“Suriye'de DEAŞ'ın elinde toprak kalmadı”

WASHINGTON (AA) – Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, Suriye'de artık DEAŞ'ın elinde hiç toprak parçası kalmadığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump ile Florida'ya giderken uçakta basın mensuplarına açıklama yapan Sözcü Sanders, Suriye'deki son durumu değerlendirdi.

Elindeki Suriye haritasını basın mensuplarına gösteren Sanders, ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan'ın uçakta Trump'ı bilgilendirdiğini ve buna göre, Suriye'de artık DEAŞ'ın elinde hiç toprak parçası kalmadığını açıkladı.

Sanders, Pentagon'un konuyla ilgili detaylı açıklama yapabileceğini de sözlerine ekledi, ancak Pentagon'dan henüz bir açıklama yapılmadı.

  • Trump'tan DEAŞ haritası

Öte yandan Trump uçağının Florida'ya inişinde, kendisini karşılamaya gelen destekçilerine bir Suriye haritasını göstererek, Başkanlık seçim günündeki DEAŞ ile bugünkü arasındaki farkı dile getirdi.

Başkanlık seçim günü pek çok bölgesi DEAŞ'a ait kırmızı renkle gösterilen haritanın bugünkü halinde ise bölgelerin tamamen beyaz olduğu görülüyor.

Trump'ın gösterdiği haritanın, dün basın mensuplarına dağıttığı harita ile aynı olduğu belirtildi.

ABD yönetimi daha önce birkaç kez DEAŞ'ın yenildiğini açıklamış ve son kalan küçük bir toprak parçasının geri alınmak üzere olduğunu ifade etmişti.

Ayrıca ABD, Beşşar Esed rejiminin kontrolündeki Humus çölünde halen bin 500 kadar DEAŞ militanının bulunmasıyla ilgili soruları da yanıtsız bırakmıştı.

Pentagon, Trump'ın DEAŞ iddiasını doğrulamadı

WASHINGTON (AA) – ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Charles E. Summers, ABD Başkanı Donald Trump'ın dün yaptığı, "DEAŞ'ın elinde kalan son toprak parçası bu gece itibariyle alınmış olacak" açıklamasını teyit etmedi.

Summers, Pentagon'da basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Trump'ın dün yaptığı, "DEAŞ'ın elinde kalan son toprak parçası bu gece itibariyle alınmış olacak." açıklaması hatırlatılan Summers, "Bu bölge dün gece alındı mı?" şeklindeki soruyu geçiştirmeye çalıştı.

Summers, "Ortaklarımızla birlikte her nerede olursa olsun DEAŞ'la mücadeleye devam edeceğiz." ifadesini kullanmakla yetindi.

SDG ismini kullanan YPG/PKK terör örgütü ABD'nin ağır bombardıman desteği ile Deyrizor'a bağlı Bagoz beldesini DEAŞ terör örgütünden almaya çalışıyor. ABD öncülüğündeki koalisyonun hava saldırılarında yüzlerce sivilin öldürüldüğü belirtilen beldede haftalardır ağır çatışmalar yaşanıyor.

  • Trump DEAŞ'A karşı dördüncü kez zafer ilan etti

ABD Başkanı Trump, ilk olarak 19 Aralık 2018'de Suriye'den çekileceklerini duyururken, DEAŞ'ın Suriye'de yenilgiye uğratıldığını ve Amerikan askerlerinin artık ülkelerine geri döneceğini söylemişti.

Trump daha sonra 15 Şubat 2019'da DEAŞ'ın elindeki toprakların tamamının alındığına dair 24 saat içinde açıklama yapacağını söylemişti.

İki açıklaması da doğru çıkmayan Trump, bu sefer 28 Şubat'ta "DEAŞ'ın elindeki toprakların yüzde 100'ü alındı." açıklamasında bulunmuş, ancak bu açıklaması kısa sürede yalanlanmıştı.

Trump dün Beyaz Saray'ın bahçesinde gazetecilere bir harita üzerinde Başkanlık koltuğuna oturduğunda DEAŞ'ın elindeki topraklar ile bugün örgütün elinde kalan toprağı karşılaştırarak "Şu küçük nokta kaldı o da bu geceye kadar alınmış olacak." ifadesini kullanmıştı.

ABD DEAŞ'ın iki medya kuruluşunu terör listesine ekledi

WASHINGTON (AA) – ABD Dışişleri Bakanlığı, Amaq Haber Ajansı ile Al Hayat Medya Merkezi adlı iki yayın kuruluşunun, DEAŞ'ın propaganda araçları oldukları gerekçesiyle Yabancı Terör Örgütleri listesinde yer alan DEAŞ başlığına eklendiğini duyurdu.

Söz konusu medya kuruluşlarının Özel Olarak Belirlenmiş Küresel Terörist listesine alındığını da belirten Bakanlık, karara ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.

Bakanlık, Amaq Haber Ajansı'nın DEAŞ'ın propaganda kolu olarak görev yaptığını ve teröristlerin mesajlarını yaymak için kullanıldığını belirtti.

Al Hayat Medya Merkezi'nin ise DEAŞ'ın çok dilli medya kuruluşu olarak uluslararası platformlarda savaşçı toplama amacına hizmet ettiğini kaydeden bakanlık, Amerikan halkına ve uluslararası topluma söz konusu iki kuruluşun faaliyetleri konusunda dikkatli olmaları çağrısında bulundu.

Bakanlık, "Bu tarz terörizm tanımlamaları, kuruluşları ve bireyleri deşifre ederek yalnızlaştırır ve ABD finansal sistemine erişimlerini engeller. Ayrıca bu tanımlamalar, ABD ve diğer ülkelerin güvenlik birimlerine de yardımcı olabilir." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin uyuşturucu ile mücadelesi BM'de anlatıldı

VİYANA (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi’nde Türkiye’nin uyuşturucu ile mücadelede etkili çalışmalarını ele alan bir yan etkinlik düzenlendi.

Avusturya’nın başkenti Viyana’daki BM Ofisi’nde düzenlenen Uyuşturucu Maddeler Komisyonunun 62'inci oturumu kapsamında, İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi koordinasyonunda emniyet, jandarma ve sahil güvenliğin uyuşturucu kaçakçılığının önlenmesi konusunda yapılan çalışma ve operasyonlar anlatıldı.

İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanı Ömer Ulu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 62. oturum çerçevesinde Türkiye’nin uyuşturucu ile mücadele alanındaki çalışmalarını daha iyi anlatmak amacıyla BM yetkilileri tarafından kendilerine 3 stant açma imkanı sunulduğunu, bu durumun Türkiye’yi daha iyi anlatma açısından olumlu bir olanak olduğunu söyledi.

Ulu, etkinlikte içişleri bakanlığı, emniyet ve jandarmadan uzmanların Türkiye’nin uyuşturucu kaçakçılığına karşı yürüttüğü etkin mücadeleyi anlatan sunumlar yaptığını belirterek, şunları ifade etti:

"Erzurum’da yapılan ve yaklaşık 1,5 ton eroinin ele geçirildiği cumhuriyet tarihinin en önemli operasyonu başta olmak üzere, jandarmanın ele geçirdiği cumhuriyet tarihinin en yüksek miktarda kokain operasyonu, yine gümrük muhafaza birimlerinin yakaladığı en büyük miktarda esrar operasyonları gibi bütün kurumlarımızın yaptığı başarılı çalışmaların burada bilinmesini istedik."

Çalışmaların yalnız operasyonlarla sınırlı olmadığına değinen Ulu, Türkiye'nin geliştirdiği ve birçok ülke tarafından kullanılabilecek, uyuşturucu tehdidinin boyutlarını gösteren "Risk hesaplama metodu" adında bilimsel çalışmaya ilişkin de bilgilendirme yapıldığını dile getirdi.

  • PKK, uyuşturucudan yılda bir milyar dolar elde ediyor

Ulu, Suriye’de yaşanan istikrarsızlık nedeniyle terör örgütleri PKK/PYD/YPG ve DEAŞ’ın uyuşturucu madde üretimi yaptıklarına dikkati çekerek, "Bizim yakalamaların büyük çoğunluğu bu bölgeden olunca, özellikle Zeytin Dalı Harekatı kapsamında bunun delillerine ulaştık. Tüm Türkiye’de bir yıl içerisinde terör örgütü PKK’nın bu işten elde ettiği gelirin yaklaşık bir milyar dolar olduğunu düşünüyoruz." dedi.

Türkiye’nin biyolojik bazlı olarak tanımlanan eroinin Avrupa’ya taşınmasını engellemek için önemli çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Ulu, şöyle dedi:

"Bu alanda biz çok büyük miktarda yakalama yapıyoruz. Geçen yıl 18,5 ton yakalama yaptık. Dolayısıyla biz uyuşturucunun Avrupa’ya geçmesini önleyici adeta bir duvar görevi görüyoruz. Ancak Avrupa’da üretilen sentetik uyuşturucular için aynı şeyi söyleyemeyiz. Ecstasy, captagon gibi uyuşturucular Avrupa’dan bize geliyor ancak bu ülkeler aynı hassasiyetle bununla mücadele etmiyor. Biz bu toplantılarda sürekli bunu dile getirerek bu konu üzerinde de yoğunlaşılması için gayret sarf ediyoruz."

Ulu, Türkiye’nin el yapımı patlayıcı maddelerde kullanılan amonyum nitratlı gübrelerin satışına yönelik DNA barkodlu bir sistemi hayata geçirdiğini, bu yöntemle önemli kazanımlar elde ettiklerini belirterek, eroin üretiminde kullanılan asetik anhidrit bileşenine yönelik de aynı metodun kullanılması için BM'ye öneride bulunduklarını kaydetti.

Ulu, "Biz buradaki başarılı çalışmamızın asetik anhedrite de uygulanmasını istedik. Böyle bir durumda Türkiye’de ele geçirdiğimiz bir asetik anhedriti geriye doğru takip edebilir ve hangi yollardan geçtiğini ve kimin tarafından üretildiğini bulma şansımız doğar. Uyuşturucu Maddeler Komisyonunda önerimiz karar tasarısı şeklinde kabul görürse, artık bütün ülkelerin uygulamak zorunda kalacağı bir kural haline gelecek. Bu uygulamanın kabul görmesi için iki gündür müzakereler yapıyoruz. Tabii, özellikle üretici ülkeler buna çeşitli nedenlerden pek taraf değil, ancak önerimiz kabul görürse Türkiye’nin çok önemli bir başarısı olarak BM kayıtlarına geçmiş olacak." sözlerine yer verdi.

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a operasyon

İSTANBUL (AA) – İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda gözaltına alınan ve sansasyonel eylem hazırlığında olduğu ileri sürülen şüpheli tutuklandı.

İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Yeni Zelanda'da iki camiye yapılan ve 50 kişinin hayatını kaybettiği saldırı sonrası DEAŞ’lı bir şüphelinin, örgütten gelen "Sinagog ve kiliselere bombalı ve silahlı saldırı düzenleyin" talimatı doğrultusunda eylem planladığı istihbaratı üzerine çalışma başlattı.

Söz konusu soruşturma kapsamında, 17 Mart’ta Şişli'de bulunan örgüt hücresine operasyon düzenleyen ekipler, eylem hazırlığındaki S.M’yi gözaltına aldı.

Adreste ele geçirilen dijital malzeme ve örgütsel dokümanlar özel ekip tarafından incelemeye alındı.

Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilen şüpheli, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Kocaeli'deki DEAŞ davasında mütalaa

KOCAELİ (AA) – Kocaeli'de, terör örgütü DEAŞ'ın ildeki yapılanmasını oluşturmaya çalıştıkları iddiasıyla biri tutuklu 15 sanığın yargılandığı davada savcı, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.

Kocaeli 6. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, DEAŞ'a bağlı grupla hareket ederek örgütün ildeki yapılanmasını oluşturmaya çalıştıkları ve Dilovası ilçesinde bir dernek bünyesinde eğitim faaliyeti yürüttükleri suçlamaları yöneltilen tutuklu sanık Abdülkadir Polat ile bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı.

Önceki savunmalarını tekrar eden sanık Abdülkadir Polat, suçsuz olduğunu savunarak, tahliyesini ve beraatini talep etti.

Esas hakkında mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanık Abdülkadir Polat'ın, "silahlı terör örgütü kurma veya yönetme" suçundan 10 yıldan 15 yıla kadar, tutuksuz sanıklar K.A, N.A, M.A, S.T.A, Ö.Y, D.Ç, S.O ve R.A'nın da "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 5 yıldan onar yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi.

Mütalaada, sanıklardan D.A, E.A, İ.Ö, A.Y, C.A ve E.A'nın beraatine karar verilmesi talep edildi.

Sanık avukatları, esas hakkında mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, sanık avukatlarının mütalaaya karşı savunma hazırlamaları için süre verilmesine ve tutuklu sanığın bu halinin devamına karar vererek, duruşmayı 17 Nisan'a erteledi.

Malatya'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

MALATYA (AA) – Malatya'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda 5 şüpheli gözaltına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, terör örgütü DEAŞ propagandası yaptığı belirlenen şüphelilerin yakalanması için eş zamanlı operasyon düzenledi.

Operasyonda, 5 şüpheli gözaltına alındı. Zanlıların adreslerinde yapılan aramalarda, yasak yayınlar ile dijital materyaller ele geçirildi.

Şüphelilerden bazılarının sosyal medya hesapları üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik hakaret içerikli paylaşımlar yaptıkları tespit edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington Post gazetesi için makale kaleme aldı

ANKARA (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Geçmişte defalarca terörün dini, dili veya ırkı olamayacağını ifade etmiş bir lider olarak geçtiğimiz hafta yaşanan terör saldırılarını Hristiyan öğretisine, ahlakına veya prensiplerine bağlamaya yönelik her türlü gayreti kategorik olarak reddediyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Washington Post gazetesi için "Yeni Zelanda teröristi ve DEAŞ'ın kumaşı aynıdır" başlıklı bir makale yazdı.

Yeni Zelanda'nın Christchurch şehrinde yaşanan terör saldırılarında 50 masum insanın şehit olduğunu belirten Erdoğan, cuma namazı için yerel camilerde toplanan düzinelerce Müslümanın saldırıdan yaralı olarak kurtulduğunu hatırlattı.

Cinayet silahlarının üzerinde ve teröristin internet ortamında yayımladığı manifestoda çok sayıda tarihi referansa rastlandığına dikkati çeken Erdoğan, "Teröristin Türkiye'ye ve şahsıma birçok kez atıfta bulunması hem manidar hem de üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur." ifadelerini kullandı. Erdoğan, makalesine şöyle devam etti:

"Yetkili makamlarımız, Yeni Zelanda saldırısı sonrasında saldırgan Brenton Harrison Tarrant'ın 2016 yılında Türkiye'ye iki kez gelerek ülkemizin muhtelif bölgelerinde zaman geçirdiğini ortaya çıkardı. Ayrıca Tarrant'ın Fas, İsrail ve Hırvatistan gibi bazı ülkelere seyahat ettiğini tespit ettik. Türk istihbarat ve emniyet birimleri, olayın aydınlatılması ve gelecekte yaşanabilecek saldırıların engellenmesi için Yeni Zelanda ve diğer ülkelerle iş birliği içerisinde çalışmalarını sürdürmektedir."

  • "İnsanların arasına nefret tohumları serpmeye kalkışmıştır"

Christchurch katliamının sorumlusunun dünya tarihini ve Hristiyanlık inancını tahrif ederek sapkın görüşlerini meşrulaştırmaya çalıştığını vurgulayan Erdoğan, "İnsanların arasına nefret tohumları serpmeye kalkışmıştır. Geçmişte defalarca terörün dini, dili veya ırkı olamayacağını ifade etmiş bir lider olarak geçtiğimiz hafta yaşanan terör saldırılarını Hristiyan öğretisine, ahlakına veya prensiplerine bağlamaya yönelik her türlü gayreti kategorik olarak reddediyorum. Yeni Zelanda'da yaşananlar ancak cehalet ve nefretin zehirli bir çıktısı olarak değerlendirilebilir." görüşünü paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesini şöyle sürdürdü:

"Milletimiz, tarihin teröristler tarafından tahrif edilmesiyle ilk kez bu olayda karşılaşmamıştır. Tarihi radikal ideolojisinin perspektifinden yorumlayan ve çoğunluğu Müslüman binlerce sivilin katili olan DEAŞ terör örgütü, son yıllarda 'İstanbul’un yeniden fethi' için çağrıda bulunmuştur. Bu çağrı, Christchurch saldırganının manifestosunda yer alan 'şehri bir kez daha Hristiyan yapma' sözüyle benzerlik göstermektedir. DEAŞ, aynı şekilde Türkiye Cumhuriyeti'ni ortadan kaldırmaya yemin etmiştir – ki Türk askerinin Suriye'de terör örgütüne bu kadar ağır bir darbe vurmasının sebeplerinden biri budur.

Bu itibarla, Yeni Zelanda'da masum insanların canını alan katille Türkiye, Fransa, Endonezya ve başka yerlerde terör saldırıları düzenleyenler arasında kesinlikle hiçbir fark olmadığını tespit etmek durumundayız."

  • "Bunun tekrar olmasına izin veremeyiz"

DEAŞ saldırıları sonrasında kabul edilemez terörist eylemlerin suçunu İslam'a ve Müslümanlara atan Batılı siyasetçi ve yorumcuların sayısının hiç de az olmadığının altını çizen Erdoğan, "Bu şahısların görüşleri, Avustralyalı senatör Fraser Anning'in görüşleriyle örtüşüyordu. O dönemde biz, inancımızın terörle özdeşleştirilmesine itiraz ederek teröristlerin dinimizi ele geçirme çabalarını engelleme sözü vermiştik. Maalesef Avrupa'da ve Batı dünyasının diğer kısımlarında İslamofobi, yabancı düşmanlığı ve liberal değerlerle örtüşmeyen başka pratikler sessizlikle karşılandı. Bunun tekrar olmasına izin veremeyiz. Eğer dünya Yeni Zelanda'da yaşanan saldırının benzerlerinin gelecekte yaşanmasını engellemek istiyorsa, öncelikle bu olayın koordine bir karalama kampanyasının sonucu olduğunu teşhis etmelidir." değerlendirmesinde bulundu.

  • "Tüm terör örgütlerine karşı mücadeleyi sürdüreceğiz"

"Türk milletinin yüzyıllardır vatan eylediği topraklardan teröristler istiyor diye ayrılmayacağı aşikardır." ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Aynı şekilde sapkın katiller, bizi herhangi bir dini cemaat, millet veya grubu hedef almaya ikna edemeyecektir. Yüzyıllar boyunca Avrupa milletler ailesinin bir parçası olan Osmanlı İmparatorluğu'nun varisi olan Türkiye, 11 Eylül terör saldırılarının hemen ardından teröre karşı ittifaka katılmıştır. 60 yılı aşkın süre önce NATO'ya katılan ülkemiz, Avrupa Birliği'ne tam üye olmayı stratejik bir hedef olarak görmektedir. Aynı şekilde dost ve müttefiklerimizle birlikte tüm terör örgütlerine karşı mücadele etmeyi sürdüreceğiz."

  • "Batılı liderler ülkelerinde yaşayan Müslümanları kucaklamalı"

Christchurch katliamı sonrasında Batı'nın üzerine düşen bazı sorumluluklar bulunduğunu belirten Erdoğan, Batılı toplumların ve hükümetlerin, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi gibi son yıllarda yükselen ideolojilerin normalleşmesine izin vermemesi çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sapkın ideolojilerin, tıpkı anti-semitizm gibi insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunun kabul edilmesinin çok önemli olduğuna dikkati çekerek, "İlaveten yaşanan olayı tüm yönleriyle aydınlatmak ve hem bu teröristin nasıl radikalleştiğini hem de terör örgütleriyle bağlantılarını anlayarak gelecekte yaşanabilecek trajedileri engellemeliyiz. Son olarak tüm Batılı liderlerin, Yeni Zelanda Başbakanı Sayın Jacinda Ardern'in cesareti, liderliği ve samimiyetinden ders alarak kendi ülkelerinde yaşayan Müslümanları kucaklaması gerekir." ifadesini kullandı.

ABD Başkan Yardımcısı Pence, Irak Başbakanı ile telefonda görüştü

WASHINGTON (AA) – ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi'nin, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın geliştirilmesini konuştuğu bildirildi.

Beyaz Saray'dan, Pence ve Abdulmehdi arasındaki telefon görüşmesine ilişkin yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada, "İki lider, Irak güvenlik güçlerinin geliştirilmesi ve Irak ekonomisinin büyümesi dahil olmak üzere iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın geliştirilmesini konuştu." ifadesine yer verildi.

Başkan Yardımcısı Pence'in Irak'ın Ürdün ile yaptığı ticaret anlaşmasını da gündeme getirdiği kaydedilen açıklamada, Pence'in bu konu hakkında memnuniyetini dile getirdiği kaydedildi.

Irak Başbakanı Amdülmehdi'nin ise DEAŞ konusundaki gelişmeleri Pence'e aktardığı ifade edildi.

Şanlıurfa'da 2 DEAŞ üyesi tutuklandı

ŞANLIURFA (AA) – Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde terör örgütü DEAŞ üyesi olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 2 şüpheli tutuklandı.

Alınan bilgiye göre, İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, yaptıkları yol uygulamasında durumundan şüphelendikleri bir aracı durdurdu.

Araçta bulunan 2 kişiyi inceleyen ekipler, şüphelilerin terör örgütü DEAŞ üyesi Suriye uyruklu U.H.M. ve A.E.H. olduğunu belirledi.

Gözaltına alınan şüpheliler, jandarmadaki işlemlerin ardından sevk edildikleri sulh ceza hakimliğince tutuklandı.