ABD'de eski Hava -Kuvvetleri çalışanına İran için casusluk suçlaması

WASHINGTON (AA) – ABD'de eski Hava Kuvvetleri istihbarat uzmanı bir kadın, İran için casusluk yapmakla suçlandı.

ABD Adalet Bakanlığı, Federal Soruşturma Bürosu FBI ve Hava Kuvvetleri yetkilileri, Washington'da yaptıkları açıklamada, bir yıldır süren soruşturmaları sonucunda Hava Kuvvetlerinde istihbarat uzmanı olarak çalışan Monica Witt'in, İran hükümeti adına casusluk yapmakla suçlandığını açıkladı.

Yetkililer, görev süresince çok gizli bilgileri elde eden Witt hakkında "milli savunma bilgilerini yabancı bir hükümet ile paylaşmak" ve "kumpas kurmak" suçlamaları yöneltildiğini vurguladı.

Witt, hakkında hazırlanan 27 sayfalık iddianameye göre ABD ve İran vatandaşı olan bir kişi tarafından casuslukla görevlendirildi.

İran Devrim Muhafızlarının sponsor olduğu bir konferans için 2012'de İran'a gittiği belirten Witt'in, Ağustos 2013'te İran'a geçtiği ve halen İran'da olduğu belirtildi.

İddianamede, Witt'in çok gizli bir Pentagon programının kod adını ve misyonunu İranlı yetkililerle paylaştığı ve ABD'nin bir karşı casusluk ajanın ismini İran'a verdiği kaydedildi.

ABD Hava Kuvvetlerinde 1997'den 2008'e kadar görev yapan Witt, 2010'a kadar da özel soruşturmalar bölümünde savunma üstlenicisi olarak çalıştı.

Yetkililer, Witt'in, yabancı istihbarat ve karşı casusluk koleksiyonuyla ilgili çok gizli milli savunma bilgilerine erişimi olduğunu vurguladı.

.

“Çin, Rusya ve İran ekonomik casuslukta en güçlü üç ülke”

ATİNA (AA) – Avrupa Ağ ve Bilgi Güvenliği Ajansı (ENISA), devlet destekli siber saldırıların arttığına dikkati çekerek, Çin, Rusya ve İran'ın "ekonomik casuslukta" en güçlü üç ülke olduğunu iddia etti.

Avrupa Birliği'ne bağlı ve bilgi güvenliğinden sorumlu ajans ENISA'nın "2018 Tehdit Görünüm Raporu"nda, Çin, Rusya ve İran'ın artması muhtemel siber casusluk faaliyetlerine dikkat çekildi.

Devlet destekli ekonomik casusluk amaçlı siber saldırılarda artış görülmeye devam edeceği öne sürülen raporda, "Çin, Rusya ve İran ekonomik casuslukta en aktif ve en güçlü üç ülke konumunda bulunuyor." ifadesine yer verildi.

Raporda, ABD'nin 2022'de net petrol ve doğal gaz ihracatçısı konumuna geleceğine ve Rusya ile Avrupa pazarı için rekabete girdiğine dikkat çekilerek, "Rus devlet aktörleri, en büyük enerji pazarlarından birinde bu yeni rekabeti engellemek için çevreyi koruma adı altında casusluk içeren siber operasyonları finanse edebilir veya 'hacktivistleri' destekleyebilir." öngörüsünde bulunuldu.

İran'a 2015'teki anlaşmanın ardından yeniden yaptırım uygulanmaya başlandığı anımsatılan raporda, "İran'a uygulanan yaptırımlar, ülkeyi, bölgesel jeopolitik ve stratejik amaçlarına ulaşmak için devlet tarafından finanse edilen siber-tehdit faaliyetlerini yoğunlaştırmaya itebilir." uyarısı yapıldı.

Huawei'nin Çinli yöneticisi Polonya'da gözaltına alındı

VARŞOVA (AA) – Teknoloji devi Huawei'in Çinli yöneticisi, Polonya'da "casusluk" suçlamasıyla gözaltına alındı.

Polonya devlet televizyonu TVP'nin, İç Güvenlik Ajansına dayandırdığı haberine göre, Huawei'in Çinli yöneticisi ve yerel bir şirketin eski çalışanının salı günü gözaltına alındığı bildirildi.

Kimliği "Veicing V" olarak açıklanan Çinli yönetici ve geçmişte gizli servis için de çalışan Polonya vatandaşı bir kişinin, "Çin devleti adına casusluk yapmakla" suçlandıkları belirtildi.

Polonya güvenlik birimlerinin, Huawei'nin ve yerel iletişim sağlayıcı Orange Polska şirketinin Varşova'daki bürolarını aradığı, belgelere ve elektronik verilere el koyduğu ifade edildi.

Gözaltına alınan Huawei'nin yöneticisi ve diğer kişinin evlerinde de arama yapılırken, Polonya özel servisinin yöneticilerinden Maciej Wasik, gözaltıların uzun süren bir soruşturmanın neticesi olduğunu belirterek, "her iki kişinin de Polonya'ya karşı casusluk faaliyetleri yürüttüklerini" söyledi.

TVP, masum olduklarını savunan Çinli yönetici ve Polonya vatandaşının ifade vermeyi kabul etmediğini, suçlu bulunmaları halinde 10 yıla kadar hapse mahkum edilebileceklerini duyurdu.

Huawei'nin Çin'deki merkezi ise durumun soruşturulduğu açıklamasını yaptı.

Açıklamada, "Huawei'nin faaliyet gösterdiği ülkelerdeki düzenlemelere ve tüm yasalara uyduğu, çalışanlarından da bunu talep ettiği" ifadesine yer verildi.

Çin'in Varşova Büyükelçiliğinden bir yetkili de Pekin yönetiminin konuya çok önem verdiğini, Çinli temsilcilerin Polonya Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle bir araya gelerek meseleyi ele aldıklarını kaydetti.

  • Huawei krizi

Kanada, ABD'nin İran yaptırımlarını delmek için sahtekarlık yaptığı gerekçesiyle Washington yönetiminin talebi üzerine Mıng Vancou'u 1 Aralık'ta Vancouver'da uçakla aktarma yaparken gözaltına almış, olay basına daha sonra açıklanmıştı.

Çin, Kanada'nın Pekin Büyükelçisi John McCallum'u Dışişleri Bakanlığına çağırmış ve Mıng'ın serbest bırakılmasını talep ederek, aksi durumda bunun "ciddi sonuçları olacağı" uyarısında bulunmuştu.

Çin tarafı, Mıng olayından sonra Kanadalı iş adamı ve girişimci Michael Spavor ve eski diplomat Michael Kovrig'in "ulusal güvenliği tehdit eden etkinliklere karıştıkları" gerekçesiyle gözaltına alındığını açıklamıştı.

Huawei Mali İşler Direktörü Mıng, 12 Aralık'ta Kanada'da çıktığı mahkeme tarafından 10 milyon Kanada doları kefaletle şartlı serbest bırakılmıştı.

Kanada'dan 3 Ocak'ta yapılan açıklamada, Çin'in 1 Aralık'tan bu yana 13 Kanada vatandaşını gözaltına aldığı, ancak bunlardan 8'inin serbest bırakıldığı bildirilmişti.

Kanada makamları, Çin hapishanelerinde tutulan vatandaşlarının sayısının 200'ü aştığını belirtiyor.

İran ile İngiltere arasındaki casusluk tartışması

TAHRAN (AA) – İran Meclisi'ndeki aşırı muhafazakar kanadın sözcüsü Hüseyin Nakevi Hüseyni, İngiltere ile İran'daki casusluk faaliyetleri arasında bir bağ olduğunu ve İngilizlerin İran'daki casusluk davalarına sürekli itiraz etmelerinin bundan kaynaklandığını ileri sürdü.

Hüseyni, İran Meclisi Haber Ajansı'nda yer alan açıklamasında, İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt'ın İran'da casusluk suçlamasıyla 5 yıl hapis cezasına çarptırılan İngiltere-İran çifte vatandaşı Nazanin Zaghari-Ratcliffe için kullandığı "günahsız anne" ifadesine sert tepki göstererek, İngilizleri İran'da casusluk faaliyetleri yürütmekle suçladı.

Zaghari ile ilgili kurulan mahkemede sanık ve avukatı tarafından savunmaların yapıldığını ve mahkemenin de casusluk hükmü verdiğini ifade eden Hüseyni, İran'da ne zaman casuslukla ilgili bir yargılama olsa İngilizlerin "hemen feryat etmeye başladıklarını" öne sürdü.

İngilizlerin casuslukla ilgili konularda seslerini bu kadar yükseltmelerinin İranlılar için soru işareti olduğunu savunan Hüseyni, bunun aynı zamanda "İngiltere ile İran'daki casusluk faaliyetleri arasında nasıl bir bağ olduğunu da ortaya koyduğunu ve casusluk davalarına sürekli itiraz etmelerinin nedeninin de bu olduğunu" iddia etti.

Hunt'ın "günahsız anne" nitelendirmesini de eleştiren Hüseyni, "Mahkemede oyun oynanmıyor, kanunlar var ve insanlar yasalara göre hareket etmelidir. Eğer kanunlar çerçevesinde hareket etmezlerse cezalandırılırlar. Onun günahsız görmesi mahkeme kararını haksız çıkarmaz." değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere-İran çifte vatandaşı Nazanin Zaghari-Ratcliffe, 2016'da İran'da casusluk suçlamasıyla gözaltına alınmış ve 5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

İngiltere Dışişleri Bakanı Hunt, 19 Kasım'da Tahran'a yaptığı ziyaretten önce yaptığı açıklamada Zaghari'nin "günahsız anne" olduğunu söyleyerek, "İranlı yöneticilere önemli bir mesajı iletmek için gidiyorum: Masum insanların hapsedilmesi kabul edilemez ve diplomatik baskı unsuru olarak kullanılamazlar." ifadelerini kullanmıştı.

Hunt, önceki hafta yaptığı açıklamada da Zaghari'nin, Tahran yönetimi tarafından diplomatik hedefler için rehin olarak tutulduğunu savunmuştu.

“Casusluk”tan gözaltına alınan Fransız yetkili görevden uzaklaştırıldı

PARİS (AA) – Fransa'da Senato, Kuzey Kore için "casusluk yaptığı" iddiasıyla gözaltına alınan üst düzey memuru geçici olarak görevden aldı.

Senatodan yapılan yazılı açıklamada, mart ayından bu yana yürütülen soruşturma kapsamında, "milletin temel çıkarlarına zarar verebilecek yabancı bir ülkeye bilgi toplayıp teslim ettiği" şüphesiyle gözaltına alınan üst düzey memur Benoit Quennedey'in geçici olarak görevden uzaklaştırıldığı duyuruldu.

Açıklamada, Senato Başkanı Gerard Larcher'in, Quennedey'in Senatodaki bürosunun aranmasına izin verdiği ve görevine ilişkin yaptığı olası hatalar ve suçların araştırılmasını talep ettiği aktarıldı.

Yargıdan bir yetkili, Fransız Senatosunda üst düzey bir memurun, mart ayından bu yana yürütülen soruşturma kapsamında, "milletin temel çıkarlarına zarar verebilecek yabancı bir ülkeye bilgi toplayıp teslim ettiği" şüphesiyle gözaltına alındığını belirtmişti.

Yetkili, gözaltına alınan Benoit Quennedey'in Kuzey Kore için casusluk yaptığından şüphelenildiğini bildirmişti.

Quennedey'in, soruşturmayı yürüten Fransa İç İstihbarat Birimi (DGSİ) tarafından sorgulandığı ve evinin arandığı kaydedilmişti.

Delga yayınevinin internet sitesinden yapılan açıklamada, Quennedey'in, Fransız-Kore Dostluk Derneği Başkanı olarak, son yıllarda birçok kez Kuzey Kore'yi ziyaret ettiği ve Kuzey Kore hakkında kitap yazdığı aktarılmıştı.

Fransız yetkiliye “casusluk şüphesiyle” gözaltı

PARIS (AA) – Fransız Senatosunun bir çalışanı, Kuzey Kore için "casusluk yaptığı" gerekçesiyle gözaltına alındı.

Bir yargı yetkilisi, Fransız Senatosunda üst düzey bir memurun, mart ayından bu yana yürütülen soruşturma kapsamında, "milletin temel çıkarlarına zarar verebilecek yabancı bir ülkeye bilgi toplayıp teslim ettiği" şüphesiyle gözaltına alındığını belirtti.

Yetkili, gözaltına alınan Benoit Quennedey isimli kişinin Kuzey Kore için casusluk yaptığından şüphelenildiğini doğruladı.

Quennedey'in, soruşturmayı yürüten Fransa İç İstihbarat Birimi (DGSİ) tarafından sorgulandığı ve evinin arandığı kaydedildi.

Delga yayınevinin internet sitesinden yapılan açıklamada, Quennedey'in, Fransız-Kore Dostluk Derneği Başkanı olarak son yıllarda birçok kez Kuzey Kore'yi ziyaret ettiği ve Kuzey Kore hakkında kitap yazdığı aktarıldı.

İran'da casuslukla suçlanan çevrecilere destek kampanyası

TAHRAN (AA) – İran'da akademisyen, sanatçı ve aktivistlerden oluşan bir grup, "casusluk" iddiasıyla tutuklu bulunan 8 çevreciye destek için imza topladı.

İran'ın resmi ajansı IRNA'nın haberine göre, toplumun önde gelen isimleri topladıkları 1100 imza ile Yargı Erki Başkanı Sadık Laricani'ye bir mektup yazarak tutuklu çevre aktivistlerinin adil yargılanmasını talep etti.

Tutuklu çevrecilerin kendilerini İran'ın doğasına adadıklarını belirten imzacılar, bu kişilerin casusluk yapmadığına dair her türlü şahitliği yapacaklarını bildirdi.

IRNA'nın haberinde, İran İstihbarat Bakanlığı'nın tutuklu kişilerin casus olmadığıyla ilgili görüş bildirdiğine, ancak aradan geçen zamanda haklarındaki iddiaların gittikçe ağırlaştığına vurgu yapıldı.

İran'da sene başında birçok çevre aktivisti ülkenin değişik eyaletlerinde tutuklanmış ve haklarında "çevre projelerini istihbarat toplamak amacıyla kılıf olarak kullandıkları" suçlamasıyla dava açılmıştı.

Bu süreçte İran ve Kanada vatandaşı çevre aktivisti Kavus Seyyid İmami'nin Tahran'daki Evin Hapishanesi'nde hayatını kaybettiği bildirilmişti. Sosyoloji alanında akademisyenlik yapan Seyyid İmami, İran'ın nadir bulunan hayvanlarını korumak için faaliyetlerde bulunan Pers Vahşi Yaşam Mirası Vakfı'nın müdürlüğünü de yürütüyordu.

Hâlihazırda 8 aktivist casusluk ve bozgunculuk suçlamalarıyla yargılanıyor. İran'da bu tür suçlamalarda idama kadar varan cezalar veriliyor.

İran'da 2 kişiye idam cezası

İSTANBUL (AA) – İran Yargı Erki Sözcüsü Gulamhüseyin Muhsin Ejei, yolsuzluk davaları için kurulan özel mahkemenin 2 kişiye daha idam cezası verdiğini söyledi.

İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'na (ISNA) göre, başkent Tahran'da düzenlediği basın toplantısında konuşan Ejei, Tahran'da kurulan özel mahkemenin yolsuzluk suçlamalarından 2 kişiye daha idam ve 35 milyon tümen para cezası verdiğini duyurdu.

Ejei, hükümlerin infaz edilebilmesi için Yüksek Divan Mahkemesi tarafından onaylanması gerektiğini ifade etti.

İran Yargı Erki Sözcüsü Ejei, daha önceki açıklamasında, eylül ayında ülkenin gündemini uzun süredir meşgul eden yolsuzluk davalarıyla ilgili olarak başkent Tahran'da kurulan özel mahkemenin yolsuzluk suçlamalarından 3 kişiye idam, 32 kişiye 10 yıldan 20 yıla kadar değişen hapis cezaları verdiğini bildirmişti.

– Casusluk suçuna 10 yıl ceza

Öte yandan sahte içki üretme ve dağıtımını yapma suçlamasıyla 18 kişinin gözaltına alındığını dile getiren Ejei, Dışişleri Bakanlığı'nda çalışan Kemal Emirbik'in casusluk suçlamasıyla 10 yıl hapis ve 270 bin dolar para cezasına çarptırıldığını kaydetti.

Bahreynli muhaliflerin “Katar'a casusluk” davası

MANAMA (AA) – Bahreyn'de Yüksek İstinaf Mahkemesi, Katar adına casusluk yapmakla suçlanan, feshedilen El-Vifak Hareketi yöneticisi 3 muhalif hakkında verilen beraat kararını bozarak, hükmü müebbet hapis cezasına çevirdi.

Bahreyn resmi ajansı BNA'nın haberine göre, Yüksek İstinaf Mahkemesi, muhalif Vifak Hareketi Genel Sekreteri Ali Selman Ali Ahmed, Hasan Ali Cuma Sultan ve Ali Mehdi Ali el-Esved hakkındaki beraat kararını kesin deliller olması nedeniyle bozdu. Mahkeme, söz konusu kişileri müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Karara itiraz yolunun açık olduğu öğrenildi.

Bahreyn Yüksek Ceza Mahkemesi haziran ayında görülen duruşmada sanıklar hakkında beraat kararı vermişti.

Vifak Hareketi Genel Sekreteri Ali Selman Ali Ahmed, 28 Aralık 2014'te "güç kullanarak siyasi rejimi değiştirmeye teşvik etme suçlamasıyla 4 yıl hapse mahkum edilmişti.

Söz konusu 3 sanık Kasım 2017'de Katar adına casusluğun da yer aldığı bazı suçlamalarla ceza mahkemesine sevk edilmişti.

Katar Dışişleri Bakanlığı ise söz konusu iddiaları reddetmişti.

Suriyeli sanığa terör örgütü propagandasından 2 yıl 3 ay hapis

TRABZON (AA) – Trabzon'da, terör örgütü THKP-C propagandası yaptığı iddia edilen Suriye uyruklu sanık, 2 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu yargılanan Mohamad Mohamad, Bolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı.

Cumhuriyet savcısının mütalaasını okuyan mahkeme heyeti başkanı, sanığın silahlı terör örgütü üyeliği ve uluslararası casusluk suçlarından yargılandığını belirtti.

Sanığın THKP-C örgütü elebaşı Mihraç Ural ile telefon görüşmelerinin yanı sıra dijital materyallerde PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan, Fetullahçı Terör Örgütü elebaşı Fetullah Gülen'e ait resimler ve bazı silahlı kişilerin görüntülerine ulaşıldığını anlatan heyet başkanı, Ural'ı Twitter üzerinden takip ettiğinin de belirlendiğini aktardı.

Sanığın e-posta adresine Ural'ın paylaşımlarını takip ettiğine dair bildirimler geldiği, cep telefonundaki sosyal medya hesaplarından da bu kişinin isminin geçtiği yazışmalar yaptığını bildiren mahkeme başkanı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine propaganda yaptığı ve silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediğinin iddia edildiğini kaydetti.

Mohamad ise savunmasında, hakkındaki suçlamaları reddederek, beraatini istedi.

Mahkeme heyeti, terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediği gerekçesiyle 2 yıl 3 ay hapis cezası verdiği sanığın uluslararası casusluk ve silahlı terör örgütü üyeliği suçlarından ise beraatine hükmetti.

Heyet, sanığın tutuklu bulunduğu süreyi göz önünde bulundurarak tahliyesine karar verdi.

Halep doğumlu Mohamad, THKP-C ile irtibatlı olduğu, iş adamı görünümünde propaganda yaparak taraftar topladığı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine örgüte bilgi sızdırdığı iddiasıyla 2017 yılı Mart ayında gözaltına alınmış, çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.