GRAFİKLİ – Irak DEAŞ zaferine rağmen terörden kurtulamadı

BAĞDAT (AA) – HAYDAR KARAALP – Irak'ta terör örgütü DEAŞ'a karşı elde edilen zaferin üzerinden bir yıl geçse de ülke terör saldırılarından tamamen kurtulamadı.

DEAŞ, Haziran 2014'te neredeyse hiçbir direnişle karşılaşmadan başlattığı saldırılarda Irak topraklarının üçte birini ele geçirmişti. Bu saldırılar ve ardından örgüte karşı yürütülen operasyonlarda Musul, Enbar ve Salahaddin gibi bölgelerde büyük bir yıkım meydana gelmiş, milyonlarca kişi evlerini terk etmek zorunda kalmıştı.

Musul'un özellikle "Eski Musul" denen yakasında on binlerce yerleşim alanı yerle bir olurken Musul Havalimanı, ülkenin en önemli bilim merkezlerinden Musul Üniversitesi, demir yolu istasyonu, köprüler ve hastanelerin büyük bölümü tahrip edilmişti. Musul ve Salahaddin gibi vilayetlerde DEAŞ'ın infaz ettiği sivillerin cesedinin yer aldığı onlarca toplu mezar bulunmuştu.

Terör örgütünün saldırılarını başlattığı ve ilk kontrolü sağladığı ülkenin ikinci büyük kenti Musul'un kurtarılması kolay olmamıştı.

Söz konusu saldırılar ve operasyonlarda 40 bine yakın insanın hayatını kaybettiği ifade ediliyor. Irak hükümeti, yürütülen savaşta askeri kaybın ne kadar olduğunu açıklamıyor.

  • DEAŞ'ın faturası 100 milyar dolar

Terör örgütü DEAŞ'a karşı verilen 3 yıllık mücadelede yaklaşık 5 milyon insan yerinden edildi. Bunların bir kısmı ülke dışına göç ederken önemli bir bölümü de içeride kurulan çadır kamplara sığındı.

Irak Göç ve Göçmenler Bakanlığı, Kasım 2017'de yayımladığı açıklamada, göç edenlerin sadece yüzde 42'sinin evine geri dönebildiğini belirtti. Buna göre, 5 milyon göçmenin yaklaşık 3 milyonu ülke dışı ve içindeki kamplarda hayatını sürdürmeye devam ediyor.

DEAŞ'a karşı savaş ülkeyi büyük mali kayba da uğrattı. Eski Başbakan Haydar el-İbadi'nin açıklamasına göre, DEAŞ'la savaşın Irak'a maliyeti 100 milyar doları buldu.

İbadi, 9 Aralık 2017'de DEAŞ'a karşı zafer ilan ederek, ülke topraklarının örgütten kurtarıldığını duyurdu. DEAŞ'ın yenilgiye uğratılmasıyla Irak'ın parçalanma riskinin bertaraf edildiğini ve birliğinin korunduğunu söyleyen İbadi, "Kurtuluş rüyası gerçek oldu." ifadesini kullandı.

Hâlihazırdaki Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi ise önceki gün yaptığı açıklamada, 10 Aralık'ı "Büyük Zafer Günü" olarak resmi tatil ilan etti.

  • Terör saldırıları can almaya devam ediyor

Irak topraklarının DEAŞ'tan kurtarıldığı ilan edilse de geride kalan 1 yılda çeşitli bölgelerde terör saldırıları can almaya devam etti.

Bağdat, Salahaddin, Enbar ve Musul'da yıl içinde düzenlenen saldırılarda onlarca kişi hayatını kaybetti. Özellikle Musul'da son aylarda artan saldırıların ardından güvenlik durumunun gözden geçirilmesi çağrıları yükseldi.

Şii liderlerden Mukteda es-Sadr, terör örgütü DEAŞ nedeniyle Musul'un tehlikede olduğu uyarısında bulundu. Musul asıllı Sünni lider Usame Nuceyfi de hükümete seslenerek, Musul'daki güvenlik durumunun yeniden gözden geçirilmesini istedi.

Başbakan Adil Abdulmehdi, bu çağrılara karşılık Musul'da güvenlik durumunun iyi olduğunu belirtmekle birlikte DEAŞ'ın uyuyan hücreleri aracılığıyla saldırı peşinde olduğunu söyledi.

  • Musul'da savaşın izleri duruyor

Güvenlik endişelerinin devam ettiği Musul'da DEAŞ'la savaşın izleri silinmiş değil.

Kadim kentin birçok bölgesinde savaşın bıraktığı tahribat, kentin çehresini değiştirdi. DEAŞ'ın yoğun saldırılarının yanı sıra karadan ve havadan yürütülen operasyonlarının merkezi olan Musul, kalkınma ve yeniden imarı bekliyor.

DEAŞ'la savaşın yürütüldüğü ülkenin batısındaki Enbar'da da acımasız savaşın izleri yerini koruyor. Musul'da olduğu gibi burada da harabeye dönüşen yüzlerce bina kullanılamaz halde bulunuyor.

Savaş nedeniyle yerlerinden olan Iraklıların önemli bölümü de evlerine dönmek için güvenlik endişelerinin giderilmesini ve yeniden imar çalışmalarının hız kazanmasını bekliyor.

  • "Hükümet, yeniden imar sözünü tutmadı"

DEAŞ zulmünden kaçarak Bağdat'a sığınan Enbarlı Muhsin el-Haidisi, hükümetin yeniden imar için verdiği sözünü tutmadığını belirterek, "Bölgemizde bugün yeniden yaşamak güç. Biz ve bizim gibi yüzlerce aile yerle bir olan evini bulamıyor. Bağdat'ta bize sığınmacı gözüyle bakılıyor." dedi.

Hadisi, yeniden imar için ayrılan bütçenin de bazı siyasi parti ve taraflarca kullanıldığını, kimsenin evsiz kalan vatandaşın durumuyla ilgilenmediğini söyledi.

-"Irak hâlâ DEAŞ tehdidi altında bulunuyor"

Iraklı gazeteci ve araştırmacı Ali Naci ise DEAŞ tehdidinin devam ettiğine dikkati çekti. Naci, "Irak, askeri ve örgütsel olarak hâlâ DEAŞ tehdidi altında bulunuyor. Güvenli olmayan ve güvenlik güçlerinin ulaşamadığı batıdaki çöl alanlar var. DEAŞ'ın ayrıca önemli lider kadrosu Irak asıllıdır ve bunların örgüt içerisindeki etkisi güçlüdür." dedi.

Irak'ın DEAŞ tehdidinden kurtulabilmesi için yıllar gerektiğini kaydeden Naci, örgütün bazı bölgeleri yeniden ele geçirme riskinin bulunduğunu söyledi.

Terör örgütü DEAŞ, Haziran 2014'te Musul, Salahaddin ve Enbar vilayetlerinin tamamıyla Diyala ve Kerkük vilayetlerinin bir kısmını ele geçirmişti. Söz konusu bölgeler peyderpey geri alınmıştı.

ABD öncülüğünde DEAŞ'a karşı Ekim 2014'te kurulan uluslararası koalisyon da bu mücadelede Irak yönetimine özellikle havadan destek sunmuştu.

Yozgat'taki DEAŞ operasyonu

YOZGAT (AA) – Yozgat'ta terör örgütü DEAŞ üyesi oldukları iddiasıyla gözaltına alınan Irak uyruklu 9 zanlı adliyeye sevk edildi.

İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube müdürlükleri ekiplerince, terör örgütü DEAŞ'ın faaliyetlerinin önlenmesine yönelik çalışmalar kapsamında gözaltına alınan Irak uyruklu Y.M, F.J, A.Z, M.A, T.A, Q.A, H.M, O.A. ve S.I'nin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Sağlık kontrolünden geçirilen 9 şüpheli adliyeye sevk edildi.

Irak'ta DEAŞ'a karşı zafer günü resmi tatil ilan edildi

BAĞAT (AA) – Irak'ta terör örgütü DEAŞ'a karşı zaferin birinci yıl dönümü dolayısıyla 10 Aralık günü resmi tatil ilan edildi.

Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi, yayımladığı yazılı açıklamada, DEAŞ'a karşı kazanılan zaferin birinci yıl dönümüne denk gelecek Pazartesi gününün resmi tatil ilan edildiğini bildirerek, o gün devlet kurumlarında ülke bayrağının göndere çekilmesi, sokak, cadde, ev ve arabalara da bayrakların asılmasını istedi.

Pazartesi günü saat 13.00'te ülke genelinde 1 dakikalık saygı duruşu yapılması talimatı da veren Abdulmehdi, vatandaşların akşam saatlerinde sokak ve caddelerde kutlamalar yapabileceğini ifade etti.

Başbakan Abdulmehdi, aynı gün halka hitaben görüntülü konuşma da gerçekleştirecek.

Yetkililerden alınan bilgiye göre ayrıca pazartesi günü, hükümet binaları ve bazı yabancı misyon temsilciliklerinin bulunduğu korunaklı Yeşil Bölge'nin bir bölümü de trafiğe açılacak.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde ise Pazartesi günü resmi tatil olmayacak.

-İbadi, zaferi açıklamıştı

Eski Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, geçen yıl 9 Aralık'ta ülke topraklarının DEAŞ'tan tamamen kurtarıldığını, örgüte karşı zafer elde edildiğini açıklamıştı.

DEAŞ'ın sözde “Sincar askeri emiri”ne hapis cezası

KAYSERİ (AA) – Kayseri'de terör örgütü DEAŞ'ın sözde "Sincar askeri emiri" olduğu iddiasıyla yargılanan Irak uyruklu Abdülhalık Kurdi'ye 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi, oğlu ise delil yetersizliğinden beraat etti.

Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen karar duruşmasında, tutuklu sanıklar Abdülhalık ve oğlu Mehdi Kurdi ile avukatları hazır bulundu.

Baba ve oğlu, yeminli tercüman eşliğinde ifade verdi. Suçlamaları reddeden sanıklar, tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yargılanan sanıklardan Abdülhalık Kurdi'ye 7 yıl 6 ay hapis cezası vererek, tutukluluğunun devamına hükmetti. Mehdi Kurdi hakkında ise beraat kararı verildi.

Kayseri Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince 18 Eylül'de düzenlenen operasyonda, Irak'ta bulunduğu dönemde DEAŞ'ın sözde "Sincar askeri emiri" ve örgütte ağır silahçı olarak görev yaptığı tespit edilen Iraklı Abdülhalık Kurdi ile örgüt adına Telafer'de faaliyette bulunduğu öne sürülen oğlu Mehdi Kurdi gözaltına alınmıştı. Baba ve oğlu, sevk edildikleri adli makamlarca tutuklanmıştı.

Terörün Avrupa'da en çok gerilediği ülke Türkiye

LONDRA (AA) – Merkezi Avustralya'da bulunan Ekonomi ve Barış Enstitüsünün (IEP) raporuna göre, Türkiye geçen yıl Avrupa’da terörün en çok gerilediği ülke oldu.

IEP’in “Küresel Terör Endeksi 2018” başlıklı raporunda, geçen yıl Avrupa genelinde terör dolayısıyla yaşanan ölümlerin yüzde 75 oranında azaldığı belirtilirken, Türkiye terörün en çok gerilediği ülke oldu.

Rapora göre Türkiye’de teröre bağlı ölüm sayısı 2016’da 659 iken, bu sayı 2017’de yüzde 81 oranında gerileyerek 123’e düştü.

Düşüşlerde Avrupa genelindeki terörle mücadele gayretlerinin etkili olduğu ifade edilen raporda, terör saldırılarındaki ölüm oranın da saldırı başına 1,23’ten 0,5’e düştüğü kaydedildi.

  • En kanlı terör örgütü PKK

Küresel Terör Endeksi raporuna göre, geçen yıl Avrupa’daki en kanlı terör örgütü PKK oldu.

En kanlı terör örgütü sıralamasında PKK’dan sonra ikinci sırayı DEAŞ aldı.

DEAŞ kaynaklı terör saldırılarında 2016 yılında Türkiye’nin ardından en çok ölümün Fransa, Belçika ve Almanya’da yaşandığı hatırlatılan rapora göre, 2017’de ise teröre bağlı ölüm sayısı Fransa'da 7, Belçika'da 1 ve Almanya'da 2’ye düştü.

  • Aşırı sağ terörü yükselişte

Küresel Terör Endeksi raporuna göre, teröre bağlı ölümlerde 2017'de dünya genelinde yüzde 27 düşüş gerçekleşirken, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa'da aşırı sağ siyasi gruplarla bağlantılı terör olaylarında artış yaşandı.

Bu bölgelerde 2013-2017 yıllarında aşırı sağla ve İslam karşıtlığıyla bağlantılı 127 terör saldırısında 66 kişinin hayatını kaybettiği kaydedildi.

Teröre bağlı ölümlerin 2017'de 94 ülkede azaldığı, 46 ülkede ise arttığı belirtilen raporda, dünya genelinde en fazla 2014'te terör saldırılarının gerçekleştiği, terör kaynaklı ölümlerin son 3 yılda düzenli düşüş gösterdiği bildirildi.

DEAŞ sanığının ilaç verdiği iddiası

İSTANBUL (AA) – Bayrampaşa'daki bir alışveriş merkezinde, 28 Ekim 2017'de bombalı eylem hazırlığındayken yakalanan DEAŞ'lı 4 teröristin de aralarında bulunduğu 7'si tutuklu 14 sanığın yargılanmasına devam edildi.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Mücahit Şahin, Güven Güler, Ferhat Kahraman, Hatice Yurdakul, Can Yenil ve eşi Sezgen Pekdemir, başka suçtan tutuklu sanık Abdulmenaf Ubin, tutuksuz sanık Akramjon Kuziboev ile sanık avukatları katıldı.

Tutuklu sanık Serdarbek Hojiev ise bulunduğu cezaevinden SEGBİS aracığıyla duruşmaya bağlandı.

Tutuklu sanık Sezgen Pekdemir, sanık Can Yenil'in kendisini tehdit ettiğini, psikolojisinin bozulduğunu, korktuğunu ve bu yüzden savunma yapmak istemediğini söyleyerek Yenil'in duruşma salonundan çıkarılmasını talep etti.

Talebi değerlendiren mahkeme heyeti, sanık Yenil'in salondan çıkarılmasına karar verdi.

Bunun üzerine savunma yapmaya başlayan sanık Pekdemir, üç çocuk annesi olduğunu, Yenil'in baskısı sebebiyle sıkıntı yaşadığını, onu çok sevdiğini fakat inanılmaz, delicesine bir hayat tarzı olduğunu anlattı.

Daha sonra Can Yenil'in durumunun düzeleceğini düşündüğünü ama şu anda bulunduğu noktaya geldiğini ifade eden Pekdemir, şunları aktardı:

"DEAŞ'lıların içerisinde binlerce ajan bulunuyor. İnsanların fikirlerini değiştirmek için görüştüğü kişilere ilaç verdiğini düşünüyorum. Can'ın bir ara bir içecek hazırladığını görmüştüm. Ondan sonra kendisine bunun ne olduğunu sorduğumda 'Hiçbir şey değil.' dedi. 'İçerisine ne koyuyorsun?' diye sorduğumda, 'Bu sadece Hatice (diğer tutuklu sanık Hatice Yurdakul) için bir şey, sakinleşsin diye yapıyorum. Herhangi bir sıkıntı yapmaya gerek yok, bunlar sadece vitamin.' demişti. Bu içecek Hatice'ye verilmiş ve Hatice de içmiş. Can'ın hipnotize ile ilgili de bilgileri var ve onu tanıdıktan sonra bunu bana da uyguladığını fark ettim. Birisiyle çok etkileyici bir şekilde konuşuyor. Öyle bir şeyle ilgili olarak kendisine sorduğumda bana böyle bir şey olmadığını söylüyordu. Yani bana öyle geliyor ki bununla ilgili bir eğitim aldığını düşünüyorum."

Sanık Hatice Yurdakul ile kendisinin hiçbir zaman sanık Can Yenil'in fikrini desteklemediklerini iddia eden Pekdemir, "Bizi sadece kullanmak, suistimal etmek istiyordu. Kan testi yapılması halinde bize ilaç verdiği anlaşılır." dedi.

Sanık Yurdakul'un avukatı İlhami Sayan'ın sorusu üzerine Pekdemir, ilaç içirildiğinden Yurdakul'un kendisinin haberinin olmadığını ileri sürdü.

Duruşmada, savunma yapan diğer sanıklar, haklarındaki suçlamaları reddederek tahliye talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

  • İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu'nca, 28 Ekim 2017'de Cumhuriyet Bayramı'ndan bir gün önce Bayrampaşa'da bir alışveriş merkezinin otoparkına bombalı araç ve motosiklet bırakarak uzaklaşmaya çalışırken yakalanan 2'si kadın 4 DEAŞ'lı teröristin de aralarında bulunduğu 8'i tutuklu 14 şüpheliye ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda iddianame hazırlandı.

Sanıkların araçlarında yapılan operasyonda bulunan tabanca niteliğindeki iki silahın olaydan bir süre önce Güven Güler ve Abdülmenaf Ubin ve onların da irtibatlı oldukları Ferhat Kahraman ve Mustafa Eren'in temin edildiği belirtilerek, silah temini yaptığı belirlenen 4 sanığın ''izinsiz olarak ateşli silah ve mermileri ülkeye sokma, imal etme, nakletme, satma" suçundan cezalandırılması istenen iddianamede, Serdarbek Hojiev'in, sanıkları ve kaldıkları evi kontrol ettiği, eve giderken de diğer sanık Akramjon Kuziboev'in motosikletini aldığı belirtilerek, bu iki sanığın da "silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme" suçundan cezalandırılması talep ediliyor.

İddianamede, eylem sırasında yakalanan 4 sanığın ''Anayasa'yı ihlal'' suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ve "silahlı terör örgütüne üye olma", "tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme'', ''ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma veya taşıma veya bulundurma'', ''kasten yangın çıkarmak suretiyle genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması'' ve "yakıcı ve patlayıcı madde kullanarak mala zarar verme" suçlarından 19 yıldan 50'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

DEAŞ Irak'ın kuzeyinde ücra ve dağlık tampon bölgede toparlanıyor

ANKARA (AA) – Terör örgütü DEAŞ'ın, Irak'ın kuzeyinde ücra ve dağlık tampon bölgede yeniden toparlandığı bildirildi.

Wall Street Journal'da Jonathan Spyer imzalı haberde, DEAŞ'ın Kuzey Irak'ta yaşam koşullarının ağır olduğu dağlık Gara bölgesinde yeniden toparlandığı, Suriye'de benzer şekilde ulaşılması zor yerlerde gruplaştığı ve terör örgütünün sonunun getirilemediği belirtildi.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne (IKBY) bağlı Peşmerge güçlerinin yetkilisi Surud Berzenci, DEAŞ üyelerinin, yöre halkı tarafından Afganistan'ın Kandahar vilayetine benzetilen ve Dicle Nehri'nin batı yakasında yer alan bölgedeki mağaralarda yaşadığını söyledi.

Berzenci, DEAŞ üyelerinin, mağaralara ulaşmak için yaya veya motosikletle geçtikleri yolda bazı köylerde destek gördüklerini ifade etti.

Bu arada Savaş Çalışmaları Enstitüsünün kısa süre önce yayımlanan raporunda, DEAŞ'ın, Diyala'da Hemrin Dağlarında, Hawija ve Selahaddin bölgelerinde, Dakuk ve Musul'un güneyinde bağlantılarını ve fiilen kontrolünü sürdürdüğü belirtildi.

Raporda, Irak ve Suriye'de DEAŞ'ın üye sayısının 30 bin olduğu, Irak'tan 400 milyon dolar kaçırdığı, her iki ülkede adam kaçırma, uyuşturucu kaçakçılığı ve gasp gibi terör örgütlerinin geleneksel gelir sağlama yöntemlerini devam ettirdiği kaydedildi.

“Türkiye DEAŞ'la mücadeleye paha biçilmez katkı sağlıyor”

GAZİANTEP (AA) – İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Dominick Chilcott, "Türkiye terörle mücadelede ön cephede ve DEAŞ'a karşı yürütülen uluslararası mücadeleye paha biçilmez bir katkı sağlıyor." dedi.

Chilcott, Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünce düzenlenen "Birleşik Krallık-Türkiye İkili İlişkileri ve Göç Meselesi" konulu panelin açılışında yaptığı konuşmada, İngiltere ve Türkiye'nin pek çok ortak noktası bulunduğunu, en önemli ortak özelliğin de pragmatizm olduğunu dile getirdi.

İki ülkenin de uluslararası arenada önemli ağırlığının olduğunu ifade eden Chilcott, "İkimiz de uluslararası ticaret yapan uluslarız. NATO müttefikiyiz ve G20 üyesiyiz. Türkiye ile ilişkilerimiz her zaman çok önemli. Ama bugün her zaman olduğundan daha hayati bir öneme sahip. Ortaklığımız, ülkelerimizin hem daha emniyetli hem de daha refah ülkeler olmasını sağlıyor. Birleşik Krallık ve Türkiye olarak, terör, çatışma ve düzensiz göç gibi ortak tehditlerle mücadele ediyoruz." diye konuştu.

Ticaret ve savunma iş birliği gibi konularda da ortak çalışmaların yapıldığını belirten Chilcott, şöyle devam etti:

"Türkiye terörle mücadelede ön cephede ve DEAŞ'a karşı yürütülen uluslararası mücadeleye paha biçilmez bir katkı sağlıyor. Ülkelerimizin karşı karşıya olduğu bu tedirginliği ortadan kaldırabilmek için Türkiye ile yakın bir çalışma içerisindeyiz. Türkiye için önemli bir tehdit olan PKK, Birleşik Krallık'ta terör örgütü olarak yasaklanmış bir örgüttür. Birleşik Krallık, PKK ağlarının deşifre edilip engellenmesini sağlıyor. Biz PKK terörünü kınıyoruz."

Chilcott, Türkiye ile İngiltere arasında çok eskiye dayanan ticari ilişkiler bulunduğuna işaret ederek, iki ülke arasında savunma sanayinde de daha önce benzeri görülmemiş teknoloji paylaşımının gerçekleştirildiğini anlattı.

Suriye'deki iç savaşın Türkiye'yi çok zorlu sınamalarla karşı karşıya getirdiğini belirten Chilcott, Türkiye'nin hükümeti ve halkıyla beraber Suriyeli sığınmacılara sağladığı katkıların yadsınamayacağını, İngiltere'nin de bu konuda desteklerine devam edeceğini kaydetti.

  • Brexit süreci

Chilcott, Brexit sürecine de değinerek, "Biliyorsunuz 2 yıl önce Birleşik Krallık, referandumla AB'den ayrılmayı seçti. Dolayısıyla burada Birleşik Krallık'ın 29 Mart 2019'da Avrupa Birliği'nden ayrılacağı anlamına geliyor. Tabii ki Brexit'in Birleşik Krallık ile Türkiye ilişkileri üzerinde birtakım etkileri olacak. İkili ilişkiler çerçevesinde, bu süreci bizi birbirimize bağlayan unsurları daha da güçlendirmek için kullanabileceğimize inanıyorum." diye konuştu.

GAÜN Rektörü Prof. Dr. Ali Gür ise üniversite olarak göç konusunda önemli tecrübeler edindiklerini ve bu konudaki deneyimlerini dünyayla paylaşmaya hazır olduklarını dile getirdi.

ABD öncülüğündeki koalisyonun Deyrizor'a saldırılarında 25 sivil öldü

DEYRİZOR/ANKARA (AA) – ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Suriye'nin doğusundaki Deyrizor iline düzenlediği hava ve kara saldırılarında 25 sivil öldü.

Deyrizor'daki yerel haber ağlarının bildirdiğine göre, koalisyon güçleri, ilin doğu kırsalındaki Heccin ilçesine dün geceden bu yana onlarca hava ve kara saldırısı düzenledi.

Saldırılarda 25 sivilin yaşamını yitirdiği kaydedildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, 30 Kasım'da yaptığı açıklamada, Suriye'nin Deyrizor iline düzenlenen hava saldırılarında, sivillerin zarar gördüğüne ilişkin haberler aldıklarını belirterek, "Hastane ve sivil altyapıların hedef alınması kabul edilemez." ifadesini kullanmıştı.

  • Deyrizor'da son durum

Terör örgütü YPG/PKK, ABD'nin desteğiyle Fırat Nehri'nin doğusunda Deyrizor'un doğu ve batı kırsalındaki bölgeleri işgalini sürdürüyor.

ABD'nin havadan, Fransa'nın karadan topçu atışlarıyla destek verdiği YPG/PKK, 11 Eylül'den bu yana DEAŞ'ı Deyrizor'dan tamamen çıkarmayı hedefliyor.

YPG/PKK, 6 bin üyesinin katıldığı çatışmalar sonucu 27 Eylül'de Süse belde merkezini ele geçirmiş ancak kısa süre sonra çekilmek zorunda kalmıştı.

Çatışmalar kapsamında daha önce tamamen YPG/PKK'nın eline geçen Bagoz belde merkezinde ise iki örgütün işgali sürüyor.

Halihazırda DEAŞ'ın elinde tuttuğu Heccin ilçe merkezi, Şiife ve Süse belde merkezleri ile Bu-Hesan ve Bu-Hatir köyleri saldırılara maruz kalıyor.

Deyrizor'un batı kısmında ise Beşşar Esed rejimi güçleri mevcut.

Suriye topraklarının yaklaşık yüzde 28'i terör örgütü YPG/PKK'nın işgalinde.

DEAŞ ise Suriye'de iki bölgede varlığını sürdürüyor. Suriye topraklarının yaklaşık yüzde 3'ü halen DEAŞ'ın işgali altında bulunuyor.

Musul'da 6 DEAŞ üyesi yakalandı

MUSUL (AA) – Irak'ın Musul kentinde güvenlik güçleri terör örgütü DEAŞ üyesi 6 kişiyi yakaladı.

Irak İçişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Musul'daki emniyet güçlerinin haklarında mahkemece yakalama emri çıkarılan 6 DEAŞ üyesinin tutuklanması için operasyon gerçekleştirdiği ifade edildi.

Operasyonunun Musul'un doğu yakasındaki ez Zuhur, el Mesarif ve Tısin mahallelerinde yürütüldüğüne işaret edilen açıklamada, güvenlik güçlerinin 6 örgüt üyeyisini yakaladığı bilgisine yer verildi.

Açıklamada, yakalanan teröristlerinden birinin daha önce örgütün sözde üst düzey askeri sorumlulularından olduğu ve bir diğerinin de örgütün para işleriyle ilgilendiği kaydedildi.

Irak ordusu, Temmuz 2017'de DEAŞ'ın yaklaşık 3 yıl boyunca elinde tuttuğu Musul kent merkezini tamamen geri almıştı.

DEAŞ'ın, Musul'dan büyük oranda kurtarılmasına rağmen, örgüt özellikle vilayetin kırsal batı ve güney bölgelerinde gizlenmeye ve zaman zaman saldırılar gerçekleştirmeye devam ediyor.