Minik eller Yemenli yetimin yüzünü güldürdü

MARDİN (AA) – HALİL İBRAHİM SİNCAR – Mardin'de ana sınıfı öğrencilerinin yaptıkları resimlerle açılan sergiden elde edilen gelirle Yemenli yetim çocuğun bir yıllık ihtiyacı karşılandı.

Merkez Artuklu ilçesindeki Abdulkadir Tutaşı İlkokulunda, üç öğretmeninin öncülüğünde, 53 ana sınıfı öğrencisinin hayal gücünün ve yardımlaşma duygusunun gelişmesi için "Minik Ellerden Sanat Serüveni" projesi hayata geçirildi.

Proje kapsamında öğrenciler, plastik tabaklara pet şişe kapaklarının yapıştırılmasıyla oluşturulan boya paletlerini kullanarak resim yaptı. Öğrencilerin yaptığı yaklaşık 100 resim, bir alışveriş merkezinde sergilenerek satışa sunuldu. Satıştan elde edilen gelirle, Milli Eğitim Bakanlığı ve İHH İnsani Yardım Vakfının yürüttüğü "Yetim Kardeş Projesi" kapsamında, Yemenli bir yetim çocuğun bir yıllık ihtiyacı karşılandı.

  • "Çok güzel geri dönüşler aldık"

Ana sınıfı öğretmeni Gülbahar Hekimci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerin hayal gücünü geliştirme, onlara yardımlaşma duygusunu kazandırma ve bu kazanımın en somut şekliyle uygulanabilirliğini göstermek için çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Bu düşüncelerle yola koyulduklarını, böylece Yemenli bir yetimin yüzünü güldürecek adımı attıklarını kaydeden Hekimci, "İstedik ki öğrencilerimiz hayal etsinler, hayallerini sanata dönüştürsünler. Böylece bir sergi açmaya karar verdik. Çok güzel geri dönüşler aldık. Sergi, amacına ve ruhuna uygun bir şekilde düşük bütçeyle hazırlandı." dedi.

  • "Minik dokunuşlar bütün dünyayı güzelleştirebiliyor"

Öğretmen Duygu Kaya Gürbüz de çok güzel duygularla çalışmalar yaptıklarını, öğrencilerin hayal gücü, kendilerini özgürce ifade etme biçimleri ve bunu kağıt üzerine aktarma becerileriyle mükemmel eserler ortaya çıktığını anlatarak, bütün öğrencileriyle gurur duyduğunu dile getirdi.

Bu etkinlikler sayesinde öğrencilerin yardımlaşma duygusunun yanında hayal güçlerinin ve parmak kaslarının geliştiğini kaydeden Gürbüz, "Minik eller olmasa biz bu yolun sonunu göremezdik. Onlar bu projeyi taçlandırdılar ve Yemen'e ışık tuttular. Hiç tanımadıkları Yemen'de bir kardeşe yardımcı oldular. Bu sayede minik yüreklerinde filizlenen o yardımlaşma duygusu çok önemli. Gerçekten minik dokunuşlar bütün dünyayı güzelleştirebiliyor." diye konuştu.

Öğretmen Gürselen Ayanoğlu ise "az malzeme özgün iş" fikriyle başlattıkları projede, çocukların el ele verip çok güzel bir işe imza attıklarını aktardı.

Ayanoğlu, "Bu süreç hem çok eğlenceli hem de çok verimliydi. Yetim bir kardeşimizin yüzünü gülümsetiyor olmak hepimizi çok sevindirdi. Bu sergide sadece bir Yemenli çocuğun yüzünü güldürdük, önümüzdeki etkinliklerde de herhangi bir ülkede mazlum bir çocuğun yüzünü güldürmeyi arzu ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Öğrencilerden Defne Tatlı, ellerinden geldiğince güzel bir çalışma yaptıklarını belirterek, "Yaptığımız etkinlikleri sergide sattılar. Sonra bir çocuğu mutlu ettik. Yüzü güldü, çok mutlu olduk." dedi.

Beren Elkatmış, bütün çocukların yüzünün gülmesini istediklerini kaydederek, resimleri yaparken çok eğlendiklerini belirtti.

“Ekranda uzun vakit geçiren çocuklar daha mutsuz oluyor”

GAZİANTEP (AA) – Psikolog ve yazar Prof. Dr. Acar Baltaş, "Ailelerin refahına değil de hayatına ortak olan çocuklar, hayat becerileri geliştiriyorlar, ailelerinin refahına ortak olan çocuklar ise nedeni belirli olmaksızın her şeye hakları olduklarına inanıyorlar." dedi.

Baltaş, Gaziantep'teki özel bir okulda "Potansiyelini Hayata Yansıtan Çocuklar Yetiştirmek" başlıklı konferansta, çocukların kişiliklerini oluşturan farklı faktörler olduğunu belirterek, ekran başında geçirdikleri zaman arttıkça çocukların, özellikle ergenlik döneminde mutsuz olduğunu söyledi.

Özellikle sosyal medyada gerçekçi olmayan bir dünyanın sunulduğunu, insanların hepsinin en mutlu oldukları zamanları buralarda paylaştığını anlatan Baltaş, "Sahte mutluluklar, resimler. Bakanlar da diyor ki 'insanlar ne hayatlar yaşıyor.' Dolayısıyla ne kadar çok ekran zamanı o kadar derin mutsuzluk ve yalnızlık. Ne kadar az ekran zamanı o kadar mutluluk. Çocukların bir şeye bağımlı olması, bu şey ne olursa olsun kimlik kazanma çabasıdır, dünyayla başa çıkmaktaki güçlüktür. Çocuk kimlik kazandıkça, ekrandan ve bağımlılıklardan uzaklaşır. Onun için spor çok önemli, gönüllü faaliyetler çok önemli. Arkadaşlarla birlikte oluşturulan projeler çok önemli." diye konuştu.

Baltaş ailelerin, çocuklarına mutlaka ev işi yaptırması gerektiğini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Başarılı olan insanların çocuklukları da ailelerinin refahına değil hayatına ortaktır. Ailelerin refahına değil de hayatına ortak olan çocuklar hayat becerileri geliştiriyorlar, ailelerinin refahına ortak olan çocuklar ise nedeni belirli olmaksızın her şeye hakları olduklarına inanıyorlar. Çünkü bir şeye sahip olmaları için onu istemeleri yeterli. Ev işi yapmak çocuklara iş disiplini kazandırır, iş ahlakı kazandırır."

Prof. Dr. Baltaş, çocukların hayat becerisi kazanması için çalışmaya teşvik edilmesinin önemine dikkati çekerek, "14 yaşından başlayarak çocuklarınızı çalıştırın, mutlaka çalıştırın. Ne iş yaparlarsa yapsınlar, meslek hayatına başlayana kadar bir yaz garsonluk yapsın, bir yaz satıcılık yapsın. İnsan ilişkilerinin sınırlarının nereden geçtiğini görsün." ifadelerini kullandı.

Anne ve babaların çocuklarıyla bağ kurmasının, çocukların davranışlarını etkilemede en önemli unsur olduğunu altını çizen Baltaş, çocukların duygularına hitap etmenin onlarla bağ kurmakta en etkili yöntem olduğunu vurguladı.

"Bilgi davranışı değiştirmez" diyen Baltaş, "Çocuklarınıza yaptıkları yanlışları anlatarak onları doğru yola getiremeyiz. Onları ancak bağ kurarak bir noktaya getirebiliriz. " dedi.

Her çocuğun kendi kişilik yapısına göre farklı becerilere yatkınlığının olduğunu dile getiren Baltaş, çocukları, başarılı olmaları için yatkın oldukları işlere yönlendirmenin önemine değindi.

Hayata yeniden başladı, çocuklarını spora yönlendirdi

KAYSERİ (AA) – RAMAZAN KAYA – Kayseri'de daha önce uyuşturucu madde kullanan ve tedavi gören babalarının spora yönlendirmesiyle wushuya başlayan 2 kardeş, evlerinde kısıtlı imkanlarla çalışarak kazandıkları başarılarla ailelerini gururlandırdı.

Battalgazi Mahallesi'nde kirada oturdukları eski bir evde hayata tutunmaya çalışan Acun ailesinin çocukları 12 yaşındaki Genco Acun ve 14 yaşındaki Diyar Acun, 2 yıl önce internette gördükleri wushu sporuna ilgi duydu.

Daha önce uyuşturucu madde kullanan ve tedavi görerek bağımlılıktan kurtulan babaları Süleyman Acun'un (38) uyuşturucu maddeden uzak durmaları için yönlendirmesiyle bu spora başlayan Genco ve Diyar, halk eğitim merkezince eğitim gördükleri Battalgazi Ortaokulunun bodrum katında oluşturulan spor salonunda açılan kursta, büyük bir azimle çalışarak kendilerini geliştirdi.

Okuldaki antrenmanın ardından, babalarının evlerinin bir odasına astığı kum torbasını yumruklayarak çalışmalarına devam eden kardeşler, Türkiye şampiyonluğunun da bulunduğu birçok başarıya imza atarak ailelerinin ve okulun gururu oldu.

  • "Ülkeme altın madalya getirmek istiyorum"

Bugüne kadar katıldığı yarışmalarda madalyaları toplayan Genco Acun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, wushuya okulda açılan kursta başladığını söyledi.

Geçen yıl Antalya'da yapılan Türkiye Şampiyonası'nda birinci olduğunu anımsatan Acun, "Okulda antrenman yapıyoruz, evde de ağabeyimle birlikte çalışıyoruz. Babam benim ve ağabeyimin çalışması için kum torbası aldı. Antrenmandan geldikten sonra evde kum torbasıyla çalışıyoruz. Şampiyonalara katıldım, Türkiye şampiyonu oldum. Wushuda şampiyon olmak, ülkeme altın madalya getirmek istiyorum." diye konuştu.

Kayseri'de birçok il birinciliği bulunan ve kardeşiyle birlikte antrenman yaptığı için çok mutlu olduğunu belirten Diyar Acun da "Hedefim ilk olarak Türkiye şampiyonu olmak. Ondan sonra milli takıma girmeyi düşünüyorum. Oradan da dünya şampiyonu olmak istiyorum." dedi.

  • "Çocuklarımı kurtarabilirsem ne mutlu bana"

Baba Süleyman Acun ise rahatsızlığından dolayı devletin bağladığı aylık sayesinde ve zaman zaman kardeşiyle birlikte düğünlerde davul-zurna çalarak ailesinin geçimini sağladığını anlattı.

Geçmişte güreş yaptığını fakat imkansızlıklar nedeniyle devam edemediğini anlatan baba Acun, uyuşturucu maddeden uzak durmaları için wushu sporuna yönlendirdiği çocuklarının başarılarıyla gururlandığını, geçen yıl Antalya'da düzenlenen organizasyonda Türkiye şampiyonu olan oğlu Genco'nun başarısıyla çok mutlu olduğunu belirtti.

Geçmişte uyuşturucu kullandığını, şizofren olduğunu, 10 yıldır tedavi gördüğünü ve ömür boyu ilaç kullanması gerektiğini kaydeden Acun, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Evim kira, aldığım maaş yetmiyor, ben de kalkıyorum hayatla savaşıyorum. Düğünler olduğunda, rahatsız olduğum için 2 gün gidebiliyorum, kardeşimle davul-zurna çalıyoruz. Madde beni mahvetti, çocuklarımı kurtarabilirsem ne mutlu bana. Cahilce yaptık içtik. Hep zararını kendimiz gördük. Çocuklarımın aynı kaderi yaşamasını istemiyorum. İnşallah herkes de kurtulur, hiç kimsenin çocuğu kullanmaz."

Çocuklarını bağımlılık konusunda uyardığını vurgulayan Acun, "Ben 10 yıldır her şeyi bıraktım, hiçbir şey kullanmıyorum. Büyüklerimi üzdüğümün farkında bile değildim. Bugün benim çocuğum içse çok üzülürüm. Annem bana üzülüyordu, keşke kullanmasaydım. Çocuklarım kurtulsun yeter." ifadelerini kullandı.

“Tıraşsız köy çocuğu kalmasın”

KARS (AA) – Kars'ta bir berber, "Tıraşsız köy çocuğu kalmasın" sloganıyla il merkezine bağlı köy okullarında öğrenim gören ve bazıları hayatında hiç berbere gitmemiş öğrencileri tıraş ederek sevinçlerini paylaşıyor.

Kent merkezindeki Faikbey Caddesi'nde erkek berberi olan Hasan Kaya, berbere gelemeyen köydeki öğrencilerin tıraş olabilmesi için "Tıraşsız köy çocuğu kalmasın" adıyla başlattığı kampanya kapsamında köydeki öğrencilere ulaşıyor.

Merkeze bağlı Kümbetli Köyü İlkokuluna giden Kaya, buradaki öğrencilerin saçlarını keserek, fön çekti. İlk defa bir berbere tıraş olan öğrencilerin mutluluğu yüzlerine yansıdı.

Tıraş sırasının kendilerine gelmesini sabırsızlıkla bekleyen çocuklar, berber abilerinden birbirinden farklı modellerde saçlarını kesmelerini talep etti. İstedikleri şekilde tıraş olan çocuklar, keyifli anlar yaşadı.

Berber Hasan Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, köydeki imkanların kısıtlı olması ve berber olmaması nedeniyle çocukların saçlarının düzgün şekilde kesilmediğini söyledi.

Tıraş olan öğrenciler arasında hiç berbere gitmeyenlerin de olduğunu ifade eden Kaya, bazı çocukların ilk berberi olmanın mutluluğunu yaşadığını kaydetti.

  • "Çocuklar usta ellerde tıraş olsun istedim"

Köyde doğup büyüdüğünü ve aynı sıkıntıları kendisinin de çektiğini belirten Hasan Kaya, "Köydeki çocukların çoğu imkansızlık nedeniyle düzgün şekilde tıraş olamıyor. Ya paraları yok ya da babalarının imkanı yok, o yüzden tıraş için il merkezine gelemiyorlar. Ben de bu işi yaptığım için köylere gidip, çocukları tıraş etmek istedim. Çocukları mutlu gördükçe biz de mutlu oluyoruz. Ben işimi bırakıp geldim, önemli değil yeter ki çocuklar mutlu olsun." dedi.

Köydeki çocukların anne veya babaları ya da saç kesiminden anlayan birileri tarafından tıraş edildiğini dile getiren Kaya, "Bu sebepten çocukların saçları kötü kesiliyor, hatta saç kesimlerinde çocuklar acemi ellerde zor anlar yaşıyor. Çocuklar usta ellerde tıraş olup, güzel olsunlar istedim. Ben işimi bırakıp gelmemden bir şey eksilmedi ama buradaki çocukların mutlulukları, heyecanları, her şeye değer. Elimden geldikçe de bunu devam ettirmeyi düşünüyorum." diye konuştu.

Kümbetli İlkokulu Müdür Yardımcısı Muharrem Çınar ise bu sosyal sorumluluk projesi ile öğrencilerini mutlu gördüğünde duygulandığını belirtti.

  • "Ömründe hiç berber, tıraş makinesi yüzü görmeyen çocuklarımız var"

Çınar, bazı öğrencilerin kent merkezine gidip tıraş olma imkanının olmadığını anlatarak, şunları kaydetti:

"Tıraşsız köy çocuğu kalmasın sloganıyla yola çıkarak böyle bir iyilikte bulunan kuaför Hasan arkadaşımıza teşekkür ederiz. Öğrencilerimizi gönüllü tıraş ediyor, bu çok güzel bir davranış. Köy okullarında şehre gitme imkanı olmayan çocuklarımızı gönüllü olarak tıraş ediyor. Kendi iş yerinde müşterilerinden, kazancından feragat ederek köylere kendi imkanlarıyla gelip çocuklarımızın tıraşını yapıyor, güzel bir şey yapıyor, biz de kendisine okul yönetimi olarak teşekkür ediyoruz. Daha ömründe hiç berber, tıraş makine yüzü görmeyen çocuklarımız var, öğretmen olarak bizleri de duygulandırıyor, çocukların gözlerindeki o ışıltı, sevinç ve mutluluğu görebiliyoruz ve bu bizleri de çok mutlu ediyor."

  • "Berberde ilk kez tıraş oldum, çok mutluyum"

Öğrencilerden Ömer Ersarı da hayatında ilk kez saçlarını bir berberin tıraş ettiğini ve çok güzel olduğunu ifade ederek, "Çok mutluyum ilk defa tıraş oldum, ilk defa da saçlarım bu kadar güzel oldu, şimdi daha yakışıklı oldum." şeklinde konuştu.

2'nci sınıf öğrencilerinden Yusuf Çeçen ise sabırsızlıkla sıranın kendisine gelmesini beklediğini belirterek, "Berberde ilk kez tıraş oldum, çok mutluyum, çok heyecanlıyım, beni tıraş eden berber amcaya çok teşekkür ediyorum." ifadesini kullandı.

Öğrencilerden Onur Kardaş da imkansızlıklardan dolayı şehre gidip tıraş olamadıklarını anlatarak, "Beni önceden annem babam tıraş ediyordu, bilmedikleri için çok kötü kesiyorlardı. İlk defa okula berber geldi, saçlarımızı çok güzel yaptı. Fön çekip şekil verdi, çok güzel olduk." diyerek mutluluğunu dile getirdi.

Hayatlarında ilk kez kayakla tanıştılar

ARDAHAN (AA) – GÜNAY NUH – Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Kafkaslar'ın buluşma noktasındaki Ardahan'da yer alan, Türkiye'nin önemli kış turizm merkezlerinden biri olmaya aday Yalnızçam Kayak Merkezi, hayatında hiç kayak yapamayan, teleferik sistemini görmeyen öğrencileri ağırladı.

Ardahan'da olmalarına rağmen kayak merkezi görmeyen gazi ve şehit çocukları, yarıyıl tatilinde, Çıldır Kaymakamlığının organizasyonuyla Yalnızçam'da buluştu.

Çoçuklar, yarıyıl tatilini fırsat bilerek kar yağışı altında teleferiğe binip Yalnızçam Dağı'nın zirvesine çıktı.

Sarıçam ormanları arasındaki kayak merkezinin eşsiz manzarası eşliğinde keyifli dakikalar geçiren öğrenciler, daha sonra kayak antrenörü eşliğinde kayak yaptı.

  • Etkinlik çocuklara karne hediyesi oldu

Çıldır Kaymakamı Bedirhan İmamoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrencilerin şehit ve gazi ailelerinin çocukları olduğunu söyledi.

Söz konusu etkinliği çocuklar için birer karne hediyesi olarak gördüklerini belirten İmamoğlu, öğrencilerle aynı mutluluğu yaşadıklarını anlattı.

İmamoğlu, etkinlikle öğrencilerin kayağın güzelliğini yaşamalarını istediklerini dile getirerek, "Küçük bir karne hediyemiz olsun istedik. Amacımız çocuklarımıza bu güzelliği tattırmak, eğitimdeki başarıları için onları teşvik etmek. Hayatında kayak yapmayan çocuklarımızı kayak ile tanıştırdık. İlk kez kayak merkezini görüp telesiyeje bindiler. Onlar mutlu olunca biz de mutlu olduk." dedi.

Etkinlikte kendilerine destek olan Ardahan Valisi Mustafa Masatlı başta olmak üzere diğer yetkililere de teşekkür eden İmamoğlu, kendisi de çocuklarla teleferiğe bindi.

  • Devletimizden Allah razı olsun

Öğrencilerden 17 yaşındaki Ebru Kaya, her şeyin çok güzel olduğunu belirterek, unutulmaz bir anı yaşadığını söyledi.

Yetkililere teşekkür eden Kaya, "Devletimizden Allah razı olsun. Her şey çok güzeldi, çok mutlu olduk. Bizi mutlu ettiler, Allah da onları mutlu etsin. Kayak tesisi ile ilk kez tanıştım ve çok güzel oldu." ifadelerini kullandı.

Esma Ayça da çok güzel bir ortam yaşadıklarını belirterek, "Çok eğlendik, gerçekten herkese çok teşekkür ederim. Çok güzeldi." dedi.

Etkinliğin sonunda Kaymakamlık tarafından öğrencilere birer kayak montu hediye edildi.

Iraklı çocuklar karda karate eğitimi alıyor

SÜLEYMANİYE (AA) – Irak'ın Süleymaniye vilayetindeki Pencevin ilçesinde çocuklar kar üzerinde karate eğitimi alıyor.

Yaşları 6 ile 18 arasında değişen kız ve erkek çocukları, Pencevin'de bulunan dağlık alanda kışın soğuğuna aldırmadan her gün antrenmana gidiyor. Karda karate antrenmanı yapmaktan keyif aldıklarını belirten çocuklar, ulusal ve uluslararası turnuvalara katılmanın hayaliyle ter döküyor.

Pencevin Karate Merkezi Eğitmeni Dânâ Osman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocuklara haftada 5 saat eğitim verdiklerini söyledi. Bu yıl farklı bir uygulamaya gittiklerini ifade eden Osman, teknikleri kar üzerinde gösterdiklerini aktardı.

Antrenmanları kapalı alanda da yaptıklarını söyleyen Osman, mevsim şartlarına uyumlu olarak çalıştıklarını ancak bu sene kar üzerinde eğitim verdiklerini aktardı. Osman, karda karate eğitiminin fiziksel ve psikolojik yararları bulunduğunu savundu.

Karate eğitimi gören 12 yaşındaki kız sporcu Senarya Saman da karda antrenman yapmanın keyif verici olduğunu belirterek, 6 aydan bu yana karate eğitimi aldığını söyledi.

Zihinsel olarak karda spor yaparak kendini daha iyi hissettiğini ifade eden Saman, "Kış mevsiminde merkezin dışında antrenman yapmak bize her açıdan daha iyi geliyor. Bu bizim, turnuva ve şampiyonalara daha iyi hazırlanmamızı sağlıyor." dedi.

İspanya'da Üç Kral Bayramı

MADRİD (AA) – Hristiyan geleneği olan ve İspanya'da "Üç Kral" ya da "Sihirli Krallar" olarak adlandırılan dini bayram dolayısıyla ülke genelinde çocuklara özel etkinlikler yapıldı.

Bayram dolayısıyla en büyük etkinlik başkent Madrid'de düzenlendi. 2 bin kişinin katıldığı bir konvoyla kent merkezindeki 2,9 kilometrelik yolda geçit töreni düzenlendi. Çocuklara hediyeler getirdiğine inanılan üç krala, çizgi ve masal kahramanları kostümleri giyen sokak göstericileri ile itfaiyeciler, sağlıkçılar ve sivil yardım ekipleri de eşlik etti.

Müzik ve danslar eşliğinde yapılan geçidi izleyen çocuklara şekerler dağıtıldı.

Hristiyan inanışına göre Hz. İsa'nın doğum günü olarak kabul edilen 25 Aralık vesilesiyle Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarından üç kralın (Melchor, Gaspar, Baltasar) hediyeler getirmesine atıfta bulunularak İspanya'da her yıl 6 Ocak'ta resmi dini bayram yapılıyor.

Bayramdan bir gün önce ise çocukları eğlendirmek için ülkenin dört bir yanında sokak gösterileri düzenleniyor.

Çocuklar hediyelerini 6 Ocak sabahı uyandıklarında evlerinde buluyor.

Annenin çocuklarını darbettiği iddiası

ANTALYA (AA) – Antalya'da kendisini terk eden eşinden intikam almak için çocuklarını darbettiği iddiasıyla gözaltına alınan anne, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kepez ilçesi Zeytinlik Mahallesi'nde yaşayan E.D. (20), kendisini terk eden eşinden intikam almak için iki oğlu J.D. (3) ile Y.D'yi (1) darbettiği görüntüleri telefonla kayda aldı.

E.D'nin, eşinin yakınlarına gönderdiği çocukların dövdüğü görüntüler polise ulaştırıldı. Harekete geçen ekipler, oğlunun tedavisi için bulunduğu Kepez Devlet Hastanesinde E.D'yi gözaltına aldı.

Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen zanlı, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

  • Eşini kıskandığı için çocukları dövmüş

Anne E.D'nin mahkemede verdiği ifadede, dosyadaki görüntüleri kendisinin çektiğini itiraf ettiği öğrenildi.

İfadesinde eşinin bir aydır evden uzakta olduğunu belirten E.D'nin "Eşini kıskandığım için böyle bir şey yaptım. Eşimin eve dönmesi için söz konusu görüntüleri çektim. Çok pişmanım, çocuklarımın bakıma ihtiyacı var." dediği belirtildi.

Çocuklar ise Antalya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı.

Antalya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Abdullah Çalışkan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, her iki çocuğun da anne tarafından şiddet görmesi nedeniyle koruma altına alındığını söyledi.

Çocukların şimdilik sağlık durumlarını iyi olduğunu belirten Çalışkan, "Anne çocuklarına uyguladığı şiddetten dolayı pişman ama şiddet söz konusu olduğu için bizim gözetimimiz altında, babanın durumu hakkında ise bir bilgiye sahip değiliz." diye konuştu.

Geleceğin dahileri hayallerini çamurla tuvale yansıtıyor

ERZİNCAN (AA) – KEMAL ÖZDEMİR – Milli Eğitim Bakanlığına (MEB) bağlı Erzincan Bilim ve Sanat Merkezinde (BİLSEM) eğitim gören üstün yetenekli öğrenciler, boyaya ihtiyaç duymadan çamur, kahve telvesi ve atık malzemelerden yaptıkları resimleri tuvale yansıtarak hayranlık uyandırıyor.

Kentteki BİLSEM'de eğitim gören özel yetenekli 174 öğrenci, güzel sanatlar, akıl ve zeka oyunları, düşünce eğitimi, yaratıcı yazarlık, arkeoloji, drama, yazılım, yabancı dil, liderlik, mekatronik, astronomi ile uzay bilimleri gibi dallarda öğrenim görüyor.

Özel ilgi ve yetenekleri keşfedilen çocukların gelişimine katkı sunan BİLSEM'in Görsel Sanatlar Bölümünde eğitim gören üstün yetenekli öğrenciler, pahalı malzemelere ve boyalara ihtiyaç duymadan doğadan topladıkları çamur ve atık malzemelerle resimler yapıyor.

Kahve telvesini de kullanarak yaptıkları resimleri hayalleri ile birleştirerek tuvale aktaran çocukların yaptıkları resimler görenlerin beğenisini topluyor.

Erzincan BİLSEM Müdürü Yıldız Ertuç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Bu çocuklar ülkemizin geleceği adına çok önemli ve büyük değere sahip. Amacımız bilimsel düşünce ve davranışlarla estetik değerleri birleştirebilen öğrenciler yetiştirmek." dedi.

Merkezde öğrencilere değerler eğitimi de verdiklerini dile getiren Ertuç, "Amaçlarımızdan birisi de kültürel mirasına sahip çıkan ve bilimsel çalışmaları sırasında değerlerini yok etmeden bu çalışmaları insanlığın faydasına, geleceğe taşıyan çocuklar yetiştirmek." ifadesini kullandı.

Merkezin Görsel Sanatlar Bölümü Öğretmeni Cihan Kurt, merkezdeki 174 öğrenciden özel yetenekli 33'ü ile sıra dışı teknikler kullanarak sanatsal çalışmalar yaptıklarını anlattı.

Sanatsal çalışmalarını doğadan toplanan malzemelerle yaptıklarına işaret eden Kurt, şunları dile getirdi:

"Öğrencilerimizle sıradan teknikler yerine sıra dışı tekniklerle resimler yapmaya karar verdik. Daha çok doğadan elde ettiğimiz malzemelerle çalışmalarımızı yapıyoruz. Daha önce kahvesi telvesi ile resim çalışmalarımız oldu. Çok iyi sonuçlar elde ettik. Bu yılda bunu çamurla yapmaya karar verdik."

  • "Amacımız çocuklarımızın ufkunu açmak"

Kurt, daha önce çamurla resim yapıldığına ilişkin bir örnek ile karşılaşmadıklarını ifade ederek, "Öğrencilerimizle Lavi tekniği dediğimiz tek rengin tonlarının koyudan açığa doğru kullanılması yöntemiyle resimler yaptık. Gerçekten çok iyi sonuçlar elde ettik. Buradaki asıl amacımız hem teknik anlamda çocukları geliştirmek hem de ülkemizin geleceğini inşa edecek çocuklarımızın ufkunu açarak ülkemize faydalı bireyler olmalarını sağlamak." dedi.

BİLSEM Görsel Sanatlar Bölümü öğrencisi Sinem Yıldırım da keyifli sanatsal çalışmalar yaptıklarına işaret ederek, "Sanatı icra etmek için pahalı malzemelere ve boyalara ihtiyaç olmadığını ve doğada bulunan malzemelerle de sanatın yapılabileceğini göstermek için çamurla çalışma yaptık. Diğer sulu boya ya da yağlı boya tekniklerine göre birazcık daha zor ancak sonunda mükemmel çalışmalar ortaya çıkması son derece keyif verici." ifadelerini kullandı.

  • "Çok basit gereçlerle güzel eserler ortaya çıkartılabilir"

Öğrencilerden İrem Büşra Akar, sanatsal çalışmanın pahalı malzemelere ihtiyaç olmadan yapılabileceğini vurgulayarak, "İnsan istediği zaman çok basit gereçlerle çok güzel eserler ortaya çıkarabiliyor. Yaptığımız çalışmayla bunu anlatmak istedik." değerlendirmesinde bulundu.

Ali Kıvanç da öğretmenlerinin çamurla resim yapma teklifini önce garip bulduklarını anlatarak, "Araştırmalarımızda çamurla yapılan resim çalışmasına rastlamadık. Daha sonra evden getirdiğim toprakla bunu denedik. Birazcık zahmetli oldu ama güzel çalışmalar, etkileyici resimler ortaya çıktı ve sonuçlarından son derece memnunuz."sözlerine yer verdi.

“Söz” dizisinin Agah Bey'i, çocukları tiyatroyla tanıştırıyor

ANTALYA (AA) – HATİCE ÖZDEMİR TOSUN – Muhteşem Yüzyıl dizisinde Lütfü Paşa'yı, Filinta'da Kadı Gıyaseddin'i, Abluka'da Kadir'i ve Söz'de Agah Bey'i canlandıran oyuncu Mehmet Özgür, Antalya'nın kırsal kesimlerinde hiç tiyatroya gitmemiş çocukları tiyatro ile tanıştırıyor.

Bir yandan yeni dizi ve film çekimlerine devam eden Antalya Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Özgür, Filinta dizisinde canlandırdığı çocuklara eğitim veren karakteri, gerçek hayatta kırsaldaki çocuklarla yaşıyor.

Hayatında hiç tiyatro izlememiş çocukları bu sanatla tanıştıran Özgür, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel'in destekleriyle kentte iki proje başlattıklarını söyledi.

Lise ve üniversite öğrencilerini, okullarında ya da bölgelerindeki salonlarda tiyatro ile buluşturduklarını dile getiren Özgür, tiyatro tırı ile çocuk ve kukla tiyatrosunu ilkokul çocuklarının ayağına götürdüklerini belirtti. Her iki projeyi de sadece merkezde değil, tüm ilçelerde gerçekleştirdiklerini anlatan Özgür, güçlü bir ekiple çocukları sanatla buluşturduklarını kaydetti.

Gündoğmuş'ta 350 kişilik sahnede çocuk oyunu sergilediklerini ve buradaki tablodan çok etkilendiğini anlatan Özgür, "Salondaki minik seyircilerimize, 'Hayatında bugüne kadar tiyatro izlemeyen kaç kişi var?' diye sordum, neredeyse salonun tamamı parmak kaldırdı. Bu çok üzücüydü benim için. Burnumuzun dibinde, 7-12 yaş arasındaki çocukların hayatında hiç tiyatro izlemediğini gördüm." diye konuştu.

Bir sanatçı, tiyatro ve sinema oyuncusu olarak böyle bir sorumluluğu üstlenememiş olmaktan hicap duyduğunu ifade eden Özgür, salondaki çocukların yarısından fazlasının da hiç sinemaya gitmediğini öğrendiğini ve bundan dolayı da utandığını kaydetti.

Türkiye'de çocuk, kukla, gençlik ve yetişkin tiyatro birimlerini içinde barındıran şehir tiyatrosu olduklarını belirten Özgür, "Bölgenin çocukların, gençlerin hayatlarına dokunmak, hayata bakış açılarını değiştirmek, onlarda bir dönüşüm sağlamak ve sosyal sorumluluğumuzu yerine getirmek için böyle bir projeye imza atıyoruz." dedi.

  • "Çocuklarda 45 dakikada etkili dönüşüm yaşanıyor"

Kentlerin ve ülkenin dönüşümü, gelişimi ve büyüyebilmesi için sanatın çok önemli bir rol üstlendiğine işaret eden Özgür, sanatla insanları dönüştürebildiklerini kaydetti. Bunun en güzel örneğini çocuklarda gördüklerini söyleyen Özgür, "Çocuk oyuna gelmeden önce, gelişinde ve dönüşünde sohbet ettiğimizde 45 dakikada ne derece dönüşüm yaşadığını görebiliyoruz. Geldiklerinde gözlerindeki ışıltıyla döndüklerinde gözlerindeki ışıltı çok farklı oluyor." değerlendirmesinde bulundu.

Oyun öncesi ya da sonrası çocuklarla sohbet ettiklerini anlatan Özgür, şunları söyledi:

"Onlara 'arkadaşlarım' diye sesleniyorum. Hiç tiyatroya gitmediklerini biliyorum, bir tiyatroya nasıl girildiğini, nasıl tiyatro izlendiğini, tiyatro izlenirken neler yapılmadığını, tiyatrodan sonra neler yapıldığını, onlarla sohbet ederek anlatıyorum. Kendilerinden bugün neler hissettiklerini akşam eve gittiklerinde ağabeyine, ablasına, annesine ve babasına anlatmasını istiyorum. Ayrıca hissettiklerini resme aktarmalarını söylüyorum. Çünkü resim de çok güzel bir anlatım dili. Bir sonraki gidişimizde o resimleri topluyorum. Öyle resimler geliyor ki. Toplumları, şehirleri yöneten başkanlar bu resimleri gördüklerinde asfalttan, kaldırımdan, altyapıdan önce insanın altyapısına yatırım yapmaları gerektiğini anlayacaklar."

Bugün birçok kentte altyapı, üst geçit, asfalt yapılırken tüm bunları kullanacak insanın altyapısının unutulduğunu ifade eden Özgür, insanlara yatırımın nasıl yapılacağını ise sanatın öğreteceğini vurguladı.

Tiyatro, sinema, resim, müzik, heykel gibi sanat dallarıyla insanlara ulaşmanın daha etkili ve kolay olduğuna işaret eden Mehmet Özgür, "Okullarda en kalabalık sınıf 50 kişiliktir, biz bir salona 800 öğrenciyi koyuyoruz, bir saat içinde onu geliştiriyoruz, dönüştürüyoruz. Bunu sadece sanatla yapabilirsiniz. Ben de bir filmden 1,5 saatte ya da 2 saatte çok şey öğreniyorum." ifadelerini kullandı.

En az 15 günde bir çocuklarla, gençlerle bir araya geldiklerini söyleyen Özgür, çoğu gösteriye Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel'in de katıldığını ve öğrencilerle söyleşi yaptığını belirtti. Özgür, sadece kendi ekiplerini değil, yurt dışından da tiyatro ekiplerini çocuklarla buluşturacaklarını kaydetti.

  • Yabancı oyunlar için simultane çeviri sistemi

Ayrıca gelecek sezon projeye simultane çeviri sistemini de dahil edeceklerini anlatan Özgür, "Yetişkinlerimiz, çocuklarımız yurt dışından gelen oyunları kulaklıkla izleyebilecekler, dil sorunu yaşamayacaklar. Antalya her yıl milyonlarca turisti ağırlıyor. Kentimize gelen turistler de bu sistem ile bizim oyunlarımızı kendi dillerinde izleme fırsatı bulacaklar." diye konuştu.

Hızla büyüyen bir tiyatro olduklarının altını çizen Özgür, farklı şehir tiyatroları için de model haline geldiklerini, onlara yol gösterdiklerini sözlerine ekledi.