BM Yemen'de tonlarca unu kurtarmaya çalışıyor

HUDEYDE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Yemen'in Hudeyde kentinde çatışmalar nedeniyle aylar sonra ulaşılabilen değirmenlerdeki tonlarca unu bozulmadan kurtarmaya çalışıyor.

BM Yemen Koordinatörü Lise Grande, yaptığı yazılı açıklamada, Yemen'in liman kenti Hudeyde'de yürüttükleri çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

Grande, BM ekibinin Hudeyde'nin Kızıldeniz kıyısında bulunan değirmenlerde 4 milyon insanı bir ay beslemeye yetecek miktarda una ulaştığını ifade etti. Söz konusu unun 51 ton olduğunu aktaran Grande, unları bozulmadan ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak için çalışmalar yürüttüklerini ancak bunun uzun, zor ve zahmetli bir çalışma olduğunu söyledi.

Çatışmalar nedeniyle aylardır değirmenlere erişim sağlanamadığını kaydeden Grande, bu değirmenlere ulaşmak için çatışan taraflardan izin alındığını belirterek, bunu "olumlu bir adım" olarak değerlendirdi.

Yemen'de Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulundururken Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.

Yemenli taraflar, BM himayesinde İsveç'in başkenti Stockholm'de 6-13 Aralık 2018'de gerçekleştirilen istişare toplantılarında esir değişimi, Hudeyde'de ateşkes, limanlar ve Taiz ile ilgili anlaşma imzalamıştı.

Ülke açlık, kolera, çatışma ve hava saldırıları sonucunda bedelini sivillerin ödediği büyük bir insanlık dramına sahne oluyor.

Libya'da UMH'den BM'ye ihmalkarlık eleştirisi

TRABLUS (AA) – Libya'da Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH), Birleşmiş Milletler (BM) ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni (BMGK) General Halife Hafter güçlerininin Trablus'a yönelik saldırısı karşısında ihmalle suçladı.

UMH'den yapılan yazılı açıklamada, "BM ve BMGK, Hafter'in işlediği suçlar karşısındaki sessizliğin ve ihmalin sorumluluğunu taşımaktadır." ifadesine yer verildi.

UMH, Hafter güçlerinin, Trablus'a yönelik saldırılarında sağlanan hava desteğine ilişkin gerçeklerin açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Hafter'in, yabancı uçakların desteğiyle sivilleri ve kent merkezini hedef aldığı Trablus'taki ilerleyişinde kırılma yaşadığını gizlemeye çalıştığı kaydedilen açıklamada, "UMH'nin bu saldırılara tepkisi savaş alanında ve saldırılarda yer alanlara karşı yargı yoluyla olacaktır." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada Hafter'in dünkü saldırısının işlediği savaş suçu zincirine eklenen yeni bir halka olduğu belirtilerek, UMH birliklerinin, kentleri Hafter güçlerinden temizlemeye devam edeceği vurgulandı.

Libya'nın doğusundaki askeri güçlerin lideri General Hafter, başkent Trablus'u ele geçirmek için 4 Nisan'da saldırı emri vermiş, bunun üzerine UMH birlikleri de "Burkan el-Gadab" operasyonunu başlatmıştı.

Trablus'a yönelik saldırısında sahada henüz somut ilerleme kaydedemeyen Hafter güçleri, bazı bölgelerden çekilmek zorunda kalmıştı.

Meşruiyet krizinin 2011 yılından bu yana sürdüğü Libya'da uluslararası tanınırlığa sahip UMH birlikleri ile Hafter'e bağlı güçler arasındaki çatışmalar 3 haftayı aşkın süredir devam ediyor.

Yemen'de çocukların korunması anlaşması

RİYAD (AA) – Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri, Birleşmiş Milletler (BM) ile Yemen’de çocukların silahlı çatışmalardan korunması konusunda anlaşma yaptıklarını duyurdu.

Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA'da yer alan habere göre, başkent Riyad'da koalisyona bağlı Ortak Kuvvetler Komutanlığı ile BM Genel Sekreterinin silahlı çatışmalarda çocuklar konusundaki özel temsilcisi Virginia Gamba arasında, Yemen'deki çocukların daha güçlü şekilde korunması için anlaşma imzalandı.

Gelecek aydan itibaren çocukların rehabilitasyonu için uluslararası girişim başlayacak.

Yemen'de Husiler tarafından 24 bin çocuğun çatışmalarda kullanıldığı ve çatışma bölgelerinde bu durumun devam ettiği belirtiliyor.

Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de, Husiler ile hükümete bağlı güçler arasında çatışmalar yaşanıyor.

Husiler, Eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulundururken Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Mart 2015'ten bu yana Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.

Ülke açlık, kolera, çatışmalar ve hava saldırıları sonucunda bedelini sivillerin ödediği büyük bir insanlık dramına sahne oluyor.

Kız Kardeşim projesi, BM'de anlatıldı

İSTANBUL (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) Kadının Statüsü Komisyonu 63. oturumunda, Türkiye’de kadının güçlenmesi çalışmaları kapsamında Kız Kardeşim projesi, iyi örneklerden biri olarak sunuldu.

Coca-Cola'dan yapılan açıklamaya göre, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Habitat Derneği, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ve Coca-Cola Türkiye'nin katkılarıyla kadınların ekonomik hayata etkin bir şekilde katılımını desteklemeyi amaçlayan Kız Kardeşim projesi, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından düzenlenen oturumda katılımcılar ile paylaşıldı.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu 63. oturumunda "Yeni Kuşakların Güçlendirilmesinde Kadın Dostu Politikaların Rolü" başlıklı bir panel düzenlendi.

2015'ten bu yana 11 bini aşkın kadına ulaşan Kız Kardeşim projesi kapsamında Türkiye genelinde 30 ilde kadınlara dijital okuryazarlık, ebeveyn ve bilgi güvenliği, bireyler için finansal bilinç ve uygulamalı temel finans eğitimleri veriliyor.

Yıl boyunca süren eğitimlerle kadınların kişisel mali kaynaklarını doğru yönetebilmeleri ve temel finansal hizmetleri tanımaları, girişimci ve girişimci adaylarının küçük ve orta ölçekli işletmelerde temel finansal operasyonlarını verimli yönetebilmeleri, dijital okuryazarlık ve internet güvenliği konularında farkındalıklarının artması ve internet kullanımındaki ebeveyn bilgi güvenliği donanımlarının güçlendirilmesi amaçlanıyor.

Eğitimlere ek olarak, üretim gerçekleştiren kadınlara/kooperatiflere mobil fotoğrafçılık ve internet reklamcılığı eğitim içerikleri veriliyor ve yıl boyunca "Girişimci Kadınlar ile İlham Buluşmaları" organize edilerek kadınlar arasındaki iletişim köprüsünün güçlenmesi hedefleniyor.

BM'nin Gazze raporuna Avrupa'daki siyasetçi ve STK'lerden destek

LONDRA (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) 2018 Gazze Protestoları Bağımsız Soruşturma Komisyonunun, İsrail askerlerinin, abluka altındaki Gazze Şeridi sınırında geçen yıl düzenlenen barışçıl "Büyük Dönüş Yürüyüşü" gösterilerindeki ihlallerinin savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar kapsamına girebileceği yönündeki raporuna Avrupalı siyasetçi ve sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcilerinden destek geldi.

İngiltere'de ana muhalefetteki İşçi Partisinin lideri Jeremy Corbyn, BM raporunu sosyal medya üzerinden yayımladığı mesajında, İngiliz hükümetine İsrail'e silah satışını durdurma çağrısı yaparken, İngiltere merkezli sivil toplum örgütlerinden de rapora destek geldi.

Raporla ilgili AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Uluslararası Gazze Ablukasını Kırma Komitesi Başkanı Zaher Birawi, BM'nin, İsrail'in Gazze Şeridi, Batı Şeria ve Kudüs'te Filistinlilere karşı savaş suçu işlediğine ilişkin daha önceki uluslararası raporların tespitlerini pekiştirdiğini söyledi.

Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) konuyla ilgili derhal soruşturma açması gerektiğini belirten Birawi, "İşgalden ve liderlerinden bütün saldırıların hesabı sorulmalı. Bunlar uluslararası adaletin huzuruna çıkarılmalı. İsrail'e hukukun üzerinde bir devlet muamelesi yapılmaya son verilmeli ve Filistin halkının uluslararası şemsiyeyle korunmasına yönelik çalışılmalı." diye konuştu.

Birawi, Gazze'nin 12 yıldır maruz bırakıldığı ablukayı sona erdirmek için hem Arap dünyasının hem de uluslararası toplumun eyleme geçmesi gerektiğine dikkati çekerek, Gazze'deki 2 milyondan fazla Filistinlinin özgürlüğüne kavuşturulması çağrısı yaptı.

  • "Dünya düzeni için ciddi bir meydan okuma"

Britanya Müslüman Birliği (MAB) Başkanı Enes el-Tikriti de BM raporunun İsrail'in Filistinli göstericileri öldürmesini savaş suçu kapsamına almasının önemine işaret ederek, şunları kaydetti:

"Bu, İsrail'in tasavvur edilebilecek en açık şekilde kınanmasıdır. Şimdi sorun uluslararası toplumun, özellikle de büyük demokratik devletlerin İsrail’e yönelik bu açık ve net suçlamaya uygun olarak ne yapacağıdır. Geçmiş tecrübeler maalesef pek az şey yapılacağını ve İsrail'in vahşi ve insanlık dışı politikalarını sürdüreceğini gösteriyor. Bu, uluslararası toplum ve dünya düzeni için ciddi bir meydan okuma teşkil ediyor."

  • "Rapor BMGK'de kabul edilmeli"

    Fransa-Filistin Dayanışma Derneği (AFPS) Başkanı Bertrand Heilbronn da BM raporunu hazırlayan komisyonun önemli ve ciddi bir çalışma yaptığını belirterek, şöyle devam etti:

"Bu raporun artık BM Güvenlik Konseyinde (BMGK) kabul edilmesi gerekiyor. Raporun kabul edilmemesi için tansiyonlar yükselecek ancak BMGK ve İnsan Hakları Konseyinin dik durması gerekiyor. Fransa da bu raporun kabul edilmesi için elinden geleni yapmalı. UCM Gazzelileri öldürme emri veren kişileri de yargılamalı."

Heilbronn,
 BM ve Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin İsrail'in saldırılarını durdurması için şu ana kadar yaptıklarının yeterli olmadığının altını çizdi.

  • "İnsanlar bu oyunu görüyor"

Hollanda'da üyelerinin çoğunluğunu Türk ve göçmenlerin oluşturduğu Denk Partisi Meclis Grup Başkanı Tunahan Kuzu, İsrail'in Filistin halkına yönelik uygulamalarının bugüne dek çok sayıda raporda eleştirildiğini ancak bu durumun değiştirilmesine yönelik adım atılmadığını söyledi.

Kuzu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Araştırma yapılıyor ve geçen hafta BM tarafından yapıldığı gibi İsrail’in açık ve net bir şekilde insan hakları suç işlediği açıklanıyor fakat neticesinde İsrail’e hiçbir yaptırım uygulanmıyor ve raporun üstü kapatılıyor. Bu her seferinde böyle oluyor ve haksızlık, adaletsizlik aynı şekilde devam ediyor. İnsanlar artık bu oyunu görüyor. Bizim Hollanda hükümetinden istediğimiz, bunu BM İnsan Hakları Şurasına taşıması ve uluslararası toplumun İsrail hükümetine yaptırım uygulamasıdır. İsrail'in, üye olmasa bile UCM'de yargılanması için de çağrı yapılması lazım."

  • BM’nin Gazze raporu


BM 2018 Gazze Protestoları Bağımsız Soruşturma Komisyonu, geçen hafta yayımladığı raporda, İsrail askerlerinin, abluka altındaki Gazze Şeridi sınırında geçen yıl düzenlenen barışçıl "Büyük Dönüş Yürüyüşü" gösterilerindeki ihlallerinin savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar kapsamına girebileceğini duyurdu.


Gösterilerin başladığı 30 Mart'tan 31 Aralık 2018'e kadar olan dönemi içeren raporda, İsrail askerlerinin Gazze Şeridi sınırındaki gösteriler sırasında Filistinli sivillere kasten ateş açarak 189'unu şehit ettiği, 6 bin 100'ünü de yaraladığı belirtilerek, gösteriye katılan Filistinlilere ateş eden İsrail askerleri hakkında acilen soruşturma başlatılması çağrısı yapıldı.


Şehit edilen ve yaralanan sivillerin çoğunun İsrail güvenlik güçleri için "yakın bir tehdit" oluşturmadığı vurgulanan raporda, ayrıca 3 bin 98 Filistinli sivilin de şarapnel parçaları, plastik mermi ve göz yaşartıcı bombalarla yaralandığı kaydedildi.


Filistinliler, 30 Mart 2018'den bu yana abluka altındaki Gazze Şeridi'nin İsrail sınırında "Büyük Dönüş Yürüyüşü" adı altında barışçıl gösteriler düzenliyor.


İsrail askerleri ise "sürgün edildikleri topraklarına geri dönmeyi ve 2006'dan beri Gazze'ye uygulanan hukuksuz ablukanın kaldırılmasını" talep eden sivil halka gerçek mermilerle ateş açıyor.

BM'nin raporu Gazzeli hukuk kuruluşlarını memnun etti

GAZZE (AA) – Gazze'deki hukuk kuruluşları Birleşmiş Milletler (BM) 2018 Gazze Protestoları Bağımsız Soruşturma Komisyonunun, İsrail askerlerinin, abluka altındaki Gazze Şeridi sınırında geçen yıl düzenlenen barışçıl "Büyük Dönüş Yürüyüşü" gösterilerindeki ihlallerinin savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar kapsamına girebileceği yönündeki raporunu memnuniyetle karşıladı.

Büyük Dönüş ve Kuşatmayı Kırma Yürüyüşü Yüksek Ulusal Komitesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Rapor, işgal askerleri ve keskin nişancıların ordu komutası ve siyasi makamların talimatlarıyla gerçekleştirdiği çirkin ihlallerin bir kısmını ortaya koyuyor." ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, Gazze'de öldürme ya da saldırganlığa karışmış veya teşvik etmiş liderlerin hesaba çekilerek, raporda yer verilen çıkarımların uygulamaya dökülmesinin gerekliliği vurgulandı.

Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:

"İşgal liderlerinden hesap sorulmaması onlarca defa BM ve hukuki raporların ortaya koyduğu, Gazze'de insani krize sebep olan zalimce ablukanın devam etmesi, terörün, cana kıymanın ve uluslararası kanunlara yönelik ihlallerin artması demektir."

  • "Rapor, hak ve adaletin zaferi"

Filistin İnsan Hakları Merkezi Müdürü Raci es-Savrani de yaptığı yazılı açıklamada, raporu hak ve adaletin zaferi şeklinde niteledi.

Savrani, açıklamasında şunları kaydetti:

"Rapor, Filistin halkının savaş suçları işleyen ve orman kanunu uygulayan işgal karşısında ahlaki, insani ve hukuki açıdan üstün olduğunun kesin kanıtıdır. Rapor ayrıca insan hakları kurumlarının bir yıldan beri dile getirdiği, İsrail'in engellileri bile ayırt etmeksizin kadınları, çocukları ve birçok sivili hedef almak suretiyle savaş suçu işlediği yönündeki beyanlarını teyit ediyor."

Filistin Uluslararası İlişkiler Meclisinden (STK) yapılan yazılı açıklamada da raporun İsrail'in barışçıl gösterilerle ablukanın kaldırılmasını ve topraklarına geri dönme hakkını talep eden Filistin halkına karşı işlediği suçları belgelediğini vurguladı.

İsrail'in komisyonun çalışmalarını engellediğine dikkat çekilen açıklamada, buna rağmen komisyonun, ilgili tüm yetkililerle iletişime geçerek Filistin halkının işgale karşı verdiği mücadelede önemli bir belgeyi ortaya koyduğu kaydedildi.

  • BM’nin Gazze raporu

BM 2018 Gazze Protestoları Bağımsız Soruşturma Komisyonu, bugün yayımladığı raporda, İsrail askerlerinin, abluka altındaki Gazze Şeridi sınırında geçen yıl düzenlenen barışçıl "Büyük Dönüş Yürüyüşü" gösterilerindeki ihlallerinin savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar kapsamına girebileceğini duyurdu.

Gösterilerin başladığı 30 Mart'tan 31 Aralık 2018'e kadarki dönemi içeren raporda, İsrail askerlerinin Gazze Şeridi sınırındaki gösteriler sırasında Filistinli sivillere kasten ateş açarak 189'unu şehit ettiği, 6 bin 100'ünü de yaraladığı belirtilerek, gösteriye katılan Filistinlilere ateş eden İsrail askerleri hakkında acilen soruşturma başlatılması çağrısı yaptı.

Şehit edilen ve yaralanan sivillerin çoğunun İsrail güvenlik güçleri için "yakın bir tehdit" oluşturmadığı vurgulanan raporda, ayrıca 3 bin 98 Filistinli sivilin de şarapnel parçaları, plastik mermi ve göz yaşartıcı bombalarla yaralandığı kaydedildi.

Filistinliler, 30 Mart 2018'den bu yana abluka altındaki Gazze Şeridi'nin İsrail sınırında "Büyük Dönüş Yürüyüşü" adı altında barışçıl gösteriler düzenliyor.

İsrail askerleri ise "sürgün edildikleri topraklarına geri dönmeyi ve 2006'dan beri Gazze'ye uygulanan hukuksuz ablukanın kaldırılmasını" talep eden sivil halka gerçek mermilerle ateş açıyor.

BM Venezuela sınırındaki şiddet olaylarını kınadı

CENEVRE (AA) – Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, Venezuela'nın Kolombiya sınırındaki şiddet olaylarını kınadı.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliğinden yapılan yazılı açıklamada, Venezuela'nın Kolombiya ve Brezilya ile sınırının bazı noktalarındaki şiddet olaylarına dikkat çekilerek, "Bachelet, cuma ve cumartesi günü en az 4 kişinin öldüğü ve 300'den fazla kişinin yaralandığının teyit edildiği olaylarda, Venezuela güvenlik güçleriyle hükümet yanlısı unsurların aşırı güç kullanımını özellikle kınıyor." ifadesi yer aldı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Bachelet ise "İnsanlar vuruldu ve öldürüldü. Diğerleri de gelen raporlara göre gözlerini kaybetmek de dahil hiçbir zaman tamamen iyileşemeyecek şekilde yaralandı. Bunlar utanç verici sahneler. Venezuela hükümeti, (kolluk) güçlerinin silahsız göstericilere ve sıradan vatandaşlara karşı aşırı güç kullanımını durdurmak zorunda." değerlendirmesinde bulundu.

Bachelet, hükümetten tansiyonu düşürmesini de istedi.

  • Venezuela krizi

Venezuela'da çoğunluğu muhalefetin elindeki Ulusal Meclisin Başkanı Juan Guaido, kendini "geçici devlet başkanı" ilan etmiş ve başta ABD olmak üzere Avustralya, Kanada, Kolombiya, Peru, Ekvador, Paraguay, Brezilya, Şili, Panama, Arjantin, Kosta Rika ve Guatemala gibi ülkeler tarafından tanınmış, son olarak Avrupa Parlamentosu da aynı yönde adım atmıştı.

Meksika, Türkiye, Rusya, İran, Küba, Çin ve Bolivya ise Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro hükümetine desteklerini yinelerken, Maduro da gelişmeler üzerine ABD ile diplomatik ve politik ilişkileri kestiğini ancak ticari ilişkilerinin süreceğini açıklamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump da gelişmeler üzerine Venezuela'ya asker göndermeyi seçeneklerden biri olarak göstermişti.

Trump ABD'nin BM Daimi Temsilci adayını açıkladı

WASHINGTON (AA) – ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği görevine halihazırda Kanada Büyükelçiliği görevini yürüten Kelly Knight Craft'ı aday gösterdiğini duyurdu.

Trump, sosyal medya hesabı Twitter'dan yaptığı açıklamada, "Şu anda Kanada Büyükelçimiz olarak görev yapan Kelly Knight Craft'ı ABD'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği görevine aday göstermekten mutluluk duyuyorum. Kelly bizim ülkemizi temsil ederken çok önemli işlere imza attı." ifadelerini kullandı.

Başkan Trump'ın daha önce bu göreve aday gösterdiği Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, ailevi sebepleri gerekçe göstererek adaylıktan çekilmişti.

BM'den Yemenli taraflara “Hudeyde'den çekilin” çağrısı

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (AA) – BM Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, Yemen'de savaşan taraflara, ateşkes kararı alınan liman kenti Hudeyde'den askerlerini çekme çağrısında bulundu.

Griffiths, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Hudeyde'de varılan ateşkes kapsamında tarafların liman kentinden çekilmesinin geciktiğine dikkati çekti.

Hudeyde'den tarafların çekilmesi için belirlenen tarihin daha önce uzatıldığını ifade eden Griffiths, taraflara Yemen halkı için büyük önem taşıyan insani yardımların girdiği liman kenti Hudeyde'den güçlerini çekme çağrısı yaptı.

Yemen krizinin çözümü için tarafların daha önce hiç olmadığı kadar siyasi irade ortaya koyduğuna işaret eden Griffiths, ''Şimdi yapılması gereken anlaşmanın tam ve hızlı bir şekilde uygulanması.'' değerlendirmesinde bulundu.

  • Stockholm Anlaşması

Yemenli taraflar, BM himayesinde İsveç'in başkenti Stockholm'de 6-13 Aralık 2018'de gerçekleştirilen istişare toplantılarında esir değişimi, Hudeyde'de ateşkes, limanlar ve Taiz ile ilgili anlaşma imzalamıştı.

Hudeyde'de sağlanan ateşkes etkinliğini korurken, kentten çekilme ve esir takası gibi anlaşmanın diğer maddeleri konusunda ise tarafların birbirine yönelttiği suçlamaların gölgesinde henüz somut bir adım atılamadı.

Uzun süredir siyasi istikrarsızlığın hüküm sürdüğü Yemen'de Husiler, eylül 2014'ten bu yana başkent Sana ve bazı bölgelerin denetimini elinde bulunduruyor.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise mart 2015'ten beri Husilere karşı Yemen hükümetine destek veriyor.

Yemen'de 4 yılı aşkın süredir yaşanan çatışmalarda binlerce kişi yaşamını yitirdi. Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen'de iç savaş nedeniyle büyüyen insani kriz de korkunç boyutlara ulaştı.

BM'ye göre dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin yaşandığı Yemen'de, nüfusun yarısını oluşturan 14 milyon kişi kıtlık riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Ülkede 22 milyondan fazla insan yardıma ve korumaya ihtiyaç duyuyor.

Pek çok alanda insani kriz yaşanan ülkede, temiz suya ulaşımın olmaması, yetersiz beslenme, ilaç ve tıbbi malzemelerdeki eksiklik gibi nedenlerle kolera başta olmak üzere salgın hastalıklar her geçen gün artıyor.

Uygur bölgesini ziyaret taleplerine koşullu izin

ANKARA (AA) – Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lu Kang, Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer tarafların Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde incelemeler yapabilmesinin, ülkenin "uygun prosedürleri"ne riayet etme koşuluna bağlı olduğunu duyurdu.

Bakanlık Sözcüsü Lu Kang, başkent Pekin’de düzenlediği olağan basın toplantısında Sincan Uygur Özerk Bölgesi hakkındaki sorular üzerine, “Sincan açık bir bölge. BM yetkilileri gibi tüm tarafların Çin kanunlarına uymak, uygun prosedürleri yerine getirmek şartıyla, Sincan’ı ziyaret etmesini memnuniyetle karşılarız.” ifadelerini kullandı.

Lu, BM temsilcilerinin veya uzmanların aynı zamanda "BM sözleşmesine ve ilkelerine uyması, iç işlere karışmaması, ülkenin egemenlik haklarına zarar vermemesi, tarafsız bir tutumda olması ve söylentilere kulak asmaması gerektiğini" ifade etti.

  • Sincan bölgesindeki tartışmalı eğitim kampları

Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yerel meclis olarak görev yapan Halk Kongresi, ekim ayında "Sincan Uygur Özerk Bölgesi Aşırıcılıkla Mücadele Düzenlemesi"ni, bölgede mesleki eğitim merkezlerinin kurulmasına izin verilebilecek şekilde revize etmişti.

Bu merkezlerin, Çince yazma ve konuşma üzerine eğitim sağlayacağı belirtilirken, bölgedeki idari mekanizmaların, eğitim ve dönüşüm sisteminin standartlaşması ve yasallaşmasını teşvik etmek için bu eğitim merkezlerini organize ve koordine etmekten sorumlu olacağı ifade edilmişti.

Ülkede tanımı tam olarak yapılmayan "aşırıcılıkla mücadele düzenlemesini" ihlal edenlerin, Terörle Mücadele Kanunu, Kamu Güvenliği İdareleri Ceza Hukuku ve Sincan'ın terörle mücadele düzenlemelerine göre cezalandırılacağı bildirilmişti.

ÇKP Sincan Uygur Özerk Bölgesi Komitesi’nin resmi yayın organı "Sincan Günlüğü" gazetesi 31 Aralık'ta yayınladığı haberinde geçen yılın 11 ayında toplam 1 milyon 120 bin resmi görevlinin 1 milyon 690 bin ailenin evinde kaldığını duyurmuştu. Söz konusu görevlilerin kaldıkları evlerdeki ailelerle "ulusal birlik ve aile" duygusu teşvik ettikleri iddia edilmişti. Bu görevlilerin bölgedeki ailelerde ne kadar süre kaldığı belirtilmezken, ailelerin ziyaretlere rıza gösterip göstermediğine ilişkin bilgi paylaşılmamıştı.

Çin dışındaki Uygur toplumundan temsilciler, ÇKP'nin söz konusu programla, Müslüman Uygur ve Kazak ailelerin evlerinde kalarak, buradaki halkın dini ve milli hassasiyetleri hakkında "parti adına casusluk yaptığı" gerekçesiyle uygulamaya sert tepki gösteriyor.

  • Çin'e uluslararası alanda tepkiler

Birleşmiş Milletler (BM) Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesinin (İHOP) Çin'de ayrımcılığa uğrayan topluluklarla ilgili İsviçre'nin Cenevre kentinde ağustos ayında düzenlediği toplantıya katılan insan hakları kuruluşları, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yerel yöneticilerin siyasi olarak sakıncalı tutumlar içinde olduğunu iddia ettiği bireyleri, siyasi eğitim merkezlerinde alıkoyduğunu açıklamıştı.

Örgüt temsilcileri, herhangi bir yargı kararına dayanmadan hürriyetinden alıkonulan kişi sayısının 3 milyonu bulduğunu iddia etmişti.


İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ise Çin hükümetinin, ülkenin kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Müslüman Uygurlara ''sistematik insan hakları ihlallerinde bulunduğunu'’ duyurmuştu.