kabul etmeyerek, beraat talebinde bulundu.

Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, sanıkların örgütsel faaliyetlerde bulunduklarını, Bank Asya'ya para yatırdıklarını ve örgüte yakın derneklerle bağlantılarının olduğunu belirtti.

Savcı, sanıkların haklarındaki tanık beyanları ve kuvvetli delil durumları dikkate alınarak cezalandırılmalarını talep etti.

Mahkeme heyeti, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan sanık Erad'a 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Heyet, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan sanıklar M.G, H.M. ve S.Y'ye ise 1 yıl 6 ay 22'şer gün hapis cezası vererek, hükmün açıklanmasını geri bıraktı.

Kayseri'de 7 kişinin öldüğü trafik kazasına ilişkin dava

KAYSERİ (AA) – Kayseri'de otomobiliyle zikzak yaparak aynı aileden 7 kişinin yaşamını yitirmesine neden olduğu öne sürülen firari sanık hakkında açılan davanın ilk duruşması görüldü.

Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada kazada hayatını kaybedenlerin yakınları hazır bulundu.

Firari sanık Adnan Özdemir'in yakalanmasını isteyen müştekiler, şikayetçi olduklarını belirtti.

Mahkeme heyeti, Özdemir'in yakalanması kararını yineleyerek, eksiklerin giderilmesi için duruşmayı 5 Şubat 2019'a erteledi.

– Olay

Atilla Hazar idaresindeki cenaze taşıyan 41 BD 308 plakalı ambulans, 26 Mart'ta Kayseri-Malatya kara yolu Mimsin kavşağı yakınında otomobilin sıkıştırması sonucu karşı şeride geçtiği öne sürülen Mustafa Üzüm'ün kullandığı 38 E 4730 plakalı otomobille çarpışmış, sürücü Üzüm ile araçtaki aynı aileden Mehmet (36), Safiye Nur (6), Hamza (8), Zehra (29) ve Soner Üzüm hayatını kaybetmişti. Hazar ve ambulanstaki acil tıp teknisyeni Ertan Dönmez ile otomobilde bulunan Kader Üzüm yaralanmıştı.

Kazada yaralanan Kader Üzüm'ün, 8 gün tedavi gördüğü Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yaşamını yitirmesiyle ölü sayısı 7'ye yükselmişti.

Kazaya neden olduğu iddia edilen otomobil, binanın otoparkında bulunmuş, sürücüsünün Gürcistan'a kaçtığı tespit edilmişti.

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, zanlı Özdemir'in şehir içinde çok hızlı ve kontrolsüz seyrettiği, araçlar arasında makas attığı, orta şeritten sol şeride doğru ani manevra yaparak, Mehmet Üzüm’ün kullandığı araca çarptığı öne sürülmüştü.

Çarpmanın etkisiyle hakimiyetini kaybeden Üzüm'ün, otomobiliyle karşı şeride geçerek, Atilla Hazar’ın kullandığı ambulansla çarpıştığı belirtilen iddianamede, kazada 7 kişinin hayatını kaybettiği hatırlatılmıştı.

İddianamede, Özdemir’in, kazada asli kusurlu ve bilinçli taksirle hareket ederek ölüme ve yaralamaya neden olmak suretiyle atılı suçu işlediğinin anlaşıldığı kaydedilmişti.

FETÖ'nün Yargıtay ceza daireleri sorumlusu hakim karşısında

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) Yargıtay ceza dairelerinin sorumluluğunu yaptığı, Yargıtay seçimlerinde örgütsel taktikleri belirleyip uyguladığı ve örgütte yönetici konumunda olduğu belirtilen eski Yargıtay Üyesi Salih Sönmez'in tutukluluk halinin devamı kararlaştırıldı.

FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrası meslekten ihraç edilen ve tutuklanan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin yargılanmasına devam edildi.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesince, Yargıtay ek binadaki salonda görülen duruşmada, eski Yargıtay Üyesi Sönmez yeniden hakim karşısına çıktı. Sönmez, duruşmaya tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla katıldı, avukatı ve yakınları ise salonda yer aldı.

Duruşmada sanık hakkında ifade veren eski HSYK üyesi Mustafa Kemal Özçelik tanık olarak dinlendi.

Özçelik, Yargıtay üyeliğine seçildikten sonra tanıdığını belirttiği sanığın sohbet toplantısına katılma, himmet verme gibi örgütsel faaliyetlerine tanık olmadığını söyledi.

– "Cemaatin adayı olduğunu Nazmi Dere söyledi"

Sanığın örgütün yöneticisi konumunda olduğuna ilişkin somut bilgisinin bulunmadığını ifade eden Özçelik, HSYK üyeliğine seçildiği dönemde Sönmez'in de yedek üye olarak seçildiğini anlattı.

Özçelik, örgütün sözde HSYK imamı olduğu belirtilen Nazmi Dere'nin, Salih Sönmez'in örgüt tarafından HSYK üyeliğine aday gösterildiğini söylediğini aktardı.

Salih Sönmez ve avukatı, tanığın ifadelerinin soyut beyanlara dayandığını ileri sürerek tahliye talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamı ve gelecek celse bazı tanıkların dinlenmesine karar verdi.

Duruşma, 6 Şubat 2019'a bırakıldı.

– "Ceza dairelerinin genel sorumlusu"

Hakkındaki iddianamede Sönmez'in örgüt elebaşının talimatıyla Yargıtay ve HSYK yedek üyeliğine seçildiği, basında "Yargıtay imamı" haberlerinin çıkması üzerine Yargıtay ceza dairelerinin genel sorumlusu Muharrem Karayol'un görevden alınarak yerine sanığın getirildiği belirtilmişti.

İddianamede, Sönmez'in örgütün ceza daireleri sorumlusu olarak asıl "Yargıtay imamı" olduğu ifade edilen İlyas Şahin'in altında görev yaptığı, üstlerinden aldığı talimatları kendisine bağlı birimlere ilettiği ayrıca Yargıtay seçimlerinde kimlere oy verileceği, hangi seçimlerin kilitleneceği gibi örgütsel taktikleri belirleyip uyguladığı, himmetlerin tasarrufu ve eğitim biriminde söz sahibi olduğu, bağımsız şekilde tasarrufta bulunma yetkisi taşıdığı, özel görevi haiz örgüt yöneticisi olduğu kaydedilmişti.

Konya'daki “gaybubet” evi yapılanması davası

KONYA (AA) – Konya'da FETÖ/PDY'nin "gaybubet evi" olarak adlandırılan hücre evlerine düzenlenen operasyonda 24'ü tutuklu 65 sanığın yargılanması devam edildi.

Konya 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, tutuklu sanıklar, tutuksuz bazı sanıklar, sanık yakınları ve taraf avukatları hazır bulundu.

Tutuksuz sanıklardan Sümeyye Ç. savunmasında, Mevlana Üniversitesinin kapatılmasının ardından Selçuk Üniversitesi Hemşirelik Bölümüne geçiş yaptığını, okulun kütüphanesinde tanıştığı arkadaşıyla eve çıktığını söyledi.

Ailesinin evi uzak olduğu için okula yakın bir ev tutmaya karar verdiğini öne süren Sümeyye Ç, "Zaten Konyalı olduğum için üniversite tercihimi Konya'dan yana yapmıştım. Şu anda örgüt evi olarak nitelendirilen yerde ara sıra kaldım. O evin örgüt evi olduğunu bilmiyorum. Hakkımdaki iddiaları kabul etmiyorum, suçsuzum." diye konuştu.

Tutuksuz sanıklardan Dilara K. emniyette verdiği ifadeleri kabul ettiğini dile getirdi.

Yıllarca FETÖ'nün okullarına gittiğini anlatan Dilara K. "Kaldığımız evi barınma amaçlı kullanıyordum. Şartlarım elvermediği için kalmaya devam ettim. Cemaatten nefret ederim. Benim ailem yıllardır bu örgütün içerisindeydi. Ben de hür irademle hareket edemedim. Tutuklu sanıklardan Gülşen Kumak'ın üst düzey birisi olduğunu tahmin edebiliyorum. Çünkü az çok bu örgütü biliyorum." şeklinde savunma yaptı.

Tutuklu sanık Gülşen Kumak ise örgütün evlerinden sorumlu olduğu iddialarını kabul etmediğini, sanıkların suçlamalardan kurtulmak için hakkında yalan beyanda bulunduklarını öne sürdü.

– "40 bin sinyal alınmış"

Tutuklu sanık Sıdıka Gürbüz de ailesiyle problemler yaşadığı için arkadaşlarıyla evde kalmaya başladığını ve suçsuz olduğunu savundu.

Mahkeme başkanının, "Kullandığın hattın birinde örgütün haberleşme programı ByLock tespit edilmiş ve 40 bin sinyal alınmış. Ayrıca evde yapılan aramada sana ait bilgisayar ve tablete format atılmış." sorusuna sanık Gürbüz, "Ben ByLock kullanmadım, bilgisayar ve tablete neden format atıldığını bilmiyorum." cevabını verdi.

Tutuksuz sanıklardan Fatih Koç ise gözaltına alındıktan sonra emniyette verdiği ifadeleri kabul etmediğini belirterek, etkin pişmanlıktan faydalanmak istemediğini aktardı.

Mahkeme heyeti, sanık Koç'un tutuklanmasına karar vererek, davayı erteledi.

Duruşma, sanıkların dinlenmesiyle yarın devam edecek.

Malatya'da 4 FETÖ sanığına hapis cezası

MALATYA (AA) – Malatya'da FETÖ/PDY'ye yönelik davalarda yargılanan 4 sanık, 1 yıl 11 ay ile 8 yıl 1 ay arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.

2. Ağır Ceza Mahkemesinde ayrı ayrı görülen davaların karar duruşmalarına tutuklu yargılanan Alaatin Gençer, Mehmet Gök ile tutuksuz yargılanan Ünzile Yıldız ve B.K. ile avukatları katıldı.

Yaptıkları son savunmalarında üzerlerine atılı suçları kabul etmeyen sanıklar, beraat talebinde bulundu.

Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, sanıkların örgütsel faaliyetlerde bulunduklarını, Bank Asya'ya para yatırdıklarını ve örgüte yakın derneklerle bağlantılarının bulunduğunu belirtti.

Savcı, sanıkların haklarındaki tanık beyanları ve kuvvetli delil durumları dikkate alınarak cezalandırılmasını talep etti.

Mahkeme, "terör örgütüne üye olmak" suçundan sanık Yıldız ve Gök'e 8 yıl 1 ay 15'er gün, Gençer'e aynı suçtan 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi. Heyet, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan sanık B.K'ye de 1 yıl 11 ay 22 gün hapis cezası vererek, hükmün açıklanmasını geri bıraktı.

Heyet, ayrıca sanık Gençer'in tutuklulukta geçirdiği süreyi göz önüne alarak, yurt dışına çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi.

Kastamonu'daki FETÖ/PDY davasında karar

KASTAMONU (AA) – Kastamonu'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında haklarında dava açılan 22 sanıktan 17'sine 1 yıl 6 ay 22 gün ila 15 yıl arasında hapis cezası verildi.

Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, "silahlı terör örgütü üyesi oldukları" iddiasıyla tutuklu yargılanan Ahmet Şahin, Aykut Yıldız, Esin Özkan, Turgut Kaya, Uğur Acun, Yüksel İncebacak ve Ferhat Alvar ile tutuksuz sanıklar Emrah Maşalacı, Burak Uzun, Yalçın Ketenci, Mustafa Özbay ve Mahmut Bulut katıldı.

Tutuksuz yargılanan Huriye Acun, Hakan Türk, Burhanettin Yüce, Orhan Altundağ, Cebrail Sungur ile firari sanıklar Ümit Önler, Hüseyin Yavuz, Bünyamin Duman, Lütfi İnan ve Şaduman Doduoğlu ise duruşmaya gelmedi.

Ahmet Şahin, duruşmadaki son savunmasında, örgütün şifreli haberleşme programı ByLock'u kullandığı yönündeki iddiaları reddederek, ByLock bulunduğu belirtilen hattı arkadaşından aldığını, kendisinin kullanmadığını öne sürdü.

Esin Özkan da ev ablası olduğu yönündeki iddiaları kabul etmeyerek, "Üniversiteden mezun olduktan sonra iş bulamadığım için örgüte ait yurtlarda çalışmaya başladım. Sonra beni bir derneğe üye yaptılar ama hiçbir programına katılmadım. Adliyenin önünde yapılan eyleme de çağırdılar. Çalıştığım ve mesai saatleri içerisinde yapıldığı için gitmek zorunda kaldım. Maaşımı ve sigortamı yatırmadıkları için yurttaki işimden sorunlu şekilde ayrıldım." dedi.

Turgut Kaya ise yaptıkları ve söylediklerinden pişman olmadığını vurgulayarak, "Aleyhime olan hiçbir iddiayı kabul etmiyorum. Yanlış bir şey yapmadım. Sizden de bir şey talep etmiyorum." ifadesini kullandı.

Diğer sanıklar da suçsuz olduğunu öne sürerek, beraatlerini talep etti.

Mahkeme heyeti, Kaya'yı 15 yıl, Uğur Acun'u 13 yıl 6 ay, Alvar'ı 13 yıl, Şahin, Özkan, İncebacak ve Huriye Acun'u 12'şer yıl, Yıldız'ı 9 yıl, Maşalacı, Türk ve Özbay'ı 7 yıl 6'şar ay, Bulut ve Altundağ'ı 6 yıl 3'er ay, Sungur'u 5 yıl, Ketenci'yi 4 yıl 8 ay 7 gün, Yüce ve Uzun'u 1 yıl 6 ay 22'şer gün hapis cezasına çarptırdı.

Heyet, haklarında yakalama kararı bulunan Önler, Yavuz, Duman, İnan ve Doduoğlu'nun dosyalarının ise ayrılmasına hükmetti.

Kapatılan Zaman gazetesi eski başyazarı Ünal'a hapis cezası

UŞAK (AA) – Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan Zaman gazetesinin eski başyazarı Ali Ünal, 19 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, İzmir 2 No'lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Ali Ünal, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

Duruşmada, sanığın avukatları da hazır bulundu.

Mahkeme heyeti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın mağdur sıfatıyla şikayetçi olduğu, "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek", "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlarından hakkında 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile 29,5 yıla kadar hapis istenen Ali Ünal'dan son savunmasını yapmasını istedi.

Ali Ünal, FETÖ'nün kurucusu, yöneticisi olmadığını, darbe girişiminde bulunmadığını, terör örgütü üyesi olmadığını söyledi.

Kendisinin yazar ve mütercim olduğunu belirten Ünal, 90'nın üzerinde kitabı bulunduğunu, 26 yıldır gazetelerde yazdığını, son senedir 20 ise kapatılan Zaman gazetesinde yazılarının yayımlandığını ifade etti.

Bugüne kadar binin üzerinde yazı yazdığını anlatan Ünal, şunları kaydetti:

"Ülkemizde görülen hiçbir FETÖ davasında örgüt kurucusu ve yöneticisi olarak ismim geçmedi. İsmim FETÖ'nün hiyerarşisi içinde geçmemesine rağmen nasıl oluyor da bu suçla yargılanıyorum anlamıyorum. Benim hiçbir terör örgütüyle bağım yok. 1996 yılından sonra kitap tercüme etmek için ABD'ye gitmeye başladım. 5-6 kez Fetullah Gülen ile görüştüm. Benim soru sormamı severdi, bu yüzden bazı görüşmelerde bulundum. Örgütün askeri, yargı ve emniyet yapılanmasından kimseyi bilmem. İddia makamı beni Anayasal düzeni yıkmaya teşebbüsle suçluyor. Darbe girişimini 16 Temmuz sabahı televizyondan öğrendim."

Yazılarından dolayı suçlandığını iddia eden Ünal, mahkemede tanıklık edenlerin hiçbirinin kendisinin terör örgütü kurucusu ve yöneticisi olduğuna dair somut deliler ortaya koyamadığını savundu.

Ünal, yazılarında hükümeti eleştirdiğini, bunların da fikir özgürlüğü olduğunu ileri sürdü.

Yaklaşık 27 aydır tutuklu bulunduğunu, engelli bir kızı olduğunu belirten Ünal, suçlamaları kabul etmedi.

Cumhuriyet Savcısı Elif İkiz ise mütalaasında, Ünal'ın, "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs", "silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek", "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlarından "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası " ile cezalandırılmasını istedi.

Verilen aranın ardından mahkeme heyeti Ünal'ın "silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek" suçundan 19 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi.

Sanık Ünal, "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ise beraat etti.

Zaman gazetesinin eski başyazarı Ali Ünal, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında 11 Ağustos 2016 yılında Uşak'ın Eşme ilçesinde yakalanmış, çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmış, hakkında 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ve 29,5 yıl hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.

Konya'daki “gaybubet” evi yapılanması davası

KONYA (AA) – Konya'da FETÖ/PDY'nin "gaybubet evi" olarak adlandırılan hücre evlerine düzenlenen operasyonda 24'ü tutuklu 65 sanığın yargılanmasına başlandı.

Konya 8. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın ilk duruşmasına tutuklu sanıklar, tutuksuz bazı sanıklar, sanık yakınları ve taraf avukatları katıldı.

Tutuklu sanıklardan Cezminur Tamer, üniversiteyi kazandıktan sonra Konya'da kaldığı evin FETÖ/PDY ile bağlantısı olmadığını, kendisinin örgüt adına eylem veya faaliyette bulunmadığını savundu. Suçsuz olduğunu öne süren Tamer, "Evdeki arkadaşlarımla üniversitesinin sosyal medya sayfasından haberleşerek tanıştık. Daha sonra beraber eve çıktık. Üniversiteyi kazanmadan önce FETÖ'ye ait yurtlarda kalmıştım." diye konuştu.

Mahkeme Başkanının, "Üniversiteyi kazandıktan sonra Bursa'daki ikametini neden Konya'ya aldırmadın, adresini gizlemek için mi?" sorusuna sanık, "Öyle bir amacım yoktu." cevabını verdi.

Tamer, Bank Asya hesabını öğrenciyken ailesinin harçlık yatırması için açtırdığını, hesaptaki parayı okul masrafları için kullandığını öne sürdü.

Tutuklu sanıklardan Gamze Nur Aras, kaldığı evin örgüte ait olup olmadığını bilmediğini, üniversitenin sosyal medya sayfasından edindiği arkadaşlarıyla eve çıktığını ve suçsuz olduğunu iddia etti.

Tutuklu sanık Dilera Shakirzhanova, Gamze Nur Aras ile okuldayken sene başında tanıştığını ve suçsuz olduğunu öne sürdü.

Mahkeme Başkanının, "Operasyon kapsamında evde yapılan aramalarda sana ait cep telefonunda 'Mütevelli heyetinden bir ablamız dün gece bir rüya görmüş, hayırdır inşallah' ve 'Maklube partisi' şeklindeki yazılar bulunmuş." sorusunu yöneltmesi üzerine sanık Shakirzhanova, bu yazılanlardan haberinin olmadığını ileri sürdü.

Tutuklu sanıklardan Ayşe Çarpar ise gözaltına alındığı evde daha önce de KPSS'ye hazırlandığını, sanıklardan Cezmiyenur Tamer ile burada tanıştığını söyledi.

Darbe girişiminden sonra FETÖ/PDY ile hiç bir bağlantısının kalmadığını savunan Çarpar, "Kaldığım evin FETÖ ile bağlantılı olup olmadığını bilmiyorum ama bağlantısı olduğunu söyleyenler de vardı. Evde yapılan aramada cep telefonumda tespit edilen Cacao Talk programını kimin yüklediğini bilmiyorum. Başka birisi yüklemiş olabilir." diye savunma yaptı.

Duruşma, sanık savunmalarıyla yarın devam edecek.

Konya'da FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma kapsamında, 13 Nisan'da düzenlenen eş zamanlı operasyonda, "gaybubet evi" olarak adlandırılan hücre evlerinin de aralarında bulunduğu 37 adrese baskın yapılmış, şüphelilerden 77'si gözaltına alınmıştı. İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, soruşturmalar kapsamında örgütün Konya'da yeniden yapılanmaya gittiğini tespit etmişti.

“Karaaslan'a ödeme yapmayan iki çalışana soruşturma açıldı”

AYDIN (AA) – Aydın'da haklarında "ihaleye fesat karıştırma" iddiasıyla dava açılan, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) firarisi Erkan Karaarslan ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu'nun da aralarında bulunduğu 17 sanığın yargılanmasına başlandı.

Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi Duruşma Salonu'nda görülen davaya, tutuksuz sanıklar, taraf avukatları ve sanık yakınları katıldı.

Sağlık sorunları nedeniyle raporlu olan Çerçioğlu, mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı.

Bir süre Aydın Büyükşehir Belediyesi Aydın Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) Genel Müdürlüğünde, genel müdür vekili olarak görev yapan ve hakkındaki iddiaları reddeden tutuksuz sanık Cemalettin Küçükerol, suça konu ihalenin ödemesinin kendisinin görevden alınmasından sonra yapıldığını belirtti.

İhaleye şerh koydurmasından dolayı kendisine baskı yapıldığını, her ay bir ilçeye gönderildiğini iddia eden Küçükerol, "İhalenin hiçbir yerinde benim yetkim ve sorumluluğum yoktur." dedi.

Aydın Büyükşehir Belediyesinden gelen talep üzerine danışmanlık hizmeti için teklif verdiğini, ancak işlerinin yoğunluğundan dolayı ihaleye katılamadığını anlatan Ankara merkezli Yönetim, Eğitim, Kültür Derneği (YEKÜD) Genel Başkanı tutuksuz sanık İsmail Aydın, FETÖ firarisi Erkan Kaaraslan'ı 2009 yılından beri tanıdığını açıkladı.

Aydın, Karaarslan'ın verdiği eğitimlere "hoca" olarak katıldığını beyan etti.

ASKİ'de bir süre Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı görevini yürüten ve halen ASKİ Genel Müdür Yardımcısı olan tutuksuz sanık Nermin Canyurt da hakkındaki suçlamaları reddetti.

İstanbul'daki birçok belediyede uzun yıllar çalıştığını anlatan Canyurt, "Türkiye'deki birçok belediyenin mali hizmetler müdürleri Erkan Karaarslan'ı tanır. Ben de onu İstanbul'da tanıdım. O 2013 yılında Aydın'a gelmiş. Lakin bundan benim bilgim yoktu. Ben ailevi sebeplerden dolayı İstanbul'dan Aydın'a geldim." şeklinde ifade verdi.

İhaleyi alan firmayla hiçbir alakasının olmadığını savunan Canyurt, "Hizmet alımıyla ilgili gerek internetten, gerek daha önceki tecrübelerime dayanarak yaptığım araştırmada bu üç şirketin ismini yazdık. Bu şirketlerin 60'dan fazla belediyeye hizmet verdiğini gördük. ASKİ Genel Müdür Vekili Cemallettin Küçükerol'un sözlü talimatıyla bu şirketleri belirledik." şeklinde savunma yaptı.

Canyurt'un savunmasının ardından söz alan tutuksuz sanık Küçükerol, yazılı veya sözlü talimatının olmadığını, söylenenlerin gerçeği belirtmediğini iddia etti.

ASKİ'de memur olarak çalıştığını, Canyurt'un "talimatı Küçükerol'dan aldım" yönündeki ifadelerin doğru olmadığını söyleyen tutuksuz sanık Şaban Demirtaş, şirketlerin Canyurt tarafından belirlendiğini ifade etti.

Sanık İsmail Aydın'ın savunmasında "faksla kendisine ihalenin ilgili maddeye göre yapılacağı yönünde bilgi verildiğini" söylediğine dikkati çeken Demirtaş, "Bu bilgi hiçbir şekilde firmaya söylenmez. Bu düpedüz ihaleye fesat karıştırmaktır. Tüm işlemlerde Nermin Canyurt'un imzası vardır. Bizim ihale komisyonu olarak görevimiz, firmaların sicillerine bakmaktır." şeklinde açıklama yaptı.

– "Karaaslan'a ödeme yapmayan iki çalışana soruşturma açıldı"

"İhaleyi alan firma hizmeti yerine getirmemesine rağmen ödeme yapılması konusunda baskı bize yapıldı." diyen Demirtaş, "Baskı konusundan Özlem Çerçioğlu'nun bilgisi olduğunu düşünüyorum. Çünkü Karaarslan'ın parasını ödemeyen 2 çalışan hakkında soruşturma açıldı. Bunda Çerçioğlu'nun da imzası var." şeklinde konuştu.

Duruşmaya mazeret bildirerek katılmayan Çerçioğlu'nun avukatı Evrim Karakoz ise suça konu dosyayla müvekkilinin ilişkisinin olmadığına dair Danıştay kararı olduğunu belirterek "Gerekli müfettiş incelemesi yapılmış, itirazımız da kabul edilmiştir. Bu kararlara rağmen işlemin yapılıyor olması yanlıştır. Dosyanın tefrikine, müvekkilimin de beraatına karar verilmesini talep ediyorum." dedi.

Maliye hazinesi avukatı ise sanıkların cezalandırılmasını talep etti.

Sanıklar ve avukatlarının savunmalarını tamamlamasının ardından mahkeme heyeti, dinlenmeyen sanık ve tanıkların dinlenmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

– İddianame

Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca Aydın Büyükşehir Belediyesi ile ASKİ'de "danışmanlık adı altında yapılan usulsüzlükler ve ihaleye fesat karıştırma" suçlarından FETÖ firarisi Erkan Karaarslan ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu ile belediye çalışanlarının da aralarında bulunduğu 17 kişi hakkında 16 sayfalık iddianame hazırlanmıştı.

İddianamede, FETÖ firarisi Karaarslan hakkında 9 yıldan 22 yıla, Çerçioğlu hakkında 6 yıldan 14 yıla, diğer sanıklar hakkında ise 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası istenmişti.