“Aşırı sağ partilerin yükselişi AB'yi rahatsız ediyor”

ROTTERDAM (AA) – Hollanda'da üyelerinin çoğunluğunu Türk ve göçmenlerin oluşturduğu Denk Partisinin Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri liste başı adayı Ayhan Tonca, aşırı sağcı partilerin son yıllardaki yükselişinin Avrupa Birliği'nin (AB) temel taşlarını tehdit eden bir gelişme olduğunu ve bunun AB'yi rahatsız ettiğini söyledi.

Rotterdam'daki parti binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Tonca, aşırı sağa doğru eğilimin Avrupa'nın bütün ülkelerinde görüldüğünü belirterek, "AB 60 yıl önce Avrupa'ya barışı ve huzuru getirmiş fakat son yıllarda aşırı sağ partilerin yükselişi AB'yi rahatsız ediyor. Bu, AB'nin temel taşlarını tehdit eden bir gelişmedir." dedi.

Tonca, hepsinin ortak çıkış noktasının AB'den çıkmak, ayrımcılık ve ırkçılık konusunda aşırı sağ grupları tetiklemek olduğunu aktararak, "Aşırı sağ grupların söylemleri eylem, eylemleri de artık fiili icraatlara dönüşmeye başladı. Bu ciddi bir tehlikedir. Sadece azınlık gruplar için değil AB'nin birlikteliğine de tehlikedir." ifadesini kullandı.

Aşırı sağ partilerin, AB'deki yasaların ve hukuki süreçlerin önünü kesip azınlık grupların haklarını engelleyeceklerini söyleyen Tonca, şunları kaydetti:

"Ülkeler AB'den ayrılarak kendi yasalarını kendileri belirleyecek ve aşırı sağ partilerin başta olmasından dolayı çıkarılacak yeni yasalar da azınlık grupları rahatsız edecektir. Denk Partisinin AP'deki mücadelesi bu aşırı sağ partilere 'dur' demek olacaktır. Denk Partisi, ayrımcılığa ve ırkçılığa karşı Hollanda Parlamentosunda, belediye meclislerinde ve eyaletlerde sesini duyurduğu gibi, Avrupa'da da azınlığın sesini duyuracaktır."

Aşırı sağ grupların yükselişi ile Bosna Savaşı'nda yaşananların aynısının Batı Avrupa'da da gerçekleşmeyeceğinin garantisi olmadığına vurgu yapan Tonca, "Bu tehlikelere karşı 'dur' demek için sadece azınlık gruplarla değil sağ duyulu bütün insanlarla mücadele etmemiz gerekir. Biz Avrupa'da böyle bir dramı tekrar yaşamak istemediğimiz için bunun mücadelesini hep birlikte vermemiz lazım." diye konuştu.

  • "Türkiye'nin AB üyeliğindeki sürecin hızlandırılması gerekir"

AB'nin dış politikada çifte standardına son vermesi gerektiğini dile getiren Tonca, "AB ikili oynayarak Orta Doğu'daki yıllardır süren savaşların durdurulmasına çözüm bulamadığı gibi Filistin davası ve İsrail'e karşı yaptırımlar gibi konularda çifte standart uyguluyor." değerlendirmesinde bulundu.

Tonca, Türkiye'nin AB'ye üyelik konusunda yıllardır sürekli oyalandığını ifade ederek, şöyle konuştu:

"Türkiye'ye defalarca söz verilmiş fakat hiçbir zaman yerine getirilmemiş. Bu da çifte standarttan kaynaklanıyor. Bizim istediğimiz, sözlerin yerine getirilmesi ve sürecin tekrar hızlandırılması olacaktır. Bu konuda en önemli konu ise vize sürecidir. Hollandalı bir iş adamı rahatlıkla Türkiye'ye kolaylıkla vize alarak girip ticari ziyaretlerini yapabiliyor. Fakat bir Türk iş adamı AB üyesi ülkeye girebilmek için uzun bir prosedür uygulamasından geçiyor. Hollanda da içinde olmak üzere tüm AB ülkelerinin öncelikli olarak bu vize problemini çözmesi ve kolaylık sağlaması gerekir."

Hollanda'da AP seçimleri 23 Mayıs 2019'da yapılacak.

Hollanda'da seçimin galibi yerel partiler oldu

LAHEY (AA) – Hollanda genelinde yapılan yerel seçimlerde ilk sonuçlara göre, parlamentoda milletvekilleri bulunan iktidar ortaklarından Hristiyan Demokratlar Birliği (CDA) en çok oyu aldı.

Resmi olmayan sonuçlara göre, seçimin galibi CDA ve yerel partiler oldu.

Göçmen kökenlilerin yoğun yaşadığı başkent Amsterdam'da seçimden Yeşil Sol (GL) galip ayrıldı. Rotterdam ve Lahey'de ise aşırı sağcı yerel partiler Leefbaar Rotterdam ve Mos Grubu birinci sırada yer aldı.

Sandıkların yüzde 94'ünün açıldığı seçimde, ülke genelinde oylarının yüzde 32,5'ini yerel partilerin, yüzde 13,5'ini koalisyon ortakları CDA'nın, yüzde 13,2'sini ise VVD'nin aldığı belirtildi. Koalisyonun diğer ortağı D66'nın oyları yüzde 11,9'dan yüzde 9'a, PvdA'nın oyları ise yüzde 10,3'den yüzde 7,3'e geriledi.

– Denk Partisi 13 belediyede 24 meclis üyeliği kazandı

Önemli kentlerden Rotterdam ve başkent Amsterdam'da üçer meclis üyesi çıkaran Denk Partisi, ilk kez katıldığı seçimde 14 belediyenin 13'ünde toplam 24 meclis üyeliği elde etti.

Üyelerinin çoğunluğunu Türk ve göçmenlerin oluşturduğu Denk Partisi ayrıca Rotterdam ve Amsterdam gibi büyük kentlerde PVV partisinden daha fazla meclis üyesi çıkarmayı başardı.

NIDA Partisi Rotterdam'da iki, ilk kez katıldığı Lahey'de bir sandalye kazandı. Lahey'de İslam Demokratlar bir, aşırı sağcı Özgürlük Partisinden ayrılarak Müslüman olan Arnoud Van Doorn'un liderliğindeki Birlik Partisi de bir üye gönderme başarısı gösterdi.

Seçimde yarışan yüzlerce Türk kökenli adayın durumu ise büyük ölçüde tercihli oyların sonucunun açıklanmasıyla belli olacak.

Sandık başına giden yaklaşık 12,5 milyon seçmenin, belediye meclislerinde yer alacak isimleri belirlemek için oy kullandığı seçimin resmi sonuçları 23 Mart'ta açıklanacak.

Hollandalılar yerel seçim için sandık başında

LAHEY (AA) – Hollanda'da yerel seçimler için oy verme işlemi başladı.

Yerel yönetimlerin yeni üyelerini belirlemek için 335 belediyede kurulan binlerce sandıkta yerel saatle 07.30'da başlayan oy verme işlemi, saat 21.00'e kadar sürecek.

Yaklaşık 12,5 milyon seçmenin bulunduğu ülkede seçim sonuçlarının gece yarısına doğru belli olması, resmi sonuçların ise cuma günü açıklanması bekleniyor.

Hollanda’da 5 yıl yasal olarak ikamet edenler oy hakkına sahip oluyor. Seçmenler, ikamet ettikleri belediyelerdeki herhangi bir sandıkta oylarını kullanabiliyor. Katılımı artırmak için vekaletle oy kullanmak da mümkün. Buna göre bir kişi, imzalı seçmen kartlarını aldığı iki kişi adına oy kullanabiliyor.

Yaklaşık 300 bin Türk seçmenin oy hakkına sahip olduğu seçimde yüzlerce Türk aday yarışıyor.

İslamofobi ve ayrımcılığın artması yüzünden göçmenlerin isteklerini karşılamayan mevcut partilerin yerine yeni kurulan, üyelerinin çoğunluğunu Türk ve göçmenlerin oluşturduğu Denk Partisi, NIDA Partisi, İslam Demokratlar ve Birlik Partisinden 74'ü Türk kökenli 237 aday bulunuyor. Bu partilerin adayları arasında farklı etnik kökenlilerin yanı sıra Hollandalılar da yer alıyor.

İlk defa yerel seçimlere katılacak Denk Partisi 153 adayla 14 belediyede meclis üyeliği için yarışacak.

Müslümanların kurduğu ve 4 yıl önce ilk kez katıldığı yerel seçimde meclise iki üye gönderen NIDA Partisi 50 aday, Lahey'de iki üyesi olan İslam Demokratlar Partisi 16 aday, aşırı sağcı Özgürlük Partisinden ayrılarak Müslüman olan Arnoud Van Doorn'un liderliğindeki Birlik Partisi ise 18 adayla seçimlere katılıyor.

Geçen yerel seçimde yalnız iki belediyede aday gösteren Geert Wilders'in lideri olduğu aşırı sağcı ve ırkçı Özgürlükler Partisi ise (PVV) bu kez 30 belediyede seçimlere girdi.

Denk Partisi geçen sene yapılan genel seçimde Avrupa'da ilk defa göçmen kökenlilerin kurduğu parti olarak Hollanda parlamentosuna 3 milletvekili göndermişti.

Halk, yerel seçimin yanı sıra yeni istihbarat ve güvenlik yasası için düzenlenen referandumda da oy kullanacak.

GRAFİKLİ – Hollanda'da göçmen kökenlilerin kurduğu partilere ilgi artıyor

LAHEY (AA) – ABDULLAH AŞIRAN – Hollanda'da son yıllarda aşırı sağın yükselişi, diğer partilerin oy kaybetmemek için aşırı sağ söylemlere ve uygulamalara yönelmesi, göçmenlerin kurduğu partilere ilginin artmasına neden oldu.

Ülkede İslamofobinin ve ayrımcılığın artmasıyla, göçmenlerin isteklerini karşılamayan mevcut partilerin yerine kurulan, üyelerinin çoğunluğunu Türk ve göçmenlerin oluşturduğu partiler arasında Denk Partisi, NIDA Partisi, İslam Demokratlar ve Birlik Partisi yer alıyor.

Özellikle göçmenlerin yoğun olduğu ve büyük kentlerde, ülkede 21 Mart’ta düzenlenecek yerel seçimde, dört partiden 74'ü Türk kökenlinin bulunduğu yaklaşık 250 aday arasında farklı etnik kökenlilerin yanı sıra Hollandalı adaylar yarışacak.

Denk Partisi Genel Başkanı Selçuk Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geleneksel partilerin 2002'de başlayan trend ile göçmen kökenlilerin hakkını açık ve net bir şekilde savunamaz hale gelmesi nedeniyle kendi partilerini kurduklarını söyledi.

Öztürk, "Göçmen kökenlilere en yakın olanı İşçi Partisi (PvdA) bile parti içerisinde alan bırakmadı. Aşırı sağ partiler sol partileri etkileyince onların yolundan gitmeye başladılar. Göçmen kökenlilerin haklarını savunduğunu söyleyen partilerin gerçek yüzleri ortaya çıkmaya başladı." dedi.

Göçmen kökenlilerin ülkeye gelişlerinin 50 seneyi geçtiğini belirten Öztürk, "Onları artık ufak sürprizler ile kandıramazsın. Hem eğitim hem de ekonomik alanda kendi ayaklarının üzerinde duruyorlar. Bu da aynı zamanda emansipasyonun zirve yaptığı anlamına gelir. Ülkeye sonradan gelmiş kişilerin bu ülkenin yönetiminde görev almak istemeleri ve hizmet vermek istemeleri bir başarıdır ve aslında kabullenme sürecinin bir parçasıdır. Bu da ileride artık normal olmaya başlayacak." ifadelerini kullandı.

Göçmen kökenlilerin kendi parti kurmalarının onların daha çok siyasete katılımını sağladığına dikkati çeken Öztürk, "Eskiden çok sayıda göçmen kökenli sandığa gitmiyordu. Bu partiler yeniden demokrasiye katılımı sağladı ve siyasi bilinci artırdı. Azim ve istekle yapılan haksızlıklara karşı dik duruyorlar." diye konuştu.

Göçmen kökenlilerin eskiden üye olduğu ve oy verdiği PvdA ve Demokrat (D66) sol partilerin son yıllarda aşırı sağ partilerin yolundan gitmeye başladığını dile getiren NIDA Partisi Genel Başkanı Nurullah Gerdan da "Önceleri Müslümanların bazı değerlerini paylaşan ve ortada duran Hristiyan Birlik Partisi (CDA) vardı, onlar da aşırı sağ parti ile beraber çalışmaya başlayınca o değerlerini kaybetti. Göçmen kökenli siyasetçiler geleneksel partiler içerisinde boğuldu ve kendilerini ifade edemez hale geldiler. Bu yüzden geleneksel partilere karşı alternatif olarak duyulmayan sesler ve temsil edilmeyen vatandaşlar için bu partiler doğdu." değerlendirmesinde bulundu.

Özellikle yeni nesil gençlerin kendilerini mevcut partilerde temsil edilmediklerini hissettikleri için "artık ben de varım" dediklerini belirten İslam Demokratlar Partisi Genel Başkanı Hasan Küçük de şunları kaydetti:

"Göçmen kökenliler önceleri başka alternatif olmadığı için en uygun partiyi seçerek orada kendi düşüncesinde olan kişileri temsil edebilirim diye aday oldular fakat kendi fikrini bile belirtemeyecek hale geldiler. Göçmen kökenlilerin beklentileri ve istekleri ile geleneksel partilerin tüzükleri, görüşleri, ideolojileri ve programları uyuşmuyor. Göçmen kökenliler kendi kimliğini de korumak istiyor fakat sağ ya da sol partiler bu konuda taviz verilmesini istiyor. Açıkça söylemeseler de entegrasyon bahanesi ile asimilasyon istiyorlar. Göçmen kökenliler de söz sahibi oldukları, kendi programları ve tüzükleri olan partileri kurarak daha özgür siyaset yapma imkanı buldular."

Aşırı sağcı Özgürlük Partisinden ayrılarak Müslüman olan Birlik Partisinin lideri Arnoud Van Doorn ise "Geçmişte göçmenlerin oyunu alan geleneksel partiler pratikte İslamofobinin artması gibi konulara karşı çok az şeyler yaptılar. Ayrıca bu partilerin hepsi biraz sağa doğru kaydılar. Bu yüzden çoğu göçmenler bu partilerde artık kendini evde hissetmiyor. Özellikle PvdA partisi göçmen kökenlileri 'sırtından bıçakladı'." dedi.

İkinci ve üçüncü nesil olan yüksek tahsilli gençlerin artık büyük partilerde yer alabilmek için dilencilik yapmadığını dile getiren van Doorn, artık kendi oylarının olduğu bilinci ile sorumluluk alarak sorunlarını kendilerinin çözmek istediklerini kaydetti.

Denk Partisi Hollanda'nın en genç tabana sahip

ROTTERDAM (AA) – ABDULLAH AŞIRAN – Hollanda'da 21 Mart’ta düzenlenecek yerel seçimde yarışacak Denk Partisi, en genç tabana sahip olmasıyla dikkati çekiyor.

Ulusal Seçmen Araştırma Bürosunun yaptığı araştırmaya göre, üyelerinin çoğunluğunu Türk ve göçmenlerin oluşturduğu Denk Partisi, mecliste temsil edilen siyasi partiler arasında 34 yaş ortalamasıyla en genç tabana sahip.

Denk Partisinin 25 yaşındaki Schiedam adayı Doğukan Ergin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, oy kullanma hakkına sahip gençlerden çoğunun, diğer partilerin kendilerini temsil etmediğine inandığını, bu nedenle Denk Partisini tercih ettiğini belirtti.

İktisat ve kamu yönetimi alanlarında eğitim gören Ergin, "Gençler, diğer partilerde kendi öz kültürel değerlerine sahip olamadıklarını ve sürekli baskı altında olduklarını hissediyor. Bu yüzden son 3 yılda Denk Partisinin kurulmasıyla siyasetle ilgilenen gençlerin bize yöneldiğini görüyoruz. Gençlerin, iş dünyasında yaşadıkları ırkçılık, staj yeri bulamama gibi birçok sorunu var. Diğer partiler buna yeterince çözüm bulamıyor. Gençler bu yüzden bizden onların sesi olmamızı bekliyor." dedi.

Denk Partisinin Zaandam adayı 24 yaşındaki Şebnem Pancar da Denk Partisinin gençlerin siyasete katılması ve bu alanda kendilerini geliştirmesi için şans tanıdığını vurgulayarak "Bize verilen bu şansı değerlendirip kendimizi göstermemiz lazım. O kadar çok kişiyle görüştüm ki gençlerin son zamanda politikaya inançları tamamen bitmiş. Şimdiki gençler tahsilli, çok bilinçli ve kendilerini ispat edebiliyor. Burada doğup büyüdükleri için Hollandacayı ana dilleri gibi konuşabiliyorlar. O yüzden kendimizi gösterip burada bizim de hakkımız olduğunu bilmemiz ve göstermemiz lazım." ifadelerini kullandı.

Pedagoji öğrencisi Pancar, "Bazı Türk adaylar, meclise girmek için oy topluyor ve seçildikten sonra oy aldığı vatandaşla hiçbir araya gelmiyor. Herkesin zoruna giden de bu zaten. Onun için biz yeni bir parti olarak bundan kaçınıp vatandaşı gerçekten temsil etmek istiyoruz. Onlarla şimdi görüştüğümüz gibi seçildikten sonra ve önümüzdeki yıllarda aynı şekilde görüşüp sohbet etmek istiyoruz." diye konuştu.

Denk Partisinin Rotterdam adayı 26 yaşındaki sosyolog Stephan Baerle de gençlerin hassas olduğu konulara değindiklerine işaret ederek "Siyaset arenasında son yıllarda gençler hakkında çok şeyler söylendi ve vaatler verildi ama partiler bunları uygulamakta zayıf kaldı. Bizim partimizin çizgisi, gençlerin ilgi alanına giriyor. Örneğin staj yeri bulma garantisi verdiğimiz ve iş dünyasındaki ırkçılığa karşı mücadele ettiğimiz için onları temsil ettiğimizi gördüklerini düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Babası Türk olan Baerle, gençlerin Denk Partisinin bu çizgisinden çıkmamasını istediklerini vurgulayarak şunları kaydetti:

"Gençler başımızı dik tutup, en önemli konulardan biri olan toplumdaki ırkçılık konusunda mücadelemizi devam ettirmemizi bekliyor. Bu çizgiden ayrılmadan gelecek 4 yılda bunu pratikte uygulamamızı istiyorlar. Ülke siyasetinde ortalama yaş oranı ne yazık ki yüksek ve gençler az temsil ediliyor. Denk Partisinin genç tabanının siyaset için büyük bir şans olduğunu ve ferahlık getireceğini düşünüyorum."

Türk siyasetçi, Hollanda'nın “en iyi belediye meclis üyesi” seçildi

ROTTERDAM (AA) – Hollanda'nın Veenendaal belediyesinde meclis üyesi olan Türk kökenli Gökhan Çobanoğlu, "Hollanda'nın en iyi belediye meclis üyesi" seçildi.

Ülkenin en yüksek tirajlı gazetelerinden De Volkskrant ile farklı kurumların ortaklaşa düzenlediği ve Hollanda'nın en iyi belediye meclis üyesinin belirlendiği yarışmada, 33 bin 590 kişi, 338 aday arasından destekledikleri isme organizasyonun resmi internet sitesinden oy verdi.

Demokrat 66 (D66) partisinden 4 yıl önce Veenendaal belediye meclis üyesi seçilen, 2017'de ise partisinden ayrılarak üyelerinin çoğunluğunu Türk ve göçmenlerin oluşturduğu Denk Partisine geçen Gökhan Çobanoğlu, ilk turda 2 bin 514 oyla "en iyi belediye meclis üyesi" seçildi. Hristiyan Demokratlar Birliği (CDA) üyesi Türk kökenli Ayfer Koç da 954 oyla üçüncü oldu.

Çobanoğlu, kendisini destekleyenlere teşekkür ederek, bunun kendisinin değil, üyesi olduğu Denk Partisinin bir başarısı olduğunu söyledi.

İlk turda en fazla oy alan ilk 50 belediye meclis üyesi arasından yarışmanın jürisi tarafından belirlenecek 10 aday, ikinci turdaki oylamalara katılacak. İkinci turda en fazla oy alan 4 aday ise yarışmanın finaline katılma hakkı elde edecek.

Denk Partisi üyesi Gökhan Çobanoğlu, ülkede 21 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerde, Veenendaal belediyesinde liste başı adayı olarak yarışacak.

Hollanda’da İslamofobik saldırılara karşı soru önergesi

LAHEY (AA) – Hollanda'da Denk Partisi, başörtüsünü çıkarmadığı için iki kişi tarafından darbedilen kız çocuğunun durumuna ilişkin Adalet ve Güvenlik Bakanlığına yazılı soru önergesi verdi.

Üyelerinin çoğunluğunu Türk ve göçmenlerin oluşturduğu Denk Partisi'nden yapılan yazılı açıklamada, iki hafta önce başörtüsünü çıkarmadığı için iki kişi tarafından darbedilmesi sonrası hafif beyin sarsıntısı geçiren 14 yaşındaki kız çocuğunun durumuna ilişkin Adalet ve Güvenlik Bakanlığı'na soru önergesi verildiği belirtildi.

Fas asıllı milletvekili Farid Azarkan imzasıyla verilen önergede, Bakanlıktan, darbedilen çocuğun durumunun yanı sıra İslamofobik saldırılarda artışla ilgili ve hükümetin buna ne gibi önlemler aldığına veya alacağına dair sorular yer aldı.

Hollanda polisi tarafından geçen hafta yapılan açıklamada, okul çıkışı evine bisikletle giderken başörtüsünü çıkarmadığı için iki kişi tarafından darbedilen 14 yaşındaki kız çocuğunun, hafif beyin sarsıntısı geçirdiği belirtilmişti.

Hollanda’da Türklerin kurduğu partiden basın toplantısı

ROTTERDAM (AA) – Hollanda'da Türklerin kurduğu Denk Partisi lideri Tunahan Kuzu, koalisyon partilerinin mecliste Ermeni konusu ile ilgili bir oturum yapmadan bunu medya aracılığı ile gündeme getirmesinin enteresan olduğunu belirterek, "Daha iki ay önce aşırı sağcı Özgürlükler Partisi konuyla ilgili sunduğu öneri koalisyonda bulunan partilerdeki bazı milletvekilleri tarafından desteklenmemişti. Bunu telafi ederek Hollanda'da yaşayan Ermeni halkından oy toplamak için yerel seçimler öncesi gündeme getiriyorlar." dedi.

Kuzu, ülkede 21 Mart'ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin, düzenlediği basın toplantısında, parti çalışmaları hakkında bilgi verdi. Kuzu, partinin Genel Başkanı Selçuk Öztürk ile 20 yıllık plan yaptıklarını ifade etti.

Misyonlarının 20 yıl sonra Hollanda'da Denk Partisi'nden bir başbakan çıkarmak olduğunu vurgulayan Kuzu, "Bu belki tuhaf gelebilir ama eğer biz kendi gücümüze inanırsak ve aynı azimle devam edersek hiçbir şey imkansız değil. 20 yıl önce inanılması güç olan dediğimiz şeyler şu anda gerçekleşti." diye konuştu.

Geçen sene seçimlerde 3 milletvekili çıkardıklarını ama bunun yeterli olmadığını vurgulayan Kuzu, yerel seçimleri genel politikadan ayrı göremeyeceklerini bildirdi.

Kuzu, geçen hafta sözde Ermeni soykırımının gündeme gelmesini eleştirerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Geçmişte yaşanan bir olayda hem Türkiye hem de Ermeni tarafından kayıpların verilmesi acı bir olay. Bunu inkar etmiyoruz. Ama bunu 'soykırım' olarak nitelendirmek çok ağır bir ifade olur. Bununla ilgili ancak BM gibi uluslararası bir örgüt açıklama yapabilir. Biz Hollanda hükümetine konuyla ilgili BM aracılığı ile bağımsız bir araştırma yapılması çağrısında bulunuyoruz. Son yıllarda Ermeni sorununu 'soykırım' olarak nitelendirmek için çok kez önergeler sunuldu. Aslında bu konunun tekrar gündeme gelmesi yeni bir şey değil. Daha üç yıl önce konu ile ilgili parlamentoda yapılan oturumda Selçuk Öztürk ile buna karşı çıktığımız için işlerine gelmeyince mikrofonumuzun sesini kestiler. Geçen hafta perşembe akşamı soykırım ile ilgili komisyon toplantısı gerçekleşecekti fakat dışişleri bakanı geçen hafta bu toplantıdan önce istifa ettiği için ertelendi. Koalisyon partilerinin mecliste Ermeni konusu ile ilgili bir oturum yapılmadan bunu medya aracılığı ile gündeme getirmesi çok enteresan. Daha iki ay önce aşırı sağcı Özgürlükler Partisi konuyla ilgili sunduğu öneri koalisyonda bulunan partilerdeki bazı milletvekilleri tarafından desteklenmemişti. Bunu telafi ederek Hollanda'da yaşayan Ermeni halkından oy toplamak için yerel seçimler öncesi gündeme getiriyorlar."

Böyle bir girişimden sonra farklı kentlerde yıllardır birlikte yaşayan toplulukların karşı karşıya gelebileceğinin hesaba katılmasını isteyen Kuzu, "Biz Denk olarak Hollanda'nın kölelik döneminden bahsettiğimiz zaman bunun geçmişte kaldığını ve geleceğe bakmamız gerektiğini söylüyorlar. Fakat söz konusu sözde Ermeni soykırımı olunca bütün partiler ilk sırada yerlerini alıyorlar. Biz buna iki yüzlülük ve çifte standart uygulaması diyoruz. Denk Partisinin kuruluş sebeplerinden birisi de bunun mücadelesini vermek. Onun için bunun mücadelesini sadece mecliste değil belediyelerde de vermek istiyoruz." ifadesini kullandı.

Kuzu, ülkenin gündemindeki terör örgütlerinin gösterilerine de değinerek, şunları kaydetti:

"Hollanda'da bazı topluluklar arasında gerginlikler yaşandığını görüyoruz. Açıkça ifade edeyim ki farklı toplulukları karşı karşıya getirmek için bu neredeyse bilinçli bir siyaset uygulaması gibi gözüküyor. Üç sene önce Lahey'de bir grup insanın terör örgütü olan DEAŞ sembolleri ile gösteri yapmaları herkesin ayağa kalkmasına sebep oldu ve haklı bir şekilde bu yasaklandı. Ama Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşların ve Hollanda'nın da terör listesinde bulunan buna benzer bir örgüt için aynı duyarlılığı göremiyoruz. Geçen hafta istifa eden ülkenin Dışişleri Bakanı Halbe Zijlstra geçen ay YPG'nin terör örgütü PKK ile bağlantısı olduğunu söylemişti. O zaman nasıl oluyor da Amsterdam, Lahey gibi büyük şehirlerde PKK yandaşları terör örgütüne ait semboller ile gösteri yapabiliyor. Almanya'da bu yasaklandı ama Hollanda hükümeti bunun için 'ifade özgürlüğü' demekten öteye gidemiyor. Halbuki ülkede ifade özgürlüğünü sınırlayan bir yasa var. Belediye olarak güvenlik gerekçesinden dolayı bu gösterilerin yasaklanması da tercih edilebilir. Onun için biz yerel seçimlerde katılacağımız 14 belediyede bunun mücadelesini vereceğiz."

Denk Parti Genel Başkanı Selçuk Öztürk ise geçen sene yapılan genel seçimlerden sonra kurdukları Denk Siyaset Akademisinde 153 aday yetiştirdiklerine işaret ederek, "Bu adaylarla herkesin hakkını savunmak için 14 belediyede yerel seçimlere gireceğiz." dedi.

Hollanda Parlamentosunda “Zeytin Dalı Harekatı” oturumu

LAHEY (AA) – Hollanda'da Türklerin kurduğu Denk Partisi kurucu lideri Tunahan Kuzu, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Suriye'nin Afrin bölgesinde yürüttüğü "Zeytin Dalı Harekatı"na ilişkin, "Türkiye 40 yıldır terör ve kana susamış teröristlerle mücadele ediyor. Bu harekat on binlerce Türk askerinin ve sivil insanın ölümüne sebep olan teröristlere karşı bir mücadeledir." dedi.

Kuzu, TSK'nın, Suriye'nin Afrin bölgesinde başlattığı harekat hakkında Hollanda Parlamentosunda düzenlenen özel oturumda konuştu.

Türkiye'nin 40 yıldır "kana susamış" teröristlerle mücadele ettiğini vurgulayan Kuzu, "Bu teröristler, kentleri bombalıyor, saldırılar düzenliyor ve köylerden insan kaçırıyor. Bu korkaklar söylenildiği gibi bir İşçi Partisinin değil terör organizesi olan PKK'nın üyeleridir. Bu korkaklar özgürlük savaşçıları değil, PYD adını verdikleri terör organizesine bağlı olan kişilerdir. Bunlar direniş kahramanları değil kendilerine YPG adını verdikleri teröristlerdir. Aslında birbirinden farkları yok. İsimleri farklı, logoları farklı ama hepsi aynı korkaklar ve kana susamış örgütler." ifadesini kullandı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in iki gün önce, Zeytin Dalı Harekatı hakkında yaptığı açıklamalarını hatırlatan Kuzu, Stoltenberg'in sözlerine ekleyebileceği bir şey olmadığını bildirdi.

Hollanda Parlamentosunda çifte standart uygulandığını belirten Kuzu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Türkiye kendi sınırlarını korumaya karar verdiği zaman Hollanda Parlamentosu ayağa kalkıyor ama Irak ve Suriye'de yıllardır dünyanın yarısı buna Hollanda'da dahil askeri operasyonlara katıldığı zaman bu gerekli görülüyor. Bir ülke kendi sınırlarını korumak istediği zaman 'dur bunu yapma' deniliyor."

– "Kürtlerin PKK ile hiçbir bağlantısı yok"

Kuzu, Hollanda'da ayrıştırmak ve nefreti yaymak isteyenlerin grupları karşı karşıya getirmek için fırsat kolladığına işaret ederek, şu görüşlere yer verdi:

"Amsterdam'daki bir taksi şoförü gibi ya da Utrecht tren istasyonundaki yaşanan olay gibi… İnsanlar PKK yandaşları tarafından sokakta saldırıya uğruyorlar. Camiler, vakıflar da bu saldırılardan nasibini aldı. Bu insanlar da kendi güvenlikleri hakkında endişe ediyorlar. En son ülkede genelde Kürtlerin bulunduğu bir cami ve vakıf PKK yandaşları tarafından saldırıya uğradı. PKK yandaşlarının Kürtlere karşı saldırı yapmaları bazı insanlar için tuhaf gelebilir ama bugün ve gelecek için bu konuda sizi aydınlatayım; Kürtlerin PKK ile hiçbir bağlantısı yok. Teröristlerin PKK ile bağlantısı var. İddiaya girerim ki PKK'dan en çok zarar gören Kürtlerdir. PKK ile bağlantısı olmayan ve olmasını istemeyen Kürtler tehdit edilerek zorlanıyor. Siyasetçilerden neden bunları duymuyoruz. Neden bu insanlar unutuluyor ya da görmezden geliniyor. Parti olarak bu insanları unutmuyor ve onlarla ilgileniyoruz."

Terör örgütü PYD/PKK yandaşları, geçen hafta başkent Amsterdam'da yaptıkları gösteride iki Türk taksiciyi darp etmiş ve bir Türk gazeteciye saldırmıştı. Terör örgütü yandaşları, Utrecht tren istasyonunda bu hafta yapılan gösteride ise Türk bayrağı taşıyarak tepki gösteren Türk vatandaşlarına saldırı girişiminde bulunmuştu.

PYD/PKK yandaşları, son zamanlarda Avrupa'da bir çok camiye saldırı düzenliyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg iki gün önce, Zeytin Dalı Harekatı hakkında, "Türkiye’nin bazı meşru güvenlik kaygıları var. NATO müttefiklerinden hiçbir tanesi Türkiye'den daha fazla terör saldırıları mağduru olmadı." açıklamasını yapmıştı.

“Konu terör örgütüyse hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorlar”

LAHEY (AA) – Hollanda'da, Türklerin kurduğu Denk Partisinin, PYD/PKK yandaşlarının yaptığı gösterilerde Türk vatandaşlarına yönelik saldırıların tartışılması teklifi, parlamento tarafından reddedildi.

Denk Partisi, terör örgütü PKK/PYD yandaşlarının geçen ve bu hafta yaptıkları gösterilerde Türk vatandaşlarına yönelik saldırılarının parlamentoda tartışılması için teklif sundu.

Teklifin parlamentoda tartışılması reddedildi.

Denk Partisi Lideri Tunahan Kuzu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hollanda'daki siyasi partilerin gözlerini açması ve gerçekleri görmesi gerektiğini söyledi.

Kuzu, "PKK ve YPG yandaşları yaptıkları gösteride terör örgütlerine ait semboller ile bu ülkede yaşayan toplumu provoke ederek gerginliğe sebep oluyor. Siyasetçilerin de bunu görmezden gelip sukut etmesi, yaşanan olayları ikrar etmekten başka bir şey değildir." ifadelerini kullandı.

Çifte standart uygulandığını dile getiren Kuzu, "Türk bayrakları ile yapılan bir gösteride siyasetçiler hemen ayağa kalkarak entegrasyon probleminden bahsederken, konu terör sempatizanlarının terör örgütlerine ait sembolleri taşıması olunca hiçbir şey yokmuş gibi davranıyor ve tartışmaya bile almıyorlar." diye konuştu.

PYD/PKK yandaşları, geçen hafta başkent Amsterdam'da yaptıkları gösteride iki Türk taksiciyi darp etmiş ve bir Türk gazeteciye saldırmıştı. Terör örgütü yandaşları, Utrecht tren istasyonunda bu hafta yapılan gösteride ise Türk bayrağı taşıyarak tepki gösteren Türk vatandaşlarına saldırı girişiminde bulunmuştu.

Denk Partisinin, iki ay önce terör örgütlerine ait sembollerin yasaklanması için verdiği önergesi de kabul edilmemişti.