Bebek giyimde kalite Avrupa, fiyat Uzak Doğu

BURSA (AA) – BÜŞRA NUR ÖZCAN – Bebe ve çocuk konfeksiyonunda Türkiye'nin "üretim üssü" konumundaki Bursa'dan yapılan sektörel ihracat geçen yıl yüzde 15 artarken, 2019 için de en az bu oran hedefleniyor.

Bebe Çocuk Konfeksiyon Sektörü Sanayici ve İş Adamları Derneği (BEKSİAD) Başkanı Ömer Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bebe ve çocuk giyiminde Bursa ve Türkiye'nin dünyada bilinen bir marka haline geldiğini söyledi.

Sektörün 2018 yılında güzel bir büyüme trendi yakaladığını belirten Yıldız, "Ülkemiz, geçen yılın 3. çeyreğinde çalkantılar yaşamasına, dış saldırılara maruz kalmasına rağmen sektör olarak 2018'i iyi geçirdik ve hedeflerimizi tutturduk." dedi.

Yıldız, sektöre yönelik 2 fuar düzenlediklerini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Gerçekleştirdiğimiz iki fuarda da yurt dışı müşterilerimizle diyaloglarımız ve ticaretimiz gayet olumluydu. Bebe ve çocuk giyim sektörü için 2018 olumlu bir yıldı. Ufak tefek sıkıntılar olmuş olabilir ama büyük resme baktığımızda 2018'de hedeflerimizi tutturduk. Sektör olarak, ihracat bazında yüzde 15 büyüme hedefini yakaladık. Bu yıl da en az yüzde 15 büyüme hedefi belirledik. Bursa'da hazır giyim sektörü 700 milyon doların üzerinde ihracat gerçekleştirdi. Bunun önemli bir kısmının bebe çocuk konfeksiyon sektöründen olduğunu düşünüyoruz."

  • "Amerika ve Güney Afrika yeni hedeflerimiz"

Avrupa ve Afrika ülkelerine, Rusya'ya ve tüm komşu ülkelere ihracat yaptıklarını söyleyen Yıldız, "Amerika ve Güney Afrika yeni hedeflerimiz. Avrupa pazarlarına ihracatı daha da artırmayı istiyoruz." diye konuştu.

Sektörün kaliteli ürünleri ucuza sattığını vurgulayan Yıldız, şunları kaydetti:

"Türkiye'deki bebe çocuk konfeksiyon üretiminin yüzde 80'i Bursa'da yapılıyor. Bizim kalitemiz, Avrupa standartlarında ama fiyatlarımız Uzak Doğu ile rekabet edebilecek durumda. İhracattaki en büyük avantajımız, bu. Coğrafi konumumuz, tüm ülkelere hem deniz hem hava yoluyla rahat ulaşım da büyük avantajlarımızdan. Son yıllarda hükümetimizin dışa açılma politikaları ve ekonomiye verdiği büyük destekler de ihracattaki başarımızın en büyük sebeplerinden biri."

Yıldız, mart ayında gerçekleştirilecek yerel seçimin ardından Türkiye'de 4 yıl boyunca seçim yapılmayacağına dikkati çekerek, "Ülkenin uzun süre seçim görmeyeceği, dolayısıyla daha stabil bir ekonomik durumun oluşmasıyla sektörümüzün 2019'da hedeflerini gerçekleştirebileceğini düşünüyoruz. Önümüzdeki yılın daha da güzel geçeceğini, 2019'da da en az yüzde 15 ihracatımızı büyüteceğimizi düşünüyoruz." ifadesini kullandı.

Ukrayna ekonomisinde yüzde 3'lük büyüme tahmini

             MOSKOVA (AA) - Ukrayna Başbakan Birinci Yardımcısı, Ekonomik Kalkınma ve Ticaret Bakanı Stepan Kubiv, ülke ekonomisinin geçen yıl yüzde 3 civarında büyüdüğünü belirterek, “Ukrayna ekonomisinin büyümeye devam etmesi için gerekli önlemleri alıyoruz.” dedi.</p>  <p>Kubiv, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, Ukrayna’da enflasyonun 2018’de yüzde 10’dan az bir seviyede gerçekleştiğini bildirdi.</p>  <p>Ülkedeki ortalama maaşların ise geçen yıl yüzde 22,5 seviyesinde artığını belirten Kubiv, “Ekonomimiz ise yüzde 3 civarında büyüdü. Başta alt yapı, kalkınma, ulusal güvenlik, sağlık ve eğitim alanları olmak üzere Ukrayna ekonomisinin büyümeye devam etmesi için gerekli önlemleri alıyoruz.” ifadesini kullandı.</p>  <p>Ukrayna Ulusal Bankası tahminlerine göre, ülke ekonomisinin 2018’de yüzde 3,4 büyümesi bekleniyordu.</p>  <p>Uluslararası Para Fonu (IMF) ile 2015 yılında varılan anlaşmayla Ukrayna'ya 17,5 milyar dolarlık kredi verilmesine karar verilmişti.

Ülke ekonomisi 2017'de yüzde 2,5 büyümüştü.

Almanya'da ekonomik büyüme 2018'de hız kesti

BERLİN (AA) - Avrupa’nın lokomotif ülkesi Almanya'da ekonomi, geçen yıl yüzde 1,5 büyüyerek hız kesti.</p>    <p>Almanya Federal İstatistik Ofisinin (Destatis) açıkladığı ilk verilere göre, Almanya'nın GSYH'si piyasa beklentileri paralelinde 2018 yılında yüzde 1,5 arttı. Böylece Almanya, son 5 yılın en zayıf büyüme performansını gösterdi. 

Almanya'da GSYH, 2017 ve 2016’da yüzde 2,2, 2015’te yüzde 1,7 ve 2014’te yüzde 2,2 artmıştı.

Destatis değerlendirmesinde, büyümenin hız kesmesine karşın Alman ekonomisinin 9 yıldır art arda büyüdüğü belirtilerek, "Son 10 yıldaki büyüme ortalaması ise yüzde 1,2 oldu." ifadesi kullanıldı.

Almanya'nın 2018'deki büyümesinin arkasındaki ana itici güç yerli faktörler olurken, yıllık bazda hanehalkı tüketim harcamaları yüzde 1, kamu harcamaları da yüzde 1,1 arttı.

Alman ekonomisi, 2018'in üçüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,2 daralmıştı. Analistler, söz konusu daralmada, otomobil üreticilerinin yeni emisyon testlerine geçişte zorlanmalarının etkili olduğunu belirtmişti.

Destatis, geçen yılın son çeyreğine ilişkin verileri 14 Şubat 2019'da açıklayacak. 2018 yılı GSYH'ye ilişkin detaylı sonuçlar ise 22 Şubat 2019’da duyurulacak.

– Zayıflayan küresel ekonomi ihracata dayalı Alman ekonomisini etkiliyor

  <p><br>

Destatis verilerine göre, Almanya'da istihdam, geçen yıl 44,8 milyon kişiye yükseldi. Böylece istihdamda, Doğu ve Batı Almanya'nın birleştiği 1990 yılından sonraki en yüksek rakama ulaşılmış oldu.

Almanya'daki yüksek istihdam ve düşük faizler, geçen yıl Hazine'nin yüksek gelir elde etmesine de yaradı. Federal devlet, eyaletler, belediyeler ve sosyal sigortalar 2018'i toplam 59,2 milyar avro (2017’de 34 milyar avro fazla) fazlayla kapattı. Kamu gelirleri fazlası ülkenin GSYH’sinin yüzde 1,7'sine denk geldi.

Alman Merkez Bankası’nın (Bundesbank) hesaplamasına göre, borçlanma maliyetlerinin finansal kriz öncesine kıyasla daha düşük olmasından dolayı federal devlet, eyaletler, belediyeler ve sosyal sigortalar, geçen yıl faizden 55 milyar avro tasarruf sağladı. Finansal kriz öncesi Alman hükümeti yatırımcılara yüzde 4,2 faizle para sağlarken, bu oran geçen yıl yüzde 1,5’e düştü.

Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, büyümede hız kesmenin sebepleri olarak "zayıflayan küresel ekonomi", "otomobil sektörünün mevzuatındaki emisyon değişikliklerinden dolayı satış sorunu yaşaması", "yazın devam eden kuraklıktan ötürü nehirlerde su seviyesinin düşük seyretmesi", "grip salgını" ve grevleri" gösterdi. Açıklamada, istihdamın artarak işsizliğin düştüğü belirtilerek, zayıflayan küresel ekonomiye rağmen Alman ekonomisinde bu yıl da büyümenin devam edeceği kaydedildi.

Uzmanlar, ihracata dayalı Alman ekonomisinde büyümeyi; küresel talep zayıflığı, ABD ve Çin arasındaki ticaret ihtilafları ile Brexit'in etkilemeye devam ettiğini vurguluyor.

– "Almanya, geçen yıl sıkıntılardan morarmış bir gözle kurtuldu"

ING Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, konuya ilişkin değerlendirmesinde, 2018'de Alman ekonomisinin, son 5 yıldaki en zayıf performansını sergilediğini ancak teknik olarak bir resesyona girmediğini kaydetti.

Brzeski, Almanya’nın geçen yıl sıkıntılardan "morarmış bir gözle" kurtulduğunu belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"En önemli olan, yaz aylarında Alman ekonomisindeki yavaşlama beklenenden daha uzun sürdü. Bu da sadece geçici bir sapmadan daha fazlası olduğunu gösteriyor. Açıkçası, Alman ekonomisinde otomotiv sorunundan daha fazlası var. ABD ile Çin arasındaki ticaret ihtilafları, ayrıca Brexit'ten kaynaklanan artan belirsizlik, Alman ekonomisinde ağırlığını hissettiriyor."

Almanya'da hükümet, 11 Ekim'de, 2018 ve bu yıla ilişkin büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etmişti. 2018 için daha önce yüzde 2,3 olarak açıklanan resmi büyüme beklentisi yüzde 1,8'e, bu yıl için de yüzde 2,1'den yüzde 1,8'e düşürülmüştü.

Merkez Bankası ocak ayı beklenti anketi

İSTANBUL (AA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Beklenti Anketi'ne göre, yıl sonu TÜFE beklentisi yüzde 16,45 oldu.

TCMB, reel sektör, finansal sektör temsilcileri ve profesyonellerden oluşan 75 katılımcıyla gerçekleştirdiği "2019 yılı Ocak ayı Beklenti Anketi"ni yayımladı.

Bir önceki anket döneminde yüzde 1,56 olan ocak ayı TÜFE beklentisi, bu anket döneminde yüzde 1,16'ya geriledi. Şubat ve mart ayı TÜFE beklentileri ise sırasıyla yüzde 0,94 ve yüzde 1,03 olarak gerçekleşti.

Cari yıl sonu TÜFE beklentisi yüzde 16,45 olarak gerçekleşti. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket dönemine göre gerileyerek yüzde 16,46'dan yüzde 15,91'e, 24 ay sonrası TÜFE beklentisi de yüzde 12,43'ten yüzde 12'ye indi.

Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 6,1847 oldu. 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi önceki dönem göre artarak 6,2472'den 6,3049'a yükseldi.

Bir önceki anket döneminde 27,4 milyar dolar olan yıl sonu cari açık beklentisi, 24,7 milyar dolara indi. 2020 yılı cari açık beklentisi de 27,4 milyar dolardan 27,6 milyar dolara düştü.

  • Yıl sonu büyüme beklentisi yüzde 1,4

GSYH 2019 yılı büyüme beklentisi, bir önceki anket dönemine göre azalarak yüzde 1,5'den yüzde 1,4'e geriledi. 2020 yılına ilişkin büyüme beklentisi yüzde 3 olarak kayıtlara geçti.

Cari ay sonu TCMB Ağırlıklı Ortalama Fonlama maliyeti beklentisi yüzde 24'de sabit kalırken, BIST Repo ve Ters-Repo Pazarı'nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi ise 23,94'ten yüzde 23,74'e geriledi.

TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay ve 12 ay sonrası beklentileri sırasıyla yüzde 24 ve yüzde 19,43 olarak kayıtlara geçti.

Vadesine 3 ay ya da 3 aya yakın süre kalan Devlet İç Borçlanma Senetleri'nin (DİBS) yıllık bileşik faiz oranı beklentileri cari ay için yüzde 22,36 ve 12 ay sonrası için yüzde 18,57 oldu.

“Bankacılık sektörü zorlu sınavı başarıyla geride bıraktı”

İSTANBUL (AA) – MURAT BİRİNCİ – Yapı Kredi Genel Müdürü Gökhan Erün, "Sahip olduğumuz deneyim, kaliteli insan kaynağı ve bilgi birikimimiz ile bankacılık sektörü olarak zorlu bir sınavı başarıyla geride bıraktık." dedi.

Erün, Türkiye ekonomisi, bankacılık sektörü ve Yapı Kredi'ye ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, sadece Türkiye için değil tüm dünya için zorlu geçen bir yılın geride bırakıldığını belirtti.

Gelişmiş ülke merkez bankalarının ve özellikle ABD Merkez Bankası'nın (Fed) 2018 yılında parasal sıkılaştırma politikalarının etkisiyle, küresel boyutta düşük faiz-bol likidite ortamının sona erdiğini ifade eden Erün, bu durumun gelişmekte olan ülkeleri olumsuz etkilemekle birlikte, portföy yatırımlarının azalmasına ve fon çıkışlarına sebep olduğunu söyledi.

Erün, bu gelişmelerin paralelinde 2018'in ikinci yarısının başında yurt içi piyasalarda kurlar ve faizlerde görülen dalgalanmaların yarattığı kısa süreli belirsizliğin yerini; alınan hızlı kararlar, düzenleyici kurumlar ve sektör arasındaki iş birliği, uygulanan sıkı para ve maliye politikaları sayesinde dengelenme sürecine bıraktığını dile getirdi.

Aynı dönemde, bankacılık sektörünün likidite, sermaye ve aktif kalitesi anlamında bir takım aksiyonlar almasını ve bu alanlardaki gelişmeleri daha anlık takip etmesini gerektirdiğini anlatan Erün, şunları kaydetti:

"Otoriteler tarafından alınan aksiyonların da katkısı ile bankacılık sistemi, ekonomik göstergelerin sürekli değiştiği ortamda direncini korudu. Sektörün likidite pozisyonu sağlam görünümünü sürdürdü. Bunun yanında güçlü sermaye yapısı sektörün risklere karşı dayanıklılığını korumasında en önemli etmendi. Bu gelişmeler içerisinde sektör olarak hacim anlamında, dengeli ve sağlıklı büyümeye devam ettik. Sahip olduğumuz deneyim, kaliteli insan kaynağı ve bilgi birikimimiz ile bankacılık sektörü olarak zorlu bir sınavı başarıyla geride bıraktık."

  • "Dengelenme başladı"

Gökhan Erün, son dönemde küresel büyümede gözlenen yavaşlama ve ticaret savaşlarına yönelik devam eden kaygıların piyasalarda Fed'in 2019 yılında parasal sıkılaştırmayı 2018'e göre daha az gerçekleştireceği, faiz artırım hızını azaltabileceği ya da faiz artırımlarına ara verebileceği beklentisini oluşturduğunu ifade etti.

Fed tarafından yapılan politika faizinin denge faiz oranının hemen altında olduğuna ilişkin açıklamaların da bu görüşleri destekler nitelikte olduğunu belirten Erün, "Eylül ayında açıklanan beklentilerde 2019 yılında 3 kez faiz artırımı yapılabileceği öngörülürken, aralık ayında güncellenen beklentilerde faiz artırım öngörüsü 2’ye düşürüldü." dedi.

Erün, şöyle devam etti:

"2019 yılına ilişkin oluşan küresel beklentilere ek olarak, sıkı para ve mali politika adımlarını atarak ekonomik dengelenmesi başlamış, bankacılık sektörü kuvvetlenmiş bir Türkiye'nin genel anlamda pozitif ayrışmasına ve cazibesini korumasına ön ayak olacaktır. Yeni Ekonomi Programı'nda (YEP) da belirtildiği gibi Türkiye ekonomisinde kısa vadede dengelenmenin başladığını gözlemliyoruz. Bu program çerçevesinde orta-uzun vadeli başarıya yönelik olarak da sürdürülebilir sağlıklı bir büyüme ve adaletli gelir paylaşım modeline yönelik ekonomik değişimin gerçekleştirilmesi planlanıyor. Bu amaçlara yönelik politika adımlarının, yapısal reformlarla desteklenmesi ve uluslararası yatırımcıların Türkiye'ye yönelik yeniden tesis edilen güveninin devamı, yatırımlar açısından cezbedici olacaktır."

  • "Devlet destekli aksiyonlar önemli fırsatlar sunuyor"

Gökhan Erün, yurt içinde uygulanması beklenen sıkı para ve maliye politikası paralelinde, 2019 yılı ilk aylarından itibaren faiz ve enflasyonda gözlenebilecek hızlı düşüşle birlikte ekonomik aktivitede kademeli toparlanma beklediklerini söyledi.

Devlet destekli aksiyonların, finansal istikrarın sağlanması ve reel sektörün daha sağlıklı bankacılık yapısıyla desteklenmesi adına önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Erün, "2019 yılında yatırımcı güveninin de artması genel ekonomide olduğu gibi bankacılık sektöründe de sürdürülebilir büyümenin ve daha sağlıklı bilanço yapısının önünü açacaktır." ifadelerini kullandı.

  • "Nakdi kredilerimiz 249,4 milyar liraya ulaştı"

Gökhan Erün, Yapı Kredi olarak 2018'e bankanın geleceğini şekillendirecek güçlü ve iddialı bir yol haritası doğrultusunda başladıklarını, ödenmiş sermayenin, hissedarların katılımıyla haziran ayında bedelli pay ihracı ile 4,1 milyar lira artırarak, son on yılın en büyük bedelli sermaye artırımını başarılı bir şekilde tamamladıklarını anımsattı.

Yılın özellikle ikinci yarısında yaşanan makroekonomik dalgalanmalara rağmen, güçlü likidite pozisyonları sayesinde ülke ekonomisine olan desteklerini sürdürdüklerini anlatan Erün, hem bireysel hem de tüzel müşterilerden gelen tüm talepleri karşıladıklarının altını çizdi.

Erün, Eylül 2018 itibarıyla, nakdi ve gayri nakdi kredilerin yıllık yüzde 32 artışla 353,2 milyar liraya yükseldiğini belirtti.

Nakdi kredilerin yüzde 31 artışla 249,4 milyar liraya ulaşması sonucunda, özel bankalar arasındaki kredi pazar payını da yüzde 16,8'e çıkardıklarını ifade eden Erün, bu dönemdeki mevduat artışının yıllık yüzde 27 olarak gerçekleştiğini söyledi.

Erün, toplam mevduat tabanının 221 milyar TL'ye ulaştığını ve özel bankalar arasındaki pazar payını arttırarak yüzde 15,6 seviyelerine çıkardıklarını dile getirdi.

  • "2,6 milyar dolar sendikasyon kredisi sağladık"

Yapı Kredi Genel Müdürü Erün, kredi mevduat oranının Eylül 2018’de hedefledikleri bantta kalarak, yüzde 112 olduğunu belirtti.

Kredi Garanti Fonu (KGF) kapsamında kullandırdıkları kredilerin, 2017'nin sonuna göre yüzde 62 artışla 21 milyar liraya ulaştığını ifade eden Erün, 2018 yılı pazar payının ise yüzde 12'ye yükseldiğini dile getirdi.

Erün, bu program kapsamında açıklanan 3. pakette ise Ekim 2018 itibarıyla yüzde 15’e yaklaşan pazar payı ile en çok kullandırımı Yapı Kredi'nin sağladığını aktardı.

Bu yıl kullandırılmaya başlanan Nefes Programı kredilerinde de öncü bir rol oynayarak piyasaya olan desteklerini güçlendirdiklerini belirten Erün, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Ülkemize, sektörümüze ve bankamıza duyulan güven neticesinde toplam 2,6 milyar dolarlık sendikasyon kredisi temin ettik. Sendikasyon kredisi ile müşterilerimize destek olmaya devam ettik. Özellikle yılın ikinci yarısında 13 ülkeden 27 kurumun katılımıyla sağladığımız 1,1 milyar dolar tutarındaki sendikasyon kredisini, Türk bankacılık sektörünün ve bankamızın güçlü mali yapısı, uzun yıllara dayanan saygın itibarımız sayesinde aldık. Böylesi zor bir dönemde yüksek katılımcı ile bu miktarda bir kredi yenilemesini sağlamak da bizim açımızdan oldukça önemliydi."

  • "Leasing ve faktoring gibi alanlarda lideriz"

Gökhan Erün, bu dönemde Worldcard ile 30 yıllık liderliklerini hem alacak bakiyesinde hem de kredi kartları adedinde devam ettirdiklerini söyledi.

27,7 milyar lira tutarındaki kredi kartı alacak bakiyesi ile yüzde 21,4 pazar payına, 11,6 milyon kredi kartı adedi ile de yüzde 17,8 pazar payına ulaştıklarını belirten Erün, leasing, faktoring gibi alanlarda da liderliklerini sürdürdüklerini dile getirdi.

  • "İyi niyetli anlayışla yaklaşan tüm müşterilerimizin yanında olacağız"

Gökhan Erün, 2019'un da Yapı Kredi olarak güçlü likidite pozisyonunu sürdürdüğü, sermayeyi içsel sermaye yaratımının katkılarıyla daha da sağlamlaştırdıkları bir yıl olacağını söyledi.

75'inci yılını kutlayacakları 2019 yılında müşteri odaklı hizmet anlayışını sürdüreceklerini belirten Erün, iyi niyetli anlayışla yaklaşan tüm müşterilerin 2018 yılı boyunca yanında olduklarını ve 2019 yılında da olmaya devam edeceklerini dile getirdi.

Erün, bu dönemde ülke ekonomisine de katkıyı artırarak devam ettireceklerini ve hedeflerinin hep daha iyiyi başarmaya yönelik olacağını ifade etti.

  • "Büyük ölçekli projeleri yakından inceliyoruz"

Yapı Kredi Genel Müdürü Erün, Türkiye'de proje finansmanı alanında önde gelen bankalardan biri olduklarını belirterek, "Ülkemizin dört bir yanında büyük ölçekli projeleri yakından inceliyor, pek çoğuna finansör olarak katılım sağlıyoruz. 2018 yılında stratejik olarak önemli birçok altyapı projesine finansman desteği sağladık." dedi.

Banka olarak büyük önem verdikleri kaynakların çeşitlendirilmesi konusunda ise sene içerisinde yine başarılı yurt dışı borçlanmalara imza attıklarını anlatan Erün, mart ayında uluslararası yatırımcılara 500 milyon dolar tutarında, 5 yıl vadeli eurobond ihracı gerçekleştirdiklerini anımsattı.

Erün, sene içerisinde uluslararası piyasalardan 5 ile 10 yıl vadeler arasında ipotek teminatlı menkul kıymet ve çeşitlendirilmiş alacak haklarının menkul kıymetleştirilmesi programları aracılığı ile borçlanmalara imza attıklarını söyledi.

  • "Fırsatları yakından takip edeceğiz"

Gökhan Erün, her yıl olduğu gibi, mayıs ve ekim aylarında vadesi gelecek olan sendikasyon kredilerini 2019 yılında da piyasa koşullarına göre değerlendirerek yenilemeyi planladıklarını belirtti.

Bunun yanı sıra, özellikle ekim ayında Türkiye Hazinesi tarafından yurt dışı menkul kıymet ihraçlarının büyük bir başarı ve çok yüksek taleple tamamlanması sonrasında, yurt dışı borçlanma piyasalarında Türkiye'ye olan algıda ciddi bir iyileşme olduğunu vurgulayan Erün, "Buna paralel olarak, 2019 yılında da gerek yurt dışı gerekse yurt içi fonlama kaynaklarını çeşitlendirmek adına piyasalarda yaşanan gelişmeleri ve oluşan fırsatları yakından takip edeceğiz." diye konuştu.

  • "Nakdi sermaye artırımı hissedarlarımızın Türkiye'ye güveninin göstergesidir"

Yapı Kredi Genel Müdürü Erün, ana hissedarlar Koç Holding ve UniCredit dahil tüm hissedarların kendilerine duyduğu güveni ve verdikleri önemi, sundukları desteklerle her daim hissettiklerini söyledi.

Elbette bunun sadece Yapı Kredi'ye değil, Türkiye'ye duyulan güvenin de bir sonucu olduğunu ifade eden Erün, "Zor geçen bir yıl içerisinde 4,1 milyar TL tutarındaki nakdi sermaye artırımına hissedarlarımızın yüzde 99,8 seviyelerinde katılmaları, küresel piyasalardaki tüm belirsizliklere rağmen gerek Türkiye'ye gerekse de Yapı Kredi'ye duymuş oldukları güvenin en iyi göstergesi oldu." diyerek sözlerini tamamladı.

ABD ekonomisi 3. çeyrekte yüzde 3,4 büyüdü

WASHINGTON (AA) – İkinci çeyrekte yüzde 4,2 büyüyen ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekte yüzde 3,4 büyüme kaydetti.

ABD Ticaret Bakanlığı, bu yılın temmuz-eylül dönemine ait nihai Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) tahminlerini açıkladı.

Buna göre, ikinci çeyrekte yüzde 4,2 büyüyen ABD ekonomisi, üçüncü çeyrekte yüzde 3,4 büyüme kaydetti. Piyasaların güncellenen GSYH verisine ilişkin beklentisi yüzde 3,5’te sabit bırakılması yönündeydi.

Üçüncü çeyreğe ait GSYH’deki aşağı yönlü revizyona kişisel tüketim harcamalarındaki (PCE) artışın yüzde 3,6’dan yüzde 3,5’e ve ihracattaki düşüşün yüzde 4,4’ten yüzde 4,9’a revize edilmesi etkili oldu.

Raporda, dikkati çeken bir başka revizyon çekirdek PCE endeksinin yüzde 1,5’ten 1,6’ya yükseltilmesi oldu.

Üçüncü çeyrek GSYH fiyat endeksi de yüzde 1,7’den yüzde 1,8’e revize edildi.

Analistler, büyüme verisindeki negatif revizyona rağmen ülke ekonomisinin ikinci ve üçüncü çeyrekte, 2014 yılından bu yana en iyi 6 aylık performansını kaydettiğini vurgularken son çeyreğe yönelik verilerin aynı momentumu göstermeyeceğine işaret ediyor.

Fransa'da “sarı yelekliler” eylemleri nedeniyle büyüme yavaşladı

PARİS (AA) – Fransa Ulusal İstatistik ve Ekonomik Çalışmalar Enstitüsü (INSEE), hükümet karşıtı şiddet içeren gösteriler nedeniyle 2018 için büyüme tahminini yüzde 1,7'den yüzde 1,5'e düşürdü.

INSEE'den yapılan açıklamaya göre, Avrupa'nın ikinci büyük ekonomisi Fransa, yılın son çeyreğinde beklentilerin altında büyüyecek.

Sene başında son çeyrek için yüzde 0,4'lük büyüme öngören ancak bunu ikinci çeyrekte yüzde 0,3'e çeken INSEE, sene sonundan hemen önce 0,1'lik düşüş daha yaparak tahminini 0,2 olarak güncelledi. Böylece, 2018 için büyüme tahmini 1,7'den yüzde 1,5'e çekilmiş oldu.

Son düşüşte en büyük etkenin sarı yeleklilerin düzenlediği hükümet karşıtı gösteriler olduğu belirtildi. Ayrıca protestolar öncesi uluslararası ticaret savaşları nedeniyle ticari güvenin azalması da başka bir etken olarak gösterildi.

Fransa'da akaryakıt zamlarına ve ekonomik şartların kötüleşmesine tepki olarak 17 Kasım'da başlayan ancak daha sonra Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetimine yönelik öfkeye dönüşen sarı yeleklilerin eylemleri, ülkede son yılların en şiddetli protestosu haline gelmişti.

Binaların ve arabaların yakıldığı, iş yerlerinin yağmalandığı gösteriler nedeniyle, yılın en çok alışveriş yapılan dönemi olarak gösterilen Noel öncesi özellikle başkent Paris'te mağazalar kepenk indirmek zorunda kalmıştı.

Turizmin de etkilendiği gösterilerin ekonomiye etkisinin 10 milyarlarca avroyu bulduğu değerlendiriliyor.

Rusya'da sanayinin çarkları yavaşladı

             MOSKOVA (AA) – Rusya'da sanayi üretimi kasımda bir önceki aya göre 2,4’e artış kaydetti.</p>  <p>Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verilerine göre, ülkede sanayi üretimi bu yılın ilk 11 ayında 2017'nin aynı dönemine kıyasla yüzde 2,9 arttı.</p>  <p>Bu yılın ekim ayında yüzde 3,7 artan sanayi üretimi, kasımda yavaşlayarak yüzde 2,4 düzeyinde gerçekleşti. </p>  <p>Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı tahminlerine göre sanayi üretiminde bu yıl yüzde 3’lük artış bekleniyor.</p>  <p>Rusya'nın sanayi üretimi geçen yıl yüzde 2,1 artmıştı.

CHP'den “büyüme” eleştirisi

ANKARA (AA) – CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, 2018'in üçüncü 3 ayına ilişkin büyüme verilerinin Türkiye ekonomisinin sert bir yavaşlama sürecine girdiğini ve ekonomide durgunluğun başladığını gösterdiğini bildirdi.

Öztrak, yazılı açıklamasında, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı yüzde 1,6'lık büyüme oranını değerlendirdi.

Açıklanan rakamın ekonomik durgunluğun ilk adımı olduğunu savunan Öztrak, şu ifadeleri kullandı:

"2018'in üçüncü 3 ayına ilişkin büyüme verileri, Türkiye ekonomisinin sert bir yavaşlama sürecine girdiğini ve ekonomide durgunluğun başladığını gösteriyor. Piyasalar 2018'in üçüncü 3 ayında yüzde 2 büyüme beklerken, gerçekleşen büyüme yüzde 1,6 oldu. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış milli gelir rakamlarına göre ise yılın üçüncü üç ayında ekonomi, bir önceki üç aya göre, yüzde 1,1 daraldı. Özellikle yatırım harcamalarındaki sert daralma önümüzdeki günler için parlak bir tablo ortaya koymuyor. Yatırım harcamaları, 2009 krizinden bu yana ilk kez bu yılın üçüncü üç ayında daraldı."

Sadece yatırım harcamalarında değil, hane halkı tüketim harcamalarında da sert bir yavaşlama olduğuna dikkati çeken Öztrak, "Hane halkı tüketim harcamaları üçüncü 3 ayda sadece yüzde 1,1 artarken, özellikle dayanıklı tüketim malı harcamalarında yüzde 23,9, yarı dayanıklı tüketim malı harcamalarında yüzde 4,5 daralma olması, tüketicinin zaruri harcamaları dışında harcamalarını kestiğini gösteriyor." görüşünü savundu.

Öztrak, gerek yatırım gerekse dayanıklı tüketim malları harcamalarında yaşanan sert yavaşlamanın üretim cephesinde, özellikle sanayi üretimini olumsuz etkilediği ileri sürdü.

  • "Ekonomi için en kötüsü geçmedi"

İnşaat sektörünün de iki çeyrek üst üste gerilemeyle resmen resesyona girdiğini öne süren Öztrak, şunları kaydetti:

"Ekonomide başlayan sert yavaşlama ve durgunluğun maliyeti ise emekçilere ciro ediliyor. 2018'in üçüncü üç ayında iş gücünün milli gelirden aldığı payın geçen yılın aynı dönemine göre neredeyse bir puan gerilediği ve yüzde 31,6'ya düştüğü dikkati çekiyor. Yaşanan kur şoku ve ekonomik durgunluk dolar cinsinden milli geliri de aşağıya çekiyor. 2018’in üçüncü 3 ayında 12 aylık dolar cinsinden Gayri Safi Yurtiçi Hasıla 833 milyar dolar ile 2011 seviyelerine kadar indi. Açıklanan yılın üçüncü 3 ayına ilişkin veriler, Türkiye ekonomisinde durgunluğun resmen başladığını teyit ediyor. Ekonomide yaşanan kur şokunun esasen 2018'in son çeyreğinde etkisini göstereceği dikkate alındığında Türkiye ekonomisi için 'en kötü'nün geçmediği, tersine tam önünde durduğu anlaşılıyor."

Faik Öztrak, milletin sağlam ferasetiyle, faturayı millete kesenlere, acı reçeteyi 81 milyona bölüştürmek isteyenlere 31 Mart'taki seçimlerinde okkalı bir tokat atmaya hazırlandığını vurguladı.

İş dünyası, üçüncü çeyrek büyüme rakamlarını değerlendirdi

İSTANBUL (AA) – ALİ ATAR – İş dünyası örgütlerinin temsilcileri, Türkiye ekonomisinin yılın üçüncü çeyreğinde 2017'nin aynı dönemine göre yüzde 1,6 büyüme kaydetmesini memnuniyet verici karşılamakla birlikte üçüncü çeyreği "ekonomide dengelenme" süreci olarak değerlendiriyor.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın koordinasyonunda Türkiye ekonomisinin, küresel ekonominin yeniden yapılandığı bu dönemi "dengeleme ve disiplin dönemi" olarak geçiriyor olmasının ihracata önemli bir misyon yüklediğini söyledi.

Gülle, "Bu nedenle Ticaret Bakanlığı'mızın liderliğinde TİM ve ihracatçı birliklerimiz olarak sadece ekim ve kasım aylarında Cumhuriyet tarihinin rekor aylık ihracat rakamlarını yakalamamız değil, 2018’in üçüncü çeyreğinde net ihracatın büyümeye 6,7 puan ile son 10 yılın en büyük katkısını sağlaması suretiyle üçüncü çeyrekte Türkiye ekonomisinin yüzde 1,6 büyüme yakalaması bizler için övünç kaynağıdır. Elimizdeki veriler, 2018’in bitirmekte olduğumuz son çeyreğinde ihracatın büyümeye önemli bir katkı sağlamayı sürdüreceğine işaret etmektedir." ifadelerini kullandı.

TİM ve ihracatçı birliklerinin, 2019’da da milli ihracat seferberliğini aynı hızla sürdüreceğini bildiren Gülle, Türkiye ekonomisinin gelecek yılı da pozitif bir büyüme ile tamamlaması adına üzerlerine düşeni tam anlamıyla yerine getireceklerini söyledi.

Gülle, "Türkiye’nin ekonomi ve ticaret diplomasisinin bayraktarı olan TİM ve ihracatçı birliklerimiz, Türkiye’nin döviz gelirlerinin dinamosu olarak ülkemizin finansal istikrarına da en değerli katkıyı vermeyi sürdürecektir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve vizyonu ile ihracatımızın milli bir mesele olduğunun idrakiyle Türkiye'nin Ar-Ge ve teknoloji yatırımlarındaki başarılarından güç alarak önümüzdeki 5 yılın temel hedefi olan dış ticaret fazlası veren Türkiye hedefini gerçekleştirmek adına aynı seferberlik anlayışıyla çalışmalarımızı yürüteceğiz." diye konuştu.

  • "Daralan yatırımlar, faiz oranlarına yönelik tartışmaları gözler önüne sermeli"

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan da yılın ilk iki çeyreğinde sırasıyla yüzde 7,2 ve yüzde 5,3 büyüyen Türkiye ekonomisinin, yılın üçüncü çeyreğinde de yüzde 1,6 ile pozitif büyüme performansını sürdürmesinin, "ekonomide dengelenme" sürecinin ilk meyvelerinin alındığına işaret ettiğini söyledi.

Temmuz, ağustos ve eylül aylarını kapsayan bu dönemde, kur şokları ile ekonomiye "ayar" verilmeye çalışıldığını belirten Kaan, "Bunun etkisiyle ekonomik aktivitede önceki dönemlere kıyasla bir ivme kaybı gözlenmişti. Milli ekonomimize yöneltilen bu saldırı ve yürütülen algı operasyonlarına karşın bu dönemde Türkiye ekonomisinin yüzde 1,6 büyümesini önemsiyoruz. Dengelenme sürecindeki Türkiye ekonomisi için önümüzdeki dönem, ivme kaybının belirginleştiği ancak çok daha sağlam temelli bir büyüme oranlarından söz ettiğimiz bir dönem olacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Kaan, iç talebin yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 1,1 artış kaydetmesinin, "tüketim merkezli" büyüyen bir Türkiye ekonomisinden "üretim odaklı" büyüyen bir Türkiye ekonomisine geçiş için önemli bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.

İç talepteki ivme kaybının aksine dış talepte gözlenen hızlı artışın, üçüncü çeyrek büyüme rakamlarının en sevindirici tarafı olduğuna işaret eden Kaan, şunları kaydetti:

"Önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,6 oranında artış kaydeden mal ve hizmet ihracatı, ihracat odaklı büyümenin tesis edilmesi adına önemli bir veri sunmaktadır. Nitekim MÜSİAD olarak birçok vesileyle dile getirdiğimiz gibi, orta ve uzun vadede büyüme performansımızı sürdürmeyi hedefliyorsak ihracatın sürekli olarak artırılması ve dış talebin büyümeye katkısının kalıcı bir şekilde pozitife dönmesi gerekmektedir.

Buna karşın önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,8 oranında daralan yatırımlar, faiz oranlarına yönelik tartışmaları yeniden gözler önüne sermelidir. Zira ağustos ayı itibarıyla finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmalar neticesinde faiz oranlarının önceki dönemlere göre yükselen bir grafik çizdiğini ve buna paralel şekilde yatırımların ciddi oranda azaldığını görüyoruz. Bu vesileyle Türkiye ekonomisinin gerçeklerine uygun ve daha makul faiz oranlarının belirlendiği bir ortamda, yatırımların yeniden artışa geçeceğine dair inancımızı yineliyoruz."

  • "Faizlerde ve enflasyonda düşüş yaşanacağı kanaati içerisindeyiz"

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Hasan Ali Cesur ise yatırımcının üretimden ziyade parayı tutmak adına faize yöneldiğini, bunun da büyüme oranında ilk iki çeyrekte görülen rakamların üçüncü çeyrekte yüzde 1,6'ya kadar gerilemesine neden olduğunu söyledi.

Cesur, "Daha da olumsuz bir tablo ile karşılaşabilirdik. Yerinde alınan tedbirler ile şu an durumu stabilize edebildik. Eskisi gibi yüksek rakamlar olmamakla birlikte ekonomide dengeleme politikası ile birlikte zaman içinde faizlerde ve enflasyonda düşüş yaşanacağı kanaati içerisindeyiz." şeklinde konuştu.

Cesur, kasım ayında alınan tedbirler sonrası enflasyonun yıllık yüzde 21,6'ya gerilediğini hatırlatarak, Merkez Bankası'nın faizleri düşürmesi gerektiğini savundu.

Türkiye'nin alternatif ticaret ve finans modellerine yönelmesi gerektiğini belirten Cesur, şunları kaydetti:

"Dünyada yaşanan ticaret savaşları sonrası paranın seyri başka yönlere kaymaya başladı. Bu yönlerden biri de teknoloji alanında yaşanıyor. Türkiye'nin de dünyada ekonomi alanında söz sahibi olabilmesi için özellikle yerli teknoloji alanında hamleler yapması gerekiyor. Katma değeri yüksek, marka değeri taşıyan yerli ve milli teknolojik ürünler üretmemiz gerekiyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'mızın da belirtmiş olduğu üzere uçtan uca yerlileşme politikası başlıca hedefimiz olmalı ki enflasyon ve faiz girdabına girmeden her yıl yüzde 5'in üzerinde büyüyen bir Türkiye’yi görebilelim."