Dünya Müslüman Alimler Birliği yeniden yapılandırılacak

RABAT (AA) – MUHAMMED BENDERİS – Dünya Müslüman Alimler Birliği (DMAB) Başkanı Prof. Dr. Ahmed er-Raysuni, Türkiye'nin birliğin en aktif üyesi, İstanbul'daki şubenin de en faal merkez olduğunu belirtti.

Raysuni, AA muhabirine verdiği mülakatta, öncelikleri arasında DMAB'nin kurumsal yapısının güçlendirilmesi olduğunu ifade etti. Raysuni, birliğin şube ve komisyonlarında kurumsallaşma yapısı, ülkelerle ve dünyadaki diğer alim örgütleriyle ilişkilerin geliştirilmesi üzerine çalışmalar yürütüleceğini söyledi.

– Türkiye'nin rolü

Raysuni, Türkiye'nin Dünya Müslüman Alimler Birliği'ne verdiği desteği överek, "Son yıllarda birliğin gelişmesinde Türkiye'nin olumlu rolü artarak büyüyor." dedi.

DMAB'nin başkan yardımcılarından birinin Hayrettin Karaman olduğunu dile getiren Raysuni, birliğin en aktif ve büyük şubesinin Türkiye'de olduğunu, içinde yüzlerce alim, akademisyen ve düşünürü barındırdığını söyledi.

Birlik heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edildiğini hatırlatan Raysuni, "Başkan Erdoğan, heyetimizi büyük bir memnuniyetle karşıladı ve yaklaşık iki saatlik görüşmede, Türkiye'nin her zaman için alimlerin yeri olduğunu vurguladı." ifadelerini kullandı.

Raysuni, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin düzenlenen son kongredeki hizmetlerinden övgüyle bahsederek, "Türkiye'nin rolü gittikçe artıyor. Birlikteki tüm devletlerin gücü oranında bir şeyler yapmasını arzularız. Dünya Müslüman Alimler Birliği, tüm Müslüman halkların birliğidir." diye konuştu.

– Yöntemsel yenilik

DMAB Başkanı Ahmed er-Raysuni, ıslah, uzlaşı ve İslam'da adil yönetim gibi birliği meşgul eden güncel konular olduğuna değindi.

Yöntemsel yenilik düşüncesine ilişkin Raysuni, "Birlik, temelde yöntemsel yenilenmeyle ilgilenecek. İçtihat yönteminin yeniden yapılandırılması, birçok alimin, ilim kurullarının üzerine aldığı içtihat konularından bizleri kurtaracak." dedi.

Geçmişte birçok konu ve yöntem hakkında farkındalığın yeterli derecede olmadığını dile getiren Raysuni, "Bilimsel ve düşünsel gelişme bu konuları mecbur kıldı. Bunların gündeme taşınması, yazılar ve paneller aracılığıyla alimleri bu yenilenme güzergahına yerleştirecektir." şeklinde konuştu.

– Terör listesine alınmanın hiçbir hukuki değeri yok

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır'ın 2017'de Dünya Müslüman Alimler Birliği'ni terör listesine dahil etmelerine ilişkin Raysuni, "Birliğin terör listesine dahil edilmesinin ne şeri ne hukuki bir değeri söz konusudur. Böyle bir tasnife dahil edilmek medyatik bir iddiadan başka bir şey değildir." ifadelerini kullandı.

Birliği terör listesine ekleyen ülkelerle iletişim ve diyaloğa hazır olduklarının altını çizen Raysuni, sorunun da çözümünün de adı geçen ülkelerin elinde olduğunu söyledi.

Raysuni, "Dünya Müslüman Alimler Biriliği'nin, zalim ile mazlum arasında tarafsız kalması mümkün değildir." ifadeleriyle sözlerini bitirdi.

İstanbul'da 7 Kasım'da Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Kurulunda yapılan başkanlık seçimlerinde Prof. Dr. Ahmed er-Raysuni (65) başkan seçilmişti. Birliğin kurulduğu 2004 yılından bu yana başkanlığını yürüten Yusuf el-Karadavi'nin aday olmayacağını açıklamasının ardından yapılan oylamada, Karadavi'nin yardımcılığını yapan Raysuni, birliğin ikinci başkanı olmuştu.

Faslı alim Raysuni'nin, genelde dinin, özelde ibadetler ve hukuk alanındaki dini hükümlerin gayeleri anlamında bir tabir olan "Makasıt" hakkında kaleme aldığı yaklaşık 30 kitabı bulunuyor.

Raysuni başarılarını Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanlığıyla taçlandırdı

RABAT (AA) – MUAHMMED BENDERİS – Prof. Dr. Ahmed er-Raysuni'nin, Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanlığı'na seçilmesi, Faslı alimin dini, fikri ve siyasi alanlarda başarılara attığı imzaların taçlandırılması olarak addediliyor.

İstanbul'da 3 Kasım'da başlayan Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Kurulunda dün yapılan başkanlık seçimlerinde Prof. Dr. Ahmed er-Raysuni (65) başkan seçildi.

Birliğin kurulduğu 2004 yılından bu yana başkanlığını yürüten Yusuf el-Karadavi'nin aday olmayacağını açıklamasının ardından yapılan oylamada Karadavi'nin yardımcılığını yapan Raysuni, onun yerine geldi.

Faslı alim Raysuni, 1953'te Fas'ın kuzeyindeki El-Arâiş bölgesinde dünyaya geldi.

Karaviyyin ve 5. Muhammed üniversitelerinde eğitim gören Raysuni, daha sonra 1992 yılında Fıkıh Usulü alanında doktorasını tamamladı. Bilimsel cesareti ve ilmi birikimiyle öne çıkan Raysuni, "Herhangi bir hile olmaksızın gerçeğin söylenmesi" ile "orta yolun benimsemesi" ilkesini savunmasıyla biliniyor.

Raysuni, Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkan Yardımcılığı görevinden önce Fas İslami Gelecek Derneği Başkanlığı görevinde bulundu.

Fas'ta 1996'da Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kolu olan Tevhid ve Islah Hareketi'nin kurulmasıyla bu harekete girdi ve 1996'dan 2003'e kadar hareketin başkanlığını yürüttü. Bunun yanı sıra Sünni Alimler Birliği başkanlığını yaptı.

Raysuni, evli ve 5 çocuk babasıdır.

– Akademik kariyeri

Fas el-Makasıd Araştırma Merkezi Müdürlüğünü 2012'den bu yana yürüten Raysuni, Cidde'deki Uluslararası İslam Fıkıh Akademisi'nde 2006'dan itibaren "baş uzman" olarak görev yaptığı projeye 2012'de müdür olarak atandı.

Mekke-i Mükerreme Üniversitesi'nde Mütevelli Heyeti ve Bilim Kurulu üyeliği, Uluslararası İslam Düşünce Enstitüsü'nde akademik danışmanlık yapan Raysuni, 1973-1978 yıllarında Fas hükümetinde de çeşitli görevler yürüttü.

Raysuni, 1986-2006 yıllarında Rabat'taki 5. Muhammed Üniversitesi ve Darul Hadi el-Hassaniye'de "Fıkıh usulü ve Makasıdü'ş-Şeria" dersleri verdi.

"Et-Tecdid" gazetesinde 2000-2004 yıllarında sorumlu müdür olarak görev yapan Raysuni, haftalık gazetenin, günlük olarak çıkarılmasını sağladı. Ayrıca İslamiyye el-Marife Dergisi editör heyeti üyeliği yaptı.

Raysuni'nin "Makasıdü'ş-Şeria'ya Giriş" ve "Makasıd Fikri, Kuralları ve Faydaları" gibi çoğu makasıdla (genelde dinin, özelde ibadetler ve hukuk alanındaki dini hükümlerin gayeleri) ilgili olmak üzere yaklaşık 30 kitabı bulunuyor.

– Raysuni'nin çeşitli konulardaki tutumları

Raysuni, İslam ümmetinin çeşitli sorun ve konularında açık ve net tutum sergiledi. İsrail işgaline karşı Filistin davasına destek verdi.

Halkların özgürlük ve onur talep etme hakkı olduğunu savunan Raysuni, Arap Baharı'na da destek verdi. Hatta bu konuda "Devrimin Fıkhi" başlığıyla bir kitap kaleme aldı.

Ülke yöneticilerine, somut siyasi reformlar çağrılarında bulunan Raysuni, bu özelliğiyle "muhalif fıkıhçı" lakabıyla anıldı.

– Dünya Müslüman Alimler Birliği

Bağımsız bir kuruluş olan Dünya Müslüman Alimler Birliği, aralarında Kuzey ve Güney Amerika'daki ülkelerin de olduğu 57 ülkeden on binlerce alimi bünyesinde barındırıyor.

Merkezi 2011 yılında Katar'ın başkenti Doha'ya taşınan ve çatısı altında 50 den fazla İslam alimleri heyeti barındıran Birliğe 2004 yılından bu yana Yusuf el-Karadavi başkanlık ediyordu.

Kuruluşundan bu yana İslami kimliği koruma, iç ve dış tehditlere karşı önlemler alma misyonu yürüten birlik, İslam'ın uygulamalarının her çağ ve mekana göre devam ettirilebilmesini hedefliyor.

Birlik, terörle İslam'ın bağdaştırılmasına ve İslam adını kullanarak terörist faaliyetler yürüten yapılara karşı mücadele vermesine rağmen, Kasım 2017'de Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır tarafından yapılan ortak açıklamada "terör listesine" alındı.

Türkiye'yi istikrarsızlaştırmayı hedefleyen terör hareketlerini kınayan Dünya Müslüman Alimler Birliği, terör örgütü FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimini de ilk kınayan kurumlar arasında yer aldı.

Türkiye'yi 5 milyon civarındaki mülteciye ev sahipliğinden dolayı "Ensar ülke" olarak tanımlayan birlik, ayrıca Türkiye'yi hedef alan komploların aynı zamanda İslam'ı ve Kudüs'ü de hedef aldığını savunuyor.

Dünya Müslüman Alimler Birliği'nden Kaşıkçı soruşturmasında Türkiye'ye övgü

RABAT (AA) – MUHAMMED BENDERİS – Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ahmed er-Raysuni, Türkiye'nin Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili tavrını takdir ettiğini belirtti.

Raysuni, AA muhabirine verdiği özel mülakatta, Türkiye yönetimi ve güvenlik birimlerinin Kaşıkçı cinayetiyle ilgili pozisyonunu değerlendirdi.

"Türkiye devleti ve emniyet birimleri, Kaşıkçı cinayeti meselesinde eşi benzeri görülmemiş bir tecrübe, profesyonellik ve objektiflik ortaya koydu." diyen Raysuni, Türkiye'deki Başsavcılığın, meselenin seyrini belirleyecek güçlü ve kesin kanıtlara dayandığını söyledi.

– "Türkiye dünyaya 'kriz nasıl yönetilir' dersi verdi"

Türkiye'nin sonuna kadar sorumluluklarını taşımaya devam edeceğini ve objektifliğini koruyacağını belirten Raysuni, "Türkiye dünyaya 'kriz nasıl yönetilir' dersi verdi. Tarafsız bir tutum takındı. Cumhurbaşkanı ve bakanlar bu olay üzerinden bir kampanya başlatmadı, siyasi pozisyonlar edinmedi. Gerçeği ortaya çıkarmaları için olayı emniyet birimleri ve istihbarata bıraktı." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, soruşturmayı yürüten ekiplerin 3 haftalık çalışmalarının ardından açıklama yapmasının, olayla ilgili siyasi bir istismarın söz konusu olmadığını gösterdiğini kaydeden Raysuni, takip edilen bu yolun, Türkiye'nin kriz yönetimi konusunda ne kadar başarılı olduğunu ortaya koyduğunu ve bu başarının dünyanın da dikkatini çektiğini belirtti.

– Zanlılar Türk adaletinin önüne çıkarılmalı

Raysuni, Türkiye'yi ve uluslararası adaleti bekleyen en büyük sorunun ise isimleri, fotoğrafları, İstanbul'a giriş ve çıkış saatleri belli olan şüpheli 15 kişinin nasıl teslim alınacağı konusu olduğunu dile getirdi.

Bu kişilerin Türk adaletinin önüne çıkarılması gerektiğini dile getiren Raysuni, "Çünkü onların suçları konsolosluk ile sınırlı değil. Suç işleme niyetiyle Türkiye'ye geldikleri ve suçlu olarak bu ülkeden ayrıldıkları belli oldu. Türk topraklarında tasarrufta bulundular." dedi.

– "Türkiye tek başına cinayete karışanları adil yargılayabilir"

Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkan Yardımcısı, "Olayın bilmecesini çözen taraf olarak Türkiye'nin, 15 kişiyi ve Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosunu dinlemeden görevini tamamlamış olması mümkün değil." diye konuştu.

Elde edilen bilgilerin başkonsolosun suç işlendiğinde olay yerinde olduğuna işaret ettiğini hatırlatan Raysuni, diplomatik konumundan dolayı başkonsolosun, cinayeti onaylamıyorsa Türk yetkililere haber vermesi gerektiğini, ancak bunu yapmadığını söyledi.

Ahmed er-Raysuni ayrıca "Türkiye tek başına cinayete karışanları adil bir şekilde yargılayabilecek bir ülke." ifadelerini kullandı.

Dünya Müslüman Alimler Birliği İslam ülkelerini uyardı

İSTANBUL (AA) – Dünya Müslüman Alimler Birliği, İslam ülkelerini, İsrail'in Körfez'deki faaliyetlerine ve ilişkilerin normalleştirilmesine karşı uyardı.

Birlik tarafından yapılan yazılı açıklamada, İslam alemi ve liderleri, öncelikli meselelerinin (Filistin meselesi) arkasında durmaya ve Kudüs ile işgal altındaki toprakları ihmal etmemeye çağrıldı.

"Kudüs'ü işgal eden, Filistin'de halkı öldüren ve Gazze'yi abluka altında tutanların" heyetlerinin halk ya da resmi düzeyde kabul edilmesi ya da ilişkilerin normalleştirilmesinin kınandığı açıklamada, Müslüman ülkelerde işgalcilerin ağırlanmasına tepki gösterildi.

Açıklamada, İsraillilerle ilişkilerin normalleştirilmesi ya da Körfez ülkelerinde kabul edilmelerinin, Mescid-i Aksa'yı işgal etmelerine karşılık onlara verilmiş bir mükâfat ve "yüzyılın anlaşmasının" uygulanmasına zemin hazırlanması anlamına geleceği ifade edildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün Umman Sultanı Kabus bin Said ile Umman'ın başkenti Maskat'ta bir araya gelmişti. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil el-Cubeyr ise bugün, ülkesinin İsrail ile ilişki kurmadığını, bunun olması için İsrail'in bağımsız Filistin devletini tanıması gerektiğini belirtmişti.

Dünya Müslüman Alimler Birliği'nden BM'ye çağrı

İSTANBUL (AA) – Dünya Müslüman Alimler Birliği, Birleşmiş Milletler'e (BM), Myanmar'da Arakanlı Müslümanlara yönelik işlenen suçların Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) taşınması çağrısı yaptı.

Birlik tarafından yapılan yazılı açıklamada, Arakanlı Müslümanların 6 yılı aşkın bir süredir yaşadığı sıkıntıların, maruz kaldıkları öldürme, tehcir, ihlal ve soykırımın yakından takip edildiği belirtildi.

Arakanlı Müslümanların bugün dünyada en fazla zulme uğrayan halklardan olduğunun vurgulandığı açıklamada, BM'ye bağlı bağımsız araştırma misyonunun Myanmar'da işlenen suçlarla ilgili aldığı kararların takdirle karşılandığı ifade edildi.

Açıklamada, BM'ye konuyu süratle UCM'ye taşıması, uluslararası camiaya da Myanmar hükümetine baskı uygulama çağrısı yapıldı.

BM tarafından kurulan Uluslararası Myanmar Bağımsız Araştırma Misyonu, 27 Ağustos'ta yaptığı açıklamayla, Myanmar ordusunun (Tatmadaw) Genelkurmay Başkanı Min Aung Hlaing'in de aralarında bulunduğu üst düzey ordu mensuplarının Arakanlı Müslümanlara yaptığı soykırım nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesinde (UCM) yargılanmasını istemişti.

Raporda, "Askeri zorunluluklar, asla ayrım gözetmeksizin cinayetler işlenmesini, kadınlara toplu tecavüzü, çocuklara saldırılmasını ve köylerin tamamen yakılmasını haklı çıkarmayacaktır. Başta Arakan eyaletindeki mevcut güvenlik tehditlerine bakıldığında Myanmar ordusunun taktikleri, istikrarlı ve ağır şekilde orantısız olmuştur." ifadelerine yer verilmişti.

Dünya Müslüman Alimler Birliği Erbil'de ofis açtı

ERBİL (AA) – Dünya Müslüman Alimler Birliği, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde (IKBY) yer alan Erbil kentinde temsilcilik ofisi açtı.

Açılış törenine, Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Karadaği ile IKBY'den çok sayıda din adamı ve bölge sakini katıldı.

Karadaği, törende yaptığı konuşmada, bünyesinde 95 bin din adamı bulunan Alimler Birliği'nin IKBY'de temsilcilik açmasından memnuniyet duyduğunu belirtti.

Birliğin, Müslümanları ilgilendiren birçok meselenin çözümüne yönelik çalışmalar yaptığını hatırlatan Karadaği, "Dünya Müslüman Alimler Birliği olarak geçmişte de barış konularına odaklandık. Pek çok meseleyi barış yoluyla çözdük ve ara buluculuk yaptık." dedi.

Karadaği, birliğin din ve bilimle ilgilenen bir kurum olduğunu dile getirerek, "Dünya Müslüman Alimler Birliği, kâr amacı gütmeyen, hiçbir ülke ve sivil toplum kuruluşuna bağlı olmayan bağımsız bir müessesedir." diye konuştu.

İki yıl önceki darbe girişiminin ardından Erbil'de bir camide cuma hutbesinde Türkiye'deki demokrasi direnişini destekleyen Iraklı din adamı Seyyid Ahmed Pencevini de törende yer aldı.

Pencevini, buradaki konuşmasında, "İslam dini tüm dinlerin zirvesinde. İslam, dünya için bir rahmet dini. İslam'ın güzel yüzünü ve medeniyetini dost ve düşmanlarımıza göstermemiz gerekir." ifadelerini kullandı.

Dünya Müslüman Alimler Birliği'nden Türk halkına tebrik mesajı

ERBİL (AA) – Dünya Müslüman Alimler Birliği, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişten dolayı Türk halkını tebrik etti.

Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Muhyiddin el-Karadaği, yaptığı yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçişten dolayı Türk halkını kutlayarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a başarılar diledi.

Karadaği, yeni dönemde Türkiye'nin, adalet, kalkınma, özgürlük ve refahın zirvesine ulaşması, tüm bilimsel, insani, sosyal, ekonomik, askeri ve teknik alanlarda ilerleme kaydetmesi temennisinde bulundu.

Türk halkından güven tazelemesi dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı tebrik eden Karadaği, "İslam dünyasına hizmet etmeniz ve başta Filistin olmak üzere Müslümanların haklı davalarına destekleriniz konusunda Allah'tan size başarılar diliyoruz." ifadelerini kullandı.

Karadaği, ayrıca yeni kabine üyelerinin tümünü kutlayarak, görevlerinde ve Türkiye'yi gelişmiş ülkeler seviyesine yükseltmede başarılar diledi.

Karadavi'den Mısır hapishanesindeki kızına mektup

İSTANBUL (AA) – Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi, Mısır’daki Kanatır Kadınlar Hapishanesi'nde tutulan kızına hitaben bir mektup kaleme aldı.

Karadavi kendi internet sitesinden yayınladığı mektubunda kızına duyduğu özlemi, "maruz bırakıldığı haksızlığı" ve "kasıtlı olarak yavaş yavaş öldürülmesi" nedeniyle yaşadığı acıyı tarif etmeye çalıştı.

"Dünyanın en kötü hapishanelerinden birinde, hücrede geçen bir yıl.. Kızım Ala el-Karadavi, tutulduğu yerde son derece kötü bir muameleye maruz kalıyor. En basit haklarından dahi mahrum bırakılıyor. Kasıtlı olarak yavaş yavaş öldürme şeklinde ona zarar verilmeye devam ediliyor." ifadelerini kullanan Karadavi, kızının bu son yılda evinden, çocuklarından, babasından, kardeşlerinden ayrı kaldığını hatırlattı.

– "Bu muamele neden? Çünkü o Karadavi'nin kızı"

Kasıtlı olarak kızına her işinde zorluk çıkardıklarını belirten Karadavi, "Bu muamele neden? Çünkü o Karadavi'nin kızı. Çünkü Katar vatandaşlığı var. Zayıf bir insan üzerinden Karadavi ve Katar'dan mutlaka intikam almak gerek!" şeklinde tepkisini aktardı.

Karadavi mektubuna şöyle devam etti:

"Kızım, yüzün gözümün önünden gitmiyor. Hep aklımdasın. Namazlarımda, dualarımda hep Allah'a el açıp seni zalimlerden kurtarması için dua ediyorum. Bir baba olarak yerimde kim olsa kızının bir suçu, günahı olmaksızın haksız yere yaşadıkları sebebiyle acı duyar, kalbi yanar, gözleri yaşarır."

Karadavi mektubunda ayrıca dünyadaki özgür insanlara, kızını ve onun gibi haksız yere tutuklanmış on binlerce kişiyi kurtarmak için elinden geleni yapma çağrısında bulundu.

Ala el-Karadavi ve eşi Husam Halef Temmuz 2017’de Mısır'ın kuzeyindeki Sahil eş-Şemali bölgesindeki evlerinde gözaltına alınmış, Karadavi 300 gün boyunca hücrede tutulmuş ve ailesi ile görüşmesine izin verilmemişti. Ala el-Karadavi, 27 Haziran'da hapishanedeki kötü şartların iyileştirilmesi amacıyla açlık grevine başlamıştı.

Dünya Müslüman Alimler Birliğinden Dera çağrısı

DOHA (AA) – Dünya Müslüman Alimler Birliği, Suriye'nin güneybatısındaki Dera ilinde Suriye halkına yönelik işlenen insanlık suçlarının acilen durdurulması çağrısında bulundu.

Birlikten yapılan yazılı açıklamada, Dera'da Suriyelilere yönelik işlenen insanlık suçlarının acilen durdurulması için Birleşmiş Milletler (BM) ile İslam ve Arap ülkelerine çağrıda bulunularak, "Esed rejimi ve müttefiklerinin gerçekleştirdiği bu saldırılar, insanlığa karşı işlenmiş savaş suçları boyutuna ulaşmaktadır. Suriye halkının onurunu korumak için buna bir çözüm bulunması gerekiyor." denildi.

Açıklamada ayrıca, insani yardım kuruluşlarına "savaş mağdurları ile yerlerinden edilmiş kişilere karşı görevlerini yerine getirme ve Ürdün'e de bu konuda destek olma" çağrısında bulunuldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Birliğin Genel Sekreteri Ali Karadaği ise Dera'da yaşananlardan ve uluslararası toplumun Suriye'yi yüzüstü bırakmasından üzüntü duyduğunu ifade etti.

"Dera'da yaşananlara yönelik rapor ve görüntülerin söz konusu suçların 'savaş suçları' düzeyinde olduğunu ortaya koyduğunu" aktaran Karadaği, bu vahşi saldırıları en şiddetli şekilde kınadığını kaydetti.

Açıklamada, Dera'daki çatışmalar nedeniyle yerlerinden olanların sayısının 150 bine ulaştığına işaret edildi ve tüm yardım kuruluşlarına bu kişilere destek olma çağrısı da yapıldı.

Rejim ve destekçileri, Şam'daki Doğu Guta ve ülkenin orta kesimindeki Humus gerginliği azaltma bölgelerini ele geçirdikten sonra 20 Haziran'da ülkenin güneybatısına yönelik operasyon başlatmıştı.

Birleşmiş Milletler yetkilileri, Dera'da 750 bin kişinin hayatından endişe ettiklerini sık sık tekrarlıyor.

Ülkenin güneybatısındaki Dera ve Kuneytra illeri, Astana süreci garantörleri Türkiye, İran ve Rusya'nın Mayıs 2017'de oluşturduğu 4 gerginliği azaltma bölgesinden birisiydi. Rusya, ABD ve Ürdün, 2 ay sonra Dera ve Kuneytra'yı özel bir anlaşma kapsamına almıştı.
ABD de bölgede desteklediği muhaliflere yardımlarını kesmişti.

Dünya Müslüman Alimler Birliğinden Erdoğan'a tebrik

İSTANBUL (AA) – Dünya Müslüman Alimler Birliği, seçimlerdeki başarısından ve Türk halkının güvenini kazanmasından ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı tebrik etti.

Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Ali Karadaği yayımladığı mesajda, "Türk halkını, medeni ve onurlu seçim sürecindeki başarısından ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da halkın güvenini kazanmasından ötürü tebrik ediyoruz." ifadesine yer verdi.

Karadaği mesajında, Türkiye'nin bilim, adalet ve medeniyet alanında büyük ülkelerin seviyesine yükselmesi temennisinde bulundu. Türkiye'nin zaferinin, ümmetin zaferi olduğuna vurgu yapan Karadaği, Türkiye'deki seçimlerin, partiler arasındaki iletişimi halkın yararına olacak şekilde artırmasını umut ettiklerini belirtti.

Suriye'deki İhvan'ın Genel Başkanı Muhammed Velid Hikmet de Twitter hesabından yaptığı açıklamada, seçimlerde kazanılan başarının, hürriyet, adalet, demokrasi ve Türk halkının zaferi olduğunu dile getirdi. Hikmet, söz konusu başarının, diktatörlüğe ve yolsuzluğa karşı verdiği mücadelede Suriye halkının desteklenmesi anlamına geldiğini kaydetti.