2019 yılı bütçesi TBMM Genel Kurulunda

TBMM (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 2019 yılı bütçesinin demokratik bir ortamda değil bir "sivil darbe" döneminde hazırlandığını öne sürerek, bütçenin bu çerçevede dikkate alınıp değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, 2019 yılı bütçe teklifinin tümü üzerindeki görüşmelerde CHP Grubu adına konuşan Kılıçdaroğlu, bütçenin belirleme, onaylama, denetlemeyi içerdiğini ve bu hakkın monarşiye karşı mücadelelerden sonra parlamentonun elde ettiği bir hak olduğunu belirtti.

Orta Vadeli Program ve Orta Vadeli Mali Plan'ın yayımlanma zamanlarının belirli olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, her seferinde bunların açıklanmasının gecikmesi nedeniyle çeşitli gerekçeler sıralandığını, ancak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçilmesinin ardından da bunların zamanında yayınlanmadığını ifade etti.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"İktidar partisinin saygıdeğer milletvekillerine seslenmek isterim; yetki verdiniz, güç verdiniz hatta kendi yetkilerinizi de devrettiniz. Şu soruyu sormayacak mısınız; 'Bütün imkanları verdik sana. Niye Orta Vadeli Program ile Orta Vadeli Mali Plan'ı zamanında yayınlamadın? Elinden tutan kim, kim engel oldu sana?'

İkincisi parlamentoya saygı gösteren bir yürütme organı, parlamentoya sevk ettiği bir kanun teklifi çıkmadan, o konuda çaba harcamaz. Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi (FİKKO) kurulmuş. Kanun teklifi verilmiş. Ama işin başında olan damat bey şunu söylüyor: 'Biz iki kez üst üste toplantı yaptık, faaliyetlerimize devam ediyoruz.' Peki bu, parlamentoya saygısızlık demek değil midir? Parlamentodan çıkmayan bir organ oluşturuyorsunuz, toplantılarını yapıyorsunuz. Sanki kanun çıkmış gibi de sonuçlarını kamuoyuyla paylaşıyorsunuz.

Özellikle iktidar partili milletvekillerine sesleniyorum; yetki ve güç vereceksiniz, 'Ne yaparsanız yapın, biz nasıl olsa arkanızdayız' düşüncesine sahipseniz, kendinizi kurşun asker konumuna sokmuş olursunuz. Onlar da hadlerini bilecekler, biz de görevimizi bileceğiz. Elbette bu kanun teklifi yapılabilir, kabul edilebilir. İtirazımız yok ama parlamentodan geçmiş gibi irade sergilemek doğru değildir."

Kılıçdaroğlu, 2019 bütçesinin önceki bütçelerden farklı şekilde hazırlandığını belirterek, "2019 yılı bütçesi, bir ekonomik kriz döneminde hazırlanmıştır ve ekonomik krizin önümüzdeki süreçte daha da derinleşmesi beklenmektedir. Bu bütçe, demokratik bir ortamda değil bir sivil darbe döneminde hazırlanmıştır. Dolayısıyla bu bütçenin bu çerçevede dikkate alınıp değerlendirilmesi lazım." ifadelerini kullandı.

  • "Asgari ücretlilerin sorunlarına da çözüm içermiyor"

Bütçenin krizin faturasını kimin ödeyeceğini de ortaya koyması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu bütçenin asgari ücretin altında ücret alan 1 milyon 800 bin kişinin yarasına merhem olmayacağını savundu.

2019 yılı bütçesinin 6 milyon 700 bin asgari ücretlinin sorunlarına da çözüm içermediğini öne süren Kılıçdaroğlu, bütçenin işsizlerin problemlerini de ortadan kaldıramayacağını iddia etti.

Kilis'te çekildiğini belirttiği iki fotoğrafı gösteren Kılıçdaroğlu, "Türkiye İş Kurumu, bir yıldan daha az çalışacak işçi arıyor. Kadınlar ayrı, erkekler ayrı kuyrukta. Size çok güzel laflar, çok sert eleştiriler yapmayacağım. Elinizi vicdanınıza koyun, bu iki fotoğrafa bakın. 16 yılın sonunda Türkiye'yi böyle bir tabloyla karşı karşıya getirmenin vebali kime aittir? Vebali, sarayda oturan ve onun çevresindekilere aittir, size değil. Bu bütçe, işsizlik sorununa çözüm üretmiyor." diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin zorlamasıyla emeklilere birer maaş ikramiye dağıtıldığını savunarak, bugün 4 milyon emeklinin iş aradığını öne sürdü.

Çiftçinin gübre, ilaç, akaryakıt fiyatları nedeniyle çok zor durumda olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, AK Parti iktidarlarının, tarımsal destek tutarının Gayrı Safi Milli Hasıla'nın yüzde 1'i oranında çiftçiye destek verilmesine yönelik düzenlemeyi ihlal ettiğini iddia etti.

Tarımsal desteğin hiçbir zaman yüzde 1'i bulmadığını söyleyen Kılıçdaroğlu, "Çiftçilerin 2006'dan 2019'a kadar AK Parti hükümetlerinden alacağı ne kadar? 154 milyar 850 milyon lira. Yüzde 1'ini verseydiniz 154 milyar lirayı çiftçiye vermiş olacaktınız. O zaman ne mercimek ne saman ithal ederdiniz. Hayvan ithal ediyorsun, canlı. Onu beslemek için samanı da ithal ediyorsunuz. Böyle bir tabloyla Türkiye hiçbir zaman karşı karşıya kalmadı." dedi.

  • "Çiftçinin ne traktörü ne toprağı kaldı"

TBMM Başkanı Binali Yıldırım'ı işaret eden Kılıçdaroğlu, "Başbakanlık yaptığı dönemde Balıkesir'de konuşması var; 'Deponun yarısı sizden, yarısı bizden.' Sayın Başkan, değerli milletvekilleri bırakın deponun yarısını, çiftçinin ne traktörü ne toprağı kaldı. Hepsi icralık." ifadesini kullandı.

Bütçenin esnaf için de herhangi bir çözüm getirmediğini savunan Kılıçdaroğlu, esnafın ağladığını ileri sürdü.

Bülent Ecevit hükümetinin kriz sonrası bütün önlemleri aldığını, AK Parti iktidarının hazıra konduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, "Şimdi Türkiye'yi 16 yıl sonra aynı noktaya ama daha ağır şartlarla getiriyorsunuz." diye konuştu.

Vatandaşın borcunun da AK Parti hükümetleri döneminde ciddi oranda arttığını söyleyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"AK Parti hükümetleri döneminde vatandaşların borcu tam 79 kat artmış durumda. Borç 522 milyar lira. Vatandaş borç batağında, nefes alamıyor. 522 milyar lirayı bu vatandaş nasıl ödeyecek? İnsaf denilen bir şey var. Sadece tüketici kredisi borçlarının artış oranı 229 kat. 56 milyon liradan 12 milyar 833 milyon liraya çıkmış. İnsanda biraz insaf olur. Vatandaş 'Türkiye nereye gidiyor'la ilgilenmiyor, 'akşam eve nasıl ekmek götüreceğim'le ilgileniyor. Ocak-ekim arası, 10 ayda icraya düşen vatandaş sayısı 1 milyon 56 kişi. Saray hükümetinin vatandaşlara yüklediği yükler var. Borç batağına sokuyorsunuz, ayrıca 'faiz ödeyeceksiniz.' diyorsunuz. Bu yılın ocak-ekim döneminde vatandaşların ödediği faiz 55 milyar 500 milyon lira. Kim ödüyor bu faizi? Sırtı kalınlar mı ödüyor, asgari ücretli mi? Yemin billah ediyorum, bu saray hükümeti ve çevresinde dolananların tamamı tefecilere hizmet ediyor. Kredi kartı ve tüketici kredisi borçlarına vatandaş, 2003'ten 2018 yılı ekim ayına kadar 433 milyar 490 milyon lira faiz ödedi."

  • "Vallahi de billahi de haramdır"

AK Parti'li milletvekillerini eleştiren Kılıçdaroğlu, "Sürekli yürütme organını alkışlamak, sizi kurşun asker konumuna sokar. Elinizi vicdanınıza koyarak oyunuzu kullanın. Yapmayın; günaha, harama ortak olmayın. Vallahi de billahi de haramdır. Türkiye Cumhuriyetinde hangi hükümet bu kadar faiz ödedi? 'Faize karşıyız'. Bütün devlet, bütün vatandaşlar faiz için çalışıyorlar." dedi.

Sanayicinin üretemediğini savunan Kılıçdaroğlu, üretimin ithalata bağımlı olduğunu söyledi.

Merhum Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın, AK Parti'nin ilk mali affı sırasında bir daha af çıkarılmayacağı yönünde açıklama yaptığını anımsatan Kılıçdaroğlu, "Bütün dünyada en çok mali af çıkaran hükümet, bu hükümet. Fransa, Almanya'ya sorun bakalım; kaç yıl önce mali af ilan etmişler. İsterseniz 100 sefer yapın, borç batağındaki vatandaş nasıl vergisini, sigorta primini ödeyecek ki? Ödeyemiyor. Af çıkarıyorsun, 'Ödeyemiyorum' diyor. Nefes alamıyor. Siz de arka arkaya af çıkarıyorsunuz. İstediğiniz kadar çıkarın, ödeyemeyecek." ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, 2019 yılı bütçesinin, KOBİ'lere ve emeklilikte yaşa takılanlara yönelik de bir çözüm getirmediğini belirterek, şunları söyledi:

"Beni yaralayan ne biliyor musunuz? Vatandaş hak talebinde bulunur, siyasi iktidar karşı çıkabilir. Ama hiçbir kişi kendi vatandaşını 'türedi' diye tanımlamaz. Hele hele cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturup, kendi vatandaşını hak istedi diye 'Bu türediler.' diye hitap edemez. O lafı ediyorsa, hiç kimsenin cumhurbaşkanı değildir. Kendi vatandaşına hiçbir siyasetçi de vatandaş da diğerine 'türedi' demez. 'Niye hak istiyorsun' diye aşağılamak doğru değil."

  • "Vatandaşı eti gramla alır hale getirdiniz"

İnşaat işçilerinin 4 ayda elde ettikleri gelirle 7-8 ay geçinmeye çalıştıklarını anlatan Kılıçdaroğlu, "Vatandaşı eti gramla alır hale getirdiniz. 16 yıldır yönetiyorsunuz, memleketi bu hale getirdiniz. Ben sizi suçlamıyorum. AK Parti grubuna bir şey demiyorum bu süreçte. AK Parti grubunun kabahati, onların her dediğine 'evet' demektir. Siz de 'Kusura bakma, memleketi bu hale neden getirdin?' deme cesareti gösterin. Benim sizden istediğim bu." şeklinde konuştu.

Kılıçdaroğlu, öğrencilerin yurt sorununun bir yıl içerisinde çözülebilecekken 16 yıldır çözülemediğini savunarak, iktidarın gençlere bu hizmeti çok gördüğünü ileri sürdü.

Şu anda elektriği, doğal gazı ve suyu kesilen aileler bulunduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sadece İstanbul'da 580 bin 201 konutun suyu kesildi. Bu ailelere su hakkını da mı reva görmüyorsunuz? 493 bin 219 konutun da doğal gazını kesiyorsunuz. Bunu yapan insanlarda vicdan var mı, uzayda mı yaşıyorlar? Bu, bir soru önergesi üzerine İstanbul Büyükşehir'in verdiği cevap. Bu bütçe bunlara bir çözüm getiriyor mu? Bunlar unutulmuş insanlar. Bizim insanlarımız ama görünmeyen insanlarımız. Asgari ücretin altında ücret alanlar görünmüyorlar."

Şehitlere yönelik farklılaştırmanın doğru olmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, "Şehidin A'sı, B'si olur mu? Gazinin A'sı, B'si olur mu? Burada bile ayrımcılık yaptı bu yürütme organı. İnsanda biraz vicdan olur. Güvenlik güçleri karda kışta, buzda, eksi 30 derecede teröre karşı mücadele ediyor, şehit düşüyor. 'Sen şehitsin' diyorsun. 15 Temmuz… 'Gel kardeşim, başımın üstünde yerin var.' İkisi de bizim şehidimizdir. Ayrım neden yapıyorsunuz? Allah aşkına elinizi vicdanınıza koyup bu soruyu yürütme organına sordunuz mu?" dedi.

24 Aralık 2017'de çıkarılan bir kanunla şehit yakınları ve gazilere yönelik bir kampanya başlatıldığını ve para toplandığını anımsatan Kılıçdaroğlu, "Nerede bu para? 2 yıl geçti. Kampanya dediğin nedir Allah aşkına? Acaba o parayı da mı yürüttüler? Aklımıza o geliyor. Yürütme organının öyle bir özelliği var; her şeyi yürütmek." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, bütçenin, AK Parti'nin, seçim meydanlarında öğretmenler ve sağlık çalışanları başta olmak üzere bazı meslek gruplarına yönelik 3600 ek gösterge vaadini de içermediğini belirterek, şöyle konuştu:

"Niye vermiyorsunuz? Niye söz verdiniz millete? İYİ Parti'li arkadaşlar kanun teklifi, önerge verdiler, reddettiniz. Niye reddediyorsunuz? Siz verin kanun teklifini, biz kabul edelim. Vatandaşın lehine olup da buraya gelen bir şeye nasıl olup da elinizi 'hayır' diye kaldırıyorsunuz? Vatandaşın lehine gelenlere 'hayır', sarayın lehine gelenlere 'evet' oyunu kullanıyorsunuz. Beni asıl yaralayan nokta budur." sözlerini sarfetti.

İktidarın "Vergiyi tabana yayacağız." şeklinde açıklamalarda bulunduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, "Vergi zaten tabanda. Geliri tabana yay da yukardan vergiyi al." dedi.

Milyarlarca dolar kazananlar beş kuruş vergi vermezken, yeni doğan bebekten emekliye her kesimin vergi ödediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, kadroya alınmayan hala onbinlerce taşeron işçi bulunduğunu savundu.

  • "20 Temmuz darbesinden sonra gelen bütçe"

Kılıçdaroğlu, 2019 yılı bütçesini eleştirerek, "Bu bütçe, siyasi açıdan da bir darbe bütçesidir. Normal zamanda gelen bir bütçe değildir, toplumun baskılandığı dönemde gelen bir bütçedir. Hiç kimse sesini çıkaramıyor. 20 Temmuz darbesinden sonra gelen bütçedir." diye konuştu.

Türkiye'de yasama, yürütme ve yargının tamamen bir kişinin yönetiminde olduğunu, güçler ayrılığı ilkesinin işlemediğini, devlet yönetiminde bulunması gereken denetleme ve denge organlarının çalışmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, öte yandan medyanın yüzde 90'ının da bir kişinin kontrolünde olduğunu ve medyanın muhalefete tüm kapılarını kapattığını söyledi.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de kimin terörist veya ajan olduğuna bir kişinin karar verdiğini, mahkemelerin de bunu onayladığını, Türkiye'de insanların mahkemelerde savunma haklarının kısıtlandığını, iddianamelerin aylarca hazırlanmadığını, avukatların bile yasalara aykırı olarak tutuklandığını iddia etti .

(Sürecek)

FETÖ firarisi eski yarbayın yargılandığı dava

DENİZLİ (AA) – Denizli'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin 40'ı tutuklu 64 sanığın yargılandığı davada firari olduğu için dosyası ayrılan eski 11. Komando Tugay Komutanlığı kurmay başkanı yarbay Fahrettin Demir'in yargılanmasına devam edildi.

Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin tefrik kararı neticesinde kovuşturmaya devam edilen davanın duruşmasına, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı avukatı Zafer Ersin Topoğlu katıldı.

Sanık hakkındaki yakalama emrinin henüz infaz edilmediği belirtilen duruşmada Zafer Ersin Topoğlu, duruşmaya katılma dilekçesini ibraz etti.

Avukat Topoğlu, Başbakanlık adına verdikleri katılma dilekçesini içeriğini aynen tekrar ettiklerini, 703 sayılı KHK gereğince davaya katılan sıfatının ise Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı olarak kabulünü istedi.

Mahkeme heyeti, sanığın infazının beklenmesine, davaya Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığının müdahilliğine karar vererek duruşmayı erteledi.

Denizli'de, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sonrası, "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya, TBMM ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek ve FETÖ'ye üye olmak" suçlarından haklarında dava açılan eski Denizli Garnizon ve 11. Komando Tugay Komutanı tuğgeneral Kamil Özhan Özbakır ve eski Söke Garnizon Komutanı albay Erol Akman ağırlaştırılmış müebbet hapis, eski 4 subay müebbet hapis, Söke'den Denizli'ye gelen birliklere ait kamera kayıtlarını sildiği iddia edilen er Tolga Kılınçaslan 1 yıl 8 ay hapisle cezalandırılmış, 56 sanık ise beraat etmişti.

Firari sanık eski yarbay Fahrettin Demir hakkındaki kamu davasının dosyadan ayrılması kararlaştırılmıştı.

Tiyatro sanatçısı darbecilerin vahşetini anlattı

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin davanın görülmesine devam edildi.

Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, Başkent Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Tahir İkiler, müşteki sıfatıyla olay günü yaşadıklarını anlattı.

Evinde bulunduğu sırada televizyonda darbe girişimine ilişkin haberleri gördüğünü, bunun üzerine eşiyle sokağa çıktığını ifade eden İkiler, darbe girişiminin ilk saatleri olması nedeniyle sokakların sessiz olduğunu söyledi.

Anadolu Meydanı'ndan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi istikametine giden tanklarla karşılaştıklarını belirten İkiler, eşinin aracın camını açarak askerlere "Yapmayın, gittiğiniz yol yanlış." diye bağırdığını aktardı.

Bir süre takip ettiği tankların önünü aracıyla kestiğini, zırhlı araçtan inen bir rütbeliyle tartıştıklarını anlatan İkiler, "Onlara yapılanların yanlış olduğunu söylememize rağmen askerlerden biri bize silah doğrultarak arabayı çekmemizi istedi. Arkadan 'Çektirin arabayı, ateş edin.' diye bir talimat geldi. Bunun üzerine zırhlı araçların üzerindekiler havaya ateş etti. Daha sonra dipçikle eşim ve beni darbederek araca binmeye zorladı. Arabayı geri çekmek zorunda kaldım." şeklinde beyanda bulundu.

AK Parti Genel Merkezi'nin önüne geldiğini, buradaki kalabalığa "Tanklar geliyor." dediğini bildiren İkiler, kalabalıktaki gençlerden bazıları tankların önünü kesmeyi önerdiğini kaydetti.

Jandarma Genel Komutanlığının yakınındaki kavşağı tutan polislerin gitmelerini engellediğini anlatan İkiler, Cuma Dağ isimli vatandaşın, "Darbe oluyor kardeşim, senin burada ne işin var." diye tepki göstermesi üzerine polislerin geçişlerine izin verdiğini dile getirdi.

  • "Başı koparak şehit oldu"

Zırhlı araçların Külliye'ye gitmelerine engel olmak için vatandaşlarla yoğun çaba sarf ettiklerini belirten İkiler, bu kapsamda söz konusu araçların konuşlandığı Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı önüne geldiklerini vurguladı.

Burada bir rütbelinin telsizden, "Müdahil olmak lazım." dediğini duyduğunu aktaran İkiler, bu görüşmeden sonra vatandaşa doğru yoğun bir şekilde ateş edildiğini dile getirdi.

İkiler, sonrasında yaşananları şöyle anlattı:

"Vatandaşlardan o askerin videosunu çekmelerini istedim zira ateş emri veriyordu. Sonra ateş edildi, bir sessizlik çöktü. Yerde yaralananlar vardı, yardım istiyorlardı. Cansız bir beden yerdeydi, kafası kopmuştu. Bir kadın geldi ona, 'Bu vahşeti çekin millet görsün.' dedim. Bu esnada kadın elindeki telefonu bırakıp 'Cuma (Dağ)' diye bağırdı. Meğer başı koparak şehit olanın eşiymiş. Farkında olmadan eşinin cansız bedenini çekmesini istemişim. 'Zırhlı araçların altında insanlar var, geri alın bunları.' diye bağırdık ama bizi duymak istemiyorlardı. O cansız bedenleri sürükleyerek götürdüler. Mehmet Celal isimli bir yaralı, arabasını getirip kendisini hastaneye götürmemi istedi. Cebinden çıkardığı anahtarla birlikte bir avuç kan uzattı. Arabaya koştum ama başka bir anahtar vermiş. Mehmet'e koştum, yanlış anahtarı verdiğini söyledim.

Sonra alana bir halı yıkama aracı geldi, o araca balık istifi 7-8 yaralıyı koyduk. Yaralılar 'doktor' diye bağırıyordu. Duvar dibindeki bir yaralıyı sürüklerken oradaki askerler beni izliyordu. 'Uzaklaş alandan.' diye tehditler geldi. Bu sanıklar bana en büyük acıyı yaşattılar, yanımdaki insanın başı kopmuştu. Rabbim bana şehitliği değil de şahitliği nasip etti, onlarla hesaplaşmak için."

Müşteki İkiler, sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, davaya katılmak istediğini sözlerine ekledi.

Duruşmaya devam ediliyor.

Bayrak tutan vatandaşlara da ateş etmişler

ANKARA (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'ndaki eylemlere ilişkin davanın görülmesine devam edildi.

Ankara 23'üncü Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmada, şehit Özcan Özsoy'un ağabeyi ve 15 Temmuz gazisi Tekin Özsoy müşteki olarak dinlenildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın darbeye karşı halkı meydanlara çağırmasının ardından kardeşi Özcan Özsoy ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne gitmeye karar verdiklerini anlattı.

Yolların kapatılması nedeniyle Külliye'ye gidemediklerini, bunun üzerine Jandarma Genel Komutanlığı tarafına yöneldiklerini belirten Özsoy, bu esnada elinde bayrak olan bir vatandaşın askerlerin kendisine ateş ettiğini söylediğini aktardı.

Tekin Özsoy, bayraklı birine ateş edilmesi karşısında şaşkınlık yaşadığını dile getirerek, "Bunun üzerine bayrağı alarak askerlerin olduğu tarafa gittim. Aramızda az mesafe kalmıştı, onlara yaptıklarının yanlış olduğunu anlatmaya çalıştığım sırada ateş edildi. Mermi kaşımı sıyırdı, ilk başta plastik mermi zannettim ama gerçek olduğunu, yanımda vurulup düşenler olduğunu görünce fark ettim. Bayrak tutanlara bile ateş ediyorlardı." dedi.

Sabah saatlerine kadar karargahın nizamiyesinde vatandaşlarla beklediğini aktaran Özsoy, kardeşi Özcan'a ulaşaması üzerine hastanede olabileceğini düşünerek Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine gittiğini ifade etti.

Tekin Özsoy, kardeşinin başından vurulduğu ve yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındığı bilgisini aldıktan sonra bir kez daha Jandarma Genel Komutanlığı Karargahı'na gittiğini ifade ederek, "Kardeşim başından vurulmuştu, doktorlar durumunun kritik olduğunu söyleyince hastaneye gelmeleri için akrabalarımızı aradım. Daha sonra Jandarma Genel Komutanlığına gittim. Geldiğimde darbecilerin teslim alındığını gördüm. Kardeşim Özcan ise olaydan 118 gün sonra tedavi gördüğü hastanede şehit oldu." şeklinde konuştu.

Kardeşini şehit edenler başta olmak üzere bütün darbecilerden şikayetçi olduğunu dile getiren Özsoy, davaya katılmak istediğini de sözlerine ekledi.

Duruşmaya devam ediliyor.

Donanma Komutanlığı'ndaki darbe girişimi davasında karar

KOCAELİ (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Donanma Komutanlığı'ndaki eylemlere ilişkin 50'si tutuklu, 15'i firari 90 sanığın yargılandığı davada, 23 sanığa "Anayasayı ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet, 13 sanığa müebbet hapis cezası verildi.

Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Kocaeli Kapalı Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda yapılan duruşmaya, bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatlar ve sanık yakınları katıldı.

Davaya müdahil olan Cumhurbaşkanlığı adına avukatlar Halit Çokan, Abdullah Yörük ve Emre Arık, TBMM adına avukat Ömer Burak Barış, eski AK Parti Kocaeli İl Başkanı Şemsettin Ceyhan'ın avukatları Samet Genç ve Hüseyin Coşkun da duruşmada hazır bulundu.

Duruşmayı, bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar da izledi.

Sabah saatlerinde duruşmanın yapılacağı salonun çevresinde yoğun güvenlik önlemi alınırken, bölgede polis, jandarma ve sivil ekipler görev yaptı.

Bir süre spor salonunun girişinde bekleyen sanık yakınları, kimlik kontrolü yapılarak ve x-ray cihazından geçirilerek duruşma salonuna alındı.

Önceki celsede esasa ilişkin savunmalarını tamamlayan, haklarında mütalaa verilen 55 sanık son sözlerinin sorulması üzerine, beraatlarını ve tahliyelerini talep etti.

Söz alan eski Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren, "Terörist değilim. Vatansever Türk evladıyım. Genelkurmay imzalı sıkıyönetim emriyle hareket ettim. Rütbeme ve görevime verilen yetki gereğince faaliyette bulundum. Askerlikte verilen emir sorgulanmaz. Ben de bundan dolayı emri sorgulamadım. 'Vur' deyince vururum, 'öl' deyince ölürüm. Söz konusu vatansa gerisi teferruattır. Ne mutlu Türk'üm diyene." ifadesini kullandı.

Eski Güney Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Nazmi Ekici de hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek, beraatını istedi.

– Mahkeme heyeti kararını açıkladı

Mahkeme Heyeti Başkanı Yusuf Sevimli, dava sürecini anlatan kısa bir konuşma yaptı.

Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Hayrettin İmren'i "Anayasayı ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet ile "hürriyeti tahdit" suçundan toplam 93 yıl, aynı suçlardan Nazmi Ekici'yi ağırlaştırılmış müebbet ile 27 yıl hapis cezasına çarptırdı.

"Anayasayı ihlal" ve "hürriyeti tahdit" suçlarından eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Albay Muharrem Aslan ağırlaştırılmış müebbet ve 75 yıl, eski 5. Muhrip Filotillası Komodoru Kurmay Albay Önder Öngör ağırlaştırılmış müebbet ve 8 yıl, İmren'in eski emir astsubayı İsmet Coşkun ağırlaştırılmış müebbet ve 45 yıl, eski Yüzbaşı Harun İlaslan ağırlaştırılmış müebbet ve 30 yıl, eski Güvenlik Tabur Komutanlığı Fiziki Güvenlik Subayı Üsteğmen Ahmet Aykut Şevik ağırlaştırılmış müebbet ve 30 yıl, eski TCG Yavuz Gemisinin Komutanı Kurmay Yarbay Sezayi Özgür Öztürk ağırlaştırılmış müebbet ve 62 yıl 3 ay, 2. Komutanı Kurmay Yarbay Meftun Metin ağırlaştırılmış müebbet ve 52 yıl 6 ay, Harekat Subayı Kurmay Binbaşı Fatih Dalkıran ağırlaştırılmış müebbet ve 42 yıl 9 ay, Savaş Harekat Merkezi Subayı Üsteğmen Ömer Faruk Avcı ağırlaştırılmış müebbet ve 27 yıl, Silah Elektronik Subayı Teğmen Murad Hüdavendigar Bozik ağırlaştırılmış müebbet ve 11 yıl 3 ay hapse mahkum edildi.

Eski Harp Filosu Komutanlığı Kurmay Başkanı Murat Erdem, eski Harekat Başkanı Kurmay Albay Mustafa Bardakçı, eski TCG Turgutreis Gemisi 2. Komutanı Kurmay Yarbay Ali Kocamanoğlu, TCG Kemalreis Savaş Gemisi Komutan Vekili Kurmay Yarbay Arif Çırtlık, eski TCG Salihreis Gemisi 2. Komutanı Sami Tulgar ile "mahrem imamlar" Oktay Aygün, Yakup Dalkılıç, Ümit Kol, Emrah Çoban, Mehmet Sarı, Enver Kılıç da "Anayasayı ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı.

– Müebbet hapis cezası alan sanıklar

Fatih Ergin, Kenan Erkalkan, Murat Kabasakal, Hakan Türker, Hasan Özbudak, Ferit Melih Meriç'e "Anayasayı ihlal" suçundan müebbet hapis cezası veren mahkeme, tutuksuz sanık Meriç için yakalama kararı çıkardı.

"Anayasayı ihlal" ve "hürriyeti tahdit" suçlarından Erdal Çetin ve Emre Kıvrak müebbet ile 15'er yıl, Abdülaziz Yıldız ve Murat Dikkaya müebbet ile 17 yıl 6'şar ay, Salih Yalçınkaya müebbet ve 12 yıl 6 ay, Rifat Karataş müebbet ve 16 yıl 10 ay 15 gün, Olcay Keriman müebbet ve 12 yıl 2 ay 7 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Firari sanık eski TCG Oruçreis Savaş Gemisi Harekat Subayı Kurmay Binbaşı Mehmet Çavdar'a "Anayasayı ihlal" suçundan 15 yıl, tutuksuz sanık Serkan Dumanlıdağ ile Hasan İlhan'a aynı suçtan 12 yıl 6'şar ay hapis cezası verildi. Ayrıca, Dumanlıdağ için yakalama kararı çıkarıldı.

– Diğer cezalar

Kamil Altın, "Anayasayı ihlal" suçundan 5 yıl, "terör örgütüne üye olma" suçundan 12 yıl olmak üzere toplam 17 yıl hapse mahkum edildi.

Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan eski Genelkurmay Konsept Teşkilat ve Harbe Hazırlık Daire Başkanı Gürel Kaynak'a, "terör örgütüne üye olma" suçundan 5 yıl hapis cezası veren mahkeme, sanığın adli kontrol ve yurt dışına çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetti.

Eski TCG Oruçreis Savaş Gemisi 2. Komutanı Kurmay Binbaşı Özgür Gencer ve Erdinç Özdemir "terör örgütüne üye olma" suçundan 7 yıl 6'şar ay hapis cezasına çarptırıldı.

Örgütün "mahrem abi"lerinden Aytekin Tekin, "terör örgütüne üye olma" suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezası alırken, sanık Mustafa Dikme'nin dosyasının ayrılmasına karar verildi.

– 9 sanık beraat etti, iki amiralin dosyası Ankara'ya gönderilecek

Sanıklardan Murat Göktürk, Gürkan Kantaroğlu, Mehmet Aslanparçası, Ali Cihan Özçelik, Mevlüt Engin Çetin, Birkan Özkan, İsmail Kesen, Korhan Tombak ve Hüseyin Aktan tüm suçlardan beraat etti.

Heyet, sanıklardan eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem ve eski Sahil Güvenlik Komutanlığı Harekat Başkanı Süleyman Yarayan'ın, "hürriyeti tahdit" suçlarından beraatına, Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi''nce aynı suçtan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almaları nedeniyle burada açılan davanın reddine karar vererek, bu kişilerin dosyalarının Ankara'ya gönderilmesini kararlaştırdı.

– 35 sanığın dosyası ayrıldı

Mahkeme heyeti ayrıca firari sanıklar örgüt elebaşı Fetullah Gülen ile eski Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral Ayhan Bay ve tutuklu sanık eski Deniz Hava Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma'nın da aralarında bulunduğu 35 sanığın dosyasının, delil toplama süreci ve kamera kayıtları incelemesinin henüz tamamlanmaması dolayısıyla ayrılmasına karar verdi.

– Süreç

Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesinde "Donanma Komutanlığındaki hareketlilik", "Donanmaya bağlı gemilerin seyre açılması", "Cengiz Topel Deniz Hava Üs Komutanlığı" ve "Mahrem imamlar" başlığı altında görülen davanın ilk duruşması, 11 Eylül 2017'de yapıldı.

Davada şimdiye kadar müşteki olan, darbe girişimi sırasında TCG Yavuz Gemisi'nde alıkonulan dönemin Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele ve Komodor Kurmay Albay Levent Kerim Uça, darbeci askerlerin emrine uymadıkları için darbecilerin talimatıyla gözaltına alınan dönemin Harp Filosu Komutanı Tümamiral Ahmet İskender Yıldırım ve eski Donanma Komutanı Kurmay Başkanı Tuğamiral Yalçın Payal ile 100'den fazla kişi "tanık" olarak dinlenildi.

– Mütalaada 51 sanığa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebi

Cumhuriyet Savcısı Bülent Elmas 17 Temmuz'da 55 sanıkla ilgili esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.

Mütalaada, eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren ve eski Güney Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Nazmi Ekici ile kurmay albayların da aralarında bulunduğu 51 sanık hakkında, "Anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

Eski Donanma Komutanı emekli Oramiral Veysel Kösele ile Komodor Levent Kerim Uça'nın derdest edildiği TCG Yavuz Gemisi Komutanı eski Kurmay Yarbay Sezai Özgür Öztürk ve 15 personeli ile İstanbul Moda açıklarında top atışı yapılan TCG Kemalreis Gemisi Komutanı Yarbay Arif Çırtlık, TCG Turgutreis Gemisi 2. Komutanı Kurmay Yarbay Ali Kocamanoğlu, TCG Salihreis Gemisi 2. Komutanı Sami Tulgar, TCG Oruçreis Gemisi 2. Komutanı Özgür Gencer, bu suçtan cezalandırılmaları istenen sanıklar arasında yer aldı.

Sanıklardan eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem ve eski Sahil Güvenlik Komutanlığı Harekat Başkanı Süleyman Yarayan'ın, "hürriyeti tahdit" suçlarından beraatı istenen mütalaada, bu kişilerin dosyalarının, Ankara'ya gönderilmesi öngörüldü.

Eski Tuğamiral Hayrettin İmren'in "mahrem abisi" olduğu iddia edilen Aytekin Tekin ile eski Genelkurmay Konsept Teşkilat ve Harbe Hazırlık Daire Başkanı Gürel Kaynak'ın "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan cezalandırılması istenen mütalaada, firari sanıklar örgüt elebaşı Fetullah Gülen ile eski Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral Ayhan Bay ve tutuklu sanık eski Deniz Hava Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma'nın da aralarında bulunduğu 35 sanığın dosyasının, delil toplama süreci ve kamera kayıtları incelemesinin henüz tamamlanmaması dolayısıyla ayrılması talebinde bulunuldu.

– İddianameden

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in 1 numaralı şüpheli olduğu iddianamede, eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem, eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren, eski Kuzey Deniz Saha Komutanı Kurmay Başkanı Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık, eski Güney Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Nazmi Ekici, eski Sahil Güvenlik Komutanlığı Harekat Başkanı Süleyman Yarayan, eski Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral Ayhan Bay, eski Deniz Hava Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma, eski Genelkurmay Konsept Teşkilat ve Harbe Hazırlık Daire Başkanı Gürel Kaynak, eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Muharrem Aslan, eski Harp Filosu Komutanlığı Kurmay Başkanı Murat Erdem ile Donanma Komutanlığı'nda görevli askerlerin "mahrem abileri" konumundaki 18 sivil ve 1 asker öğretmenin de aralarında yer aldığı 90 sanık yer aldı.

İddianamede, terör örgütü elebaşı Gülen hakkında, "cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs", "silahlı örgüt kurmak veya yönetmek" ve "silahla birden fazla kişiyle birlikte yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 19 yıldan 36 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.

Şüpheli askerlerle irtibatlı olan, onları darbe toplantılarına götüren ve kaçtıkları dönemde saklayan, Donanma Komutanlığı'nda görevli askerlerin "mahrem abileri" konumundaki 18'i sivil, 1'i asker öğretmen ile Donanma Komutanlığı'nda darbe girişimini yönettiği belirtilen tutuklu sanıklar Hakan Üstem, Hayrettin İmren, Ömer Faruk Harmancık, Nazmi Ekici, Süleyman Yarayan, Tezcan Kızılelma, Gürel Kaynak, Muharrem Aslan ve Murat Erdem ile firari sanık Ayhan Bay hakkında ağırlaştırılmış müebbet ile 19 yıldan 36 yıl altışar aya kadar hapis cezası istenen iddianamede, diğer sanıkların ise ağırlaştırılmış müebbet ile 7 yıl 6 aydan 29'ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Mursi hakkında verilen dördüncü nihai karar

KAHİRE (AA) – Mısır'da mahkeme darbeyle görevinden uzaklaştırılan seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin Yargıya hakaret olarak bilinen davadaki karara yaptığı itirazı reddederek, hakkındaki 3 yıllık hapis cezasını onadı.

Yargı kaynaklarından alınan bilgiye göre, Kahire'de görülen duruşmada mahkeme Mursi ve 19 kişinin yaptığı itirazı reddederek haklarındaki 3 yıl hapis cezasını kabul etti.

Mahkeme 5 kişiye ise 30 bin cüneyh (yaklaşık 9 bin 679 lira) para cezası verdi.

Söz konusu davada yargılananlar arasında eski Meclis Başkanı Saad el-Katatni, eski Bakan Muhammed Mahsub, Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) yöneticilerinden ve Rabiatul Adeviyye Meydanı'nda katledilen tıp öğrencisi Esma el-Biltaci'nin babası Muhammed el-Biltaci de yer alıyor.

– Mursi hakkındaki davalar

Mursi hakkındaki davalardan dördü sonuçlandı ve nihai karar verildi.

Bunlardan ilki "İttihadiye Sarayı olayları" ile ilgiliydi. Mahkeme 22 Ekim 2016'de Mursi hakkında 20 yıl hapis cezası verdi.

Terör listesi ile ilgili dava 21 Mart 2017 tarihinde Yargıtay’da görüldü. Yargıtay, Muhammed Mursi ile aralarında İhvan Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii'nin de olduğu diğer 26 kişinin adının üç yıl boyunca terör listesine alınması ile ilgili mahkeme kararını onadı.

Mursi hakkındaki üçüncü kesin karar ise "Katar adına casusluk" davasında çıktı. Yargıtay, 16 Eylül 2017’de söz konusu davada 40 yıl hapis cezasına çarptırılan Mursi'nin cezasını müebbet hapse (25 yıl) çevirdi.

"Yargıya hakaret" davasında ise Mursi, bugün 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

– Nihai karar bekleyen davalar

Temyiz Mahkemesi 15 Kasım 2016'da, "Vadi Natrun Hapishanesi Olayı" olarak da bilinen "Hapishaneler baskını" davasında idam cezasına çarptırılan Mursi'nin yeniden yargılanmasına hükmetti. Davanın duruşması 28 Ekim'de görülecek.

Kamuoyunda "Hamas adına casusluk" olarak bilinen davanın duruşma tarihi ise 4 Kasım olarak belirlenmişti.

Turkcell Gebze Veri Merkezi'ne giren askerlerin davasında karar

KOCAELİ (AA) – Kocaeli'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Turkcell Gebze Veri Merkezi'ne girerek iletişimi kesmeye çalıştıkları iddiasıyla yargılanan 15 sanıktan 2'si ağırlaştırılmış müebbet, 8'i müebbet, 3 sanık ise 1 yıl 10 ay 15 gün ile 3 yıl 9 ay arasında değişen oranlarda hapis cezasına çarptırıldı.

Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 15. duruşmada, meslekten ihraç edilen tutuklu sanıklar Gebze Jandarma Komutanı Yüzbaşı Abdülkadir Öz, üsteğmenler Arda Uzun ve Emrah Ercenik, teğmenler Bülent Coşkun, Mehmet Özen ve Suat Selçuk, astsubaylar Mahmut Kahveci ve Osman Horat, başçavuş Doğan Çeliktaş, eski öğretmen Vedat Çetin, tutuksuz yargılanan teğmen A.A ile astsubaylar C.A, İ.B. ve S.T ile avukatlar hazır bulundu.

Duruşmaya, Cumhurbaşkanlığı adına avukat Serpil Esma Şahin katıldı.

Önceki duruşmada esasa ilişkin savunmalarını tamamlayan sanıklar, son sözlerinin sorulması üzerine beraatlerini talep etti.

Cumhuriyet savcısı, 14 Mayıs'taki celsede açıkladığı esas hakkındaki mütalaasını tekrar ederek, 10 tutuklu sanığın "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istedi.

Tutuksuz sanıklar için "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan aydan onbeşer yıla kadar hapis cezası istenen mütalaada, ayrıca Vedat Çetin haricindeki tüm tutuklu sanıkların TCK'nın 116/2.4. ve 119/1 a, c. ve e. maddeleri gereğince cezalandırılmaları talep edildi.

– Mahkeme kararını açıkladı

Duruşmaya verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan Abdülkadir Öz ile Vedat Çetin'i, "anayasayı ihlal" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Tutuklu sanıklar Arda Uzun, Emrah Ercenik, Bülent Coşkun, Mehmet Özen, Suat Selçuk, Mahmut Kahveci, Osman Horat ve Doğan Çeliktaş ise müebbet hapis cezası aldı.

Tutuksuz yargılanan Cihat Akmeşe ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan Salih Topuztaş 3 yıl dokuzar ay hapis cezasına çarptırıldı.

Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan tutuksuz sanık A.A'ya 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası veren mahkeme heyeti, hükmün açıklanmasını geri bıraktı.

Mahkeme heyeti, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" ve "silahlı terör örgütü üyeliği" suçlarından cezalandırılması istenen İsak Batır'ın, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşıldığından beraatine hükmetti.

Mahkeme, firari sanık eski Kocaeli İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı Ümit İpek'in dosyasının ayrılmasına karar verdi.

– İddianameden

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıklar hakkında, "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" ve "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçlarından ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan da 7 yıl 6 aydan onbeşer yıla kadar hapis cezası isteniyordu.

Turkcell Gebze Veri Merkezi'ne giren askerlerin davasında karar günü

KOCAELİ (AA) – Kocaeli'de, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Turkcell'in Gebze Veri Merkezi'ne girerek, iletişimi kesmeye çalıştıkları iddia edilen 10'u tutuklu, 1'i firari 15 sanığın yargılandığı davada sona gelindi.

Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, meslekten ihraç edilen tutuklu sanıklar Gebze Jandarma Komutanı Yüzbaşı Abdülkadir Ö, üsteğmenler Arda U. ve Emrah E, teğmenler Bülent C, Mehmet Ö. ve Suat S, astsubaylar Mahmut K. ve Osman H, başçavuş Doğan Ç, eski öğretmen Vedat Ç. ile tutuksuz yargılanan teğmen A.A. ile astsubaylar C.A, İ.B. ve S.T. ile avukatlar hazır bulundu.

Önceki duruşmada esasa ilişkin savunmalarını tamamlayan sanıklar, son sözlerinin sorulması üzerine beraatlerini talep etti.

Cumhuriyet savcısı, 14 Mayıs'taki celsede açıkladığı mütalaasını tekrar ederek, 10 tutuklu sanığın "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istedi.

Tutuksuz sanıklar için "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7 yıl 6 aydan onbeşer yıla kadar hapis cezası istenen mütalaada, ayrıca Vedat Ç. haricindeki tüm tutuklu sanıkların TCK'nın 116/2.4. ve 119/1 a, c. ve e. maddeleri gereğince cezalandırılmalarını talep edildi.

Mahkeme heyeti, kararını açıklamak için duruşmaya ara verdi.

-İddianameden

Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıklar hakkında, "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" ve "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek" suçlarından ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan da 7 yıl 6 aydan onbeşer yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Donanma Komutanlığı'ndaki darbe girişimi davası

KOCAELİ (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Donanma Komutanlığı'ndaki eylemlere ilişkin 50'si tutuklu, 15'i firari 90 sanığın yargılandığı davada, esasa ilişkin savunmalar alındı.

Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Kocaeli Kapalı Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki salonda yapılan duruşmaya, bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatlar ve sanık yakınları katıldı. Davaya müdahil olan Cumhurbaşkanlığı adına Avukat Ömer Furkan Yayla da duruşmada hazır bulundu.

Duruşma, "Firari darbeci Amiral Ayhan Bay tarafından Komodor Önder Öngör vasıtasıyla TCG Kemalreis Savaş Gemisi Komutan Vekili Arif Çırtlık tarafından kendisine verilen ve gemide uygulanan kurallara aykırı tüm emir ve talimatları sorgulamadan uyguladığı ve darbecilerle birlikte hareket ettiği, Marmara Denizi’nde darbecilerin kararlılığını göstermek amacıyla yasak olmasına rağmen 3 atım top atışı yapılması talimatının yerine getirilmesini sağladığı" iddiasıyla hakkında, "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen tutuklu sanık eski TCG Kemalreis Savaş Gemisi 2. Komutanı Yarbay Hasan İlhan, bugün başladığı esasa ilişkin savunmasında hakkındaki suçlamaları reddederek, FETÖ'cü ve darbeci olmadığını ileri sürdü.

Sanık İlhan, 15 Temmuz akşamı terör saldırısı gerekçesiyle gemilerin seyre kaldırıldığını, henüz gemi limandayken senelik izinde olan gemi komutanını arayarak gelişmeleri aktardığını anlatarak, "Kendisine gemi komutan vekili olarak atanan Arif Çırtlık'ın, TCG Kemalreis'i kaldırmak üzere görevlendirildiğini rapor ettim. Komutan, durumu Komodor Önder Öngör ile görüşeceğini söyledi." diye konuştu.

Darbe girişiminin olduğunu öğrendiğinde darbeye karşı çıktığını, personele geminin seyre kaldırılmasının amacının darbeye destek vermek olmadığını ve hukuk dışı bir şeyin içinde olmayacağını söylediğini öne süren İlhan, tanık ifadelerinin de bunu doğrular nitelikte olduğunu iddia etti.

– "Hafif silahları ve cephaneyi toplatınca personel rahatladı"

Terör saldırısı ihbarı nedeniyle gemide Sabotaja Karşı Koyma (SABKOR) alarmı verildiğini ve geminin güvenliği için personelin gerekli tedbirleri aldığını belirten İlhan, şöyle devam etti:

"Gemideki önlemlerin darbeye destek vermekle ilgisi yok. Bunlar, SABKOR alarmı olduğunda yapılan rutin işlerdir. SABKOR alarmı sona erince tüm hafif silahları ve cephaneyi toplatarak kilit altına aldırdım. Personel rahatladı ve gemide 'doğru taraftayız, devletimizin yanındayız' düşüncesi hakim oldu. Ayrıca cep telefonları toplatılmadı, televizyonlar da açıktı. 11 farklı iletişim aracının hepsi açıktı. Sadece arızalı olan X-Band uydu sistemi devre dışıydı. Gemi personeli hem televizyondan hem de internetten gelişmeleri takip edebiliyordu. Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın açıklamasından sonra kalkışmanın içinde olmadığımızı, geminin güvenliği için denizde olduğumuzu anladık."

– "Top atışı karaya değil denize doğru yapıldı"

Marmara Denizi’nde darbecilerin kararlılığını göstermek amacıyla 3 atım top atışı yapılması talimatının yerine getirilmesini sağladığı yönündeki iddiaları da yanıtlayan İlhan, "Geminin üzerinden alçak uçuş yapan F-16 uçakları ve helikopterler, yaptığımız uyarı anonslarına cevap vermediler. Komodor Önder Öngör, söz konusu hava araçlarına uyarı amacıyla top atışı yapılması emrini vermiş. Ben bu top atışıyla ilgili bir emir vermedim. Zaten bu benim görev ve yetki alanımda değil. Top atışlarında gemi komutanı silah subayına emir verir. Daha sonra silah subayı ve atış ekibi emri yerine getirir. Top atışı, İstanbul Moda'da karaya doğru değil denize doğru yapıldı." ifadelerini kullandı.

Sanık Hasan İlhan, geminin seyre kaldırılmasının gemi komutanının görevi olduğunu aktararak, emrin sorgulanamayacağını ve yazılı emir istenemeyeceğini, personelin bu talimatı yerine getirmek zorunda olduğunu savundu.

Darbe girişimiyle ilgili emir almadığını, vermediğini ve böyle bir söylem ve eylem içinde bulunmadığını ileri süren İlhan, beraatini ve tahliyesini talep etti.

– Tutuklu sanık Ali Kocamanoğlu'nun savunması

Darbe girişimi sırasında, "5 Komodor Önder Öngör'ün talimatıyla Gemi Komutanı Savaş Bilican'a haber vermeden yetkisi dışında TCG Turgutreis Savaş Gemisi'nin seyre kaldırdığı, gemiyi terör alarmı nedeniyle acil olarak seyre kaldırırken, geminin Salihreis Gemisi'ne sürtmesi nedeniyle her iki gemide hasar meydana geldiği, darbeci Amiral Ayhan Bay tarafından Komodor Önder Öngör vasıtasıyla kendisine verilen ve gemide uygulanan kurallara aykırı tüm emir ve talimatları sorgulamadan uyguladığı ve darbecilerle birlikte hareket ettiği, personelin cep telefonlarını toplattığı, X-Band uydu sistemi ile televizyon yayınını kapattığı, silah subayı Fatih Ergin ile silah dolabından silah alarak kuşandıkları, eşi adına kayıtlı olan kendisinin kullandığı GSM hattı ile ByLock programını kullandığı, telefonunun incelenmesinde örgütün gizli haberleşme programı olan Eagle ve Bylock yazılım programı kalıntılarına rastlanıldığı, arama sırasında örgütsel anlamı olan 2 adet 1 ABD dolarının ele geçirildiği" iddiasıyla hakkında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen tutuklu sanık eski TCG Turgutreis Savaş Gemisi 2. Komutanı Kurmay Yarbay Ali Kocamanoğlu, esasa ilişkin savunmasında hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

Kocamanoğlu, darbe girişimi akşamı Donanma Komutanlığı'ndan 12 geminin seyre kaldırıldığını ancak 5 gemi personeline dava açıldığını belirterek, "Bu davanın adı Donanma Komutanlığı davası değil, Gölcük'ü tasfiye davasıdır." iddiasında bulundu.

Gemilerin, Komodor Önder Öngör'ün telsiz anonsu emriyle seyre kaldırıldığını, kendisinden kişisel olarak bir emir almadığını ileri süren Kocamanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yıllık izine çıkacaktım, gemi komutanı izin vermedi. İzin verseydi ben darbe girişimi sırasında gemide olmayacaktım. Darbeci olsam böyle bir plan yapılabilir mi? Geminin makinelerinde arıza vardı. Tersane Komutanlığı'na bağlı işçiler 15 Temmuz akşamı saat 20.00'ye kadar onarımı gidermek için çalıştı. Gemi tek makine ve tek şaftla seyre çıktı. Arızalansa gemi denizin ortasında şamandıra gibi kalırdı. Gemi bu halde ne yapacaktı. Darbeyi destekleyici ne yapabilirdi. Koca bir hiç."

– Yanlış bilgilendirme olmaması için televizyonu kapattırmış

Sanık Kocamanoğlu, emniyetten ve MİT'ten onlarca terör saldırısı olacağı yönünde istihbarat bilgisi geldiğini, bu nedenle bu tür tehlikelere karşı her zaman hassas olduklarını belirterek, "O akşam da terör saldırısı ve SABKOR alarmı verildi. Gemi 2. komutanı olarak yetki ve sorumluluğumu kullanarak gemiyi acil olarak seyre kaldırdım. Birlik Emniyet Planı uygulayarak, geminin güvenliğini sağladım. Kanunsuz emir vermedim. Hükümet aleyhinde konuşmadım." ifadelerini kullandı.

Darbe girişimini öğrenen gemi komutanının Donanma Komutanı ile görüştüğünü ancak kendisini arayarak haber vermediğini iddia eden Kocamanoğlu, geminin darbeyi destekleyecek bir faaliyetinin olmadığını öne sürdü.

Gemiler seyre kaldırıldığında personelin telefonlarının toplanmasının rutin bir faaliyet olduğunu belirten Kocamanoğlu, terör ihbarı olduğu için yanlış bilgilendirme olmaması için televizyonları kapattırdığını söyledi.

– "X-Band kapalı olduğu için amiralin 'geri dönün' mesajı alınmadı"

Kendisinin ve personelin silah kuşandığı iddiasına da cevap veren Kocamanoğlu, "SABKOR alarmı verildiği için, gemide bazı personelin savaş durumuna geçilmesi nedeniyle silah kuşanılması gayet normaldir. Ben sadece Birlik Emniyet Planı çerçevesinde gerekli önlemleri aldırdım ama ben silah kuşanmadım. Çok sayıda kamera kayıtları var incelensin. Zaten tanık beyanları da beni doğruluyor. İddia makamı bu ayrıntıyı atlayıp, beni suçlamıştır." diye konuştu.

Kocamanoğlu, X-Band uydu sistemini kapatmakla suçlandığını ancak Genelkurmay Başkanlığı'nın, cihazın önceden arızalı olduğuna dair raporu olduğunu ileri sürerek, "Cihaz tamir için ASELSAN'a gönderilmişti. Gemide arızaya müdahale edecek teknik personel de yoktu. Cihaz kapalı olduğu için, Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğamiral Yalçın Payal'ın gemilere gönderilen 'geri dönün' mesajı alınmadı. Bu mesajın alınmadığı bilinmesine rağmen gemiyi arayıp bizi uyarmadılar." dedi.

FETÖ'nün şifreli haberleşme programı "ByLock"u indirmediğini ve kullanmadığını iddia eden Kocamanoğlu, tespit ve değerlendirme tutanaklarında çelişkiler olduğunu savundu. Ali Kocamanoğlu son olarak mahkemeye heyetine, "Kalem elinizde, bana ceza verebilirsiniz ama bu beni darbeci yapmaz. Ben suçsuzum." dedi.

Mahkeme heyeti, sanıkların tahliye talebini reddederek, diğer sanıkların esasa ilişkin savunma yapması için duruşmaya yarına kadar ara verdi.

– Mütalaada ağırlaştırılmış müebbet talebi

Mütalaada, eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren ve eski Güney Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Nazmi Ekici ile kurmay albayların da aralarında bulunduğu 51 sanık hakkında, "anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs" suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Eski Donanma Komutanı emekli Oramiral Veysel Kösele ile Komodor Levent Kerim Uça'nın derdest edildiği TCG Yavuz Gemisi Komutanı eski Kurmay Yarbay Sezai Özgür Öztürk ve 15 personeli ile İstanbul Moda açıklarında top atışı yapılan TCG Kemalreis Gemisi Komutanı Yarbay Arif Çırtlık, TCG Turgutreis Gemisi 2. Komutanı Kurmay Yarbay Ali Kocamanoğlu, TCG Salihreis Gemisi 2. Komutanı Sami Tulgar, TCG Oruçreis Gemisi 2. Komutanı Özgür Gencer, bu suçtan cezalandırılmaları istenen sanıklar arasında yer alıyor.

– İddianameden

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in 1 numaralı şüpheli olduğu iddianamede, eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem, eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren, eski Kuzey Deniz Saha Komutanı Kurmay Başkanı Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık, eski Güney Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Nazmi Ekici, eski Sahil Güvenlik Komutanlığı Harekat Başkanı Süleyman Yarayan, eski Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral Ayhan Bay, eski Deniz Hava Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma, eski Genelkurmay Konsept Teşkilat ve Harbe Hazırlık Daire Başkanı Gürel Kaynak, eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürü Muharrem Aslan, eski Harp Filosu Komutanlığı Kurmay Başkanı Murat Erdem ile Donanma Komutanlığı'nda görevli askerlerin "mahrem abileri" konumundaki 18 sivil ve 1 asker öğretmenin de aralarında yer aldığı 90 sanık bulunuyor.

İddianamede, terör örgütü elebaşı Gülen hakkında, "cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs", "silahlı örgüt kurmak veya yönetmek" ve "silahla birden fazla kişiyle birlikte yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile 19 yıldan 36 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyor.

Şüpheli askerlerle irtibatlı olan, onları darbe toplantılarına götüren ve kaçtıkları dönemde saklayan, Donanma Komutanlığı'nda görevli askerlerin "mahrem abileri" konumundaki 18'i sivil, 1'i asker öğretmen ile Donanma Komutanlığı'nda darbe girişimini yönettiği belirtilen tutuklu sanıklar Hakan Üstem, Hayrettin İmren, Ömer Faruk Harmancık, Nazmi Ekici, Süleyman Yarayan, Tezcan Kızılelma, Gürel Kaynak, Muharrem Aslan ve Murat Erdem ile firari sanık Ayhan Bay hakkında ağırlaştırılmış müebbet ile 19 yıldan 36 yıl altışar aya kadar hapis cezası istenen iddianamede, diğer sanıkların ise ağırlaştırılmış müebbet ile 7 yıl 6 aydan yirmidokuzar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.

Donanma Komutanlığı'ndaki darbe girişimi davası

KOCAELİ (AA) – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında Donanma Komutanlığı'ndaki eylemlere ilişkin 50'si tutuklu, 15'i firari 90 sanığın yargılandığı davada sanıkların esasa ilişkin savunmaları alınıyor.

Kocaeli 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nce davanın görüldüğü Kocaeli Kapalı Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde özel olarak yaptırılan 250 kişi kapasiteli duruşma salonunun bulunduğu alana cezaevi araçlarıyla getirilen tutuklu sanıklar, güvenlik önlemleri altında içeriye alındı.

Duruşmaya, bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları ve sanık yakınları katıldı. Davaya müdahil olan Cumhurbaşkanlığı adına avukat Ömer Furkan Yayla da duruşmada hazır bulundu.

Duruşma, "Darbeci amiral firari Ayhan Bay tarafından Komodor Önder Öngör vasıtasıyla TCG Kemalreis Savaş Gemisi Komutan Vekili Arif Çırtlık tarafından kendisine verilen ve gemide uygulanan kurallara aykırı tüm emir ve talimatları sorgulamadan uyguladığı ve darbecilerle birlikte hareket ettiği, Marmara Denizi’nde darbecilerin kararlılığını göstermek amacıyla yasak olmasına rağmen 3 atım top atışı yapılması talimatının yerine getirilmesini sağladığı" iddiasıyla hakkında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istenen tutuklu sanık eski TCG Kemalreis Savaş Gemisi 2. Komutanı Yarbay Hasan İlhan'ın, esasa ilişkin savunmasıyla başladı.

– Mütalaada ağırlaştırılmış müebbet talebi

Mütalaada, eski Gölcük Deniz Ana Üs Komutanı Tuğamiral Hayrettin İmren ve eski Güney Grup Görevi Komutanı Tuğamiral Nazmi Ekici ile kurmay albayların da aralarında bulunduğu 51 sanık hakkında, "anayasal düzeni zorla değiştirmeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

Eski Donanma Komutanı emekli Oramiral Veysel Kösele ile Komodor Levent Kerim Uça'nın derdest edildiği TCG Yavuz Gemisi Komutanı eski Kurmay Yarbay Sezai Özgür Öztürk ve 15 personeli ile İstanbul Moda açıklarında top atışı yapılan TCG Kemalreis Gemisi Komutanı Yarbay Arif Çırtlık, TCG Turgutreis Gemisi 2. Komutanı Kurmay Yarbay Ali Kocamanoğlu, TCG Salihreis Gemisi 2. Komutanı Sami Tulgar, TCG Oruçreis Gemisi 2. Komutanı Özgür Gencer, bu suçtan cezalandırılmaları istenen sanıklar arasında yer alıyor.

Sanıklardan eski Sahil Güvenlik Komutanı Tümamiral Hakan Üstem ve eski Sahil Güvenlik Komutanlığı Harekat Başkanı Süleyman Yarayan'ın, "hürriyeti tahdit" suçlarından beraati istenen mütalaada, bu kişilerin dosyalarının, Ankara'ya gönderilmesi öngörüldü.

Eski Genelkurmay Konsept Teşkilat ve Harbe Hazırlık Daire Başkanı Gürel Kaynak, Hayrettin İmren'in "mahrem abisi" olduğu iddia edilen Aytekin Tekin'in "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan cezalandırılması istenen mütalaada, firari sanıklar örgüt elebaşı Fetullah Gülen ile eski Kuzey Görev Grup Komutanı Tuğamiral Ayhan Bay ve tutuklu sanık eski Deniz Hava Komutanı Tuğamiral Tezcan Kızılelma'nın da aralarında bulunduğu 35 sanığın dosyasının, delil toplama süreci ve kamera kayıtları incelemesinin henüz tamamlanmaması dolayısıyla ayrılması talebinde bulunuldu.