“Too Much Love” sergisi açıldı

ANKARA (AA) – "Too Much Love" sergisi, başkentli sanatseverlerle buluştu

Çek ressam, grafik tasarımcı ve illüstratör Jiri Votruba'nın eserlerinden olan sergi, CerModern'de açıldı.

Sergide, Pop Art portreleri, çizgi roman ve israf kültürüne atıfla hazırlanan 60 eser yer alıyor.

Votruba, serginin açılışında yaptığı konuşmada, daha önce birkaç kez geldiği Türkiye'yi çok beğendiğini söyledi. Burada sergi açmayı hep hayal ettiğini belirten Votruba, hayalini gerçekleştirmekten duyduğu mutluluğu dile getirdi.

CerModern'i çok beğendiğini ifade eden Votruba, "Çok sade ve resimleri göstermeye uygun bir galeri. Küresel portreler serisini ilk defa kesintisiz olarak sergileyebiliyorum. Arada seriyi bölen kapılar ve başka odalar yok." diye konuştu.

Çekya'nın Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle düzenlenen sergi, 23 Haziran'a kadar CerModern'in Kuzey Hangar Galerisi'nde ziyaret edilebilecek.

CerModern'deki melekler uçmaya hazırlanıyor

ANKARA (AA) – EDA ÖZDENER – Meksikalı heykel sanatçısı Jorge Marin'in bronzdan yapılmış kanatlar ve dev melek figürlerinden oluşan sergisi, başkentli sanatseverleri bekliyor.

CerModern'in bahçesindeki "Varlığın Yeniden İnşası" adlı sergide Marin, keskin avlanma yetileri olan, uçsuz bucaksız görüşe sahip kuşları melek ya da mitolojide kuş ve insan melezi olarak bilinen "Garuda" şeklinde tasvir ediyor.

Bronzdan yaptığı bu dev yaratıkları küreler, pencereler, kefeler veya atlar üzerine konumlandıran Marin, varlık olma kavramını sorguluyor.

Klasik sanatın etkilerini taşıyan ancak yüzlerindeki gagalı maskelerle zıtlıkların uyumunu ortaya koyan dev heykeller, konuk oldukları CerModern bahçesinden 30 Nisan'da ayrılacak.

"Varlığın Yeniden İnşası Sergisi", kendisini ziyaret edecek başkentlileri gizemli, akıl dışı, muzip ve eğlenceli bir yolculuğa çıkaracak.

  • Marin, farklı formlardaki heykelleriyle biliniyor

Minyatürden anıt heykellere kadar tüm eserlerine bronzla hayat veren Marin, farklı formlarda heykelleriyle tanınıyor.

Eserleri Almanya, Belçika, Danimarka, İspanya, Fransa, Macaristan, Portekiz, Azerbaycan, Kanada, Kosta Rika, ABD, Guetamala, Panama, Çin, Japonya, Singapur, Endonezya, Hong Kong, Tayland, Kuveyt ve Mısır'da sergilenen Marin, bu ülkelerde 260'dan fazla sergiye katıldı.

Marin'in en çok bilinen eserleri arasında Meksika'nın Ecatepec şehrinde bulunan dev heykeli Plaza de Alas ile 28 şehirde sergilenen Alas de Mexico yer alıyor.

Alas de Mexico, Varlığın Yeniden İnşası Sergisi kapsamında Ankara'da da sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.

“Asaf Erdemli: Entropi” sergisi açıldı

ANKARA (AA) – "Asaf Erdemli: Entropi" sergisi, başkentli sanatseverlerin izlenimine sunuldu.

CerModern Hub Salonu'nda açılan sergide, heykeltıraş Asaf Erdemli "Çile" adını verdiği bir performans da sergiledi.

Sergi, 12 Mayıs'a kadar gezilebilecek.

CerModern “büyülü” sergiye ev sahipliği yapacak

ANKARA (AA) – EDA ÖZDENER – Gazeteci yazar Hıfzı Topuz'un, Kara Afrikası'nda kullanılan maske ve heykellerden oluşan "Büyülü Afrika" koleksiyonu, başkentlilerle buluşacak.

Topuz'un 25 yıl boyunca, Afrika seyahatlerinden topladığı maske ve heykellerin yer aldığı "İnancın Temelindeki Sanat: Büyülü Afrika Sergisi" bu akşam Cermodern'de izlenime sunulacak.

Sergide, Mali, Senegal, Burkina Faso, Fildişi Sahili, Kamerun ve Kongo'daki etnik toplulukların dini ayinlerde, düğünlerde ve bereket törenlerinde kullandıkları 500'e yakın orijinal maske yer alıyor.

Ahşap oyma maskelerin ağırlıkta olduğu sergide, metal detaylara ve boncuklara yer verilen yapıtlar da eserler arasında bulunuyor. Fil ayağı derisinden yapılan bir maske ise serginin dikkati çeken eserleri arasında öne çıkıyor.

Serginin açılış törenine katılmak için İstanbul'dan Ankara'ya gelen Hıfzı Topuz, AA muhabirine, Afrika seyahatlerinden ve Fransa'daki açık artırmalardan topladığı seçkinin hikayesini anlattı.

Topuz, 1957'de yüksek lisans öğrenimi için Paris'e gittiğini, Afrika sanatının ilk örneklerini de Nazım Hikmet'in eşi Münevver Hanım'ın evinde gördüğünü söyledi. Topuz, "Ev, müze gibi Afrika maskeleri ve heykelleriyle doluydu. Kendi kendime yolum Afrika'ya düşerse ben de bunlardan toplayacağım dedim." ifadelerini kullandı.

UNESCO'da çalışmaya başladığı 1960'ların başında Dakar'a gazetecilik semineri vermek için gönderildiğini belirten Topuz, "İlk olarak Dakar'dan elimde 4 heykelle döndüm." dedi.

  • "Gerçek parçaları bulmak kolay olmadı"

Topuz, Afrika'ya çeşitli nedenlerle 40'ı aşkın ziyaret gerçekleştirdiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunların 25'i Kara Afrika ülkelerine. UNESCO'da çalıştığım 25 yıl boyunca Afrika'ya her yıl birkaç kez gittim. Bir sene Kongo'da kaldım. Her gittiğim yerde de maske topladım. Bunları toplamak meseleydi, bazı dükkanlar var ama turistik şeyler yapıyorlar, gerçek parçaları bulmak kolay olmuyordu. Arkadaşlarım bana yardım etmeye başladı, 'Şunu alma bunu al, bu kıymetlidir' gibi. Ben de Afrika sanatını tanıdıkça artık anlamaya başladım."

Törenlerde kullanılmış gerçek, otantik parçaların kıymetli olduğuna işaret eden Topuz, "Afrikalılar, bunları sadece törende kullanıyor. Evlerinde saklayıp, duvarlarına asmıyorlar. Törende giyiyorlar, Animizm inancına göre onlara büyük ruhların misafir olduğunu düşünüyorlar, bu sırada maske veya heykel kutsallaşıyor, ruh gittikten sonra bir kıymeti yok. Törenlerden sonra o maskeleri bir depoda saklıyorlar." diye konuştu.

  • "Yaşlılar heyeti karar verdi"

Topuz, maskeleri toplarken yaşadığı ilginç anıları da anlattı. Burkina Faso'da bir köyden geçerken tören yapıldığını gördüğünü, tam o sırada maskelerin toplanıp depoya kaldırıldığını belirten Topuz, yanında bulunan ve orada bakanlık yapan arkadaşının, kendisine yardımcı olmak için köyün muhtarıyla görüştüğünü söyledi.

Hıfzı Topuz, "Köyün muhtarı, bakana 'Tek başına karar veremem, yaşlılar heyeti karar verir' dedi. Onları topladı. Bir saat tartışmanın sonunda izin verdiler. Maske taşıyıcıları, maskeleri tekrar takıp geldi, öyle resimlerini aldık." dedi.

Mali'nin başkenti Bamako'da balkonu maskelerle dolu bir eve çıktığında, ev sahibinin bir hayli etkileyici bir kitaplığa sahip olduğunu gördüğünü ve şaşırdığını dile getiren Topuz, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kütüphanede Fransız ve İngilizce felsefe, tarih, edebiyat kitapları var. Satıp satmadığını sordum. Kendi kitapları olduğunu, satmadığını söyledi. 'Ben meraklıyım, Paris'te okudum. Sosyalistim, bazı sosyalistler Afrika'da iş başına geldiler ama fos çıktılar. Onlardan ayrıldım, Amerika'ya gidip, Kara Panter hareketine katıldım. Onları da bırakıp, memleketime geldim. Hiçbir şeyden de hevesim kalmadı, bunları okuyorum' dedi.

Maskelerden birkaç tane alıp alamayacağımı sordum. İzin verdi. Beğendiklerimi elimden alıp attı. Kendi seçtiği bir maskeyi verdi. 'Bunu al, hakiki çok kullanılmış bir maske' dedi. Her yerde böyle anılarım var. Bunları toplamak macera oldu, hayatıma müthiş bir canlılık kazandırdı."

  • "Koleksiyonu bağışlamak istediğimi birçok kez söyledim"

Topuz, kıtanın yanı sıra gerçek maskelerin izini Fransa'daki müzayedelerde de sürdüğünü buradan da pek çok yapıt aldığını anlattı.

"Benim için bir hastalık haline geldi. Satmak endişesiyle değil sırf merakım olduğu için topladım. Bunlar daha sonra kamuya mal edilir, bir müze, koleksiyon olur diye düşündüm." diyen Topuz, Türkiye'ye döndüğü zaman bu yapıtları bağışlamak istediğini birçok kez dile getirdiğini belirtti.

Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün'ün koleksiyonu istediğini ifade eden Topuz, koleksiyonun Büyükçekmece'de yapılacak bir müzede sergileneceğini söyledi.

  • "Müze için ilham kaynağı olacak bir sergi olmuş"

Maske ve heykellerin her sergilenişinde aynı heyecanı duyduğunu, CerModern'deki sergi düzenini çok beğendiğini ifade eden Topuz, "Çok güzel yerleştirmişler, doyamıyorum seyretmeye. Müze için de ilham kaynağı olacak, örnek alınacak bir sergi olmuş." dedi.

Sanatseverler sergiyi, 23 Haziran'a kadar CerModern ana galerisinde gezebilecek.

Kaligrafi sanatçısı Salar Ahmadian'ın eserleri CerModern'de sergilenecek

ANKARA (AA) – İranlı kaligrafi sanatçısı Salar Ahmadian'ın geleneksel ile günceli buluşturan eserleri Ankara'da ilk kez sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

CerModern sezonun 3'üncü sergisinde, kaligrafinin tarihsel çizgisine çağdaş ifadeler yansıtan, yapıtlarında geleneksel ile günceli buluşturan Ahmadian'ın eserlerini sanatseverlerin beğenisine sunacak.

CerModern Güney Kuzey Galerisi'nde sanatçıya ait 21 eserin sunulacağı sergi, 23 Kasım-16 Aralık tarihlerinde ziyarete açık olacak.

– Salar Ahmadian kimdir?

1957 yılında İran'da doğan sanatçı, Tahran'da resim eğitimi aldıktan sonra Kanada'ya yerleşerek sanat üretimine devam etti.

ABD, Kanada, İtalya, İran, Dubai ve İngiltere'de sergilenen Salar Ahmadian'ın eserleri, Ankara'da ilk kez sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Meksikalı heykel sanatçısından “Varoluşun Yeniden İnşaası” sergisi

ANKARA (AA) – Meksikalı sanatçı Jorge Marin'in çalışmalarının yer aldığı "Varoluşun Yeniden İnşaası" sergisi Ankara'da açıldı.

Meksika'nın Ankara Büyükelçiliği öncülüğünde CerModern'de açılışı yapılan sergiye, Meksika'nın Ankara Büyükelçisi Bernardo Cordova Tello, Dışişleri Bakanlığından Büyükelçi İnan Özyıldız'ın yanı sıra çok sayıda yabancı misyon temsilcisi ve diplomat katıldı.

Meksika Büyükelçisi Tello, açılışta yaptığı konuşmada, "Bu tür yapıtlar varlık ve sanat arasında bir kapı açıyor ve Meksika kültürünü dünyaya yaklaştırıyor." dedi.

Büyükelçi Tello, Jorge Marin'in sıra dışı bir tekniği olduğuna işaret ederek, "Meksika'nın önde gelen heykel sanatçılarından Jorge Marin'in Varlığın Yeniden İnşaası sergisini açmak benim için büyük bir onur. Bu tür yapıtlar varlık ve sanat arasında bir kapı açıyor ve Meksika kültürünü dünyaya yaklaştırıyor." ifadelerini kullandı.

Büyükelçi Tello, CerModern'e, Türk hükümeti ve yetkililerine sergiyi Ankara'da açmak için verdikleri destekten dolayı teşekkür etti.

Serginin açılışına katılamayan ancak bir video görüntüsü gönderen heykel sanatçısı Jorge Marin, Ankara'da olamadığı için üzgün olduğunu belirterek, serginin açılmasında emeği geçenlere teşekkür etti.

İlk kez Azerbaycan'da geçen yıl da İzmir'de açılan "Varoluşun Yeniden İnşaası" sergisi 10 bronz heykelden oluşuyor.

Sergi şubat ayına kadar ziyaret edilebilecek.

Ünlü ressamların torunu Anadolu kültürünü sergilerle yaşatıyor

ANKARA (AA) – ÖMER OLCAY – Türkiye'nin en önemli kadın ressamlarından biri olan Eren Eyüboğlu'nun torunu Rahmi Eyüboğlu, babaannesinden kendisine miras kalan resimleri sergileyerek Anadolu kültürünü yaşatıyor.

Romanya'nın Yaş kentinde ilk resmini yapan Rumen ressam Ernestine Leibovici, Paris'te Andre Lhote'un atölyesinde tanıştığı şair, yazar ve Türk ressam Bedri Rahmi Eyüboğlu ile 1936'da evlendikten sonra Eren Eyüboğlu ismini aldı.

O dönem etkisinde kaldığı Anadolu kadınını fırçasıyla eserlerine yansıtan sanatçının en büyük esin kaynağı da Anadolu'nun folkloru, coğrafyası, kültür zenginlikleri ve insanı oldu.

Hatta Türk edebiyatının en önemli isimlerinden Ahmet Hamdi Tanpınar, bir eserinde Eyüboğlu'nu "Anadolu'yu görmüş Pisanello" olarak tanımladı.

Eren Eyüboğlu'nun torunu Rahmi Eyüboğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1988'de vefat eden babaannesinin resimleri, duvar resimleri, panoları ve mozaikleriyle adından dünya çapında söz ettirerek, literatüre Türk kadın ressam olarak girdiğini vurguladı.

– Anadolu kadının etkisinde kaldı

Devletin, ressamları 1942'de Anadolu'ya gönderdiği programda babaannesinin Anadolu kadınından çok etkilendiğini ve onları resimlerinde kullandığını ifade eden Rahmi Eyüboğlu, "Bakıyorsunuz Eren Hanım'ın resminde Ege'deki çalışan kadın var. Bir bakıyorsunuz Eren Hanım'ın resminde Karadeniz'de odun taşıyan kadın da var ve bakıyorsunuz Çorum'daki halayda dans eden kadınlar da var." dedi.

Babaannesinin herkesin fikrine saygı duyan biri olduğunu anlatan Rahmi Eyüboğlu, bir gün resim yaparken resmin olup, olmadığını sormak için evin bahçıvanının görüşüne başvurduğunu ve o görüşe göre de yaptığı resmi tekrar düzenlediğini aktardı.

– İslamiyeti seçti, "Eren" ismini aldı

Rahmi Eyüboğlu, babaannesinin evlendikten sonra kayınvalidesinin hoşgörülü olmasından etkilenerek, dinini değiştirdiğini dile getirerek, şunları anlattı:

"Dedemin annesi, bizim 'bal nene' dediğimiz Lütfiye anne aynı zamanda Eren Hanım'ın da kayınvalidesiydi. Lütfiye anne beş vakit namazını kılan dini bütün bir kişiydi. Tahmin ediyorum ki kayınvalidesi ona 'dinini değiştireceksin' diyerek baskı yapmamış. Eren Hanım, kayınvalidesi Lütfiye anneden bu hoşgörüyü ve anlayışı görünce kendisi Müslüman olmak istemiş.

Babaannemin ismi Ernestine idi. Müslüman olmaya karar verince ona Eren ismini koymuşlar o da kabul etmiş. Ama hakikaten ermiş bir insan gibiydi benim babaannem."

– "Eren Eyüboğlu-Yaşamı ve İşleri" sergisi

Sanatçının eserlerinin önemli sanat merkezlerinde sık sık sergilendiğini ve sanatseverlerin büyük ilgisiyle karşılaştıklarını vurgulayan Rahmi Eyüboğlu, başkentin en önemli modern sanat merkezlerinden biri olan CerModern'in yeni sezona Eren Eyüboğlu'nun şimdiye kadar açılmış en kapsamlı "Eren Eyüboğlu-Yaşamı ve İşleri" isimli sergisinin 5 Ekim'de başladığını söyledi.

Serginin aynı zamanda küratörlüğünü yapan ve CerModern Sanat Programları Yönetmeni Zihni Tümer, açılış etkinliğinde, AA muhabirine, 205 eser ile bugüne kadarki Eren Eyüboğlu'nun en geniş kapsamlı sergisini başkentte yaptıklarını söyledi.

Sanatseverlerin sergiyi 10 Mart 2019'a kadar gezebileceğini belirten Tümer, "Uzunca bir süre açtık. Genelde biz 4 ay açarız. Ama bu sergiyi 6 aylık bir sürece yayarak, Ankaralı izleyicilerin doya doya Eren Eyüboğlu ile tanışmalarını arzu ettik." dedi.

Sergide, Eyüboğlu'nun seramik, kara kalem, yağlı boya, sulu boya ve guaj boya eserlerinin yanı sıra eskizleri ve özel fotoğrafları da yer alıyor.

CerModern 9. Açık Hava Film Günleri

ANKARA (AA) – CerModern'in 9'uncu kez düzenlediği, ödüllü Türk filmlerinden oluşan "Açık Hava Film Günleri" yarın başlayacak.

CerModern'den yapılan açıklamaya göre, "Açık Hava Film Günleri"nde gösterime girecek Türk filmleri, ücretsiz izlenebilecek.

Etkinlikte, Ankara'da yaşayan yabancı misyon temsilcilerinin yakından takip ettiği yeni Türk sinemasının festivallerde yarışan filmleri gösterilecek.

Festivalin açılışı yarın saat 20.15'te yönetmen Pelin Esmer'in, yazar Barış Bıçakçı ile senaryosunu kaleme aldığı ödüllü "İşe Yarar Bir Şey" filmiyle yapılacak.

Açık Hava Film Günleri'nde 19 Eylül Çarşamba "Güvercin", 20 Eylül Perşembe "Bütün Saadetler Mümkündür’", 21 Eylül Cuma "Dört Köşeli Üçgen" ve 22 Eylül Cumartesi "Tuzdan Kaide" filmi gösterime girecek.

Filmler, beş gün boyunca İngilizce alt yazılı olarak Türkçe gösterilecek.

“Distopya” sergisi Ankara'da

ANKARA (AA) – Poliplastik tasarımı dünyada ilk kez sanat amaçlı kullanmasıyla tanınan Emre Lüle'nin hazırladığı "Distopya" seçkisi, Ankara'da sanatseverlerin beğenisine sunulacak.

Ankara CerModern Sanat Merkezi'ndeki "Hub Sanat Mekan" sergi salonunda açılacak seçki, 10 farklı eserden oluşuyor.

Eserlerinde defolu endüstriyel atıkları tuval olarak kullanan sanatçı Lüle, sosyal medya ikonlarını sanal hurda malzemeler olarak geri dönüşüm süreciyle eserlerinde kullanıyor.

Sergi hakkında bilgi veren Lüle, dünyanın ütopya kavramının vadettiği "hayali ülkeyi" öneren durumdan, iyi olmayan yere, yani "Distopya"ya evrildiğini ve serginin, iletişim ağlarıyla örülmüş bireyin sosyal rolüne eleştiri yönelttiğini söyledi.

Ankara doğumlu Emre Lüle 2006'da Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümünden mezun oldu.

Üniversite yıllarından itibaren endüstriyel tasarım üzerine yoğunlaşan Lüle, üniversite sonrasında da bu alanda çalışmalarına devam ederek, 2007'de Hamburg'da Mankiewicz şirketinde boya teknikleri eğitimi aldı.

2014'te Fransız Ulusal Güzel Sanatlar Kurumunun düzenlediği "Uluslararası Geleneksel Plastik Sanatlar Sergisi"nde UNESCO direktörü Yolanda Neff, Lüle'nin çalışmaları için bu tarzda özgün çalışmaları ilk defa gördüğünü ifade etti.

Lüle, en son 2017'de Ankara Genç Sanat Bienal Forumu yan etkinliği olan "Sıfır" sergisi kapsamında, CerModern'de sergilediği anıt-heykel çalışmasıyla sanat eleştirmenlerinin övgüsünü aldı.

"Distopya" seçkisi, 20 Eylül ile 21 Ekim arasında sergilenecek.

Solo Çağdaş Dans Festivali'nde geri sayım başladı

ANKARA (AA) – Türkiye'de bireysel çağdaş dans kategorisine özgün ilk etkinlik olan Solo Çağdaş Dans Festivali, yarın akşam CerModern açık hava sahnesinde başlayacak.

Başkent, dans sanatının özgün yorumlarından olan bireysel dans kategorisinde birbirinden özel etkinliklere ev sahipliği yapacak.

Bu kapsamda Türkiye'de bireysel çağdaş dans kategorisine özgün ilk etkinlik olan Solo Çağdaş Dans Festivali, 29 Haziran-1 Temmuz tarihlerinde CerModern açık hava sahnesinde izleyiciyle buluşacak.

Atölye programları, seminer, konser ve film gösterimlerini de içeren zengin bir programın sanatseverlere sunulacağı festivalde, ABD, Avusturya, Avustralya, Almanya, Belçika, İsrail, İsviçre, İtalya, Lübnan, Fransa, Meksika, İspanya ve Ukrayna'dan katılacak 13 solist dansçı da yer alacak.

Ayrıca jüri seçmeleriyle belirlenen 13 ulusal dansçı da festivalde gösterilerini sunacak.