1. Uluslararası Dil ve Edebiyat Kongresi

KARAMAN (AA) – Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Gürer Gülsevin, "Devlet adamları işe el attıkça biz kültürümüzde daha ileri mesafelere gidiyoruz." dedi.

Gülsevin, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ve TDK'nin desteğiyle, Karamanoğlu Mehmet Bey (KMÜ) Üniversitesi Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen "1'inci Uluslararası Dil ve Edebiyat Kongresi"nin açılışında, milletlerin farklı boy, soy, aile, aşiret ve etnik unsurların bir araya gelerek oluşturabildikleri sosyolojik birlikler olduğunu söyledi.

Türk gibi büyük bir milletten söz edildiğinde, bunun içerisinde dünyanın birçok renginin bulunmasının mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Gülsevin, şöyle konuştu:

"Bunu dilinde de bulmamız mümkündür. Kültür ve dil tarihçileri, Türk kültür ve dilini 'Avrasya'nın bir yerinden doğup bütün Avrasya'yı baştan başa dolaşan bir ırmağa' benzetiyor. Nasıl bir ırmak gezdiği coğrafyayı besliyorsa, ona şekil veriyorsa, Türk dili ve kültürü de Sibirya'dan, Orta Asya'dan, Mezopotamya'dan, Anadolu'dan, Kafkasya'dan Avrupa'nın her noktasına kadar dolaşmış ve her yeri beslemiş. Nasıl bir ırmak dolaştığı yerden etkileniyorsa, Türk dili ve kültürü de bütün dolaştığı coğrafyadan beslenmiştir."

Gülsevin, Türk dilinde Çince, Rusça, Farsça ve Arapça gibi birçok dilden kelimeler bulunduğuna işaret ederek, "Niçin vardır? Çünkü bütün coğrafyada biz buraları dolaşmışız. Ya hakim unsuru ya da komşu olarak bir arada yaşamışız. Evlenmişiz, akrabalıklar kurmuşuz ve onlardan beslenmişiz. Çince'de, Arapça'da, Farsça'da, Rusça'da, Ermenice'de, Sırpça'da saymakla bitmez Türkçe kelimeler vardır. Niçin? Çünkü biz onları beslemişiz." ifadelerini kullandı.

– "Birbirlerinden hiç nasiplenmemişler"

Her dilin başka dillerden kelime aldığını ve verdiğini vurgulayan Gürer Gülsevin, şöyle devam etti:

"Türk dili kadar farklı dillerden kelime almış dili zor bulursunuz. Çünkü bütün Avrasya'yı dolaşmış bu insanlar. Sadece belirli bir coğrafyaya hapsolup kalmamışlar. Çince'de Türkçe, Türkçe'de Çince kelime var ama Ermenice'de Çince kelime bulamazsınız. Çünkü birbirlerinden hiç nasiplenmemişler, birbirlerinden beslenmemişler. Avrasya medeniyetinden Türk dili ve kültürünü çektiğiniz zaman, tarihten birden bardakların en alttakini çekmiş gibi olursunuz."

Tarihte Türk dilinin kimliğine devlet adamı olarak ilk sahip çıkan kişinin Karamanoğlu Mehmet Bey olduğunu anımsatan Prof. Dr. Gülsevin, "Karamanoğlu Mehmet Bey, 'Divanda, dergahta, bergahta, çarşıda, pazarda Türkçe'den başka dil konuşulmaya' diyor. Yani 'Bizim dilimiz, devlet dili olmuştur' diyor. Bir devlet adamı 'Bundan sonra Türkçe konuşacaksınız, yazacaksınız' diyorsa, bu bizim başlangıcımızdır. Karamanoğulları vesilesiyle Karaman, Türkçe'nin başkentidir." diye konuştu.

– "'Dilimiz, kimliğimiz' başlığıyla birçok faaliyet yapıldı"

Gülsevin, 2017 yılının "Türk Dili Yılı" ilan edildiğini hatırlatarak, şunları kaydetti:

"Devlet adamlarımızın Türkçe'ye sahip çıkışının ilk örneği, Karamanoğlu Mehmet Bey'dir. İkinci feryadı 1930'larda Mustafa Kemal'den duyduk. 'Türk dili, Türk milletinin zihnidir, kalbidir' dedi. Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesini, Türk Dil ve Tarih Kurumunu kurarak, cumhuriyetin de devletin de temelinin kültür olacağını, Türkoloji'nin temelinde çok önemli bir yer tuttuğunu devlet adamı olarak ortaya koydu. Dilimizdeki kirlenmeyi, bütün dünya dillerinde olduğu gibi 'Amerikanca' üzerinden kirlenmeyi hepimiz görüyoruz. Yine bir devlet başkanı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 2017 yılını 'Türk Dili Yılı' ilan etti. 'Dilimiz, kimliğimiz' başlığıyla birçok faaliyet yapıldı. Devlet adamları işe el attıkça biz kültürümüzde daha ileri mesafelere gidiyoruz."

Kongreye, Karaman Valisi Fahri Meral, KMÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Akgül, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Advertisements

Yüzbinlerce sayfalık AB müktesebatını Türkçeye çeviriyorlar

ANKARA (AA) – ZUHAL DEMİRCİ – Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı bünyesinde çalışmalarını yürüten Çeviri Eşgüdüm Başkanlığı, Avrupa Birliği (AB) müktesebatının Türkçeye çevrilmesinde kilit rol oynuyor.

Çeviri Eşgüdüm Başkanlığından edinilen bilgiye göre, müstakil bir birim olarak 8 Haziran 2011'de kurulan Başkanlık, AB Başkanlığının 2000 yılında kurumsal yolculuğuna AB Genel Sekreterliği olarak başlamasının ardından çeviri çalışmalarına 2002'de başladı.

İngilizceden Türkçeye ve Türkçeden İngilizceye çevirilerin yapıldığı birimde 11 tecrübeli mütercim çalışıyor.

Mütercimler, çeviri çalışmalarının yanı sıra pek çok üniversitede davetli konuşmacı olarak yaklaşık 15 yıldır edindikleri tecrübeleri akademi dünyasıyla paylaşıyor.

Başkanlık, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin yol haritası "Müzakere Çerçeve Belgesi" uyarınca, üyelik gerçekleşmeden tüm AB müktesebatının Türkçeye çevrilmesini amaçlıyor.

Başkanlık, müktesebat çevirisinin yanı sıra müzakere sürecinin temel belgeleri arasında yer alan ilerleme raporları (yeni adıyla ülke raporları), strateji belgeleri, eylem planları, ulusal programlar, çeşitli basın duyuruları, ilke kararları ve diğer temel çalışma dokümanlarının çevirisini de yapıyor.

– Müktesebatın çevirisi katılım süreci için önemli

Katılım müzakerelerinin yürütüleceği esaslara göre Türkiye müktesebatın Türkçeye çevirisini katılımdan uygun bir süre önce tamamlamakla yükümlü.

Bu nedenle müktesebat çevirisi, Türkiye'nin AB'ye katılım sürecinin ana unsurlarından birini oluşturuyor.

AB müktesebatı temel olarak kurucu antlaşmalar uyarınca kabul edilen ikincil mevzuat ve AB Adalet Divanı kararlarından oluşuyor. Müktesebatın Eylül 2018 itibarıyla hacmi yaklaşık 205 bin AB Resmi Gazetesi sayfasına denk düşüyor ve 20 bin adetten fazla mevzuattan oluşuyor.

Müktesebatın çevirisiyle terminolojik tutarlılığın da sağlanması amaçlanıyor. Bu sayede, sadece devletlerarası ilişkilerde değil, bireysel ve toplumsal hayatın hemen her alanında düzenlemeler öngören müktesebatta yer alan binlerce teknik terimin Türkçe karşılığı en güvenilir şekilde tespit edilecek.

– Türk mevzuatını da İngilizceye çeviriyorlar

Diğer yandan AB'ye uyum çerçevesinde hazırlanan Türk mevzuatının veya hazırlanan taslakların İngilizceye çevrilmesi ihtiyacı doğuyor. Bu bağlamda, çeviri çalışmaları bazı durumlarda müzakere sürecinin ilerlemesi bakımından da kilit önem taşıyor.

AB müktesebatı çevirilerinin istenen kaliteyi yakalayabilmesi, AB mevzuatının Türk iç hukukuna aktarılması aşamasında yanlış veya eksik çeviriden kaynaklanabilecek aksaklıkların önlenmesi bakımından da önemli. Bu kapsamda, AB Adalet Divanı karşısında zor durumda kalmış pek çok aday ülke olduğu biliniyor.

Çevirilerde, AB müktesebatının kendine özgü dilinin anlaşılması ve "Birlik Hukuku"ndaki kavramların tam karşılığının sağlanabilmesi mütercimlerin en çok zorlandığı konuların başında geliyor.

Hem teknik hem de hukuki metinlerden oluşan AB müktesebatının çevirisi için alan bilgisinin yanı sıra hukuk bilgisine ihtiyaç duyuluyor.

– Çeviri rehberi ve sözlüğü

Başkanlık, yüzbinlerce sayfadan oluşan müktesebatın çevirisinde bir standart oluşturmak için 2009'da AB Mevzuatı Çeviri Rehberini yayımladı. Bu sayede sürekli güncellenen ve insan kaynağı ihtiyacının arttığı müktesebat çevirisinde yeni başlayanlar için de kılavuz niteliğinde kaynak bir metin hazırlanmış oldu. Üniversitelerde de kaynak olarak kullanılan bu metin 2010 ve 2016'da güncellendi.

Diğer yandan AB alanında çevirilerde yaygın kullanılan AB Terimleri Sözlüğü de Başkanlığın 2009'da yayımladığı önemli dokümanlar arasında yer alıyor.

– Genç Çevirmenler Yarışması

Müzakere Çerçeve Belgesi kapsamında AB kurumlarının gerektiği gibi işlemesi için ihtiyaç duyulan yeterli sayıda çevirmenin yetiştirilmesi de Türkiye'nin yükümlülükleri arasında yer alıyor.

Bu kapsamda, Türkiye'de üniversitelerin mütercim-tercümanlık ve çeviri bilim bölümlerinde okuyan öğrencilerin katılımıyla her yıl "Genç Çevirmenler Yarışması" düzenleniyor. İngilizce, Fransızca ve Almanca çevirileriyle ilk üçe giren genç mütercimler, Belçika'nın başkenti Brüksel'deki yerleşik AB kurumlarının çeviri birimlerine ziyaret gerçekleştiriyor. Buna göre 2010'dan bu yana düzenlenen bu yarışmalara 848 öğrenci katıldı.

AB'nin yüzde 65'i yabancı dil biliyor

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği'nde (AB) yetişkinlerin yüzde 65'i en az bir yabancı dil biliyor.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa Dil Günü dolayısıyla üye ülkelerde yaşayan yetişkinlerin dil becerileri hakkında veri yayımladı.

Buna göre, AB'de yetişkinlerin yüzde 65'i en az bir yabancı dil biliyor.

AB üyesi 28 ülke arasında en az bir yabancı dil bilenlerin oranının en yüksek olduğu ülke İsveç olarak belirlendi. İsveç'te yetişkinlerin yüzde 97'si en az bir yabancı dil biliyor. İsveç'i yüzde 96 oranıyla Letonya, Danimarka ve Litvanya izliyor. Lüksemburg'da en az bir yabancı dil bilme oranı yüzde 95, Malta'da yüzde 92, Estonya'da ise yüzde 91 seviyesinde bulunuyor.

AB ülkeleri arasında çok sayıda farklı dil bilenlerin oranının en yüksek olduğu ülke Lüksemburg oldu. Lüksemburg'daki yetişkinlerin yarıdan fazlası en az 3 yabancı dil biliyor.

İngiltere, AB üyesi ülkeler arasında yabancı dil bilme oranı en az ülke olarak öne çıkıyor. İngiltere'de yabancı dil bilen yetişkinlerin oranı sadece yüzde 35 seviyesinde bulunuyor.

Yemenli Rasi Erdoğan sevgisiyle Türkçe öğrendi

İZMİR (AA) – TEZCAN EKİZLER – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sevgisinden dolayı Yemen'de Türk Dili ve Eğitimi Bölümü'nü tercih eden Munir Ahmet Hüseyin Rasi, okulunun Husiler tarafından kapatılmasının ardından yarım kalan eğitim hayatını Türkiye'de sürdürüyor.

Hecce kentinde 4 çocuklu bir ailenin en büyük oğlu olarak dünyaya gelen 27 yaşındaki Rasi, lise yıllarında hayat hikayesini okuduğu ve etkilendiği Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaşamını kendisine örnek aldı.

Yıllar geçtikçe Erdoğan'a hayranlığı daha da artan Rasi, onun yaptığı konuşmaları daha iyi anlamak için Türkçe öğrenmeye karar verdi.

Sana'a Üniversitesinde 2010 yılında Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde eğitim almaya başlayan Munir Ahmet Hüseyin Rasi, 2014 yılında bu bölümden birincilikle mezun olurken, ülkesinde yaşanan iç karışıklık nedeniyle Husilerin üniversitede okuduğu bölümü kapatmalarının ardından yüksek lisansına ara vermek zorunda kaldı.

Eğitim hayatına devam etmek isteyen Rasi, iki yıl önce yüksek lisansını tamamlamak için Türkiye'ye başvurdu. Girdiği sınavlarda başarılı olan genç, Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yabancı Diller Okulu Türkçe Eğitim Anabilim Dalı'nda yüksek lisans yapmaya başladı.

– Yabancı öğrencilere Türkçe ders anlatıyor

Eğitim giderleri Türkiye Cumhuriyeti tarafından karşılanan Yemenli Rasi, Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Bornova Öğrenci Yurdu'nda kalırken, üniversite eğitimi için İzmir'e gelen kendisi gibi yabancı uyruklu öğrencilere yurtta ders vererek, onların da Türkçe öğrenmelerini sağlıyor.

Odasına Türk bayrağı asan genç, ilerleyen Türkçesi sayesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı konuşmaları televizyondan takip edip onunla ilgili yazıları bilgisayarından okuyor.

– "Erdoğan ve Türkiye sevdalısıyım"

Munir Ahmet Hüseyin Rasi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hayatını okuduğu günün kendisi için dönüm noktası olduğunu, o günden sonra hem Erdoğan hem de Türkiye sevdalısı olduğunu söyledi.

Erdoğan'ın Arap dünyasının kahramanı olduğunu belirten Rasi, "Üniversitede Türkçe okumaya başladığım yıllarda İsrail Mavi Marmara gemisine saldırmıştı. O zaman haberler yayınlandı. 'Türkiye şunu yaptı, Erdoğan şunu yaptı' diye. İşte o zaman Erdoğan bizde kahraman oldu. Üniversiteden mezun olurken yaptıklarından dolayı mezuniyet törenimizin ismini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan diye belirledik." dedi.

Rasi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptıklarıyla dünya üzerinde yaşayan tüm müslümanların gönlünde taht kurduğunu, onu televizyonlar ve internet aracılığıyla tüm İslam coğrafyasının takip ettiğini ifade etti.

– "Türkiye Erdoğan gibi bir lideri olduğu için çok şanslı"

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelip onunla tanışmayı çok istediğini belirten Rasi, şöyle konuştu:

"Türkiye hep mazlumlara ve unutulan insanlara ve milletlere destek oldu, olmaya da devam ediyor. Ben onun için Türkçeyi tercih ettim. Erdoğan ile ilgili ne desem onun hakkını veremem çünkü bir baktığımızda sadece unutulan Arap ülkeleri değil, Afrika ülkeleri de destek veriyor. Onu, İslam'ın lideri olarak görüyorum. Türkiye böyle bir lidere sahip olduğu için gerçekten çok şanslı bir ülke."

Yüksek lisansının ardından doktorasını da Türkiye'de tamamlamak istediğini kaydeden Rasi, daha sonra ülkesine dönüp Türkiye'nin gönüllü elçisi olmayı ve herkese Türkçe öğretmek istediğini aktardı.

– "Munir abi bize Türkçe'yi sevdirdi"

Rasi'nin kaldığı yurtta Türkçe öğrettiği öğrencilerden Burkina Faso'lu Yaasir Sodre, Türkiye'ye ilk geldiğinde hiç Türkçe bilmediğini, Yemenli arkadaşının kendisine ders verdiğini anlattı.

Sodre, "(Munir) Bize Türkçeyi sevdirdi, ders verdi. Ödevlerimizi yaparken yardım ediyor, benim hocam sayılır." dedi.

Muharrem Koçak da Rasi ile aynı yurtta kaldıklarını onun Cumhurbaşkanı Erdoğan'a olan sevgisinden çok etkilendiğini ifade etti.

Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan konusunda merak ettigi birçok konuyu kendilerine sorduğunu anlatan Koçak, Rasi'nin bazı konuları kendilerinden daha iyi bildiğini belirtti.

Rasi'nın yüksek lisanstaki tez danışmanı Prof. Dr. Şerif Ali Bozkaplan da Yemenli öğrencinin Türkçeyi kullanmada çok başarılı olduğunu, vatanını milletini sevdiği kadar Türkiye'yi de sevdiğini söyledi.

Adana'daki gasp ve uyuşturucu operasyonu

ADANA (AA) – Adana'da "Cono Aşireti" olarak bilinen gruba yönelik gerçekleştirilen ve 57 kişinin gözaltına alındığı operasyonda, şüphelilerin kendi aralarındaki telefon görüşmelerinde kullandığı kelimeleri deşifre işlemleri sürüyor.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin, gasp, yağma ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele çalışmaları kapsamında önceki gün kent merkezi ile Ceyhan ilçesi ve Mersin'de gerçekleştirdiği operasyonda gözaltına alınan 39'u kadın 57 şüphelinin emniyetteki işlemleri devam ediyor.

Şüphelilerin 3 aylık teknik ve fiziki takibi sırasında kendileri arasında bilinmeyen bir dille konuştukları ve sıklıkla kullandıkları anlamı bilinmeyen 27 farklı kelime kullandıkları tespit edildi.

Telefon görüşmelerinde konuşmalarının anlaşılmasını önlemek amacıyla polise "manuş", müştekiye "çaltı", yağmalamaya "arşınlamak" ve sorun çıkartmaya "carlatmak" ifadelerini kullandıkları belirlenen şüphelilerin, anlamları tespit edilemeyen 23 kelimesi de emniyetteki sorgularında çözüldü.

Şüphelilerin, işe çıkma ve kredi kartına "apa", kadına "zen", erkeğe "güre", dolandırmaya "baylamak", yağmalamaya "lapancılamak", mağdurun konuşmasına "kermek", ağzını aramaya "aryalamak", paraya "yeken", desteye "yoğma", kaçmaya "canlamak", takip etmeye "zanişlemek", araca "graba", silaha "puşka", vatandaşa "mul", yerleştirmeye "mok, mık", iade etmeye "sayınlamak", almaya "lemiş", getiren kişiye "çadırma", göstermeye "celletmek", nakit paraya "keş", gönderme ve uzaklaştırmaya "yanlatmak", mağduru kandırmaya "yemetlemek", dinleme ve kaydetmeye "çitgerilemek" dediği belirlendi.

Bu arada, suç işleyen gruba karşı önceki yıllarda bu şekilde kapsamlı operasyon gerçekleştirilmediği ve grubun eylemlerini arttırarak devam ettirdiği kaydedildi.

Şüpheliler, emniyet müdürlüğündeki işlemlerinin ardından haklarındaki, "gasp", "yağma", "dolandırıcılık", "uyuşturucu kullanma veya satma", "fuhuş", "hırsızlık ve hırsızlık mallarını satma", "Ateşli Silahlar Kanununa muhalefet" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamalarıyla adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

– Olay

Adana ve Mersin'de iki gün önce gasp ve yağma olaylarına karışan "Cono Aşireti" olarak bilinen gruba yönelik özel harekat ve çevik kuvvet ekiplerinin de yer aldığı bin polisin katılımıyla düzenlenen operasyonda 39'u kadın 57 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Ekipler, adreslerde eğitimli köpeklerle yaptığı aramalarda 3 ruhsatsız av tüfeği, bir miktar para, ziynet eşyası, altın ve uyuşturucu madde ile saklanmak için oluşturulan gizli bölme ortaya çıkartmıştı.

Ekiplerin teknik takibinde, şüphelilerin aralarındaki telefon görüşmelerinde konuşmalarının anlaşılmasını önlemek amacıyla polise "manuş", müştekiye "çaltı", yağmalamaya "arşınlamak", sorun çıkartmaya "carlatmak" ifadelerini kullandıkları tespit edilmişti.

Şüpheli kadınların, kent merkezinde ve Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) otoyolunda fuhuş amaçlı bekleyerek durdurup bindikleri araçların sürücülerini daha önceden belirlenen bölgeye götürüp para, cep telefonu ve değerli eşyalarını yağmaladıkları iddia edilmişti.

Benzer olaylardan dolayı kentte farklı zamanlarda 75 kişinin mağdur sıfatıyla şikayette bulunduğu, bunlardan 21'inin darp sonucu yaralandığı, toplam zararlarının ise 155 bin lira olduğu öğrenilmişti.

Adana’daki gasp ve uyuşturucu operasyonu

ADANA (AA) – Adana'da "Cono Aşireti" olarak bilinen gruba yönelik gerçekleştirilen ve 57 kişinin gözaltına alındığı operasyonda, şüphelilerin kendi aralarındaki telefon görüşmelerinde kullandığı kelimeleri deşifre işlemleri sürüyor.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin, gasp, yağma ve uyuşturucu ticaretiyle mücadele çalışmaları kapsamında önceki gün kent merkezi ile Ceyhan ilçesi ve Mersin'de gerçekleştirdiği operasyonda gözaltına alınan 39'u kadın 57 şüphelinin emniyetteki işlemleri devam ediyor.

Şüphelilerin 3 aylık teknik ve fiziki takibi sırasında kendileri arasında bilinmeyen bir dille konuştukları ve sıklıkla kullandıkları anlamı bilinmeyen 27 farklı kelime kullandıkları tespit edildi.

Telefon görüşmelerinde konuşmalarının anlaşılmasını önlemek amacıyla polise "manuş", müştekiye "çaltı", yağmalamaya "arşınlamak" ve sorun çıkartmaya "carlatmak" ifadelerini kullandıkları belirlenen şüphelilerin, anlamları tespit edilemeyen 23 kelimesi de emniyetteki sorgularında çözüldü.

Şüphelilerin, işe çıkma ve kredi kartına "apa", kadına "zen", erkeğe "güre", dolandırmaya "baylamak", yağmalamaya "lapancılamak", mağdurun konuşmasına "kermek", ağzını aramaya "aryalamak", paraya "yeken", desteye "yoğma", kaçmaya "canlamak", takip etmeye "zanişlemek", araca "graba", silaha "puşka", vatandaşa "mul", yerleştirmeye "mok, mık", iade etmeye "sayınlamak", almaya "lemiş", getiren kişiye "çadırma", göstermeye "celletmek", nakit paraya "keş", gönderme ve uzaklaştırmaya "yanlatmak", mağduru kandırmaya "yemetlemek", dinleme ve kaydetmeye "çitgerilemek" dediği belirlendi.

Bu arada, suç işleyen gruba karşı önceki yıllarda bu şekilde kapsamlı operasyon gerçekleştirilmediği ve grubun eylemlerini arttırarak devam ettirdiği kaydedildi.

Şüpheliler, emniyet müdürlüğündeki işlemlerinin ardından haklarındaki, "gasp", "yağma", "dolandırıcılık", "uyuşturucu kullanma veya satma", "fuhuş", "hırsızlık ve hırsızlık mallarını satma", "Ateşli Silahlar Kanununa muhalefet" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlamalarıyla adliyeye sevk edileceği öğrenildi.

– Olay

Adana ve Mersin'de iki gün önce gasp ve yağma olaylarına karışan "Cono Aşireti" olarak bilinen gruba yönelik özel harekat ve çevik kuvvet ekiplerinin de yer aldığı bin polisin katılımıyla düzenlenen operasyonda 39'u kadın 57 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Ekipler, adreslerde eğitimli köpeklerle yaptığı aramalarda 3 ruhsatsız av tüfeği, bir miktar para, ziynet eşyası, altın ve uyuşturucu madde ile saklanmak için oluşturulan gizli bölme ortaya çıkartmıştı.

Ekiplerin teknik takibinde, şüphelilerin aralarındaki telefon görüşmelerinde konuşmalarının anlaşılmasını önlemek amacıyla polise "manuş", müştekiye "çaltı", yağmalamaya "arşınlamak", sorun çıkartmaya "carlatmak" ifadelerini kullandıkları tespit edilmişti.

Şüpheli kadınların, kent merkezinde ve Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) otoyolunda fuhuş amaçlı bekleyerek durdurup bindikleri araçların sürücülerini daha önceden belirlenen bölgeye götürüp para, cep telefonu ve değerli eşyalarını yağmaladıkları iddia edilmişti.

Benzer olaylardan dolayı kentte farklı zamanlarda 75 kişinin mağdur sıfatıyla şikayette bulunduğu, bunlardan 21'inin darp sonucu yaralandığı, toplam zararlarının ise 155 bin lira olduğu öğrenilmişti.

GRAFİKLİ – Nijerya'da bir asırı aşkın sürede yaklaşık 70 dil yok oldu

ABUJA (AA) – GÖKHAN KAVAK/MUUTASIM USMAN – Farklı etnik ve dini gruplara ev sahipliği yapan Nijerya'da 1900'lerin başında yaklaşık 520 dil konuşulurken, günümüzde bu sayı yaklaşık 450'ye geriledi.

Afrika'da dil üzerine araştırma yapan akademisyenlere göre, yerel dillerin yok olmasının ana nedenleri arasında sömürge geçmişi, ticaretin belli diller etrafında yapılması ve yerel dilleri konuşan nüfusun azalması yer alıyor.

Kano'da bulunan Bayero Üniversitesi Diller Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Usman Usaini Fagge, Prof. İbrahim Garba Satatima ve Dr. Aliyu Musa, Nijerya'da konuşulan dillerle ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Ülkede konuşulan dillerin gün geçtikçe azaldığına dikkati çeken Prof. Fagge, "Nijerya'da 1900'lü yılların başında yaklaşık 520 dil konuşuluyordu ancak yerel dillerin birçoğu farklı nedenlerden dolayı gün geçtikçe yok oldu. Günümüzde ise İngilizce resmi dil olarak kullanılırken, Hausa, Yoruba ve İgbo dilleri en çok kullanılan yerel diller arasında yer alıyor." dedi.

Prof. Fagge, Nijerya'da 2014'de düzenlenen konferansı hatırlatarak, "Dönemin Nijerya hükümeti tarafından düzenlenen bir konferansta Nijerya genelinde yaklaşık 450 kabilenin kendine has benzersiz bir dili olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle günümüzde Nijerya'da yaklaşık 450 dilin konuşulduğunu söyleyebiliriz." diye konuştu.

– Dillerin yok olmasının ana nedeni sömürgecilik

Nijerya'nın 1914'ten itibaren İngilizlerin yönetimine girdiğinin ve ülkedeki dil zenginliğinin yavaş yavaş azaldığının altını çizen Prof. Fagge, "1960 yılında Nijerya'nın bağımsızlığını kazanması ile İngilizce resmi dil olarak kabul edildi. Resmi işlemlerin tümünde İngilizce kullanılmaya başlandığı ve eğitim dili İngilizce olduğu için yerel diller gittikçe yok oldu." ifadesini kullandı.

Prof. Fagge, İngilizce'nin daha çok Lagos ve Abuja gibi büyük şehirlerde konuşulduğunu dile getirerek, "Büyük şehirlerde yaşayan Nijeryalılar genelde İngilizce konuşur ama kırsal alanlarda daha çok yerel diller tercih edilir." değerlendirmesinde bulundu.

Bayero Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. İbrahim Garba Satatima, Nijerya'da ticaretin de birçok yerel dilin yok olmasında etki yarattığını vurguladı.

Satatima, ülkedeki ticaret İngilizce'nin yanı sıra Hausa, Yoruba ve İgbo gibi baskın yerel diller üzerinden yapıldığı için yavaş yavaş diğer etnik dillerin etkinliğini yitirdiğini aktardı.

Nüfusun azalmasının da dillerin kaybolmasında etkili olduğuna işaret eden Satatima, "Yerel dilleri konuşanların sayısı gittikçe azaldığı için bunları konuşanların sayısı da doğal olarak azalıyor ve bir gün yok oluyor. Bu manada tehlikede olan dil, bir gün ölecek dil demektir." diye konuştu.

– Dil zenginliğinin kaynağı kabile yapısı ve köle ticareti

Yaklaşık 200 milyon insanın yaşadığı Nijerya'da bu kadar çok farklı dilin olması, köle ticareti sonucu oluşan ülkenin etnik yapısına bağlanıyor.

Dr. Musa, ülkedeki dil zenginliğinde köle ticaretinin etkisine dikkati çekerek, "Nijerya'da birçok dil bulunuyordu çünkü köle ticareti ile Afrika'dan Amerika ve Avrupa'ya götürülen insanların bazıları köle tacirlerinden kurtularak Nijerya'da yaşamaya başladı. Bu insanlar evlerine dönemedikleri için de Nijerya'daki dil zenginliğine farkında olmadan katkı sağladılar." dedi.

“Palleci” dili zamana direniyor

MUĞLA (AA) – BURAK ALPER KUŞ – Muğla’nın Kavaklıdere ilçesinde yaşayan bakır ve kalay ustalarının geliştirdiği şifreli dil “palleci”, yöre insanı arasındaki yaygınlığını yitirmeye başladı.

“Bakır” anlamına gelen “palle” kelimesinden türetilen “palleci” dili, yaklaşık 700 yıl önce Kavaklıdere ilçesindeki bakırcı ve kalaycılarca geliştirildi. Ticaret amacıyla başka yerlere gittikleri sırada can ve mal güvenliklerini korumak, ürünlerinin fiyatını gizli tutmak isteyen bakırcı ve kalaycıların geliştirdiği dilde yaklaşık 300 kelime bulunuyor.

Birbirleriyle bu kelimeleri kullanarak iletişim kurabilen bakırcı ve kalaycılar, “güzel ” yerine “yıkım”, “çirkin” yerine “kös”, “yabancı” yerine “metrek” gibi kelimeler kullanıyor.

Kavaklıdere’de bakırcılık ve kalaycılığın yok olmaya başlamasıyla bu dil de unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

– Yaklaşık 700 yıl önce oluşturuldu

Kavaklıdere Belediye Başkanı Mehmet Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, palleci dilinin, bakırcılık ve kalaycılık gibi yörenin en önemli kültürel zenginliği olduğunu söyledi.

Kavaklıdere var olduğu günden bu yana, yörede bakırcılık ve kalaycılık faaliyetleri yapıldığını anlatan Demir, “Palleci dilinin de yaklaşık 700 yıl önce oluşturulduğu bilgisine ulaştık.” dedi.

Bakırcı ve kalaycı esnafının, eşek ve at sırtında ticaret yapmak için gittikleri yerlerde mesleki gizlilik ve emniyetlerini sağlamak için böyle bir dil kullandığını belirten Demir, “Yaklaşık 300 kelimeden oluşan, bakırcı esnafımızın gurbet ellerde sanatını icra ederken ve ticaretini yaparken kazandıkları para miktarının belli olmaması, bu kazancın saklanabilmesi, mesleki sırlarının başkaları tarafından öğrenilmemesi için kendi aralarında uydurdukları bir dil.” diye konuştu.

– Palleci dili gelecek nesillere aktarılacak

Palleci dilinin giderek unutulduğunu ve bir zamanlar ilçede yaşayan herkesin bildiği dilin 40 yaş altındakilerce artık bilinmediğini vurgulayan Demir, şöyle devam etti:

“Kültürel zenginliğimiz olan palleci dilini gelecek nesillere aktarmak için 2014’te hazırlamış olduğumuz kitabımızda palleci diline yer verdik ve gelecek nesillere aktardık. Çayboyu Belediye Başkanlığı yaptığım dönemde de hazırlamış olduğumuz kitaplarda, palleci dilindeki kelimeler ve cümleleri kayıt altına aldık. İnşallah önümüzdeki günlerde de Güney Ege Kalkınma Ajansı ile palleci dilinin kelime arşivinin kayıt altına alarak basılı hale getirilmesiyle ilgili Kavaklıdere Belediyemizin bir çalışması var.”

– Birbirlerine “palleci” diye hitap ediyorlar

Kavaklıdere Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ümit Alper ise ilçedeki bakır ve kalay ustalarının ürünlerini Eskişehir ve Afyonkarahisar’a kadar köy köy gezerek götürdüğünü aktardı.

Sadece Kavaklıdere’deki bakır ve kalay ustalarının bildiği dilde rakamlar da bulunduğuna işaret eden Alper, şunları kaydetti:

“Bir örnek verecek olursak, ‘Surttugumuz nasifin nezillisi tuna.’ yani ‘Yediğimiz yemeğin parası pahalı’, ‘Pallenin tipisi dunet. Metrek ceklemesin.’ yani ‘Bakırın deliğini tıka müşteri görmesin.’ gibi. Kimse anlamasın diye böyle bir dil geliştirmişler. Eski nesil, bu dili günlük hayatta kullanırken yeni nesil bunu zaman zaman kullanmaktadır. Bakırcı ve kalaycı esnafının kendi arasında iletişim kurmak için kullandığı bir dildir. Günümüzde ‘bakırcı dili’ veya ‘meekçi dili’ olarak bilinir. Meekçi, kalaycı demektir fakat esası palleci dilidir. Kavaklıdere’nin de geneli bakırcı olduğu için herkes birbirine ‘palleci’ diye hitap eder.”

Palleci dilinden bazı örnekler ise şöyle:

Marak zındanı: Lokanta

Nezilli zındanı: Banka

Yanbol ocağı: Karakol, askeri birlik

Tipilemek: Delmek

Kendirlemek: Satmak

Harlamak: Yıkanmak

Gazalamak: Yıkamak

Bu kantinde yalnızca İngilizce konuşuluyor

ORDU (AA) – EYÜP ELEVÜLÜ – Ordu’da bir ortaokulda, İngilizcenin daha iyi öğrenilmesi amacıyla oluşturulan “English Cafe”de öğrenciler kendilerini geliştirme fırsatı buluyor.

Altınordu ilçesindeki Kökenli Ortaokulundan bir grubun ABD’de 40 ülkenin katılımıyla düzenlenen Dünya Festival Turnuvası’na katılımı sonrası yeni bir projeye imza atıldı.

Turnuva süresince diğer ülkelerden gelen idareci, öğretmen ve öğrencilerin iyi derecede İngilizce konuştuğunu gören okul yöneticileri, bunun üzerine kendi öğrencilerinin de daha iyi İngilizce konuşmasına katkı sunmak için “English Cafe” projesini hayata geçirdi.

Kantini okul bahçesindeki eski yemekhaneye taşıyan ve alanı yeniden tasarlayan idareciler, burada İngilizce konuşulması için farklı kurallar koydu. İngilizce levhalar yerleştirilen ve öğrencilerin dönüşümlü görev yaptığı kafede, hem alışveriş hem de sohbet sırasında sadece İngilizce konuşuluyor.

Proje ile derslerinin dışında öğrencilerin dil eğitimine de katkı sağlanması hedefleniyor. Aynı zamanda öğretmen ve personelin de burada İngilizcelerini ileri seviyeye getirmeleri amaçlanıyor.

Okul müdürü Tuncay Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ABD’de düzenlenen uluslararası etkinlikte, İngilizce konuşma konusunda zayıf olduklarını fark ettiklerini belirterek, Ordu’ya döndüklerinde dil gelişimini nasıl sağlayabileceklerini araştırdıklarını anlattı.

Ortaya çıkan fikri İlçe Milli Eğitim Müdürü Hasan Acu ile paylaştıklarını ve destekleriyle projeyi hayata geçirdiklerini aktaran Kaya, “Kaymakamımız Niyazi Erten ve diğer protokol üyelerinin katılımıyla kafemizin açılışını yaptık. Açılışı yaptıktan sonra çocuklarımızda bir heyecan ve merak gördük. Her gün bir çocuğumuz iki ya da üç kelime öğrenmesi çok önemli.” dedi.

Kaya, öğrencilerin yanı sıra öğretmen ve personelin de İngilizce konuşmasına olanak sağlandığını vurgulayarak, ayrıca velileri de dillerini geliştirmeleri için kafeye davet edeceklerini söyledi.

– “Amacımız konuşmayı hızlandırmak”

İngilizce öğretmenlerinden Burcu Doğan ise İngilizce konuşma zorluğunu ortadan kaldırmak için söz konusu projenin faydalı olacağına inancını ifade etti.

Dili öğrenirken yaşanan pratik sorununu kafede uygulanan kurallar çerçevesinde aşmayı planladıklarını kaydeden Doğan, “Kafedeki öncelikli amacımız konuşmayı hızlandırmak. Ne kadar pratik yaparsak o kadar daha iyi konuşacağımızı düşündüğümüz için böyle bir projeyi uygulamaya başladık.” diye konuştu.

İngilizce öğretmeni Eda Abca da konsept gereği, dil gelişimi adına Türkçenin konuşulmasının kesinlikle yasak olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Alışverişlerde ve masalara oturulduğunda sohbet ederken sürekli İngilizce konuşacağız. Çocuklarla derste öğrendiğimiz İngilizce bilgilerini burada pratiğe dökmüş olacağız. Uygulamaya başladık ve şu anda projemiz güzel gidiyor. Daha önceki yıllarda derslerimizi gramer ağırlıklı işlerken, şimdi biraz daha günlük konuşma diline yakın dersler işlemeye çalışıyoruz. Çocuklara bilgiyi vermenin yanı sıra kullanmalarını teşvik etmeye çalışıyoruz. Bu kafe bu anlamda faydalı olacak. İngilizcede daha çok konuşma sorunu yaşıyoruz. Biz de bunu aşmayı planlıyoruz. İnşallah başarılı olacağız.”

-Öğrenciler projeden memnun

Okulun 6. sınıf öğrencisi Erkan Özyurt, “English Cafe”de dil öğreniminin kolaylaştığını ve arkadaşlarıyla yaptıkları pratik sayesinde öğrenmenin zevkli hale geldiğini dile getirdi.

Özyurt, “İngilizce okumayı, konuşmayı seviyorum. Burada öğrendiklerimiz bize ileride yarayacak. Mühendis olmak istiyorum. Mühendislikte de İngilizce öğrenmemiz faydalı olacak.” ifadesini kullandı.

Öğrenci Melek Bordanacı da kafenin gelecekleri adına İngilizce konuşma ve anlamalarına önemli katkı sağlayacağını düşündüğünü kaydetti.

Açıköğretimde yabancı dilde eğitim başlıyor

ESKİŞEHİR (AA) – DENİZ AÇIK – Anadolu Üniversitesi (AÜ) bünyesinde 1982 yılında başlatılan Açıköğretim Sistemi, 2017-2018 akademik yılında işletme ve uluslararası ilişkiler programlarında İngilizce, ilahiyat lisans programında ise Arapça eğitim verecek.

AÜ bünyesinde ilk kez 1982-1983 akademik döneminde faaliyete başlayan ve 7,9 milyon kişiye ulaşan Açıköğretim sistemi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Azerbaycan, ABD, bazı Avrupa ve Balkan ülkelerindeki Türk vatandaşlarına da yükseköğretim hizmeti sunuyor.

AÜ Açıköğretim sistemi gelecek yıl, işletme ve uluslararası ilişkiler programlarında İngilizce, ilahiyat lisans programında da Arapça eğitim vermeye başlayacak.

– “YÖK’ten gerekli izinler alındı”

AÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, açık öğretim sisteminin işletme, uluslararası ilişkiler bölümü ve ilahiyat ön lisans programının bulunduğunu anımsattı.

Söz konusu 3 programda gelecek yıldan itibaren yabancı dilde eğitim vermeye başlayacaklarını ifade eden Gündoğan, şöyle konuştu:

“İngilizce işletme ve uluslararası ilişkiler ile Arapça ilahiyat programı eğitimini yapacağız. Önümüzdeki yaz aylarında ders materyallerini hazırlayacağız. YÖK’ten de gerekli izinler alındı. İngilizce programlarımızın ikinci üniversite fırsatından faydalanmak isteyen öğrencilerimize de katkılar sunacağını düşünüyoruz. Yurt dışındaki öğrencilerimiz de bu programlardan faydalanabilecek. İlahiyat ön lisans programımızda da önümüzdeki yıldan itibaren hem Türkçe hem de Arapça olarak eğitim verilecek. Yabancı dil programlarımız önümüzdeki yıl ikinci üniversite kapsamında kayıt yaptırmak isteyenlere bir müjde niteliğinde olacak.”