FETÖ'nün Uşak'taki mali yapılanması davası

UŞAK (AA) – Uşak'ta, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) mali yapılanmasına yönelik davada, aralarında örgütün sözde "bürokrasi imam yardımcısı" olduğu iddia edilen Hazim Sesli ile eski Uşak Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldırım'ın da bulunduğu 9'u tutuklu 36 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 79. duruşmasında, tutuklu sanıklar Mehmet Sesli, Mustafa Balcı, Ali Yıldırım, Mustafa Ali Gürbudak, İsmail Saydam, Ahmet Ünal, Serkant Dönmez ve Mehmet Emin Yüksekkaya ile tutuksuz sanıklar ve avukatları hazır bulundu.

İzmir Menemen'deki cezaevinde tutuklu bulunan sanık Hazim Sesli ise duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı.

FETÖ'nün sözde "bürokrasi imam yardımcısı" olduğu iddia edilen sanık Hazim Sesli, aile şirketinin tüm "hayır" işlerine kendisinin baktığını söyledi.

Hakkındaki iddiaların asılsız olduğu iddia eden Sesli, "Hiçbir terör örgütünün üyesi değilim. Hayır işleri yaptığımız doğru, öğrencileri okuttuk ama bunların hepsini dini inançlarımızdan dolayı yaptık. 15 Temmuz darbe girişimini gerçekleştirenlerin Allah belasını versin, hepsini lanetliyorum." dedi.

Sanık Sesli, yurt dışındaki okullara gönderdiği paranın da çocuklarının okul masrafları olduğunu savundu.

Tutuklu sanık eski Uşak Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldırım ise 2012 yılının aralık ayında FETÖ'nün sözde Uşak İl İmamı Mustafa Balcı, FETÖ soruşturması kapsamında yargılandığı mahkemece "terör örgütü üyesi olmak" suçundan 7 yıl 11 ay hapis cezası verilen eski Uşak Üniversitesi Rektörü Sait Çelik ve bazı iş adamları ile Pensilvanya'da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'i ziyaret ettiğini kabul etti.

Hiçbir terör örgütüne üye olmadığını ileri süren Yıldırım, beraatini istedi.

Tutuklu sanık Balcı da hakkındaki iddiaları kabul etmedi.

Diğer tutuklu sanıkların savunmalarını yapmaları ve bazı tutuksuz sanıkların ifadelerinin ardından mahkeme heyeti, duruşmaya yarına kadar ara verdi.

  • Dava

Uşak'ta FETÖ'nün mali yapılanmasına yönelik soruşturmada, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in "bir numaralı" sanık olarak yer aldığı, aralarında örgütün "bürokrasi imam yardımcısı" olduğu iddia edilen Hazim Sesli ile eski Uşak Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldırım'ın da bulunduğu 32'si tutuklu 111 sanık hakkında "Terör örgütü kurmak ve yönetmek, anayasal düzeni değiştirmeye çalışmak, teröre finans sağlamak" suçlarından dava açılmıştı.

Mahkeme heyeti, davayı sanıklar bakımından 10'a ayırmış, aralarında örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in de bulunduğu 4 firari sanığın Ankara'da görülen FETÖ ana davasında yargılanmaları yönünde yetkisizlik kararı vermişti.

Davanın bir önceki duruşmasında Cumhuriyet Savcısı Elif İkiz, esasa ilişkin mütalaasında tutuklu sanıklardan örgütün sözde "bürokrasi imam yardımcısı" olduğu iddia edilen iş adamı Hazim Sesli, il imamı olduğu iddia edilen Mustafa Balcı ve eski il imamı olduğu iddia edilen Mustafa Ali Gökbudak hakkında "terör örgütü kurmak ve yönetmek " suçundan, diğer tüm sanıklar hakkında "terör örgütü üyesi olmak" suçundan, bazı sanıklar hakkında "suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama" suçundan olmak üzere 36 sanığın 5 ila 36,5 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılmalarını, sanıklar yönünden kayyum atanan şirketlerin müsaderesini (el koyma) talep ederken, bazı sanıklar hakkında "Anayasal düzeni değiştirmeye çalışmak" suçundan beraatine karar verilmesini istemişti.

Antalya'da Suriyeli gencin öldürülmesi davasında karar

ANTALYA (AA) – Antalya'da bir Suriye uyruklunun bıçakla öldürülmesi, 2 kişinin yaralanmasına ilişkin davada, tutuklu yargılanan sanık 29 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Alihan Erdeğer ve tutuksuz yargılanan sanık M.A.E, müştekiler Macid ve Beşir Abuşer, taraf avukatları ile sanık yakınları katıldı.

Karar öncesi söz verilen sanıklardan Alihan Erdeğer, yüksek sesle müzik dinleyen Suriye uyrukluların, kendisine küfür ettiğini, bunun üzerine uyardığı kişiler tarafından kemer ve bıçakla saldırıya uğradığını öne sürdü.

Karşısındaki kişilerden aldığı bıçağı kendisini korumak için rastgele salladığını anlatan Erdeğer, hakkında beraat kararı verilmesini talep etti.

Diğer sanık M.A.E. ise olaya karışmadığını, suçsuz olduğunu savundu.

Mahkeme heyeti, sanıklardan Alihan Erdeğer'e "kasten öldürme"den 25 yıl, "yaralama" suçundan da 4 yıl 7 ay hapis cezası verdi. Heyet, sanık M.A.E'in ise beraatine hükmetti.

Duruşma sonunda sanık yakınları karara tepki gösterdi.

Antalya'nın Kepez ilçesinde Suriye uyruklular ve bazı vatandaşlar arasında 7 Ekim 2017'de çıkan kavgada Suriyeli Muhammed Abuşer (22) hayatını kaybetmiş, kardeşi Macid Abuşer ile Haydar Ahmed yaralanmış, Alihan Erdeğer ile akrabası M.A.E. gözaltına alınmıştı.

FETÖ'nün Uşak'taki mali yapılanmasına yönelik dava

UŞAK (AA) – Uşak'ta, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) mali yapılanmasında yer aldıkları iddia edilen 9'u tutuklu 36 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 78. duruşmasına, örgütün sözde "bürokrasi imam yardımcısı" olduğu iddia edilen tutuklu sanık Hazim Sesli, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Diğer tutuklu sanıklar eski Uşak Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldırım, Mehmet Sesli, Mustafa Balcı, Mustafa Ali Gürbudak, İsmail Saydam, Ahmet Ünal, Serkant Dönmez ve Mehmet Emin Yüksekkaya ile tutuksuz sanıklar ve avukatları salonda hazır bulundu.

Mahkeme heyeti, 11 saat süren duruşmada 28 sanığı dinledi.

Tanık iş adamı H.T, 2012'nin aralık ayında FETÖ'nün sözde "il imamı" Mustafa Balcı, dönemin Uşak Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Ali Yıldırım ve bazı iş adamları ile ABD'ye gittiğini, Pensilvanya'da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in malikanesinin bulunduğu komplekste 2 gün kaldığını, bu sırada Gülen ile 25 dakika görüştüklerini anlattı.

Uşak Üniversitesinde görevli tanık A.T. ise FETÖ soruşturması kapsamında yargılandığı mahkemece "terör örgütü üyesi olmak" suçundan 7 yıl 11 ay hapse mahkum edilen eski Uşak Üniversitesi Rektörü Sait Çelik'in bir süre özel kaleminde çalıştığını belirterek, bazı örgüt üyelerinin Çelik'in odasında zaman zaman toplantı yaptıklarını söyledi.

Avukatlar, tanıklara çeşitli sorular yöneltirken, mahkeme heyeti de duruşmaya gelen bazı belgeleri okudu.

Beyanların alınmasının ardından duruşmaya yarına kadar ara verildi.

Bu arada sanıklardan Ahmet Ünal'ın iki celse arasında hakkında alınan yakalama kararı üzerine tutuklandığı öğrenildi.

  • Dava

Uşak'ta FETÖ'nün mali yapılanmasına yönelik soruşturmada, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in "bir numaralı" sanık olarak yer aldığı, aralarında örgütün "bürokrasi imam yardımcısı" olduğu iddia edilen Hazim Sesli ile eski Uşak Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldırım'ın da bulunduğu 32'si tutuklu 111 sanık hakkında "Terör örgütü kurmak ve yönetmek, anayasal düzeni değiştirmeye çalışmak, teröre finans sağlamak" suçlarından dava açılmıştı.

Mahkeme heyeti, davayı sanıklar bakımından 10'a ayırmış, aralarında örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in de bulunduğu 4 firari sanığın Ankara'da görülen FETÖ ana davasında yargılanmaları yönünde yetkisizlik kararı vermişti.

Davanın bir önceki duruşmasında Cumhuriyet Savcısı Elif İkiz, esasa ilişkin mütalaasında tutuklu sanıklardan örgütün sözde "bürokrasi imam yardımcısı" olduğu iddia edilen iş adamı Hazim Sesli, "il imamı" olduğu iddia edilen Mustafa Balcı ve "eski il imamı" olduğu iddia edilen Mustafa Ali Gökbudak hakkında "terör örgütü kurmak ve yönetmek " suçundan, diğer tüm sanıklar hakkında "terör örgütü üyesi olmak" suçundan, bazı sanıklar hakkında "suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama" suçundan olmak üzere 36 sanığın 5 ila 36,5 yıl arasında değişen hapisle cezalandırılmalarını, sanıklar yönünden kayyum atanan şirketlerin müsaderesini (el koyma) talep ederken, bazı sanıklar hakkında "anayasal düzeni değiştirmeye çalışmak" suçundan beraatine karar verilmesini istemişti.

FETÖ sanığı SAT'çılar ile “mahrem imamları”nın davası

İSTANBUL (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde Sualtı Taarruz (SAT) ile Kurtarma ve Sualtı komutanlıklarında görevli 38 askerle bu personelden sorumlu sözde Deniz Kuvvetleri yapılanmasının "mahrem imamı" konumundaki 14 sivilin de aralarında bulunduğu 42'si tutuklu 52 sanığın yargılanmasına tanıkların dinlenilmesiyle devam ediliyor.

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi karşısındaki binada yapılan duruşmaya, 33'ü tutuklu 35 sanıkla avukatları katıldı. Duruşmada, Cumhurbaşkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatları da hazır bulundu.

Dosyaya giren evrakın okunmasıyla başlayan duruşmada, mahkeme başkanı, bir önceki celsede sanık savunmalarının alınma işleminin tamamlandığını belirterek, müşteki avukatlarına söz verdi.

Cumhurbaşkanlığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatları, sanıkların cezalandırılmasını ve tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. Hazine ve Maliye Bakanlığı avukatı ise davaya katılma talebinde bulundu.

Ara karar oluşturan mahkeme heyeti, sanıkların "anayasayı ihlal" ve "FETÖ silahlı terör örgütü yöneticiliği" gibi suçlardan cezalandırılmalarının istendiğini, bu suçlar uyarınca bakanlığın davaya katılmaya hak ve yetkisi bulunmadığını kaydetti. Ancak bir sanığa "nitelikli dolandırıcılık" suçunun isnat edildiğini belirten heyet, bu suç bakımından zarar görme ihtimali bulunduğu gerekçesiyle bakanlığın davaya katılma talebini kabul etti.

Devam eden duruşmada, sanıkların HTS kayıtlarına ilişkin beklenen bilirkişi raporunun dava dosyasına ulaşmadığını dile getiren mahkeme heyeti, daha önceki celselerde çağrılan tanıkların beyanlarının alınacağını ifade etti.

Duruşma tanıkların dinlenilmesiyle sürüyor.

  • İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanıkların Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir komuta zincirinden kopuk olarak FETÖ'nün mahrem imamlarından talimat aldıkları, darbe girişimi sırasında SAT ile Kurtarma ve Sualtı komutanlıklarında muhalif olduklarını düşündükleri bazı askerleri derdest etmekle görevlendirildiği belirtiliyor.

Darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz gecesi harekete geçen sanıkların darbenin başarısız olması nedeniyle eylemlerini tamamlayamadıkları anlatılan iddianamede, sanıkların bu aşamadan sonra da kendilerini gizlemeye çalıştıkları kaydediliyor.

İddianamede sanıklardan Su Altı Savunma (SAS) komandosu E.T'nin etkin pişmanlıktan yararlandığı ve Deniz Kuvvetleri yapılanmasının sözde mahrem imamlarından olan sanık Enes Hozan'a bağlı olduğunu itiraf ettiği aktarılıyor.

İddianamede 51 sanık hakkında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" ve "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçlarından üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

Deniz Kuvvetleri yapılanmasının "mahrem imamı" konumundaki 14 sanığın ayrıca "terör örgütü yöneticisi olmak" suçundan ayrı ayrı 15 yıldan 22,5 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenen iddianamede, etkin pişmanlıktan yararlanan SAS komandosu E.T'nin de aralarında bulunduğu 38 sanık hakkında "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçundan ayrı ayrı 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

  • Kaybolan silahlar Ümraniye'de bulundu

İddianamede, darbe girişimi sonrası SAT Komutanlığına ait 2'si uzun namlulu olmak üzere 4 silah ile bu silahlara ait mühimmatlar, SAT komandolarının kullandığı çok sayıda şişme can yeleği ve çelik yelekler de dahil birçok malzemenin kaybolduğu belirtiliyor.

İhbar üzerine Ümraniye'de bir apartmanın bodrumunda bulunan silah ve mühimmatların bu iddianamenin sanıkları arasında yer alan tutuklu SAS komandosu Astsubay Levent Özcan'a ait olduğu, Özcan'ın da bu apartmanda ikamet ettiği kaydediliyor.

Rehber köpek “Tabs”ten hukuk sistemine katkı

İSTANBUL (AA) – ANDAÇ HONGUR / MURAT KAYA – Görme engelli 26 yaşındaki avukat Mustafa Keskin, 3 aydır yaşamını rehber köpeği Tabs ile paylaşıyor. Türkiye'de duruşma salonunun ilk rehber köpeği Tabs, Keskin'le adliye koridorlarını arşınlıyor, duruşma salonunda da Keskin'in yanında mütalaa dinleyip, karar bekliyor.

Mustafa Keskin'le metrobüse binen, AVM'ye giden Türkiye'nin dördüncü rehber köpeği Tabs, duruşma salonuna girerek Türkiye'de ilk kez duruşmada bulunan rehber köpek de oldu.

Avukat Mustafa Keskin, "hayatına daha fazla bağımsızlık katma" ve bir "can yoldaşı, yol arkadaşı bulma" isteğiyle 1 yıl önce rehber köpek sahibi olmak için Rehber Köpekler Derneğine başvurdu. Keskin, derneğin yardımıyla Çavuşoğlu ailesinin gönüllü bakıcısı olduğu Tabs ile tanıştı.

Keskin, Çavuşoğlu ailesinin temel eğitimi sonrasında rehber köpek eğitimini başarıyla tamamlayan Tabs ile birlikte 1 ay eğitim aldı. Eğitimin tamamlanmasının ardından Tabs, Keskin'in yaşamını birlikte sürdüreceği rehber köpeği oldu. Mustafa Keskin ve Tabs, 3 aydır tüm zamanlarını beraber geçiriyor.

Mustafa Keskin'in iş yaşamında da yanından ayrılmayan Tabs, duruşmalarda da Keskin'in ayrılmaz bir parçası. Duruşma sırasında mütalaa dinleyen, karar bekleyen ancak görüş açıklamayan Tabs, Çağlayan Adliyesi'ndeki duruşma sırasında sessizce masanın altında otururken, fırsattan istifade kestirmeyi de ihmal etmiyor.

  • "Bütün engelleri aşarak yolumuzu bulacağımıza inancım tam"

Mustafa Keskin, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, eğitim döneminin Tabs'i nasıl idare edeceğini öğrenmesi ve birbirlerini tanıma, birbirlerine alışma süreci şeklinde ilerlediğini söyledi.

Tabs ile adapte oldukları için derneğin onayıyla birlikte yaşamaya başladıklarını dile getiren Keskin, Tabs'in yaşamına getirdiklerini şöyle anlattı:

"Tabs ile hayatım çok kolaylaştı. Rehber köpekle yaşamak mükemmel bir şey. Her şeyin ötesinde bir hayat dostu, can yoldaşına sahip oldum. Bunlara ilave olarak daha bağımsızım, daha özgürce ve daha hızlı hareket edebiliyorum. O yüzden Tabs, hayatımı çok değiştirdi. Daha öz güvenli, daha hızlı, daha pratik, daha kolay ve daha bağımsız hareketim gelişti. Tabs'le istediğim yere daha rahat gidebiliyorum. Onunla bütün engelleri aşarak yolumuzu bulacağımıza inancım tam."

Keskin, avukat olduğu için adliyeye gidip geldiğini ifade ederek, "Çağlayan Adliyesi'nde başsavcımızın verdiği karar sayesinde artık rehber köpekler adliyeye ve duruşmaya girebiliyor. Biz de Tabs ile duruşmalara giriyoruz. Tüm görevlilerin, adliye personelinin ve idari kadronun desteği sayesinde bir sıkıntı yaşamıyoruz." dedi.

Tabs'in duruşma sırasında da sessiz ve akıllı bir köpek olmayı sürdürdüğünü belirten Keskin, "Duruşmada masanın altında duruşmanın bitmesini bekliyor sessizce. Ben ayağa kalktığımda o da kalkıyor ve salondan çıkıyoruz." diye konuştu.

  • "Tasarının kanunlaşmasıyla rehber köpeklerin farkındalığı daha da artacak"

    Mustafa Keskin, Tabs'n Türkiye'nin dördüncü rehber köpeği olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi:

"Toplumda bu kadar az sayıda rehber köpek olması, toplumun rehber köpeklere yönelik bir bakış açısı oluşmasını engelliyor. Rehber köpeklerle karşılaşan insanlarda farkındalık oluşuyor. Bizler de sosyal hayatın içine daha fazla katılarak, toplumdaki farkındalığı artırmayı ve rehber köpeklere karşı olumlu bir bakış açısını geliştirmeyi sağlıyoruz. İnanıyoruz ki, gün geçtikçe rehber köpekler her yere, her kuruma, her mekana girebilecek. Çoğu kuruma, AVM'ye Tabs ile giriyor, toplu taşımayı onunla kullanıyorum. Umuyorum ki bu yerlerin sayısı daha da artacak. Rehber Köpekler Yasa Tasarısı'nın kanunlaşmasıyla rehber köpeklerin ülkemizdeki farkındalığı daha da artacak."

  • "En büyük hayalim Tabs'in emekliliğini birlikte geçirmek"

Tabs'i 2 aylıktan 1 yaşına kadar gönüllü bakıcı olarak Çavuşoğlu ailesi büyüttü.

Tabs'in "gönüllü babası" Çağlayan Çavuşoğlu da yavru bir köpeği büyütüp, rehber köpek olmasına yardımcı olmak fikrinin hoşlarına gittiğini ve bunun üzerine dernekle iletişime geçtiklerini dile getirerek, gönüllü bakıcı aile olmaya ilişkin şunları anlattı:

"Tabs 2 aylıktı bize geldiğinde. Ailemizin bir üyesi oldu. Gönüllü ailenin görevi mümkün olduğunca köpekle uzun zaman geçirmek, temel eğitimini vermek, bol bol sevmek, bol bol sosyalleştirmek. Gittiğimiz her yere onu götürüyorduk, çünkü mümkün olduğunca az yalnız kalması ve bolca sosyalleşmesi lazım. Ayrıca sokakta, arabada her yerde rahat hareket etmesi lazım. Sokak köpeklerinden çekinmemesi, onlara karşı saldırgan ya da çekingen olmaması gerekiyor. Ailenin görevi sosyalleştirmek. Temel eğitimde de bazı kurallar var. Sol tarafta yürüyecek, sağa sola çok fazla hamle yapmayacak, belli bir disiplinde olacak örneğin koltukların üzerine çıkmayacak, topla çok oynamayacak, kaçan şeylerin peşinden gitmeyecek, ilerde görme engelli sahibiyle rahat çalışabilsin diye."

Çavuşoğlu, Tabs'in daha sonra rehber köpek olma eğitiminden geçtiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Mustafa Bey'le eşleşti ve eğitmenleri ile Mustafa Bey ve Tabs bir ekip olarak çalışmaya başladılar. Sanki çocuğum uzak bir yerde okumaya gitmiş de bir gün geri dönecekmiş gibi hissediyorum. Hala çok özlüyoruz. Ama Mustafa Bey'le ilişkisi geliştikçe onların fotoğraflarını ve videolarını gördükçe çok seviniyorum. Tabs, Mustafa Bey'e metroda kılavuzluk yapıyor, asansör deyince oraya götürüyor, merdivenlerde düşmemesi için duruyor, bunları gördükçe mutlu oluyorum. Rehber köpekler yaklaşık 10 yaşlarına geldiklerinde emekli oluyorlar ve görme engelli sahibi isterse yeni bir rehber köpekle eşleşip hayatına devam ediyor. Tabs'in emekliliğine yaklaşık 8 yıl var, o da yaklaşık 2 bin 900 gün eder. Bilgisayarımda bir sayaç var, her gün 2 bin 900'den 1 gün geri sayıyor. En büyük hayalim Tabs'in emekliliğini birlikte geçirmek."

Yeniden gönüllü aile olmayı düşündüklerini ifade eden Çavuşoğlu, "Gönüllü aile olmak çok keyifli. Bol zamanı olan ve onunla daha fazla ilgilenebilecek aileler için çok daha iyi. Küçücük bir yavruyu büyütüyorsunuz, ayrılması biraz zor oluyor ama güzel bir amaç için yapılması teselli ediyor." dedi.

  • "Rehber köpeğin sahibiyle adliyeye, duruşmaya girmesi bir hayaldi"

Rehber Köpekler Derneği kurucularından Avukat Mualla Özyaprak da, derneği 2014'te kurduklarını hatırlatarak, "O günden bakıldığında bugün yaşananlar, bir rehber köpeğin sahibiyle adliyeye, duruşmaya girmesi bir hayaldi bizim için. Önceleri metrobüse bile kabulleri çok zordu. Ama tabii ki büyük bir azimle üstesinden gelindi bütün zorlukların. Şimdi görüyoruz ki büyük emeklerle, büyük uğraşlarla, büyük çabalarla bu noktalara gelindi ve meslektaşım Mustafa Keskin, rehber köpeğiyle Çağlayan Adliyesi'nde duruşmaya katıldı." diye konuştu.

Özyaprak, Romanya, Güney Kore, Almanya, İtalya gibi pek çok ülkede rehber köpeklerin sahipleriyle adliyede bulunduğunu dile getirerek, Rehber Köpekler Derneği Başkanı Nurdeniz Tunçer'in çaba ve çalışmasıyla rehber köpeklerin tanınırlığının artığını ve rehber köpeklerin adliyeye girme sürecinin sağlandığını belirtti.

Yüzme antrenörünün yargılandığı trafik kazası davası

ANTALYA (AA) – Antalya'da alkollü araç kullanarak bir kişinin ölümüne, bir kişinin de yaralanmasına neden olduğu iddia edilen yüzme antrenörünün yargılanmasına devam edildi.

Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın duruşmasına tutuksuz yargılanan sanık İ.V.Ç, kazada yaralanan sürücü Ramazan Göçer ve hayatını kaybeden Zeynep Göçer'in yakınları ile taraf avukatları katıldı.

Söz verilen sanık İ.V.Ç, yüzme antrenörü olarak görev yaptığını ve kaza sırasında antrenmandan döndüğü için alkollü olmadığını öne sürdü.

Dönüş yapmadan önce yolun sağına yanaşarak araçların geçmesini beklediğini ifade eden sanık, "Sinyal verip sola dönüş yapmaya çalışırken Ramazan Göçer'in kullandığı araç hızlı bir şekilde gelerek aracıma ön taraftan çarptıktan sonra refüje çıktı. Bağrış çağrış sesleri nedeniyle korkarak olay yerinden ayrıldım. Daha sonra ailemle giderek polise teslim oldum. Olay sırasında alkollü değildim, kaza diğer aracın süratli olmasından kaynaklandı." diyerek kendisini savundu.

Sanığın avukatı da İ.V.Ç.'nin sabah kahvaltı yapıp antrenmana gittikten sonra evine dönerken alkollü olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia etti. Avukat, sanığın kanında çıkan alkol oranının yasal sınırlar içerisinde olduğunu öne sürdü. Sanığın alınan iki alkol kontrol rapor sonuçları arasında mantıksızlıklar ve çelişkiler bulunduğunu ileri süren avukat, konuyla ilgili adli tıp uzmanlarından bilirkişi raporu alınmasını talep etti.

  • "Ehliyetine alkolden el konulmuş" iddiası

Göçer ailesinin avukatı ise sanığın olay sırasında alkollü olduğunu ve kazadan 7 saat sonra polise teslim olduğunu iddia etti. Avukat, polis raporlarına göre, sanığın daha önce alkollü araç kullandığı gerekçesiyle ehliyetine el konulduğunu ve bu nedenle kaza sırasında ehliyetinin bulunmadığını öne sürdü. Müştekilerin avukatı, bu nedenlerden dolayı sanığın "taksirle ölüme neden olmak" suçundan değil, "bilinçli taksirle ölüme neden olmak"tan cezalandırılması gerektiğini söyledi.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın tutuksuz yargılanmasının devamına ve dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine hükmederek duruşmayı erteledi.

Antalya'nın Kepez ilçesinde 16 Ekim 2016'da Ramazan Göçer'in kullandığı araç ile İ.V.Ç'nin yönetimindeki araç Dumlupınar Bulvarı'nda çarpışmış, kazada sürücü Göçer ile araçta bulunan annesi Zeynep Göçer (58) yaralanmıştı. Zeynep Göçer, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirirken, diğer aracın sürücüsü İ.V.Ç, bir süre sonra polise teslim olmuştu. Daha önce Asliye Ceza Mahkemesinde başlanan yargılamada, verilen görevsizlik kararının ardından dosya Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti.

Konya'daki cinayet davası

KONYA (AA) – Konya'da birlikte yaşadığı kişiyi, çocuğunu battaniyeyle boğduğunu iddia ederek öldürdüğü suçlamasıyla yargılanan Azerbaycan uyruklu kadın, 16 yıl 8 ay hapisle cezalandırıldı.

  1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, Tarsus Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılan tutuklu sanık Aysel Eshme (28) ile avukatı katıldı.

Duruşmada, akli dengesinin yerinde olmadığını ve psikolojik sorunlarının bulunduğunu ileri süren sanık Eshme hakkında, Adli Tıp Kurumu Başkanlığından gönderilen, sanığın akıl sağlığının yerinde olduğu, zeka geriliğinin saptanmadığı ve cezai ehliyetinin tam olduğu yönünde gelen rapor okundu.

Ardından Cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanığın, oğlunun ölümünden Ümit Göker'i sorumlu tutarak, öldürmek maksadıyla büyük bir bıçağı yanına aldığını, maktulu telefonla arayarak olay yerine çağırdığını, içinde bulunduğu haksız tahrikin etkisi altında kalarak "tasarlayarak öldürme" suçunu işlendiğinin anlaşıldığını belirterek, 24 yıl hapisle cezalandırılmasını ve tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.

Tutuklu sanık Eshme, olay anında kendinde olmadığını iddia ederek, "Ben insanlara zarar verecek birisi değilim. Beraatimi isterim." diye konuştu.

Savunmanın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanığın "tasarlayarak öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırmasına karar verdi.

Heyet, sanığın suçu haksız tahrik altında işlediğinden dolayı, tahrik derecesini de dikkate alarak cezayı 20 yıla, duruşmadaki iyi halini göz önüne alarak 16 yıl 8 aya düşürdü.

  • Olay

Merkez Selçuklu ilçesi Bosna Hersek Mahallesi'nde, 1 Aralık 2017'de yaşanan olayda, Azerbaycan uyruklu Aysel Eshme, 9 aylık çocuğunu hareketsiz görünce, birlikte yaşadığı Ümit Göker ile hastaneye götürmüş, doktorlardan, çocuğunda boğulma emaresi görüldüğünü öğrenen Eshme, Göker'i tartıştığı otomobilin içinde bıçaklamıştı.

Yaralanan Göker, hastanede hayatını kaybetmiş, olay yerinde gözaltına alınan Eshme, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.

Sakarya'daki FETÖ/PDY davası

SAKARYA (AA) – Sakarya'da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik, haklarında "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla dava açılan, aralarında meslekten ihraç edilenlerin de bulunduğu tutuksuz 16 öğretmenin yargılanmasına devam edildi.

Sakarya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları ve yakınları katıldı.

İki celse arasında, 8 sanığın dijital materyal raporu ile diğer kurumlardan gelen belgelerinin okunup zapta geçirilmesinin ardından cumhuriyet savcısı görüşünü açıkladı.

Dijital materyal raporu gelmeyen, delilleri toplanmayan sanıkların dosyadan ayrılmasını talep eden cumhuriyet savcısı, delilleri toplanan ve raporu gelen 8 sanık hakkında esasa ilişkin mütalaasını hazırlamak için dosyanın kendisine verilmesini istedi.

Söz verilen sanıklar, önceki beyanlarını tekrar ettiklerini belirterek, ekleyecekleri bir husus bulunmadığını söyledi.

Söz alan sanık avukatları da dijital materyal raporunu inceleyip beyanda bulunacaklarını belirterek, eksik hususların tamamlanmasını ve müvekkillerinin dosyadan ayrılmasını talep etti.

Dosyadan ayrılma hususunun gelecek duruşmaya bırakılmasına, dijital materyal raporu incelemesi biten sanıklar hakkındaki esasa ilişkin mütalaasını hazırlaması için dosyanın cumhuriyet savcısına gönderilmesine karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 12 Mart'a erteledi.

  • İddianameden

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, aralarında Kanun Hükmünde Kararnameyle (KHK) ihraç edilenlerin de bulunduğu 40 öğretmen hakkında, "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlamasıyla 7 yıl 6 aydan 15'er yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Mahkeme heyeti, önceki duruşmalarda 24 sanığın dosyasını ayırmıştı.

Kışanak ve Tuncel'in yargılandığı davada karar

MALATYA (AA) – Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak, "terör örgütüne üye olmak" ve "terör örgütü propagandası yapmak" suçlarından 14 yıl 3 ay, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ise aynı suçlardan 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

  1. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava için polis ve jandarma ekipleri, adliye önünde yoğun güvenlik önlemi aldı.

Sanıklardan Gültan Kışanak polis minibüsüyle adliyeye getirildi. Kandıra Cezaevi'nde tutuklu bulunan DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ise sağlık sorunları nedeniyle duruşmaya katılmadı. Sanık avukatları ise salonda hazır bulundu.

Duruşmayı, HDP milletvekilleri Züleyha Gülüm, Semra Güzel ve Meral Danış Beştaş ile partililer izledi.

Kışanak, savunmasında, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel'in de mahkemeye katılmak istediğini ancak 18 gündür açlık grevinde olmasından dolayı katılamadığını söyledi.

Yaklaşık 2 yıldır tutuklu bulunduğunu hatırlatan Kışanak, 21 aydır süren duruşmaların tamamının gıyabında yapıldığını ifade etti.

Savunma hakkını kullanamadığını iddia eden Kışanak, "Yaptıklarım doğru, hukuki, meşru, insani olduğu için buradayım. Ben inanmadığım hiçbir şeyi yapmam, birçok şeyi yapmışsam inanarak yapmışımdır, onu da savunurum. Yaptığım her şey demokratik siyaset çerçevesindedir." dedi.

Faaliyetlerinde partisinin programına göre hareket ettiğini anlatan Kışanak, savunmasını şöyle sürdürdü:

"Ben BDP'nin programı ve tüzüğüne bağlı olarak konuştum. Halk da inandı ve bana oy verdi. Halk, bu parti programına oy veriyor, benim kaşıma gözüme oy vermiyor. Birine, 'senin oyun kıymetli, senin oyun kıymetsiz' diyemezsiniz. 4 yıl BDP'nin eş genel başkanlığını yaptım. Her kongreye gittim. Bugün burada nasıl suçlama konusu olabilir? Demokratik siyasetin önü tıkanıyor. Herkes kadar benim de söz söylemeye hakkım olmalı."

Kışanak, üzerine atılı hiçbir suçlamayı kabul etmediğini söyledi.

Sanık avukatlarının savunmalarının ardından söz alan duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasını tekrarlayarak, sanıkların cezalandırılmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, sanık eski Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak'a, "terör örgütüne üye olmak" suçundan 11 yıl 3 ay, "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan ise 3 yıl hapis cezası verdi.

Heyet, DBP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel'i ise "terör örgütüne üye olmak" suçundan 9 yıl 9 ay, "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan da 5 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı.

Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmetti.

  • İddianameden

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca, Kışanak ve Tuncel hakkında açılan davanın dosyası, güvenlik gerekçesiyle nakli konusunda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiş, talebi değerlendiren Yargıtay 5. Ceza Dairesi, dosyanın Malatya Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermişti.

İddianamede, Kışanak hakkında "terör örgütü kurmak ve yönetmek", 41 kez "terör örgütü propagandası yapmak" ve "kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmamak" suçlarından 57 yıl 6 aydan 230 yıl 6 aya kadar, Tuncel hakkında da "terör örgütüne üye olmak" ve 16 kez "terör örgütü propagandası yapmak" suçlarından 23 yıl 6 aydan 95 yıla kadar hapis cezası talebinde bulunulmuştu.

Duruşma savcısı bir önceki celsedeki mütalaasında, Kışanak'ın "terör örgütü kurma ve yönetmek" suçundan 22,5 yıla kadar, Tuncel'in ise "terör örgütüne üye olmak" suçundan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etmişti. Savcı ayrıca her iki sanık için iki defa "zincirleme terör örgütü propagandası yapmak" suçundan 26 yıl 8'er aya kadar hapis cezası istemişti.

Malatya'daki FETÖ/PDY davası

MALATYA (AA) – Malatya'da FETÖ/PDY'ye yönelik davada haklarında yerel mahkemece verilen karar Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesince bozulan 5 sanıktan 3'ü 10'ar yıl, ikisi ise 8 yıl 9'ar ay hapis cezasına çarptırıldı.

  1. Ağır Ceza Mahkemesindeki karar duruşmasına, bozma kararı nedeniyle haklarında "silahlı terör örgütü kurmak veya yönetmek" ile "silahla terör örgütüne üye olmak" suçlarından yeniden dava açılan tutuklu sanıklar Gökhan Gökbulut, Haşim Oskaloğlu, Turgut Altın, Mustafa Akar ve Hasan Yıldız ile avukatları katıldı.

Mahkeme heyeti, sanıklara Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararını anımsatarak, son sözlerini sordu.

Sanıklar haklarındaki suçlamaları kabul etmeyerek beraatlerini istedi.

Duruşma savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, sanıkların örgütsel faaliyetlerde bulunduklarını, kapatılan Bank Asya'ya para yatırdıklarını, bazılarının ByLock kullandıklarını, FETÖ'ye yakın dernek ve vakıflarla bağlantılarının bulunduğunu belirtti.

Savcı, sanıkların haklarındaki tanık beyanları ve kuvvetli delil durumları dikkate alınarak cezalandırılmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, aralarında örgütün mütevelli heyeti üyelerinin de bulunduğu sanıklardan Turgut Altın, Hasan Yıldız ve Mustafa Akar'a "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 10'ar yıl, Gökhan Gökbulut ve Haşim Oskaloğlu'na ise aynı suçtan 8 yıl 9'ar ay hapis cezası vererek tutukluk hallerinin devamına hükmetti.

Heyet, sanıkların "silahlı terör örgütü kurma veya yönetme" suçundan ise beraatine karar verdi.

Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi, FETÖ/PDY'ye yönelik soruşturma kapsamında "terör örgütüne üye olmak" suçundan 10'ar yıl hapis cezasına çarptırılan Turgut Altın, Hasan Yıldız ve Mustafa Akar ile 8 yıl 9'ar ay hapis cezası verilen iş adamları Gökhan Gökbulut ve Haşim Oskaloğlu hakkındaki kararı, yürütülmekte olan başka soruşturmalar nedeniyle bozmuştu.