AB'den “Brexit'te uzlaşı mümkün” mesajı

BRÜKSEL (AA) – Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, Birlik ile İngiltere arasında devam eden Brexit müzakereleri sürecinde uzlaşı sağlanabileceğini bildirdi.

Tusk, İngiltere Başbakanı Theresa May'in Brexit müzakerelerinde "çıkmaza girildiği" yönündeki ifadesinin ardından yazılı açıklama yaptı.

İngiltere'nin yakın dostu ve May'in gerçek bir hayranı olduğunu belirten Tusk, "Müzakerelerin mantığını anlarken herkes için olumlu olacak bir uzlaşı sağlanmasının hala mümkün olduğuna inanıyorum." ifadesini kullandı.

Tusk, müzakerelerin başından itibaren Brexit'ten kaynaklanacak zararı en aza indirecek bir anlaşma sağlamaya odaklandıklarına dikkati çekerek, gelecekte AB ile İngiltere arasındaki ilişkileri en iyi şekilde sürdürmek istediklerini kaydetti.

İngiltere'nin teklifini ciddi şekilde değerlendirdiklerine işaret eden Tusk, İrlanda ile Kuzey İrlanda arasındaki sınır ve gelecekteki ekonomik iş birliği konularında İngiltere'nin teklifinin "tekrar çalışılması ve daha fazla müzakere edilmesi" gerektiğini vurguladı.

Tusk, Salzburg'da dün yapılan AB Gayriresmi Zirvesi'nde İngiltere'nin duruşunun şaşırtıcı biçimde sert ve uzlaşılmaz olduğunun altını çizdi.

– Brexit süreci

İngiliz hükümeti, 6 Temmuz'da açıkladığı yeni müzakere yaklaşımında, AB ile özel serbest ticaret ve gümrük anlaşmaları yapılmasına kapı aralamıştı. May, Kuzey İrlanda konusunda tarafların mutabık kaldığı çözüme ulaşılmadıkça İngiltere'nin belirsiz bir süre için bütün olarak Gümrük Birliği içinde kalmasına yol açacak bir "tedbir" maddesini de kabul etmişti.

İngiltere, Haziran 2016'da yapılan referandumla yüzde 48'e karşı yüzde 52 oyla AB'den ayrılma kararı almış, 29 Mart 2017'de de Lizbon Anlaşması'nın 50. maddesini işleterek ayrılık sürecini resmen başlatmıştı.

Haziran 2017'de başlayan müzakerelerde taraflar, geçen yılın sonunda İngiltere'nin AB bütçesine taahhütlerinden kaynaklanan yüklü bir "ayrılık ücreti"nin ödenmesi ile vatandaş haklarının da aralarında yer aldığı bir dizi konuda ön anlaşmaya varmıştı.

Müzakerelerin sonunda bir anlaşmaya varılsa da varılmasa da İngiltere, 29 Mart 2019'da AB'den resmen ayrılmış olacak.

Advertisements

Theresa May'den AB'ye sert Brexit yanıtı

LONDRA (AA) – İngiltere Başbakanı Theresa May, İngiltere ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki Brexit müzakerelerine ilişkin, "Bütün bu süreçte AB’ye saygılı davrandık. İngiltere de AB’den aynısını bekliyor." dedi.

May, Salzburg'da dün yapılan AB Gayriresmi Zirvesi'nde AB liderlerinin İngiltere'nin son Brexit önerisine getirdikleri itirazların ardından Başbakanlık ofisi "10 Numara"da bir basın toplantısı düzenledi.

"Bütün bu süreçte AB’ye saygılı davrandık. İngiltere de AB’den aynısını bekliyor. Referandum sonucuna saygı göstermeyen ve fiili olarak İngiltere’yi bölen her anlaşma kötü anlaşmadır." ifadesini kullanan May, şöyle devam etti:

"Hep söylediğim gibi AB'den anlaşmasız olarak ayrılmak, kötü bir anlaşmayla ayrılmaktan daha iyidir. Ne referandumu geri çevireceğim, ne de ülkemin bölünmesine izin vereceğim. Donald Tusk dün bizim teklifimizin AB ortak pazarının altını oyduğunu söyledi. Ancak bunu nasıl yaptığının ayrıntılarını vermediği gibi, karşı bir teklif de getirmedi. Dolayısıyla bir çıkmazdayız."

May, "Müzakerelerin bu ileri aşamasında taraflardan birinin, diğerinin teklifini detaylı bir izahat ve karşı teklif olmadan reddetmesi kabul edilemez. Şimdi AB'den gerçek sorunların ne olduğunu ve alternatiflerini duymamız gerekiyor. Bu olmadıkça, ilerleyemeyiz." diye konuştu.

– İki temel sorun

Müzakerelerde kaydedilen ilerlemeye rağmen iki sorun kaldığını belirten May, ilk sorunun Brexit ardından tarafların kuracağı ekonomik ilişkiden kaynaklandığını aktardı.

AB'nin bu konuda sadece iki seçenek sunduğunu vurgulayan May, "İlk seçenek İngiltere'nin Avrupa Ekonomik Bölgesi ve Gümrük Birliği içinde kalmasını içeriyor. Bu, İngiltere'nin AB kurallarına uyması ve AB'den denetimsiz göçün sürmesi, başka ülkelerle de istediğimiz ticaret anlaşmalarını yapamamamız demektir. Bu, 2 yıl önce yaptığımız referandumla alay etmek olur." yorumunu yaptı.

AB'nin sunduğu ikinci seçeneğin ise Kuzey İrlanda'yı İngiltere'nin dışında bırakacak temel bir serbest ticaret anlaşaması içerdiği bildiren May, bunun da İngiltere'nin bütünlüğünü ihlal etmek anlamına geleceğini ifade etti.

May, "Bu hiçbir zaman kabul edebileceğim bir şey değil. Bence hiçbir İngiltere başbakanı da bunu kabul edemez. Eğer AB böyle olacağını düşünüyorsa, temel bir hata yapıyor." dedi.

Öte yandan, May'in basın toplantısı daha önce planlanmamıştı. May'in Brexit konusunda bir açıklama yapağının duyurulmasının ardından, İngiliz Sterlini sert bir değer kaybı yaşarken, İngiliz siyasetçinin istifa edebileceği söylentisi de yayıldı.

May, 2016'da yapılan Brexit referandumunun ardından istifa eden David Cameron'ın yerine göreve gelmişti.

Dün gerçekleşen AB zirvesinin ardından İngiliz basınında May'in AB liderleri karşısıda küçük düştüğü ve parti içi muhalefet karşısında da koltuğunun sallantıya girdiği yorumları yapılmıştı.

– "Yeni yaklaşım" kriz getirdi

Dün gerçekleşen AB Gayriresmi Zirvesi’nin ardından AB Konseyi Başkanı Donald Tusk AB ve İngiltere arasında henüz uzlaşı sağlanamamış konuların olduğunun altını çizerek, "Özellikle temel özgürlüklerimiz ve AB iç pazarının korunması gibi nedenlerden ötürü biz 'İngiltere'nin yeni Brexit yaklaşımının' bu konuları içeren kısmını eleştiriyoruz." ifadesini kullanmıştı.

İngiliz hükümeti, 6 Temmuz'da açıkladığı yeni müzakere yaklaşımında, AB ile özel serbest ticaret ve gümrük anlaşmaları yapılmasına kapı aralamıştı. May, Kuzey İrlanda konusunda tarafların mutabık kaldığı bir çözüme ulaşılmadıkça İngiltere'nin belirsiz bir süre için bütün olarak Gümrük Birliği içinde kalmasına yol açacak bir "tedbir" maddesini de kabul etmişti.

Yeni yaklaşımın ilanını takip eden günlerde kabinenin "sert ayrılık" yanlısı Brexit Bakanı David Davis ve Dışişleri Bakanı Boris Johnson, peş peşe görevlerinden istifa etmişti.

Sert Brexitçilerin yoğun eleştirisine maruz kalan May, AB'nin de yeni yaklaşımı geri çevirmesiyle büyük bir baskı altına girmişti.

İngiltere, Haziran 2016'da yapılan referandumla yüzde 48'e karşı yüzde 52 oyla AB'den ayrılma kararı almış, 29 Mart 2017'de de Lizbon Anlaşması'nın 50. maddesini işleterek ayrılık sürecini resmen başlatmıştı.

Haziran 2017'de başlayan müzakerelerde taraflar, geçen yılın sonunda İngiltere'nin AB bütçesine taahhütlerinden kaynaklanan yüklü bir "ayrılık ücreti"nin ödenmesi ile vatandaş haklarının da aralarında yer aldığı bir dizi konuda ön anlaşmaya varmıştı.

Müzakerelerin sonunda bir anlaşmaya varılsa da varılmasa da İngiltere 29 Mart 2019'da AB'den resmen ayrılmış olacak.


İngiliz hükümeti son 2 aydır ülkenin AB ile herhangi bir anlaşmaya varılmadan birlikten ayrılması seçeneğine yönelik hazırlıklarına hız verirken, uzmanlar bunun İngiliz ekonomisi üzerinde yıkıcı etkileri olacağı uyarısında bulunuyor.

İskoçya'dan Brexit'i erteleme çağrısı

LONDRA (AA) – İskoçya Bölgesel Yönetimi Başbakanı Nicola Sturgeon, bir anlaşmaya varılamaması halinde İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasının (Brexit) ertelenmesi çağrısı yaptı.

İngiliz kamu yayın kurululu BBC’ye konuşan Sturgeon, İngiltere’nin AB ile sürdürdüğü Brexit müzakerelerinde ayrıntılı bir anlaşmaya varılamaması durumunda, ülkenin 29 Mart 2019’daki resmi ayrılık tarihinde AB’yi terketmesinin “gözleri bağlı bir şekilde uçurumdan atlamak” olacağını söyledi.

“Anlaşmasız ayrılık bence kabul edilebilir bir seçenek değil.” ifadesini kullanan Sturgeon, şunları kaydetti:

“Eğer parlamentonun önündeki seçenek buysa, bence İngiltere’nin 50. maddenin öngördüğü süreyi uzatması bütün ülkenin çıkarına olur. Böylece tava ile ateş arasında tercihte bulunmak yerine, diğer seçenekler de doğru dürüst değerlendirilebilir.”

İngiltere Başabakanı Theresa May daha önce yaptığı açıklamada ertelemenin İngiltere için bir seçenek olmadığını söylemişti. May, dün Salzburg’da yaptığı basın toplantısında da İngiltere’nin anlaşmasız ayrılık için de hazırlık yaptığını kaydetmişti.

– "May küçük düştü"

Öte yandan İngiliz basını dün gerçekleşen Salzburg zirvesine bugün geniş yer ayırdı.

Brexit yanlısı The Sun, AB liderlerinin İngiltere’nin Brexit planına yapılan itirazları “AB’nin pis fareleri” başlığıyla manşetine taşıdı. Gazete AB liderlerinin Theresa May’i kendi arzu ettikleri koşullara yaklaşmaya zorlamak için reddetmekle, “gangsterler” gibi davrandığını yazdı.

Sol liberal eğilimli The Guardian ise May’in Salzburg’da “küçük düştüğünü” savundu. “AB liderlerinin ‘Planın işlemez’ dediği May küçük düştü” manşetini atan gazete, Brexit planı suya düşmüş görünen May’in liderliğinin de sallantılı hale geldiğini yazdı.

“AB’nin planını reddettiği May küçük düştü” başlığını kullanan The Times da May’i kendi partisi içindeki sert Brexitçi milletvekillerinin isyanının beklediğini ileri sürdü.

Brexit taraftarı bir diğer gazete Daily Mail ise May’in AB liderlerine yanıtını öne çıkardı. “Öfkeli May: Anlaşmasız ayrılığa hazırız” manşetini atan gazete, May’in İngiltere’nin AB ile herhangi bir anlaşmaya varmadan da birlikten ayrılabileceği şeklindeki sözlerinin altını çizdi.

Dün gerçekleşen AB Gayriresmi Zirvesi’nin ardından AB Konseyi Başkanı Donald Tusk AB ve İngiltere arasında henüz uzlaşı sağlanamamış konuların olduğunun altını çizerek, "Özellikle temel özgürlüklerimiz ve AB iç pazarının korunması gibi nedenlerden ötürü biz 'İngiltere'nin yeni Brexit yaklaşımının' bu konuları içeren kısmını eleştiriyoruz." ifadesini kullanmıştı.

– "Yeni yaklaşım" kriz getirdi

İngiliz hükümeti, 6 Temmuz'da açıkladığı yeni müzakere yaklaşımında, AB ile özel serbest ticaret ve gümrük anlaşmaları yapılmasına kapı aralamıştı. May, Kuzey İrlanda konusunda tarafların mutabık kaldığı bir çözüme ulaşılmadıkça İngiltere'nin belirsiz bir süre için bütün olarak Gümrük Birliği içinde kalmasına yol açacak bir "tedbir" maddesini de kabul etmişti.

Yeni yaklaşımın ilanını takip eden günlerde Brexit Bakanı David Davis ve Dışişleri Bakanı Boris Johnson, peş peşe görevlerinden istifa etmişti.

İngiltere, Haziran 2016'da yapılan referandumla yüzde 48'e karşı yüzde 52 oyla AB'den ayrılma kararı almış, 29 Mart 2017'de de Lizbon Anlaşması'nın 50. maddesini işleterek ayrılık sürecini resmen başlatmıştı.

Haziran 2017'de başlayan müzakerelerde taraflar, geçen yılın sonunda İngiltere'nin AB bütçesine taahhütlerinden kaynaklanan yüklü bir "ayrılık ücreti"nin ödenmesi ile vatandaş haklarının da aralarında yer aldığı bir dizi konuda ön anlaşmaya varmıştı.

Müzakerelerin sonunda bir anlaşmaya varılsa da varılmasa da İngiltere 29 Mart 2019'da AB'den resmen ayrılmış olacak.


İngiliz hükümeti son 2 aydır ülkenin AB ile herhangi bir anlaşmaya varılmadan birlikten ayrılması seçeneğine yönelik hazırlıklarına hız verirken, uzmanlar bunun İngiliz ekonomisi üzerinde yıkıcı etkileri olacağı uyarısında bulunuyor.

– İskoçya

İskoçya’da 2014’de yapılan bağımsızlık referandumunda yüzde 55 ile İngiltere ile birlik içinde kalma kararı çıkmıştı. Sonuçta, İskoçya’nın İngiltere’den ayrılması durumunda AB’den de ayrılmış olacağı şeklindeki propaganda etkili olmuştu.

Brexit referandumunda yüzde 62 oranında AB’de kalınmasından yana oy kullanılan İskoçya’da, ülke genelinde Brexit tarafının kazanmasının ardından bağımsızlık talepleri yeniden yükselmeye başlamıştı. İngiltere'nin AB'den anlaşmasız bir şekilde ayrılması halinde İskoçya'daki bağımsızlık hareketinin güçlenmesine kesin gözüyle bakılıyor.

İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda Londra’daki merkezi hükümetin yönettiği Birleşik Krallık çatısı altında yer alıyor.

Brexit talks stall as EU rejects Chequers plan

By Ahmet Gurhan Kartal

LONDON (AA) – With just over six months left before the UK exits the European Union, uncertainty is high, with the terms of a new relationship between the two sides still being negotiated.

Talks between EU leaders and British Prime Minister Theresa May on reaching a deal have had their high and low points since the UK triggered divorce proceedings from the bloc in March 2017, but neither side has been completely satisfied with the progress made.

May, who is quite keen to strike a deal with EU leaders before the end of this year, has been accused of making too many concessions to European negotiators — not only by those who voted to leave the union but also by some members of her cabinet, who are also unhappy with the latest British proposal dubbed Chequers, named after the prime minister's country retreat.

The Chequers plan caused an immediate stir in May’s cabinet and prompted two key officials to resign — Foreign Secretary Boris Johnson and Brexit Secretary David Davis. In the House of Commons, meanwhile, the number of Tory MPs who are against the latest plan to adopt a common rulebook with the EU as part of Chequers is on the rise.

– Salzburg summit

May’s Chequers plan hit a new low this week when it was openly rejected by EU officials and leaders of some member countries at an informal summit in Salzburg, Austria.

May told the summit the UK would not seek to delay Brexit or hold a second referendum and asked the EU to be more flexible in future talks over her plan, which she presented to the EU for the first time.

She underlined that Britain would not agree to any extension for negotiations and that a deal should be reached or the UK would leave the EU without one on March 29, 2019.

At a heated press conference, May said there is a “willingness for a deal", but “let nobody be in any doubt that we are preparing for no deal”.

Both the UK and the EU would like to see a deal signed before the end of the year, as it would leave probably just enough time for it to be ratified in the House of Commons and by the parliaments of the bloc’s 27 member countries before the exit date.

"We all recognize that time is short, but delaying or extending these negotiations is not an option,” May told EU leaders in Salzburg.

"I know that for many of you, Brexit is not something you want. But it's important to be clear: there will be no second referendum in the UK.

"The public has delivered its verdict, and I as prime minister will deliver upon that – the UK will leave on the 29th of March next year…I believe I have put forward serious and workable proposals. We will of course not agree on every detail, but hopefully you will respond in kind.

"The onus is now on all of us to get this deal done."

– Irish Border

The border between the Republic of Ireland and Northern Ireland will become the only land border between the UK and EU after Brexit.

Since the 1998 Belfast Agreement, there has been an invisible border between the two sides.

But no one would like to see a hard border there with checkpoints and customs officers due to sensitivities in the region, and a solution that would work for the UK, the EU, Ireland and Northern Ireland – all of whom prefer the status quo – must be found.

May’s proposal under her Chequers plan is to adopt a common rulebook for goods and services and keep the standards within the UK the same with the EU’s so trade is not disturbed and it would not necessitate any checks on the border.

She has rejected a solution where checks could be done away from the border on both sides, saying it would still be a hard border.

– Under pressure

Now that the Salzburg summit is over with no support for May’s Chequers plan, the negotiators are expected to work on a deal that is acceptable for both the UK and the EU.

At home, the already heavy pressure on May will continue to build as she defends the government’s Brexit White Paper at the Conservative Party Conference from Sept. 30-Oct. 3.

Surely her Brexit team will again look to the Chequers plan for solutions to sticking points. But it is unclear whether she can make more concessions to EU demands, especially their insistence that she accept a “backstop” plan that would come into play if all options fail but which many think would damage the UK’s integrity as it aims to keep Northern Ireland in the customs union under EU rules.

A Brexit deal could still be within reach with more flexibility from all sides, in what May described as ‘negotiation tactics’, and the next opportunity will be at the European Council Summit in October.

If progress can be made there, the EU will call an emergency Brexit summit in November. Otherwise, there will be a "no deal" scenario at the end of next March.

Gayriresmi AB liderler zirvesi

VİYANA (AA) – Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, Brexit görüşmelerine ilişkin İngiltere ile kimi konularda henüz uzlaşı sağlanamadığını belirterek, "Sürecin kasım ayında devam etmesi için İrlanda ve ekonomik ilişkilerimizin geleceğine dair konuların çözülmesi gerekiyor. Aksi taktide ekimden sonra olumlu bir süreci tahayyül etmek zor." dedi.

Avusturya'nın Salzburg kentinde düzenlenen Avrupa Birliği (AB) gayriresmi devlet ve hükümet başkanları toplantısının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Tusk, görüşmede güvenlik, Brexit ve göç konularının görüşüldüğü bilgisini paylaştı.

Tusk, göç sorununa ilişkin üye ülkelerin her hususta hemfikir olmadıklarını ancak düzensiz göçün durdurulması konusunda olumlu bir ortak yaklaşımın sağlandığını vurgulayarak, özellikle AB dış sınırlarının korunmasının arttırılması ve üçüncü ülkelerle iş birliği yapılması gibi başlıklarda fikir birliğinin oluştuğunu ifade etti.

Dış sınırların korunması ve üçüncü ülkelerle yapılacak iş birliğinin tek başına göç sorununu çözemeyeceğine dikkati çeken Tusk, AB dışı paydaşlarla ekonomi başta olmak üzere bir çok farklı alanda iş birliği yapılması gerektiğini, bu doğrultuda Mısır'la olumlu bir diyaloğa girildiğini aktardı.

Tusk, Mısır'la olduğu gibi diğer Afrika ülkeleriyle de temasa geçileceğini belirterek, "Bu bağlamda gelecek yılın şubat ayında Mısır'da Arap Devletleri Ligi ile bir zirve organize edeceğiz." diye konuştu.

– "İrlanda sınırı ve ekonomik konular çözülmeli"

AB iç güvenliği için sahil ve sınır güvenliğinin önemine işaret eden Tusk, Frontex'in güçlendirilmesinin yanı sıra siber suç unsurlarının bertaraf edilmesi gibi alanlarda da görüş birliğinin sağlandığını ifade etti.

Tusk, Brexit koşunda AB ve İngiltere arasında henüz uzlaşı sağlanamamış konuların olduğunun altını çizerek, "Özellikle temel özgürlüklerimiz ve AB iç pazarının korunması gibi nedenlerden ötürü biz 'İngilterenin yeni Brexit yaklaşımının' bu konuları içeren kısmını eleştiriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

İrlanda konusunun AB'nin öncelikleri arasında olduğunu kaydeden Tusk, İrlanda sınırı ve ekonomik konuların ekim ayında ele alınacağını hatırlattı ve "Sürecin kasım ayında devam etmesi için İrlanda ve ekonomik ilişkilerimizin geleceğine dair konuların çözülmesi gerekiyor. Aksi taktide ekimden sonra olumlu bir süreci tahayyül etmek zor." görüşünü paylaştı.

Tusk, Brexit'e ilişkin yararlı görüş ve önerilerin ekim ayında ele alınacağını, burada yapılacak görüşmeler doğrultusunda kasım ayında ayrıca bir toplantı yapılıp yapılmamasına karar verileceğini söyledi.

AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker de toplantının hem faydalı hem de olumlu geçtiğini aktararak, "Önceki haftalarda komisyon tarafından teröristlere ait içeriklerin internetten kaldırılmasına yönelik bir öneride bulunuldu ve bugünkü görüşmede bütün paydaşlar bu öneriyi kabul etti." diye konuştu.

Juncker, AB dış sınırlarının korunması konusunda ilerleme kaydettiklerini vurgulayarak, "Her hususta olmasa da kapsayıcı bir uzlaşı sağlandığı görüşündeyim, Avusturya'nın AB Dönem Başkanlığı sonlanmadan bu konunun çözüleceğine inanıyorum." ifadelerini kullandı.

– "Mısır ve Afrika ülkeleriyle yaplacak iş birliği düzensiz göçü azaltacak"

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz da haziran ayında AB'nin düzensiz göçü önlemek için önemli adımlar attığını belirterek, bu alanda olumlu gelişmelerin yaşandığını söyledi.

Kurz, Mısır ve diğer Afrika ülkeleriyle kapsamlı iş birliği yapılması konusunda hareket edileceğini anlatarak, Mısır'ın düzensiz göçle mücadelede örnek bir ülke olduğunu dile getirdi.

Mısır ve Afrika ülkelerinin Akdeniz'de göçmen taşıyan gemilerin Avrupa'ya gelmelerini önleme konusunda önemli müttefikler olacağını dile getiren Kurz, bu yolla düzensiz göçün azaltılacağını ve insan ticaretinin sonlandırılacağını savundu.

AB Gayriresmi Zirvesi

LONDRA (AA) – İngiltere Başbakanı Theresa May, Avrupa Birliği'nin (AB) İngiltere'nin Brexit konusundaki yeni yaklaşımına yönelik eleştirilerine ilişkin, "Evet, kaygılar dile getirildi. Ama hiç kimsenin kuşkusu olmasın, anlaşmasız ayrılık için de hazırlanıyoruz.” dedi.

Salzburg'daki Gayriresmi AB Zirvesi'nin ardından bir basın toplantısı düzenleyen May, AB yetkililerinin İngiltere'nin Brexit anlaşmasına yönelik temmuz ayında belirlediği yeni yaklaşımla ilgili eleştirilerini değerlendirdi.

"Ben İngiliz halkının çıkarları namına, referandumda alınan kararı hayata geçirmek için müzakere yürütüyorum." ifadesini kullanan May, "Evet, kaygılar dile getirildi. Yapılacak çok iş var. Ancak, anlaşma için istek de var. Ama hiç kimsenin kuşkusu olmasın, anlaşmasız ayrılık için de hazırlanıyoruz." diye konuştu.

Brexit müzakereleri kapsamında çözülmesi gereken iki mesele kaldığını belirten May, birinci meseleye ilişkin, "Yasal olarak işleyecek bir tedbir anlaşması olmadıkça ayrılma anlaşması olamaz. Ancak, bu tedbir anlaşması İngiltere'yi iki farklı gümrük bölgesine ayıramaz. Bu konuda kendi önerilerimizi kısa süre içinde getireceğiz." değerlendirmesini yaptı.

İkinci önemli meselenin İrlanda sınırının niteliği olduğuna işaret eden May, "İrlanda sorununa, malların sorunsuz bir sınırda serbest dolaşımı temel almayan bir çözüm olamaz. Bu konuda yayınladığımız rapor, bu amacı gerçekleştirebilecek tek ciddi ve inanılır öneri niteliğini koruyor." diye konuştu.

May, Brexit konusunda ikinci bir referandum olup olmayacağı şeklindeki soruya da "İngiliz hükümeti ikinci bir referandumu kabul etmeyecektir." yanıtını verdi.

İngiliz halkının 2016’da yapılan referandumda bu konuda sözünü söylediğini aktaran May, İngiltere’nin 29 Mart 2019’da AB’den ayrılacağını kaydetti.

– Brexit süreci

İngiliz hükümeti, 6 Temmuz'da açıkladığı yeni müzakere yaklaşımında, AB ile özel serbest ticaret ve gümrük anlaşmaları yapılmasına kapı aralamıştı. May, Kuzey İrlanda konusunda tarafların mutabık kaldığı bir çözüme ulaşılmadıkça İngiltere'nin belirsiz bir süre için bütün olarak Gümrük Birliği içinde kalmasına yol açacak bir "tedbir" maddesini de kabul etmişti.

Yeni yaklaşımın ilanını takip eden günlerde Brexit Bakanı David Davis ve Dışişleri Bakanı Boris Johnson, peş peşe görevlerinden istifa etmişti.

İngiltere, Haziran 2016'da yapılan referandumla yüzde 48'e karşı yüzde 52 oyla AB'den ayrılma kararı almış, 29 Mart 2017'de de Lizbon Anlaşması'nın 50. maddesini işleterek ayrılık sürecini resmen başlatmıştı.

Haziran 2017'de başlayan müzakerelerde taraflar, geçen yılın sonunda İngiltere'nin AB bütçesine taahhütlerinden kaynaklanan yüklü bir "ayrılık ücreti"nin ödenmesi ile vatandaş haklarının da aralarında yer aldığı bir dizi konuda ön anlaşmaya varmıştı.

Müzakerelerin sonunda bir anlaşmaya varılsa da varılmasa da İngiltere 29 Mart 2019'da AB'den resmen ayrılmış olacak.

İngiliz hükümeti son 2 aydır ülkenin AB ile herhangi bir anlaşmaya varılmadan birlikten ayrılması seçeneğine yönelik hazırlıklarına hız verirken, uzmanlar bunun İngiliz ekonomisi üzerinde yıkıcı etkileri olacağı uyarısında bulunuyor.

Avusturya'da gayriresmi AB Zirvesi başladı

VİYANA (AA) – Avusturya’nın Salzburg kentinde Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanları, Brexit ve düzensiz göçmenler gündemiyle toplandı

Gayriresmi AB Zirvesi öncesinde basına konuşan AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, bugünkü görüşmede Komisyonun önerilerini sunacağını belirterek, "Dün akşam kayda değer bir gelişme sağlanmadı. Bu yılın sonuna kadar AB dış sınırlarının korunması konusunda uzlaşı sağlanacağını düşünüyorum." dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da İngiltere Başbakanı Theresa May’in açıklamalarını dün akşam dinlediklerini ifade ederek, Brexit ile ilgili kaygılara 27 ülkenin uyumlu ve her tarafın yararına olacak, ortak bir çözüm bulması gerektiğini savundu.

Macron, İrlanda ile ilgili kararın da kasım ayına kadar verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

AB’deki farklı görüşler hakkında bir soruyu yanıtlayan Macron, "AB hakkında zor kararlar alınması gerektiğinde her zaman farklı görüşler olmuştur. Fakat kısa ve uzun dönemde AB’nin çıkarlarını korumamız gerektiğine inanıyorum." dedi.

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz ise göç konusunun AB içinde yapılacak göçmen paylaşımıyla çözülemeyeceği düşüncesinde olduğunu, ancak kimi üye ülkelerin bu görüşü savunması nedeniyle AB içi göçmen paylaşımının programda yer almaya devam edeceğini söyledi.

Kurz, düzensiz göç sorunun AB dış sınırlarının korunması ve üçüncü ülkelerle yapılacak iş birliği ile çözüleceğini ileri sürdü.

Mısır'ın göçmen konusuna ilişkin AB ile görüşmeye hazır olduğunu ifade eden Kurz, bunun "değerlendirilmesi gereken, önemli bir gelişme" olduğunu vurguladı.

İngiliz ekonomisi yaz döneminde ivme kazandı

LONDRA (AA) – Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, İngiltere’nin ekonomik büyümesinin yaz döneminde ivme kazandığını belirtti.

Moody’s'ten yapılan açıklamada, İngiliz ekonomisi ile ilgili değerlendirmelere yer verildi.

Açıklamada, İngiliz ekonomisinin geçen yaz döneminde ihracat ve perakende satışlardaki artışın etkisiyle ivme kazandığı, aynı dönemde ülkede konut sektörü göstergeleri ve yatırım algısının ise bozulduğu kaydedildi.

İngiltere’de manşet enflasyonun yüksek seviyesini koruduğu belirtilen açıklamada, imalat sektörü Satınalma Yöneticileri Endeksi'nin (PMI) düşüş trendinde olduğu, inşaat aktivitesinin gerilediği aktarıldı.

İngiltere’de bu yılın ikinci çeyreğinde sermaye yatırımlarında artış görüldüğü, ihracattaki artışın yansıması olarak ticaret açığının da daraldığı kaydedilen açıklamada, ülkede konut fiyatlarının düşüş eğiliminde olduğu, konuya ilişkin verilerin bu eğilimin devam edeceğine işaret ettiği bildirildi.

Açıklamada, son aylarda İngiltere’nin herhangi bir anlaşma olmaksızın Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılması olasılığının arttığı, böyle bir senaryonun gerçekleşmesi halinde İngiliz ekonomisinin zarar görebileceği vurgulandı.

İngiltere AB kökenli çalışanlara verilen öncelikleri sonlandırabilir

LONDRA (AA) – İngiltere Göçmenlik Danışma Komitesi (MAC), İngiltere hükümetine, ülkenin Avrupa Birliği’nden (AB) ayılmasının ardından birlik ülkelerinden gelen göçmenlere istihdam piyasasında öncelik verilmesinin sonlandırılmasını tavsiye etti.

MAC tarafından hazırlanan raporda, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılmasının ardından ekonomiye katkıda bulunacak kalifiye çalışanların için ülkeye göçün kolaylaştırılması önerildi.

İngiliz hükümetine tavsiye niteliği taşıyan raporda, AB ülkelerinden gelen göçmenlere istihdam piyasasında öncelik tanınmasının ise ülkenin geçiş sürecini tamamlamasının ardından sonlandırılması gerektiği belirtildi.

Raporda, ayrıca İngiltere’nin AB üyesi olmayan ülkelerden kabul ettiği “yüksek yetenekli göçmenler” için uyguladığı yıllık 20 bin 700 kişi kotasının kaldırılmasının gerekli olduğu bildirildi.

İngiltere’ye AB ülkelerinden gelen göçmenlerin toplamda faydalandıkları sosyal yardımlardan fazla vergi ödemesi yaptığı belirtilen raporda, ayrıca AB ülkelerinden gelen göçmenlerin ülkenin sağlık sistemine (NHS) sağladıkları işi gücü katkısının da alınan hizmetlerin üzerinde olduğu vurgulandı.

Raporun ardından İngiliz İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Hükümet, ekonomimizde AB vatandaşlarının önemli ve pozitif bir rol oynadığı konusunda net. Biz bunun AB’den çıkışımızın ardından devam etmesini istiyoruz.” ifadeleri yer aldı.

UK: Report suggests 'no preference' for EU workers

By Ahmet Gurhan Kartal

LONDON (AA) – Workers from the EU countries should not be treated differently but as the citizens of any country after Brexit, a new report said Tuesday.

The report published by the Migration Advisory Committee said free movement from the EU should end with the Brexit and the U.K. should adopt a migration system, which would offer no preferential access to the labor market for citizens of any other country.

The report, which came with a set of recommendations to the British government, also says the government should make it easier for high-skilled workers to settle in the country.

Under the EU rules, which the U.K. is still to abide by until Brexit that is to take place on March 29, 2019, or until the end of 2020 should a proposed transition period is agreed as part of the deal still being negotiated between the U.K. and the EU, workers from the 27 EU countries can travel freely and work with no restrictions in the U.K.

"If the U.K. is in a position where it is deciding the main features of its immigration policy, our recommendation is that there should be a less restrictive regime for higher-skilled workers than for lower-skilled workers in a system where there is no preference for EEA over non-EEA workers," the report said.

"Higher-skilled workers tend to have higher earnings so make a more positive contribution to the public finances," it added.

"The estimated labor market impacts, though small, also suggest that higher-skilled workers are of greater benefit as do any impacts on productivity and innovation."

A Home Office spokesperson said the Migration Advisory Committee’s recommendations in the latest report will be "carefully" considered before setting out further details on the country’s future immigration system.

British Prime Minister Theresa May said Monday she is confident of reaching a deal with the European Union based on her Brexit plan — known as Chequers — which she outlined in July.

Speaking on BBC’s Panorama program, May said she would bring the plan to parliament for MPs to vote on probably in November but warned that the alternative to the Chequers plan is a no-deal scenario.

Under the Chequers plan, named after the prime minister's country retreat, where it was hashed out in July, the U.K. would accept a "common rulebook" for trade in all food and goods with the EU after Brexit and the U.K.’s continued harmonization with EU rules would be guaranteed with a treaty to be signed.

A hard border between Northern Ireland and Ireland will be avoided, according to the proposal.

On Tuesday, May, with a message on Twitter, insisted the plans explained in government’s Brexit White Paper, would work both for the U.K. and the EU by delivering the 2016 referendum result and maintain good relations with the bloc.