“Siyasal iktidarın hesap vermesi gerekiyor”

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, "2008 ve 2009'da küresel krizin Türkiye'yi derinden vurmasının nedeni AK Parti'nin politikasızlığıydı. Bugün benzer bir küresel kriz olmamasına karşın ekonomisi 2018'in sonunda en çok daralan ülkelerden olan Türkiye'de siyasal iktidarın hesap vermesi gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğdu, Hazine ve Maliye Bakanlığınca bugün açıklanan büyüme rakamlarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) geçen yılın tümü ve 2018'in ekim-aralık ayları arasındaki döneme ilişkin yayımlanan verilere göre, Türkiye'nin bir ekonomik bir durgunluğa girdiğini belirten Erdoğdu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dolayısıyla Türkiye ekonomisinin yüksek işsizlik, enflasyon ve ekonomik küçülmeyle karşı karşıya kaldığını öne sürdü.

Erdoğdu, AK Parti hükümetlerinde ülkenin üretim değil hizmet sektörü ağırlıklı bir büyüme modelini tercih ettiğini, tüm verilerin büyümenin eksilerde olduğunu gösterdiğini kaydetti.

Gayrisafi Yurt İçi Hasılanın (GSYH) bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3 daraldığını aktaran Erdoğdu, "Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler, ekonominin 2018'in 3'üncü çeyreğinde, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,6 daraldığını, 4'üncü çeyrekte ise yine bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,4 daralma yaşandığını gösteriyor. Gayrisafi sabit sermaye oluşumunda yüzde 13 oranında azalma gerçekleşti. Bu kalem altında makine teçhizat yatırımı bir önceki yılın aynı dönemine göre dörtte bir oranında azaldı." bilgisini paylaştı.

Erdoğdu, kişi başı gelirin 2007 seviyesine inerek 9 bin 632 dolar seviyesine düştüğüne, bu durumun vatandaşın 2008'den daha fakirleşmesi anlamına geldiğine işaret ederek, "Yani son 10 yıl lafla geçti. Oluşturmaya çalıştıkları sahte gündemler, ekonomideki bu tablo konuşulmasın diye. 'Beka sorunu', 'ezan' tartışması gibi ortaya attıkları yalan ve iftiralar, tüm bu kara tabloyu gizlemek için. Üstelik yaşadığımız bu kriz önceki krizler gibi 'V tipi' yani dibe çöküp hızla yükselme şeklinde de olmayacak. Çünkü bu kez hasar daha çok reel sektöre gitti." değerlendirmesinde bulundu.

Devletin nihai tüketim harcamalarının yerinde saydığını ve daralmayı telafi edemediğini savunan Erdoğdu, şunları kaydetti:

"Bu veriler Türkiye ekonomisinin derin bir krizden geçmekte olduğunu gösteriyor. 2008 ve 2009'da küresel krizin Türkiye'yi derinden vurmasının nedeni AK Parti'nin politikasızlığıydı. Bugün benzer bir küresel kriz olmamasına karşın ekonomisi 2018'in sonunda en çok daralan ülkelerden olan Türkiye'de siyasal iktidarın hesap vermesi gerekiyor."

CHP'den ödemeler dengesi açıklaması

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, "Ekonomik daralma derinleşerek devam ederken, ağustostan bu yana verilen cari fazla geride kaldı. Aylık bazda tekrar cari açık verilmeye başlandı." dedi.

Erdoğdu, yaptığı yazılı açıklamada, bugün açıklanan ödemeler dengesi verileriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Aralık ayında 1,43 milyar dolar açık verildiğini, yıllık cari açığın 27,6 milyar dolar olduğunu hatırlatan Erdoğdu, Yeni Ekonomik Program (YEP) hedefinin 36 milyar dolar olduğuna işaret etti.

Aykut Erdoğdu, beklenenden daha büyük bir ekonomik daralmanın gerçekleştiğini öne sürdüğü açıklamasında, şunları kaydetti:

"2018-2019 krizi sırasında bir ilk gerçekleşti. Ekonomik daralma derinleşerek devam ederken, ağustostan bu yana verilen cari fazla geride kaldı, aylık bazda tekrar cari açık verilmeye başlandı. Yabancıların Türkiye'ye yönelik sermaye hareketlerinin büyüklüğünde, geçen yıla göre yüzde 72 azalma oldu. 2017'de 49 milyar dolar olan yabancı sermaye hareketlerinin büyüklüğü, 2018'de 13,7 milyar dolara geriledi. Yerli sermaye çevrelerinin yurt dışına çıkardığı paranın büyüklüğü ise yüzde 71 oranında arttı ve 17,7 milyar dolara ulaştı."

Türkiye'de yerleşik yabancıların, özellikle mayıs ayından ekim ayına kadar yurt dışına para çıkardığını savunan Erdoğdu, yerleşik yabancıların 2018'de yurt dışına çıkardığı 8,4 milyar doların yurt dışı bankalara aktarılan mevduatlardan oluştuğunu, bu hareketin önemli ölçüde bankaların 7,1 milyar dolarlık mevduatı yurt dışına taşımasından kaynaklandığını ileri sürdü.

Aykut Erdoğdu, ödemeler dengesindeki kaynağı belirsiz döviz giriş ve çıkışının, "net hata ve noksan" olarak adlandırıldığını ifade ederek, Aralık 2018'de "net hata ve noksan" kaleminin 2,8 milyar dolar olduğunu belirtti.

Merkez Bankası'nın 2018'e ilişkin ödemeler dengesi verilerinde "net hata ve noksan" girişinin, ocak-aralık döneminde yıllık 21,17 milyar dolar olarak açıklandığını ve bu rakamın yıllık bazda Cumhuriyet tarihinin en büyük kaynağı belirsiz döviz girişi olduğunu savunan Erdoğdu, "Bu kalemde adeta Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı. Kaynağı belirsiz döviz girişi olmasa, cari açık çok daha yüksek miktarda gerçekleşecekti." ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğdu, ekonomik daralma derinleşirken, cari açık verilen bir konjonktüre geçildiğinin görüldüğünü savunarak, şunları kaydetti:

"Ekonomik daralma devam ederken cari açığın verildiği son dönem 2008-2009 çöküşü dönemiydi. Bugün o dönemle karşılaştırılabilir bir çöküş içindeyiz. Sanayi üretimi endeksi, 2018 Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,8 azaldı. Temmuz ayından beri yıllık oranda devam eden düşüş eğilimi değişmedi. Takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretiminin 2017'nin son çeyreğine göre yüzde 7,5 azalması, Türkiye ekonomisinin 2018'in son çeyreğinde ağır bir daralma deneyimlediğinin kanıtıdır. Ekonomik daralma koşullarında cari açık verilmesi ihracat aracılığıyla krizin etkisinin hafifletileceği beklentisinin boşa düştüğünü gösteriyor. Kriz karşısında gereken önlemleri almayan Erdoğan yönetimi, sanki kriz nasıl yönetilemez ve nasıl derinleştirilir sorularının cevabını aramaya düşmüş."

“İndirimler olmasa enflasyon yüzde 22'ye çıkacaktı”

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, konut ve doğal gazda yüzde 10'luk indirim ile beyaz eşya, mobilya ve otomobildeki vergi indirimleri kararlarının alınmaması halinde ocak ayında yıllık enflasyonun yüzde 22'ye yakın çıkacağını savundu.

Erdoğdu, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı enflasyon verilerine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, enflasyonun 2004'ten bu yana en yüksek seviyeye ulaştığını, vatandaşın gıda dışındaki harcamalarını nerdeyse durdurduğu için cebine yansıyan enflasyonun açıklanandan çok daha yüksek olduğunu belirtti.

Halkın, 2019 Ocak ayında gıda harcamaları için yapması gereken ortalama harcamanın, bir önceki yılın ocak ayına göre yüzde 31 arttığına dikkati çeken Erdoğdu, dövizin en büyük sıçrama yaptığı dönemde bile gıdadaki enflasyonun bu kadar yükselmediğini ifade etti.

"Gerçekleri kabullenerek kalıcı önlemler almak yerine, seçime kadar günü kurtarmayı düşünen" bir ekonomi yönetiminin, ülkenin sorunlarını çözemeyeceğini savunan Erdoğdu, "İç talepteki daralma nedeniyle fiyatlarda genel düşüş eğilimi görülmesi beklenirken, gıda fiyatlarındaki artış temposu bunun önüne geçti. Konut elektriği ve doğal gazda seçim yatırımı olarak verilen yüzde 10'luk indirim olmasa, ekonomik daralmayı hafifletmek için başlatılan beyaz eşya, mobilya ve otomobilde vergi indirimlerinin seçime kadar sürmesi kararı alınmasa, ocak ayında yıllık enflasyon yüzde 22'ye yakın çıkacaktı." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğdu, ülkeyi üretimsizliğe sürükleyen politikalar nedeniyle enflasyonun bu boyutlara ulaştığını ileri sürerek, tarımda sil baştan bir politika yapılmadan gıda fiyatlarının düşmeyeceğinin altını çizdi.

  • "Halkın vereceği ders önemli"

Tarımın bilerek ihmal edildiğini, yıllarca ithal ürünlerle tarım ve hayvancılığın bitirildiğini iddia eden Erdoğdu, şu ifadeleri kullandı:

"Vatandaş gıda ve enerji dışındaki harcamalarını neredeyse durdurduğu için, cebine yansıyan enflasyon açıklanandan çok daha yüksek. Sokaktaki adam reel enflasyonu görüyor. 'Seçime kadar' mantığı ile ertelenen fiyat artışları ile beyaz eşya, mobilya ve otomobildeki vergi indirimleri nisan ayında bitecek. Nisan ve sonrasındaki aylarda daha yüksek faturalar ödeyeceğiz. Halkımız önümüzdeki aylarda maalesef çok daha yüksek enflasyon rakamları ile yaşamak durumunda kalacak. O nedenle bu seçimlerde halkımızın mevcut iktidara sandıkta vereceği ders çok önemli."

CHP'den sanayi üretim endeksi değerlendirmesi

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) açıklanan sanayi üretim endeksine ilişkin, "Sanayi üretim endeksi çakıldı. Aylardır uyardığımız daralma, devletin resmi kurumu tarafından açıklandı. Endeksteki bu düşüş, krizin uzun süreli olacağının işareti. Ülkenin halka yalan söylemeyen, gerçekler üzerinden hareket eden bir kriz yönetimi anlayışına ihtiyacı var." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğdu, yaptığı yazılı açıklamada, TÜİK tarafından sanayi üretiminin, Kasım 2018'de bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,5 azaldığına yönelik verileri açıkladığını hatırlattı.

"Sanayi üretiminde son 10 yılın en büyük daralmasının görülmesinin, ekonomi yönetiminden bihaber olanların memleketi sürükledikleri krizin etkilerinin daha uzun süreceği anlamına geldiğine" işaret eden Erdoğdu, şu ifadeleri kullandı:

"Cari işlemler hesabı kasım ayında 986 milyon dolar fazla vermişti. Bunun arkasında ithalatın aylık 20 milyar dolar seviyelerinden 15 milyar dolara gerilemesi yatıyor. Başka bir deyişle Türkiye'de ithalata bağımlı sektörler daha az ithal ediyorlar ve daha az üretimde bulunuyorlar. Örneğin takvim etkisinden arındırılmış ara malı üretimi yıllık yüzde 11,9, sermaye malı üretimi de yüzde 8,3 azalmış durumda. Sanayideki bu daralma, iş gücü piyasasından iç talebe birçok faktörü negatif etkileyecek."

"Enflasyon ve buna bağlı olarak faizlerin yüksek seyrettiği bir ortamda, yatırım iştahının yeniden görülmesinin çok zor olduğunu" belirten Erdoğdu, "Aralık ayında 'Türkiye ekonomisinin en kötüyü geride bıraktığını' söyleyenler, 'Türkiye ekonomisinde küçülme yaşanmayacağını' ilan edenler halka yalan söylüyorlar. Üstelik öncü göstergeler ellerindeyken bunu yapmaları, aynı zamanda piyasa oyuncularını yanlış yönlendirmeye çalıştıklarını da gösteriyor. Oysa Kasım ayı sanayi üretim rakamları gösteriyor ki, son çeyrekte negatif büyüme derin olacak." görüşünü savundu.

  • "Krizin yönetimi sorunu var"

Ekonomide gelinen bu noktanın, iktidarın bilerek ve isteyerek kurduğu ekonomik ve siyasi düzenin bir sonucu olduğunu ileri süren Erdoğdu, şu değerlendirmede bulundu:

"Sanayi üretim endeksi çakıldı. Aylardır uyardığımız daralma, devletin resmi kurumu tarafından açıklandı. Endeksteki bu düşüş, krizin uzun süreli olacağının işareti. Ülkenin halka yalan söylemeyen, gerçekler üzerinden hareket eden bir kriz yönetimi anlayışına ihtiyacı var. Türkiye'nin artık hem bir ekonomik kriz sorunu, hem de krizin yönetimi sorunu vardır. AKP kadrolarının kifayetsizliği krizin süresini uzatıyor, etkisini derinleştiriyor."

Erdoğdu, akılcı bir teşvik politikasına, kamusal istihdam projelerine ve işçiye-işverene yalan söylemeyen, gerçekler üzerinden hareket eden bir kriz yönetimi anlayışına ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, krizin sorumlularının, krizi en az zararla atlatmak ve sanayiyi kurtarmak için önlemler uygulamaktan kaçındığını öne sürdü.

CHP'den “enflasyon düşük açıklandı” iddiası

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, yıllık enflasyonun yüzde 20,30 olarak açıklanmasına ilişkin, "Açıklanan enflasyon rakamı milyonlar için hayal kırıklığı oldu. Ücretlere düşük zam yapmak için resmi enflasyon rakamları, gerçek enflasyondan düşük açıklandı." görüşünü savundu.

Erdoğdu, yazılı açıklamasında, hükümetin sopayla enflasyonu düşürme çabasının, bu ay 0,40 puan düşüş ile yıllık enflasyonu yüzde 20,30'a çektiğini ileri sürdü.

Enflasyonun beklentilerin bile altında açıklanması nedeniyle çalışan ve emeklilerin yaşadıkları enflasyon oranında değil, TÜİK tarafından makyajlanmış rakama göre zam alacaklarına dikkati çeken Erdoğdu, alt ve orta sınıfın bütçesini kapsayan gıdada yıllık enflasyonun yüzde 25, konutta yüzde 24, ev eşyasında ise yüzde 32 olduğuna değindi.

Normal şartlarda enflasyon düştüğünde döviz kurunun da düşeceğine, ulusal paranın değer kazanacağına dikkati çeken Erdoğdu, şöyle devam etti:

"Oysa tam tersi bir durum var. Çünkü herkes yalan söylendiğini, istatistiklerle oynandığını biliyor. Hiçbir ekonomik verinin, istatistik bilginin doğruluğu ve güvenilirliği kalmadı. TÜİK'in enflasyon rakamları ile pazar tezgahları ve market raflarındaki enflasyon rakamları arasında büyük fark var. Resmi rakamlar ne söylerse söylesin halk enflasyonun ne oranda yükseldiğini yaşayarak biliyor.

Tek gerçek, vatandaşın markete gittiğinde aynı alışverişe 4 ay öncesine göre 2-3 katı para ödediği. Devletin vergilerde yeniden değerleme oranı yüzde 23'ün üstünde iken, köprülere yüzde 43 oranında zam yapılmışken, enflasyonun yüzde 20 olduğuna kimseyi inandıramazsınız."

  • "Halkımız değerlendirsin"

Erdoğdu, enflasyon rakamları ile oynamanın, yalan söylemenin dar gelirlinin cebinden çalmak, kul hakkı yemek olduğunu vurgulayarak, "Açıklanan enflasyon rakamı milyonlar için hayal kırıklığı oldu. Ücretlere düşük zam yapmak için resmi enflasyon rakamları, gerçek enflasyondan düşük açıklandı." ifadesini kullandı.

Seçimlere 87 gün kala açıklanan bu düşük enflasyon oranı ile maaşlara yapılan yüzde 10 civarındaki zammı halkın değerlendirmesini isteyen Erdoğdu, ücretlilerin, zaten maaşlara yapılan refah payının kesilmesi nedeniyle devletten alacaklı olduğunu, gerçek enflasyonun altında belirlenen zam ile bu alacakların büyüdüğünü kaydetti.

“Emeklilikte yaşın düşmesi gerekiyor”

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, "Emeklilikte yaşın düşmesi gerekiyor çünkü yeni bir teknolojik düzenle karşı karşıyayız. Her şeyi robotlar yapacak, toplam faktör zenginliği bu kadar artmış. Biz artık erken emekliliği hak ediyoruz." dedi.

Erdoğdu, Türkiye Emekliler Derneğinin (TÜED) 22. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, batı ülkelerindeki işçi ve emekli sendikalarının birçok varlığa sahip olduğunu, Türkiye'deki sendikaların da bu hakkı elinde bulundurduğunu belirtti.

Milli servetin milletin emekçilerine ait olduğunu vurgulayan Erdoğdu, "Bu mesele millete ve çocuklarınıza olan sorumluluğunuzdur. Eğer tercihlerinizi bu yönde vicdanınızla imanınızla ve irfanınızla kullanmazsanız, bugün geldiğimiz güne döneriz." diye konuştu.

Erdoğdu, emeklilerin yüzde 75'inin 55 yaş ve üzerinde olduğunu aktararak "Emeklilikte yaşın düşmesi gerekiyor çünkü yeni bir teknolojik düzenle karşı karşıyayız. Her şeyi robotlar yapacak, toplam faktör zenginliği bu kadar artmış. Biz artık erken emekliliği hak ediyoruz. Gerçek bir halkçı iktidar mümkün olduğu kadar sosyal güvenlik dengelerini bozmadan erken emekliliği savunmalıdır." ifadelerini kullandı.

– "Emekli maaşı asgari ücretin altında olmamalı"

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş) Genel Başkanı Ergün Atalay da parlamentodaki işçi kökenli milletvekili sayısının artması sayesinde işçi ve emeklilerin sorunlarının çözülebileceğini savundu.

Atalay, eğitime öncelik verilmesi ve eğitimli bireylerin yetiştirilmesi gerektiğini dile getirerek "Bundan çeyrek asır evvel işçi çocuğunun üniversiteye gitme oranı yüzde 2 oranındaydı. Şimdi ise yüzde 25 civarındayız. Bu ülkeyi eninde sonunda işçi kökenli bireyler yönetecek." dedi.

Türkiye'deki emekli aylıklarına dikkati çeken Atalay, "Kamu sözleşmelerinde talebimiz şu, 'Biz çalışan işçiye ne zam alıyorsak işçi emeklilerine de aynı zammı verin' diyoruz. Şunun bir kaide olması lazım, emekli maaşı asgari ücretin altında olmamalı." diye konuştu.

TÜED Genel Başkanı Kazım Ergün ise ülkenin akil insanları emeklilerin memleketin her hadisesinde fikir beyan edebilecek tecrübeye sahip olduğunu belirtti.

Kimsenin emeklileri "yaşı yetmiş işi bitmiş mezar taşı" olarak görmemesi gerektiğini dile getirerek "Mehmetçiğimiz ve diğer güvenlik güçlerimiz cephede savaşıyor. Çok açık söylüyorum ki bütün arkadaşlarımla silahı elimize alıp cephede savaşacak kadar genç ve diriyiz. Bu ülkeye canımız feda olsun." sözlerini kullandı.

CHP'den “ekonomi” eleştirisi

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, "Dışa bağımlılık nedeniyle enflasyon, kur krizi sonrasında yüzde 24,5'e çıktı. Şimdi ise şirketleri faaliyet karlarında düşüşe razı kılarak, zorlamayla fiyat artışlarını erteleyerek ve daha önce sonuç alınmamış teşvik politikalarıyla enflasyonu yapay bir şekilde düşürmeye uğraşıyorlar." ifadesini kullandı.

Erdoğdu, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'de enflasyonun yükseldiğini, üretimin daraldığını, ithal girdilere bağlı üretimin ise durmak üzere olduğunu iddia etti.

"Türkiye'nin sorunlarını ağırlaştıranlar, ekonomik krize sürükleyenler ve 16 yıldır cari açık sorununu çözemeyenler, cari açıktaki azalmanın ne anlama geldiğini bilmiyormuş gibi davranıyorlar." değerlendirmesinde bulanan Erdoğdu, şöyle devam etti:

"Kur oynaklığı nedeniyle üretici ve tüketici önünü göremediği için durgunluk var ve ona eşlik eden enflasyon nedeniyle ağır bir stagflasyonun altındayız. Türkiye ekonomisinin yapısında bir değişiklik olmadan, ihracatın ithalata olan bağımlılığı ile ara malı ithalatına bağımlılığın ekonomiye verdiği tahribatı ortadan kaldırmadan cari açığın hızla azalmasının tek bir anlamı var, ekonomik daralma. Eğer bu koşullar altında cari açığınız aylık birkaç yüz milyon dolara geriler ya da aylık bazda cari fazla vermeye başlarsanız, bunun ifade ettiği sonuç, Türkiye'deki ekonomik daralmanın beklenenden daha derin gerçekleşeceğidir. Sinyalleri görünen tarzda cari açık azalması en son, Türkiye ekonomisinin büyük darbelerden birisini aldığı 2009 yılında görülmüştü."

Kredi hacminde de çok ciddi bir daralma olduğunu savunan Erdoğdu, kamu bankalarının bile kredi verme koşullarını sıkılaştırdığına dikkati çekti. Erdoğdu, ticari kredi faizlerinin yüzde 40, tüketici kredi faizleri yüzde 35'lere dayandığını, hiçbir ülkede krediler daralırken büyümenin gerçekleşemeyeceğini belirtti.

– "Fırsatlar ne yazık ki harcandı"

Erdoğdu, ithalat yapamadığı için üretimini sürdüremeyen firmaların, dışa bağımlılığın boyutlarını ortaya koyduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Bu dışa bağımlılık nedeniyle enflasyon, kur krizi sonrasında yüzde 24,5'e çıktı. Şimdi ise şirketlerin faaliyet karlarında düşüşe razı kılarak, geçici bir zorlamayla fiyat artışlarının erteleyerek ve daha önce sonuç alınmamış teşvik politikalarıyla enflasyonu yapay bir şekilde düşürmeye uğraşıyorlar. Türkiye'nin önünde kronik cari açıkla baş edebilmek için daha önce açılan fırsatlar AKP tarafından ne yazık ki harcandı. Şimdi, sermaye girişlerine bağımlı, sıcak para çekildiğinde duran, sürekli dışa kaynak aktaran bir ekonomik yapının içindeyiz. Bütün bunların sorumlusu AKP hükümetidir. Birkaç aylık ya da çeyreklik cari açıktaki düşüşe sığınarak sorumluluktan kurtulamazlar."

CHP'den “Enflasyonla Mücadele Programı”na tepki

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, "Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı"na ilişkin, "Kalıcı tedbirler almadan, girdilerde gerekli destek ve indirimleri yapmadan, sadece işletme ve şirketlerin fedakarlığıyla enflasyonu düşüremezsiniz." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğdu, yaptığı yazılı açıklamada, paketin, süpermarketlerin ürün kataloğuna benzediğini, kermes düzenler gibi "falanca üründe şu kadar, filanca ürün de bu kadar indirim var." denilerek enflasyonun düşürülemeyeceğini ifade etti.

"Gelinin falanca dayısından çeyrek altın, filanca amcasından bilezik" kıvamındaki çabalarla enflasyonla mücadele edilemeyeceğini belirten Erdoğdu, şöyle devam etti:

"Firmalara, enflasyon sepetindeki ürünlerde indirim dayatarak, bazı temel ürünlerde fiyat artışlarını erteleyerek sorunu kontrol altında tutamazsınız. Kalıcı tedbirler almadan, girdilerde gerekli destek ve indirimleri yapmadan, sadece işletme ve şirketlerin fedakarlığıyla enflasyonu düşüremezsiniz. Pakette üretim maliyetlerini nasıl aşağı çekecekleri, dövizi nasıl düşüreceklerine dair hiçbir şey yok. Sivil toplum kuruluşları temsilcileri içi boş olan bu paket hakkında korkudan gerçek fikirlerini açıklamıyor. Türkiye açısından aslında çok hüzün verici."

Üretici fiyatlarındaki artışın tüketici fiyatlarına mutlaka yansıyacağını savunan Erdoğdu, şunları ifade etti:

"Enerji fiyatlarına yıl sonuna kadar zam yapmayacaklarını açıkladılar. Enerjiye zaten fahiş miktarda zam yapmışlardı. Ama enerjideki fahiş vergileri düşüreceklerine dair bir şey açıklamadılar. Fahiş vergiler nedeniyle pek çok enerji şirketi battı. Asıl yapılması gereken, enerjideki bu fahiş vergilerde indirim yapmak."

Erdoğdu, Türkiye'nin kendisine benzer ülkelerin 6 katı enflasyon oranına sahip olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Zorlamayla fiyat indirerek enflasyonu yıl sonunda yüzde 20'de tutmak istemelerinin arkasında ücret artışları ve temelde de asgari ücret artışını sınırlandırabilme isteği yatıyor. Ertelenen zamlar nedeniyle fiyat artışları tempo kaybetse de bu zamlar ocak ayında geri gelir."

CHP'den 3. havalimanı için “kira” sorusu

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, 3. havalimanına ilişkin, "29 Ekim 2018 tarihinde bu havalimanını açtığınızda kira da başlayacak mı? 1 milyar 45 milyon avro kirayı 5'li müteahhit ekibi, o gün Hazine Müsteşarlığının hesabına yatıracak mı? Bu sorunun cevabını Ulaştırma Bakanlığından duymak istiyorum." dedi.

Erdoğdu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının, 3. havalimanındaki yolsuzluk iddialarının gerçeği yansıtmadığına ilişkin bir açıklama yaptığını hatırlattı.

İhaleye göre havalimanı deniz seviyesinin 90 metre üzerine yapılması gerekirken, sonrasında bunun 60 metreye düşürüldüğünü kaydeden Erdoğdu, bu değişiklikten kamunun 2,5 milyar avro zarar ettiğini savundu.

Bu 30 metrelik kot düşürmesine gerekçe olarak "zemin çürüklüğünün" gösterildiğini belirten Erdoğdu, "Cumhuriyet tarihinin en büyük ihalesine çıkılmadan önce zemin etütü yaptırılmamış mı? Böyle bir gerekçe kabul edilebilir mi?" diye sordu.

Böyle bir durumda tekrar ihaleye çıkılması gerektiğini belirten Erdoğdu, proje bedelinin düşeceğini gören şirketlerin ona göre teklif verip ihaleye girebileceğini ifade etti.

Erdoğdu, bu 2,5 milyar avronun inşaatı yapan 5 şirketten nasıl ve ne zaman tahsil edileceğini öğrenmek istediklerini vurguladı.

– "Halka ödettirilecek"

Havalimanı ihalesi 2013'te gerçekleşmesine rağmen 2015'te yer tahsisinin yapılmasıyla 2 milyar 90 milyon avro zararın yaşandığını ileri süren Erdoğdu, yer teslimatında Tarım ve Orman Bakanlığından izin alınamadığı açıklamasının gerçek olmadığını, Bakanlık bürokratlarının 8-10 kez "teslim alın" diye bildirimde bulunduğunu aktardı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 1 Mayıs 2015'te yer teslimi yapılan havalimanının temelini, 2014'teki seçim kampanyası kapsamında attığını ileri süren Erdoğdu, bunun kabul edilemeyeceğini bildirdi.

Erdoğdu, şartnamede olmamasına rağmen, ihaleden sonra şirketlere finansman garantisi verildiğini ileri sürerek buna kamu bankalarının finansman sağladığını, bu şirketler ödeme yapmadığında, bunun halka ödettirileceğini savundu.

Bu projenini batacağını, sonradan verilen bu finansman garantisinin Hazinenin üzerine yıkılacağını iddia eden Erdoğdu, "Şimdiden uyarıyorum ki önlem alsınlar. Yazıktır, bu halkı 4,5 milyar avro daha bu projenin bedelini ödemek zorunda bırakmasınlar. Şimdiden başladılar, 'Efendim borcunu ödeyemeyen özel şirketlerin borcunu kamu almalıymış.' Şirket kurtarma planı dedikleri bu. Asgari ücretlilerin, milyonlarca işçinin, çiftçinin, emeklinin üzerine yıkacaklar milletin anasına küfredenlerin borcunu." diye konuştu.

– "Uçaklar yengeç gibi inecek"

Havalimanı projesinin ihalesi öncesinde 4 kez çevresel etki değerlendirmesi raporunun değiştirildiğini öne süren Erdoğdu, "Rüzgar ölçümü yapmışlar, nerede yaptınız, nerede test sonuçları? Burada yandan dönen rüzgarlar var. Buraya uçaklar yengeç gibi inecek. Bütün THY pilotları söylüyor. Devlet Hava Meydanlarının üst yöneticileri, siyasiler ve şirketler tarafından sokuldukları bu yolsuzluk bataklığı yüzünden büyük ihtimalle gelecekte çok ağır cezalar görecekler, hapis yatacak hepsi." dedi.

"Bu havalimanı güvenli bir şekilde ne 29 Ekim'de ne de 31 Aralık 2018'de açılamaz. Göreceksiniz, orada 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı gölgelemek için bir açılış yapılacak, o havalimanı açılmayacak, Atatürk Havalimanı çalışmaya devam edecek." diyen Erdoğdu, şöyle devam etti.

"29 Ekim 2018 tarihinde bu havalimanını açtığınızda kira da başlayacak mı? 1 milyar 45 milyon avro kirayı 5'li müteahhit ekibi, o gün Hazine Müsteşarlığının hesabına yatıracak mı? Bu sorunun cevabını Ulaştırma Bakanlığından duymak istiyorum. 29 Ekim'de bu havalimanını açıyorsanız, şartnameye ve sözleşmeye göre 1 milyar 45 milyon avroluk kiranın da yatırılması gerekiyor. Yoksa, ilk iki kirayı tehir mi edeceksiniz? Bu konuda Ulaştırma Bakanlığı tam ve doğru cevap vermek zorundadır."

CHP yeni havalimanı için suç duyurusunda bulunacak

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu, 3. Havalimanı inşaatında yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla, müteahhit firmalar ve ilgili kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi.

Erdoğdu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 3. Havalimanı'nın "yap-işlet-devret" modeliyle yapılan ihalesini 5 şirketin aldığını hatırlattı.

Bu havalimanının inşaat süresini takiben, 25 yıllığına ihale edildiğini belirten Erdoğdu, 3 Mayıs 2013'te ihalesi yapılan havalimanının yer tesliminin 2 yıl sonra gerçekleştiğini ifade etti.

Yer teslimi yapılmadığı için hem inşaat hem işletme süresinin 2 yıl haksız olarak kamunun aleyhine, işletmecilerin lehine uzatıldığını anlatan Erdoğdu, bununla 2 milyar 90 milyon avronun halkın cebinden alınarak, bu müteahhitlerin cebine konulduğunu savundu.

Bu ihale yapılırken öngörülen yatırım bedelinin 7 milyar 354 milyon avro olduğunu belirten Erdoğdu, ihalenin en büyük bedelini hafriyat ve dolgu malzemelerinin oluşturduğunu, havalimanı yerleşkesinin 90 metre yükseltilmesi için ihale yapılmasına rağmen, sonradan bunun 60 metreye düşürüldüğünü ileri sürdü.

Erdoğdu, bu durumun maliyeti 2,5 milyar avro düşürdüğünü, bu paranın da halkın cebinden alınarak, bu beş müteahhite aktarıldığını iddia etti.

Yapılan ihale usülsüzlüklerinin bununla sınırlı olmadığını, finansman garantisi ile ilgili hükümlerin ihale sonrasında değiştirilerek, Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nin 6,3 milyar avro talep garantisinin yanında, yaklaşık 4,7 milyar avro da koşulsuz finansman garantisine kefil edildiğini anlatan Erdoğdu, bu müteahhitlerin kredileri ödemediği takdirde, kusurlu olup olmadıklarına bakılmaksızın borçlarının kamunun üzerine yıkılacağını öne sürdü.

Aykut Erdoğdu, hem zamanında yer teslimi yapılmayarak hem de havalimanı kotu düşürülerek bir inşaat usulsüzlüğü yapıldığını vurgulayarak, "Haksız tutar 4 milyar 590 milyon avrodur. Bunun Türk Lirası karşılığı 32 milyardır. Bu da kamu bütçemizin yaklaşık yüzde 5'ine denk gelmektedir. Biz, Türk Ceza Kanunu'nun 236. maddesine göre, bu müteahhit ekibi ve ne yazık ki siyasi talimatla bu suçu ortak edilen kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda bulunacağız." diye konuştu.

Sayıştay denetçilerinin bu hususları tespit etmelerine rağmen, bu tarihi yolsuzlukla ilgili herhangi bir işlem yapmadığını aktaran Erdoğdu, Sayıştay yetkilileri hakkında da "görevi kötüye kullanma" suçundan suç duyurusunda bulunacaklarını bildirdi.

– "Havalimanının yapıldığı zemin çürük"

Yeni havalimanının, uçuş güvenliğini tehlikeye sokacak ve işletme maliyetlerini çok artıracak teknik eksikliklerinin bulunduğuna işaret eden Erdoğdu, eski maden ocaklarının bulunduğu alana yapılan havalimanının zemininin çürük olduğunu ve bölgede hava koşullarının uygun bulunmadığını, kuşların göç yolunun buradan geçtiğini kaydetti.

Yeterli tesislerin yapılmaması nedeniyle Atatürk Havalimanı'nın kullanılacak olmasının, Türk Hava Yolları'nın işletme giderlerini artıracağını anlatan Erdoğdu, Atatürk Havalimanı ile bu havalimanının aynı anda kullanılmasının uçuş koridorları ve rotası açısından da uygun olmayacağını kaydetti.

– "Temiz su kaynakları elden çıktı"

Yeni havalimanında çıkacak herhangi bir sorun nedeniyle Atatürk Havalimanı'nın da işletilmeye devam edeceğini, vatandaşların iki havalimanının da masraflarına katlanmak zorunda kalacağını aktaran Erdoğdu, 3. Havalimanı inşaatının Telekom ihalesinden sonra dünya yolsuzluk tarihinin en büyük ikinci yolsuzluğu olduğunu iddia etti.

Havalimanının açılışının gecikmesi dolayısıyla oluşacak maliyetin Türk Hava Yolları'na yüklenmek istendiğine işaret eden Erdoğdu, "İstanbul'un kuzey ormanları katledilerek" yapılan proje nedeniyle tarım arazileri ve temiz su kaynaklarının da elden çıktığını anlattı.

Erdoğdu, bu konuyla ilgili mücadelelerini 3. Havalimanı'nda ağır şartlarda çalışmak zorunda bırakılan işçilere atfettiklerini, işçilerin alın terini çalanlardan hesap soracaklarını sözlerine ekledi.