Atık plastikler denizdeki yaşamı tehdit ediyor

MUĞLA (AA) – DURMUŞ GENÇ – Dünyada nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan ve son yıllarda özellikle denizlere atılan pet şişe ve poşetleri yutarak ölen kaplumbağalar, aralarında Türkiye'nin de yer aldığı 9 ülkenin bilim adamları tarafından araştırılıyor.

Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) Müdürü Prof. Dr. Yakup Kaska, AA muhabirine yaptığı açıklamada, caretta carettaların, yaşam mücadelesinde karşılaştığı en büyük sorunlardan birinin denizlere atılan naylon poşetler ve pet şişeler olduğuna dikkati çekti.

Denizanası yiyerek beslenen caretta carettaların, naylon poşetleri denizanası zannederek yuttuğuna işaret eden Kaska, "Bu nedenle birçok caretta boğularak yaşamını yitirmekte." dedi.

Deniz kaplumbağalarının hayatlarının yüzde 99'unu suda geçirdiğini anlatan Kaska, ölümlerin ve yaralanmaların büyük çoğunluğunun da deniz ortamında yaşandığını ifade etti.

Yaralı kaplumbağalarla ilgili kendilerine ihbar gelmesi halinde hemen müdahaleye koştuklarını vurgulayan Kaska, kaplumbağaların çoğunlukla balık ağlarına takılması, olta yutması, misinaya dolanması, pervane kesmesi ve sürat motoru çarpması sonucu öldüğünü bildirdi.

– "Denizlerdeki kirlilik insanı da tehdit ediyor"

Kaska, önceki yıllara oranla deniz kaplumbağalarının ölüm ve yaralanma olaylarında artış yaşandığına işaret ederek, bu alanda yürütülen uluslararası çalışma hakkında da bilgi verdi.

Kaska, "Biz yılda 150 civarında ölü, 50 civarında yaralı kaplumbağa bilgisi alıyoruz. İnsanlar DEKAMER'in varlığından haberdar olduğu için bize bilgi veriyor.
Avrupa Birliği'nden aldığımız bir fon çerçevesinde ölen deniz kaplumbağalarının mide içeriklerinde, bağırsaklarında plastik poşetler var mı ve bunların ölümüne sebep olan maddeler plastik poşetler mi diye bir proje yürütüyoruz. 9 farklı ülkeden araştırmacılarla bu konu üzerine çalışıyoruz. Denizlerdeki kirlilik sadece deniz kaplumbağalarını değil balıkları ve dolayısıyla insanı da tehdit ediyor."

Son yıllarda denizlerin insanlar tarafından aşırı kirletildiğini vurgulayan Kaska, "Denizde kamışlar, tek kullanımlık pet şişeler, poşetler çıkıyor. Bunlar hem iribaş deniz kaplumbağasının hem de otçul olarak bilinen yeşil deniz kaplumbağasının midelerinden çıkıyor. Hatta yeşil deniz kaplumbağası otla beslendiği için otların arasında biriken her türlü plastik parçayı yiyor. Maalesef bundan en çok onlar etkileniyor. Bu çalışmamızda bu türlerin bunlardan ne kadar etkilendiğini araştırıyoruz. Hayatını kaybeden 100 kaplumbağadan 50'den fazlasının midesinden plastik maddeleri çıkıyor." diye konuştu.

Akdeniz'de İspanya, İtalya, Fransa, Tunus, Türkiye, Yunanistan başta olmak üzere bu ülkelerden 3'er kurumla kaplumbağaların yaşam döngüsünü sürdürdüğü farklı noktalarda çalışma yürüttüklerini belirten Kaska, 2019 yılının Şubat ayında projenin birinci safhasının sona ereceğini dile getirdi.

Proje kapsamında şu ana kadar önemli verilere ulaştıklarını da aktaran Kaska, "Elde ettiğimiz bilgilerde Akdeniz'in bir deniz değil adeta kirlenen bir göl gibi olduğunu ve hem deniz kaplumbağalarının hem balıkların hem kuşların bu plastik maddelerden etkilendiğini ortaya çıkarmış durumdayız." dedi.

Kaska, hayvanların, yaşam mücadelesinde karşılaştığı en büyük sorunlardan birinin denizlere atılan plastikler olduğunu belirterek, herkesi bu konuda duyarlılığa davet etti.

Advertisements

30 bin lira maaşlı “profesyonel turist” mesaide

MUĞLA (AA) – DURMUŞ GENÇ – Muğla'nın Ortaca ilçesinde başlatılan "Türkiye'nin En İyi İşi (Best Job in Turkey) Projesi" kapsamında 30 bin lira ücretle bölgeyi tanıtmak için çalışmalar yürüten "profesyonel turist" Efe Talay, yoğun mesai harcıyor.

Tatil deneyimlerini ve gezdiği turistik yerlerin fotoğraflarını Instagram, Facebook, YouTube gibi sosyal medya hesaplarından paylaşmaya başlayan Efe Tanay, 27 günlük süreçte yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Tanay, 1-31 Ağustos tarihlerinde turizm destinasyonunu gezerek tanıtımına yapmak için 27 ülkeden 8 bin 235 başvuru arasından seçilmesinin mutluluk verici olduğunu söyledi.

Ortaca, Dalyan ve Sarıgerme'yi tanıtım için gezdiğini belirten Tanay, "Ağustos ayının ilk gününden itibaren Dalyan'da gitmediğim koy, plaj, antik kent, nehir ve göl kalmadı. Seyir tepelerine varıncaya kadar gezdim. Esnafından sanatına, yemeğinden kültürüne bölgenin tüm güzelliklerini tanıtıyorum." dedi.

Projenin çok eğlenceli geçtiğini vurgulayan Tanay, "Tedavisi devam eden kaplumbağaların suya kavuşmasına yardımcı oldum. Dalyan ve Dalyan'ı Dalyan yapan her şeyle ilgili çekimler yapıyor, bunu sosyal medya hesapları ve internet sitemizden paylaşıyoruz. Bölgenin ne kadar güzel bir yer olduğunu tüm dünyaya göstermeye çalışıyorum." şeklinde konuştu.

Sosyal medya üzerinden çok olumlu mesajlar aldığını aktaran Tanay, şunları kaydetti:

"Birçok insan sosyal medya üzerinden bizim gösterdiğimiz yerlere gidip, bizim yemek yediğimiz yerlerde yemek yedi. Bizim gezdiğimiz antik kentleri merak edip geldi. Seyir tepeleri ve koyları gezdi. Bunları da bizimle paylaştı. Bölgede yaşayan bir çok insan bile bizim gittiğimiz ve tanıttığımız yerleri bilmediklerine dair mesajlar gönderdi. Burası gerçekten doğası mükemmel ve el değmemiş eşsiz bir yer. Biz bu alanların ne kadar güzel olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Takipçilerimizle bunu İngilizce ve Türkçe olarak paylaşıyoruz. Dolayısıyla sosyal medyadan bizi takip edenler ulaşımı daha kolay olduğu için genelde oradan bize dönüş yapıyorlar. Sitemizden de her gün fotoğraf ve videolarla yayınlar yapıyoruz. Bu anlamda insanlardan çok güzel dönüşler alıyoruz."

Dalyan'ın ve Ortaca'nın her karış toprağını gezdiğini ve çok iyi öğrendiğini anlatan Tanay, önümüzdeki dönemde bölgeye tekrar gelip tatil yapacağını, birçok insanın da bölgeyi tanıdıkça tekrar tekrar gelmek istediğini ifade etti.

Tanay, ziyaretçilerin projeyi instagramda @bestjobinturkey ve @efetanay hesaplarından takip edebileceğini de dile getirdi.

– "Profesyonel turist"in seçilme süreci

Dünyaca ünlü Dalyan, Sarıgerme, İztuzu Plajı ve Kaunos Antik Kenti'ne ev sahipliği yapan Ortaca'nın tanıtımı için " 30 bin lira maaşla profesyonel turist aranıyor" ilanına 8 bin 235 kişi başvuru yapmıştı. Aralarında yabancıların da olduğu adaylar, internet sitesindeki formu doldurup kendilerini tanıtan iki dakikalık video ekledi. "Bestjobinturkey.com" adresinden başvuru yapanlar arasında öğrenci, iş kadını, fotoğrafçı, sosyal medya uzmanı, rehber, öğretmen, doktor, iş adamları ve gezginler de yer aldı. Değerlendirme sonucunda İstanbul'da yaşayan Efe Tanay, "profesyonel turist" seçildi.

Tüm masrafları Ortaca Belediyesi, esnaf ve sivil toplum kuruluşlarınca karşılanan ve sigortası da yapılan "profesyonel turist", tatilin sonunda 30 bin lira maaş alacak.

Üç yüzgeçli caretta yavrusu korumaya alındı

MUĞLA (AA) – DURMUŞ GENÇ – Caretta carettaların yumurtlama için yuva yaptıkları Dalyan'daki İztuzu sahilinde sağ ön kısmında üç yüzgeç bulunan iribaş caretta caretta yavrusu korumaya alındı.

Dünyada nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan canlılar arasında yer alan caretta caretta deniz kaplumbağalarının mayıs ve haziran ayında başlayan yumurtlama dönemi sürüyor.

Yumurtalarından çıkar çıkmaz denize ulaşmak için büyük çaba harcayan yavru carettalardan başarılı olamayanlara bu sevimli hayvanların doğal üreme alanı İztuzu sahilinde kurulu Deniz Kaplumbağası Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezinde (DEKAMER) görevli gönüllü öğrenciler yardımcı oluyor.

DEKAMER görevlileri, gece saatlerinden sabaha kadar yumurtalarından çıkan yavruların plajda güvenli şekilde denize ulaşmaları için çaba harcıyor.

Gönüllerin yürüttüğü çalışmalar sırasında ilk defa rastlanan üç yüzgeçli iribaş deniz kaplumbağası yavrusu merkezde korumaya alındı.

DEKAMER Müdürü Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakup Kaska, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İztuzu kumsalının deniz kaplumbağalarının en iyi üreme sahalarından biri olduğunu söyledi.

Mayıs ayı başlarında yuvalamaya başlayan caretta carettaların yumurtalarından çıkışların devam ettiğini belirten Kaska, "Bu sene Dalyan kumsalında 500'e yakın yuva oldu. Yuvaların yavru çıkışları bir aydır devam ediyor. Yavru çıkışlarının en çok olduğu dönem bu dönem ve bu eylül sonu kadar devam edecek." diye konuştu.

– "Bir ayda 7 bin yavru denize ulaştı"

Yavruların denize güvenli şekilde ulaşması için görevlilerin kumsalda gece gündüz çalışma yürüttüğü bilgisini veren Kaska, "Şu ana kadar yaklaşık 100 yuvadan yavru çıkışı tamamlandı. Bunların her birinden yaklaşık 70 civarında yavruyu denize gönderdik. 7 bin yavrumuz şu an denize ulaşmış durumda." ifadelerini kullandı.

Denize ulaşanların yanı sıra ölen ve anormal gelişen yavruların da bulunduğuna dikkati çeken Kaska, şöyle konuştu:

"Çok görülmeyen üç yüzgeçli bir yavru kaplumbağa ile karşılaştık. Deniz kaplumbağalarının normalde 4 bacağı var. Bu dört bacağın bir tanesinden iki tane daha yanında bacak çıkmış bir kaplumbağa ile karşılaştık. Yani bir noktada 3 bacak çıkmış durumda. Bu anormallik daha önce deniz kaplumbağalarının gelişimlerinde pek rastlanılmamış bir durum. Bu sene yaptığımız detaylı çalışmaların içinde böyle bir kaplumbağayı da bulduk. Kaplumbağanın dışarıda görülen bu anormalliklerinin yanında yavrunun içinde bir anormallik de olabilir diye korumaya aldık. Şu anda yavrunun doğal beslenme sürecini gözlem altında tutuyoruz.

Eğer gelişimi ve beslenmesi normal süreçte devam ederse detaylı bir inceleme yapacağız. Kaplumbağa eğer gelişimini sürdüremezse müzemizde sergileyeceğiz."

Genetik bozukluklardan dolayı önceki yıllarda iki başlı, tek gözlü, çene yapısı farklı kaplumbağalarla karşılaştıklarına dikkati çeken Kaska, 3 yüzgeçli kaplumbağayla ise ilk defa karşılaştıklarını söyledi.

Kaplumbağanın görevlilerin dikkatli çalışması sonucu ortaya çıkarıldığını anlatan Kaska, nesillerini koruyabilmek için hem erkek hem de dişi bireylerin sağlıklı şekilde korunmaları gerektiğini dile getirdi.

Yakup Kaska, yurt dışından birçok bilim adamının 3 yüzgeçli kaplumbağaya ilgi gösterdiğini belirterek, "Böyle bir tür ülkemizde ilk defa görüldü. Yurt dışından bilim adamları ile yaptığımız görüşmelerde dünyada da ilk defa görüldüğünü söyleyebiliriz. Yurt dışında 40 yıllık deniz kaplumbağa araştırmacıları dahi böyle bir türü yurt dışında ilk defa gördüklerini söyledi." bilgisini paylaştı.

Merkeze gelen yerli ve yabancı ziyaretçiler, DEKAMER’deki su tankına alınarak gelişimi izlenen deniz kaplumbağası ile yakından ilgilendi ve fotoğraflarını çekti.

Antik çağın 3 bin yıllık liman kenti “Kaunos”

MUĞLA (AA) – DURMUŞ GENÇ – UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde yer alan 5 bin yıllık Kaunos Antik Kenti'ndeki 2 bin 400 yıllık kaya mezarları, 3 bin kişilik tiyatro, bazilika, hamam, agora ve Demeter Kutsal Tapınağı ile 1300 yıllık mozaiklerin bulunduğu alanlar hem yerli, hem yabancı turistler için çekim merkezi oluyor.

Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı Dalyan Mahallesi'nde yer alan Kaunos Antik Kenti'ne erişebilmek için tur tekneleri ile yaklaşık 10 dakika süren bir yolculuk yapan ziyaretçiler, ağaçlarla kaplı yolda 15 dakika kadar yürüdükten sonra 3 bin yıllık antik kentin kapılarını aralıyor.

Ziyaretçiler, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'nde bulunan 2 bin 400 yıllık kaya mezarları ile büyülenip 5 bin kişilik tiyatroda soluklanıyor, bazilika, hamam ve agorada dolaşıp, 1300 yıllık mozaikleri inceliyor, Demeter Kutsal Tapınağı'nda da fotoğraf çektiriyor.

Prof. Dr. Baki Öğün'ün 1966'da başlattığı kazıların 52'nci yılında Prof. Dr. Cengiz Işık başkanlığında çalışmalar halen devam ediyor.

Kaunos Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Cengiz Işık, Miletos'un ikiz çocuklarından Kaunos'un Karya-Likya sınırında kurduğu kentin, antik çağda liman kenti olduğunu ancak günümüzde kıyıdan hayli içeride kaldığını söyledi.

Işık, arkaik, klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim bulunan kentin daha sonra terk edildiğini dile getirdi.

Kentin kendine has dokusu olduğuna işaret eden Prof. Dr. Işık, "Kaunos, arkeolojinin bilinmezlerine ışık tutan ilklerin kentidir. Kaunos, arkeolojinin bilinmezlerine sağladığı çok sayıdaki ilklerle UNESCO'nun 'Dünya Kültür Mirası Aday Listesi' içersinden çıkıp kalıcı listeye girecektir." dedi.

Işık, Kaunos'un arkeoloji biliminin bilinmezlerine ışık tuttuğunu, kentte yarım yüzyıl içerisinde çok önemli tarihi yapıların ortaya çıkarıldığını dile getirdi.

Antik kentin günde yüzlerce ziyaretçiye ev sahipliği yaptığına işaret eden Cengiz Işık, "Kaunos, sadece arkeolojiye katmış olduğu değerlerle değil kendi çevresel dokusuyla, faunasıyla, florasıyla, endemik yapısıyla aday listesinden çıkmasının ve kalıcı listeye girmesinin en büyük nedeni olarak görüyorum." diye konuştu.

– Kent rüzgar yönüne göre kurulmuş

Kaunos'ta bulunan ölçüm platformunun, kentin cadde ve sokaklarının rüzgar yönüne göre kurulduğunu gösterdiğine değinen Işık, bunu antik yazarların hep dile getirdiğini ancak arkeolojik belgesinin ilk kez Kaunos'ta açığa çıktığını bildirdi.

Prof. Dr. Işık, Kaunos'taki Demeter Kutsal Tapınağı'nın kent için önemine değinerek, sadece kadınların kutladığı bayramın burada yapıldığını ifade etti.

Kaunos'un ticari açıdan önemli bir liman kenti olduğunu vurgulayan Işık, şöyle konuştu:

"Zamanla denizin alüvyonlarla dolmasıyla liman özelliğini kaybetti. Tarihin babası Heredot'a göre Kaunoslular Karia'nın yerli halkındandı ama kendilerini Giritli sayıyorlardı. Coğrafyacı Strabon da Kaunos'un tersanesinin ve ağzı kapanabilen bir limanının bulunduğunu yazıyor. Kentin limanı akropolun aşağısındaki Sülüklü Göl'dü. O zaman deniz Kaunos'un akropoluna kadar gelmekteydi. Perslerin Anadolu'yu bütünüyle ele geçirmesi üzerine kent Mausolos'un yönetimine girdi. MÖ 334'de İskender'in Persleri yenmesi üzerine kent, Prenses Ada'nın, sonra Antigonos'un, daha sonra Ptolemaios'un yönetimine girdi. Rodos Krallığı, Bergama Krallığı ve Roma egemenlikleri altında kaldı. Limanın dolmasıyla da önemini yitirmeye başladı."

Kaunos Antik Kenti'nde yürütülen çalışmalarda tuzlak alanının tespit edildiğini belirten Cengiz Işık, ''Çalışmalar çerçevesinde antik kent içinde tuzlak alanı tespit ettik. Antik çağda Kaunos'ta çıkarılan tuzun büyük bir önemi bulunduğu ortaya çıktı. Kaunos'ta çıkarılan tuzun göz merhemi yapımında kullanıldığını öğrendik. Kent içinde yaptığımız çalışmalarda tuzun depolandığı bir tuzlak alanı tespit ettik." şeklinde konuştu.

– "Geçmişin dilsiz şahitleri kaya mezarları"

Kaunos'ta ziyaretçilerini karşılayan kaya mezarlarının "geçmişin dilsiz şahitleri" olduğunu anlatan Işık, şunları kaydetti:

"Kaya Mezarları, Kaunos'un kaya mezarları olarak geçiyor. Bunun nedeni cephe mimarisindeki kendine özgün yapısı. Kaunos'un kaya mezarları bir helen tapınağının cephesi formunda işlenmiştir. Bu kendine özgün bir mimari dokudur. Kaunos kaya mezarlarının yapı itibarıyla başka bir örneği bulunmuyor. Kaunos çok ziyaretçi çeken ören yeri. Kaya mezarları ise 2 bin 400 yıldan bu yana geçmişin dilsiz şahitleri."

İngiltere'nin Bourmont kentinden kenti ziyarete gelen Kevin Meclayne, Kaunos Antik Kenti'nin tarihi kalıntıları ve birbirinden eşsiz eserlerle çok güzel olduğunu söyledi.

Kaunos'un tarihi bir şehir olduğunu belirten Meclayne, "Dalyan Kanalı'nda tekne turları muhteşem. İztuzu Plajı'na gideceğiz. Carettaları çok merak ediyorum." dedi.

Galler'in Cardiff şehrinden gelen John Sawyer ise 14'üncü kez Muğla'ya geldiğini ancak Kaunos Antik Kenti'ne ilk gelişi olduğunu vurgulayarak, "Harika bir şehir. Mutlaka tekrar geleceğiz. Burada olmaktan çok memnunuz." diye konuştu.

Marmaris'te tur rehberliği yapan Gökhan Kırmızı da Dalyan'a haftanın 5 günü tur düzenlediklerine değinerek, "Müşterilerimiz genellikle İngiltere'den geliyor. Onlara rehberlik yapıyorum. Müşterilerimiz çok memnun. Zaten Dalyan en çok beğenilen ve satan turlarımızdan bir tanesi. Dalyan Kanalı, kaya mezarları, caretta caretta kaplumbağaları ve Kaunos Antik Kenti ile doğa ve tarihi aynı yerde görebiliyorsunuz." ifadesini kullandı.

İlk yavru carettalar mavi sularla buluştu

MUĞLA (AA) – DURMUŞ GENÇ – Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı Dalyan Mahallesi'ndeki dünyaca ünlü İztuzu kumsalında yumurtadan çıkan ilk yavru caretta carettalar, mavi sulara ulaşmaya başladı.

Dünyada nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan canlılar arasında yer alan caretta caretta deniz kaplumbağalarının mayıs ve haziran ayında başlayan yumurtlama dönemi tamamlandı.

Yumurtalardan çıkar çıkmaz denize ulaşmak için büyük çaba harcayan yavru carettalardan başarılı olamayanlara Deniz Kaplumbağası Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezinde (DEKAMER) görev yapan öğrenciler yardımcı oluyor.

Yavru caretta carettaların denize ulaşmasını izlemek isteyenler, DEKAMER'e başvuruyor. Merkezde, caretta carettaların yaşam döngüsü hakkında detaylı bilgiler veriliyor.

Dalyan Mahallesi İztuzu kumsalında yavruların çıkışları, Pamukkale Üniversitesi bünyesindeki DEKAMER görevlilerince takip ediliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün yürüttüğü proje kapsamında gözetim altındaki yuvalar, DEKAMER görevlilerince kontrol ediliyor. Denize ulaşamayan yavrular, bir gün merkezde bekletildikten sonra güneşin batmasıyla denize salınıyor.

DEKAMER Müdürü Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakup Kaska, AA muhabirine yaptığı açıklamada, İztuzu kumsalının deniz kaplumbağalarının en iyi üreme sahalarından olduğunu söyledi.

– 35 bin yavrunun denizle buluşması bekleniyor

Mayıs ayı başlarında yuvalamaya başlayan caretta carettaların ilk yumurtalarından yavruların çıkmaya başladığını belirten Kaska, "İlk yavrular yumurtasından çıkarak denizle buluştu. Bu sezon içinde eylül sonuna kadar yaklaşık 35 bin yavrunun denizle buluşacağını tahmin ediyoruz." dedi.

Kaska, DEKAMER'de dünyanın hemen hemen her yerinden gönüllünün görev aldığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kumsalda yapılan yuvaların kafeslenmesi, kayıtlarının tutulması, yavru çıkışlarının takibi ve kayıtlarının tutulmasında gönüllülere görev veriyoruz. Yuva içerisinde yumurtadan çıkamayan yavrular da olabiliyor ve bunlar çok güçsüz oluyorlar. Bu yavruları merkeze alıp bir gün beklettikten sonra akşam denize gönderiyoruz. Son yıllarda bölgede alınan koruma önlemleri sayesinde yumurtalama alanı ve yavru çıkışlarında artış yaşandığını söyleyebiliriz."

Bu dönemden sonra yuvaların artacağına işaret eden Kaska, ilk etapta İztuzu plajında yuvadan çıkan yaklaşık 70 deniz kaplumbağasının mavi sularla buluştuğunu aktardı.

– Yuvalar gece gündüz kontrol ediliyor

Plajda 350 civarında yuva bulunduğunu belirten Kaska, "Gece gündüz gönüllü arkadaşlarımızla bu yuvaları kontrol ediyoruz. Sezon sonuna kadar bu sayının 600'ü bulmasını bekliyoruz. Bu görüntü çok az insanın görebileceği bir şey. İlk carettalar denize ulaştı. Tekrar bu kumsala geleceklerinden eminiz." diye konuştu.

Yumurtadan çıkan yavruların zarar görmemesi için kumsalda nöbet tuttuklarına dikkati çeken Kaska, sahili kullanan vatandaşların da duyarlı olmasını istedi.

DEKAMER Proje Asistanı Ayfer Şirin ise 2018’in ilk yuvasını 23 Nisan’da tespit etiklerini hatırlatarak bundan iki ay sonra da Akdeniz’in ilk yavrularını gördüklerini ifade etti.

İztuzu kumsalındaki bütün caretta caretta yuvalarını kafesle koruma altına aldıklarını vurgulayan Şirin,"Yumurtadan çıkan yavruları tilki, porsuk gibi hayvanlardan korumak için bu çalışmayı yapıyoruz. Bundan sonra da yeni yavru çıkışı olacak. Yeni yavruların da tek tek sağlıklı olarak denize kavuşmasını sağlayacağız.” dedi.

“DEKAMER dünyaya örnek oldu”

MUĞLA (AA) – OSMAN AKÇA – Akdeniz'e kıyısı olan 6 ülkeden 25 bilim insanı, çalışmalarını yerinde incelemek üzere Ortaca'daki Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi'ne (DEKAMER) geldi.

Dalaman, Ortaca, Köyceğiz Turizm Otelciler Birliğinin (DOKTOB) desteğiyle gerçekleştirilen organizasyonda Libya, Tunus, Mısır, Lübnan, Arnavutluk ve İspanya'dan seçilen 25 bilim insanı, DEKAMER yetkililerinden bilgi alarak merkezde ve Dalyan Kanalı'nda inceleme yaptı.

DEKAMER Müdürü ve Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakup Kaska, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 25 bilim insanının bir hafta boyunca uygulamalı olarak deniz kaplumbağaları koruma çalışmalarını izleyeceğini söyledi.

Heyet üyelerinin, ülkelerine döndüklerinde koruma çalışmalarını orada uygulayabileceklerini anlatan Kaska, şöyle konuştu:

"Deniz kaplumbağalarının korunmasıyla ilgili eylem planını bütün Akdeniz’de uygulamak istiyorlar. Böyle bir eylem planının DEKAMER üzerinden yapılmış olması bizim için çok sevindirici. DEKAMER dünyaya örnek oldu. Çünkü bizim standartlarımız onların ideal olarak uygulamak istedikleri bir koruma eylem planı. Biz bu planı burada Akdeniz’deki diğer ülke temsilcilerine anlatıyoruz ki yarın o ülkelerde şunu söyleyebiliriz, Dalyan kadar olmasa bile Dalyan'a benzer bir koruma sistemi ve araştırma sistemi uygulayacaklarını tahmin ediyoruz."

– "Uluslararası iş birliği şart"

Akdeniz'deki göçmen türlerin korunması için uluslararası iş birliği gerekliliğini belirten Kaska, bir ülkenin koruma çalışmalarının yeterli olmayacağını vurguladı. Kaska, uluslararası iş birliği ile kaplumbağaların korunmasıyla ilgili çalışmaların daha da başarıya ulaşacağını dile getirdi.

Koruma çalışmalarında uluslararası katılımın önemine dikkati çeken Kaska, DEKAMER’in, uluslararası arenada adını duyurmuş bir kurum olduğunu ifade etti.

Tunus'tan gelen İsmail Hakkı Kurtbeyoğlu, etkinlikteki amaçlarından birinin insanları bir araya getirmek olduğunu söyledi. Tunus Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıkları Koruma Müdürlüğünde yetkili olan Kurtbeyoğlu, tecrübelerin paylaşılmasını ve bu işte uzmanlaşmış kişilerden bir şeyler öğrenmeyi hedeflediklerini kaydetti.

Kurtbeyoğlu, "Bu programda emeği geçen herkese ve özellikle Yakup Kaska'ya tecrübe ve birikimlerini paylaştığı için teşekkür ediyoruz. Bu program gerçekten çok önemli. Bu program sayesinde uluslararası kamuoyuna, partnerlerimize ve yatırımcılara ulaşabiliriz." dedi.

Mısır'dan gelen doktora öğrencisi Nahla Ahmed Abdelhamid de Akdeniz'de göçmen türlerin korunması için uluslararası işbirliğinin önemine dikkati çekti.

Dalyan, rengarenk zakkumlarla bezendi

MUĞLA (AA) – OSMAN AKÇA – Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı turistik Dalyan Mahallesi, kırmızı, beyaz ve pembe renkte açan hoş kokulu zakkum çiçekleriyle bezendi.

Her yıl mayıs ayında açan ve hem kokusu hem de görüntüsüyle Dalyan sokaklarını, tarihi evlerin bahçelerini güzelleştiren zakkum, ilçenin simgelerinden biri haline geldi.

Turistler, 2 bin 500 yıllık kaya mezarları, kanalları, caretta caretta kaplumbağalarıyla ünlü Dalyan'ın güzelliğine güzellik katan zakkum çiçeklerininin sunduğu peyzaj manzaralarını fotoğraflamadan gezilerini tamamlamıyor.

Zakkumun doğayı renklendiren dayanıklı ve şık bir bitki olduğunu ifade eden Peyzaj Mimarları Odası Muğla Temsilcisi Yüksek Peyzaj Mimarı Figen Uyanık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu özel çiçeğin Dalyan'a renk kanttığını söyledi.

Zakkum çiçeğinin bilimsel adının "nerium oleander" olduğunu belirten Uyanık, "Zakkum kırmızı, beyaz ve pembe renkleriyle adeta görsel bir şölen sunuyor. Bahçelerde süsleme amacıyla kullanılan zakkum, kokusuyla da en çok tercih edilen bitkiler arasında ve Dalyan'a renk katıyor. Görsel anlamda her yıl ihtişamlı kalabilmeyi başarabilen ve her zaman yeşil olmalarıyla bilinen zakkum, Akdeniz, Marmara ve Ege bölgelerinde yetişebiliyor." dedi.

Uyanık, zakkumun mayıs ayında çiçek açmaya başladığını ve ekime kadar çiçekleriyle görsel bir zenginlik oluşturduğunu dile getirdi.

– Doktor kontrolünde faydaları bulunuyor

Zakkumun boyunun yaklaşık 5 metreye kadar uzayabildiğini kaydeden Uyanık, şunları söyledi:

"Bu ağacın meyveleri kapsül şeklinde olup zehirli bir yapıya sahiptir. Arapçada 'şeceretü'z-zakkûm' anlamına gelen bitkinin yapraklarının içeriğinde C vitamini, reçine, glikoz ve oleandrin gibi maddeler bulunur. Oleandrin maddesi ilaç sektöründe kullanılmaktadır. Zakkum çiçeğinin doktor önerisi ve kontrolünde kullanıldığında sağlık için de birçok faydası bulunuyor."

Uyanık, zakkum çiçeğinin en belirgini kırmızı beyaz olmak üzere 50'ye yakın rengi olduğunu ve güney Avrupa ve ülkemizde yol ağacı şeklinde kullanıldığını sözlerine ekledi.

Turizmci Funda Zemzem zakkumu görsel güzellik anlamında kullandıklarını söyledi.

Amatör fotoğrafçı Aycan Canbay da zakkum çiçeğinin kırmızı ve beyaz renkleriyle Dalyan'a ayrı bir güzellik kattığını, bu görsel şöleni görüntülemeye çalışmanın da ayrı bir keyif olduğunu söyledi.

4 caretta caretta uydudan izlenecek

MUĞLA (AA) – Muğla'nın Ortaca ilçesi Dalyan Mahallesi'ndeki Deniz Kaplumbağası Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi (DEKAMER) görevlilerince uydu takip cihazı takılan dört caretta caretta uluslararası sulara salındı.

DEKAMER görevlilerince İztuzu Sahili'nde kabuğu temizlenen dört deniz kaplumbağasına uydu takip cihazı yerleştirildi.

Muğla Vali Yardımcısı Mehmet Fikret Çavuş, Ortaca Kaymakamı Oktay Erdoğan ve Dalaman Kaymakamı Ali Güldoğan tarafından "Kayra", "Zeynep", "Ayşe" ve "Defne" isimleri verilen caretta carettalar, açıkta bekleyen Sahil Güvenlik botuna alındı.

Caretta carettalar, daha sonra Türk ve İtalyan bilim adamları, Doğa Koruma ve Milli Parklar 4. Bölge Müdürü Mehmet Uzuner ve DEKAMER görevlilerince uluslararası sulara bırakıldı.

DEKAMER Müdürü ve Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yakup Kaska, merkezin Türkiye'de ve uluslararası alanlarda önemli çalışmalara imza atıldığını söyledi.

Caretta carettaları denizin ortasından, uluslararası sulara Sahil Güvenlik Komutanlığının yardımıyla bıraktıklarını belirten Kaska, kaplumbağaların nereye, nasıl göç edeceğini takip edileceğini dile getirdi.

Kaska, deniz kaplumbağalarının nerede dolaştığı, ne kadar hızla göç ettiği gibi elde edilecek verilerin bilim dünyasına ışık tutacağını kaydetti.

Öte yandan, "Gizem" ismi verilen bir caretta caretta da denize bırakıldı.

Akaryakıt istasyonunda kendini yakan kişi öldü

MUĞLA (AA) – Muğla’nın Ortaca ilçesinde akaryakıt istasyonunda üzerine döktüğü benzinle kendini ateşe veren kişi 7 gün sonra hayatını kaybetti.

Alınan bilgiye göre, Dalyan Mahallesi merkezindeki bir akaryakıt istasyonunda kendini ateşe veren 65 yaşındaki K.Y, İzmir'de bir haftadır tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

K.Y'nin cenazesinin yarın Çorum'un Alaca ilçesinde toprağa verileceği öğrenildi.

Dalyan Mahallesi merkezindeki bir akaryakıt istasyonuna 8 Mayıs'ta giden 65 yaşındaki K.Y, pet şişeyle aldığı benzini üzerine dökerek kendini ateşe vermişti. Bir anda alevler içinde kalan K.Y'ye istasyon görevlileri yangın söndürme tüpleriyle müdahale etmişti.

Olay yerine gelen sağlık ekiplerince Ortaca Devlet Hastanesine kaldırılan K.Y, buradaki müdahalenin ardından İzmir'e sevk edilmişti.

Uluslararası caretta nöbetinin gönüllü ordusu

MUĞLA (AA) – DURMUŞ GENÇ – Muğla'nın Ortaca ilçesindeki İztuzu Plajı'na yumurtlamaya gelen caretta carettaların bakım ve korunması için görev almak üzere farklı ülkelerden şu ana kadar yapılan 250 başvuru, merkezin 200 kişilik limitini şimdiden aştı.

Türkiye'nin yanı sıra yurt dışındaki üniversitelerden Muğla'ya gelen gönüllü gençler, Dalyan'daki Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi'nde (DEKAMER) caretta carettaların bakım, yumurtlama ve korunmasında gönüllü görev yapıyor.

DEKAMER Proje Asistanı Ayfer Şirin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, merkezin Türkiye'de ve uluslararası alanda ismini duyurarak, gönüllülerle önemli çalışmalar yaptığını söyledi.

Şirin, DEKAMER'in gönüllülük esasına göre hizmet verdiğini ifade ederek, "Geçen yıl Türkiye'nin yanı sıra dünyanın birçok ülkesinden yaklaşık 300 gönüllü başvurusu vardı. 8 ülkeden gelen gönüllülerle birlikte önemli çalışmalar yaptık. Bu yıl ise şimdiye kadar 250 başvuru oldu. Bu sayı önümüzdeki günlerde 500'ü bulur. Bu aylardan sonra daha çok başvuru alıyoruz. Şimdiden temmuz ve ağustos aylarımız dolmuş durumda." dedi.

Gönüllülerin yoğun olarak yaz döneminde geldiğini vurgulayan Şirin, kış döneminde de gelenlerin olduğunu, yaz mevsimindeki 4 aylık dönemde 100 kişilik grubu aldıklarını yılın diğer aylarında da 100 kişilik grupla çalışma yürüttüklerini bildirdi.

Şirin, merkeze başvuruların ocak ayında başladığını belirterek, alacakları gönüllülerde İngilizce bilme, doğaya olan ilgi, eski gönüllük tecrübeleri gibi koşullar aradıklarını, kabul edilen gönüllülerin ise merkezdeki alanda kurdukları çadırda kaldıklarını ifade etti.

Şirin, merkezde gönüllü olmak isteyenlerin web sitesindeki formu doldurarak, başvuru yapabildiğine işaret etti.

Merkezde gönüllülerin ekiplere ayrıldığını kaydeden Şirin, şöyle devam etti:

"Gönüllüler 4 ekip halinde çalışıyor. Burada gönüllülere rehabilitasyon, arazi, bilgilendirme ve destek eğitimleri veriliyor. Özellikle arazi ekibi gece boyu kumsalda çalışarak yuvaların koruma işlemini yapıyorlar. Rehabilitasyon ekibi carettaların tedavisine de yardımcı oluyor. Destek ekibi kamp alanının temizliğinden işleyişine kadar her alanda var."

"Caretta carettaların bulundukları alanda korunması için dünya gençlerinin işbirliğine ihtiyacımız var. Merkezimize ABD, İngiltere ve Almanya'nın yanı sıra dünyanın birçok ülkesinden gelen gönüllülerimiz var." diyen Şirin, bu yıl daha önce hiç başvuru almadıkları yeni ülkelerden de başvurular olduğunu dile getirdi.

– Tunus'tan geldi caretta carettaları bekliyor

DEKAMER'e gönüllü olarak Tunus'tan gelen Norven Abdurrahiym, geçen yaz da Dalyan'a geldiğini ve bir ay caretta carettaların korunmasına yardımcı olmak için merkezde gönüllü çalıştığını söyledi.

Türkiye ve Dalyan'ı çok sevdiğini bu nedenle daha uzun süre gelmeye karar verdiğini aktaran Abdurrahiym, şöyle konuştu:

"Burada doğa, plaj ve insanlar çok iyi. Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen arkadaşlarımızla birlikte caretta carettaların yumurta bırakması için kafesler hazırlıyoruz. Rehabilitasyon çalışmalarına katılıyoruz. Gelen ziyaretçilere sunum yapıyoruz. Bu yıl 5 ay Dalyan'da kalacağım ve bunun için çok mutluyum. Carettaların yanı sıra tüm türlerin korunmasından yana yapılacak her türlü çalışmaya katılmak için gönüllüyüm. Burada hayatımda yaptığım en güzel işlerden birini yaparak carettaları bekliyor, onların sağlığına kavuşması için çaba gösteriyorum. Bu beni çok mutlu ediyor. Bundan sonra gönüllü olarak her yıl buraya gelmek istiyorum. Türkiye'yi çok sevdiğim için buradaki arkadaşlarımdan da Türkçe öğrenmeye çalışıyorum."

Caretta carettaları yumurtlarken gördüğünü ve bu anı unutamadığını aktaran Abdurrahiym, gün boyunca arazide ve rehabilitasyon merkezinde çalışma yaptığını dile getirdi. DEKAMER'de görev yaptığı için kendini çok şanslı hissettiğini belirten Abdurrahiym, merkeze tüm dünya gençlerinin başvurup bu heyecanı yaşamasını istedi.

DEKAMER, Çevre ve Orman Bakanlığı Özel Çevre ve Koruma Kurumu Başkanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Dalyan Belediyesi ile Pamukkale Üniversitesi arasında imzalanan protokol çerçevesinde 2008 yılında kuruldu.