“CHP'deki hazımsızlığı anlayabilmiş değilim”

TBMM (AA) – SİNAN USLU – AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, "CHP'deki bu hazımsızlığı anlayabilmiş değilim. Halka gitmekten, halkın iradesine başvurmaktan bu kadar çekinen bir parti daha ben görmedim." dedi.

Muş, AA muhabirinin, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaline ve yenilenmesine karar vermesine ilişkin soruları yanıtladı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali yönünde oy kullanan 7 YSK üyesini "çete" olarak nitelendirdiği hatırlatılarak değerlendirmesi sorulan Muş, "Bunu tasvip etmiyoruz. Çok yanlış bir ifade. Orası yüksek yargıçlardan oluşan bir kurul. İşinize gelen karar verdiği zaman 'saygın' oluyorlar, işinize gelmeyen ya da kabullenmek istemediğiniz bir karar verdiği zaman 'çete' oluyorlar. Bu ne bir siyasetçiye yakışacak bir ifade olabilir ne de Yüksek Seçim Kurulunun hak ettiği bir ifade olabilir. Bunu reddediyoruz, kınıyoruz." diye konuştu.

YSK'nin, kendisine sunulan deliller kapsamında karar verdiğini vurgulayan Muş, şöyle devam etti:

"Biliyorsunuz ilk açıklandığı zaman 27 bin, CHP'nin açıklamasına göre 29 bin fark vardı. Bu fark düşe düşe 13 binlere kadar düştü. İstatistik diye bir bilim var. Burada iki aday da yüzde 48 oy almışlardır. Küsuratlarda bir fark var. Oy oranları bu kadar birbirine yakınsa hatalar da her iki aday için de eşit olarak ortaya çıkar. Neden hatalar ve düzeltmeler Binali Yıldırım lehine oluyor? Fark neden Binali Yıldırım lehine azalıyor? Burada gerçekten ciddi maddi hatalar, yanlışlıklar, eksiklikler varsa bunlar her iki aday için de olması lazım. Bunlar eğer Binali Bey lehine ortaya çıkıyorsa demek ki burada bir şekilde yanlış bir mekanizma işlemiş ve bir aday aleyhine bir süreç işlemiştir. Dolayısıyla YSK bizim sunduğumuz deliller çerçevesinde bunu tespit etmiştir ve seçimlerin yenilenmesine karar vermiştir."

"Seçimlere şaibe düştüğünü", YSK'nin karar verdiğini ve çözüm olarak halka gidileceğini, tekrar halk iradesine başvurulacağını belirten Muş, "Bugün bakıyorum da yapılan eleştiriler aslında haksız eleştirilerdir. Türkiye demokrasisi bu süreçlerden güçlenerek çıkacaktır. Çünkü başka hiçbir alana tevessül etmeden tekrar sandık işaret edilmiştir. Bu meselenin çözümü için halka gidilmiştir." dedi.

Bu işin kilidini 16 milyon İstanbullunun açacağını söyleyen Muş, "Bütün bu gelişmeler milletimizin gözü önünde cereyan etmektedir. Milletimiz 23 Haziran'da bu meseleyi de çözecektir. Hakem millettir. Arada başka bir kişi yoktur. Bu, aslında Türkiye'deki demokrasi kültürünün ne kadar güçlendiğinin ve nereye geldiğinin en önemli göstergesidir. CHP'deki bu hazımsızlığı anlayabilmiş değilim. Halka gitmekten, halkın iradesine başvurmaktan bu kadar çekinen bir parti daha ben görmedim." değerlendirmesini yaptı.

  • "367 garabeti o şekilde çözülmüştür"

YSK'nin İstanbul kararına ilişkin açıklamalar hatırlatılarak "Sandığa gidilmekten mi çekiniliyor?" sorusuna Muş, "Bunu anlamakta biz de zorlanmaktayız. Burada başka hiçbir adres işaret edilmemiştir. Neresi işaret edilmektedir? Sandık. Vatandaş, milletimiz, 16 milyon İstanbullu işaret edilmektedir. Buradan kim, niye rahatsızlık duyar? Eğer siz davanızda haklıysanız vatandaşımız bir değerlendirme yapacaktır. 23 Haziran'da sandık başına gidecektir ve bu değerlendirmeler neticesinde bir karar verecektir." cevabını verdi.

YSK'nin, kararını açıklamadan önce "Ne yönde karar verirse versin YSK'nin vereceği karar saygılıyız" dediklerini hatırlatan Muş, şöyle konuştu:

"YSK'yi tehdit etmedik, YSK'ye hakaretler yağdırmadık. 'Kızılay'da gezemezsiniz', 'Sizi Yüce Divan'da yargılarız.' demedik. Hangi kararı veriyorsanız, deliller çerçevesinde değerlendirmenizi yapın, bir karar verin, vereceğiniz karara saygılıyız dedik. Tekrar millete gidilecektir. Herkes tezini ortaya koyacaktır. Millete anlatacaktır ve milletimiz bu meseleyle alakalı da düğümü çözecektir. Geçmiş dönemlerde de ortaya çıkan pek çok sorunda AK Parti sürekli sandığı işaret etmiştir, millete gitmek suretiyle sorunları çözmüştür. 367 garabeti o şekilde çözülmüştür. Sandığa, millete gidilmiştir. Burada da itirazlarımız haklı göründü. Tekrar sandık işaret edilmiştir. Biz derdimizi, amacımızı, ne yapmak istediğimizi milletimize en iyi şekilde anlatacağız ve 16 milyon İstanbulludan destek isteyeceğiz. Takdir yüce Türk milletinindir."

  • "Gündemi meşgul etmeye çalışıyorlar"

"23 Haziran'da yapılacak seçimde AK Parti'nin kaybetmesi durumunda genel seçime gidileceği" iddiasını değerlendiren Muş, "Çok farklı yorumlar yapılıyor. Meseleler farklı noktalara çekilmekte. Biz bir yerel seçimi yapacağız. İstanbul'da bir seçime gideceğiz ve İstanbul'un yönetimiyle alakalı Büyükşehir Belediye Başkanını seçeceğiz. İlçe belediye başkanları, meclis üyeleri zaten seçildi. Birileri dereyi görmeden paçayı sıvamayı adet edinmişler. 'Bu olursa böyle olur, şu olursa şöyle olur' gibi tezler üzerinden Türkiye'nin gündemini farklı şekilde meşgul etmeye çalışıyorlar." ifadelerini kullandı.

  • "Elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyacağız"

Bir taraftan Türkiye'nin gelişmesi için çalışma içinde olduklarını diğer taraftan yasama anlamında da Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu düzenlemelerin yapılması konusunda sonuna kadar çalıştıklarına değinen Muş, "23 Haziran'da milletimize güveniyoruz. Milletimizin bizi sandıktan birinci çıkaracağına da inancımız tam. Elimizden gelen bütün çabayı ortaya koyacağız. Milletimizden bu anlamda destek isteyeceğiz." dedi.

Bahçeli soruları yanıtladı

TBMM (AA) – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul seçimlerine ilişkin kararına yönelik eleştirisi üzerine, "AKP'ye vefasızlık yapıyor ama MHP'nin politikasına da hiç olmazsa saygı duysun." dedi.

Bahçeli, partisinin Meclisteki grup toplantısının ardından gazetecilerin sorularını cevapladı.

Konuşmasında dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili bir çağrısının olduğunun hatırlatılmasının ardından "Bunu biraz daha açabilir misiniz?" sorusu üzerine Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun son günlerdeki konuşmalarının siyasi üslupla edep ve terbiye ile bağdaşmadığını belirtti.

Kılıçdaroğlu'nun çok ileri konuştuğunu, konuları çok saptırdığını ve konuşmasının hakaret içerdiğini ifade eden Bahçeli, "Yedi tane YSK üyesini isim isim belirtirken arkasında da çete sıfatıyla nitelendirmesi yakışık olmamıştır. Bazı konuşmalarında suç unsuru olduğu kanaatindeyim. Eğer bunlardan haklı olup olmadığı iddiasını taşıyorsa kendisi müracaat etsin, dokunulmazlığın kaldırılması talebinde bulunsun. Ben de ilk olarak dokunulmazlığın kaldırılması yönünde oy vereceğimi ifade ediyorum." diye konuştu.

"Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 'görüşelim' ifadesinde bulunmuştu. Şu ana kadar herhangi bir randevulaşma oldu mu?" sorusuna karşılık da Bahçeli, "Daha bir gün oldu." yanıtını verdi.

    1. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eleştirisi

Bahçeli, bir gazetecinin "367 benzetmesi geldi eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?" sorusuna şu cevabı verdi:

"Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Twitter'deki mesajını okudum. 367 ile ilgili olarak o dönemin Yargıtay Başsavcısı ile aynı çukura girmeleri inandırıcı değildir. 367 tezini ortaya koyup, kendi cumhurbaşkanlığını engellemeye çalışan bir zatın görüşünü şimdiki ile ilişkilendirerek 'iki üzüntü yaşadığını' söylemesi doğru değildir. 367 riskini 71 milletvekili ile aşan, kendisinin cumhurbaşkanı olması için 3. turu deneyen bir siyasi partinin Genel Başkanı olarak söylüyorum: AKP'ye vefasızlık yapıyor ama MHP'nin politikasına da hiç olmazsa saygı duysun."

  • "Tartışma büyükşehir belediye başkanlığının üzerinedir"

YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimin iptali ve yenilenmesine ilişkin kararında, ilçe belediye başkanlıkları, belediye meclis üyelikleri ve muhtarlık seçimlerinin iptalinin neden yer almadığı sorusuna da Bahçeli, "Böyle bir itiraz söz konusu olmamış. 39 belediyenin içerisinde de çok sayıda Cumhur İttifakı ve özellikle AKP'li belediye başkan adayları kazanmış. Onlara itirazı kendileri yapsınlar, yeniden sayılsın. Ama tartışma büyükşehir belediye başkanlığının üzerinedir. Mazbatayı erken alıp Atatürk'ün Anıtkabir'ine gidip orada defter imzalayanlar sonuca da katlanacaklar." değerlendirmesinde bulundu.

CHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) İstanbul seçimlerine ilişkin kararına yönelik "Milletin vicdanı kanıyor. Bizim de vicdanımız kanıyor. Adaletsizlik karşısında susan dilsiz şeytandır. Adaletsizlik varsa mücadele etmek de bizim namus borcumuzdur." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, bu grup toplantısının diğerlerinden farklı olarak sadece "hak, hukuk, demokrasi, hiç kimsenin ötekileştirilmediği bir Türkiye ve vatandaşın vicdanı" konularını içereceğini söyledi.

İktidarın, yerel seçimler öncesinde il il, ilçe ilçe gezerek partisine iftiralar attığını savunan Kılıçdaroğlu, vatandaşın sağduyusuna ve ferasetine güvendiğini dile getirdiğini anımsattı.

Vatandaşın sandıkta tercihini demokrasiden, hukuktan, adaletten ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'ndan yana kullandığını ifade eden Kılıçdaroğlu, kaybettikleri diğer illeri sineye çeken iktidarın, İstanbul seçimlerinde "kumpas kurmaya başladıklarını" ileri sürdü.

Kılıçdaroğlu, "Neye kumpas? Demokrasiye, milletin iradesine kumpas kurmaya kalktılar. Kimle yaptılar kumpası? Yüksek Seçim Kurulundaki sözde bazı hakimlerle bu kumpası birlikte kurdular. Demokrasi adına utanırlar mı, bilmiyorum. Çocuklarıyla karşılaştıklarında, çocuklarının yüzlerine bakarlar mı bilmiyorum. Kendilerine hakim denildiği için utanırlar mı onu da bilmiyorum ama gerçek yüzlerini sizlere anlatacağım." diye konuştu.

YSK'nin, seçimlerin adaletli ve dürüst şekilde yapılmasını öngören bir yasası bulunduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, adalet ve dürüst davranan bir YSK istediklerini vurguladı. Daha önceki kararlarının arkasında duran bir YSK istediklerine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Esen rüzgara göre karar veren değil, kanuna göre, hukukun üstünlüğüne ve vicdana göre karar veren bir mahkeme, YSK istiyoruz. Gelen talimata göre karar veren bir Yüksek Seçim Kurulu değil." ifadelerini kullandı.

  • "Hakim dediğin, vicdanına göre karar verir"

Kemal Kılıçdaroğlu, YSK'ye seçim sonrası yapılan itirazlar nedeniyle İstanbul'da ilçelerdeki oyların sayıldığını ancak sonucun değişmediğini belirterek, daha sonraki süreçte ise Büyükçekmece'de vatandaşların evlerine baskınlar düzenlendiğini ve sahte tutanaklar tutulduğunu ileri sürdü. Bu olaya CHP'li milletvekillerinin müdahil olduklarını ve gerçekleri hakimlerin önüne koyduklarını anlatan Kılıçdaroğlu, bu konuda itiraz edilecek bir şey kalmadığını söyledi.

İstanbul seçimlerine yönelik itiraz sürecinde, seçilen 57 sandığın da sayıldığını ancak sonucun yine değişmediğini anlatan Kılıçdaroğlu, kısıtlı seçmenlere yönelik itirazın da sonuca etki etmediğini anımsattı. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Baktılar bu iş olmuyor. Ne yapacağız? 'Sandık kurullarının oluşumunda bir hata var.' dediler. İyi de sandık kurullarını biz oluşturmadık, AK Parti de oluşturmadı. Nasıl oluşacağı kanunda var. Hakimler yaptı, seçtiler. Ne zaman yaptılar bunu? Cumhurbaşkanlığı seçiminde, daha önceki seçimlerde, bu son seçimlerde yaptılar. İtiraz var mı? Yok. Listeler kesinleşmiş. Bunların değişmesi lazım. Bunu gerekçe göstererek verilen mazbatayı iptal ettiler. 'Hakim' dediğin adam, verdiği kararın arkasında duran adamdır, esen rüzgara göre yön veren, karar değiştiren değil vicdanına göre karar veren adamdır. Hakim dediğin adam, satılık adam değildir. Hakim dediğin kişi siyasal baskılara boyun eğen adam değildir, vicdanıyla, adaletle karar veren kişidir. Adaletin olmadığı bir devlet ayakta kalmaz. Adalet, mülkün, devletin temelidir. Milletini iradesine kumpas kurdular, 7 tane hakim aracılığıyla."

  • "YSK, benzer itirazlarını reddetti"

Kılıçdaroğlu, İstanbul seçimlerine yönelik itirazın benzerlerinin daha önce Bursa Kemalpaşa ilçesi ile Erzurum Pasinler seçimlerinde oy birliğiyle reddedildiğini belirterek, "İstanbul'a, diyor ki: Bunu reddetmeyeceğim." diye konuştu.

AK Parti'li yetkililerin İstanbul seçimlerine yönelik iddialarının, hayatta olsa Aziz Nesin'in yeni kitaplarına esin kaynağı olabileceğini savunan Kılıçdaroğlu, "(CHP yapmadı ama bilmediğimiz birilerinin henüz tam olarak bilmediğimiz bir şeyler yaptığını biliyoruz.) Cümleyi anladınız mı bilmiyorum ama o 7 hakim anladı bunu. Ki onlar Yüksek Seçim Kurulu içindeki çetenin organlarıdır. İtirazlarına devam ediyorlar. 'Bu işte bir gariplik olduğunu hissediyoruz, onun için itiraz ediyoruz.' Nasıl olur da CHP kazanır? Bunun bir gerekçesi var mı? Hayır. Oturuyorlar, iptal kararı veriyorlar YSK içindeki çete mensubu 7 sözde hakim." dedi.

Kılıçdaroğlu, köşe yazarı Deniz Zeyrek'in İstanbul seçimlerine yönelik iddialarını aktararak, "O 7 çete mensubu, arka kapıdan AK Parti'nin belli çevreleriyle diyalog kurarak, bu seçimi iptal ettirmeye çalışıyordu. Bunları biliyorduk, gözlüyorduk, okuyorduk zaten." diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile birlikte YSK üyelerine yönelik 7 maddelik bir çağrı yaptıklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, kanuna ve yasalara uyması gereken YSK üyelerinin, seçimde kaybedenlerin devletin gücünü kullanarak ürettikleri yasa dışı gerekçeleri de reddetmesi gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, YSK üyelerinin iktidar sahiplerinin kurduğu baskılara boyun eğmemesi, düğme bulunmayan cübbesine uygun olarak dik ve onurlu durması gerektiğini; demokrasi değil seçimsiz bir Türkiye isteyen iktidar sahiplerine "dur" demesi gerektiğini ilettiklerini söyledi. Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"YSK, hukukun üstünlüğünü esas alarak karar vermek zorundadır. YSK'de hakimler mi var, yoksa iktidar sahiplerinin taşeronlaştırmak istediği kişiler mi var? Oturup buna karar vereceksiniz. Bugün geldiğimiz noktada iktidar sahiplerinin YSK'de çete mensubu 7 taşeronu vardır. İktidar sahiplerinin güçlerini kullanarak demokrasiye karşı kurulan kumpası YSK bozmak zorundadır. 'Bu, YSK'nin tarihsel sorumluluğudur.' dedik. Bunların hiç birisine uymadılar. 7 kişi gitti, diz çöktü, el etek öptü. Allah bilir ne vaatlerde bulundular, Ramazan gününde haram yediler. Kul hakkı yemek, ne zamandan beri hakimlerin görevi oldu? Vatandaşın iradesine kumpas kurmak ne zamandan beri çete mensubu hakimlerin görevi oldu? Biliyorum, bunu söyledim diye tazminat davası açacaklar. Açmazsanız namertsiniz."

  • "YSK'de görev yapan çete mensubu sözde hakimler"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "YSK'de yuvalanmış çete" olarak nitelendirdiği 7 hakimin ad ve soyadlarını tek tek okudu; toplantıyı dinleyenler de yuhaladı.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bunlar YSK'de görev yapan çete mensubu sözde hakimlerdir. Neden çete mensubu diyorum? Bir sandık koymuşsunuz, vatandaş gelecek oy kullanacak. Büyükşehir Belediye Başkanı, İlçe Belediye Başkanı, Belediye Meclis Üyesi ve muhtar için oy kullanacak. Hepsini tek bir zarfa koyuyor, aynı sandığa atıyor. Bu çete mensubu beylere sormak gerekiyor, seçim yenilenecekse 39 ilçenin hepsinde yenilenir, sahtekarlık varsa. Neden sadece büyükşehir belediye başkanlığı? Neye göre karar veriyorsun? 'Sadece Büyükşehir Belediye Başkanlığını iptal ediyorum, mazbatanı geri alıyorum.' Niçin? 'Talimat geldi, boynumuz kıldan ince. Ben de çete mensubuyum. Çetenin reisi talimat verdi, bunun gereğini yapmak zorundayım.' Seçmen aynı, sandık aynı, kurul aynı. Hepsi aynı ama tek bir şey iptal ediliyor. Bana diyorlar ki 'Siz hukuka saygılı olun.' Bu hukuka değil, bu hukuka saygı göstermek, adaleti dışlamak, kabul etmemek demektir. Bu gerçekler hepimizin önünde duruyor."

  • "Elini vicdanına koy düşün kardeşim…"

Kemal Kılıçdaroğlu, hangi partiden, görüşten, inançtan olursa olsun, aynı bayrak ve vatanda birlikte yaşayan herkesin demokrasiyi birlikte savunması gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Bu milleti ve özellikle de İstanbulluların vicdanına seslenmek istiyorum; Sevgili İstanbullu kardeşim, hangi görüşten olursa olsun sandığa gittin, YSK'ye güvendin, 'Benim attığım oya birileri sahip çıkar.' dedin. Oyunu kullandın, sandıklar açıldı, günlerce sayım yapıldı. Bütün sayımlar yapıldı, elini vicdanına koy düşün kardeşim, sadece sadece bir kişi çıktı, o çıkanın adı da Ekrem İmamoğlu'dur. Heyet orada, sandık kurulu orada. Sayımlar yapıldı, her partiden insanlar var orada. Sonuç belli. Şimdi iptal ediyorsun. Neye göre? Milletin vicdanı kanıyor. Bizim de vicdanımız kanıyor. Adaletsizlik karşısında susan dilsiz şeytandır. Adaletsizlik varsa mücadele etmek de bizim namus borcumuzdur."

(Sürecek)

Kılıçdaroğlu'ndan taziye mesajı

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Şırnak'ta şehit olan askerlere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır diledi.

Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından Şırnak'ta teröristlerle çıkan çatışmada 2 askerin şehit olmasına ilişkin paylaşımda bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Mübarek ramazan ayını maalesef art arda gelen şehit haberleriyle karşılıyoruz. Dualarımız, terörle mücadele için görev yapan fedakar evlatlarımız için. Şırnak'ta şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'ndan taziye mesajı

ANKARA (AA)- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "YPG/PKK'lı teröristlerin alçakça saldırıları sonucu şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, sosyal paylaşım sitesi Twitter hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

"Suriye ve Hakkari'den gelen acı haberlerle yüreğimiz yandı. YPG/PKK'lı teröristlerin alçakça saldırıları sonucu şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı ve sabır, yaralı askerlerimize acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun."

CHP Belediye Başkanları Toplantısı

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Kin, intikam, 'intikam alacağım', 'hesabını soracağım', bunlar yok bizim kitabımızda. Yolsuzluk varsa, tüyü bitmemiş yetimin hakkı yeniyorsa onun üzerine gideceksiniz ama kim gidecek? O işin uzmanı gidecek. İntikam alma duygusuyla değil gerçekleri ortaya çıkarma amacıyla gidecek oraya ve siz o gerçekleri kamuoyuyla paylaşacaksınız." dedi.

Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde düzenlenen, CHP Belediye Başkanları Toplantısı'nda, zorlu bir mücadeleyi geride bıraktıklarını söyledi.

"Birlikte çalıştık, birlikte mücadele ettik, birlikte kazandık" diyen Kılıçdaroğlu, bundan sonra da bütün çalışmaları birlikte sürdüreceklerini dile getirdi. Asıl görevin, mücadelenin şimdi başladığına vurgu yapan Kılıçdaroğlu, bundan sonra yollarına kararlılıkla devam edeceklerini bildirdi.

Kılıçdaroğlu, bir ülkenin hukuk içinde, şeffaf şekilde yönetilmesi gerektiğini, aynı kuralları belediye başkanlarının da kendi beldelerinde uygulamak zorunda olduğunu belirtti.

Adaletle, saygıyla, kimseyi ötekileştirmeden yöneteceklerini ifade ederek, seçim bildirgesinde bunları taahhüt ettiklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, bildirgeyi partilerin siyasal namusu olarak niteledi ve bunun gereğini yapmanın kendilerine düştüğünü kaydetti.

Şeffaflık, adalet, çocuklar, anneler, babalar, kreşler, öğrenci yurtları, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir belediye anlayışından söz ettiklerini, bunların bugüne kadar toplu olarak hiçbir siyasal partinin ifade etmediği sözler olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, "Vatandaş bu taahhütlerin yerine getirilmesini bekliyor ve biz bunları yapmak zorundayız. Yapmak zorundayızın da ötesinde bizler başarıya mahkumuz. Çocuklarımız, evlatlarımız, gençlerimiz, annelerimiz, babalarımız güzel Türkiyemiz için başarıya mahkumuz. Öyle örnekler vermeliyiz ki kendi beldelerimize, belde halkı 'işte bir belde böyle yönetilir' demelidir ve o anlayış bizi Türkiye yönetimine taşıyacaktır. Dolayısıyla üstlendiğiniz sorumluluk sıradan değil, ağır bir sorumluluk." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, belde halkıyla belediye başkanı arasında bir güven oluşturduklarını, o güvenin sonucu olarak vatandaşın oy verdiğini anlatarak, "Şimdi vaatlerimizi gerçekleştirerek o güveni perçinleyeceğiz. Bir daha seçimlere gireceksiniz daha yüksek oy alacaksınız. Daha geniş kitleleri kucakladığınız için daha geniş kitlelerin sempatisini kazanacaksınız. Bu, tarihin sizlere yüklediği bir sorumluluktur." dedi.

"Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu şartlara bakınca kaygılanan milyonlar varken siz beldenize hakkı, hukuku ve adaleti getirdiğinizde beldenizdeki kaygıyı kaldıracaksınız." diyen Kılıçdaroğlu, "Belki onlar dönüp beldeye değil Türkiye'ye bakacaklar. 'Neden Türkiye de böyle yönetilmiyor, neden şeffaf yönetilmiyor, neden birileri bazılarını sürekli suçluyor, bazılarını sürekli ötekileştiriyor' diyecekler. 'Bizim belediye başkanımız ben oy vermedim ama gelip beni kucakladı, oy vermedim ama çocuğumun okul servisini bedava yaptı, oy vermedim ama geldi dükkanımda çay içti, oy vermedim ama hayatta hiç pazara uğrayan belediye başkanı görmedim, bu belediye başkanı pazarda geldi elimi sıktı. Bunlar günlük hayatımızda sıradan ama bir belediye başkanı tarafından yapıldığında önemli işlerdir." ifadelerini kullandı.

Güven vermenin ve güveni pekiştirmenin belediye başkanlarının elinde olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bu bağlamda çalışıldığı sürece toplumun her kesimiyle son derece güzel ve samimi ilişkiler kurulacağını kaydetti.

  • "Hiç kimseyi suçlamadık"

Seçildikten sonra belediye başkanlarına göreve başlarken dikkate almaları gereken 10 temel ilkeyi gönderdiklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının söylemlerinin sürekli olumlu, pozitif olması gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Bir belediye başkanı negatif bir dil, suçlayıcı bir dil kullanmamalı. Bu çok önemli. Biz bu seçimlerde elde ettiğimiz başarıyı kullandığımız olumlu dile bağlıyoruz. Hiç kimseyi suçlamadık. Bize her türlü suçlamalar yapıldı sizlere de her türlü suçlamalar yapıldı. Terör örgütüyle ilişkilendirildi, efendim 'su faturalarını bilmem kimler gelecek vatandaşa verecek' dendi, tüm bunlar söylendi ama biz bunları elimizin tersiyle ittik. Biz kendimize güveniyoruz, insanımıza güveniyoruz, belde halkına güveniyoruz. Onlar geldiler bütün bu suçlamaları çöpe attılar ve sizlerin seçilmesi için oy verdiler." değerlendirmesinde bulundu.

Seçilenlerin devri sabık yaratma gibi bir düşüncesi olmaması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Kin, intikam, 'intikam alacağım', 'hesabını soracağım', bunlar yok bizim kitabımızda. Bu şu anlama gelmemeli, 'Yolsuzluk var ama genel başkan söyledi görmeyelim.' Hayır, yolsuzluk varsa, tüyü bitmemiş yetimin hakkı yeniyorsa onun üzerine gideceksiniz ama kim gidecek? O işin uzmanı gidecek. İntikam alma duygusuyla değil gerçekleri ortaya çıkarma amacıyla gidecek oraya ve siz o gerçekleri kamuoyuyla paylaşacaksınız. Bu çok önemli bir davranış şeklidir. Bu sizi yüceltir." dedi.

Belediye başkanlarına belki yüzlerce, binlerce ihbar dilekçesi geleceğini, bunların yüzde 90'ının imzasız olacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarından imzasız bütün ihbar dilekçelerini hiç bakmadan çöpe atmalarını istedi.

Kılıçdaroğlu, "Varsa ciddi ihbarlar vereceksiniz Teftiş Kuruluna gidecek, inceleyecek. Yoksa bu tür işlerle uğraşmayacaksınız. Önünüzde 5 yıllık bir zaman var, bu zaman dilimi rüzgar gibi geçer. Dolayısıyla yapacağınız çok işler var, omuzunuza ciddi yükler aldınız, kreşinden tutun semt evlerine kadar, öğrenci yurtlarından tutun anaokullarına kadar bütün bu vaatleri yerine getirmek için hem para bulacaksınız hem zaman arayacaksınız hem istihdam yaratacaksınız ve belde halkına güven vereceksiniz." diye konuştu.

Belediye başkanlarının, mevcut çalışanlardan gerçek anlamda görevini yapan, vatandaşa hizmet edenlerle çalışmaya devam etmesi gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, belde halkına zorluk çıkaranların, görevini yapmayanların bunun dışında olduğunu ifade etti. Hiç kimsenin ötekileştirilmeyeceğini, bilgisi, birikimi, liyakati olan herkesi kucaklayacaklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Belki yeni görevlere yeni insanlar tayin etme ihtiyacınız olacaktır. Burada partizanca davranmak yok. Liyakat sahibi insanları getireceksiniz. Belediyede bir kişinin siyaset yapma hakkı vardır, o da belediye başkanı. Getireceğiniz insanlar, onlar da partizanlık yapıp onlar da politika yaparsa onların vereceği her zarar sizin hanenize yazılır. Siz belediye başkanısınız, talimatı siz vereceksiniz, programı siz belirleyeceksiniz. Oraya getirdiğiniz kişi 'Boşver belediye başkanı ne derse desin ben bildiğimi yapayım, önümüzdeki seçimlerde belediye başkanlığına değil milletvekilliğine hazırlanacağım.' Hayır, buna izin vermeyeceksiniz. Bakın çok açık, çok net söylüyorum. Liyakatli insanları getireceksiniz, sizin verdiğiniz her talimatı derhal yerine getirecek ve belediye başkanı beldeye verdiği sözlerin arkasında duran bir belediye başkanı kimliğiyle halkın önüne çıkacak. Bunu yapacak olan sizin getireceğiniz liyakatli kadrolardır."

(Sürecek)

Kılıçdaroğlu'ndan Yavaş'a ziyaret

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Biz kısır tartışmanın çok daha ötesinde Ankaralılara güzel hizmet veren bir belediye meclisi ve o belediye meclisinin de hizmet sunduğu güzel Ankara'yı hep beraber yaşamak istiyoruz." dedi.

Kılıçdaroğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'a "hayırlı olsun" ziyaretinde bulundu.

Yavaş ile makamında bir süre görüşen Kemal Kılıçdaroğlu, çıkışta basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "Mansur Yavaş ismi sadece Ankara değil, Türkiye'de bir markadır. Çalışmalarıyla, başarısıyla, öngörüsüyse bir kente hizmet verme aşkı ile dolu olan bir insandır Mansur Yavaş. Önümüzdeki süreçte bunu hep birlikte göreceğiz." diye konuştu.

Yavaş'ın harcadığı her kuruşun hesabını Ankaralılara vereceğini ve Ankara'yı gerçekten de Türkiye'nin en önemli kentlerinden birisi haline getireceğine inandığını aktaran Kılıçdaroğlu, "Kendisi bütün bu başarıları gerçekleştireceğini ifade ediyor, biz de hep beraber izleyeceğiz, göreceğiz." dedi.

Ankara ile ilgili "Ankara, Ankara güzel Ankara/ Seni görmek ister her bahtı kara." diye güzel bir türküsü olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Gerçekten de Mansur Yavaş başkanımızdan beklediğimiz budur, her bahtı kararının gelip Ankara'yı gezdiği zaman mutlu olacağı bir Ankara. Bunu arzu ediyoruz. Kentin pek çok sorunu var ama sorunlardan şikayet eden değil, sorunların çözen bir başkan kimliği ile kendisini lanse etti bütün Ankaralılara, dolayasıyla önümüzdeki süreç içeriside el birliği ile gönül birliğiyle diğer belediye başkanlarıyla da iş birliği yaparak pek çok sorunu aşacaktır."

Belediye Meclisinde çoğunluğun olup olmamasının kendisine göre çok büyük önemi olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, hizmetlerin Ankara için yapılacağını ve dolayısıyla vicdan sahibi herkesin getirilen projenin Ankara'nın yararına olduğu sürece buna itiraz etmeyeceğini düşündüğünü söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mecliste tartışmalar olabilir ama bu tartışmalar umuyorum ve diliyorum, projenin niteliği, maliyeti, yararı olabilir, bu çerçevede yapılacak tartışmalar her zaman verilecek hizmetin kalitesini artıracaktır. Biz kısır tartışmanın çok daha ötesinde Ankaralılara güzel hizmet veren bir belediye meclisi ve o belediye meclisinin de hizmet sunduğu güzel Ankara'yı hep beraber yaşamak istiyoruz. Ben sayın başkana görevinde yürekten başarılar diliyorum ve kendisini önce seçimi kazandığı için daha sonrada yapacağı güzel hizmetler için yürekten kutluyorum."

  • "Güveninizi boşa çıkarmayacağım"

Mansur Yavaş da zorlu bir adaylık süreci geçirdiklerini anımsatarak, Kılıçdaroğlu'na "2014 yılında da aynı şekilde benim adaylığıma karar verirken kamuoyundaki tereddütler, belki parti içerisindeki birtakım karşı çıkışlara rağmen bize güvendiniz ve arkamızda durdunuz." dedi.

Bu seçimler öncesinde de yine farklı fikirler olmasına karşın Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisine destek verdiğini aktaran Yavaş, konuşmasına şöyle devam etti:

"Sonuçta verdiğiniz isabetli kararlarla bugün ülkemizde 11 büyükşehir belediye başkanlığını kazanmış olduk. Bana güveninizi boşa çıkarmayacamızdan ekip olarak emin olmanızı isterim. Sizin verdiğiniz irade karşısında Ankaralılar da bize güvendiler ve bu irade sandığa da yansıdı. Onların da bu güvenlerini boşa çıkarmamak için elimizden gelen çabayı yapacağız. Geçen süre içerisinde Mecliste bir takım tartışmalar oldu ama bunların hepsini aşacağımızı düşünüyorum. Belediyenin durumunu size arz etmiştim. Yaklaşık 14 milyar bütçemiz var. 8,5 milyar belediyenin EGO ve ASKİ dahil borcumuz var.

Şirketlerin de 890 milyon lira borcu var. Belediyemizde 28 bin 183 toplam çalışan var. Bu süre zarfında 'bir enkaz devraldık, borcumuz çok' demedik. Bunların hepsini aşacağımızdan ve projelerimizin hepsini, vadettiğimiz ne varsa gerçekleştirecemizden hiç şüphem yok. Güzel bir ekip kurarak Ankaralı'ya verdiğimiz sözlerin hepsini yerine getireceğiz."

Mansur Yavaş ziyaret anısına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na, Cumhuriyetin 10'uncu yılı kutlamaları için Beypazarı'ndan Ankara'ya giden seymen ekibinin tarihi fotosunu hediye etti.

Ziyarete, CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun ile Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar ve Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen de katıldı.

Fırat Kalkanı harekat bölgesinde bir askerin şehit olması

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Fırat Kalkanı harekat bölgesinde, YPG/PKK'lı teröristlerin alçakça saldırısı sonucu şehit olan askere Allah'tan rahmet diledi.

Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından, teröristlerin saldırısı sonucu bir askerin şehit olması, üç askerin yaralanmasına ilişkin paylaşımda bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu, "Fırat Kalkanı harekat bölgesinde, YPG/PKK'lı teröristlerin alçakça saldırısı sonucu şehit olan askerimize Allah'tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı ve sabır, yaralanan askerlerimize acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun." ifadelerini kullandı.

CHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Fettah Tamince, 17-25 Aralık'tan sonra Penisilvanya'ya gidiyor, ziyaretini yapıyor. 27 Ocak 2019'da Antalya'da AK Parti belediye başkan adaylarını tanıtırken protokolde oturuyor. Tamince en son İstanbul'daki büyük bir ihaleyi aldı. 'FETÖ ile PKK ile mücadele yapıyoruz.' diye yola çıkanlar, terör örgütlerini koruyorlar, kendilerine muhalif olanları cezalandırıyorlar." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin gündeminde ekonominin yer aldığını söyledi.

"Bir vatandaşın borçları nedeniyle böbreğini satışa çıkarmasına" yönelik ilanın fotoğrafını gösteren Kılıçdaroğlu, "21. yüzyılın Türkiye'sinde geldiğimiz nokta budur." ifadesini kullandı.

Daha önceki bir grup toplantısında bir kadının çöp konteynerinden nasıl çöp topladığını açıkladığını anımsatan Kılıçdaroğlu, "Kıyamet kopmuştu. Sonra bir kadın çıktı, 'O kadın benim, 4 katlı apartmanım var, şudur, budur.' Bunun için ne diyecekler acaba? Kimi bulacaklar, merak ediyorum. Bu hayatın, Türkiye'nin gerçeği. Açık açık çocuklarına bakmak, borçlarını ödemek için böbreğini satışa çıkaran bir vatandaş." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, iktidar sahiplerinin bu tablodan utanmadığını, işsizlik başta olmak üzere ekonominin olumsuz seyirde gittiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ekonomiyi damada teslim etmişler. Hanedanla koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti yönetilir mi? Damat, hayatı boyunca açlık, yoksulluk, işsizlik nedir biliyor mu? Asgari ücretle bir aile nasıl geçindirilir, ekmeğin, bir kilo soğanın fiyatını biliyor mu? Damat kira ödüyor mu? Ballarla, kaymaklarla besleniyor. Ekonomiyi teslim etmişler düzeltecek diye. Kendi mutfaklarını, ikballerini düzeltiyorlar. Bu yılın ilk 3 ayında 33 milyar lira faiz ödendi. Bu faizi 82 milyon vatandaş ödedi. Dışarıdan da borç aldılar. Bunların iktidara geldiği tarihten 2019 yılı Şubat ayına kadar dışarıya, Londra'daki bir avuç tefeciye 165 milyar dolar ödediler. Yeni bir Türkiye inşa edilir bu parayla. 165 milyar dolar faiz ödeyeceksin, vatandaş sonunda böbreğini satacak. Olay sıradan bir olay değil. Türkiye yeniden mali kıskaca alınıyor, boyun eğiyorlar. Dolar aldı başını gidiyor. Beylerin keyfi yerinde. Hala açıklama yapıyorlar, 'Ekonomide çok iyiye gidiyoruz.' diye. Akıl tutulması var."

Kemal Kılıçdaroğlu, son bir yılda fiyat artış oranının çarliston biberde yüzde 158, sivri biberde yüzde 141, kuru soğanda yüzde 222, beyaz lahanada yüzde 128, kırmızı lahanada yüzde 123, patlıcanda yüzde 153 ve pırasada yüzde 182 olduğunu dile getirerek, "Asgari ücrette artış yüzde 16. Nasıl geçinecek asgari ücretli 2020 lirayla? Ev kirası mı, okul parası mı, yol parası mı, elektrik parası mı, su parası mı verecek? Ben bunları söyleyince bana kızıyorlar, 'Kılıçdaroğlu terörle iş birliği yapıyor.' diyorlar. Terörle işbirliği yapan sensin, vatandaşla işbirliği yapan benim. Terörle iş birliği yapanlar, bir dönem teröristlerin her dediğini yapanlar onlar ama bu ülkenin vatandaşlarıyla kucaklaşan, derdini dile getiren Genel Başkan da benim. Bu kadar açık, bu kadar net." diye konuştu.

  • "Onlar ne hakimdir ne savcıdır; sarayın emrindeki kölelerdir"

Türkiye'nin tek sorununun ekonomi olmadığına işaret eden Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet gazetesinin yazarlarının hapse atılmasını eleştirdi.

Bu yazarların FETÖ'cülükle suçlandığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Akıl tutulması bu. Cumhuriyet gazetesi FETÖ'yü yıllar yılı eleştiren bir gazete. Nasıl oluyor da bunlar FETÖ'cü olabiliyor? Beğenmiyorlar, hükümeti eleştiriyor. Hapse atılmaları gerekiyor. FETÖ ile suçlayalım. Kumpası destekleyecek hakimler, savcılar var. Onlara hakim ve savcı diyorum ama unvanları öyle olduğu için. Onlar ne hakimdir ne savcıdır; sarayın emrindeki kölelerdir. Onlar adalet dağıtamazlar. Bekliyoruz. Ortada bir hukuksuzluk, adaletsizlik var. Bunun düzelmesi lazım. Bunu düzeltecek olan da iktidar sahipleri değil namuslu, hukukun üstünlüğüne inanan yargıçlardır." değerlendirmesinde bulundu.

Osman Kavala'nın 546 gündür hapiste olduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Bu mudur adalet? Bunların derdini kim dile getirecek? Tarihin bize yüklediği bir sorumluluk var. Demokrasiyi güçlendirme sorumluluğu var. Bu sorumluluk, en çok CHP'ye yakışır ve biz bunun gereğini yapıyoruz." dedi.

CHP Parti Meclisi üyesi ve eski milletvekili Eren Erdem'in ailesini geçen hafta ziyaret ettiğini anlatan Kılıçdaroğlu, ailesinin haksızlıkla karşı karşıya kaldığı için üzgün olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, Erdem'in ailesine "Yolsuzluktan, kul hakkı yediğinden, herhangi adi bir suçtan ötürü değil onurlu kimliği ile zamanında FETÖ ile mücadele eden, bu konuda kitaplar, makaleler yazan düzgün ve namuslu bir kişidir. Onun hapiste kaldığı her gün, onun şeref madalyası olarak tarihte yerini alacak." dediğini aktardı.

  • "Haşim Kılıç uyarısını yapıyor"

Kemal Kılıçdaroğlu, Anayasa Mahkemesinin 57. kuruluş yıl dönümü kutlamalarına katıldığını dile getirerek, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'ın törene katılanlara hukuk dersi verdiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Anayasa Mahkemesi adalet dağıtacak ama önünde Cumhuriyet Davası, bireysel başvurular, iki yıldır bekliyor. Beklememeli. Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak davaları 2,5 yıldır bekliyor. Murat Aksoy, Yiğit Aksakoğlu, öğretmen Ayşe Çelik'in bireysel başvuruları hala bekliyor. Adaletsizliği düzeltecek olan, bu ülkede adalete inanmış, hukukun üstünlüğüne inanmış insanlardır. Onlardan bir an önce karar alıp adaletsizliklere son vermelerini istiyoruz. Türkiye'de adaletin güçlenmesi açısından son derece önemli."

Sözcü gazetesine yönelik iddialara ilişkin de Kılıçdaroğlu, "İktidarın bütün baskılarına rağmen direnen, yayın çizgisinden ödün vermeyen bir gazete. Vay sen misin böyle? O zaman seni de FETÖ ile suçlayalım. Emin Çölaşan ile FETÖ'cü tanımı yan yana gelir mi?" diye konuştu.

"Sözcü gazetesinin susturulmak istendiğini, havuz medyasının bir unsuru olarak yerini almasının hedeflendiğini" ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hakim hiçbir şart ve ahval altında aklını ve vicdanını başkasına emanet edemez. Doğrudur. Ama bugün hakim, savcı unvanlı, vicdanını, ahlakını ve de aklını birilerine emanet, ipotek edenler var. Biz bunlara 'hakim ve savcı' demeyeceğiz. Bunlar göreceksiniz ilerde çocuklarının dahi yüzüne bakamayacak. Bir hakim aklını, vicdanını ve ahlakını nasıl birilerine teslim eder? Nasıl hukuksuzluğun kaynağı olur? Haşim Kılıç, o da Anayasa Mahkemesinin bir dönem başkanlığını yaptı. Uyarısını yapıyor, 'Ne yazık ki önce ahlak ve maneviyat diye iktidara gelen bu arkadaşlarımız, ne pozitif hukuk ne de ahlak kuralları bıraktılar.' Ahlakın olmadığı yerde adalet, adaletin olmadığı yerde ahlak olmaz. Küçük çocuklara bu kadar tecavüzlerin yaygınlaşmasının temelinde ne yatıyor? Ahlakı kaybettiğimiz yatıyor. Kimin döneminde? 17 yıldır başımıza bunların hiçbirisi gelmemişti, şimdi geliyor bunların tamamı."

  • "Siz uyuşturucu ile savaştınız da biz engel mi olduk?"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren yaratılan değerlerin tamamının bu dönemde yok edildiğini belirterek, şunları kaydetti:

"5 yaşındaki çocuğa tecavüz, çocukların kaçırılması, uyuşturucu. Ekrem Bey, Uyuşturucu İle Mücadele Komisyonu kurulmasını götürüyor. O kadar kinlenmişler ki 'Nasıl olur da Ekrem İmamoğlu kazanır. Getirdiği her şeyi reddedeceğiz.' Uyuşturucu ile mücadele komisyonuna da red veriyorlar. O zaman git kullan kardeşim. Uyuşturucu en çok fakir mahallelerde yaygın, yoksul çocuklarda. Bizim belediyelerimizin çok güzel çalışmaları var. Yapmak istiyor, engelliyorlar. Aklın alacağı şeyler değil. Nasıl muhalefet edileceğini de bilmiyorlar. Muhalefet hak temelli, vatandaşın hakkını, hukukunu korumak için muhalefet yapılır… Siz uyuşturucu ile savaştınız da biz engel mi olduk? Siz bu konuda bir yasa getirdiniz de biz engel mi olduk?"

Kılıçdaroğlu, iktidarı desteklemeyen gazete ve yazarların FETÖ'cü ilan edildiğini savunarak, şöyle devam etti:

"O bir numaralı FETÖ ve Erdoğan'ın yanında, devletin protokolünde. Adı Fettah Tamince. 17-25 Aralık'tan sonra Zaman gazetesinin yüzde 10'unu aldı. Bir şey söyleniyor mu? Hayır. Cumhuriyet ve Sözcü yazarları suçlanıyor. TUSKON üyesi, KHK ile kapatılan pek çok vakfın ve derneğin aynı zamanda yöneticisi. Hakkında MASAK ve MİT raporları var FETÖ'cü olduğuna dair. Kimse dokunmuyor, el üstünde tutuluyor. Polis tutanaklarına göre himmet paraları toplamıştır Tamince. Bank Asya'nın önünden geçeni hapse atıyorsun ama Tamince'ye dokunmuyorsun. Neden? Fettah Tamince 17-25 Aralık'tan sonra Penisilvanya'ya gidiyor, ziyaretini yapıyor. 27 Ocak 2019'da Antalya'da AK Parti belediye başkan adaylarını tanıtırken, Tamince protokolde oturuyor. Fettah Tamince en son İstanbul'daki büyük bir ihaleyi aldı. 'Terörle, FETÖ, PKK ile mücadele yapıyoruz, diye yola çıkanlar, terör örgütlerini koruyorlar, kendilerine muhalif olanları cezalandırıyorlar. Artık bu gerçeği bütün Türkiye'nin görmesi lazım."

(Sürecek)

Kılıçdaroğlu, CHP MYK ve PM'yi topladı

ANKARA (AA) – CHP Parti Meclisi (PM) bildirgesinde, İstanbul seçimine yapılan itiraza ilişkin, "Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) pusulası, seçim mevzuatı ve içtihattır. Pusula şaşarsa, bunun bedelini ülkemiz ve demokrasimiz çok ağır öder. YSK bunun vebalini taşıyamaz. Kurul, baskılara boyun eğmemeli, bir hukuk cinayetine alet olmamalıdır." ifadeleri kullanıldı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleriyle bir araya geldikten sonra Parti Meclisi'ni topladı.

Yerel seçimlerden sonraki ilk toplantısını yapan PM, toplantı sürerken bir bildirge yayımladı. PM bildirgesini, Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak okudu.

Çok partili demokratik yaşamın, en adaletsiz, en kutuplaştırıcı ve iktidar gücünün sonuna kadar istismar edildiği bir seçimin, 28 gün önce tamamladığı ifade edilen bildirgede, milletin, sandıkta sözünü söylediği, yaşadığı kentlerin belediye başkanlarını seçtiği hatırlatıldı.

CHP ve İYİ Parti'nin seçim öncesinde gerçekleştirdiği Millet İttifakı'nı seçmenlerin sandıkta geniş bir demokrasi ittifakına dönüştürdüğü vurgulanan bildirgede, şunlar kaydedildi:

"Belediye başkanlarımız mazbatalarını almıştır. Ancak, 28 gün geçmesine rağmen, seçim sonuçlarına itirazların değerlendirilmesi sürmektedir. Bu, demokrasi tarihimizde eşine az rastlanır bir durumdur. Kuşkusuz seçim sonuçlarına itiraz bir haktır. Ancak hukuk, bir hakkın suistimalini korumaz. Ülkeyi 17 yıldır yönetenler seçimle geldikleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi koltuğundan seçimle kalkmayı kabullenmemektedirler. Birbiri ardına yaptıkları itirazlar ve açıklamaların hiçbir maddi gerçekliği yoktur. Bunlar esas olarak Yüksek Seçim Kurulu'nu baskı altına almaya dönüktür. Yüksek Seçim Kurulu'nun pusulası, seçim mevzuatı ve içtihattır. Pusula şaşarsa, bunun bedelini ülkemiz ve demokrasimiz çok ağır öder. YSK bunun vebalini taşıyamaz. Kurul, baskılara boyun eğmemeli, bir hukuk cinayetine alet olmamalıdır. Ülkemiz, tarihinin en derin ekonomik krizlerinden birini yaşarken, bu krizi daha da derinleştirecek bir hukuk krizine yol açılmamalıdır."

  • "Koltuğun ilk sahibi Mustafa Kemal Atatürk"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na Çubuk'ta şehit cenazesinde yapılan saldırının anımsatıldığı bildirgede, "Böylesine kritik bir dönemde, ülkemizde puslu hava yaratmaya, suyu bulandırmaya çalışanlar tarafından Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na bir hafta önce yapılan linç girişimini CHP Parti Meclisi olarak milletimizin huzurunda lanetliyoruz. Bu müessif olay üzerinden bizi ve toplumumuzu terörize etmeye çalışanlara, hiçbir şekilde fırsat vermeyeceğimizi açıkça ifade ediyoruz." değerlendirmesi yer aldı.

Bildirgede, linç girişiminin, hukuku devre dışı bırakmak isteyenlerin millete ve demokrasiye düzenlediği bir operasyon olduğuna işaret edilerek, şunlar kaydedildi:

"İktidarın bu suçu sıradanlaştırmaya, basit bir protesto gibi göstermeye çalışması masum değildir ve suçluların telaşını yansıtmaktadır. Yalanı hakikat gibi sunanlar, linç girişimini makul ve mazur göstermeye, meşrulaştırmaya çalışanlar, bu linç girişiminin ortağıdırlar. CHP olarak Ankara Çubuk'ta yaşanan linç girişiminin faillerinin yargı önünde hesap vermesinin takipçisi olacağız. Bu gibi tertiplerle bizlere gözdağı verebileceğini sanan gafillere, bu partinin köklerinin Kuvayımilliye'ye dayandığını ve Genel Başkanımızın koltuğunun ilk sahibinin boynunda padişahın idam fermanıyla Kurtuluş Savaşımızı yöneten Mustafa Kemal Atatürk olduğunu hatırlatırız. Kimse bize, 'Şehit cenazelerine gitmeyin' demeye cüret edemez. Bizim, askerlerimizin şehit edilmesini önleme görevini yerine getirmeyenlerden de şehitlerimize 'kelle' diyen kendini bilmezlerden de alacağımız hiçbir tavsiye olamaz. CHP terörle, teröristle asla yan yana getirilemez. Ama iktidarın bugüne kadar terörle, teröristlerle herkesin gözü önünde yaptığı iş birlikleri, onları her zaman ve her yerde takip edecektir."

  • "Mutabakata ihtiyaç var"

Milletin, 31 Mart'ta sandıklarda bölücü ve kutuplaştırıcı dilin sahiplerine gereken dersi verdiği ifade edilen bildirgede, 2014'te başlayan, toplumun tamamını temsil eden Gazi Meclis'in etkisizleştirilmesi, yönetimin tek bir kişiye devredilmesi projesinin, toplumu hızla bölüp kutuplaştırdığı savunuldu.

"Tek adam-parti devleti" rejimine geçilen 24 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye'nin her alanda geriye gittiği ileri sürülen bildirgede, "24 Haziran'dan bu yana yaşadıklarımız, hukukun üstünlüğünü, güçler ayrılığını, denge ve denetimi sağlayacak yeni bir mutabakata duyulan ihtiyacı ortaya koymaktadır." ifadeleri kullanıldı.