Kaşıkçı cinayetindeki çarpıcı detaylar emniyet raporunda

İSTANBUL (AA) – İstanbul Emniyet Müdürlüğünce yayımlanan 2018 yılı faaliyet raporunda, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülmesine ilişkin çarpıcı detaylara yer verildi.

Emniyetin faaliyet raporunda, Suudi gazetecinin öldürülmesinin ardından basında yer alan bilgilerin yanı sıra kamuoyunun ilk kez duyacağı önemli detaylar da yer buldu.

Raporda, Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu konutunda 2 su kuyusu, bir de doğal gaz ve odunla ateşlenebilen tandır bulunduğu belirtildi. Raporda, çifte ateş ile ısı değeri bin dereceye kadar yükseltilebilen tandırın bu ısı derecesiyle yakılması halinde DNA'dan tek bir zerre bile bırakmadığına vurgu yapıldı.

  • "Kemikten elde edilen DNA analizi" uzmanı

Olay günü başkonsolosluğa giriş yapan 15 kişilik infaz ekibinin içinde yüksek lisans tezini "Kemikten elde edilen DNA analizi" üzerine yapan Suudi İçişleri Bakanlığı Adli Tıp Uzmanı 47 yaşındaki Tabip Yarbay Salah Mohammed A. Tubaigy'in bulunduğu belirtildi.

Raporda, bu kişinin çürüyen ve yakılan kemikler üzerinde DNA olup olmadığını bilebilecek uzmanlığa sahip olduğuna dikkati çekildi.

  • 32 porsiyon pişmemiş et siparişi

Bölgede yapılan araştırmalarda infaz timinin Kaşıkçı'yı öldürdükten sonra konuta ünlü bir restorandan 32 porsiyon pişmemiş et sipariş edildiği aktarılan raporda, "İster istemez akıllara birçok soru daha takılıyor… Tandırda et pişirmek önceden yapılan planların bir parçası mıydı? Elbette bu sorular aydınlatılacak. Araştırmalar henüz sonuçlanmış değil." ifadelerine yer verildi.

  • "ABD'den ilginç ihbar"

Kaşıkçı cinayetiyle ilgili soruşturma yürüten Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün, toplamda 224 ihbarı değerlendirmeye aldığı kaydedilen raporda, en ilginç ihbarlardan birinin ABD'den geldiği belirtildi.

Buna NASA ile irtibatlı olduğunu ifade eden bu kişinin "Cemal Kaşıkçı'yı Kahire'ye götürüp öldürdüler." dediği aktarılan raporda, İstanbul Emniyet Müdürlüğünün ciddi bulduğu her bildirimi dikkatle incelediği vurgulandı.

  • "Hatice Cengiz ikinci kurban olabilirdi"

Raporda olay günü Kaşıkçı'yı konsolosluğun kapısında bekleyen görevlinin anında içeriye bilgi verdiğini belirtilerek, "Aynı görevli Hatice Cengiz'i gördüğü halde içeriye 'Kaşıkçı'yı dışarıda bekleyen var.' demiyor. Bahsetmiş olsa belki infaz durdurulurdu. Bir ihtimal daha var… Belki de Hatice Cengiz nişanlısı gibi o vahşetin ikinci kurbanı olacaktı." değerledirmesine yer verildi.

Kimyasallarla temizlenmiş alanların planlı cinayetin delillerinin karaltıldığının işareti olduğu aktarılan raporda, infaz timinin otelde bırakılması gerekirken yanlarına aldıkları bavulları girişte kolaylıkla taşıdıkları, çıkışta ise zorlanarak götürdüklerine dikkati çekildi.

Bu bilgiler ışığında emniyet yetkilileri, Kaşıkçı'nın infaz edildikten parçalanmış cesedinin yakılmış olabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

AA'nın “Cemal Kaşıkçı Cinayeti” kitabı internet erişimine açıldı

ANKARA (AA) – Anadolu Ajansı'nın (AA) İngilizce, Arapça ve Türkçe olarak 3 dilde yayınladığı "Cemal Kaşıkçı Cinayeti" kitabına AA'nın internet sitesinden ücretsiz ulaşılabiliyor.

Vatandaşı olduğu Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda 2 Ekim 2018'de vahşi bir şekilde katledilen Cemal Kaşıkçı cinayetinin tüm detaylarının anlatıldığı "Cemal Kaşıkçı Cinayeti" isimli kitap, AA'nın "aa.com.tr" internet adresinde PDF olarak yer aldı. Kitaba böylece 3 dilde tüm dünyadaki okuyucuların erişimi sağlandı.

İnternet kullanıcıları, "https://www.aa.com.tr//tr/aa-yayinlari/cemal-kasikci-cinayeti/1391493" adresinden kitabı 3 dilde indirebiliyor.

AA Yayınları, dünyada adeta şok etkisi yaratan Cemal Kaşıkçı cinayetinin tüm detaylarının ve Kaşıkçı konusunda yapılan haberlerin analiz edilerek gün gün yaşanan gelişmelerin derlendiği Cemal Kaşıkçı Cinayeti kitabını İngilizce, Arapça ve Türkçe olarak okuyucunun bilgisine sunmuştu.

Kitapta, Kaşıkçı cinayetine ilişkin tüm gelişmeler haber, fotoğraf, infografik ve analizlerle okuyucuya aktarılıyor.

Cemal Kaşıkçı'nın yaşam hikayesi ile başlayan kitapta, gazetecilik yaptığı dönemdeki görüşlerine de yer veriliyor. Kaşıkçı'nın, Yemen'deki iç savaşın yanı sıra Suudi Arabistan yönetimi ve uygulamaları, ABD'nin Müslüman Kardeşler konusundaki tutumu, Mısır ve Suriye'ye yönelik açıklamaları da kitapta aktarılanlar arasında bulunuyor.

Detaylı bir şekilde cinayet öncesi ve sonrasında yaşananların okuyucuya sunulduğu kitapta, cinayeti yönetenlerin yanı sıra Suudi Arabistan'dan 2 Ekim'de gelen ilk ve ikinci ekip ile 2 Ekim'de gelen cinayet timi mensupları, fotoğraflarıyla ve özgeçmişleriyle anlatılıyor.

Olay mahalli ve olayın gerçekleşmesinin saniye saniye grafiklerle aktarıldığı kitapta, vahşi cinayetin tüm dünyadaki yansımaları da okuyucuya ulaştırılıyor.

Dünya liderlerinin konu hakkındaki görüşlerinin de bulunduğu kitapta, Suudi Kraliyet Ailesi'nin soyağacı da grafikli şekilde yer alıyor.

Olayın olduğu andan itibaren tüm önemli gelişmelerin aktarıldığı kitap, Kaşıkçı cinayeti ile ilgili adeta belge kitap olma özelliği taşıyor.

  • AA Yayınları

"Muhabir", "Gökyüzünden Türkiye", "Yükselen Afrika", "Türkiye'nin Güvenlik Stratejisi" kitapları başta olmak üzere AA Yayınları tüm seçkin kitapçılarda ve online kitap satış sitelerinden satışa sunuldu.

Ayrıca AA, 23 Şubat-3 Mart 2019 tarihleri arasında İstanbul'da düzenlenecek Avrasya Kitap Festivali’nde AA Yayınları’nın tanıtımının ve satışının yapılacağı stantla yer alacak.

AA Yayınları hakkında detaylı bilgi "https://www.aa.com.tr/tr/p/aa-yayinlari" adresinde bulunuyor.

“Kaşıkçı cinayetinin örtbası daha da belirginleşiyor”

ANKARA (AA) – New York Times gazetesi, Suudi Arabistan'ın gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetini örtbas etmeye çalıştığının gün geçtikçe daha da belirginleştiğini yazdı.

Gazetenin yayın kurulunun kaleme aldığı yazıda, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Beyaz Saray'daki dostlarının açıkça, Suudi gazeteci Kaşıkçı'nın barbarca öldürülmesine yükselen sesin zaman içinde kesileceğini, bin Selman'ın otokratik yönetimini, kendisini eleştirenler ve muhalifler üzerinde baskı oluşturmayı sürdürmekte özgürce davranacağını hesap ettikleri ancak yanıldıkları belirtildi.

Son dönemde ABD istihbarat servisleri, Birleşmiş Milletler (BM) raportörü ve STK'lerden oluşan koalisyondan gelen farklı bilgilerin Muhammed bin Selman'a ihtar niteliği taşıdığı ve Suudi Arabistan'ın gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetini örtbas etmeye çalıştığının gün geçtikçe daha da belirginleştiği kaydedildi.

Yazıda, bin Selman'ın geriye dönük konuşmalarını inceleyen Amerikan istihbarat birimlerinin Suudi Prens'in Kaşıkçı cinayetinin sinyallerini olaydan bir yıl önce verdiğini ortaya çıkardığına, BM Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard'ın "Türkiye'deki görevim sırasında toplanan deliller, Kaşıkçı'nın, Suudi Arabistan devleti yetkilileri tarafından acımasızca ve önceden tasarlanmış cinayete kurban gittiğini gösteriyor." ifadesine ve Gazetecileri Koruma Komitesi, Önce İnsan Hakları, İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi önde gelen STK'lerin oluşturduğu koalisyonun, Suudi Arabistan yönetimini, muhalif, aktivist, gazeteci ve bağımsız din adamlarını cezalandırmayı sürdürdüğü yönündeki ortak açıklamasına atıfta bulunuldu.

"Suudi Arabistan'ın Kaşıkçı'nın Öldürülmesini Basmakalıp Örtbası Daha da Aydınlanıyor" başlığıyla verilen yazıda, ülkesine geri dönmeye ikna edilemezse Kaşıkçı'nın zorla Suudi Arabistan'a döndürülmesini emretmesinin, iki yöntemin de işe yaramaması halinde Suudi gazetecinin peşinden "bir kurşunla" gideceğini söylemesinin, genç, zalimce hırslı bir otokratı açığa çıkardığı belirtildi.

Gazetenin yazısında şu ifadelere yer verildi:

"Baskı devam etmeli. Kongre, Kaşıkçı cinayetiyle bağlantılı CIA kayıtlarının tamamını, bundan sorumlu olan herkesin kimlikleriyle ifşa edilmesini talep etmeyi sürdürmeli. Birleşmiş Milletler Özel Raportörünün soruşturması Türk, Suudi, Amerikan hükümetlerinden ve diğerlerinden tam destek almalı. Kaşıkçı'nın kaderinden üzüntü duyan herkes, Suudi Arabistan'ın, ne düşündüğünü açıkça söyleyen Suudiler üzerinde baskı oluşturmaya son vermesini istemeli."

Beyaz Saray ile Senato arasında “Kaşıkçı” anlaşmazlığı

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump'ın, Cemal Kaşıkçı cinayetinden doğrudan Suudi Veliaht Prensin sorumlu olup olmadığının "Magnitsky Yasası" kapsamında 120 gün içinde ortaya konmasını isteyen Senato talebine yanıt vermeyeceği bildirildi.

Kaşıkçı cinayetinde Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın parmağının olup olmadığı konusunda Beyaz Saray'ın resmi pozisyonunu görmek isteyen ABD Senatosu ile Trump yönetimi arasındaki çatlak büyüyor.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi tarafından 10 Ekim 2018'de Trump'a gönderilen mektupta, Kaşıkçı cinayetinden doğrudan Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın sorumlu olup olmadığının "Magnitsky Yasası" kapsamında 120 gün içinde açık bir şekilde ortaya konması talep ediliyordu.

AA muhabirine açıklama yapan ve adının açıklanmasını istemeyen üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi, Başkan Trump'ın "Komite taleplerine yanıt vermeme konusundaki takdir hakkını kullanmayı sürdüreceğini" açıkladı.

  • "Beyaz Saray yanıt vermeyecek"

Senatonun Trump yönetimine tanıdığı süre yerel saatle 00.00'da dolarken, Beyaz Saray söz konusu talebe herhangi bir yanıt verilmeyeceği sinyalini verdi.

ABD Dışişleri Bakanlığının düzenli olarak Kongreyi Kaşıkçı cinayeti konusunda bilgilendirdiğini kaydeden üst düzey yetkili, "ABD, bu hain eylem karşısında ilk ciddi yaptırım kararı alan ülkeydi. Önceki yönetimlerin pozisyonlarıyla uyumlu ve Anayasal güçler ayrılığı ilkesine uygun olarak Başkan, Kongre komitelerinin taleplerine yanıt vermeme konusundaki takdir hakkını kullanmayı sürdürecektir." ifadelerini kullandı.

  • "Başkan yasayı ihlal ediyor"

Öte yandan AA muhabirine açıklama yapan ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi Kıdemli Üyesi Bob Menendez'in Sözcüsü Juan Pachon ise Trump'ın ilgili yasayı ihlal ediyor olacağını savundu.

Pachon, Trump'ın Senatodan gelen talebe yanıt vermemeyi tercih etmesi konusunda, "Yasa açık ve net. Başkan'ın burada hiçbir takdir yetkisi yok. Kendisi ya yasaya uygun davranacak ya da yasayı ihlal edecek." değerlendirmesini yaptı.

Beyaz Saray'ın Senatoya herhangi bir yanıt vermemesi durumunda bazı senatörlerin yeni bir yasa tasarısıyla ABD'nin Suudi Arabistan'la ilişkileri, Yemen'deki savaş ve Kaşıkçı cinayeti konularını yasal düzlemde daha güçlü şekilde gündeme getirmeye hazırlandıkları belirtildi.

  • Kaşıkçı cinayeti

Evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018'de girdiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna giden Suudi gazeteci Kaşıkçı'dan bir daha haber alınamamıştı. Cinayetin üzerinden geçen sürede Kaşıkçı'nın ne zaman, nerede ve nasıl öldürüldüğüyle ilgili bilgiler ortaya çıktı ancak cesedinin nerede olduğu konusu hala netlik kazanmadı.

  • Cinayette Suudi Arabistan izleri

Amerikan Washington Post gazetesi, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA), Kaşıkçı cinayetinin emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman'ın verdiği sonucuna ulaştığını yazmıştı.

Birleşmiş Milletler Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, Kaşıkçı cinayetine yönelik uluslararası soruşturma kapsamında 28 Ocak-3 Şubat'ta Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin yaptığı açıklamada "Türkiye'deki görevim sırasında toplanan deliller, Kaşıkçı'nın, Suudi Arabistan devleti yetkilileri tarafından acımasızca ve önceden tasarlanmış cinayete kurban gittiğini gösteriyor." ifadesini kullanmıştı.

Suudi Bakan'dan ''Kaşıkçı'nın öldürülmesi emrini Veliaht Prens vermedi'' açıklaması

NEW YORK (AA) – Suudi Arabistan'ın Dış İlişkilerden Sorumlu Devlet Bakanı Adil el Cubeyr, gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesi emrini Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın vermediğini savundu.

Cubeyr, Washington'da gazetecilere yaptığı açıklamada, Kaşıkçı'nın öldürülmesi için ''verilen herhangi bir emir yok.'' dedi.

New York Times gazetesinde yer alan Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Kaşıkçı'yı kurşunla tehdit ettiği yönündeki habere ilişkin ise Cubeyr, isimsiz kaynaklara dayandırılan haberler hakkında yorum yapmayacağını söyledi.

Geçmişte istihbarat kaynaklarına dayandırılan haberlerin bir çoğunun doğru olmadığını gördüklerini öne süren Cubeyr, ''Veliaht Prensin emir vermediğini, bunun hain bir operasyon olduğunu biliyoruz.'' ifadesini kullandı.

New York Times, ABD'li istihbarat yetkililerine dayandırdığı haberinde, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın dinlemelere takılan konuşmasında gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesinden bir yıl önce, eleştirilerine son verip ülkeye dönmezse ''bir kurşun'' kullanılmasını söylediğini yazmıştı.

Evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018'de girdiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğuna giden Suudi gazeteci Kaşıkçı'dan bir daha haber alınamamıştı.

Cinayetin üzerinden geçen sürede Kaşıkçı'nın ne zaman, nerede ve nasıl öldürüldüğüyle ilgili bilgiler ortaya çıktı ancak cesedinin nerede olduğu konusu hala netlik kazanmadı.

  • Cinayette Suudi Arabistan izleri

Amerikan Washington Post gazetesi, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA), Kaşıkçı cinayetinin emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman'ın verdiği sonucuna ulaştığını yazmıştı.

Birleşmiş Milletler Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, Kaşıkçı cinayetine yönelik uluslararası soruşturma kapsamında 28 Ocak-3 Şubat'ta Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin yaptığı açıklamada "Türkiye'deki görevim sırasında toplanan deliller, Kaşıkçı'nın, Suudi Arabistan devleti yetkilileri tarafından acımasızca ve önceden tasarlanmış cinayete kurban gittiğini gösteriyor." ifadesini kullanmıştı.

“Hızlı, eksiksiz ve güvenilir bir aydınlatma talep ediyoruz”

BERLİN (AA) – Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Rainer Breul, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin ülkesinin çizgisinde değişiklik olmadığını, bu konuda hızlı, eksiksiz ve güvenilir bir aydınlatma talep ettiklerini söyledi.

Breul, Berlin’de düzenlenen basın toplantısında, Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard’in Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili açıkladığı rapora ilişkin soruya cevap verdi.

Callamard’ın ilk ara raporunu sunduğunu, mayıs ayında da nihai bir rapor açıklayacağını bildirdiğini söyleyen Breul, “Bunu memnuniyetle karşılıyoruz. Biz bu nihai rapora bakacağız ve ardından değerlendireceğiz.” dedi.

Breul, nihai raporun İnsan Hakları Konseyinde de sunulacağını ifade etti.

"Prensip olarak Kaşıkçı olayında çizgimizde bir değişiklik yok. Biz hızlı, eksiksiz ve güvenilir bir aydınlatma talep ediyoruz." diyen Breul, bu konuda Riyad’da başlayan ve 11 sanığın yargılandığı davayı önemli "yol işareti" olarak gördüklerini, burada Suudi Arabistan yargısının tamamen saydam olmasını ve hukuk devletine uygun bir süreç yürütülmesini beklediklerini kaydetti.

Senatonun Trump yönetimine verdiği “Kaşıkçı” süresi bugün doluyor

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump yönetimine, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden doğrudan Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın sorumlu olup olmadığını ortaya koyması için ABD Senatosu tarafından verilen 120 günlük süre bugün doluyor.

Dünya kamuoyunu uzunca süre meşgul eden gazeteci Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesi olayında yeni bir süreç için gözler Beyaz Saray'a çevrildi.

ABD Başkanı Trump'a 10 Ekim'de mektup göndererek, Kaşıkçı cinayetinden doğrudan Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın sorumlu olup olmadığının "Magnitsky Yasası" kapsamında 120 gün içinde açık şekilde ortaya konmasını talep eden Senato, bugün Beyaz Saray'dan yanıt bekliyor.

Amerikan medyasına yansıyan haberlerde, Beyaz Saray'ın Senatoya "sorumluluktan kaçan" bir yanıt göndererek Selman'ı doğrudan işaret etmeyeceği yönündeki beklentinin ağır bastığı ifade edildi.

ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, 10 Ekim günü Trump'a mektup göndererek, Kaşıkçı'nın akıbeti hakkında "Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası" kapsamında soruşturma açması talebinde bulunmuştu.

Mektup, Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Tennessee Senatörü Cumhuriyetçi Bob Corker, komitenin kıdemli üyesi New Jersey Senatörü Demokrat Bob Menendez, komite üyesi Güney Carolina Senatörü Cumhuriyetçi Lindsey Graham ile komiteye bağlı Dışişleri Tahsisatları Alt Komitesi Başkanı Vermont Senatörü Demokrat Patrick Leahy tarafından hazırlanmıştı.

Kentucky Senatörü Cumhuriyetçi Rand Paul dışında tüm komite üyelerinin imzaladığı mektupta, "Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası kapsamında Sayın Kaşıkçı'ya ilişkin herhangi bir ihlalde rolü olan yabancı kişilere yönelik yaptırım uygulama konusunda karar vermenizi talep ediyoruz." ifadesi kullanılmıştı.

  • Küresel Magnitsky İnsan Hakları Sorumluluk Yasası

Magnitsky Yasası, Dışilişkiler Komitesinden talep gelmesi durumunda ABD Başkanı'nın "ifade özgürlüğü hakkını kullanan bir kişiye yönelik yasa dışı infaz, işkence ve diğer ağır insan hakları ihlallerini" soruşturma şartı getiriyor.

Yasaya göre, ABD Başkanı'nın, komitenin talebinden itibaren 120 gün içinde söz konusu taleple ilgili bulguları içeren rapor ve varsa insan hakları ihlallerine karışmış yabancı kişi veya kişilere yönelik yaptırım kararını açıklama zorunluluğu bulunuyor.

Hermitage Capital Management Fonu avukatlarından Sergey Magnitsky'nin, 2009 yılında Rusya'da gözaltındayken hayatını kaybetmesinin ardından ABD ve Avrupa ülkeleri, Rusya'nın gözaltı süresince gerekli önlemleri almadığını savunarak sorumlu bürokratların cezalandırılmasını istemişti.

Bu kapsamda 2012'de ABD'de kabul edilen Magnitsky Yasası, insan hakları ihlallerinde bulunduğu belirtilen Rus bürokratların ABD'ye girişinin engellenmesi de dahil bir dizi yaptırım getirmişti.

Kongrenin 2016'da yaptığı düzenlemeyle söz konusu yasa, ABD yönetiminin dünyanın herhangi bir ülkesindeki insan hakları ihlalleri kapsamında ilgili kişi ve kurumlara yaptırım kararı alabilmesine imkan tanıyacak şekilde genişletilmişti.

Beyaz Saray önünde “Kaşıkçı” protestosu

WASHINGTON (AA) – Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın ölümünden sorumlu olanların cezalandırılmasını isteyen bir grup aktivist Beyaz Saray önünde toplanarak basın açıklaması yaptı.

Gazetecileri Koruma Komitesi üyeleri ve diğer insan hakları derneklerinden aktivistler Beyaz Saray önünde Kaşıkçı cinayetine ilişkin açıklama yaptı.

Cemal Kaşıkçı için Adalet Derneği Başkanı Ahmed Bedier, Kaşıkçı'nın öldürülmesine yönelik hiçbir şeyin yapılmamış olmasının adalet arayan birçok kişide büyük hayal kırıklığına sebep olduğunu ifade etti.

Öte yandan, Trump yönetiminin Suudi Arabistan tarafından işlenen cinayete sessiz kalmasını eleştiren Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Direktörü Courtney Radsch ise "Buraya Başkan Trump'a ve yönetimine ABD ve dünyadaki birçok insanın basın özgürlüğüne önem verdiğini göstermek için geldik." değerlendirmesinde bulundu.

Ayrıca, basın açıklamasında, Trump yönetimine, ABD Kongresinin isteğine uyarak, cinayete ilişkin sorumluların bildirilmesi çağrısında bulunuldu.

  • Cinayette Suudi Arabistan izleri

Suudi gazeteci Kaşıkçı, evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018'de girdiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda katledilmişti.

Amerikan Washington Post gazetesi, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA), Kaşıkçı cinayetinin emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman'ın verdiği sonucuna ulaştığını yazmıştı.

Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, Kaşıkçı cinayetine yönelik uluslararası soruşturma kapsamında 28 Ocak-3 Şubat'ta Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin dün yazılı açıklama yapmıştı.

Callamard, "Türkiye'deki görevim sırasında toplanan deliller, Kaşıkçı'nın, Suudi Arabistan Devleti yetkilileri tarafından acımasızca ve önceden tasarlanmış cinayete kurban gittiğini gösteriyor." ifadesini kullanmıştı.

Suudi Prens, Kaşıkçı cinayetinin sinyalini bir yıl önceden vermiş

NEW YORK (AA) – Amerikan The New York Times gazetesi, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinden bir yıl önce Suudi gazetecinin ülkesine dönmemesi durumunda ona karşı "kurşun" kullanılmasını söyleyerek, Kaşıkçı'ya karşı öldürme niyetini belli ettiğini yazdı.

The New York Times’ın Amerikan ve yabancı yetkililere dayandırdığı haberine göre, Bin Selman’ın geriye dönük konuşmalarını inceleyen Amerikan istihbarat birimleri Suudi Prens'in Kaşıkçı cinayetinin sinyallerini olaydan 1 yıl önce verdiğini ortaya çıkardı.

Amerikan istihbaratının dinlemelerine takılan söz konusu konuşmanın bugüne kadar "Suudi Prens’in Kaşıkçı'yı öldürme niyetine ilişkin bugüne kadar ortaya çıkan en kapsamlı delil" olduğu vurgulandı.

Habere göre, Kaşıkçı cinayetinin sorumlularının bulunması için soruşturma yürüten Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı ve istihbarat ajansları, Suudi Prensin geriye dönük telefon konuşmaları ve mesajlaşmalarını inceledi.

İstihbarat raporlarını gören bir yetkili, Prens Muhammed bin Selman ve prensin danışmanlarından Turki Aldakhil arasında Eylül 2017'de yapılan bir görüşmede, Suudi Arabistan yönetiminin Kaşıkçı'nın eleştirilerinden giderek daha çok rahatsız olduğunu belirttiğini ifade etti.

Söz konusu konuşmada Muhammed bin Salman'ın, Kaşıkçı ülkesine geri dönmesi için kandırılamazsa, zorla ülkeye döndürülmesini emrettiğini anlatan yetkili, Suudi prensin, iki yöntemin de işe yaramaması halinde, Suudi Gazetecinini peşinden "bir kurşun" ile gideceğini ifade ettiğini aktardı.

Amerikan istihbarat analistleri Prens bin Selman'ın buradaki "kurşun"dan kastının doğrudan, Kaşıkçı'nın vurulması değil de gazetecinin öldürülmesi niyetini belli eden bir kalıp olarak kullanmış olabileceğinin altını çizdi.

  • Kaşıkçı'ya Al-Arabiya tuzağı

Haberde ayrıca bugüne kadar Kaşıkçı meselesinde ismi hiç geçmeyen Aldakhil'in son döneme kadar Al-Arabiya televizyonunun genel müdürlüğünü yaptığı, Suudi Arabistan'da önemli bir medya figürü ve Veliaht Prens'in en önemli danışmanlarından biri olduğu kaydedildi.

Aldakhil'in Eylül 2017'deki görüşmede Muhammed bin Selman'la Kaşıkçı'ya Al-Arabiya'da bir iş teklifi yaparak, gazeteciyi ülkeye geri döndürme konusunun da konuşulduğunun altı çizildi.

Bazı Suudi haber siteleri geçen ay Al-Arabiya'daki görevinden ayrılan Aldakhil'in, Suudi Arabistan'ın Abu Dabi Büyükelçiliği görevine atanmasının düşünüldüğünü yazmıştı.

  • Uluslararası tepkilerin umursanmamasını söylemiş

İstihbarat raporunda, Bin Selman'ın Aldakhil ile yaptığı konuşmadan bir kaç gün önce, başka bir danışmanı olan Suud El Kahtani ile görüşmesinde Bin Selman'ın Kaşıkçı'nın sosyal medya paylaşımları ve makalelerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdiğine işaret edildi.

Söz konusu konuşmada Kahtani'nin Veliaht Prens'i Kaşıkçı konusunda atılacak bir adımın uluslararası tepki toplayabileceği konusunda uyardığı bunun üzerine Bin Selman'ın, Suudi Arabistan'ın kendi vatandaşları ile ilgili konularda uluslararası tepkileri umursamaması gerektiğini söylediği aktarıldı.

  • Kaşıkçı'nın cesedi halen bulunamadı

Suudi gazeteci Kaşıkçı, evlilik işlemleri için 2 Ekim 2018'de girdiği Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda katledilmişti.

Orta Doğu'nun en etkin gazetecilerinden, Washington Post yazarı Cemal Kaşıkçı'nın, Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesi ve sonrasında yaşananlar, Türkiye ve dünya kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor.

Cinayetin üzerinden geçen sürede Kaşıkçı'nın ne zaman, nerede ve nasıl öldürüldüğüyle ilgili bilgiler ortaya çıktı ancak cesedinin nerede olduğu konusu hala netlik kazanmadı.

  • Cinayette Suudi Arabistan izleri

Amerikan Washington Post gazetesi, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatının (CIA), Kaşıkçı cinayetinin emrini Suudi Arabistan Veliaht Prensi Bin Selman'ın verdiği sonucuna ulaştığını yazmıştı.

Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard, Kaşıkçı cinayetine yönelik uluslararası soruşturma kapsamında 28 Ocak-3 Şubat'ta Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin dün yazılı açıklama yapmıştı.

Callamard açıklamada, "Türkiye'deki görevim sırasında toplanan deliller, Kaşıkçı'nın, Suudi Arabistan Devleti yetkilileri tarafından acımasızca ve önceden tasarlanmış cinayete kurban gittiğini gösteriyor." ifadesini kullanmıştı.