Categories
Politika

Kılıçdaroğlu'ndan “Ceren Özdemir” paylaşımı

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ordu'nun Altınordu ilçesinde, bıçaklı saldırı sonucu öldürülen üniversite öğrencisi Ceren Özdemir'i unutmayacağını, unutturmayacağını bildirdi.

Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından yaptığı görüntülü paylaşımda şu mesajı verdi:

"Ceren Özdemir, 'Doğum günümde hediye almayın, beni unutmayın yeter.' demişti. 6 Aralık onun doğum günüydü. Ceren, seni unutmayacağım kızım. Söz veriyorum, asla unutturmayacağım."

Advertisements
Categories
Politika

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'ndan “Dünya Kadın Hakları Günü” paylaşımı:

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü'nü kutladı.

Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkeleri ve devrimleri doğrultusunda, kadınlarımızın haklarını alması ve eşit temsil konusunda hep birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz. 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü kutlu olsun." ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu ayrıca "Hep birlikte aydınlık bir geleceğe" başlıklı kadın haklarına ilişkin bir video da paylaştı.

Categories
Alaturka Gazetesi

Kemerburgaz Kent Ormanı Açılış Töreni

İSTANBUL (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Bütün hizmet, rant için değil halk için olmalı; rant için değil çocuklar için olmalı; rant için değil ağaçlar için olmalı; rant için değil bizimle beraber bu kentte yaşayan diğer canlılar için de olmalı. Biz, hep beraber güzel bir kentte yaşamak isteriz. Bunu da birlikte sağlayacağız. Kararlılıkla, güzellikle, gülümseyerek; kin duymadan, öfke duymadan yapacağız. Güzellikleri İstanbul'dan bütün Türkiye sathına yayacağız." dedi.

Kılıçdaroğlu, Kemerburgaz Kent Ormanı'nın açılış törenindeki konuşmasında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul'u, İstanbul'un sorunlarını, İstanbulluların beklentilerini bildiğini ve beklentilere uygun olarak İstanbul'un dokusunu bozmadan, tarihini ve kültürünü öne çıkararak hizmet etmek istediğini belirtti.

Kırsalda yaşayanların yeşille bir arada olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, kente gelenlerin ise kaldıkları apartman dairelerinin her tarafının beton olduğunu, sokakların da asfaltla kaplandığını, çocukların oynayacakları bir alan bulunmadığını, çalışmayan bir kadının bütün hayatının dört duvar arasında geçtiğini anlattı.

Kemal Kılıçdaroğlu, belediye başkanının kentte yaşayanları doğayla kucaklaştırması, yeşillikle tanıştırması gerektiğini vurgulayarak, aile fertlerinin birlikte parka gitmesi, kuşları ve ağaçtaki meyveleri görmesi, kedi ve köpekle oynayabilmesi, ağaçların ilkbaharı ve sonbaharını görmesi gerektiğini dile getirdi.

İnsanların ağaçlar çiçek açarken kendi ruhundaki huzuru yaşayabileceği alanlar oluşturulması gerektiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunu belediye başkanları sağlayacak. Son yıllarda gelişen bir kavram vardı: Beton ormanı. Çünkü ağaç yok ama her tarafta yüksek binalar var ve yüksek binaların içinde kaybolan insanlar var. Bu doğru mu? Asla doğru değil. İstanbul'da bazı semtlerde kişi başına düşen yeşil alan 1,9 metrekare. Burada insanlar, çocuklar, yaşlılar yaşamıyor mu? Burada yaşayanların da ağaç görmeye, yeşil alan görmeye hakları yok mu? Çocukların oynayabileceği bir alan elde etmeye hakları yok mu? Bu tanımlamaları yaparken hiçbir siyasi ayrım yapmıyorum. Benim çocuğum da oynayabilmeli, siyasal düşünce olarak benim karşımda olan kişinin de çocuğu oynayabilmeli. Onlara da bu imkanı sağlayabilmeliyiz. O nedenle belediye başkanlarımız 'Bütün kenti kucaklayacağız. Hiçbir ayrım yapmadan herkese eşit hizmet götüreceğiz.' diyorlar."

– "4 yıl niçin buraya gelemedik"

Ekrem İmamoğlu'nun, 2 yıldır bu alanın neden açılmadığını sorduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, "Sayın Başkan kimse duymasın, bir sır vereyim. 2 yıldır benimle uğraşıyorlardı. 'Acaba Kılıçdaroğlu ne olacak, Kılıçdaroğlu'nu ne yapacağız?' Ya kardeşim, benimle uğraşmaktan vazgeçin. İstanbul'la uğraşın, İstanbul'u İstanbul yapın. Eğer 6 yıllığına büyükşehre verilmişse, bunun 4 yılı yazık günahtır. 4 yıl niçin buraya gelmedik? Çocuklarımızla, yaşlılarımızla, anne ve babalarımızla, ninelerimizle, dedelerimizle buraya gelebilirdik." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, önceliklerinin insan olduğunun altını çizerek, "Çocuklarımız, gençlerimiz, kadınlarımız, engellilerimiz için her şey insan için olmalıdır. İnsan mutluysa, hepimiz mutlu oluruz. Hepimizin mutsuz olduğu bir dünyada yaşamak istemeyiz." dedi.

– "İstanbul'u, İstanbullunun hak ettiği bir şekliyle yeniden ayağa kaldırmak zorundayız."

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ilk bürokrat olduğu yıllarda Göztepe'de her hafta sonu bir yeşil alanda arkadaşlarıyla maç yaptığını, ancak şu anda o yeşil alanların kalmadığını, tamamının beton ormanına dönüştüğünü anlattı. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Bizim yeşilliğe ihtiyacımız var. Bizim gülmeye ihtiyacımız var. Bizim yürümeye, koşmaya ihtiyacımız var. Bizim çocuklarımızın rahatlıkla oynayabileceği alanlara ihtiyacımız var. Dolayısıyla bütün bu olanakları bize büyükşehir belediye başkanımız ve diğer belediye başkanlarıyla birlikte sağlamaya çalışacaklar. Meclis grubunda iktidar kanadı belediye meclis üyelerinin de 'Her alanı yeşil alan yapalım.' demesi büyük bir memnuniyet yaratmış. Bunu duymaktan ötürü ben de son derece mutlu oldum, gerçekten keyif aldım. Umarım İstanbul'un her tarafı yemyeşil olur ve biz uçakla geldiğimizde bina değil, her taraftan ağaç görürüz, orman görürüz, park görürüz. Böyle bir imkanımız olursa son derece mutlu olurum. Eğer böyle bir imkanı bize sağlayacaklarsa biz, bunu yapacağız. 'Hayır buraya dokunmayın.' derlerse, biraz zaman alacak. Hiç meraklanmayın. İstanbul'u, İstanbullunun hak ettiği bir şekliyle yeniden ayağa kaldırmak zorundayız."

Kılıçdaroğlu, 3 büyük imparatorluğa başkentlik yapan, boğazıyla, minareleriyle, tarihiyle, doğasıyla ve güzel insanlarıyla dünyanın en kadim kentlerinden İstanbul'a Ekrem İmamoğlu'nun yakıştığını belirterek, katılımcılara şöyle seslendi:

"Ekrem Başkanın da görevi sizlere hizmet etmek. Tabii hakkını yemeyelim, iki değerli belediye başkanımız (Nurettin Sözen ve Ali Müfit Gürtuna) da burada, onlara da şükran borçluyuz. Geçmişte de buraya hizmet eden bütün belediye başkanlarına da elbette şükran borçluyuz. Biz, hizmet eden hiç kimsenin hizmetini gözardı etmek istemeyiz. Bütün hizmet, rant için değil halk için olmalı; rant için değil çocuklar için olmalı; rant için değil ağaçlar için olmalı; rant için değil bizimle beraber bu kentte yaşayan diğer canlılar için de olmalı. Biz, hep beraber güzel bir kentte yaşamak isteriz. Bunu da birlikte sağlayacağız. Kararlılıkla, güzellikle, gülümseyerek; kin duymadan, öfke duymadan yapacağız. Güzellikleri İstanbul'dan bütün Türkiye sathına yayacağız. Buna yürekten inanıyorum."

Categories
Politika

CHP TBMM Grup Toplantısı

TBMM (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yargı Reformu Stratejisi kapsamında TBMM Genel Kurulu'nda geçen hafta kabul edilerek yasalaşan ilk kanun paketine ilişkin "Adalet konusundaki düzenleme kabul edildi ama bu 'Türkiye'ye adalet geldi.' anlamında değil. Adaleti mumla arıyoruz. Adaleti buluncaya kadar da bizim mücadelemiz devam edecek." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP'lilerin, tüm yurttaşların sorunlarının çözümü için çabaladıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, siyaseti saygın kılmak, toplumun sorunlarına çözüm üretmek için toplumu dinleyeceklerini söyledi.

"Partisinin siyaseti köşeyi dönmek için değil halka hizmet için yaptığına" işaret eden Kılıçdaroğlu, hak ve hukuk arayanların hakkının teslim edilmesi gerektiğini ifade etti.

Kılıçdaroğlu, bundan 5 yıl önce Soma'da 301 işçinin yerin binlerce metre altında hayatını kaybettiğini anımsatarak, o dönem bütün Türkiye'nin söz konusu işçilerin ailelerinin sorunlarının çözümü için kucaklaştığını anlattı.

Soma'daki işçilere yönelik verilen sözlerin bir kısmının unutulduğunu savunan Kılıçdaroğlu, bu işçilerin "Bize söz verdiler, 5 yıl sonunda zaman aşımına uğrayacak. Hak talebinde bulunamayacağız. Bir çare kalıyor, yürüyelim." dediklerini ve yürümeye başladıklarını belirtti.

Kılıçdaroğlu, Soma işçileriyle kimsenin ilgilenmediğini ileri sürerek, şöyle devam etti:

"Bizim işçilerin hakkına, hukukuna sahip çıkmamız lazım. 18 gündür yağmurun, karın altında, çamurun içinde bekliyorlar. Haklarını istiyorlar. Şu ana kadar onların hakları teslim edilmedi. 'Ankara'ya yürümeye meraklı değiliz, kimseden sadaka istemiyoruz, sadece hakkımızı istiyoruz. Tazminatlarımız tamamen ödenene kadar buradan kalkmayacağız. Bize söz verdiler, yine söz veriyorlar, kararlıyız, söz değil haklarımızı istiyoruz.' diyorlar. Somalı kardeşlerimizin hakları teslim edilinceye kadar onların hakkını ve hukukunu biz savunacağız ve yanlarında olacağız."

– "Nereye gitti bu paralar?"

Kemal Kılıçdaroğlu, hangi inanç veya yaşam tarzından olursa olsun herkesin şehitler için vicdanının sesini dinlediğini dile getirdi.

"Şehitler hepimizin ortak acıları, ortak onurlarıdır." diyen Kılıçdaroğlu, şehitlerin hakkını ve hukukunu her zaman ve her ortamda savunduğunu vurguladı.

Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında şehit olan vatandaşlar için toplanan 309 milyon liranın akıbetini hükümete defalarca sorduğunu, son 3 haftadır da tekrar buna ilişkin sorular yönelttiğini hatırlattı.

Söz konusu yardım tutarının, 15 Temmuz şehitlerinin ailesi ve gazilerin sorunlarının çözümü için önemli bir kaynak olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nereye gitti bu paralar? Vakfın adresi yok. Grubumuzun basın danışmanı CİMER'e sormuş: vakfın adresi nedir, yönetim kurulunda kimler vardır? Çalışma Bakanlığı bunu İçişleri Bakanlığına göndermiş. Oysa vakfeden Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı. Şehitlerimizin hakkını savunmak bir insanlık görevidir. Şehitlerin, gazilerin hakkını son kuruşuna kadar soracağım. Bu benim ve sizin namus borcudur. Ta ki o paraların ne olduğunu açıklayıncaya kadar. 15 Temmuz üzerine güzel laflar ederler, bayram kabul ederler, 15 Temmuz için para topladın. Nerede bu para? Cevap yok."

Kılıçdaroğlu, söz konusu paraya ilişkin soru sormasının istenmediğini ileri sürerek, "Şehidin, gazinin hakkını, hukukunu savunmayacağım da kimin hakkını, hukukunu savunacağım? Para yiyenlerin mi? Kim aldı bu paraları? Nereye harcadınız bu paraları? Benim hakkım var, tüyü bitmemiş yetimin de hakkı var. Ben o hakkı sonuna kadar savunacağım." ifadelerini kullandı.

– "Bunun adı işkencedir"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Sakarya'daki Tank Palet fabrikasının ihalesiz Katar ordusuna verildiğini" iddia ederek, bu konuya ilişkin sorularına hükümet tarafından cevap verilmediğini öne sürdü.

Kılıçdaroğlu, "Ordumuzu görüyorsunuz, destanlar yazıyor ama Sakarya'daki Tank Palet fabrikası Katarlılar'ın elinde. Hangi gerekçeyle?" diye konuştu.

TBMM Genel Kurulunda geçen hafta kabul edilerek yasalaşan Yargı Reformu'nun ilk paketine ilişkin de Kılıçdaroğlu, "Adalet konusundaki düzenleme kabul edildi ama bu 'Türkiye'ye adalet geldi.' anlamında değil. Adaleti mumla arıyoruz. Adaleti buluncaya kadar da bizim mücadelemiz devam edecek. Adalet bu ülkeye gelinceye kadar birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu yargı paketinin kabul edilerek yasalaşmasına rağmen şafak vakti evlerin basıldığını ve tutuklamaların yapıldığını belirten Kılıçdaroğlu, "Bunun adı işkencedir. Adalet böyle bir şey değildir. Adalet, savcı soruşturma açabilir, açar telefonu 'şu saatte gelin.' diyebilir. Neden şafak baskını? Ailenin, küçücük çocukların önünde bir babaya ters kelepçe takılması hangi adalette, vicdanda vardır? O çocukların babalarına ters kelepçe takıldığını görmeleri adalet midir, ahlaki midir? Biz buna isyan ediyoruz." sözlerini sarf etti.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de hala yasaklar bulunduğunu, Demokrasi İçin Birlik Platformu ile Hrant Dink Vakfı tarafından yapılmak istenilen toplantılara izin verilmediğini ileri sürdü.

Türkiye'de düşünce açıklamanın suç sayıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, "Demokrasi diyoruz, düşünce açıklamak da suç oldu bu ülkede. Hangi adalet, hangi reformdan bahsediyoruz biz? Yargı bağımsızlığı olmadan, hakimin vicdanı olmadan bir ülkeye adalet gelmez. Hakim, talimatı saraydan alırsa o ülkeye adalet gelmez. Kanun falan bunların hepsi hikayedir. Önemli olan hakimin vicdanıdır, hukukun üstünlüğüdür, insan haklarıdır." ifadelerini kullandı.

– "FETÖ borsası kuruldu"

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Türkiye'de bir yılda 26 bin 115 kişiye "cumhurbaşkanına hakaretten" soruşturma, 4 bin 887 kişiye de dava açıldığını kaydederek, şöyle konuştu:

"Cumhurbaşkanı tarafsız mı? Hayır. AK Parti'nin Genel Başkanı. AK Parti'nin Genel Başkanı'nı eleştirmeyecek miyim, 'Yanlış yapıyorsun' demeyecek miyim? Tarafsız kalsın, namusu üzerine yemin etti. Tarafsız kalacaksan başımın üzerinde yerin var. Ama bir partinin genel başkanıysan eleştiriyi hak ediyorsun. Beni de eleştiriyorlar. Diğer siyasi parti genel başkanları da eleştirilir. En sert şekilde eleştirilir, hakarete varmamak koşuluyla. Vatandaş düşüncesini, beğensek de beğenmesek de açıklamak zorundadır."

Kılıçdaroğlu, Kanun Hükmünde Kararnamelerle 125 bin 687 kişinin devletten ihraç edildiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Arkasından FETÖ borsası kuruldu. Parası olan, iyi mevkilerde siyasi akrabası, damadı olanlar, kayınpederi olanlar dışarıya, garibanlar içeri. 125 bin kişi hakkında ihraç kararı verildi ama 152 bin 399 kişinin de gizli soruşturması şimdilik devam ediyor. Paran varsa hiç korkmayacaksın. Öğleden sonra Pensilvanya'ya gidip gelebilir, FETÖ'nün başkanıyla görüşebilirsin. Paran varsa hiçbir şey olmaz, kimse sana dokunmaz. Paran yoksa içeri. Bank Asya'nın önünden mi geçtin? Yakalar içeri atarlar."

Haksız yere hapiste olan avukatlar, aydınlar, yazarlar, askeri öğrenciler ve garibanların bulunduğunu savunan Kılıçdaroğlu, "Durumu iyi olan, parası olan ve sarayın avukatını tutanlar ise dışarıda. Hatta savcı, onlar hakkında soruşturma bile açmıyor. Açarsa yerinden olacak. Erdoğan'ın avukatları ne zamandan beri Hakimler ve Savcılar Kurulu'nu etkilemeye, hakim, savcı tayin etmeye başladı? O koltuklarda otururken rahatsız olmuyor musunuz? Ben vicdanen rahatsız oluyorum. Siz onların taleplerini, sarayın talebi gibi derhal yerine getiriyorsunuz." iddialarında bulundu.

– "Demokrasiye aykırıdır"

Kemal Kılıçdaroğlu, demokrasilerde seçimin, milletin iradesi olduğuna işaret ederek, Diyarbakır, Van ve Mardin belediye başkanlarının yerlerine kayyum atandığını, belediye meclislerinin başkan seçmesine izin verilmediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"O zaman bu seçimi niye yaptınız? Bu belediye başkanları iyi hal kağıdı aldılar. 'YSK seçime girebilir.' diye karar verdi. Şimdi neden açığa alıyorsunuz? 'Suçlular'. Niye suç üstü yapmıyorsun? İstihbarat örgütün, polisin, askerin var. Suç üstü yap, terör örgütüne destek veriyorsa anında yakala, kimse sana bir şey diyemez. Bu yetmedi şimdi Kayapınar, Kocaköy, Bismil ve Erciş belediye başkanları da açığa alındı ve yerlerine kayyum atandı. Demokrasiye aykırıdır."

Daha önce Ankara, Bursa ve Balıkesir belediye başkanlarının görevlerinden ayrılmalarına da tepki gösterdiklerini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Bizim çizgimiz demokrasi, adalet çizgisidir. Demokrasi sadece bizim için değil, herkes için geçerli olmak zorunda. Milletin iradesine, verdiği oya herkesin saygı göstermesi lazım." diye konuştu.

Adaletin olmadığı yerde kimsenin can ve mal güvenliği bulunmadığına işaret eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hiç kimsenin can ve mal güvenliği yoktur Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde. Herkesin evi hemen basılabilir, hemen gözaltına alınabilir, dosyasına gizlilik kararı konulur. Avukatınız bile hangi gerekçeyle göz altına alındığınızı öğrenemez. Aylarca, hatta yıllarca hapiste kalırsınız. Sonra derler ki 'Pardon, yanlışlıkla içeri atmışız.' Bu mudur adalet, bu milletin vicdanı yok mu?"

Adaletin herkes için olduğu bir yerde ekonominin de iyi olacağına işaret eden Kılıçdaroğlu, Türkiye'de bunun gerçekleşmediğini ileri sürdü.

(Sürecek)

Categories
Politika

Kılıçdaroğlu'ndan taziye ziyareti

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, trafik kazasında hayatını kaybeden Ankara Büyükşehir ve Elmadağ Belediye Meclisi Üyesi Vahit Cansever'in ailesine taziye ziyareti gerçekleştirdi.

Elmadağ ilçesindeki taziyeevine giden Kılıçdaroğlu, Cansever'in ailesine başsağlığı dileklerini iletti.

Cansever ailesi Kılıçdaroğlu'na ziyaretinden dolayı teşekkür etti.

Kılıçdaroğlu, taziyeye gelen vatandaşlarla da sohbet etti.

Ziyarete, TBMM Başkanvekili Levent Gök ve parti yöneticileri de katıldı.

Categories
Alaturka Gazetesi

CHP 27. Dönem 2. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı

BOLU (AA) – CHP TBMM Grubu'nun 27. Dönem 2. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı'nın bugünkü oturumu sona erdi.

Bolu Abant Tabiat Parkı'ndaki bir otelde düzenlenen toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, kampın ikinci gününü tamamladıklarını söyledi. Kampın basına kapalı bölümünde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun kısa bir değerlendirme yaptığını aktaran Özel, şöyle devam etti:

"Bu değerlendirmeden sonra grup iç yönetmeliğinde bir değişiklik öngörmüştük. 3 grup üyemizin imzasıyla verilen teklif, grup yönetim kurulumuz tarafından bir rapora bağlanmış ve CHP'nin grup genel kurulunda bugün sunuldu. 52 maddede değişiklik yaptık. Bu maddelerin önemli bir kısmı anayasaya, iç tüzüğe ve Siyasi Partiler Kanunu'na uyum düzenlemeleriydi."

Özel, 52 maddede yapılan değişikliklere ilişkin şu bilgileri verdi:

"Örneğin, koalisyon kurmada hükümete katılma maddesi, artık bugün meri olan anayasaya göre o maddenin değişmesi gerekiyordu. Başbakan ve bakanlarla ilgili ifadelerin değişmesi gerekiyordu. Teknik 50 maddedeki değişiklikler yapıldı. İki maddede de üzerinde müzakere ettiğimiz değişiklikler yaptık. Bunlardan bir tanesi Grup Başkanvekili seçimiyle ilgiliydi. İki yılın sonunda yeniden bir seçim yerine Sayın Genel Başkanın gruba, Grup Başkanvekilinin devamını teklif edebilme maddesi geldi. Böylelikle yeniden bir seçim yerine eğer her şey yolunda gidiyorsa Sayın Genel Başkan da Grup Başkanvekillerinin grupla ilişkilerinden, yönetiminden ve performansından memnunsa bu arkadaşlar 2-3 yıl daha bu görevi sürdürebilsinler teklifini içeren bir değişikliktir.

Yine ikinci değişiklik, Cumhurbaşkanlığı Seçim Kanunu, bizim tüzük değişikliğimizden daha sonra yapıldığı için orada grupların cumhurbaşkanı adayı belirleyeceğini, grubu olmayanların da parti tüzüklerine göre belirleyeceğini ifade ediyordu. Elbette burada da bir uyum gerekiyordu. Burada da yine cumhurbaşkanı adayı belirleme yetkisini gruba bırakarak ve gruba partinin üst organı Merkez Yönetim Kurulunun belirlediği adayı sunma, teklif etme maddesini ilave ederek Cumhurbaşkanı Aday Gösterme Kanunu'na bir uyum gerçekleştirmiş olduk. 52 maddelik değişiklik, 5 değişiklik önergesiyle birlikte kabul edildi. Grup iç yönetmeliğimiz, Meclis Başkanlığına sunulacak, bastırılacak, dağıtılacak ve ilgili yerlerde yayınlanacaktır."

Toplantıda, güncel siyasete ilişkin konuşmaların yapıldığını, kişisel gelişim uzmanlarının da sunum yaptığını aktaran Özel, kampın yarın sona ereceğini söyledi.

– MHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın'ın açıklamaları

Özel, bir gazetecinin, MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın'ın, kendisinin dün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin CHP ile ilgili açıklamalarına sosyal medyadan cevap verdiğini hatırlatması üzerine, "Semih Yalçın'ın seviyesine inmeye kalkarsak çıkarken vurgun yeriz biz. O yüzden Semih Yalçın'ın bu değerlendirmelerine o seviyeye inmemek adına herhangi bir şey söylemeyeceğiz. Kendisi siyaset arkadaşlarını utandıran, Milliyetçi Hareket Partilileri de utandıran bir şahsiyettir. Onun değerlendirmelerinin tamamının Milliyetçi Hareket Partilileri utandırdığını paylaşmakla yetineyim sadece." dedi.

Manisa'dan Ankara'ya yürüyüşe başlayan madencilerin Soma çıkışında durdurulmasıyla ilgili soruyu yanıtlayan Özel, şunları kaydetti:

"İşçilerin talepleri son derece haklıdır. Hem kendi haklarını hem hayatını yitirmiş arkadaşlarının şehitlerinin haklarını savunmaktadırlar. Buna karşı takınılan tutum, son derece yanlış bir tutumdur. Buradan Süleyman Soylu'yu da uyarıyoruz. Maden şehitlerinin aziz hatıralarına karşı daha fazla saygısızlık yapmayın. O emekçiler döneminizde 5 yıldır tazminatlarını alamıyorlar, tazminat haklarını aradıkları için başka şirkette işe de sokulmuyorlar. Süleyman Soylu'ya buradan açıkça söylüyorum, şu kadar vicdanın varsa bu yürüyüşe engel olma."

Öte yandan, Selvi Kılıçdaroğlu, toplantı devam ederken milletvekili eşleriyle bir araya geldi.

Toplantı sonunda CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel, Engin Özkoç ve eşiyle gazetecilerin bulunduğu salona gelen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, kampı takip eden gazetecilerle hatıra fotoğrafı çektirdi.

CHP kampı, yarın sona erecek.

Categories
Politika

“Biz bu milletin vicdanına, ferasetine güveniyoruz”

BOLU (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul seçimlerine ilişkin, "Biz bu milletin vicdanına, ferasetine güveniyoruz, milletimize saygı duyuyoruz. Milletimiz vicdan sahibidir. Tekrar kazandık ama intikam ve kin duygusu bitmiş değil." dedi.

Kılıçdaroğlu, Bolu Abant Tabiat Parkı'ndaki bir otelde düzenlenen CHP TBMM Grubu'nun 27. Dönem 2. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı'nın 2. oturumunda yaptığı konuşmada, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra sivil darbe yapıldığını, KHK ile binlerce kişinin işine son verildiğini öne sürdü.

O günün atmosferinde belki bunu olağan gördüklerini ancak aradan yılların geçtiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Artık haklıyla haksızı ayırmamız lazım. Kim haklı, kim haksız? İnsanlar düşüncelerini açıklamak istiyorlar. Haksızlığa uğradıklarını söylemek istiyorlar. Bu haksızlık karşısında bir şeylerin olması gerektiğini ifade ediyorlar ama aradan uzun süre geçmesine karşın diyorlar ki 'Hayır, KHK ile ihraç edildin, artık bundan sonra sana devlette yer yok.' Niçin? Eğer haklıysa hakkında bir dava açılmamışsa hatta açılan davadan beraat ediyorsa, bunun hakkını teslim etmek gerekmez mi?" diye konuştu.

Askeri öğrencilerin hapiste olmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tutuklayacaksan komutanını tutukla, öğrencinin ne günahı var. Bütün bunların üzerinde duracağız. FETÖ'cü olarak suçlananların kardeşlerinin işine son verildi, hatta yedi göbeği devletten çıkarıldı. 'Olur ya kardeşin böyledir, o zaman sizin bütün sülalenizi çıkarıyorum.' dediler ama bazılarına gelince kardeşlerini büyükelçi tayin ettiler. Neye göre, kıstas ne? Birisi hapse birisini kamudan at, açlığa mahkum et ama öbürünün kardeşini büyükelçi tayin et. Barış Bildirisi imzaladı diye üniversite hocalarını işten at, ayakkabı kutusunda rüşvet aldı, 'Bakara makara' diye dalga geçeni de Kur'an-ı Kerim'le dalga geçeni de büyükelçi tayin ediyor.

Buna itiraz etmeyecek miyiz, geniş kitlelere aktarmayacak mıyız, vicdan sahibi her vatandaşa söylemeyecek miyiz? Burada bir haksızlık var, adaletsiz var, demeyecek miyiz? Biz diyeceğiz. Sesimizi kesmek isteyecekler ama biz yine kararlı duruşumuzla bunları ifade edeceğiz. Neden? Çünkü adalet herkes için geçerli kavramdır. Dolayısıyla bizlerle onlar arasında temel fark vardır, biz onlar gibi değiliz. Biz devlet yönetiminde adalet isteriz, onlar devlet yönetiminde adalet değil, sadakat isterler."

– "Takdir vatandaşa aittir"

Kılıçdaroğlu, demokrasinin vatandaşın bilgeliğine, oyuna, vicdanına seslenmek olduğunu vurgulayarak, "Gidersiniz vatandaştan oy istersiniz, vatandaş tercihini yapar, kurallarını koyar, Anayasamız vardır. O kurallar içinde birisi gelir, iktidar olur, diğerleri muhalefet olur. Parlamentoda oturulur, konuşulur. Takdir vatandaşa aittir. Vatandaşa saygı duyacaksınız ama 'Hayır ben gitmem, benim dışımda eğer birisi kazandıysa ona kin duymam, ona öfke duymam, ondan intikam almam lazım.' diyor. Kime? Bizim belediye başkanlarına. 'Nasıl, niçin kazandılar orayı?' diyor." değerlendirmesini yaptı.

Yeniden seçim yapıldığına ve yeniden kazandıklarına değinen Kılıçdaroğlu, "Çünkü biz bu milletin vicdanına, ferasetine güveniyoruz, milletimize saygı duyuyoruz. Milletimiz vicdan sahibidir. Tekrar kazandık ama intikam ve kin duygusu bitmiş değil." dedi.

Hükümete su konusunda eleştirilerde bulunan Kılıçdaroğlu, şu görüşlerini paylaştı:

"Sultan Abdülhamit'in İstanbul'a kazandırdığı Hamidiye suyunu nasıl kullanmayız?' Bakın, düşüncede, devlet yönetiminde ayrılık değil, insanın içtiği suya ayrılık, farklılık getirilir mi? Suya parti rozeti takacaklar, Allah akıl fikir versin, gerçekten Allah akıl fikir versin. Su ya su, herkesin içtiği su ya… Bütün canlıların, ağacından kuşuna kadar herkesin kullandığı su. Suya parti rozeti takıyorsun, 'Madem ki bu kaynak suyunu İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalıştırıyor, satıyor, o zaman biz bunu almayalım.' Niçin? 'İstanbul Büyükşehir'i cezalandıracağız.' diye ve bunlar da devlet yönetiyor. Acı olan bu zaten. Suda ayrım olur mu? Biz yaralıya, susuza da su veririz, 'Su gibi aziz ol.' deriz. Nereye geldik? Suda toplumun ayrıştığı noktaya geldik."

(Sürecek)

Categories
Politika

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Bolu'da

BOLU (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Hiç kimse unutmasın, bayrak ve vatan bizimdir. Şehitlerimizin ve gazilerimizin bize teslim ettiği iki büyük emanettir. Bu iki büyük emanete sonuna kadar sahip çıkacağız, hiç endişe etmeyin." dedi.

Bolu Belediyesini ziyaretinin ardından Kıbrıscık ilçesine hareket eden Kılıçdaroğlu, Gölcük Tabiat Parkı'na uğradı.

Burada Belediye Başkanı Tanju Özcan'dan tabiat parkı hakkında bilgi alan Kılıçdaroğlu, göl iskelesine çıkıp fotoğraf çektirdi.

Parktaki vatandaşlarla da bir süre sohbet eden Kılıçdaroğlu, Özcan'ın kullandığı golf arabasıyla gölün etrafında tur attı.

Tur sırasında ihalesi iptal edilen bungalov evleri inceleyen Kılıçdaroğlu, vatandaşlarla fotoğraf çektirdi.

Daha sonra Kıbrıscık Belediyesini ziyaret eden Kılıçdaroğlu, Başkan Emin Tekemen'den çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Tekemen, ziyarette Kılıçdaroğlu'na yöresel ürünlerden hediye etti.

– "Milliyetçilik anlayışımız Atatürk'ten gelir"

Belediye önünde vatandaşlara da hitap eden Kılıçdaroğlu, işsizliğin bütün kötülüklerin anası olduğunu söyledi.

Her annenin çocuğunun iş sahibi olmasını isteyeceğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "8 milyon işsiz var. Bunu söyleyince kızıyorlar. Fakirin, fukaranın, yetimin hakkını savunmayacağım da o zaman ben niye siyaset yapıyorum? Onların hakkını savunacağım. İstedikleri gibi kızsınlar, bunları yapacağım. Sözüm sözdür." diye konuştu.

Atatürk'ün güzel bir miras olarak cumhuriyeti, kadın-erkek eşitliğini, aydınlığı, beraberliği, milliyetçiliği, devletçiliği bıraktığına işaret eden Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bizim milliyetçilik anlayışımız, kafatası milliyetçiliği değildir. Bizim milliyetçilik anlayışımız Atatürk'ten gelir, Ecevit'le devam eder. Milliyetçilik anlayışımızı, Kıbrıs'ın Beşparmak Dağları'na yazmışız, Akdeniz'in sularına yazmışız. Bizim milliyetçilik anlayışımızda vatan toprağını terk etmek yoktur. Süleyman Şah Türbesi kaçırılırken niye birisinin sesi çıkmıyordu da sadece ben konuşuyordum? O toprak bizim toprağımızdır, kimse toprağını terk edemez. Bu ülkenin çakıl taşı için göğsümüzü siper ederiz, herkes bunu iyi bilsin."

– "Tüyü bitmemiş yetimin hakkını sormak zorundayım"

Kılıçdaroğlu, yol, köprü, tünel ve havaalanı yapanlara teşekkür ettiğini ancak bu projelerin kaça mal olduğunu öğrenmek zorunda olduğunu belirterek, "Çünkü benim paramı, tüyü bitmemiş yetimin parasını harcıyorsunuz. O zaman kaça yaptınız? 1 liralık işi 5 liraya mı yaptınız, 1 liralık işi 1 liraya mı yaptınız? 1 liralık işi 1 liraya yapıyorsanız başımın üstünde yeriniz var. Ama 1 liralık işi 5 liraya yapıp 4 lirasını cebe atıyorsanız, tüyü bitmemiş yetimin hakkını sormak zorundayım." ifadesini kullandı.

Herkesi kucaklamak zorunda olduklarını vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Milliyetçilik anlayışımda ne var? Bayrak benim bayrağımdır. Vatan benim vatanımdır. Bayrağıyla, vatanıyla sorunu olmayan herkesin benim başımın üstünde yeri vardır, hangi partiden olursa olsun. Biz hep böyle davrandık, hep böyle gittik ve böyle gideceğiz. Mücadelemizi de böyle yapacağız. Hepimiz bu ülkenin selameti için çalışmak zorundayız. Hiç kimse unutmasın, bayrak ve vatan bizimdir. Bizim şehitlerimizin ve gazilerimizin bize teslim ettiği iki büyük emanettir. Bu iki büyük emanete sonuna kadar sahip çıkacağız, hiç endişe etmeyin."

Konuşmasının sonunda köylü kadınlarla hatıra fotoğrafı çektiren Kılıçdaroğlu, daha sonra ilçeden ayrıldı.

Categories
Alaturka Gazetesi

“Siyaseten ayrımcılığı bir tarafa bırakmak zorundayız”

BOLU (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Orta Doğu bataklığından özenle kaçınmalıyız ve çekinmeliyiz. Ortadoğu bataklığı Türkiye için iç açıcı bir tablo sergilemiyor." dedi.

Bolu Belediyesince yapılacak Orman Bölge Müdürlüğü hizmet binasının temel atma töreninde konuşan Kılıçdaroğlu, merkezi hükümetle yerel hükümet arasında devletin devamlılığı açısından güzel bir örneği gerçekleştirdiklerini söyledi.

Kılıçdaroğlu, geçmiş belediye başkanın yapmış olduğu bir protokolü daha sonra seçilen bir belediye başkanının yerine getirdiğini belirtti.

Bunun güzelliğinin merkezi hükümetle yerel yönetim kavgası değil tam tersine uyum içerisinde vatandaşa hizmet etmek olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Bu bağlamda belediye başkanımızın yaptığı bu yatırımı önemli görüyoruz. Bir arada beraber, huzur içinde yaşamak, kaynağı toplum için harcamak, toplumun çıkarlarını savunmak belediye başkanımızın görevlerinden birisidir." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Bolu'nun orman açısından Türkiye'de bir numara olduğunu ve olağanüstü güzel bir coğrafyası bulunduğunu dile getirdi.

Bu doğayı bozmamak bunu sürdürmek gerektiğini anlatan Kılıçdaroğlu, "Onu da belediye başkanımız büyük bir kararlılıkla çevreyi temiz tutarak, havayı temiz tutarak zaten yerine getirecek. Gönül ister ki tüm belediye başkanlarımız görev yaptıkları, seçildikleri beldelere güzel hizmetler götürsünler." ifadesini kullandı.

Yeni bir siyaset anlayışıyla yola çıktıklarını kaydeden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Hiç kimseyi ötekileştirmeyen bir siyaset anlayışı, hiç kimsenin kimliğiyle uğraşmayan bir siyaset anlayışı. Hiç kimsenin inancıyla uğraşmayan bir siyaset anlayışı, hiç kimsenin yaşam tarzıyla uğraşmayan bir siyaset anlayışı. Herkese saygı duyan, herkesin kimliğine, inancına saygı duyan, herkesin evinde huzur içerisinde yaşamasını öngören, bu ülkenin caddesinde, sokağında, fabrikasında ve parkında herkesin rahatlıkla gezebileceği, çalışabileceği, üretebileceği bir Türkiye hayata geçirmek için yeni bir siyaset anlayışıyla yola çıktık. Bu siyaset anlayışını büyütmemiz lazım. Nasıl büyüteceğiz? Beraber büyüteceğiz. Örneği Bolu Belediye Başkanından göreceksiniz. Belediye başkanlarıma şunu söyledim; 7 maddelik bir kural koyduk ortaya. Kurallardan birisi şu; seçildiğin andan itibaren tüm halka hiçbir ayrım yapmadan herkesi kucaklayacak, herkese eşit hizmet götüreceğiz. Böylece siyaseten ayrımcılığı bir tarafa bırakmak zorundayız."

– "Her evde huzur varsa o kentte huzur vardır"

Bölünmeye, kavgaya, gerginliğe son vereceklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Belediye başkanlarına başka bir şey daha söyledim, eğer bulunduğunuz belediyede bir çocuk yatağa aç giriyorsa o gece uyumayacaksın, o çocuğun karnı doyacak. Bir kentte huzurun yolu nedir? Her evde huzur varsa o kentte huzur vardır. Bir çocuk yatağa aç giriyorsa o ailede dram vardır. Hangi anne çocuğunu yatağa aç yatırmak ister. Dolayısıyla belediye başkanlarımızın böyle bir görevi daha var. Belediye başkanlarımızın başka bir görevi daha var, belediye başkanları para harcayacaklar, örneğin yatırım yapacaklar. Yollara, parklara harcayacaklar, yeni tesisler yapacaklar."

Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının harcadığı her kuruşun hesabını vereceklerini vurguladı.

Siyasetin zenginleşme aracı, köşeyi dönme aracı olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, siyasetin halka hizmet etmenin en temiz, en güzel yolu olduğunu kaydetti.

– "Temiz siyasetten yanayım, halka hizmetten yanayım"

Siyasette hesap vermenin çok değerli olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Nedir hesap vermenin özü adalettir, adalet. Adilseniz hesap vermekten korkmazsınız. Her kuruşun hesabını veriyorsanız, toplumla aranızda güçlü bir güven bağı oluşur. Karşılıklı güven vermiş olursunuz, Size oy vermeyen vatandaş bile size güven duymaya başlar. Evet oy vermedim ama bu insan, harcadığı her kuruşun hesabını veriyor diyecektir ve bir süre sonra o vatandaşlar gelecektir bizim yanımızda yer alacaktır. Biz bu nedenle güçlü olmak zorundayız. Hesap vermezseniz paralar başka yerlere giderse siyaset kurumu, siyaseti yapanlar, siyaseti yaptıkları sürede çok zenginleşirseler, köşeyi dönerseler bilin ki orada bir şeyler vardır. Yoksa siyasetin doğası gereği siyaset adamının zenginleşmeye ihtiyacı yoktur. Zaten zenginleşemez de… Siyasete ilk girdiğim gün kendi internet sayfamda bütün mal varlığımı açıkladım, eşimin yüzüğü dahi olmak üzere çünkü hepsini alnımın teriyle kazanmıştım, gizli kapaklı bir şeyim yoktu. Bugün de aynı şeyi, Cumhuriyet Halk Partisinin internet sitesinde görebilirsiniz. Bütün mal varlığım oradadır. Öyle köşeyi dönen falan filan değil. Ne kazandıysam alın terimle kazandım. Vermeyeceğim bir tek kuruşun hesabı yoktur çünkü temiz siyasetten yanayım, halka hizmetten yanayım."

– "Orta Doğu bataklığından özenle kaçınmalıyız ve çekinmeliyiz"

Orta Doğu'daki gelişmelere değinen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Orta Doğu bataklığından özenle kaçınmalıyız ve çekinmeliyiz. Orta Doğu bataklığı Türkiye için iç açıcı bir tablo sergilemiyor. Özellikle en başından beri bizim Orta Doğu bataklığında ne işimiz var dedim. Neden oraya gidiyoruz dedim. Komşuda yangın varsa bizim oraya elimize bir kova suyla gitmeliyiz ama komşudaki yangına elimizde benzin bidonuyla gittik ve yangın daha da büyüdü ve faturasını biz ödüyoruz. 3 milyon 600 bin Suriyeliyi kendi ülkemizde ağırlıyoruz."

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin üretimden koparıldığını savunarak, hükümetin tarım politikasını eleştirdi.

Konuşmasının ardından belediye binasına geçen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Başkan Tanju Özcan’dan çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Ziyaretin ardından belediye şeref defterini imzalayan Kılıçdaroğlu, imar ve şehircilik birimini gezerek personelle bir süre sohbet etti.

Categories
Politika

“Anneleri ayırmak ülkemize en büyük kötülüktür”

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, anneleri ayırmanın ülkeye yapılacak en büyük kötülük olduğunu belirterek, "TBMM'nin kapıları bugün adalet arayan Harbiyeli annelerine kapatıldı." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, şu değerlendirmelerde bulundu:

"TBMM'nin kapıları bugün adalet arayan Harbiyeli annelerine kapatıldı. Anneleri, 'Cumartesi Anneleri, Diyarbakır Anneleri, askeri öğrencilerin anneleri' diye ayırmak, ülkemize yapılacak en büyük kötülüktür. TBMM, sarayın değil annelerin, milletin sesi olmalıdır."