“Acısı gerçekten ortak olanlar birlikte yas tutabilirler”

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Charlie Hebdo için yürüyenler, Yeni Zelanda'da katledilen Müslümanlar için de yürüyecek mi? Acısı gerçekten ortak olanlar birlikte yas tutabilirler." ifadelerini kullandı.

Kalın, Twitter hesabından, Yeni Zelanda'daki iki camiye yönelik terör saldırısına ilişkin paylaşımda bulundu.

Kalın, şunları kaydetti:

"Charlie Hebdo için yürüyenler, Yeni Zelanda'da katledilen Müslümanlar için de yürüyecek mi? Acısı gerçekten ortak olanlar birlikte yas tutabilirler."

“Dünya artık İslamofobik faşist terörizme dur demelidir”

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Yeni Zelanda'daki iki camiye yönelik saldırıya ilişkin, dünyanın artık İslamofobik faşist terörizme dur demesi gerektiğini kaydetti.

Kalın, Twitter hesabından, Yeni Zelanda'nın Christchurch kentindeki iki camiye, cuma namazı sırasında düzenlenen silahlı saldırı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. "Yeni Zelanda Christchurch’te Nur Camisi'ne yapılan ırkçı ve faşist saldırıda onlarca kişi hunharca katledildi" ifadelerini kullanan Kalın, saldırıyı şiddetle kınadı ve ölenlere Allah'tan rahmet diledi.

Kalın, mesajında şunları vurguladı:

"Bu saldırı, İslam karşıtlığının ve Müslüman düşmanlığının geldiği noktayı göstermektedir. İslam ve Müslüman karşıtı İslamofobik söylemlerin sapık ve canice bir ideolojiye dönüştüğünü defalarca gördük. Dünya artık bu söylemlere karşı sesini yükseltmeli ve İslamofobik faşist terörizme dur demelidir."

Uluslararası Sürdürülebilir Barış ve Kalkınma Vakfı 17. Genel Kurulu

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye'nin 5 milyon mülteciye ev sahipliği yaptığını belirterek, "Bunların 3,5 milyon kadarı Suriye'den geliyor. Irak ve pek çok farklı ülkeden gelen mültecileri de barındırıyoruz. Peki mülteci krizini nasıl çözeceğiz? Bu da bizim için küresel düzenin hatalarını test etme konusunda başka bir sınav diye düşünüyorum. Pek çok dünya ülkesi zaten bu sınavı geçemediler." dedi.

İbrahim Kalın, Ataköy'de bir otelde düzenlenen Uluslararası Sürdürülebilir Barış ve Kalkınma Vakfı'nın 17. Genel Kurulu'nun açılışında, dünyada küresel anlamda düzende bir kaosun hakim olduğunu ve birçok farklı problemle uğraşılmak zorunda olduğunu söyledi.

Soğuk savaşın getirdiği düzenin hala dünyanın üzerinde olan ve başa çıkılması gereken bir etmen olduğuna işaret eden Kalın, dünyanın "doğu" ve "batı" olarak ayrılmış durumda olduğunu kaydetti.

Berlin Duvarı'nın 1990'da yıkılmasıyla soğuk savaş sona erse de yeni bir dünya düzeni için arayışlar baş gösterdiğini aktaran Kalın, "Küreselliğin söz konusu olması dünyaya ve hayatımıza pek çok farklı kural ve dinamik getirmiştir. Bizler küreselleşme sayesinde tabii ki pek çok bariyeri yıkmış olsak da küreselleşme kendisiyle birlikte yeni engeller de getirmiştir. Kitlesel iletişim, anında mesajlaşma, olan bitenleri anında takip etme yeteneğimiz bizler için iyi birer gelişme olmakla birlikte güvensizliğin ve izolasyonun gelişmesiyle sonuçlanmıştır. Sadece bizim için değil, küresel anlamda bütün ülkelerdeki insanlar için sıkıntı meydana gelmiştir. Gerek barışın bozulması gerek güvenliğin tehdit edilmesi, teknolojinin gelişmesiyle de birer tehdit olmuşlardır. Gerek Afrika için gerek Orta Doğu için gerek doğudaki diğer Asya ülkeleri için…" diye konuştu.

İbrahim Kalın, dünyadaki çatışmaların küresel tartışmalar ve çatışmalardan kaynaklandığını, Kuzey Afrika ve Orta Doğu'daki çatışmaların 2 saatlik ülkelerle sınırlı olmadığını, hepsinin küresel olduğunu ifade etti.

Küreselleşmenin pek çok fikrin yaygınlaşmasına sebep olduğunu dile getiren Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Küreselleşme hepimize fazlasıyla olanaklar açmış, farklı kültürleri tanımamıza, farklı fırsatları değerlendirmemize sebep olmuşken, aynı zamanda bir de popülizmin gelişmesine sebep olmuştur. Küresel düzende, küresel bir güvensizliğin gelişmesine sebebiyet vermiştir. Küreselleşme dalgası toplumun üzerine gelmeye başladığı zaman artık toplumlar kendi kimliklerini belirleyebilmek, kendilerini güvende ve emniyette hissedebilmek için belli başlı değerlere tutunmuşlardır. Avrupa'da özellikle popülizm başta olmakla birlikte Doğu ve Batı arasındaki çatışma, Avrupa ile Orta Doğu arasındaki çatışma pek çok küresel trendi etkilemiş, ulusal ve uluslararası anlamda güvensizliği tetiklemiş, pek çok kültürün içine kapanık hale gelmesine sebebiyet vermiştir. Trump'ın açıklamasıyla ABD içerisinde ABD milliyetçiliği söz konusu olmuştur. Amerikan kültürüne ve topluma yeni bir bakış açısı getiren Trump, Amerikan milliyetçiliğinin kendisinin öncelikli bakış açısı olduğunu açıklamıştır."

  • "Dünya, Avrupa'dan ve ABD'den daha büyüktür"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, "Dünya açıkça görülmektedir ki, Avrupa'dan ve ABD'den daha büyüktür. Bu ülkelerle sınırlı olmadığımız için artık Avrupa merkezli küresel düzene bağlı kalmak kaçınmamız gereken bir kavramdır. Artık Doğu ile Batı arasındaki İslam ile Batı dinleri arasındaki Avrupa ile Orta Doğu arasındaki çatışmalardan kaçınmamız gerekmektedir. Bunu yapabilmek için gerçek anlamda politik liderliğe ve stratejilere ihtiyacımız vardır. Bu anlamda akademik ve düşünce dünyasındaki uzmanlar, bilim insanları bizlere büyük katkılar sağlayabileceklerdir ancak akademik başarının yanı sıra politik liderlere son derece ihtiyacımız vardır." değerlendirmesini yaptı.

Tarih, kültür ve estetik anlayışların Avrupa merkezli bir yapıya sahip olduğunu ancak felsefe, bilim ve mantığın Antik Yunan'dan gelen prensiplerle işletildiğini aktaran Kalın, dünyada pek çok farklı büyük medeniyetin kendi bilimleri ve bilim anlayışları olduğunu, gerçeğin tek bir perspektiften anlaşılamayacağını vurguladı.

Çin'in bilim ve teknoloji anlamında gösterdiği gelişmelerin Afrika ve Mezopotamya kültüründen ilham alınarak gerçekleştirildiğini anlatan İbrahim Kalın, şöyle devam etti:

"Mesela, Amerikan Başkanı Nixon 1960'larda Çin'e gittiği zaman Çin ve ABD ilişkilerini konuşurken, birkaç gizli görüşme yapmışlardır. Sonrasında kamuoyuna açmışlardır bu görüşmeyi. Son olarak da Pekin'de Çin Başkanı ve Çin'in üst düzey devlet yetkilileri ile birlikte ABD Bakanı Kissinger, Çin'in ne zaman komünist rejimden kurtulacağını ve özgür dünyaya katılacağını sormuştur. Kissinger'ın ana amacı Rusya'ya karşı Çin'le ittifak kurmaktı. Aslında şimdi de yapılan budur. Çin'le gelecek 10-20 yıl içinde nasıl ilişkiler kurulacağı ve bunun dünya dengesini nasıl etkileyeceği büyük bir tartışma konusudur. Kissinger, özel görüşmelerden sonra Çin Başkanı'na 'Ne zaman komünizmi terk edeceksiniz?' diye sormuştur. Çin Başkanı da kendisine şunu demiştir, 'Sizler Fransız Devrimi hakkında ne düşünüyorsunuz?' Kissinger da cevap vermişti, 'Fransız devrimi gerek milliyetçiliği gerek bireyselciği gerek anayasa ile yönetimi dünya gündemine taşımıştır. O yüzden çok önemlidir.' demiştir. Çin Başkanı da Kissinger'a 'Fransız Devrimi'nin etkilerini hesaplamak için henüz çok erken. Yani bir 3-4 bin yıl geçmeden bir politik ve siyasi olayın etkilerini hesaplamak cidden çok zordur. Bunun için çok erken. Fransız Devrimi tarihin gidişatını nasıl etkiledi, bunu daha söyleyemeyiz.' demiştir. Bu anlamda siyaset, ekonomi, uluslararası ilişkiler, küresel düzenin yeniden sağlanması söz konusu olduğu zaman bizim Avrupa merkezli yaklaşımdan çok daha fazlasına ihtiyacımız var ancak kendi kültürümüze odaklanarak, Avrupa merkezli yaklaşımlardan küresel krizlerin çözümünde kendi sözümüzü söyleyebilir ve kendi rolümüzü oynayabiliriz. Dünya zenginliklerinin eşit bir şekilde dağıtılması, bizden olmayana ciddi ve samimi anlamda saygı göstermemiz ve diplomasiyi yeni bir nezaket çerçevesinde uygulamamız bizler için son derece önemlidir."

  • "Bir kesim, tüm dünyanın güvenliğini tehdit edebilecek seviyede"

İbrahim Kalın, uluslararası güvenlik algısının azaldığına dikkati çekerek, "Şu anda dünyanın bir bölgesinde yaşayan kesim, tüm dünyanın güvenliğini tehdit edebilecek seviyeye gelebilmektedir." dedi.

Uluslararası ve ulusal güvenlik konusunda üstlerine her zamankinde daha fazla iş düştüğünü ifade eden Kalın, belli başlı güvenlik ilkeleri ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri uygulanmadığı için Afganistan, Pakistan, Latin Amerika ve birçok ülkenin uluslararası güvenlikten düştüklerini ve insanların güvensiz ülkelerde yaşamak durumunda kaldığını belirtti.

Dünya içerisinde barış ve kalkınma çerçevesinde bulunmayan ülkelerin ciddi anlamda incelenmesi gerektiğinin altını çizen Kalın, insani güvenlik ve emniyetin yaşayan herkes için aynı derecede olması gerektiğini, bunun ilgilenilmesi gereken alanlar arasında olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, geçen yıllarda yaşanılan mülteci krizine değinerek, şunları anlattı:

"Sadece Suriye'den de değil, en büyük dalga Suriye'den gelmiş olsa da Kuzey Afrika, Güney ve Orta Asya'dan pek çok farklı bölgeden toplamda 70 milyon insan mülteci konumundadır günümüz itibarıyla. Bu onlarca ülkenin nüfusundan daha büyük bir sayıya tekabül ediyor. Bizler Türkiye olarak şu anda 5 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyoruz. Bunların 3,5 milyon kadarı Suriye'den geliyor. Irak ve pek çok farklı ülkeden gelen mültecileri de barındırıyoruz ülkemizde. Peki mülteci krizini nasıl çözeceğiz? Bu da bizim için küresel düzenin hatalarını test etme konusunda başka bir sınav diye düşünüyorum. Pek çok dünya ülkesi zaten bu sınavı geçemediler."

(Sürecek)

İstanbul'da iki “kapanmayan kütüphane” hizmete açıldı

İSTANBUL (AA) – Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Millet Kıraathaneler ile inşallah Türkiye'de yeni bir okuma seferberliği başlatılıyor. Son yıllarda rakamlara baktığınız zaman Türkiye'de basılan ve okunan kitap sayısının geçen yıllara göre katlanarak arttığını görüyoruz." dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB), ilk kez Atatürk Kitaplığı'nda başlattığı "Hiç Kapanmayan Kütüphane Projesi" kapsamında, Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğüne bağlı Kartal Muallim Cevdet Kütüphanesinin İstanbullulara 24 saat kesintisiz hizmet vermeye başlaması dolayısıyla program düzenlendi.

Programa katılan Kalın, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, 7 gün 24 saat hizmet verecek olan Muallim Cevdet Kütüphanesinin hayırlı olması temennisinde bulundu. Kalın, bunun İstanbul Büyükşehir Belediyesinin İstanbullulara ve Kartal'da yaşayan vatandaşlara sunduğu kıymetli bir hizmet olduğunu belirtti.

"Bizim medeniyetimiz, bir kitap medeniyetidir." diyen Kalın, İslam medeniyetinin vahiyle başladığını, Kur'an-ı Kerim'in tedvin edilerek kitap haline getirilmesiyle yeni bir kitap medeniyetinin temellerinin atıldığını anlattı.

Türk kültür ve medeniyetinin okuma ve kitap üzerine kurulu olduğunu ifade eden Kalın, "Dünyanın neresine giderseniz gidin, okumak bu dünyadaki varlığımızı anlamlandıran en önemli eylemlerden birisidir. Bunun için de ortamların olması lazım. Kitapların, kütüphanelerin, kıraathanelerin olması gerekiyor." diye konuştu.

  • "Millet Kıraathaneler ile yeni bir okuma seferberliği başlatılıyor"

İbrahim Kalın, özellikle anlık bilgi üretiminin ve tüketiminin sıkça yaşandığı bu çağda kitaplardan ve bilgiden uzak kalmanın düşünülemeyeceğini belirterek, hem geçmişi anlamlandırmak hem bugünü ve yarını inşa etmek için bu mekanların son derece önemi olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başlattığı Millet Kıraathaneleri seferberliğini anımsatan Kalın, şöyle devam etti:

"Millet Kıraathaneler ile inşallah Türkiye'de yeni bir okuma seferberliği başlatılıyor. Son yıllarda rakamlara baktığınız zaman Türkiye'de basılan ve okunan kitap sayısının geçen yıllara göre katlanarak arttığını görüyoruz. 'Türkler okumuyor, Türkiye'de kitap basılmıyor' gibi bir efsane var ama reel olarak istatistik ve rakamlara baktığınız zaman artık bizim çok daha fazla imkanlarımız var. Türkiye'de geçmişe göre çok farklı alanlarda, dillerde ve disiplinlerde yeni kitaplar basılıyor. Bunlar dağıtılıyor. Bu kültürel sürekliliğimizi sağlamak noktasında bize çok önemli de bir imkan sunmaktadır. Eskilerin güzel bir tabiri var, 'Kem alat ile kemalat olmaz.' derler. Yani elinizdeki enstrümanlar eksikse, bunlarla bir yetkinliğe ulaşmazsınız. Bu tür mekanlar bize daha iyi işler yapmamız için yeni fırsatlar sunuyor."

  • "Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi yılın ikinci yarısında hizmete açılacak"

Kütüphanelerin sayısının artırılması temennisinde bulunan Kalın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı olarak bu konudaki çalışmaları sonuna kadar desteklemeye devam edeceklerini dile getirdi.

Kalın, Ankara'da Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi'nin inşa edildiğini belirterek, "İnşallah bu yılın ikinci yarısında o da hizmete açılacak. 5 milyon kitap hedefimiz var. 1,5 milyon kitaba ulaştık. İnşallah açıldığı zaman raflarda 1,5 milyon kitapla hizmet vermeye başlayacak. Oradaki hedefimiz de 7/24 burayı okuyucuların, araştırmacıların hizmetine açmak. Bu inşallah dalga dalga sadece İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerimizde değil, Anadolu'nun bütün şehirlerinde, Doğu'da, Güneydoğu'da, Karadeniz'de, Akdeniz'de, İç Anadolu'da bir hizmet halkası olarak büyüyerek, bundan sonra da devam edecek." dedi.

Kartal'daki vatandaşları Muallim Cevdet Kütüphanesini ziyaret etmeye, gece, gündüz, sabah, akşam kitapla vakit geçirmeye davet eden Kalın, "Kitaplar iyi dostlardır. Onlarla geçirilen vakit, her zaman kıymetli vakitlerdir. Hiçbir zaman heba edilmiş, boşa harcanmış bir vakit değildir." ifadesini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal'ın çorba müjdesi verdiğini aktaran Kalın, "Burada her tür imkan hamdolsun var. Dolayısıyla kültürümüzdeki bir kaşık çorbanın sıcaklığıyla kitapları birleştirdiğimizde yeni ufuklara, tefekküre, tahayyüle, yeni tasavvurlara ulaşmamız mümkün hale gelecek. İnşallah bu kütüphanenin çalışmaları da bereketli olur. Burayı ziyarete edenlerin sayısı artar. Edindikleri bilgiler onların yeni ufuklara açılmasına da imkan sağlar." diye konuştu.

  • FETÖ elebaşı Gülen'in sabah saatlerinde Türkiye'ye geleceği iddiası

Kalın, bir gazetecinin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen'in sabah saatlerinde Türkiye'ye geleceği iddialarını sorması üzerine de şunları söyledi:

"Bize ulaşan böyle bir şey yok şu anda ama FETÖ ile mücadele konusunda kararlığımız tamdır. Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, en üst kademesinde en alt kademesine kadar bu ihanet şebekesine karşı mücadelemiz kararlı bir şekilde devam edecek. Bugüne kadar hamdolsun dünyanın pek çok ülkesinde çok önemli mesafeler aldık. Dost ve müttefik ülkeler bu FETÖ terör örgütünün sadece Türkiye'de değil, o ülkelerde de nasıl büyük bir tehdit oluşturduğunu kavramaya başladılar. Yanlış hatırlamıyorsam, 20'ye yakın ülkede FETÖ okulları kapatıldı ya da Maarif Vakfına devredildi. Bu çalışmalarımız devam edecek. Onların hamisi, koruyucusu, yönlendiricisi, akıl hocaları kim olursa olsun, onlara karşı bu milletin dik duruşu 15 Temmuz ne idiyse bugün de aynıdır. Cumhurbaşkanımızın da bu konudaki kararlığı tamdır. Gerek dinimize inanç, itikat ve akide noktasında gerekse ülkemize siyasi ve toplumsal noktada verdikleri hasar artık herkes tarafından bilinmekte, görülmektedir. Bu yalan, ihanet ve sapkınlık şebekesine karşı mücadelemiz kararlılıkla her satıhta devam edecek."

  • "Pazartesi 2 kütüphane daha 7/24 açık olacak"

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal da kütüphaneler konusunda iddialı olduklarını belirterek, belediyenin 21 kütüphanesindeki yaklaşık 800 bin kitaptan yılda 1 milyon 200 bin kişinin istifade ettiğini söyledi.

2014 yılında ilk defa Atatürk Kütüphanesini 7 gün 24 saat hizmete açtıklarını aktaran Uysal, "4 kütüphanemizi daha 7 gün 24 saat açık hale getiriyoruz. Bugün iki tanesi, Kartal Muallim Cevdet Kütüphanesi ve Ümraniye Süheyl Ünver Kütüphanesini açtık. Pazartesi gününden itibaren de Fatih'te Ahmet Kabaklı Kütüphanesi, Başakşehir'de de Rasim Özdenören Kütüphanesi 7/24 açık olacak. Bu 4 ilave 7/24 açık kütüphaneden sonra bu sayı çok daha fazla artacak." dedi.

Konuşmaların ardından İbrahim Kalın, Uysal ile birlikte kütüphanede ders çalışan öğrencilerle sohbet etti. Kalın, öğrencilerin isteği üzerine kendi kitaplarını imzaladı.

Kalın ve Uysal, belediyenin lojistik aracından öğrencilere ikram ettikleri çorbalardan kendileri de içtiler.

Kartal Muallim Cevdet Kütüphanesi ile birlikte Ümraniye'deki Süheyl Ünver Kütüphanesi de bugünde itibaren 7 gün 24 saat hizmet vermeye başladı.

“Türkiye açısından hiçbir hükmü yoktur”

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 24 Nisan'ı sözde Ermeni Soykırımını Anma Günü olarak ilan eden açıklamasını şiddetle kınıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Kalın, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un sözde Ermeni Soykırımı Anma Günü ilanına ilişkin açıklama yaptı.

"Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un 24 Nisan'ı sözde Ermeni Soykırımını Anma Günü olarak ilan eden açıklamasını şiddetle kınıyoruz." ifadesini kullanan Kalın, şöyle devam etti:

"Sözde Ermeni soykırımı iddiaları hiçbir hukuki temeli olmayan, tarihi gerçeklere aykırı, siyasi bir yalandır. Türkiye açısından hiçbir hükmü yoktur. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın 2005 yılında tarihi gerçeklerin aydınlatılması için yaptığı Ortak Tarih Komisyonu kurulması çağrısından kaçanlar, tarihi olayları manipüle etmeye çalışmaktadırlar."

Geçmişi çarpıtarak tarihten kin, nefret ve husumet çıkarmaya tevessül edenlere asla fırsat vermeyeceklerini belirten Kalın, açıklamasında şunları kaydetti:

"Hiç kimse Türkiye'yi işlemediği bir suçtan dolayı itham edemez ve tarihimize leke süremez. Ülkesinde siyasi sorunlar yaşayan Sayın Macron'un günü kurtarma gayretiyle tarihi hadiseleri politik malzeme haline getirmesini kınıyor ve reddediyoruz. Acıları yarıştırmak ve siyasi malzeme konusu yapmak siyasi ve ahlaki bir cürümdür.
Türkiye, Birinci Dünya Savaşı'nda yaşanan hadiseleri ortak acı ve adil hafıza yaklaşımıyla aydınlatmak için her türlü iyi niyetli çabaya destek olmaya devam edecektir."

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "ABD ve Rusya'nın orta menzilli nükleer kuvvetler anlaşması 'INF' diye bilinen anlaşmadan çekilmesi bizim için endişe verici bir gelişme." dedi.

Kalın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Güvenli bölge konusunda ABD ile anlaşmaya varıldığına yönelik iddiaların hatırlatılması üzerine Kalın, basında çıkan haberlerin doğru olmadığını belirterek, bu konuda müzakerelerin devam ettiğini bildirdi.

Bir oldu bittiyle bu bölgeyi, PYD-YPG terör örgütünü koruyan bir tampon bölge haline getirme yaklaşımlarını reddettiklerinin altını çizen Kalın, "Burası güvenli bölge olacaktır. Şu veya bu terör örgütünü korumak için kurulacak bir tampon bölge olmayacaktır. Türkiye, buna asla müsaade etmez." diye konuştu.

Amerikalı mevkidaşlarıyla yaptıkları müzakerenin özünü bunun oluşturduğunu vurgulayan Kalın, "Sayın Trump'ın '20 mil' olarak açıkladığı güvenli bölge, Türkiye'yi, Türkiye sınırını ve o bölgede yaşayan Suriyelileri korumayı hedeflemektedir. Başka bir düşünceyle birileri bir takım planlar yapıyorsa, Türkiye'nin buna onay vermeyeceğini bilmeleri gerekir." değerlendirmesinde bulundu.

  • "ABD desteği çekildikten sonra Suriye'de böyle bir örgüt olmayacak"

"Bölgeye uluslararası bir güç konuşlansın, Türkler olmasın" gibi bir takım fikirlerin de ortaya atıldığına dikkati çeken Kalın, şöyle devam etti:

"Açıkçası Sayın Trump'ın koyduğu iradeden sonra ilgili birimlerin bu konuyu sürekli bulandırması, bizi de düşündürüyor. Hangi saiklerle, amaçlarla bu açıklamaları yaptıklarını, bu tür planlar üzerinde çalıştıklarını anlamakta zorlanıyoruz. Bu o kadar zor bir konu değil. ABD, Obama döneminde YPG ve PYD'ye bu askeri desteği verene kadar, Suriye'de eli silahlı şu kadar bölgeyi kontrol eden elinin altında bu kadar silahlı askeri olan YPG/PYD diye bir örgüt yoktu. Üç yıl önce bu güce sahip böyle bir örgüt yoktu. Amerikan koruma kalkanı ve desteği çekildikten sonra yine Suriye'de böyle bir örgüt olmayacak. Bundan ne Suriye ne Suriye halkı kaybeder. Suriye Kürtleri de özgürleşir. Suriye'nin Arap'ı da Türkmen'i de Süryani'si de Arami'si de özgürleşir.

Aynı biz Cerablus bölgesinde, Azez, Afrin, İdlib'de yaptığımız gibi yerel halkla ve meşru muhalif unsurlarla bu bölgelere güvenlik ve istikrarı çok rahat bir şekilde getirebiliriz. Hiç kimsenin YPG/PYD gibi bir terör örgütüne ya da onun maşalarına ihtiyacı yok. Dolayısıyla burada böyle bir kaygı içindelerse, 'Bizimle DEAŞ'a karşı savaşan müttefiklerimizi ortada bırakamayız' gibi söylemlerin sıkça Amerikan basınında gündeme getirildiğini görüyoruz. Şunu bilmeleri gerekir ki bir terör örgütüyle, bir başka terör örgütü def edilemez. Bir terör örgütüne destek vererek, bir başka terör örgütü bertaraf edilemez. Bu eninde sonunda bumerang olarak gelir. Sizi de vurur."

  • "Amerikalılarla, Ruslarla bu konuyu görüşmeye devam edeceğiz"

Müzakerelerde muhataplarına açıkça "YPG/PYD ile ilgili nihai hedefiniz, planınız nedir?" sorusunu yönelttiğini aktaran Kalın, bu soruya cevap veremediklerini söyledi.

Muhataplarının, terör örgütü ile geçici olarak etkileşimsel bir ilişkileri olduğunu söylediklerini aktaran Kalın, "DEAŞ ile mücadele bağlamında bir ilişki kurduk, bu çerçevede ilişkiyi devam ettireceğiz ve sonlandıracağız." dediklerini anımsattı.

Muhataplarına, DEAŞ ile mücadele sona erdiyse bu ilişkinin neden sürdüğünü sorduklarını dile getiren Kalın, bunun cevabını alamadıklarını belirtti.

Güvenli bölgenin amacının belli olduğunun altını çizen İbrahim Kalın, bu çerçevede gerek Amerikalılarla gerek Ruslarla bu konuyu görüşmeye devam edeceklerini bildirdi.

  • "4 temel prensip ittihaz edilmiş durumda"

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın sunumunda bedelli askerlikle ilgili bir bölümün olduğunu açıklayan Kalın, şunları söyledi:

"Bedelli askerliğe şu ana kadar yaklaşık 635 bin kişi başvurdu. Fakat şimdi yeni askerlik modeli üzerinde çalışılıyor. Bedelli ve dövizli askerlik, normal askerlik. Üç başlık olarak zaten gündemimizde var. Bunu daha da çeşitlendiren Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi 6-9-12 ay gibi zaman dilimlerine yayılabilecek farklı askerlik türleri üzerinde Milli Savunma Bakanlığımızın bir çalışması var. Burada 4 temel prensip ittihaz edilmiş durumda."

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bu dört temel prensibi "öngörülebilirlik", "ihtiyaçlar", "yükümlülerin eğitimi" ve "bu sistemin sürdürülebilir olması" şeklinde açıkladı.

Milli Savunma Bakanlığının, bununla ilgili detaylı bir çalışma yaptığını ve ilk sonuçlarını Kabineye arz ettiklerini bildiren Kalın, çalışmanın tekemmül ettirildiği zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan'a arz edileceği bilgisini verdi.

  • "Erdoğan ve Bahçeli her zaman görüşebilir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ne zaman görüşeceğine ilişkin bir soru üzerine Kalın, iki ismin her zaman görüşebileceğini, 19 Şubat'tan önce de sonra da olabileceğini dile getirdi.

Erdoğan ve Bahçeli'nin görüşmelerinin önünde bir engel olmadığını ifade eden Kalın, bir randevunun henüz sabitlenmediğine dikkati çekti.

  • "Bizim için endişe verici bir gelişme"

İbrahim Kalın, bir soru üzerine, "ABD ve Rusya'nın orta menzilli nükleer kuvvetler anlaşması 'INF' diye bilinen anlaşmadan çekilmesi bizim için endişe verici bir gelişme." değerlendirmesinde bulundu.

Bu anlaşmanın 1987'de bu imzalandığını hatırlatan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, anlaşmanın neticesi olarak dört ay gibi bir sürede 2 bin 500'ye yakın orta menzilli füzenin imha edildiğini anlattı.

Geçen 30 yıllık süre içinde güven ve istikrarı sağladığını belirten Kalın, karşılıklı suçlamalarla bu INF anlaşmasından iki tarafın da çekilmesinin endişe verici olduğunu yineledi.

Kalın, şunları kaydetti:

"Silahsızlanmanın konuşulduğu, dünyanın bütün nükleer, kimyasal ve kitlesel silahlardan arındırılması gereken bir dönemde böyle yeni bir silah yarışına giriliyor, nükleer silahlanmaya doğru gidiliyor şeklindeki bir havanın oluşması, böyle bir ihtimalin ortaya çıkması, elbette hepimiz için endişe vericidir. Beklentimiz ve çağrımız bütün taraflara, bunu diplomatik yollardan tekrar oturup, konuşup, eğer anlaşmanın revize edilmesi ya da güncellenmesi gerekiyorsa bu yönde bir adım atmaları, orta menzilli, uzun menzilli, bize göre bütün bu kitle imha silahlarını ortadan kaldıracak bir plan, güzergah, yaklaşımı benimseyerek, bundan sonra hareket etmeleri olacaktır."

(Sürecek)

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Münbiç'te ve Fırat'ın doğusunda da benzer bir modelin uygulanması için bizim temel beklentimiz, bu bölgenin kontrolünün Türkiye'de olması." dedi.

Kalın, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam ederken açıklamalarda bulundu.

Toplantıda güvenlik konusunun iç ve dış güvenlik olmak üzere iki başlık şeklinde ele alındığını söyleyen Kalın, bu doğrultuda Milli Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve MİT Başkanlığının sunumları olduğunu belirtti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank'ın da Türkiye'de kullanılan ürünlerdeki millilik oranıyla ilgili bir sunum yaptığını ifade eden Kalın, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın iç ve dış tehditlerle ilgili detaylı bilgi verdiğini aktardı.

Kalın, "Türkiye'nin Suriye'de olsun, Irak'ta olsun diğer bölgelerde olsun terör tehditlerine karşı kararlılıkla mücadeleye bundan sonra da devam edeceğini özellikle vurguladılar." diye konuştu.

Milli Savunma Bakanlığından bir heyetin Rusya'ya gittiğini anımsatan Kalın, "Özellikle güvenli bölge, İdlib ve diğer konuları ele almak üzere Rus tarafıyla da bu temaslarımız yoğun bir şekilde devam ediyor, önümüzdeki günlerde de devam edecek." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, dün katıldığı bir programda "14 Şubat'ta Soçi'de yapılacak zirveye katılacağını" ifade ettiğini hatırlatan Kalın, "Bu zirvede de bildiğiniz gibi o mekanizma daha önce kurulmuştu, özellikle Suriye, İdlib ve Astana sürecini etraflı bir şekilde ele alacağız. Burada tabii güvenli bölge meselesi de önem arz ediyor. Bunu hem Amerikalılar ile hem Ruslar ile hem diğer paydaşlarla yani İranlılar ile ve diğer paydaşlarımızla da konuşmaya devam ediyoruz." bilgisini aktardı.

  • Güvenlik ve dış politikanın önemli başlıklarından

Konunun güvenlik ve dış politika gündemlerinin önemli başlıklarından biri olmaya devam ettiğini vurgulayan Kalın, "Sayın Trump'ın çekilme kararından sonra Amerikan yönetiminin askeri birimlerinin bu konuda birtakım planlamalar yaptığını biliyoruz. Biz de bildiğiniz gibi burada bazı heyetleri kabul ettik." diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun bu konunun takibi için yarın ABD'ye gideceğini ve oradaki Türkiye-Suriye koordinasyon toplantısına katılacağını dile getiren Kalın, orada da özellikle güvenli bölge meselesinin detaylı bir şekilde ele alınacağına değindi.

Bu konuda temel beklentilerinin Türkiye'nin milli güvenliğini teminat altına alacak adımların atılması olduğuna işaret eden Kalın, şöyle devam etti:

"Burada oluşturulacak güvenli bölge '30-35 kilometre' gibi rakamlar telaffuz edildi biliyorsunuz, bunu ne şekilde, hangi modalitelerle sahada ne tür askeri varlıkla yapacağımız konusunda biz birtakım ilkeler açıkladık. Bu bölgenin kontrolü Türkiye'de olmalıdır, bir başka gücün kontrolünde olmamalıdır çünkü yine Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi geçmişten edindiğimiz tecrübelerle bu bölgeyi de güvence altına alabilecek tek gücün Türkiye ve Türk Silahlı Kuvvetleri olduğuna biz inanıyoruz. Bugüne kadar Cerablus bölgesinde olsun, Afrin ve İdlib bölgesinde olsun Türkiye Cumhuriyeti'nin ilgili bütün birimleri, askeri, istihbari birimleri herkes için güvenliği sağlayabilecek imkan ve kabiliyetlere sahip olduğunu zaten göstermişti.

Dolayısıyla Münbiç'te ve Fırat'ın doğusunda da benzer bir modelin uygulanması için bizim temel beklentimiz, bu bölgenin kontrolünün Türkiye'de olması. Bunun SDG başlığı altında ya da PYD-YPG gibi terör örgütlerine bir kalkan, bir kamuflaj olmasına Türkiye asla müsade etmeyecektir. Bu tür fikirler düşünenler varsa bunlardan sarfınazar etmelerini tavsiye ederiz çünkü bu konuda biz son 1-1,5 yılda birçok oyalama taktiğiyle karşı karşıya kaldık, bizim bu terör örgütüne, PKK'nın Suriye'deki uzantılarına karşı kararlılığımız son derece nettir."

  • "Mevzu gündemimizde"

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve MİT Başkanı Hakan Fidan'ın da sunumlarında bu konulara değindiklerini dile getiren Kalın, "Bu mevzu gündemimizde olmaya devam edecek. Gerek Amerikalılar ile gerek Ruslar ile bu konudaki müzakerelerimizi sürdüreceğiz ama dediğim gibi bu bölgeden Türkiye'ye dönük herhangi bir tehdidin, terör riskinin tekrar husule gelmesine asla müsaade etmeyeceğiz. Bu konuda son derece kararlı olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum." şeklinde konuştu.

Kalın, toplantıda ekonomiyle ilgili konuların da ele alındığını vurgulayarak son dönemlerde piyasalarda sakin bir seyrin işlediğini, kur bazında önemli bir pozitif istikrarlaşmanın gerçekleştiğinin görüldüğünü ifade etti.

Turizm gelirleri noktasında Türkiye'nin parlak bir yıl yaşadığını ve bu gelirlerin arttığını bildiren Kalın, şunları kaydetti:

"Bir diğer önemli gösterge de özellikle dış ticaret hacminde yaşanan büyüme yani hem ihracatta hem turizmde eş zamanlı olarak yaşadığımız olumlu gelişmeler var. Ocak ayı itibarıyla da ticaret hacmimiz yüzde 6,3'lük bir artış gösterdi ki bu Türk sanayicisinin, üreticisinin dünya pazarlarına erişiminin ne kadar giderek güçlendiğini, arttığını bir defa daha gösteriyor. Bu çerçevede hükümetimiz KOBİ'lere ve diğer firmalara üretim noktasında desteklerini devam ettirecek."

Hazine ve Maliye Bakanlığının koordinasyonunda ilgili bütün bakanlıkların sanayiciye, üreticiye farklı destek paketleri açıklamaya devam ettiğine dikkati çeken Kalın, bunun 2019 yılında da devam edeceğini, semerelerinin görülmeye başlandığını belirtti.

Ekonomi konusunda bir diğer önemli başlığın da enflasyonla mücadele olduğunu anımsatan Kalın, rakamın daha aşağılara çekilmesi için bir dizi tedbirin hayata geçirildiğini bildirdi.

Bununla ilgili Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının da yaptığı açıklamalar bulunduğunu aktaran Kalın, "Özellikle yıl sonu itibarıyla 14,6 gibi bir rakama ulaşılması bu yıl içerisinde, 2020 yılında ise enflasyon hedefinin yüzde 8,2 olarak belirlenmesi ekonomimizin bünyesinin ne kadar güçlü olduğunu da bir kez daha gösteriyor." dedi.

  • "Türkiye için IMF yılları geride kalmıştır"

"Türkiye'nin seçimlerden sonra IMF'ye gideceğine" dair birtakım rivayetlerin dolandırıldığını gördüklerine işaret eden İbrahim Kalın, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ne iş çevrelerimiz ne vatandaşlarımız bu rivayetlerin hiçbirisine itibar etmesinler lütfen. Bunlar tamamen Türk ekonomisiyle ilgili algıyı bulandırmaya dönük algı operasyonlarıdır. Bu operasyonların nereden yapıldığını da az çok tahmin ediyoruz, nerelerden geldiğini de görüyoruz. Bunları izlediğimizi de bir kez daha ifade etmek isteriz. Altını tekrar net bir şekilde çizmek isterim ki Türkiye'nin IMF ile hiçbir şekilde ne seçimden önce, ne de seçimden sonra bir teması, ilişkisi, yeni bir süreci söz konusu bile değildir. Türkiye için IMF yılları geride kalmıştır. Bu konuda kimse herhangi bir yanlış düşünce içerisinde olmasın."

  • Çipras'ın ziyareti

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras'ın yarın Türkiye'ye resmi ziyarette bulunacağını hatırlatan Kalın, Çipras'ın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ile görüşeceğini daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edileceğini söyledi.

Yunanistan ile yoğun bir gündemleri bulunduğunu bildiren Kalın, "Sayın Çipras'ın buraya gelmeden önce bugün Anadolu Ajansına yaptığı açıklamalar memnuniyet verici, bu yaklaşımlarının pozitif ve iyi niyetli olduğunu göstermektedir. Yarınki görüşmelerin de biz bu çerçevede gerçekleşeceğine inanıyoruz." ifadesini kullandı.

  • "Akdeniz'de oldubittiye göz yumulmayacak"

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın sunumlarında bir konunun altını çizdiklerini aktaran Kalın, şu bilgileri verdi:

"Türkiye gerek Ege'de, gerek Akdeniz'de, gerekse Karadeniz'de egemenlik haklarından doğan temel haklarını savunmak için bugüne kadar gösterdiği kararlı tutumu bundan sonra da göstermeye devam edecektir. Kim tarafından gelirse gelsin özellikle Doğu Akdeniz'de bir oldubittiye Türkiye'nin göz yummayacağını herkesin bilmesi gerekir. Zira Akdeniz'in bir barış denizi haline gelmesi, kaynakların eşit ve adil bir şekilde bulunması, çıkartılması ve paylaşılmasıyla mümkün olabilir. Şu veya bu gerekçeyle özellikle Kıbrıs Rum tarafının belli ülkelerle yaptığı anlaşmalar çerçevesinde defacto durumlar yaratmaya çalışmasının beyhude bir çaba olduğunu bir kez daha ifade etmek isteriz. Türkiye bunları asla kabul etmeyecektir."

Türkiye'nin uluslararası hukuk çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile bir dizi anlaşma imzaladığını aktaran Kalın, "Enerji Bakanlığımız da bildiğiniz gibi bugün Doğu Akdeniz'de Kıbrıs'ın etrafında kendisine tahsis edilen bölgelerde de arama çalışmaları yapmaktadır, yakında sondaj çalışmalarının başlayacağını da öngörüyoruz. Bu çalışmalar devam edecektir. Türkiye'yi tabiri caizse Antalya Körfezi'ne hapsetmeye çalışan yaklaşımların bizim açımızdan kabul edilebilir olmadığını bir kez daha ifade etmek istiyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Ürdün Kralı 2. Abdullah'ı ağırladığını ve Ürdün'ün, iyi ilişkilerin bulunduğu kardeş, dost bir ülke olduğunu anımsatan Kalın, "Özellikle hem ikili ticari ilişkilerimiz, serbest ticaret anlaşmasının yeniden tesis edilmesi, Filistin meselesi ve diğer bölgesel konular Suriye başta olmak üzere etraflı bir şekilde burada ele alındı. Ürdün ile bu yakın temaslarımızı bundan sonra da devam ettireceğiz." diye konuştu.

Suriye'deki gelişmelere değinen Kalın, şunları kaydetti:

"Münbiç yol haritasının uygulanmasıyla ilgili çağrımızı buradan tekrar etmek istiyorum, Amerikalı yetkililerle bu konuyu uzun bir süredir müzakere ediyoruz. Şu ana kadar aslında bu anlaşmanın çoktan ya da yol haritasının çoktan hayata geçirilmiş olması gerekirdi. Oyalama taktiklerinin kimseye bir faydası olmayacaktır. İki müttefik olarak, iki NATO üyesi ülke olarak artık bu Münbiç yol haritasının ivedilikle daha fazla gecikme olmadan hayata geçirilmesi hem ikili ilişkilerimiz, hem bölgenin güvenliği, hem de Suriye'deki süreç açısından büyük önem arz ediyor. Sayın Dışişleri Bakanımızın yarın yapacağı ziyarette de bu konu etraflı bir şekilde ele alınacak ama Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin beklentisinin de bu yol haritasının bir an önce uygulanması olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum."

(Sürecek)

Kalın-Bolton telefon görüşmesi

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve ABD Başkanı Donal Trump'ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John R. Bolton, telefonda görüştü

Görüşmede, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump arasında geçen hafta gerçekleştirilen telefon görüşmesinde mutabık kalınan konuların detayları ele alındı.

Ağırlıklı olarak Suriye'de yaşanan gelişmelerin gündeme geldiği görüşmede, Suriye'den çekilme sürecindeki koordinasyonun devam ettiği, güvenli bölgenin ihdası konusunda yakın iş birliği halinde olunacağı ve Münbiç yol haritasının hayata geçirilmesinin önemi konularında mutabık kalındı.

Bölgesel konuların yanı sıra Türkiye ve ABD ikili ilişkilerinin de gündeme geldiği görüşmede iki ülkenin terörle mücadelede etkin iş birliğinin önemi vurgulandı.

Görüşmede, ABD Başkanı Trump'ın Türkiye'ye gerçekleştirmesi beklenen devlet ziyaretinin planlanması da gündeme geldi.

“Türkiye'nin dünyanın hiçbir bölgesinde gizli gündemi yoktur”

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Türkiye'nin dünyanın hiçbir bölgesinde bir gizli gündemi yoktur. Türkiye Ankara'da ne söylüyorsa, İstanbul'da ne söylüyorsa Balkanlar'da da Asya'da da Afrika'da da aynısını söyleyen bir dış politika perspektifine sahip." dedi.

Kalın, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) Konferans Salonu'nda düzenlenen "TİKA Ankara Buluşması" programının açılışında yaptığı konuşmada, TİKA'nın sadece bir yardım kuruluşu olmadığını, aynı zamanda gönüller arasında köprü kuran, dünyanın her yerindeki mazluma sahip çıkan bir kuruluş olduğunu söyledi.

Türkiye'nin uzun yıllardır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde çok yönlü dış politika perspektifini hayata geçirmeye çalıştığını belirten Kalın, Türkiye'nin gittiği her yerde kazan kazan politikası güden bir ülke olduğunun altını çizdi.

Türkiye'yi dikkate almayan hiçbir bölgesel projenin, politikanın hayata geçmesinin ve başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını vurgulayan Kalın, Erdoğan'ın "Dünya beşten büyüktür", "Biz insanlara hizmetkar olmaya geldik" sözleriyle sadece Türkiye'nin kendi politik duruşunu ifade etmediğine, aynı zamanda dünyaya bakışını da dile getirdiğine dikkati çekti.

Kalın, bunun en somut örneklerinin, TİKA, Diyanet İşleri Başkanlığı, Yunus Emre Enstitüsü, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının yaptığı faaliyetlerde görüldüğüne işaret ederek, bunlar gibi yurt dışında faaliyet gösteren diğer kurumların gittikleri her yerde bu vizyonu hayata geçirmeye çalıştığını aktardı.

Bu kuruluşların gittikleri yerlerde "kazan kazan" perspektifiyle yerel unsurlara yardımcı olduğunu belirten Kalın, şöyle konuştu:

"Oradaki insanlara aslında unuttukları veya unutturulmaya çalışılan tarihlerini hatırlatıyoruz. Bu anlamda Türkiye'nin dünyanın hiçbir bölgesinde bir gizli gündemi yoktur. Türkiye Ankara'da ne söylüyorsa, İstanbul'da ne söylüyorsa Balkanlar'da da Asya'da da Afrika'da da aynısını söyleyen bir dış politika perspektifine sahip. Türkiye, Afrika Birliğinde ne söylüyorsa Cumhurbaşkanımızın şahsında bunu ifade etmek istiyorum, BM'de de onu söylüyor. İslam İşbirliği Teşkilatında neyi söylüyorsa, hangi görüşleri savunuyorsa Asya'ya, ABD'ye, Latin Amerika'ya gittiğinde de ikili ve çoklu görüşmelerde, AB'den NATO'suna kadar her yerde aynı politikaları savunan bir ülke. Bu şeffaflık, açık ve net olma yaklaşımı tabii ki Türk dış politikasına büyük güç ve meşruiyet kazandırıyor. Politikamızın bir diğer önemli boyutu da dünyaya ve dünya siyasetine 360 derece perspektifinden bakıyor olmamız."

  • "Türkiye bütün insanların güvenliğini düşünmektedir"

Özellikle yakın coğrafyada Türkiye'yi hesaba katmayan bir bölge politikasının başarılı olma şansının bulunmadığını vurgulayan İbrahim Kalın, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Çünkü Türkiye bölgesinde 'güvenlik' dediği zaman sadece kendi güvenliğini değil yakın coğrafyamızda, uzak coğrafyamızda nerede olursa olsun bütün insanların güvenliğini düşünmektedir. Suriye'de ya da Irak'ta terör saldırıları olduğunda, mezhepçilik bu ülkelere geldiğinde, iç savaş başladığında Türkiye sadece ulus devlet çıkarıyla hareket eden bir ülke değildir. Aynı zamanda bu coğrafyada yaşayan insanların can, mal, namus güvenliğini garanti altına almak için bütün imkanlarını seferber eden bir ülkedir. Bizim Suriye'deki varlığımızın tek sebebi de budur. Bir yanda kendi sınır güvenliğimizi sağlarken öbür tarafta savaştan, varil bombalarından, kimyasal silahlardan kaçan milyonlarca insanı koruma güdüsüyle hareket ediyoruz."

Kalın, TİKA'nın dünyadaki mağdur ve mazlum insanlara ister bulundukları yerde ister göç ettikleri yerde her türlü imkanı seferber eden bir kuruluş olduğunu söyledi.

Türkiye'nin insani yardımlar konusunda dünyada birinci sırada yer aldığını hatırlatan Kalın, bir yerde mağdurun, mazlumun ihtiyacı söz konusu olduğunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yardım ulaştırmak için harekete geçtiğini, sadece devlet adamlarının değil milletin de gönül kapılarını açtığını, ekmeğini paylaştığını dile getirdi.

Avrupa'nın zengin ülkeleriyle kıyaslandığında, Türkiye'nin alnı açık şekilde dünyanın bütün mağdurlarına, mazlumlarına sahip çıkan ülke olma gururunu haklı olarak yaşadığını vurgulayan Kalın, Avrupa'nın özellikle son 4-5 yılda Suriye ve Libya kaynaklı ağırlıklı olmak üzere mülteci meselesinde izlediği politikanın, insani ve demokratik değerlerden ne kadar uzak olduğunu herkesin gördüğünü ifade etti.

Türkiye'nin mültecilere sahip çıkarken, dünyanın en zengin ülkelerinin giderek etraflarına birer duvar inşa etmeye çalıştığını anlatan Kalın, "Ama o duvarlar size daha fazla güvenlik getirmeyecek, o duvarlar sizi yalnızlaştıracak, dünyadan uzaklaştıracaktır. Önemli olan gönüllerdeki, zihinlerdeki o duvarları ortadan kaldırmak." dedi.

  • "Türkiye politikalarını uygularken hiç kimseden izin, talimat almaz"

Kalın, Türkiye'nin güçlü büyük ülkelerden talimat aldığı dönemlerin geride kaldığını belirterek, Türkiye'nin artık kendi dış ve iç politikasını, kendi değerlerinden hareketle, kendi iradesiyle inşa eden ve hayata geçiren bir ülke olduğunu söyledi.

Türkiye'nin karşılıklı çıkar ilişkisi çerçevesinde herkesle iyi ilişkiler içerisinde olduğunu ifade eden Kalın, "Dostlarıyla, komşularıyla, müttefikleriyle her an iş birliği ve koordinasyon içinde olur. Ama kendi bekası söz konusu olduğunda, güvenliği söz konusu olduğunda, kendi politikalarını uygularken de hiç kimseden izin almaz, hiç kimseden talimat asla almaz." diye konuştu.

TİKA'nın 59 ülkedeki 61 ofisinden koordinatörler ve yerel asistanların katıldığı "TİKA Ankara Buluşması" beş gün sürecek. Etkinlik, 1 Şubat Cuma günü yapılacak Türk Havacılık ve Uzay Sanayii gezisi ve TÜBİTAK Uzay Araştırmaları Enstitüsü gezisiyle sona erecek.

Akdeniz'de batan göçmen botu

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Akdeniz'de Libya açıklarında düzensiz göçmenleri taşıyan bir botun batmasına ilişkin, "Bu bitmeyen dram karşısında sessiz kalan ve çözüm üretmeyen uluslararası sistem, barbarlığın modern yüzüdür." ifadesini kullandı.

Kalın, sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:

"Libya açıklarında bir göçmen botunun batması sonucu 117 kişi hayatını kaybetti. Ölenlere Allah'tan rahmet diliyorum. Bu bitmeyen dram karşısında sessiz kalan ve çözüm üretmeyen uluslararası sistem, barbarlığın modern yüzüdür."

Uluslararası Göç Örgütünün İtalya'daki Sözcüsü Flavio Di Giacomo, dün yaptığı açıklamada, Akdeniz'de Libya açıklarında batan bottaki 117 düzensiz göçmenin ölü ya da kayıp olduğunu bildirmişti.

İtalya Cumhurbaşkanı Sergio Mattarella da yaptığı yazılı açıklamada, "Kadın, bebek ve erkeklerin bulunduğu 100'den fazla kişinin Akdeniz'de hayatını kaybetmesinden derin üzüntü duyuyorum." ifadesini kullanmıştı.