İslam İşbirliği Teşkilatı Acil İcra Komitesi Toplantısı

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Müslümanlara yönelik nefret suçlarını tespit ve takip edecek, bunları sürekli gündemde tutacak güçlü bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu belirterek, "İslam düşmanlığını Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği gibi platformlara taşıyarak paydaşlarımızın sayısını artırmalıyız." dedi.

Erdoğan, Yeni Zelanda'da İki Camiye Yönelik Terörist Saldırı ve Müslümanlara Karşı Nefret ve Tahammülsüzlükle Mücadele Konusunda İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi Toplantısı'nda konuştu.

İsrail'in Kudüs'te ve tüm Filistin'de dünyanın gözü önünde sürdürdüğü terör devleti uygulamalarını gizlemeye ve saklamaya çalışmanın beyhude olduğunu ifade eden Erdoğan, "Neonazi terörünü daha fazla görmezden gelmenin maliyeti çok ağır olacaktır. Hele hele gerçekleri dillendirdiğimiz için şahsımı hedef almak, Batı dünyasında nefret objesi haline getirmek kimseye bir fayda sağlamaz. Biz doğru bildiklerimizi söylemekten hamdolsun bugüne kadar çekinmedik, asla çekinmeyiz." diye konuştu.

Erdoğan, ırkçı medya kuruluşlarının, Neonazilerin söylemlerine, lojistik destek veren Türk ve Müslüman düşmanı siyasetçilerin de baskılarına boyun eğmeyeceklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"40 yıldır manşetlerle çarpışıyoruz. İftira kampanyalarıyla mücadele ediyoruz. Dün olduğu gibi bugün de yarın da hakkı söyleyecek, hakikati haykıracağız. Burada bir hakkı da teslim etmemiz gerekiyor. Yeni Zelanda makamlarına ve halkına teşekkürü bir borç biliyorum. Başbakan Sayın Ardern başta olmak üzere Yeni Zelanda Hükümetine olay karşısında gösterdikleri hassasiyet ve kararlı duruş için şahsım, ülkem ve teşkilatım adına teşekkür etmek istiyorum. Sayın Ardern tarafından gösterilen tepki, sergilenen empati ve Müslümanlarla dayanışma tüm dünya liderlerine örnek olmalıdır. Sayın Ardern'in dediği gibi elbette terör saldırısını gerçekleştiren caninin adını anmamalıyız ancak bu vahşi terör eyleminin unutulup gitmesine de müsaade etmemeliyiz. Bu teröristi hakkettiği şekilde cezalandırarak, tüm bağlantılarını ortaya çıkartarak aynı hevesleri taşıyanlara çok güçlü bir mesaj vermeliyiz."

  • "İslam düşmanlığıyla mücadelede asıl görev Batılı devletlere düşüyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslam düşmanlığı ve kültürel ırkçılıkla mücadelede asıl görevin Batılı devletlere düştüğünü dile getirerek ancak Müslümanlar olarak bu sorununun artık daha ciddi şekilde ele alınması gerektiğini kaydetti.

Bu meselenin artık milyonlarca kişinin can emniyetini, mal güvenliğini, temel hak ve hürriyetlerini hedef aldığını belirten Erdoğan, İİT bünyesinde atılabilecek pek çok adım olduğunu düşündüğünü, 10 yıllık eylem planında İslam düşmanlığı konusuna yer verildiğini, maalesef bu konuda olması gereken düzeyde bir çaba sergilenmediğini anlattı.

Erdoğan, Müslümanlara yönelik nefret suçlarını tespit ve takip edecek, bunları sürekli gündemde tutacak güçlü bir mekanizmaya ihtiyaç olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

"Teşkilatın kurumsal olarak kendini bu asimetrik tehdide adapte etmesi şarttır. Teşkilat bünyesindeki bağımsız İnsan Hakları Komisyonunun güçlendirilmesi dahil elimizdeki siyasi, bürokratik ve sivil toplum araçlarını nasıl daha etkin olarak kullanabileceğimizi burada tartışmalıyız. Ayrıca İslam düşmanlığını Birleşmiş Milletler ile Avrupa Birliği gibi platformlara taşıyarak paydaşlarımızın sayısını da artırmalıyız. Hepsinden önemlisi ümmetin bekasını ilgilendiren hususlarda tek yürek, tek bilek olup beraberce hareket etmeliyiz. İslam dünyasının ve insanlığın ortak geleceğini tehdit eden meselelerde kısa vadeli çıkarlar, orta ve uzun vadeli menfaatlerimizin önüne geçmemelidir. Türkiye olarak zirve dönem başkanı olarak elimizden gelen her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu özellikle ifade etmek istiyorum."

  • "Verilecek mesajlar mihenk taşı olacak"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yeni Zelanda saldırısında şehit olanlara bir kez daha Allah'tan rahmet, yaralıların da en kısa sürede sağlıklarına kavuşmalarını dileyerek, şehitlerin ailelerine ve Yeni Zelanda halkına başsağlığı temennisinde bulundu.

Yeni Zelanda Hükümetine de hassasiyetleri için, dayanışma, sahiplenme ve iş birlikleri için de şükranlarını sunan Erdoğan, "Bugün burada vereceğiniz mesajların İslam düşmanlığı, yabancı karşıtlığı ve kültürel ırkçılıkla mücadelede bir mihenk taşı olacağına inanıyorum." dedi.

Konuşmasının sonunda Erdoğan'ın çağrısıyla Yeni Zelanda'daki terör saldırısında şehit olanlar için dua okundu.

(Bitti)

Londra polisi cuma namazında camileri korumaya devam edecek

LONDRA (AA) – İngiltere'nin başkenti Londra'da polisin Yeni Zelanda'daki terör saldırısından sonra camilerin korunmasına yönelik aldığı önlemlerin, özellikle yarınki cuma namazı ve ilerleyen günlerde devam edeceği bildirildi.

Londra polisi yetkililerinden Mark McEwan, yaptığı yazılı açıklamada, Yeni Zelanda'daki terör saldırısının ardından yerel halkla yakın iş birliği içinde çalıştıklarını belirtti.

McEwan, "Müslümanlara, arttırılan devriyeler, düzenli temas ve güvenlik tavsiyeleri ile güvence sağlanıyor. Bu yaklaşım, yerel halkın endişelerine ve ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yarın ve gelecek hafta boyunca devam edecek." ifadelerini kullandı.

Önlemlerde cuma namazı ve Yeni Zelanda'daki saldırılara ilişkin anma törenlerinin özellikle dikkate alındığını vurgulayan McEwan, "Christchurch'teki korkunç olayları İngiltere ile ilişkilendiren bir istihbarat bulunmasa da bazı kişilerin endişeli olacağını ve kendilerini savunmasız hissedeceğini biliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamanın, Londra'nın yaklaşık 200 kilometre kuzeyindeki Birmingham kentinde 5 camiye balyozla saldırı düzenlenmesinin ardından gelmesi dikkati çekti.

Londra polisi, geçen hafta yaşanan terör saldırısının ardından kentteki camilerin önünde güvenliği artırmış ve devriyeleri sıklaştırmıştı.

Buna rağmen, geçen hafta cuma namazı sırasında iki aşırı sağcı, cemaatten bir kişiye çekiçle saldırmış ve ertesi gün de aşırı sağcı bir kişi 19 yaşındaki bir genci bıçaklamıştı.

Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde, geçen hafta cuma namazı sırasında 10 dakika arayla Brenton Tarrant tarafından iki camiye düzenlenen terör saldırılarında 50 kişi yaşamını yitirmişti.

İngiltere'de camilere balyozlu saldırı

LONDRA (AA) – İngiltere İçişleri Bakanı Sajid Javid, Birmingham kentinde 5 camiye balyozlu saldırı düzenlenmesine ilişkin, nefret içeren davranışların asla kabul edilmeyeceğini belirtti.

Javid, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, camilere yönelik saldırıların endişe verici ve üzücü olduğunu belirterek, "Polis olayın sebebini araştırıyor. Ancak açıkça söylemek isterim ki nefret içeren davranışların toplumumuzda kesinlikle yeri yoktur ve asla kabul edilmeyecekler." ifadelerini kullandı.

Bu arada saldırıya uğrayan cami sayısının önceki açıklamaların aksine 5 olduğu da belirtildi.

Bu camilerden biri olan Witton İslam Merkezi'nden yapılan açıklamada, binanın önündeki tüm camların kırıldığı, hatta balyoz darbesi nedeniyle cam kırıklarının içeriye yayıldığı belirtildi.

Feyzul İslam Mescidi Sorumlusu Yusuf Zaman da saldırı karşısında adeta şok olduğunu belirterek, "Yetişkinler, bugün olanlar yüzünden çocuklarını camilerden uzak tutacaklarını söylüyorlar. Çünkü camiler güvende değil." diye konuştu.

Yerel yöneticiler de saldırı karşısında "dehşete kapıldıklarını" belirtti.

  • Balyozlu saldırı

Polisten yapılan açıklamada, Birmingham'da gece saatlerinde 4 caminin balyozla hedef alındığı belirtilirken, kentteki Müslümanlar ise sabah saatlerinde bir başka saldırı daha olduğunu kaydetti.

  • Terörle mücadele ekibi de de soruşturmaya dahil oldu

Polis Şefi Dave Thompson, konuya ilişkin ilk açıklamasında, saldırıların nedeninin henüz bilinmediğini belirterek, "Söyleyebileceğim şey, polis ve Terörle Mücadele Biriminin, kimin sorumlu olduğunu bulmak için yan yana çalıştıkları." demişti.

İngiltere'de yaşayan Müslümanlar, Yeni Zelanda'daki terör saldırısının ardından hükümetten camilerin güvenliğini arttırmasını istemişti.

Yeni Zelanda'daki iki camiye yapılan terör saldırısı

KUALA LUMPUR (AA) – Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde iki camiye yönelik düzenlenen terör saldırısının ardından kaybolan 17 yaşındaki Malezya vatandaşının da yaşamını yitirdiği bildirildi.

Malezya basınında yer alan haberlere göre, geçen hafta meydana gelen terör saldırısının ardından kendisinden haber alınamayan ve günlerdir aranan Malezya vatandaşı Mohd Haziq Mohd Tarmizi'nin öldüğü, Yeni Zelanda'daki Kuala Lumpur Büyükelçiliği yetkilileri tarafından doğrulandı.

Medyada çıkan haberlerin ardından eski Başbakan Necip Rezak, sosyal medya hesabı üzerinden vefat eden genç için dua ederek, taziye mesajı yolladı.

Christchurch'teki Al Noor ve Linwood camilerinde 15 Mart'ta gerçekleşen terör saldırılarında Malezya vatandaşı Mohd Tarmizi Shuib ve 12 yaşındaki oğlu Mohd Haris yaralanmış, 17 yaşındaki diğer oğlu Mohd Haziq ise kaybolmuştu.

Mohd Haziq'i aramak için Yeni Zelandalı yetkililer günlerdir seferber olmuştu.

“Teröristin düşündüğü gibi olmadı, o kaybetti biz kazandık”

ANKARA (AA) – RECEP ŞAKAR – Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde cuma namazı sırasında iki camiye düzenlenen terör saldırısının ardından birlik ve beraberlik mesajı veren Yeni Zelanda halkı, terörist Brenton Tarrant'ın amacına ulaşamadığı, halkın birbiriyle daha da yakınlaştığı görüşünü paylaşıyor.

AA muhabiri, terör saldırısı mağdurlarının yanı sıra Yeni Zelanda'daki Müslüman toplumun acılarını paylaşan farklı millet ve inançlardan kişilerle görüştü.

Terör saldırısında babası Hacı Davud Nabi'yi kaybeden Afgan asıllı Yama Nabi, hangi millet ve inançtan olursa olsun herkesin aynı ve eşit olduğununu dile getirerek, "Burada kardeşlerimle bir arada duruyorum çünkü farklı olmadığımızı göstermek istiyorum. Bu dünyada bir kez yaşayacağız. Bir tek Allah canımızı alabilir. Kimse başkasının canını almasın. Bu mesajı vermek istiyorum." diye konuştu.

Yeni Zelanda Yahudi Toplumu Hahamı Mendy Golostein de Auckland'dan Yahudi toplumunun destek mesajlarını acı çeken Müslüman kardeşlerine iletmek için geldiğini belirterek, "Kardeşlerimiz, bir aile gibi bizler de sizinle birlikte her biriniz, her birimiz için acı çekiyoruz. Biz, bir aileyiz. Bir aile olduğumuzu gerçekten hatırlamanın zamanı." ifadelerini kullandı.

  • "Terörist kaybetti, biz kazandık"

Auckland'de yaşayan Suriye kökenli iş adamı Muhammed Maluk da Türkiye'nin Yeni Zelanda'daki terör saldırısı karşısında sergilediği tutumu takdir ettiğini dile getirerek, "Yeni Zelanda dünyanın öbür ucunda da olsa Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın desteği var. Erdoğan daima Suriyelilere destek veriyor. Şimdi de Yeni Zelanda halkına destek veriyor." dedi.

Maluk, Erdoğan'ın İslam'ın lideri olduğu değerlendirmesinde bulunarak, "Rabbim ona uzun ömür versin, onu korusun. O herkese karşı iyi. Onu seviyoruz. Erdoğan'ı seviyorum. İnşallah Erdoğan bir gün Yeni Zelanda'ya geldiğinde onu göreceğim ve ona sarılacağım." diye konuştu.

Terör saldırısını gerçekleştiren Brenton Tarrant'ın amacının Yeni Zelanda halkını bölmek olduğunu aktaran Maluk, şunları kaydetti:

"Teröristin saldırısından sonra ne oldu, insanlar daha da yakınlaştı. Teröristin düşündüğü gibi olmadı. Yeni Zelanda halkına bakın bize karşı ne kadar iyi ve yakınlar. O kaybetti, biz kazandık. Biz, Müslümanlar ve Hristiyanlar burada daha da yakınlaştık. Bu terör saldırısı olana kadar bütün Yeni Zelanda birlikti. Buradan ırkçı katile bir mesaj vermek istiyorum. Sen kaybettin, biz biriz."

  • "Yeni Zelanda bir kişi tarafından tanımlanmayacak"

Terör saldırısının olduğu günden bu yana Müslümanlarla dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergileyen Yeni Zelanda halkı, gün boyu saldırının gerçekleştiği caminin bulunduğu caddede hayatını kaybedenlere için oluşturulan anma alanına çiçek bıraktı.

Alana çiçek bırakan Yeni Zelandalı Michael Sharp, yaşanan terör saldırısını hem çocuklarına hem de büyüklere açıklamanın çok zor olduğunu dile getirdi. Sharp, "Bu akıl almaz bir şey. Neden olduğunu bilmiyoruz. Anlaması çok zor bir şey ama sanırım burada bir tesellimiz olacaksa o da burada gördüğünüz büyük sevgi ve keder. Yeni Zelanda olarak biz buyuz. Bir kişi tarafından tanımlanmayacağız. Biz buyuz." ifadelerini kullandı.

“Minyatür camiler” asırlara meydan okuyor

KAYSERİ (AA) – MÜZAHİM ZAHİD TÜZÜN – Kayseri'de minik yapılarıyla minyatürleri andıran "küçük camiler", etraflarında yükselen binaların arasında yıllara meydan okuyor.

Geçmişte Anadolu Beylikleri, Selçuklu ve Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kayseri'de, "küçük camiler" ilk kez Danişmentli Beyliği döneminde 1000'li yıllarda inşa edildi. O dönemler mescit olarak kullanılan tarihi ibadethaneler, bugün bölge halkı tarafından cami olarak adlandırılıyor.

Asırlarca yıl önce inşa edilmelerine rağmen varlıklarını sürdürebilen "minyatür camiler", etraflarında yükselen modern binalar arasında vatandaşları tarih yolculuğuna çıkarıyor.

Kentte sayıları 100'ü aşkın bu eserler arasında, moloz yığma taş ve ahşap kullanılarak imece usulü yapılan yaklaşık 800 yıllık Gubaroğlu Camisi dikkati çekiyor.

ÇEKÜL Vakfı Kayseri Temsilcisi Prof. Dr. Osman Özsoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diğer camilerin yanında çok küçük kalan bu yapıların halen ibadet hizmeti verdiğini söyledi.

Yapı olarak oldukça mütevazı olan bu camilerin yüzlerce yıla ayak direyerek bugünlere ulaştığını belirten Özsoy, şunları kaydetti:

"Literatür ve kitabelere baktığımız zaman ilk yapılış ve tamir gördükleri tarihlere ulaşabiliyoruz. Tam tarih veremesek de bu yapıların en eski olanı 1000'li yılların başında yapılmış diyebiliriz. Danişmentliler zamanında veya Selçuklularla beraber mescitlerin Kayseri'de yer aldığını söyleyebiliriz. Battalgazi Camisi şehirdeki en eski camimiz. Son derece mütevazı, klasik, tezyinat (süsleme) noktasında sade, son derece küçük moloz yığma taşlarla üst üste konularak elde edilmiş yapılardır. Bunlar halkın ihtiyacını karşılayan eserlerdir. Bazı bölgelerde birbirlerine çok yakın 100 metre kadar mesafedeler. Genellikle ahşap kullanılmış. Mihrabı, yer döşemesi, ardıç tavanı, direkleri, kadınlar mahfili ve girişi var. Camilerle kıyasladığımız zaman bazen harim kısmı 5'e 5 diyebileceğimiz son derece küçük ibadet yerleridir."

  • "Kayseri'de 100'den fazla bu şekilde mescit var"

Bazı bölgelerde bu yapıların oldukça yoğun olduğunu dile getiren Özsoy, şöyle devam etti:

"Bu yapılardan biri olan Gubaroğlu Camisi Şah Melek Sultan adına yaptırılmış bir türbedir. 1560 yılında da bunun yanına bir mescit ilave edilerek ibadete açılmış bir yer. Şimdi de cami olarak adlandırılmaktadır. Aslında günümüzde mescit diyebileceğimiz yapılar kalmadı. Hemen hemen hepsini şu anda cami olarak isimlendiriliyor ve hepsine cami diyoruz. Kemeraltı Mahallesi'nde yaklaşık 100'er metre aralıkla 30'a yakın cami var. Melikgazi bölgesinde bu yapılar epey yoğun. Yakın zamanda 2010 yılı gibi bu yapıların restorasyonları yapıldı. İmkanlar el verdiği müddetçe devletimiz bunların restorasyonunu gerçekleştiriyor. Kayseri'de 100'den fazla bu şekilde mescit vardır diyebiliriz ama bunların büyük bir kısmı cami olarak anılmaktadır."

Özsoy, bu yapıların bugün bile ayakta olduğuna işaret ederek "Bu yapılar ne bir Selimiye ne bir Süleymaniye ne de İstanbul'daki büyük cami ama bu şehrin yapıları yüzlerce yıla rağmen halen ayaktalar. Minyatür yapılarına rağmen daha ilk günkü heyecanlarıyla dini noktada hizmet vermekteler. Halkımız da ibadetini yaparak, buraları ziyaret ederek, bu binaları bir nevi ayakta tutuyor." şeklinde konuştu.

“Sadece çocuklarımın değil camideki herkesin hayatı için endişe ettim”

CHRISTCHURCH (AA) – RECEP ŞAKAR/ZUHAL DEMİRCİ – Yeni Zelanda'da Linwood Camisi'ndeki terör saldırı sırasında teröriste silahsız karşı koyan ve onu camiden uzaklaştırarak onlarca kişinin hayatını kurtaran Afgan göçmen Abdül Aziz, "Sadece çocuklarımın hayatı için değil oradaki herkesin hayatı için endişe ettim. Gözlerimi her kapattığımda camide ölen insanları görüyorum. Bu çok zor bir şey." dedi.

Linwood Camisi'ndeki terör saldırı sırasında camiden dışarı çıkıp terörist Brenton Tarrant'a silahsız karşı koyan ve onun namaz kılınan bölüme girmesini engelleyerek daha fazla can kaybı yaşanmasını engelleyen Aziz, o an yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Çocukken Afganistan'dan Avusturalya'ya göç eden ve 25 yıldan uzun süre bu ülkede yaşadıktan sonra birkaç yıl önce Yeni Zelanda'ya yerleşen 48 yaşındaki Aziz, Christchurch kentindeki terör saldırısı nedeniyle çok üzgün olduğunu ve birkaç gündür hiç uyku uyuyamadığını söyledi.

Aziz, terör saldırısına şahit olan çocuklarının kendisine teröristin arkasından gitmemesi çağrısında bulunduklarını anlatarak, şöyle devam etti:

"Her insanın hayatı benim ve çocuklarımın hayatı kadar kıymetli. Sadece çocuklarımın hayatı için değil oradaki herkesin hayatı için endişe ettim. O an amacım onları korumaktı. Bana kahraman diyorlar ama ben kendimi kahraman olarak görmüyorum çünkü kim olsa o an aynı şeyi yapardı."

Yaşadıklarını unutamadığını ve olaydan çok etkilendiğini dile getiren Aziz, "Gözlerimi her kapattığımda camide ölen insanları görüyorum. Bu çok zor bir şey." ifadesini kullandı.

Aziz, cesareti için kendisini tebrik ederek kart ve hediye gönderen, güzel dileklerde bulunan herkese teşekkürlerini iletti.

Linwood Camisi İmamı Latif Alabi de Aziz'in kahramanca hareket ettiğini belirterek, "Bu kardeşimiz (Abdül Aziz) çıktı, teröriste karşı koydu, onu alt etmeyi başardı. Bu sayede kurtulduk. Eğer içeri girseydi hepimiz ölürdük." diye konuştu.

  • Teröriste pos cihazı fırlattı

Terörist Tarrant'a kahramanca karşı koyan Aziz, silah seslerini duyduktan sonra dışarı çıkarak eline geçirdiği pos cihazını teröriste fırlattı. Daha sonra terörist yeni bir silah almak üzere arabasına yöneldiğinde ise Aziz teröristin peşinden gitti.

Terörist silahını alıp yeniden ateş açmaya başlayınca bu kez Aziz'i hedef aldı ve Aziz araçların arasında dolaşarak kurşunlardan kaçtı.

Aziz, arabaların arasında dolaşırken yerde teröristin bıraktığı bir tabancayı bulduktan sonra hemen aldı ve tetiğe bastı fakat silah boştu. Terörist yeni bir silah almak için otomobiline döndüğünde silahı ona fırlattı. Otomobilin camına çarpan silah camı parçaladı. Cam parçalanınca paniğe kapılan terörist, arabasına binerek olay yerinden uzaklaştı. Aziz, köşedeki ışıklara kadar aracı takip etti. Terörist burada U dönüşü yaparak uzaklaştı.

İsveç'te göçmen karşıtı partiden cami yapılması için önerge

STOCKHOLM (AA) – İsveç'te göçmen karşıtlığıyla bilinen aşırı sağcı İsveç Demokratlar Partisinin (SD), Vasternorrland bölgesindeki Kramfor ilçesine cami ve kültür merkezi yapılması için önerge verdiği belirtildi.

Ülkenin yüksek tirajlı gazetesi DN'nin haberine göre, İsveç Demokratlar Partisi Kramfor Belediye Meclis Üyesi Mark Collin, ilçeye cami ve kültür merkezi yapılmasını için partisi SD adına önerge verdi.

Collin, DN'ye yaptığı açıklamada, ilçenin geleceği için Müslümanlara ihtiyaçları olduğunu belirtti. İlçe nüfusunun azaldığına, 30 yıl sonra ilçede hayatın durma noktasına geleceğine işaret eden Collin, ''Cami ve kültür merkezi inşa ederek Müslümanları ve ülkeye yeni gelen sığınmacıları ilçemize çekebiliriz. Bu yüzden böyle bir öneriyi meclise sundum.'' ifadelerini kullandı.

Bazı çevrelerce eleştirilmenin, umurunda olmadığını vurgulayan Collin, "İlçenin geleceğini kurtarmaya çalışıyoruz. Nisan ayında önerimin Meclisten geçmesini bekliyorum. Aksi takdirde koca ilçe yok olacak.'' değerlendirmesini yaptı.

Yeni Zelanda'daki terör saldırıları New York'ta protesto edildi

NEW YORK (AA) – Yeni Zelanda'daki iki camiye düzenlenen terör saldırılarını protesto etmek için ABD'nin New York kentinde bir araya gelen yüzlerce kişi, İslamofobi, ırkçılık ve antisemitizme karşı yürüdü.

"Irkçılık ve Faşizme Karşı Birlik" adlı platformun çağrısıyla Foley Meydanı'nda toplanan yüzlerce kişi, Yeni Zelanda'daki camilere terör saldırılarını protesto etti.

Gösteride yapılan konuşmalarda, dünyanın birçok yerinde beyaz ırkçılığın, İslamofobi'nin, antisemitizmin ve yabancı düşmanlığının yükselişte olduğu vurgulanarak, birlik ve dayanışma mesajları verildi.

Yeni Zelanda'daki terör saldırılarının da beyaz ırkçılığından etkilendiğini belirtilen konuşmalarda, bu saldırılara da tepki gösterildi.

Protesto göstericileri meydanda, "Büyük anne-babalarımız mülteciydi, anne-babalarımız göçmendi, şimdi biz ırkçı mı olacağız? Duvarları yıkın ve sınırları açın." yazılı pankart açıldı.

Ellerinde ırkçılık, İslamofobi ve antisemitizme tepki gösteren dövizler taşıyan göstericiler, ABD yönetiminin "göçmen karşıtı" politikalarını da eleştiren sloganlar attı ve pankartlar taşıdı.

Bir gösterici elinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın eliyle beyaz ırkçılığı sembolü yaptığı çiziminin altında "Burada faşistlere yer yok" yazılı bir pankart taşıdı.

Göstericiler, İslamofobi, antisemitizm, ırkçılık ve yabancı karşıtlığına tepki gösteren sloganlar atarak New York sokaklarında yürüdü.

Yeni Zelanda'daki terör saldırısında ölenlerin sayısı 50'ye yükseldi

ANKARA (AA) – Yeni Zelanda Emniyet Genel Müdürü Mike Bush, Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde cuma namazı esnasında iki camiye düzenlenen terör saldırısında yaşamını yitirenlerin sayısının 50'ye yükseldiğini bildirdi.

Bush, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, iki camiye düzenlenen terör saldırısında hayatını kaybedenlerin sayısının 50'ye çıktığını belirtti.

Terör saldırısında hayatını kaybeden kurbanların kimliklerinin aileleriyle paylaşıldığını kaydeden Bush, kimlik bilgilerinin kamuoyuna açıklanmadığını ifade etti.

Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde, dün cuma namazı sırasında on dakika arayla iki camiye düzenlenen terör saldırısında 49 kişi yaşamını yitirmişti.