“Emeklilikte yaşın düşmesi gerekiyor”

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, "Emeklilikte yaşın düşmesi gerekiyor çünkü yeni bir teknolojik düzenle karşı karşıyayız. Her şeyi robotlar yapacak, toplam faktör zenginliği bu kadar artmış. Biz artık erken emekliliği hak ediyoruz." dedi.

Erdoğdu, Türkiye Emekliler Derneğinin (TÜED) 22. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, batı ülkelerindeki işçi ve emekli sendikalarının birçok varlığa sahip olduğunu, Türkiye'deki sendikaların da bu hakkı elinde bulundurduğunu belirtti.

Milli servetin milletin emekçilerine ait olduğunu vurgulayan Erdoğdu, "Bu mesele millete ve çocuklarınıza olan sorumluluğunuzdur. Eğer tercihlerinizi bu yönde vicdanınızla imanınızla ve irfanınızla kullanmazsanız, bugün geldiğimiz güne döneriz." diye konuştu.

Erdoğdu, emeklilerin yüzde 75'inin 55 yaş ve üzerinde olduğunu aktararak "Emeklilikte yaşın düşmesi gerekiyor çünkü yeni bir teknolojik düzenle karşı karşıyayız. Her şeyi robotlar yapacak, toplam faktör zenginliği bu kadar artmış. Biz artık erken emekliliği hak ediyoruz. Gerçek bir halkçı iktidar mümkün olduğu kadar sosyal güvenlik dengelerini bozmadan erken emekliliği savunmalıdır." ifadelerini kullandı.

– "Emekli maaşı asgari ücretin altında olmamalı"

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Genel Başkanı Ergün Atalay da parlamentodaki işçi kökenli milletvekili sayısının artması sayesinde işçi ve emeklilerin sorunlarının çözülebileceğini savundu.

Atalay, eğitime öncelik verilmesi ve eğitimli bireylerin yetiştirilmesi gerektiğini dile getirerek "Bundan çeyrek asır evvel işçi çocuğunun üniversiteye gitme oranı yüzde 2 oranındaydı. Şimdi ise yüzde 25 civarındayız. Bu ülkeyi eninde sonunda işçi kökenli bireyler yönetecek." dedi.

Türkiye'deki emekli aylıklarına dikkati çeken Atalay, "Kamu sözleşmelerinde talebimiz şu, 'Biz çalışan işçiye ne zam alıyorsak işçi emeklilerine de aynı zammı verin' diyoruz. Şunun bir kaide olması lazım, emekli maaşı asgari ücretin altında olmamalı." diye konuştu.

TÜED Genel Başkanı Kazım Ergün ise ülkenin akil insanları emeklilerin memleketin her hadisesinde fikir beyan edebilecek tecrübeye sahip olduğunu belirtti.

Kimsenin emeklileri "yaşı yetmiş işi bitmiş mezar taşı" olarak görmemesi gerektiğini dile getirerek "Mehmetçiğimiz ve diğer güvenlik güçlerimiz cephede savaşıyor. Çok açık söylüyorum ki bütün arkadaşlarımla silahı elimize alıp cephede savaşacak kadar genç ve diriyiz. Bu ülkeye canımız feda olsun." sözlerini kullandı.

CHP'den “ekonomi” eleştirisi

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, "Dışa bağımlılık nedeniyle enflasyon, kur krizi sonrasında yüzde 24,5'e çıktı. Şimdi ise şirketleri faaliyet karlarında düşüşe razı kılarak, zorlamayla fiyat artışlarını erteleyerek ve daha önce sonuç alınmamış teşvik politikalarıyla enflasyonu yapay bir şekilde düşürmeye uğraşıyorlar." ifadesini kullandı.

Erdoğdu, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'de enflasyonun yükseldiğini, üretimin daraldığını, ithal girdilere bağlı üretimin ise durmak üzere olduğunu iddia etti.

"Türkiye'nin sorunlarını ağırlaştıranlar, ekonomik krize sürükleyenler ve 16 yıldır cari açık sorununu çözemeyenler, cari açıktaki azalmanın ne anlama geldiğini bilmiyormuş gibi davranıyorlar." değerlendirmesinde bulanan Erdoğdu, şöyle devam etti:

"Kur oynaklığı nedeniyle üretici ve tüketici önünü göremediği için durgunluk var ve ona eşlik eden enflasyon nedeniyle ağır bir stagflasyonun altındayız. Türkiye ekonomisinin yapısında bir değişiklik olmadan, ihracatın ithalata olan bağımlılığı ile ara malı ithalatına bağımlılığın ekonomiye verdiği tahribatı ortadan kaldırmadan cari açığın hızla azalmasının tek bir anlamı var, ekonomik daralma. Eğer bu koşullar altında cari açığınız aylık birkaç yüz milyon dolara geriler ya da aylık bazda cari fazla vermeye başlarsanız, bunun ifade ettiği sonuç, Türkiye'deki ekonomik daralmanın beklenenden daha derin gerçekleşeceğidir. Sinyalleri görünen tarzda cari açık azalması en son, Türkiye ekonomisinin büyük darbelerden birisini aldığı 2009 yılında görülmüştü."

Kredi hacminde de çok ciddi bir daralma olduğunu savunan Erdoğdu, kamu bankalarının bile kredi verme koşullarını sıkılaştırdığına dikkati çekti. Erdoğdu, ticari kredi faizlerinin yüzde 40, tüketici kredi faizleri yüzde 35'lere dayandığını, hiçbir ülkede krediler daralırken büyümenin gerçekleşemeyeceğini belirtti.

– "Fırsatlar ne yazık ki harcandı"

Erdoğdu, ithalat yapamadığı için üretimini sürdüremeyen firmaların, dışa bağımlılığın boyutlarını ortaya koyduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Bu dışa bağımlılık nedeniyle enflasyon, kur krizi sonrasında yüzde 24,5'e çıktı. Şimdi ise şirketlerin faaliyet karlarında düşüşe razı kılarak, geçici bir zorlamayla fiyat artışlarının erteleyerek ve daha önce sonuç alınmamış teşvik politikalarıyla enflasyonu yapay bir şekilde düşürmeye uğraşıyorlar. Türkiye'nin önünde kronik cari açıkla baş edebilmek için daha önce açılan fırsatlar AKP tarafından ne yazık ki harcandı. Şimdi, sermaye girişlerine bağımlı, sıcak para çekildiğinde duran, sürekli dışa kaynak aktaran bir ekonomik yapının içindeyiz. Bütün bunların sorumlusu AKP hükümetidir. Birkaç aylık ya da çeyreklik cari açıktaki düşüşe sığınarak sorumluluktan kurtulamazlar."

CHP'den “Enflasyonla Mücadele Programı”na tepki

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, "Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı"na ilişkin, "Kalıcı tedbirler almadan, girdilerde gerekli destek ve indirimleri yapmadan, sadece işletme ve şirketlerin fedakarlığıyla enflasyonu düşüremezsiniz." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğdu, yaptığı yazılı açıklamada, paketin, süpermarketlerin ürün kataloğuna benzediğini, kermes düzenler gibi "falanca üründe şu kadar, filanca ürün de bu kadar indirim var." denilerek enflasyonun düşürülemeyeceğini ifade etti.

"Gelinin falanca dayısından çeyrek altın, filanca amcasından bilezik" kıvamındaki çabalarla enflasyonla mücadele edilemeyeceğini belirten Erdoğdu, şöyle devam etti:

"Firmalara, enflasyon sepetindeki ürünlerde indirim dayatarak, bazı temel ürünlerde fiyat artışlarını erteleyerek sorunu kontrol altında tutamazsınız. Kalıcı tedbirler almadan, girdilerde gerekli destek ve indirimleri yapmadan, sadece işletme ve şirketlerin fedakarlığıyla enflasyonu düşüremezsiniz. Pakette üretim maliyetlerini nasıl aşağı çekecekleri, dövizi nasıl düşüreceklerine dair hiçbir şey yok. Sivil toplum kuruluşları temsilcileri içi boş olan bu paket hakkında korkudan gerçek fikirlerini açıklamıyor. Türkiye açısından aslında çok hüzün verici."

Üretici fiyatlarındaki artışın tüketici fiyatlarına mutlaka yansıyacağını savunan Erdoğdu, şunları ifade etti:

"Enerji fiyatlarına yıl sonuna kadar zam yapmayacaklarını açıkladılar. Enerjiye zaten fahiş miktarda zam yapmışlardı. Ama enerjideki fahiş vergileri düşüreceklerine dair bir şey açıklamadılar. Fahiş vergiler nedeniyle pek çok enerji şirketi battı. Asıl yapılması gereken, enerjideki bu fahiş vergilerde indirim yapmak."

Erdoğdu, Türkiye'nin kendisine benzer ülkelerin 6 katı enflasyon oranına sahip olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Zorlamayla fiyat indirerek enflasyonu yıl sonunda yüzde 20'de tutmak istemelerinin arkasında ücret artışları ve temelde de asgari ücret artışını sınırlandırabilme isteği yatıyor. Ertelenen zamlar nedeniyle fiyat artışları tempo kaybetse de bu zamlar ocak ayında geri gelir."

CHP'den 3. havalimanı için “kira” sorusu

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, 3. havalimanına ilişkin, "29 Ekim 2018 tarihinde bu havalimanını açtığınızda kira da başlayacak mı? 1 milyar 45 milyon avro kirayı 5'li müteahhit ekibi, o gün Hazine Müsteşarlığının hesabına yatıracak mı? Bu sorunun cevabını Ulaştırma Bakanlığından duymak istiyorum." dedi.

Erdoğdu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının, 3. havalimanındaki yolsuzluk iddialarının gerçeği yansıtmadığına ilişkin bir açıklama yaptığını hatırlattı.

İhaleye göre havalimanı deniz seviyesinin 90 metre üzerine yapılması gerekirken, sonrasında bunun 60 metreye düşürüldüğünü kaydeden Erdoğdu, bu değişiklikten kamunun 2,5 milyar avro zarar ettiğini savundu.

Bu 30 metrelik kot düşürmesine gerekçe olarak "zemin çürüklüğünün" gösterildiğini belirten Erdoğdu, "Cumhuriyet tarihinin en büyük ihalesine çıkılmadan önce zemin etütü yaptırılmamış mı? Böyle bir gerekçe kabul edilebilir mi?" diye sordu.

Böyle bir durumda tekrar ihaleye çıkılması gerektiğini belirten Erdoğdu, proje bedelinin düşeceğini gören şirketlerin ona göre teklif verip ihaleye girebileceğini ifade etti.

Erdoğdu, bu 2,5 milyar avronun inşaatı yapan 5 şirketten nasıl ve ne zaman tahsil edileceğini öğrenmek istediklerini vurguladı.

– "Halka ödettirilecek"

Havalimanı ihalesi 2013'te gerçekleşmesine rağmen 2015'te yer tahsisinin yapılmasıyla 2 milyar 90 milyon avro zararın yaşandığını ileri süren Erdoğdu, yer teslimatında Tarım ve Orman Bakanlığından izin alınamadığı açıklamasının gerçek olmadığını, Bakanlık bürokratlarının 8-10 kez "teslim alın" diye bildirimde bulunduğunu aktardı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 1 Mayıs 2015'te yer teslimi yapılan havalimanının temelini, 2014'teki seçim kampanyası kapsamında attığını ileri süren Erdoğdu, bunun kabul edilemeyeceğini bildirdi.

Erdoğdu, şartnamede olmamasına rağmen, ihaleden sonra şirketlere finansman garantisi verildiğini ileri sürerek buna kamu bankalarının finansman sağladığını, bu şirketler ödeme yapmadığında, bunun halka ödettirileceğini savundu.

Bu projenini batacağını, sonradan verilen bu finansman garantisinin Hazinenin üzerine yıkılacağını iddia eden Erdoğdu, "Şimdiden uyarıyorum ki önlem alsınlar. Yazıktır, bu halkı 4,5 milyar avro daha bu projenin bedelini ödemek zorunda bırakmasınlar. Şimdiden başladılar, 'Efendim borcunu ödeyemeyen özel şirketlerin borcunu kamu almalıymış.' Şirket kurtarma planı dedikleri bu. Asgari ücretlilerin, milyonlarca işçinin, çiftçinin, emeklinin üzerine yıkacaklar milletin anasına küfredenlerin borcunu." diye konuştu.

– "Uçaklar yengeç gibi inecek"

Havalimanı projesinin ihalesi öncesinde 4 kez çevresel etki değerlendirmesi raporunun değiştirildiğini öne süren Erdoğdu, "Rüzgar ölçümü yapmışlar, nerede yaptınız, nerede test sonuçları? Burada yandan dönen rüzgarlar var. Buraya uçaklar yengeç gibi inecek. Bütün THY pilotları söylüyor. Devlet Hava Meydanlarının üst yöneticileri, siyasiler ve şirketler tarafından sokuldukları bu yolsuzluk bataklığı yüzünden büyük ihtimalle gelecekte çok ağır cezalar görecekler, hapis yatacak hepsi." dedi.

"Bu havalimanı güvenli bir şekilde ne 29 Ekim'de ne de 31 Aralık 2018'de açılamaz. Göreceksiniz, orada 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı gölgelemek için bir açılış yapılacak, o havalimanı açılmayacak, Atatürk Havalimanı çalışmaya devam edecek." diyen Erdoğdu, şöyle devam etti.

"29 Ekim 2018 tarihinde bu havalimanını açtığınızda kira da başlayacak mı? 1 milyar 45 milyon avro kirayı 5'li müteahhit ekibi, o gün Hazine Müsteşarlığının hesabına yatıracak mı? Bu sorunun cevabını Ulaştırma Bakanlığından duymak istiyorum. 29 Ekim'de bu havalimanını açıyorsanız, şartnameye ve sözleşmeye göre 1 milyar 45 milyon avroluk kiranın da yatırılması gerekiyor. Yoksa, ilk iki kirayı tehir mi edeceksiniz? Bu konuda Ulaştırma Bakanlığı tam ve doğru cevap vermek zorundadır."

CHP yeni havalimanı için suç duyurusunda bulunacak

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, 3. Havalimanı inşaatında yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla, müteahhit firmalar ve ilgili kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi.

Erdoğdu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 3. Havalimanı'nın "yap-işlet-devret" modeliyle yapılan ihalesini 5 şirketin aldığını hatırlattı.

Bu havalimanının inşaat süresini takiben, 25 yıllığına ihale edildiğini belirten Erdoğdu, 3 Mayıs 2013'te ihalesi yapılan havalimanının yer tesliminin 2 yıl sonra gerçekleştiğini ifade etti.

Yer teslimi yapılmadığı için hem inşaat hem işletme süresinin 2 yıl haksız olarak kamunun aleyhine, işletmecilerin lehine uzatıldığını anlatan Erdoğdu, bununla 2 milyar 90 milyon avronun halkın cebinden alınarak, bu müteahhitlerin cebine konulduğunu savundu.

Bu ihale yapılırken öngörülen yatırım bedelinin 7 milyar 354 milyon avro olduğunu belirten Erdoğdu, ihalenin en büyük bedelini hafriyat ve dolgu malzemelerinin oluşturduğunu, havalimanı yerleşkesinin 90 metre yükseltilmesi için ihale yapılmasına rağmen, sonradan bunun 60 metreye düşürüldüğünü ileri sürdü.

Erdoğdu, bu durumun maliyeti 2,5 milyar avro düşürdüğünü, bu paranın da halkın cebinden alınarak, bu beş müteahhite aktarıldığını iddia etti.

Yapılan ihale usülsüzlüklerinin bununla sınırlı olmadığını, finansman garantisi ile ilgili hükümlerin ihale sonrasında değiştirilerek, Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nin 6,3 milyar avro talep garantisinin yanında, yaklaşık 4,7 milyar avro da koşulsuz finansman garantisine kefil edildiğini anlatan Erdoğdu, bu müteahhitlerin kredileri ödemediği takdirde, kusurlu olup olmadıklarına bakılmaksızın borçlarının kamunun üzerine yıkılacağını öne sürdü.

Aykut Erdoğdu, hem zamanında yer teslimi yapılmayarak hem de havalimanı kotu düşürülerek bir inşaat usulsüzlüğü yapıldığını vurgulayarak, "Haksız tutar 4 milyar 590 milyon avrodur. Bunun Türk Lirası karşılığı 32 milyardır. Bu da kamu bütçemizin yaklaşık yüzde 5'ine denk gelmektedir. Biz, Türk Ceza Kanunu'nun 236. maddesine göre, bu müteahhit ekibi ve ne yazık ki siyasi talimatla bu suçu ortak edilen kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunacağız." diye konuştu.

Sayıştay denetçilerinin bu hususları tespit etmelerine rağmen, bu tarihi yolsuzlukla ilgili herhangi bir işlem yapmadığını aktaran Erdoğdu, Sayıştay yetkilileri hakkında da "görevi kötüye kullanma" suçundan suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi.

– "Havalimanının yapıldığı zemin çürük"

Yeni havalimanının, uçuş güvenliğini tehlikeye sokacak ve işletme maliyetlerini çok artıracak teknik eksikliklerinin bulunduğuna işaret eden Erdoğdu, eski maden ocaklarının bulunduğu alana yapılan havalimanının zemininin çürük olduğunu ve bölgede hava koşullarının uygun bulunmadığını, kuşların göç yolunun buradan geçtiğini kaydetti.

Yeterli tesislerin yapılmaması nedeniyle Atatürk Havalimanı'nın kullanılacak olmasının, Türk Hava Yolları'nın işletme giderlerini artıracağını anlatan Erdoğdu, Atatürk Havalimanı ile bu havalimanının aynı anda kullanılmasının uçuş koridorları ve rotası açısından da uygun olmayacağını kaydetti.

– "Temiz su kaynakları elden çıktı"

Yeni havalimanında çıkacak herhangi bir sorun nedeniyle Atatürk Havalimanı'nın da işletilmeye devam edeceğini, vatandaşların iki havalimanının da masraflarına katlanmak zorunda kalacağını aktaran Erdoğdu, 3. Havalimanı inşaatının Telekom ihalesinden sonra dünya yolsuzluk tarihinin en büyük ikinci yolsuzluğu olduğunu iddia etti.

Havalimanının açılışının gecikmesi dolayısıyla oluşacak maliyetin Türk Hava Yolları'na yüklenmek istendiğine işaret eden Erdoğdu, "İstanbul'un kuzey ormanları katledilerek" yapılan proje nedeniyle tarım arazileri ve temiz su kaynaklarının da elden çıktığını anlattı.

Erdoğdu, bu konuyla ilgili mücadelelerini 3. Havalimanı'nda ağır şartlarda çalışmak zorunda bırakılan işçilere atfettiklerini, işçilerin alın terini çalanlardan hesap soracaklarını sözlerine ekledi.

CHP'den “Yeni Ekonomi Programı” eleştirisi

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, bugün açıklanan Yeni Ekonomi Programı'na (YEP) ilişkin, "Program, muğlak genel geçer ifadelerle, 'krizi çözeceğiz' denilen bir manzumeden ibaret. Açıklanır açıklanmaz kurun yükselişe geçmesi, piyasanın YEP'i hayalci ve muğlak bulduğunun göstergesi." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğdu, yaptığı yazılı açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak tarafından açıklanan YEP'in kesinlikle bir krizle mücadele programı olmadığını belirtti.

Algoritmalar çalıştırarak bazı mantıklı hesaplamaların yapılabileceğini vurgulayan Erdoğdu, ancak bunların uygulanabilir olması ve sonuçlarının önemine de işaret etti.

Erdoğdu, şunları kaydetti:

"Örneğin '2021'de enflasyonu yüzde 6'ya indireceğiz.' diyorlar. Nasıl yapacaklar, somut hiçbir emare yok. '2019'da 60 milyar lira tasarruf, 16 milyar lira gelir artışı sağlayacağız.' denilmiş ama nasıl yapılacağına dair gerçekçi ve somut bir yol haritası yok. Aşırı kur artışı ve oynaklığı sonucu sarsılan bankacılık ve reel sektörle ilgili hiçbir somut düzenleme yok. Yüksek girdi fiyatları ve ithalat dampingiyle çökertilen tarım sektörü ile ilgili en küçük bir umut verilmemiş. Bu maliyet ve fiyatlarla çiftçinin üretimi ve verimi düşecek. Bu durum arzın kısılması ve gıda enflasyonu artışı anlamına geliyor."

Programı eleştiren Erdoğdu, "Program, muğlak genel geçer ifadelerle, 'krizi çözeceğiz' denilen bir manzumeden ibaret. Açıklanır açıklanmaz kurun yükselişe geçmesi, piyasanın YEP'i hayalci ve muğlak bulduğunun göstergesi." değerlendirmesini yaptı.

Erdoğdu, enflasyon ve işsizlik gibi göstergelerde gerçeklerle uyumsuz hedeflerin söylendiğini, YEP'in umudunu kur artışıyla rekabet gücünü artıran ihracata bağladığını ileri sürerek, Bangladeş'in de düşük reel ücretle ihracatta rekabet yaratmaya çalıştığını bildirdi.

– "Etkili iki araç elimizden çıktı"

YEP'te 2018 için yüzde 11.3, 2019 için ise yüzde 12 işsizlik oranı beklendiğini kaydeden Erdoğdu, 2019'da resmi işsiz sayısının 4 milyonu aşacağını, 1 milyona yakın insanın işini kaybedeceğini öne sürdü.

Açıklamasında, "Krizle mücadelede iki önemli silahımız vardı. Bunlardan birincisi Merkez Bankası'nın faiz artışı diğeri YEP'di. Krizle mücadelede en etkili iki araçta elimizden çıktı ve krizin en önemli değişkeni kur üzerinde hiçbir etkisi olmadı." ifadesine yer veren Erdoğdu, şu görüşlerini paylaştı:

"Çünkü sorunu doğru tanımlayamıyorlar. Sorunu biliyorlar ancak tanımlamak istemiyorlar. Çünkü işlerine gelmiyor. Türkiye'de ekonomik çöküşün altında yatan sebep, siyasal çöküştür. Yaşadığımız bütün sorunların altında otoriter tek adam yönetimi var. Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğünün olmadığı, OHAL'in kalıcı hale getirilmesiyle temel hak ve özgürlüklerinin askıya alındığı, mülkiyet hakkının risk altında olduğu, milletvekillerinin tutuklu olduğu ve yolsuzlukların kurumsallaştığı bir ülkede hiçbir ekonomik önlem çalışmaz. Ne yazık ki bu gerçeği yaşayarak öğreniyoruz."

Erdoğdu, YEP'te hangi projelerin iptal edileceği ve hangi sektörlere ne kadar kısıntıya gidileceğinin karara bağlanmadığını vurgulayarak, "Programın tek gerçekçi yanı 2018 enflasyonunun yüzde 20'nin üzerinde olacağı." ifadelerini kullandı.

CHP'den “ekonomi” açıklaması

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, "Milli paramızın itibarının korunmasının yolu fiyat istikrarıdır ve görev Merkez Bankası üzerindedir. Fiyat istikrarını sağlamak istiyorsanız, enflasyonla mücadele etmeniz gerekmektedir." dedi.

Erdoğdu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Merkez Bankasının döviz kurlarındaki aşırı yükselme ve oynaklığı frenlemek amacıyla faizleri 6,25 artırarak 24 puana çıkardığını hatırlattı.

Faizin yükseltilmesinden birkaç saat önce TESK Genel Kurulunda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Merkez Bankasını hedef haline getirerek, "faiz artışına karşı olduğunu" söylediğini aktaran Erdoğdu, "Merkez Bankası, bu tarihi faiz artışını yaparken kur 6,30 seviyesindeydi. Ancak gerek Merkez Bankasının faiz artışından birkaç saat önce, gerekse ertesi gün yaptığı toplantılarda Erdoğan'ın Merkez Bankasını tahkir edici, itibarını ayaklar altına alıcı açıklamaları sonucunda, yapılan bu tarihi faiz artışının kurda hiçbir etkisi olmadı ve bugün kur yine 6,35'ler seviyesinde." diye konuştu.

Şu an itibarıyla, devletin iç ve dış olarak toplam 1 trilyon lira borcu olduğuna dikkati çeken Erdoğdu, devletin bu parayı artık 6,25 puan yüksek faizle finanse etmek durumunda kalacağını söyledi.

"Hepimizin bankalara 2,7 trilyon lira borcu var. KOBİ'lerimizin 565 milyar lira bankalara borcu var. Vatandaşların kredi kartına ve tüketici kredilerine borcu 534 milyar lira." diyen Erdoğdu, Türkiye'nin Arjantin'den sonra dünyanın en yüksek ikinci faizini ödediğini kaydetti.

Bu kadar yüksek bir faiz artışından sonra dolar kurunun 5-5,5 lira seviyesine gelmesi beklenirken, halen 6,35'lerde olduğuna değinen Erdoğdu, ekonomi yönetiminin bu düşüncesizliği ve bilgisizliğinin, Türkiye'ye yüksek enflasyon, işsizlik, kur ve faiz olarak bedel ödettiğini savundu.

Erdoğdu, seçim öncesinde izlenen popülist politikalarla, ekonomiye aşırı kaynak aktarımının, seçmenin iradesini değiştirmek amacıyla bütçeden yapılan harcamaların enflasyonu patlattığını ileri sürdü.

– "Merkez Bankası kötü polis"

Uluslararası paralar karşısında Türk lirasının hızla değer kaybettiğini anlatan Erdoğdu, "Milli paramızın itibarının korunmasının yolu fiyat istikrarıdır ve görev Merkez Bankası üzerindedir. Fiyat istikrarını sağlamak istiyorsanız, enflasyonla mücadele etmeniz gerekmektedir." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Merkez Bankası ile ilgili sözlerini eleştiren Erdoğdu, şunları kaydetti:

"Erdoğan'ın, Merkez Bankası'yla ilgili söyleminde bir taşla iki kuş vurma çabası vardır. Birincisi, Erdoğan'a rağmen faiz yükselten bağımsız Merkez Bankası görüntüsü verilmeye çalışılmıştır. İkincisi, seçimlerde seçmen tercihini değiştirmek amacıyla ekonomiye aşırı kaynak pompalanması sonucunda enflasyonun patlamasının siyasal sorumluluğunun Merkez Bankası üzerine yıkılma çabasıdır bu ve Erdoğan'ın oynadığı, Merkez Bankasını kötü polis, kendisini iyi polis yapan bu tiyatro piyasalarca ve karar alıcılar tarafından kabul edilmediği için de bugün Türkiye ekonomisinde yaşanan kriz hafifletilememiş, kur artışı durdurulamamış ve çok yüksek bir faiz artışına maruz bırakılmış durumdayız."

– "Polisiye tedbirler doğru değil"

Milli paranın yerle bir edilmesine, hükümetin yasaklarla ve polisiye tedbirlerle önlem almaya çalıştığını öne süren Erdoğdu, bunun doğru olmadığını vurguladı.

En çok istihdamın olduğu yaz aylarında bile işsizliğin 10,2 seviyesinde gerçekleştiğine dikkati çeken Erdoğdu, bu rakamın içinde iş bulma umudunu yitiren milyonların ve geçici işlerde çalışanların olmadığını, bunlar da eklendiğinde 6 milyon 600 bin işsizin bulunduğunu savundu.

Erdoğdu, 2 milyon 868 bin gencin işsiz olduğuna işaret ederek, bunlardan 1 milyon 190 bininin üniversite mezunu olduğunu söyledi.

Bitirilen tarım sektöründen insanların, özellikle de kadınların büyük şehirlerde istihdamın niteliksiz ordusuna katılmak zorunda bırakıldığını ifade eden Erdoğdu, "Son 5 yılda 500 bin, son 8 ayda 72 bin esnafımız kepenk kapatmış durumda. Önümüzdeki bu aylarda Türkiye'nin düştüğü bu dipsiz ekonomik kriz kuyusunda hem işsizliğin, hem iflasların çok artacağını görmekteyiz. Ve bunlar bir sosyal çalkantıya yol açacak." diye konuştu.

– "Sosyal patlamaya yol açabilir"

Üçüncü Havalimanı işçilerinin yaşadıkları sorunlar için yaptıkları eylem nedeniyle gözaltına alınmalarını eleştiren Erdoğdu, söz konusu havalimanı açılışının 29 Ekim'e yetişmemesinin faturasının işçilere kesilmesine karşı çıktıklarını vurguladı.

Erdoğdu, ABD kökenli Kargil şirketi işçilerinin de uzun süredir seslerini duyurmaya çalıştığını hatırlattı.

Ekonomik krizin sadece şirketleri, bankaları değil, ağırlıklı olarak ücretlileri, çiftçileri ve esnafı vuracağına dikkati çeken Erdoğdu, "Eğer işçiler, çiftçiler ve esnafa bu şekilde polis zoruyla bastırılmaya devam ederse, bu insanların eşleri ve çocukları daha kötü beslenecek, daha kötü okullara gidecekler, daha borçlanacaklar ve seslerini çıkarmalarına imkan vermezlerse, bir gün bu birikmiş öfke bir sosyal patlamaya yol açabilir." dedi.

Kamuda tasarrufun önemine işaret eden Erdoğdu, Katar'dan hediye edilen uçağın peşini bırakmayacaklarını, iktidarın bununla ilgili gerçeği açıklamak zorunda kalacağını öne sürdü.

– "Sadece ekonomik çözümler yetmez"

Türkiye'nin sorunlarının sadece ekonomik önlemlerle çözülemeyeceğini ifade eden Erdoğdu, "Kuvvetler ayrılığı, bağımsız yargı ve medya sağlanamazsa, temel hak ve özgürlükler baskıdan kurtulamazsa, bütçe disiplini ve şeffaflık olmazsa, mülkiyet hakkı güvence altına alınmazsa alınacak ekonomik tedbirlerin bir anlamı olmayacaktır." diye konuştu.

Erdoğdu, perşembe günü açıklanacak Orta Vadeli Plan'da ülkenin gerçek sorunlarına çözüm bulacak bir yol haritası çıkmazsa, ekonomiyle ilgili son umutların da yıkılacağını söyledi.

Açıklamasının ardından, "İş Bankası ile ilgili tartışmaların" sorulduğu Erdoğdu, bu kiriz ortamında İş Bankasının bu tartışmalardan uzak tutulması gerektiğine vurgu yaptı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğdu'dan ziyaret

KOCAELİ (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, partisinin Kocaeli İl Başkanlığı'nı ziyaret etti.

CHP Kocaeli İl Başkanı Cengiz Sarıbay tarafından karşılanan Erdoğdu, burada partililerle görüştü.

Erdoğdu, gazetecilere yaptığı açıklamada, son iki aydır döviz kurunun oynamasıyla Türk lirasının değer kaybetmesi üzerine Türkiye'nin ekonomik kriz süreci içerisinde olduğunu söyledi.

Bu krizin hem iş hem de emek dünyasını derinden etkilediğini ifade eden Erdoğdu, kendilerinin de bu süreçte iş ve emek dünyasıyla bir araya gelerek sorunları tespit ederek, çözüm önerileri getirmeyi amaçladıklarını belirtti.

Yarın Merkez Bankası'nın bir toplantısı olduğunu hatırlatan Erdoğdu, "Büyük ihtimalle 500 baz puan civarında faiz artışı bekleniyor. Fiilen 19,25 olan Merkez Bankası ağırlıklı ortalama faiz oranı, piyasanın beklentisiyle faiz artışı yapıldığında yüzde 24'ler seviyesine gelecek. Bu yüzde 24'lük faiz oranı Türkiye'deki yatırımları durduracağı gibi negatife de çevirebilir." ifadelerini kullandı.

Erdoğdu, daha sonra Kocaeli Sanayi Odası'nı ve Kocaeli Ticaret Odası'nı ziyaret etti.

CHP'li Erdoğdu'dan ekonomi değerlendirmesi

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, "Türkiye ekonomisinin çıkışı, güçlü, saygın bir demokrasi ve güvenilir bir ekonomi yönetimidir." dedi.

Erdoğdu, partisi genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'deki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi.

Konuşmasına 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutlayarak başlayan Erdoğdu, Türkiye'nin tarihinde görülmemiş bir ekonomik krize doğru sürüklendiğini öne sürdü.

Türk lirasının 1 Ocak'tan bu yana ABD doları karşısında yüzde 40 değer kaybettiğini belirten Erdoğdu, bu değer kaybı yüzünden bir yıldan kısa vadeli borçlar için ödenecek miktarın da 556 milyar lira arttığını ifade etti.

Türkiye'nin milli gelirinin düştüğünü ileri süren Erdoğdu, ağustos ayında Türkiye ekonomisinin, dünyanın 17. büyük ekonomisiyken, 22. sıraya gerilediğini, kur artışı devam ederse sıralamada daha da düşmeyi sürdüreceğini savundu.

Hükümetin bu konuda aldığı önlemlere değinen Erdoğdu, "Döviz kurunda yaşanan aşırı düşüşe hükümet müdahale edebilmek amacıyla birincisi bankaların Merkez Bankası'nda tuttuğu karşılık oranlarını düşürdü ve piyasaya döviz likiditesi sağlamaya çalıştı. İkinci aşamada da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu bankaların yaptığı swap işlemlerini yasaklayarak, TL arzını kısmaya çalıştı. Evet, kurda birkaç günlük bir iyileşme yarattı ama her ekonomik önlemin bir bedeli vardır. TL arzının kısılmasıyla birlikte faizlerde aşırı bir yükselme ve borsa endeksimizde de buna paralel bir düşüş yaşandı." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin 1 trilyon lira kamu borcu, KOBİ'lerin 646 milyar lira, vatandaşların ise kredi kartı ve tüketici kredilerine 531 milyar lira borcu bulunduğunu öne süren Erdoğdu, temmuz ayında dış ticaret açığının keskin bir şekilde düştüğünü ancak bir aylık düşüşe değil, bir yıllık rakama bakıldığında halen bunun yüksek olduğunu kaydetti.

"2019 yılı üzülerek söylüyoruz ki bizim tahminlerimize göre bir küçülme ve daralma yılı olabilir." diyen Erdoğdu, "Bugün itibarıyla Türkiye ekonomisinde kurdaki aşırı oynaklık yüzünden satıcılar mallarını fiyatlandıramamaktadır. Kimse, buna Merkez Bankası da dahil, önümüzdeki bir veya üç ay içerisinde döviz kuruna bir aralık tahmin edemiyor." diye konuştu.

– "Trump bütün dünyayla uğraşıyor"

Hükümetin yaşanan ekonomik sorunu doğru tanımlayamadığı eleştirisinde bulunan Erdoğdu, "Her şeyi Trump yapmış gibi gösteriyorlar. Evet, Trump bir tetikçi. Trump'ın bu ülkeyle ilgili attığı tweetler kabul edilemez. Ama Trump bütün dünyayla uğraşıyor. Kanada, Meksika, Çin'le de uğraşıyor. Niye peki bize vurduğunda biz neredeyse yıkılır hale geldik? Çünkü bizim ekonomimiz güçsüz bırakıldı." diye konuştu.

Parti olarak 13 maddede krizden nasıl çıkılacağını açıkladıklarını ve er geç bunların bir kısmının yapılacağını aktaran Erdoğdu, şunları kaydetti:

"Biz buradan hükümeti uyarıyoruz. Yapılan açıklamalardan gördüğüm kadarıyla 'kemer sıkma' adı altında bu ülkenin ücretli çalışanlarına, emeklilerine, kadınlarına, engellilerine, çiftçilerine bir fatura çıkarmaya kalkmasınlar. Krizi kim çıkardıysa faturayı onlar ödeyecek. Hükümete ilk tavsiyemiz şudur; bu kriz siyaset, demokrasi, sistem, rejim kökenli bir krizdir. Kemer sıkmakla buradan kurtulamazsanız, şu an kemer gevşetmeniz gerekiyor."

Erdoğdu, vergilerin artırılmamasını, Kamu İhale Kanunu ve Sayıştay Kanunu'nun değiştirmesi ile bütçe disiplinin sağlanmasını da isteyerek, "Türkiye ekonomisinin çıkışı, güçlü, saygın bir demokrasi ve güvenilir bir ekonomi yönetimidir." değerlendirmesinde bulundu.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğdu, bir soru üzerine, kapsamlı bir ekonomi ve sosyal politikalar sunumunun hem milletvekili kampında hem de Parti Meclisi'nde yapılacağını bildirdi.

Merkez Bankasının faiz artırması

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, "Merkez Bankasının bu kadar faiz artırması beklenmiyordu. Şok denecek düzeydeki faiz artırımına rağmen dövizin düşmemesi ekonomideki vahameti ortaya koyuyor." ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğdu, yaptığı yazılı açıklamada, Merkez Bankasının faiz artırma kararı sonrası Türk lirasının dolar karşısındaki değerinde bir değişiklik olmadığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yurt dışında olduğunda Merkez Bankasının 50 baz puan artış yaptığını anımsatan Erdoğdu, "Merkez Bankası, Cumhurbaşkanının kameralar önünde 'Faizleri düşürün.' uyarısına rağmen bugün faizi 75 puan artırdı. Çünkü ekonomi dipte, Merkez Bankasının elinde faizleri artırmaktan başka seçenek yok." iddiasında bulundu.

"Şimdi kredi oranları yükselecek, başta inşaat sektörü olmak üzere diğer sektörler zincirleme olarak zarar görecek." görüşünü savunan Erdoğdu, beklentilerin üzerinde açıklanan faize karşın dövizde beklenen düşüşün olmamasının faiz artışına rağmen dövizin yükselme eğiliminde olduğunu ortaya koyduğunu belirtti.

Erdoğdu şunları kaydetti:

"Faiz artışı ile dolar ve TL'nin frenlenemeyeceği ortaya çıktı. ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 3'ü aştığı bir konjonktürde faiz artışı çözüm değil. Bitmiş bir ekonomide faiz artırarak doları ancak 1 saat durdurabilirsiniz. ABD'de politika faizi yüzde 1,50 iken Türkiye'de yüzde 13,5. Tek çare OHAL'i kaldırarak, Türkiye'nin ve ekonominin önünü açmak. OHAL baskısı kalktığında döviz de faizler de dolayısıyla enflasyon da düşecektir. Piyasalar ve ekonomik karar birimleri AKP'ye güvenmiyor. Daha da kötüsü korkuyor. Saray ve AKP yönetimi gitmeden ekonominin rayına oturması mümkün değil. AKP'nin varlığı ekonomik daralmanın temel sebebidir. Demokrasiyi kurtarmadan ekonomiyi kurtarmak mümkün değil."