DÜZELTME – “Gürcistan'da 25 aday cumhurbaşkanlığı için yarışacak” başlıklı haberimizdeki “28 Kasım” ifadesi, “28 Ekim” olarak değiştirilmiştir. Haberimizi düzelterek yeniden yayımlıyoruz. Saygılarımızla. AA

TİFLİS (AA) – Gürcistan'da seçmenler, 28 Ekim'de yeni cumhurbaşkanını belirlemek için sandık başına gidecek.

Seçimde 25 aday, cumhurbaşkanı olmak için yarışacak.

Seçimde yarışacak cumhurbaşkanı adayları şöyle: Mikheil Saluaşvili, Giorgi Liluaşvili, Zviad Bagdavadze, Vakhtang Gabunia, Levan Çkheidze, Şalva Natelaşvili, Kakhaber Çiçinadze, Davit Bakradze, Zviad İaşvili, Davit Usupaşvili, Kakha Kukava, Gela Khutsişvili, Salome Zurabişvili, Zviad Mekhatişvili, Teimuraz Şaşiaşvili, Tamar Tskhoragauli, Akaki Asatiani, Besarion Tediaşvili, Zurab Japaridze, Vladimer Nonikaşvili, İrakli Gorgadze, Grigol Vaşadze, Mikheil Antadze, Giorgi Abdriadze ve Otar Meunargia.

Anketler, hükümetin desteklediği Salome Zurabişvili, eski Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili'nin desteklediği Grigol Vaşadze ile muhalefet partisinin adayı Davit Bakradze'nin öne çıkan adaylar olduğunu gösteriyor.

Adaylardan Zurabişvili ve Vaşadze daha önce dışişleri bakanlığı yaparken, Bakradze ise parlamento başkanı olarak görev yapmıştı.

Seçimde ilk turda kazanmak için adaylardan birinin yüzde 50'nin üzerine çıkması gerekiyor. Anketler seçimin ikinci tura kalacağını gösteriyor.

Anayasada yapılan son değişikliğe göre cumhurbaşkanı, 2023'ten itibaren parlamento tarafından seçilecek.

Advertisements

Gürcistan'da cumhurbaşkanlığı için 25 aday yarışacak

TİFLİS (AA) – Gürcistan'da seçmenler, 28 Kasım'da yeni cumhurbaşkanını belirlemek için sandık başına gidecek.

Seçimde 25 aday, cumhurbaşkanı olmak için yarışacak.

Seçimde yarışacak cumhurbaşkanı adayları şöyle: Mikheil Saluaşvili, Giorgi Liluaşvili, Zviad Bagdavadze, Vakhtang Gabunia, Levan Çkheidze, Şalva Natelaşvili, Kakhaber Çiçinadze, Davit Bakradze, Zviad İaşvili, Davit Usupaşvili, Kakha Kukava, Gela Khutsişvili, Salome Zurabişvili, Zviad Mekhatişvili, Teimuraz Şaşiaşvili, Tamar Tskhoragauli, Akaki Asatiani, Besarion Tediaşvili, Zurab Japaridze, Vladimer Nonikaşvili, İrakli Gorgadze, Grigol Vaşadze, Mikheil Antadze, Giorgi Abdriadze ve Otar Meunargia.

Anketler, hükümetin desteklediği Salome Zurabişvili, eski Cumhurbaşkanı Mihail Saakaşvili'nin desteklediği Grigol Vaşadze ile muhalefet partisinin adayı Davit Bakradze'nin öne çıkan adaylar olduğunu gösteriyor.

Adaylardan Zurabişvili ve Vaşadze daha önce dışişleri bakanlığı yaparken, Bakradze ise parlamento başkanı olarak görev yapmıştı.

Seçimde ilk turda kazanmak için adaylardan birinin yüzde 50'nin üzerine çıkması gerekiyor. Anketler seçimin ikinci tura kalacağını gösteriyor.

Anayasada yapılan son değişikliğe göre cumhurbaşkanı, 2023'ten itibaren parlamento tarafından seçilecek.

Irak'ta cumhurbaşkanı seçimi ikinci tura kaldı

BAĞDAT (AA) – Irak'ta cumhurbaşkanı seçimi, adayların, yeterli oyu alamaması nedeniyle ikinci tura kaldı.

Irak meclisindeki oylamanın birinci turunda 7 adaydan hiçbiri, gerekli 220 oya ulaşamadığından cumhurbaşkanı ikinci turda belirlenecek.

Cumhurbaşkanlığı yarışında Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin adayı Berhem Salih 165, Kürdistan Demokrat Partisi adayı Fuad Hüseyin 89 oy aldı.

Bağımsız kadın siyasetçi Sirve Abdulvahid'e ise 18 oy çıktı. İkinci turun bu akşam yapılması bekleniyor. İkinci turda, ilk turda en çok oyu alan Salih ve Hüseyin yarışacak.

İkinci turda ise salt çoğunluğu alan kazanıyor.

Irak'ta cumhurbaşkanlığı için 7 aday yarışacak

BAĞDAT (AA) – Irak meclisinin, 2 Ekim Salı günü devrik lider Saddam Hüseyin sonrası 3. cumhurbaşkanını belirleyeceği seçimlerde, 1'i kadın 7 aday yarışacak.

Irak Meclisinden yapılan yazılı açıklamada, cumhurbaşkanlığı adaylarının, Serdar Abdullah, Sirva Abdulvahid, Abdullatif Reşid, Ömer el-Berzenci, Abdulkerim Abtan el-Ceburi, Berhem Salih ve Fuad Hüseyin olduğu belirtildi.

Açıklamada, cumhurbaşkanlığı için 31 kişinin başvuruda bulunduğu ifade edilirken, yetkili makamların değerlendirmesi sonucunda 7 kişinin adaylığının kabul edildiği dile getirildi. Bir kişinin adaylıktan çekildiği belirtilen açıklamada, 14 adayın siyasi deneyimlerine ilişkin kanıt sunmadığından 9 adayın da şartlarının oluşmadığından başvurularının kabul edilmediği aktarıldı.

Açıklamada son olarak pazar gününe kadar adaylar hakkında herhangi bir itirazda bulunulmadığı takdirde nihai listenin yayımlanacağı kaydedildi.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin eski başbakanı ve Kürdistan Yurtseverler Birliğinden (KYB) Berhem Salih ile Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) cumhurbaşkanı adayı Fuad Hüseyin'in seçimi kazanma ihtimali yüksek değerlendiriliyor.

– Kürtler arasında cumhurbaşkanı anlaşmazlığı

Irak'ta cumhurbaşkanını Kürtler arasında belirleyen taraf 2005'ten bugüne KYB oldu ancak partiler bu kez ortak bir isim üzerinde anlaşamadı.

KDP, cumhurbaşkanlığı müzakerelerinin sadece KYB ile değil kendisiyle de yapılmasını istiyor.

Irak'ta 2005'ten itibaren KYB'nin aday gösterdiği Celal Talabani (2 dönem) ve Fuad Masum, meclis tarafından seçilerek cumhurbaşkanlığı görevini yürüttü.

-Bağımsız siyasetçi Sirve Abdulvahid ilk kadın cumhurbaşkanı adayı

Bağımsız siyasetçi Sirve Abdulvahid de Bağdat’ta yaptığı basın toplantısında, “Bağımsız kadın siyasetçi olarak cumhurbaşkanlığına adaylığımı ilan ediyorum. Tüm Irak’ı temsil edeceğim.” açıklamasında bulunmuştu.

Birinci turda 329 sandalyeli mecliste oyların üçte ikisini alan aday cumhurbaşkanı seçilecek. Aksi takdirde, ilk turda en fazla oy alan iki adayın yarıştığı ikinci turda ise daha fazla oy alan aday ülkenin yeni cumhurbaşkanı olacak.

Irak'ta 2003'te gruplar arasında varılan gayriresmi anlaşmaya göre, Cumhurbaşkanı Kürtlerden, Başbakan Şiilerden, Meclis Başkanı ise Sünnilerden seçiliyor.

Irak'ta cumhurbaşkanlığı için 7 aday yarışacak

BAĞDAT (AA) – Irak meclisinin, 2 Ekim Salı günü devrik lider Saddam Hüseyin sonrası 3. cumhurbaşkanını belirleyeceği seçimlerde, 1'i kadın 7 aday yarışacak.

Irak Meclisinden yapılan yazılı açıklamada, cumhurbaşkanlığı adaylarının, Serdar Abdullah, Sirva Abdulvahid, Abdullatif Reşid, Ömer el-Berzenci, Abdulkerim Abtan el-Ceburi, Berhem Salih ve Fuad Hüseyin olduğu belirtildi.

Açıklamada, cumhurbaşkanlığı için 31 kişinin başvuruda bulunduğu ifade edilirken, yetkili makamların değerlendirmesi sonucunda 7 kişinin adaylığının kabul edildiği dile getirildi. Bir kişinin adaylıktan çekildiği belirtilen açıklamada, 14 adayın siyasi deneyimlerine ilişkin kanıt sunmadığından 9 adayın da şartlarının oluşmadığından başvurularının kabul edilmediği aktarıldı.

Açıklamada son olarak pazar gününe kadar adaylar hakkında herhangi bir itirazda bulunulmadığı takdirde nihai listenin yayımlanacağı kaydedildi.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin eski başbakanı ve Kürdistan Yurtseverler Birliğinden (KYB) Berhem Salih ile Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) cumhurbaşkanı adayı Fuad Hüseyin'in seçimi kazanma ihtimali yüksek değerlendiriliyor.

– Kürtler arasında cumhurbaşkanı anlaşmazlığı

Irak'ta cumhurbaşkanını Kürtler arasında belirleyen taraf 2005'ten bugüne KYB oldu ancak partiler bu kez ortak bir isim üzerinde anlaşamadı.

KDP, cumhurbaşkanlığı müzakerelerinin sadece KYB ile değil kendisiyle de yapılmasını istiyor.

Irak'ta 2005'ten itibaren KYB'nin aday gösterdiği Celal Talabani (2 dönem) ve Fuad Masum, meclis tarafından seçilerek cumhurbaşkanlığı görevini yürüttü.

-Bağımsız siyasetçi Sirve Abdulvahid ilk kadın cumhurbaşkanı adayı

Bağımsız siyasetçi Sirve Abdulvahid de Bağdat’ta yaptığı basın toplantısında, “Bağımsız kadın siyasetçi olarak cumhurbaşkanlığına adaylığımı ilan ediyorum. Tüm Irak’ı temsil edeceğim.” açıklamasında bulunmuştu.

Birinci turda 329 sandalyeli mecliste oyların üçte ikisini alan aday cumhurbaşkanı seçilecek. Aksi takdirde, ilk turda en fazla oy alan iki adayın yarıştığı ikinci turda ise daha fazla oy alan aday ülkenin yeni cumhurbaşkanı olacak.

Irak'ta 2003'te gruplar arasında varılan gayriresmi anlaşmaya göre, Cumhurbaşkanı Kürtlerden, Başbakan Şiilerden, Meclis Başkanı ise Sünnilerden seçiliyor.

GÖRÜŞ – Tarafgirlik Batı medyasının yeni normu

İSTANBUL (AA) – TAREK CHERKAOUI – Anaakım Batı medyasının son derece organize, kesintisiz ve tarafgirliğin daniskası olacak şekilde yaptığı haberlere rağmen, adaylardan, halihazırda zaten cumhurbaşkanlığı görevini sürdürmekte olan Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz pazar günü görevine yeniden seçilirken, iktidardaki AK Parti ve dahil bulunduğu ittifak, mecliste çoğunluğu kazandı. Seçim kampanyası boyunca Batı medyasının Türkiye'nin cumhurbaşkanına karşı sergilediği apaçık düşmanlık ve icra ettiği itibar suikastının, muhaliflerin Erdoğan karşıtı söylemlerini körüklediği aşikârdı.

Bu bağlamda dolaşıma sokulan temel çerçevelerden biri de, Türkiye cumhurbaşkanının “demokrasiyi tehlikeye sokan” bir diktatör olarak gösterilmesiydi. Türkiye'deki bütün partilerin demokratik modele uygun hareket ettiğini bile bile bu çerçeve Türk toplumunda suni bölünmeler üreterek ve sahte ikilemler ortaya koyarak derin bir kutuplaşma meydana getirmeyi amaçladı.

– Anlatıyı biçimlendirme çabası

Pazar akşamı seçim sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte ortaya çıkan sonuç, yarım yamalak bir gazeteciliğe batmış halleriyle, çoğunlukla açıkça partizanca ve muvazenesiz anlatımlar sunan Batının sahte analist ve muhabirleri için buz gibi bir duş oldu. Bununla birlikte, bu yorumcular 'Karadeniz'de gemileri batmış' modunda uzun süre kalmayarak -bize görünen haliyle- anlatıyı belirleme avantajını ele geçirmek ve Türk toplumunun farklı seçmen kitlelerinin arasını yeniden açabilmek için yeni bir 'ön alıcı diskur belirleme' turuna çıktılar.

Devreye sokulan çok mühim bir çerçeve, "diktatörlük" çerçevesinin bir alt dalıydı ve belli bilgilerin, anahtar kelimelerin, basmakalıp sözlerin, kalıplaşmış ifadelerin, metaforların ve imgelerin varlığı -veya yokluğu- ile karakterize edilen karmaşık bir yapı halinde işliyordu. Örneğin, The Guardian'ın 25 Haziran nüshasında "Muharrem İnce, Türkiye seçimlerinde Erdoğan'a yenildiğini kabul etti" başlıklı haberi, kazananın değil, tamamıyla kaybeden adayın prizmasından yazılmıştı.

Bu oldukça olağandışı yaklaşım, Londra merkezli gazetenin cumhurbaşkanının zaferini önemsiz gösterirken, İnce'nin “etkileyici” olarak nitelendiren performansını da olduğundan büyük göstermesine izin verdi. Mesela, haberde cumhurbaşkanıyla İnce arasındaki devasa oy farkı -10 milyondan fazla oydan bahsediyoruz- hakkında hiçbir şey söylenmedi. Dahası, İnce'nin yenilgiyi kabul ettiği konuşma da titizlikle makaslanarak, Batının tahrik gayretlerine yönelik yaptığı sert eleştiriler, The Guardian'ın işine gelecek şekilde çıkartılmış. Bununla birlikte, genel anlatıyı şekillendirme gayretiyle ve gazetenin okuyucularına ne düşündürmek istediğini gösteren şekilde, makalenin başından sonuna "kudret", "tek adam iktidarı", "muhalifleri ezip geçmek" ve "Osmanlı İmparatorluğu" gibi akılda kolay kalan sloganik ifadeler karşınıza çıkıyor.

– Rekabette eşitlik tartışmaları

Benzer şekilde, Daily Telegraph 26 Haziran'da "Türkiye seçimleri 'adil' değil, ama oylama hileli de değildi" başlığıyla bir makale yayınladı. Ana tema seçimlerin, muhalefetin "eşit şartlara sahip olmadığı" sözde "adaletsizliği" üzerine kuruluydu. Yazı, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gözlemcilerininin ağzından, muhalefetin "eşit bir şekilde rekabet edemediğini" söylüyordu. Adaletsizlik çerçevesi, Prof. William Gamson'ın tespitiyle, Batı medyası tarafından yaygın bir şekilde kullanılan güçlü çerçeveler arasında yer alıyor. Bu çerçeve, (dünyayı daha iyi bir yer haline getirme emeline sahip olan) "biz" ve (bu problemin sebebi olan) "onlar" arasında düşmanca bir ilişki doğurmakta. Bazen de hükümetleri, öfkenin odağına yerleştirmek için manipüle edilebilir ve bu durumda seçimlerin meşruiyetini tamamen inkâr etmek için kullanılır.

Ancak, Türkiye'nin 2018 seçimlerinin ardından, söz konusu çerçeve iki temel sebepten etkisiz kalmıştır. Birincisi, muhalefetin elinde ciddi şekilde oy suistimali yapıldığına dair delil bulunmaması. İkincisi ise, adaylara televizyonda ayrılan süreler konusunda algılanan adaletsizlik gibi, muhalefet ve bazı uluslararası gözlemciler tarafından vurgulanan bazı faktörlerin herkesin kabulüne şayan olmaktan uzak olması.

Örneğin, İngiltere'de halk arasında "Ofcom" olarak bilinen İletişim Dairesi vardır. İngiliz hükümeti tarafından onaylanmış olan bu kurum, televizyon ve radyo yayıncılığı alanında düzenleyici görev yapma ve rekabet konusunda da yetkilidir. Ofcom'a göre daha büyük partilere "gereken ağırlık" verilmeliyken küçük partilere medyada "uygun miktarda" yer verilmelidir. Ayrıca, Ofcom "gereken ağırlık" kavramının bizatihi kendisinin "esnek" olduğunu kabul ediyor. Kısacası, İngiltere'deki her siyasi parti, bir önceki seçimlerin sonuçları baz alınarak, kendi büyüklüğü ve ağırlığını yansıtan derecede medyada yer alma hakkına sahiptir. Bu sistem hakkaniyetlidir, ama kesinlikle eşit değildir. Dolayısıyla, dünyanın en saygın demokrasilerinden bazılarında uygulanan bu yöntemden dolayı Türkiye'ye parmak sallamak en hafif tabiriyle hilekârlıktır.

– Batı medyası sürekli itibar kaybediyor

Öte yandan, [seçimlerden önceki] son üç ay boyunca Türk ekonomisi aleyhinde hareket etmeye dünden hazır kitleye iştirak eden Forbes dergisi, 26 Haziran tarihinde "Türkiye'nin para birimi konusundaki başarısızlığını düzeltmek kolay" başlıklı bir makale yayınladı. Ne hikmetse Forbes aniden, seçimlerin üstünden daha iki gün geçmeden, para biriminde yaşanan problemin enti püften ve kolaylıkla düzeltilebilir olduğunu keşfediyor!

Her şeyi birlikte değerlendirdiğimizde diyebiliriz ki, anaakım Batı medyası yüksek gazetecilik standartları sergileyen bir habercilik yapma konusunda bir kez daha büyük ölçüde başarısız olmuştur.

Bu seçimler sırasında Türk halkı tarafından gösterilen olağanüstü derecedeki demokratik olgunluk ve kafa karışıklığına mahal bırakmayan neticeler, yaptıkları her türlü acayip analizlerle hadlerini aşan ve uzmanlığı kendinden menkul birtakım kişilere (ve anket şirketlerine) yutulması zor bir ders olmuştur. Batı medyasının sergilediği korkunç performans, bu en son hadiseden sonra şayet bir özeleştiri zemininde gözden geçirilmezse, bir zamanların saygın medya kuruluşlarının topyekun bir çöküş yaşaması, "acaba böyle bir şey olabilir mi" değil, "bu ne zaman olacak" sorusuna muhatap olacaktır.

Mütercim: Ömer Çolakoğlu

[TRT World Araştırma Merkezi'nin müdürlüğünü yapan Dr. Tarek Cherkaoui "The News Media at War: The Clash of Western and Arab Networks in the Middle East" kitabının yazarıdır. Cherkaoui stratejik iletişim alanında uzmandır]

“Görüş” başlığıyla yayımlanan makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansı’nın editöryel politikasını yansıtmayabilir.

AK Parti'li Muş'tan Kılıçdaroğlu'na tepki

TBMM (AA) – AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Muş, "Kazanan cumhurbaşkanını tebrik etmeyeceğini söyleyen Kılıçdaroğlu milletin kararını hazmedemediğini bir kez daha gösterdi." dedi.

Muş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, seçim sonuçlarının devlete ve millete hayırlı olmasını diledi ve oyunu kullanan tüm vatandaşlara teşekkür etti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun her seçim sonrası yaptığı hezeyan dolu sözlerine benzer bir açıklama yaparak, "CHP'nin başarılı ve seçimlerin tek kaybedeninin AK Parti olduğunu" iddia ettiğini belirten Muş, Kılıçdaroğlu'nun milletin aklıyla dalga geçtiğini savundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muharrem İnce'ye yaklaşık 11 milyon, AK Parti'nin ise milletvekili seçimlerinde CHP'ye 10 milyon oy fark attığına işaret eden Muş, "Aslında CHP'nin kazandığını iddia eden birinin aklından şüphe edilir. Kılıçdaroğlu, 26 milyon küsür oyun 15 milyondan az olduğunu anlatmaya çalışırken, ne kadar aciz ve komik durumlara düştüğünün bile farkında değil." diye konuştu.

CHP Genel Merkezi'nde ya da Kılıçdaroğlu'nun etrafında "Sayın Genel Başkan sen ne anlatıyorsun? Seçimi kaybettik." diyecek bir kişi bile bulunmadığını vurgulayan Muş, Kemal Kılıçdaroğlu'na en güzel cevabı "Adam kazandı." diyerek, Muharrem İnce'nin verdiğini belirtti.

Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti'nin kazandığını, Muharrem İnce ve CHP'nin kaybettiğini belirten Muş, "Kazanan cumhurbaşkanını tebrik etmeyeceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, milletin kararını hazmedemediğini bir kez daha gösterdi.
Kılıçdaroğlu adil ve şeffaf seçimler sonucunda kazanan cumhurbaşkanına 'diktatör' diyerek aslında millete de hakaret etti.
Kılıçdaroğlu milletin sandıkta attığı tokadın muhasebesini yapacağına, milleti diktatör seçmekle suçladı. Halkı hor gören tipik CHP zihniyetini bir kez daha sergiledi.

Kılıçdaroğlu bu kafayla devam ederse Muharrem İnce'nin 'Yenmiş de yenmiş' sözleri daha çok uzayıp gidecek…

Muharrem İnce'ye gelince; o da kaybetmenin verdiği ruhsal çöküntüden olsa gerek, 'oyları çaldılar ama az çaldılar' söylemine tutunarak, kendini teselli ediyor.

Muharrem İnce ile Kılıçdaroğlu’nun durumu 'Al birini vur ötekine' misalindendir." ifadelerini kullandı.

– "Vizyonları yetmez"

Bu kafayla ne Kemal Kılıçdaroğlu'ndan ne de Muharrem İnce'den millete fayda gelmeyeceğini savunan Muş, "CHP Genel Başkanlığı için seçimden önce 'aday olmayacağım' deyip seçimi kaybettikten sonra 'Mücadeleye devam edeceğim' diyen Muharrem İnce ile 'Cumhurbaşkanlığı seçiminde beklentinin altında oy aldı' diyen Kılıçdaroğlu'nun ne vizyonu ne de ufkunu cumhurbaşkanlığı makamına erişmeye yetmez. Onların tüm hesabı CHP Genel Merkezi'ndeki koltukları saymaktan ibarettir. " diye konuştu.

“Erdoğan'ın salt çoğunluğu aldığı anlaşılmaktadır”

ANKARA (AA) – Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven, cumhurbaşkanı seçimine ilişkin kesin olmayan sonuçlara göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oyların salt çoğunluğunu aldığını bildirdi.

Güven, Kurul'da yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi'nin sonuçlandığını söyledi.

Seçimde seçmen sayısının 56 milyon 322 bin 632, sandık kurulu sayısının 180 bin 65, cezaevi sandık sayısının 493, cezaevi seçmen sayısının 84 bin 924, gümrük sandık sayısının 81, yurt dışı seçmen sayısının 3 milyon 47 bin 323 olduğunu belirten Güven, yurt dışı temsilciliklerde 1 milyon 357 bin 676, gümrüklerde 167 bin 990 olmak üzere yurt dışında toplam 1 milyon 525 bin 666 seçmenin oy kullandığını, yurt dışı oy kullanma oranının yüzde 50,11 olarak gerçekleştiğini açıkladı.

Yurt dışı seçmen kütüğünde kayıtlı seçmenlerin kullandığı oyların daha önce getirilerek güvenli şekilde saklandığını ifade eden Güven, bu oyların bugün yurt içi seçmenlerin kullandığı oylarla birlikte büyük oranda sayıldığını kaydetti.

Güven, yurt içinde oy verme işlemlerinin takibi ve bu oyların sayımının 7 kişilik sandık kurullarınca yapıldığını, kurulda kamu görevlisi bir başkan ve bir memur üye ile 5 siyasi partili üyenin görev yaptığını anımsattı.

Sayım ve döküm işlemleri sonucu sandık kurullarınca tutulan sandık sonuç tutanaklarının, ilçe seçim kurullarına teslim edildiğini ve bu sonuçların siyasi parti temsilcilerinin gözetiminde sisteme girildiğini anlatan Güven, "Oyların girilmesi sırasında sandık kurullarınca tutulan ıslak imzalı sayım döküm cetvelleri ve sandık sonuç tutanakları da resim formatında taranarak sisteme yüklenmektedir. Sisteme girilen sonuçlar ve resim formatlı sayım döküm cetvelleri, sandık sonuç tutanakları YSK'ye geldiği anda eş zamanlı olarak seçime katılan siyasi partilerle paylaşılmaktadır." diye konuştu.

Güven, sonuçların ilanıyla birlikte ıslak imzalı tutanakların 2014 yılından bu yana Kurulun internet sitesinde vatandaşların incelemesine açıldığını söyledi. Sayım döküm cetveli ve sandık sonuç tutanaklarının üzerindeki karekodu gösteren Güven, karekod aracılığıyla sonuçların kendilerine geldiği anda tüm siyasi partilerle eş zamanlı paylaşıldığını bildirdi.

YSK Başkanı Güven, "Böyle bir taranarak yapılan işlem dünyada ilk ve tektir. Bu da seçim güvenliği açısından çok önemlidir. 2014 yılından bugüne kadar bunların değiştirildiği yolunda bize herhangi bir itiraz gelmemiştir." dedi.

YSK'nin, çoğunluğu siyasi partili üyelerden oluşan sandık kurullarıyla ilçe seçim kurullarından gelen sandık sonuç tutanaklarını alt alta koyarak toplamak suretiyle seçim sonuçlarını açıkladığını anlatan Güven, şöyle konuştu:

"Sistemimizden sonuçların yaklaşık 97,7'si şu an itibarıyla alınmıştır. Henüz sisteme girmeyen oy sayıları neticeyi etkilememektedir. Bu sonuçlara göre, sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nun 4. maddesi gereğince geçerli oyların salt çoğunluğunu aldığı anlaşılmaktadır. Kesin olmayan sonuçlara göre yüzde 10'luk barajı geçen ve geçmiş sayılan partiler AK Parti, CHP, HDP, İYİ Parti, MHP ve Saadet Partisi olarak belirlendi."

Sadi Güven, sandık sonuç tutanaklarının taranıp sisteme alınması nedeniyle SEÇSİS vatandaş portalının geçici olarak durdurulduğunu, seçimlerin kesinleşmesinden sonra tüm vatandaşların incelemesine açılacağını bildirdi.

Seçimde görev yapan herkese teşekkür eden Güven, seçimin ülkeye hayırlı olmasını diledi.

– Kesin sonuçlar 29 Haziran'da ilan edilecek

YSK'nin seçim takvimine göre, sandık kurullarının kararları ve tutanaklarına karşı 25 Haziran saat 17.00'ye kadar itirazda bulunulabilecek. Bu itirazlar aynı gün ilçe seçim kurullarınca saat 23.59'a kadar karara bağlanacak.

İlçe seçim kurulu kararları ile birleştirme tutanaklarına karşı il seçim kuruluna 26 Haziran salı saat 17.00'ye kadar itiraz edilebilecek. İl seçim kurulları bu itirazlarla ilgili aynı gün saat 23.59'a kadar karar verecek.

İl seçim kurulu kararlarına ve il birleştirme tutanaklarına karşı ise 27 Haziran Çarşamba günü saat 17.00'ye kadar YSK'ye itirazda bulunulabilecek. YSK bu itirazları 28 Haziran Perşembe günü karara bağlayacak.

YSK, kesin seçim sonuçlarını 29 Haziran Cuma günü ilan edecek.

Belçika'daki seçim sandıklarında uzun kuyruklar oluştu

BRÜKSEL (AA) – Belçika'da yaşayan Türk seçmenler, Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için Brüksel'de kurulan sandıkların önünde uzun kuyruklar oluşturdu.

Avrupa’da Türk nüfusun yoğun olduğu ülkelerden Belçika'da yaşayan seçmenler, başkent Brüksel ve Anvers kentinde oy verme işlemi için kiralanan Expo salonlarında kurulan sandıklara yoğun ilgi göstermeye devam ediyor.

Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) Belçika Başkanı Basir Hamarat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Bugün Belçika'da oy kullanımının üçüncü günü. Vatandaşlarımızdan yoğun ilgi var. Saatlerce sırada bekleseler bile oyunu kullanmadan geri döneni daha görmedik. Halkımızın bugün Türkiye'ye sahip çıkmasını, gelip oy kullanmasını arzu ediyoruz." dedi.

Öte yandan oy sandıklarının kurulduğu Brüksel'deki Expo salonuna çevre kentlerden otobüslerle çok sayıda seçmen geldi.

Türkiye'de 24 Haziran'da yapılacak Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için Belçika'da yaşayan yaklaşık 140 bin seçmen, 19 Haziran'a kadar Brüksel ve Anvers kentlerindeki Expo salonlarında oy kullanabilecek. Oy verme işlemleri, yerel saatle 09.00-21.00 arasında yapılabilecek.

Cumhurbaşkanı seçiminde ikinci tur oylamaya kalınması durumunda Belçika'da 30 Haziran-4 Temmuz, gümrük kapılarında da 30 Haziran-8 Temmuz 2018 tarihlerinde oy verilebilecek.

“Siyaset sadece güzel laf söylemek değil, yolda nasıl yürüdüğündür”

AMASYA (AA) – MURAT DEMİRCİ – AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı, "Siyaset sadece güzel laf söylemek değil, yolda nasıl yürüdüğündür. Arkanda hangi ayak izlerini bıraktığındır. İnsanlar lafa bakarlar, arkanda bıraktığın ayak izlerine bakarlar. Maalesef Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve temsilcilerinin bıraktığı izler, Türkiye'yi kucaklama konusunda iddialı olmalarını hak edecek bir ayak izi değil." dedi.

Bostancı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce'nin "Amerika'dan birisi beni aradı, (FETÖ'ye ilişkin iade müracaatı usulüne uygun yapılmamış) dedi." şeklinde iddiada bulunduğunu anımsattı.

Böyle bir beyanın abesle iştigal olduğunu ifade eden Bostancı, beyanda bulunan kişinin bilginin kaynağı ve temellerini kamuoyuna açıklaması gerektiğini anlattı.

Çeşitli iddialarla seçmenin zihnini bulandırma şeklinde kara propagandanın da devreye girdiği bir yaklaşım sergilendiğini belirten Bostancı, şöyle devam etti:

"Bunu doğru bulmuyoruz. Çünkü seçim süreci tıpkı siyasetin diğer süreçleri gibi halkın doğru bilgilendirildiği süreçtir. İddia sahibi de iddiasını ispatlamakla mükelleftir. Devletin, 'Ben usulüne göre yaptım, gel bak' demesine bile gerek yok. Sayın İnce mademki bu iddiayı ortaya koydu, vakit geçirmeksizin, iddiasını ortaya koyduğu gün bunu iddia edici şekilde ortaya koyması gerekirdi. Bunu yapmadı. Bunu yapmadığı gibi 'Gel incele' şeklinde bir beyan olunca da bunun üzerine balıklama atladı. Sen zaten neyi inceleyeceksen incelemişsin, halka çıkıp bir şey söylüyorsun. Sen neyi inceledin, önce çık halka bunu anlat. Dolayısıyla burada bir tutarsızlık söz konusu."

Muharrem İnce'nin bütün halkı kucaklayacağı, demokrasi, özgürlük, adalet getireceği, her şeyin çok güzel olacağını söylediğini aktaran Bostancı, "Sormazlar mı, 14 yaşında girmişin Cumhuriyet Halk Partisine. 14 yaşından 50 küsur yaşına kadar bu partinin içindesin. Grup başkanvekilliği yapmışsın. Siyasetinle pay sahibi olmuşsun. Senin siyasi gerçekliğin bir kere halkı kucaklayamamış, yüzde 25'te kalmışsın. Gerçek hayatta kucaklayamamışsın, şimdi ne oldu da kucaklayacaksın? Fazladan ne yapacaksın. Kendisi Kılıçdaroğlu'nu eleştirirken '6 kere yenildin, şimdi ne yapacaksın da başarılı olacaksın' sözünü ben de '14 yaşından beri CHP'nin içindesin, milleti kucaklayamamışsın, şimdi nasıl kucaklayacaksın' diye sormak isterim." ifadelerini kullandı.

– "AK Parti toplumun vicdanı olma hususunda siyasal gerçekliğini kanıtlamıştır"

Naci Bostancı, demokrasi, özgürlük ve adalet kavramlarını herkesin söyleyebileceğini fakat bunları yapabilmenin önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Bunları yapabilmek için yürüttüğün siyasetin en azından halkın büyük kısmı tarafından ilgi görmesi, 'Farklılığı ve renkliliği ile bizi ortak çatı altında toparlayan siyasal gerçeklik bunları da yapabilir' şeklinde mesaj vermesi gerekir. Bu mesajı AK Parti verebilir ve hak eder. Çünkü AK Parti yüzde 50 oy almış, toplumun farklı kesimleri toparlamış, zaten demokrasi, özgürlük ve adalet dediğiniz konularına ilişkin toplumun vicdanı olma hususunda kendi siyasal gerçekliğini kanıtlamış. 2002'den bu yana attığı adımlar ortada, hepsi pırıl pırıl. Problemler yok mu? Var tabii ki. 2013'ten bu yana yaşanan meydan okumalar, özgürlük ve güvenliğe ilişkin dengeyi Türkiye'nin ihtiyaçları doğrultusunda bir parça güvenlik istikametini de değiştirmiş. Dünyanın en demokratik ülkesini getir bu coğrafyaya, Türkiye'nin yerine koy, onların nasıl bir polis devleti olduğunu görürsünüz. AK Parti terörün meydan okumalarına, etrafındaki istikrarsızlığa karşı demokrasi, özgürlük ve adaleti muhafaza etme, aynı zamanda da ülkenin huzuru ve güvenini sağlama hususunda amansız bir mücadele vermiş."

İnce'nin, milletvekili aday listelerinde bile kendi evlatlarını yiyen bir siyasi anlayışın içinde olduğunu belirten Bostancı, "Nasıl olacak da sen başkalarını kucaklayacaksın? Kim yedi o insanları? Dolayısıyla siyaset sadece güzel laf söylemek değil, yolda nasıl yürüdüğündür. Arkanda hangi ayak izlerini bıraktığındır. İnsanlar lafa bakarlar, arkanda bıraktığın ayak izlerine bakarlar. Maalesef Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve temsilcilerinin bıraktığı izler, Türkiye'yi kucaklama konusunda iddialı olmalarını hak edecek bir ayak izi değil." değerlendirmesinde bulundu.

Bostancı, seçimlerden sonra CHP'de önemli bir değişiklik yaşanacağını savunarak, şu ifadeleri kullandı:

"Ortada Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın tek başına olduğu bir kategori var. Bir de Sayın Meral Akşener'in, Sayın Muharrem İnce'nin ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun olduğu. Kılıçdaroğlu aday değil ama seçim sonuçlarından doğrudan etkilenecek, esasen eli kalbinde seçim sonuçlarını bekleyen kişi olarak, üçü bir kategori oluşturuyorlar. Çünkü planlama onlar için ikinci tura kalma. İkinci turda kim öne çıkacak, onun hesabını yapma. İnce Cumhuriyet Halk Partisi'nin üzerinde bir oy alırsa herhalde Sayın Kılıçdaroğlu bir tarafı bahar bahçe olurken, bir tarafı kış mevsimi olacaktır. Bundan ne kadar memnun olacağını CHP'nin içindekiler de dışındakiler de bilir. Bu bir değişimi zorlayacaktır. Dolayısıyla cumhurbaşkanlığı seçimi, CHP'nin iç iktidar ilişkilerinin bir aracına dönüştürülmüştür bugün."