Suudi Velihat Prensin etkili iki danışmanı tartışılıyor

NEW YORK (AA) – ABD'de New York Times gazetesi, Suudi Arabistan Velihat Prensi Muhammed bin Selman'ın iktidarı ve siyaseti üzerinde etkili olduğunu iddia ettiği iki yakın danışmanının portresini sayfalarına taşıdı.

Ben Hubbard ve David Kirkpatrick imzasıyla çıkan "Suudi Prensin yükselişinde iki sadık destekçi" başlıklı makalede, Suudi Velihat Prensin iki yakın arkadaşı Saud el Katani ile Turki el Şeyh'in, Suudi prens ve icraatları üzerindeki etkisi değerlendirildi.

Suudi hanedanı üyelerinin dahi El Katani ve El Şeyh'ten korktuğu kaydedilen makalede, Bin Selman'ın hanedan içinde darbe yapıp iktidara gelişinde, yolsuzluk soruşturması adı altında kraliyet üyeleri ve Suudi zengin iş adamlarının Riyad'taki Ritz-Carlton Otelinde hapis tutulmasında, Lübnan Başbakanı Saad Hariri'nin Suudi Arabistan'da alıkonularak istifaya zorlanmasında, Katar ve Kanada ile ilişkilerde yaşanan siyasi gerginliklerde bu iki ismin önemli rol oynadığı iddia edildi.

Makalede, Washington’daki Arap Körfez Devletleri Enstitüsünde araştırmacı Kristin Smith Diwan'ın, söz konusu iki danışmanın Velihat Prense en yakın isimler olduğu ve "Bin Selman'ın en yakın siyasi destekçileri, içeride ve dışarıda 'Suudi önce gelir' duruşunun yeni yüzü." değerlendirmesine yer verildi.

-Kaşıkçı'nın mülakatı

İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın, Newsweek'te yer alan bir mülakatında, Bin Selman'ın El Şeyh ve El Katani dışında siyasi danışmanı olmadığı, bu kişilerin de Velihat Prensi için tehlikeli kişiler olduğuna dikkat çektiği belirtilen makalede, Kaşıkçı'nın bu iki ismin de "Çok hırslı, insanların korktuğu, kendilerine karşı gelenlerin hapse atıldığı kişiler" olarak gördüğü yorumuna yer verildi.

Makalede, özellikle Kaşıkçı’nın öldürülmesinden sonra Bin Selman'ın "pervasız siyaseti" üzerindeki etkileri bakımından gözlerin El Katani ve El Şeyh'e çevrildiğine dikkat çekildiği ancak Kaşıkçı cinayetinden sonra tutuklandığı belirtilen 18 isim arasında bulunmadıkları bilgisi paylaşıldı.

-"Suudi Arabistan'ın Steve Bannon'u"

Üniversite hukuk diploması olan 40 yaşındaki Saud el Katani'nin 10 yıl önce kraliyet mahkemesinde işe alındığı, zamanla kraliyet ailesinin iç ilişkilerini, sırlarını ve bağlantılarını çok iyi kavradığı yazılan makalede, El Katani'nin Bin Selman'ın rakiplerini saf dışı ederek iktidara gelmesinde önemli rol oynadığı kaydedildi.

"Suudi Arabistan'ın Steve Bannon'u" olarak ün saldığı belirtilen El Katani'nin, Velihat Prensin baş propagandacısı haline geldiği, hanedanı eleştirenleri kara listeye alarak kendilerine karşı kitlesel sosyal medya saldırıları düzenlediğinin altı çizildi.

Diğer danışman 37 yaşındaki Turki el Şeyh'in de Muhammed Bin Selman'ın korumalığını yaparken şakacılığı ve prense bağlılığı Velihat Prensinin dikkatini çektiği belirtilen makalede, aynı yaşlarda oldukları için aralarında özel bir samimiyetin de geliştiği ve daha sonra milyarlarca dolarlık bütçesi olan Spor Bakanlığının başına getirilerek ödüllendirildiği belirtildi.

Makalede, Suudi hanedan üyeleri ve en zengin iş adamlarının Riyad'taki Ritz Carlton Otelde yolsuzlukla mücadele adı altında tutulduğu sıralarda El Şeyh'in 4,8 milyon dolar değerinde özel dizayn spor araba aldığı vurgulandı.

El Katani ve El Şeyh'in ayrıca, Ritz Carlton'da tutulanların sorgulamalarına katıldığı ve işkenceye karıştıkları da iddialar arasında yer aldı.

İki danışmanın da Kaşıkçı olayı konusunda şimdiye kadar herhangi bir açıklama yapmadığının altı çizildi.

Advertisements

2019 Yılı Bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda

TBMM (AA) – Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti konusunda "Bulunduğumuz aşamada artık uluslararası soruşturmanın şart olduğunu görüyoruz." dedi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Dışişleri Bakanlığının 2019 yılı bütçesi hakkındaki görüşmelerde soruları yanıtlayan Çavuşoğlu, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi konusunda Türkiye'nin şeffaf bir süreç yürüttüğünü ve bütün dünyanın bunu kabul ettiğini söyledi.

"Uluslararası toplumla şeffaf bir şekilde bu süreci götürüyoruz." diyen Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"İlk başlarda 'şimdilik biz Suudi Arabistan ile bir çalışma grubu kurduk, şu anda uluslararası mahkemeye götürmeyi düşünmüyoruz' dedik ama şu bulunduğumuz aşamada da artık uluslararası bir soruşturmanın şart olduğunu görüyoruz. Ne olursa olsun biz bu cinayetin tüm yönleriyle açıklığa kavuşması için ne gerekiyorsa yapacağız. Kapatmaya çalışmak, anlaşmaya çalışmak olmaz."

Kaşıkçı'nın vahşi bir cinayete kurban gittiğini belirten Çavuşoğlu, istihbarat ve emniyet birimlerinin toplanan delilleri görmek isteyenlere gösterdiğini ifade etti.

Çavuşoğlu, "Türkiye herhangi bir blöf yapmıyor. Türkiye'nin elinde ne varsa uluslararası toplumla paylaşmamız lazım." diye konuştu.

(Sürecek)

“Beyaz Saray Kaşıkçı cinayetinin örtbas edilmesine yardım ediyor”

ANKARA (AA) – Beyaz Saray'ın, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin örtbas edilmesine yardım ettiği ileri sürüldü.

Eski ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) çalışanı Bob Baer, CNN'den Jake Tapper'a yaptığı açıklamada, ABD'nin Kaşıkçı cinayetine kasten sessiz kaldığını belirterek, "Suudi Arabistan'da neler döndüğünü daima görmezden geldik." ifadesini kullandı.

Suudi Arabistan'ın bugün "diktatör" olarak nitelendirdiği Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından yönetildiğini dile getiren eski Orta Doğu istihbarat görevlisi Baer, Suudi istihbarat birimlerinin ve ülkenin geri kalanının kontrolünün prenste olduğunu söyledi.

Baer, Suudilerin bugüne kadar hiç "alçakça operasyonlar" düzenlemediği, öte yandan ülkede veliaht prensten başka kimsenin böyle bir operasyon emri verme yetkisi bulunmadığı, Muhammed bin Selman'ın böyle bir şeyin emrini verme olasılığının yüzde yüz olduğu yorumunu yaptı.

Bob Baer, "Bu noktada Beyaz Saray bir çıkış yolu bulamıyor. Suudi Arabistan bir yanardağ gibi, Veliaht Prensi göndermeye çalışıyor. (Suudi Arabistan'da) bizim tarafımızda başka oyuncular yok. Dolayısıyla ne yapacağımızı bilmiyoruz. Yani Riyad'da oturup ülkeyi kontrol eden bir psikopatımız var." diye konuştu.

Eski istihbarat görevlisi veliaht prensin göreve geldikten sonra aralarında kraliyet üyeleri ve iş adamlarının da bulunduğu 200'den fazla kişiyi gözaltına almasına ilişkin de "Tarihte hiçbir Suudi prensi böyle bir şey yapmadı. Kanımca Beyaz Saray'ı endişelendiren şey, bu ülkenin patlayabilecek olması." değerlendirmesini yaptı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesiyle ilgili kayıtların Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın dahlini işaret etmediğini savunmuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kaşıkçı'nın öldürülmesi ile ilgili 10 Kasım'da yaptığı açıklamada, kayıtların, konuşmaların, Suudi Arabistan, ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere'ye dinlettirildiğini açıklamıştı.

The New York Times (NYT) gazetesi, Kaşıkçı suikasti için Türkiye'ye gelen 15 kişiden birinin cinayetten kısa süre sonra yaptığı telefon görüşmesinde, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ı kastederek "Patronunuza söyleyin, adamlar işlerini bitirdi." dediği iddiasına yer vermişti.

ABD'den Kaşıkçı cinayetini örtbas sinyali

WASHINGTON (AA) – Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesiyle ilgili kayıtların Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın dahlini işaret etmediğini savundu.

33. Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Zirvesi için Singapur'da bulunan Bolton, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, kayıtları dinleyenlerin, işin içinde Suudi Veliaht Prensi olduğu sonucuna varmadığını ileri sürdü.

Bolton, ABD Başkanı Donald Trump'ın, Kaşıkçı'nın öldürüldüğü 2 Ekim'de İstanbul'daki Suudi Başkonsolosluğunda neler yaşandığıyla ilgili gerçeği öğrenmek istediğini belirterek, "Kaydı kendim dinlemedim, ancak dinleyenlerin değerlendirmesi, herhangi bir suretle, cinayetle Veliaht Prensi ilişkilendirmiyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kaşıkçı'nın öldürülmesi ile ilgili 10 Kasım'da yaptığı açıklamada, kayıtların, konuşmaların, Suudi Arabistan, ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere'ye dinlettirildiğini açıklamıştı.

Amerikan The New York Times (NYT) gazetesi,Kaşıkçı suikasti için Türkiye'ye gelen 15 kişiden birinin cinayetten kısa süre sonra yaptığı telefon görüşmesinde, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ı kastederek, "Patronunuza söyleyin, adamlar işlerini bitirdi." dediği iddiasına yer vermişti.

“Trump'ın Ortadoğu stratejisi Kaşıkçı cinayetiyle büyük çıkmaza girdi”

ANKARA (AA) – ABD'de Trump yönetiminin Ortadoğu stratejisinin Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından büyük çıkmaza girdiği yorumu yapıldı.

Ortadoğu uzmanı Vali R. Nasr, New York Times gazetesinde yayımlanan, "Suudi cinayeti İran'a armağana dönüşüyor" başlıklı makalesinde, Kaşıkçı cinayetinin, Trump yönetiminin, İran'ın artan etkisini dizginlemek için Suudi Arabistan ile kafa kafaya verdiği kırılgan stratejiyi daha da zedelediği değerlendirmesinde bulundu.

Nasr, Trump yönetiminin kabul etmeye hazır olmasa bile Ortadoğu stratejisinin, Kaşıkçı'nın geçen ay Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesiyle büyük çıkmaza girdiği, Washington yönetiminin kısa süre önce Suudilere Yemen'deki iç savaşta ateşkes için baskı yapmasının, Riyad yönetiminin güvenilirliğini ne ölçüde kaybettiğinin açık göstergesi olduğunu yazdı.

Katı ekonomik yaptırımlara alışmaya çalışırken dahi Tahran yönetiminin Kaşıkçı cinayetinin ardından etkisini ortaya koymasının, saldırganca eylemlerden ziyade manevra ve anlaşma yapma yoluna başvurmasının beklenebileceğine işaret eden Nasr, öte yandan İran'ın ülkeye yönelik Amerikan politikasında bir değişiklik bekliyor görünmediğini belirtti.

Makalede, Suudi Arabistan'a bölgede güveninin azalmasıyla, İranlı liderlerin mevcut stratejilerini pekiştirebileceği, ABD'nin baskısını yerel kaynakları seferber ederek yönetebileceği, İran ile ekonomik kanalları açık tutmak için Avrupa, Çin ve Rusya'ya bel bağlayabileceği, müttefiklerini ve siyasi etki alanlarını sağlamlaştırabileceği kaydedildi.

İranlı liderlerin artık zayıf bir Suudi Arabistan'ın hem Yemen'deki askeri müdahaleyi hem de Katar'a yönelik ablukaya sona erdirmek zorunda kalacağı beklentisi içine gireceği de belirtilen makalede, Suudi Arabistan'ın da Türkiye ile ilişkilerini yeniden dengelemek için İran ile ilişkileri onarmayı gerekli bulabileceği yorumuna yer verildi.

Nasr, İran ile varılan nükleer anlaşmadan çekilen ve daha güçlü bir anlaşma arzusunu dile getiren Trump yönetiminin, bundan böyle İran'ı masaya oturmaya zorlama sözünü yerine getirmesinin zorlaştığı, İran'ın masaya otursa bile güçsüz konumda olmayacağı yorumunu yaptı.

Suudi Arabistan'ın İran'ın bölgedeki varlığını etkisiz hale getirmekte Suriye ve nükleer anlaşma örneklerinde görüldüğü gibi hiçbir zaman gerçekten başarılı olmadığı, son yıllarda İran'ın bölgedeki etkisinin arttığı, dolayısıyla Trump'ın İran konusunda Suudi Arabistan'a itimat etmesinin daima sorgulandığı kaydedilen makalede, Suudi yönetiminin büyük hatalarının 2015'de Yemen'deki savaşla başladığı, bunu Katar ablukası, Lübnan Başbakanı Saad Hariri'nin haftalarca Riyad'da tutulmasının izlediği, ABD'nin dostları dahil bölgenin başlıca oyuncularının yaşananlar üzerine Suudi Arabistan'ı İran'dan daha büyük tehdit olarak görmeye başladığı belirtildi.

Makalede, Kaşıkçı cinayetinin bu bağlamda en önemli olay olduğu, İsrail'in elinin zayıfladığı, bölgede daha etkili olmak isteyen ve İran'ın İsrail ile Suudi Arabistan arasında tomurcuklanan ittifaka ilişkin kaygılarını paylaşan Türkiye'nin güç kazandığı, Suudi Arabistan'ın İran'ı Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen'den çıkarmaya zorlamak için bölgesel bir koalisyona liderlik edemeyeceğinin artık açık olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Washington Post'tan ABD Kongresine Kaşıkçı çağrısı

WASHINGTON (AA) – Washington Post Yayın Kurulu, ABD Kongresine, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetini ele alması ve olayın arkasında Suudi Arabistan yönetiminin olması halinde gerekli adımları atması çağrısında bulundu.

Kurul, Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin, "Şu ana kadar (ABD Başkanı Donald) Trump yönetimi Suudi Arabistan'ın Cemal Kaşıkçı cinayetini örtbas etmesine destek verdi. Kongre de buna dahil olacak mı?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Kaşıkçı cinayetine ilişkin "Bu konuda güçlü bir fikir oluşturuyorum." sözlerinin anımsatıldığı makalede, "Umarız durum öyledir, çünkü şu ana kadar Trump yönetiminin bu cinayete tepkisi, cinayetin muhtemel faili Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın adına bir miktar hasar kontrolü yapma çabasıydı." ifadesi kullanıldı.

– "Ortada bir örtbas operasyonu var"

Trump yönetiminin Kaşıkçı'nın ölümü ve cinayetin failleri konusunda herhangi bir açıklama yapmadığının anımsatıldığı makalede, yönetimin daha çok "Suudi Arabistan'ın yaptığı soruşturmanın sonuçlarını bekliyormuş gibi" davrandığına işaret edilerek, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Bu duruştaki asıl sorun şu; Trump yönetimi Kaşıkçı cinayetinin Muhammed bin Selman'ın başının altından çıkmadığını varsayıyor ancak ortada veliaht prensi işaret eden çokça kanıt var. Aslında Trump yönetiminin de çok iyi bildiği gibi ortada Suudiler'in yürüttüğü bir soruşturma da yok, sadece kendini beceriksiz bir şekilde soruşturma kılığına sokmuş bir örtbas operasyonu var."

– "Kongre Kaşıkçı konusunu ele almalı"

Makalede, Donald Trump yönetiminin Suudi Arabistan ile stratejik ilişkisini ve silah satışını koruma niyetine vurgu yapılarak, "Suudi Arabistan ile yakın ilişkiler, Kaşıkçı'ya ne olduğuna dair gerçeklerin görmezden gelinmesini ya da bastırılmasını gerektirmemelidir. Tam tersine ABD gerçekten kendi çıkarlarını düşünüyorsa bu gerçekler açığa çıkarılmalıdır." ifadesine yer verildi.

Makalede ayrıca şu çağrılarda bulunuldu:

"Trump o bahsettiği 'güçlü fikrini' bu hafta oluşturursa, Kongre de yeniden toplandığında bu konuyu ele almalı. ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü Gina Haspel, istihbarat teşkilatlarının cinayet hakkında neler bildiğine dair ifade vermek için Kongreye çağrılmalı. Ayrıca Suudi yönetiminin suçlu bulunması durumunda en ağır cezaların verileceğine dair taahhüt veren her iki partiden de siyasiler, elle tutulur sonuçlar hazırlamaya başlamalıdır."

Kanada'dan Kaşıkçı açıklaması

PARİS (AA) – Kanada Başbakanı Justin Trudeau, ülkesinin, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesiyle ilgili kayıtları dinlediğini söyledi.

Trudeau, Fransa'nın başkenti Paris'teki Kanada Büyükelçiliğinde ülkesinin basınına konuştu.

Trudeau, kendisinin bu kayıtları bizzat dinlemediğini fakat ülkesinin istihbarat servisinin kayıtlara ulaştığını kaydetti.

Kanada Başbakanı, konuyu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakın bir zamanda gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde ve Paris'te düzenlenen Birinci Dünya Savaşı'nın sona erişinin 100. yıl dönümü anma törenleri sırasında da ele aldıklarını bildirdi.

Kanada basını, Justin Trudeau'nun, Kaşıkçı'nın öldürülmesi ile ilgili gelişmeleri diğer ülkelerle değerlendirmeye devam ettiklerini ve Suudi Arabistan hakkında verilecek kararı müzakere ettiklerini söylediğini yazdı. Trudeau'nun Türkiye'nin bu olayla ilgili duruşu nedeniyle Erdoğan'a teşekkür ettiği de belirtildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kaşıkçı'nın öldürülmesi ile ilgili 10 Kasım günü yaptığı açıklamada, tapelerin, konuşmaların, Suudi Arabistan, ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere'ye dinlettirildiğini belirterek, "Bunu çarpıtmaya gerek yok. Kesinlikle bu 15'in içerisinde bunun katili veya katilleri kimdir, bunu onlar biliyor ve Suudi Arabistan yönetimi bu 15'i konuşturmak suretiyle bunu meydana çıkarmayı başarır." ifadesini kullanmıştı.

Suudi gazeteci Kaşıkçı'nın öldürülmesi

BERLİN (AA) – Alman Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinin ayrıntıları konusunda Türk tarafının kendilerini bilgilendirdiğini söyledi.

Seibert, başkent Berlin'de düzenlenen basın toplantısında, bir gazetecinin, "Kaşıkçı'nın ölümünün ayrıntılarına ilişkin Türk tarafının Almanya'yı bilgilendirdiği haberleri var. Bu doğru mu?" şeklindeki sorusuna "Evet, burada istihbarat alanında bir bilgi alışverişi oldu." yanıtını verdi.

Sözcü, istihbarat servislerinin faaliyetleri konusunda uygulama gereği kamuoyunda bilgi paylaşmadıklarını kaydetti.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da iki gün önce, Kaşıkçı'nın öldürülmesi hakkındaki bir soru üzerine, cinayete ilişkin tapelerin ve konuşmaların Suudi Arabistan, ABD, Almanya, Fransa ve İngiltere'ye dinlettirildiğini ifade etmişti.

“İsrail, Kaşıkçı'nın katillerine can simidi uzatıyor”

ANKARA (AA) – ABD'de Washington Post gazetesinde İsrail hükümetinin Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ı korumaya yönelik tutumunu eleştiren bir yorum yazısı yayımlandı.

Gazetenin Yorum Sayfası Yardımcı Editörü Jackson Diehl tarafından kaleme alınan yazıda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ABD ile Suudi Arabistan'ın sacayaklarını oluşturduğu bölgesel çıkar ittifakını sürdürmek için Kaşıkçı cinayetinin sorumlularına "can simidi uzattığını" savundu.

İsrailli yetkililerin cinayetin ortaya çıkmasının ardından Suudi Arabistan rejimi adına ABD nezdinde lobi faaliyetine başladığını ifade eden Diehl, Netanyahu'nun Beyaz Saray ile yaptığı telefon görüşmesinde, cinayetteki rolü sorgulanan Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın iktidarda kalması gerektiğini savunduğuna dikkati çekti.

Netanyahu'nun ancak görüşmenin basına yansımasının ardından cinayeti kınadığına işaret eden Diehl, İsrail Başbakanı'nın kamuoyuna yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan'ın istikrarının korunması dünyanın istikrarı için önemli." ifadesini kullandığını belirtti.

Öte yandan Diehl, İsrail'in Washington Büyükelçisi Ron Dermer'in "Kurunun yanında yaş da yanmamalı" diyerek açıkça Veliaht Prens'in korunması gerektiğini savunduğunun altını çizdi.

– İki ayaklı strateji: İran ve Filistin

Diehl, İsraillilerin kendi devletlerinin varlığını dahi tanımayan Suudi Arabistan yönetimini savunmak için bu denli çaba göstermesinin sebebinin bölgesel güç dengelerinde aranması gerektiğini kaydetti.

Prens Muhammed bin Selman liderliğindeki bir Suudi rejiminin, İsrail'in ABD ile yürüttüğü bölgesel ittifak stratejisinde kilit rolü olduğunu vurgulayan Diehl, şöyle devam etti:

"Netanyahu için Kaşıkçı krizi, 33 yaşındaki Prens etrafında geliştirilen son derece hassas bir bölgesel stratejiyi bozma tehlikesi taşıyor. Bu strateji İsrail ile Orta Doğu'nun yeni nesil diktatörleri arasında İran'a karşı gayriresmi bir ittifak kurmayı amaçlıyor. ABD'nin bu ittifakı askeri olarak desteklemesi öngörülüyor. Prens Muhammed bin Selman'ın ise bu destek karşılığında Trump'ın koşulları henüz ortaya çıkmayan Orta Doğu barış planına destek vermesi, Filistinlileri İsrail'in belirlediği barış şartlarına ikna etmesi bekleniyor."

Bu stratejinin Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'da Suudi Başkonsolosluğunda kaybolmasına kadar sorunsuz işlediğini vurgulayan Diehl, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile nükleer anlaşmayı askıya alarak yaptırımları yeniden yürürlüğe soktuğunu, Gazze'deki Filistinli mültecilere yardımı kestiğini, ABD Büyükelçiliğini Kudüs'e taşıdığını, Suudilerin Yemen'de binlerce sivilin ölümüne yol açan hava saldırılarına destek verdiğini belirtti.

Netanyahu'nun, Prens Muhammed bin Selman'a desteğinin yanı sıra Trump yönetiminin tartışmalı adımlarına da her türlü desteği verdiğine işaret eden Diehl, bu stratejinin Muhammed bin Selman'ın Kaşıkçı cinayetine gösterilen uluslararası tepkilerin ardından yaşayacağı olası güç kaybıyla tehlikeye girdiğini ifade etti.

Diehl ayrıca İsrail'in Trump'a yönelik koşulsuz desteğinin de ABD siyasetinde İsrail'e yönelik partiler üstü dayanışmayı zedelediğini, Demokrat Partili yeni nesil siyasetçilerin İsrail politikalarına daha mesafeli durma eğiliminde olduğunu vurguladı.

Kaşıkçı cinayeti sonrası İngiltere'den Suudi Arabistan'a en üst düzey ziyaret

LONDRA (AA) – İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, bugün temaslarda bulunmak üzere Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) hareketinden önce yaptığı açıklamada, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesinin arkasındaki koşulların aydınlatılmamasının kabul edilmez olduğunu bildirdi.

Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Hunt'ın Suudi Arabistan ve BAE'deki temasları kapsamında Kral Selman bin Abdülaziz, Veliaht Prens Muhammed bin Selman, mevkidaşı Adil el-Cubeyr ile Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid, Yemen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ali Muhsin Salih ve Yemen Dışişleri Bakanı Halid el-Yemani ile görüşeceği belirtildi.

Gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın İstanbul'daki Suudi Başkonsolosluğunda öldürülmesinden bu yana İngiltere'den bu ülkeye en üst düzey ziyaret olduğu belirtilen açıklamada, Hunt'ın, temaslarında bu cinayeti gündeme getireceği ifade edildi.

Açıklamaya göre, Hunt, Suudi Arabistan ve BAE temaslarıyla ilgili, "Uluslararası toplum Cemal Kaşıkçı'’nın vahşi cinayetiyle dehşet ve infial içinde birleşti. Cinayetin arkasındaki tam koşulların halen net olmaması kabul edilemez. Suudi yetkilileri Türkiye'nin soruşturmasıyla tam iş birliğine teşvik ediyoruz ki ailesi ve olayı izleyen dünya için adalet temin edelim." değerlendirmesinde bulunuldu.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Simon McDonald'ın da hafta sonunda ziyaret ettiği Suudi Arabistan'da Kaşıkçı cinayetine ilişkin temaslarda bulunduğu aktarıldı.

Dışişleri açıklamasında Bakan Hunt'ın bugünkü temaslarında Yemen’de Birleşmiş Milletler öncülüğünde barış süreci başlatılmasına yönelik destek oluşturmak için çaba harcayacağı kaydedildi.