Burdur'da cinayet ve yağma davasında karar

BURDUR (AA) – Burdur'da cinayet ve silahla birden fazla kişi tarafından iş yerinde yağma iddiasıyla yargılanan 3 sanıktan birine 41 yıl 3 ay, diğerine 40 yıl hapis cezası verildi.

Burdur Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanıklar Arif Ş, Mustafa Y. ve tutuksuz yargılanan Gökhan A. ile tarafların avukatları katıldı.

Savcı, esas hakkındaki mütalaasında, her sanığın fikir ve eylem birliği içinde hareket ederek "geceleyin iş yerinde silahla birden fazla kişi tarafından yağma suçu" işlediklerini belirterek, sanıklardan Arif Ş. ve Mustafa Y'nin "kasten öldürme" suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi, sanık Gökhan A'nın ise yardım eden sıfatıyla suça iştirak ettiğini belirtti.

Arif Ş. savunmasında, kimseyi öldürmek istemediğini belirterek, üzgün olduğunu olayın sonuçlarının böyle olmasını istemediğini söyledi.

Mustafa Y. ve Gökhan A. da suçsuz olduklarını ifade ederek, beraatlerini istedi.

Mahkeme heyeti, sanıklardan Arif Ş'ye 41 yıl 3 ay hapis, bin 660 lira adli para cezası, Mustafa Y'ye ise 40 yıl hapis cezası verdi. Heyet, diğer sanık Gökhan A'nın beraatini kararlaştırdı.

Burdur'da 25 Şubat 2017'de restoran sahibi Zeynel Karakurt'u (47) iş yerinin önünde tabancayla öldürüp, İsmail Özçelik'i de iş yerinde yağma ettikleri öne sürülen Arif Ş, Mustafa Y. ve Gökhan A. hakkında dava açılmıştı.

Vergi dairesine terör saldırı davası

ANKARA (AA) – Silahlı terör örgütü PKK'nın Çukurambar'daki Anadolu İhtisas Vergi Dairesi Başkanlığına 1 Şubat 2018'de gerçekleştirdiği, iki kişinin yaralandığı saldırıya ilişkin davanın ilk duruşması yapıldı.

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesince görülen duruşmaya, 7'si tutuklu 11 sanık ile taraf avukatları katıldı.

İddianame özetinin okunması ve kimlik tespitinin ardından savunma yapmaları için sanıklara söz verildi.

Ardından saldırıyı Ersen Ertoğan ile planlayan firari sanık Suriye uyruklu Alan Chıkhmous'un kız kardeşi tutuklu sanık Amina Chıkhmous, hakim karşısına çıktı.

Bomba yapımında kullanılan malzemeleri evinde bulundurmakla suçlanan Chıkhmous, 10 yıl önce Türkiye'ye geldiğini, dini nikah kıydığı biriyle yaşadığını ifade etti.

Chıkhmous, kardeşi Alan Chıkhmous'nun 2017'de Aksaray'daki evine gelerek çocuk sahibi olmadığını, bunun için Türkiye'de tedavi görmek istediğini söylediğini aktardı.

Alan Chıkhmous'un evinde kalmasına izin verdiğini belirten Chıkhmous, bir süre sonra kardeşinin kendisine para sıkıntısı çektiğini, bunun için kaçak sigara işine gireceğini anlattığını bildirdi.

Bu görüşmelerinden kısa bir süre sonra kardeşinin çantalarla eve geldiğini aktaran Chıkhmous, "2017'nin Kasım ayında kardeşim 3 çanta ile eve geldi. İçinde kaçak sigara olduğunu söyledi. Karşı çıktım ama müşterisinin hazır olduğunu ve çok fazla kalmayacağını söyledi. Kardeşim olduğu için kabul ettim. Çocukların odasına, eşimden gizli bir şekilde sakladım. Çantanın içinde bomba yapımında kullanılan malzemelerin olduğunu bilmiyordum." savunmasını yaptı.

Çantaları yaklaşık iki buçuk ay muhafaza ettiğini belirten Chıkhmous, evde olmadığı bir gün kardeşinin çantaları gördüğünü ifade etti.

Chıkhmous, "Sıradan bir hayatımız vardı. Daha önce hiçbir olaya karışmadım. Sadece çocuklarımla ilgileniyordum. Alan Türkiye'ye geldi hayatımız karardı." diye konuştu.

Mahkeme Başkanının, sosyal medya hesapları üzerinde terör örgütü PKK/YPG ile ilgili paylaşımlar yaptığının tespit edildiğini belirtmesi üzerine sanık Chıkhmous, "Ben kim nedir bilmem. Suriyeli yakınlarımın paylaşımlarını beğenmişim sadece. Hangisi terör örgütü, hangisi değil bilmem. Ben bir tek Barzani'yi bilirim." iddiasında bulundu.

Evinde adına düzenlenen sahte kimlik bulunduğu hatırlatılan Chıkhmous, "Dini nikahla evliyim. Bana para karşılığı kimlik çıkartıldığı söylenmişti. Ben de bir adama para verdim kimlik çıkardı. Bu kimliğin sahte olduğunu bilmiyordum." ifadelerini kullandı.

Suçsuz olduğunu öne süren Chıkhmous, beraatini talep etti.

  • "Para verdiler taşıdım"

Bomba yüklü çantayı Ersen Ertoğan ile taşıdığı tespit edilen Suriye vatandaşı Ali Anademi de Suriye'den geldikten sonra Mersin'de "korsan taksicilik" yapmaya başladığını söyledi.

Firari sanık Alan Chıkhmous'un daha önce tanıdığını anlatan Anademi, para karşılığında içinde boma olduğunu bilmediği çantanları taşıdığına işaret ederek, şunları anlattı:

"Suriye'den geldikten sonra Mersin'de kaçak taksicilik yapmaya başladım. Daha öncede birçok kez şehirler arası iş aldım. Suriyeliler yakalanmamak için genellikle kaçak taksi kullanır. Bu işi de öyle düşündüm. Ne bombadan ne de saldırıdan haberim yok. Para verdiler ben de müşteri diye taşıdım. Ersen Ertoğan'ı ilk kez orada gördüm."

Duruşmaya yarın devam edilecek.

  • İddianameden

Ankara Çukurambar'daki Anadolu İhtisas Vergi Dairesine 1 Şubat 2018'de düzenlenen, 2 kişinin yaralandığı terör saldırısına ilişkin hazırlanan iddianamede, PKK elebaşlarının da aralarında olduğu 50 kişi yer aldı.

İddianamede saldırıyla Suriye'nin Afrin bölgesindeki PKK/PYD/YPG ve DEAŞ unsurlarının etkisiz hale getirilmesi için Türkiye'nin başlattığı operasyonun durdurulması ya da sekteye uğratılmasının amaçlandığına dikkat çekildi.

Terör örgütü PKK/KCK'nın Suriye yapılanmasından sorumlu olan ve hakkında tutuklama kararı bulunan 32 kişi ve olayda sorumlulukları tespit edilen 7'si tutuklu 11 sanığın, "devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak", "terör amaçlı tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs", "terör amaçlı resmi belgede sahtecilik ve terör amaçlı tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması" suçlarından cezalandırılmaları talep ediliyor.

PKK elebaşları Murat Karayılan, Cemil Bayık ve Duran Kalkan'ın da yer aldığı iddianamedeki diğer sanıklar şunlar:

"Ali Haydar Kaytan, Ayfer Kordu, Cemil Bayık, Duran Kalkan, Elif Yıldırım, Engin Karaaslan, Fehman Hüseyin, Filiz Duman, Güleser Törün, Gülüşan Eksen, Gülüzar Tural, Hülya Oran, İsmail Özen, İzzettin İnan, Layika Gültekin, Mahmut Dora, Mehmet Tören, Mehmet Sait Sürer, Menafi Bayazit, Murat Karayılan, Mustafa Karasu, Muzaffer Ayata, Nuriye Kesbir, Remzi Kartal, Rıza Altun, Sabri Ok, Sabriye İlgün, Salih Müslüm, Salman Kurtulan, Sultan Kocabey, Süleyman Şahin, Zübeyir Aydar, Abduljawad Almousa, Abdülselem Alp, Alan Chıkhmous, Ali Anadeni, Amina Chıkhmous, Endam Gül, Kevser Şaban, Mahmood Atıyye, Mehmet Kokan, Mohammad Sheıhk Nahhal, Reşad Kokan, Abdülmecit Mungan, Ali Anadany, Hussan Aldabo, Muhammed Eldibo, Necah Muhgan ve Omar Hellı."

Öte yandan bombalı çantayı vergi dairesine koyduktan sonra Suriye'ye kaçmak isterken yakalanan Ersen Ertoğan, gözaltındayken üzerindeki uyuşturucu maddeyi içerek "çoklu uyuşturucu madde kullanımı" nedeniyle zehirlenerek ölmüştü.

Lastik-İş Genel Başkanı Karacan'ın öldürülmesine ilişkin iddianame

SAKARYA (AA) – DİSK'e bağlı Lastik-İş'in Genel Başkanı Abdullah Karacan'ın öldürülmesi, 2 kişinin de yaralanmasına ilişkin 1'i tutuklu 8 sanık hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 29 sayfalık iddianamede, tutuklu sanık Sedat Uzunlar hakkında, "kasten öldürme" suçundan müebbet, "kasten öldürmeye teşebbüs" suçundan 18 yıldan 30 yıla, "nitelikli yağma" suçundan 10 yıldan 15 yıla, "Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet" suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi.

İddianamede, diğer 7 sanığın "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan 4 yıldan 14'er yıla, "nitelikli yağma" suçundan 10 yıldan 15'er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Sendikanın fabrikadaki iş yeri temsilciliğinde silahla ateş edilmesi sonucu yaralanan Karacan'ın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmesi ve 2 kişinin de yaralanmasına ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığı hatırlatılan iddianamede, "Fabrikayla yapılan yazışma neticesinde, müşteki sanık Sedat Uzunlar'ın iş yerinde iş yeri değişikliği yapılacak personel arasında yer aldığı, yer değişikliğine dair Uzunlar'a suç tarihi itibarıyla herhangi bir bildirim yapılmadığı ancak teamül gereğince yapılacak yer değişikliklerine dair çalışmadan Sendika Genel Başkanı Abdullah Karacan'a bilgi verildiği tespit edilmiştir." ifadelerine yer verildi.

Sanıkların yargılanmasına, 24 Nisan'da başlanacak.

  • Olay

Sakarya'nın Arifiye ilçesinde bulunan lastik fabrikasını 13 Kasım 2018'de ziyarete gelen Lastik-İş Genel Başkanı Abdullah Karacan, iş yeri temsilciliği binasında henüz belirlenemeyen nedenle fabrikada çalışan işçilerden Sedat Uzunlar'ın silahlı saldırısına uğramış, Karacan ile yanındaki iş yeri temsilcisi Osman Bayraktar ve Mustafa Sipahi, vücutlarına isabet eden kurşunlarla yaralanmıştı.

Ağır yaralı Karacan ile Osman Bayraktar ve Mustafa Sipahi, Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılmıştı. Karacan, burada yapılan müdahaleye rağmen hayatını hayatını kaybetmişti.

Olaydan sonra gözaltına alınan Uzunlar, 14 Kasım 2018'de çıkarıldığı hakimlikçe tutuklanmıştı.

Özhaseki'den CHP'li Ağbaba ve Tekin'e tazminat davası

KAYSERİ (AA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Özhaseki'nin avukatı Mehmet Savruk, CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin hakkında, Özhaseki'ye iftira ve hakarette bulundukları iddiasıyla 50'şer bin lira manevi tazminat davası açtı.

Savruk, yazılı açıklamasında, yerel seçim tarihinin yaklaştığı son günlerde Özhaseki hakkında, onun şeref ve haysiyetine yönelik tahkir ve tezyif edici isnat ve iftiraların yoğunlaştığını vurguladı.

FETÖ davasından yargılanan bazı sanıkların, yargı süreci içerisindeki beyanlarında, "Mehmet Özhaseki'nin talimatı ile bu suç örgütüne yardımda bulunduklarını hatta kendilerini ABD'ye Özhaseki'nin götürdüğünü söylediklerini" aktaran Savruk, şunları kaydetti:

"Mahkeme huzurunda bu suçtan dolayı yargılanan şahıslar tarafından verilen bu beyanlar, kendileri hakkında isnat edilen suçların cezasından kurtulmak veya etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak amacına yönelik bulunduğu açıktır. Yalan ve iftiraya dayanan bu iddiaların sistematik bir şekilde FETÖ'ye ait medya gruplarında yer alması, Pensilvanya'dan gelen talimat doğrultusunda, toplumun önde gelen isimlere bulaştırma emelinden kaynaklandığını da göstermektedir. O kadar ki, bu grup sanıklar, aynı suçtan ifade vermeye götürülen bazı şahıslara, 'Mehmet Özhaseki'nin zorlaması ile bu örgüte yardımda bulunduk' şeklinde ifade verirseniz beraat edersiniz' gibi telkinde bulundukları da bir vakıadır. Bu konuda elimizde belgeler bulunmaktadır."

FETÖ davasından yargılanan bazı sanıkların, bu asılsız ve belli bir amaca yönelik beyanlarından hareketle bir kısım insanların müvekkili Özhaseki hakkında yazılı ve görsel basında veya internet ortamında iftira ve hakarette bulunduğunu belirten Savruk, şöyle devam etti:

"Yerel seçimlerin çok yaklaştığı şu günlerde, Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Sayın Mehmet Özhaseki hakkında, CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba yaptığı açıklamalarda, 'FETÖ'nün Kayseri'de bir numaralı başı Özhaseki'dir.' şeklinde son derece talihsiz, çok ağır ve dayanılması gayri kabil iftira ve hakaretlere yer vermiş, aynı zamanda suç işlemiştir. Keza, CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin de benzer nitelikte asılsız ve yalan beyanların sahibi olmuştur. Her iki şahıs da milletvekili olup, dokunulmazlık zırhına büründükleri için şimdilik haklarında cezai işlem ifasına gidilememiştir. Ancak her ikisi hakkında da bugün ayrı ayrı 50'şer bin liralık manevi tazminat davaları tarafımızdan ikame edilmiştir."

Bu bağlamda bugüne kadar bu tür beyanlarda veya internet ortamında paylaşımda bulunanlar hakkında cezai takip başlatıldığını, önemli bir kısmının da sonuçlandırıldığını aktaran Savruk, şu bilgileri verdi:

"Milleti Pensilvanya'ya götürüp herkes içeri girerken kendi aradan sıyrılan bir adamdan bahsediyoruz' şeklinde paylaşımda bulunan bir avukat hakkında Kayseri 13. Asliye Ceza Mahkemesince 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası verilmiş, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması, erteleme veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine, lehine olabilecek sair hükümlerin uygulanmasına yer olmadığına hükmedilmiştir. 'FETÖ'nün Kayseri temsilcisi olduğunu ne çabuk unutmuş' şeklinde paylaşımda bulunan Osman Nuri Ataman, Kayseri 10. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı, 'FETÖ'nün Kayseri abisi Milletvekili Mehmet Özhaseki' diye paylaşım yapan Fatih Sökmen, Kayseri 8. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı, 'Baş FETÖ'cü' şeklinde paylaşımda bulunan Ali Murteza Sağlam, Kayseri 9. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı, benzer paylaşımlarda bulunan Ayten Çolakoğlu ise Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile haklarında mahkumiyet kararları verilmiş olup, kararlar kesinleşmiştir. Bu yönde paylaşımda bulunan bazı şahıslar hakkında da kamu davaları devam etmektedir."

Savruk, Özhaseki'nin, belediye başkanlığı döneminde siyasi dokunulmazlığı bulunmadığı halde tek bir suç isnadı ile dahi yargı önüne getirilmediğini, 23 yıl gibi uzun bir süredir Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinde bulunduğunu, çok büyük hizmet ve başarılara imza attığını, belediyenin menfaatlerini korumada azami titizlik gösterdiğini de vurguladı.

Müvekkilinin, yaptığı büyük hizmetleri ve icraatları ile anılması gerekirken son dönemlerin en tehlikeli, en sinsi, kan döken bir terör örgütü ile irtibatlandırması, bu yönde beyan ve paylaşımlarda bulunulmasını "vicdansızlık, insafsızlık ve izansızlık" olarak nitelendiren Savruk, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da "çamur at izi kalsın" mantığı ile karalamaya çalışanlar, onun siyasi zeminde yükselişini engelleme çabası gösterenler, hiçbir bilgi ve belgeye dayanmadan yalana çanak tutup insanlık suçu işleyenler hakkında gereken yasal işlemlerin yerine getirileceğini aktardı.

Bartın'daki FETÖ/PDY davaları

BARTIN (AA) – Bartın’da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında haklarında açılan davalarda 6 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Bartın Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ayrı ayrı görülen duruşmalara, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla tutuksuz yargılanan sanıklar S.K, F.K, H.S, B.K, A.Y.T ile tutuklu sanık A.A. katıldı.

Tutuksuz sanık eski memur S.K, savunmasında, "Bank Asya’ya daha önce para yatırmıştım. Kesinlikle suçlamaları reddediyorum. Ayrıntılı savunma için zaman talep ediyorum." diye konuştu.

Mahkeme, dosyadaki eksikliklerin tamamlanması ve sanığın savunmasını hazırlaması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

İkinci duruşmada savunma yapan tutuklu sanık A.A. ise devletini seven, sayan birisi olarak, ihanet suçundan yargılanmasının kendini üzdüğünü belirterek, tahliyesini talep etti.

Heyet, mahkemeyi tanıkların dinlenilmesi için ileri bir tarihe erteledi.

Aynı mahkemedeki üçüncü duruşmada tutuksuz yargılanan B.K. da suçlamaları reddederek, beraatini talep etti.

Mahkeme, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı erteledi.

Diğer 3 davada sanıkların ve avukatlarının son savunmalarını alan mahkeme heyeti, sanıklar F.K, H.S. ve A.Y.T’nin, delil yetersizliğinden beraatlerine hükmetti.

Okul servisinde unutulan Alperen'in ölümüne ilişkin dava

İZMİR (AA) – İzmir'in Çiğli ilçesinde okul servis minibüsünde unutulan ve sonrasında yaşamını yitiren 3 yaşındaki Alperen Sakin'in ölümünde ihmali bulunduğu öne sürülen öğretmen Nurcan A'nın yargılanmasına devam edildi.

Karşıyaka 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Nurcan A'nın ve Sakin ailesinin avukatları katıldı.

Sakin ailesinin avukatı Şenol Diş, olay günü okuldaki başka bir çocuğun doğum günü partisinin fotoğraf ve görüntülerinin yer aldığı USB belleğin yeniden çözümlenmesi için yazılı talepte bulunduğunu, bu konudaki takdirin mahkemede olduğunu söyledi.

Nurcan A'nın avukatı Gamze Korkmaz ise esas hakkında savunma yapabilmeleri için süre talep etti.

Hakim, Korkmaz'ın talebinin kabulüne, USB bellekle ilgili daha önce hazırlanan bilirkişi raporunun mahkemece yeterli görüldüğünü belirterek Diş'in talebinin reddine karar verdi ve duruşmayı erteledi.

  • Olay

Çiğli ilçesinde 15 Ağustos 2017'de anaokuluna gitmek için sabah saatlerinde evinden alınan ancak unutulduğu okul servis minibüsünde baygın bulunan 3 yaşındaki Alperen Sakin, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

19 Temmuz 2018'deki karar duruşmasında, Alperen Sakin'in ölümünde ihmalleri bulunduğu ve delilleri ortadan kaldırmaya teşebbüs ettikleri gerekçesiyle 6 sanık hakkında 5 yıldan 9 yıla kadar hapis cezaları verilmişti.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi, kreş sahibi Yurdagül İşgören'e verilen 5 yıl hapis cezasını 7 yıl 6 aya çıkarmış, servis şoförü Taner İşgören'e verilen 9 yıl hapis cezasını 6 yıl 8 aya indirerek, sanığın tahliyesine karar vermişti.

Daire, diğer sanıkları ise 2 yıl 6 ay ila 5 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırmıştı.

Bu davanın sanıkları arasında bulunmayan öğretmen Nurcan A. hakkında da çocuğun ölümünde ihmali bulunduğu iddiasıyla dava açılmıştı.

Tekirdağ'daki FETÖ'nün TSK'daki kripto yapılanması davası

TEKİRDAĞ (AA) – Tekirdağ'da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki (TSK) "kripto yapılanması"na ilişkin, 17'si tutuklu 43 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, 17'si tutuklu 43 sanık ve avukatları katıldı.

Tutuklu sanık Hakan K, duruşmadaki savunmasında suçlamaların asılsız olduğunu öne sürerek, iddianamede aleyhine yer alan ifadeleri kabul etmedi.

Tutuklu sanık Durmuş G. ise ankesörlü telefondan kimseyi aramadığını ve kimseye talimat vermediğini ve suçsuz olduğunu savundu.

Diğer sanıklar da haklarındaki suçlamaların asılsız olduğunu öne sürerek beraatlerini talep etti.

Cumhuriyet savcısı, mütalaasında, sanıkların tutukluluk hallerinin devamı talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, sanıklardan Onur İslam D, İlker Ö ve Hakan K'nın tutuklu kaldıkları süreyi göz önünde bulundurarak, adli kontrol şartı ve yurt dışı çıkış yasağıyla tahliyesine hükmetti.

Duruşma, 30 Mayıs tarihine ertelendi.

Üsküdar'daki otobüs kazası davası

İSTANBUL (AA) – Üsküdar'da özel halk otobüsünün durakta bekleyenlere çarpmasıyla 3 kişinin ölümü, 2 kişinin de yaralanmasına neden olan sürücü Selim Karakaya'nın 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmasına devam edildi.

Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanık Karakaya ile taraf avukatları katıldı.

Mahkeme Başkanı, otobüs üzerinde yapılan keşif üzerine bilirkişiler tarafından hazırlanan ön raporun mahkemeye gönderildiğini tutanağa geçirdi.

Bilirkişi ön raporunda, araç üzerinde 15 Ağustos 2018'de yapılan keşif incelemesinde, aracın çalışamaz halde olduğunun tespit edildiği, bu nedenle araç üzerinde İstanbul Teknik Üniversitesi Motorlar ve Otomotiv Laboratuvarı'nda inceleme yapılması gerektiği, ancak bu hususlar tamamlandıktan sonra araçta bir teknik arıza olup olmadığı yönünde rapor düzenlenebileceği bildirildi.

Söz verilen sanık Selim Karakaya, "Ben 30 yıllık ağır vasıta şoförüyüm. Trafikteki ilk kazamdır. Teknik arızadan dolayı kaza meydana gelmiştir. Benim herhangi bir kastım veya kusurum yoktur. Suçsuzum. Uzun süredir tutukluyum. Tahliyemi istiyorum." dedi.

Sanık avukatı Baykal Kazancıoğlu, dava dosyasının Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini isteyerek, "Olayda bir kusur varsa Adli Tıp tarafından tespit edilsin. Müvekkilim uzun süredir tutukludur. Kazanın teknik kusurdan olduğu tespit edilmesi halinde müvekkilim açısından telafisi zor zararlar doğacaktır. Tahliyesini talep ediyoruz." şeklinde konuştu.

Mahkeme heyeti, sanık Selim Karakaya'nın olayda kusurunun bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amacıyla dava dosyasının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesine karar verdi.

Sanık Karakaya'nın tutukluluk halinin devamına karar veren heyet, eksikliklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı erteledi.

  • İddianameden

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Selim Karakaya'nın Kadıköy-Ataşehir 13 hat numaralı özel halk otobüsünde şoför olarak çalıştığı, 1 Şubat 2018'de ilk seferine çıkan otobüsle Kadıköy peronlardan hareket ettiği anlatılıyor.

Karakaya'nın kullandığı otobüsle Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi İETT durağına yaklaştığı sırada önce durakta bekleyen İETT otobüsünün arkasında bulunan sarı dolmuşun sağından geçtiği, İETT otobüsünün arkasına geldiğinde ise aracı durduramayarak sağından geçip durağa girdiği belirtiliyor.

Özel halk otobüsünün durağa girmesi üzerine durakta bekleyen Mustafa Erdoğan, Aygün Erdoğan, Perihan Çelik, Belgizar Erdoğan ve Hatice Yılmaz'a çarptığı kaydedilen iddianamede, otobüsün yaklaşık 68 metre ileride yolun sağında durduğu aktarılıyor.

İddianamede, otobüsün çarptığı yolculardan Mustafa Erdoğan, Aygün Erdoğan ve Perihan Çelik'in olay yerinde yaşamını yitirdiği, Belgizar Erdoğan ile Hatice Yıldırım'ın yaralı olarak kurtulduğu belirtilerek, Karakaya'nın, önünde bulunan bir minibüs ve İETT otobüsüne çarpmak yerine onların sağından geçip kaldırıma, oradan da otobüs durağına ilerleyerek 3 kişinin ölümüne, 2 kişinin de yaralanmasına neden olduğu ifade ediliyor.

İddianamede, Karakaya'nın, "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

FETÖ sanığından “17-25 Aralık'tan sonra daha fazla ilgilendiler” itirafı

ESKİŞEHİR (AA) – Eskişehir'de yargılandığı davanın son duruşmasında itiraflarda bulunan FETÖ/PDY sanığı 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

  1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın karar duruşmasına, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen tutuksuz sanık Murat K.K. (32) ile avukatı hazır bulundu.

Hakkındaki suçlamaları kabul eden sanık, örgütün kendisini kandırdığını ileri sürerek beraatini istedi.

Örgütün kendisiyle 17-25 Aralık sonrası çok fazla ilgilendiğini anlatan Murat K.K, savunmasında şu ifadeleri kullandı:

"Bana daha da önem vermeye başladılar. Bana 'Sen aslansın, kaplansın' dediler. Askerlere sohbet abisi olmamı istediler. Bu görevi yaptım. Himmet aldık. ByLock kullandım. Örgüte ait evlerde askerlere Fetullah Gülen videoları izletiliyordu, kitapları okutuluyordu. Burs, himmet adı altında personellerin yüzde 10 maaşı örgüte yönlendiriliyordu. 2015 Haziran'da sohbet abiliği görevim bitti. Bildiklerimi darbe girişimi sonrası anlatmak istedim ama terörist damgası yemekten korktum. Pişmanım. Fetullah Gülen'den şikayetçiyim. Örgütün amaçlarını asla benimsemedim. Devletimin yanındayım. Ne zaman istenilirse tanık olarak hazırım."

Mahkeme heyeti, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırdığı sanığı "silahlı terör örgütüne yardım etmek" suçundan 2 yıl 6 ay hapse mahkum etti.

Bursa'daki darbe girişimi davası

BURSA (AA) – Bursa'da, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimiyle ilgili soruşturma kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan dönemin İl Jandarma Komutanı Yurdakul Akkuş'un yerine 15 gün vekaleten görev yapan emekli albay Hakan Demirörs ve emekli albay Bircan Karakaya'nın yargılanmasına devam edildi.

Bursa 11'inci Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, haklarında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açılan tutuklu sanıklar Demirörs ve Karakaya'nın yanı sıra avukatları ile yakınları katıldı.

Önceki duruşmalardaki savunmalarını tekrarlayan sanıklardan Bircan Karakaya, 15 Temmuz darbe girişimi gecesi, Jandarma Bölge Komutanlığı nizamiyesi önüne geldiklerini, ancak içeri alınmadıklarını söyledi.

Nizamiye önündeki karmaşadan dolayı durumun ne olduğunu anlayamadıklarını belirten Karakaya, sözde "sıkıyönetim ilanından" daha sonra haberdar olduklarını öne sürerek, tahliyesini talep etti.

Daha önce açılan başka bir davada tanık olarak dinlenilen eski İl Jandarma Komutanı emekli albay Hakan Demirörs de savunmasını tekrarlayarak, nizamiyeye döndükten sonra, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan darbeci Yurdakul Akkuş'un kapattırdığı 156 Jandarma İmdat Hattı'nı tekrar açtırdığını anlattı. Demirörs de tahliye talebinde bulundu.

Mahkeme heyeti, kısa bir aranın ardından Karakaya ve Demirörs'ün tutukluluk hallerinin devamına hükmederek duruşmayı erteledi.

Soruşturma kapsamında, 15 Temmuz 2016 gecesi sözde "sıkıyönetim komutanı" Yurdakul Akkuş'un, "Tüm personel, Osmangazi İlçe Jandarma Komutanlığında toplansın." emrini personele ilettikleri iddiasıyla eski Bursa Jandarma Komutanı emekli albay Hakan Demirörs ve o dönem Jandarma Asayiş Şube Müdürü olarak görev yapan emekli albay Bircan Karakaya hakkında yakalama kararı çıkarılmıştı. Gözaltına alınan 2 kişiden Demirörs 23 Şubat 2018'de çıkarıldığı mahkemece tutuklanmış, Karakaya ise 26 Şubat 2018'de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. İtiraz üzerine Karakaya da yeniden tutuklanmıştı.