GRAFİKLİ – 44 polisi şehit eden pilottan “uyudum” yalanı

ANKARA (AA) -TANJU ÖZKAYA – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında kullandığı savaş uçağıyla 44 özel harekat polisini şehit eden, ardından TBMM'yi bombalayan darbeci pilot yüzbaşı Uğur Uzunoğlu, savcılıktaki itirafları ve telsiz görüşmelerine rağmen gece boyunca Akıncı Üssü'nde uyuduğunu, saldırıları düzenlemediğini iddia etti.

Darbeci askerlerin, avukatları huzurunda itiraf içeren beyanlarını mahkeme huzurunda inkar etme stratejisini, Polis Özel Harekat Başkanlığı ile TBMM'ye bomba atan darbeci pilot Uzunoğlu da uyguladı.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Uzunoğlu, 15 Temmuz'dan bir gün önce FETÖ'cü pilotlarla eski binbaşı Mehmet Fatih Çavur'un evinde düzenlenen darbe toplantısına katıldı.

Görev dağılımı yapan darbecilerin uçuş planlarının yer aldığı el yazısı notlarına göre, Uzunoğlu'na Polis Özel Harekat Başkanlığını bombalama görevi verildi.

İhanet girişiminin ilk saatlerinde dörtlü kol şeklinde havalanan F16'lar arasında Uzunoğlu ve eski yüzbaşı Hüseyin Türk'ün kullandığı "Aslan 3" çağrı kodlu uçak da vardı.

Birinci pilot Uzunoğlu, saat 23.55'te Akıncı Üssü'nde bombalı saldırıları yöneten eski yüzbaşı Ahmet Tosun'a, Polis Özel Harekat Başkanlığı nizamiyesinde hareketlilik olduğunu, buraya büyük bir atış yapacağını iletti.

Darbeci Tosun da "Mutabık, mutabık, mutabık hocam serbest." diyerek ihaneti onayladı.

Saatler 00.00'ı gösterdiğinde darbeci Uzunoğlu, onlarca özel harekat polisinin bulunduğu nizamiyeye GBU-10 tipi akıllı bomba attı. Menfur saldırıda polislerden 44'ü şehit olurken 36'sı yaralandı.

  • İhanetin ses kayıtları

Bombalama anına ilişkin darbeci pilotların ihaneti, telsiz kayıtlarına şöyle yansıdı:

Ahmet Tosun: Hocam A9 bölgesinde, (Polis Özel Harekat Başkanlığı) nizamiye bölgesinde araç ikaz ettiniz, mutabık mı?

Uğur Uzunoğlu: Mutabık, araç hareketini takiben yaklaşık 15-20 kişi nizamiyeden giriş yapıyor.

Tosun: Anlaşıldı, nizamiye bölgesinde hareketli hedeflere atış serbest.

Uzunoğlu: Filo, Aslan 3, nizamiyeye 1 adet atış yapıldı nizamiyeye.

Mustafa Azimetli: Hocam tekrar edin nizamiyede hareketlilik var mı?

Uzunoğlu: Nizamiyede hareketlilik vardı, 1 atış yapıldı.

Azimetli: Anlaşıldı, nizamiyeyi vurduğunuz alındı.

  • Savcılıkta her şeyi itiraf etti

Gecenin ilerleyen saatlerinde TBMM'nin bombalanması eylemine ikinci pilot olarak katılan Uzunoğlu, savcılık sorgusunda şu itiraflarda bulundu:

"Uçakta benimle birlikte Hüseyin Türk uçtu. Bir yerde hareketlilik olduğu söylendi. Ben de uçağın pod cihazını kullanarak hareketlilik olan bölgeyi buldum. Telsizin başında bulunan kim olduğunu bilmediğim kişi, belirttiği hareketlilik olan bölgeye ateş etme talimatı verdi. Aslan 1 kodlu lider uçaktaki (Mustafa) Azimetli binbaşı da 'Hareketli bölge ve hedeflere ateş olacak' dedi. O bölgeye bir adet GBU-10 bomba atışı yaptım. Ayrıca, bir önceki uçuşumda aynı şekilde 'sniper poduyla' Gölbaşı ilçesindeki bombalama eyleminde de podla baktığımda aşağıdaki hareketliliği görüp filoya telsizle anons etmiştim. Bu noktayı bombalama talimatı filodan gelince polis özel harekat binası olduğunu bilmediğim bu noktanın nizamiyesine bomba atışı yaptım."

Darbeci Uzunoğlu, bu itiraflarına, telsiz görüşmelerine ve diğer sanık beyanlarına rağmen mahkeme huzurunda, özel harekata bomba atmadığını, Meclis'e düzenlenen saldırıda da yer almadığını iddia etti.

Terörle mücadele harekatı kapsamında havalandığını ancak 15 dakika sonra üsse döndüğünü öne süren Uzunoğlu, gecenin kalan kısmında ise savaş uçaklarının birbiri ardına havalandığı Akıncı Üssü'nde uyuduğunu söyleyerek yalanlarını sürdürdü.

Uzunoğlu, mahkemedeki çapraz sorgusu sırasında avukatının yönlendirmesiyle müşteki tarafın sorularını cevaplamadı.

Telsiz görüşmelerinin kendisine ait olmadığını öne süren Uzunoğlu'nu Adli Tıp Kurumunun (ATK) bilirkişi raporu yalanladı. Zira ATK, darbeci pilotların görüşmelerinin yer aldığı kayıtlarının orijinal olduğunu ve herhangi bir şekilde manipülasyona uğramadığını belgeledi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince yargılanmasına devam edilen Akıncı Üssü darbe girişimi davası sanıklarından Uzunoğlu hakkında, 45 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

Uzunoğlu ile uçan darbeci pilot Hüseyin Türk ise ihanet gecesi, TBMM'yi bombaladıktan sonra, TÜRKSAT tesislerine 4 MK-82 bombasını atan isimdi.

  • İki saldırıda 51 polis şehit oldu

Ses hızını aşıp alçaktan uçan savaş uçakları, 15 Temmuz ihanetinin unutulmayacak anları olarak hafızalardaki yerini aldı.

Sivillere bomba atacak kadar gözünü kan bürüyen ihanet şebekesinin kontrolündeki F16'ların bombalı saldırılarında 68 kişi şehit oldu, 222 vatandaş yaralandı.

Darbe girişiminin başarılı olması için her şeyi planlayan darbeciler, ilk önce kendilerine karşı koyabileceklerini düşündükleri polis özel harekatı hedef aldı.

İhanet girişiminin ilk saatlerinde, Gölbaşı'ndaki Havacılık Daire Başkanlığı ile Polis Özel Harekat Başkanlığını bombalayan darbeciler, 51 polisi şehit etti.

İlk bombalı saldırı, saat 23.18'de Polis Havacılık Daire Başkanlığına yapıldı. Burada helikoptere yakıt ikmali yapan polislerden 7'si şehit olurken 5'i de yaralandı.

İhanet bombalarının atıldığı bu uçağın kokpitinde pilotlar eski yüzbaşı Ertan Koral ile üsteğmen Mehmet Çetin Kaplan vardı.

“Millet darbeyi yapanlara gerekli dersi verdi”

İZMİR (AA) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Hani beni bağışlayın, 'kontrollü darbe' diyorlar ya aslında kendi kontrollerindeydi. Ama millet bu darbeyi onların kontrolünden aldığı için kontrollü darbe olduğunu kendileri çok iyi biliyorlar. Darbeyi yapanlara gerekli dersi verdi." dedi.

İzmir'de bir otelde gazi, şehit aileleri, emekli özel harekatçılar derneklerinin temsilci ve üyeleriyle bir araya gelen Soylu, toplantı başlarken saygı duruşunda bulunulduğunu, İstiklal Marşı okunduğunu, ardından da Kur'an-ı Kerim dinlediklerini belirterek, "Bu aslında bizim nasıl bir millet olduğumuzu, değerlerimizi, kutsallarımızı, bugüne kadar hangi özelliklerle bir arada durduğumuzu gösteren, izah eden en güzel başlangıçtır." ifadesini kullandı.

Soylu, Türk milletinin köksüz, mezhepsiz bir millet olmadığını, bin yıldır bu topraklarda yaşadığını, 2 bin 200 yıldır da devlet idare ettiğini kaydederek, İstiklal Marşı'nın sadece İstiklal Mücadelesini anlatmadığını, geçmişi, o büyük kahramanlığı, geleceği, ne yapılacağını, nasıl bir şekilde yaşanılacağını anlattığını söyledi.

İstiklal Marşı'nı yazan Mehmet Akif Ersoy'u rahmetle anan Soylu, "Bizlere Allah tekrar bir Mehmet Akif aratmasın, tekrar bir İstiklal Marşı yazdırmasın." temennisinde bulundu.

Bakan Soylu, Türk milletinin çok büyük bir millet olduğunu vurgulayarak, "Cenab-ı Hak bu milleti öyle bir denge üzerine yaratmış ki bir yanda büyük tehditler, tehlikeler bir yanda bunları bertaraf edecek kahramanları en kritik anlarda ortaya çıkacak şekilde bu milletin içine yerleştirmiştir. Şairi bile normal değil, Mehmet Akif gibi bir adamdır. Para ödülü var diye aslında yarışmaya katılmamıştır. Paltosu dahi yoktur, maddi sıkıntı içindedir oysa. Sonra ısrar ederler kabul eder." diye konuştu.

  • 15 Temmuz'da da aynı ruh

FETÖ'nün darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz akşamında da milletin aynı ruh, aynı vatan sevgisiyle darbeyi engellediğini dile getiren Soylu, şöyle konuştu:

"Toplumun her kesiminden gençler, yaşlılar, kadınlar, erkekler sahaya indi ve geçmiş kahramanları ne yaptıysa aynı ruhla, aynı anlayışı taşıyarak bu milletin her bir bireyi gösterdi. 15 Temmuz'da bu ülkenin lideri, o ruh ile gazimiz nasıl kendisini fedai can etmeye hazırsa aynı ruh ile aynısını yaptı. Kararlı bir duruş, tavizsiz bir duruşla aziz milletine önderlik etti. Dün ne yapıldıysa, 15 Temmuz gecesi Başbakanımız Binali Bey, Bahçeli Bey, arkadaşlarımız aynısını yaptı. İlk meclisin vekilleri ne yaptıysa o gece meclisin vekilleri aynısını yaptı. Elbette ki bazıları hariç. Bazıları gittiler, bir evde televizyon seyrettiler. Hani beni bağışlayın 'kontrollü darbe' diyorlar ya aslında kendi kontrollerindeydi. Ama millet bu darbeyi onların kontrolünden aldığı için 'kontrollü darbe' olduğunu kendileri çok iyi biliyorlar. Millet, darbeyi yapanlara gerekli dersi verdi. Her zaman böyle oldu. İstiklal Mücadelesine girerken de öyle oldu. Ülkeyi kontrol altına almak isteyenlere bu millet müsaade etmedi. Terörle mücadele ederken de aynısı oluyor. Ülkeyi kontrol altına almak isteyenlere bu millet müsaade etmiyor, izin vermiyor, onların önünü kesiyor."

  • "Biz başkalarına benzemeyiz"

Ülkede "şehitler tepesinin" hiç boş kalmadığını ifade eden Soylu, bu milletin dualı bir millet olduğunu anlatarak, "Biz elin Batısının insanlarına benzemeyiz. Komşuluğu, vefayı, tarihimizi biliriz. Biz bize hizmet edenin kim olduğunu, hizmet etmeyenin kim olduğunu biliriz." diye konuştu.

Bakan Soylu Afrika'da su kuyusu, sahra hastanesi açarken, Filistin'deki insanlara yardımcı olurken, Yemen'de, Sudan'da yetim ellerine el uzatırken her insanın bir alem olduğunu, dilinin, renginin, dininin önemli olmadığını, önemli olanın ona el uzatmak olduğunu bilen büyük bir millet olduklarını kaydederek, şöyle devam etti:

"Biz başkalarına benzemeyiz. Biz yüzyıllar önce buraya gelen Musevilere sırtımızı dönmedik. Biz Osmanlı Rus Harbinden, oradaki eziyetten kaçan Bulgaristan gelenlere sırtımızı dönmedik. Ana yurtlarına, ata yurtlarına geldiler. Onlarla kucaklaştık. Biz Çerkezlere, Abhazlara, bu topraklarda Gürcülere, Tatarlara çektikleri eziyetten sonra kurtuluşu ana vatanında bulanlara sırtımızı dönmedik. Biz cumhuriyetin kurulmasında sonra Selanik'teki mübadeleyle gelen vatandaşlarımıza, kardeşlerimize ana yurtlarına geldikleri zaman sırtımızı dönmedik. Burası bir ana ocağıdır, ana kucağıdır, biz hürriyeti ve özgürlüğü sadece kendi evlatlarımız için istiyor değiliz. Eğer bunu böyle düşünenler varsa benim kanaatim az, eksik düşünüyorlar. Burası baskıdan, zulümden, yoksulluktan kaçan herkesin büyük bir çınarın altı gibi nefes alacağı aziz topraklardır."

(Sürecek)

“PKK'ya tarihinin en büyük yenilgilerini uğratıyoruz”

AYDIN (AA) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "PKK’ya tarihinin en büyük yenilgilerini uğratıyoruz. Arkasında kim olursa olsun. Biz Kandili kimin yönettiğini bilmiyor muyuz? Amerika idare ediyor. Arkasında kim olursa olsun o kadar güçlü bir şekilde adım atıyoruz ki PKK’nın adına öyle bir darbe indireceğiz ki bir daha kimse anmayacak" dedi.

Soylu, Aydın'ın Çine ilçesinde Çine Meydanı'nda vatandaşlara hitabında, Türkiye'nin zorlu dönemlerden geçtiğini söyledi.

Güçlü, büyük ve bağımsız bir Türkiye'nin istenmediğini ifade eden Soylu, "Güçlenelim de sözümüz dünyaya hüküm olarak geçsin' diyen bir Türkiye istemiyorlar. İlerlemeyelim istiyorlar. Hep ayağımızın ucuna bakalım, hiç ufka bakmayalım. Geleceğe bakmayalım, planlamayalım istiyorlar ama buna nazaran potansiyeli güçlü bir Türkiye bu süreç içerisinde güçlü adımlar attı." dedi.

-"4,5 yılda gaza basmak için"

"Hedeflerine ulaşmayan bir Türkiye olsun" denildiğini aktaran Soylu, şöyle konuştu:

"2023, 2053’e, 2071’e etrafımızdaki coğrafyada yaşanan haksızlıklara el uzatmayalım, laf söylemeyelim istiyorlar. Kendi kabuğunda bir Türkiye olsun, kıt kanaat geçinen, 'yarını nasıl geçireceğim' diyen herkesin hesap ettiği bir Türkiye tablosu olsun istiyorlar. Yukarıdan aşağıya her tülü kumpası, oyunu ve tezgahı bu ülkenin üzerine oynamaya çalışıyorlar. Şimdi 31 Mart Yerel Seçimleri'ne gidiyoruz. 'Aman bir döviz operasyonu yapalım, aman bir ekonomik operasyon, saldırı yapalım, hükümet biraz zayıflasın, milletin nezdinde itibarını kaybetsin, seçime de böyle girsin biraz da oy düşürsün' sonra 4,5 yıl seçim olmayan dönemde biz bunlara adım attırmayız. Millet bunlardan desteğini az buçuk çektiği andan itibaren bunlara gerekli olduğunu gösteririz.'

Burada bir tablo var şu anda. Biz ne için bir araya geldik. Cumhur İttifak’ını neden yaptık. Sadece Celal Bey Çine’de, Mustafa Bey Aydın’da kazansın diye mi? Sadece bunun için değil 7 yıldan beri anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirdiler. Cumhur İttifakı ile bunların önüne bir set geçtik ki önümüzdeki 4,5 yılda gaza basmak için."

  • "Bunlar PKK'nın vekilleri"

HDP'li vekilleri "milletvekili" olarak görmediğini belirten Soylu, şöyle devam etti:

"Bunlar PKK’nın vekilleri, ben onlara milletin vekili demem. Bedeli neyse ödemeye hazırım. Onlar bu aziz ve asil milletin vekilleri olabilecek karaktere, sadakate sahip değiller. Bu coğrafyada güçlü ve özgür bir Türkiye istemiyorlar. Biz bu coğrafyada özgür, güçlü, bağımsız ve ayakları üzerinde duran bir Türkiye'yi inşallah milletimizin iradesiyle ortaya koyacağız. Türkiye eski Türkiye değil, dağlarda 15 bin terörist vardı şimdi 700 kaldı. Onlar da kaçıyorlar fare gibi bir yerlere sığınıyorlar. Bu millete yaptıklarını, orada 14-15 yaşında çocuklara yaptıklarını, ülkemizin nesillerine yaptıklarını eğer burunlarından fitil fitil getirmezsek namerdiz."

PKK’ya en az katılımın 2018'de olduğunu belirten Soylu, bu yaz bu sayının daha da düşeceğini, son 2 yılda 3 bin 333 teröristin etkisiz hale getirildiği, 3 bin 99 barınak ve sığınağın yok edildiği bilgisini verdi.

Türkiye'nin güçlü bir şekilde ilerlediğinin altını çizen Soylu, "PKK’ya tarihinin en büyük yenilgilerini uğratıyoruz. Arkasında kim olursa olsun. Biz Kandil'i kimin yönettiğini bilmiyor muyuz? Amerika idare ediyor. Arkasında kim olursa olsun o kadar güçlü bir şekilde adım atıyoruz ki PKK’nın adına öyle bir darbe indireceğiz ki bir daha kimse anmayacak." dedi.

Cumhur İttifakı Aydın Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Savaş'ın çalışkan bir insan olduğunu söyleyen Bakan Soylu, "Dost, vefalı adamdır. Çok çalışkandır. Ankara’da herkesle arası iyidir. Yapamayacağı iş yoktur. Çine'de hem büyükşehir hem ilçe başkanına tulum oy verelim de herkes çatlasın. Hem Aydın hem Çine hem de Mustafa Savaş’ın emrindeyim." diye konuştu.

  • Tapu teslim töreni ve sağlık merkezi açılışı

Soylu, konuşmasının ardından Yolboyu, Karakollar, Kahraman, Kuruköy, Evciler, Çaltı ve Yağcılar mahallelerinde yaşayan vatandaşlara tapularını teslim edip Çine Toplum Sağlığı Merkezinin açılışını gerçekleştirdi.

Soylu, merkezin yaklaşık 4,7 milyon liraya mal olduğunu belirtti.

Her zaman vatandaşın sıkıntısına çare olmak için çalıştıklarını vurgulayan Soylu, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Yaptığımız eserleri, hizmetleri sıraladığımız zaman birileri diyor ki 'Teknoloji gelişiyor, dünya gelişiyor elbette ki onlar zaten yapılacaktı.' Eğer kasanızda 4,7 milyon liranız yoksa siz Çine’ye bu eseri yapamazsınız. Kimse size işçilik bağışlamaz. Kimse size demir bağışlamaz. Hiçbir yatırım, hiçbir hizmet kendiliğinden olmuyor. Türkiye şehir hastaneleri yapabiliyorsa eğer kasasında şehir hastanelerini yapabilecek parası varsa bundan dolayıdır.

Bu mahallerde tapu tesciliyle ilgili bir süreç yaşandı. Allah'a şükür, bu meseleye de çözüm ürettik ve 563 parselde eski tapu malikleri adına tapu tescil işlemleri yapıldı, bunların yaklaşık 250 parseli eski tapu malikleri adına, diğer parseller eski tapu maliki olan maliye hazinesi adına tescil edildi. Bugün de 30 parselin tapu dağıtımını inşallah gerçekleştirmiş olacağız. Bizim bir özelliğimiz vardır. Biz vatandaşımızdan asla uzak olmayız.
istişareyi, dinlemeyi, vatandaşın sıkıntısına çare üretmeyi
asla bırakmayız. Bunun bir örneğini bugün gerçekleştiriyoruz, inşallah dün olduğu gibi, bugün olduğu gibi yarın da buna hep birlikte devam edeceğiz."

İtiraflarıyla darbe girişiminin röntgenini çeken pilot da inkar etti

ANKARA (AA) -TANJU ÖZKAYA – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında TBMM'ye ilk bombalı saldırıyı gerçekleştiren eski pilot yarbay Hasan Hüsnü Balıkçı, savcılık sorgusunda "Maalesef TBMM'yi bombaladım. Yaptıklarımdan pişmanım. Çocuklarımla görüşmeyi göze alamadım." şeklindeki itiraflarını mahkeme huzurunda inkar etti.

Darbeci askerlerin avukatları huzurunda itiraf içeren beyanlarını mahkeme huzurunda inkar etme stratejisine, Meclis'e ilk bombalı saldırıyı düzenleyen Balıkçı da başvurdu.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, darbecilerin her türlü tehdidine rağmen TBMM Genel Kurulu saat 01.39'da olağanüstü toplandı.

TBMM'nin bu tarihi oturumundan yaklaşık 45 dakika sonra eski pilot yarbay Hasan Hüsnü Balıkçı, "Aslan-5" koduyla kullandığı 94-0105 kuyruk numaralı uçakla Meclis üzerinde uçmaya başladı.

Uçağın ikinci pilot koltuğunda, Polis Özel Harekat Başkanlığını bombalayarak 44 kişiyi şehit eden eski yüzbaşı Uğur Uzunoğlu vardı. Saatler 02.35'i gösterdiğinde darbeci pilotlar Meclis'e ilk bombayı attı. Can kaybının yaşanmadığı saldırıda, şeref kapısının bulunduğu bölgede hasar oluştu.

Balıkçı, darbe girişiminden yaklaşık bir ay önce, komutanlığını yaptığı 143. Filodan eski Harekat Komutanı kurmay albay Ahmet Özçetin'in emrine atanmıştı.

Yıllık izin hazırlıkları yapan Balıkçı, darbe bilgisini alınca izne çıkmaktan vazgeçti. Darbe girişiminden bir gün önce eski 141'inci Filo Komutanı yarbay Hakan Karakuş ile Kapadokya üzerinde hazırlık uçuşu yaptı.

Darbe girişiminden birkaç saat önce Hakan Karakuş ve eski 143. Filo Komutanı binbaşı Mustafa Azimetli, Balıkçı'ya günler öncesinden bilgisini aldığı darbenin o gece yapılacağını söyledi. Daha sonra Balıkçı, darbe girişiminde yer alacak pilotlar ile onları kontrol kulesinden yönlendirecek isimlerin katıldığı toplantıya geçti.

Karakuş, darbeci pilotlar arasında görev dağılımı yaptıktan sonra sözü Balıkçı'ya verdi.

FETÖ'cü pilotları motive eden cümleler kullanan Balıkçı, "Bizim isim listemiz var. Hepsi ellerinde, hepimiz bu listedeyiz. Bazı generallerden alınmaya başlandı. Sonra tek tek bize gelecek. Bu işi bugün yapmamız gerekiyor. Onlardan önce davranmamız gerekiyor." dedi.

  • İlk uçağı arızalandı

    Konuşmaların ardından Özel Harekat Başkanlığı, MİT Müsteşarlığı ile o gece bombalanan diğer kamu kurumlarının öncelikli vurulacak hedef olarak işaretlendiği haritanın üzerinden son kontroller yapıldı.

Görev dağılımına göre Balıkçı, kuleden darbeci pilotları yönetecek ekipte yer alıyordu ancak ilerleyen saatlerde Özçetin'in emriyle o da pist başı yaptı.

İkinci pilot eski yüzbaşı Selahattin Yorulmaz ile havalanan Balıkçı, Ankara semalarında ses hızı duvarını aşacak şekilde alçak uçuş gerçekleştirdi.

Bombalama için kullanılan sistemin arızalanması nedeniyle Balıkçı, Akıncı Üssü'ne dönmek zorunda kaldı. Bir süre sonra eski pilot Uğur Uzunoğlu ile Aslan-5 kodunu kullanan 94-0105 kuyruk numaralı uçakla havalanan Balıkçı, saat 02.35'te TBMM'ye bir GBU-10 bombası attı.

  • İhaneti telsiz görüşmelerinde

Balıkçı'nın o geceki ihaneti Akıncı Üssü kontrol kulesiyle yaptığı telsiz görüşmelerine şöyle yansıdı:

Mustafa Azimetli: Aslan-5, Aslan-1 ee hocam ben size şeyi verebilirim koordinatı verebilirim

Balıkçı: Koordinatı alalım

Azimetli: Kuzey 395496100

Balıkçı: Hocam tekrar eder misiniz?

Azimeti: Kuzey 3954 7520

Balıkçı: Alındı

Azimetli: Doğu 32509308

Balıkçı: İrtifa

Azimetli: 2927 feet Meclis binasının ön tarafında bi boşluk, bi alan var yeşillik şu an orda kimse görünmüyor ee 150 taarruz batı uygun gibi duruyor

Ahmet Tosun: İstediğiniz başta atış serbest

Azimetli: Tosun victor mutabık mı

Tosun: Aslan-1 ee kule ee filo, Aslan-1 filo

Ekrem Aydoğdu: Filo Aslan-1 devam

Tosun: Ee Meclis binasının orada bulunduğunuz o yeşillik alana atış serbest kimsenin olması önemli değil atış serbest

Azimetli: Hocam alındı atmaya çalışıyoruz

Balıkçı: Aslan-1, Aslan-5

Aydoğdu: Devam

Balıkçı: Hocam sağdan dönüşle girdik 150 da 150 başta atış yapacaz

Aydoğdu: Anlaşıldı uzaklaşıyoruz

Balıkçı: Hocam Meclis binasının ön kısmını tarif eder misiniz atacağımız yeri

Azimetli: Hocam 150 da hedefe doğru yaklaştığınızda verdiğim koordinata bakarsanız ee şöyle olacak 150 dan gelirken size dik bir yol o yolun hemen üst tarafında Meclisin bahçesi sonra Meclis

Balıkçı: Bahçede yuvarlaklar var mı?

Azimetli: Ee çevre düzenlemesinde o tür şeyler gördüğümü hatırlıyorum

Balıkçı: Siz TGP’li misiniz

Azimetli: Efen efendim

Balıkçı: Sniper var mı TGP’li misiniz

Azimetli: TGP var gayrı faal, bu arada uniform 15 de Tosun bu kanalda gerekiyorsa ona işaretlettirebilirsiniz

Azimetli: Aslan-2, Aslan-1 Aslan-5’e dahil olabilirsiniz onlar tek uçak çünkü

Balıkçı: Hocam biz in olup atıyoruz

Azimetli: Okey hocam Allah yardım etsin

Balıkçı: 160'da in olduk atış yapıyoruz bölgede değilsiniz mutabık mıyız

Azimetli: Biz uzaklaştık bölgeden

Tosun: Aslan-5 filo

Aydoğdu: Atış yapıyor bekleyin

Tosun: Hocam ne durumdasınız

Balıkçı: Şu an atış yapmak üzereyiz hocam

Balıkçı: Atıştan sonra görüşelim

Tosun: Anlaşıldı, ikaz edin hocam

  • Meclis'i bombaladığını itiraf etti

Darbe girişiminden sonra Akıncı Üssü'nden kaçan Balıkçı, Konya'da saklandığı evde polislerce gözaltına alındı.

Savcılık sorgusunda, TBMM'yi bombaladığını kabul eden Balıkçı, bu ihaneti nedeniyle çocuklarının yüzüne bakamadığını dile getirdi.

Savcılıktaki itiraflarıyla ihanet girişiminin adeta röntgenini çeken Balıkçı, şunları söyledi:

"Mustafa Azimetli ve Hakan Karakuş, bu gece yarısı geç saatlerde TSK'nin darbe yapacağını, yönetime el koyacağını, asıl darbe girişimini karacıların yapacağını, hava kuvvetlerinin destek unsuru olarak görev yapacağını söyledi. Anlattıklarından darbe girişiminin Türkiye genelinde yapılacağını, kara birliklerinin önemli ölçüde darbe girişimine katılacağını anladım. Son anda ihtiyaç nedeniyle bana uçuş görevi verildi ve ben maalesef TBMM'yi bombaladım. Bu olaylardan sonra darbeyi TSK'nin değil, TSK içerisinde önemli bir güce sahip FETÖ'cü subayların yaptığını anladım. Yaptıklarımdan pişmanım. Konya'daki evimiz 2 katlıdır. Eşim ve çocuklarım alt katta kaldılar. Ben evin üst katında yalnız kaldım. Eşim ne olduğunu sorduğunda ona TBMM'yi bombaladığımı söyleyemedim. Üstünkörü bir şeyler anlattım. Üst katta çocukları görmeden yalnız kaldım. Çocuklarımla görüşmeyi göze alamadım."

FETÖ'nün TSK'deki yapılanmasına ilişkin de önemli bilgiler veren Balıkçı, "TSK'deki Fetullahçı yapılanmanın oranı, alt kademede en az general seviyesi kadardır. Şu an 200'ün üzerinden general hakkında işlem yapıldığını öğrendim. Bu oran albay rütbesi ve aşağısından daha fazladır. Bu darbe girişiminin Fetullah Gülen'in kontrolünde ona bağlı insanlar tarafından şu anda FETÖ olarak isimlendirilen yapı mensuplarınca gerçekleştirildiğini düşünüyorum. Çünkü TSK içerisinde emir komuta zinciri dışında bu şekilde bir eylemi gerçekleştirebilecek başka bir grup yoktur. Bütün bu olanlardan sonra albay Ahmet Özçetin'in ve Akıncı Üssü'nde uçuş ekibinde görev alan pilotların FETÖ'cü olduklarını düşünüyorum. Akıncı Üssü'nün baş FETÖ'cüsü kurmay albay Ahmet Özçetin'dir. Özçetin'in tuğgeneral Hakan Evrim'i de etkisine alarak orada güvendikleri FETÖ'cü pilotlarla bu eylemi planladıklarını düşünüyorum. Yukarıda ben gerçekleştirdiğim eylemleri samimiyetle anlattım." ifadelerini kullandı.

  • Mahkemede inkar etti

Balıkçı, "samimiyetle anlattım" dediği itiraflarını mahkeme huzurunda inkar etti.

Balıkçı, Akıncı Üssü'ndeki darbe girişimi eylemlerine ilişkin Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince görülmesine devam edilen davanın 12 Eylül 2017'deki duruşmasında savunma yaptı.

Terörle Mücadele Harekatı (TMH) için Akıncı Üssü'ne gittiğini iddia eden Balıkçı, "TMH görevi gereği hazırlıklarımı yapmak üzere 141. Filo'ya gittim. İlerleyen saatlerde uçuş emri verildi. Selahattin Yorulmaz ile 4. ya da 5. uçak olarak uçuşa başladık. Havalandıktan bir süre sonra bilgisayar arıza yaptı ve geri inerek dinlenmeye çekildik. Daha sonra tekrar uçuş görevi verildi ancak yeni uçuştan geldiğim için kabul etmedim." diyerek önceki beyanlarını inkar etti.

Yeniden uçuş görevini neden istemediği sorulan Balıkçı, "Canım uçmak istemediği ve kendimi yorgun hissettiğim için uçmadım. 'Mümkünse başka birisi uçsun' dedim. İlk sortiye giderken de aynı şeyi söyleyebilirdim ama öğlene kadar uyuduğum için enerjim vardı." yanıtını verdi.

Mahkeme Başkanı Selfet Giray'ın, TMH görevi sırasında bir pilotun, "Uçmak istemiyorum" deme şansının olup olmadığını sorması üzerine Balıkçı, "Uçabilecek başka kimse varsa diye söyledim." cevabını vermekle yetindi.

Mahkemede FETÖ'nün inkar taktiğine sığınan Balıkçı'nın hakkında 79 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.

Öte yandan TBMM, o gece darbeci pilotlar tarafından 3 kez hedef alındı.

Balıkçı'nın ihanetinin ardından saatler 03.24'ü gösterdiğinde eski pilot yüzbaşı Hüseyin Türk, TBMM'ye ikinci bombalı saldırıyı düzenledi ve birer dakika arayla iki bomba attı.

Saldırılarda 32 kişi yaralanırken, Meclis'te yaklaşık 20 milyon liralık hasar oluştu.

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu:

TBMM (AA) – HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, "28 Şubat'lar devam ediyor. Dün de yapılanların hesabı sorulmamıştı, bugün de 28 Şubat aynen yaşanıyor. İktidar, zayıf gördüğü kesimlere yönelik büyük bir baskı ve hak ihlali yapıyor." dedi.

Gergerlioğlu, Mecliste düzenlediği basın toplantısında, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Cezaevleri Alt Komisyonu'nun görevini yapmadığını ve cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine karşı duyarsız kaldığını öne sürdü.

Geçtiğimiz günlerde Mersin'de bir kuyumcunun soyulduğunu ve soyguncunun, direnen iki kişiyi silahıyla öldürerek, altınları alıp kayıplara karıştığını anlatan Gergerlioğlu, "Yapılan araştırma sonucu soyguncu bulundu ve gözaltına alındı. İşin dehşet verici yönü ise soyguncunun halen görevde olan bir polis memuru olmasıydı." ifadesini kullandı.

Gergerlioğlu, şöyle devam etti:

"Daha geçen hafta İçişleri Bakanı, tacize uğrayan bir genç kızı suçluyor ve tacizi gerçekleştiren polis memuru hakkında hiçbir işlem yapmıyordu. Bunların üst üste gelmesi manidardır. Ders almak isteyenler için bir derstir ama birileri almak istemiyor. Kimseyi toptan suçlamıyorum. Polis teşkilatımız görevini yapmaya çalışmaktadır ama hata eden birileri varsa, bunu korumaya çalışmak, tacize uğrayanı suçlayarak birilerini korumaya çalışmak işte böyle son derece vahim sonuçlara yol açar."

Diyarbakır'ın Çermik ilçesinde halı saha tartışması sonrası bir grup öğretmenin savcının talimatıyla gözaltına alındığı iddialarına ilişkin de Gergerlioğlu, "Yaşananlar son derece vahimdir. Bir savcı, keyfi bir şekilde yasaları takmayarak, hukuku umursamayarak öğretmenleri gözaltına alabilmiştir." dedi.

Gergerlioğlu, Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin yaşamını yitirdiği ve 340 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili soruşturmayı anımsatarak, "Araştırma yapıldı ve sonuçları dün açıklandı. Devletimizin hiçbir görevlisinin hatası yokmuş. Bu inanılmaz bir şey, olacak iş değil. Koca bir tren kazası oluyor ve hiçbir hatanın olmadığı söyleniyor. Bunu vicdan kabul eder mi?" değerlendirmesini yaptı.

"Postmodern darbe'' olarak nitelenen 28 Şubat'ın 22. yılı olduğunu hatırlatan Gergerlioğlu, "28 Şubat'lar devam ediyor. Dün de yapılanların hesabı sorulmamıştı, bugün de 28 Şubat aynen yaşanıyor. İktidar, zayıf gördüğü kesimlere yönelik büyük bir baskı ve hak ihlali yapıyor. 28 Şubat açısından değişen hiçbir şey yok." diye konuştu.

Cezaevlerinde yüzlerce insanın hücrelerde tutulduğunu iddia eden Gergerlioğlu, bazı cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini aktardı.

Gergerlioğlu, HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in açlık grevinin devam ettiğini ve sağlık durumunun bozulduğunu bildirdi.

“28 Şubat Allah ve diniyle savaşmanın adıydı”

SİİRT (AA) – AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay, "28 Şubat, Allah ve diniyle savaşmanın adıydı. Başörtüsünü yasaklamayı göze alan insanlar aslında Allah'ın diniyle savaşmış oluyorlar." dedi.

Siirt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Konferans Salonunda "Orta Doğu'da Demokrasinin Dostları ve Düşmanları" konferansında konuşan Aktay, 28 Şubat'ta demokrasiyi hazmedemeyen vesayet odaklarının milletin seçtiği siyasi iradeye müdahalede bulunduğunu söyledi.

  • "Birileri Allah'a, dine karşı savaş, bin yıl sürecek diyebiliyordu"

Bin yıl devam edeceği ileri sürelen sürecin, AK Parti'nin iktidara gelmesiyle son bulduğunu belirten Aktay, şöyle konuştu:

"28 Şubat, Allah ve diniyle savaşmanın adıydı. Başörtüsünü yasaklamayı göze alan insanlar aslında Allah'ın diniyle savaşmış oluyorlar. Bin yıldır kelimeyi tevhidin yükseldiği bu topraklarda birileri Allah'a, dine karşı savaş bin yıl sürecek diyebiliyordu. Onlara göre '28 Şubat tedbirini alırsak Türkiye'de bu ülkenin sahipleri, bu ülkenin bağrından çıkmış, bu ülkenin gerçek dostları bir daha asla iktidara gelemeyecekti.' Böyle bir tedbir almışlardı."

İslam dininin Batılı insanlar gözünde 11 Eylül saldırısına kadar büyük ilgi gördüğünü anlatan Aktay, saldırının ardından İslam'ın terörizmle özdeşleşen bir din haline getirilmeye çalışıldığını, bu nedenle İslam'a olan ilginin bıçak gibi kesildiğini söyledi.

Avrupa ülkelerinin, İslam ülkelerine karşı her zaman ikiyüzlü olduğunu ifade eden Aktay, şunları kaydetti:

"Sisi, Mısır tarihinde ilk defa seçimle iktidara gelmiş ve bir yılını doldurmadan kendisini savunma bakanlığına getiren bir cumhurbaşkanını devirmiş eli kanlı bir diktatördür. Rabia Meydanı'nda 3 bin insanı gözünü kırpmadan katleden insandır ama Batılılar, buna darbe bile demediler. Avrupa ülkeleri bu kadar iki yüzlüdür."

Konferansa, Siirt Belediye Başkan Vekili Ceyhun Dilşad Taşkın, Siirt Üniversitesi Rektör Prof. Dr. Murat Erman, Siirt İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Hüseyin Hilmi Atabay, AK Parti Siirt Belediye Başkan adayı Ali İlbaş, AK Parti Siirt İl Başkanı Özgür Fuat Çalapkulu, Yazar İhsan Süreyya Sırma, kurum müdürleri ve öğrenciler katıldı.

“Postmodern darbe”nin 22. yılı

İSTANBUL (AA) – İnsan ve Medeniyet Hareketi'nin gençlik çalışması olan Genç Hareket üyelerince, 28 Şubat post modern darbesinin 22. yılında darbe süreçleri protesto edildi.

Fatih Saraçhane Parkı'nda bir araya gelen Genç Hareket üyeleri, "Darbeler bitmedi, kıtalar geziyor" mottosuyla başta Mısır’da ve Venezuela’daki olmak üzere tüm dünyadaki darbe süreçlerine tepki gösterdi.

"Zalimler için yaşasın cehennem", "28 Şubat'ı unutma, unutturma" ve "28 Şubat tutsaklarına özgürlük" yazılı dövizler taşıyan Genç Hareket üyeleri, "Kahrolsun Amerika emperyalizmi" ve "Kahrolsun darbeler, yaşasın özgürlük" sloganları attı.

Genç Hareket Başkanı Serkan Demirel, yaptığı açıklamada, dünyadaki bütün darbelere karşı sözlerini, duruşlarını, taraflarını ve tavırlarını göstermek için toplandıklarını belirtti.

Müstekbirlerin dünya üzerinde kurdukları tahakkümü sürdürmek için her yolu meşru gördüklerini anlatan Demirel, "Kapitalizmin acımasız kuralları, emperyalizmin kanlı pençeleri insanlığı teslim almış durumda. Afrika'dan Uzak Asya'ya, Orta Doğu'dan Türkistan'a kadar dünya üzerinde sömürü düzeni oluşturan emperyalistler, yıllarca bu toprakların zenginliklerini sömürdüler ve sömürdükleri topraklardaki insanlara kan ve gözyaşından başka bir şey bırakmadılar." diye konuştu.

Demirel, Türkiye'nin yıllarca Amerikan müstemlekesi gibi yönetildiğini söyleyerek, ancak 15 Temmuz'da uşaklığını yapan Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile darbe yapmak isteyen Amerikan emperyalizminin Türk milletinin çelik iradesi karşısında çaresiz kaldığını aktardı.

Serkan Demirel, 28 Şubat post modern darbesinin üzerinden 21 yıl geçtiğini vurgulayarak, "O günlerde bin yıl süreceği iddia edilen sürecin şimdilerde esamesi okunmuyor. 15 Temmuz'da yaşanan hain darbe girişimi, 28 Şubat sürecini gölgede bırakmıştır. Milletimizin üzerine acımasızca kurşun yağdıran ABD emperyalizminin uşakları, 249 insanımızı şehit ederek, yüzlercesinin yaralanmasına neden olmuştur. Darbeci general Sisi’nin Mısır'ın ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye yaptığı darbenin ardından başlayan zulüm dolu süreç devam ediyor." ifadelerini kullandı.

GRAFİKLİ – ABD'nin Latin Amerika'daki darbeci geçmişi

CARACAS (AA) – HASAN ESEN – Venezuela'da sosyalist Nicolas Maduro yönetimini devirmek için askeri müdahale tehdidinde bulunan ABD'nin, hem doğrudan işgaller hem de desteklediği darbelerle 1898'den bu yana Latin Amerika'da kanlı bir geçmişi var. On binlerce kişinin katili olan diktatörlerin yanı sıra terör örgütleri, aşırıcı ve antidemokratik hareketlere de destek veren ABD'nin tüm bu müdahalelerindeki amacı, ekonomik çıkar sağlamak ve Latin Amerika'yı tamamen kontrol etmekti.

Venezuela'da muhalefete sınırsız destek veren ABD, 23 Şubat'ta ülkeye "insani yardım" girişinde başarısız olunca, bir kez daha tehditte bulundu. ABD Başkanı Donald Trump, defalarca Venezuela'ya asker göndermeyi seçeneklerden biri olarak gösterirken, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo da dün yaptığı açıklamada, "Maduro'nun günlerinin sayılı olduğundan eminim." dedi.

ABD basınına konuşan bir Amerikalı yetkili, Başkan Yardımcısı Mike Pence'in bugün Kolombiya'da katılacağı Lima Grubu toplantısında "somut adımlar" ilan edeceğini duyurdu.

  • Her 3 yılda bir hükümet yıkıldı

Washington'dan gelen bu askeri müdahale tehditleri, ABD'nin hem doğrudan işgaller hem de desteklediği darbelerle Latin Amerika'da katliamlara varan kanlı geçmişini akıllara getirdi. 1898'den bu yana yaptığı müdahalelerle onlarca kez yönetim değişikliğine neden olan ABD, böylece neredeyse her 3 yılda bir hükümetin yıkılmasına yol açtı.

Amerikalı Profesör John H. Coatsworth'un "ABD Müdahaleleri" başlıklı yazısına göre, doğrudan müdahalelerde ABD askerleri, ajanları, Washington adına çalışanlar rol aldı. Dolaylı müdahalelerde ise asıl rolü yerel aktörler oynasa da ABD hükümetlerinin desteği olmadan ya harekete geçemediler ya da başarı olamadılar.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, bu müdahalelerden bazıları şöyle:

  • Küba ve Porto Riko

ABD, kıtadaki ilk müdahalesini Porto Riko ve Küba'da yaptı. Washington yönetimi, İspanya sömürgesindeki Porto Riko ve Küba'yı 1898'de işgal etti. Tarihe İspanyol-Amerikan Savaşı olarak geçen ve 1902'ye kadar süren müdahalenin etkisi sonraki yıllarda da sürdü. 1906'da Küba'nın ilk seçilmiş Başkanı Tomas Estrada Palma'yı deviren ABD, adayı 1909 yılına kadar yöneten bir işgal hükümeti kurdu. 1917'de Küba'yı bir kez daha işgal eden ABD, 1923'te aşamalı olarak geri çekildi. Küba zaman içinde bağımsızlığını kazansa da Porto Riko halen ABD kolonisi.

  • Kolombiya

Fransızların atıl bıraktığı Panama Kanalı projesini devralmak isteyen ABD, Kolombiya'dan ret cevabı alınca ayrılıkçı güçlere destek vermeye başladı. Kolombiya'dan 1903'te ayrılan Panama'yı ilk tanıyan ülke olan ABD, çok istediği kanal projesini 1914 yılında tamamladı. ABD, Panama'da etkisini, kurduğu hükümetlerle sürdürürken ülkeyi ikiye ayıran ancak herhangi bir kazanç getirmeyen kanal yüzünden Amerikan karşıtlığı da arttı.

  • Panama'nın işgali

Ulusal Savunma Güçlerinin başına 1982'de geçen ve Panama'yı fiilen yönetmeye başlayan eski CIA ajanı General Manuel Noriega, ABD ile arasının açılması sonrası hedef haline geldi. ABD destekli Devlet Başkanı Eric Artura Delvalle'nin 1988 yılında görevden alınması üzerine Beyaz Saray mali ve diplomatik savaş başlattı. Bu adımı, ABD birliklerinin 20 Aralık 1989'da Noriega'yı devirmek için ülkeyi işgal harekatı takip etti. 25 binden fazla askerin katıldığı işgal neticesinde Noriega teslim olurken, ülkede de yönetime Guillermo Endara Galimany geldi.

  • Nikaragua

Washington'ın 1912'den 1933'e kadar Nikaragua'yı işgali, ABD ordusunun 1898'den 1934'e kadar çeşitli Latin Amerika ülkelerine müdahale ettiği "Muz Savaşları"nın bir parçası olarak gerçekleşti. ABD'nin bu işgaldeki amacı, Karayip Denizi'ni Pasifik Okyanusu'na bağlayan Nikaragua Kanalı'nı başka ülkelerin yapmasını engellemekti. ABD, 1926'de muhafazakar hükümet ve liberal güçler arasında başlayan iç savaşa dahil oldu.

Muhafazakar hükümet güçlerinin yenilmesi sonucu 1927'de ülkeye müdahale eden ABD, liberalleri mağlup ederek kendi yönetimini kurdu ve 1933'te Nikaragua'dan ayrıldı. Ülkeye 1981'de bir kez daha dönen ABD, solcu hükümeti devirmek isteyen aşırı sağcı terör örgütü Contra güçlerine destek verdi. ABD'nin desteği Kongrenin yasaklamasına rağmen sürdü. Bu savaş neticesinde en az 30 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

  • Meksika

ABD, Meksika Devrimi sırasında oligarşiyi yıkmak isteyen, aralarında Pancho Villa ve Emiliano Zapata'nın da olduğu devrimcilerle savaşmak için birlikler gönderdi. Ülkeyi 30 yıldan uzun süre kontrol eden diktatör Porfirio Diaz yönetimine arka çıkan Beyaz Saray, bu ilişkiyi korumak için 1913'te Francisco Madero'ya karşı yapılan kanlı darbeye destek verdi ve General Victoriano Huerta'yı devlet başkanı olarak göreve getirdi. Beyaz Saray'a Woodrow Wilson gelince Huerta'ya verilen destek çekildi ve silah ambargosu uygulandı. Huerta'ya silah sevkiyatının önlenmesi için 21 Nisan 1914'te Veracruz limanı işgal edildi. Aynı yıl 23 Kasım'a kadar süren işgalle Huerta devrilirken Venustiano Carranza yönetime geldi.

  • Haiti

ABD ordusu, Haiti'deki ekonomik çıkarlarını korumak için 1915 yılında bu ülkeyi işgal etti. Diktatör Jean Vilbrun Guillaume Sam'e arka çıkan, köleliğe destek veren ve Kuzey Amerika şirketlerinin binlerce dönümlük araziye el koymasına yardımcı olan ABD'nin işgali sırasında binlerce kişinin öldüğü belirtiliyor. ABD, 1934 yılında kendisine sadık bir ordu bırakarak ülkeyi terk etti.

Ülkeyi 1994 yılında bir kez daha işgal eden ABD, Jean-Bertrand Aristide'nin darbe ile devrilmesinin ardından "demokrasiyi korumak" için müdahalede bulundu. Operasyon, General Raoul Cedras'ın ülkeyi terk etmesiyle sonuçlanırken, ABD ve Birleşmiş Milletler askerleri bir süre daha Haiti'de kaldı.

  • Guatemala

ABD, 1944 Guatemala Devrimi'nden önce hüküm süren seçkinlere iktidarı geri kazandırmak için demokratik seçimlerle başa gelen Devlet Başkanı Jacobo Arbenz'e karşı 1954 yılında PBSUCCESS kod adlı CIA darbesi tertipledi. Bu darbe neticesinde başkanlığını Albay Carlos Castillo Armas'ın yaptığı askeri cunta başa gelirken, ABD de ülkede ekonomik ve askeri çıkarlarını yeniden kazandı.

  • Dominik Cumhuriyeti

20-30 bin kişinin ölümünden sorumlu tutulan ABD destekli diktatör Rafael Leonidas Trujillo'nun 1961 yılında suikasta uğramasının ardından, 1962 yılında yapılan demokratik seçimleri Juan Bosch kazandı. Ancak dönemin ABD yönetiminin, komünizm konusunda yeteri kadar sert olmamakla suçladığı Bosch, ertesi yıl devrildi. Bosch'u yeniden iktidara getirmek için 1965 yılında başlayan isyana ABD, emrindeki Dominik Cumhuriyeti generalleri ile müdahalede bulundu. Ancak istediği başarıyı elde edemeyen ABD, ülkeyi 40 binden fazla askerle işgal etti. 1966 yılında yapılan seçimlerde iktidara ABD yanlıları gelirken, 1980'de gizliliği kalkan belgelerde seçimlerin özgür olmadığı görüldü.

  • Grenada

Sosyalist Maurice Bishop, ada ülkesi Grenada'da yönetimi kansız bir darbeyle 1979'da ele geçirdi. Gelişmeden memnun olmayan ABD, Grenada'nın Sovyetlerin etkisine gireceği korkusuyla ülkeyi 1983'te işgal etti. Bunun sonucunda Bishop öldürülürken, ada ABD'nin etkisi altında girdi.

  • Darbeler

ABD bu müdahalelerin yanı sıra Bolivya (1944, 1963, 1971), Brezilya (1964), Şili (1973), Arjantin (1976), Küba (1934), Dominik Cumhuriyeti (1914, 1963), El Salvador (1961, 1979), Guatemala (1963, 1982, 1983), Guyana (1953), Honduras (1963), Meksika (1913) ve Panama'da (1941, 1949, 1969) çok sayıda darbeyi destekledi. Beyaz Saray, çok sayıda eli kanlı diktatörün yanı sıra aşırıcı ve antidemokratik hareketlere destek verdi. ABD'nin bölgede başarısız kalan çok sayıda girişimi de oldu.

GRAFİKLİ – Afrika'nın en istikrarlı demokrasilerinden Senegal cumhurbaşkanını seçiyor

DAKAR (AA) – ALAATTİN DOĞRU – Afrika kıtasının nispeten demokratik ve darbe yaşamayan ülkelerinden Senegal'de halk, 24 Şubat Pazar günü cumhurbaşkanını seçmek için sandık başına gidiyor.

Demokratik ve güvenli ortamıyla tanınan Senegal'de, mevcut Cumhurbaşkanı Macky Sall'ın yanı sıra Idrissa Seck, Ousmane Sonko, Madicke Niang ve Issa Sall, 11. cumhurbaşkanının belirleneceği seçimde yarışacak.

Yakın zamanda seçim yapılan Kamerun, Kongo Demokratik Cumhuriyeti gibi Afrika ülkelerinin aksine, 6,5 milyon seçmenin bulunduğu Senegal'de seçim öncesi sakin bir hava hakim.

  • Darbesiz bir tarih ve toplumsal uyum
  1. yüzyılın ortalarından itibaren Avrupa devletlerinin sömürgecilik faaliyetlerine sahne olan Senegal, 1960 yılında Fransa'dan bağımsızlığını kazandı. O tarihten bugüne 4 cumhurbaşkanının görev yaptığı ülkede, herhangi bir darbe yaşanmaması Senegal'i Afrika'nın en istikrarlı demokrasilerinden biri yaptı.

Nüfusunun yüzde 94'ü Müslüman olan ülkede etkisi fazlasıyla hissedilen dini yapıların toplumsal hayatta bıraktığı etki halkın barışçıl karakterinde önemli rol oynuyor.

Ülkede başta Müridilik ve Ticanilik olmak üzere yaygın dini yapıların öğretileri, Senegal'de radikalleşmenin önüne geçerek, huzur ve hoşgörü ortamının oluşmasına zemin hazırladı.

Özellikle Senegal'in en etkili tarikatı Müridiliğin kurucusu Ahmadou Bamba'nın (1853-1927) sömürgeci Fransızlara karşı gösterdiği pasifist direniş ve halkın İslam ile bağının kopmaması için kullandığı kardeşlik dili, buna büyük katkı sağladı.

Farklı dini gruplar arasındaki uyum da aşırıcı unsurların ortaya çıkmasını önleyerek, toplumu iç çatışmalar ve kargaşadan uzak tuttu.

  • Bağımsızlıktan bu yana sadece 4 cumhurbaşkanı

Senegal 1960'ta bağımsızlığını kazandığında cumhurbaşkanı olan Sosyalist Parti Başkanı Leopold Sedar Senghor, girdiği tüm seçimleri kazanarak ülkeyi 20 yıl yönetti. Ülkedeki Müslüman dini liderlerle yakın ilişki içinde olan Senghor, halefi olarak Abdou Diouf'u belirledi ve emekliye ayrıldı.

Selefinin dini liderlerle ittifakını devam ettiren Diouf da girdiği 4 seçimi kazanarak, 20 yıl görev yaptı. Bu yıllarda dünya genelindeki ekonomik liberalleşme ve demokratikleşme hareketlerinin de etkisiyle çok partili sisteme geçildi.

Sosyalist Partinin iktidarı, Senegal Demokratik Partisi (PDS) lideri Abdoulaye Wade’nin 2000 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanmasıyla sona erdi. 2007 yılındaki seçimleri de kazanan Wade'nin ikinci döneminde ülkedeki altyapı sorunlarının devam etmesi, ekonomik zorlukların yaşandığı bir dönemde bağımsızlığın 50. yılı için 27 milyon dolarlık devasa Rönenans Heykeli'nin yapılması, toplumda tepkilere yol açtı.

Wade döneminde başbakan olan, mevcut Cumhurbaşkanı Sall, Mart 2012'deki seçimleri ikinci turda kazanarak görevine başladı. Sall, iktidar milletvekillerinin desteğiyle 2016'da anayasayı değiştirerek cumhurbaşkanının görev süresini 7 yıldan 5 yıla düşürdü ve 2 dönemle sınırladı.

  • Seçimin en güçlü adayı Cumhurbaşkanı Sall

İlk turda herhangi bir adayın mutlak çoğunluğu (yüzde 50) elde edememesi durumunda, en fazla oyu alan 2 aday, ikinci turda yarışıyor.

Pazar günü yapılacak seçimde yarışan 5 adaydan en geniş toplumsal desteğe iktidar koalisyonu Benno Bokk Yakaar'ın adayı ve Cumhuriyet İttifakı partisi (APR) lideri Cumhurbaşkanı Macky Sall sahip bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Sall'ın, 2035 yılına kadar ülkeyi gelişmekte olan bir ekonomiye dönüştürmeyi hedeflediği Senegal Kalkınma Planı kapsamında gerçekleştiği projeler, elini güçlendiriyor. Bu plan için Avrupa Birliği, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu ve diğer birçok kuruluştan aldığı 14 milyar dolar finansman sözü, adaylık yarışında Sall'ı öne taşıyor.

Anketlerde Sall'in oyları yüzde 40-50 arasında görünüyor.

Bununla birlikte, Cumhurbaşkanı Sall'ın en büyük dezavantajları olarak önemli rakiplerinin adaylıklarının geçersiz sayılması gösteriliyor.

Muhalefet, Macky Sall'ı, eski Cumhurbaşkanı Abdoulaye Wade'nin oğlu Karim Wade ile eski Dakar Belediye Başkanı Khalifa Sall'ın, yolsuzluk suçlamasıyla aldıkları hapis cezaları nedeniyle cumhurbaşkanlığı adaylıklarının reddedilmesinden sorumlu tutuyor. Cumhurbaşkanı Sall'ın rakiplerini saf dışı bırakmakla suçlayan muhalefet, bu durumun Senegal'in demokrasi geleneğini bozduğunu savunuyor.

Bu seçimin ikinci tura kalması zayıf bir ihtimal olarak görülse de Senegal tarihinde muhalefetin ikinci turda güçlü bir ittifak kurduğu biliniyor. Bir önceki seçimde ilk turda Abdoulaye Wade'den düşük oy almasına rağmen, Macky Sall muhalefetin desteğiyle ikinci turu kazanmıştı. Wade de selefi Abdou Diouf'u aynı şekilde ikinci turda geçmişti.

Seçimin ikinci tura kalması durumunda, Sall'in muhalefetin adayı karşısında kaybedebileceği belirtiliyor.

  • Muhalefetin adayları

Muhalif adaylardan Idrissa Seck de eski Cumhurbaşkanı Wade döneminde başbakanlık görevini yürüttü. Görevi kötüye kullanma iddiaları üzerine 2004'te başbakanlıktan alınan Seck, 2007 ve 2012 seçimlerinde de aday olmuştu. Seck'in oy potansiyelinin yüzde 10'un altında olduğu tahmin ediliyor.

Bir diğer muhalif aday Ousmane Sonko, yarışın en genç ismi olarak dikkati çekiyor. Farklı anketlere göre, 45 yaşındaki Sonko'nun oy oranı yüzde 10-20 arasında.

Seçim kampanyalarında yaptığı esprilerle tanınan renkli aday Madicke Niang da Wade döneminde uzun süre bakanlık görevi yürüten isimlerden biri. PDS üyesi olan ancak adaylığını açıklayınca Wade tarafından partiden uzaklaştırılan Niang, kazanma şansı en düşük adaylardan biri olarak gösteriliyor.

Adaylardan akademisyen Issa Sall ise ülkedeki dini geleneğinin bir parçası olan Müsterşidin hareketiyle müttefik olarak hareket ediyor. Anketlere göre, Issa Sall'in de seçilme şansı bulunmuyor.

  • Fransa'nın vazgeçmediği ülke: Senegal

Batı Afrika'nın en ucunda yer alan Senegal, 59 yıldır bağımsız olsa da ticari potansiyelinden dolayı halen Fransa'nın vazgeçmediği ve etkisini sürdürdüğü bir ülke konumunda bulunuyor.

Resmi dilin Fransızca olduğu ülkede, para birimi olarak Fransız sömürge parası CFA (Afrika Finansal Topluluğu) frangı kullanılıyor. Senegal'de BNP Paribas, Orange, Total, Eiffage, Auchan, Eramet, ve Societe Generale gibi çok sayıda Fransız şirket sağlık, bankacılık, telekomünikasyon, elektrik, petrol, doğalgaz, ulaşım, perakende, inşaat, mineral ve madencilik alanlarında faaliyet gösteriyor.

Ülkedeki askeri varlığını 2010'da azaltan Fransa'nın, başkent Dakar'daki üssünde halen 350 Fransız askeri görev yapıyor.

Jeopolitik konumunun önemi, ABD, Çin ve Avrupa ülkelerini de Senegal'da varlık göstermeye itiyor. ABD, Senegal'de askeri üs bulunduran bir diğer ülke olarak öne çıkıyor.

Çin ise son yıllarda ülkeye yaptığı yatırımlarla Fransa'dan sonra Senegal'in ikinci büyük ticari ortağı konumuna ulaştı.

Darbeci general “darbe” ifadesinden çark etti

İSTANBUL (AA) – ENES CAN – MUSTAFA HATİPOĞLU – Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin İstanbul'daki "ana darbe" davasında 88 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan eski Tuğgeneral Özkan Aydoğdu, soruşturma sırasında darbe girişimini kabul ettiği ifadesini, mahkeme aşamasında değiştirerek örgütün inkar stratejisini izledi.

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında aktif rol alarak birçok vatandaşın şehit olması veya yaralanmasında talimatları bulunan darbeci sanıklar, yargılandıkları davalarda, elde edilen görüntü, ses kayıtları ile tanıkların teşhis ve anlatımlarına rağmen savunmalarını "inkar politikası" üzerine kurmayı sürdürüyor.

Cezaevine girdikten sonra örgüt talimatı çerçevesinde inkar yolunu seçen sanıkların savunmalarında öne sürdükleri tezlerin birçoğu, kanıtlanan delillerle çürütüldü.

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin İstanbul'daki "ana darbe" davasında tutuklu yargılanan ve 88 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan eski 2. Zırhlı Tugay Komutanı darbeci Özkan Aydoğdu, soruşturma aşamasında verdiği ifadesini, mahkeme aşamasında değiştirerek, FETÖ'nün "ne olursa olsun, inkar et" stratejisini izledi.

  • Soruşturma aşamasında "darbe" itirafı

Darbeci Aydoğdu, soruşturma aşamasında verdiği ifadesinde, "Komutan yardımcısı kurmay başkanı beni karşıladı ve ellerinde bir emir vardı. Yazılı bir emirdi. Muhabere merkezinden yeni çıktısı alınmış, alıp okuduğumda, incelediğimde Sıkıyönetim Emri idi, Genelkurmay Başkanlığından gelen bir yazı idi. İki gün önce de 13 Temmuz günü saat 14.30 sıralarında Albay Uzay Şahin 19.00 sıralarında Albay Muzaffer Düzenli gelmiş ve bilgi aktarımında bulunmuştu. Genel itibarıyla bildirilen bilgiler ile gelen yazının içeriği aynıydı. TSK bir bütün olarak emir komuta birliği içerisinde sıkıyönetimle yönetime el konularak… Bana yapmam gerekenleri söylediler. Yani kısaca albayın bana söyledikleri ile 15 Temmuz Sıkıyönetim İlanı ile ilgili gelen yazılı metin aynı şeylerdi. Bana kendisi tarafından komuta kademesinin darbe konusunda hemfikir olduğu söylendi..'' şeklinde itirafta bulundu.

Aydoğdu yine soruşturma aşamasında ''Benim birliğimde ya da benim katılımımla 14 Temmuz'da hiçbir toplantı olmamıştır. Ancak yukarıda belirttiğim gibi Albaylar Uzay Şahin ve Muzaffer Düzenli, sözlü olarak bana bilgilendirme yaptıktan sonra tabur komutanları ile bir toplantı yaptılar. Bana da kısaca özet geçtiler yani önce bana anlattılar, ne kadar personel ve asker çıkarılacağı yönünde bilgiler aldılar. Bunlar konuşuldu." diyerek de 2. Zırhlı Tugay Komutanlığındaki tabur komutanlarına darbe kapsamında bilgilendirme yapıldığını ifade etti.

Darbeci Aydoğdu her ne kadar darbe girişimini kabul edip, buna ilişkin toplantıya katılmadığını iddia etse de 2. Zırhlı Tugay Komutanlığındaki güvenlik kamera kayıtları Aydoğdu'nun söz konusu toplantıya katıldığını gösteriyor.

  • Mahkemede FETÖ elebaşının talimatıyla inkar

Darbe girişiminin kilit isimlerinden biri olan ve sözde ''sıkıyönetim atama listesinde'' İstanbul Sıkıyönetim Komutan Yardımcısı olarak görevlendirilen Aydoğdu, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in örgüt üyelerine "dağılmamaları, çözülmemeleri ve paniklememeleri" yönündeki talimatı kapsamında mahkemedeki ifadesinde inkarı seçti.

FETÖ elebaşının, kurucusu ve yöneticisi olduğu terör örgütünün düzenlediğine yönelik delil ve kanıtların bulunduğu, 251 vatandaşın şehit olmasına neden olan 15 Temmuz darbe kalkışması için "tiyatro", "Hollywood filmi" gibi pişkince ifadeler kullanması ve "Eğer ortada benim bu işe karıştığıma dair kanıt varsa, hemen Türkiye'ye dönerim." sözleriyle adeta gözaltına alınan ve tutuklanan darbeci FETÖ üyelerine hangi yönde ifade vermeleri gerektiğine dair üstü örtülü talimat göndermesinin ardından diğer darbeciler gibi Aydoğdu da 22 Ağustos 2017'de İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde yaptığı savunmasında "darbe girişimini" kabul etmeyerek inkar stratejisini izledi.

Savunmasında, darbe girişiminden haberi olmadığı yalanını söyleyen Aydoğdu, büyük şehirlerde ses getirici büyük bir terör eyleminin gerçekleşeceği duyumu nedeniyle darbecilerle kalkışmanın öncesinde toplantı yapıldığını iddia etti. Darbe girişimi esnasında birlik komutanlarına sorumluluk bölgelerini sivil şekilde keşif yapmaları talimatı veren Aydoğdu, mahkemede bunu da kabul etmeyerek inkar stratejisini sürdürdü.

  • "Güvenlik ve emniyet amaçlı gönderdim" yalanı

Darbe girişiminden haberdar olup komuta ettiği birliklerin planlamasını ayrıca gerçekleştirdiği, kendi sorumluluğundaki Anadolu Yakası'nda yer alan noktalara askeri unsurları sevk emrini vermesine ilişkin olarak darbeci Aydoğdu savunmasında, "Durum değerlendirmesi yaptım, bazı kritik yerlerin emniyetinin alınması yönünde karar verdim. Bunu darbe olarak düşünmedim. Genel bir güvenlik uygulaması olarak değerlendirdim. Sabiha Gökçen Havaalanı, köprüler ve kritik yerlere tank ve zırhlı araçlar gönderdim." şeklinde yalana sarıldı.

  • Üzerinden çıkan 1 doları da inkar etti

Yakalandığında yapılan üst aramasında, örgütsel bağlılığı simgeleyen 1 ABD doları çıkan Aydoğdu, doları görmediğini ve ne anlama geldiğini bilmediği iddia etti. Ayrıca darbeci Aydoğdu'nun masasında FETÖ tarafından gerçekleştirildiği tespit edilen MİT tırlarının durdurulması olayı nedeniyle o dönem Hadımköy Askeri Cezaevi'nde tutuklu bulunan Hamza Celepoğlu ve diğer asker şahısların ziyaret edilmesi talepli dilekçesi de bulundu.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince görülen İstanbul'daki ana darbe davasının 17 Nisan 2018 tarihli karar duruşmasında, tutuklu sanık darbeci Özkan Aydoğdu "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "nitelikli kasten öldürme'' suçlarından 88 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.