AK Parti Genel Başkanvekili Kurtulmuş'tan Venezuela mesajı

ANKARA (AA) – AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Venezuela'daki darbe girişimine ilişkin, "Demokrasi ve uluslararası hukuk vurgusu yapanların, bu darbe girişimi karşısındaki tutumları düşündürücüdür. Darbe girişimini kınıyoruz." ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, Twitter üzerinden Venezuela'daki darbe girişimine ilişkin paylaşımda bulundu.

Venezuela'yı bir iç savaşa sürüklemek isteyenlerin halkın demokratik tercihlerine saygı duymasını isteyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Demokrasi ve uluslararası hukuk vurgusu yapanların, bu darbe girişimi karşısındaki tutumları düşündürücüdür. Darbe girişimini kınıyoruz. Türkiye demokrasinin, halkın iradesiyle seçilmiş yöneticilerin ve Venezuela halkının yanındadır. Tüm dünya ülkelerini Venezuela halkının demokratik iradesine saygılı olmaya davet ediyoruz."

GRAFİKLİ – FETÖ, ihanete böyle hazırlandı: Darbe sinyalleri, sosyal medyayla verildi

İSTANBUL (AA) – MURAT PAKSOY – Bazıları darbe girişimi öncesinde veya sonrasında yurt dışına kaçan ya da tutuklanan FETÖ'nün sivil ayağının önemli isimlerinin sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımları, hain kalkışmadan, önceden haberdar olduklarını ortaya koydu.

Türk Silahlı Kuvvetleri içine sızmış FETÖ'cü askerler, Türkiye tarihinin en kanlı terör saldırısının gerçekleştirildiği 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi öncesi plan yaparak işgal edilecek kritik alanlar, görevlendirilecek üst düzey sorumlu personel, el konulacak kurumlar gibi hazırlık faaliyetlerini yürütürken örgütün propaganda aygıtını oluşturan FETÖ'cü medya organlarında da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve hükümetin devrileceğine yönelik algı operasyonları yapıldı.

FETÖ üyesi askerlerce 15 Temmuz 2016'da gerçekleştirilen ve 250'den fazla insanın şehit olduğu, binlerce vatandaşın yaralandığı darbe girişimi öncesi, terör örgütü üyesi medya mensupları, sosyal medya hesapları ve diğer platformlardan "darbe" ifadesini de kullanarak seçilmiş Cumhurbaşkanı ve hükümete yönelik tehditlere başladı.

Kalkışma öncesinde kullandıkları medya unsurları vasıtasıyla darbe isteklerini dillendirerek girişimin gerçekleşeceğini beyan eden FETÖ'nün sivil algı ekibi, darbe girişimi sırasında da toplumun askerlere karşı koymamasını telkin eden yorumlarda bulunarak hazırlıkları çok önceden yapılmış planın akamete uğramaması için yoğun çaba gösterdi.

  • Kumpas davaları ile zemin hazırlandı

FETÖ'nün, darbe girişimine giden süreçteki ilk hazırlığı, örgüt mensubu olmayan subayların çeşitli kumpas ve yöntemlerle TSK'dan atılmalarıyla başladı.

"Balyoz soruşturması" adı altında kurulan kumpasla TSK içerisindeki FETÖ/PDY mensubu olmayan subaylar tasfiye edilerek yerlerine FETÖ'cü askerler getirilirken devam eden süreçte ordu içerisindeki kritik öneme sahip mevkilere de örgüt mensupları yerleştirilip 15 Temmuz darbe girişimine zemin hazırlandı.

Sosyal medya kanallarında algı operasyonu için binlerce trol hesabı yöneten FETÖ, sosyal medyadan verdiği provokatif mesajlar ve devlet sırları niteliğindeki bilgileri paylaşmasının yanı sıra darbe girişimi gecesi vatandaşların sokağa çıkmaması ve askerlerin talimatlarına uyması çağrıları yaptı.

  • FETÖ'nün sosyal medya lejyonerleri

FETÖ elebaşı Gülen'in talimatıyla kurulan ve himmet paralarıyla beslenen bu trol hesapların yöneticileri, kendilerini takipçilerine, ülkücü, sağcı, solcu, Atatürkçü, Kemalist göstererek oluşturdukları imajla darbe girişimi öncesi ve sonrasında siyasi iktidar aleyhine yoğun propaganda faaliyetleri yürüterek adeta darbenin sosyal medya lejyonerleri olarak hareket etti.

Hain darbe girişimi öncesi ve gecesi, örgütün sosyal medya ve hakim oldukları diğer medya mecralarında, "Yatakta basıp şafakta alacaklar" "İyi bir çıkış yok artık! Kötü, daha kötü, en kötü çıkış var, Kötü olan darbe diyelim, gerisini siz tahmin edin", "Sürgündeki Erdoğan ve Erdoğan sonrası döneme hazırlık", "Tümsek çoktan aşılmış; aydınlık günler de yakındır", "Cumhurbaşkanı için iki ihtimal vardır. Ya saraydadır ya hapishanededir", "Ben profesör olacağıma keşke albay
olsaymışım mesela bu süreçte daha fazla katkım olurdu", "Yani çok güzel
günler geliyor ya. Hizmet hareketindeki arkadaşları çok yoğun günler
bekliyor" gibi çok sayıda mesaj, paylaşım ve açıklamalar yapıldı.

Terör örgütü, ayrıca darbe girişiminden 9 ay 10 gün önce yayınlanmaya başlanan, kapatılan Zaman gazetesinin reklamında, yeni doğan gülen bir bebek ve siren sesleri eşliğinde terk edilmiş sokaklar, bombalanan yerleşim yerleri gibi darbe anını çağrıştıran mesaj içerici görseller dolaşıma sokularak algı çalışması yürütüldü.

  • "Kötü olan darbe diyelim, gerisini siz tahmin edin"

Eski Today's Zaman Genel Yayın Yönetmeni firari Bülent Keneş, darbeden 9 gün öncesine denk gelen 6 Temmuz 2016'da Twitter hesabından "İyi bir çıkış yok artık! Kötü, daha kötü, en kötü çıkış var, Kötü olan darbe diyelim, gerisini siz tahmin edin" şeklinde paylaşımda bulunarak "darbe" ifadesini kullandı.

Bu tür paylaşımlarla planlı kalkışmadan önceden haberdar olduğu belirlenen Keneş, 2015 yılında İstanbul'da "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan gözaltına alınıp serbest bırakıldıktan sonra da "Hakim beyin, savcının, Başbakan'ın ve Cumhurbaşkanı'nın da ismini
koyacağım. Yaptıklarına pişman edeceğim. Serbest bıraktıklarına da pişman olacaklar." ifadeleriyle devlet organının tüm yetkililerini tehdit eden üslubuyla hesap sorma planları kurduğunu dillendirmişti.

  • "Sürgündeki Erdoğan ve Erdoğan sonrası döneme hazırlık" yazısı

Kapatılan Zaman gazetesinin logosu bulunan bir internet sitesinde, "Kerim Balcı" adıyla köşe yazarlığı yapan Abdulkerim Balcı, darbe girişiminden bir gün önce yayımladığı köşe yazısına, "Sürgündeki Erdoğan ve Erdoğan sonrası döneme hazırlık" başlığı atması dikkati çekti.

Yazısının içeriğinde "Beden kafeslerinde tutsak olmayanlar için bütün gelecekler yakındır ne de olsa.. Ne kadar uzak olursa
olsun, muttakilere va'd olunmuş olan o gelecek, madem ki gelecektir, yakındır. Madem kısadır, ona değil, ondan sonrasına bakmalı insan. Azığını Erdoğan sonrası döneme hazırlamalı" ifadeleriyle hayal ettikleri geleceğin darbeyle gerçekleşeceğine olan inancını ortaya koydu.

  • "Ya saraydadır, ya hapishanededir"

Youtube üzerinden yayın yapan "STV Medya" isimli sayfada, "Özgürlük Zamanı 15 Temmuz 2016 Canlı Yayın" başlığıyla yayınlanan 4 saat 8 dakika süren ve Şemseddin Efe'nin hazırlayıp sunduğu, FETÖ'cü Abdulkerim Balcı ve Şükrü Tuğrul Özşengül'ün konuk olarak bağlandıkları programda, darbe girişimi faaliyetlerinin başladığı ve devam ettiği sırada askeri darbeyi övücü söylem ve açıklamalar yapıldı.

Bu programda Abdulkerim Balcı, "Türkiye'de hiçbir zaman ordunun karşısına çıkacak bir polis gücü yoktur. dahası Türkiye Cumhuriyeti'nin ordusu en az üç defa başarılı. Birkaç defa postmodern anlamda başarılı, darbe girişiminde bulunmuş başarmış bir ülkedir." dedi.

Balcı konuşmasının devamında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın halkı sokaklara davet eden çağrısına tepki göstererek, "Anladığım
kadarıyla Cumhurbaşkanının, korktuğu şey sadece iktidarı kaybetmek
değil, çünkü Cumhurbaşkanı için iki ihtimal vardır. Ya saraydadır, ya
hapishanededir. Çünkü eminim Türk ordusunun elinde, bu darbeyi
yapanlarda herhalde dokümanların tamamını ellerinde
bulunduruyorlardır. Cumhurbaşkanını ömür boyu hapse attıracak
dokümanlar vardır." ifadelerini kullandı.

FETÖ kapsamında hakkında soruşturma yürütülen firari Emrullah Uslu, darbe girişiminden 4 ay önce Twitter hesabından 14 Mart 2016 tarihinde, "Bilet paramı ödemek isteyen Twitçiler lütfen 22 Temmuz 12 Ağustos
arasında DC- İstanbul için bilet alın? Emailimi biliyorsunuz.." şeklinde paylaşım yaptı. Uslu, söz konusu mesajına bir kullanıcının "dönmen kaç yıl sonra olur" sorusuna "2016 Temmuz…" yanıtını verdi.

  • "Profesör olacağıma keşke albay olsaymışım"

FETÖ soruşturması kapsamında hakkında yakalama kararı bulunan firari Osman Özsoy da darbe girişiminden bir gün
önce "Özgürlük Zamanı" isimli programda, şu ifadeleri kullandı:

"Ben profesör olacağıma keşke albay
olsaymışım, mesela bu süreçte daha fazla katkım olurdu… Bir albay olacaktım ben tamam mı, bu ülkeye daha fazla hizmet
ederdim şu an….Ya alt
yazı geçin TV kanallarına yarın sokağa çıkma yasağı var diye, bakın sokağa çıkıyorlar mı? Bütün
darbeler cuma günü oluyor… Çok güzel
günler geliyor ya. Hizmet hareketindeki arkadaşları çok yoğun günler
bekliyor."

  • "Yatakta basıp şafakta alacaklar"

Terör örgütü üyeliği ve çeşitli suçlardan hakkında yürütülen soruşturma kapsamında firari olan Tuncay Opçin de darbe girişiminden iki gün önce Twitter hesabından "Yatakta basıp şafakta alacaklar" şeklinde paylaşımda bulunarak, tehditlerde bulundu.

FETÖ'nün darbe girişiminden yaklaşık bir yıl önce örgütün yayın organı kapatılan Zaman gazetesinin reklamında da subliminal mesajlar verildi.

Bu reklamda siren sesleri eşliğinde boş görünümlü binalar, insansız sokaklar, terk edilmiş izlenimi veren yerleşim
yerinin havadan çekilmiş görüntüleri ile yeni doğmuş gülen bir bebeğin ekrana getirilmesinin yanı sıra askeriyenin kullandığı zırhlı araçlara ait top sesi eşliğinde Zaman gazetesinin logosu verildi. Kısa reklam filminin sonunda duyulan top sesiyle de başlangıçta gösterilen yerleşim yerinin bombalandığı algısı oluşturuldu.

  • Darbeden 9 ay 10 gün önce yayınlanan reklam filmi

15 Temmuz darbe girişiminden 9 ay 10 gün önce yayımlanan bu reklam filmindeki "Yeni doğmuş gülen bir bebek" ile diğer görüntüler, FETÖ'nün, darbe girişimi için uygun tarihi çok önceden belirlediğini de subliminal mesajla verdiği ortaya çıktı.

FETÖ soruşturması kapsamında hazırlanan iddianamelerde söz konusu film, darbe girişiminin bir faaliyeti olarak değerlendirildi.

GRAFİKLİ – FETÖ ihanete böyle hazırlandı: Anadolu'daki darbeye hazırlık toplantıları

ANKARA (AA) – TANJU ÖZKAYA – Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), İstanbul ve Ankara'nın yanı sıra Edirne, Denizli, Isparta, İzmir ve Malatya'da da darbeye hazırlık kapsamında ihanet toplantıları yaptı.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, elebaşı Fetullah Gülen'in darbe talimatını sivil imamlarından alan örgüt mensubu askerler, kendi birliklerinde hazırlıklara başladı.

Bu kapsamda toplantı düzenleyen darbecilerden eski 54. Mekanize Tugay Komutanı tuğgeneral Hidayet Arı'nın ismi dikkat çekiyor.

Sözde atama listesinde Edirne sıkıyönetim komutanı olarak atanan Arı, ihanet girişiminden bir gün önce Kırklareli'nin Babaeski ilçesinde, firari albay Uzay Şahin ve binbaşı Mehmet Murat Çelebioğlu ile tugay komutanlığının resmi konutunda bir araya geldi.

Darbe toplantısının ardından Edirne'ye dönen Arı, 15 Temmuz akşamı için yapılan görev dağılımını eski 55. Mekanize Piyade Tugay Komutanı tuğgeneral Bekir Koçak'a aktardı ve saat 03.00'te harekete geçileceğini söyledi.

Ancak darbe girişimi saatinin öne alındığını eski İstanbul 2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Özkan Aydoğdu'dan öğrenen Arı, soluğu karargahta aldı ve darbe faaliyetlerine başladı.

Arı, mahkemedeki savunmasında, toplantıyı darbe girişimine hazırlık kapsamında yapmadığını, görüşmede firari sanık Uzay Şahin'den bir proje aldığını iddia etti.

Ancak Arı'yı Edirne Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamedeki tespitler yalanlıyordu:

"Toplantı sonucu hiçbir şey almaksızın veya yine kendisinin beyan ettiği üzere, sadece bir proje teslimi için toplantı yapmasının askeri işleyişe ve devlet ciddiyetine uygun düşmediği, yanlarında bulunan diğer kişinin asker olup olmadığını dahi bilmediğini beyan ettiği, bu toplantının askeri kalkışmaya ilişkin olduğunda şüphe bulunmadığı değerlendirilmektedir."

  • İzinden döndü, darbe hazırlıklarına başladı

Sözde Denizli "sıkıyönetim komutanı" olarak atanan eski tuğgeneral Kamil Özhan Özbakır da darbe girişimi hazırlıkları kapsamında aktif rol alan isimler arasında yer alıyor.

Olay tarihinde 11. Komando Tugay Komutanı olan Özbakır, ihanet girişiminin başarılı olması için yüzlerce komandoyu Ankara'ya göndermeye çalışan darbeci olarak biliniyor.

Yıllık izinden 12 Temmuz 2016'da dönen Özbakır, akşam saatlerinde karargahtaki kameriyede kendisi gibi darbeci askerlerle toplantı yaptı ve görüşme sırasında söz konusu isimler cep telefonlarını ayrı bir yerde tuttu.

Darbe girişiminin yapılacağı bilgisini, görüştüğü isimlerle paylaşan Özbakır, burada görev dağılımı yaptıktan sonra darbe toplantılarına çevre illerde devam etti.

Özbakır, bir gün sonra sivil plaka taktırdığı resmi aracıyla Aydın'daki Söke Komutan Yardımcılığını ziyaret etti, daha sonra İzmir'e geçti. Darbeye yönelik temaslarının ardından Denizli'ye dönen Özbakır, temayüllere aykırı bir şekilde 14 ve 15 Temmuz'da ivedi bir şekilde tatbikat yapılmasını istedi.

Toplantılarının ardından ihanet gecesi üstleneceği görev kapsamında komutasındaki birliğini hazırlayan Özbakır, darbe startı verilmesiyle cunta faaliyetlerine başladı.

Özbakır, ihanet girişiminin ilk saatlerinde Ankara'ya götürülmeleri için yüzlerce komandonun Çardak Hava Meydan Komutanlığına intikal emrini verdi. Kayseri'den havalanan askeri kargo uçağı, pistin kapatılması nedeniyle komandoları alamadan geri döndü.

  • Komandoları Ankara'ya gönderecekti

    Darbe hazırlıklarının bir diğer adresi ise Isparta'da konuşlu Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı idi.

Eski Eğirdir Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkez Komutanı tümgeneral Akkaya ile eski Kurmay Başkanı albay Devran Çetinkaya'nın da aralarında bulunduğu 27 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, darbe hazırlıklarının detayları aktarıldı.

Buna göre Çetinkaya, darbe girişiminin bilgisini aldıktan sonra yıllık izinde olmasına rağmen kışlaya gelmeye devam etti.

Kapısını kilitlediği odasında saatlerce darbe planları çalışan Çetinkaya, daha sonra Isparta Terörizmle Mücadele Eğitim ve Tatbikat Merkezi Komutanlığındaki 40. Piyade Eğitim Alayının o dönemki komutanı eski albay Ahmet Yıldırım'a darbenin zamanını, ne şekilde gerçekleştirileceğini ve bu süreçteki rollerini anlattı.

Çetinkaya, bu görüşmeden sonra komando kursu gören Harbiyelilerin 32 kilometrelik eğitim yürüyüşünün güvenlik gerekçesiyle iptal edilmesini istedi.

Daha sonra Eğirdir'deki bir seyahat firmasının sahibinden asker sevkiyatı için kendisine bulabileceği kadar araç hazır etmesini talep etti.

Bütün hazırlıkları tamamlayan Çetinkaya, 15 Temmuz akşamı ise yüzlerce komandoyu darbe girişimine destek vermeleri için Ankara sevk etmeye çalıştı.

  • Tankları İzmir'e yürütecekti

Sözde Manisa ve İzmir sıkıyönetim komutanı olarak atanan eski tümgeneral Memduh Hakbilen de 15 Temmuz'dan günler önce darbe girişimine hazırlık yapan isimlerdendi.

Ege Ordusu Komutanlığı Kurmay Başkanlığı gibi önemli bir görevde olan Hakbilen, darbe girişiminden günler önce Ege Ordusu İstihkam Taburuna, yürürlükten kaldırılan Emniyet Asayiş Yardım Protokolü (EMASYA) kapsamında birliklerin hazırlanması talimatını verdi.

Hakbilen, ayrıca İzmir'in kritik kamu kurumlarının işgal edilmesi ve şehirde kontrolün sağlanması için Denizli'de konuşlu 11. Motorize Piyade Tugayı, Edremit'teki 19. Motorize Piyade Tugayı ve Bergama Alay Komutanlığındaki zırhlı araçların intikal için hazırlanmasını istedi.

Hakbilen, kendisiyle birlikte hareket eden darbecilerle son hazırlıkları gözden geçirdikten sonra ihanet saatini bekledi.

Darbe girişimi saatinin öne çekilmesiyle soluğu karargahta alan Hakbilen, günler öncesinden hazırlıklarına başladığı ihanet faaliyetlerine başladı.

  • Mahrem imamdan darbe hazırlığı itirafı

    Malatya'da FETÖ soruşturması kapsamında yargılanan ve itirafçı olan "mahrem imam" Y.D, örgüt mensubu askerlerin 15 Temmuz'dan önce darbe hazırlıkları yaptıklarını itiraf etti.

Darbe girişimi tarihi yaklaştıkça askerlerle daha az görüşmeye başladıklarını belirten Y.D, "2016 Mart ayından sonra örgütsel faaliyetlerimizde hissedilir şekilde azalma oldu. Sorumlu olduğumuz askerler eve gelmemeye başladı. Bu durumu benden sorumlu olan kişiye ilettim, 'Neden öğrenciler gelmiyor' dediğimde, 'İşleri yoğundur, bu sıralar böyle' cevabını verdi. Sorumlumuz olan Kemal, 'ByLock takip ediliyor, artık kullanmıyoruz' dedi ve ByLock'u telefonlarımızdan silerek, cihazları sıfırladı. Askerlerin eve gelmemesini, ByLock kullanımının durdurulmasını 15 Temmuz darbe girişimine hazırlık safhası olarak düşünüyorum." ifadeleriyle örgüt mensubu askerlerin 15 Temmuz'dan önce darbe girişimine yönelik hazırlık yaptıklarını ortaya koydu.

Sudan'da ordunun yönetime el koymasına dünyadan tepkiler

KAHİRE (AA) – Arap Birliği, Bahreyn ve Ürdün'den "ordunun yönetime el koyduğu Sudan'daki gelişmeleri ciddi bir şekilde takip ediyoruz ve tüm tarafları siyasi diyaloğa bağlı kalmaya çağırıyoruz" açıklamaları geldi.

Arap Birliğinden, Sudan'da ordunun yönetime el koymasına dair yapılan yazılı açıklamada, "Sudan'daki gelişmelerin ilgiyle takip edildiği" belirtildi.

Açıklamada, mevcut durumda herkesin hassasiyetle davranması gerektiği ifade edilerek, siyasi diyalog yoluyla ve Sudan halkının talepleri doğrultusunda "herkesin hak ettiği itibarlı, güvenli ve istikrarlı hayata" kavuşabileceği vurgulandı.

Bahreyn resmi ajansı BNA'nın haberinde, "Bahreyn, Sudan'daki mevcut gelişmeleri çok ciddi bir şekilde takip ediyor." ifadesine yer verildi.

Haberde Bahreyn'in, Sudan'ın egemenliğini, güvenliğini, istikrarını ve halkının çıkarlarını güvence altına alan her çözümü desteklediği kaydedildi.

Ürdün Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada da Sudan halkının beklentilerine cevap verilmesinin önemine dikkat çekildi.

Açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

"Ürdün, Sudan'daki gelişmeleri çok ciddi bir şekilde takip ediyor. Sudan'ın güvenliği ve istikrarının korunması ve halkın beklentilerine cevap verilmesinin önemini vurguluyor."

Bakanlığın açıklamasında, Ürdün'ün, halkın aradığı demokratik ve güvenli geleceği inşa etme konusundaki zorlukların üstesinden gelme çabasında Sudan'ın yanında yer aldığı vurgulandı.

Sudan Savunma Bakanı Avad bin Avf, dün devlet televizyonunda yaptığı açıklamada, askerin yönetime el koyduğunu ve Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir'in tutuklandığını bildirmişti. Bin Avf daha sonra Askeri Geçiş Konseyi Başkanı sıfatıyla yemin ederek göreve başlamıştı.

Anayasanın askıya alındığını, Başbakanlık, Meclis ve eyalet yönetimlerinin de feshedildiğini söyleyen Bin Avf, 2 yıllık bir geçiş döneminin başladığını kaydetmişti.

Sudan, 19 Aralık 2018'den bu yana hayat pahalılığının protesto edildiği ve Ömer el-Beşir'in görevi bırakmasının istendiği gösterilere sahne oluyordu.

Cumartesi günü yeniden alevlenen protestoların ardından Sudan ordusu dün sabah önemli devlet kurumlarını kuşatmış, iktidardaki Ulusal Kongre Partisi'nden onlarca ismi gözaltına almıştı.

AB'den Sudan açıklaması

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB), Sudan'da yönetime el koyan ordunun açıklamasının ülkedeki durum hakkında tatmin edici bilgi vermediğini bildirdi.

AB Komisyonu Sözcüsü Maja Kocijancic, yaptığı açıklamada, Sudan'da siyasi sürecin ülke halkının istekleri doğrultusunda, geçiş döneminin de sivil hükümet eliyle olması gerektiğini ifade etti.

Kocijancic, "Sudan askeri yönetiminin açıklamaları ülkedeki durum hakkında tatmin edici bilgi vermiyor." dedi.

Sudan Savunma Bakanı Avad bin Avf, ordunun ülke yönetimine el koyduğunu ve 2 yıllık geçiş döneminin başladığını duyurmuştu.

Katar'dan “Sudan halkının beklentileri karşılansın” çağrısı

DOHA (AA) – Katar, Sudan'daki taraflara devletin ulusal çıkarını koruma ve halkın beklentilerini karşılama çağrısında bulundu.

Katar resmi ajansı QNA'da yer alan açıklamada, Katar devletinin, "Sudanlı taraflara devletin ulusal çıkarını koruma ve halkın beklentilerini, adalet ve özgürlük taleplerini karşılama çağrısında bulunduğu" aktarıldı.

Doha yönetimi, Sudan halkının kanının dökülmemesi, barışçıl yolların takip edilmesi, siyasi süreci yönetmek için diyalog kurulması çağrısı yaptı.

Açıklamada, "Katar, Sudan halkının istikrarlı ve refah içinde bir Sudan inşa etmek için bu tarihi dönüm noktasını aşma kudretine güveniyor." ifadeleri kullanıldı.

Katar ayrıca, bölgesel ve uluslararası güçlere Sudan'ın birliğine destek olma çağrısı yaptı.

Sudan Savunma Bakanı Avad bin Avf, bugün devlet televizyonundan yaptığı açıklamada, ordunun ülke yönetimine el koyduğunu ve 2 yıllık geçiş döneminin başladığını duyurmuştu.

ABD Dışişlerinden Sudan'daki darbeye ilişkin ilk açıklama

WASHINGTON (AA) – ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Robert Palladino, ABD yönetiminin Sudan'da darbe olup olmadığına yönelik soruya Palladino, "Bu Sudan halkı için tarihi bir an, şu anda bu konuda nihai bir değerlendirmemiz yok." cevabını verdi.

Palladino, bakanlığın günlük basın toplantısında Sudan'daki darbe hakkında ABD yönetiminden gelen ilk açıklamayı yaptı.

ABD yönetiminin, Sudan'da darbe olup olmadığına yönelik soruyu Palladino, "Bu Sudan halkı için tarihi bir an, şu anda bu konuda nihai bir değerlendirmemiz yok." şeklinde yanıtladı.

"ABD, barışçıl ve demokratik Sudan'ı kuvvetli şekilde desteklemektedir." ifadesini kullanan Palladino, geçiş otoritesini, yönetimde sivil katılımına izin vermeye davet etti.

"Sudan halkı, kendisini kimin yöneteceğini kendi belirlemelidir." diyen Palladino, ABD'nin şu anki odak noktasının Sudan'daki ABD Büyükelçiliği çalışanları ve vatandaşlarının güvenliği ve refahı olduğunu vurguladı.

Palladino, "Sudan'daki durum şu an değişken, yakından takip ediyoruz." dedi.

Darbe mesajlarını inkar etti

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminde Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlere ilişkin, aralarında sözde "yurtta sulh konseyi" üyelerinin de yer aldığı 224 kişinin yargılanmasına devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda görülen duruşmada, darbenin İstanbul ayağını organize etmekle suçlanan sanık eski Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurumsal Dönüşüm Şube Müdürü kurmay albay Muzaffer Düzenli esasa ilişkin savunmasını yaptı.

İstanbul'daki ana darbe davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Yurtta Sulh Konseyi üyesi Düzenli, üzerine atılı suçlamaları reddetti, darbe girişimiyle ilgisinin bulunmadığını öne sürdü.

15 Temmuz akşamı darbe girişiminin yönetildiği Akıncı Üssüne iş yemeği vesilesiyle gittiğini ve burada alıkonulduğunu savunan Düzenli, "Görüntüler ifademi teyit ediyor. Gece boyunca aktif bir pozisyonda bulunmadım. Enterne edildiğimi ve cep telefonumun alındığını söylemiştim. Görüntülerde elimde telefon yok. Yıl içinde ve daha önceki yıllarda da benzeri ziyaretlerde bulundum. Akıncı ziyaretim hayatın ve askerliğin olağan akışı ve temayüllere son derece uygun. Amirimden müsaade de aldım. Askeri personel istediği her askeri yerleşkeye gidebilir. İddialar mesnetsiz, suçlamalar hayali." dedi.

  • Mesajları kabul etmedi

Genel darbe planının İstanbul organizasyonunu yaptığı iddiasını kabul etmeyen Düzenli, hakkında ifade veren Murat Yanık'ın beyanlarını reddettiğini söyledi.

Yurtta Sulh Konseyi üyesi olduğunu kabul etmeyen Düzenli, söz konusu konseye ilişkin iddiaların tümüyle uydurma olduğunu öne sürdü. Muzaffer Düzenli, "Yurtta Sulh Konseyinin varlığı maddi kanıtlara ve somut delillere dayanmıyor. Şahsıma bu kapsamda yönetilen iddia ve suçlamaları reddediyorum. Yurtta Sulh Konseyi şeklinde bir oluşum, akla, mantığa ve hayatın olağan akışına uygun değil. Benim böyle bir oluşumun üyesi olduğuma ilişkin iddiaların hukuki bir karşılığı da yok." diye konuştu.

FETÖ üyeliği suçlamasıyla ilgili de savunma yapan Düzenli, dosyada örgüt üyesi veya yöneticisi olduğuna dair hukuki değere sahip bir delil bulunmadığını iddia etti.

Darbe girişimi sırasında 66. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığından İstanbul Emniyetini işgale giden eski yarbay Osman Akkaya'nın cep telefonundan elde edilen "Yurtta Sulh Biziz" adlı WhatsApp grubundaki mesajlarını kabul etmeyen Muzaffer Düzenli, "Toplanan kalabalıklar ateşle dağıtılacak.", "Tüm zırhlı unsurlar sahaya insin.", "Toplanan kitlelere ve askeri kuvvetlere karşı duran polislere silahla, tanklarla sert şekilde müdahale edilecek." ve "Arkadaşlar, çok şükür Ankara ve İstanbul'da birçok hedef ele geçirildi. TRT'de bildiri okundu. Aynen devam. Harekatımıza karşı duranlara sert karşılık verilecek." şeklindeki mesajların kendisine ait olmadığını öne sürdü.

Düzenli, " WhatsApp üzerinden bir takım kişilerin ismi açık açık kullanılarak kumpas kurulmuş. Osman Akkaya isimli şahısla hiçbir irtibatım yok. Yazışmalar benim değil onun telefonundan elde edildi. Yazışmalarla bir alakam yok, içerikleri kabul etmiyorum. Başka birinin telefonundan alınan bu yazışmalar hukuku delil sayılamaz. Teknik inceleme yapılırsa bu ortaya çıkarılır. Tarafsız bilirkişi incelemesi talep ediyorum."

Sanık Muzaffer Düzenli'nin savunmasının ardından yarın devam edilmek üzere duruşma tamamlandı.

GRAFİKLİ – “Kaçalım mı?” mesajı atan darbeci, inkarı seriye bağladı

KIRKLARELİ (AA) – UFUK ERTOP – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki hain darbe girişiminin en etkin isimlerinden biri olduğu delillerle ortaya konan, dönemin Lüleburgaz 65. Mekanize Piyade Tugay Komutanı eski tuğgeneral Cemalettin Doğan da, yargılama aşamasında inkarı seçti.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası tutuklanan Doğan ve birliğinden kalkışmaya destek verdiği belirlenen 81 kişi hakkında darbe yanlısı olduklarına ilişkin deliller, Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığınca 800 sayfalık iddianamede yer aldı.

FETÖ'nün darbe girişiminin başlamasına 2 saat kala yıllık izinde olmasına rağmen birliğe gelen Doğan, cuntacıların kurduğu ve kalkışmayı yönettikleri "Yurtta Sulh Biziz" WhatsApp grubunda, darbe teşebbüsünün en aktif isimlerinden firari eski albay Uzay Şahin ve grubun kurucusu eski binbaşı Mehmet Murat Çelebioğlu ile yazıştı.

"Benim Lüleburgaz'dan gönderdiğim tabur, polis barikatını aşamadı. Polisler tabur komutanını tutuklamış", "Bir an önce yukarılardan asimetrik bir şeyler yapılmalı yoksa aşağıda problem büyüyebilir", "Kaçalım mı?" şeklindeki yazışmaları deliller ile ortaya konmasına rağmen darbeci Doğan, savcılıkta inkar stratejisini uyguladı.

  • Mahkemede de inkar stratejisi

Darbeci Doğan ve beraberindeki 81 eski askerin, 20 Şubat 2017 tarihinde Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına başlandı.

Hakkında 4 kez ağırlaştırılmış müebbet istenen Doğan, FETÖ üyelerinin başvurduğu "ne olursa olsun inkar et" stratejisini, savcılıkta olduğu gibi mahkemede de sürdürdü.

  • 15 Temmuz'da birliğe eşini protesto için gelmiş

Doğan, mahkemedeki savunmasında, darbe girişiminden haberi olmadığını ileri sürerek, birliğe eşini protesto için geldiğini iddia etti.

Darbe gecesinin yaşandığı gün ailesiyle Bodrum'da tatilde olduğunu savunan Doğan, tatilde otomobil ile yaptığı ufak çaplı bir kaza sonrası eşiyle ciddi bir tartışma yaşayarak yanından ayrıldığını belirtti.

Savunmasında "moralim de çok bozulduğundan acil olarak, Lüleburgaz'a dönme kararı aldım. Amacım eşimi protesto etmekti" bahanesini uyduran Doğan, darbe teşebbüsünü televizyondan öğrendiğini ileri sürdü.

İddianamede "İlçedeki olayları panik halinde, WhatsApp'ta oluşturdukları 'Yurtta sulh biziz' adı verilen gruba aktardığının" yer aldığı bilgisine karşın Doğan, darbecilerle bir ilgisinin bulunmadığını iddia etti.

İddianamede yer alan WhatsApp grubuna "Lüleburgaz çıkışında polis barikat kurmuş, bizimkiler çatışmaya girebilir" yazdığı bilgisinin gerçek dışı olduğunu savunan Doğan, "Makama tahsis telefonum sürekli yanımda bulunurdu. Ben cep telefonumun haricinde makam aracımı özel işlerimde asla kullanmadım. Lüleburgaz'a dönerken bile bir personelim kendi aracıyla beni Çorlu'dan aldı. Beni anlamak için benim gibi düşünülmesi gerekiyor." ifadelerini kullandı.

  • "17-25 Aralık işleri kolaylaştırmış"

Gözaltına alınmasının ardından evinde yapılan aramada bir defter içerisinde "17-25 Aralık işleri kolaylaştırdı" yazısını, kendisinin yazdığını kabul eden Doğan, yazının hiçbir maksat taşımadığını ve suç teşkil etmediğini savundu.

General ve amiral oryantasyon eğitiminde, dönemin Genelkurmay 2. başkanının bunu eğitimde söylediğini öne süren Doğan, "Ben de bunu ajandama yazdım. '17-25 Aralık işleri kolaylaştırdı' sözlerinde bir art niyet bulunmuyor. Bunu devletin o dönemde paralel yapıyı deşifre ederek kararlılığını anlatmak maksadıyla söylemişti. Eğer bu kelime suç teşkil ediyorsa, bu suç bana ait değil, Genelkurmay 2. başkanına aittir. Bu notları tutmamdaki amaç, askeriyede komutanlar boşuna konuşmaz anlayışıyla not ettim.'' dedi.

Akranlarından 1 yıl önce terfi etmesine ilişkin de savunmada bulunan Doğan, terfisinin teamüllere uygun gerçekleştirildiğini öne sürdü.

  • "Cemalettin Doğan'ın darbe yanlısı olduğunu hissettim"

Tanık ifadeleri arasında, olay tarihinde Çorlu'daki 5. Kolordu Komutanı olan emekli Korgeneral Alparslan Erdoğan'ın da beyanlarına yer verildi.

Erdoğan beyanında, Doğan, yarbay Latif Çiçek ve binbaşı Servet Arslan'ın o gece darbe yanlısı olarak hareket ettiklerini belirtti.

Doğan'ı, darbe yanlısı bir harekete katılmamaları ve kışladan çıkmamaları için uyardığını aktaran Erdoğan, Doğan ile ilk telefon görüşmelerinde tereddütler hissettiğine de ifadesinde yer verdi.

Erdoğan'ın kayıtlara geçen beyanında, şu ifadeler yer alıyor:

"O gece birliklere bazı yazılar geldiğini öğrendim. Cemalettin Doğan'ın darbe yanlısı olduğunu hissettim. Doğan'ı telefonla aradığımda cevap vermedi. Ardından Doğan'a, 'Tanklar hareket ederse, suç işleyeceksin' diye mesaj attım ama yine de birlikleri çıkarmış. Ardından birkaç personeli arayarak, Doğan'ın emirlerine uymamaları yönünde bilgiler verdim. Daha sonra da Doğan'ın tutuklanmasını istedim. 2. birliğin hareket ettiğini öğrendiğimde, yarbay Çiçek'i birkaç kez aradım başta cevap vermedi. Daha sonra telefonu açtı. Kendimi tanıttım, telefonu suratıma kapattı.''

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da mesajını dikkate almamış

Darbeci Doğan'ın, HTS kayıtlarında yapılan incelemeler sonucu darbe girişiminin yaşandığı gece, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı cep telefonlarına gönderilen mesaj da bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Türk milletinin değerli evlatları, bu hareket, Ankara'da ve İstanbul'da devletin zırhlı araçlarını ve silahlarını gasbetmiş dar bir kadronun 70'li yıllardaki gibi davranarak millete karşı bir kalkışmasıdır. Şerefli Türk milleti, demokrasine ve huzuruna sahip çık. Türk milletini sindireceğini düşünen bu dar kadronun hareketine karşı sizleri sokağa ve milletinize sahip çıkmaya çağırıyorum. Devletine ve milletine sahip çık. Recep Tayyip Erdoğan." mesajının da, Doğan'a ulaştığı tespit edildi.

Doğan'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajına da aldırış etmeden, kışladan askeri birliğin İstanbul'a intikal etmeleri için çıkış emrini verdiği belirlendi.

Eski tuğgeneral Cemalettin Doğan, Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı davada, "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme" suçundan, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edildi.

“Sisi iktidarını müebbetleştirme telaşında”

İSTANBUL (AA) – GÜLSÜM İNCEKAYA – AK Parti Genel Başkan Danışmanı ve İbn Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasin Aktay, Mısır'da insan hakları noktasında nefes alınacak küçük bir sahanın da anayasa değişikliği ile yok edileceğini belirterek, "Bu anayasal değişikliğin toplumu ya da Mısır'ı güçlendirmek gibi bir amacı yok. Sadece darbeci generalin, iktidarını biraz daha müebbetleştirmek, ebedileştirmek için telaşla aldığı bir karardır." dedi

Mısır'da cumhurbaşkanlığı süresini 4 yıldan 6 yıla çıkaracak ve Abdulfettah es-Sisi'nin üçüncü dönem adaylığının önünü açacak olan anayasa değişikliği teklifi, 14 Şubat'ta parlamentoda prensipte kabul edildi. Sisi'nin üçüncü dönem adaylığının önünü açacak anayasa değişikliğini AA muhabirine değerlendiren Prof. Dr. Yasin Aktay, Sisi'nin kendisine destek veren uluslararası iktidarların, hızla düşeceğine dair duyduğu kaygı nedeniyle hızlıca bu kararı aldığını belirtti.

Prof. Dr. Aktay, 2013 yılında Rabia Meydanı'nda Mısır devleti eliyle katliam gerçekleştiğini, aradan geçen zamana rağmen halen idam cezalarının infazı ile bu katliamların devam ettiğini söyledi.

Son zamanlarda Mısır'da gerçekleşen idam cezalarına karşı dünyanın tepkisiz kalmasına şaşırmadığını ifade eden Prof. Dr. Aktay, "Mısır'da devlet, asker ve polis eliyle barışçıl gösteri düzenleyen binlerce insanı, meydanlarda makinalı silahlarla taranırken aslında dünyayı ayağa kaldırması gereken bir hadiseydi. Mısır dünya ile irtibatı olmayan bir Afrika ülkesi değil. Mısır, tarihi ve medeniyet geçmişi, dünya ile entegrasyon geçmişi ile İslam dünyasının en büyük, en güçlü bir kaç ülkesinden biri. Ve böyle bir günde 3 bin insan katledildi. Dünyadan hiçbir ses çıkmadı. Hatta Mısır'da yapılan darbeye uluslararası toplum darbe demeye bile imtina etti. Sisi'yi ve darbecileri koruyan hassasiyet, ABD ve Avrupa'nın şu ana kadar övündüğü bütün değerleriyle çelişen bir hassasiyet." diye konuştu.

Prof. Dr. Aktay, darbe ve darbecilere karşı uluslararası toplumun tepkisinin Arap dünyasında özellikle de Mısır halkı tarafından büyük bir hayal kırıklığı ile karşılandığını vurguladı.

Mısır'da farklı bir sürece geçişin yaşandığını dile getiren Prof. Dr. Aktay, şöyle konuştu:

"Mısır'da darbe yapanların yargılanması gereken bir süreç yaşanması gerekirken, bu olmuyor. Çünkü onları yargılayacak bir karşı darbenin gerçekleşmesi gerekiyor. Maalesef bu gerçekleşemiyor. Darbeciler halen iş başında ve insanların hayatlarını, mallarını, geleceklerini çalıyorlar. Adeta Rabia meydanında sağ bıraktıkları, öldüremediklerini şimdi hukuk kılıfı içine sokarak idam ediyorlar, katlediyorlar. Üstelik işkence altında aldıkları ifadelere dayanarak gerçekleştiriliyor. Uluslararası hukuk sisteminin hiçbir kuralına uyulmadan, adil bir yargılama asla söz konusu olmaksızın işkence altında alınmış ifadelerle apar topar yargılanan 7 gence idam cezası hemen uygulandı. Bu hukuka dayalı bir karar değil bu bir katliamdır. Bu katliamlar Mısır'ın nasıl bir durum içinde olduğunu gösteriyor. Maalesef Mısır halkı ciddi bir hukuksuzluk cenderesi içinde bulunuyor."

  • "ABD, Mısır'da yaşananların suç ortağıdır"

Aktay, ABD'nin Mısır'da 7 gencin idamıyla ilgili "meşru" açıklamasını "ABD, Mısır'da yaşananların suç ortağıdır." şeklinde tanımladı.

Hiçbir hukuki dayanağı olmayan idamlarla ilgili ABD'nin meşrudur beyanının utanç verici olduğunu dile getiren Prof. Dr. Aktay, "Eninde sonunda bunun hesabı, bizzat Amerikan halkı tarafından ABD yönetimine sorulacaktır ve sorulmaktadır da zaten. Demokrat Parti, hatta Cumhuriyet Parti içinde de bir bölünmeye yol açmış durumda. Bu kabul edilebilir bir şey değil. İnsan vücudunu sızlatan bu duruma birilerinin özellikle de Amerikan devletinin böyle bir açıklama yapması Amerikan demokrasi tarihine, insan hakları tarihine bir leke olarak geçmiş olacaktır." şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Aktay, Avrupa ülkelerinin Mısır'daki idamlar karşısında takındığı iki yüzlü tavrı da eleştirerek, şu ifadeleri kullandı:

"Bırakın idamı, idam tartışmalarına bile tahammül edemeyen Avrupa Birliği üyesi ülkelerin liderleri Şarm El Şeyh'de düzenlenen Arap Birliği Zirvesinde hep beraber adeta Sisi'yi kutladılar. Sisi'nin idamları savunduğu konuşmasını da alkışladılar. Sisi, onlara insan hukuksuzluğu nutku çekti onlar da bu hukuksuz manifestosunu alkışladılar."

  • "Mısır'daki askeri rejim halkı için risk oluşturmaktadır"

Prof. Dr. Aktay, Mısır'daki darbe ve darbe sonrası yaşananları Türkiye örneği üzerinden değerlendirerek, Türkiye'nin darbe sorununu çözdüğünü, Türk ordusunun demokratik sisteme bağlı ama eskisinden çok daha güçlendiğini kaydetti.

Türkiye'de askerin artık siyasete tabi olduğunu ifade eden Prof. Dr. Aktay, tüm kurumlarının yerini bilmesi durumunda sistemin daha iyi işlediğini ona göre de ülkenin çok daha güçlü olduğunu vurguladı.

Askeri rejimin iktidarda olmasından dolayı Mısır'da sistemin tamamen çöktüğünü aktaran Prof. Dr. Aktay, "Askeri yönetim ekonomiyi de kontrol ettiği için Mısır ciddi bir yolsuzluk sarmalının içinde. Tüm ülke kaynaklarını tek başına sömüren bir yapı. Dolayısıyla Mısır'daki askeri rejim kendi toplumunun geleceği ve gelişimi açısından ciddi bir risk unsuru oluşturmakta." dedi.

Mısır'da Cumhurbaşkanlığı süresini 4 yıldan 6 yıla yükseltecek ve Sisi'nin üçüncü dönem adaylığının önünü açacak olan anayasa değişikliği teklifi ile ilgili gelişmeleri de değerlendiren Prof. Dr. Aktay, şunları kaydetti:

"Bu anayasal değişikliğin toplumla ya da Mısır'ı daha da güçlendirmek gibi bir amacı yok. Bu anayasal değişiklik sadece darbeci generalin iktidarını biraz daha müebbetleştirmek, ebedileştirmek için telaşla aldığı bir karar. Bugün bu kararın alınmış olmasının en önemli sebebi ABD Başkanı Donald Trump halihazırda iktidardayken onun da rızasını ve desteğini alarak işi kotarmak. Çünkü bu bir telaş. Aynı zamanda Suudi Arabistan'da muhtemel gelişmeler bekleniyor.

Hazır Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri destek veriyorken böyle bir kararı apar topar geçirmek gibi bir niyet taşıyorlar. Çünkü kendisine destek veren bu uluslararası iktidarların hızla düşeceklerine dair bir kaygı taşıyor Sisi. Onlar düşmeden en azından kendi konumunu sağlama almak gibi bir bencillik içerisinde. Bu anayasa değişikliği Mısır toplumuna bir katkı sağlamanın tam tersine diktatöryal askeri yönetimi daha da derinleştirecek, pekiştirecek ve insan hakları konusunda nefes alacak küçük bir saha kalmışsa onu da yok edecek."